Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular: 2012-2013 Eğitim ve Öğretim Yılı....
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Eylül 02, 2014, 02:21:45 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...



  Sayfa: [1] 2  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ( 23 Nisan Yazıları- Şiirleri- Resimleri )  (Okunma Sayısı 9606 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 6
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5463
Nerden: Erzincan & Erzurum arası
Puan: +42/-9
Sınıf Öğretmeni Aday Adayı...

Offline

« : Mart 02, 2009, 06:43:36 ÖS »


Aşağıda 23 Nisan hakkında bilgiler verilmiştir. Sizde bu konu hakkında bildiklerinizi bizimle paylaşırsanız memnun oluruz...


Aşağıda verilen konuların başlıkları(Konuları görmek için sayfayı aşağı doğru takip edin, 2. sayfa içinde aşağıdaki 2 linkine tıklayın)

-Kişisel Egemenlikten Milli Egemenliğe (*)
-Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Tarihçesi (*)
-23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı İle İlgili Açıklama
-Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı Hakkında Genel Bilgi
-Örnek Kutlama Programı
-Örnek Program Akışı
-Örnek Konuşma Metni
-Hatıra – Anı
-Tiyatrolar, Skeçler, Piyes
-Şiirler

-23 Nisan Gösterileri (3 adet video)
-23 Nisan Orotoryosu
-23 NİSAN ÇİÇEKLERİ (Müzikli Oyun-İsmail Hakkı SUNAT)
-23 Nisanla İlgili Sunu..
-23 Nisan 1920 ve Ata(pps sunu)
-23 Nisan ve Önemi (Slayt - Sunu)

2. Sayfada

-Ulusal Eğemenlik ve Çocuk Bayramı(Slayt - Sunu)
-Bir Dünya Bırakın(Slayt - Sunu)

-23 Nisan Müzikleri ( Türkiyemiz , Güzel Yurdum, Türkiye'min Dört Yanında, Benim Yüce Milletim ,A'dan Z'ye Türkiye'miz)
Not: Konular sürekli güncellenmektedir....
Kişisel Egemenlikten Milli Egemenliğe (*)

   Milli devlet ve tam bağımsızlık ilkeleriyle birlikte Atatürk'ün devlet anlayışının temellerini oluşturan üçüncü ana ilke, milli egemenliktir. Milli egemenlik, devlet içinde en üstün buyurma kudreti olarak tanımladığımız egemenliğin, millete ait olduğunu ifade eder.
Bu anlamda milli egemenlik, kişi veya zümre egemenliği ile, yani monarşik veya oligarşik yönetim biçimleriyle kesinlikle bağdaşamaz. Tıpkı tam bağımsızlık ilkesi gibi milli egemenlik de, Atatürk'ün Milli Mücadele'nin ilk günlerinden beri açıkça ortaya koyduğu, ısrarla vurguladığı bir temel ilkedir. Daha Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde ülke bütünlüğünün ve milli bağımsızlığımızın korunması için, "kuvayı milliyeyi amil ve iradei milliyeyi hakim (milli güçleri etken ve milli iradeyi egemen) kılmak" esasının kesin olduğu belirtilmiştir. Atatürk, Ankara'ya gelişinin ertesi günü (28 Aralık 1920) şehrin ileri gelenleriyle yaptığı görüşmede bu konuda şunları söylemiştir:


   "Bir millet, varlığı ve hakları için bütün kuvvetiyle, bütün fikri ve maddi güçleriyle alakadar olmazsa, bir millet kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını temin etmezse, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz... Bu sebeple teşkilatımızda milli güçlerin etken ve milli iradenin egemen olması esası kabul edilmiştir. Bugün bütün cihanın milletleri yalnız bir egemenlik tanırlar: Milli egemenlik..."


   Padişahlığın resmen kaldırılmasından hemen hemen iki yıl önce ve Büyük Millet Meclisi'nde padişahlık kurumuna ilke olarak taraftar çok sayıda milletvekilinin bulunduğu bir dönemde çıkarılan 20 Ocak 1921 tarihli Anayasa (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) milli egemenlik ilkesini en açık biçimde ifade etmiştir: "Hakimiyet bila kaydü şart (kayıtsız şartsız) milletindir. İdare usulü, halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. İcra (yürütme) kudreti ve teşri (yasama) salahiyeti milletin yagane ve hakiki mümessili olan Büyük Millet Meclis'nde tecelli ve temerküz eder (belirir ve toplanır)."
Bu ifadelerin monarşik meşrulukla bağdaşmasının mümkün olmadığı, o an için adının konulması sakıncalı görülmüş bile olsa, Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin gerçekte milli egemenliğe dayanan bir cumhuriyet olduğu açıktır. Milli egemenlik ilkesi, 1924, 1961 ve 1982 tarihli daha sonraki anayasalarımızdan da temelini oluşturmuştur.


   Atatürk, Milli Mücadele'nin başlangıcından, kendisinin hayata veda ettiği ana kadar, her fırsatta milli egemenliği Türk toplumuna benimsetmeye çalışmış, her zaman kişisel yönetimin sakıncalarıyla milli egemenliğin üstünlüklerini çarpıcı şekilde karşılaştırmıştır. Çağdaş bir topluma ve çağdaş bir devlete yakışan yönetim şekli, ancak milli egemenliğe dayanan sistemdir. Saltanatın kaldırılmasıyla ilgili Büyük Millet Meclisi görüşmeleri sırasında söylediği şu sözler, bunun en güzel ifadesidir:


   "Cihan tarihinde bir Cengiz, bir Selçuk, bir Osman devleti tesis eden ve bunların hepsini hadiselerde tecrübe eyleyen Türk Milleti bu defa doğrudan doğruya kendi nam ve sıfatında bir devlet tesis ederek bütün felaketlerin karşısında doğuştan taşıdığı kabiliyet ve kudretle yerini aldı. Millet, mukadderatını doğrudan doğruya eline aldı ve milli saltanat ve egemenliği bir şahısta değil, bütün fertleri tarafından seçilmiş vekillerinden meydana gelen bir yüce mecliste temsil etti. İşte o meclis, yüce Meclisi'nizdir.


   Atatürk'e göre monarşik sistemlerde, "tacidarlar kendilerini Allah tarafından gönderilmiş bir şahsiyet farzederlerdi. Bir de tacidarların etrafını alan menfaatçiler vardı. Onlar da padişahların zihniyetleri ile zihniyetlenirler ve padişahın bu zihniyetini, bu arzusunu gökten inen bir emir, bir Kur'an emri gibi herkese telkin ederlerdi. Bu gayet koyu ve sürekli telkinler karşısında hakikaten bir gün bütün halk, bu arzu ve iradelerin yapılması lazım gelen ve kayıtsız şartsız gerekli, gökten inmiş iradeler gibi olduğuna inanırlardı. Böyle idare ve egemenlikten vazgeçmeye rıza gösteren bir milletin akibeti elbette felakettir, elbette musibettir". Atatürk'ün sözleriyle "yeni Türk devleti, bir halk devletidir. Müessesat-ı maziye ise, bir şahıs devleti idi, eşhasın devleti idi". Bu şahıs devleti, Türk toplumunun tabii gelişme sürecini tıkamış, onun gelişme potansiyelini engellemiş ve toplumu çöküntünün eşiğine getirmişti. Ülkenin kurtarılması ve toplumun tabii sürecinde ilerleyebilmesi, "eşhas devleti"nin yerini "halkın devleti"ne bırakmasına bağlıydı. Gene aynı yönde olarak Atatürk, 16 Ocak 1923'te İstanbul basın temsilcilerine şunları söylemiştir:


   Hadiseler ve tarihi tecrübelerimiz bize, milleti koyun sürüsü halinde keyfin, arzu ve ihtirasların ve hiçbir suretle tatmin edilemeyen menfaatlerin elde edilişine sürüklemekle mahvına yol açar mahiyete dönüşen idare tarzlarının artık memleketimizde tatbik yeri kalmadığını göstermiştir. Millet, egemenliğini değil, egemenliğin bir zerresini dahi başkasına bırakmanın sebep olabileceği felaketin, yok olmanın, hüsranın elemini her an kalp ve vicdanında hissetmektedir".


Atatürk'e göre milli egemenlik, sadece padişahlığın değil, eski veya yeni bütün kişisel yönetim biçimlerinin karşıtıdır. "Türkiye devletinde ve türkiye devletini kuran Türkiye halkında tacidar yoktur, diktatör yoktur. Tacidar yoktur ve olmayacaktır. Çünkü olamaz... Bütün cihan bilmelidir ki, artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da milli egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve varlığıdır". Atatürk, milli egemenliği yeni devlet düzenimizin temeli olarak görür. Toplum ve devlet hayatının temel değerleri, ancak milli egemenlik ilkesi altında gerçekleşebilir: "Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitlik ve adaletin istikrarının ve korunmasının sağlanması, ancak ve ancak tam ve kesin manasıyla milli egemenliğin kurulmuş bulunmasına bağlıdır. Dolaysıyla hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası milli egemenliktir". Ve nihayet, milli egemenlik, çağımızın önüne geçilmez, karşı konulmaz bir akımdır: "Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar".


   Atatürk'ün milli egemenlik ilkesine sadece düşünceleriyle değil, derin kişisel duygularıyla da ne kadar bağlı olduğu, annesinin ölümünden birkaç gün sonra onun mezarı başında yaptığı şu konuşmada gözlemlenmektedir: "Valdem bu toprağın altında, fakat milli egemenlik ilelebet payidar olsun. Beni teselli eden en büyük kuvvet budur... Valdemin mezarı önünde ve Allah huzurunda and içiyorum, bu kadar kan dökerek milletin elde ettiği ve belirttiği egemenliğin muhafaza ve müdafaası için icabederse valdemin yanına gitmekte asla tereddüt etmeyeceğim. Milli egemenlik uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun".


(*) Prof. Dr. Ergun ÖZBUDUN

Kaynak : meb.gov.tr
« Son Düzenleme: Nisan 08, 2009, 09:01:31 ÖS Gönderen: KILIC » Logged

Bilgi paylaştıkça çoğalır... Bildiklerinizi paylaşırsanız , bilmediklerinizi öğrenirsiniz....

Bir milletin ıslahı kötülerin imhasıyla değil , neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür...
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 6
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5463
Nerden: Erzincan & Erzurum arası
Puan: +42/-9
Sınıf Öğretmeni Aday Adayı...

Offline
« Yanıtla #1 : Mart 02, 2009, 06:47:03 ÖS »

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Tarihçesi (*)

   İstanbul'un işgalinden üç gün sonra, Atatürk ünlü 19 Mart 1920 tarihli bildiriyi yayımladı. Bildiride,"olağanüstü yetkiler taşıyan bir Meclisin Ankara'da toplanacağı, Meclis'e katılacak üyelerin nasıl seçilecekleri, seçilerin en geç onbeş gün içinde yapılması gereği, kesin ve kararlı ifadelerle yer alıyordu. Ayrıca, dağılan Meclis-i Mebusan'ın üyeleri de Ankara'daki Meclis'e katılabileceklerdi.

   Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş temelleri Ankara'daki bu ilk tarihi binada atıldı. Birinci Meclis Binası, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın yönetim yeri olarak pek çok tartışma ve millî kararlara sahne oldu: Bu yapı bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak, ilk yılların anılarını sergiliyor. İllerde seçilen temsilciler ve Meclis-i Mebusan'ın
bir kısım üyeleri Ankara'ya geldiler.

   Ankara'nın o günkü şartları içinde Meclis'in toplanabileceği elverişli bir bina yok gibiydi. Sonunda, İkinci Meşrutiyet döneminde, İttihat ve Terakki Cemiyeti kulübü olarak yapılmış tek katlı bir bina uygun görüldü. Eksik kalmış yapı tamamlandı, okullardan toplanan ve halkın katkısıyla sağlanan eşyalarla donatıldı. Hazırlıklar tamamlanınca, Atatürk 21 Nisan'da yayınladığı ikinci bir bildiri ile, Meclis'in
23 Nisan günü toplanacağını ve açılış töreninin nasıl yapılacağını duyurdu.

   23 Nisan 1920 Cuma sabahı erken saatlerde, Ankara'da bulunan herkes Meclis Binası çevresinde toplandı. Halk, kendi kaderine sahip çıkmanın coşkusu içindeydi. Hacı Bayram Camii'nde kılınan öğle namazından sonra, Meclis binası girişinde
gözleri yaşartan muhteşem bir tören yapıldı. Saat 13.45'de, Ankara'ya gelebilen 115 milletvekili Meclis salonunda toplandı.

   Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey (1845), Başkanlık kürsüsüne çıktı ve aşağıdaki konuşmayı yaparak Meclis'in ilk toplantısını açtı.

   "Burada Bulunan Saygıdeğer İnsanlar, İstanbul'un geçici kaydiyle yabancı kuvvetler tarafından işgal olunduğu ve bütün temelleri ile halifelik makamının ve hükümet merkezinin bağımsızlığının yok edildiği hepimizce bilinmektedir. Bu duruma baş eğmek, milletimizin, teklif olunan yabancı köleliğini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak için kesin olarak kararlı bulunan ve ezelden beri hür ve başına buyruk yaşamış olan milletimiz, kölelik durumunu son derece ve kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlıyarak Yüksek Meclisimizi meydana getirmiştir. Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum."

   Bu açış konuşmasında, millî egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da "Büyük Millet Meclisi" olarak konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsedi. Daha sonra Atatürk'ün tüm konuşmalarında yer aldığı şekliyle ve ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesinde de yazılı olarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi" (TBMM) adı kalıcılık kazandı.

   TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa'yı (Atatürk), başkanlığa seçti. Mustafa Kemal Paşa, kendi öncülüğünde kurulan TBMM'nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü. TBMM, açılışından iki gün sonra, sadece yasama değil, yürütme gücüne de sahip olacak hukukî ve siyasî yapısını düzenleme çalışmalarına başladı.
Bu düzenlemeler, TBMM'nin tam bir güçler birliği ilkesini benimsediğini göstermişti.

   2 Mayıs 1920'de Bakanlar Kurulunun seçilmesi hakkındaki yasa çıkarıldı.
11 Bakandan oluşan "Meclis Hükümeti", 5 Mayıs'da TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa'nın başkanlığında ilk toplantısını yaptı. TBMM'nin açılışı ile birlikte, millî egemenliğe dayalı yeni Türk Devleti doğmuş oluyordu. Birinci TBMM'nin iki temel hedefi, kesin zaferi kazanmak ve yeni devletin otoritesini güçlendirmek, kalıcılığını gerçekleştirmekti. Öncelikle, ülke topraklarının yabancı işgalinden kurtarılması gerekiyordu.

   3 Aralık 1920'de Ermenistan Cumhuriyeti ile imzalanan Gümrü Barış Andlaşması, TBMM'nin yaptığı ilk uluslararası andlaşmaydı. Böylece Doğu cephesi kapandı.
16 Mart 1921'de imzalanan Moskova Andlaşması ile Rusya, yeni Türk Devletini ve Misak-ı Millî ilkelerini tanıdı. 6-11 Ocak 1921'de Birinci İnönü, 23-31 Mart 1921'de İkinci İnönü ve 13 Eylül 1921'de Sakarya Zaferleri sonucunda, 20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara Andlaşması ile Fransızlar savaştan çekildi.
Aynı yılın sonunda İtalyanlar da TBMM hükümetiyle işbirliğine giriştiler.
1922 yılında, Yunanistan ve İngiltere dışında, TBMM, tüm ülkelerle iyi ilişkiler içindeydi,TBMM Orduları, 26 Ağustos 1922'de Büyük Zaferi kazandılar.
9 Eylül'de İzmir kurtarıldı.

   18 Eylül'de ise Anadolu'da hiçbir yabancı askerî güç kalmamıştı. Yeni Türk Devleti'nin bu başarıları karşısında İngiltere de dahil olmak üzere İtilaf Devletleri ile 11 Ekim 1922'de Mudanya Mütarekesi imzalandı. Doğu Trakya kurtuldu. İtilaf Devletleri, 27 Ekim'de Lozan'da barış görüşmelerinin yapılmasını kararlaştırdılar. Uzun süren görüşmeler sonunda 24 Temmuz 1923'de imzalanan Lozan Barış Andlaşması 24 Ağustos 1923'de TBMM'de onaylandı. Yeni Türk Devleti, askerî, siyasî ve ekonomik özgürlüğüne kavuştu.

 

(*) TBMM Web Sitesi'nden alınmıştır.
Logged

Bilgi paylaştıkça çoğalır... Bildiklerinizi paylaşırsanız , bilmediklerinizi öğrenirsiniz....

Bir milletin ıslahı kötülerin imhasıyla değil , neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür...
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #2 : Mart 23, 2009, 08:06:22 ÖS »

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı İle İlgili Açıklama

23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir.

Atatürk, 23 Nisan 1924'te '23 Nisan' gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır. 1979'da, yine ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayramımıza, ortalama olarak her yıl kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülke çocukları da katılmaktadır. Dünya’da çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke Türkiye’dir.

Türk milletinin gönlünde, onun bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli yeri işgâl eden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl yurdumuzda ve yurtdışındaki temsilciliklerimizde, bütün kurumlarımızda, okullarımızda ve her evde çeşitli etkinliklerle kutlanarak millî birliğimizin kenetlenmiş ifadesini temsil etmektedir.

Büyük önder Atatürk’ün düşüncesinde çocuklar, milletin geleceğidir. Onlara duyduğu sarsılmaz güvenin ve büyük sevginin ifadesi olarak, millî bayramımız olan 23 Nisanlar’ı çocuklara armağan etmiştir. Tarihimizin gurur dolu sayfalarının yeni nesillerce öğrenilmesi ve Türk Devleti’nin devamını emanet edeceğimiz yeni Cumhuriyet bekçilerinin bu bilinçle yetişmesi amacıyla 23 Nisanlar, önemli birer vesiledir.

Milletimize ve bütün çocuklara kutlu olsun.

Atatürk diyor ki:


“Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.”
Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #3 : Mart 23, 2009, 08:07:42 ÖS »

Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı Hakkında Genel Bilgi

23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi'nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birlikte kutlarız.

Egemenlik yönetme yetkisidir. Ulusal egemenlik; yönetme yetkisinin ulusta olmasıdır. Osmanlı imparatorluğu döneminde egemenlik padişah­ta idi. Padişah ülkeyi dilediği gibi yönetirdi. imparatorluğun son yıllarında padişahlar rahatlarını düşündüler. Yurt bakımsız kaldı. Ülke sorunları yüzüs­tü bırakıldı. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başladı. Savaş dört yıl sürdü. Bizimle birlikte olanlar savaşta yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenil­miş sayıldık. Yurdumuz İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Padişah ve yandaşları ülkenin paylaştırılmasına ses çıkarmadılar.

Mustafa Kemal Paşa Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak için İstanbul’dan Samsun'a 19 Mayıs 1919 günü geldi. Samsun'dan Amasya'ya, oradan Erzurum'a ve Sivas’a gitti. Sivas ve Erzurum'da kongreler topladı. Mustafa Kemal Paşa egemenliğin ulusta olduğuna inanıyordu. Bu inançla «Ulusu yine ulusun gücü kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır, o da ulusal egemenliktir» diyordu. Yurdun dört bir yanından seçilip gelen temsilciler - milletvekilleri - Ankara'da 23 Nisan 1920 günü toplandılar.

İlk Büyük Millet Meclisi'nin toplandığı yapı Ankara'da Ulus Alan'ından istasyona giden caddenin başındadır. Bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olan bu yapı tek katlıdır. O yıllar ülkemiz yokluk yoksulluk içindeydi. Milletvekillerinin oturduğu sıralar bir okuldan getirildi. Meclis gaz lambası ile aydınlanıyor, soba ile ısınıyordu. Top seslerinin Ankara'da duyul­duğu zamanlarda bile meclis düzenli toplandı.

Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili bütün kararlar bu mecliste alındı. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde ulusumuz dünyaya Ulusal Kurtuluş Savaşı dersi verdi. Ezilen uluslara kurtuluş yolunu açtı. Bağımsızlık savaşının öncüsü olan kurtuluş savaşımız yeryüzünün öteki uluslarına örnek oldu.

23 Nisan 1920 ilk Büyük Millet Meclisi'mizin toplandığı gündür. 23 Nisan, ulusun yönetme yetkisini kullanmaya başladığı gündür. Bu gün Milli Egemenlik Bayramı'mızdır.

23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk'ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine son yıllarda yabancı ulus­ların çocukları da katılmaya başlamıştır. Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. «Bugünün küçükleri yarının büyükleridir.» diyen Atatürk, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlattı. 23 Nisan'da yönetim birimleri seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir. Her 23 Nisan'da yurdumuz bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuş­malar yaparlar, şiirler okurlar. Gece fener alayları düzenlenir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı egemenliğin ulusta olduğu düşüncesinin kabul edildiği gündür. Çocuk bayramımızdır. Yarının büyükleri olan siz çocukların bayramıdır.
Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #4 : Mart 23, 2009, 08:10:19 ÖS »

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı İle İlgili Örnek Kutlama Programı


KIZILCA KASABASI

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

KUTLAMA PROGRAMI

 

      23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 82. Yıl dönümü kutlama programının aşağıdaki şekilde uygulanması kararlaştırılmıştır.

 

       MAKAM ZİYARETLERİ

Tarih: 22/04/2002

Saat  : 10.00—11.00

       Ziyaretçi grupları 2 öğretmen, 2 kız ve 2 erkek öğrenciden oluşturularak aşağıda belirtilen makamlar ziyaret edilerek öğrenciler temsili olarak bu makamları 10’ar dakika yöneteceklerdir.

       Buna Göre:

Belediye Başkanlığını               Gürgün KILIÇ, Pınar ÖZKAN,

Sağlık Ocağını                          Fatma Ç. YAZICI, Aysun TUNÇBİLEK,

Okul Müdürlüğünü                   Hatice KAYI, Emel ERSOY Sınıflarından 2’şer öğrenci ile ziyaret edeceklerdir.

 

          ÇELENK KOYMA

Tarih: 23 Nisan 2002

Yer   : 100.Yıl Atatürk Parkındaki Atatürk Anıtı

Saat  :08.45

         Kasabamızda bulunan resmi kurumların çelenkleri yönetmeliğine uygun olarak ve protokol sırasına göre konulduktan sonra burada yapılacak saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından kutlama proğramına okulumuz bahçesindeki tören alanında devam edilecektir.

 

          GÖREVLER VE GÖREVLİLER   

1-       Çelenk Koyma töreninde ve okulumuzdaki törende tören komutanı Mehmet AKKUŞ’ tur.

2-        İstiklal Marşı Gürgün KILIÇ yönetiminde alanda hazır bulunanlarca söylenecektir.

3-       Bayramda sunuculuk görevi Aysun TUNÇBİLEK tarafından yapılacaktır.

4-       Bayramda töre alanının tertip ve düzeni okul müdürlüğünce sağlanacak.

5-       Tören alanının sulanması ,kürsü, cadde ve meydanların temizlenmesi,bayraklarla süslenmesi ve bayram süresince belediye hoparlörlerinden çocuk şarkıları, milli marşlar ve kahramanlık türküleri çalınması Belediyece sağlanacaktır.

6-       Sağlık tedbirleri sağlık ocağı tabipliğince alınacaktır.

7-       Güvenlik tedbirleri Çukurkuyu Jan.K.Komutanlığınca alınacaktır.

8-       Bayram tebrikleri Belediye Başkanlığında kabul edilecektir.

9-       Bayram günü havanın yağışlı olması halinde törene okulumuz içerisinde devam edilecektir.

10-   Bu proğram ilgili ve görevlilere emir sayın halkımıza davetiye niteliğindedir.

         

              KUTLAMA TÖRENİ

1-Saygı duruşu ve İstiklal Maşı.

2-Kutlama heyetinin öğrencilerin ve halkın bayramını kutlamaları.

3-Görevli öğrenci tarafından öğrenci andının tüm öğrencilere okutulması.

4-Günün anlam ve önemini belirten konuşma.

5-Belediye Başkanının konuşmaları.

6-Halk oyunları gösterisi.

7-Sınıflarını temsilen her sınıftan 1 öğrencinin şiir ve yazılarını okumaları.

8-Gösteri gruplarının gösterileri.

9-Sportif yarışmalar.

10-Ödül töreni. 

                                                                     
 KUTLAMA KOMİTESİ
 

Yahya ÖZKAN                               Dr. İ. Şamil GERGİN                                       Mehmet ŞENKUL

Okul Müdürü                                  Sağlık Ocağı Tabibi                                           Belediye Başkanı
Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #5 : Mart 23, 2009, 08:13:59 ÖS »

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı İle İlgili Örnek Program Akışı


2004-2005 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI 85. YILDÖNÜMÜ KUTLAMA PROGRAMIDIR

 

1. AÇILIŞ

A: Sayın Valim , Sayın Garnizon Komutan’ım , Sayın Belediye Başkan’ım , Değerli misafirler ve sevgili öğrenciler , bu yıl 85. yıldönümünü büyük bir coşkuyla kutladığımız, ‘23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ’ kutlama törenimize hoş geldiniz .

- KUTLAMA PROGRAMINI ARZ EDİYORUM

1) Protokol üyelerinin halkımızın ve öğrencilerin bayramını kutlaması ,

2) İstiklal Marşı ,

3) F.İ.O Müdürü Sayın İsmail Çetinkaya’nın Günün Anlam ve Önemini belirten konuşması ,

4) Bozkurt Belediye Bandosunun Gösterisi

5) F.İ.O Halk Oyunları Gösterisi

6) Merkez İlköğretim Okulları Öğrencilerin şiirkeri ,

7) Merkez İlköğretim Okulları Öğrencilerin oyunları ,

8 ) B.İ.O Halk Oyunları Gösterisi

9) F. İ. O. Öğrencilerinin hazırladığı Final Tablosu ,

10) Okulların Geçit Resmi Töreni

2. BAYRAM KUTLAMASI

- Sayın Valimiz, ......... Sayın Garnizon Komutanımız; ............., ve Sayın Belediye Başkanımız; Engin CANBAZ halkımızın ve öğrencilerin bayramını kutlayacaklardır ARZ EDERİM .

3. İSTİKLAL MARŞI

Şimdi , B.İ.O Müzik Öğretmeni Serhat Çakıcı yönetiminde İstiklal Marşı okunacaktır.

4. GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİ ( İsmail Çetinkaya )

H: ........

‘Attığın her adımı biliyorum

Yarın daha güzel daha aydınlık !

Nasıl durabilirim , Mustafa Kemal sesleniyor

Uzattım ellerimi varıyorum.

 

Yürüyorum, yılmadan yürüyorum

- Karşıda bir ışık bir ümit yolu -

İşte, ışıklar içinde büyüyen

Mustafa Kemal’i görüyorum.

-Şimdi , günün anlam ve önemini belirten konuşmasını yapmak üzere , Fatih İlköğretim Okulu Müdürü , sayın İsmail Çetinkaya”yı kürsüye davet ediyorum.

5. ŞİİR: F.İ.O 1. SINIF

OYUN: Bozkurt Belediye Bandosu

A: Öğrencilerimize ve Müdürümüze teşekkür ediyoruz. “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben ulusumun ve en büyük atalarımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım.” Şimdi F.İ.O 1. sınıf öğrencilerinden, Cihan Bayraka’yı “Bizim Bayramımız” adlı şiirle dinliyoruz. Ardından Bozkurt Belediye Bandosunun gösterisini izleyeceğiz.

 

6. ŞİİR: F.İ.O. ANASINIFI

OYUN: B.İ.O ANASINIFI

H: Öğrencilerimize teşekkür ediyoruz.

“Egemenlik hiçbir mana, hiçbir şekil ve hiçbir renkte ve belirtide ortaklık kabul edemez. Bir ülkeyi ele geçirmek ve o ülkede yaşayanlara egemen olmak için yeterli değildir. Bir milletin ruhu ele geçirilmedikçe, bir milletin direnç ve isteği kırılmadıkça, o millete egemen olma imkanı yoktur.”

- Şimdi önce F.İ.O. anasınıfı öğrencilerinden “23 Nisan” isimli şiiri dinleyeceğiz , ardından B.İ.O. Anasınıfı öğrencilerinin hazırladığı gösteriyi izleyeceğiz.

7. ŞİİR: B.İ.O 1. SINIF

OYUN: F.İ.O. HALK OYUNLARI

A: Öğrencilerimize teşekkür ediyoruz.

“Hiç şüphe yok, devletimizin ebedi müddet yaşaması için, memleketimizin kuvvetlenmesi için, milletimizin refah ve mutluluğu için. Hayatımız namusumuz, şerefimiz, geleceğimiz için ve bütün kutsal kavramlarımız ve nihayet her şeyimiz için mutlaka, en kıskanç hislerimizle, bütün uyanıklığımızla, ve bütün kuvvetimizle hakimiyet-i milliyemizi muhafaza ve müdafa edeceğiz.”

“ Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.”

- B.İ.O. 1. sınıf öğrencilerinden; “Yaşasın 23 Nisan” adlı şiiri dinleyeceğiz, ardından F.İ.O. öğrencilerinin hazırladığı Halk oyunlarını izleyeceğiz.

8. ŞİİR:B.İ.O. ANASINIFI

OYUN: F.İ.O. ANASINIFı

H: “Sizin yaşınızda olmak ne iyi çocuklar,

Ne iyi, asıp düşünceyi bulutlara,

Hür kelebekler gibi

Sizin elleriniz ne ince çocuklar, ne ince.

Solmasın sevinciniz deli bir rüzgar değince.

Yalnız sizin sevginiz gerçek çocuklar, yalnız sizin.

Sizde mavisi, sizde rüzgarı,

Gök ve denizin”

- Şimdi B.İ.O. Anasınıfı öğrencilerinden ‘23 Nisan’ adlı şiiri dinleyeceğiz, ardından F.İ.O. anasınıfı öğrencileri hazırladıkları gösteriyi sunacaklar.

9. ŞİİR: F.İ.O 2. SINIF

YARIŞMA: B.İ.O 3. SINIF – dalgalı top

OYUN: B.İ.O. 1. SINIF

A: “Bayrağın altında yürüyen yiğit

Bastığın toprağı tanıyor musun?

Altında yatıyor binlerce şehit,

Onların sesini duyuyor musun?”

- Şimdi F.İ.O. 2. Sınıf öğrencilerinden; İlker Kulaksız ‘ 23 nisan Bayramı’ isimli şiirini okuyacak ardından B.İ.O. 3. Sınıf öğrencilerinin dalgalı top yarışmasını ve yine B.İ.O 1. sınıf öğrencilerinin hazırladığı gösteriyi izleyeceğiz.

 

10. ŞİİR: B.İ.O. 2. SINIF

YARIŞMA: B.İ.O 3. SINIF –çuval yarışması

OYUN: F.İ.O. 1. SINIF

H: “Çocuklar şarkı söylerken

Kanatlanır gökyüzüne

Melek olur

Çocuklar şarkı söylerken

Bulut olur gökkuşağı olur

Deniz olur.”

Şimdi Bozkurt İlköğretim okulu 2. sınıf öğrencilerinden, Sena Nur Çakır’ın “ 23 Nisan” adlı şiirini dinleyeceğiz, ardından B.İ.O 3. sınıf öğrencilerinin “çuval” yarışmasını ve F.İ.O 1. sınıf öğrencilerinin hazırladığı gösteriyi gösteriyi izleyeceğiz.

11. ŞİİR: F.İ.O. 3. SINIF

YARIŞMA: B.İ.O 2. sınıf – patates yarışması

OYUN: B.İ.O. 2. SINIF

A: “23 Nisan, Türkiye milli tarihinin dönüm noktasıdır. Bütün bir düşmanlık dünyasına karşı ayağa kalkan Türkiye halkının, Türkiye Büyük Millet Meclisini meydana getirmek hususunda gösterdiği harikayı ifade eder.

Türk çocuğu atasının güvenine layık olmak amacı ile bu kutsal emaneti nesilden nesile devrederek yüceltecektir.”

- Şimdi, F.İ.O. 3. Sınıf öğrencilerinden; Fatih Öztürk’ü ‘ Çocuk Bayramı’ adlı şiirle dinliyoruz. Ardından B.İ.O. 2. Sınıf öğrencilerinin patates yarışmasını ve yine B.İ.O 2. sınıf öğrencilerinin hazırladığı gösteriyi izleyeceğiz.

12. ŞİİR: B.İ.O. 3. SINIF

OYUN: F.İ.O. 2. SINIF

H: “Çocuklar şarkı söylerken

Sarı saçlı, mavi gözlü bebek olur

Çocuklar şarkı söylerken

Pırıl pırıl saydam kanatlı

Kelebek olur”

Şimdi B.İ.O 3. sınıf öğrencilerinden, Kübra Nur Öz’ü “23 Nisan” adlı şiiriyle dinleyeceğiz, sonra da F.İ.O 2. sınıf öğrencilerinin hazırladığı gösteriyi izleyeceğiz.

13. ŞİİR: F.İ.O. 4. SINIF

YARIŞMA: B.İ.O 3. sınıf – ayakla şişe dikme

 

A “Milli hakimiyet, milletin namusudur, haysiyetidir, şerefidir.”

“Hürriyetin de eşitliğin de adaletin de dayanağı milli hakimiyettir.”

- F.İ.O. 4. sınıf öğrencilerinden Hande Öğütücü’yü “23 Nisan” adlı şiirle dinleyeceğiz, daha sonra da B.İ.O. 3. Sınıf öğrencilerinin hazırladığı “ayakla şişe dikme” yarışmasını izleyeceğiz.

 

14. ŞİİR: B.İ.O. 4. SINIF

YARIŞMA: B.İ.O 3. sınıf – top taşıma

OYUN: F.İ.O 4. SINIF

D. “Gözleri hep ilerde, başları hep yukarı,

Nasıl çağlarsa dağda bütün heybetiyle su,

Koşuyor zaferlere doğru gençlik ordusu,

Gökte yanan güneşi koparıp tan yerinden,

Elimizde meşale gibi taşımaktayız

Bütün varlığımızla şimdi biz ayaktayız.”

 

- B.İ.O. 4. sınıf öğrencilerinden; Gökhan Özkan ’23 Nisan’ adlı şiirini okuyacak, ardından B.İ.O 3. sınıf öğrencilerinin “top taşıma” yarışmasını ve F.İ.O 4. sınıf öğrencilerinin hazırladığı gösteriyi izleyeceğiz.

15.ŞİİR: F.İ.O. 5. SINIF

GÖSTERİ: B.İ.O 5. SINIF

H: Öğrencilerimize teşekkür ediyoruz.

“Türk tarihinde 23 Nisan’ın ayrı bir yeri ve önemi vardır. 23 Nisan, artık hasta yıkıldı öldü zannedilen bir milletin el ele, sırt sırta, gönül gönüle vererek, Atatürk’ün önderliğinde ilk Türkiye Büyük Millet Meclisini Topladığı kutlu gündür.”

Şimdi, F.İ.O 5. sınıf öğrencilerinden Merve Özdemir’i “23 nisan Bayramı” adlı şiirle dinliyoruz, Ardından B.İ.O 5. sınıf öğrencilerinin hazırladığı gösteriyi izleyeceğiz.

16. ŞİİR: F.İ.O 6. SINIF

YARIŞMA: B.İ.O 3,4,5 – halat çekme yarışması

GÖSTERİ: B.İ.O HALK OYUNLARI

D. “ Türk milletinin geleceği, bugünkü çocuklarının doğru görüşü ve yorulmak istidadında olmayan çalışma azmiyle büyük ve parlak olacaktır.

Çocuklarını, sağlıklı ve bilgili yetiştiremeyen uluslar temeli çürük binalar gibi çabuk yıkılırlar.”

Şimdi F.İ.O 6. sınıf öğrencilerinden, Tuğba Sakallıoğlu “23 Nisan” isimli şiirini okuyacak, ardından da B.İ.O 3 , 4 ve 5. sınıf öğrencilerinin “halat çekme” yarışmasını ve yine B.İ.O öğrencilerinin hazırladığı, Adıyaman Yöresine ait halk oyunlarını izleyeceğiz.

17. ŞİİR: B.İ.O 5. SINIF

GÖSTERİ: F.İ.O FİNAL TABLOSU

H. “Milli hakimiyet öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdur.

Hakimiyet-i milliye Milletin namusudur, haysiyetidir, şerefidir.”

Şimdi, B.İ.O 5. sınıf öğrencilerinden Özcan Karaoğlu “Bayrak” isimli şiirini okuyacak daha sonra da F.İ.O öğrencilerinin hazırladığı Final Tablosunu izleyeceğiz.

18. RESMİ GAÇİT TÖRENİ

D: Sayın Valim, Sayın Protokol üyeleri, Değerli Misafirler, şimdi Şimdi Resmi Geçit Töreni yapılacaktır. Geçit töreninde sırasıyla;

- Bayrak ve Flamalar

- Folklor Öğrenci Grubu

- B.İ.O. Öğrenci Grubu

- F.İ.O. Öğrenci Grubu

19. KAPANIŞ

H: Sayın valim, Garnizon Komutanım, Belediye başkanım, ve sevgili misafirler; 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI 85. YILDÖNÜMÜ KUTLAMA PROGRAMI BURADA SONA ERMİŞTTİR. ARZEDERİZ
Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #6 : Mart 23, 2009, 08:15:19 ÖS »

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı İle İlgili Örnek Konuşma Metni

 
23 Nisan, Cumhuriyetimizin temelini oluşturan önemli bir gündür. Çünkü ilk “Büyük Millet Meclisi”, 1920 yılında, bugün açıldı. Günün çok anlamlı, başka bir özelliği daha vardır: Ulusal egemenlik bayramı olarak kutlanan bugün, Atatürk tarafından çocuklara armağan edilmiştir.
 

               Ulusal egemenlik, yönetim yetkisinin ve hakkının millette olması demektir. Milletin onayı alınmadan, bu yönetme yetkisi hiçbir sınıfa, kişiye, aileye ya da topluluğa bırakılamaz. Millet, kendi kendini yönetmek suretiyle, bu hakkını kendisi kullanır. Bu nedenledir ki bir halk yönetimi olan Cumhuriyetimizin temel kaynağı milletin egemenliğidir. Bilindiği gibi, Birinci Dünya Savaşı’ndan (1914-1918) sonra yurdumuz düşmanlarca (İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan) işgal edildi. Osmanlı Devleti’nin yöneticileri de bu işgale boyun eğdi. Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak, ulusumuzu bu haksız işgale karşı direnmeye, karşı koymaya çağırdı. Erzurum ve Sivas kongrelerinden sonra, bütün direniş örgütleri, tek bir savunma örgütü çatısı altında toplandı. Düşmana karşı bir “Kurtuluş Savaşı” başlatıldı. Savaşın yönetimi ve kurtuluşun gerçekleşmesini sağlayacak çalışmalar için bir “Temsil Heyeti” seçildi, başına da Mustafa Kemal’in getirilmesi kararlaştırıldı.

 
               Mustafa Kemal başkanlığındaki “Temsil Heyeti”, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelerek, çalışmalarını orada sürdürmeye başladı. Ankara, çalışma merkezi olarak çok uygun bir konumdaydı. İşgal altında değildi. Düşmana karşı kurulan Batı cephelerine yakındı. Ayrıca, her bölgeyle bağlantı kurabilecek bir demiryoluna sahipti.

 
               O sıralarda, İstanbul’da da bir Meclis (Meclis-i Mebusan) vardı. Ama Osmanlı padişahı ve hükümetine bağlı olarak çalışan bu Meclis, kendisinden bekleneni verecek özgürlükte ve güçte değildi. Mustafa Kemal, bu Meclisin er geç dağılacağını düşünüyordu. Öyle de oldu, İngiliz işgal birliği Meclisi dağıttı. Bazı milletvekilleri tutsak edilerek Malta’ya sürgüne gönderildi. Bazıları da ulusal kurtuluş hareketine katılmak üzere Anadolu’ya kaçtılar.

 
               Mustafa Kemal, Ankara’da ilk iş olarak, Padişah ve düşman gölgesinden uzak, özgürce çalışabilecek bir Meclisin toplanmasına çalıştı. İstanbul’daki Meclisin dağıtılması üzerine, çalışmasını hızlandırdı. 19 Mart 1920’de illere yaptığı bir çağrıyla, Ankara’da toplanacak olağanüstü yetkili Meclise, beşer temsilci seçilerek gönderilmesini istedi. İstanbul’dan kaçan milletvekilleri de Meclise katılacaklardı.

 
               Mustafa Kemal, 21 Nisan 1920’de yayınladığı bildiriyle, “Büyük Millet Meclisi”nin Ankara’da, 23 Nisan günü toplanacağını duyurdu. 22 Nisan’da yayınladığı başka bir bildiriyle de, toplanacak Meclisin tüm yönetim ve askeri sorunların merkezi olacağını açıkladı.

 
               Açılış, duyurulduğu gibi 23 Nisan’da (Mustafa Kemal’in Samsun’a ayak basışından II ay sonra) yapıldı. Meclise 115 temsilci katıldı. İlk konuşmayı, en yaşlı üye olan Sinop milletvekili Şerif Bey yaptı. Bunu Mustafa Kemal’in konuşması izledi.

 
               Büyük Millet Meclisi’nin ilk benimsediği ilke şu oldu: “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir; millet bu hakkını Meclis aracılığıyla yürütür. Meclis’in üstünde bir güç yoktur.”
 

               Meclis’in yapacağı çalışmalar ise, şu amaca yönelikti: Yurdun düşmandan kurtarılması ve bağımsız bir Türkiye’nin kurulması.
 

               Bu amacın gerçekleşmesi kolay olmadı. Tarihsel değeri yüksek olan ilk Meclis, 3 yıl, 3 ay 3 hafta olağanüstü bir çalışma yaptı. Çalışmalar, tam bir demokratik hava içinde yapıldı. Her iş, titizlik içinde yürütüldü. Üyeler, yapılan işleri, yakından izlediler. Bakanların her kararını, kılı kırk yararcasına incelediler, eleştirdiler. Kimi zaman Mustafa Kemal’den bile hesap sordular.

 
               Ulusumuzu kurtuluşa ulaştırmak, ilk anayasayı yapmak ve Cumhuriyet’i kurmak, bu tarihsel Meclis’in, onurlu görevlerinin başında gelir.

 
               Görüldüğü gibi, 23 Nisan, tarihimizin dönüm noktalarından biridir. Egemenlik hakkının Padişahtan millete geçtiği bir gündür. Milletimiz, bu hakkını, yurdumuzu ele geçirmek isteyen dış düşmanlara ve bunlarla işbirliği yapma gafilliğine düşmüş olan padişahlık yönetimine karşı savaşarak kazanmıştır. Bu nedenle, egemenliğimiz, ulusal varlığımızın başında gelir.
Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #7 : Mart 23, 2009, 08:16:45 ÖS »

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı İle İlgili Hatıra – Anı

 *23 Nisan 1920 günü. Büyük Millet Meclisi Ankara'da toplanarak ulusun egemenliğini ilan etmişti. O heyecanlı günü yaşamış olan bir büyüğümüz şunları anlatıyor :

O gün, şimdiki Ulus Meydanında bir tabur piyade sıralanmıştı. Askerlerin arkasında da Ankaralılar toplanmıştı.

Saat on dörtte, birkaç yüz kişilik bir kafile, başlarında Mustafa Kemal olduğu halde Taşhan'a iniyordu. Bu bir avuç insan, yok edilmek istenen bir ulusu kurtarmak için birleşmişlerdi. Hepsinin ümidi de Mustafa Kemal'de idi.

Büyük Millet Meclisi olarak kullanılacak taş binanın pencerelerine ufak bayraklar asılmıştı. Binada başka bir olağanüstü durum göze çarpmıyordu. Sağdaki küçük kapıdan, önce Mustafa Kemal, mebuslar içeriye girdiler. Bir koridoru geçtikten sonra sağdaki salona girdiler. Salonda tahta bir kürsü tam kapının karşısına konmuştu. Oturmak için de okul sıraları dizilmişti. Salonu ısıtmak için bir soba kurulmuştu. Sobada eğri büğrü bir kaç boru yükseliyordu. Tavanda da bir gaz lambası sallanıyordu.

Herkes yerine oturunca, Sinop mebusu olan yaşlı bir zat başkanlık kürsüsüne geldi. Meclisi açtı. Onun bu sırada yaptığı konuşma heyecanla dinlendi.

Meclisin ertesi günkü toplantısında, Mustafa Kemal, Mondros Mütarekesinden beri geçen olayları açıkladı. Bundan sonra Büyük Millet Meclisi'nin hak ve yetkilerini belirten bir teklifi Meclise sundu. Bunun kabul edilmesiyle Büyük Millet Meclisi yasama ve yürütme yetkilerini kazandı. O günkü toplantıda Mustafa Kemal Birinci Başkan seçildi. Böylece Büyük Millet Meclisi Başkanı oldu.

DOĞANKARDEŞ Dergisi'nden
Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #8 : Mart 23, 2009, 08:30:53 ÖS »

23 NİSAN ÇİÇEKLERİ

 

Oynayanlar:

Çiçekçi kız

Birinci çocuk

İkinci çocuk

Hizmetçi

Katip

Menekşe

Lale

Gül

Müşteri

Çiçek korosu

(Bu roller, uygun görülen kız ve erkek çocuklara verilir.)

(Sahne: Çeşitli çiçekleri satan bir dükkan içi… Raflarda, vitrinde saksı saksı çiçekler görünmektedir. Ortada ve ön planda çiçek kılığına girmiş çocuklar öbek öbek yer almışlardır.

            Dükkanın sahibi çiçekçi kız, elindeki süzgeçli, küçük bahçe kovasıyla canlı çiçeklere su verirken perde açılır.)

ÇİÇEKLİ KIZ – (Şarkı söyler)

            Bir gün sizi sulamasam,

            Hemen bana küsersiniz.

            Tatlı, baygın kokunuzu,

            Ne de çabuk kesersiniz.

            Gül yüzünüz hiç solmasın,

            Kalbinize dert olmasın.

            Çiçek açın durmadan siz,

            Neşenize son olmasın.

            Şu güzel çiçeklerin, havaya, suya bizim gibi muhtaç olduklarını nasıl unutuyorum, bilmem ki. Biri gelip de çiçeklerimin boyunlarını büküp görse yüreğime iner…

            (Bir canlı çiçeği yaklaşır.) Ah benim bahar kokulu karanfilim! Katmer katmer nasıl da açmışsın … Baygın kokun insana ılık yaz akşamlarını hatırlatıyor…

            (Başka bir çiçeğe geçer.) Ne o, bana   dargın mısın yoksa? Suyunu biraz geciktirdim, diye yüzüme bakmıyorsun… Ah benim nazlı kızım; mis kokulu sarı fulyam… Gel, barışalım … (Sever, okşar, koklar) Oooh! İçim açıldı. Ne iyi çiçeksin sen …

            (Bir başka saksıya doğru eğilir.) Bak hele. Boyun büküp naz etmeyi sen de fulyadan mı öğrendin? Yazık sana … Bir gün suyunu unuttum diye somurtuyorsun… Neşesizlik sana hiç yakışmıyor kızım … (Okşar) Gül bakayım, gül, gül … Hah şöyle… Seninle de barıştık…

(Başka bir çiçeğe daha geçer) Aferin sana! Çiçek olunca senin gibi olmalı. Bir gün suyunu unuttum diye somurtmak, boyun bükmek ne oluyormuş sanki? Sen zaten bir hafta su görmesen bile aldırmazsın, bilirim… Tam unutkanlara göre çiçeksin. Bir fincan su bir hafta yeter sana… Sabrın sonu selamettir derler. Sana şimdi bol bol su vereyim de hak geçmesin… (Sular) al, bu da benden sana.

(Bu sırada dükkan kapısının çıngırağı çalınır. İçeriye hizmetçi kılıklı, kambur biri girer. Çiçekçi kız kovayı bir kenara bırakır, gelen müşteriyi karşılar.)

ÇEÇEKÇİ KIZ – Buyurunuz efendim… Bir şey mi arzu ettiniz?

HİZMETÇİ – Benim arzumun lafı mı olur a kızım… Bizim efendi beni gönderdi. Tabii kendisini tanırsınız…

ÇİÇEKÇİ KIZ – Hayır, tanımıyorum efendim. Kimden bahsediyorsunuz?

HİZMETÇİ – Canım, bizim efendiyi tanımayan yok ki. Abdurrahman efendi dediler mi nah! Diye parmakla gösterirler…

(Elindeki parayı sallayarak) Bu parayı sana o gönderdi.

ÇİÇEKÇİ KIZ – Çiçek mi istiyor?

Hizmetçi – Hee… Çiçek istiyor emme, en güzellerinden bir paket… Şey… Paket mi poket mi işte bir şey yapsın, dedi…

(Çiçekçi kız buketi hazırlarken, hizmetçi söze devam eder.)

Bizim efendi pek kurnazdır doğrusu… (Gülerek) Bu çiçekleri ne yapacak biliyon mu?

ÇİÇEKÇİ KIZ – Nerden bileceğim…

HİZMETÇİ – Öyle ya, nerden bileceksin… Bizim efendinin haşarı bir çocuğu var. Bir dediğini iki etmiyor ama, o da inadına tembel mi tembel, yaramaz mı yaramaz… Karnelerinde zayıftan başka notu yok… Bu gidişle sınıfta kalacak, diyorlar… Bizim efendi bir çare düşünmüş. Bu çiçekleri çocuğun öğretmenine götürecek. Allem edecek, kalem edecek, o haylazın sınıfı geçmesi için öğretmenine dil dökecek…

ÇİÇEKÇİ KIZ – (Demetlediği çiçekleri tekrar yerine koyar) Yaaa, maşallah… Sizin efendinin buluşuna diyecek yok duğrusu…

HİZMETÇİ – (Anlamaz) Dedim ya çok kurnazdır. İnsana külahı ters giydirir…

ÇİÇEKÇİ KIZ – Fakat doğruluktan, görevine bağlılıktan bir şey düşünmeyen öğretmeni hiçbir zaman kandıramaz… Öğretmenler çıkar peşinde koşmazlar. Doğruluktan şaşmazlar. Ellerine teslim edilen vatan yavrularının hepsini bir anne, bir baba sevgisiyle severler. Çalışanlarla çalışmayanları ayırırken bir yargıç kadar ince eleyip sık dokurlar… Doğru bildikleri görüşten, vicdanlarının emrinden hiçbir zaman ayrılmazlar…

Sizin efendi, öyle sakat çarelere başvuracağı yerde çocuğunu çalıştırmanın çarelerini düşünseydi daha iyi ederdi…

HİZMETÇİ – Kızım, o bizim neyimize gerek… Hele sen şu çiçekleri ver de ben de gideyim…

ÇİÇEKÇİ KIZ – Benim çiçeklerim çok duyguludur. Öyle her yere gitmezler. Hele böyle tembel çocuğunu kurtarmak için kurnazlık düşünen bir adamın eline düşmek istemezler…Ama bir kere kendilerine sorayım istersen…

(Hizmetçi şaşkın şaşkın bir kıza, bir çiçeklere bakar)

ÇİÇEKÇİ KIZ – (Çiçeklerin ortasına geçer ve sorar) Benim sevgili, nazlı çiçeklerim, konuştuklarımızı duydunuz… Abdurrahman efendiye gitmek ister misiniz?

ÇİÇEKLER – (Hep bir ağızdan)

            Dostumuzla düşmanı,

            Biz görmeden tanırız.

            Fenalığa bir alet,

            Olmaktan utanırız.

HİZMETÇİ – (Ellerini havaya kaldırıp kaçar.) Uy aman! Ben yanlış gelmişim…

(Çiçekçi kız, kaçan hizmetçinin arkasından güler. Sonra döner, raftan bir çiçek budama makası alır. Saksıdaki çiçeklerle meşgulken gene kapıdan bir müşteri girer. Kolunda evrak çantası, burnunda kelebek bir gözlük taşıyan müşteri hafif sarhoş taklidi ile konuşur.)

KATİP – Kolay gelsin çiçekçi abla…

ÇİÇEKÇİ KIZ – Buyurunuz efendim… Bir şey mi arzu ettiniz?

KATİP – Bu da sorulur mu? Bu dükkana gelenin elbet bir isteği olacak. Ya bir saksı çiçek ya bir buket yahut da çelenk… (Kendi kendine) Yahu burası amma güzel kokuyor ha… (Çantasından bir kartvizit çıkarır. Çiçekleri kıza verir.) Önce kendimi tanıtayım: Ben, içki sevenler Derneği’nin katibiyim. Bu cemiyet, daha yeni kuruldu. Bugün, bütün üyelerin katılmasıyla bir açılış töreni yapılacak. Ondan sonra içki, saz… Vur patlasın, çal oynasın… İçkisevenler Derneği nam salacak, nam… Salonu süsleme işini ben aldım üzerime. Üyelerimizin gönlü, gözü açılsın diye, birkaç sepet çiçek yaptıracağım… Haydi kızım, şöyle en tazelerinden bize bir şeyler hazırla da alıp gideyim…

(Katip sandalyeye çöker. Çiçekçi kız bu müşteriden de memnun değildir.)

ÇİÇEKÇİ KIZ – Efendim, zannedersem burada vaktinizi boşuna kaybedeceksiniz…

KATİP – (Anlamaz) Kızım benim acelem yok. Ne zaman hazırlarsan o vakit alır giderim. Oraya, buraya koşmaktan daha gazeteye göz atamadım. (Çıkarır, açar) Sen çiçekleri hazırlarken ben de şurada hem okur, hem de biraz dinlenirim…

ÇİÇEKÇİ KIZ – Efendim, maksadımı iyi anlatamadım. Çiçeklerim içki sevenleri sevmezler de…

KATİP – O da ne demek? Çiçeklerin keyfine göre hareket edecek değiliz ya. Parasıyla değil mi? İstersem, dükkandaki bütün çiçekleri bir kamyona doldurur, götürürüm…,

ÇİÇEKKÇİ KIZ – İş sizin bildiğiniz gibi değil efendim. Benim çiçeklerim içki sevenleri değil, Yeşilay kurumunun salonlarını süslemekten zevk alır. Benim çiçeklerim, her felakete kucak açan, kanat geren Kızılay kurumuna layıktırlar… Benim çiçeklerim Çocuk Esirgeme Kurumu’nun baktığı yavruların masum başlarını süslerler. Benim çiçeklerim törenlerde alay alay geçen Mehmetçiklerin başına Türk Hava Kurumu uçaklarından demet demet serpilmek isterler… Benim çiçeklerim…

KATİP – (Sinirlenir, bağırır.) Senin çiçeklerin, senin çiçeklerin… Bıktım senin çiçeklerinden… Sanki çiçekler nereye gideceklerini bilirlermiş gibi bana masal söylüyorsun…

ÇİÇEKÇİ KIZ – Masal değil, gerçek… İstersen kendileri size söylesinler…  (Çiçeklere) Benim nazlı, güzel çiçeklerim. Konuştuklarımızı duydunuz. İçkisevenler Derneği’ne gitmek ister misiniz?

ÇİÇEKLER – (Hep bir ağızdan)

            Boş yere yorulmasın,

            Biz oraya gitmeyiz.

            Saksımızda çürür de,

            Burayı terk etmeyiz!

(Katibin burnundan gözlük, koltuğundan çanta düşer. Onları acele toplar, çiçeklere korku ile bakarak kaçar.)

KATİP – Üstüme iyilik, sağlık… Üstüme iyilik, sağlık…

(Dernek katibinin palas pandıras kaçışına çiçekçi kız güler. Başını sallar. Gene makasla budama işlerine devam eder. Bu sefer dükkana soluk soluğa bir müşteri daha gelir. Koşarak geldiği için düzgün konuşamaz.)

MÜŞTERİ – Ça… çabuk… ba… bana bir buket çiçek… Ama çok çabuk (Mendilini çıkarır, terini siler.) Haydi çabuk, ne duruyorsun?

ÇİÇEKÇİ KIZ – Efendim, şurada bir dakika dinlenin, yorulmuşsunuz…

MÜŞTERİ – Yorulmak da laf mı? Yüz metre şampiyonu gibi koşa koşa geldim.

ÇİÇEKÇİ KIZ – Çiçek almak için bu kadar aceleye ne gerek vardı?

MÜŞTERİ – Uçak kalkıyor, uçak… Daha buradan otobüsle havaalanına gitmek, uçak kalkmadan yetişmek lazım…

ÇİÇEKÇİ KIZ – Seyahate mi çıkıyorsunuz efendim?

MÜŞTERİ – Hoppala. Sen gazete muhabiri misin, nesin? Seyahate ben değil, patronum çıkıyor… Gözüne girmek için bir buket çiçek götüreceğim. Seyahatten dönüşünde belki maaşıma zam yapar. Ne yapalım kızım, geçim dünyası… (Saatine bakar.) Eyvah, yirmi dakika kaldı, yetişemeyeceğim. Haydi çabuk ol. (Kalkar.) Yoksa ben şuradan birkaç demet toplar, giderim haa (Çiçeklere atılır. Çiçekçi kız önüne geçer.)

ÇİÇEKÇİ KIZ – Yağma yok… Çiçeklerimin bir yaprağına bile dokunamazsınız. Hem siz, patronunuzun gözüne girip ondan zam koparmak için çiçek götürmeyi düşüneceğinize işinizi, görevinizi düşünseniz patronunuzu daha çok memnun edersiniz sanırım.

MÜŞTERİ – Ben buraya ders almaya değil, çiçek almaya geldim. Paramla değil mi?

ÇİÇEKÇİ KIZ – Para ile de olsa çiçeklerim birisini aldatmak, ötekini elde etmek, berikinin gözünü boyamak, hayırsız ve yararsız toplantıları süslemek gibi şeyleri sevmezler…

MÜŞTERİ – Tuhaf şey… Senin, aklından zorun var galiba…

ÇİÇEKÇİ KIZ – Hamdolsun, hiçbir zorum yok… Ben çiçeklerimin fikrini ve arzusunu almadan bir şey yapamam… İsterseniz bir kere de onlara sorayım. (Çiçeklere sorar.) Benim duygulu ve sevgili çiçeklerim. Konuştuklarımızı duydunuz. Siz ne dersiniz?

ÇİÇEKLER – (Hep bir ağızdan)

            Hayır hayır gitmeyiz,

            Ne olursak olalım.

            Uçakta solmaktansa,

            Şu dükkanda solalım!

MÜŞTERİ – (Elini kulağına koyar, dışarıyı dinler) İşte bir uçak sesi… (Pencereye koşup bakar.) Evet, uçak havalandı. Bizim zamlar yandı. (Sandalyeye yığılır, baygınlık geçirir. Çiçekçi kız raftan bir çiçek alır. Müşterinin burnuna değdirir. Müşteri ayılır. Şaşkın şaşkın söylenerek çıkar, gider.) Uçak havalandı, zamlar yandı… Uçak havalandı, zamlar yandı…

ÇİÇEKÇİ KIZ – (Ön plana gelir. bir kenara dayanarak düşünür. Sonra çiçeklere döner.) gördünüz mü benim güzel çiçeklerim? Sabahtan beridir hiçbir şey satamadım. Gelen müşterilerle gitmek istemediniz. Artık kimse de gelmez oldu. Ben sizi su ile hava ile beslerim ama beni kim besleyecek? Evde annem, kardeşim de benim elime bakıyorlar.

ÇİÇEKLERİN KOROSU

İyi kalpli sahibimiz,

Sen istersen biz gideriz.

Ayırmayız iyi, fena,

Talihimiz buymuş, deriz...

Fenalardan çoktur, inan

Bu dünyada iyi insan.

Gönlün bir an rahat olmaz,

Bu varlığa inanmazsan.

İyilikler, doğruluklar,

Fenalığı er geç kovar.

Sabredelim biraz daha,

Gün doğmadan neler doğar.

(Koro bitince kapının çıngırağı çalınır. Çiçekçi kız sevinir. Üstünü, başını düzeltir. Kapıdan iki küçük çocuk başı görünür.)

ÇİÇEKÇİ KIZ –Buyurun çocuklar, gelin. Bir şey mi istediniz?

BİRİNCİ ÇOCUK – (Kapıdan başını uzatarak) Ünlü Bahar Çiçekevi burası mı?

ÇİÇEKÇİ KIZ – Burası, burası... Buyurun...

ÇOCUKLAR – (Etrafa bakınarak girerler.) Günaydın!

ÇİÇEKÇİ KIZ – Günaydın kardeşler. Bir emriniz mi var?

ÇOCUKLAR – Emir filan yok bizde. Okuldan gönderdiler bizi.

BİRİNCİ ÇOCUK – (Ötekini göstererek) Şey, öğretmenimiz gönderdi. Dedi ki...

İKİNCİ ÇOCUK – (Arkadaşının sözünü keser.) Dedi ki çarşıya gidin... Cumhuriyet alanında ünlü, ünlü...

BİRİNCİ ÇOCUK – Bahar Çiçekevi vardır. ona benden selam söyleyin...

ÇİÇEKÇİ KIZ – Sağ olun çocuklar.

BİRİNCİ ÇOCUK – (Yutkunur, tekrarlar) Selam söyleyin.

ÇİÇEKÇİ KIZ – Sağ olun...

İKİNCİ ÇOCUK – (Atılır) Selamdan sonra dedi ki: Bugün okulda müsamere yapacağız. Başarı gösteren çocuklara verilmek üzere oradan karanfil...

BİRİNCİ ÇOCUK – Menekşe,

İKİNCİ ÇOCUK – Sümbül,

BİRİNCİ ÇOCUK – Gül,

İKİNCİ ÇOCUK – Gelincik,

BİRİNCİ ÇOCUK – Lale,

İKİNCİ ÇOCUK – Çiçeklerin en güzellerinden bize bir buket hazırlasın. Alın, gelin dedi. (Arkadaşına) Değil mi?

BİRİNCİ ÇOCUK – Evet, öyle dedi...

ÇİÇEKÇİ KIZ – Öğretmenimizin emri baş üstüne...

Yalnız bir şey var...

ÇOCUKLAR – (İkisi birden) Nasıl şey?

ÇİÇEKÇİ KIZ – Benim çiçeklerim birbirini çok severler. Hele şu dükkandan hiç ayrılmak istemezler. Buradan giden arkadaşlarının arkasından günlerce, haftalarca ağladıkları olur...

BİRİNCİ ÇOCUK – Ama biz...

ÇİÇEKÇİ KIZ – Evet, siz okuldan geldiniz. Öğretmeniniz dedi ki gidin, Bahar Çiçekevi’nden karanfil,

BİRİNCİ ÇOCUK – Menekşe,

İKİNCİ ÇOCUK – Sümbül,

BİRİNCİ ÇOCUK – Gül,

İKİNCİ ÇOCUK – Gelincik,

BİRİNCİ ÇOCUK – Lale,

ÇİÇEKÇİ KIZ – Gibi çiçeklerden bir buket yaptırın alın, gelin ... değil mi?

ÇOCUKLAR – (İkisi birden başlarını sallarlar) Evet...

ÇİÇEKÇİ KIZ – Evet ama cici kardeşler, demin dediğim gibi, benim çiçeklerim pek nazlı, duygulu şeylerdir. Sabahtan beri kaç müşteri geldi ise hiç biriyle gitmek istemediler. Ama sizin güzel hatırınız için bir de kendilerine sorayım. Bakalım, sizinle gitmek isterler mi?

BİRİNCİ ÇOCUK – (Hayretle) Kendilerine mi soracaksınız?

ÇİÇEKÇİ KIZ – Evet kendilerine soracağım... (Menekşe kılığında giyinmiş olan çocuğun yanına gider.) Sen söyle mavi menekşe, okuldan gelen bu küçük müşterilerim için yapacağım bukete katılmak ister misin?

(Müzik başlar. Tempoya uyarak Menekşe ortaya gelir.)

MENEKŞE – Menekşeyi en çok seven.

                           Çocuklardır, biliyorum.

                           Bunun için ben onlarla,

                           Koşup gitmek diliyorum.

                           Beni seven, bilen çoktur,

                           Benden güzel çiçek yoktur...

(Şarkı bitince Menekşe yerine geçer.)

BİRİNCİ ÇOCUK – (İkinciye) Biz yanlış geldik galiba. Burası çiçekçi dükkanı değil...

İKİNCİ ÇOCUK – Ya ne burası?

BİRİNCİ ÇOCUK – Canlı bebek mağazası olmasın?

İKİNCİ ÇOCUK – Bilmem ki...

ÇİÇEKÇİ KIZ – (Gelincik’e doğru gider.) Haa. Sen burada mısın Gelincik? Sana git, derim ama kokun yoktur diye seni beğenirler mi bilmem?

GELİNCİK – (Kalkar, ortaya gelir.)

                           Al tenimin rengi parlar,

                           Al gelinciği her görende.

                           Yeryüzünün en şerefli,

                           Bayrağının rengi bende...

                           Allardan al güzel rengim!

                           Hangi çiçek benim dengim!

(Şarkı söyler yerine geçer.)

ÇİÇEKÇİ KIZ – Allah Allah... Hangi çiçeğe sorsam bu sefer hepsi gitmek istiyor. bu gidişle dükkanı boşaltacaklar...

BİRİNCİ ÇOCUK – Çiçekçi abla, sen onları keyfine bırakırsan, bu kapalı yerde hiçbiri kalmak istemez. Hele okuldaki müsamereyi bir duysalar, oraya gitmek için can atarlar...

ÇİÇEKÇİ KIZ – Durun bakalım, bir tanesine daha soralım. Bu dükkanımın en nazlı çiçeğidir. Bakalım o ne diyecek? (Gül kılığına girmiş çocuğa sorar) Benim  nazlı gülüm. Yoksa sende mi ötekiler gibi düşünüyorsun? Eğer sen de gitmek istiyorsan hiç olmazsa son bir defa güzel sesini duyayım; mis gibi kokunu ciğerlerime çekeyim...

GÜL – (Ortaya çıkar)

            Çiçeklerin ecesiyim,

            Benden güzel çiçek nerde?

            Yediveren gül yüzünden,

            Bülbül girer türlü derde...

            Ne karanfil, ne de sümbül,

            Şarkı söyler bana bülbül...

Kısa, hafif bir vals yaparak yerine geçer.)

BİRİNCİ ÇOCUK – (Arkadaşını sahne önüne çeker.) Bana bak, ben korkmaya başladım.

İKİNCİ ÇOCUK – Ben de...

BİRİNCİ ÇOCUK – Biz bu konuşan çiçekleri okula götürürsek; bütün seyircilerin ödleri kopar.

ÇİÇEKÇİ KIZ – (Çocuklara) Sevimli, küçük müşterilerim! Görüyorsunuz ki en değerli çiçeklerim bile artık burada kapalı yaşamaktan bıkmışlar. Başka yerler, başka insanlar görmek istiyorlar. Hakları da var. Ben bile aynı yerde oturmaktan, aynı şeyleri görmekten bıkıyorum. Şimdi söyleyin bana bakayım, okulunuz için hazırlanacak buket kime verilecek? Yoksa okulda...

ÇOCUKLAR – (İkisi birden) Müsamere var!

ÇİÇEKÇİ KIZ – Ne müsameresi?

ÇOCUKLAR – 23 Nisan Müsameresi.

ÇİÇEKÇİ KIZ – 23 Nisan mı? (Elini birkaç kere alnına vurur.) Ah şu benim dalgın başım. Nasıl oldu da ben Çocuk Bayramı Haftasında olduğumuzu unuttum?

BİRİNCİ ÇOCUK – Çiçekçi Abla, sen bugün çok dalgınsın. Deminden beri kaç kez söyledik, okulda müsamere var diye. Bizi öğretmen gönderdi. Dedi ki: Ona benden selam söyleyin...

İKİNCİ ÇOCUK – Selamdan sonra dedi ki, bugün okulda 23 Nisan Bayramını kutlayacağız. Müsamerede başarı gösteren çocuklara verilmek üzere bize en güzel çiçeklerden karanfil,

BİRİNCİ ÇOCUK – Menekşe,

İKİNCİ ÇOCUK – Sümbül,

BİRİNCİ ÇOCUK – Gül,

İKİNCİ ÇOCUK – Gelincik,

BİRİNCİ ÇOCUK – Lale,

İKİNCİ ÇOCUK – Gibi çiçeklerden güzel bir buket hazırlasın. Alın gelin, dedi. (Arkadaşına). Değil mi?

BİRİNCİ ÇOCUK – Evet, öyle dedi. Hem çiçekçi Abla, bugün Türk çocuklarının en büyük günü, insan onu nasıl unutur?

ÇİÇEKÇİ KIZ – Hakkın var kardeşim. Ömrüm oldukça bu dalgınlığımı affetmeyeceğim... (Telaşlanır) Ben size şimdi en güzel çiçeklerimden çabucak bir demet yapayım.

(Çiçeklere doğru yürür.)

ÇİÇEKLER – (Hepsi ayağa kalkmış, ortada canlı bir buket gibi toplanmışlardır.) Biz hazırız...

ÇİÇEKÇİ KIZ – Tuhaf şey!.. Bu, ne demek? Belki ben hepinizi göndermeyeceğim.

ÇİÇEKLER – (Hep birden)

                           Hep birlikte gideceğiz;

                           Müsamere göreceğiz;

                           Başarılı çocuklara,

                           Bin bir çelenk öreceğiz.

GÜL – (İki adım öne çıkar.) Böyle mutlu bir günde yurt çiçeklerini birbirinden ayırmak haksızlık olur. Biz hepimiz gitmek istiyoruz. Türk çocuklarının bu en sevinçli günlerinde onlarla bir arada bulunmak, okullarını süslemek bizim için sonsuz bir zevktir.

ÇİÇEKÇİ KIZ – Çok doğru söylüyorsunuz. Fakat...

ÇİÇEKLER – (Hep birden) E, fakat...

ÇİÇEKÇİ KIZ – (Üzgün bir sesle:)

                           Beni yalnız bırakmak

                           Yakışır mı sizlere?

                           Varım, yoğum sevincim,

                           Tek ümidim sizsiniz,

                           Burada öksüz kalırım,

                           Yaşayamam çiçeksiz...

ÇİÇEKLER – (Hep birden)

                           Okula koşar, gelir

                           Bizleri seven insan.

                           Hiçbir kimse unutmaz,

                           Bugün: 23 Nisan!

ÇİÇEKÇİ KIZ – (Sevinir) Yaşayın benim sevgili çiçeklerim! 23 Nisan çiçekleri! Haydi öyleyse okula gidiyoruz. Herkes bir saksı olsun.

(Sahnedekilerin hepsi, kenarlarda ve raflarda duran saksı ve çiçekleri alırlar. Sahne önünde çiçekten bir halka gibi dururlar. 23 Nisan marşı söylenir.)

ÇİÇEKLERİN KOROSU

O gündü, Anayurdun

Canına can katıldı,

“Egemenlik ulusun!”

Diye temel atıldı.

 

Yirmi Üç Nisan günü,

Yirmi Üç Nisan günü,

Dinlensin yerler, gökler

Egemenlik türkünü!
 

(Marş bitince çiçek alayı hareket eder, ağır ağır perde kapanır.)
Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #9 : Mart 23, 2009, 08:44:56 ÖS »

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı İle İlgili Atatürk Diyor Ki

Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur.

Ulusal egemenlik, ulusun namusudur, onurudur, şerefidir.

Ulusal egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar yok olur.

Özgürlüğün de, eşitliğin de adaletin de dayanağı ulusal egemenliktir.
Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #10 : Mart 25, 2009, 03:52:50 ÖÖ »

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı İle İlgili Şiirler


Sizde 23 Nisanla ilgili şiirlerinizi bizimle paylaşırsanız memnun oluruz....

YİRMİ ÜÇ NİSAN

Yirmi Üç Nisan

Kalplerde açan

Ata gülüdür

Bize armağan.

Yirmi Üç Nisan.

Yirmi Üç Nisan.

Bizim bu bayrak,

Bizim bu toprak.

Kurdu kuşu hür,

Bizler şen şakrak.

Yirmi Üç Nisan.

Yirmi Üç Nisan.

Çocuklar gelin,

Gülün eğlenin.

Bayram günüdür

Bütün ülkenin.

Yirmi Üç Nisan.

Yirmi Üç Nisan.

 
Coşkun ERTEPINAR



YAŞA 23 NİSAN

Bugün her yer sevimli,

Türlü çiçekler açmış.

Köye, kente ilkbahar,

Bugün kolunu açmış.

Bugün daha özlemli.

Güzel kuşların sesi.

Bugün daha anlamlı,

Varlıkların neşesi.

Bugün 23 Nisan,

Büyük şeref, büyük şan.

Bugünü selâmlıyor,

Tam kırk beş milyon insan.

Baştan başa süslenmiş,

Bugün yine okullar.

Donanmış bayraklarla,

Evler, alanlar, yollar.

 

Tahsin BİLENGİLEN
 


TÜRK ÇOCUĞU DİYOR Kİ

 

Seneler kutlu bana,

Aylar umutlu bana.

Her an haykırıyorum :

Türk'üm ne mutlu bana.

 

Cesaretim candadır.

Şöhretim dört yandadır,

Benim bütün cevherim,

Nabzımdaki kandadır.

 

Tarihten eski yaşım,

Harpte eğilmez başım,

Toplar can yoldaşımdır,

Silahlar arkadaşım.

 

İzmir benim, Van benim

Şeref benim, şan benim,

Kars, Erzurum, Erzincan,

Konya Ardahan benim.

 

Yurda nasıl doyarım?

Uğruna can koyarım,

Ona, bir yan bakanın,

Gözlerini oyarım.

 

Türk, dünyada bir tektir,

Milletlere örnektir,

Türklüğün meşalesi

Asla sönmeyecektir.

 
Halil SOYUER



TÜRK ÇOCUĞU

Egemenlik bayramını,

Coşkuyla kutlar Türk çocuğa,

Atamızdan armağandır,

Koru onu Türk çocuğu.

Milli Meclis açıldı bugün,

23 Nisan hepimize bayram-düğün.

Türk çocuğu "öğün, çalış, güven".

23 Nisan hepimize bayram-düğün.

Dedelerim için can verdiler,

Kanlarını seller gibi akıttılar,

Düşmanları, Akdeniz'e döktüler,

Hepimizi, mutlu güne kavuşturdular.

Demokrasi en güzel iradedir,

Cumhuriyet Atamızın eseridir.

23 Nisan, Egemenlik Bayramıdır,

Ebediyyen koru onu Türk çocuğu...

Fethi BOLAYIR
Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Tam Üye
***
Avatar Yok
Üye No: 58
Mesaj Sayısı: 134
Puan: +6/-2

WWW
Offline
« Yanıtla #11 : Mart 30, 2009, 10:43:38 ÖS »


23 Nisanla İlgili Çocuk şarkıları varmı acaba...
çocuklara öğretebilceğim mp3 tarzında şarkılar arıyorum...
Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 6920
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3
Nerden: Bitlis
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #12 : Nisan 08, 2009, 06:27:29 ÖS »

23 nisan ile ilgili slayt veya videolar varmı eklerseniz iyi olur............
« Son Düzenleme: Nisan 08, 2009, 06:54:10 ÖS Gönderen: KILIC » Logged
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 6
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5463
Nerden: Erzincan & Erzurum arası
Puan: +42/-9
Sınıf Öğretmeni Aday Adayı...

Offline
« Yanıtla #13 : Nisan 08, 2009, 06:57:58 ÖS »

En kısa zamanda 23 nisan gösterileriyle ilgili videolar ve 23 nisanla ilgili slaytlar sitemize eklenecektir....
Logged

Bilgi paylaştıkça çoğalır... Bildiklerinizi paylaşırsanız , bilmediklerinizi öğrenirsiniz....

Bir milletin ıslahı kötülerin imhasıyla değil , neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür...
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 6
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5463
Nerden: Erzincan & Erzurum arası
Puan: +42/-9
Sınıf Öğretmeni Aday Adayı...

Offline
« Yanıtla #14 : Nisan 08, 2009, 07:04:08 ÖS »

23 Nisanla ilgili 3 adet video aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.


1. Video : İlk sırada Nevşehir 23 nisan anaokulunun yaptığı sıra gecesi gösterisi var. Beyefendiler çoşmuşlar, izleyenleride çoşturmuşlar.Videoyu indir

2. Video : İkinci sırayı Yalova Zübeyde Hanım anaokulu folklör gösterisine ayırdım. Harika oynamışlar. Videoyu İndir

3. Video : 3. sırada cici kızlar var. Videoyu İndir

Logged

Bilgi paylaştıkça çoğalır... Bildiklerinizi paylaşırsanız , bilmediklerinizi öğrenirsiniz....

Bir milletin ıslahı kötülerin imhasıyla değil , neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür...
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 6
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5463
Nerden: Erzincan & Erzurum arası
Puan: +42/-9
Sınıf Öğretmeni Aday Adayı...

Offline
« Yanıtla #15 : Nisan 08, 2009, 07:25:52 ÖS »

23 Nisanla tüm bilgileri paylaşmaya devam ediyoruz.


23 Nisan Orotoryosu 

Dosyanın içinde HAZIRLAYAN: TUĞBA IŞILDAK TEZCAN  yazıyor. Teşekkürler...    (Dosya ektedir , indirebilirsiniz)                   
Ekteki Dosyalar Burada

Logged

Bilgi paylaştıkça çoğalır... Bildiklerinizi paylaşırsanız , bilmediklerinizi öğrenirsiniz....

Bir milletin ıslahı kötülerin imhasıyla değil , neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür...
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 6
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5463
Nerden: Erzincan & Erzurum arası
Puan: +42/-9
Sınıf Öğretmeni Aday Adayı...

Offline
« Yanıtla #16 : Nisan 08, 2009, 07:40:06 ÖS »

İsmail Hakkı SUNAT
23 NİSAN ÇİÇEKLERİ
(Müzikli Oyun)

Oyunu anlatan dosya ve müzikler ekteki dosyanın içindedir... (Ekteki dosyayı indirin, sağ tıklayın ve klasöre çıkarta tıklayın)
Ekteki Dosyalar Burada

Logged

Bilgi paylaştıkça çoğalır... Bildiklerinizi paylaşırsanız , bilmediklerinizi öğrenirsiniz....

Bir milletin ıslahı kötülerin imhasıyla değil , neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür...
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 6
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5463
Nerden: Erzincan & Erzurum arası
Puan: +42/-9
Sınıf Öğretmeni Aday Adayı...

Offline
« Yanıtla #17 : Nisan 08, 2009, 07:48:25 ÖS »

23 Nisanla İlgili Sunu...

İçinde  aşağıda başlıklarla ilgili slaytlar(sayfalar) yer almakta...

NİÇİN BAYRAM YAPIYORUZ ?
I.DÜNYA SAVAŞI ( 1914-1918 )
KURTULUŞ SAVAŞI
TBMM  AÇILDI

Dosya ektedir....









Ekteki Dosyalar Burada

Logged

Bilgi paylaştıkça çoğalır... Bildiklerinizi paylaşırsanız , bilmediklerinizi öğrenirsiniz....

Bir milletin ıslahı kötülerin imhasıyla değil , neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür...
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 6
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5463
Nerden: Erzincan & Erzurum arası
Puan: +42/-9
Sınıf Öğretmeni Aday Adayı...

Offline
« Yanıtla #18 : Nisan 08, 2009, 08:13:31 ÖS »


23 Nisan 1920 ve Ata

Sesli ve çok güzel hazırlanmış powerpoint sunusu

İndirdiğim yerde Sunum: Zuhal Işıkdağ olarak görünüyor. Emeklerine sağlık...
Ekteki Dosyalar Burada

Logged

Bilgi paylaştıkça çoğalır... Bildiklerinizi paylaşırsanız , bilmediklerinizi öğrenirsiniz....

Bir milletin ıslahı kötülerin imhasıyla değil , neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür...
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 6
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5463
Nerden: Erzincan & Erzurum arası
Puan: +42/-9
Sınıf Öğretmeni Aday Adayı...

Offline
« Yanıtla #19 : Nisan 08, 2009, 08:21:15 ÖS »



23 Nisan ve Önemi

Slaytyerim.com tarafından hazırlanmış , sesli ve güzel bir sunu.






Logged

Bilgi paylaştıkça çoğalır... Bildiklerinizi paylaşırsanız , bilmediklerinizi öğrenirsiniz....

Bir milletin ıslahı kötülerin imhasıyla değil , neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür...
Etiket: ulusal egemenlik bayramı  çocuk bayramı  23 nisan bayramı 23 nisan oyunları 23 nisan gösterileri 23 nisan şiirleri 
  Sayfa: [1] 2  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Tüm toplama bilgisayar fırsatları için tıklayın !


Yıllık Planlar 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
2009-2010 Yıllık Planlar 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
Zümre Toplantıları 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
Belirli Günler ve Haftalar Birleşmiş Milletler Günü Kızılay Haftası 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Dünya Tasarruf Günü
Yazılı Soruları
1. Yazılı Soruları

Edubilim olarak 2009-2010 Eğitim ve Öğretim Yılında da eğitimle ilgili , bilgi , belge ve dosyalarla tüm öğrenci ve öğretmenlerin yanındayız...
Tüm hakları sakllıdır. Edubilim 2007-2009. Bu sitede bulunan bilgi , belge ve dökümanların izin alınmadan veya kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır. İletişim Adresi: edubilim@gmail.com

Edubilim I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Haritası I Site Map I Reklam
Edu Sohbet -Webmaster -Edubilim2 -Oyunpiyatforum-- Web Stats

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Çok kısa bir süre sonra sitemize
yalnızca davetiye ile üye olunabilecek...
 Hem davetiye hakkı kazanmak için hem de sitemizdeki dosyaları indirebilmek için lütfen üye olun...
Üyelik tamamen ücretsizdir, üye olmak için tıklayın