Edubilim Forumları - www.edubilim.com Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular: 2011-2012 Eğitim ve Öğretim Yılı 2.Dönem Evrakları
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 26, 2012, 03:20:06 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...




  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: Türkiye ekonomisi final 6.7.8.üniteler özet  (Okunma Sayısı 1794 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
« : Eylül 24, 2009, 03:30:02 ÖÖ »

TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜNİTE -6

***Genellik ilkesine tabi kamu ekonomisi öğeleri;
---Katma bütçeli daireler
---Özel bütçeli mahalli idareler
---Özerk bütçeli kamu iktisadi teşebbüsleri
---Genel bütçeli daireler
---Fonlar
---Döner sermayeler’dir.(aofforum.com)

***Fransa’da cari harcamaların GSMH’ya oranı yaklaşık %23-24 civarındadır.

***Türkiye’de kamu cari harcamalarının oranı ortalama %13’tür.

***1994 yılından itibaren devletin borçlanmasının temel nedeni Konsolide bütçe faiz ödemelerinin hızla artarak 1995’ten itibaren kamu kesimi borçlanma gereğini aşmışır.

***Türkiye’de kamu kesimi bütçe açıklarının en önemli nedeni borç faizleridir.

***Kamunun açığını özel sektörün tasarruf fazlası ile ülkenin dış ticaret açığı karşılamaktadır.

***Kamu kesimi bütçe fazlasının amacı borç ve faiz ödemeleridir.

***Kamu borcuna ödenen reel faiz oranının , GSMH’nın artış oranından yüksek olması borcu ve faizi artırır.

***Faiz dışı bütçe fazlasını hedefleyen maliye politikası ekonomiyi daraltır ve işsizlik üretir.

***Reel faiz oranı – Reel GSYİH artış oranı farkı ne kadar büyük ise borç yükü oranı o kadar büyüktür.Bu borç yükünü azaltmak veya sabit tutmak için milli hasıladan ayrılan faiz dışı bütçe fazlası o kadar büyük olmak zorundadır.

***Ticari bankalar arasından devlet iç borçlanma senetleri çok cazip bir iç plasman aracıdır.

***Devlet iç borçlanma senetlerinin likiditesi yüksektir ve kolaylıkla nakde çevrilebilir.

***Hazine bonolarını kimin aldığına baktığımızda en önemli alıcı kesim olarak ticari bankalar karşımıza çıkar.

***Devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) cazibesi karşısında ticari bankalar bu plasman imkanından yararlanmak için mevduat kaynaklarını kullandıkları gibi DİBS’lerini almak için yurt dışından borçlanmayı ve kur rizikosu taşımayı da göze almaktadırlar.

***Türkiye’de kamunun iç borcunun milli hasılaya oranı 2002-2003 yıllarında %55 ‘e varmıştır.
.(aofforum.com)
***İhaleli ve ihalesiz nakit karşılığı ihraç edilen senetler ,nakit senetlerdir.

***Ticari bankalar 2001’de hazinenin bono ve tahvil satışlarının %75’ini 2002’de %80’ini 2003’te %76’sını almışlardır.

***Hazine müsteşarlığı kamu net borç stokunu hesaplamak için kamunun iç ve dış borcundan ,merkez bankasının net varlıklarını ,kamunun mevduatını ,ve işsizlik sigortası fonu net varlıklarını düşmektedir.

***Döviz kurlarındaki artış dış borcun devlete reel yükünü artırır.

***Türk lirasının tam konvertibilitesine ve sermaye hareket serbestisine 1989’da izin verilmesinden beri özel sektör dışarıdan sınırsız borçlanabilmektedir.

***Dış borcun yarısından fazlası kamu kesimine aittir.

***Faiz dışı bütçe fazlası bütçede faiz ödemeleri çıkarıldıktan sonra gelirle ilgili gidrler arasındaki farktır.

***1983 yılına kadar Maliye Bakanlığı tarafından borç ve nakit yönetimi yerine getirilirken 1984’te hazine müsteşarlına verildi.

***2001 yılında faiz ödemeleri %21 ‘i bulan vergi gelirini aşmış ve %22 ‘ye ulaşmıştır.

***Hükümetler bütçe kesinleştikten sonra ek ödenek kullanabilmekte ve bunun da herhangi bir yaptırımı olmaması hedeften sapmalara neden olmaktadır.

***Kamu fonlarının kuruluş amaçları;
---Bütçe içi rekabetten korunmak
---Finansmanda ve harcamalarda esneklik kazanmak
---Öncelikli harcama alanlarına gelir tahsis etmek
---Denetimden ve saydamlıktan kaçınmaktır.

***1990 yılında tüm fon gelirlerinin konsolide bütçe gelirlerine oranı yaklaşık %57’dir.Fonların bazılarına borçlanma yetkisi de verilerek gelirlerinden daha fazla harcama yapma yetkisi verilmiştir..(aofforum.com)

***KİT yatırımları ,karlılık hesabının yanı sıra sosyal fayda maliyet tahlillerine dayalı olarak hedeflenmiştir.

***KİT’lerin kurulmasındaki amaçlar;
---Devletin ekonomideki sınai ve ticari aktivitesini en aza indirmek
---Rekabete dayalı piyasa ekonomisini oluşturmak
---Devlet bütçesi üzerindeki KİT finansman yükünü azaltmak
---Atıl fonların ekonomiye kazandırılması
---Sermaye piyasasını geliştirmek

***Özelleştirmenin amacı devleti ekonomiden çekerek özel sektöre güven içinde çalışacağı bir iş ortamı yaratmaktır.

***KİT’ler Liberal Politika döneminde 1984’te hükümetin özelleştirme idaresini kurması ile birlikte özelleştirilmeye başlanmıştır.

***1997-1999 yıllarında az gelişmiş ülkelerde vergi gelirlerinin GSYİH’ya oranı %15’tir.Zengin DECD ülkelerinin ortalaması ise %26’tır.

***Türkiye’ye kıyasla gelişmiş ülkelerde vergi gelirlerinin GSYİH’ya oranı daha büyüktür.

***Fazla ve geniş muafiyetlerin fiilen ödenen vergilerin oranlarını düşürmesi başlıca eleştiri konularından biridir.

***Gelir ve servet vergilerinin toplam vergi gelirleri içindeki payı %45’tir.Gelişmiş OECD ülkelerinde dolaylı vergilerin toplam vergilere oranı %30’dur.

***Kamu sektörünü meydana getiren öğeler klasik maliye anlayışının bütçede genellik ilkesine göre sınıflandırılmaktadır.

***Kamu borcuna ödenen reel faiz oranı (r )
Reel büyüme oranı (y)
Faiz dışı bütçe fazlası (z)
Kamu borcundaki değişme ise (db) ile gösterilir.db=b(r-y)-z

***Borcun faizi ve borcun itfası kamu borcundaki değişmeyi ifade eder.

***Dış borçlanmada itibari faiz oranı ,enflasyon oranının çok düşük olduğu ABD ve Avrupa ülkelerindeki faiz hadlerinden, kredi verenlerin kur rizikosu ve algıladıkları diğer rizikolar için ekledikleri paylardan oluşmaktadır.

***Dış borçlanma devlete kur rizikosu yüklemektedir.

***Faiz oranının düşük olması avantaj iken kur rizikosu dezavantaj olarak karşımıza çıkar.

***2003 yılında dış borç GSMH’nın %70’inden %60’ına inmiştir.

***Türkiye IMF’ye verdiği taahhütler çerçevesinde GSYİH’nın %6.5’lik kısmını faiz dışı fazla olarak hedeflemektedir.

***1984 sonrasında KİT’ler iç ve dış piyasalardan yüksek faizle ve kur rizikosuyla borçlanmaya zorlandı.

***Türkiye’de kamu ekonomisinin başlıca sistem sorunları;
---Vergi kapsamının darlığı
---Vergi adalesizliği
---Bütçe disiplinsizliği
---Harcamalar üzerinde demokratik denetim zaafı
Ayrıca kamu ekonomisindeki bu sorunlar kamu borcu stokunu arttırmaktadır.

***Türkiye’de 1941’den beri kamu fonu uygulaması olmakla beraber 1984-1990 arasında bir fon kurma furyası yaşandı.

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
« Yanıtla #1 : Eylül 24, 2009, 03:30:36 ÖÖ »

TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜNİTE -7

***II.Dünya savaşından sonra 1970’lere kadar Bretten Woods sistemi geçerli olmuştur.

*** Bretten Woods para sistemi basitçe doların altın karşılığını sabit kabul eden /bir ons yani 28 gram altın 35 dolar)ve diğer ulusların paralarının değerlerini dünya parası olan dolar üzerinden altına bağlayan bir sistemdir.
.(aofforum.com)
***15 Ağustos 1971 yılında Bretten Woods sistemi çökmüştür.

*** Bretten Woods sisteminin çökmesiyle Keynesyen politikalar terk edilip ,giderek piyasaya kurallarını öne çıkaran neoliberal politikalara geçiş yaşanmıştır.

***Neo liberal sistemin temel örgüsü ulusal paranın değerinin piyasalardan döviz arz ve talebince otomatik olarak belirlenmesidir.

***Döviz kurunun piyasaya terk edilmesiyle sermayenin uluslar arası hareketi üzerindeki temel sınırları kaldırılmış ve böylelikle faizde sermaye hareketlerini belirleyen en önemli değişken olarak tüm iktisat politikalarının merkezine yerleşmiştir.
.(aofforum.com)
***Petrol fiyatlarındaki artış birincil mal ihracatçısı çevre ülkelerinin ticaret hadlerini bozarak bu ülkelerin ödemeler dengesi açıklarını arttırmıştır.

***1970’ler sonrasında dünyada gelir ve dış ticarette yaşanan düşüşün nedenleri;
---Hızla büyüyen özel mali sermaye eşliğinde dünyanın giderek parasallaşması
---Uluslar arası sermaye piyasalarındaki büyümenin dünya reel gelir ve ihracat artışlarından çok daha büyük olması
---Dünya ticaret hacminin azalması
---Mali piyasalardaki genişlemenin faiz ve döviz kurlarında yol açtığı dalgalanmalar.

***ABD’nin artan enflasyon ve cari açıklarına müdahale etmek amacıyla faizlerini arttırması ,çevre ülkelerini de yüksek faizle borçlanmak zorunda bırakmış ve ekonomik dengelerini sarsmıştır.

***1980’li yıllarda uygulanan istikrar politikalarının temel özellikleri;
---Mal ve sermaye piyasalarının serbestleştirilmesi
---Kamu harcamalarının kısılması ,
---Üretimin ihracata yönlendirilmesi
---Sıkı para politikalarının yürürlüğe girmesi
Ekonomilerin giderek daha fazla dışarıya açılmasını hedefleyen bu tür istikrar politikalarının temel hedefi yurt içi talebin daraltılarak üretimin daha fazla ihracata yönlendirilmesi oluşturmaktadır.

***1980’leri izleyen finansal gelişmenin ayırt edici özelliği “Doğrudan finans” yani menkul kıymetlere (tahvil ,hisse senetleri ve türevleri)dayalı finansman tırmanışıdır.

***Faiz ve kur arbitrajlarından faydalanarak süresi bir yıldan az olan spekülatif sıcak para akımları diğer kısa ve uzun vadeli net yatırımlar içerisinde değerlendirilir.

***Net özel sermaye akımları 1996’da en yüksek seviyeye ulaşmıştır.

***1982-1989 arasında yıllık ortalama 14.1 milyar $ düzeyinde net özel sermaye akımları 1996 yılında en yüksek seviyesi olan 228.8 milyar $ düzeyine ulaşmıştır.1997 -98 asya krizi ile birlikte azalmıştır.
.(aofforum.com)



***1970’ler ve 1980’lerin başında toplam ihracat içindeki payı %20’ler düzeyinde olan imalat sanayi payı 1990’larda %70’lere çıkmıştır.

*** Birinci nesil yeni sanayileşen ülkeler ;Güney Kore , Hong Kong , Singapur , Tayvan’dır.

***Asya’nın en önemli sanayi temeline ulaşmış birinci nesil ülkelerin dışındaki çevre ülkelerin büyük çoğunluğu halen doğal kaynak ve vasıfsız işçi kullanımına dayalı sanayilerde yoğunlaşmaktadırlar.

***Çevre ülkelerde imalat sanayi ihracatı sadece bazı ülkelerde yoğunlaşmıştır.Bunların içinde en hızlı gelişmeyi ÇİN göstermiştir.

***Çevre ülkelerin dünya imalat sanayi içindeki payı artmış ancak katma değer içindeki payları azalmıştır.

***Çin çevre ülkelere yapılan yabancı sermaye yatırımlarının dörtte birini almaktadır.

***İmalat sanayi içinde ihracatları hızla artan dinamik ürünler , teknoloji yoğun ,yüksek araştırma ve geliştirme gerektiren mallardır.Türkiye bu ürün kategorisinde dünya ihracatındaki %6’lık payla örülmüş iç çamaşırı ürünüyle yer almaktadır.

***Gelişmiş ülkeler çevre ülkelerini serbest dış ticarete yönlendirirken kendi pazarlarını bazı ürünlere ya kısmen yada tamamen kapatmaktadırlar.Özellikle tarımsal ürünler ,dokuma ve giyim gibi emek yoğun imalat sanayi sektörlerinde korumacılık uygulamaktadırlar.

***Türkiye’de 1930’lardan 1970’lerin sonuna kadar ithal ikameci sanayileşme programı uygulanmıştır.

***Hindistan ve Çin dışındaki tüm ülkelerin dokuma ve giyim sanayindeki reel ücretleri Türkiye’den yüksektir.

***Çevre ülkeler arasında dünya imalat sanayinde gelir payını arttıran ülke gurubu Doğu Asya’nın birinci kuşak yeni sanayileşen ekonomileridir.

***1960 ve 1980 arası Türkiye’de uygulanan ithal ikameci sanayi politikalarının temel özellikleri:
---Yerli sanayi belli bir olgunluğa ulaşıncaya kadar gümrük vergisi ve kotalarla korunmaya çalışılmıştır.
---Sanayi sektörü korumacı dış ticaret politikaları ile dış rekabetten korunmaya çalışılmıştır.
---Üretim önceliği yurt içi pazarlara verilmiştir.
---Devlet gelir ve istihdam politikaları ile ekonomideki talep arışını teşvik etmiştir.
.(aofforum.com)
****1960 ve 1980 yılları arasında dört adet beş yıllık kalkınma planının hazırlandığı bu dönemde iktisadi açıdan temel öncelik sanayileşmeye verilmiş sırasıyla tüketim , ara ve yatırım malları sanayilerinin kurulması hedeflenmiştir.

***1963-77 döneminde imalat sanayi yatırımları yıllık ortalama %11’lik artışla toplam yatırımlardan daha hızlı artmış ve imalat sanayinin toplam yatırımlar içindeki payı 1963’te %33’ten 1977’de %37’ye yükselmiştir.

***Birinci beş yıllık kalkınma programı 1963-1967 yılları arasında uygulanmıştır.Birinci beş yıllık kalkınma planının finansmanında büyük ölçüde iç kaynak kullanılmıştır.

***Dış kaynak kullanımı tüketime ve yatırım taleplerini arttırırken diğer yandanda yurt içi tasarrufları azaltmış ve ithalatın hızla artmasına neden olmuştur.
.(aofforum.com)




***Türkiye 1973-1977’i döneminde hızla borçlanmıştır.Özellikle bu dönemde kısa vadeli borçların toplam dış borçlara oranının hızla artması 1977 yılında ithal ikameci politikaların tıkanmasına neden olmuştur.

***1977 yılına gelindiğinde merkez bankasının döviz rezervlerinin tükenmesi ve net dış borçlanma olanağının kalmaması Türkiye’yi borç servislerini yerine getiremeyen ülke konumuna sokmuştur.

***1968-1972 yılarında ikinci beş yıllık kalkınma programı uygulanmıştır.

***1980-88 yılları arasında Türkiye’de daraltıcı para ve maliye politikası uygulanmıştır.

***1980’lerin başında ihracatı teşvik etmek amacıyla mini devalüasyonlarla birlikte döviz kurlarına kontrollü bir esneklik kazandırılmıştır.

***1989 yılında yürürlüğe giren ve Türk parasının kıymetini koruma konusunda değişiklik yapan 32 sayılı karar ile sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi sağlanmıştır.

***1929 yılındaki dünya buhranı ve buhranla birlikte dünya ticaret sisteminin çökmesi bizim dış ticaretimizi olumlu etkilemiştir.

***1980’leri izleyen dönemde toplam ihracat içerisindeki sanayi mal grubunun payı hızla yükselmiştir.1990’larda toplam ihracatımız içinde sanayi ürünlerinin payı %90’dır.

***1990’ların toplam ihracatımız içerisinde tarımsal ürünlerin oranı %6’dır.1970’lerde %70’lerde olan tarımsal ihracatımız 1990’larda %6’lara gerilemiştir.

***Madencilik sektörünün toplam ihracat içerisindeki oranı %5’tir.hiçbir zaman %5’i aşmamıştır.(1990’lara kadar)

***Türkiye’nin en çok ithal ettiği mal gurubu sermaye ve aramalıdır.1970’lerin ortasında toplam ithalatın %50-60’ını ara malları oluştururken günümüzde bu oran %70’leri aşmıştır.

***Toplam ihracatımızın yaklaşık %32-37 ‘sini tekstil ve konfeksiyon sanayi üretmektedir. Türkiye’nin ihracatında en büyük paya sahiptir.

***Avrupa ekonomik topluluğu 1 Ocak 1958 tarihli Roma anlaşması ile kurulmuştur.

***Türkiye ile AB arasındaki ilk hukuksal anlaşma 12 eylül 1963 yılında Ankara anlaşması ile olmuştur.

***Türkiye ile AB arasında geçiş döneminin şartlarını belirleyen anlaşma katma protokoldür.23 Kasım 1970’de imzalanıp 1 Ocak 1973 ‘te yürürlüğe giren katma protokol ile geçiş dönemi başlamıştır.

***1978 yılında ekonomide yoğunlaşan krizle birlikte askıya alınan AB Türkiye ilişkileri 1986 yılında tekrar başlamıştır.

***Türkiye –AB arasında gümrük birliği anlaşması 1995 yılında imzalanmıştır.Bu anlaşmaya göre Türkiye ,AB üyesi ülkelere gümrük vergileri uygulamamakta , topluluk dışı ülkelere ise topluluğun uyguladığı ortak gümrük vergilerini uygulamaktadır.

***Türkiye’nin dış ticaretinde AB’nin payı %50 ile en fazla paya sahiptir.

***Ödemeler dengesinde yer alan temel hesaplar :
---Cari işlemler hesabı
---Sermaye hesabı
---Rezerv varlıklar
***Üç temel hesabın dışında ekonomilerin dış dünya ile muhasebelendiremedikleri kontrol dışı işlemleri mevcutsa bu tür akımlar “net hata ve noksan “ olarak ödemeler dengesinde temsil edilir.

***Bir toplumun dış dünya ile kurduğu tüm mal hizmetler ve sermaye hareketleri sonucunda oluşan parasal akımların muhasebeleştirildiği tabloya ödemeler dengesi denir.

***Türkiye’de cari denge 1975 yılından 2003 yılına kadar tüm ödemelerde açık vermiştir.

***Cari denge dört temel kalemden oluşmaktadır:
---mal ticareti ---hizmet ticareti
---yatırım dengesi ve cari transferler olmak üzere …….

***Yatırım dengesi doğrudan ve mali yatırımların kar ve faiz şeklinde ortaya çıkan kazanç hareketlerini gözlemektedir.

***Yatırım dengesinin negatif değerde oluşu yurt dışına kar ve faiz şeklinde bir gelir transferi yapıldığı anlamına gelmektedir.

***İlk kez 1986 yılında mali sermaye girişi ile başlayan portföy hesabı kısa sürede doğrudan yatırımların üstünde değer almıştır.

***1970’lerde %2-3 düzeylerinde seyreden tüketim malları ithalatı 1980’lerin ikinci yarısından sonra % 8-14 olarak tespit edilmiştir.

***Gelir dağılımının bozulması lüks tüketimi arttırmaktadır..

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
« Yanıtla #2 : Eylül 24, 2009, 03:31:06 ÖÖ »

TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜNİTE-8

***Türkiye somut olarak 1989 yılında aldığı 32 sayılı karar ile kambiyo rejimini tamamen kaldırmıştır.
.(aofforum.com)
***1980 sonrası gelişmeler:
---Türkiye ekonomisinin dünya pazarlarına açılması 1980-83 dönüşümleri ile başlamıştır.
---Öncelikle mal piyasaları dış pazarlara açılmıştır.
---Döviz kuru yüksek bir devalüasyonla esnekleştirilmiştir.
---Dışa açık ekonomi politikaları ile birlikte ithalat rejimi kademeli olarak serbestleştirilmiştir.
---Dolaylı teşviklerle sanayi sektörü ihracata yönlendirilmiştir.

***Finansal serbestleşmenin tamamlandığı dönem 1990’lardır.Türkiye 1990’lı yıllara tamamen dışa açık bir ekonomi konumunda girmiştir.

***Genellikle hükümetlerin gelişmiş ülkelerin uluslar arası finansal faaliyetlerinin kendi ülkelerine çekmek için , bankacılık finans sistemi üzerindeki denetim yada kısıtlamaları kaldırdığı yada önemli ölçüde azalttığı ,deregülasyon uygulamalarının bir sonucu olarak gösterilmekte ve ekonomilerin uluslar arası sermaye akımlarına açılma sürecine Finansal serbestleşme denir.

***32 sayılı karar ile getirilen yenilikler:
---Türkiye’de yerleşik kişiler döviz alabilirler.
---Yurtdışında yerleşik kişiler İMKB’de kota edilmiş her türlü menkul kıymeti alıp satabilirler.
---Yurt dışından döviz kredisi almak serbesttir.
---Türkiye’de yerleşik kişiler yurt dışına menkul kıymet çıkarabilirler.
---Türkiye’de yerleşik olmayan kişilerin döviz almaları transfer ettirmeleri ve yurt dışına TL göndermeleri serbesttir.

***Finansal serbestlik politikalarının birden bire devreye girmesi Türkiye’yi spekülasyon cennetine çevirmiştir.

***Türk mali piyasaları 1990’larda “derinlik sürecinde” görece ilerleme kaydetmiş görünmektedir.Ancak bu süreç iktisat kuramının öngördüğü tasarruf yatırım etkinliğinin artmasına ve sabit yatırımlara yönelik kredi havuzunun genişlemesini sağlayamamıştır.

***1999’da toplam vadeli TL mevduatının ulusal gelire oranı %2.2 ‘den %16.3’e çıkmıştır.

***Finansal serbestlik sonucunda tasarruf-yatırım etkinliğinin artarak sabit yatırımlara yönelik kredi havuzunun genişlemesinin sağlanması McKinnen –show tezi olarak yorumlanır.
.(aofforum.com)
*** Türkiye’de ihraç edilen menkul kıymet kompozisyona bakıldığında hemen hemen tamamının kamu kesimine ait olduğu anlaşılmaktadır.

***1999 itibariyle ulusal gelire oran olarak ihraç edilen menkul kıymet toplamı %39.8’dir.
Bunun %38.7’sini kamu kesimi borçlanma senetleri oluşturmaktadır.Özel kesimin hisse senetleri ihracının ulusal gelire oranı %1’i dahi bulmamıştır.

***Spekülatif yönlü büyüme dönemlerinin özellikleri:
---Sıcak para girişleri ile sağlanan aşırı değerli yerli para
---Ucuz dövize dayalı olarak azalan ithalat maliyetleri
---Sermaye giriş ve çıkışlarına bağlı olarak GSYİH’daki dalgalanmalar
---Reel üretim yapısı bozularak rantiyer tipi davranışlar beslenir.
---Uzun erimli olmayan ve krizlerle kesintiye uğrayan genişleme dönemleri
.(aofforum.com)


***Türkiye ekonomisinde 1990’lar boyunca kamu kesimi finansal araçları toplamı menkul kıymetler ihracının %95-97’sini oluşturmuştur.Geliştirilen araçların çoğunu kamu kesimi açığının finanse edilmesi için yaratılan menkul değerler oluşturur.

***Devlet iç borçlanma senetlerine dayalı finansal serbestleştirmenin mali piyasalarda yarattığı temel etkiler :
---Kamunun maliye politikası merkez bankasının parasal politikalarını ikame etmektedir.
---Hazine finansal piyasalarda tekel konumundadır.
---Devlet iç borçlanma senetlerinin düzensiz aralıklarla ve büyük boyutlarda piyasaya girmesi sonucu para çarpanı dalgalanmaya ve belirsizliğe itilmiştir.

***Döviz tevdiat hesapları 1992 yılında başlayarak önemini arttırmıştır ve toplam mevduatın yarısını oluşturmuştur.

***M 1= Dolaşımdaki para ile vadesiz mevduatın toplamını verir.Dar anlamdaki para tanımını oluşturur.

***1985 yılında M2Y ‘nin GSM’ye oranı %26.3 iken 1990 yılında %36.8’e çıkmıştır.Dolayısıyla ulusal ekonomide ulusal para kullanımı giderek azalırken dolarizasyon tehlikesi öne çıkmaktadır.

***Yurt içi ve yurt dışı tasarrufların mali sisteme aktarılması kredi hacmini genişletir.

***Bağımsız bir para politikası izlemek isteyen merkez bankasının uluslar arası rezerv akımlarını denkleştirmesine STERİLİZASYON denir.
.(aofforum.com)






***Finansal küreselleşmenin Türkiye ekonomisinde yarattığı sonuçlar:
---1990’lar boyunca mali piyasalarda derinleşme sağlanmıştır.
---Finansal küreselleşmenin tersi bir gelişme yaşanmıştır.Türkiye’de reel faiz oranları düşmemiş bilakis reel faiz yükü giderek artmıştır.
---Mali tasarrufların artmasına karşın kredi hacmi, genişlememiştir.
---Üretken sektörlere karşı sabit sermaye yatırımları artmamıştır.
---Finansal spekülatif faaliyetler hızla artmıştır.

***Türk lirası döviz piyasalarında sınırlı serbestiye geçilen ocak 1982’ye göre 2004 mayısı itibari ile reel olarak %40 oranında değer kazanmıştır.Türk lirası son 20 yılın en değerli konumundadır.

***Türkiye’de 1990 sonrası spekülatif yönlü büyümeyi etkileyen faktörler:
---Yüksek reel faiz
---Düşüş kuru
---Finansal yatırımcıların anlık coşkusu
---Menkul kıymetlerin fiyatlarındaki spekülatif değerlenmeler.
---Aşırı derecedeki yüksek faiz hadleri iktisadi kararların sanayi yatırımlarından ziyade finansal sektöre yönelmesine neden olmaktadır.

***2003’teki büyümenin ardında henüz sebebini bilemediğimiz sermaye girişlerinin yarattığı konjonktürel dalgalanmalar yatmaktadır.

***Türkiye ekonomisinin dünya pazarına açılması 1980-83 dönüşümü ile başlamıştır.

***Dünya pazarına açılma süreci 1989-90 yılları arasında tamamlanmıştır.
.(aofforum.com)



***Finansal serbestleşmenin tamamlanması ile ücretli emek gelirlerinin daraltılmasına dayalı klasik birim sürecinin gerek iktisadi gerekse politik olarak sınırına gelinmiş bunun yerine yeni tür kaynak aktarımı ve rant transferleri devreye sokulmuştur.

***İhraç edilen menkul kıymet kompozisyonuna bakıldığında kamu kesimine ait olan menkul kıymetlerin 1990’lar boyunca toplam menkul kıymetler içindeki payı %95-97 olmuştur.

***M1 ve M2 sadece ulusal para bazındaki parasal büyüklükleri ifade eder.

***M2Y’nin içinde ulusal para bazındaki büyüklüklerin dışında Döviz tevdiat hesaplarıda yer alır..(aofforum.com)

***Ulusal mali piyasaların gerek likit para arzı gerekse tasarruf biçimleriyle TL’den uzaklaşmalarının nedeni Aşırı para ikamesi-dolarizasyondur.

***Sermaye hareketlerinin serbestleşmesi sonucun da döviz dengesinde görülen yapısal değişiklik:
-----TL yapısal olarak daha değerli olduğu bir patikaya yönelmiştir.

***Türkiye ekonomisinde büyümenin doğrudan doğruya finansal sermaye hareketlerine tabi olduğu 1989 yılından itibaren gerçekleşmiştir.

***M2Y=M2+Yerleşiklerin döviz mevduatları
M2Y’nin toplam para arzı içindeki oranı hızla artmaktadır.

***Türk lirası cinsinden para arzı (M2) 1985’de GSMH’nın %24.1’ini oluştururken bu rakam 1990’ların ilk yarısında %16’ya gerilemiştir.

***ABD dışındaki herhangi bir ülkede doların ülke içindeki işlemlerde kullanılmasına DOLARİZASYON deniz..

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Etiket: Türkiye ekonomisi final 6.7.8.üniteler özet 
  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Edubilim olarak 2009-2010 Eğitim ve Öğretim Yılında da eğitimle ilgili , bilgi , belge ve dosyalarla tüm öğrenci ve öğretmenlerin yanındayız...
Tüm hakları sakllıdır. Edubilim 2007-2009. Bu sitede bulunan bilgi , belge ve dökümanların izin alınmadan veya kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır. İletişim Adresi: edubilim@gmail.com

Edubilim I Edubilim Forumları I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Haritası I Site Map

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!