MegaAdministrator
Uzman Üye
Üye No: 12233
Cinsiyet: 
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin
|
 |
« : Eylül 24, 2009, 03:29:15 ÖÖ » |
|
TURKIYE EKONOMISI UNITE1 DÜNYA İMPARATORLUĞUNUN SORUNLARI
16.-18. YÜZYILLAR ARASI KLASİK DÖNEM OSMANLI EKONMİSİ Osmanlı imparatorluğun ’da kapitalizm öncesi hâkim üretim tarzı vergisel üretim tarzı idi. Dirlik: Has, tımar ve zeamet topraklarının genel adidir. Has: Geliri 100 000 akçeden fazla olan genellikle üst düzey bürokratların maaşı karşılığında kendilerine tevcih edilen tımar topraklarına verilen genel isim. Zeamet: Geliri 20 000 ile 100 000 akçe arasında olan bürokratların maaşı karşılığında kendilerine tevcih edilen tımar topraklarına verilen isim Tımar: Geliri O ile 20 000 arasında olan bürokratların maaşı karşılığında kendilerine tevcih edilen tımar topraklarına verilen isim Ekonominin temel olgusu toplum ihtiyaçlarını karşılamaktı. 16-18 yy.’da Osm Dev’in dış siyasetinde öncelik saray, ordu, nüfusun ve loncaların ihtiyaçlarını karşılamaktı. Devlet ithalatı destekliyordu. Avrupa’nın Artan Etkisi: Osmanlı’nın 16 yyda karsılaştığı sorunlar -Avrupa ülkelerinde askeri teknolojinin gelişmesi ve Osm’nin batıya doğru genişlemesinin durması -Avrupa’da tarımsal urun talebinin artmasıdır. Fiyat enflasyonun tek sebebi Osm’nin bütçe açıklarını karşılamak amacıyla sikkeleri tahsis etmesidir. Vergilerin değeri azalınca, devlet bütçe açıklarını kapatmak için yeni vergiler koydu. Bu da halkı fakirleştirdi. Tımar sistemi çözülmeye başladı. Tımar sistemi işlevini yitirince Osmanlı tarım vergilendirmek için iltizam sistemi yaygınlaştırıldı. Devlet belirli bir yörenin vergi toplama yetkisini açık arttırma yöntemi ile mültezim denilen kişilere ihale ediyordu. SANAYI DEVRIMININ ETKISI ALTINDA 19.YY MERKEZ-CEVRE ANTLASMASI 18 yyda İngiltere ticaretle uğraşmaya başlamış demir-çelik ve başka üretim dallarına girerek dünyanın ilk sanayi ülkesi olmuştur. 19 yyda sermaye birikimi hızlandı ve makineleşme oluştu. Sanayileşmiş ülkeler sanayileşmemiş ülkelere ordularını göndererek sömürgeleştirdiler. Avrupa ülkeleri ve ABD uç asırdan beri genişleyen kapitalist dünya sisteminin merkezini oluşturdu. Osm Dev. Siyasi bağımsızlığına rağmen kapitalist merkez ülkelerinden gelen uyarılarla şekillendi. 19-20 YYDA OSMANLI IKTISAT SIYASETI Osm Dev’nin iktisadi siyasetinde İstanbul’un iasesi ve maliyenin ihtiyaçları önemliydi.1838 de İngiltere ile iktisadi tavizler verilen Balta Limanı Ant imzalandı. Antlaşma ile yabancılar ic gümrük vergilerinden muaf tutuldu. Osm Dev kendi gümrük vergilerini Avrupa devletleriyle birlikte saptamayı kabul etti. 1856 Islahat fermanı ve 1867 Nizamnamesi siyasi destek uğruna Avrupa devletlerine verlen iktisadi tavizlerdi. Tahsis: Metalist para sisteminde paranın içindeki değerli maden oranını azaltma işlemidir. 1844 de son verilmiştir. 1840 da kaime denilen ilk kağıt para ortaya çıktı. 1863 de kurulan Bank-I Osmaniye’ye para basma yetkisi verildi. 1881 de Muharrem Kararnamesi ile Duyun Umumiye kuruldu. 1923 de Tesvik-I Sanayi Kanunu-u Muvakkati’ni uygulamaya koydu Dünya Sistemine Eklemlenme Osmanlı Dev 19 yy da ihracat ve ithalat yapan bir ülke haline geldi.
CUMHURIYET’IN ILK ALTI YILI 1923-29 yılları arasında Liberal Ekonomik sistem uygulandı. Lozan Ant 5 yıllığına gümrük politikasını sınırladı. Devlet tekelleri kurup bunları imtiyazlı yerli ve yabancı şirketlere devretmek suretiyle koruma altına aldı. Asar vergisi kaldırıldı. 1930-39 Korumacı – Devletçi Sanayileşme 1929 yılında yaşanan Dünya Ekonomik Buhranı ekonomi üzerindeki etkileri azaltmak için ithalatı kontrol etmeye ve ithal ikameci sanayileşmeye yöneldi. 1930 da MB kuruldu. 1933 de Beş Yıllık Sanayi Planı uygulanmaya başladı. Dokuma, un ve sekerde dışa bağımlılıktan kurtuldu. 1940-45 İkinci Dünya Harbi Yılları Savasın ağır iktisadi etkileri; -Erkeklerin silah altına alınması üretimi etkiledi. -Buğday üretimi azaldı. -İthalat azaldı. -Sanayileşme programı askıya alindi. -1940 da çıkarılan Milli Korunma Kanunu ile hükümet tedbirler aldı. -1942 de Varlık Vergisi denilen servet vergisi alindi. 1944-46 yılları arası TMO vergisi ile tarımsal gelirleri vergilendirdi. 1946-53 Liberal Politikalarla Eklemlenme Türkiye 1946 yılında doların kurunu 1.28 den 2.80’e çıkartarak devaluasyin yaptı ve gümrük vergisi dışında ithalatı kontrol eden kısıtlamalar gevşemeye başladı. 1947 de müzmin diş ticaret acık donemi başladı. Tarımsal üretim hızla arttı. 1954-61 Dış Ticarette Kontrole Dönüş Tüketim mallarının ithalattaki payı azaldı dış ticaret açığı azaldı. Tarımın makineleşmesi, ulaştırmada karayollarına ağırlık verilmesi ve tedrici sanayileşme sonucu, ekonomi dış kaynaklara bağımlı hale geldi. 1961-79 Planlı İthal İkameci Sanayileşme Türkiye 1961 de başlamıştır. Beş yıllık kalkınma planları sonucu dayanıklı tüketim malları sanayileri genişledi. Ancak Türkiye yatırım malları ikamesinde yol alamadı.1973 de OPEC’in petrol fiyatlarına yaptığı büyük zamla uluslararası iktisadi daralma başladı.1977’e kadar Türkiye sanayileşme politikasını borçlanarak sürdürdü. 1980-89 LIBERAL POLITIKALARLA DUNYA SISTEMINE EKLEMLENME Türkiye 1980 yılında 24 Ocak kararları ile yapısal uyum dışa açılma ihracata dayalı büyüme kavramlarıyla nitelenen yeni bir liberal politika dönemine girdi. Bu sisteminin ilk tedbirleri sik devalüasyonlarla esnek bir kur politikası izlemek, iç talebi daraltmak, teşvik ve sübvansiyonlarla ihracatı desteklemek, fiyat kontrollerini ve temel mallara yapılan sübvansiyonları kaldırmak oldu. Amaç ihracatı arttirip ödemeler dengesini sağlamaktı. 1984 den sonra ithalat da kademeli olarak serbestleştirildi. 1995 de Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği antlaşması yapılarak ülke ithalatı kontrol imkanlarından da feragat etti. 84 de döviz alim satımı serbestleştirildi.1989 da yurtdışına ve yurt dışından ülkeye sermaye transferleri serbestleştirildi.
TÜRKİYE EKONOMİSİ UNITE 2 GAYRI SAFI MILLI HASILA GELISIMI
Üretim, gelir ve harcama olarak üç yöntemle hesaplanır. GSMH: Genellikle bir yılda bir ülkenin sahip olduğu kaynaklarla üretilen tüm tamamlanmış malların piyasa değeridir. GSYIH: Genellikle bir yılda bir ülke sınırları içersinde üretilen tüm tamamlanmış malların piyasa değeridir. GSMH’ YA dış alem net faktör gelirleri dediğimiz isçi dövizi, kar transferleri borç faizleri gibi gelir ya da giderlerin eklenmesi ile elde edilir. En yüksek kişi basına geliri elde eden ülke Lüksemburg, en düşük kişi basına geliri elde eden ise Etyopya’dir. Satın Alma Gücü Paritesi: Farklı ülkelerin ulusal paraların eşit değerini ifade eder. GSYIH’nin Sek törel ve Bölgesel Dağılımı GSYIH içindeki payı sürekli azalan sektör tarımdır. Sanayi sektörünün payı büyüktür. İmalat sektörü, enerji, ticaret ve ulaştırma sektörlerinin GSYIH içindeki payları istihdam içindeki paylarından daha yüksektir. GSYIH daki payı en yüksek olan bölge Marmara’dır. Üretim, yatırım ve toplam nüfus içinde en büyük paya sahiptir. Kişi basına milli gelir acısından en yüksek geliri sırasıyla: Marmara, Ege, Ic Anadolu, Akdeniz, Karadeniz, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’dur. GSMH’nin Büyümesi İlk göze çarpan istikrarsız büyümesidir. 1989 dan sonra çıkan istikrarsizligin nedeni aşırı spekülatif sermaye hareketleridir. • Gelirin Türlerine göre dağılımı Hane Halkı Dağılımı Gelirin haneler arasında nasıl bölüşüldüğünü ve hanelerin gelirlerinde zaman içinde meydana gelen değişikliklerin belirlenmesinde kullanılır. DIE tarafından yapılan anketlerde ülke içi gelir dağılımının gelişiminin izlenebileceği iki önemli gösterge: -Gini Katsayisi: Gelir eşitsizliği katsayısı olarak bilinir. Katsayının artması eşitsizliğin arttığını gösterir. -Hane Halklarını Gelirine Gore Sıralamak: Haneleri 5 eşit dilime ayrılıp her %20 lik dilimler arasında eşitsizliğin artması gelir dağılımının bozulduğu anlamına gelir. % 20 lik dilimler arasında eşitsizliğin artması gelir dağılımının bozulduğu anlamına gelir. Gelirlerin Türlerine Gore Dağılımı Hane halkı bireylerinden gelir getirenlerin çalıştıkları islerden elde ettikleri gelir, sermaye ve mulk geliri ile transfer geliri gibi parasal gelirleri ve ayni gelirlerinin toplamı kişisel kullanılabilir gelir kapsamı içinde yer almıştır. Gelirin İsteki Durumuna Gore Dağılımı DIE Gelir dağılımı anketlerinde; ücretli çalışanlar, yevmiyeli çalışanlar, işverenler, kendi hesabına çalışanlar ve ücretsiz aile isçisi olarak ayrılmaktadır. GELIRIN UCRET VE UCRET DISI GELIR SAHIPLERI ARASINDA DAGILIMI Kriz yıllarında is gücü ödemelerinin aldığı pay azalmaktadır. Bunun nedeni krizden çıkışta ücretlerin düşürülmesi politikalarıdır. Gelirin fonksiyonel dağılımı incelendiğinde Türkiye’de toplam gelirden en çok pay alanlar tarım dişi kira, faiz ve kar geliri elde edenlerdir. Fonksiyonel Gelir Dağılımı: Gelirin emek, sermaye ve toprak sahipleri arasındaki dağılımıdır. GENEL DENGE Ekonominin genel dengesi, toplam kaynaklar ile toplam harcamalar arasındaki ilişkiyi gösterir. Toplam kaynak hesaplanırken dış kaynak olarak dış açık kullanılır. Ekonomi dış açık verdiğinde ekonominin kazandığından daha çok döviz harcandığı anlamı çıkar. Dış fazla verdiğinde ekonominin kazandığından daha az harcadığı anlaşılır
• TUİK yoksulluk çalışması sonuçlarına göre yoksulluğun temel nedenleri; Eğitimsizlik-İşteki durum-TL’nin değer kazanması-Çalışılan sektör • 2005 yılı ile 2 yılı gelir dağılımı anketleri karşılaştırıldığında Birinci ikinci üçüncü ve dördüncü %20’lik dilimlerin gelirlerinde artış olmuştur. • Türkiye’de 1968 yılında GSYİH içindeki payı %40 olan fakat 2006 YILINDA %9’lar civarında inen sektör Tarım. • Türkiye’de GSYİH’nin 2001 yılından itibaren GSMH ’ nin üzerinde değer almasının temel nedeni Dış borç faiz ödemelerinin artmasıdır. • Gayri safi Milli Hasılanın ABD dolarına dönüştürülüp nüfusa bölünmesiyle elde edilen veülkenin bireylerinin refah düzeylerinin saptanması ve karşılaştırılması için kullanılan en önemli araç-Kişi başına Mili gelir. • GSYİH’nın bölgesel dağılımındaki dengesizlik Üretim ve yatırım bölgeler arasında dengesiz dağıldığının dengesizliğine işaret eder. • Türkiye’de GSYİH’nın sektörel dağılımı incelendiğinde,1980li yıllarda keskin bir artış yasayan sektör Hizmetler sektörüdür. • Türkiye’de GSYİH ve İstihdamın sektörel dağılımı incelendiğinde Mali kurumların katkısı en yüksektir. • Bie ekonomide toplam kaynaklardan dış kaynaklar ve tüketim çıkarıldığında Toplam yurt içi tasarruf’a ulaşılır. • 2000 yılında en düşük kişi başına milli gelire sahip ülke ethopyadır. • Tarım sektörünün toplam istihdam içerisindeki payı 2002 yılında %13’tür. • 2000 yılında Türkiye’de ortalama kişi başına mili gelir 3.100$ • 2000 YILINDA GSYİH nin %3’ünüyaratan bölge Doğu Anadolu Bölgesi • 2000 yılında GSYİH’nın yüzde 17’sini alan bölge Ege Bölgesi dir. • 1969-1977 yılları arasında GSMH %3,%10 arasında büyüme göstermiştir. • Türkiye genelinde 2002 yılında beşinci %20’nin toplam gelirden aldığı pay %50.1’dir. • 2002 yılında kırsal alanlar için gini katsayısı değeri 0.42’dir. • Toplam çalışanlar içerisinde 2002 yılında en düşük paya sahip olan kesim işverenlerdir. • Ücretli ve maaşlı olarak çalışanların %18.7’ini kadınlar oluşturur • Ücretsiz aile işçilerinin yüzde kaçını %74,5’ini kadınlar oluşturur. • Singapur’un 2000 yılında kişi başına milli geliri 24.700$’dır. • Türkiye’nin dışa açık büyüme gösterdiği dönem 1981-1988 • 1995 yılında Hizmet sektörünün payı %50’nin üzerine çıkmıştır. • 1994 yılında çalışan sayısının en yüksek olduğu kesim Ücretsiz aile işçileri
ÜNİTE 3 YATIRIMLARIN YAPISI VE GELİŞİMİ
Sabit sermaye stokuna yapılan ilavelere denir. Makine-Teçhizat Yatırımları; yatırım amaçlı binek otolar, ulaşım amaçlarıdır. İnşaat Yatırımları ise, gerek özel sector gerek kamu sektörü tarafından yapılan inşaatları kapsamaktadır. Üretime konu olan hammadde, malzeme mamul ve yari mamulden oluşan stok değişimleri de yatırımların bir unsurudur. YATIRIMLARIN GELISIMI VE SEKTOREL DAGILIMI Yatırımları etkileyen faktörler arasında faiz oranı, karlılık, iç ve dış talep, büyüme, döviz kuru, ücretler, istikrarsızlık gibi nedenler sayılabilir. -1980-88 İhracata yönelik büyüme donemi -1989-94 Dış finansal serbestlik donemi -1994 sonrası Kriz sonrası daralma donemi Dünya bankasının 1988,90,92 yıllarında yayınladığı Adjustment Lending raporuna göre yapısal uyum programı uygulayan ülkelerin yatırımlarında ortaya çıkan azalısın nedeni politik belirsizlik ve reformların yavaş yapılması gibi nedenlerle yatırımlarda bir dinlenme olarak yorumlanır. Özel sektör yatırımları 1988 yılında ciddi bir ivme kazanmıştır. Özellikle 1994 yılına kadar görülen hızlı artış dad is finansal serbestlik politikalarından büyük oranda etkilenmesidir. Bu politikaların alt sektörlerine göre iki temel ayırıma tabi tutulur. -Tarım, imalat, maden ve turizm alt sektörlerini içeren uluslararası ticarete konu olan sektörler -Hizmetler sektörünü içeren ticarete konu olmayan sektörler Dış finansal serbestlik politikalarının uygulanması ile birlikte iki alt sektörün yatırım trendleri birbirinden oldukça farklılık göstermektedir. Bunun nedenleri; sermaye girişi ile birlikte faiz oranlarının yükselmesi, kamu yatırımlarının azalması, dış borçların artması, bankacılık sektörünün kırılganlaşması, firmaların finansal yapılarının bozulması, cari açığın artması ve devalüasyon beklentilerinin güçleşmesi gibi bir çok faktörün yatırımları olumsuz etkilemesidir. Türkiye’ye finansal akımların artması ile Türk lirasının değer kazanması tüketim talebini artırmaktadır. Bunun sonucunda ticarete konu olan ve olmayan malların goreli fiyatları ikincisi lehine değişmektedir. Ticarete konu olmayan sektörlerde uluslararası rekabeti olmaması, yatırım maliyetindeki artışların urun fiyatlarına yansitilarak karlılığın artması bu sektördeki yatırım kararlarını olumlu etkilemektedir. Yatırımların Alt Sektörlere Dağılımı Ulaştırma-Haberleşme özel sektörün yatırım payını en çok artırdığı sektördür. Ticarete konu olan sektörlere yapılan yatırımların oranındaki azalma ülkenin uluslararası rekabet gücünün yapısal olmaktan uzaklaşmasına, teknolojik gelişme ve verimlilik artısına dayalı bir ihracat artısının yerini esas olarak ucuz fiyata dayalı bir rekabet gücünün almasına neden olmaktadır. Ücretlerin azaltılması ve devalüasyonlar aracılığıyla ihracat fiyatlarının düşürülmesinin üç olumsuz amacı vardır. -Ülke içi bölüşümü bozar. -Yatırımların maliyetini artırır. -Devalüasyona dayalı bir rekabet gücü artısı dış ticaret hadlerinin ülke aleyhine gelişmesini sağlar. Kamu yatırımları içinde imalat sanayi yatırımlarının payı azalırken, en yüksek yatırım payına sahip olan ulaştırma-haberleşme sektörüdür.
YATIRIM TESVIKI Haziran 2002 tarihinde yayımlanan 4367 sayılı “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar” hükmünce “Bölgelerarası dengesizlikleri gidermek, istihdam yaratmak ve uluslararası rekabet gücünü arttırmak için Kalkınma Planları ve Yıllık programlarda öngörülen hedefler ile Avrupa Birliği normları ve uluslararası anlaşmalara uygun olarak tasarrufları, katma değeri yüksek, ileri ve uygun teknolojileri kullanan yatırımlara yönlendirmek suretiyle yatırımların desteklenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla yatırımlara sağlanan destek unsurları; -Gümrük vergisi ve toplu konut istisnası; teşvik belgesi kapsamındaki makine ve teçhizat ithalatında ödenmesi gereken gümrük vergisi ve toplu konut fonundan istisna -Yatırım İndirimi; teşvik belgesi kapsamındaki yatırımlarda kurumlar vergisi matrahından, yore ve sektore gore % 40 ile % 200 arasinda indirim yapilmasi -Katma değer vergisi istisnası -Vergi, resim ve harç istisnasi -Kredi tahsisi; arastirma-gelistirme, cevre koruma ve teknoloji gelistirme gibi yatirimlara kredi tahsis edilmektedir. Kredi miktari faizsiz sabit yatirim tutarinin % 50 si kadar olup bu miktar 500 milyar, isletme kredisi miktari ise 200 milyar’i gecemez. Yatirim tesvik belgelerinin sektorel dagilimi incelendiginde, 2002 yili itibariyle; -% 59 imalat sanayi -% 33 hizmetler sektoru -% 4 madencilik sektoru -% 3 enerji sektoru -% 1 tarim sektoru Yatirim tesvik belgesi alan iller gelismislik derecesine gore uce ayrilir, -Gelismis Yoreler: Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Izmir Buyuksehir Belediyesi ici, Istanbul, Kocaeli -Kalkinmada Oncelikli Yoreler: Adıyaman, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ardahan, Artvin, Bartin, Batman, Bayburt, Bingol, Bitlis, Canakkale, Cankiri, Corum, Diyarbakır, Elazığ, Ercincan, Erzurum, Giresun, Gumushane, Hakkari, Igdir, Kahramanmaras, Karabuk, Karaman, Kars, Kastamonu, Kilis, Kirikkale, Malatya, Mardin, Mus, Nevsehir, Nigde, Ordu, Osmaniye, Rize, Samsun, Siirt, Sinop, Sivas, Sanliurfa, Sirnak, Tokat, Trabzon, Tunceli, Van, Yozgat, Zonguldak. -Normal yoreler (Diger iller) YABANCI SERMAYE YATIRIMLARI Türkiye’de yabancı sermaye girişini düzenleyen ilk kanun 18 ocak 1954 tarihinde yürürlüğe giren 6224 sayili Yabanci Sermayeyi Tesvik Kanunudur. 5 Haziran 2000’de 4875 sayili Dogrudan yabanci Yatirimlar Kanunu kabul edilmistir. Yabanci sirketler elde ettikleri net kar, temettu, satis, tasfiye tazminat bedellerinin, lisans, yonetim ve benzeri anlasmalar karsiliginda odenecek meblaglar ile dis kredi, ana para ve faiz odemelerini, banka ve finans kuruluslari araciligiyla yurtdisina serbestce transfer edebilirler. Turkiye’de en cok yabanci sermaye yatirimi yapan ulke Fransa’dir. Hollonda, Almanya ve ABD kaynakli firmalar izlemektedir. Türkiye ekonomisi UNIT 4 IMALAT SANAYININ GENEL GORUNUSU İmalat Sanayii Katma Degerinin Yillara Gore Gelisimi Imalat sanayii toplam ozel ve kamu katma degerinin GSMH icindeki payi 1968 yilinda %15 civarindadir. Bu oran 1980 yilinda bir ivme kazandigi gorulmektedir. 1986 da ikinci bir sicrama ile % 20 oranina gelmistir. Imalat Sanayii Yatirimlarinin ve Ihracatinin Yillara Gore Gelisimi 1980 yilindan itibaren imalat sanayii ihracati cok hizli bir artis gostermektedir. Imalat sanayii ise 1978-79 krizi ile baslayarak azalma gostermistir. 1980 sonrasi imalat sanayii yatirimlarinin artmayip ihracatin artmasinin nedenleri uygulanan ekonomi politikalaridir. 1989 sonrasinda izlenen finansal serbestlik politikalarinin sonucunda imalat sanayii ihracati azaltilmis, yatirimlar cok az da olsa canlanmistir. Bu donemde izlenen politiklar; yerli paranin yabanci paralar karsisinda degerlenmesi, faiz oraninin yukselmesi ve ic talebin yukselmesidir. 1994 yilindan sonra ihracat bir ust platoya cikmis ve imalat sabayi ihracatinin GSMH deki payi ilk kez % 10 un ustune cikmistir. Bu artisin nedeni buyuk oranda ihracat fiyatlaridir.
ÜNİTE 4 SANAYİSEKTÖRÜNÜN YAPISI VE GELİŞİMİ IMALAT SANAYIINDE KATMA DEGER VE ISTIHDAMIN KAMU VE OZEL SEKTOR ARASINDA DAGILIMI
Katma Degerin Ozel ve Kamu Sektorleri Arasindaki Dagilimi 1980 oncesinden 1986 yilina kadar imalat sanayii katma degerinde kamuve ozel sector esit paylara sahip iken 1987 yili ile birlikte ozel sektorun payi hizla artmis, kamu kesiminin payi ise sabit kalmistir. Kamu sektorunde toplam kamu imalat sanayii uretiminin % 65 kimya sektoru tarafindan yapilmaktadir. Ikincisi gida, ucuncusu ise ana metaldir. Ozel sektorde ise % 22 ile makine ve dokuma sektorleridir. Katma Deger, Istihdam ve Olcek Analizi Ozel ve kamu sektorunde katma deger belirli bir istihdam ile yaratilmaktadir. Ozel sektorde, alt sektorlerin ozel sektorun katma degeri icindeki paylari, istihdam paylarindan yuksektir. Bu konuda tek istisna dokuma sektorundedir. Bunun nedeni yogun emek yapisidir. Kamu sektorunde ise, sektorlerin istihdam paylari, katma deger paylarindan daha yuksektir. Bunun tek istisnasi sermaye yogun sector olan kimya sektorudur. 1973 den bu yana ozel sector imalat sanayinde gerek olcek gerekse isci sayisi acisindan bir artis gorulmektedir. Kamu sektorunde ise ozellikle 85 den itibaren azalma olmustur. OZEL IMALAT SANAYI ALT SEKTORLERINDE YATIRIM – IHRACAT – KARLILIK - MALIYET ILISKILERI Imalat sanayi alt sektorleri uluslararasi sanayi siniflandirmasina gore 9 alt sektore ayrilmaktadir. Bunlar gida, dokuma, orman, kagit, kimya, toprak, ana metal, makine ve diger alt sektorlerdir. Karlilik ve Maliyetler Kar paylarinin incelenebilmesi icin mark-up fiyatlama yontemi kullanilmaktadir. Mark-up Fiyatlama: Fiyatlarin dogrudan maliyetlerini karsilayacak v ek olarak belli bir kar yuzdesi saglayacak bicimde belirlenmesidir. Q r = {———} c + w satislarin artmasi ya da ucret ve ucret disi girdi maliyetlerinin dusmesi kar payini arttirmaktadir. Kar paylarinin hesaplanmasinda dikkate alinan iki temel maliyet bulunmaktadir. Bunlardan birisi ucretler, digeri ise ucret disi girdi maliyetleridir. Yatirim ve Ihracat Dokuma ve ana metal sektorleri: 1980 ihracata yonelik sanayilesme politikalarindan etkilenerek hizli bir ihracat artisi gostermis ve 1980 yilinda kazanilan ihraat ivmesi daha sonraki yillarda cok ciddi bir azalma yasamadan devam etmistir. OZEL IMALAT SANAYIINDE BUYUME VE BOLUSUM KALIPLARI Imalat Sanayiinde Buyume Kaliplari Buna iliskin tanimlar; yatirimlardaki, verimlilikteki ve istihdamdaki buyumelere dayali olarak yapilabilir. Yogun Buyuyen Sektor: Imalat sanayii geneli ve alt sektorlerinde hem yatirimlarin hemde verimliligin arttigi sektorlerdir. Kapasite Kullanimina Dayali Buyuyen Sektor: Sadece verimliligin arttigi ve yatirimlarin katma degree oraninin % 18 in altinda kaldigi sektorlerdir. Yaygin Buyume Gosteren Sektor: Yatirimlarin arttigi verimliligin sabit ya da azalan bir durum gosterdigi sektordur. Dinamik Etkin Sektor: Hem verimliligin hem de istihdamin arttigi sektordur. Statik Etkin Sektor: Verimliligin arttigi ancak istihdamin artmadigi sektordur. Durgun Kalip: Negatif verimlilik artisi ile istihdamin artisinin bir arada rastlandigi durumdur. Daralan Kalip: Hem verimliligin hem de istidamin azaldigi durumdur. Atil Birikim Kalibi: Yatirimlar artarken hem istihdam hem de verimliligin azaldigi kaliptir. Emek Kullanimina Dayali Kalip: Yatirimlar azalirken istihdamin arttigi kaliptir. Daralan Birikimsiz Kalip: Yatirimlarin, istihdamin ve verimliligin azaldigi kaliptir. Ozel imalat sanayiini yillar itibariyle buyume kaliplari acisindan degerlendirirsek: 1974-1977 Dinamik ve yogun buyume kalibi gorulur. 1978-1979 Durgun ve emek kullanimina dayali buyume gorulur. 1980 yili da durgun ve emek kullanimina dayali bir kriz yilidir. 1981-1983 ihracata yonelik buyume doneminin baslangici olan bu donem kapasite kullanimina dayali dinamik bir buyume kalibi gostermektedir. 1984-1988 Ihracata yonelik buyumenin olgunlastigi donemdir. Dinamik buyume kalibi devam ederken kapasite kullanimina dayali buyumenin yerini yogun buyume kalibi almaktadir. Finansal serbestlik uygulamalarinin ilk donemi olan 1989-93 donemi dinamik ve kapasite kullanim oranina dayali bir buyume kalibi gostermektedir. 1994 kriz yilinda daralan birikimsiz bir buyume kalibi ortaya cikmaktadir. 1995-99 doneminde durgun ve kapasite kullanim oranina dayali bir buyume yasanmaktadir. 2000 dinamik kapasite kullanim oranina dayali, 2001 statik – kapasite kullanim oranina dayali bir buyume kalibi icerisindedir. Turk imalat sanayiinde disa acilma politikalari ile birlikte belirlenen en onemli yapisal sorun verimlilik artisi ile yatirim artislari arasinda birlikte hareket eden iliskinin olmamasidir. Bu iliskinin olmasi icin yogun buyume kalibinin hakim olmasi gerekir. Imalat Sanayiinde Bolusum Kaliplari Buyume ile verimlilikteki buyumenin karsilastirilmasina dayandirilmaktadir. Eger ucretlerdeki artis, verimlilikteki artisi asiyorsa emek-yonelimli sanayilesme politikalarinin gecerli oldugu, eger reel ucretlerdeki artis, verimliligin gerisinde kaliyorsa sermaye-yonelimli bir kalibin gecerli oldugu soylenebilir. Ithal ikameci politikalarin izlendigi 1974-77 donemi toplam imalat sanayii icin verimliligin, ucretlerden daha hizli bir artis gosterdigi sermaye yonelimli deonemdir. Ithal ikameci sanayiilesme donemi bolusum acisindan oldukca dengeli bir donemdir. Ithal ikameci sanayiilesme doneminin bolusum acisindan ozelligi ic tuketime ve yuksek alim gucune dayali olmasidir. Ihracata yonelik buyume politikalarinin izlendigi donemler 1981-83 / 1984-88 gerek imalat sanayii gerek alt sektorler icin sermaye yonelimli olarak gorulmektedir. Tek istisnasi 1989-93 doneminde kimya sektorudur. Toplam imalat sanayiinde emek yonelimli olan iki doneme rastlanmaktadir. Bunlar finansal serbestlik politikalarinin uygulandigi 1989-093 ve 1995-99 donemleridir. Tek istisnasi 1989-93 donemi haric kagit sektorudur. Yerli paranin asiri deger kazanmasi, ic talepte yogun patlamalarin yasanmasi asiri sermaye girislerinin, krize yol acmasi ve bu krizlerin bolusum iliskilerinde ucretlerin bastirilmasi ile sonuclanmasi, diger gelismekte olan ulkeler kadar Turkiye icin de gecerli olmustur. Kriz yillarinin bolusum uzerindeki en temel etkisi sermaye yonelimli donemlerdir. Ozellikle krizden cikis icin bolusumun sermaye- yonelimli olarak degistirilmesinin benimsendigi soylenebilir.
Türkiye ekonomisi Ünite 5 TURKIYE TARIMI
Bir ulkenin genel sosyo-ekonomik yapisi icersinde tarim sektorunun yeri degerlendirilirken goz onunde bulundurulan etkenler; sektorun ulusal gelire katkisi, ulkenin gida urunlerinde kendine yeterlilik durumu, dis satim ve dis alim acisindan gosterdigi ozellikler, sanayi sektorune girdi saglanmasi, istihdamdaki payi, talep yaratma gucudur. CUMHURIYET DONEMI BOYUNCA ANA HATLARIYLA TURKIYE TARIMININ SOSYO EKONOMIK DONUSUMU Turkiye’de ilk kez 80-85 donemlerinde kirsal nufus mutlak olarak azalmaya baslamistir. 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Ant hukumleri geregince Turkiye Osmanli borclarini odeyecek, bes yil sure ile gumruklerindeki dusuk koruma oranlarini degistirmeyecektir. Cumhuriyeti gelistirmek ekonomik atilimlarla olanakli idi. Tarim kalkinmay saglayacak sector olarak izlenmistir. 17 Subat 1925’de Asar vergisi kaldirildi. 1935 yilinda Tarim Kredi ve Tarim Satis Kooperatifleri kuruldu. 1937’de Zirai Kombinalarin ve 1938 de Devlet Ziraat Isletmesi kuruldu. 1980’li yillar ise tarim sektorunun geriledigi ic ticaret haclerinin tarim aleyhine gelistigi bir donemdir. Ulusal ekonomiler guclendikce , buyuyen GSMH icersinde tarimin payi goreli olarak azalir. 1980 SONRASI TURKIYE TARIM SEKTORU 80-89 Donemi Ic ticaret hadlerinin hizla tarim aleyhine gelistigi bir donem olmustur. Destekleme kapsami daraltilmis, tarimsal urun fiyatlari baskilanmis ve tarimsal kamu yonetimi reorganize edilmistir. 90-99 Donemi -KIT ozellestirmeleri gerceklesti. -1990-1994 doneminde Turkiye’de emegin bolusum iliskilerindeki payinin goreli olarak artmasi, isci sendikalarinin eylemleri ile olusan ortamda ic ticaret hadleri tarim lehine gelismistir. -1994 krizi, kriz donemleri tarim sektorunun en cok kaybettigi donemdir. 1994 krizi sonrasi desteklemeye konu olan tarimsal urun sayisi 26’dan 9’a dusurulmustur. -Dunya Ticaret Orgutu kapsaminda imzalanan tarim antlasmasi ve AB ile imzalanan Gumruk Birligi Anlasmasi tarim politikalarinin dissal belirleyicileri olmustur. Dissal Cevre DTO orgutune uye ulkeler tarafindan imzalanan ve 1 Ocak 94’de yururluge giren Uruguay Turu Tarim anlasmasinin amaci tarim sektorunu serbestlestirmektir. Alinan kararlar: -Ulkelerin tarim sektorune verdikleri ic desteklerin indirgenmesi -Subvansiyonlu dissatim miktarinin azaltilmasi -Ic pazarlari koruyucu onlemlerinin ortaklastirilarak duzeylerinin indirgenmesi -Saglik ve bitki sagligi onlemlerinin dunya genelinde uyumlastirilmasi Tarimsal KIT’lerin Ozellestirilmesi 1985 yilinda Dunya Bankasi destegiyle hazirlanan Ozellestirme Ana Plani sonrasinda 1986 yilinda 3291 sayili Kamu Iktisadi Tesebbuslerinin Ozellestirilmesi Hakkinda Kanun cikarilmistir. Turkiye’de tarim alaninda ozellestirilmis ya da ozellestirilecek KIT’ler: a-)Hayvancilik Alt Sektorunde Faaliyet Gosterenler: Et Balik Kurumu, Et ve Balik Urunleri A.S., Gonen Gida Sanayii A.S., Turkiye Sut Endustrisi Kurumu, Yem Sanayii b-)Girdi Uretimi ve Dagitimi Alanlarinda Faaliyet Gosterenler: Turkiye Zirai Donatim Kurumu, Turkiye Gubre Sanayii A.S., Istanbul Gubre Sanayii A.S. , T.C. Ziraat Bankasi, Tarim Isletmeleri Genel Mudurlugu c-)Tarim Ticareti Alaninda Faaliyet Gosterenler: Turkiye Seker Fabrikalari A.S., Tutun Mamulleri, Tuz ve Alkol Isleri Genel Mud., Cay Isletmeleri Genel Mudurlugu, Tarim Satis Kooperatifleri Birlikleri Tarimsal ozellestirmeler, uretci orgutlugunun niteliksel olarak yetersiz, pazarlama kanallarinin sagliksiz oldugu Turkiye kirsal yapisinda bir cok sorunlar yaratmistir. Bunlar; -Kamu’nun cikti pazarindan ayrilmasi sonrasinda genellikle yerli ortakli cok uluslu sirketler piyasaya girmistir. -Piyasanin paylasimi ile rekabete kapali yapilar olusturmustur. -Gerileyen hammadde fiyatlari nedeniyle uretici gelirleri azalmistir. -Zayiflayan tarimsal uretim yapisi sonucunda yerli ortagin ayrilmasi ile sector yabancilasmaktadir. Destekleme Kapsaminda Degisim Tarima verilan destegin amaci; Tarimsal uretimin surekliligini saglayarak ulkenin gida guvenligini korumak, tarim ureticilerinin ve tuketicilerinin yasam duzeylerini yukseltmek, sector uretiminin ulusal ekonomiye katki olusturmasini saglamak ve dis ticarette rekabet ustunlugunu elde etmektir. Bu amacla uygulanan politika araclari: 1-Pazar Fiyat Destekleri: Uretici odaklidir. Taban fiyat ve fiyat primleri ureticinin urunune bagli olarak odenir. Bunlarin yaninda ic pazari korumak amaciyla uygulanan dis satim tesvikleri ve disalim kisitlari bu kapsamda degerlendirilir. Pazar fiyat desteklemenin en onemli olumsuzlugu tuketici fiyatlarini artirmaktir. 2-Dogrudan Gelir Destekleri: Kullanimi giderek artmaktadir. Nedeni, piyasa dengesini bozucu etkisinin en az olusudur. Baslicalari, birim alan ve hayvan basina yapilan odemeler, dogal afet ve zarar odemeleri, depolama yardimlaridir. 3-Dolayli Gelir Destekleri: genel olarak uretim masraflarini azaltici etkiye sahip onlemlerdir. Tarimsal uretim girdilerine uygulanan subvansiyonlar, dusuk faizli krediler, sermaye bagislari, urun sigortalamasina verilen devlet destekleri. 4-Tarima Saglanan Genel Hizmetler: Tarimsal alt yapi hizmetleri, egitim arastirma ve yayim hizmetleri, tarim sektorune taninan kredi kolayliklari, tasimacilikta taninan ayricaliklar. Uzun yillardan beri en yaygin olarak basvurulan destekleme araci Pazar fiyati desteklemedir. Ilk Pazar fiyati destegi uygulamasi olan bugday, destekleme alimlarina 1932 yilinda Ziraat Bankasi araciligiyla baslamis 1938 yilinda TMO’nun kurulmasi ile bu gorev TMO’ne devredilmistir. 2000 ve Sonrasi 2000’li yillarda dogrudan gelir destegi DGD sistemine gecilmesi amaclanmistir. 1999 yili sonunda uluslararasi para fonu ile imzalanan stand-by anlasmasi ve bu kapsamda verilen niyet mektuplari uygulanmakta olan tarim politikalarinda degisiklikler ongormektedir. -Oncelikle destekleme fiyatlarinin dnya fiyatlarina cekilmesi -Girdi ve ciktiya dayali destekleme sisteminin tumuyle elemine edilerek DGD sistemine gecilmesi. -TSKB,TCZB’nin yeniden yapilandirilmasi -TZDK, IGDAS, TUGSAS, TSFAS, CAYKUR, TEKEL’in ozellestirilmesi -Seker, tutun ve TSKB alanlarinda kurullarin olusturulmasi IMF reformlarinin Dunya Bankasi Yapisal uyum kredileri ile desteklenecegi dogrultusunda, Dunya Bankasi ile 2001 yilinda Tarim Reformu Uygulama Projesi imzalanmistir. Dunya Bankasi ile imzalanan 4 alt projeden olusmaktadir. a-Dogrudan gelir destegi b-Ciftci gecis programi c-Tarim satis kooperatiflerinin yeniden yapilandirilmasi d-Proje destek hizmetleri DGD sistemi gelismis ulkelerde ticarette rekabet ustunlugu saglayici bir politika araci iken az gelismis / gelismekte olan ulke gruplarinda olumsuz sonclar dogurabilmektedir. a-Tarimsal uretimin en onemli gereklerinden biri olan finans, DGD sistemi ile tarimdan daha da uzaklasmaktadir. b-Uretim bagimsiz DGD sistemi ile Turkiye’nin cok gereksinim duydugu uretim planlamasini gerceklestirmek olanaksizdir. c-Mevcut DGD sistemi, isleyis itibariyle, topragi isleyeni degil, mulk sahibini desteklemektedir. d-Mevcut sistem varsil koyluyu desteklemektedir. e-Tum girdilerin pahalilastigi bir ortamda DGD odemeleri neredeyse sabit tutularak dolayli da olsa tarimsal uretimi destekleme etkisi giderek zayiflamaktadir. f-Basvuru sayisinda ve odeme miktarindaki goreli artislara karsin butceden DGD icin ayrilan kaynaklar her yil biraz daha kisilmaktadir. g-DGD sistemi, Dunya Bankasinin TRUP Antlasmasi geregince 5 yillik bir sure icin uygulanmaktadir. Bu nedenle gecici bir yardimdir. III. NEOLIBERAL POLITIKALARIN TURKIYE TARIM SEKTORU VE KIRSAL YAPILARI UZERINDE DOGURDUGU SONUCLAR A-Uretim ve Dis Ticaret Yapisina Iliskin Sonuclar: 1980 sonrasi yaklasik ceyrek yy donemde tarim sektorunun buyume hizinin dusuk veya negative olmasi, basta hayvancilik olmak uzere tum uretim yapilarinda cokus, bircok alanda kendine yeterliligini kaybetme ve 1996 yilindan itibaren tarimda disalimci ulke konumuna giris olarak ozetlenebilir. Gunumuz Turkiye’si yagli bitkilerde, baklagillerde, celtikte ve hatta tahillarda yaptigi disalim miktarini her yil attirmaktadir. Disalimlar arasinda findik, incir, yas ve kuru uzum, turuncgiller, zeytinyagi, tutun, baklagiller ve bugday unudur. B-Mulkiyet Iliskileri Uzerine Olan Etkileri: KIT’lerin ozellestirilmesi surecinden once, kamu alandan cikisi tamamlanmakta, bir sure sonra alan yabancilasmaktadir. Koyluye sozlesmeli ureticilik iliskileri cercevesinde kendi topraginda bagimli isci rolu bicilmektedir. Tuketici ise tarim urunlerine her gecen gun daha yuksek bedel odeyerek kent yoksulu konumuna suruklenmektedir. Bunun ortaya cikmasinda, Turkiye’de uretici orgutlenmesinin yetersizligi de vardir. Turkiye’de tarimsal isletmelerin irrasyonel yapisi cogunun oz tuketime yonelik olrak uretim yapmasina neden olmaktadir. C-Emek Piyasalari Uzerine Etkileri: Yoksullasma ve sosyal yardimlasma ve dayanisma fonu / Koylere Hizmet Goturme Birlikleri araciligiyla Dunya Bankasi yoksulluk yonetimine gecis, piyasaya sunulan ucuz emek kendini somuren emek, yapisi ve koylunun gelistirdigi beak stratejileri ile kendini yeniden uretim olanaklarini aramasi biciminde sekillendirmektedir. Beka Stratejisi olarak tanimlanan, Turkiye koylusunun giderek artan zorluklara karsin kendini yeniden uretme kosullarina yonelik degisimi, baska bir deyisle yasamini surdurebilmek icin aradigi ve buldugu yollar: -Yeni gelir olanaklari yaratmaya yonelik olarak emegine acimamadir. Koylu yoksullastikca daha cok emek sarfiyatina yonelerek kendini somurmektedir. -Birikeni tuketme ve borclanmak -Tüketimi sınırlama ve kadın emeğinin sömürüsünü derinleştirmektir
Ünite 6
Hizmetler sektörü-1 Sosyal sermayenin gelişmesine yönelik hizmetler Hizmetler sektöründe yatırım GSYİH içinde hizmet sektörü nün büyüme hızı 2004-2005 yıllarında tarım ve sanayiden daha yüksektir. 2004 yılında tarım sektörü %2 ,sanayi sektörü %9.4 ve hizmetler sektörü %10.2 büyümüştür. 2005 yılında tarım sektörü %5,6, sanayi sektörü %6.5, hizmetler sektörü %8.2 büyümüştür. 2006 yılında tarım sektörü %2.9, sanayi sektörü %7.4 ve hizmetler sektörü %6.2 oranında büyümüştür. ***Hizmetler sektöründe en hızlı büyüme %19.4 ile inşaat sektöründe gerçekleşmiştir. Hane halkı işgücü anketi sonuçlarına göre ,hizmetlersektörü gsyih’nın % 60’ının üretmesine karşılık istihdamın yaklaşık %50 sini gerçekleştirmektedir. SanaYİİÇİN GSYİH NİN KATKI %30 CİVARIBNDA iken istihdam hakkı%15lerde kalmaktadır. EĞİTİM Lizbon Stratejisi:2000 de Portekiz’in başkenti Lizbon’da yapılan Avrupa konseyi toplantısı sırasında Avrupa birliği üyesi ülkelerin devlet yada hükümet başkanları tarafından geliştirilmiştir. AB ekonomisi dünyada en rekabetçi ekonomi haline getirmeyi ve 2010 tarihine kadarda tam istihdam sağlamayı hedefleyen bir gelişme planıdır. AB Lizbon Stratejisinde AB’nin rekabet gücünü arttırmak için çağ nüfusunun %12.5’inin sürekli eğitimden geçirilmeleri hedeflenmektedir. Yüksek öğrenimli gençlerin arasında işsizlik oranı en yüksek olan ikinci ülke türkiyedir. 20-24 yaş arası gençlerin yükseköğretim almış kesimin ancak %46 sı istihdam edilmektedir. AB VE EĞİTİM POLİTİKALARI Lizbon Stratejisi ÇERÇEVESİNDE 2020içinöngörülen takvime dayalı somut hedefler arasında üniversite öncesi öğreninimn tamamlanma oranının %85 seviyesine erişmesi çalışan çağ nüfusunun (25 ve 65 yaş arası)en az %12.5 oranında sürekli öğrenim programlarına dahil olması okulu terk ortalamasının % 10 eşiğinin altına düşmektedir. MAASTRİİCHT ANTLAŞMASI 7ŞUBAT 1992 DE İMZALANAN kasım 1993 de yürürlüğe giren anlaşma ile Avrupa topluluğu Avrupa birliği adını almıştır.Anlaşma ile sağlanan temel yenilikler:Ekonomik ve parasal birlik,Ortak dışişleri ve Ortak güvenlik ve Adalet ve içişlerinde işbirliği Amsterdam Antlaşması:29 mart 1996 tarihinde Torino zirveyle başlatılan hükümetler arası konferans süreci sonucunda hazırlanan Amsterdam antlaşması 16-17 hziran1997 tarihli Amsterdam zirvesinde onaylanmış ve 1 mayıs 1999 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yasal açıdan Amsterdam anlaşması, Avrupa Birliği’ni kuran Maastriicht Antlaşması ve Avrupa Toplulukları kurucu antlaşmalarının yanı sıra bazı ilgili karları tadil etme amacı taşımaktadır. Yapılan bir araştırmaya göre 2025 yılında Türkiye’de eğitim çağındaki nüfus azalacak ve 2000yılında 27.7 milyon olan 3-22 yaş grubu 2025 yılında 24.9 Milyon KİŞİYE İNECEK. Yüksek öğrenimde olan nüfus (19-22 yaş aralığı) 2000 yılında 5.648.000 iken 2025 yılında 5.077.000’düşecek. Nüfus artış oranının birçok AB ülkesinde negatif olması bu ülkelerde iş gücü açığı olacağının bir işaretidir. Bologna Süreci:Haziran 1999 da Yüksek öğretimden sorumlu 29 Avrupalı bakanın katılımıyla,2010 yılına kadar Avrupa yüksek öğretim alanı yaratmak ve dünya genelinde Avrupa’daki yüksek öğretimim daha çekici hale getirmek amacıyla başlatılmış süreçtir. Sosyal yardım ve dayanışma’yı teşvik fonu/(SYDDT) SYDTF’ yasada yoksulluk ve muhtaç durumda bulunan,herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmayan,eğitim alamayan üretim becerisinden yoksun özürlü yada süreğen hastalığı olan gibi nedenlerle sosyo ekonomik risk altında bulunanlar SYDTF ve SYDV’ nin hak sahipleri arasında bulunabilirler.
Eğitimin niceliksel yönleri Türkiyede orta öğretim sistemi esas olarak orta öğretim sitemi niteliğindedir. Meslek lielerinde okullaşma oranı %19.5 iken genel liselerde okullaşma oranı %41’dir.
Yeşil kart:Türkiye’de yeşil kartlı nüfusun toplam nüfusa oranı yaklaşık %16’dır.Toplam 11 milyon kişi yeşil kart sahibidir. Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |