Edubilim Forumları - www.edubilim.com Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular: 2011-2012 Eğitim ve Öğretim Yılı
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Şubat 09, 2012, 06:15:09 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...




  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: Tıp Bayramı ( 14 Mart ) , Genel Bilgiler , Konuşma Metni , Şiirler  (Okunma Sayısı 5830 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +34/-13

WWW
Offline
« : Şubat 22, 2009, 10:03:37 ÖS »

Aşağıda Tıp Bayramı hakkında bilgiler Edubilim tarafından çeşitli kaynaklardan toplanarak sizler için biraraya getirilmiştir... Sizde bu konu hakkında bildiklerinizi bizimle paylaşırsanız memnun oluruz...

TIP BAYRAMI (14 Mart)

"Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire” adlı tıp okulunun açılış tarihi olan 14 Mart 1827, ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul ediliyor.

14 Mart 2005 — Tıp Bayramı, ilk kez, 1. Dünya savaşı sonunda, İstanbul’un işgal edildiği günlerde, yabancı işgal kuvvetlerine karşı tıp öğrencilerinin bir tepkisi olarak 1919 yılında kutlandı. Günümüze kadar gelen bu 14 Mart kutlamaları, artık içinde bulunduğu haftayı da kapsayacak şekilde, “Sağlık Haftası” olarak kutlanıyor.

Tıbbın ilk insanla birlikte başladığı söylense de, genelde kabul görmüş olan ilk tıp büyüğü Aesculapius’dur. Kendisinden ilk kez İlyada’da Homeros bahsetmiştir: “Çağır Asklepios oğlunu, kusursuz hekimi” demektedir. Önce Zeus’un gazabıyla yıldırım çarpmasıyla öldürülen Asklepios daha sonra yine Zeus tarafından tıp tanrısı olarak ilan edilir. Tıp amblemlerinde yer eden, temeli doğu kültürüne dayanan ve tarihi M.Ö. 3000’ lere uzanan yılan figürü de, Asklepios ve O’nun asası ile bütünleşmiştir. Hatta Asklepios sözcüğünün grekçe “Askalabos” sözcüğünden geldiği söylenir ki, bu da yılan anlamına gelir. Ve Asklepios’un şifa veren gücünü yılandan aldığı, halkın da adaklarını Asklepios’a değil de bu yılana sunduğu söylenir. Öyle ya da böyle, yılanlı asası ile Asklepios tıp tarihinin önemli dönemeçlerinden birini tutan bir sembol olarak yerini almıştır.

Mitolojiden öte, yaşadığı kesin olarak bilinen ve hizmetleri sonucu tıbbın babası olarak kabul gören ise Hippocrates olmuştur. M.Ö. 460–450 yılları arasında Kos adasında doğan ve babası da doktor olan Hipokrat’ın tıbba katkıları ve getirdiği felsefe dünya tıp çevrelerince hâlâ kabul görür ve bu sebeple birçok ülkede hekimler mezun olurken “Hipokrat Andı” adı altında meslek yemini ederler.


KİŞİLER DEĞİL DE OLAYLAR YÖN VERMİŞ

Ülkemiz tarihine baktığımızda, bütün dünyanın kabul ettiği ve bu kadar eskilere dayanan tıp büyüklerimizin olmadığını görmekteyiz. Türk Doktorunun Bayramı’nda yer eden kişiler değil de olaylar olmuştur.
Osmanlı tıbbı 15. ve 16. yüzyıllara kadar İslam tıbbının etkisi altında kalmış. Bu sırada batıda 14. yüzyılda İtalya’da başlayan Rönesans 15. ve 16. yüzyıllarda bütün Avrupa’ya yayılmış. Tıp alanında da birçok buluş ve ilerlemeler kaydedilmiş. Osmanlı’da ise 17. yüzyıldan itibaren her sahada ortaya çıkan bozulmalar tıp eğitiminde de kendini göstermiş ve tıp medreseleri eskisi kadar yeni bilgilerle donatılmış hekimler yetiştiremez olmuş. Ayrıca batıda yazılan Latince, İtalyanca, Almanca tıp kitaplarını hekimler takip edememişler, dil bilen sayısının az olması, matbaanın Osmanlı’ya geç giriş ve kitap basmanın 1729’da başlamasından dolayı kitaplar tercüme edilmemiş ve yeterince basılamamış. Az sayıda bazı Osmanlı hekimleri ve bilim adamları kendi çabaları ile dil öğrenerek bu yenilikleri takip etmişler ve bu bilgileri de katarak kendi kitaplarını yazmışlar. Ama bu bilgileri yine de hekim adaylarına yeterince iletememiş.
19. yüzyıla geldiğinde durum tıp eğitimi açısından pek iç açıcı değilmiş. Tıp medreseleri eski parlak dönemlerini kaybetmiş, hatta bazıları kapanmış. Bu arada ortalığı azınlıklardan ve Avrupa’dan gelen, yabancı hekimler sarmış. Mütabbib (tabip olmayan sahte hekim) hekimler serbest hekimlik yaparak, orduda da görev alarak birçok insanın ölümüne sebep olmuşlar. Bunların önlenmesi için birçok ferman çıkarılmışsa da engel olunamamış. Çünkü yeterli tıp eğitimi verilmediği gibi yeterli sayıda hekim yetiştirilemiyormuş. İtalyanca ve Fransızca bilen az sayıda hekim gelişmeleri takip ederek çevresinde yararlı olmaya çalışmışlar. Bunlardan Şanizade Mehmet Ataullah (1771–1826), Mustafa Behçet Efendi (1774–1834) gibi büyük hekimler bu durumdan çok rahatsız olmuşlar ve yeni tıbbın tıp eğitimine girmesini savunmuşlar.
III. Selim zamanında yeni tıp eğitimi veren, bir Tıphane açılması düşünülmüş. Teşrih (anatomi) yasağından dolayı ulemadan çekinen III. Selim buna cesaret edememiş, Rumlara tıp fakültesi kurmaları için izin vermiş. (1805). O dönemin hekimbaşısı 21 yaşında ilk hekimbaşılığını yapan Mustafa Behçet Efendi’ymiş. Bu dönemde de yeni tıp eğitimi veren bir Tıphane kurulması için çaba sarf etmiş, ama amacına ulaşamamış. Nitekim Mustafa Behçet Efendi, II. Mahmut zamanındaki hekimbaşılığı sırasında (53 yaşında) tıp eğitiminin düzeltilmesi için yeniden büyük bir çaba içine girmiş ve 1827 yılında bu amacına ulaşmış.
Sultan II. Mahmut 1826 yılında uzun zamandır uğraştığı bir meseleyi halletmiş. Düzeni tamamen bozulmuş olan yeniçeri Ordusu’nu ortadan kaldırıp (17 Haziran 1826) yeni bir ordu kurmuş (Askair-i Mansure-i Muhammediye). Bu yeni orduya bir hekim ve cerrah yetiştirilmesi gerekiyormuş. Bunu fırsat bilen hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi 26 Aralık 1826’da II. Mahmut’a, arada da üç dilekçe vererek, yeni tıp okulunun kurulmasının amacını, bu okulun nasıl ve nerede kurulacağı konusunda teklifini yapmış ve Padişah da onaylamış.


14 MART 1827’DE TIP OKULU AÇILDI

Bizde tıp bayramının ne zaman kutlanacağı, ya da hangi tarihle ilişkilendirilmesi gerektiği sorusu ancak yakın tarihimizde cevap bulabilmiş. Sultan II. Mahmut’un yenilikçi hareketleri sonucu, hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’nin de katkılarıyla batılı anlamda ilk tıp mektebi olan, Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire 14 Mart 1827 Çarşamba günü Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda kurulmuş. Bu şekilde, tıp tarihimizde 14 Mart yerini almış. Aynı bina içinde Tıphane ve Cerrahhane eğitimlerini ayrı ayrı yapıyormuş. Tıp eğitimi o yıllar batıda olduğu gibi dört yılmış, son sınıfta hocalar tarafından usta ve yetenekli olanlar tesbit edilerek sınava alını ve başarılı olanlar askeri hastanelere veya ordunun tabur alaylarına muavin tabip unvanı ile tayin ediliyorlarmış. Orada bir hekimin gözetiminde birkaç sene çalışıp deneyim kazandıktan sonra da serbest hekim oluyorlarmış.

Tıphane-i Amire 1827’den 1836’ya kadar Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağında gündüz eğitimi yapıyormuş. 1836 yılında Sarayburnu’ndaki Askeri Kışla’ya (Otlukçu Kışlası’na) taşınmış. Ayrı binada eğitim gören Cerrahhane de burada tıp eğitimi ile birleşip, eğitim yatılı hale getirilmiş. Bu binanın yetersiz hale gelmesi ile Galatasaray’daki Enderun ağaları okulu tekrar elden geçirilip duzenlenmiş ve Tıbbiye 1839’da Galatasaray’ya taşınmış. Bu okula Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane adı verilmiş.

Bu okulun 17 Şubat 1839’da açılışı Sultan II. Mahmut tarafından yapılmış ve eğitiminde yeni düzenlemeler getirilmiş. Eğitim dili Fransızca olmuş ve öğrenci alınmaya başlanmış. Eğitim dilinin Fransızca olması zamanla hekim sayısında azalmaya yol açmış. Nitekim 1867 yılında Türkçe tıp eğitimi yapan Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye (Sivil Tıp Mektebi) açılmış. 1870 yılında da askeri tıp okulunda dersler Türkçeleşmiş. 1878 yılında şimdiki Sirkeci Tren İstasyonu yanındaki Demirkapı Askeri Kışlası’na taşınmış. 1894 yılında Sultan II. Abdülhamit’in emriyle Haydarpaşa’daki Tıbbiye Binası inşa edilmeye başlanmış. Bu görkemli binaya 6 Kasım 1903’te taşınılmış. Önce Askeri Tıbbiye sonra, Sivil Tıbbiye taşınmış ve 1909 yılında iki mektep birleştirerek Darülfünun Tıp Fakültesi olmuş.
Yüce önder Atatürk: Beni Türk hekimlerine emanet ediniz!

İLK KUTLAMA 1919’DA

İlk tıp bayramı 14 Mart 1919’da, işgal altındaki İstanbul’da, tıp öğrencileri tarafından kutlanmış. Tepkilerini bu şekilde dile getirmeye çalışan öğrencilerin bu törenine Dr.Fevzi Paşa, Dr.Besim Ömer Paşa, Dr.Akil Muhtar (Özden) gibi dönemin ünlü hocaları da katılmış.
1933’de “Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane” İstanbul Üniversitesi’ne dâhil olmuş. Peşinden de 1945’te Ankara Tıp Fakültesi, 1954’te Ege Tıp Fakültesi kurulmuş. Derken bugünlere gelinmiş...

Atatürk: Beni Türk hekimlerine emanet ediniz!

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +34/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #1 : Şubat 22, 2009, 10:05:26 ÖS »

TIP BAYRAMI HAKKINDA GENEL BİLGİ

İlk Tıp Bayramı 1919 yılının 14 Mart günü yapılmıştır.

 Ülkemizde batılı anlamda ilk tıp okulu olan Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire; 14 Mart 1827’de Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda açılmıştır. Bu tarih; I. Dünya Savaşı yıllarında özel bir anlam kazan. 1919 yılının 14 Mart günü ilk kez Tıp Bayramı yapılır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeliler tepkilerini bu şekilde dile getirmeye karar vermişlerdir. Öğrencilerin düzenlediği törene Dr. Fevzi Paşa, Dr. Besim Ömer Paşa, Dr. Akil Muhtar (Özden) gibi dönemin ünlü hocaları da katıldır.

1929 ile 1937 yılları arasında Bursa’da Yıldırım Bayezit Darülşifası’nda, ilk Türkçe tıp eğitiminin başladığı tarih olan 12 Mayıs günlerinde kutlanan Tıp Bayramı; 1937’den sonra tekrar 14 Mart günlerinde gerçekleştirilmiştir. 1976’dan bu yana tabip odaları 14 Mart’ı içine alan haftayı “Sağlık Haftası” olarak değerlendir. Sağlık alanındaki güncel sorunlar ve hekimlerin talepleri “Sağlık Haftası” içinde toplumun gündemine getirilir.

 82 yıl önce Tıbbiyelilerin başlattığı gelenek sürdürüyor. Hekimler; 14 Mart Sağlık Haftası’nda ülkenin sağlık sorunlarını toplumun gündemine taşıyorlar.

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +34/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #2 : Şubat 22, 2009, 10:06:33 ÖS »

TIP BAYRAMI’YLA İLGİLİ KONUŞMA

 

"Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire” adlı tıp okulunun açılış tarihi olan 14 Mart 1827, ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul ediliyor.

14 Mart 2005 — Tıp Bayramı, ilk kez, 1. Dünya savaşı sonunda, İstanbul’un işgal edildiği günlerde, yabancı işgal kuvvetlerine karşı tıp öğrencilerinin bir tepkisi olarak 1919 yılında kutlandı. Günümüze kadar gelen bu 14 Mart kutlamaları, artık içinde bulunduğu haftayı da kapsayacak şekilde, “Sağlık Haftası” olarak kutlanıyor.

Tıbbın ilk insanla birlikte başladığı söylense de, genelde kabul görmüş olan ilk tıp büyüğü Aesculapius’dur. Kendisinden ilk kez İlyada’da Homeros bahsetmiştir: “Çağır Asklepios oğlunu, kusursuz hekimi” demektedir. Önce Zeus’un gazabıyla yıldırım çarpmasıyla öldürülen Asklepios daha sonra yine Zeus tarafından tıp tanrısı olarak ilan edilir. Tıp amblemlerinde yer eden, temeli doğu kültürüne dayanan ve tarihi M.Ö. 3000’ lere uzanan yılan figürü de, Asklepios ve O’nun asası ile bütünleşmiştir. Hatta Asklepios sözcüğünün grekçe “Askalabos” sözcüğünden geldiği söylenir ki, bu da yılan anlamına gelir. Ve Asklepios’un şifa veren gücünü yılandan aldığı, halkın da adaklarını Asklepios’a değil de bu yılana sunduğu söylenir. Öyle ya da böyle, yılanlı asası ile Asklepios tıp tarihinin önemli dönemeçlerinden birini tutan bir sembol olarak yerini almıştır.

Mitolojiden öte, yaşadığı kesin olarak bilinen ve hizmetleri sonucu tıbbın babası olarak kabul gören ise Hippocrates olmuştur. M.Ö. 460–450 yılları arasında Kos adasında doğan ve babası da doktor olan Hipokrat’ın tıbba katkıları ve getirdiği felsefe dünya tıp çevrelerince hâlâ kabul görür ve bu sebeple birçok ülkede hekimler mezun olurken “Hipokrat Andı” adı altında meslek yemini ederler.

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +34/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #3 : Şubat 22, 2009, 10:09:30 ÖS »

TIBBA KİŞİLER DEĞİL DE OLAYLAR YÖN VERMİŞ


Ülkemiz tarihine baktığımızda, bütün dünyanın kabul ettiği ve bu kadar eskilere dayanan tıp büyüklerimizin olmadığını görmekteyiz. Türk Doktorunun Bayramı’nda yer eden kişiler değil de olaylar olmuştur.


Osmanlı tıbbı 15. ve 16. yüzyıllara kadar İslam tıbbının etkisi altında kalmış. Bu sırada batıda 14. yüzyılda İtalya’da başlayan Rönesans 15. ve 16. yüzyıllarda bütün Avrupa’ya yayılmış. Tıp alanında da birçok buluş ve ilerlemeler kaydedilmiş. Osmanlı’da ise 17. yüzyıldan itibaren her sahada ortaya çıkan bozulmalar tıp eğitiminde de kendini göstermiş ve tıp medreseleri eskisi kadar yeni bilgilerle donatılmış hekimler yetiştiremez olmuş. Ayrıca batıda yazılan Latince, İtalyanca, Almanca tıp kitaplarını hekimler takip edememişler, dil bilen sayısının az olması, matbaanın Osmanlı’ya geç giriş ve kitap basmanın 1729’da başlamasından dolayı kitaplar tercüme edilmemiş ve yeterince basılamamış. Az sayıda bazı Osmanlı hekimleri ve bilim adamları kendi çabaları ile dil öğrenerek bu yenilikleri takip etmişler ve bu bilgileri de katarak kendi kitaplarını yazmışlar. Ama bu bilgileri yine de hekim adaylarına yeterince iletememiş.


19. yüzyıla geldiğinde durum tıp eğitimi açısından pek iç açıcı değilmiş. Tıp medreseleri eski parlak dönemlerini kaybetmiş, hatta bazıları kapanmış. Bu arada ortalığı azınlıklardan ve Avrupa’dan gelen, yabancı hekimler sarmış. Mütabbib (tabip olmayan sahte hekim) hekimler serbest hekimlik yaparak, orduda da görev alarak birçok insanın ölümüne sebep olmuşlar. Bunların önlenmesi için birçok ferman çıkarılmışsa da engel olunamamış. Çünkü yeterli tıp eğitimi verilmediği gibi yeterli sayıda hekim yetiştirilemiyormuş. İtalyanca ve Fransızca bilen az sayıda hekim gelişmeleri takip ederek çevresinde yararlı olmaya çalışmışlar. Bunlardan Şanizade Mehmet Ataullah (1771–1826), Mustafa Behçet Efendi (1774–1834) gibi büyük hekimler bu durumdan çok rahatsız olmuşlar ve yeni tıbbın tıp eğitimine girmesini savunmuşlar.


III. Selim zamanında yeni tıp eğitimi veren, bir Tıphane açılması düşünülmüş. Teşrih (anatomi) yasağından dolayı ulemadan çekinen III. Selim buna cesaret edememiş, Rumlara tıp fakültesi kurmaları için izin vermiş. (1805). O dönemin hekimbaşısı 21 yaşında ilk hekimbaşılığını yapan Mustafa Behçet Efendi’ymiş. Bu dönemde de yeni tıp eğitimi veren bir Tıphane kurulması için çaba sarf etmiş, ama amacına ulaşamamış. Nitekim Mustafa Behçet Efendi, II. Mahmut zamanındaki hekimbaşılığı sırasında (53 yaşında) tıp eğitiminin düzeltilmesi için yeniden büyük bir çaba içine girmiş ve 1827 yılında bu amacına ulaşmış.


Sultan II. Mahmut 1826 yılında uzun zamandır uğraştığı bir meseleyi halletmiş. Düzeni tamamen bozulmuş olan yeniçeri Ordusu’nu ortadan kaldırıp (17 Haziran 1826) yeni bir ordu kurmuş (Askair-i Mansure-i Muhammediye). Bu yeni orduya bir hekim ve cerrah yetiştirilmesi gerekiyormuş. Bunu fırsat bilen hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi 26 Aralık 1826’da II. Mahmut’a, arada da üç dilekçe vererek, yeni tıp okulunun kurulmasının amacını, bu okulun nasıl ve nerede kurulacağı konusunda teklifini yapmış ve Padişah da onaylamış.

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +34/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #4 : Şubat 22, 2009, 10:11:17 ÖS »

14 MART 1827’DE TIP OKULU AÇILDI

 Bizde tıp bayramının ne zaman kutlanacağı, ya da hangi tarihle ilişkilendirilmesi gerektiği sorusu ancak yakın tarihimizde cevap bulabilmiş. Sultan II. Mahmut’un yenilikçi hareketleri sonucu, hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’nin de katkılarıyla batılı anlamda ilk tıp mektebi olan, Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire 14 Mart 1827 Çarşamba günü Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda kurulmuş. Bu şekilde, tıp tarihimizde 14 Mart yerini almış. Aynı bina içinde Tıphane ve Cerrahhane eğitimlerini ayrı ayrı yapıyormuş. Tıp eğitimi o yıllar batıda olduğu gibi dört yılmış, son sınıfta hocalar tarafından usta ve yetenekli olanlar tesbit edilerek sınava alını ve başarılı olanlar askeri hastanelere veya ordunun tabur alaylarına muavin tabip unvanı ile tayin ediliyorlarmış. Orada bir hekimin gözetiminde birkaç sene çalışıp deneyim kazandıktan sonra da serbest hekim oluyorlarmış.

 Tıphane-i Amire 1827’den 1836’ya kadar Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağında gündüz eğitimi yapıyormuş. 1836 yılında Sarayburnu’ndaki Askeri Kışla’ya (Otlukçu Kışlası’na) taşınmış. Ayrı binada eğitim gören Cerrahhane de burada tıp eğitimi ile birleşip, eğitim yatılı hale getirilmiş. Bu binanın yetersiz hale gelmesi ile Galatasaray’daki Enderun ağaları okulu tekrar elden geçirilip duzenlenmiş ve Tıbbiye 1839’da Galatasaray’ya taşınmış. Bu okula Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane adı verilmiş.

 Bu okulun 17 Şubat 1839’da açılışı Sultan II. Mahmut tarafından yapılmış ve eğitiminde yeni düzenlemeler getirilmiş. Eğitim dili Fransızca olmuş ve öğrenci alınmaya başlanmış. Eğitim dilinin Fransızca olması zamanla hekim sayısında azalmaya yol açmış. Nitekim 1867 yılında Türkçe tıp eğitimi yapan Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye (Sivil Tıp Mektebi) açılmış. 1870 yılında da askeri tıp okulunda dersler Türkçeleşmiş. 1878 yılında şimdiki Sirkeci Tren İstasyonu yanındaki Demirkapı Askeri Kışlası’na taşınmış. 1894 yılında Sultan II. Abdülhamit’in emriyle Haydarpaşa’daki Tıbbiye Binası inşa edilmeye başlanmış. Bu görkemli binaya 6 Kasım 1903’te taşınılmış. Önce Askeri Tıbbiye sonra, Sivil Tıbbiye taşınmış ve 1909 yılında iki mektep birleştirerek Darülfünun Tıp Fakültesi olmuş.

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +34/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #5 : Şubat 22, 2009, 10:13:59 ÖS »

TIP BAYRAMI’YLA İLGİLİ ŞİİRLER

 

BU CAN EMANET BİZE

 

Bu can emanet bize,

Onu korumalıyız.

Dert biner ensemize,

Tedbirli olmalıyız.

 

Düzenli gıda alıp,

İyi beslenmeliyiz.

Her şeyi çok yıkayıp,

Tertemiz yemeliyiz.

 

Yoksa hasta oluruz,

Düşeriz yataklara,

Arkadaşsız kalırız,

Bakarız sokaklara.

 

Mikroplu gıdalardan,

Çok uzak durmalıyız.

Karanlık odalardan,

Güneşe çıkmalıyız.

 

Hastalığın nedeni,

Kirli, pis yiyecektir.

En çok koruyan seni,

Dikkat ve temizliktir.

 

Kasım KAPLAN

 

 

 

DİŞ HEKİMİ

 

Hiç kimseden korkmadım

Dişçiden korktuğum kadar

Herkes benden korksun istiyorum

O yüzden büyüyünce ben

Bir dişçi olacağım.

 

Gelin isterseniz şakayı

Bir yana bırakalım

Sağık gibi değerli

Bir şey yoktur dünyada

Her organın sağlığı

Önemldir elbet te

Ama

Sağlıkların en önemlisi

Diş sağlığı.

 

Bugün harcarsan

Dişini hoyratça

Bakmazsan ona

Yarın bakmaz sana o da

İşini göremez gereğince

Çekeceğin diş ağrıları da caba

ihmalcilik yüzünden katlanmaya

değer mi acaba

bütün bunlara? ..

 

Sevmeyen, korumayan dişini

Sevmiyor demektir kendini.

 

Fevzi Günenç

 

 

 

 

SAĞLAM KAFA

 

Sağlam bir kafa için,

Sağlam bir vücut gerek.

Tertemiz yiyin,için,

Kuvvetlenin giderek.

 

Bugün dünya yüzünde,

Çok fakir ülkeler var.

Gecesi gündüzünde,

Aç kalan bebekler var.

 

Beslenmeyen her insan,

Mahkum hasta olmaya.

Yataklara düşer can,

Koşar derman bulmaya.

 

Dünyada çok ülkede,

Çok çeşit hastalık var.

Hastalık her bölgede,

Çoğu pislikten doğar.

 

Kasım KAPLAN

 

 

 

 

TABİBİM

 

Hayatta babana güvenme derdik

Emanet hayatı eline verdik

Sırlarımızı da sana söylerdik

Sıhhat ve afiyet için tabibim

 

Sağlı korumak makbuldür dince

Bir sızı içimde inceden ince

Dostu / postu bile bilmezdik önce

Kaybedince kıymet bildik tabibim

 

Mikrobu / aşıyı bilmez kaçarız

İnsanız doğaya mikrop saçarız

Sağlıksız ortamda ilgin yaşarız

Sağlıklı yaşamı öğret tabibim

 

Neremiz ağrırsa canımız orda

Dikkatsiz davranıp kalırız zorda

Acı haber çabuk duyulur zor da

Alıştır acıya bizi tabibim

 

Hayatın kaynağı duru su bizde

Sonsuzluğu arar dururuz sizde

Ab-ı hayat nerde hangi denizde

Bulup yeter bir doz versen tabibim

 

Zeki İ. KIZILIŞIK

Yukarıdaki bilgilerin bir kısmı bilgiyelpazesi.blogcu.com dan alıntıdır. Emek verip hazılayanların ellerine sağlık...

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +34/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #6 : Şubat 26, 2009, 03:35:54 ÖÖ »

TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ KONUŞMA METNİ, AÇILIŞ KONUŞMASI -2

14 Mart, tıp bayramı olarak kutlanmaktadır ülkemizde. Bugün de 14 Mart ve biz yeni bir tıp bayramını kutluyoruz.

 
Osmanlı Padişahı II. Mahmut döneminde Hekimbaşı Behçet Efendi’nin girişimi ile 14 Mart 1827’de Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire kurulmuştur. Bu modern tıp okulu Osmanlı İmparatorluğu’ndaki sağlık eğitimi ve örgütlenmesine atılan  ilk modern adımlardan biridir.

 
Ülkemizde Tıp Bayramı’nın kutlanması için seçilen 14 Mart tarihinin anlamı yukarıdaki paragrafta saklıdır.

 
Tarihin anlamı yukarıdaki paragraftadır da  peki özü nerededir..?!

 
Medyada bu sene Tıp Bayramı’nın 179. yılının kutlandığını duyacak, okuyacaksınız. 14 Mart 1827 den bu yana geçen süreyi temsil eden bu sayı, rakamsal olarak doğru olsa da işin özünü temsil etmediği düşüncesindeyim.

 
Neden mi..?!


Çünkü ülkemizde ilk defa Tıp Bayramı 14. Mart. 1919 yılında İstanbul’da işgalci emperyalist güçlere karşı bir tepki ve direniş hareketi olarak kutlanmıştır. Antiemperyalist bir düşünce ile yaşama geçirilmiş olan tıp bayramı’nın doğumu 1919; 14 Mart’ıdır ve bu hesaba göre biz 87. Tıp Bayramı’nı kutlayacağız.

 
14 Mart Tıp Bayramı’nda antiemperyalist bir öz, ülkesini seven, ülkesine sahip çıkan bir refleks vardır. 14 Mart’ta hekimlerimiz bir yandan ülkenin sağlık sorunlarına, sorunların çözümlerine, kendi özlük haklarına dikkat çekerken ki çıkış kaynağı bunu gerektirmektedir, diğer yandan yılın yorgunluğunu bir araya gelerek “tıp balo”sunda atmaya çalışmaktadır.

 
Yıllardır bu iki şeyin; sorunların dile getirilmesi ile  “tıp balo”sunun zıt olduğu varsayımı üzerine yükselen tartışmalar olmuştur. Bir görüş; 14 Mart ilk modern tıp okulunun  kurulduğu tarihtir ve bunu bayram olarak “tıp balosu” ile kutlamaya hakkımız var derken diğer bir görüş;  ülkemizde, sağlık alanında, hekimlerin özlük haklarında ciddi sıkıntılar vardır, 14 Mart Tıp Bayramı olarak kutlanamaz, “tıp balo”su yapılamaz demektedir.

 
Hatırlamakta yarar var ilk tıp bayramı 14 Mart 1919 da emperyalist güçler tarafından işgal edilmiş İstanbul’da kutlanmıştır. Bir direniş ve başkaldırı simgesi olarak düşünülüp yaşama geçirilmiştir. 14 Mart Tıp Bayram’ı işgale karşı başkaldırının bir parçası olarak  organize edilmiştir.

 
Bir yandan tıp bayramının çıkış noktası, diğer yandan sağlıkta sorunların ve hekimlerin özlük haklarının dile getirilmesi ile tıp bayramı’nın  çelişen şeyler olmaması bu tartışmaları gereksiz kıldığı, kafa karıştırdığı düşüncesindeyim.

 
Son yıllarda sağlık sisteminde yapılan, yapılmaya çalışılan değişiklikler ile gerek sağlık hizmetinin  ticari boyutunun ağır basması sonucu yaşanan sıkıntılar, gerek hekimlerin özlük haklarındaki ciddi gerilemeler,  gerekse ticarileşen sağlık hizmetlerinin  hekim davranışlarında yol açtığı yozlaşmalar  ve bu yozlaşan hekim davranışlarının abartılı bir şekilde genelleştirilerek  sağlık hizmetlerinde ticarileşmeyi arttıran kararlara  gerekçe olarak kullanılması kafa karışıklığını daha da arttırmaktadır.

 
Biz hekimler 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlama çerçevesinde  ülkemizin sağlık sorunlarını, çözüm yollarını dile getirip, özlük haklarımıza dikkat çekerken, tıp balosunda da bir yılın yorgunluğunu atacağız. Bunların birbiriyle çelişmeyen aksine bir birini destekleyen şeyler olduğunu da unutmayacağız

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +34/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #7 : Şubat 26, 2009, 03:37:48 ÖÖ »

Tıp Bayramı İle İlgili Açıklamalar - Bilgiler

 
Türkiye'de tıp alanından çalışanların hizmet sorunlarının tartışıldığı, bilime katkılarının ödüllendirildiği bir anma ve kutlama günüdür. Her yıl 14 Mart günü kutlanır. 14 Mart 1827'de, II. Mahmut döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet'in önerisiyle ilk cerrahhanenin, Şehzadebaşı'daki Tulumbacıbaşı Konağı'nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kurulması, Türkiye'de modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir. Okulun kuruluş günü olan 14 Mart, "Tıp Bayramı" olarak kutlanmaktadır.

 
İlk kutlama, 1919 yılını 14 Mart'ında işgal altındaki İstanbul'da gerçekleşmiştir. O gün, tıp okulu öğrencileri işgali protesto için toplanmış ve onlara devrin ünlü doktorları destek vermişti. Böylece tıp bayramı, tıp mesleği mensuplarının yurt savunma hareketi olarak başlamıştır.

1929- 1937 yılları arasında 12 Mayıs günü Tıp Bayramı olarak kutlandı. Bu tarih, Bursa'daki Yıldırım Darüşşifası'nda ilk Türkçe tıp derslerinin başladığı tarih olarak kabul edildiği için Tıp Bayramı yapıldı ancak zamanla bu uygulamadan vazgeçildi ve yeniden 14 Mart Tıp Bayramı oldu.

1976'dan beri sadece 14 Mart günü değil, 14 Mart'ı içine alan hafta boyunca kutlama yapılmakta ve bu hafta Tıp Haftası olarak kabul edilmektedir. Dünyada benzer kutlamalar, farklı tarihlerde yapılmaktadır. Örneğin ABD'de ameliyatlarda genel anestezinin ilk defa kullanıldığı 30 Mart 1842 tarihinin yıldönümü; Hindistan'da ünlü doktor Bindhan Chandra Roy'un doğum (ve aynı zamanda ölüm) yıldönümü olan 1 Temmuz günü Doktorlar Günü olarak kutlanır.

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 6
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5463
Nerden: Erzincan & Erzurum arası
Puan: +42/-9
Sınıf Öğretmeni Aday Adayı...

Offline
« Yanıtla #8 : Mart 13, 2010, 04:21:49 ÖÖ »

Tıp Bayramı

Albert K. Murray çizimiyle bir hemşire - yağlı boya, 1942

Tıp Bayramı, her Mart ayının 14'ünde kutlanan, Türkiye'de tıp alanından çalışanların hizmet sorunlarının tartışıldığı, bilime katkılarının ödüllendirildiği bir anma ve kutlama günüdür.

Tarihçe


14 Mart 1827'de, II. Mahmut döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet'in önerisiyle ilk cerrahhanenin, Şehzadebaşı'daki Tulumbacıbaşı Konağı'nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kurulması, Türkiye'de modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir. Okulun kuruluş günü olan 14 Mart, "Tıp Bayramı" olarak kutlanmaktadır.
İlk kutlama, 1919 yılının 14 Mart'ında işgal altındaki İstanbul'da gerçekleşmiştir. O gün, tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran'ın önderliğinde, tıp okulu öğrencileri işgali protesto için toplanmış ve onlara devrin ünlü doktorları da destek vermişti. Böylece tıp bayramı, tıp mesleği mensuplarının yurt savunma hareketi olarak başlamıştır.www.edubilim.com
1929-1937 yılları arasında 12 Mayıs günü Tıp Bayramı olarak kutlandı. Bu tarih, Bursa'daki Yıldırım Darüşşifası'nda ilk Türkçe tıp derslerinin başladığı tarih olarak kabul edildiği için Tıp Bayramı yapıldı. Ancak zamanla bu uygulamadan vazgeçildi ve yeniden 14 Mart Tıp Bayramı oldu.
Günümüzde [değiştir]


Tıp sembolü

1976'dan beri sadece 14 Mart günü değil, 14 Mart'ı içine alan hafta boyunca kutlama yapılmakta ve bu hafta Tıp Haftası olarak kabul edilmektedir.

Dünyada benzer kutlamalar, farklı tarihlerde yapılmaktadır. Örneğin ABD'de ameliyatlarda genel anestezinin ilk defa kullanıldığı 30 Mart 1842 tarihinin yıldönümü; Hindistan'da ünlü doktor Bindhan Chandra Roy'un doğum (ve aynı zamanda ölüm) yıldönümü olan 1 Temmuz günü "Doktorlar Günü" olarak kutlanır.

Kaynak : wikipedia.org

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Bilgi paylaştıkça çoğalır... Bildiklerinizi paylaşırsanız , bilmediklerinizi öğrenirsiniz....

Bir milletin ıslahı kötülerin imhasıyla değil , neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür...
Etiket: tıp bayramı  14 mart  tıp bayramı hakkında bilgiler  tıp bayramı şiirleri 
  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Edubilim olarak 2009-2010 Eğitim ve Öğretim Yılında da eğitimle ilgili , bilgi , belge ve dosyalarla tüm öğrenci ve öğretmenlerin yanındayız...
Tüm hakları sakllıdır. Edubilim 2007-2009. Bu sitede bulunan bilgi , belge ve dökümanların izin alınmadan veya kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır. İletişim Adresi: edubilim@gmail.com

Edubilim I Edubilim Forumları I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Haritası I Site Map

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!