Yeni Üye
Üye No: 6474
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: İstanbul
Puan: +0/-0
|
 |
« : Mart 26, 2009, 12:03:15 ÖÖ » |
|
TÜRKİYE' DE NEVRÛZ NASIL KUTLANIR? Türk dünyasında ve onun bir parçası olan ülkemizde Nevrûz, yeniden canlanmaya başlayan dünyanın insanlara sunduğu bolluk, dirilik, gönlümüzde yarattığı sevgi, kardeşlik, paylaşma, barış ve dostluk duyguları ile her yıl 21 Martta kutlanmaktadır. Baharın müjdesi olan Nevrûz, gelenek ve göreneklerimiz arasında en sıcak ve canlı bir şekilde kutlanılan bir bayramdır. Bu sıcaklık, bizim dünyamızın var olabilmesi için gerekli ana unsur olan hava, su ve toprağı ısıtan ateştir. Nevruz, ülkemizde her ne kadar resmî bir tatil olmasa da asırlardır Anadolu'muzun değişik bölgelerinde "Mart Dokuzu, Mart Bozumu, mesir şenlikleri, yörük bayramı" adı altında millî bir bayram olarak kutlana gelmiştir. Öyle ki, ülkemizin en zorlu günlerinde düşmana karşı ölüm kalım mücadelesi sürdürülürken bile bu kutlamalardan geri kalınmamıştır, hattâ 21 Mart 1922 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın katılımıyla Ankara'da Nevrûz şenlikleri düzenlenmiştir. Nevrûzda atalarımız türküler söyleyerek, halaylar çekerek, at üstünde yarışlar yaparak, ateşten atlayarak, güreş yaparak, pikniğe giderek sevgi, dostluk, kardeşlik örneği sergilemişlerdir. Özellikle Türk devletlerinde Nevrûz yemeklerle kutlanır. Nevrûzda verilen yemekten yemeyenler ev sahibine hakaret etmiş olurlar. Nevrûzda törenlere insanlar çağrılmadan giderler. Plânsız, programsız bir araya gelir ve tanışırlar. Aynı ateşin üstünden atlarlar, çünkü Nevrûz kutlamalarında yakılan meydan ateşi bugünü kutlayan herkesin içindeki sevgi ateşidir. Herkes aynı ateşte yanmaktadır. Nevrûzda sevgiler vücut diliyle anlatılır. Vücut dili, insanlığın ortak dilidir. En inandırıcı ve samimî dildir. Manisa'da 21 Mart Mesir Bayramı olarak kutlanır. Nevrûz şenliklerine mânâ katan en özel yiyecek Nevrûz macunudur. Nevrûz günü yenilmek üzere yapılan bir nevi tatlı yahut macuna Nevrûziye denir. İran'da makbûl olan Nevrûziyenin tertibi usûlüne "heftsin (yedi.s)" derler. Macun, ilk harfleri sin (s) ile başlayan yedi şeyden yapıldığı için bu adı almıştır. O yedi şey şunlardır: Şomak, sebze, sümbül, semek, sirke, sir, senced. Semek, balık; sir, sarımsak; senced, iğde demektir. Osmanlılar devrinde Nevrûziye macunu eczacılar tarafından yapılır, özellikle hekimbaşı tarafından Nevrûz'da hazırlanıp saraylılara sunulan macuna itibar edilirmiş. Manisa Merkez Camii Minaresi'nden her yıl halka atılan mesir macununun atası budur. Rivayete göre, ünlü Şeyh Merkez Muslihiddin Efendi 1539 yılında Yavuz Sultan Selim'in haremi ve eşsiz güzelliğiyle ünlü Hafza Sultan'ın yaptırdığı Darüşşifa' da 40 türlü ecza ve baharattan bu macunu yeniden terkip etmiş ve Nevrûz gününde şifâ niyetine halka dağıtmıştır. Daha sonraki asırlarda bu terkip giderek değişmiş ve karanfil, kakule, amber, gülyağı, vanilya, misk, tarçın, kişniş, lavanta ruhu, gül kurusu, beyaz şeker, badem yağı, pespâse, Hindistan cevizi, melek otu, kasb-ı ıtrî, serçe kanadı, bal vb. ilâvesiyle kuvvet macununa dönüşmüş; ancak son asırda onun da ölçüsü bozularak 15-20 çeşit baharatı karıştırarak ucuz ve faydasız macunlar yapılıp satılır olmuştur. Türkler Müslümanlığı kabul ettikten sonra Nevrûz kutlamaları yaygınlaşmıştır. Alevî ve Bektaşîler bu günü Hz Ali'nin doğum günü ve Hz. Fatıma ile evlendiği gün olarak kabul ederler. Şiîler Nevrûz' u Hz. Ali'nin halife ilân edilişinin yıl dönümü olarak kutlarlar. Nevrûz genellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak kutlanır. Nevrûz Türkler aracılığıyla Asya ve Avrupa'ya yayılmıştır. Nevrûz'da insanların çok farklı kutlamaları vardır. Bunlardan en bilinenleri; cirit oynamak, yumurtayı çeşitli renklere boyamak, çocukların ellerine Nevrûz çiçeğini alarak bir dala dolamaları ve komşu komşu gezdirerek çeşitli hediyeler almaları, niyet tutmak gibi. Nevrûz sayesinde insanlar birbirleriyle daha çok kaynaşır, beraberlik duygusu güçlenir, kardeşliğin önemi anlaşılır, tabiatın ve ürünlerinin önemi bir kez daha vurgulanır. İnsanlar evlerinde yıllardan beri süre gelen geleneklerini devam ettirir. Ateşler yakılır, oyunlar oynanır, yemekler pişirilir ve herkes aşını ortaya koyar. İşte buradan anlaşılıyor ki, Nevrûz tam bir paylaşım, birlik, kardeşlik, mutluluk bayramıdır. Çiçeklerin açması, tabiatın canlanması, karların eriyerek dağları terk etmesi insanları duygulandırır. Nevrûz, Cumhuriyetin ilk yıllarında da resmî bayram olarak büyük törenlerle kutlanmıştır. 1925 yılında Ankara' da Nevrûz münasebetiyle Mustafa Kemal Paşa' nın huzurunda yapılan bir resmî geçitte, askerî kıtalar başlarında "gök sancaklar al sancaklar" olduğu halde yürümüştür. 1926 yılında Milâdî takvimin kabulü ile Nevrûz yılbaşı olmaktan çıkmış, fakat Mart ayı son senelere kadar Türkiye Cumhuriyeti Devletinde malî yılbaşı olarak varlığını korumuştur. Halk arasında Nevrûzda bütün varlıkların Allah'a secde ettiği inancı yaygındır. Bugün bir yıllık rızkın tayin edildiği düşüncesiyle evler boyanır, sofralar yiyeceklerle donanır, suçlular bağışlanır, küsler barışır. Yine bu günde yörelere göre cirit oyunları, mahallî oyunlar, kılıç-kalkan oyunları sergilenir. Genç kızlar ve erkekler niyet tutarlar, niyetleri çıkarsa gelecek Nevrûzda kurban kesmek üzere kurban adarlar. Aslında Nevrûz' da yapılan bütün eğlencelerin bir tek gayesi vardır: Hayatla bütünleşmek. Eğlenceler tabiatın coşkusunu izleyerek ona ne derecede mecbur olduğumuzu anlamamızı sağlar. Trakya'da kutlanan Nevrûz gününde kırlara çıkılarak karabiber ve tuz ekilir, "Yarım kuzu" denilen haşlanmış yumurta yenir. Kars'ın bazı yörelerinde Nevrûzdan önceki Çarşamba gecesi damlarda ateş yakılır. Ertesi Perşembe günü de ölü bayramı olarak kabul edilir. O gün yoksullara, çocuklara yemiş, helva vb. dağıtılır, mevlit okutulur. Ölüler ziyaret edilip arta kalan yemiş ve helvalar onların üzerine dökülür. Bingöl civarında baharı müjdeleyen kardelen çiçeğini ilk bulana güzel hediyeler verme âdetinin olduğunu kayıtlardan öğreniyoruz. Çeşitli yerlerde, çeşitli şekillerde ve farklı inanışlarla kutlanıyor olsa da aslında Nevruz ’un tek bir ortak gayesi vardır: baharın gelişinin kutlanması. Aslında Nevruz kutlamaları tamamen bahane, asıl istenen insanların mutluluk içinde hayat dolu günler geçirmeleri. Zaten hepimizin ihtiyacı olan da bu. Mutlu olmak ve hayatı getirdiği güzelliklerle yaşamak. “Nevruz, (Alevî vatandaşlarımız için) büyük bayramdır. Bektaşîler gibi onlar da Nevrûz’ u, Hz. Ali’nin doğduğu gün olarak kabul ederler. O gün Abdal Mûsâ adına bir kurban kesilir ve o akşamki toplantılardan sonra, dede köyüne döner. Bu yüzden aralarında “Çiğdem bitti, dede gitti” sözü bir atalar sözü hâlinde söylenegelmiştir.”
Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |