Administrator
Uzman Üye
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 5627
Puan: +19/-0
|
 |
« Yanıtla #2 : Ekim 27, 2007, 06:05:45 ÖS » |
|
II.BÖLÜM : ENTEGRE RİSK YÖNETİMİ 2.1.Entegre Risk Yönetiminin Yapısı Günümüzün risk yönetimi yaklaşımları kurum faaliyetlerine birçok farklı açıdan bakmakta, piyasa pozisyonlarına yasal gerekliliklere, kredi portföyüne ve operasyonlara ilişkin tüm riskleri göz önüne almaktadır. Ancak esas zor olan bu risklerin tümünü ölçmek ve bunların gerçekleşme olasılıklarını, muhtemel sonuçlarını ve birbirleriyle olan ilişkilerini değerlendirebilmektir. Kurum Çapında Entegre Risk yönetimi yaklaşımına ihtiyaç duyulmasına yol açan nedenler şu şekilde sıralanabilir: • Organizasyonların giderek daha büyük ve karmaşık bir yapıya sahip olmaları ve bu nedenle farklı risklerle karşı karşıya kalmaları, • Organizasyonların uluslararası platformlarda faaliyet göstermeleri, • Geleneksel kontrol ve gözetim yöntemlerinin sürekli olarak değişen risk profillerini yönetmekte yetersiz kalması, • Yatırımcıların, derecelendirme kuruluşlarının, düzenleyici kurumların ve sermaye piyasalarının risklerin nasıl yönetildiği konusuna yoğunlaşan ilgileri, • Riskler üzerindeki kontrollerin aksaması sonucu kabul edilebilir sınırın ötesindeki olaylar, • Müşterilerin, satıcıların ve medyanın artan ilgisi ve beklentileri, Ayrıca belirli bazı risklerin etkin olarak yönetilmemesi, piyasa riski , çevre riski ve itibar riski gibi diğer bazı riskler ister istemez maruz kalmasına yol açabilmektedir. Kurum Çapında Entegre Risk yönetiminin tasarımı, tüm risk yönetimi fonksiyonlarının başarısı için son derece önem taşımaktadır. Başarılı risk yönetimi sistemlerinde, Yönetim Kurulu, stratejik planlama ve hedeflerin ve üstlenilebilecek risk düzeyinin belirlenmesinden sorumlu tutulmaktadır.Daha sonra üstlenilmek istenilen risk tüm organizasyona duyurulmakta ve organizasyonun alt kademeleri tarafından anlaşılması sağlanmaktadır. Ancak riskleri bilmek yetmemektedir; somut sonuçlar ortaya koyabilmek için risklerin kurumun hedefleri ve stratejileri ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle kurum çapında risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi, kontrol aktivitelerinin oluşturulması, gözetim ve raporlamanın düzenli olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu yaklaşımın başarıya ulaşabilmesi için: • Yönetim kurulunun ve üst yönetimin desteği ve aktif rol oynaması sağlanmalıdır, • Riskleri yönetmek için sorumlu bir birim oluşturulmalı ve bu birimin sorumlu yöneticisi belirlenmelidir, • Tüm risk çeşitleri ele alınmalıdır, • Tüm risk faktörleri değerlendirilmelidir, • Değerlendirmeye organizasyonun alt seviyelerinden başlanmalıdır, • Risklerin hedefleri nasıl etkilediği üzerine yoğunlaşılmalıdır, • Veri toplanmalı ve modeller oluşturulmalıdır, • Risk değerlendirmeleri raporlanmalıdır, • Risk değerlendirmelerinde ortaya çıkan bilgiler uygulanmalıdır. Kurumlar artık faaliyetlerini çevreleyen risklerin bağımsız birimler itibariyle yönetilemeyeceğinin farkına varmışlardır. Geçmişte risk yönetimi, iş birimlerinin kendi stratejilerini ve karlılığını yönetmesi ,kredi birimlerinin kredi riskini yönetmesi, fon yönetimi biriminin piyasa riskini yönetmesi ve diğer birimlerin de yasal riskler gibi diğer riskleri ayrı ayrı yönetmesi yoluyla yapılmaktaydı. Ancak bu risklerin hiçbiri diğerlerinden tümüyle bağımsız olmadığı için bu yöntemin başarılı olmadığı kanıtlanmıştır. Kurum Çapında Entegre Risk yönetimi yaklaşımı ile yönetilmesi gereken kredi riski, piyasa riski ve operasyonel risk farklı özel yaklaşımlar gerektirmekle birlikte, birbirleriyle entegre bir şekilde ele alınmalıdırlar. Aşağıda her üç risk unsuru için gerekli yaklaşım ana hatlarıyla ele alınmıştır. Kredi riski yönetimi kapsamında kredi teklif ve onayı, kredinin yönetilmesi, değerlendirilmesi ve belirlenmesi ve tasarlanması gerekmektedir. Kredi riski değerlendirilmesi çerçevesinde kredi derecelendirme sistemi ve buna bağlı kredi karşılıkları hesaplama metodolojileri geliştirilmelidir. Tüm bu süreçleri kapsayacak kredi politika ve prosedürleri belirlenmeli ve ilgili tüm kredi birimlerine duyurulmalıdır. Kredi riski yönetim sürecinin bir diğer önemli bileşeni ise kredi yönetim bilgi sistemidir. Kredi yönetim bilgi sistemi ile kredi portföyünü önemli konsantrasyon grupları itibariyle analiz tahsilatına ilişkin süreçlerin edebilmek mümkün olmalıdır; örneğin, sektör bazında, coğrafi bölgeler bazında, müşteri grupları bazında, kredi geri ödemesi dönemleri bazında, risk dereceleri bazında gibi. Bilgi sisteminin, bir krediye ilişkin, sektör, coğrafi bölge, müşterinin bağlı olduğu grup, kredi derecesi, teminatları, vade, faiz oranı, anapara ödemeleri gibi, tüm verileri saklayabilecek, geriye dönük olarak analiz edilmesine ve verilerin kredi müşterisi yada portföy bazında incelenmesine imkan verebilecek özelliklere sahip olması şarttır. Kredi yönetim bilgi sisteminden elde edilen doğru, güvenilir ve güncel raporlar risk yönetiminden sorumlu tüm birimlere ve diğer kullanıcılara zamanında iletilmelidir. Kredi riski yönetim süreçlerinin hayata geçirilmesini ve kredilere ait tarihsel verilerin toplanmasını takiben kredi riski niceliksel olarak ölçülmeli ve kredi riskine ilişkin bir Riske Maruz Değer-VaR hesaplanmalıdır.. Piyasa riski yönetimi kapsamında, kurumun veri ihtiyaçları belirlenmeli, pozisyon ve piyasa verileri toplanmalı, kurumun Riske Maruz Değeri-VaR bir risk ölçüm modeli ile ölçülmeli ve daha sonra da risk ölçüm modeli raporlama sistemlerinin oluşturulması sağlanmalıdır. Bu süreç çerçevesinde kurumun alım-satım faaliyetinden doğan piyasa riski faktörleri göz önüne alınmalıdır Piyasa riski süreç akışının tasarlanmasını takiben, kurumun pozisyonlarına ve faaliyet gösterdiği piyasalara en uygun risk ölçüm modelleri, risk analiz araçları tasarlanmalı ve kurulmalıdır. Örneğin, gelişmiş ve normallik arz eden piyasalarda parametrik yaklaşım kullanılabilirken, Türkiye gibi dalgalanmalara açık ve ekstrem olayların sıkça yaşandığı, normal olmayan piyasalarda Monte Carlo simulasyonu ya da tarihsel simulasyon tekniklerine dayalı modeller geliştirilmesi söz konusu olmaktadır. Risk analiz araçları ve risk ölçüm modelleri kurulması ve hayata geçirilmesiyle piyasa riski raporlama süreci de başlamalıdır. Gelişmiş risk yazılımları sayesinde kurumla ilişkisi olan tüm kullanıcılara risk ölçüm raporlaması yapılması ve piyasa riskinin buna bağlı olarak yönetilmesi söz konusu olmalıdır. Operasyonel Risk; Salt kredi yada salt piyasa riski olmayan tüm riskleri kapsayan ve organizasyonun faaliyette bulunmasından kaynaklanan her türlü risk olarak tanımlayabileceğimiz operasyonel risk ölçüm modelleri henüz geliştirilme aşamasındadır. Ancak söz konusu risklerin niceliksel olarak ölçülmesi aşamasına gelmeden önce kurumlar, operasyonel risklerin yönetilmesine ilişkin organizasyonlarını oluşturmak, riskleri önleyecek kontrolleri hayata geçirmek, periyodik olarak değerlendirmek ve raporlamak durumundadırlar. Operasyonel risk yönetimi fonksiyonu, organizasyonun en alt kademelerinden başlayarak her düzeyde risk duyarlılığı ve risk bilinci yaratmalı; periyodik değerlendirmeler ve raporlamalarla kurumun maruz kalabileceği risk düzeyini belirlemelidir. Süreklilik arz eden bir süreç olan operasyonel risk yönetimi kapsamında, kurum bazında iş amaçlarının anlaşılması, ilgili risklerin tanımlanması ve değerlendirilmesi, bu risklere ilişkin kontrol mekanizmanın gözden geçirilmesi ve uygun eylem planının geliştirilmesi gerekmektedir. Bütün bu faaliyetler periyodik olarak tekrarlanmalı ve günün şartlarına uygun olarak güncelleştirilmelidir. Dünya çapında risk yönetimi konusunda başarıya ulaşmış finansal kurumları incelediğimizde bu başarının piyasa, kredi ve operasyonel risklerin kurum çapında ele alınmasına ve herbirinin yönetimi için en uygun metodoloji ve araçların kullanılmasına bağlı olduğunu görmekteyiz. Artık risklerin birbirinden bağımsız olarak algılanması ve yönetilmesi mümkün değildir. Kurumlar tüm risklerine bir bütün olarak yaklaşmak ve risklerin ortaya çıkardığı sermaye gereksinimini belirlemek durumundadırlar. Kurumlar, söz konusu sermaye gereksinimlerinin belirlenmesi amacıyla, “Riske Göre Düzeltilmiş Sermaye Getirisi- RAROC” gibi gelişmiş risk yönetimi tekniklerinin kullanımına yönelmektedirler.Bu gelişmiş teknikler piyasa ve riskinin kapsamlı olarak değerlendirilmesi ve yönetilmesine olanak tanımaktadır. Benzer teknikler operasyonel riskin ölçülebilmesi bu amacıyla da geliştirilme aşamasındadır .20 (U. Suel, 2001) Riskleri bireysel alanlara ayırmanın yeterli olmadığı ve kurumların karşılayabilecekleri toplam belirsizliği tespit etmek zorunda oldukları açık bir şekilde ortaya çıkmıştır.Bu durum, bireysel olarak yönetilen unsurlardan, bütünleşik risk yönetimi çözümüne doğru bir kaymaya neden olmuştur.Sorun , kurumların işe nereden başlayacaklarıdır. Geçmişte alım-satım işlemlerinden kaynaklanan facialar, zayıf bir iç kontrol sisteminin, kurumların bilançoları üzerinde nasıl felaket sonuçlara neden olabileceğini göstermektedir.Şirketler kontrol fonksiyonlarını yeniden yapılandırıyor ve bağımsız bir risk kontrol birimi geliştiriyorlar.Risk kontrol biriminin sorumlulukları ürün destekleme fonksiyonlarından, yönetim süreçlerinin izlenmesine ve bankanın risk yönetimi çözümünün dizaynında uygulaması, riskin günlük bazda, risk analizlerinin diğer birimlerle günlük olarak iletişim kurularak paylaşılabileceği şekilde yönetilmesini gerektirir.Risk ve getirinin dengelenebilmesi için bilginin, risk yöneticileri ve birimler arasında karşılıklı olarak iletilmesi gerekmektedir. İç denetim birimi, risk yönetiminde kullanılan önemli bir kontrol birimidir.Yüksek risk bölgesinde tanımlanan iş alanları daha sık denetime tabi tutulmaktadır.Bu bağımsız birim, iş süreçlerini kontrol eder, faaliyetleri destekler ve yönetime, ilgi alanına uygun alanları aydınlatan denetim raporları sunar.Bir iç denetim yapısının etkinliğinin yüksekliği, yönetimin muhasebe verileri ve mali tablolar hakkında güvencesinin de yükselmesi anlamında gelir. Görevlerin açık şekilde ayrımı, iç kontrollerde sorumluluklarla ilgili çıkar çatışmalarından sakınmak için temel bir prensiptir.Yönetim, organizasyonu hilekar veya yetkilendirilmemiş davranışlardan korumak için, sınırları ve bağımsız raporlama sürecini tanımlamakla sorumludur. Alım-satım pozisyonları yatırımda ayırmak, risk yönetimi metodolojisinin temel bir parçası alım-satım işlemleri ile yatırım varlıkları arasında bir ayrım yapmaktır.Alım-satım işlemlerinden kaynaklanan piyasa riskini yönetmede önemli bir kural, piyasa değerlerinin belirlenmesi, yani alım-satım işlemlerinin cari piyasa bilgilerine dayanarak, günlük bazda yeniden değerlemesidir.Tahakkuk esasına veya piyasa değerine dayanan muhasebe sistemini kullanıp kullanmamayı belirlemek, aldığı her bir pozisyonun özelliklerini analiz etmede bankalar için hayati önem taşımaktadır. Yönetim kurulu ve üst yönetim desteği, başarılı olabilmek için, kurum çapında yetkilendirilmiş en üst seviyedeki yönetim basamağı başlangıç noktasını oluşturmalıdır.Üst yönetim artan bir şekilde, potansiyel finansal riski ölçmeye risk yönetimi uygulamalarını kendi organizasyonlarıyla bütünleştirme ihtiyacının farkına varmaktadır.Yönetim kurulu üyeleri 1990’larda yaşanan krizlerin tekrarını bir daha asla görmeme konusunda çok kararlılar ve bu amaçla zorunlu periyodik risk raporları ve risk yönetimi komitelerinin kurulması aracılığıyla iç kontrolleri teşvik ediyorlar.Bu girişimler sayesinde, organizasyonlarının karşılaştıkları belirsizliğin bütüncül tek bir resmini çizmeleri ve kurumların kendi risklerini buna göre yönetmeleri mümkün olacaktır. Bütün risk biçimlerinin birleştirin, bütün riskler bir şekilde birbiriyle ilişkilidir.Örnek olarak, bir şirket tahvilinin alım-satım işlemlerindeki riski alınabilir.Bu yalnızca faiz oranını hesaba katmaktan çok daha fazlasını gerektirir.Tahvillerin yalnızca piyasa riskine değil aynı zamanda kredi riskine de bakmak zorundayız.Analiz, kredi derecelendirmelerinin, sorunlu hale dönüşme ihtimallerinin, likiditenin ve diğer faktörlerin araştırılmasını içermektedir.Bu şekilde, piyasa ve kredi riski bileşenlerinin toplamaya ve tahvil için tek bit fiyat riskine ulaşmaya çalışmaktadır.Riskin risk yönetimi modeline entegre edilmesi, finansal kurumun maruz kaldığı risklerin doğru bir göstergesini verecektir. Çabuk kazanma yaklaşımı, bütün risk olasılıkları, muhtemel sonuçları ve birbirleriyle olan bağlantıları cinsinden ölçmek gerçekten çok büyük ve kapsamlı bir görevdir.Finansal riskin farklı türlerinin en ön sırada birleştirilmesi imkansızdır, bu nedenle risk yönetimi sorununu halletmede en mantıklı yol, önce kolayca ulaşılabilir ve ölçülebilir verilerle çalışmak ve daha sonra bütünleştirme aşamasına geçmektir. Risk yönetiminden sorumlu bir genel müdür yardımcısı atanması, bütünleşik bir risk yönetimi modelini gerçekleştirme başarısını sağlamak için, yeni bir yaklaşım ileri sürebilecek vizyona ve kabiliyete sahip bir risk profesyoneli belirlenmelidir.Bazı finansal kurumlarda, genel müdür , risk yönetiminden sorumlu müdür yardımcısı olurken, diğer kurumlar bu role başlı başına bir müdür atarlar.Bütüncül ve birleştirilmiş risk yönetimi yaklaşımını benimsemiş kurumlar, risk araştırmaları ve kriz yönetimiyle uğraşmak için risk profesyonellerinden kurulu bir takım oluştururlar. Prosedürleri gerçekleştirmek, prosedürler risk yönetimi sürecini sistematik hale getirirler,Prosedürler, örneğin; piyasa, kredi ve likidite riskini azaltacak herhangi bir alım-satım işlemi için ne kadar riskin çok fazla risk olarak değerlendirileceğini açık hale getirirler.Alım-satım işlemlerinin yapan uzmanların limitlerine ek olarak, her işlem masası için (FX, bono gibi) genel limitler ve alım-satım operasyonunun tümü için toplam limitler olacaktır.Risk limitleri olmadığı takdirde, ilgili uzmanlar kendi kararlarını uygulayabilmektedirler.Etkili prosedürler belirsizliği azaltır ve bireysel yetkinliği artırır. Kurumsal risk kültürü oluşturun, risk yönetiminde çalışan girdisini ve katılımını sağlamak önemlidir.Kurumsal kültür risk yönetiminde kritik bir rol oynar çünkü bu kültür, herhangi bir bireyin alması gereken risklerin (ki eğer bu riskler organizasyonel risklerin yönetilmesine yardımcı olabilecekse) tanımını yapmaktadır.Pozitif risk kültürü bireysel sorumluluğu artıran bir kültürdür. Verileri toplayın ve risk değerlendirme modelleri kurun, başarılı bir risk değerlendirme çabası, karar vermede rehberlik sağlayan ekonomik modellerle beslenmiş doğru bilgiye bağlıdır. Risk değerlendirme sonuçlarını bildirin, eğer bizden haberdar olma ve sorumluluk kültürü inşa etmemiz bekleniyorsa, sonuçlar basitlilik gerektirir.Bazı organizasyonlar risk/ödül oranlarını kullanır ve kurum dışı çevreyle kıyaslamalar (benchmarks) oluşturur. Risk yönetimi ve gelişmiş teknoloji üzerindeki artan vurgu, risk yönetimi çözümlerinin gelişmesine yol açmıştır.Bu çözümler, uygun tedarikçi bulunduğu takdirde, ölçeklenebilir, gerçek zamanlı bir platform tabanında farklı varlık türlerinden işlemler ile piyasa ve kredi riskinin yönetimini kurumlara kolaylıkla entegre edebilirler. Kurum çapında risk yönetimi, ana sermayeyi riske maruz kalmaktan korumaya ve risk optimasyonuna olan ihtiyacın giderek farkına varan finansal kurumlar için kritik bir konu olmuştur.Düzenleyicilerin düzenlemelerle uyum için artan baskısı, geçmişteki finansal felaketler ve teknolojik gelişmelerin hepsi aynı yönü işaret ediyor- entegre risk yönetimi.21 (S. Clarke,1999 ) 2.2 Risk Yönetim Metodu Risk yönetimi, çeşitli beklenmeyen kayıpların olma ihtimaline karşı bir yönetim işlemidir.Risk yönetimini 4 bölümde inceleyebiliriz: 1.”Risk tanımı” firma veya kuruluşun karşı karşıya olabileceği risklerin belirlenmesidir.Bu riskler, tehlikeler bazen hemen teşhis edilebilir cinsten olabildiği gibi bir kısmı da görülemez veya tanınamaz yapıdadırlar.Risk analizinin bir amacı, firma içindeki risklerin varlığına ve bunların oluşması halinde operasyonun tümü üzerinde bırakacağı etkinin değerlendirilmesine dikkati çekmektedir.Risk analizi, firma yönetiminin hasar ve kayıplardan korunmak için ve kaybı sınırlayıcı ölçüler olması için gerekli kararı olmasına bir esas teşkil eder.Aynı zamanda doğru yerinde bir tehdit unsurları da tespit edilebilir.Riskler için genel bir fikre sahip olmada en uygun yol, sistematik iş metotları kurmaktır. 2.İkinci etap, riskin değerlendirilmesidir.Burada tehdit edici unsurların ne derecede ciddi olduğu hem şiddeti hem de boyutları açısından ayrıca olma ihtimali veya sıklık derecesi açısından tespit edilir. 3.Tehdit unsurlarına karşı ekonomik yönetim planı hazırlamaktır.Bu plan içinde tehlikeli olacak bazı faaliyetlerin saf dışı bırakılması, koruyucu tedbirlerin alınması, özel eğitim ve uygulama, özel idari yöntemler,kurallar ve risk yönetimi geliştirme çaba ve teknikleri yer alır.Başka bir deyişle: zarardan kaçınmak-zarardan korunmak ve zararın asgariye indirgenmesi faaliyetleri aynı zamanda riskin kontrolüdür.Örneğin; yangında alarm sistemi erken teşhis dolayısıyla riskin yeni kaybı minimun seviyeye indirger.Bu da kayıpların, ön tehlikelerin ortadan kaldırılması ve tanımlanmasını içerir. 4.Birinci aşamada tarif edilen tehlikelerin olması halinde bunların karşılayabilecek uygun finansman sağlanmasıdır.Örnek olarak sigorta gibi pek çok finansman teknikleri mevcuttur. 2.3.Risk Yönetim Teknikleri a)-Risk tanımlanır, ölçülür, değerlendirilir ve kontrol edilir. b)-Büyük kayıpların olma ihtimalini azaltan tedbirleri ekonomik kontrol mekanizması ile sağlar.Kayıpların maliyetini azaltan önlem ve tedbirleri ekonomik kontrol mekanizması ile sağlar. c)-Riskin olumsuz ve büyük sonuçlarına karşı etkin bir savunma için Risk Yönetimine sorumluluklar tesis edilir. 2.3.1.Risk Tanımı (Teşhisi) Bir firma veya kuruluşa risk yönetimini takdim etmek için aşağıdakiler noktalar teker teker uygulanmalıdır. -Riskin portresi ana hatlarıyla çıkarılmalıdır. -Risk politikası tespit edilmelidir. -Mevcut “Risk Yönetimi” değerlendirilmelidir. -Detaylı planlar hazırlanmalıdır. -Üst seviye yöneticileri eğitilmeli, bilgilendirilmelidir. -Risk yönetimi şartları, imkanları geliştirilmelidir. -Risk yönetimi çalışmaları. Performansı temsil edilmeli. 2.3.2.Risk Portresi Risk profili, firmanın karşı karşıya olduğu ana risklerin analizini ortaya koymak ve ürün, imalat metotları, yerleşim yeri, satış metotları veya yönetimi ve işgücü açısından özel konumları ile firmanın alışa gelmiş risklerinin dışındaki risklerini önlemek için gereklidir.Ancak riskin bu portresi tespit edildikten sonra, riskin kontrolü ve finansı açısından risk objektifleri yapılabilir.bütün bu objektiflere ulaşabilmek için detaylı planlar hazırlamadan önce, uygulanmakta olan mevcut risk yönetim tarzı kontrol edilmelidir.Risk profili, portresi, belirli bir zaman dilimi içinde belirli bir firma veya kuruluşun özel risk durumunu ve karakteristik noktalarını belirlemektir. Bu işlem belirli bir endüstri kolunun risklerini incelemekle başlar ve daha sonra belirli bir firmanın risk durumunun belirli ve özel analizlerinin yapılmasını sağlar.Bu tür risk profili için gerekli bilgi kaynakları, endüstri dalındaki dökümanları ve firma yöneticileri ile yapılan görüşmeleri kapsar.Tüm bu metotlarla firmanın geleceğe ait kazanç ve karını tehdit eden riskler tanımlanır. Risk kaynaklarının nerelerde olduğu listelenmelidir.Riske maruz kalan varlıklar ana hatlarıyla ortaya çıkarılmalıdır. Risk boyutlarının değerlendirilmesi yapılmalıdır.Tüm bu çalışmalar ihtimal ve sıklık derecesi üzerinden ve riske konu değerler üzerinden yapılacaktır. Belirli risk karakterlerini tespit etmek için, firmanın kendi dökümanları ve firma anahtar üst düzey yöneticileri ile yapılacak görüşmelerin yanında; şantiye, atölye ve işyerlerinde ziyaret ve araştırmalar da yer almalıdır.Bu nedenle çoğunlukla, firma dışı teknik bilgi de gerekli olacaktır.Bu belirli makineler için bilgileri, işlem gören ve işlem sırasında kullanılan kimyevi maddelerin cinsleri veya diğer anahtar risk bilgilerini kapsar.Kontrol listelerini de göz önüne almak gereklidir.Şüphesiz ki, Kontrol risklerinin son tarihli ve kontrollü olanları kastedilmektedir. 2.3.3.Risk Denetimi ve Kontrol Listeleri Ele alınan riskin tipi üç çeşit analizde incelenir: -Kaynak Analizi-Faaliyet Analizi-Sonuç Analizi Kaynak Analizi -Doğal tehlikeler -İnsan etkisiyle oluşan doğal tehlikeler -İnsan tarafından oluşturulan kazalar -Kasıtlı insan hareketleriyle oluşan tehlikeler -Sosyal ve politik -Artan kötüye gitme durumları -Yanlış kararlar, hükümler Faaliyet Alanı Analizi -Dahili -Harici -Tabii çevre -Sosyal çevre -Coğrafi yerleşim -sosyal yerleşim -Toptancı/üretim/imalat zinciri -Müşteri zinciri Sonuç Analizi KİŞİLER ÜZERİNDE: -Çalışanların üzerinde -Kamu üzerinde -Müşteriler üzerinde MAL/MALZEME ÜZERİNDE -Kendi malında -Diğer mallarda KAZANÇLAR ÜZERİNDE -Hasar veya kaybın diğer tipleri üzerindeki dolaylı etki -Ekonomik kayıp -Sosyal ve Pazar şartları -Spekülatif -Kur -Mallar Kontrol Listesi: Risk finansmanı ve sigortayı, şirket ziyaretlerini, şantiye tetkiklerini,idare bilgileri,nakliyat ve (sanayi,endüstri,müteahhitlik işyerinde) forklift kamyon faaliyetlerini, pazarlama, personel, bilgisayar, işçi ve personel güvenliği, hukuki durum, mal ve varlık durumu, ürün geliştirme ve kalite kontrolü, yangın ve güvenlik, satın alma, mühendislik ve ilk yardım planlama durumlarını kapsar nitelikte olmalıdır.22 (The All Tution Service,London,1982 ) Risk tanımlanması için yapılacak kontrol listeleri ile, tehlikelerin detaylı analizi için gerekli unsurlar ve alanlar tespit edilebilir. Genel bir kanı, ana bir kontrol listesini il başta yapmak daha sonra yapılacak branşlar bazındaki tek tek olan kontrol listelerine esas teşkil etmesi açısından çok faydalı olacaktır. “Ön ve genel yapım kontrol listesinde sorulması gereken ilk sorular şunlar olmalıdır”23 (Y. Karayalçın, Ankara, 1988 ) • İş nedir? • İşletmenin ilgilendiği ürün ve servisler nelerdir? • Nadir rastlanan değişik bir konu mudur? • Mevcut ve gelişmiş bir teknoloji mi uygulanıyor? • Gelecek beklentileri nelerdir? İşletme fabrikası veya işlemlerin yenilendiği durumda: • Bu alışa gelmiş normal bir durum mudur yoksa değişik veya çok nadir yapılan bir işlem midir? • Konu olan fabrikalar ve makineler kaç yıldır faaliyettedir? • Geçmişte olan ve gelecekte olabilecek değişiklikler nelerdir,neler olabilir? İşletmenin işini ve işlemlerini ürettiği ürün bazında veya müşteriye hizmet bazında incelersek, şu noktalar göz önüne alınmalıdır: • Mevcut müşteriler, alıcılar kimlerdir? • Rakip firmalar kimlerdir? • Genel gelir seviyesi ve ferdi bazda gelir seviyesi nedir?Ve ilgili brüt kar nedir? En son gelişmelere uygun ve son teknolojiyi kullanan işletmelerde risk tanımlama işlemi risk mühendisleri tarafından onların hazırladığı programlar, soru formları kontrol listeleri ile yapılarak faaliyetteki üst seviye müdürleri ile koordine olarak yürütülmektedir. Risk yönetiminden sorumlu olan birim, işletme malvarlığının tesadüfü risklerin gerçekleşmesi dolayısıyla azalmasını önlemektir.Bu amaçla önleyici ve koruyucu tedbirleri almak ve korkulan olayın gerçekleşmesi halinde işletmenin maruz kalacağı zararların telafi edilmesini sağlamak risk yönetim biriminin birinci amacıdır.Bu birim ikinci amacı işletme malvarlığının azalmasını önleyecek tedbirleri optimal finansmanla sağlamak yani bu tedbirlerin işletmeye en az mali fedakarlılıkla alınmasını sağlamaktır.24 (E. Post,Toronto,1993) Risk yönetimi açısından işletmenin giderleri a) Önleme ve koruma giderleri b) Sigorta giderleri olmak üzere iki kısma ayrılır.Bu iki grup giderler işletme gelir-gider hesabında ve bütçesinde yer alır.Bazı risklerin bizzat işletme tarafından taşınması halinde dönem içinde aktifteki azalmayı veya pasifteki artmayı tespit etmeye imkan yoktur.Bu, ancak dönem sonunda belli olur.Risk yönetimi birimi, işletmenin mali yükünü artıran birimleri arasında yer alır.Korkulan olay gerçekleşmediği takdirde önleme ve koruma giderleri veya sigorta giderleri olarak işletme kasasından çıkan tutarlar gider olarak sayılabilir.Bu giderlerde tasarruf yapılması kokulan olayın gerçekleşmesi halinde işletme malvarlığını büyük ölçüde tehdit edebilecektir.Risk yönetimi, işletme malvarlığının karşılaştığı tehlikeler ile bu tehlikeleri önlemek veya riski başka bir kuruluşa taşıtmak için yaptığı giderler arasında hassas dengeyi kurmakla görevlidir. Risk yönetimi işletmenin risk durumunu tespit etmek, başka bir deyimle riskler envanterini hazırlamak ve işletme malvarlığı üzerindeki muhtemel etkilerini değerlendirmek ile işe başlar. Bu değerlendirme sonucunda işletme içinde alınacak önleyici ve koruyucu tedbirleri tespit eder.Endüstri işletmelerinde önleyici ve koruyucu tedbirleri tespit yönü ağır basar. Risk yönetimi,işletmenin bizzat taşıyacağı riskler için işletme içinde mali açıdan hangi tedbirler alınması gerektiğini de tespit yönü ağır basar. Risk yönetimi, işletmenin bizzat taşıyabileceği riskleri de tespit edebilecektir.Mali külfeti çok büyük, gerçekleşme ihtimali az olan riskler ile sigortacılar tarafından taşınmak istenmeyen veya taşınması gerekmeyen küçük ve önemsiz riskleri işletme bizzat taşıyabilir.İşletmenin bizzat taşıdığı riskler arasında belli bir tutara kadar sigorta dışı bırakılan riskler yer alır.25 (B Arısoy, İstanbul, 1982 ) 2.4. Risk Yönetiminin Kapsamı Risk yönetiminin amacı, belli bir durumu korumak veya belli bir faaliyeti hedeflenen amaçlar doğrultusunda ve belli bir güvenlikte sürdürmektir.Bu amaca ulaşmak için uygulanacak aşamalar, risk yönetiminin kapsamını da açıklayacaktır. • Riskin analizi, ölçümlenmesi ve dağılımı • Riskle savaşma programlarının hazırlanması ve yönetimi Riskle karşı karşıya olan en küçük birim bireydir.Çoğunlukla bireyin bağımlı olduğu ve bireye bağlı olan başka bireylerden söz etmek olasıdır.Bireyin kendisinin ve bağımlılarının yaşamını olumsuz yönde etkileyebilecek belli başlı riskler şunlardır: • Sakatlık, ölüm, hastalık • Sahip olunan mallarda kayıp ve hasarlar • Bireyin ya da sorumlu olduğu kişilerin yol açtığı ve hukuken tazminatla sorumlu olduğu haller. Bireyin oluşabilecek bu risklerin kendisinde oluşabilecek olumsuz etkilerini azaltmak için “risk yönetimine” başvurması gerekmektedir.Bu süreçte 3 aşamada ele alınabilir. 1.Başlangıç olarak karşı karşıya kalınabilecek tanımlanmalı ve listelenmelidir. 2.Daha sonra riskler değerlendirilmelidir.Bu değerlendirmede iki aşama vardır: a)Kayba yol açacak olayların gerçekleşmesi olasılığı b)Muhtemel kayıpların hesaplanması 3.Son olarak, riskten korunmak için uygun yöntemler saptanmalı ve uygulanmalıdır.Bu yöntemlerden bazı şunlardır: a)Riski yaratan eylemden uzak durmak b)Riskin gerçekleşme ihtimalini azaltmak c)Riski aktarmak d)Riski üstlenmek 2.5. Toplu Risk Yönetimi Toplu risk yönetimi “Kurumsal Risk Yönetimi” terimi de kullanılabilir ve temel unsurlar açısından, bireysel risk yönetiminden farklı değildir.Ancak daha büyük organizasyonlar gerektirdiği için uzman kişilerce ele alınmalıdır ve bireye göre daha güçlü finansman olanaklarından söz edilebilir. Kurumsal risk yönetiminde, doğrudan riske ilişkin çalışmalara başlamadan önce tespit edilmesi gereken bazı ilkeler vardır ki tüm çalışmanın temelinin oluşturacaktır.Bunları üç başlık altında toplamak mümkündür: 2.5.1. Kurumsal Karşı Tutum Kurum içerisinde tüm kademelerce benimsenmiş bir risk felsefesinin var olup olmadığı, varsa, bunun özü tespit edilmeli ve iyice anlaşılmalıdır.Üstlenilebilecek risk miktarı da risk yönetimi kararları açısından önemlidir.Bu miktar zamana, firmanın büyüklüğüne (karlılık, likidite, kredibilite) riske karşı tutuma ( yönetim kadrosunun bireysel tutumu, firma hedefleri) bağlıdır. Örneğin; beklenen karın arttırmayı hedefleyen bir firma, risk önleme yöntemlerine yatırım yapma yolunu seçmelidir.Çünkü bu şekilde muhtemel maksimum karda azalma olacak ama muhtemel hasarda da azalma olacağı için gerçek karda bir artış meydana gelecektir. 2.5.2. Kurumsal Eğilimler Bu eğilim direkt olarak, riske karşı bir tutumdur.Riskten kaçınan ya da riski göze alan tutumlar, farklı risk yönetim planlamaları getirir. 2.5.3.Organizasyonun Yapısı Anonim şirketlerde yöntemler, hissedarlara karşı sorumlu olduğu ve kısa sürelerde sonuç sunmak zorunda olduğu için, genellikle kısa vade karlılığını benimserler.Aile şirketlerinde hedefler aile fertleri tarafından çok büyük yaşlarda benimsediği için uzun dönemde karlılık daha rahat kabul görür.Kamu kuruluşları bunların hepsinden farklı olarak karlılığı hedeflemez.Buna karşılık finans konusunda rahattırlar. Bu üç konuda gerekli tespitler yapıldıktan sonra risk yönetim süreci işletilmeye başlanır.Bu süreci oluşturan aşamaları şu başlıklar altında toplamak mümkündür: 1. Risk analizi -Riski tanımlama -Riski değerlendirme 2. Riskin kontrolü 3. Riskin finansmanı Risk yönetim sürecinin son iki aşaması, organizasyonun güvenliğini sağlamak için uygulanan riskten korunma yöntemleridir.Ne derece uzman olursa olsun tek bir kişinin tüm bu süreci başından sonuna kadar üstlenmesi ve başarıyla yürütmesi mümkün değildir.Ancak, yine de özellikle belli bir büyüklüğe ulaşmış kuruluşlarda risk yönetiminden sorumlu bir uzmanın görevlendirilmesi gerekli görülmektedir. Risk yöneticisi, firmanın riski azaltma hedeflerine uygun olarak, tüm iş risklerinin analizi, ölçümlenmesi ve dağılımı konusunda uzman bir personel olmalıdır.Bu işlemler sonucunda risk yöneticisinin ulaştığı gelecekle ilgili tahminler, üst yönetime aktarılan bilgilerin ayrılmaz bir parçası olarak yenilikle ve büyüme kararlarında esası teşkil eder.Bu uzmanın organizasyon içindeki yerini ve sorumluluklarını belirlemek önemlidir.26 (T Yurdakul,İstanbul,1991 ) Kurum hedefleri, kontrol, finansman kararları üst yönetimin yetki ve görevleridir.Dolayısıyla risk yönetim uzmanının üst yönetime karşı bir danışmanlık görevi üstlenmesi gerekir.Üst yönetimin kararlarını uygulayan ve uygulatan ise orta kademe yöneticilerdir.O halde risk yönetim uzmanının, orta kademe yönetimi de danışmanlık yapması söz konusudur.Ancak orta kademe yönetimle, ilişkisi bununla sınırlı olmayacaktır.Çünkü her departman yetkilisi, kendi bölümünün aynı zamanda risk yöneticisidir. Burada da orta kademe yönetimin risk yönetim uzmanına danışmanlık yapması söz konusudur.Risk yönetim uzmanının kurum hiyeraraşisi içinde bağlı olduğu yetkiliyi tespit etmek zordur ama tam anlamıyla bağımsız olduğu hiç söylenemez.Bu nedenle kurumlar kendilerine bu danışmanlığı verecek ve koordinasyonu sağlayacak şekilde bünyeleri dışındaki bir uzmanın hizmetlerinden de faydalanma yolunu seçebilir. Sonuç olarak, risk yönetimi koordinatörü olarak tanımlanabilecek bu uzmanın görevi alt birimlerinden üst birimlere ve tersine bilgi akışı ve personelin bu doğrultuda eğitimini sağlamaktır.Ama asla bir bütün olarak güvenlikten sorumlu olmak değildir.Bu, bugünkü koşullarda ve gelecekte de her kademeden ve her türden olmak üzere tüm yöneticilerin görevidir. 2.6. Risk Yönetiminin Organizasyonu Risk yönetiminin temel prensiplerinin basitleştirilmesi ve ölçme, değerlendirme, finanslama, kontrol ve revizyon aşamalarından oluşması yanıltıcı olabilir.Kağıt üzerinde kolay görünen şeyleri karmaşık yapıdaki şirketlere uygulamanın güçlüğü açıktır.Şirketin riskleri, belki de yüzlerce farklı bölgelere yayılmakta ve birçok farklı proseslerle, ilişkilere dayanmaktadır.işlemlerin özelliği kalıcı küçük ya da büyük değişime katlanmayı gerektirmekte ve bu durum şirket riskinin üstlenilmesi ürkütücü olabilmektedir, Organizasyonlarda risk yönetimi bir takım çalışması niteliğindedir.Hiçbir kimse tek başına şirketin çeşitli bütün risklerin üstesinden gelebilecek bilgiye sahip olmayabilir.Böyle yetenekli biri olsa bile görüşlerini problemleri ile uğraşan yöneticilere kabul ettirmede ve risk yönetiminin göz önüne alınması için ikna etmede zorlanabilir. Etkili risk yönetiminde önceden gerekli olan diğer bir nokta ise; risk yönetiminin organizasyonun özel faaliyet tarzına uygun bir şekilde uygulanmasıdır.Risk yönetimi bir şirketin yönetildiği bütünün bir parçası olarak uygulanmalıdır.Böylece, eğer işletmede yönetimin diğer mevzularla ilgisiz olduğu sanılan bir tarz ve eylem olarak ele alınırsa başarılı olması olanaksız olur. Risk yönetiminin amaçları şirketin yaklaşımını yansıtan politikaların açıklanmasıyla tespit edilmelidir.Bu politikalar sosyal sorumluluğun önemini vurgulamaya çalışıyorsa, bu durumda risk yönetimi yorumlanmalıdır.Öte yandan, kar amacı düşünüldüğünde finansal katkı risk yönetiminin, artan maliyetlerin azaltılması ile gerçekleşir. Risk yönetiminin örgütlenme şekli işletmede var olan organizasyon biçimi ile aynı olmalıdır.Eğer işletme merkezleştirilmezse o zaman risk yönetimi de merkezleştirilmemelidir.Merkezi risk yönetimi bölümü, günlük risk yönetiminin boyutları ne kadar ciddi de olsa iyi örgütlenmiş bir işletme bunu kolayca aşabilir.Üst kademe yöneticilerinden bizzat kendi risklerini halletmesi istenebilir.Öte yandan, risk beklenildiği gibi departmanlara özgü olmayabilir.Farklı iletişim kuralları olabilen bir çok fonksiyonu bir arada içermesi bakımından risk fonksiyonel organize sınırlarını aşarak yayılır.Böylece koordinasyon gerekliliği ortaya çıkmakta ve bir merkezi risk yönetim danışmanı yararlı görülmektedir.27( Ö. Akmut,Ankara,1980 ) 2.6.1. Risk Yönetimi Programı Yapmak Risk yönetimi programı yapmak ve gerekli organizasyon ihtiyaçlarını yürütmek için firmanın mevcuttaki ve gelecekteki faaliyetleri ile ilgili riskler üzerinde detaylı bir çalışma gerekir. Bu çalışmalar üst düzey yöneticileri ile görüşmeleri,üretim için dar ve geniş kapsamlı araştırmaları,iç ve dış kaynaklardan elde edilen bilgilerle inceleyerek yapılır.Daha detaylı bir çalışmada riskin tanımı ölçümü ve finansmanını hasardan koruma yöntemlerini içeren faaliyetlerinin denetimi olmalıdır.Firmanın faaliyetleri ile ilgili bilgi hem firma içinden hem de firmanın toptancı veya müşterilerinden alınarak risklerin değerlendirilmesi yapılır. Riski bir bütün olarak ele aldıktan sonra bunu rapor olarak üst yönetim kadrosuna sunmak gerekir.Programın kabul edilebilmesi için sunuş tarzı çok önemlidir. Devamlı bir planlama tekniği olarak risk yönetiminin değeri vurgulanmalıdır.Üst yönetimin risk yönetim işlemine vakıf olmaları ve firmayı tehdit eden önemli tehlikeleri görebilmiş olmaları lazımdır. Risk yönetimi programının uygulaması için yönetimi ikna edici planlar,maliyette olacak indirimlerin ve büyük hasarların ihtimalleri sayılarıyla verilmelidir.Bunlar ayrıca mevcut harcamalarla karşılaştırılarak tehlikelerin tanımı ve kontrolü için gerekli bütçeleri kabul ettirebilmelidir.Olayların analizi,ihtimal planlarının gözden geçirilmesi,güvenlik raporları hasar tecrübesi,prim maliyetleri gibi araştırma sonuçları takdim edilmelidir. Risk yönetimi programını takdim ederken ,’Riski Kim Yönetecektir’ sorusuna açıklık getirmek çok mühimdir.Üst Yönetim tarafından riskin kontrolü yapılırken bu husus olması gereken bir şarttır. 2.6.2.Birden Fazla Merkezden Yönetilen Şirketlerde Risk Yönetimi Birden fazla yerde faaliyette bulunan firmalarda her bölge için risk yönetici danışmanı olması ve faaliyetlerini ana yönetim ile koordine bir şekilde yürütmesi gerekir. Risk yöneticisinin rolü,mevcut kaynaklar üzerinde bağımlıdır.Bu nedenle mevcut sigorta görevlileri şirketin hukuki danışmanları ve sorumlu kişileri ile yapılan denetimde kaynak durumunu değerlendirmek gerekir.Dolayısıyla risk yöneticisinin birim sorumlularıyla koordinasyon kabiliyeti olması gerekir.Kişiliği ve saygınlığı ve kabiliyetleri ,üst yönetim tarafından bir görev tanımı ile atanması resmen yapılmalıdır. Bir firma içinde risk yöneticisinin görevleri şöyle sıralanabilir: -Risk yönetimini şirket içinde geliştirmeye yardımcı olmak, -Firmanın zarara uğrayabileceği hususlar hakkında genel bir görüş çıkarabilmek -Riski daha faydalı bir şekilde yönetebilmek için yönetim kadrosunu eğiterek ve bilgilendirerek yönetime yardımcı olabilmek, -Firma içindeki diğer birimlerdeki uzman kadroların bilgisini toplayarak risk hakkında teknik ve özel bir bilgi birikimi yapmak, Risk yönetim programı yapıldıktan sonra,risk yönetim departmanı,’Risk Yönetim Klavuzları’ yayınlayarak yönetim birimlerini yeni tekniklerle güncelleştirir ve işletmenin bir biriminde olan gelişme ve oluşan yeni faktörleri en sağlıklı bir şekilde diğer birimlere uyarlayabilir.Yayınlanan klavuzlar risk yönetim işleminin yapısı hakkında tüm çalışanlara sağlıklı bilgi taşır. Dağıtılacak el klavuzlaarı ve rehberler mesajla ilgili grafikleri içerir bir şekilde güncel ve ilgi çekecek bir tarzda hazırlanarak iyi bir prezantasyonla verilmelidir. 1.3 Tipik bir klavuzdaki index şu bilgileri içermelidir: 1)Gayesi,idarenin bu konudaki riskin yönetilmesi için olan görüşleri 2)Risk Yöntemi nedir? 3)Uygulanacak teknik ve yöntemlerle tüm programın kapsamı, 4)Günlük faaliyetleri sırasında tüm idari bilimlerin sorumlulukları 5)Hasarın şirketin itibarı ve karlılığı üzerinde yapacağı etkileri gösteren gerçek ve detaylı maliyeti hakkında bilgi 6)Risk sınıfları hakkında örneklerle bir kontrol listesi 7)Riske konu olan kısımların ve riskin kapsamı hakkında tablolar,nasıl doldurulup kullanacaklarını gösteren açıklamalar ile 8)Hasar kontrol teknikleri 9)Risk Yöneticisinin görevleri hakkında özet bilgi 10)Hasarları kayıt eden bir sistemin detayları 11)Olayların analizlerini,sebeplerini,hasardan korunma üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini gösteren ve bu maksatla doldurulacak örnek kopyalar 12)Hasar indirimi veya analizi ve korunma ve tasarruf metodlarının değerlendirilmesinde kullanılacak formlar ve örnekleri, İşletme içinde her müdürün görevleri arasında risk yönetimi görevinin de olduğunun anlaşılması ve uygulanması çok mühimdir.28 (M. Heins, ABD, 1981 ) 2.7. Risk Yönetiminde Beş Aşama Risk yönetimi; tanımlama, ölçme, mal, borç, personel kayıplarına karşı gösterilen davranışlar olarak tanımlanır. Beş aşamadan oluşur. 1) Firmanın kayıpları tanımlanmalıdır. Risk tanımlaması risk yöneticisinin ilk ve belki de en güç fonksiyonudur. Eğer tanımlamada hata yapılırsa yöneticinin bu bilinmeyen risk ile akılcı bir şekilde ilgilenebilme şansı olmayacaktır. 2) Risk tanımlamasından sonraki aşama ise ilgili kayıpların uygun şekilde ölçülebilmesidir. Bu ölçüm kaybın olma olasılığının, kaybın sonucunda olabilecek finansal zararların, bütçe dönemi içinde olabilecek kayıpların tahmin edilebilmesinin tanımlanmasını içerir. Ölçüm işlemi gerçekten oldukça önemlidir. Çünkü bunun sonucunda en ciddi ve acil tedbir alınması gereken konular ortaya çıkmaktadır. Ayrıca üçüncü aşamaya veri oluşturulmuş olur. 3) Tanımlama ve ölçüm işleminden sonra soruna çeşitli çözümler ve yöntemler sunma ve en iyi çözüm kombinasyonunu oluşturmak risk yöneticisinin uygulaması gereken üçüncü aşamayı oluşturmaktadır. Bu yöntemleri sıralamak gerekirse: • Riskten kaçınma, • Kaybın oluşma şansını azaltma veya ortadan kaldırma, • Riski başka bir birime transfer etme, • Riski geciktirmektir. Üçüncü alternatif sigortayı da kapsamaktadır. Risk yöneticisi uygun yöntemi seçerken alternatif yöntemlerin maliyetlerini ve muhtemel sonuçları saptamak durumundadır. Ayrıca şirketin halihazırdaki finansal durumu, amaçları ve şirket politikası da göz önüne alınmalıdır. 4) Hangi yöntemin uygulanacağına karar verdikten sonra kararlar yürürlüğü konmalıdır. 5) Dört aşama sonucunda verilmiş olan ve uygulamaya konulan kararların sonuçları takip edilerek gerekli görülmesi durumunda değişiklikler yapılır. Tüm yöneticiler için olduğu gibi, risk yönetimini de hem sanat hem de bilim olarak tanımlamak uygun olur. Aslında bilimsel risk yönetimi henüz çok yenidir. Zaman içerisinde risk yöneticilerine rehberlik edecek kaynaklar artacaktır.29 (M. Heins,ABD,1981 ) 2.8. Risk Yönetimi ile Diğer İşletme Fonksiyonları İlişkisi Risk yönetimi ve işletmenin diğer fonksiyonları arasında özel bir ilişki vardır. İşletme fonksiyonları şu şekilde sıralanabilir;1) Yönetim, 2) Finans, 3) Pazarlama, 4) Üretim, 5) İnsan kaynakları. Sıralanan departmanlar, risk yönetim departmanının belli bazı işlerini üstlenmeli ve risk yöneticisine bilmesi gereken verileri sunmalıdır. Aşağıda bu ilişkiler ayrıntıları ile incelenmektedir. 2.8.1. Finansal Departmanı ile İlişkisi Finans departmanı, risk yönetimini etkileyecek pek çok karar verir. Risk yöneticisi normalde finans yöneticisine elindeki bilgileri raporlar. Bunun sebebi ise risk yönetiminin bazen finans departmanının bir parçası şeklinde görülmesidir. Genelde eğilim bu yönde olmasına rağmen risk yönetiminin özel bazı karakteristikleri olduğu da tespit edilmiştir. Finans departmanı çoğu zaman, kar ve nakit akışını gösteren muhasebe verilerini değerlendirir. Özellikle işletme amaçları, firma birleşmeleri gibi kritik konularda verilecek kararlar risk yöneticisini yakından ilgilendirecektir. İşletmenin pahalı bir ekipmanı veya binayı alması gibi kararlar da yine risk yöneticisinin ilgi alanına girmektedir. 2.8.2. Pazarlama ile İlişkisi Pazarlama departmanının temel görevlerinden birisi de olası kayıpları ortaya koymaktır. Bu kayıpların tanımlanması ile gerçekleşmeleri durumunda etkileri azaltılabilir. Pazarlama departmanı tarafından kaynaklanabilecek bazı risklerden bazıları şunlardır: • Ürünün müşteriye ulaştırılması esnasında olabilecek aksaklıklar dolayısıyla işletme bazı kayıplara uğrayabilir. • Ambalajlamada olabilecek bir eksiklik, hukuki bazı sorunlara yol açabilir. • Yanlış fiyat politikasının izlenmesi oldukça büyük kayıplara neden olabilir. • Rakip firma faaliyetlerinin yeterince izlenememesi çeşitli kayıplara yol açabilir. Ürün veya hizmet fiyatlandırması genelde bu departman tarafından yapılır. Fiyatlandırma yapılırken risk yönetiminin sunduğu maliyet tablosu göz ardı edilmemelidir. Bu sayede daha gerçekçi bir fiyatlandırma yapılacaktır. Pazarlama departmanı yol açabileceği bu tip kayıpların farkında olmalı, risk yöneticisini bilgilendirmeli ve uyarmalıdır. 2.8.3. Üretim ile İlişkisi Ürün veya hizmetin dizayn edilmesi ve üretilmesi üretim departmanının sorumluluğundadır. Bu departmana bağlı bulunan elemanlar, diğer departmanlara kıyasla daha sıklıkla ve daha ciddi şekilde zarar görebilirler. Özellikle üretim yapılan fabrikalarda işçilerin yaralanma riski oldukça yüksektir. Ayrıca üretim kaynaklı hataların olma riskini azaltmak da bu departmanın görevidir. Daha güvenli bir üretim hattı kurmak, daha dikkatli dizaynlar yapmak ve kontrol mekanizmaları kurmak risk departmanı ile yapılacak ortak çalışmaların ürünüdür.
2.8.4. İnsan Kaynakları ile İlişkisi İnsan kaynakları departmanı risk yönetim departmanını ilgilendiren çok fazla sayıda risk ile karşı karşıyadır. Bunlara en net örnek ise personel iyileştirme programları düzenleme riskidir. Bazı firmalar bu konudaki tüm yetkiyi risk yöneticisine vermiş olmasına rağmen, çoğu firma bu konu hakkındaki yetkiyi insan kaynakları departmanına vermiş veya iki departman arasında paylaştırmıştır. Yetiştirilmiş bir elemanı kaybetme riski veya işe yeni alınacak bir elemanın seçimi ile ilgili riskler tüm işletmeler için ayrı bir önem taşır. 2.8.5. Yönetim ile İlişkisi Risk yönetim departmanının yönetim ile oldukça yoğun bir ilişkisi vardır. Özellikle küçük işletmelerde nihai kararı üst yöneticiler verir. Yöneticilerin verecekleri kararlarda risk yönetim departmanının vereceği bilgiler oldukça fazla önem taşır. Ayrıca bu kararlar, yönetimin olaylara verdiği öneme ve önceliğe göre de değişiklik gösterebilir.30 (G. Norman,London,1993 ) 2.9. Risk Yönetiminin Faydaları Önceden de belirtildiği gibi risk yöneticileri daha ziyade saf riskler ile ilgilenirler ve amaçları bu risklerden minimum maliyet ve zarar ile kurtulabilmektir. Risk yönetiminin şirket, aile ve toplum üzerinde oldukça önemli faydaları olabilir. Risk yönetiminin şirket için olan faydaları beş ayrı kategoride incelenebilir. 1) Gelirin artmasıyla olabileceği gibi, harcamaların azalması ile de kar artacaktır. Risk yönetimi direk olarak işletme karını etkileyecektir. 2) Risk yönetimi şirket karını endirek olarak en az altı şekilde etkileyebilir. • Eğer şirket saf risklerini başarılı şekilde yönetiyorsa gereksiz yere spekületif riskler almak zorunda kalmayacaktır. Örneğin şirket eğer bir ekonomik kasırgadan korkuyorsa kendisini tehlike geçene kadar mevcut piyasada kalmak ile sınırlayabilir. Tehlike geçtikten sonra yeni piyasalara açılabilir. • Spekülatif olayların saf riskleri konusunda Genel Müdürleri uyararak bu tip olaylar hakkında verilen kararların kalitesini arttırmış olurlar. Örneğin bir binayı satın almayı veya kiralamayı düşünen bir şirket binaya karşı kaza eseri olabilecek bir fiziksel hasarı göz ardı edecek olursa yanlış kararlar verebilir. • Spekülatif bir olaya girildiğini varsayalım. Saf risklerin çok iyi analiz edilmesi ile spekülatif riskler daha akılcı ve daha etkin şekilde ele alınabilecektir. Örneğin eğer hatalı ürün yüzünden kazara zarar gören kişilerin açtıkları davalara karşı kendilerini iyi korunmuş hissediyorlarsa, şirket ürün hattını daha saldırgan bir şekilde geliştirebilir. • Risk yönetimi yıllık karda ve nakit akışındaki dalgalanmaları azaltır. Bu dalgalanmaları kısıtlamak planlama yapmamıza yardımcı olur. • Önceden yapılan hazırlıklar sayesinde sonu kayıp ile sonuçlanabilecek faaliyetler, müşterilerimizi rakiplerimize kaptırmamak adına, devam ettirilebilir. • Kredi kaynakları, müşteriler ve tedarikçiler saf risklere karşı önlemler almış firmalarla çalışmayı tercih ederler. 3) Risk yönetimi bazı durumlarda bir firmanın yaşamsal fonksiyonlarını devam ettirmesini sağlar. Önceden tedbir alınmaması durumunda bazen firmalar karşılayamayacakları kadar büyük kayıplarla karşılaşabilirler ve batma tehlikesi yaşarlar. 4) Saf riskleri çözümlemeye yönelik çalışmalar yöneticilerin fiziksel ve zihinsel olarak gelişmesini sağlar. Bu işin kişisel yönü olmasına rağmen sonuçta kişinin performansını etkileyecek, firmaya faydası olacaktır. 5) Risk yönetiminin yaptığı planlar diğer bölümlerin de işine yarayacaktır. Ayrıca risk yönetimi firmanın itibarını arttıracaktır. Risk yönetimi aileler üzerinde de faydalı olacağı gibi, sonuçta tüm toplumu etkileyecek kişilerin olaylara daha bilinçli yaklaşmaları ile sorunların çözümü kolaylaşacak, kayıplar azalacaktır. Risk yönetiminin sağladığı faydalar işletme bazında, ekonomik bazda ve hükümet bazında değerlendirilirse aşağıdaki faydaları elde etmiş oluruz.
2.9.1. İşletmeye Olan Faydaları Uzun vadede üretim maliyetlerini azaltan Risk Yönetimi,ithal mallarla rekabet halinde olan yerli firmalara yardımcı olacaktır.Daha dikkatli ve etkin bir risk finansmanı ve sigorta ile işletmenin sigorta primi harcamalarını makul seviyeye indirir.Etkili bir risk yönetimi uygulayan firmalar bu sayede pek çok ülkede daha iyi krediler temin eder. Risk yönetimi teknikleri pek çok ticari ve sınai kuruluşların yangın,fırtına ve diğer kayıplar nedeniyle iş yapamaz hale gelmesini azaltır.Belirsizliğin azalması yerli kredinin ve kapital piyasasının ve yerli ticaretin gelişmesine dolayısıyla işletmelerin daha rahat büyümelerine sebep olur. 2.9.2. Ekonomiye Olan Faydaları Maliyetlerin düşmesine yol açan risk yönetimi,yeni endüstri kollarının gelişerek ihracat pazarının başarılı bir şekilde artmasına yardımcı olur.Bir ülkenin ödemeler dengesi,kayıpların Ve kaybolan milli sermayenin azalmasıyla daha gelişir.Yerli sigorta endüstrisi gelişir,aynı zamanda güçlenir. 2.9.3. Hükümete Olan Faydaları Risk Yönetim teknikleri,gelişmekte olan ülkelerin gelişme amaçlarına ulaşmalarında yardımcı olur.Hasar kontrol ölçümleri sermaye mallarının kaza ile kaybını azaltacağı için, dövizin yurt dışına gitmesini engeller. Hasar ve kayıplardaki azalmalar ve gelişen finansal denge yerli şirketlerin,yabancı firma sermaye ve kredileri için cazip bir duruma gelmesini sağlayarak milli iş kapasitesini arttır.31 ( G. Norman,london,1993 ) 2.10. Risk Yönetimi Uygulamasını Arttırıcı Metotlar Ülke hükümetleri risk yönetiminin daha yaygın uygulanmasını sağlamak için akla ve mantığa uygun yeni kanun ,yönetmelik ve tüzükler çıkarabilir ve bunlarla bağdaşan etkin standart yöntemleri koyabilir.Kanunlar arasında,çevre ve güvenlik kanunları,sigorta kanunu,ticaret teşvik ve yatırım ve döviz transferi hakkında ekonomiyi güçlendirici,risk yönetiminin gelişmesini sağlayacak yeni kanun,yönetmelik ve kurallar koyabilir. Hükümetler ayrıca ana bilgi kaynağı olarak hizmet verebilir. Risk yönetiminin bilinçli yapılabilmesi için ticari ve sınai kuruluşlar en üst seviyede yöneticisinden başlayarak en alt seviye çalışanına kadar tüm personelini eğitebilir. Çok uluslu kuruluşlar başka ülkelerden yeni risk yönetim teknikleri,know-how getirebilirler Sigorta sektörü,vermiş olduğu teminatlar,fiyat ve servisle gelişmiş bir risk yönetimi sunabilir.Poliçe sahibinin ihtiyaçlarına uygun poliçe teminatı verir.Bu tür teminatlar riziko seviyelerindeki farklılıkları gösterir ve firmalara teşvik unsuru olarak daha az prim ödeme şansı verirken ,azalan hasarı yaratacak risk yönetimi kavramını ve tekniğini aşılayabilir. Genel ve sonuç olarak tüm firmalar ve kuruluşlar kanun,hüküm ve yönetmeliklerle işbirliği ve uygunluk halinde kendi faaliyetlerini kendi bilinçli insiyatifleri ile bir bütünlük içinde yürütmelidirler. Eğitim kuruluşları ,enstitüler düzenledikleri kurslar arasına risk yönetimi konusunu ilave edebilir,yeni eğiticiler yetiştirebilir,yapılan araştırmaları yönetebilir ve geniş teknik hizmet vererek ve bilgi kaynağı olarak yardımcı olabilir.
III.BÖLÜM 1.4 ENTEGRE RİSK YÖNETİMİNİN BANKACILIK SEKTÖRÜNDE UYGULANMASI 3.Bankacılıkta Risk Yönetiminim Nedeni Günümüzün risk yönetimi yaklaşımlarına şekil veren “Kurum Çapında Entegre Risk Yönetimi” anlayışının ana hatlarını anlatmaya çalıştım. Kurum çapında entegre risk yönetimi yaklaşımı günümüz organizasyonlarının giderek daha karmaşık bir yapıda olmaları, uluslararası alanlarda faaliyet göstermeleri ve dolayısıyla daha farklı ve karmaşık risklerle karşı karşıya kalmaları sonucu, risklerin tüm kurum bazında yönetilmesi gereksinimine bağlı olarak ortaya çıkmıştır.Kurumun maruz kalabileceği tüm riskler artık birbirinden bağımsız birimlerde yönetilmemekte, entegre olarak ele alınmaktadır. Bankacılıkta risk önde gelen bir konu olduğu için bu konu hakkında bir yöntem hazırlanmıştır. Söz konusu yöntem bankaların karşılaştıkları riskleri izlemek kontrolünü sağlamak üzere kuracakları iç denetim ve risk yönetimi sistemlerinin tekniklerini esas ve usullerini belirlemek amacıyla hazırlanmış bulunmaktadır. Bu yöntemle bankaların sahip olmaları gereken iç denetim ve risk yönetimi sistemlerinin kapsamı, organizasyon yapısı ve bu alanlarda faaliyet göstermesi beklenen her birimin ve banka üst yönetiminin sorumlulukları belirlenmiştir. 3.1.Bankacılıkta Risk Yönetimi Anlayışı Bankalar temel risklerini oluşturan, kredi riski, piyasa riski, işlemin sonuçlandırılamaması riski, likidite riski, operasyonel risk ve mevzuat hakkındaki yetersiz bilgi risklerine ilişkin politika ve prosedürleri belirlemelidirler. A)Kredi Riski Kredi riski, banka müşterisinin yapılan sözleşme gereklerine uymayarak yükümlülüğünü kısmen veya tamamen zamanında yerine getirememesinden dolayı bankanın maruz kalacağı riski ifade eder. Kredi riski ölçüm, izleme ve yönetim süreci; bankalar kredi riskinin ölçülmesi, izlenmesi ve yönetilmesi sürecinde: • Kredi riski taşıyan çeşitli portföylerin sürekli olarak yönetilmesini, ayrılması gereken karlılıkların belirlenmesini, tüm kredi izlenmesini sağlayacak bir sisteme sahip olmalıdırlar, • Özellikleri, ölçekleri ve faaliyetleri ile uyumlu içsel risk derecelendirme ve puanlandırma sistemleri/modelleri geliştirmeli ve kullanmalıdırlar, • Risk yoğunlaşmasını tanımlayacak şekilde kredi portföyünün bileşimi hakkında yeterli bilgi sağlayan yönetim bilgi sistemlerine ve analitik tekniklere sahip olmalıdırlar, • Ekonomik koşullarda ileride meydana gelebilecek muhtemel değişiklikleri de dikkate almalı ve baskı altındaki şartlar içerisinde maruz kalacakları kredi riskini değerlendirmelidirler. Kredilendirme Modeli; Bankalar, kredilerin, onaylanması, kullandırılması, kaydedilmesi, takibi ve karşılık ayrılması gibi temel uygulama usul ve esaslarını içeren bir Kredilendirme Modeli geliştirmelidirler. a)Kredilendirme Politikası: Bankalar, farklı kredi müşteri kategorileri için belirlenen azami sınırlar, kabul edilebilecek teminat türleri ve kabul marjları gibi kredi açılışının onaylanması hususundaki kriterlerini belirleyen, yönetim kurulunca kabul edilmiş, banka personeli tarafından anlaşılabilen, yazılı bir kredi politikası belgesine sahip olmak zorundadırlar. Kredi limitlerinin tespit edilmesinde dolaylı kredi ilişkileri de dikkate alınmak suretiyle kredi riski yaratabilecek tüm işlemlere yer verilmelidir. b)Kredi Onay Sistemi:Bakalar, yeni kredilerin açılışının değerlendirilmesinde ve onaylanmasında, resmi ve dökümana dayalı uygulama usullerine sahip olmalıdır. c)Kredi İzleme Yöntemi:bankalar, kredilerinin performanslarının düzenli olarak izlenmesi sağlamak amacıyla banka üst yönetimi tarafından onaylanmış uygulama usullerini belirlemelidirler.Belirlenecek kredi izleme süreci aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır: -Kredi izleme birimi, kredinin onaylanması, fonlanması ve kaydedilmesi fonksiyonlarından bağımsız olmalıdır -Kredi riskinin öngörülen limitler dahilinde kalması sağlanmalıdır. -Kredi ana para ve faizine ilişkin olarak bankaya geri ödeme yapılamamış ise üst düzey yönetime raporlama yapılmalıdır. -İzleme sonuçlarını yansıtan rapor formatları ile izleme sıklığı belirlenmelidir. -Teminatlar yeterliliği konusunda düzenli kontrollerin yapılması için teminatların değerlemesine ilişkin kontrol yükümlülüğünün ana prensipleri ve alt detayları tespit edilmeli -Kredi talep edenlerin ve mevcut kredi müşterilerinin kredi değerliliğinin yakından takip edilmesi ve işyeri ziyaret raporlarının bu kapsamda değerlendirilmesi gereklidir. -Kredilendirme sürecinde yapılacak herhangi bir düzeltici müdahale ve uygulanacak tedbir için yetki kullanımının kararlaştırılması ve söz konusu muhtemel müdahale ve tedbirlerin niteliğinin çeşitli durumlara göre tanımlanması ve kredi izleme birimine raporlanması gereklidir. -Dolaylı kredi ilişkileri ile problemli kredilerin ayrıca takibini ve yönetilmesini temin eden bir sistem geliştirilmelidir. d)Yükümlülüklerin merkezi kaygının tutulması ve ikame ettirilmesi:Bankalar, her bir kredi borçlusu için verilen tüm kredi imkanlarını, tüm borçlarını, alınan veya verilen her garantiyi ihtiva eden merkezi bir borç yükümlülük kaydı tutmalıdırlar. e)Kredi dosyalarında bulundurulacak bilgi ve dökümanlar:Bankalar, her bir kredi borçlusu için bankanın kredi politikasına ve yapısına uygun olarak edinilmiş bilgi ve belgeleri içeren bir kredi dosyası bulundurmalıdırlar. f)Karşılılıkların yeterliliğini izleme:Mevzuatla getirilen kurallar uyumlu olmak şartıyla, her banka kullandırdığı kredilerin durumuna göre, ayrılan ve ayrılacak olan karşılıkların yeterliliğinin periyodik olarak izlenmesini sağlayacak sistemleri kurmalıdır. Bankalar kredilerinin kalitesi ve buna bağlı olarak kredi karşılıklarının yeterliliğinin değerlendirilmesine ilişkin politikalar ve yöntemler oluşturmalı, bu politikaları düzenli olarak gözden geçirmeli ve uygun şekilde uygulanmasını sağlamalıdırlar. Bankalar problemli kredilerinin izlenmesine ve vadesi gelen kredilerinin tahsilatına ilişkin politikaları belirlemeli ve uygulamalıdırlar. g)Genel karşılıkların idamesi:Bankalar kredileri için ayırdıkları özel karşılıkların haricinde aktiflerindeki ve bilonço dışı hesaplarındaki potansiyel riskler için, mevzuatla getirilen kurallarla uyumlu olmak şartıyla, geçmişteki zarar deneyimlerini, kredilerin teminat durumlarını, portföyün yoğunlaştırdığı sektör ya da coğrafi dağılım gibi özellikleri, risk yoğunlaşması bulunan grupları göz önüne alarak, genel karşılık ayırmalıdırlar. h)Kredilendirme fonksiyonuna ilişkin iç denetim politikası:Bankalar, kredilendirme fonksiyonuna ilişkin yazılı bir iç denetim politikası oluşturmak zorundadırlar. Ülke ve tranfer riski; bankalar uluslar arası kredilendirme ve yatırım faaliyetlerine ilişkin olarak ülke ve tranfer risklerinin saptanması, izlenmesi ve kontrol edilmesine ilişkin yeterli politikalara ve uygulama usullerine sahip olmalı ve söz konusu riskleri kapsayacak yeterli karşılıkları oluşturmalıdırlar. Kredi riski yoğunluğu ve büyük riskler; bankcılıkla ilgili mevzuata yer verilenlere ilave olarak ,bankaların yönetim kurulları ve üst düzey yönetimleri, münferit kişilere ya da gruplara verilen kredilerin ve benzer diğer risk konstrasyonlarının sınırlandırılmasına yönelik koruyucu risk limitlerini ve uygulama esaslarını düzenli bir biçimde belirlemelidir.Bu amaçla, bankalar portföylerindeki yoğunlaşmayı belirlemelerine olanak verecek yeterli kapasitede bilgi iletişim ağına sahip olmalıdırlar. Birbirleri ile ilişkili kişilere verilen dolaylı krediler; bankalar, birbirleriyle doğrudan ve dolaylı ilişkiye sahip krediler nedeniyle ortaya çıkabilecek riskleri belirlemek ve muhtemel zararlardan korunabilmek amacıyla gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. B)Piyasa Riski Genel piyasa riski bankanın alım-satım hesapları içersinde yer alan; • Getirisi faiz oranı ile ilişkilendirilmiş borçlanmayı finansal araçlara, • Hisse senetlerine, • Diğer menkul kıymetlere, • Yukarıda belirtilen araçlara dayalı türev sözleşmelerine, • Bankanın bilonço iç veya dışı kalemlerinde yer alan, farkılı döviz cinslerindeki tüm döviz varlıkları ve yükümlülüklerine,ilişkin pozisyonların değerinde faiz oranları, hisse senedi fiyatları ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar nedeniyle meydana gelebilecek zara riski olarak riski olarak tanımlanmıştır. Piyasa riskinin unsurları faiz oranı riski, hisse senedi pozisyon riski ve kur riski olarak belirlenmiştir. Bankalar riske maruz değeri (RMD-VaR:elde tutulan bir portföy ya da varlık değerinin faiz oranlarında, döviz kurlarında ve hisse senedi fiyatlarındaki dalgalanmalar nedeniyle meydana gelebilecek değişiklikler neticesinde maruz kalabilecekleri en yüksek zararı, belli bir güven aralığı ve zaman dilimini dikkate alarak ifade eden ve muhtelif istatistiki yöntemlerle tahmin edilen değeri) ölçmekle yükümlüdürler. Piyasa riskinin ölçümünde iki temel yöntem belirlenmiştir; standart model ve ya risk ölçüm modelleri. Standart model ile piyasa riskinin hesaplanması;standart model ile piyasa riski ölçüm yöntemi, günlük “Riske Maruz Değer” tutarını tahmin etmeye yönelik bir risk ölçüm modeli bulunmayan ya da bulunmakla birlikte modelin işerliliği kurumca yeterli görülmeyen bankalar tarafından, genel piyasa riskleri ve spesifik risklere karşı bulundurulması gereken sermaye tutarını belirlemeye yönelik olarak uygulanacak olan ve usul ve esasları ifade eder. Risk ölçüm modelleri ile piyasa riskinin hesaplanması; bankalar,kurumdan izin almak kaydıyla piyasa riskinin ölçmek ve karşılığında sermaye ayırmak için piyasa riski ölçüm modellerini kullanabilirler. Genel kriterler; kurumun gereken izni verebilmesi için bankaların risk ölçüm modelleri bir dizi standarda uygun olmak zorundadır.Bu standartlara göre: -Uygulanan risk ölçüm sistemi teorik olarak sağlam temellere dayanmalı ve güvenilir olmalıdır -Fon yönetimi ve hazine operasyonları, risk yönetimi grubu ve iç denetim merkezinde karmaşık risk modellerinin kullanabilecek ve değerlendirecek yeterli sayı ve nitelikte eleman çalıştırmalıdır; -Sağlıklı ve güvenilir veri kayıt sistemine sahip olunmalıdır, -Düzenli olarak stress testleri ve geriye dönük testler uygulanmalıdır. Niteliksel kriterler; -Risk yönetim grubu içinde, bankanın risk ölçüm modelinden elde edilen bulgular üzerinden günlük rapor hazırlayıp analiz yapacak, alım-satım fonksiyonuna yönelik bağımsız bir risk kontrol birimi bulunmalıdır, -En az birer aylık dönemlerde geriye dönük test uygulanmalıdır, -Yönetim kurulu ve üst düzey yönetim risk kontrol sürecine aktif olarak katılmalıdır, -Risk ölçüm modeli, günlük risk yönetim sürecinin bir parçası olmalı ve elde edilen bulgular bankanın piyasa riski profilinin planlanmasında ve kontrolünde kullanılmalıdır, -Risk ölçüm modeli işlem ve risk limitleri ile bağlantılı kullanılmalı, işlem limitleri riske maruz değer ile limitleri riske maruz değer ile ilişkilendirmelidir, -Düzenli olarak stress testleri yapılmalı ve sonuçları periyodik olarak yönetim kuruluna bildirilmelidir, -Yazılı bir risk ölçüm modeli ve yönetimine ilişkin düzenleme yürürlüğe konulmalıdır, -Entegre risk kontrol sistemi yılda en az bir kez gözden geçirilmelidir. Niceliksel kriterler; -“Riske Maruz Değer” günlük olarak, %99 güven aralığı kullanılarak ve on gün elde tutma süresi kabul edilerek hesaplanmalıdır, -Riske maruz değer hesabında tarihi gözlem dönemi bir yıldan az olmamalıdır, -Riske maruz değeri hesaplamak için kullanılan veri setleri en az üç ayda bir güncellenmelidir,( kurum, kullanılacak veri setleri ve zaman serilerini tespit ettiği ve ya bunlarla ilgili kaynak gösterdiği takdirde bankalar bunları kullanmak zorundadır.) -Bankalar riske maruz değer hesabında parametrik, tarihi simulasyon ve ya Monte Carlo simulasyonu yöntemlerinden uygun görecekleri bir yöntemi kullanabilirler, -Bankaların risk ölçüm modeli faiz riskine ve spesifik riski de ölçebilmelidir. Riske maruz değere dayalı sermaye yükümlülüğünün hesabı; bankalar günlük bazda sermaye yükümlülüğünün hesabında, önceki 60 iş gününün ortalama “Riske Maruz Değer “inin “Çarpım Faktörü” ve “Artı Çarpım Faktörü” toplamıyla çarpılması sonucu bulunan tutar ile bir önceki günün “Riske Maruz Değer” tutarından yüksek olanını dikkate almalıdırlar. “Çarpım faktörü” piyasa riski hesabında risk ölçüm modellerini kullanan tüm bankalar için “3” olarak uygulanır.Kurum, geriye dönük test sonuçlarından elde edilen sapma sayılarını dikkate alarak çarpım faktörüne belirlenen oranlarda artı çarpım faktörü ilave edebilir. C)İşlemin Sonuçlandırılmaması Riski İşlemin sonuçlandırılmaması riski, bankanın karşı taraftan, umulan sürede işleme konulan finansal aracı ve ya fonu ( nakdi) teslim alamaması, elde edememesi riskidir. D)Likidite Riski Likidite riski, bankanın nakit akışındaki dengesizlik sonucunda nakit çıkışlarını tam olarak ve zamanında karşılayacak düzeyde ve nitelikte nakit mevcuduna ve ya nakit girişine sahip olunmaması şeklinde tanımlanır. E)Operasyonel Risk Operasyonel risk, banka içi kontrollerdeki aksamalar sonucu hata ve usulsüzlüklerin gözden kaçması, banka yönetimi ve personeli tarafından zaman ve koşullara uygun hareket edilememesi, banka yönetimine ilişkin hatalar, bilgi teknolojisi sistemlerindeki hata ve aksamalar ile deprem, yangın, sel gibi felaketlerden kaynaklanabilecek kayıplar ya da zarara uğrama ihtimali olarak tanımlanır. F)Mevzuata İlişkin Yetersiz Bilgi Riski Mevzuata ilişkin yetersiz bilgi riski, banka tarafından yetersiz ya da yanlış yasal bilgi ve ya belgeye dayanarak yapılabilecek işlemler neticesinde hakların beklenenden düşük,yükümlülüklerin ise beklenenin üzerinde gerçekleşmesi riskidir. Banka iştiraklerinin risk yönetiminde dikkate alınması; bankanın doğrudan ve dolaylı iştiraklerinin finansal performansı konsolide bazda izlenmeli ve risk yönetimi aynı bazda gerçekleştirilmelidir.Risk yapısı izlenirken, konsolide edilmeyen iştiraklerin durumları da ayrıca dikkate alınmalıdır. Banka, yurtiçi ve yurt dışı iştirakleri arasında gerçekleşen büyük hacimli işlemleri ve fon transferlerini izlemeli, bu iştiraklerin risk profilini değerlendirmeli,sermaye tabanı,öz kaynaklar gibi mali güce ilişkin kriterlere göre bu risklerin belirlenen sınırlar dahilinde bulunup bulunmadığını tespit etmelidir. Acil ve beklenmedik durum planı uygulaması; üst düzey yönetim, beklenmeyen olaylar sonucu oluşabi Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |