Yeni Üye
Üye No: 134155
Cinsiyet: 
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Mersin
Puan: +0/-0
|
 |
« Yanıtla #1 : Nisan 02, 2011, 12:02:41 ÖS » |
|
Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
Yeni Üye
Üye No: 136414
Cinsiyet: 
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 6
Nerden: İstanbul
Puan: +0/-0
|
 |
« Yanıtla #2 : Nisan 10, 2011, 08:41:48 ÖS » |
|
Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
Yeni Üye
Üye No: 105242
Cinsiyet: 
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Adana
Puan: +0/-0
|
 |
« Yanıtla #3 : Nisan 18, 2011, 03:05:53 ÖS » |
|
 daha fazla bilgi veremezmisiniz Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
Uzman Üye
Üye No: 11729
Cinsiyet: 
Mesleği: Diğer Meslek Dalları
Mesaj Sayısı: 1298
Nerden: İstanbul
Puan: +6/-1
|
 |
« Yanıtla #4 : Nisan 18, 2011, 11:19:30 ÖS » |
|
RADYOAlm; Radio (n), Fr; Radio (m), İng; Radio Bilgi göndermek ve almak maksadı ile elektromanyetik dalgalar şeklinde uzaya yayın yapan ve uzaydan yayın alan elektronik cihaz. Radyo telekomünikasyonun (haberleşmenin) en belli başlı cihazlarından biridir. Radyo; telefon, telgraf, televizyon, radar ve faksimil cihazları ile alakalı yardımcı bir yayın cihazı olarak da büyük önem taşır. Radyonun ilk ismi telsizdir.
Radyo kelimesi, Latince ışın demek olan radius kelimesinden gelir. Elektromanyetik dalgalarla ilgili birçok kavram, olay ve cihazın ifade edilmesinde bir örnek olarak kulllanılır. Radyoastronomi, radyoelektrik, radyofrekans, radyopusula, radyoteleskop, radyotelgraf ve radyokontrol gibi tabirler bunun örnekleridir.
Türkçede radyo denince, elektromanyetik dalgaların yaygın bir uygulaması olan radyo istasyonu ve radyo alıcısı akla gelir. Radyo alıcısı herkesin evinde bulunan, yurt içinde ve dışındaki çeşitli istasyonların yayınlarını alarak sese çeviren bir cihazdır. Çeşitli verici istasyonların antenlerinden uzaya yayılan dalgalar, alıcının (radyo) anteninde gerilim endükliyerek orjinal yayının zayıflamış bir numunesi olarak belirirler. O halde alıcı cihazın ilk fonksiyonu arzu edilen istasyonun yayınına ayarlanmış olmalıdır. Seçilen bu işaret daha sonra kuvvetlendirilmeli ve değiştirilerek duyulabilen ses frekanslarına çevirmeli, en sonra da hoparlörden duyulabilecek şekilde kuvvetlendirilmelidir. Bu adımlar genel bir radyo alıcısının temel kısımlarını oluşturur. Bunlara ek olarak alıcılar; otomatik frekans ayarı, gürültü bastırma, ton ve ses kontrol, uzaktan ayar ve akort gösterge devrelerini bulundurabilirler.
Radyo yayını için verici, anten, yayın ortamı gereklidir. Mikrofona gelen ses, verici modüleli taşıyıcı yüksek frekanslı elektromanyetik dalga titreşiminin ortama yayılmasını sağlar. Atmosfer de dahil olmak üzere elektromanyetik dalgalar uzayda yayılabilirler. Elektromanyetik dalgaları, antenle alınıp modüle edilmiş taşıyıcı frekans dalgası çözümlendikten sonra, hoparlörden duyulur.Radyonun TarihiElektromanyetik dalgaların uzayda ışık hızı ile yayılabileceğini teorik olarak ilk ortaya atan J.C.Maxwell'dir.  Bu konuda ilk deneyi Alman fizikçi Heinrich Hertz, 1886-1888 yılları arasında yaptı. Hertz, iki levhaya elektrik tatbik ederek 75 megahertzlik yüksek frekans elde etti. Bu levhalara yakın bir yerde bir metal halkanın iki ucunun birbirine yaklaştığı dar hava boşluğunda, karanlıkta, kıvılcım atlamaları gördü. Böylece elektrik enerjisinin elektromanyetik dalgalarla uzaydan yayınlanabileceğini gözlemlemiş oldu.

Telsiz yayınının hayata ilk geçişi 1896 yılında İtalyan fizikçisi Marconi'nin, 1890 yılında O.Lodge tarafından başlatılan çalışmalarını mors cihazı haline getirmesiyle olmuştur. İlk yayın bir mil mesafeye, 1901 yılında ise 200 mile ulaşmıştır. Uygulama en çok denizaşırı bölgelerden telgraf şeklinde yapılıyordu. Marconi'nin mors cihazında elektromanyetik dalgalar, bir tüp içinde gevşek duran demir tozlarını etkileyerek, tüpün iki ucu arasınndaki direnci azaltıyor ve bu şekilde, elektromanyetik enerji elektrik enerjisine çevriliyordu. 1906 yılında Amerikalı mühendis G.W.Pickard silikondan yaptığı kristalin de elektromanyetik dalgayı geçirdiğini keşfetti. Bu buluşa İngiliz fizikçisi Hughes tarafından 1900 yılında karbon levhaya ucundan hafifçe temas eden iğnenin elektromanyetik dalga dedektörü olarak kullanılması sebep olmuştur. 1904 yılında J.Fleming elektron tüpünü, 1907 yılında da De Forest'in triod elektron tüpünü detektör (sayıcı) olarak kullanabileceğini bulunca, radyo büyük bir adımla gelişti. Elektromanyetik dalganın antende oluşturduğu elektron akımı triod gridine gelince, triod anod katodu arasında direncin değiştiği görüldü. Böylece elektromanyetik enerji elektrik enerjisine hassas bir şekilde çevrilebildi. Çeşitli frekanslarda yayın yapan telsizler, piezoelektrik prensibiyle çalışan kristallerin 1923 yılında uygulamaya konulmasıyla başlandı. Kristallere çok hassas osilatörler yapılmış ve radyo frekans bandı genişlemiştir. 1930 yılında 30 megasaykıl (megahertz) üstünde yayın yapılamazken, bugün radyo frekans bandı 30.000 megasaykıla kadar genişlemiştir. Bu band içine radar, laser ve maser yayınları da girer.Yayın MekanizmasıBir telin ucuna elektromotif kuvvet (potansiyel) uygulanırsa, tel boyunca elektron şarjları akar. Bu akan elektron şarjları ise tel etrafında konsantrik dalgalar halinde elektromanyetik alan meydana getirir. Aynı anda elektromanyetik alana dik doğrultularda elektrostatik alan meydana gelir. Birbirine kenetlenmiş halde bu iki saha uzayda ışık hızı ile yayılır. Uzaya yayılan bu enerji, teldeki elelktron sarmallarının enerjisidir. Enerjinin yayıldığı anten ismi verilen bu telin ucunda elektromotif kuvvet kutbu radyo frekansında değiştirilirse, elektromanyetik yayın devamlılığı sağlanır. Antenden yayılan konsantrik dalganın uzaya ve toprağa doğru olan kısmı radyo dalgası olarak kullanılır. Uzaya doğru yayılan dalga iyonosfere çarparak tekrar yeryüzüne yansır. Böylece yayın çok uzaklara ulaşmış olur. İyonosfer iklim ve kozmik radyasyon şartlarına göre radyo dalgalarına etki eder. İyonosfer 50 km ile 400 km arasında birkaç kattan meydana gelmiştir.
Radyo frekansı osilatörlerde üretilir. Radyo frekansı antenden uzaya gönderilmeden önce bilgi taşıyan ses sinyali ile modüle edilir. Modülasyon ya genlik (Amplitüd) modülasyonu (AM) veya frekans modülasyonu (FM) şeklinde olur. Amplitüd modülasyonu veya FM yayını alan alıcı radyo, tekrar osilatör frekansını kullanarak radyo frekansından bilgi taşıyan ses sinyalini süzüp çıkarır ve yükselterek hoparlöre verir. Kaynak: Yeni Rehber Ansiklopedisi Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
Yeni Üye
Üye No: 153489
Cinsiyet: 
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Amasya
Puan: +0/-0
|
 |
« Yanıtla #5 : Ekim 07, 2011, 09:30:20 ÖS » |
|
daha fazla bilgi  Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
| |
Etiket: slayt
Yükleniyor...
| | | | | |