Edubilim Forumları - www.edubilim.com Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular: 2011-2012 Eğitim ve Öğretim Yılı 2.Dönem Evrakları
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 26, 2012, 02:22:23 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...




  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: Piraye İçin Yazılmış Saat 21-22 Şiirleri | Nazım Hikmet  (Okunma Sayısı 383 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
OupavóÇ
Uzman Üye
*****
Üye No: 87679
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 934
Nerden: Samsun
Puan: +16/-9
k¡Msen¡n anLayaMayacaqı ß¡r D¡LDe kønuşMak, yaZMak haTTa aqLaMak ¡sTerD¡M

Offline
« : Ağustos 23, 2010, 08:56:00 ÖÖ »

PIRAYE IÇIN YAZILMIS : SAAT
21-22 SIIRLERI
Ne güzel sey hatirlamak seni :
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yasim kirki geçmis iken...
Ne güzel sey hatirlamak seni :
bir mavi kumasin üstünde
unutulmus olan elin
ve saçlarinda
vakur yumusakligi canimin içi
Istanbul topraginin...
Içimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti...
Parmaklarin ucunda kalan
kokusu sardunya yapraginin,
günesli bir rahatlik
ve etin daveti :
kipkizil çizgilerle bölünmüs
sicak
koyu bir karanlik...
Ne güzel sey hatirlamak seni,
yazmak sana dair,
hapiste sirtüstü yatip seni
düsünmek :
filânca gün, falanca yerde
söyledigin söz,
kendisi degil
edasindaki dünya...
Ne güzel sey hatirlamak seni.
Sana tahtadan bir seyler
oymaliyim yine :
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli
dokumaliyim.
Ve hemen
firlayarak yerimden
penceremde demirlere yapisarak
hürriyetin sütbeyaz maviligine
sana yazdiklarimi bagira bagira
okumaliyim...
Ne güzel sey hatirlamak seni :
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yasim kirki geçmis iken...
20 Eylül 1945
Bu geç vakit
bu sonbahar gecesinde
kelimelerinle doluyum;
zaman gibi, madde gibi ebedî,
göz gibi çiplak,
el gibi agir
ve yildizlar gibi piril piril
kelimeler.
Kelimelerin geldiler bana,
yüreginden, kafandan,
etindendiler.
Kelimelerin getirdiler seni,
onlar : ana,
onlar : kadin
ve yoldas olan...
Mahzundular, aciydilar, sevinçli,
umutlu, kahramandilar,
kelimelerin insandilar...
21 Eylül 1945
Oglumuz hasta,
babasi hapiste,
senin yorgun ellerinde agir
basin,
dünyanin hali gibi halimiz...
Insanlar, daha güzel günlere
insanlari tasir,
oglumuz iyilesir,
babasi çikar hapisten,
güler senin altin gözlerinin içi,
dünyanin hali gibi halimiz...
22 Eylül 1945
Kitap okurum :
içinde sen varsin,
sarki dinlerim :
içinde sen.
Oturdum ekmegimi yerim :
karsimda sen oturursun,
çalisirim :
karsimda sen.
Sen ki, her yerde «hâziri
nâzir»imsin,
konusamayiz seninle,
duyamayiz sesini birbirimizin :
sen benim sekiz yildir dul
karimsin...
23 Eylül 1945
O simdi ne yapiyor
su anda simdi, simdi?
Evde mi, sokakta mi,
çalisiyor mu, uzanmis mi, ayakta
mi?
Kolunu kaldirmis olabilir,
— hey gülüm,
beyaz, kalin bilegini nasil da
çirçiplak eder bu hareketi!... —
O simdi ne yapiyor,
su anda, simdi, simdi?
Belki dizinde bir kedi yavrusu
var,
oksuyor.
Belki de yürüyordur, adimini
atmak üzredir,
— her kara günümde onu bana
tipis tipis getiren
sevgili, canimin içi ayaklar!...—
Ve ne düsünüyor
beni mi?
Yoksa
ne bileyim
fasulyanin neden bir türlü
pismedigini mi?
Yahut, insanlarin çogunun
neden böyle bedbaht oldugunu
mu?
O simdi ne düsünüyor,
su anda, simdi, simdi?...
24 Eylül 1945
En güzel deniz :
henüz gidilmemis olanidir.
En güzel çocuk :
henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz :
henüz yasamadiklarimiz.
Ve sana söylemek istedigim en
güzel söz :
henüz söylememis oldugum
sözdür...
25 Eylül 1945
Saat 21.
Meydan yerinde kampana vurdu,
nerdeyse koguslarin kapilari
kapanir.
Bu sefer hapislik uzun sürdü
biraz :
8 yil...
Yasamak : ümitli bir istir,
sevgilim,
yasamak :
seni sevmek gibi ciddî bir istir...
26 Eylül 1945
Bizi esir ettiler,
bizi hapse attilar :
beni duvarlarin içinde,
seni duvarlarin disinda.
Ufak is bizimkisi.
Asil en kötüsü :
bilerek, bilmeyerek
hapisaneyi insanin kendi içinde
tasimasi...
Insanlarin birçogu bu hale
düsürülmüs,
namuslu, çaliskan, iyi insanlar
ve seni sevdigim kadar
sevilmeye lâyik...
30 Eylül 1945
Seni düsünmek güzel sey
ümitli sey
dünyanin en güzel sesinden en
güzel sarkiyi dinlemek gibi bir
sey.
Fakat artik ümit yetmiyor bana,
ben artik sarki dinlemek degil
sarki söylemek istiyorum...
1 Ekim 1945
Dagin üstünde :
aksam günesiyle yüklü olan bir
bulut var dagin üstünde.
Bugün de :
sensiz, yani yari yariya dünyasiz
geçti bugün de.
Birazdan açar
kirmizi kirmizi :
gecesefalari birazdan açar
kirmizi kirmizi.
Tasir havamizda sessiz, cesur
kanatlar
vatandan ayriliga benzeyen
ayriligimizi...

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

« Son Düzenleme: Ağustos 23, 2010, 10:38:01 ÖÖ Gönderen: KuCuK_gOkYuZu » Logged

OupavóÇ
Uzman Üye
*****
Üye No: 87679
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 934
Nerden: Samsun
Puan: +16/-9
k¡Msen¡n anLayaMayacaqı ß¡r D¡LDe kønuşMak, yaZMak haTTa aqLaMak ¡sTerD¡M

Offline
« Yanıtla #1 : Ağustos 23, 2010, 09:00:45 ÖÖ »

2 Ekim 1945
Rüzgâr akar gider,
ayni kiraz dali bir kere bile
sallanmaz ayni rüzgârla.
Agaçta kuslar civildasir :
kanatlar uçmak ister.
Kapi kapali :
zorlayip açmak ister.
Ben seni isterim :
senin gibi güzel,
dost
ve sevgili olsun hayat...
Biliyorum henüz bitmedi
sefaletin ziyafeti...
Bitecek fakat...
5 Ekim 1945
Ikimiz de biliyoruz, sevgilim,
ögrettiler :
aç kalmayi, üsümeyi,
yorgunlugu ölesiye
ve birbirimizden ayri düsmeyi.
Henüz öldürmek zorunda
birakilmadik
ve öldürülmek isi geçmedi
basimizdan.
Ikimiz de biliyoruz, sevgilim,
ögretebiliriz :
dövüsmeyi insanlarimiz için
ve her gün biraz daha candan
biraz daha iyi
sevmeyi...
6 Ekim 1945
Bulutlar geçiyor : haberlerle
yüklü, agir.
Burusuyor hâlâ gelmeyen
mektup avucumda.
Yürek kirpiklerin ucunda
uzayip giden toprak ugurlanir.
Benim bagirasim gelir : — «P î r
â y e ,
P î r â y e !...» — diye...
7 Ekim 1945
Insan çigliklari geçti geceleyin
açik denizleri
rüzgâr-
-larla.
Dolasmak tehlikeli hâlâ
geceleyin açik denizleri...
Alti yildir sürülmedi bu tarla,
duruyor oldugu gibi tank
paletlerinin izleri.
Tank paletlerinin izleri
kapanir bu kis karla.
Ah, gözümün nuru, gözümün
nuru,
yine yalan söylüyor antenler :
alin teri tacirleri kapatabilsin
diye defteri yüzde yüz kârla.
Fakat Ezrailin sofrasindan
dönenler
döndüler verilmis kararlarla...
8 Ekim 1945
Çekilmez bir adam oldum yine :
uykusuz, aksi, nâlet.
Bir bakiyorsun ki
ana avrat söver gibi, azgin bir
hayvani döver gibi bugün
çalisiyorum,
sonra bir de bakiyorsun ki
agzimda sönük bir cigara gibi
tembel bir türkü
sabahtan aksama kadar sirtüstü
yatiyorum ertesi gün.
Ve beni çileden çikartiyor
büsbütün
kendime karsi duydugum nefret
ve merhamet...
Çekilmez bir adam oldum yine :
uykusuz, aksi, nâlet.
Yine her seferki gibi haksizim.
Sebep yok,
olmasi da imkânsiz.
Bu yaptigim is ayip
rezalet.
Fakat elimde degil
seni kiskaniyorum
beni affet...
9 Ekim 1945
Dün gece rüyama girdin :
dizimin dibinde oturuyormusun.
Basini kaldirdin, kocaman, sari
gözlerini bana çevirdin.
Bir seyler soruyormusun.
Islak dudaklarin kapanip açiliyor,
sesini duymuyorum ama.
Gecenin içinde bir yerlerde
aydinlik bir haber gibi saat
çaliyor.
Havada fisiltisi bassizligin ve
sonsuzlugun.
Kirmizi kafesinde, kanaryamin :
«Memo»mun türküsü,
sürülmüs bir tarlada topragi itip
yükselen tohumlarin çitirdisi
ve bir kalabaligin hakli ve
muzaffer ugultusu geliyor
kulagima.
Senin islak dudaklarin hep öyle
açilip kapaniyor
sesini duymuyorum ama...
Kahrederek uyandim.
Kitabin üstünde uyuyakalmisim
meger.
Düsünüyorum :
yoksa senin miydi bütün o
sesler?
10 Ekim 1945
Gözlerine bakarken
günesli bir toprak kokusu
vuruyor basima,
bir bugday tarlasinda, ekinlerin
içinde kayboluyorum...
Yesil piriltilarla uçsuz bucaksiz bir
uçurum,
durup dinlenmeden degisen
ebedî madde gibi gözlerin :
sirrini her gün bir parça veren
fakat hiçbir zaman
büsbütün teslim olmayacak
olan...
18 Ekim 1945
Kale kapisindan çikarken ölümle
bulusmak üzre,
son defa dönüp baktigimizda
sehre,
sevgilim, su sözleri
söyleyebilecegiz :
«— Pek de öyle güldürmedinse
de yüzümüzü,
çalistik gücümüzün yettigi kadar
seni bahtiyar
kilalim diye.
Devam ediyor bahtiyarliga
dogru gidisin,
devam ediyor hayat.
Içimiz rahat,
gönlümüzde hak edilmis
ekmegine doymusluk,
gözümüzde isigindan ayrilmanin
kederi,
iste geldik gidiyoruz
sen olasin Halep sehri...»

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

OupavóÇ
Uzman Üye
*****
Üye No: 87679
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 934
Nerden: Samsun
Puan: +16/-9
k¡Msen¡n anLayaMayacaqı ß¡r D¡LDe kønuşMak, yaZMak haTTa aqLaMak ¡sTerD¡M

Offline
« Yanıtla #2 : Ağustos 23, 2010, 09:10:35 ÖÖ »

27 Ekim 1945
Bir elmanin yarisi biz
yarisi bu koskoca dünya.
Bir elmanin yarisi biz
yarisi insanlarimiz.
Bir elmanin yarisi sen
yarisi ben
ikimiz...
28 Ekim 1945
Itir saksisinda artan koku,
denizlerde ugultular
ve iste dolgun bulutlari ve akilli
topragiyla sonbahar...
Sevgilim,
yas kemâlini buldu.
Bana öyle gelir ki
belki bin yillik bir ömrün
macerasi geçti basimizdan.
Ama biz hâlâ
günesin altinda el ele yalnayak
kosan
hayran gözlü çocuklariz...
5 Kasim 1945
Çiçekli badem agaçlarini unut.
Degmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan
hatirlanmamali.
Islak saçlarini güneste kurut :
olgun meyvelerin bayginligiyla
pirildasin
nemli, agir kiziltilar...
Sevgilim, sevgilim,
mevsim
sonbahar...
8 Kasim 1945
Uzaktaki sehrimin damlari
üzerinden
ve Marmara denizinin dibinden
geçip
sonbahar topraklarini asarak
olgun ve islak
geldi sesin.
Bu, üç dakikalik bir zamandi.
Sonra, telefon simsiyah
kapandi...
12 Kasim 1945
Damardan bosanan kan gibi ilik
ve ugultulu
son lodoslar esmeye basladi.
Havayi dinliyorum :
nabiz yavasladi.
Uludagda, zirvede kar
ve Kirezli-yaylada sahane ve
sipsirin yatmis uykudadir
kirmizi kestane yapraklarinin
üstünde ayilar.
Ovada kavaklar soyunuyor.
Ipekböcegi tohumlari kislaklarina
gitti gidecek,
sonbahar bitti bitecek,
nerdeyse girecek gebe-
uykularina toprak.
Ve biz yine bir kis daha
geçirecegiz :
büyük öfkemizin içinde
ve mukaddes ümidimizin
atesinde isinarak...
13 Kasim 1945
Tarif kabul etmez, — diyorlar, —
Istanbulun sefaleti,
milleti, — diyorlar, — kirip
geçirdi açlik,
verem illeti, — diyorlar, — diz
boyu.
Su kadarcik kiz çocuklarini, —
diyorlar, —
yangin yerlerinde, sinema
localarinda...
. . . . .
. . . . . . . . .
Kara haberler geliyor uzaktaki
sehrimden :
namuslu, çaliskan, fakir
insanlarin sehri —
sahici Istanbulum,
sevgilim, senin mekânin olan
ve nereye sürülsem, hangi
hapiste yatsam
sirtimda, torbamin içinde
götürdügüm
ve evlât acisi gibi yüregimde,
senin hayalin gibi gözlerimde
tasidigim sehir...
20 Kasim 1945
Saksilarda hâlâ tek tük karanfil
bulunursa da
ovada güz nadaslari yapildi
çoktan,
tohum saçiliyor.
Ve zeytin devsirilmekte.
Bir yandan kisa girilmekte,
bir yandan bahar fidelerine yer
açiliyor.
Bense hasretinle dolu
ve büyük yolculuklarin
sabirsizligiyla yüklü
yatiyorum demirli bir silep gibi
Bursada...
1945 yili Aralik ayinin dördü
Ilk göz göze geldigimiz günkü
elbiseni çikar sandiktan,
giyin, kusan,
benze bahar agaçlarina...
Hapisten
mektubun içinde yolladigim
karanfili tak saçlarina,
kaldir, öpülesi çizgilerle kirisik
beyaz, genis alnini,
böyle bir günde yilgin ve kederli
degil,
ne münasebet,
böyle bir günde bir isyan
bayragi gibi güzel olmali Nâzim
Hikmetin
kadini...
5 Aralik 1945
Delindi sintine,
esirler parçalamakta pirangalari.
Yildiz-poyrazdir esen,
tekneyi kayalarin üstüne atacak.
Bu dünya, bu korsan gemisi
batacaktir,
tas çatlasa batacak.
Ve senin alnin gibi hür, ferah ve
ümitli bir âlem
kuracagiz Pirâyem...
6 Aralik 1945
Onlar ümidin düsmanidir,
sevgilim,
akar suyun,
meyve çaginda agacin,
serpilip gelisen hayatin düsmani.
Çünkü ölüm vurdu damgasini
alinlarina :
— çürüyen dis, dökülen et —,
bir daha geri dönmemek üzre
yikilip gidecekler.
Ve elbette ki, sevgilim, elbet,
dolasacaktir elini kolunu sallaya
sallaya,
dolasacaktir en sanli elbisesiyle :
isçi tulumuyla
bu güzelim memlekette
hürriyet...
7 Aralik 1945
Bursada havlucu Recebe,
Karabük fabrikasinda tesviyeci
Hasana düsman,
fakir-köylü Hatçe kadina,
irgat Süleymana düsman,
sana düsman, bana düsman,
düsünen insana düsman,
vatan ki bu insanlarin evidir,
sevgilim, onlar vatana düsman...
12 Aralik 1945
Agaçlar ovada son bir gayretle
pirildamakta :
pul pul altin
bakir
tunç ve tahta...
Öküzlerin ayaklari yas topraga
gömülüyor yumusacik.
Ve daglar dumana batik
kursunî, sirilsiklam...
Tamam,
sonbahar belki bugün bitti artik.
Yaban kazlari hizla gelip geçti
demin
herhal Iznik gölüne gidiyorlar.
Havada serin
havada is kokusu gibi bir sey :
havada kar kokusu var...
Simdi disarda olmak,
dörtnala sürmek daglara dogru
ati.
«— Ata binmesini de bilmezsin,»
—- diyeceksin ama
sakayi birak ve kiskanma,
yeni bir huy edindim hapiste :
seni sevdigim kadar degilse de
hemen hemen ona yakin
seviyorum tabiati...
Ve ikiniz de uzaktasiniz...
13 Aralik 1945
Gece kar birdenbire bastirmis.
Bembeyaz dallardan dagilan
kargalarla basladi sabah.
Göz alabildigine Bursa ovasinda
kis :
bassizlik ve sonsuzluk geliyor
akla.
Sevgilim,
degisti mevsim
çekisen gelismelerden sonra bir
siçramakla.
Ve karin altinda magrur
hamarat
sürüp gidiyor hayat...
14 Aralik 1945
Hay aksi lânet, fena bastirdi kis...
Sen ve namuslu Istanbulum ne
haldesiniz kim bilir?
Kömürün var mi?
Odun alabildin mi?
Camlarin kiyisina gazete kâadi
yapistir.
Gece erkenden yataga gir.
Evde de satilacak bir sey
kalmamistir.
Yari aç, yari tok üsümek :
dünyada, memleketimizde ve
sehrimizde
bu iste de çogunluk bizde...
Nazım Hikmet Ran

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Etiket:
  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Edubilim olarak 2009-2010 Eğitim ve Öğretim Yılında da eğitimle ilgili , bilgi , belge ve dosyalarla tüm öğrenci ve öğretmenlerin yanındayız...
Tüm hakları sakllıdır. Edubilim 2007-2009. Bu sitede bulunan bilgi , belge ve dökümanların izin alınmadan veya kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır. İletişim Adresi: edubilim@gmail.com

Edubilim I Edubilim Forumları I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Haritası I Site Map

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!