Ölümler çıplak gelir...
Yüzü koyun serer hayatı kara mavi bir anda.
Zifirisi al olmuş, ışık tutmuş karanlığın göğsüne,
Gökte bulut yok, yıldızlar sessiz ve çırıl birer lamba misali yanıyorlar.
Ressamın, tablosunda fırçası değmiş sanki tuvale ay beyazımtrak!
Gitmek ne mümkün senden şahrudum,
Gel;
Asırlık çınarlara sığınalım ilhamı hak sevdamnızın secdesinde,
Yasla başını taştan kalbime,erisin içimin buzları ateşten kor gözlerinle,
Gözlerinki her biri parlak gece yıldızı senfonisin de şarkımız çalsın binyıllık ezgilerin
Tarihin tozlu sayfalarına yazdım adını
Hangi medeniyettirki senden söz etmesin ceddinde
Uçurum mavisi gözlerinine yakılan ağıtlar çığırtılır ölümlerde,doğumlarda,gitmelerde ve gelmelerde
Gelmeden hayata her can adını fısıldarlar kulaklarına ceninin
Hayatın anlamının Sen olduğunu bilmeden doğmasın die...
Ve her giden adınla ayrılır hayattan,
Adının rahmetine sığınırlar ettikleri şerlerden...
Ben her an adınla yaşarım her çırıl yanlızlığı biriktirir
Çıplak ölümü beklerim...