Şimdiki zamanlarda aşk, içi boşaltılmış bir kelime olarak karışımızda. Dilimiz çok kolay söyler oldu aşk kelimesini. Her hissettiğimizi aşk, her gördüğümüzü yâr sanır olduk.
Adına aşk evliliği denilerek başlanan birlikteliklerin henüz üzerinden bir yıl geçmeden kavgalar, hakaretler, dayak ve türlü türlü insan trajedileri ile sonlandığı bir devirde yaşıyoruz.
Her gün televizyonlarda ya da adliye koridorlarında bu hazin tablolarla karşılaşıyoruz. Halaylar çekilerek başlanan aşklar kavgalarla son buluyor nedense…
Oysa eski zamanlarda yaşanan aşklar böyle miydi? Sakız hanımla Mahur beyin aşkları mesela ya da Feride ile Kamuran’ın aşkı ya da etrafımıza dikkatle baktığımızda hâlâ birbirlerinin gözlerinin içine mutlulukla bakan beyaz saçlı 80’lik dedelerimizin ninelerimizin aşkları…
Şimdilerin her türlü teknolojik imkânına nazaran, o zamanlar yeri geldiğinde bir çarşı pazarda, pencerede, sokak ortasında bir kerecik görebilmek ve mümkünse karşılığında bir nazar alabilmek devri kadimlerin en büyük mutluluğu idi.
Şarkıda denildiği gibi bir yastıkta tam 40 yıl yaşanan o büyük aşklardı onlar ….
Şimdiler de niçin böyle aşklar yaşanmıyor sizce?
Elbette ki yine de bir yerlerde yaşanıyordur fakat bir elin parmaklarını geçer mi, sanmıyorum…
Ben bunu biraz kültürel yozlaşmaya biraz da hayatımızdan manevi dinamiklerin sessizce çekilip alınmasına bağlıyorum. Sadakat, emanet, merhamet gibi kavramların unutulmasına bağlıyorum. Bana öyle geliyor ki şimdilerde aşk sadece “sevgilin var mı? var” demek için isteniyor. Bu da aşkı aşk olmaktan çıkarıyor, içini boşaltıyor, sevgisiz bir toplu olmamıza neden oluyor ve sonucunda da bugün içinde bulunduğumuz tablo ortaya çıkıyor.
Galiba eski aşkların asilliği ve ömürlük olması gizli olmasından, seven ve sevilen arasında kalmasından ve her şartta edep çerçevesi içerisinde yaşanmasından kaynaklanıyordu.
Aslında bu konuda uzun uzadıya konuşabilinir, ama ben siz bu konuda ne düşünüyorsunuz merak ediyorum. Neden kadim zaman aşkları şimdilerde yaşanmıyor? Sebepleri nelerdir sizce? Bunun bir çözüm yolu var mıdır? Yoksa sevgisizlikten doğan bir toplumdan sevgi beklemek nadan bir çaba mıdır?
alıntı