Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular: 2012-2013 Eğitim ve Öğretim Yılı....
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Nisan 23, 2014, 07:57:36 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...



  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: İletişim Nedir? (iletişim, türleri, özellikleri, etkili iletişim yolları)  (Okunma Sayısı 89431 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline

« : Kasım 09, 2009, 01:44:43 ÖS »


İletişim nedir, etkili iletişim yolları nelerdir, iletişim türleri (sözlü ve yazılı iletişim), daha etkili nasıl bir iletişim olabilir, iletişimin etkinliği nasıl artırılır, sınıf içi etkili iletişim yolları vb. konuları bu konu içeriğinde ulaşabilirsiniz.

İletişim nedir?

İletişim kavramının farklı alanlarda birbirinden farklı anlamlarda kullanılmasına ilişkin yapılan bir araştırmada, 15 ayrı anlamda kullanıldığı belirlenmekle birlikte iletişim sözünün konumuz bağlamında ilk çağrışımı, insanlar arasında duygu, düşünce ve bilgilerin her türlü yolla başkalarına bildirimi olmaktadır.Tüm yaşamı boyunca, psikolojik olarak insanın, varlığını bildirmek ve varlığının farkındalığının kendisine bildirilmesi ihtiyacı vardır.Bu ihtiyaç içindeki insan, sözlü veya sözsüz çeşitli iletişim yollarına kaçınılmaz olarak başvurur. Her türlü iletişim insanın psikolojik gereksinmelerinin sonucudur. Kendisini tanıması, tanıtması ve dönüt alarak kendini değerlendirmesinde bu iletişim süreçleri önemli rol oynar. Kişiler arası iletişimle ilgili olarak yapılan tanımların buluştuğu nokta bu iletişimin psikolojik nitelikli bir bilgi alışverişi olduğu yolundadır(Capelle 1987).

Sözel İletişim

İnsan iletişiminin temeli dil, özellikle de konuşmadır.İnsan simge yaratabilme özelliği ile duygusal dilden önerme diline geçebilmiştir. Dili kullanarak gerçekleştirdiğimiz adlandırma, sınıflama, soyutlama ile yaşantımızı bir düzen içinde yürütürüz.Dil ve konuşma yalnızca bundan ibaret olmayıp, anlam yaratma ve onu paylaşma ile ilgili simgesel bir etkinliktir aynı zamanda. Kaynak, hedeflediği kişiye erişmek için, öncelikle iletişimin taşıyacağı duygu, düşünce ve bilgiyi dil dediğimiz simgesel sistem aracılığıyla kodlar.Özünü ve biçimini koruyacak doğru kodlama yapılmadığı zaman, duygu ya da bilgi yerine farklılaşarak ulaşacak ya da ulaşamayacaktır. İletinin kodlanması çok kısa, çarpıcı, dikkat çekici, kolay akılda kalıcı olmalıdır.Böyle olmayan iletiler hedef kitleye ulaşabilse bile, onun tarafından algılanmayacak; yarım yamalak algılanarak taşıdığı anlamsal içerik tam bir biçimde iletilmediğinde ise, bizim kodlarken amaçladığımız ileti çarpıtılarak algılanmış olacaktır. Sözlü iletişim“dil” ve “dil ötesi” olmak üzere iki alt sınıfa ayrılmaktadır.İnsanların karşılıklı konuşmalarını ve yazışmalarını dille iletişim kabul edebiliriz.Dille iletişimde kişiler ürettikleri bilgileri birbirlerine ileterek anlamlandırırlar. Dil ötesi iletişim sesin niteliği ile ilgilidir; ses tonu, sesin hızı, şiddeti, hangi kelimelerin vurgulandığı, duraklamalar ve benzeri özellikler, dil ötesi iletişim sayılır.Dille iletişimde kişilerin“ne söyledikleri”, dil ötesi iletişimde ise “nasıl söyledikleri” önemlidir. Bu ayrımı sözel ve sözsüz iletişim terimleriyle de adlandırabiliriz.Sözel iletişim daha çok düşüncelerin, sözsüz iletişim de duyguların aktarımında önemli işleve sahiptir. İnsanları diğer canlılardan üstün kılan düşünceleri söze dökülmediğinde, insanlara ulaşamadığında bir anlam ifade etmeyecektir.Akıl ve düşünce gücümüze işlerlik kazandıran, onu üretken hâle dönüştüren güçtür konuşma. Her türlü teknolojik gelişmeye karşın, yüzyıllardır bireysel ve toplumsal ilişkiler alanında vazgeçilmez yerini korumuştur.Sözlü iletişimin bu gücü çalışmamızın konusu olan ders ortamındaki iletişim çatışmalarında da; özellikle etkin dinlemenin yansıması olan tümcelerle, sen-ben dili aktaran tümceler bağlamında önem kazanmaktadır. Sözlü iletişimin bu gücüne karşılık insan iletişimi yalnız sözcüklerle sınırlı değildir. İletişimin bir de sözel olmayan boyutu vardır.Sözsüz iletişim beden dili ve ses, bütün ögeleri (tonlama, vurgu vb.) aracılığıyla gerçekleşir. Sözsüz iletişimin iki ana işlevinden birincisi doğrudan anlam -özellikle duygularla ilgili- iletmek; diğeri de sözlü iletişimin içeriğini belirlemek, onu desteklemektir.Aynı sözler farklıtonlarda ya da farklı jest ve mimiklerle farklı anlamlar kazanır.


İletişimin Etkinliği

İletişimin etkinliğinin ölçütü, bir iletişim sürecinde karşımızdakine ya da hedef kitleye yönelttiğimiz bildirinin karşılığında, amaçladığımız sonucun alınıp alınmamasıdır.Bu etkinin sağlanabilmesinin:
1. İletinin alıcının dikkatini çekecek biçimde kodlanması ve açık olması
2. İletiyi kodlayan simgeler konusunda alıcı ve vericinin ortak bilgisinin bulunması
3. İletinin alıcının gereksinmesine yanıt verecek nitelikte olması
4. Alıcının temel değerlerinin, tutumlarının tanınması
gibi bazı koşulları vardır.

Karşımızdaki insanla iyi ilişkiler içinde olduğumuz oranda onu etkileme, eğitme ve birlikte çalışma konusunda daha başarılı olma şansına sahip oluruz.Bu durumda, iletişimin taraflarından olan alıcılar zamanlarının çoğunu kendilerini korumak ve karşısındakini atlatmak için kullanmazken; kaynak durumundaki ögenin de rolden role geçmesine, sert davranmasına ve insan üstükişiliklere bürünmesine gerek kalmaz.İdeal bir öğretici rol yapmayı bırakıp olduğu gibi davranan, daha erişilebilir olandır.Okul ortamında öğretmen-öğrenci arasında etkin iletişimin kurulması bu iki kişi arasında özel bir ilişkinin, güvene dayalı sağlam bir bağın kurulmasına bağlıdır. Bu ilişki içinde her iki taraf birbirlerinin bireyselliğine, gereksinmelerine saygı gösterir; birbirlerinin yaratıcılığına ve gelişmesine fırsat tanır.

Sınıf İçi Etkin İletişim

Sınıf içi iletişim her şeyden önce öğretme-öğrenme ve bilgilendirmeyi temel alan amaçlı bir iletişimdir.Öğrenci her öğretim düzeyinde ve her zaman gönüllü taraf olmayabilir.Öğretim-öğrenim sürecini gönüllü, dolayısıyla verimli kılacak olan öğretici-öğrenci arasında kurulacak özel bağdır ki bu da öğretimin amacına ulaşmasında öğretim felsefesi ve yöntemleri kadar önemli bir diğer araç olan bazı temel iletişim becerilerinin bilinmesini ve uygulanmasını gerektirir. Bu becerilerin temeli de konuşmaya dayanmaktadır.Konuşma, yapıcı veya yıkıcı olma özellikleri ile öğretmen öğrenci ilişkilerinin niteliğine ve düzeyine önemli katkıda bulunur.
Sınıf ortamında çok yönlü bir iletişim söz konusudur. Bazen bir öğrenciye gönderilen mesaj bir başka öğrenci üzerinde daha etkili olabilir.Ayrıca öğrenci-öğrenci iletişimi de çok yoğundur ve bu aynı anda birçok duygu ve düşünceyi harekete geçirdiği için dersin akışını etkiler. Kuşkusuz her zaman mesajlar gönderildiği gibi anlaşılmaz.Sık sık yanlış anlamalar ortaya çıkabilir.Örneğin öğretmenin, görüşünü almak ya da konuşma fırsatı vermek için soru yönelttiği bir öğrenci, öğretmenin kendisini küçük düşürmek için soru sorduğunu düşünebilir.Bu durum kaynağın duygu ve düşüncelerini uygun iletişim biçimine çevirememesi, doğal davranmaması, alıcının gönderilen mesajı çözümleyememesi vb. nedenlerden kaynaklanıyor olabilir.Bu, tarafların etkili iletişim becerilerinden yoksun olması demektir.
Öğreticinin etkililiği insan psikolojisinin ve insan ilişkilerinin genel kuramı üzerine kurulabilir.Her öğretici ile her grup ve yaştan öğrenci her şeyden önce insandır. Benzer duyguları ve tepkileri vardır.Dinlenilme, anlaşılma, beğenilme, güvenilme, başarılı olma gibi bir çok duygu ve değerler paydasında buluşurlar.Ve bu duygu ve değerlerin oluşması, korunması sözel iletişimbağlamında ağırlıklı olarak “etkin dinleme” ve “ben iletisi becerisi”nde odaklanmaktadır.

kaynak: donusumkonagi.net

« Son Düzenleme: Kasım 09, 2009, 09:14:01 ÖS Gönderen: A.BetüL » Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #1 : Kasım 09, 2009, 01:50:28 ÖS »

Sınıf İçi Etkili Sözel İletişim

Öğrencilerin bazı derslere karşı geliştirdikleri tutumlarının dersin öğreticisi ile geliştirdikleri ilişkiyle ne kadar doğru orantılı olduğuna sıkça tanık oluruz.Öğretmen-öğrenci ilişkisinin niteliği, öğrenmeyi etkileyen temel etkendir.Bu olgu öğretici açısından ciddî bir sorumluluğu beraberinde getirmektedir.Öğrenme kolaylığı, öğrenmeyi eğlenceli hâle getirme ve azami verimi sağlama öğreticinin etkili iletişim becerilerine sahip olmasını gerektirmektedir.Ana babalar gibi çoğu öğreticiler de -eğitimli oldukları hâlde- çocukları ve gençleri istemeyerek de olsa nasıl incitebileceklerinin, onların özsaygılarına ve özgüvenlerine nasıl zarar verebileceklerinin, yaratıcılıklarını nasıl yok edebileceklerinin farkında olmak durumundadırlar.Oysa mevcut eğitim sistemi içerisinde bir çok öğretici öğrencilerine; sorumluluk alma, kendini yönetme ve yönlendirme; kendini tanıma, gerçekleştirme, denetleme ve değerlendirme yetilerini kazandıracak bilgi ve becerilerden yoksun görünmektedir.Ayrıca, etkili iletişim becerilerinden yoksun öğreticiler bu eksikliklerinden kendileri de olumsuz etkilenecek; gençlerin tutum ve davranışlarına biçim vermek, onların gelişimine katkıda bulunmak gibi yüce ve zevkli bir uğraşın ızdıraba dönüşmesine tanık olacaklar ve öğretme coşkusunu yitireceklerdir. Öğreticiyi zorlayan en önemli etken öğrencilerin kabul edilemez davranışlarından kaynaklanan disiplin sorunudur.Eğitim-öğretimle geçirmeyi plânladığı zamanın çoğunu, sınıf içinde düzeni sağlamaya ayırmak zorunda kalan öğretmenlerin, disiplini sağlamak içinsıkça başvurdukları yöntemler; yargılama, suçlama; alay etme, utandırma ve disiplin cezası veya not ile tehdit etme şeklindedir.Oysa baskıcı ve otoriteye dayanan yöntemler reddetmeyi, başkaldırmayı ve savunucu tutumu körükler. Öğretmenin bu konudaki yaklaşımı onun öğrenci davranışlarını kabul edilebilir görme konusundaki esneklik ve hoşgörü sınırıyla; yaşanacak sorunun boyutu da takındığı tutum ve

Sorun Kimin?

Sorunun kime ait olduğunun belirlenmesi sorunun çözümünde ilk basamaktır.Kabul edilemez davranışlar alanı öğretmenin gereksinmelerine, onayına ters düşen alandır ve öğretmen için sorun oluşturur. Kabul çizgisinin altında bulunan bir davranışın anında çözülmesi ile ancak öğretim devam edebilecektir.Yani sorun öğretmene aittir.Sorunun kime ait olduğunu belirlemek için öğretmen“Bu davranışın benim üzerimde somut bir etkisi var mı?” sorusunu kendisine yöneltir.

Sorun Öğretmeninse

Yararsız İletiler(İletişim Engelleri)
Öğrencinin ders esnasında cep telefonunu açık bırakarak mesaj sesinin duyulmasına izin verdiğini varsayalım.Öğrenci öğretmenin ve diğer öğrencilerin dikkatini dağıtmış, öğrenmene sorun yaratmıştır. Böyle bir durumda öğretmenin göndereceği yararsız iletiler şunlardır:

1-Çözüm İletileri
a)Emir vermek, yönlendirmek:
“Telefonu derhal kapat ve çantana koy!”
b)Uyarmak, gözdağı vermek:
“Telefonunu kapatmazsan elinden alırım.”
c)Ahlâk dersi vermek:
“Bir üniversite öğrencisi derste ne yapılıp yapılmayacağını bilir.”
d)Öğretmek, mantık yürütmek:
“Telefon dikkat dağıtmak için icad edilmedi.”
e)Öğüt vermek, çözüm getirmek:
“Dersin düzenini bozmaya hakkın yok, yerinde olsam o telefonu kaldırırdım.”
Çözüm iletileri öğretmenin gereksinimlerini yansıtmadığı için öğrencide olumsuz etki bırakmaktan öte gidemez.“Sınıfta otorite benim, benim dediğim olur” iletisi içerir.

2-Bastırıcı İletileri

a)Yargılamak, eleştirmek, suçlamak:
“Her derste sorun yaratmasan olmaz sanki.”
b)Ad takmak, alay etmek:
“Sınıfın şarlatanı olmak zorunda mısın?”
c)Yorumlamak, tanı koymak:
“Dikkat çekmek için yapıyorsun.”
d)Övmek, olumlu değerlendirme yapmak:
“Bu yaptığın senin gibi akıllı bir öğrenciyle bağdaşmıyor.”
e)Güven vermek, desteklemek, duygularını paylaşmak:
“Anlıyorum alacağın mesaj şu an seni dersten daha çok ilgilendirdiğine göre önemli olmalı.”
f)Sınamak, sorguya çekmek:
“İlgini bütünüyle derse vermedikçe dersi nasıl anlayacaksın?”
Bastırıcı iletiler de çözüm iletileri gibi sorun hakkında bilgi iletmediği ve öğrencide utanma ve yetersizlik duyguları yaratacağı içinsorunu çözmeye katkıda ulunamaz.“Sorun öğretmenin kendisinde” iletisi içerir.

3.Dolaylı İletiler
Dolaylı iletiler alay etme, iğneleme ve utandırmayı amaçlar.Aynı örnek durumda: “Oyuncağınla evde oynarsın.”
Çözüm iletileri ve bastırıcı iletiler kadar doğrudan olmadığı için daha az incitici olduğu kanısıyla kullanılan bu iletiler öğretmenin sinsi ve güvenilmez olduğu iletisine neden olur.
Sorun öğretmenin olduğunda, “İletişimEngelleri” de denilen bu yararsız iletiler seçenek ne olmalıdır?

Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #2 : Kasım 09, 2009, 01:53:51 ÖS »

Sen Dili-Ben Dili

Kabul edilmezlik alanında yer alan bir sorun karşısında duygularımızı açıklamadan oluşturacağımız tümceler“sen” ikinci kişi adılıyla biçimlenen tümceler olacaktır.Örn:“Terbiyesizlik ediyorsun.” Duygularımızı dile getirerek oluşturacağımız tümceler ise birinci kişi adılı, yani ben’li tümceler olacaktır. “Örn:Dikkatim dağıldı, rahatsız oldum.”
Sen’li tümcelerde sorun, öğretmenin engelleme duygusunun sorumluluğunu almayıp, öğrenciyi suçlaması, yargılamasıdır.Bu tür tümceler kullanıldığında karşı tarafa genellikle olumsuz, savunmacı bir tutum oluşur.Yargılayıcı, denetleyici, üstünlük bildiren bu tutum karşısında öğrenci iç dünyasını kapatır.

Sen dili:
1. Suçlayıcıdır. 2. Davranıştan çok kişiliğe yöneliktir. 3. Kişiye anlaşılmadığını hissettirir. 4.Yeniden konuşma isteğini engelleyicidir. 5. Neye kızıldığının anlaşılmamasına neden olur. 6. Kişiyi incitir, kırar. 7. Kişinin direnmesine, yani savunucu iletişime neden olur. Savunucu iletişim ise iletişimin içerik düzeyinden ilişki düzeyine geçmesine, ilişkinin bir savaş, bir kazanma sorununa dönüşmesine neden olacağı için öğretimin asıl amacına ulaşmasını engelleyecektir.Örnekler:
“Yeterince açık konuşmuyorsun.”
“Derse hep geç giriyorsun.”
“Çok fazla gürültü ediyorsun.”
“Dikkatini derse vermiyorsun.”
“Arkadaşlarına haksızlık ediyorsun.”

Ben dili ise özellikle olumsuz duyguların yaşandığı durumlarda, sorun karşısında duygularımızı dile getiren iletilerdir.Etkili olabilmesi için sırayla:
1. Olumsuz duyguların yaşandığı kişiye davranış veya durum tanıtılmalı:
“Ben ders anlatırken sözüm kesilince ......”
Bu tür tümceler bizi kaygılandıran durumları içerir.
2. Birinci bölümde tanımı yapılan davranışın öğretmen üzerindeki somut etkisi belirtilmeli:
“Ben ders anlatırken sözüm kesilince tekrarlamak zorunda kalıyorum ......”
İnsanların davranışlarını değiştirmesi amacıyla davranışının somut etkileri olduğuna inandırılmasını sağlar.
3. Duygular dile getirilmelidir:
“Ben ders anlatırken sözüm kesilince tekrarlamak zorunda kalıyorum.Bu da benim canımı sıkıyor.”

Ben dili:
1.Savunmaya itmez. 2. Suçluluk hissettirmez.3.Duygunun nedeni anlaşıldığı için iletişim sağlıklı olur. 4. Ben iletisi alan kişi başkalarını düşünmeyi de öğrenir. 5.Yakınlaşmayı sağlar. 6. Anlaşmazlıkları azaltır. 7. Konuşan kişiyi rahatlatır.
Bir başka örnek:
1. Yüksek sesle konuştuğunuz zaman(davranışın yargılamadan tanımlanması) dikkatim dağılıyor (davranışın somut etkisi).Böyle olunca da gerginleşiyorum(duygunun ifadesi).

Sorun Öğrencininse

Yararsız iletiler bölümünde yer alan 12 ileti kabul edilmezlik iletileridir.Sorunlu olmanın sorun olduğunu ileten bu iletiler kişilere yardımda etkisiz, hatta olumsuz etkiye sahiptir. Bunun yerine karşımızdakini olduğu gibi kabul etmek ilişkileri kuvvetlendirir.Kabul edildiğini hissetmekse sevildiğini hissetmek demektir.
Sorunları olan bireylerle etkili iletişim kurmayı kolaylaştıran dört temel dinleme süreci vardır.
a)Edilgin sessizlik:
Kabul etmeyi gösteren sözsüz bir iletidir.Daha fazla duygu düşünce paylaşmayı sağlar.Karşıdakine konuşma ve kendini anlatma şansı tanır.
b)Kabul edildiğini gösteren tepkiler:
Dikkatle dinlediğini göstermek için kullanılan baş sallamak, gülümsemek, kaş kaldırmak gibi jest ve mimikler ile “hı hı” “evet” gibi kısa, sözlü belirtilerdir.
c)Kapı aralayıcılar ve konuşmaya çağrı:
Konuşmayı başlatmak, derinleştirmek ve daha çok konuşturmayı sağlamak için kullanılan tümcelerdir.
“Bu konuda konuşmak ister misin?”
“İlginç, devam etmek ister misin?”
“Yaa, anlıyorum, sonra?”
d)Etkin dinleme:
İlk üç temel dinleme sürecinde etkin olan konuşucudur.Konuşan dinlendiğini bilir ama anlaşılıp anlaşılmadığını bilmez.Etkin dinlemede etkileşim daha fazladır.Konuşucuya dinleyenin yalnız duyduğunu değil, aynı zamanda doğru olarak anladığını da gösterir.
Etkin dinleme savunmayı azaltan, öz güveni zedelemeyen bir iletişim tekniğidir.Aynı zamanda duygusal olarak gerilimi azaltır.Etkin dinleyici olmak; karşıdakinin duygularını anlayabilmek, tanımlayabilmek, onlara zamanında yanıt verebilmek ve onları kendi sözcükleriyle takrarlayarak konuşanın onayını almaktır. Duyguların yansıtılması kişinin duygularının açıklığa kavuşturulmasına, belirginleştirilmesine yardımcı olur. Etkili dinleyici olmak için özetle; dikkati vermek, önyargısız olmak, konuşmaktan çok dinlemek, ilgi ve sabır ile dinlemek, anlamak için dinlemek gerekir.




Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #3 : Kasım 09, 2009, 01:56:33 ÖS »




İLETİŞİMDE BAŞARILI OLMAK İÇİN SUNULAN BAZI ÖNERİLER

İnsan ilişkilerinde başarılı olmak için insanın doğasını iyi tanımak gerekir. Başarılı bir iletişimde bulunabilmek için insanın bu ilişkiden beklentilerini anlayabilmek gerekir. İnsanlar oldukları gibi kabul edilmek , söyledikleri ve yaptıklarının onaylanması ve değerlerinin bilinmesini isterler. (Giblin, 1995) İnsanlarla konuştuğumuz zaman önce ihtilaflı noktalardan başlamamak gerekir. Anlaştığımız, birleştiğimiz noktalar üzerinde durarak , bunları takviye ederek başlamalıyız. (Carnigie) İyi bir iletişimde bulunmak için karşımızdaki insanın gereksinmelerini anlayabilmek ve ona uygun davranabilmek gerekir. Covey şöyle der:'' insanlar arasındaki ilişkilerde öğrendiğim en önemli ilkeyi bir tek cümlede özetlemem gerekseydi şöyle derdim: önce anlamaya çalışın sonra anlaşılmaya. Bu ilke insanlar arasındaki etkili iletişimin altın anahtarıdır. (Covey, s.252) Etkili iletişim bir kaynakta ise şöyle tanımlanmıştır. Temelinde farkında olma ayrıntılı olarak iç ve dış dünyanın bilincinde olma yatan iletişim. Kişinin kendini bilmesi, onun kendi algılama, yorumlama, yansıtma, duygu ve arzularının farkında olması demektir. Karşısındakinin farkında olan kişi ise onun davranışının nasıl bir iç dünyayı yansıttığını onun deneyimlerinin ve yaşantılarının ne olduğunu anlar. (Cüceloğlu, Yetişkin Çocuklar, S.250)




TEMEL İLETİŞİM SÜREÇLERİ
İletişim bir süreç içerisinde gerçekleşen bir olaydır.bu süreç içerisinde kod, kodlama, kod açma, yorumlama, geri iletişim yer almaktadır. Şimdi bu süreçleri daha yakından incelemeye başlayalım.(Cüceloğlu, insan insana, s.72-78)
a- Kod: mesajın işaret haline dönüşmesinde kullanılan simgeler ve bunlar arasındaki ilişkileri düzenleyen kuralların tümüne kod adı verilir. Şu anda bu yazıyı Türkçe kod kullanarak yazıyorum. Karşılıklı konuşurken aynı anda değişik kodlar kullanılır. Yüz ifadesi, söyleyiş tarzı, el ve kolların hareketleri de ayrı ayrı kodlar aktaran mesajlardır.
b- Kodlama:mesajın içeriğinin kod simgelerine dönüştürülmesine kodlama denir. Belirli bir niyet ya da duygunun değişik kodlarla ifade edilebileceğini yukarıda belirtmiştik. Örneğin kızgınlık duygusu kullanılan kelimelerle, söylenilen kelimelerle ifade edilebileceği gibi kişinin yüz ifadesiyle de belirtilebilir.
c- Kod açma: kodlanarak gelen mesajın içeriğini yeniden elde etmek için yapılan çözümleme sürecine kod açma denir.
d- Yorumlama: yorumlama yeniden bir değerlendirmeyi gerektirir. Kod açılarak elde edilen mesajın içeriğine, o andaki bütün ilişkiler ve koşullar çerçevesi içinde yeniden anlam verilmesine yorumlama denmektedir. Bazı durumlarda kod açılarak elde edilen anlamla yorumlama sonucunda elde edilen anlam arasında pek bir fark yoktur. Bazen de tamamen farklı bir yorumlama yapılabilir. Bazen bizim söylemek istediğimiz şeyle karşıdakinin anladığı arasında farklılıklar meydana gelebilir.
e-Geri iletim: kaynak birimin gönderdiği mesaja karşılık hedef birimin gönderdiği cevaba geri iletim adı verilir.
f- kişinin kendisinin gönderdiği mesajı kendisinin alması sürecine kendine geri iletim adı verilir. Eğer kişi kendi söylediklerini duyamaz ise 3-4 dakikadan fazla konuşamaz.

« Son Düzenleme: Kasım 09, 2009, 09:17:10 ÖS Gönderen: A.BetüL » Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #4 : Kasım 09, 2009, 02:25:16 ÖS »




Yapılan bir araştırmaya göre bir iletişimin kişiler arası iletişim sayılabilmesi için 3 şart aranır:
1. Yüz yüze olması
2. Katılımcılar arasında bir mesaj alışverişinin olması
3. Söz konusu iletişim sözlü veya sözsüz nitelikte olmasıdır.


Örneğin yazışmalar kişiler arası iletişim sayılmaz. Bu çok sayıda tanımın buluştuğu nokta kişiler arası iletişimin psikolojik nitelikli bir bilgi alışverişi olduğudur. Bu arada bir noktayı belirtmekte yarar var; sadece sosyal roller arasında kurulan ilişkiler kişiler arası iletişim değildir. Kişiler arası iletişimin olması için mutlaka o sosyal rolün dışına çıkılmalıdır. Örneğin hoca ile öğrenci arasındaki iletişim sadece derse yönelikse bu kişiler arası iletişim değildir. Ne zaman ki dersin dışına çıkılıp kişisel konulara girilince o zaman kişiler arası iletişim gerçekleşmiş oluyor. Yine bir tanıma göre de kişiler arası iletişim (Usluata, s.52)kişileri başkalarından ayıran özellikler, kişisel tutumlar, düşünceler, beğeniler belirlenecek biçimde bir bilgi alışverişi yapıldığında gerçekleşmektedir.
Kişiler arası iletişimin en karmaşık aracı olan konuşma; bilgi aktarma, başkalarının davranışlarını yönlendirmeyle, buyruklarla , kimi kez şakayla, kimi kez saldırgan kırıcı sözlerle karşıdakini etkilemek için kullanılır. Kişiler arası iletişim kendini iki şekilde gösterir. Sözlü ve sözsüz. Sözlü iletişimde konuşma en önemli yeri tutarken sözsüz iletişimde ise , yüz anlamları, göz hareketleri, bedenin duruşu, giyinmeyi , sesin özelliklerini içeren bu iletişim beden dili olarak bilinir.(Usluata, s.54) Kişinin bedensel duruşu kişinin içinde bulunduğu duygusal durumu açıklayabilir. Örneğin , kızgınlık, ilgisizlik , utanma, kararsızlık vb.(Usluata, s.55)
Grup iletişimi de kişiler arası iletişimi etkileyen önemli bir faktördür. Örneğin aile bir gruptur ve bu grubun içerisinde kişiler arası iletişim gerçekleşmektedir. Grup içerisinde de alt gruplar oluşabilir ve de bunlar daha çok daha derin ilişki içerisinde olabilirler(Arkonaç, 1993) Aynı grubun üyesi olan kişiler arasında mutlaka iyi ilişkilerin olması beklenemez. Örneğin sizinle aynı siyasal görüşte olanların oluşturduğu grubun içerisinde hoşlanmadığınız ve iletişim kurmak istemediğiniz kişiler olabileceği gibi sizin karşıt olduğunuz grup içerisinde yer alan fakat çok hoşlandığınız ve iletişim kurmak istediğiniz insanlar da olabilir. Karşıdaki insanla iletişim kurmaya nasıl başlanılacağı, iletişimin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vermeden önce diğer kişinin tutumlarının duygularının kişilik yapısının hakkında bilgi sahibi olunması başarılı bir iletişim için gereken unsurlardandır. Aksi takdirde şakacı bir insana çok ciddi davranırsanız başarısız sonuçlar elde etmiş olursunuz ve o kişiyle iletişimi sürdürmekte büyük güçlüklerle karşılaşabilirsiniz.
kaynak: donusumkonagi.net
« Son Düzenleme: Kasım 09, 2009, 09:15:44 ÖS Gönderen: A.BetüL » Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #5 : Kasım 09, 2009, 02:34:49 ÖS »

İLETİŞİM ÇEŞİTLERİ   

İletişim kavramlarının sıkça kullanıldığı günümüzde, insanlarımızı genel olarak inceleyecek olursak büyük bir çoğunluğunun temel sorununun iletişim (sizlik) olduğu ortaya çıkmaktadır. Günümüz insanı öyle bir noktaya geldi ki, adeta kendini tanıyamaz hatta tanımlayamaz oldu. Bu durum da insanın gerçek yeteneklerini kullanamaması, sahip olduğu gücü tanıyamaması gibi sonuçları doğurdu. Geleneksel yaşam biçimimiz incelendiğinde iletişimsizliklerimizi de kendi kendimize ürettiğimiz ortaya çıkmaktadır.Komşunun komşuyla konuşmadığı akrabanın birbirini tanımadığı, başka insanlara hep kuşkuyla bakıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Aslında tüm insanlar temelde aynı kaygıları duyuyorlar ama bir türlü kabuklarını kırarak birbirleriyle samimi ilişkiler içerisine giremiyorlar.                                 

Dolayısıyla giderek büyüyen sorunlar yumağı boğuşan insanlar topluluğu içinde yaşayıp gidiyoruz. Nedeni ise kısaca insanın kendinden uzaklaşmasıdır. Madem ki temel sorunlarımızın başında iletişimsizlik gelmektedir. Bununda mutlaka bir yolu olmalıdır. Bazı insanların çok ters ya da aksi dediğimiz insanlarla dahi çabucak anlaştıklarını mutlaka görmüşüzdür. Sadece merak ettiği için veya zaman geçirmek için vitrine bakan bir insana almayı hiç düşünmediği bir ürünü satan tezgahtarı, elinde silahla ve öldürme kastıyla gelen bir insanı rahatlıkla ikna eden kişileri duymuşuzdur. Peki nedir bunun sırrı? O insanlar belki de farkında olmadan, karşısındaki insanların ruhsal durumlarına seslenen duyarlılık, esneklik ve uyum sağlama gibi ileri iletişim tekniklerini kullanıyorlardır. İnsanların farklı temsil sistemleri vardır. Bunların bilinmesi karşımızdaki insanların dünyayı nasıl algıladıklarını anlamamıza büyük yardımı olmaktadır. Karşımızdaki insanın temsil sistemini bilmemiz ise onlarla etkili bir iletişim kurmamızı sağlayacaktır. İnsanların kullandıkları temsil sistemleri temelde görsel, işitsel ve kinestetik (dokunsal- hissel) olarak üç gruba ayrılmaktadır. Ana hatlarıyla inceleyecek olursak.   

1. GÖRSEL TİPLERLE İLETİŞİM
           İnsanların öğrenme süreçleri incelendiğinde, yaklaşık % 38’i nin görerek öğrendiği ortaya çıkmaktadır. Bu tipteki insanların düşünürken ve konuşurken göz hareketleri zaman zaman yukarıya kayar. Görüntülerle düşünürler. Bir şey gösterdiğinizde bir bakayım derler. Çünkü onların kendilerine özgü görme şekilleri vardır. Kullandıkları sözcükler ve benzetmeler görsel ağırlıklıdır. Genellikle çok hızlı konuşurlar, konuşma tarzlarına fazla dikkat etmezler ve görmeyle ilişkili sözcükleri sıkça kullanırlar. Ne istediğinizi açıkça görebiliyorum. Söylediklerini anlamadım, şunu bana göster yada çizerek tarif et, ... görünüyor ki vb. bir şeyi anlamak yerine görmeleri daha önemlidir. Bu tip insanlarla iletişim kurmanın temel basamağı görsel imajları iyi kullanmaktır. Göz temasları genellikle mükemmel düzeyde olduğundan konuşurken sizi görmeleri gerekir. Onlarla konuşurken göz temasınızı kesmemeniz daha faydalı olacaktır. Bir satıcı iseniz öncelikle sattığınız ürünün renk, estetik vb özelliklerini ön plana çıkarabilirseniz başarılı olma şansınız daha fazladır. Giyim ve kuşama önem verirler ve dikkat ederler. Onlarla konuşurken daha çok görsel ifadeler tasvirler ve mecazlar kullanmamız (renk, şekil, boyut) iletişim açısından daha başarılı olmamızı sağlar.               

2. İŞİTSEL TİPLERLE İLETİŞİM
           İnsanların öğrenme süreçleri incelendiğinde, yaklaşık % 28’i nin işitsel öğrenme kapasitelerinin ön plana çıktığı ortaya çıkmaktadır. Bu tipteki insanlar konuşurken kulak hizasına doğru bakarlar. Sözel ifadelere ve anlatımlara daha çok önem verirler. Duydukları bir konuşmayı, sözü veya kelimeyi yıllar sonra dahi rahatlıkla hatırlayabilirler. Görerek öğrenenlere göre daha yavaş konuşurlar, konuşmalarında şiirimsi bir hava hakimdir. Konuşmayı severler ve konuşmalarının kesilmesinden de fazla hoşlanmazlar. Bu tipteki insanlar genellikle ciddi tavırlar sergilerler ve duygularını fazla belli etmezler. Çoğu zaman ruhsal durumlarının iyi veya kötü olduğunu kolay kolay anlayamazsınız. İşlerinde ve iletişimlerinde ayrıntılara daha çok önem verirler. Giyim kuşamlarında profesyonel bir tarz ön plandadır. Bu tip insanlarla iletişim kurmanın temel basamağı işitsel imajları iyi kullanmaktır. Görsel ifadeler ve anlatımlar yerine işitsel ifadeler deyimler, ve anlatımlar daha etkili olmaktadır. Konuşurken sözlerinin kesilmesinden fazla hoşlanmazlar. Anlatım ve ifadelerinde yoğunluklu olarak; anlatmak, söylemek, işitmek, armoni, sağır etmek, ayrı telden çalmak, kulakları tırmalamak, kulağa hoş gelmek, ritim, ses, dalga boyu, vb. kelimeleri sıkça kullanırlar. Bu kategorideki insanlar tam bir iş insanıdır diyebiliriz. Gerçeklerle, ayrıntılarla, bilgi ile ilgilenirler. Bir satıcı iseniz satacağınız ürünü kelimelerle çok iyi ifade edebilmelisiniz. Onlarla anlaşmanın en güzel yolu konuşma hızınızı onların konuşma hızlarıyla aynı seviyeye getirerek tane tane konuşmaktır.
                       

3. KİNESTETİK (DOKUNSAL - HİSSEL) TİPLERLE İLETİŞİM
           İnsanların öğrenme süreçleri incelendiğinde, yaklaşık % 34’ü nün kinestetik öğrenme kapasitelerinin ön plana çıktığı ortaya çıkmaktadır. Burada Kinestetik sözcüğü dokunsal ve hissel anlamına gelmektedir. Duygulara daha çok önem verirler. Bu tipteki insanlar düşünürken sağ alta, konuşurken kulak hizasına doğru bakarlar, derin diyafram nefesi alırlar ve genellikle kesik kesik konuşurlar. Sözel ifadelere ve anlatımlara daha çok önem verirler. Bu tipteki insanlar için asıl önemli olan duyular ve duygulardır. Kısa ,az ve öz konuşmayı tercih ederler genellikle konuşma araları uzundur. Evet ve hayır kelimelerini sıkça kullanırlar. Kullandıkları cümleler dokunsal ve hissel ağırlıklıdır. Anlatım ve ifadelerinde; soğuk, sıcak, ağır, ele almak, dokunmak, hissetmek, katı, kazımak, elle tutmak, konuya parmak basmak, hücrelerinde hissetmek vb. söylemleri kullanırlar. Bir şeye karar verebilmeleri için ona dokunmayı tercih ederler. Eğer bir satıcı iseniz, kinestetik bir alıcıya malınızı satmanın en güzel yolu ürüne dokunmasını sağlamaktır. Arkadaşınızın, dostunuzun kolunu tutarak nasıl olduğunu sormak yada teselli etmek amacıyla omzuna dokunmak karşımızdakine bir güven ve önemli olduğu hissini verecektir.

   HANGİ GRUPLA NASIL İLETİŞİM?
          Yukarıda verilen oranlamalara dikkat edilirse, her insanın temsil sisteminin farklı olduğu görülecektir. Şunu kesinlikle unutmayalım bir çok insanda birden farklı temsil sistemi bulunmaktadır. İnsanların % 70’i bu temsil sistemlerinden birini yoğunluklu olarak kullanır. Hangi temsil sistemi sorusunun cevabını bulmanın en kısa yolu karşınızdaki kişiyi önemli bir karar aşamasında veya stres altında iken görmektir. Uyuşmazlık ve anlaşmazlık durumlarında, kızgın bir insanı yatıştırmada, bir ürünü satarken, uzun süreli konuşmayı sürdürebilmek için vb. durumlarda karşımızdaki insanın temsil sistemlerini göz önünde bulundurursak iletişimimiz ve diyaloglarımız daha verimli olacaktır.
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #6 : Kasım 09, 2009, 09:06:29 ÖS »

Etkili İletişim

Her dönemde ve ortamda organize olmanın ve işleri yoluna koymanın en önemli unsurlarından biri, yaygın ve etkili iletişim sağlayabilme yeteneğidir. Etkili iletişim, bir zaman yönetimi unsurudur. İletişimde yeteri derecede açık olunursa, iletilmek istenen mesaj, etkin bir biçimde, alıcıya ulaşmış olur. İletişimi zayıf olanlar, sürekli olarak karışıklığa neden olurlar.
Toplum yaşamı iletişimle daha güzel hale getirilir. Birey, grup ya da toplumların kendi aralarında kurdukları çeşitli ilişkileri düzenleyen kuralları, mevkileri gereğince tanıyıp onlara uygun davranışta bulunabilmeleri, kendi aralarında etkin bir iletişimin bulunmasına bağlıdır. Etkin iletişimin aşamaları şunlardır:

􀂾 Hedefi bilgilendirmek
􀂾 Hedefin tutum ve davranışlarını değiştirmek
􀂾 Hedefin tutum ve davranışlarını devam ettirmek
İletişim sürecimizin etkin iletişim olmasını isteriz. Etkin iletişim sonucunda hedef üzerinde şu üç ana iletişim etkisinin oluştuğu görülür:
􀂾 Hedefin bilgi düzeyinde ortaya çıkan değişme
􀂾 Hedefin tutum ve davranışlarında görülen değişme
􀂾 Hedefin açık davranışlarında görülen değişme
􀂾 Bir iletişim etkinliğinin beş temel amacı vardır;
􀂾 İletilecek mesajın kodlanması ve iletilmesi
􀂾 Mesajın kodunun çözülmesi ve filtre edilmesi
􀂾 Mesajın algılanması ve değerlendirilmesi
􀂾 Mesajın kabul edilmesi
􀂾 Mesaj doğrultusunda alıcının harekete geçmesi
Yukarıda sayılan unsurlar dikkate alındığında, iletişimin asıl amacının kaynağın gönderdiği mesajın, alıcı tarafından kodunun çözülüp algılanması değil, mesajın içeriği doğrultusunda alıcının mesaja göre olumlu geri bildirimde bulunmasını sağlamaktır.
kaynak: guzelkonusma.net
« Son Düzenleme: Kasım 09, 2009, 09:22:27 ÖS Gönderen: A.BetüL » Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #7 : Kasım 09, 2009, 09:20:32 ÖS »



Beden dili- etkili iletişim yolu:

İletişimde beden dili % 60 , ses tonu % 30 , kelimeler % 10 önem taşır. İlişkilerde pozitif olmak , olaylara olumlu yönden bakmak çok önemlidir. Böylece etkili bir iletişim kurulması sağlanabilir.

1- YÜZ : Canlı olun.Mümkün olduğunca gülün.

2- GÖZ : İnsanların yüzüne bakın.Konuşurken gözlerinizi kaçırmayın .

3- JESTLER : Jestlerinizin ( el , kol vs. kullanımı ) sözlerinizle aynı
mesajları vermesini sağlamalısınız.Ellerin kenetlenmesi , kolların
kavuşturulması , ellerinizin çene hizasında olması durumlarından kaçının.
Aşırıya kaçmadan jestlerinizi kullanın.

4- BAŞ HAREKETLERİ : Karşınızdaki konuşurken başınızı ara sıra
aşağı yukarı hareket ettirerek onu dinlediğinizi ve anladığınızı belli
edin.

5- DURUŞ : Sizinle konuşan insanlara bakın. Mümkün olduğu kadar
çok kişiye ara sıra da olsa bakmaya çalışın .

6- TEMAS : Bazı durumlarda yaşı küçüklerle , aynı cins ve sizden daha
alt statüde olanlarla bedensel temas kurun.

7- KONUŞMA : Ses tonu çok önemlidir.Çok fazla konuşmayın.
Toplulukta eşit miktarda konuşun.
kaynak:bilgilik.com
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #8 : Kasım 10, 2009, 01:10:19 ÖÖ »



AİLE İÇİ İLETİŞİMİN ÖNEMİ

Son yıllarda sıkça duyduğumuz bir kavram ; “Aile İçi İletişim”.
Peki neden diye hiç düşündünüz mü? Bundan önceki 80’li 90’li yıllarda gündemimizde olmayan bu kavram birden bire 2 binli yıllarda neden gündemimizin ilk sıralarına oturdu dersiniz?
Aile toplumun en küçük ve en temel birimidir. Aileyi toplumsal bir sistem, toplumsal bir birim, toplumsal bir birlik, grup, insan topluluğu olarak tanımlayan sosyologlar olduğu gibi,toplumsal bir kurum olarak tanımlayanlar da vardır.
İletişim ise tüm canlılar ve insanlar arasında yüzyıllardan beri süre gelen temel bir olgudur. Hem kişilerin, hem kurumsal düzeyde toplumsal yaşamın temel ve vazgeçilmez bir özelliğidir. Bireyin gelişiminde ve eğitiminde önemli bir yeri olan aile, iletişim bakımdan da çok önemlidir. Çocukların iyi bir gelişme gösterebilmeleri anne-baba ile çocuklar arasında etkili bir iletişimin kurulmasına bağlıdır.
Yarınların geleceği çocuklarımızın iyi bir gelişme gösterebilmeleri için anne-baba ve çocuklar arasında etkili bir iletişim kurulması gerekmektedir. Peki ama etkili bir iletişim neden gerekli? Etkili bir iletişim, aile üyelerinin karşılıklı olarak bir birlerini düşüncelerini ve duygularını anlamalarını sağlar. İşbirliği, yardımlaşma ve paylaşma davranışlarına yol acar. Çocukların gelişmesi için uygun bir ortam oluşmasına neden olur. İyi bir iletişimin gerçekleştiği aile ortamında çocuklar daha bağımsız bir kişilik geliştirirler. Düşünme, düşünce ve duygularını açıklama özgürlüğü ve alışkanlığı kazanırlar. Buna karşılık etkili bir iletişimin oluşturulamadığı, iletişim engellerin yer aldığı bir ortamda çocukların gelişim engellenir. Çocuklar özgürce düşünemeyen, düşünce ve duygularını açıkça dile getiremeyen bağımlı bir birey olurlar. İleride çeşitli problemlerle karşılaşırlar. Bu nedenle aile bireyleri arasında, özellikle anne-baba ile çocuklar arasında etkili bir iletişimin kurulması çok önemlidir.
İletişim, aile sisteminin işleyişinde ve işbirliği, karar verme gibi işlevler için gereklidir. Aileler ile yapılan çalışmalarda da iyi iletişimin bulunduğu ailelerde, aile ilişkilerinden sağlanan doyumu daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. İyi bir iletişim ailede kişilerin birbirlerine daha iyi tanımalarına, kişilerin kendilerine ve diğer kişilere saygı duymalarını sağlamaktadır. İletişimin aile empati, uyuşum ve saygı aktarımda çok önemli bir yeri vardır. Aile içinde sevgi, mutluluk, neşe, kızgınlık,üzüntü,korku vb gibi duyguların aktarılması ancak üyeler arası etkileşim ile olur. Karşısında ki ile empati kurma, onu anlama veya onu anlayamama gibi aile işlevlerinin sağlıklı veya sağlıksız olmasında çok önemli yeri olan davranışların temelinde, iletişim vardır.

Aile içi iletişimde çözüm, ev içinde anlayışlı, şefkatli, ilkeli bir aile yapısını kurup sürdürebilmektedir. Eşlerin arasında ki anlayış ve davranış bütünlüğü iletişimi güçlendirerek çocukların sosyal rollerin benimsemelerine yol acar. Aile içi iletişimin başarılı yürütüldüğü ailelerin mutluluğu aradıkları yer yuvalarının içidir. Yuvanın dışında bireyler arayışı içine girmeye ihtiyaç hissetmezler. Böylesine sağlıklı kurulan bir iletişim aile bireyleri arasındaki dayanışma ve sevgi, saygı temellerinin sağlıklı oluşmasına da yardımcı olur.
alıntıdır.
« Son Düzenleme: Kasım 10, 2009, 01:11:53 ÖÖ Gönderen: A.BetüL » Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #9 : Kasım 10, 2009, 01:14:28 ÖÖ »

Günümüzde iletişimin önemi

Kendimizi doğru ifade edebilmek, dünyayı doğru algılayabilmek için sağlıklı iletişim kurabilme becerilerimizi geliştirmeliyiz. İletişimin önkoşullarından biri de “ dinlemenin ” önemini kavramak ve gereklerini yerine getirmek yönünde davranışlar sergilemektir. Hepimizin “ anlaşılmadığımızı ” düşündüğümüz çağımızda - dinlemek – için ayrı bir parantez açmak gerekir…
Günlük yaşamda karşılıklı konuşurken, bir tartışma programında katılımcılar görüşlerini dile getirirken; sözünün kesilmesinden, dinlenilmediğinden şikayet eder ve ses tonu gittikçe yükselir. Bir süre sonra taraflar kırgınlık, kızgınlık ve bıkkınlık içinde iletişimi kesmeye yönelik davranışlar gösterir.

Halbuki dinlemeyi bir öğrenebilsek ve dinlediğimizden konuşan taraf emin olsa, ilişkilerimize bambaşka bir güven, huzur ve mutluluk yansıyacaktır. İletişim uklukları ve kazaları ortadan kalkacaktır. Bilgi düzeyimiz yükselecektir. Eski Sirach yazıtına göre “ Dinlemeyi seversen, bilgi kazanırsın ve eğer kulak kabartırsan akıllı olursun. ”

Geliştirilmesi gereken iletişim becerilerinden belki de en önemlisi dinleme becerisidir. Çocuklarımız ile, eşinizle, arkadaşınızla konuşurken “ can kulağı ” ile din lendiğiniz duygu ve düşüncesi mutlu olmanızı sağlayacaktır. Mesajların iletilmesi kadar alınması da önemlidir. Aktif bir dinleyici olmak için neler yapmalıyız, bunları inceleyelim:

Öneriler:

1- Sabırlı olun ve karşınızdaki insanın iletmeye çalıştığı mesajına saygı duyun.

2- Konuşan kişiye dikkatinizi verin, dikkatinizi dağıtacak başka şeylerle ilgilenmeyin.

3- Konuşan kişinin söylediklerini, zaman zaman kendi cümlelerinizle özetleyin ve karşınızdan teyit alın.

4- Önyargısız dinleyin. Herkesten yeni bilgiler edinebilirsiniz.

5- Egonuzu ön plana çıkarmayın. Egosu kuvvetli kişiler, kendilerini konuşan kişiden daha üstün görüp, onun söylediklerini dinlemeyebilir.

6- Konuşan kişinin beden diline dikkat edin. Söylediklerini beden dili tamamlıyor mu?

7- Nasıl söylendiğini değil, ne söylendiğini dinlemeye çalışın.

8- Konuşanın anlattıklarını sonuna kadar hiç araya girmeden dinleyin.

9- Önemli noktaları not alın. Yazmak, dikkatinizi daha kolay toplamanızı sağlayacaktır.

10- Karşı taraf konuşurken onun söylediklerine vereceğiniz cevapları değil onun ifade etmek istediklerini düşünün.

Dinlemeyi başardığınızı varsayalım. Konuşan kişiyi dinlediğinizi, bir de beden dilinizle gösterdiğinizde, konuşan kişinin saygısını ve güvenini daha kısa zamanda kazanabilirsiniz.

Dinlerken bedenle hafifçe öne doğru eğilmek, baş sallamak, göz temasında bulunmak, iyi dinleyici olduğunuzu karşınızdaki kişiye gösterecektir. Sözel olarak da dinlediğinizi belirten sesler çıkarabilir; “ evet, hımm, anlıyorum,tabii ” gibi sözcüklerle, dinlediğinizi gösterebilirsiniz. Bu sözel teyitler, özellikle birbirimizi görmediğimiz, sadece dinleyebildiğimiz telefonla iletişim halinde iken mutlaka dikkat edilmesi gereken bir konudur.

Dinlemek karşınızdaki kişiye “ saygı duymanın, sana değer veriyorum ” mesajı vermenin en iyi yoludur. Konuşmak için bir nedeni olan herkesi, dinlemek için de bir neden, mutlaka vardır.
kaynak:limonsuyu.net
Logged

Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 134051
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Batman
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #10 : Nisan 01, 2011, 08:11:22 ÖS »

 Angry
Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 167329
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #11 : Aralık 25, 2011, 12:42:37 ÖS »

TEŞEKKÜRLER
Logged
Etiket: iletişim iletişim türleri sözlü iletişim yazılı iletişim etkili iletişim 
  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Tüm toplama bilgisayar fırsatları için tıklayın !


Yıllık Planlar 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
2009-2010 Yıllık Planlar 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
Zümre Toplantıları 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
Belirli Günler ve Haftalar Birleşmiş Milletler Günü Kızılay Haftası 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Dünya Tasarruf Günü
Yazılı Soruları
1. Yazılı Soruları

Edubilim olarak 2009-2010 Eğitim ve Öğretim Yılında da eğitimle ilgili , bilgi , belge ve dosyalarla tüm öğrenci ve öğretmenlerin yanındayız...
Tüm hakları sakllıdır. Edubilim 2007-2009. Bu sitede bulunan bilgi , belge ve dökümanların izin alınmadan veya kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır. İletişim Adresi: edubilim@gmail.com

Edubilim I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Haritası I Site Map I Reklam
Edu Sohbet -Webmaster -Edubilim2 -Oyunpiyatforum-- Web Stats

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Çok kısa bir süre sonra sitemize
yalnızca davetiye ile üye olunabilecek...
 Hem davetiye hakkı kazanmak için hem de sitemizdeki dosyaları indirebilmek için lütfen üye olun...
Üyelik tamamen ücretsizdir, üye olmak için tıklayın