Edubilim Forumları - www.edubilim.com Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular: 2011-2012 Eğitim ve Öğretim Yılı 2.Dönem Evrakları
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 10:02:32 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...




  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: İktisat Teorisi 2. dönem  (Okunma Sayısı 4846 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
« : Eylül 21, 2009, 02:27:45 ÖÖ »

***Makro iktisadın inceleme alanı; ulusal gelir, büyüme, işsizlik, enflasyon, ödemeler bilançosu gibi güncel konulardır.

*** Makro iktisadın ilgi alanları ;( Bir ekonominin performansı )
a) Reel gelirin yıllık büyüme oranı,
b) Enflasyon oranı,
c) İşsizlik oranı,
d) Ödemeler bilançosunun durumudur.

*** Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) ; Belli bir dönemde genellikle bir yıl içinde bir ülke sınırları içerisinde üretilen tüm tamamlanmış mal ve hizmetlerin cari değeridir. Bir mal ve hizmetin GSYİH'ya konu olabilmesi için ;1. Piyasada satılmalı, 2. Nihai mal olmalı, 3. Cari olarak üretilmelidir. Önceki dönemde üretilenler, GSYİH’ya dahil edilmez.

*** GSYİH’yı hesaplama yöntemleri ; 1-) Harcama yöntemiyle ; AE =GSYİH = C + I + G + (X - M)
tüketim (C), yatırım (I), kamu alımları harcamaları (G) ve net ihracat (X - M) toplam harcama (AE),
2-) Üretim veya katma değer tekniğinde, üretilen mal ve hizmetlerin nihai değeri veya katma değerlerin toplamı olarak GSYİH hesaplanır.
3-) Gelirlerin toplamı olarak GSYİH’nın hesaplanması yöntemi ;
GSYİH = Ücretler + Faiz + Rant + Kâr - Dışarıdan Net Faktör Gelirleri + Amortismanlar + D.lı Vergiler

*** NOMİNAL GSYİH; cari TL (veya ABD’de Dolar vb.) cinsinden, çıktının üretildiği dönemde geçerli fiyatlarla GSYİH’nın değeridir.

*** REEL GSYİH; herhangi bir dönemde üretilen toplam çıktıyı temel alan bir yılın fiyatlarıyla ölçülmesidir.
Ekonomik büyüme, reel GSYİH kullanılarak ölçülür.

*** REEL GSYİH BÜYÜMESİ = (Yt-1 – Yt) / Yt-1

*** Kişi Başına GSYİH = GSYİH / Nüfus

*** POTANSİYEL ÇIKTI VEYA POTANSİYEL GSYİH VEYA TAM İSTİHDAM GSYİH; Bir ekonominin sahip olduğu bütün üretim faktörlerinin tam olarak istihdam edilmesi durumundaki çıktıdır.
CARi ÇIKTI VEYA FiiLi GSYİH ;Bir ekonominin sahip olduğu üretim faktörlerini tam olarak istihdam etmeden ürettiği çıktıya denir.Potansiyel çıktı; nüfus artışı, nüfusun niteliğinin yükselmesi, beşeri sermaye, teknolojik gelişmeler, üretkenlikte artış, ekonomik teşvikler gibi unsurlar nedeniyle değişir.

***GSYİH AÇIĞI = POTANSİYEL ÇIKTI - FİİLİ GSYİH

***GAYRİ SAFİ MİLLİ HASILA (GSMH);GSMH, veri dönemde ülkenin sahip olduğu üretim faktörleri yardımıyla elde edilen nihai mal ve hizmetlerin değeridir. GSYİH hesaplamasının yansıtmadığı belli başlı sorunları ; a) Çevre kirliliği, b) Kalite c) Kayıt dışı ekonomi, d) İş saatleri vb.

*** GSYİH ve GSMH arasındaki fark, ülkede üretilen çıktının bir kısmının yabancılara ait üretim faktörleri tarafından üretilmiş olmasından kaynaklanır.

*** GSMH = GSYİH + NFG (NET FAKTÖR GELİRİ)
NFG = Ülke Vatandaşlarının Yurt Dışındaki Kârları - Borçları + İşçi Gelirleri - Yabancıların Ülkedeki Kazançları

*** GSMH - Amortismanlar = ( Net) Safi Milli Hasıla (NMH)

*** MİLLİ GELİR ( Ulusal Gelir ) = SMH - Dolaylı Vergiler

*** KİŞİSEL GELİR =Ulusal Gelir - Dağıtılmamış Kurum Kârları - Sosyal Güvenlik Katkıları – Kurumlar
Vergisi +Transfer Gelirleri + Faiz Ayarlaması + Kâr Payları

*** KiŞiSEL HARCANABiLiR (KULLANABİLİR) GELiR = Kişisel Gelir – Kişisel Vergi Ve Vergi Dışı
Ödemeler

*** Kişisel Tasarruf = Kişisel Kullanılabilir Gelir - Kişisel Tüketim Harcamaları - (İş İçin) Faiz
Ödemeleri - (Yabancılara) Dışarıya Transfer Ödemeleridir.

*** Basit Bir Ekonomi ; Y = C + I Y ; Reel GSYİH C ; Tüketim harcamaları I ; Yatırım harcamaları

*** ENFLASYON ORANI, belirli bir dönem süresince fiyatlarda ortaya çıkan yüzde artış oranıdır.

*** GSYİH DEFLATÖRÜ = Cari fiyatlarla GSYİH / Temel yıl fiyatları ile GSYİH

*** Tüketici fiyat endeksi, yaşam maliyetini yansıtır. Tüketici fiyat endeksinde, tüketicinin satın aldığı ülkede üretilen veya ithal edilen mal ve hizmetler endekse dahil edilir. Enflasyonun hesaplanmasında her iki endeksin birbirine karşı bazı üstünlükleri ve zayıf yönleri vardır. Bunlar;
1. Gizil fiyat deflatörü çok geniş mal ve hizmetin fiyatını sepete dahil etmektedir. Tüketim malları endeksi ise yalnız tüketim mallarını kapsar. GSYİH gizil fiyat deflatörü tüketim malları yanında yatırım malları ve kamu mallarını da kapsar.
2. GSYİH fiyat deflatöründe mallar sepeti yıllık olarak değişir. Tüketim malları fiyat endeksinde ise sepet değişmez.
3. GSYİH fiyat deflatörü ülke içinde üretilen malların değerini ölçer. Tüketim malları fiyat endeksi ise ithal
mallarını da içerir.

*** OKUN YASASINA göre, büyüme oranı potansiyel çıktının büyüme trendini aştığında işsizlik oranı azalır. Fiili büyüme oranının potansiyel çıktının büyüme oranını aştığı her yüzde bire karşılık, işsizlik oranın yüzde
yarım oranında azalmasıdır.

***GSYİH’NIN TREND YOLU; Bütün üretim faktörlerinin tam istihdamı durumunda GSYİH’nın izleyeceği yola GSYİH’nın Trend Yolu ve büyümesine Trend Büyüme Oranı denir.

*** DOĞAL BÜYÜME ORANI; İktisatçılar arasında ulusal gelirin uzun dönemde doğal bir seyir izlediği kabul edilir. Doğal büyüme oranı belirleyicileri daha çok reel faktörlerdir. Bu faktörler ;
1. Nüfus artışı ve nüfusun kalitesi (eğitim düzeyinin, kalifiye eleman oranının artması),
2. Teknolojik gelişmeler . Daha fazla üretme ve emeğin üretkenliğinin artması,
3. Reel gelirden yatırımlara ayrılan oran,
4. Ekonomik teşvikler.

*** DOĞAL İŞSİZLİK ORANI; Denge sağlandıktan sonra ekonominin içinde bulunduğu durumdaki
işsizlik oranıdır. Uzun dönem işsizlik oranıdır. Doğal büyüme oranına karşılık gelen işsizlik oranıdır. Yapısal friksiyonel işsizlik, doğal işsizlik oranının en büyük kalemidir.

*** NOMİNAL FAİZ ORANI ;TL, Dolar, Mark gibi para cinsinden ifade edilen faiz oranıdır.

*** REEL FAİZ ORANI = Nominal faiz oranı - Beklenen enflasyon oranıdır,

***Klasik iktisat, merkantilizme tepki olarak ortaya çıkmıştır. Merkantilist düşünce XVI. ve XVII. yYyl’arda Avrupa’da ulus devletlerin ortaya çıkışıyla ilişkilidir.Merkantilistlerin özellikle iki temel düşüncelerine karşı çıkmışlardır. Bunlar;
• Metalizm olarak adlandırılabilecek olan bir ulusun zenginliğinin sahip olduğu değerli metal miktarına bağlı olduğu görüşü,
• Kapitalist sistemin gelişmesi için devlet müdahalesinin zorunluluğuna olan inançtır.
*** Klasik Modelin Varsayımları: Klasik İktisat; fiyat düzeyi, ulusal çıktı düzeyi, gelir, istihdam,tüketim, tasarruf ve yatırım gibi temel makroekonomik değişkenleri açıklamada ilk sistematik girişim olarak kabul edilir.1 -) Ekonomik birimlerin rasyonel davranırlar.(homo-economicus)
2-) Tüm mal ve faktör piyasalarında tam rekabet koşulları geçerlidir.
3-) Ekonomi tam istihdamı kendiliğinden sağlar ve bu denge süreklidir.Ekonomideki tüm fiyatlar esnektir ve piyasaları sürekli temizler.
4-) İnsanlar için para aldanımı söz konusu değildir. Alıcılar ve satıcılar nisbi fiyatlardaki değişmelere göre davranırlar.Eğer insanların parasal ücretleri enflasyon kadar arttırılmasına rağmen kendilerinin daha yüksek refah düzeyine ulaştıklarına inanıyorlarsa, parasal aldanıma düşerler.Paranın nötr olduğu varsayılır.
*** Reel değişkenlerin para arzından bağımsız olarak belirlenmesine klasik dikotomi denir.
5-) Ekonomide devletin rolünün minimum düzeyde olmalıdır.
6-) Fiyat ve ücretler tam esnektir.
7-) Klasik model, Say Yasası, “her arz kendi talebini yaratır” anlatımıyla Klasik modelin ve arz yanlı iktisadının temelini oluşturur.Klasik modeli savunan iktisatçılara, göre paranın reel kesim üzerine etkisine fazla önemli değildir, para ekonomi üzerinde peçedir.
8-) I = S ‘dir. S ve I faizin bir fonksiyonudur. I > S ise faiz oranı ↑ , I ↓ , S ↑. I < S ise faiz oranı ↓ , I ↑ , S ↓
ekonomi tekrar dengeye gelir .
9-) Ekonomi daima tam istihdamdadır.Bu nedenle arz eğrisi düşey eksene paraleldir ve potansiyel hasıla üretilir.
10-) Devlet ekonomiye müdahale etmemelidir.Serbest piyasa sistemi geçerlidir.
11-) Klasik iktisat arz yanlıdır.
*** Klasiklere GÖRE Miktar Teorisi ;MV = Py M = Para arzı V = Paranın değişim hızı P = Fiyat düzeyi Y = Reel GSMH y’nin sabit olduğu varsayımı altında, MV ↑ P ↑.
*** İlave emeğin hasılaya katkısına emeğin marjinal verimi denir.
*** Ücret arttıkça, birey için boş zamanın bedeli artar. Bu durumda birey boş zaman yerine çalışmayı tercih eder. Buna ikame etkisi denir.
*** Ücret artışı aynı zamanda gelir artışı demektir. Boş zaman normal bir mal olduğuna göre, gelir arttığında boş zaman için talep artar. Buna gelir etkisi denir ve arz edilen emek miktarının azalmasına neden olur.
***Toplam emek talebi, firmaların emek taleplerinin toplamıdır. Emek talebi, emekten sağlanacak faydaya veya ürün değerine bağlıdır.
***Toplam Arz Eğrisi : Klasik modelde fiyat ve ücretlerin tam esnekliği nedeniyle tam istihdam vardır. Çıktı tam istihdam düzeyinde olduğundan talep artışı üretim yerine fiyatları arttırır..Arz, fiyat düzeyinden bağımsızdır.
***Klasiklere göre ;Fiyatlar genel düzeyi, AD ve AS eğrilerinin kesiştiği noktada gerçekleşmektedir.Denge noktası, denge fiyat düzeyi ve tam istihdam ulusal çıktıyı verir.
*** KEYNESÇİ MAKRO İKTİSAT
1-) Ekonomi eksik istihdamda da dengeye ulaşır.
2-) Fiyatlar ve ücretler yapışkandır. Çünkü sendikalar ,devletin fiyatlara müdahalesi , taban ve tavan fiyat belirlenmesi , sözleşmelerle kısa , orta ve uzun dönem sözleşmeleri vardır.Bu nedenle ücretler aşağıya doğru rijittir.Bu nedenle tam istihdam olmaz.
3-) Kısa dönem arz eğrisi fiyatlar esnek olmadığı için yatıktır.
4-) Ekonomiden gelecek hakkında belirsizlik vardır.
5-) Devlet gerektiğinde ekonomiye müdahale etmelidir.
6-) I , S ‘ye eşit değildir. S ve I için faiz oranı tek etken değildir.Bekleyişler önemlidir.
7-) Para yanlıdır.
8-) Keynesçi ekonomi talep yanlıdır.
9-) Denge çıktı düzeyinde sızıntılarla enjeksiyonlar birbirine eşittir.Sızıntılar= Tasarruflar + Vergiler + İthalat
Enjeksiyonlar = Yatırımlar + Kamu Harcamalar + İhracat
*** Keynes’e göre tasarruf (ve tüketim) faiz oranı tarafından değil, reel gelirin fonksiyonudur. Gelir artışı, tasarruf artışının temel nedenidir.Yatırımların temel belirleyicisi faiz oranı değil, kâr beklentileridir. Beklentiler olumlu ise yatırım yapılır, olumlu değilse yapılmaz. Beklentiler, yatırımcılara göre değişir, dolayısıyla istikrarlı değildir.

*** MARJİNAL TÜKETİM EĞİLİMİ (MPC): Tüketimdeki değişmenin kullanılabilir gelirdeki değişmeye oranıdır.
*** MARJİNAL TASARRUF EĞİLİMİ ( MPS ): Tasarruftaki değişmenin kullanılabilir gelirdeki değişmeye oranıdır. Reel kullanılabilir gelir arttığında MPC düşer.Buna karşılık, marjinal tasarruf eğilimi artar.
∆C
Marjinal Tüketim Eğilimi = MPC = ---------- = b
∆Y

∆S
Marjinal Tasarruf Eğilimi = MPS = -------------- = s MPC + MPS = 1 dir.
∆Y
*** Gelir arttıkça APC azalır, APS artar.

*** ORTALAMA TÜKETİM EĞİLİMİ ( APC ):Herhangi bir gelir düzeyi için, tüketimin kullanılabilir gelire oranıdır. Kullanılabilir gelirin tüketilen kısmıdır. C
APC = --------
Y

**ORTALAMA TASARRUF EĞİLİMİ (APS ): Herhangi bir gelir düzeyi için, tasarrufun kullanılabilir gelire oranıdır. Kullanılabilir gelirin tasarruf edilen kısmıdır.
S
APS = ---------- APC + APS = 1 dir.
Y
*** TÜKETİM FONKSİYONU, C = Co + bYd

***Tasarruf Paradoksu ; Tasarruf paradoksu, gelirdeki artışın marjinal tasarruf eğilimini ve ortalama tasarruf eğilimini arttırmasına Tasarruf Paradoksu denir.Gelirin artması MPS ve APS ‘yi arttırır. Tasarruf artışı, talebi kıstığı için gelir azalır.

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
« Yanıtla #1 : Eylül 21, 2009, 02:28:12 ÖÖ »

***Sermayenin Marjinal Etkinliği: Bir yatırımdan ömür boyu beklenen hasılatı arz fiyatına eşitleyen iskonto oranıdır. MEC > faiz oranı ise, yatırım karlıdır ve yatırım kararı verilir.
MEC < faiz oranından küçük ise, yatırım kararı verilmez.

*** I = Io + hY yatırım fonksiyonu Io = Otonom yatırımları, hY = Gelire duyarlı yatırımlar= uyarılmış yatırımlar

*** Yatırım fonksiyonu, I = Io olduğundan toplam harcamalar ( AE ) Y= C + I = Co + bY + Io

*** Çarpan, otonom harcamalarda ( otonom harcama gelirden bağımsız harcama ) artışın, reel gelirde neden olduğu değişmeyi gösteren katsayıdır.
1 1
Çarpan değeri = ----------- = -------------
1- b s
*** ∆Y = 1/1-b ∆ Io Otonom yatırımlardaki artış, çarpan katsayısı kadar, Y’de artışa neden olur.

***Histeresiz Etkisi ; Histeresiz, bir değişkenin geçici olarak bir dışsal güce duyarlı olduğunda, dışsal güç ortadan kalktığında bile değişkenin eski düzeyine dönmemesidir.
İşsizlikte Histeresiz, geçici bir şokun işsizlik oranını yükseltmesi durumunda, şok ortadan kalktığında işsizliğin eski düzeyine dönmemesi demektir.

*** Brüt ulusal tasarruf = Kamu tasarrufu + özel tasarrufu , Kamu tasarrufu = T - G T>G ‘dir.
Özel tasarruf = ticari tasarruf + kişisel tasarruf toplamına eşittir.Ticari tasarruf, dağıtılmayan karlardan oluşur.

*** Keynes’de, tasarrufları da belirleyen cari reel kullanılabilir gelirdir.
*** Tasarruf fonksiyonu, S = -C0 + (1 - b) Y + bT

***Mutlak Gelir Hipotezi Keynes'in tüketim fonksiyonu görüşleri Mutlak Gelir Hipotezi çerçevesinde S. Kuznets tarafından sınanmıştır. Kuznets'in yaptığı araştırmalara göre APC ve MPC nispeten sabittir. Yani zaman içinde gelire bağlı olarak değişmez.

*** Göreli Gelir Hipotezi; James Duesenberry kısa ve uzun dönemde de tüketim fonksiyonunun aynı olduğunu belirtmiştir.

***Tüketimi Sürükleme Hipotezi ;Arthur Smithies'e göre uzun dönemde ortalama tüketim eğilimi (APC) ve reel ulusal gelir arasında değişmez bir ilişki vardır. Smithies, Keynes tarafından ileri sürülen reel gelir arttığında APC azalır görüşünün “ceteris paribus” (diğer şeyler sabit) geçerli olduğunu belirtir. Oysa diğer şeyler sabit değildir. Diğer şeyler tüketimi sürükler.
*** Yaşam Boyu Gelir Hipotezi; ( F. Modigliani, A. Ando ve R. Brumberg ) Halk gelirini yaşam boyu ekonomik durumu veya faydasını maksimum kılacak biçimde tüketim ve tasarruf arasında dağıtır. Halk özellikle çalıştığı yıllarda daha sonraki dönemde tüketmek için tasarruf eder.

*** Sürekli Gelir Hipotezi ; Tüketim harcamalarının insanların elde etmeyi umdukları uzun dönem ortalama veya sürekli gelire bağlı olduğunu vurgular. Friedman'a göre sürekli gelir ekonomik statünün, servetin iyi bir göstergesidir. Halk tüketimini sürekli gelire göre belirler
*** Beşeri servet: Servetin emek geliri kısmıdır. Beşeri olmayan servet: Menkul ve gayri menkul aktiflerden oluşur.
*** Servet esnekliği, 1’den büyük olduğunda lüks aktiften söz edilir. Örn;Hisse senetleri v.b Servet esnekliği,1’den küçük olduğunda, zorunlu aktiften söz edilmektedir.Örn; nakit para, vadesiz mevduatlardır.

*** Yatırım, fiziksel sermaye stokuna yapılan ilavedir. Sabit sermaye yatırımları, firmaların makine, teçhizat, donanım, fabrika gibi alanlara yaptığı harcamalardır. Keynes’de yatırımlar belirsizlik ortamı içinde ele alınır. Girişimci, belirsizlik ortamı içinde kendi içgüdülerini de kullanarak karar vermektedir. Tek tek girişimcilerin, belirsizlik ortamında beklentileri farklıdır.

***Çarpan, otonom harcamalardaki artışın, kendinden daha yüksek olarak toplam çıktıyı arttıran katsayıdır. En basit haliyle çarpan = 1/1-b = 1 / s , b = marjinal tüketim eğilimi , s = marj.tasarruf eğilimi

*** Hızlandıran Modeli: Net yatırım düzeyinin çıktıdaki beklenen değişmeye bağlı olduğunu ifade eder. Model sermaye-çıktı oranı üzerine oturtulmuştur.

*** Diğer Yatırım Yaklaşımları
a) ayarlama –maliyet yaklaşımı; genellikle sermaye stokunun fiili ve istenilen düzeylerinin genellikle aynı olmaması üzerine geliştirilmiştir. Çünkü yatırım, fabrika inşası, makineler, çalışanların yetiştirilmesi zaman alır.
b) q kuramı: Varlıkların yenileme maliyetlerine oranla maliyetlerine oranla yüksek olması durumunda yatırımların artacağını vurgular. Keynesçi iktisatçı J.Tobin tarafından geliştirilmiştir. q oranı, firmanın borsa değerinin sermayenin yenileme maliyetine oranıdır.
q = V/C V = Firmanın borsa değeri , C = Sermayenin arz fiyatıdır.
q oranı 1’den büyükse yatırım yapılır. 1’den küçükse yatırımdan vazgeçilir
c) Kredi tayınlaması: Geçerli faiz oranında bireylerin borç alabilecekleri para miktarının sınırlandırılması.

*** Paranın, özellikleri; 1-) Paranın toplumun tüm üyelerince genel kabul görmesi gerekir.
2-) Kişilerce taşınma maliyetinin sıfır olması için ağırlığına oranla değerinin yüksek olması gerekir. (Taşınabilirlik)
3-) Fiyatı yüksek mallar olduğu kadar fiyatı çok düşük malların satın alımına olanak verecek şekilde kolaylıkla küçük parçalara bölünebilir olmalıdır.(Bölünebilirlik )
4-) Para her türlü kalpazanlığa olanak vermeyecek şekilde taklit edilmesi güç olmalıdır. (Nadirlik)

***Paranın fonksiyonları ; ( İşlevleri ) 1-) Para Bir Değişim Aracıdır ; takasa dayalı değişim sürecinin yarattığı tüm sorunları ortadan kaldırır.
2-)Para Hesap Birimidir ;Para, mal ve hizmetlerin değerini belirlemede, mal varlığını, kredi ve borçları hesaplamakta yardımcıdır. Mal ve hizmetlerin fiyatlarının saptanmasına olanak verir.
3-) Para Servet Biriktirme Aracıdır;Bireyler servetlerinin bir kısmını para olarak saklamak isterler, Paranın servet biriktirme arcı olma özelliği onu, yalnızca mübadelelere aracılık yapan bir araç olmaktan
çıkarır.

*** Likidite, nominal değerinde az bir kayıpla anında bir ödeme aracına çevrilebilme özelliğidir. Para, en likit varlıktır.
*** Klasik iktisatçılar parayı yalnızca değer ölçüsü ve değişim aracı olarak düşünmüşler, değer biriktirme şekli olma özelliğini tamamen ihmal etmişlerdir.

*** Nakit, kağıt ve madeni paradan oluşur ,özelliklerini yasalardan alırlar. Türkiye’de Merkez Bankası banknotları ve Hazinenin çıkardığı madeni ufaklık paralar, kanuni dolaşım zorunluluğu olan paralardır. Dolaşımdaki paranın tümü halkın elinde kalmaz. Nakdin bir kısmı Hazine, Merkez Bankası ve ticari bankaların kasalarındadır.
*** Banka Parası (Kaydi Para) ;Ticari bankalar tarafından yaratılır. Banka mevduatları para olma özelliğini, uygulama geleneğinden ve halkın gösterdiği güvenden alır.

*** M1= Dolaşımdaki Para + Vadesiz Mevduat
M2= M1 + Vadeli Mevduat
M2Y = M2 + Yerleşiklerin Döviz Mevduatlarıdır.
M3 = M2 + Resmi Mevduat (Vadeli/Vadesiz) + Diğer TCMB mevduatıdır.
***Parasal taban veya gücü yüksek para: Dolaşımdaki para (kağıt ve madeni para toplamı) ile Merkez Bankasında bankalar tarafından tutulan karşılıklar toplamıdır.

*** Açık piyasa işlemleri ;hazine tahvillerinin açık piyasada halka Merkez Bankasınca alınıp atılmasıdır.

*** Karşılık Oranı; (Zorunlu); Bankaların toplam mevduatın ne kadarını karşılık olarak ayırdığını gösteren orandır.

***Kredi çarpanı; ticari bankaların yarattıkları parayı miktar olarak ölçer. Bankaların para yaratması, öncelikle ödünç verebilme kapasitesine, sonra da ödünçler mevduatlar yaratır kuralının işlerliğine ve banka
sistemi dışına para sızmalarına bağlıdır.

*** Geri dönüş oranı: El değiştiren satın alma gücünün tekrar vadesiz mevduat hesaplarına yatırılarak, ne kadarının bankacılık sistemine geri döndüğünü belirleyen orandır.

*** MB = (1/ 1- g (1- Rr)) * Dp MB = Bankaların yarattığı toplam kaydi para tutarını

g = Geri Dönüş Oranını Rr = Karşılık Oranını Dp = Yatırılan birincil mevduat tutarı

*** g = 1 ise bankanın bütün ikrazatı bankaya geri döner. g = 0 ise bankanın ikrazatı hiçbir şekilde geri dönmez.Birinci durumda kaydi para genişlemesi; g = 1 → MB = (1 / Rr )* Dp

*** Değişim denklemi, belli bir dönem içinde bir ülkedeki toplam mal ve hizmet alışlarıyla, toplam mal ve hizmet satışlarının birbirine özdeş olduğunu gösteren bir ifadedir.

***Değişim (mübadele) denklemi; MV= PT M; para miktarı , V; paranın dolaşım hızı ,
P ;ödemelere temel oluşturan işlemlerin ortalama fiyatı, T ; para ile yapılan tüm işlemler

*** Miktar kuramı, para kuramlarının en eskisidir. Para miktarındaki değişmelerin doğrudan doğruya ve aynı oranda fiyat değişmelerine neden olduğunu belirler.

*** Miktar Kuramının İşlem (Fisher) Tipi; Miktar kuramına göre fiyatlar genel düzeyi (P), M, V ve T ye bağlıdır. V ve T deki bir değişiklik M deki bir değişiklik gibi P yi etkiler.

*** Miktar Kuramının (Cambridge) Para Tutumu Tipi ; Miktar kuramının para tutumu tipinde, paranın değişim aracı olmasından çok, bir servet öğesi olma özelliğine önem verilir. Bireyin nakit ankes tutma talebini belirleyen etmenler önemlidir. Bireyin para tutma güdülerinin kısa dönemde sabit kalacağı varsayılır. Para talebi gelire göre değişir. Gelirin para olarak tutulan kısmının toplam gelire oranı, paranın gelir dolaşım hızının tersidir. (=k )
k = 1/V Buna göre ; M = k.Y ‘dır. Dolayısıyla denklem M = k.P.T olur. M deki değişmeler k yı etkilemez.
M deki değişmeler yalnızca P yi etkiler. Ekonomi tam istihdamda olduğundan T’de sabit varsayılır.

*** Paranın Dolaşım Hızını veya Elde Tutulan Para Oranını Etkileyen Etmenler ; Ülkedeki para ve kredi kurumlarının gelişme derecesi ve bireylerin borç verme ve ödünç alma kolaylıkları, halkın tasarruf ve tüketim eğilimlerinin değişmesi , gelirlerin elde edilme süresi (aylık , haftalık , günlük v.b. ), taksit ödemeleri, yakın bir gelecekte gelirlerinin artacağının tahmin edilmesi, mal fiyatlarının ve faiz oranlarının değişeceğinin beklenmesi , gelirin düzenli elde edilmesi ihtiyat amaçlı para talebini de etkilediğinden paranın dolaşım hızını ( V ) ve elde tutulan ( k ) para miktarını etkiler.

***Paranın dolaşım hızı, bir yılda ortalama olarak, 1 TL’nin mal ve hizmet alımında kaç defa kullanıldığını gösterir.

***Klasik para kuramına göre para arz ve talebi, paranın satın alma gücünü belirlerler. Keynesçi
kuramda ise, para arz ve talebi, faiz oranını belirler.

*** Keynes para talebini üç bölüme ayırmıştır. A) işlem güdüsüyle para ( Lt) , ödemelerde gereksinme duyulduğundan talep edilir. Mal ve hizmet satın almak amacıyla para tutulmasıdır. Nominal milli gelir düzeyiyle doğru yönlü olarak değişir. Nominal gelir arttıkça işlem amaçlı para talebi artar.( ya da tersi )
B ) İhtiyat güdüsüyle para talebi ( Lp) : Planlanmayan harcamalar ve acil durumlar için para tutulmasıdır. Nominal gelirin bir fonksiyonudur.Nominal gelir arttıkça ihtiyat amaçlı para talebi artar.( ya da tersi )
C )Spekülasyon güdüsüyle para talebi( Ls) ; spekülatif amaçlar, daha sonraki finansal fırsatlar için para
tutulmasıdır. Bireyler, faiz oranlarındaki değişmelerden yararlanmak amacıyla da servetlerinin
bir bölümünü para olarak tutarlar. Spekülasyon güdüsünün işleyebilmesi için hareketli bir menkul kıymetler borsasının olması gerekir.Faiz oranları ile ters orantılıdır. Faiz oranları arttığında Ls azalır. ( ya da tersi )

*** Toplam para talebi = ihtiyat + işlem + spekülasyon güdüsüyle para talepleri
*** Likidite tuzağı: Para talebi eğrisinin yatay eksene paralel olan kısmı, insanlar düşük bir faiz oranında sınırsız para tutmak isterler.Çünkü faiz oranları düşükken tahvil fiyatları yüksektir. Bu nedenle yüksek fiyattan tahvil almak istemezler ve para olarak ellerinde tutarlar . Bu durumda faiz oranları değişmediği sürece para talebi sonsuz esnekli olur.
*** Para otoriteleri para miktarını artırırlarsa, firmalar ve hanehalkları ellerine geçen parayı tahvil satın alımında harcayacaklardır. Bu durum tahvillerin fiyatının yükselmesine ve faiz oranının düşmesine neden olur. Yatırım hacmi ve faize duyarlı diğer harcamalar, düşük faiz oranlarına tepki olarak artar.

*** Keynesçi sistemde para arzı, toplam talebi faiz oranı aracılığıyla etkiler.

*** Paracı Görüşe Göre Paranın Nominal Geliri Etkilemesi; Paracılara göre para politikasının reel üretim ve istihdam üzerindeki etkisi küçük, fiyat düzeyi üzerindeki etkisi büyüktür.

*** Mal piyasası dengesi ( I = S ),IS eğrisi, mal piyasasının dengede olduğu gelir ve faiz oranı bileşimlerinin geometrik yeridir; IS eğrisi üzerinde her noktada tasarruf yatırıma, mal talebi mal arzına eşittir. Tasarruf, yatırım eşitliği milli gelir düzeyini verir.

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
« Yanıtla #2 : Eylül 21, 2009, 02:28:50 ÖÖ »

*** IS Eğrisinde Kaymalar;
A-) Ekonomide İş Hayatının Gelecekte Daha İyi Olacağı Biçimindeki Bekleyişler,
B-) Kamu Harcamaları Ve Vergi Gelirlerinde Değişme kamu harcamaları ve vergi giderleri eklendiğinde, mal ve hizmet piyasasında denge koşulu olan S = I , S + T = I + G şeklini alır.Kamu harcamalarının arttırılması ve vergilerin azaltılması IS eğrisinin sağa kaymasına neden olur.
C-) Fiyatlar Genel Düzeyindeki Değişmeler
D-)( Otonom )Tüketim Harcamalarında Meydana Gelen Değişmeler
E-) Finansal Yeniliklerin Etkisi
F-) Yatırım Harcamalarında Değişme; IS eğrisini bir bütün olarak sağa veya sola kaymasına neden olur.
***Dışlama etkisi, devlet harcamalarının banka dışı sektöre tahvil satarak finanse edilmesi sonucu, faiz oranlarının yükselmesine bağlı olarak özel yatırım harcamalarının azalmasına, dışlama etkisi denir. Kamu harcamalarındaki bir artış yada bir vergi indiriminin, özel harcama bileşenlerinden birisini azaltma etkisidir.

***Pigou Etkisi: Reel para arzındaki bir artışın faiz oranında bir azalma gerektirmeksizin toplam talebi artırmasıdır. Pigou etkisinin önemi, likidite tuzağındaki bir ekonominin maliye politikasına gerek kalmadan tam istihdama ulaşacağını vurgular.

*** LM Eğrisi: Para piyasasının dengede olduğu gelir ve faiz oranı bileşimlerinin geometrik yeridir; LM eğrisi üzerinde her noktada para arzı para talebine eşittir.
*** LM Eğrisinde Kaymalar 1-)Para Arzında Değişme 2-)Fiyatlar Genel Düzeyindeki Değişmeler


*** LM eğrisinin yatay kısmında (Keynesci aralık ) maliye politikası etkindir. LM eğrisinin düşey kısmında (Klasik aralık) bu aralıkta para politikası daha etkindir. Bu iki aralık arasında bulunan kesimde (ara aralık ) hem para, hem de maliye politikaları etkindir. Ancak bu aralığın Keynesci aralığa yakın bölgesinde maliye politikası, Klasik aralığa yakın bölgede para politikası daha etkindir.

*** Genel Denge: Bir ekonominin mal ve para piyasalarının eşanlı olarak dengeye gelmesidir.



*** PİGOU YA DA REEL ANKES ETKİSİ ; Fiyat düşüşü sonucu reel para arzındaki artışın toplam talep üzerinde neden olduğu doğrudan teşviğe denir. Ms/P deki bir artışın, faiz oranında herhangi
bir indirime gerek kalmadan mal talebini doğrudan doğruya etkilemesidir.

***KEYNES ETKİSİ, toplam talebin (hem tüketim hem de yatırım harcamaları) faiz oranındaki bir düşüşe bağlı olarak artmasıdır.
*** S - I = NX ( NX; net ihracat ) bir ülkede yatırımlardan daha fazla tasarruf olursa, ticaret dengesinde fazla olur (NX>0).Eğer ülke ulusal tasarruftan daha fazla yatırım yaparsa net ihracat negatif olur, yani dış ticaret açık verir. Dolayısıyla bir ülkedeki yatırım ve tasarruf düzeyleri arasındaki fark (yatırım tasarruf açığı) net ihracatın, dış ticaretin açık vermesine neden olur.
*** Döviz kuru; yabancı paranın ulusal para cinsinden fiyatıdır. İki taraflı nominal döviz kurunu açıklar.
*** Forward döviz kuru gelecekteki bir tarihte teslim için bugünden satın alınan veya satılan işlem için öngörülen kura denir.
*** Spot döviz kuru ;İki taraflı nominal döviz kurunu gösteren bu değerler cari değişim değerine spot döviz kuru denir.
*** Reel Döviz Kuru: İki ülke arasındaki fiyat düzeyi değişmelerine göre ayarlanan döviz kurudur.

P f
R = E.--------- E ;Nominal döviz kuru , P f;yurt içi fiyat düzeyi P d =Yabancı ülkenin fiyat düzeyi
P d



***Sabit döviz kuru sisteminde merkez bankaları belirlenmiş bir kur üzerinden, döviz alım satımı yapar.
*** Dalgalı ya da serbest kur olarak da adlandırılan esnek döviz kuru sisteminde merkez bankası, döviz arz ve talebindeki dengesizliklere müdahale etmez ve döviz kuru, piyasada belirlenir. Esnek döviz kurunun iki türlü uygulanışı vardır: Merkez bankalarının döviz kuruna hiçbir müdahalede bulunmadığı tam esnek kur sistemi ve merkez bankalarının ancak kısa dönemdeki aşırı dalgalanmalarını önlemek için gerektiğinde müdahale etme yolunun da açık olduğu kirli ya da yönetilen esnek kur sistemi.
*** Sabit döviz kuru sistemi altında bir ülke, döviz rezervleri bittiği zaman parasını devalüe eder, yani yabancı para cinsinden ülke parasının değerini düşürür. Ülkenin döviz rezerleri enflasyonu artıracak kadar fazlalaşırsa; ülke parasının değerini yabancı paralar cinsinden arttırır, yani parasının revalüe eder.

*** Sermaye Hareketliliği ;Uluslararası ekonomide hisse senetleri ve tahvillerin alınıp–satıldığı sermaye piyasalarında görülen bütünleşme derecesinin yüksekliğidir. Yatırımcıların, diledikleri ülkede, istedikleri kadar menkul kıymeti, düşük işlem maliyetiyle, elde edebilmesine, sermaye tam hareketli denir.
***Tam sermaye hareketliliği, yatırımcıların, yabancı finansal varlıkları, ülke içi finansal varlıkların tam ikamesi olarak gördüklerinde ve ülke içi ve yabancı finansal varlık faiz oranlarındaki farklılığa anında tepki verdiklerinde oluşur.

***Bir ülkenin ödemeler bilançosunun iki ana kalemi vardır: Cari işlemler hesabı ve sermaye hareketleri hesabı. Cari işlemler hesabı, mal ve hizmet ticareti ile transferlerin sonucunu gösterir.
Sermaye Hesabı: Hisse senedi, tahvil, gayrimenkul alım-satımı, borç alıp-verme ve doğrudan yatırımların net sonucudur. Sermaye hesabı da cari hesap gibi açık veya fazla verebilir. Bakiye pozitif ise net sermaye girişi, negatif ise net sermaye çıkışı olmuştur.

*** Ödemeler dengesi açıkları (BP<0), dışarıdan sermaye girişiyle( yüksek faiz oranı ile ) ya da cari işlemler hesabının açığını çeşitli maliye ve para politikaları ya da ticaret politikaları ile kapatarak giderilir. Ödemeler dengesi fazlası varsa (BP>0), dışarıya sermaye ihraç ederek denge sağlanabilir.
***Bir ülkenin ödemeler bilançosunun iki ana kalemi vardır: Cari işlemler hesabı ve sermaye hareketleri hesabı. Cari işlemler hesabı, mal ve hizmet ticareti ile transferlerin sonucunu gösterir.
Sermaye Hesabı: Hisse senedi, tahvil, gayrimenkul alım-satımı, borç alıp-verme ve doğrudan yatırımların net sonucudur. Sermaye hesabı da cari hesap gibi açık veya fazla verebilir. Bakiye pozitif ise net sermaye girişi, negatif ise net sermaye çıkışı olmuştur.

***J-Eğrisi Etkisi: Bir ülke parası değer kaybettiği zaman net ihracatın geçici olarak artması ve daha sonra düşmesidir.

***Marshall-Lerner Koşulu: Bir ülke parasındaki reel değer kaybının net ihracatı artırdığı koşuldur.
*** Devalüasyon ödemeler bilançosu açığını gidermek amacıyla yapılır.
*** Sabit kur sisteminde ve tam sermaye hareketliliğinde maliye politikası tam etkindir. Dışlama etkisi hiç ortaya çıkmaz.
*** Tam sermaye hareketliliği ve sabit döviz kurları altında, para otoriteleri hem para arzı hem de döviz kurunu birlikte kontrol edemezler. Bu nedenle bu durumda maliye politikası etkilidir.
*** Esnek döviz kurları ve sermaye hareketliliği altında, para politikası maliye politikasına göre daha etkindir, çünkü maliye politikasının genişletici etkileri, ülke parasının değer kazanması nedeniyle yok olmaktadır.

*** Toplam talep eğrisi (AD);Toplam talep (AD), her fiyat düzeyinde yapılması planlanan harcamalar toplamıdır.Toplam talep eğrisi üzerindeki her noktada para ve mal piyasaları dengededir.Fiyat ve hasıla düzeyi bileşimlerini gösterir.




Fiyatlar genel düzeyi düştükçe, toplam harcamalar ve talep edilen toplam mal ve hizmet miktarı artar, ya da gelir ve hasıla düzeyi yükselir.AD eğrisi negatif eğime sahiptir. Bunun 3 nedeni vardır. Bunlar; reel balans etkisi, zamanlar arası ikame ya da faiz oranı etkisi ve açık ekonomi etkisidir.
A-) Reel Balans Etkisi;Fiyat düzeyindeki bir değişme sonucunda TL ile ifade edilen varlıkların satın alma gücündeki değişmedir.(Reel ankes etkisi -servet etkisi ) Fiyatlar genel düzeyi düştüğünde, toplumun finansal varlıklarının reel değeri ya da satın alma gücü artar.Sabit bir parasal değeri olan her türlü finansal aktifin satın alma gücü, fiyat düzeyi düştüğünde yükselir.Bu,insanların kendilerini daha zengin hissetmelerini sağlar, böylece daha fazla mal ve hizmet tüketmelerine neden olur.
B-) Zamanlar arası İkame Etkisi ya da Faiz Etkisi ; Faiz Oranı Etkisi:Bugün alınacak mal ve hizmetlerin daha sonraki bir tarihe ertelenmesi ya da daha sonraki bir tarihte alınması planlanan mal ve hizmetlerin bugün alınacak olması zamanlar arası ikame etkisi olarak adlandırılır.Zamanlar arası ikame üzerinde önemli bir etken faiz oranıdır.Bu nedenle faiz oranı etkisi de denir. Faiz oranları etkisi faiz oranları değiştikçe firma ve bireylerin alımlarındaki değişmedir. Düşük faiz, harcamaların bir kısmını gelecekten bugüne kaydırırken, yüksek faiz durumunda ise harcamalar ertelenir.
C-) Uluslararası İkame Etkisi ( Açık Ekonomi Etkisi );Yurt içinde üretilen mal ve hizmetlerin yurt dışı mallarla ikamesi edilmesi ya da tersi duruma Uluslar Arası İkame denir.Fiyat düzeyi değiştikçe dış sektörün harcamalarındaki değişmedir.Örn; kışın Uludağ’da kayak yapmak yerine İtalya Alplerini tercih etmek ya da ithal bir otomobil almak yerine Türkiye’de üretilen bir otomobili tercih etmek gibi.Ülkede fiyat düzeyinde düşüş ihracatı (X) artırır ve ithalatı (M) azaltır, net ihracatı arttırır.
*** TOPLAM TALEP EĞRİSİNDE KAYMALAR; Sağa kayma nedenleri;
1-) Talep yönlü politikalar; Genişlemeci Maliye ve Para Politikaları.
2-) Talep Şokları;
- Ülkenin ihraç mallarına talebin artması,
- Savaş nedeni ile kamu harcamalarının artması,
- Yeni kredi kartı uygulamasının yaygınlaştırılması.
- Girişimcilerin ve tüketicilerin gelirlerine ait iyimser beklentilere sahip olması.
Sola kayma nedenleri;
1-) Talep yönlü politikalar; Daraltıcı Maliye ve Para Politikaları.
2-) Talep Şokları;
- Ülkenin ihraç mallarına talebin azalması,
- Savaş nedeni ile kamu harcamalarının azalması ve vergilerin artması.
- Girişimcilerin ve tüketicilerin gelirlerine ait kötümser beklentilere sahip olması.
*** TOPLAM ARZ ;farklı fiyatlarda arz edilen tüm reel mal ve hizmet miktarıdır.Farklı fiyat düzeylerinde, ekonomideki bütün firmaların arz etmeyi planladıkları hasıla miktarlarını gösterir.Toplam talep eğrisi ise fiyat düzeyi ve hasıla miktarı arasındaki bir ilişkiyi gösterir.




Kısa dönemde toplam arz eğrisinin şeklini ücretler ve fiyatlar belirler.Pozitif eğimlidir.ekonomi tam istihdama yaklaştıkça eğri düşey eksene paralel olur.
***Toplam Arz Eğrisinin Kayma Nedenleri;Toplam arz artarsa eğri sağa ,azalırsa sola kayar. Olumlu arz şokları eğriyi sağa; olumsuz arz şokları ise sola kaydırır.
Toplam arz eğrisi Keynesçi ve Klasik Toplam Arz Eğrisi olarak iki bölümde incelenir.
1-) Keynesçi Toplam Arz Eğrisi




Keynesçi toplam arz eğrisi yatay olup, veri fiyat düzeyinde firmaların talep edilen her miktarı arz edeceğini ifade eder.Ekonomide işsizlik vardır. İşsizliğin olması, firmaların ücretleri artırmadan, diledikleri kadar işgücü kullanma ve üretimlerini artırma imkanı verir ve firmaların marjinal üretim maliyeti değişmeden üretim hacmi artar ve veri fiyattan talep edilen her miktar arz edilir.Toplam talebin artması, fiyat düzeyi değişmeden hasıla/gelir düzeyini artırır.
2-) Klasik Toplam Arz Eğrisi


Klasik toplam arz eğrisi düşey eksene paraleldir.Fiyat düzeyi ne olursa olsun, ekonomideki toplam arz miktarının sabit olduğunu ifade eder. Klasiklere göre ekonomi daima tam istihdamdadır. Yani ekonomi sürekli potansiyel veya tam istihdam hasılasını üretir.Üretimi ve arzı artırabilecek ek kaynak yoktur.Talepte bir artış olduğunda, firmalar daha fazla üretmek için, diğer firmaların işçilerini kapmaya çalışır ve nominal ücretleri yükseltir.Diğer firmalarında bunu yapmaya başlamaları durumunda üretim maliyetleri ve malların fiyatları artar.Fakat üretim düzeyi değişmez.
***Tam İstihdam veya Potansiyel Reel Gelir: Doğal işsizlik oranında üretilen reel gelir düzeyidir. Ekonomi uzun dönem dengesindeyken üretilen reel gelirdir.
EKONOMİNİN DENGESİ




Reel mal ve hizmetlerin talebinin arzına eşit olmasıdır.Ekonominin dengesi, toplam arz ve talep eğrilerinin birbirlerini kestiği noktada belirlenen fiyat düzeyi ve üretim hacminde oluşur.Toplam arz ve talep eğrilerinde meydana gelen bir değişme, ekonominin dengesini (fiyat ve hasıla düzeyi) değiştirir. Buna göre,
• AD sabitken, AS sağa kayarsa, hasıla artar, fiyatlar düşer.
• AS sabitken, AD sağa kayarsa, hasıla ve fiyatlar artar.
TOPLAM ARZ EĞRİSİNİN FARKLI DURUMLARINDA EKONOMİ POLİTİKALARI
Keynesçi Durum



Genişletici maliye veya para politikaları toplam talep eğrisini sağa kaydırır. Keynesçi toplam arz eğrisi de yatay eksene paralel olduğu için fiyatlar genel düzeyinde bir değişme olmadan üretim hacmi artar.Genişletici maliye politikası, toplam talebi artırır, üretim ve gelir düzeyi artar, bu ise para talebinin gelir esnekliğine bağlı olarak para talebini artırır, faiz oranı yükselir, yatırımlar düşer, toplam talep biraz daralır.Genişletici para politikası fiyat düzeyi sabitken, reel para arzını artırır, faiz haddi düşer. Yatırımlar canlanır ve toplam talep yükselir, AD sağa kayar. Sonuçta üretim hacmi, fiyatlar değişmeden artmış olur.









Klasik Durum


Klasik durumda toplam arz eğrisi, tam istihdam varsayımı nedeniyle düşey eksene paralel bir doğru biçimindedir. Fiyat düzeyi ne olursa olsun firmalar Y* kadar hasıla arz eder.Kamu harcaması artışı, ve genişlemeci para politikası toplam talebi artırarak AD’yi sağa kaydırır. Ancak üretim artırılamadığı için fiyat düzeyi yükselir. Fiyat düzeyinin yükselişi reel para arzını düşürür, faiz haddini yükseltir. Bu ise yatırımları düşürür.Yatırımlardaki azalma, kamu harcamaları artışını büsbütün dışlayacak kadardır. Yani tam dışlama durumu vardır.Tam dışlama etkisi LM eğrisi düşey eksene paralel iken gerçekleşir.Sonuçta talep artışı üretimi değil fiyat düzeyini artırır.Klasik durumda para politikası sadece fiyatlar üzerinde etkili olmakta, hasıla düzeyi, reel para arzı ve faiz haddi gibi reel değişkenleri etkilemez.(para yansız yada para nötrdür)
POZİTİF EĞİMLİ TOPLAM ARZ EĞRİSİ
Uzun dönemde fiyatlar esnek olduğu için toplam arz eğrisi düşeydir. Yani uzun dönemde Klasik toplam arz eğrisinin geçerli olduğu kabul edilir. Kısa dönemde ise fiyatlar yapışkandır ve toplam arz eğrisi düşey değildir.Toplam arz eğrisinin kısa dönemde pozitif eğime sahip olmasının nedeni yapışkan ücret modeli ve işçilerin yanlış algılama modeli açıklar.
a-) Yapışkan Ücret Modeli
Bir çok endüstride, özellikle sendikalaşmanın yoğun olduğu endüstrilerde, nominal ücretler sözleşmelerle belirlenir ve bu nedenle ekonomik koşulların değişmesi halinde ücretler aynı hızla değiştirilemez.İşçilerle işverenler arasında çoğu kez bir zımni (örtülü) sözleşmenin varlığı kabul edilir ve bu da ücretlerin ayarlanma hızını yavaşlatır.Bu nedenle nominal ücretler kısa dönemde yapışkandır.Bu modele göre nominal ücretler;
W; Nominal Ücret, w; Hedeflenen reel ücret, P; Fiyat Düzeyi.
Nominal ücret = Hedeflenen Reel Ücret x Beklenen Fiyat Düzeyi
W = w x Pe
Beklenen fiyat düzeyi
Reel Ücret = Hedeflenen reel ücret x ---------------------------------
Gerçekleşen fiyat düzeyi

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
« Yanıtla #3 : Eylül 21, 2009, 02:29:09 ÖÖ »

***Ücret ve Fiyat Yapışkanlığının Nedenleri

1-Koordinasyon Yetersizlikleri;Para stokundaki bir artış sonucu, hasıla değişmeden fiyatlar para arzı ile aynı oranda yükselir. Eğer bir firma ürünlerinin fiyatını diğer firmalar henüz fiyatlarını artırmadan, para stokundaki artış ile aynı oranda artırırsa, müşterilerini diğer firmalara kaptırabilir.Bütün firmalar fiyatlarını aynı anda ve aynı oranda arttırırlarsa, yeni denge ortaya çıkar.Fakat tüm firmalar fiyatları artırmak için koordine edilemeyeceği için her bir firma, para stokundaki artışı ürünlerine yönelik talepte bir artış olarak algıladıkça önce üretimlerini, sonra da fiyatlarını artırırlar.Bu da ekonomideki tüm fiyatların ayarlanmasının belli bir süre almasına ve kısa dönemde toplam arz eğrisinin pozitif eğimli olmasına neden olur.
2-Liste Maliyetleri ve Toplam Talep Dışsallıkları;Bir firmanın fiyatlarını değiştirmek için, tüketicilerine yeni kataloglar göndermesi, satış personeline yeni fiyat listeleri dağıtması ya da restoranlarda olduğu gibi yeni menüler bastırması gerekir. Liste, katalog ya da menü maliyetleri olarak adlandırılan bu tür fiyat ayarlamalarının maliyeti, nedeni ile fiyatlar yapışkandır.
3-Etkin Ücret Teorisi; Azgelişmiş ülkelerde daha yüksek ücretler, işçilerin daha iyi beslenmelerine ve daha iyi eğitime kavuşmalarını sağlayarak verimliliğini artırır. Bu nedenle ücretler yapışkandır.
4-Sözleşmeler ve Uzun Dönem İlişkileri;Ücretlerin yapışkan olmasının nedeni işgücü piyasasında firmalar ile işçiler arasındaki ilişkilerin uzun dönemli olması ve sözleşmelerdir.
4-Fiyatların Karışık Ayarlanması;Ekonomide tüm firmalar fiyatlarını aynı zamanda ayarlamaz.Firmaların hiçbiri fiyatını ilk yükselten işletme konumunda olmak istemez.Herhangi bir firma fiyatını diğerlerinden önce yükseltirse piyasadaki payını kaybeder. Bu nedenle, fiyatlar yavaş bir şekilde ayarlanır. Fiyatlardaki bu yavaş ayarlanma pozitif eğimli bir toplam arz eğrisine neden olur.
5-İçeridekiler-Dışarıdakiler Modeli;Firmalar, işsizleri işe alıp istihdam etmek yerine, halen çalışmakta olan işçilerini koruma eğilimindedirler.Çünkü firmalar eski işçileri işten çıkarmanın, yenilerini eğitmenin maliyeti gibi nedenlerle elemanlarını değiştirmeyi ve yenilerinin istihdamını pek göze alamazlar.
6-İşçilerin Yanlış Algılama Modeli;İşçiler geçici bir süre için reel ve nominal ücretleri tam olarak ayırt edemezler.İşçilerin nominal ücretlerini, bilmelerine karşın fiyatlar genel düzeyini tam olarak bilmedikleri varsayılır. Buna göre işçiler ne kadar çalışacaklarının kararını verirken, beklenen reel ücret düzeyini göz önünde bulundururlar.
*** İSTİHDAM tam gün çalışan yetişkin işçilerin sayısını; işsizlik ise çalışmayan ve aktif olarak iş arayan kişi sayısını gösterir.
*** İŞSİZLİK ORANI (U) = (İşsiz sayısı/İşgücü) x 100
*** İŞGÜCÜNE KATILIM ORANI: Yetişkin nüfusun emek gücü içindeki yüzdesidir.
***İşgücüne Katılım Oranı = ( İşgücü / Yetişkin Nüfus) x 100
*** İstihdam Nüfus Oranı = (Çalışan Sayısı/ÇalışmaYaşındakilerin Sayısı) x 100
*** Tam İstihdam; Cari ücret düzeyinde çalışmak isteyen herkesin iş bulabildiği, gönülsüz eksik istihdamın minimum olduğu istihdam düzeyine denir.
*** Gayri İradi İşsiz; Cari ücret düzeyinde çalışmaya razı olduğu halde iş bulamayan kimseye denir
***İradi İşsizlik, cari olandan daha yüksek bir ücret istendiği ya da mevcut iş olanaklarından daha iyi iş
olanakları arandığı için iş bulunamamasıdır.
*** Friksiyonel (arizi) İşsizlik; Friksiyonel (arizi) işsizlik emeğin normal yer değiştirmesine mevcut işini terkedip başka bir iş aramasına bağlı işsizliktir. Friksiyonel işsizlik uzun süre devam ederse yapısal işsizliğe dönüşür.
*** Yapısal İşsizlik: Ekonominin yapısındaki temel değişmelerden kaynaklanan işsizliktir.
*** friksiyonel eksik istihdam; Emeğin bir sektörden diğerine geçmesi hızlı olursa bu sıradaki eksik istihdama friksiyonel eksik istihdam (işsizlik) denir. Eğer geçiş yavaş olursa bu sıradaki eksik istihdama yapısal eksik istihdam denir.
*** Konjonktürel İşsizlik: Bir ekonomide toplam talebin, tam istihdamı yaratmada yetersiz olduğu zaman ortaya çıkan durgunluklar sonucu oluşan işsizliktir.
*** Gizli İşsizlik ; görünürde piyasada iş arayanlar olmamasına rağmen, işsizlik saklı, gizli bir nitelik taşır. Bir iş yerinde çalışan işçilerde bir kısmının işe gelmemeleri durumunda üretilen mal miktarında bir değişiklik olmuyorsa, o yerde gizli işsizlik var demektir. Marjinal verimliliği sıfır olan kimseler gizli işsizleri oluşturur.
*** Nairu ya da Doğal İşsizlik Oranı; fiyat ve ücret enflasyonunu yukarıya ya da aşağıya doğru çeken güçlerin dengede olduğu orandır.Yeni Keynesçiler doğal işsizlik kavramı yerine enflasyonu
hızlandırmayan eksik istihdam veya işsizlik oranı (NAIRU) kavramını kullanmışlardır.
***Nairu = Friksiyonel Eksik İstihdam + Yapısal Eksik İstihdamdır.
*** Doğal oran ya da Nairu, bir ülkede, enflasyonun kabul edilmez bir orana yükselmesi riskini içermeyen, en düşük işsizlik oranıdır.
*** Nairu Ya Da Doğal İşsizlik Oranının Yükselmesinin Nedenleri ;
1-) Demografik Değişmeler
2-) İzlenen Kamu Politikalarının Etkileri;
3-) Yapısal İşsizliğin Artması:

*** Optimal İşsizlik Oranı; net ekonomik refahın maksimum olduğu durumdaki işsizlik oranıdır. Doğal işsizlik oranı optimal işsizlik oranı da değildir.
***BEVERIDGE Eğrisi ;açık işlerle işsizlik arasındaki ilişkiyi açıklar.

*** Phillips Eğrisi: Enflasyonla işsizlik arasında ters yönlü ilişkiyi ifade eden eğridir.Kısa dönem Phillips eğrisi azalan eğime sahipken uzun dönem Phillips eğrisi düşey eksene paraleldir. Bir ekonomide enflasyon ya da ücret oranları yükseldikçe işsizlik oranı azalır, ya da enflasyon veya ücret oranı düştüğünde ise işsizlik oranı artar.
***Hızlandıra Hipotezi ;İşsizliğin düşürülmesi isteniyorsa o zaman, enflasyonun giderek hızlanması gerekir.
Bu olguya hızlandıran hipotezi denir.

*** Rasyonel beklentiler: İnsanların beklentilerini, geçmiş deneyimler ve mevcut politika ve olayların etkileri hakkındaki öngörülerine dayandırarak oluşturmalarıdır.

*** Gönülsüz Eksik İstihdam Emek talebinin gerilediği ve ücretlerin esnek olmadığı durumda gönülsüz eksik istihdam oluşur.

*** Yeni Klasik Model: Tüm piyasalarda tam rekabetin geçerli, fiyat ve ücretlerin esnek olduğunu ve rasyonel beklentiler hipotezinin çalıştığını varsayan Klasik İktisadın yeni versiyonudur.

*** Üretim Fonksiyonu, kullanılan emek ve sermaye gibi girdilerin miktarları ile bu girdilerle üretilebilecek maksimum ürün miktarı arasındaki bir ilişkidir. Toplam üretim fonksiyonu, toplam üretilen çıktı miktarı ile üretimde kullanılan girdilerin miktarı arasındaki ilişkidir.

*** Büyümenin Kaynakları Ekonominin sermaye ve işgücü miktarından oluşan üretim faktörleri stoğundaki artışlar ile teknolojideki gelişmeler büyümenin kaynaklarıdır.
1-)Sermaye Birikimi ; artarsa ekonomi büyür.
Sermayenin marjinal ürünü ( MPK ) , sermayedeki bir birimlik değişmenin hasıla miktarında yol açtığı değişme miktarıdır.
∆ Y = MPK x ∆K ∆K = Sermayedeki değişim

2-) İşgücünde Artış ; ∆ Y = MPL x ∆L ∆L = Emek miktarındaki değişim MPL= Emeği marjinal ürünü

3-) İşgücü ve Sermayede Birlikte Artış ∆ Y = MPK x ∆K + MPL x ∆L
4-) Teknolojik Gelişme: Teknolojinin durumundaki ilerlemedir.

*** Solow Büyüme Modeli; Robert Solow’un geliştirdiği sermaye birikimi, tasarruf ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkileri incelememizi sağlar. İşçi başına sermaye arttığı zaman işçi başına hasıla da artar. Ancak sermayenin azalan getirisi (sermayenin azalan marjinal verimliliği) nedeniyle eğri azalarak artar.
*** Durağan Durum: Teknolojik gelişmenin olmadığı bir ekonomide, kişi başına emek ve sermayenin değişmediği ekonominin durumudur. Durağan durumda işçi başına sermayedeki (ve hasıladaki) değişme sıfırdır. Solow’un büyüme modelinin merkezinde durağan durum kavramı vardır.
*** Solow büyüme teorisine göre, teknolojik gelişmeler tasarruf ve yatırımlar artığı zaman, sermaye stoğundaki bir artış sermayenin getirilerinin azalmasına ve eninde sonunda ek teknolojik gelişme olmaksızın sermaye stoğu ile reel GSMH’ın büyümesinin durmasına neden olur.
*** Tasarruf Oranı ve Altın Kural;tasarruf oranındaki bir artış uzun dönemde emek başına hasıla düzeyinde bir artışa yol açar. Ancak hasılanın artması tüketimde de kesin olarak bir artış olduğu anlamına gelmez. Bunun için, tasarruf oranının iki uç değerini düşünelim.
Tasarruf oranının sıfıra eşit olduğu bir ekonomide sermaye de sıfırdır. Bu durumda hasıla ve tüketim de sıfırdır.
Tasarruf oranının 1’e eşit olduğu, yani insanların gelirlerinin tümümü tasarruf ettiklerinde sermaye stoku dolayısıyla hasıla çok yüksek olur. Ancak insanlar tüm gelirlerini tasarrufa ayırdıklarından, tüketim yine sıfıra eşit olur.
Tüketimi en büyük miktarına ulaştıran tasarruf oranının 0 ile 1 arasında bir değeri olması gerektiğidir. Tasarruf oranının bu değeri aşması halinde tüketim sadece kısa dönemde değil uzun dönemde de azalır. Bunun nedeni; tasarruf oranı arttıkça artan sermayenin hasılada giderek azalan bir artışa yol açması, buna karşılık hasılanın giderek daha fazla bir kısmının sermayedeki yıpranmaları karşılamaya ayrılmasıdır. Tasarruf oranının bu kritik değeri ile ilişkili sermaye düzeyi sermayenin altın kural düzeyi olarak adlandırılır. Bu, uzun dönem tüketimin maksimize edildiği düzeydir. Altın düzeyin ötesinde sermayedeki artış tüketimi azaltmakta, altın kural düzeyinin altındaki bir sermaye miktarının varlığı halinde ise tasarrufları artırarak uzun dönem tüketim olanaklarını artırma fırsatı vardır.
*** Beşeri Sermaye: Bir ekonomide işçiler tarafından gösterilen beceri setidir.
*** İçsel Büyüme Modelleri: Teknolojik gelişmenin yokluğunda bile fiziki ve beşeri sermayenin ekonomik büyümeyi sürdürebildiğini ifade eden modellerdir. Robert Lucas ve Paul Romer’in önderliğinde araştırmacılar fiziksel ve be.eri sermaye biriminin bileşiminin (birlikteliği) ekonomik büyümeyi sürdürmek için gerçekte yeterli olabileceği olasılığını açıklamışlardır.
*** Teknolojik gelişme AR-GE’nin verimliliği ile AR-GE sonuçlarının uygulanabilirliğine bağlıdır. Hükümetler patent yasaları ile AR-GE’yi ve dolayısıyla teknolojik ilerlemeyi teşvik eder.
*** İktisat politikasının amaçları iktisadi etkinlik, eşitlik, büyüme ve ekonomik istikrardır. İktisat politikası
bu amaçları gerçekleştirmek için hükümetlerin yaptıkları düzenlemeleri, müdahaleleri içerir. İstikrar politikasında ise özellikle amaçlanan iktisadi istikrardır. Bu açıdan istikrar politikaları, iktisat politikalarına oranla daha kısa dönemlidir. Kısa dönemde ortaya çıkan, özellikle fiyatlar düzeyi (P) ve çıktıdaki (Y)
dalgalanmaları azaltmaya yönelik politikalardır.

***İstikrar Politikası: Toplam talep düzeyini etkilemek amacıyla uygulanan herhangi bir politikaya denir. İstikrar politikalarının amacı artan ulusal gelir, fiyat istikrarı ve tam istihdamdır. Makro iktisatta, istikrar politikasında amaçlanan ulusal gelir artışı, fiyat istikrarı, tam istihdam gibi toplam değerleri incelemektedir.

*** Ortodoks istikrar politikaları, para ve maliye politikalarını içeren politikalardır. Örneğin hiper enflasyon veya yüksek enflasyon durumunda kamu harcamalarının kısılması, kamu yardımlarının azaltılması, vergi bileşiminin değiştirilmesi, Merkez Bankası güvenirliğin sağlanması, parasallaşmadan kaçınılması, düşük enflasyon oranına sahip bir ülkenin parasına, ülke parasını sabitlemek gibi politikalar Ortodoks istikrar politikalarıdır.
*** Heterodoks istikrar politikaları ; Para ve maliye politikaları yanında gelirler politikasını da içeren istikrar politikalarıdır. Ücret ve/veya fiyat kontrolleri gelirler politikasının temelidir.

***Para Politikası ; Merkez Bankasının para arzını ve faiz oranlarını değiştirerek ekonomiyi etkileme girişimidir.
***Merkez Bankasının para arzını etkilemedeki araçları;
1. Zorunlu karşılık oranı,
2. Iskonto oranı ; Merkez Bankasının bankalara verdiği borçlar kar.ısında istediği faiz oranıdır Iskonto oranın belirlenmesi bazı faydalar sağlamaktadır. Bunlar, 1. Finanssal krizleri önlemek, 2. Merkez Bankası politikası konusunda sinyal verme, anons etkisidir.
3. Açık piyasa işlemleri; a. Merkez Bankasının devlet tahvili satın alması, b. Merkez Bankası tarafından devlet tahvili satılması, c. Devlet tahvili fiyatlarının ayarlanması biçimindedir. Açık piyasa işlemlerinin diğer araçlara göre bazı avantajları vardır. Bunlar, a. Kontrol. Merkez Bankası açık piyasa işlemleri ile parasal tabanı bütünüyle kontrol edebilir. b. Esnek. c. Yürütülmesi kolaydır. Gecikme olmamaktadır.
4. Dış varlıklar (altın ve döviz rezervleri)dir.

*** Sterilizasyon: Merkez Bankasının döviz piyasasına müdahalelerinin ülke içi para stokunu etkilememesi amacıyla açık piyasa işlemlerini kullanmasıdır. Örn; döviz satarken devlet tahvili alınması sterilizasyondur.

*** Para politikası amaçları;
1. Fiyat istikrarı,
2. Yüksek istihdam,
3. İktisadi büyüme,
4. Finanssal piyasa ve kurumların istikrarı,
5. Faiz oranında istikrar,
6. Döviz piyasasında istikrar.

***Enflasyon Hedeflemesi: Zaman içerisinde belli bir hedefe ulaşmak için para politikasının oluşturulmasıdır.

*** Paracı iktisatçılara göre para talebi faize karşı fazla duyarlı değildir. Harcamalar ise, faize duyarlıdır.
Keynesçi yaklaşımda harcamalar faize fazla duyarlı değildir. Para talebi ise, faize karşı duyarlıdır. Bu durumda faiz oranında değişmeler, geliri fazla etkilemez.

*** Maliye Politikası:Toplam talep düzeyini etkileyen kamu harcamaları veya net vergilerdeki değişmelerdir.

*** İhtiyari Maliye Politikası: İradi biçimde yapılan maliye politikasıdır. Vergi oranlarının değiştirilmesi, transfer ödemelerinde değişmeler, hükümet harcamalarının arttırılması veya azaltılması ihtiyari maliye politikasına örnek olarak verilebilir.

*** Otomatik İstikrar Sağlayıcılar: Gelir düzeyi değiştikçe ekonomiyi istikrara kavuşturmaya yardımcı olan transfer ödemeleri ile vergilerdeki değişmelerdir. Otomatik istikrar sağlayıcılar ekonomi daraldığında bütçe açığı, ekonomi genişlediğinde bütçe fazlası yönünde teşvik sağlayarak, ekonomik istikrarın korunmasına yardımcı olacağı belirtilir. 1. Artan oranlı gelir vergisi sistemi, 2. İ.sizliğe kar.ı getirilen garantiler, 3. Kurumlar vergisi ve benzer diğer vergiler verilebilir.

***Dışlama Etkisi; Maliye Politikası devlet tahvillerinin satışı (kamu iç borçlanması) ile finanse edildiğinde, tahvil satışlarında artış kamu harcamalarını arttırırken özel sektör harcamalarını azaltır (Paracı görüş).Buna Dışlama Etkisi denir.

*** Ricardo – Barro Eşitliği: Vergileri azaltarak, kamu finansmanını borçlanma ile sağlamanın özel harcamaları etkilemesidir.

*** Senyoraj: Para yatırılması sonucu elde edilen gelirdir.
***Enflasyon Vergisi; Enflasyon nedeniyle reel para balanslarının düşmesi nedeniyle, reel para balansını koruma eylemidir. Kaynağı senyoraj olan enflasyon oranı ile reel para balanslarının çarpımıdır
***Keynesçi iktisatta, ekonominin istikrarsızlığı doğal bir durum olarak kabul edildiğinden, istikrar politikasının gerekliliği ileri sürülmektedir. Maliye politikası, para politikasına tercih edilmektedir.

*** Paracı Karşı Devrim Para arzı kısa dönemde reel değişkenleri etkilese de uzun dönemde yalnız parasal değişkenleri etkilemektedir. Bir diğer deyişle para arzı kısa dönemde nispi fiyatları etkileyebilir, uzun dönemde ise yalnız mutlak fiyatları etkilemektedir. Paracı yaklaşıma göre;
1. Para stokunda değişmeler ekonomik etkinlik, parasal gelir ve fiyatlardaki değişmeler üzerinde etkilidir.
2. Parasal ve ekonomik değişmelerin birbiriyle bağlantısı istikrarsızdır.
3. Parasal değişmeler genellikle ekonomik faaliyette gelişmeler para arzını değil, para arzındaki gelişmeler ekonomik faaliyeti belirler. Para arzı daha çok para otoriteleri (sonuçta siyasal iktidar) tarafından belirlenen dışsal değişkendir.

*** Yeni Klasik İktisatçılar ( YKM ) ve Yeni Keynesçi İktisatçılara ( YKİ ) göre,
1. İktisadi ajanlar rasyonel beklentilere sahiptirler. Sistematik hata yapmazlar. Mevcut bilgileri çerçevesinde doğru karar verirler.
2. Uzun dönemde ekonomi doğal büyüme oranında büyür ve doğal işsizlik oranı geçerlidir. Uzun dönemde çıktı arz eğrisi dikeydir.
3. Uzun dönemde para yansızdır.
YKM ve YKİ iktisatçıları arasındaki temel fark kısa dönemde ortaya çıkar. Buna göre,
a. YKİ iktisatçıları, kısa dönemde fiyatların yapışkan olduğunu ileri sürmektedirler. Bunun nedeni uzun dönemli kontratlar ve eksik rekabet koşullarıdır. YKM iktisatçıları ise, kısa dönem de fiyatların esnek olduğunu ileri sürmektedirler.
b. YKM iktisatçıları kısa dönemde dahi para ve maliye politikalarının etkinsiz olduğunu ileri sürmektedirler. YKİ iktisatçıları, kısa dönemde aktif politikaların gerekli olabileceğini belirtmektedirler. Kısa dönemde para yanlı olabilir, yani reel değişkenleri etkileyebilir.

*** Yeni Klasik ve Yeni Keynesçi iktisatta, farklı nedenlerle kısa dönem toplam arz eğrisi yukarı eğimlidir. Kısa dönemde toplam arz eğrisinin değişmesine neden olabilecek etkenler,
a. Emek maliyetlerinde değişmeler,
b. Diğer girdi maliyetlerinde değişmeler (Arz şokları),
c. Beklenen fiyat düzeyinde değişmelerdir.
Uzun dönem toplam arz eğrisinin (LRAS) sağa veya sola doğru kaymasının, nedenleri
1. Emek ve sermaye girdisinde değişmeler,
2. Üretkenlikte artıştır.
*** Yeni Klasik iktisatçılar rasyonel beklentiler (bekleyişler) hipotezinin geçerli olduğunu varsaymakta
ve tam rekabet ko.ullarında tüm ücret ve fiyatların esnek olduğuna inanmaktadırlar. Bunların iddiaları
na göre, önceden tahmin edilen para politikası işsizlik oranı veya GNP düzeyini etkilemez. Bu nedenle
reel ekonomik değişkenleri etkileyecek politikalar önceden beklenmeyen politikalardır; ancak bunların etkileri de sistematik değildir.
***Yeni Keynesçiler ise ekonominin, menü maliyetleri ve ücret oranları gibi özelliklerinin neden verimlili
ği etkilediğini açıklayarak; parasal şokların reel etkiler doğurabileceğini göstermeye çalı.ırlar.

*** Reel konjonktür dalgaları (RKD) modelinde, fiyatlar kısa dönemde de esnektir. Çıktı tam istihdam düzeyindedir. Ekonominin kısa dönem arz eğrisi de dikeydir. Kısa dönemde dalgalanmalarının nedeni üretkenlikteki geçici şoklardır.

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 57513
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Ankara
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #4 : Şubat 28, 2010, 09:58:23 ÖS »


 Smiley

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 59967
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 2
Nerden: Ankara
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #5 : Mayıs 13, 2010, 05:21:09 ÖS »

klavyene farene sağlık teşekkür ederim

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 81668
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Aydın
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #6 : Mayıs 29, 2010, 11:06:12 ÖÖ »

çok teşekkürler valla yarın sınav var daha hiç çalışamadım.notlar çok iyi görünüyo akşam hallederim sayende:)

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged
Etiket: İktisat Teorisi 2. dönem 
  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Edubilim olarak 2009-2010 Eğitim ve Öğretim Yılında da eğitimle ilgili , bilgi , belge ve dosyalarla tüm öğrenci ve öğretmenlerin yanındayız...
Tüm hakları sakllıdır. Edubilim 2007-2009. Bu sitede bulunan bilgi , belge ve dökümanların izin alınmadan veya kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır. İletişim Adresi: edubilim@gmail.com

Edubilim I Edubilim Forumları I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Haritası I Site Map

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!