Edubilim Forumları - www.edubilim.com Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular: 2011-2012 Eğitim ve Öğretim Yılı 2.Dönem Evrakları
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 07:48:11 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...




  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: DUYU ORGANLARIMIZ  (Okunma Sayısı 930 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 97510
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 8
Nerden: Almanya
Puan: +0/-1

Offline
« : Ekim 18, 2010, 02:01:06 ÖS »

Duyu organlarımız

Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, 2 delikli (insanların balıktan evrimleştiğini düşünen kişiler 4 burun deliğinin olduğunu savunmuşlardır ve 2si içte diğer ikisi ise dışarıda olduğu söylenmektedir ayrıca da 4 burun deliği kanıtlanmamıştır) koklama ve solunum organıdır

Dil (lingua, tongue), Ağız içinde bulunan ve 5 duyudan "tad alma" yı gerçekleştiren kaslardan yapılmış organdır. Ayrıca yiyecekleri çiğneme ve yutma işlemine yardım eder, insanlarda konuşmayı da sağlar.En çabuk kendini yenileyebilen organ olarak da tanınır.
Kulak (auris), işitme işlevini gören ve denge organını içinde bulunduran anatomik yapıdır.
Üç kısımda incelenir:
             Dış kulak,
•   Orta kulak,
•   İç kulak.
 
Göz kusurları ve tedavi yolları
Miyopi bir göz kusurudur. Miyop bir gözün ön arka çapı kırma gücüne göre daha uzundur, bu nedenle göze paralel gelen ışınlar retinanın önünde göz yuvarlağı içerisindeki bir noktada odaklanmaktadır. Miyoplarda, gözün kırıcı bileşenleri gözün ön-arka çapına göre fazla güçlüdür, veya gözün ön-arka çapı gözün kırıcı bileşenlerine göre fazla uzundur. Bazen bu her iki durum bir arada bulunabilir. Yakındaki nesnelerden yayılarak gelen ışınların, retinada odaklanabilmesi için uzağa bakıştan daha çok mercek gücü gerekir, miyop bir gözün kırıcı bileşenleri, diğer bir deyişle mercek gücü fazla olduğu için yakından gelen ışınları retina üzerinde odaklayabilir, işte bu nedenle miyop kişiler yakını net görebilirler. Uzaktan gelen ışınlar 6 metreden sonra göze paralel olarak geliyor olarak kabul edilebilir, bu paralel ışınlar retinada odaklanamayacağı için miyoplar uzağı net göremezler. Miyopluk kalıtsaldır. Akrabalardan birbirlerine geçebilir 
tedavisi:
Miyopinin tedavisinde kalın kenarlı –içbükey- camlar kullanılır. Bu mercekler göze gelen ışınların yayılmasını sağlayarak, görüntünün retinada net bir şekilde oluşmasını sağlarlar. Bu amaçla kontakt lensler de kullanılabilir. Aynı optik özelliklere sahip kontakt lensler de kırma kusurunu düzeltmek için kullanılabilir. Kornea üzerine yapılan fotorefraktif keratektomi (photorefractive keratectomy, PRK) ve lazer eşlikli in situ keratomileusis (Laser Assisted In Situ Keratomileusis, LASIK) son yıllarda popülerlik kazanmış bazı tedavi yöntemleridir.
Miyop, Miyopisi olan kişi. Bu kişiler, yakını net görebilirler ancak uzakta net göremezler. Uzakta net görebilmeleri için, kalın kenarlı -içbükey mercekler kullanmaları gerekiR
Dış Kulak
Dış Kulak: Dış kulak, kulak kepçesi ve kulak yolundan oluşur. Kulak yolu, orta kulağın timpan zarında son bulur. Görevi; ses dalgalarını merkezi sinir sisteminin algılayabileceği sinirsel uyarılara çevirmektir. Ayrıca kulak zarının nemli ve yumuşak kalmasını sağlar.
Kulak kepçesi, elastik yapıda bir kıkırdak iskeletine sahiptir. Bu kıkırdak doku deriyle örtülmüş ve ses dalgalarının yakalanması için geniş bir yüzey oluşturur. Kulak kepçesinin iç yüzeyi de deriyle örtülmüştür. Bu derinin kıkırdak kanala ait olan bölümünde sebase ve seruminöz denilen kıllar ve bezler vardır.
Kulak Zarı: Dış kulak kanalının orta kulağa açıldığı sınırda bulunan ve üç tabakadan oluşmuş bir zardır. Görevi; kulak kepçesinden geçen ses dalgalarını alır ve bunları titreşimlere çevirir. Kulak zarının delinmesi veya çeşitli şekillerde zedelenmesi işitmede önemli sorunlara neden olabilir
Orta Kulak: Şakak kemiği içinde bulunan altı duvarlı bir boşluktur. Görevi; ses dalgalarını merkezi sinir sisteminin algılayabileceği sinirsel uyarılara çevirmektir.
Orta kulağın içinde birbiriyle arka arkaya eklenmiş üç kemik bulunur. Bunlara işitme kemikçikleri denir. Bu kemikler içten dışa doğru sırasıyla çekiç , örs ve üzengi şeklinde sıralanır.Çekiç kemiği bir ucuyla kulak zarına diğer ucuyla da örs kemiğine dokunur. Örs kemiği ise üzengi kemiğine dokunur. Üzengi kemiği, ucundaki bir düzlük ile orta kulağın iç duvarında bulunan fenestra kokleaya giren bölümü kendisine iletilmiş olan titreşimlere uyarak ileri geri hareket yapar ve bu titreşimleri iç kulakta bulunan ve işitme işleriyle ilgili asıl yapılardan biri olan kokleaya ulaştırır. Orta kulağın dıştaki Hava ile bağlantısını oluşturan, geniz boşluğuyla orta kulak arasındaki östaki borusu denen kıl genişliğindeki bir kanalcık ayarlar. Ağzımızı açmakla buradan gelen hava iç ve dış Basıncın dengesini ayarlar.
İç Kulak: İç kulak işitme ve denge ile ilgili asıl yapıları içermektedir. Şakak kemiği içinde bulunmaktadır. İç kulak başlıca iki yapıdan ve üç bölümden oluşur.İlk yapı kemik ikinci ise zardan yapılmıştır. Zardan yapılmış olan yapı kemik yapının içinde bulunmaktadır. İç kulağı kemik içine oyulmuş tüneller olarak düşünebiliriz. İç kulak üç bölümden oluşur. Bunlar dolambaç , salyangoz ve içi sıvıyla dolu üç tane yarim daire kanalından oluşmuştur. Salyangoz bölümünde İşitmemizi sağlayan sinir uçları bulunur. Yarım daire kanalları içinde ise dengemizi sağlayan sinirler vardır. Duyu hücrelerinin bulunduğu kısma korti organı denir

Kulağımızın Sağlığını Nasıl Korumalıyız?
Kulağımızın sağlığını korumak için; kulağımızı temiz tutmalıyız, mikroplardan korumalıyız, banyo yaptıktan sonra kulaklarımızı temizlemeliyiz, kulağımıza Kalem, çubuk vb. şeyler sokmamalıyız. Burnumuzu temizlerken iki burun deliğini kapatmamalıyız. Ani ve şiddetli seslerde ağzımızı açık tutmalıyız. Gürültülü ortamlardan mümkün olduğu kadar uzak durmalıyız, kulağımızı ani darbe ve üflemelerden korumalıyız, bir rahatsızlık hissettiğimizde doktora baş vurmalıyız. Unutmayalım ki; kulak sağlığını korumak, hasta kulağı tedavi etmekten daha kolaydır
Deri nedir? GENEL ÖZELLİKLERİ
    İnsanda deri , kıllanmanın azlığına , ırka, kişiye, mevsime, bedenin çeşitli bölgelerine , yaşa göre değişen bir renklenme ile özellenir.Bu değişikler bazı boya maddelerinin varlığına ve az yada cok yoğun olabilen damarlanmaya bağlıdır.Deri bedeni bütünüyle sarar.Ağız burun anüs V.b. doğal delikler düzeyinde, yapısı deriye benzeyen , ama daha ince olan ve mukoza adı verilen bir örtüyle birleşir.Öte yandan kalınlığıda farklılık gösterir.Göz kapaklarında ve el sırtında cok ince buna karşılık el ayası,ve ayak tabanında çok kalındır.Sürtünmeye açık olan bölgelerde nasır adı verilen boynuzlu kalınlaşmalar görülür. Deri örtüsünün,kasların kasılmalarına bağlı kas kıvrımları, eklem hareketlerine bağlıeklem kıvrımları gibi derin katmanları, el ayaklarında ve tabanında olduğu gibiyüzeysel karışıklıkları yada çizgileri vardır
  Ayrıca deride birçok delik vardır. Bu delikler kıl ve saçların geçmesine olanak verir. Deri derialtı denilen bağdokusundan oluşmuş derin bir tabaka sayesinde, kaslardan ve akörtülerden oluşan alt düzlemlere de kayabilir. Derialtı,yağ bakımından zengin, gevşek ve esnek bir dokudur; kişiye ve bedenin çeşitli bölgelerine göre değişiklik gösteren yağ dokusunu olyşturur. Ayak tabanında ve el ayasındaysa, tel doku yumacıkları halinde, az hareketli ve çok dirençlidir. Bazı bölgelerde, deriyi kasmaya yarayan ince bir kas tabakası içerir. Deri aslında birbirinden iyice farklı iki tabakadan oluşur
                     ÜST DERİ
  Üst deri ortalama kalınlığı 1/10 mm olan bir tabakadır. Derin tabaka denilen bir tek doğurgan hüçre tabakası üstüne oturur ve altındaki altderinin cıkıntılarıyla iç içedir. Derin tabaka hüçreleri sürekli bölünür, biçim ve yapıları değişerek yüzeye doğru göç eden hüçreleri oluştururlar. Böylece üstderi, tabakalaşmış bir yapı gösterir. Her tabaka, bir başka evrim aşamasının temsilcisidir. Derinden yüzeye doğru önce Malpighi tabakası görülür. 6-20 sıra halinde dizilmiş, sıkışık, birbirine lifçiklerle bağlı, çok köşeli büyük hücreler tabakasından oluşur. Cildin boya maddesini bu hücreler içerir. Zencilerin derisinde özellikle cok olan boya maddesi, derinin beyazlığı ölçüsünde azalarak bütün ırklarda değişik miktarda bulunur. Albino hastalığına tutulmuş kimselerde boya maddesi yoktur. Boya maddesi melaninden oluşur;melanin de, özel hüçreler olan melanoforlarda ya da Langerhans hüçrelerinde, küçük taneçikler olarak bulunur. Bu, erişkin evreden sonra, üstderi hücresi boynuzlaşıcıbir yozlaşma evresine girer ve 2-3 sıra,iöi tanecik dolu yuvarlak hücreden oluşan tanecikli tabakayı ortaya cıkarır.tanecikli tabakanında üstünde yassılaşmış öle ve keratin kılıfına indirgenmiş hücrelerden oluşanboynuzsu tabaka bulunur.Yassılaşmış hüsreler aralıksız olarak yavaş yavaş dökülürler.Pullanma özellikle saçlı deride kepek biçiminde görülür.Yanaıklarda kızıl gibi hastalıklarda üst deri tabakalar halinde kalkabilir.Üstderi damar ve sinir ucu içermedinden bu tabakaların kalkmasında acı duyulmaz.

                      ALTDERİ 
    Derinin derin bölümünü oluşturan altderi ortalama 2mm kalınlığında kırmızı-pembe renktedir; esnek liflerle birbirine bağlı bağ dokusu hücrelerinden oluşur.Deriye direncini esnekliğini ,yumşaklığını veren alt deri yüzeysel tabakası aracılığıyla üst derinin tabakasıyla bağnatılıdırve derin tabakanın içine kan damarlarını , akan damarlarını sinir uçlarını kapsayan mememsi çıkıntıları gönderir.Kan damarları, aralarında kılçal damarlarında bulunduğu atar ve toplar damarcıklardır.Sinir uçları sağladıkları duyarlılığa göre çok sayıda ve çeşitlirler:Ağrı duyarlılığı içinyalın ve bağımsız sinir dallanmaları  biçimindedirler,ısıl ve dokunsal duyarlılıkların her biri için son derece özelleşmiş cisimcikler vardır.Bütün bedene yayılmış olan bu duyu alıcıların yogunnluklarıi bir bölgeden öbürüne değişir.Ayrıca  Deride üst deriyi baştan sona aşan ve alt deriye kadar yerleşmiş tırnaklar, kıllar ve  şaçlar gi,bi epital doku oluşumları ile ter ve yağ bezleri gibi vardır.

                    DERİNİN GÖREVLERİ
  Derinin fizyolojik görevleri önemlidir. Her şeyden önce, bedeni, çarpmalara karşı koruyan dirençli ve esnek bir kılıf gibi sarar. Ayrıca, toz ve mikroplara karşıbir bağışıklık seti oluşturur. Yağ ve ter gibi salgılarda etkili koruyuculardır. Damarların kan gelişini düzenleyen genişlemeleri ve daralmaları ile terleme, beden sıcaklığının düzenlenmesinde, deriye önemli bir görev yükler. Terle, üre gibi bazı zehirlimaddeleri atan deri, bazı ilaçlara ve yararlı maddelere karşı geçirgendir:  Güneş ışınları sayesinde D vitamini bireşimi yapar. Deri kişi ile birlikte yaşlanır ve yaşlanma ile birlikte değişikliğe uğrar. Derinin kendine özgü bazı hastalıklarını deribilim (dermatoloji) adı verilen dal inceler. Ama genel hastalıklar sırasında da deride, renk, yapı ve görünüm değişikleri gözlenebilir. Bütün deri hastalıkları cıplak gözle değerlendirilemez. Bazıları ancak büyütecle gözlenebilir; bazıları da yalnızca elle muayeneyle saplanabilir. Bazı durumlardaysa, döküntülerin yada bir doku parçasının mikroskop altında incelenmesi (biyopsi) yada bir bakteri ekimi (kültür) sayesinde teşhis konur

Burun hastalıkları ve tedavi yolları..
Deviasyon
Burnun orta kısmı önde kıkırdak arkada kemik yapıdan oluşur.Deviasyon bunun bir bazen iki tarafa kaymasıdır.Halk arasında burnumda kemik var denilen hastalık budur.Bu bizim ülkemizde sık rastlanan bir durumdur.Hastalar burun tıkanıklığı,horlama,baş ağrısı,ağzı açık uyuma,koku alma bozukluğu,burun kanaması şikayetleriyle bize başvururlar,bazı hastalarsa kbb muayenesinde tesadüfen fark edilirler.Sıklıkla travma nedeniyle olabildiği gibi doğuştanda olabilir. Burun tıkanıklığının akciğer, kalp,dolaşım sistemi,hatta merkezi sinir sistemi üzerinde dahi birçok bozukluğa neden olduğu yapılan çalışmalarla bilimsel olarak ispatlanmıştır. Kendi yaptığım bir çalışma ile burun tıkanıklığının akciğer üzerindeki etkisini ispat ettim.Deviasyon ameliyatı yaptığım hastalara ameliyat öncesi ve bir dönem sonrasında solunum fonksiyon testi yaptırdım.Test sonuçlarında ameliyat sonrası anlamlı derecede düzelme tespit ettim.Bu çalışma ulusal kbb kongresi ve ABD 'de uluslar arası bir dergide kabul görmüştür.
Burun Eti
Bu hastalığı burun polibleri ve geniz etiyle karıştırmamak gerekir.Burun etleri normalde burunda bulunması gereken ,diğerleri ise vücut için faydası olmayan yapılardır.Burun etleri süzgeç görevi görür,havayı nemlendirir,ısıtır,temizlerler. Burun etlerinin tedavisinde tıbbi tedavi faydalı olabilir.Burun eti cerrahisinde son yıllarda kullandığımız radyofrekansla iyi sonuçlar almaktayız.Radyofrekans poliklinik koşullarında acısız kansız yapılıp işgücü kaybına neden olmamaktadır. Burun etlerinde tedavisinde ilaç tedavisi faydalı olabilir.Gerekli durumlarda burun etine küçültme ameliyatları yapılabilir.Fakat burun etlerinin tamamını almak çok sakıncalıdır.
Sinüzit
Burna açılan ve içi hava dolu boşlukların iltihabıdır.Son yıllarda özellikler antibiyotik kullanımı yaygınlaşmasıyla iyi sonuçlar alınmakta ve cerrahiye daha az gereksinim duyulmaktadır.Düzelmeyen kronikleşen vakalarda cerrahiye gerek duyabiliyoruz.Fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi denilen kapalı sistemle yaptığımız ameliyatlar bilinen en etkili ve modern yöntemlerdir.

Dil hastalıkları ve tedavi yöntemleri
Dil yangısı (glossit) nedir?

Dilin iltihaplanmasıdır.

Dilde iltihaplanma veya apse meydana gelmesi yaygın bir durum mudur?
Hayır. Dil apselere karşı çok büyük bağışıklık göstermektedir. Muhtemelen bu fazla kan verimliliğinden ileri gelmektedir.

Dil iltihabı nasıl tedavi edilir?
Dil iltihabı genellikle başka yerde bir hastalığın olduğunu gösterdiğinden, ele alınacak tedavi, asıl nedeninin tespit edilmesinden sonra kararlaştırılacaktır. Dili bilinen bir madde tahriş etmekteyse o maddeden uzak kalınmalır.

DUYU ORGANLARININ SAĞLIĞI
Göz: Okurken ve yazarken odanın ışık durumuna dikkat etmeliyiz. Aşırı güneş ışınlarından kaçınmalıyız. Tozlu, dumanlı yerler göz sağlığı için zararlıdır. Gözlerde meydana gelen hastalıklarda gecikmeden doktora gidilmelidir.
Kulak: İşitme sinirleri çok çalıştığında yorulur. Gürültülü yerlerde sürekli bulunan kimselerde işitme kaybı olur. Kulak sağlığını korumak için gürültüden uzak yerlerde durulmalıdır. Müzik aletlerinin sesi kendi işiteceğimiz kadar ve kulağımıza zarar vermeyecek kadar açılmalıdır. Kulak sert cisimlerle karıştırılmamalı, kulak yoluna sivri cisimler sokulmamalıdır. Kulak dış darbelerden korunmalıdır. Patlama sesi gibi kuvvetli seslerde ağız açılmalıdır. Burun: Burun sivri cisimlerle karıştırılmamalı, kıl kopartılmamalıdır. Nezle, grip gibi hastalıklardan korunmalıdır. Sık görülen burun kanamalarında hekime gidilmelidir.
Deri: Deri temizliğine önem verilmelidir. Deride oluşan kirli tabaka solunuma ve terlemeye engel olur. D vitamini oluşturmak için güneş banyosu yapılmalıdır. Gereğinden fazla güneşte kalınırsa, güneşin zararlı ışınları deri kanserine ve yanıklara sebep olabilir.
Dil: Ağız sağlığını korumak için, çok soğuk ve sıcak gıdalar alınmamalıdır. Alkol ve sigara ağız sağlığı açısından çok zararlıdır, kesinlikle zararlı maddelerden uzak durulmalıdır.

Organ bağışının önemi
Organ bağışı, bir insanın organlarının bir kısmını veya tamamını, henüz sağlıklı iken, beyin ölümünün ardından başka insanlarda yararlanılmak üzere bağışlaması işlemi.
Bir bakış açısıyla; organ bağışının, kan naklinden farkı yoktur. Hayat kurtarma anlamında, sağlıklı olan her organ bağışlanabilir. On sekiz yaşını doldurmuş ve doğru ile yanlışı ayırabilme yeteneğine sahip herkes, başta kalp olmak üzere, akciğer, böbrek, karaciğer ve pankreas gibi organlar; kalp kapağı, göz kornea tabakası, kas ve kemik iliği gibi dokuları bağışlayabilmekte, ve bunlar günümüz tıp teknolojisinde nakledilebilmektedir. Bir kişi organlarını bağışlayarak bir çok insana yaşama şansı verebilir. Türkiye'de birçok devlet ve üniversite hastanesinde organ bağışı işlemleri yapılmaktadır. Ayrıca yaşarken yapılabilen (böbrek gibi) organ bağışı türleri de vardır. Bağışlanan organların nakledilmesi, Sağlık Bakanlığı'nın denetim ve gözetiminde, bilgisi dahilinde gerçekleştirilir. Çeşitli kurum ve kuruluşlar, zaman zaman organ bağışı kampanyaları düzenlemektedir. 2000 yılında, organ bağışı konusunda bir "Ulusal Koordinasyon Sistemi" oluşturularak, bakanlığın olanaklarıyla organ bekleyenler sistematik sıralamaya dahil edilmişlerdir. Organ bağışı;
•   Sağlık Müdürlüklerinde,
•   Hastanelerde,
•   Emniyet Müdürlüklerinde (ehliyet alımı sırasında),
•   Organ nakli yapan merkezlerde,
•   Organ nakli ile ilgilenen vakıf, dernek vb. kuruluşlarda yapılabilir.

İNŞALLAH YARDIMCI OLMUŞUMDUR ARKADAŞLARR!!!

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

sayqılar:)
Etiket:
  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Edubilim olarak 2009-2010 Eğitim ve Öğretim Yılında da eğitimle ilgili , bilgi , belge ve dosyalarla tüm öğrenci ve öğretmenlerin yanındayız...
Tüm hakları sakllıdır. Edubilim 2007-2009. Bu sitede bulunan bilgi , belge ve dökümanların izin alınmadan veya kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır. İletişim Adresi: edubilim@gmail.com

Edubilim I Edubilim Forumları I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Haritası I Site Map

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!