Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular:
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Ekim 23, 2014, 09:35:36 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...

  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: Doğunun İncisi Erzincan  (Okunma Sayısı 3641 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
axeleon
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 7
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 4365
Nerden: Can-ı Merkez
Puan: +283/-12

WWW
Offline

« : Ocak 30, 2009, 12:14:11 ÖÖ »


GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 11.903 km²

Nüfus: 86.000 (2009 Yılı ortalama nüfusu)

İl Trafik No: 24

Doğu Anadolu Bölgesi'nde Fırat'ın yukarı kısmında yer alan Erzincan, Anadolu'nun en eski kültür merkezlerinden birisidir. Tarihi ipek yolu güzergahında yer alan kent Hitit, Urartu, Med, Pers, Hellen, Roma egemenliğinde kalmış, Malazgirt Zaferinden sonra Türk ve Osmanlı hakimiyetine geçmiştir. Erzincan kültürel zenginliği kadar doğal güzellikleri, coğrafyası, mutfağı ve alışveriş olanakları ile tam bir turizm cennetidir.



sayılı günlerin yazılmışlarıyla
dayanılmış erzincan dağlarına,
bakarız apaçık ovaya

ERZİNCAN taşının sıcaklığı ayaklarımızda

çakılmış beyaz bulutlar başımızda
tanış günlerin, tanış sesle

İLÇELER:
Erzincan ilinin ilçeleri; Çayırlı, İliç, Kemah, Kemaliye, Otlukbeli, Refatiye, Tercan ve Üzümlü'dür.

Akşam Günbatımında bir başkadır Erzincan...

Erzincan, Fırat'ın kollarından Karasu, doğu batı doğrultusunda uzanan demiryolu ile Sivas-Erzurum ve Trabzon-Sivas karayollarının birleştiği noktadadır.

Şehir İstanbul'un 1100 km, Ankara'nın 690 km doğusunda, Yukarı Fırat havzasının içinde 1200 m yüksekliğindeki bir ovanın ortasındadır. Ovanın boyutları, doğu-batı yönünde 30 km, kuzey-güney yönünde 10-15 km'dir.

Erzincan'ın siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden, Mengücek Beyliği ve Selçuklu döneminde ve ondan sonra gelen yüzyıllar içerisinde de Anadolu'nun ileri gelen ticari ve kültür merkezlerinden biriydi. O dönemler içerisinde ekonomisinin temelini oluşturan faaliyetler açısından çağdaşı olan kentlerin pek çoğundan hayli ileri idi. 12. yüzyılda Gezgin Marco Polo, kentte dokumacılığın gelişmiş olduğunu, 14. yüzyılda İbni Batuta da kentte dokumacılığın ve bakır eşya yapımının ileri düzeyde olduğunu yazarlar. Dokumacılık, boya yapımının gelişmesini de sağlamıştı. 1561-1518 yıllarında düzenlenen tahrir defterlerinde kentin yıllık geliri 224.753 akçe idi. Bu gelir, çeşitli vergi ve resimlerden oluşmaktaydı.


bir ışıkta benim evimden yanardı bir kaç ay öncesinde...
ama şimdi de vekilimin ışığı yanıyor:P


Evliya Çelebi'ye göre, 17. yüzyıl ortalarında Erzincan'ın ortasında küçük ve alçak duvarlı kalesi içinde; 200 ev ile 1 cami vardı. Kale dışında ise 1800 ev, 7 cami, 60'tan çok mescit ile içinde 500'den fazla dükkanın bulunduğu bir çarşı ve bedesten, bütün şehirde ise 48 mahalle ve 40 okul bulunmaktaydı. Evliya Çelebi'nin Erzincan'da 500 dükkanın varlığından söz etmesi, 17. yüzyıl ortalarında ticaret ve el sanatlarının gelişmiş olduğunu göstermektedir. İlin ticaret yolları üzerinde bulunması da bu kanıtı doğrulamaktadır. Aynı yıllarda Erzincan vilayeti dahilindeki padişah hasları 146.000 akçe tutuyordu. 1566 yılında şehrin geliri 234.000 akçeye ulaşmıştır.



HER EVDE BAKIR İŞLERİNDEN MUTLAKA BİRKAÇ ADET BUNULUR,,

Erzincan, tarihi boyunca tarım ve hayvancılık ürünlerinin yanısıra yeraltı kaynaklarına, özellikle zengin maden işletmelerine yakın bir konumda bulunmaktaydı. Bakır, kurşun, mermer ve taş ocakları bilinen en eski çağlardan beri işletilmekteydi.

     
Ancak, Osmanlı İmparatorluğu'nun 17. yüzyıldan itibaren duraklama ve gerileme sürecine girmesi, özellikle de 19. yüzyıl boyunca sanayileşmiş Batı Avrupa ve Rus emperyalizminin Osmanlı yönetimi üzerindeki askeri, mali ve siyasi baskıları İmparatorluğun her bölgesini, özellikle Doğu Anadolu'yu ekonomik yönden geri bıraktı.



Osmanlı döneminde doğu sınırından içeride bulunması nedeniyle Erzincan şehri, 19. yüzyıla kadar ordular için sadece bir konak yeri oldu, daha sonraki Rus istilaları karşısında askeri bakımdan önem kazandı ve bu sıralarda Erzurum Kalesi'nin koruyup kapattığı bir hareket noktası özelliğini aldı.

19. yüzyıl sonunda Erzincan'da 210 cami ve mescit, 35 medrese, 2 rüştiye, 9 ilkokul, 18 han, 1550 dükkan, 3 gazino, 35 kahvehane, 8 hamam, 14 fırın, 145 çeşme, 15 tabaklane, 12 bezirhane, 11 boyahane, 1 silah ambarı, 1 askeri tabakhane, 1 aba yapımevi bulunmaktaydı. Yukarıda saydığımız iki rüşdiye mektebinden biri 1865, diğeri 1883, idadi mektebi ise 1908 yılında öğretime açılmıştır.

19. yüzyılın son yıllarında Erzincan şehrinin nüfusu 23 bin iken, 1883 yılında göçmenlerin buraya yerleştirilmesi ve IV. Ordu Müşriklik Merkezi'nin buraya taşınması sonucu şehrin nüfusu kısa sürede artmıştır.

Erzincan Adının Kaynağı
Erzincan'ın kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Asur kaynaklarında geçen Zuhma (Suhma), yörenin bilinen en eski adıdır. Erzincan adının Eriza'dan geldiği sanılmaktadır. Eriza adı Selçuklular tarafından Erzingan olarak kullanılmış, daha sonra da Erzincan olarak anılmıştır.
Erzincan adı bir söylenceye göre, eski çağlardaki "Azzi" bölgelerinden dolayı Aziriz olarak bilinmekteydi. Selçuklular, Aziriz adını çok beğenmiş ve buna "Rahmet yağarsa can Aziriz can" rahmet yağmazsa "Yan Aziriz yan" biçiminde bir tekerleme uydurulmuş, bu tekerlemedeki Aziriz sözcüğü zamanla değişerek, Erzincan biçimini almıştır. Erzincan da bu sözcükten türemiştir.



EĞİNLE İLGİLİ BİR FERMAN



Fermân

III. Selîm Dönemi h. Evâhir-i N. 1208 / m. Nisan-Mayıs 1794

Konusu

Eğin'deki Hızır İlyas Kilisesi'nin harab olan yerlerinin, eski şekliyle tamir edilmesine dâir.

Yazı Çeşidi

Fermân, dîvânî hat ile yazılmıştır. 11 satırdır.

Ebâdı

53x94,5 cm.

Tuğrası ve Tezyinatı

Tuğra, altınla çekilmiş olup, siyah tahrîrlidir. Boşlukları, açık renk zemîn üzerine, koyu renk, negatif çiçeklerle tezyîn edilmiştir. Hayat ağacı formunun yüzeyindeki hatâî kompozisyon, halkârî bezenmiştir. Zemîne serpiştirilen natüralist çiçekler (çiğdem ve gül), taranarak renklendirilmiştir. Şemselerin dendanlarına, iğne perdah yapılmıştır. Desen, iki sıra geçme arasında, bir sıra yapraklı bordür ile çevrilmiştir. Etrafındaki yapraklar halkâr, aralarındaki küçük yapraklar ise renkli halkâr çalışılmıştır. Ayrıca, tuğranın her iki yanında da hatâî motifli halkâr çalışması mevcuttur. Tepedeki şemse içinde, halkâr bezemeli simetrik hatâî dalı görülmektedir. Mahall-i tahrîr, simetrik olarak halkârî yapraklar ve ucunda bir hatâî ile bezenmiştir. Satır araları, mücevher noktalıdır. Yazıda, siyah mürekkeb kullanılmıştır.

Gördüğü İşlem

Sol alt köşede, fermânın yazıldığı yerin kaydı vardır.

Fonu ve Tasnif Numarası

BOA. Müzehheb Fermânlar, No: 449/3



KIŞLIKLRIMZ
bastık,pestil,saruç,çemiç,gorova,lalavuç,çigit,ayç igiti,yarma,kesmece,tulum peyniri,dut ve üzüm pekmezi,köme

TÜRKÜLERİNDEN BAZILARI
01-Derdim Çoktur Hangisine Yanayım

02-Eğinin Altından Akan Fırattır

03-Bunca Kahrı Bunca Derdi

04-Süpürgesi Yoncadan Eminem

05-Ey Erenler Akıl F Eyleyin

06-Ela Gözlü Pirim Geldi

07-CEVİZİN DİBİ NANAY

FIKRALARIMIZ YÖRE DİLİ İLE EEE BİRAZDA GÜLELİM NE DERSİNİZ?

Erzincan da kadının biri otobüse binmiş.Tek boş yerin şöfor koltuğu olduğunu görünce oraya oturmuş.şöfor gelmiş!hele bacı hadi aşağıya! demiş
kadın cevap vermiş!ene her gün biz ayakta gediyük bugün de sen get!'demiş


MİNİBÜS FIKRASI

Maltepe cevizlide oturan Mevhibe hanım kartala gitmek için cevizli minibüs durağına gelir

minibüse biner elindeki parayı şöföre uzatıp şöför efendi bi gartal parası al der şöför

geriye dönüp teyze sen yanlış arabaya binmişsin bu araba kartala değil kadıköye gider

sen yolun karşı tarafından gelen arabalara bineceksin Mevhibe hanımda şöföre vıy

işize gelince gartal işize gelince gadıköy eyle mi garnıza ataşlar dola hemi deyince

Mevhibe hanımın durumunu anlayan şöför Mevhibe hanımı yolun karşısına geçirip kartal

minibüslerine bindirmiş.


BAYBURTLU
Bayburtlu nun acil olarak bayburta gitmesi gerekiyormuş. Otobüsü kaçırınca bayburta nasıl giderim diye kara kara düşünüyormuş. Birden gözü bir dükkanın camına takılmış. " itina ile faks çekilir" yazısını görünce içeri dalmış.
Gümüşhanelei olan dükkan sahibi sıkıntılı olduğunu görünce ;
-Buyrun beyefendi nasıl yardımcı olabilirim? diye sormuş. Bayburtlu;
-Emi emi acilen bayburta gitem lazım. Beni fakslayabilirmisin demiş.

Gümüşhaneli
-Ne demeç uşah sen Bayburtli olacisinde ben seni fakslamaycim eylemi? otur habu sandalyeye bayburtlu dünden razı .oturmuş
Bu arada Gümüşhaneli pirize fi takmış çıplak kablo uclarını Bayburtlunun eline tutuşturmuş. Tabii 250 voltluk elektiriği alınca bayburtlu bir yandan titremeye biryandan da hareketten doleyı terlemeye başlamış. Canı yanan bayburtlu;
-Emi şu an nerdeyiz? diye sormuş
Gümüşhaneli;
-Erzincan dağını ceçiysin demiş
İyice canı yanan Bayburtlu;
-Saol Emi beni burada indir buradan oyanı dolmuşla giderim demiş.

BUDA ŞİİRLERİMİZ:))


SENI ELE SEVIREMKII
Hani bazen anlatmak isterizde
anlatamayızya işte ele bişi....

Seni Ele Sevirem Ki!
Seni ele sevirem ki ...
Diyirsen ki, niye?
Ne bilim işte ele!
Seni görende bir hoş olir, ölür ölür ölirem...
Ahşam olir davar , nahır, mal gelir.
Komlar, ahırlar dolir
Sayiram sayiram biri eskig
Bi daha sayiram
Bi de bahiram ki, tamam.
Ama üzülirem;
Çünki sen gelmirsen.
Diyacahsan niye?
Bennam, işte ele!
Yassi olir;
Sekide ekmek yiyeceğam
Civil lavaşi dürüm edir , tam kıtliram,
Sen ahlıma gelirsen, yiyemirem.
Sen ahlıma gelirsen, boğazımda dügümlenir.
Gene diyirsen ki, niye?
İşde ele...
Anam örtüleri sarir...
Gendi gendimi yiyirem.
O da gidir , kalli biçare galiram.
Gözlerim süzülir, uyicağam, uyiyamiram.
Gafam garişir, yüreğim sığışir, yatamiram.
Gene diyirsen niye?
İş de ele!
Guşluğa doğri daliram
Hayal, hülya görirem, sanki yanıbdasan
Sevinir, sevinir bir hoş oliram,
Bir de ayıliram ki, yasdığa sarılmışam
Diyacaksın ki , niye?
Amaan , iş de ele.
Sabah olir, horozlar ötir, gün doğir...
Gahiram tavuhlara, culuhlara yem verirem...
Culuhlari dutir dutir öpirem;
Onlari bile sene benzedirem.
Saggın deme niye ?
Ne bilim , iş de ele !
Gün gibi gelir ,ay gibi gidirsen.
Beni yiye yiye bitirirsen.
Hep ömrümden götirirsen.
Seni sevdigimi de çoh ey bilirsen.
Diyirsen ki, niye ?
Bilirsen , iş de ele!
Babam beni gapiya goymir diyirsen.
Ey helt yiyirsen.
Gomşulara, emin, bibin, ezen gile gidirsen...
Madem ele çıh cama, tırhıca gel!
Yüzün görim, bu da bene yeter
Saggın deme niye!
İş de ele...


ERZİNCAN DİLİYLE GARKIŞLARIMIZ(BEDDUALARIMIZ)


ALLAH BELA VERE

GARNAA ATAŞLAR DOLA

TORPAH BAŞAA

GARNAA YILANLAR AKA

YERYARILADA YERİN DİBİNE GİRESİN

HABERİİ POŞALAR GETÜRE

ATIN EŞŞEEN GUYRUĞUNDA GİDESİN

YANA YAKILASIZ

SÜRÜM SÜRÜM SÜRÜNESİZ

CİYERLERİNDEN DUTULASIN

ALLAH SEĞE GÜN GÖSTERMİYE

BOYUN BOSUN DEVRİLE

İKİ YAHAN Bİ ARAYA GELMİYE

GÜN GÖRMEYESİN

YANA BİŞESİN

GARGALAR GÖZÜ OYA

TENEŞÜRE GELESİN

ETEKLERİN DUTUŞA

AĞZA KÖPEKLER .........

BURNA İT ........

OCAGAN SÜNE

GAPIN KİTLENE

TARLANDA TUMBUMDA OT BİTMİYE

Yöre İnsanınından bir görüntü...

Folklörümüzden


ERZİNCANDA SPORLARDAN GÖRÜNTÜLER.
CİRİT

YAMAÇ PARAŞÜTÜ

RAFTİNG


KIŞ SPORLARI

« Son Düzenleme: Ocak 30, 2009, 12:52:53 ÖÖ Gönderen: axeleon » Logged
axeleon
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 7
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 4365
Nerden: Can-ı Merkez
Puan: +283/-12

WWW
Offline
« Yanıtla #1 : Ocak 30, 2009, 12:49:20 ÖÖ »

Terzi Baba

TERZİ BABA

Erzincan’da yetişen, bir büyük evliyâdır,
Ledünnî ilimlerde, o, geniş bir deryâdır.

Anne ve babasının, isteği üzerine,
Küçükten başlamıştı, terzilik mesleğine.

Dünyâya zerre kadar, hiç etmezdi muhabbet,
Âhiret ahvâline, ediyordu hep rağbet.

Her iğne batırışta, zikrederdi Rabbini,
Zîrâ Allah sevgisi, doldurmuştu kalbini.

İğneyi çekerken de, Allah derdi o yine,
Zîrâ O’ndan gayrisi, hiç gelmezdi kalbine.

Halîm ve selîm olup, mütevâzi idi pek,
Hâlini, insanlardan, gizler idi Mübârek



----------------------------------------------------------------------


Leblebici Baba

Erzincan'nın yetiştirdiği evliyalardan Leblebici Baba, H. 1221 yılında Erzincan'nın Zekkiğ (Değirmenköy) köyünde doğmuştur. 1291 yılında Gerek Gerek mahallesinde, yetmiş yaşında iken vefat etmiştir.

Leblebici Baba'nın esas ismi Süleyman'dır. Leblebicilik yaptığı için Leblebici Baba denilmiştir.Tasavvuftaki ismi Şems-i Hayal Leblebici Baba'dır. Babasının adı ise Abdurrahman'dır. Sıbyan mektebine (ilk okul) Zekkiğ köyünde devam etmiş, bitirmeden ayrılmıştır. Sonradan Terzi Baba Hazretlerine hizmet etmiş ve burada dervişliğe çalışmış, bir taraftanda kendisini yetiştirmiştir.

Kabri Kalealtı (Şu anki Terzi Baba Şehir mezarlığı) kabristanlığındadır. Tüffetü'l Üşşah adlı ellidört sahifeden ibaret eseri vardır. Bu eser 1296 yılında Askeri Matbaasında bastırılmıştır.

Eserinden bir alıntı;

Benden selam olsun dosta yarana
Sala edin cenazeme gelene
Kabrimin üstünde niyet kılana
Tecelli kapısın açtı gidiyor.

Şems-i hayal der ki bize gelenler
Ezelden aşıktır aşka dalanlar
Ruhumuza bir fatiha okuyanlar
Hayyat kademine düştü gidiyor.

Logged
axeleon
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 7
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 4365
Nerden: Can-ı Merkez
Puan: +283/-12

WWW
Offline
« Yanıtla #2 : Nisan 15, 2009, 11:07:23 ÖÖ »

doğu beyazıt nedir ya?
mesajınıza iki kelime ekleseniz sanırım yorulmazsanız okuyanlarda tam olarak anlar.
Logged
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 8994
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 4599
Puan: +55/-20

WWW
Offline
« Yanıtla #3 : Ağustos 13, 2009, 08:06:21 ÖS »

erzincanda bu  kadar çok  faaliyet olduğunu bilmiyodum...
Logged



]
Sevgilerin en güzeli seni sevmek,
Özlemlerin en güzeli seni özlemek
Ve hayatın tadı sabah kalktığımda
Senin varolduğunu bilmek...
Etiket: Erzincan  il tanıtımları  erzincan tanıtımı  erzincan hakkında 
  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



Planlar ve Haftalar

Edubilim I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Map I Reklam Web Stats

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!