axeleon
Administrator
Uzman Üye
Üye No: 7
Cinsiyet: 
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 4365
Nerden: Can-ı Merkez
Puan: +283/-12
|
 |
« : Ekim 17, 2007, 01:24:41 ÖÖ » |
|
Aydın Köksal dil alanında günümüzün Nurullah Ataç'ı gibi. Bunu derken herhangi bir öykünmeden değil, dilde arınmacılık temelindeki bir gelişim çizgisinden söz ediyorum. Köksal da Ataç gibi yazılarının belirli süreler ham meyve tadı taşımasını göze alarak Türkçeye çok sayıda yeni sözcük kazandırdı, kazandırmayı da sürdürüyor; Türkçenin köklerini sağlamlaştırma çabasına olan katkısı büyük.
Prof. Köksal, Türkçeye sahip çıkmak konusunda teknolojinin hızına meydan okuyan bir bilimci. Doktorasını bilişimsel dilbilim alanında yapmış; alanın adı da içinde olmak üzere bilişim terimleri üretimini çok büyük ölçüde ona borçluyuz. Bu üretimin önemli bir bölümü (bilgisayar, yazıcı, bilgi işlem, bilişim, iletişim, veri tabanı, çevrimiçi/ çevrimdışı, imleç, benzetim vb.) yerleşmiş, giderek dil korumacılığında dünya şampiyonu olan Fransızlara bile örnek olmayı başarmış durumda. Köksal'ın çabasının verimli olması, onun da tıpkı Ataç gibi, savunduğu dil politikasını havada bırakmayıp belirli bir kültür politikasıyla temellendirmesi sayesindedir. Bu politikaya ve kültür anlayışına katılanlar da katılmayanlar da Prof. Köksal'ın katkısını ciddiye almak zorunda. Başka pek çok çalışmasının yanı sıra, dilin kültürle olan bağlantısı açısından Türkçe yazılmış birkaç temel kaynaktan birinin yazarı Köksal: "Dil ile Ekin", Toroslu Kitaplığı, Kasım 2003, 376 s.
Burada üzerinde durmak istediğim nokta, "yabancı dilde eğitim/ anadilinde eğitim" karşıtlaştırmasında "anadilinde eğitim" tezinin savunucularından pek çoğu gibi Prof. Köksal'ın düşünsel matrisinde de görülen kopukluk ve boşluklar. Köksal, kuramsal düzeyde "anadili" kavramını öne çıkardığı çerçevelerde, kuramsal düzeyden uygulama düzeyine geçtiğinde "anadili" kavramını bırakıp "ulusal dil" kavramına yaslanmaya çalışıyor. Kopukluk işte bu noktada: Köksal'ın "anadili" kavramıyla ilgili olarak verdiği bilgiler ve belirttiği fikirler "ulusal dil" kavramı çerçevesinde yer bulamıyor, bulması da beklenemez.
Çeşitli fırsatlarla belirttiğim üzere "anadili" kavramı yıllardır en çok hor kullanılan kavramlardan biri. Prof. Köksal'ın söz konusu kitabında ve "yabancı dilde eğitim/ anadilinde eğitim" tartışmasının önde gelen metinlerinden olan "Yabancı Dille Öğretimi İzleme" başlıklı makalesinde de durum çok farklı değil ne yazık ki. Köksal, "anadili" kavramının bilimsel tanımına gereğince yer veriyor vermesine; gelgelelim, iş bu tanımı uygulamada göz önünde tutmaya gelince sorunlar başlıyor. Örnek, "Yabancı Dille Öğretimi İzleme" makalesinden olsun:
"Uluslaşma süreci içinde, kimi toplumların anadilleri, kurdukları devletlerin anayasalarında 'ulusal dil' olarak tanımlanmıştır." Oysa, bu noktaya kadar olan açıklamalarında, gerektiği üzere, toplumların değil, bireylerin "anadili"nden söz etmişti yazar. Belki burada "kimi toplumların anadilleri" derken "kimi toplumlarda konuşulan anadil(ler)i" demek istiyordur, deyip devam edelim:
"Anadili gibi ulusal dilin de tecimsel, siyasal, yazınsal, ekinsel bir önemi ve ayrıcalığı vardır. Bu önem ve ayrıcalık, anadili gibi ulusal dilin de yabancı dilden ayırt edilmesini gerektirir." Bu saptamayla birlikte sözü edilen dil sayısı üçe çıkmış oldu: anadili, ulusal dil ve yabancı dil. Ancak, Köksal bu üçlü denklemi geliştirmiyor; "ulusal dil" kavramını buracıkta bırakıp yeniden "anadili" kavramına dönmek ve "yabancı dil" kavramını hep "anadili" kavramıyla ikili olarak tartışmak zorunda kalıyor. Böyle olması, "yabancı dilde eğitim"in karşısına "ulusal dilde eğitim" gibi bir kavramın konulamaması doğal, çünkü bilimsel verilerin kavramı "anadili"dir. Prof. Köksal gibi "UNESCO'ya göre insan haklarının en başta gelenlerinden biri anadilinde öğretim hakkı'dır" dedikten sonra sorgulamaya bu yoldan devam etmeniz beklenir. Gelgelelim, bu noktada karşınıza yürürlükteki resmî politikalar (ideolojik/ politik nedenler) çıkıyor. Bu politikalar bilimcileri ülkenin hem içine hem dışına bakmak yerine, yalnızca dışına bakmaya zorladı hep.
"Anadilinde eğitim" gibi haklı bir tez, anadili Türkçe olan bilimcilerden çoğunun söyleminde İngilizce/ Türkçe karşıtlaşmasına indirgendi ve gerek öncelik ilişkisinin yerine karşıtlık ilişkisinin konması, gerekse kavramların temellendirilmesinde bırakılan boşluklar, tezin yeterli güce kavuşmasını engelledi.
NECMİYE ALPAY Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |