Edubilim Forumları - www.edubilim.com Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular: 2011-2012 Eğitim ve Öğretim Yılı 2.Dönem Evrakları
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 06:20:09 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...




  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: Çocuk Terbiyesinde Denge  (Okunma Sayısı 359 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
CAN
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 54
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Diğer Meslek Dalları
Mesaj Sayısı: 5170
Nerden: Ankara
Puan: +5004/-3

Offline
« : Kasım 11, 2008, 08:15:21 ÖS »

Çocuk Terbiyesinde Denge

Soru: Bazıları, “Ben çocuklarımla arkadaş gibiyimdir!” diyor; onlara karşı oldukça rahat davranıyorlar. Doğru buldukları bu anlayışı, Peygamber Efendimiz’in hutbede ve namazda dahi torunlarıyla ilgilenmesini, onları kucağına almasını ve omuzunda taşımasını delil göstererek destekliyorlar. Bu zaviyeden, valideynin çocuğa karşı hal ve hareketlerinde denge nasıl olmalıdır?

Cevap: Rasûl-ü Ekrem (sallALLAHu aleyhi ve sellem) Efendimiz, başta Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin olmak üzere torunlarına ve diğer çocuklara karşı her zaman çok şefkatli davranmış; onları zaman zaman alınlarından ve yanaklarından öpüp sevmiştir. Onlara karşı muhabbetini ifade eden medh ü senalarda ve haklarında dualarda bulunmuştur. Bazen mübarek torunlarından birini bir omuzuna diğerini de öbür omuzuna alıp gezdirmiş; hutbe verdiği esnada mescide giren torununun tökezlediğini görünce hemen sözlerini kesip onun yanına gitmiş, onu kucaklayarak minberin üzerine oturtmuş ve hutbesine o şekilde devam etmiştir.

Omuzlarda Gezen Torunlar

Hazreti Berâ (radıyALLAHu anh) şahit olduğu bir hâdiseyi şöyle nakletmektedir: “Rasûlullah’ın (aleyhissalâtu vesselâm) Hazreti Hasan’ı omuzunda taşıdığını ve ‘ALLAHım, ben bunu seviyorum, onu Sen de sev!’ dediğini gördüm.”
Abdullah İbnu Şeddâd hazretleri de babasından dinlediği benzer bir vakıayı anlatmaktadır: İnsanlığın İftihar Tablosu’nun (aleyhi ekmelüttehâyâ) Hasan veya Hüseyin efendilerimizden birini kucağında taşıdığını, mescide girip namaz kıldırmak üzere öne geçtikten sonra çocuğu yere bıraktığını, sonra tekbir getirip namaza durduğunu; namaz esnasında uzunca secde yaptığını ve namaz bitince cemaatten birinin “Ey ALLAH’ın Rasûlü! Namaz sırasında secdeyi öyle uzun tuttunuz ki, bir hâdise meydana geldiğini veya sana vahiy indiğini zannettik!” demesi üzerine, “Hayır! Bunlardan hiçbiri olmadı; torunum sırtıma bindi. Acele etmeyi ve hevesi geçmeden onu sırtımdan indirmeyi uygun bulmadım; (kendisi ininceye kadar bekledim.)” cevabını verdiğini rivayet etmektedir.
Evet, Şefkat Peygamberi bütün insanlara ve özellikle de çocuklara karşı çok müşfik idi; bununla beraber, O’nun iki aziz torunu Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin’e karşı hususî bir muhabbeti söz konusuydu. Şu kadar var ki, Rehber-i Ekmel’in bu sevgi ve alâkası, sadece kan bağının ve nesebî duyguların bir neticesi değildi; Peygamber Efendimiz’in (sallALLAHu aleyhi ve sellem) bu sevgisi bir yönüyle O’nun risâlet vazifesinin bir gereğiydi. Nur Müellifi’nin ifadesiyle, gayb-âşina kalbiyle dünyadan meydan-ı Haşri temâşâya duran, yerden Cennet’i gören, zeminden gökteki melekleri müşahede eden, hatta Zat-ı Zülcelâl'in rü’yetine mazhar olan ve zaman-ı Âdemden beri mazi zulümatının perdeleri içinde gizlenmiş hâdisatı bilen Zat-ı Ahmediyye (aleyhissalatü vesselam) nuranî nazarı ile elbette Hazreti Hasan ve Hüseyin’in soyundan gelecek kutupları, imamları ve mürşidleri de görmüş ve onların umumu namına o ikisinin başlarını öpmüştü. Dolayısıyla, Hazreti Hasan’ın (radıyALLAHu anh) başını öpmesinde Şâh-ı Geylânî’nin de büyük bir hissesi vardı.
Diğer taraftan, Habîb-i Ekrem (sallALLAHu aleyhi ve sellem) Efendimiz, kız torunu Ümâme’ye karşı da çok şefkatli davranmış; onu da mübarek sırtına almış, kucağında taşımış ve yanaklarından öpüp sevmişti. Ebû Katâde’nin (radıyallâhu anh) rivayet ettiğine göre; Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), kızı Zeyneb’in kerîmesi olan torunu Ümâme’yi omuzunda taşıdığı halde halka namaz kıldırmış; secdeye varınca çocuğu yana bırakmış, kıyâm için doğrulunca onu tekrar omuzuna kaldırmıştı. Kız çocuklarının hakir görüldüğü bir zaman diliminde ve onların horlandığı bir toplum içerisinde, İnsanlığın İftihar Tablosu’nun (aleyhi ekmelüttehâyâ vetteslimât) kız torununu omuzunda taşıması ve hususiyle mescidde namaz kıldırırken onu sırtına alması çok derin manalar ihtiva etmekteydi ve büyük ehemmiyeti hâizdi.

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

YAŞAMAKSA SENİ SEVMEK BEN HİÇ ÖLMEDİM Kİ...
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 8994
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 4600
Puan: +55/-20

WWW
Offline
« Yanıtla #1 : Eylül 26, 2009, 03:44:54 ÖÖ »

teşekkürler paylaşım için ...

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged



]
Sevgilerin en güzeli seni sevmek,
Özlemlerin en güzeli seni özlemek
Ve hayatın tadı sabah kalktığımda
Senin varolduğunu bilmek...
Etiket:
  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Edubilim olarak 2009-2010 Eğitim ve Öğretim Yılında da eğitimle ilgili , bilgi , belge ve dosyalarla tüm öğrenci ve öğretmenlerin yanındayız...
Tüm hakları sakllıdır. Edubilim 2007-2009. Bu sitede bulunan bilgi , belge ve dökümanların izin alınmadan veya kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır. İletişim Adresi: edubilim@gmail.com

Edubilim I Edubilim Forumları I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Haritası I Site Map

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!