Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular: 2012-2013 Eğitim ve Öğretim Yılı....
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Ağustos 02, 2014, 03:22:33 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...



  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: Çanakkale Cephesi (çanakkale cephesi, sonuçları, cephede yaşananlar)  (Okunma Sayısı 28005 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline

« : Ekim 25, 2009, 07:15:07 ÖS »


Çanakkale cephesi, cephede yaşananlar, çanakkale cephesinin sonuçları, görev alan komutanlar, resimlerle çanakkale savaşının anlatımı vb. birçok konu bu başlık altında, sizler için toparlanmıştır.

ÇANAKKALE CEPHESİ





Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'ni Almanya'nın yanına iten İngiltere, Balkan Savaşı'nda perişan olmuş Osmanlı Devleti ordusunu küçük görüyor ve Çanakkale Boğazı'nın İngiliz donanmasınca kolayca geçilebileceğini, hatta İngiliz zırhlılarının büyük toplarının karşısında, Balkan mağlubu Türk askerlerinin kaçacağını sanıyordu. Bahriye Bakanı W. Churchill, İngiliz donanmasının Marmara'ya girip, İstanbul'u teslim alacağını ve Osmanlı Devleti'nin işinin biteceğini hesaplıyordu. Hatta Yunanistan'ı savaşa sokup, Gelibolu Yarımadası'nı Yunan ordusuna işgal ettirip, İngiliz donanmasını tehlikesizce Marmara Denizi'ne geçirmeyi planlıyordu. Lord Kitchener de bu işin çok kolay olacağı görüşünde idi. Kaldı ki Osmanlı Devleti ordusunun elindeki silahlar eski ve eksikti. Henüz Almanya'dan yeterli silah, özellikle büyük toplar getirilmemişti. Bütün şartlar İngilizlere Çanakkale'yi kolayca geçebilecekleri umudunu veriyordu. Çanakkale kolayca geçilince hem Osmanlı Devleti'nin işi bitecek ve "Doğu Sorunu" nu çözümlenecek, hem de boğazlar üzerinden Rusya'ya gereksinimi olan silah, cephane, malzeme gönderilecek, Almanya iki ateş arasına alınacak ve savaş kısa zamanda İtilaf Devletleri'nin galibiyetiyle sonuçlanacaktı. Gerekirse Rusların da Karadeniz kıyılarına asker çıkarması sağlanarak İstanbul teslim alınacaktı. Bu bakımdan Çanakkale Savaşı, Birinci Dünya Savaşı'na gelişmeleri ve sonucunu etkilemesi yönünden çok büyük önem taşıyordu. Irak, Suriye ve Kafkas cepheleri gibi kısmi bir cephe değil, savaşın sonucunu etkileyecek büyük bir cephe idi.

İngiltere Savaş Bakanı Lord Kitchener İngiliz Donanması'nın kara ordusuna gereksinim duymadan Çanakkale'yi geçeceğini düşünüyordu. Bu nedenle, müttefik İngiliz-Fransız filosu Şubat 1915'te Limni Adası'nın Mondros (Mudros) Limanı'nda toplandı. 19 Şubat'tan itibaren de Çanakkale Boğazı ağzına İngiliz-Fransız donanması tarafından yoğun bir bombardıman başladı. 17 Mart'ta kadar bombardıman sürdü. 18 Mart 1915'te İngiliz-Fransız filoları iki hat halinde, Boğazı geçmek için saldırıya başladılar. Bu saldırıya şu gemiler katıldı:



A Hattı                   B Hattı
Queen            Elizabeth Suffen
Agamemnon          Bouvet
Lord              Nelson Charlemagne
Inflexible               Gaulois
Triumph              Cornwallis
Prince               George Canopus
                       Vengeance
                        Irresistible
                           Albion
                          Oceon
                         Swiftsure
                         Majestic


Bir gece önce, Türk mayın gemisi "Nusret" in Boğaz'a mayın döktüğünden habersiz olan bu muhteşem donanma, yoğun bir top ateşiyle Boğaz'a girdi. Yeterince büyük topları bulunmayan Osmanlı Devleti 6 saat 45 dakika süreyle, düşmanın bu üstün kuvvetine karşı amansız bir direnme gösterdi. Müttefik donanması akşama doğru, Boğaz'ı geçemiyeceklerini acı bir şekilde anlamış oldu. Fransız Bove bir mayına çarparak, bütün personeli ile sulara gömüldü ve iki İngiliz zırhlısı da aynı şekilde battı. Diğer zırhlılar ise ağır veya hafif yaralar aldılar. Donanmalarının yarısının işe yaramaz duruma geldiğini gören müttefikler, akşam üstü savaş alanını terk ettiler. Yedi gemi kaybeden İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı'nı geçemiyeceklerini anladılar ve Gelibolu Yarımadası'nı işgal etmeye karar verdiler. Mısır'dan getirdikleri Tümenlerini Limni ve İmroz Adası'na yığdılar. Nisan 1915 başında 40.000 Fransız, 50.000 İngiliz askeri toplandı. 25 Nisan'da Boğaz'ın Anadolu yakasındaki köşesine çıkarma denemesi yapan İtilaf askerleri başarısızlığa uğradı. Fakat asıl çıkarmayı Seddülbahir kıyılarına yaptılar. 28 Nisan'daki 1.Kitre Savaşı'nda ağır kayıplar verdiler. 1 Mayıs'tan itibaren İngilizler, asker çıkarmaya devam ettiler ve 6 Mayıs'ta başlayan büyük saldırıya (11. Kitre) 50.000 kişilik İngiliz-Fransız askeri katıldı. Türk askeri bu büyük kuvveti durdurdu ve bu saldırı da İtilaf kuvvetleri için düş kırıklığı ile sonuçlandı. Bunun üzerine İtilaf Devletleri Gelibolu Yarımadası'na sürekli asker çıkarttı. Tarihin en kanlı savaşlarından birisi, bu küçük yarımada üzerinde amansız bir şekilde sürdü. İtilaf kuvvetleri özellikle Anafartalar Savaşları'nda Yarbay Mustafa Kemal'i karşılarında buldular.

1908'den sonra İttihat Terakki liderleriyle anlaşamadığı için yalnızca askerlik mesleğine kendisini veren Mustafa Kemal, son olarak atandığı Sofya Askeri Ataşeliği'nden gönüllü olarak cepheye atanmasını istedi. Tekirdağ'da bulunan 19. Tümen Komutanlığı'na atandı. Yeni kurulan bu kuvvet bir aylık bir eğitimden sonra savaşa katıldı. İşte İngiliz-Fransız ordusu bu genç subayın askeri başarıları karşısında çaresiz kaldılar. Cephanesiz kaldıkları için düşman önünden kaçan askeri, süngü saldırısına kaldırarak düşman saldırısını engelleyen Mustafa Kemal, 57. Alay'ın da gelmesinden sonra, çok üstün düşman ordusuna, karşı saldırıya kalktı ve emrindeki birliklere "Size ben saldırıyı emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum... Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde, yerimizi başka kuvvetler ve başka komutanlar alabilir..." emrini veren Mustafa Kemal'in, bu emrini yerine getiren 57. Alay tamamen şehit oldu. Fakat düşman çıkartması da Anafartalar'da başarısız oldu.

Çok kanlı savaşlar sonunda İngiliz-Fransız ordusu, Anafartalar-Conkbayırı gibi Türk direnişleri karşısında yenilgiyi kabullendiler. 19-20 Aralık 1915'te askerlerinin bir bölümünü çeken düşman, 3-9 Ocak 1916'da da diğer kuvvetlerini çekerek yarımadayı boşalttılar. Bu savaşta Osmanlı Devleti ordusu 55.000 şehit, 100.000 yaralı, 21.500 hastalıktan ölen, 10.000 kayıp olmak üzere yaklaşık 200.000 kayıp verdi. Karşı tarafın kayıpları daha çoktu. 55.000'i ölü olmak üzere, yaralı ve esirler dahil, yaklaşık 330.000 kayıp verdiler.

Daha başlangıçtan beri Osmanlı Devleti ordusunun Alman subayların emrine verilmesine karşı çıkmış olan Mustafa Kemal, hemen her fırsatta bu durumu Savaş Bakanlığı'na yazmıştı.Çanakkale Cephesi'nde Liman von Sanders'in yaptığı savaş planını beğenmemişti. Enver Paşa'ya yolladığı yazıda, düşmanın karaya asker çıkarırken, zayıf bulunduğu bir sırada saldırarak karaya çıkmasının engellenebileceğini, oysa Sanders'in planının düşmanın karaya çıktıktan sonra durdurulmasına dayandığını, bunun da bizim aleyhimize sonuçlanacağını belirtti ve orduya Enver Paşa'nın kendisinin komuta etmesini istedi.

Sanders'in planı, İtilaf Devletleri'nin büyük bir kuvvetini Çanakkale'de uzun bir süre oyalamak temeline göre yapılmıştı. Böylece İtilaf Devletleri 8,5 ay bu cephede savaştıklarına göre, Alman planı başarılı oldu. Türk askerleri Almanya'nın yükünü hafifletmek için savaştırıldı. Düşmanın yenildiğini ve çekilmek üzere olduğunu anlayan Mustafa Kemal, çekilme anında düşmana yapılacak bir saldırı ile büyük kayıplar verdirileceğini bildirdiyse de isteği Savaş Bakanlığı tarafından uygun bulunmadı. Bunun üzerine istifa etti ise de Liman von Sanders Paşa'nın isteği üzerine istifasını geri aldı.

İstanbul ve Osmanlı Devleti'ni kurtarmış olan Mustafa Kemal adı Enver Paşa'nın engellemesiyle İstanbul'da duyurulmadı. Sarıkamış başarısızlığını sansür ile engelleyen Enver Paşa, Mustafa Kemal adını da duyurmadı. Mustafa Kemal, bu savaş sırasında Albay'lığa terfi etti ve bir süre sonra Diyarbakır'a atandı. Generalliğe terfi ettiği de oraya ulaşınca bildirildi. Çanakkale yenilgisi Lord Kitchener'in siyasi yaşantısını sona erdirirken, Churchill'inkini de 20 yıl geriye attı.

Çanakkale'de İtilaf Devletleri yenilirken, Almanya ve Avusturya, Bulgaristan'ın yardımıyla Sırbistan'ı ezdiler ve Almanya'dan İstanbul'a demiryolu bağlantısı kuruldu. Almanya'dan sağlanan ağır silahlar nedeniyle artık Çanakkale'yi geçmek olanaksızdı. Çanakkale başarısızlığı İtilaf Devletleri'ne çok pahalıya mal oldu. Bu harekatın başarılması ile savaşı kısa sürede kazanacaklarını uman İtilaf Devletleri yanıldılar.

Balkan Savaşı'nda yenilen Osmanlı Devleti ordusu genç subayları yönetiminde yeni bir dinamizm kazanmıştı. Dünyanın yenilmez sanılan donanma ve ordularının yenilebileceğini gösterdi.


Çanakkale Savaşı'nı Osmanlı Devleti'nin kazanması nedeniyle Rusya'ya gereken yardım gönderilemedi ve Osmanlı Devleti savaş dışı bırakılamadı. Bu nedenle savaş iki yıl daha uzadı. Kut-ül Amara ve Seddülbahir yenilgileri, İngilizlerin prestijini çok sarstı ve özellikle sömürgelerindeki İngiliz itibarına darbe indi. Savaşa katılmakta duraksayan Bulgaristan'ın, Almanya yanında savaşa katılmasına neden oldu. Savaşın iki yıl uzaması, Rusya'da sefalet ve yokluğu arttırarak, Ekim 1917 Bolşevik Devrimi'nin çıkmasına neden oldu. Fransızların bu iki yıl içerisinde 1.766.000 ve İngilizlerin 1.607.651 daha insan kaybetmesine neden oldu. Böylece İngiliz ve Fransız ekonomileri önemli ölçüde zarar uğradılar ve bu ülkelerde hükümet bunalımları ortaya çıktı. İngiliz ekonomisinin zarara uğraması en çok A.B.D.'nin işine yaradı.

* Prof. Dr. Ergün AYBARS, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Cilt I, Ege Ün. Basımevi İzmir,1986,ss 73-76  


   

« Son Düzenleme: Ekim 25, 2009, 07:31:53 ÖS Gönderen: A.BetüL » Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #1 : Ekim 25, 2009, 07:18:39 ÖS »

Seyit Onbaşı ve Çanakkale Savaşı




SEYİT ALİ ONBAŞI (SEYİT ALİ ÇABUK)

 

Seyit Onbaşı, 1889 yılının Eylül ayında Havran İlçesi Çamlık (Manastır) köyünde dünyaya geldi. Babasının adı Abdurrahman, annesinin ki Emine idi.

Seyit, 1909 yılının Nisan ayı başlarında askere alındı. 1912'de Balkan Savaşları'na katıldı. Savaş bitiğinde terhis edilmedi ve topçu eri olarak Çanakkale Cephesi'nde görev aldı. Çanakkale Savaşları'nda gösterdiği kahramanlıkla adını Türk tarihine yazdırdı.
18 Mart Deniz Savaşı sırasında, Rumeli Mecidiye Tabyası'nda ayakta kalabilen tek top vardı onun da mermi kaldıran vinci bozulmuştu. Seyit Onbaşı büyük bir güçle 215 Okkalık mermiyi üç kez kaldırarak namlunun ucuna sürmüş ve bu kahramanlığı ile Ocean gemisi büyük bir yara almıştı.
Seyit Onbaşı 1918 sonbaharında köyüne döndü. sanatı olan ormancılık ve kömürcülüğe devam etti.

1934 tarihinde yürürlüğe konan soyadı yasasıyla "Çabuk" soyadını aldı. 1939 yılında akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle vefat etti.

 

 

SEYİT ALİ ONBAŞI VE ÇANAKKALE SAVAŞI

 

Çanakkale önlerinde tarihte ender görülen bir muharebe cereyan etmekteydi. Bir yanda dünyanin en gelismis askeri vasitalarina sahip ve sayica çok kalabalik Bati ülkeleri, diger tarafta vatanlarini müdafaa için cepheye kosup; düsmanin topuna, tüfegine iman dolu gögsünü siper eden Mehmedcik...

Anadolunun cihangir ruhlu yigitleri, sanli fakat talihsiz devletlerinin elde kalan kismini müdafaa için cansiperane vurusmakta. Düsman zirhlilarinin yagdirdigi güllelere, yaylim atese karsilik vermekte, düsmana adim attirmamaktadir.

Her hususu gözönünde bulundurduklarini zanneden ve hesaplarina göre en geç üç günde Çanakkale'yi asacaklarini hesap eden düsmanlar yanildiklarini aci bir sekilde görecek ve zelil bir halde kaçacaklardir Çanakkale önlerinden. Onlar kaçarken, geride Mehmetçiklerin kanlari, canlan pahasina kazanip evlatlarina ithaf ettikleri sanli bir hatira kalacaktir.

Çanakkale harbinde tarihlere sanla geçen kahramanlik tablolari çizilmistir. Iste böyle tablolan çizenlerden birisi de Koca Seyyit'tir.

1889'da Balikesir'e bagli Havran ilçesinin Çamlik köyünde dünyaya gelen Seyit, çocuklugundan itibaren gürbüz yapisi ve pehlivanligiyla dikkatleri çekmistir. Bu vasfindan dolayidir ki asker ocaginda kendisine pehlivanligina izafeten "Koca" lakabi verilmis ve "Koca Seyyid" diye taninmistir.

1909'da vatani vazifesine yapmak üzere askere giden Koca Seyit üç senelik asker iken 1912'de Balkan harbi patlak vermis, Seyit de birligiyle birlikte savasa katilmistir. 1913'te Balkan savasinin sona ermis olmasina ragmen Seyit terhis edilmemistir.

1914'te Birinci dünya savasi patlak verince Seyit de Çanakkale'de topçu eri olarak vazife almisti.

Çanakkale Bogazi'nin Rumeli yakasinda, Kilitbahir denilen mevkide 28 lik Mecidiye bataryasinda Seyit'le birlikte kirk kisi vazifeliydi.

17 Mart 1915'te Çanakkale'deki bütün birliklerde yogun bir faaliyet görülmekteydi. Ertesi gün, düsmanin büyük bir hücuma geçecegi haber alinmisti.

Seyit Onbasinin bataryasinda da hazirliklar tamamlanmis ve düsmanin taarruzu beklenmeye baslanmisti.

18 Mart 1918'de ilk önce Fransiz daha sonra Ingiliz zirhlilari Çanakkale bogazinda görülmüslerdi. Kiyilan yogun top atesine tutan düsman zirhlilari ayni siddette karsi atesle karsilasinca duraklamislar, fakat ateslerini kesmemislerdi.

Anadolu ve Rumeli kiyilarindan ates ve dumanlar göklere yükselmekteydi, düsman atesi araliksiz devam ediyordu.

Ingilizlerin en büyük savas gemilerinden Queen Elizabeth ve Ocean zirhlilari Koca Seyit'in bataryasinin bulundugu Kilitbahir önlerine gelmis, kiyiyi top atesine tutmustu.

Ates çemberi genisleye genisleye Koca Seyit'in bataryasina ulasmisti. Bataryanin sagina soluna mermiler pespese düsmeye baslamisti. Durumun kritik olusunu gören batarya komutani "siginaga!" emrini vermisti. Fakat batarya erleri siginaga ulasmadan müthis bir gürültü kopmus, sanki yer yerinden oynamisti. Koca Seyit de o gürültüden sonrasini hatirlamiyordu. Düsman gemilerinden atilan bir mermi cephanelige isabet etmis, cephanelik havaya uçmustu.

Bataryadaki erlerden on dördü sehit olmus, yirmi dördü ise yaralanmisti. Sadece Seyit ile Ali isimli arkadasi yara almadan kurtulmuslardi.

Saglik erlerinin müdahelesiyle kendine gelen Seyit gözlerini açinca etrafta sehit olan arkadaslarinin cesetlerim görmüs ve arkadaslarindan durumu ögrenmisti. Bataryada ikisinden baska kimse kalmamisti.

Bataryanin toplarindan ikisi topraga gömülmüs ve kullanilmaz hale gelmisti. Sadece bir tanesi kullanilabilir haldeydi. Onun da vinci kirilmisti.

Koca Seyit, bir denizde hâlâ ates püsküren düsman zirhlisina bir yerde yatan sehitlere bir de topa bakmis ve büyük bir hirsla her biri 215 okka (276 kilo) agirligindaki mermilere yönelmisti. Arkadasi Nigdeli Ali sasirmisti, Koca Seyit ne yapmak istiyordu. Seyit, saskin saskin kendisine bakan arkadasina "yardim et de mermiyi yükleneyim" demis, ardindan da "Ya Allah" diyerek koca mermiyi kavramis ve Ali'nin yardimiyla sirtlamisti. 276 kiloluk yüküyle 28'lik topun alti basamagini çikan Koca Seyit mermiyi topun agzina yerlestirmeyi basarmisti. Imanin hem nur hem de kuvvet oldugunu göstermisti Koca Seyyit. Bu hakikati bütün dünyaya ilan edecekti. Simdi bütün dikkatini vermis önünde canavar gibi duran Ocean'in üzerine çevirmisti topun namlusunu. Hedefi iyice tesbit edip nisaninin dogru olduguna kanaat getirdikten sonra "Ya Allah, bismillah!" diyerek topu ateslemisti. Topun gürlemesiyle birlikte karsidaki düsman gemisinden yogun siyah bir duman yükselmisti. Aninda yalpalamaya baslamisti. Koca gemi isabet almisti. Gemi personelinin sesleri kiyidan duyuluyordu. Vurmustu Koca Seyit, koca kefere gemisini. Ve magrur düsmanin koca gemisi batacakti.

Düsmanlar Mecidiye bataryasinin safdisi edildigini zannetmekteydiler. Kilitbahir cephesindeki komutanlar da ayni kanaate varmislardi. Fakat Mecidiye bataryasindan ateslenen bir top düsman gemisini batirmisti iste.

Batarya komutani Hilmi Bey derhal Mecidiye bataryasina kosmus ve topu Seyitle arkadasinin atesledigini ögrenmisti. Hemen oracikta onbasi rütbesini takmisti Seyit'e. Komutanlar takdirlerini bildirmekteydi.Batarya Komutani Hilmi Bey 'ne istersin Seyyid'' dediginde ''Kumandanim tayinim az geliyor iki tayin isterim'' demis, fakat ikinci yemekte ''arkadaslarim bir tayin alirken ben iki tayin alamam'' diye hakkindan feragat etmistir.

"Nasil yaptin?" sualine ise su cevabi veriyordu. "Cenb-i Hakkin yardimiyla."

Koca Seyit'in Ocean'i batinsi bir anda her tarafa yayilmisti. Mehmedcik taze moralle düsmani siddetli top atesine tutmustu. Gün batimina kadar devam eden siddetli savasta düsman perisan edilmisti. Düsman Çanakkale'yi geçememisti. Geçemiyecekti de...

Çanakkale kahramanlarindan Koca Seyit 1918'de terhis edilmisti. Köyüne dönen Seyit geçimini temin için çalismaya baslamisti. Fakat hain gözler cennet vatanin üzerinde olunca rahatlik yoktu.

Düsmanlarin hücumlari bitmiyordu. Daha düne kadar Osmanli devletine bagli olan "usak tabiatli" Yunanlilar 15 Mayis 1919'da Izmir'i, 28 Mayis 1919'da da Ayvalik ve Edremit'i isgal etmisti. Vatan istila altindaydi, Çanakkale'nin sanli gazisi Seyit onbasi durabilir miydi? Durmadi ve isgal haberini alir almaz cepheye kostu.

Karis karis vatanini müdafaa eden yediden yetmise Anadolu insaniyla omuz omuza verip vurusuyordu. Koca Seyit, Ordunun 26 Agustos 1922'de baslattigi büyük taarruza da istirak etmis ve 28 Agustos'ta cereyan eden muharebede iki yerinden yaralanmisti. Büyük zaferin kazanildigini hastanede yatarken ögrenmisti Koca Seyyit. Dünyalar kendisinin olmustu. Artik asirlardir oldugu gibi sanli bayragi semalarda hür olarak dalgalanacak, Ezan-i Muhammedi vatan semalarindan eksik olmayacakti.

Savasin kazanilmasindan sonra mütevazi hayatini devam ettirmisti. Koca Seyyid, fakirdi, çoluk çocugunun geçimini saglamak için binbir mesakkatle dagdan odun getiriyor, odun kömürü yapip satiyordu.
Koca gazinin madalyasi bile yoktu. O da "müracaat et sana madalya versinler, maas baglasinlar" diyenlere, "Biz madalya için, maas için dövüsmedik. 'Ya sehid olacagiz ya gazi' dedik. Ücretini Cenab-i Allah'tan bekledik ve Rabbim bize gazilik rütbesini nasib etti" demistir.

Dagdan sirtinda odun tasirken yagmurlu ve soguk havalarda üsütmüs sonunda zatürre hastaligina yakalanmisti.Hastaligi sirasinda da malesef hiçbir yardim görememisti.1939 yilinin Aralik ayinda vefat eden Koca Seyit geride maddî hiç bir servet birakmamisti. Madde bakimindan belki dünyanin en fakir insaniydi, fakat, sanli tarihe malolan sanli hatiralar birakmisti.

Koca Seyyid ve arkadaslarini bu vesileyle birkez daha rahmet ve minnetle yad ediyoruz....

« Son Düzenleme: Ekim 25, 2009, 07:33:10 ÖS Gönderen: A.BetüL » Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #2 : Ekim 25, 2009, 07:20:55 ÖS »

ÇANAKKALE CEPHESİ DENİZ HAREKATİ’NİN SONUÇLARI VE ÖNEMİ


Çanakkale Cephesi’nin deniz harekatı (Boğaz’ın zorlanması), kuşkusuz sıradan bir askeri harekat, ya da muharebe olayı değildir. Boğazlar, konumu ve tarihi önemi itibariyle, İstanbul Karadeniz kapısı, Çanakkale de Ege Denizi kapısı olarak, geçmişte taşıdıkları ve çağımızda taşımakta oldukları stratejik önem ve değer açısından daima birlikte mütalaa edilmiş ve edilmektedir.

Her iki boğaz, klasik ve dar çerçevede sadece Akdeniz’i Karadeniz’e, Avrupa’yı Asya’ya bağlayan su geçitleri ya da köprüler değil, Akdeniz’in öteki önemli su geçitlerinden Cebelitarık ve Süveyş kanalı ile de bütünleşerek, dünyanın büyük denizlerini (Atlas ve Hint okyanusu gibi) ve büyük kıta kara parçalarını birbirine bağlayan, daha geniş anlamdaki jeopolitik konumuyla, dünya siyaset ve iktisadiyatı üzerine olan etkilerini bu gün de korumaktadır. Bu nedenlerledir ki, Türk Boğazları, uluslararası ilişkilere yön vermede daima odak noktası olmuşlardır.

Gerçekten tarihin eski dönemlerinden beri ön planda, Avrupa ve Asya ülkeleri arasında başlamış olan ekonomik, ticari ve siyasi ilişkilerle, askeri hareketler, sürekli olarak Boğazlar bölgesinde cereyan etmiştir. Başka bir deyişle Boğazlar, dünyanın diğer parçalarında pek görülmemiş ardı arkası kesilmeyen mücadelelere sahne olmuştur.

Boğazların tarihin akışı içindeki stratejik durumu ve jeopolitik konumuyla ilgili yukarıdaki kısa açıklamaların ışığı altında, Çanakkale Muharebelerinin sonuçları üzerindeki değerlendirmeler, kuşkusuz daha bir önem ve anlam taşıyacaktır. Böylesine bir değerlendirmenin daha gerçekçi ve sağlıklı olabilmesi ise, büyük devletlerin Türk Boğazları üzerindeki ulusal emellerine kısaca da olsa, bir göz atılmasını gerektirir.

Birinci Dünya Harbi öncesinin başlıca büyük devletlerinden Almanya’nın, “Drang Nach Osten (doğuya doğru) politikası”, Rusya’nın ılık denizlere ulaşma emelleri; İngiltere’nin, “denizlere egemen olan dünyaya hakim olur” teorisine dayanarak, özellikle XIX. yüzyıldan bu yana güttüğü Rusya’nın Akdeniz’e çıkmasını engelleme siyaseti, hep Türk boğazlarında düğümlenmektedir.

Boğazların bu tartışma götürmez önemi konusunda Napolyon “İstanbul bir anahtardır. Istanbul’a egemen olan dünyaya hükmedecektir. Eğer Rusya, Çanakkale Boğazı’nı ele geçirecek olursa, Tulon, Napoli ve Korfu kapılarına dayanmış olacaktır”demekle, Fransa’nın Boğazlar üzerindeki duyarlılığını açık seçik ortaya koymuş olmaktadır.

Rusya’nın görüşüyse, Genelkurmay Başkanı Kropatki’nin bir raporunda; XX. yüzyılda Rusya’nın en önemli işinin, Istanbul Boğazı’nı ele geçirmek olduğuna işaretle, Osmanlı Devleti’ni, Boğazı Rusya’ya bırakmaya hazırlamalı ve Almanya ile anlaşma yapmalıdır” şeklinde ifadesini bulmaktadır.

Büyük devletlerin Boğazlar üzerindeki kısaca açıklanan bu emelleri, onları kendi aralarında da gizli birtakım mücadelelere yöneltmiştir.

Nitekim, Rus Dışişleri Bakanı Sazanof, Çar tarafından da onaylanan bir raporunda; “Boğazların güçlü bir devletin eline geçmesi, tüm Güney Rusya’nın ekonomik hayatının, o devletin egemenliği altına girmesidir” demekte ve bu durumun önlenmesi için, Istanbul’un alınmasını önermektedir.

Öte yandan Kasım 1911’de Rusya’nın, Osmanlı Hükümeti’ne Boğazlar üzerindeki istekleriyle ilgili bir notasından haberdar edilen Ingiltere ve Fransa, Rus isteklerini reddetmişlerdir.

Keza Rusya’nın bu ve buna benzer çeşitli tarihlerdeki yinelenen daha birçok istek ve baskılarının birbirini izlemesi, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda Merkez Devletleri safına kaymasında büyük bir etken olmuştu.

Işte Boğazlar üzerindeki bu gizli çıkar çatışmalarıdır ki, Ingiliz ve Fransızlar’ı Istanbul’u almaya ve Ruslar’dan önce Karadeniz Boğazı’na el atmaya yöneltmiş ve Çanakkale Cephesi’nin açılmasında başlıca etken olmuştur.Ruslara silah ve malzeme yardımı sorunuysa, savaşın sadece görünüşteki nedenini oluşturmuştur.

Böylece büyük devletlerin Türk Boğazları üzerindeki tarihi emellerini ortaya koyarken, bu devletlerden Ingiltere’nin bu cephenin açılmasında birinci derecede aktif rol aldığını da belirtmek doğru olur.Nitekim Ingiliz Donanma Bakanı Churchill, cephenin açılmasında büyük çaba göstermiş ve etkili olmuştur.Gerçekten o, bu cephenin açılmasının baş mimari olmuş, Türklerin askeri gücünü ciddiye almamış, olayı basit ve sadece “sınırlı bir cezalandırma hareketi” olarak görmüştü. En güçlü ve modern silahlarla donatılmış zırhlılarının Boğaz’da görünüvermesiyle, Türklerin direnmekten vazgeçeceğini sanmıştı.

Kuşkusuz bu büyük bir yanılgıydı. Ingilizler, Çanakkale’deki Türk savunmasını ve askerini sadece matematiksel ölçülere vurup, onun yüksek manevi gücünü görmezlikten gelerek, büyük bir hesap hatasına düştüler ve sonunda, önce denizde, sonra da karada hiç de beklemedikleri amansız cevabı aldılar.Böylece onlar, zaferi Boğaz’da, Türk top ve mayınlarına, karada Türk süngüsüne bırakarak çekilip gittiler.




Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #3 : Ekim 25, 2009, 07:23:57 ÖS »

CANAKKALE CEPHESİ:  



-İki aşamalıdır : Deniz Savaşları ve Kara Savaşları.

-itilaf Devletleri Çanakkale Boğazını geçip İstanbul’u ele geçirmek, Rusya'ya yardımda bulunmak, Süveyş Kanalı ile Hint Deniz yolu üzerindeki Osmanlı baskısına son vermek, Balkan Devletlerinin İtilaf devletleri arasında yer almasını sağlamak amacıyla Çanakkale cephesini açtılar .




-Deniz savaşları 19 Şubat 1915' de başladı. Saldırılar 18 Mart'ta  yoğunluk kazandı. 18 Mart'ta düzenlenen son saldırı da İtilaf Devletlerinin başarısızlığı ile sonuçlandı.



25 Nisan 1915' de başlayan Kara Savaşları Ocak 1916'ya kadar sürdü. Bu savaşlar da İtilaf Devletlerinin başarısızlığı ile sonuçlandı.

 

SONUÇLARI :

-I.Dünya savaşının uzamasına neden oldu.

-Rusya'ya yardım götürülmediğinden Çarlık rejimi yıkıldı. Yerine Sosyalist rejim Kuruldu, ve Rusya savaştan çekildi.

-Sömürgelerde bağımsızlık mücadelelerinin başlamasına neden oldu.

-Batı cephesinde Almanların rahatlanması sağlandı.

  

« Son Düzenleme: Ekim 25, 2009, 07:29:00 ÖS Gönderen: A.BetüL » Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #4 : Ekim 25, 2009, 07:28:24 ÖS »

Çanakkale Kahramanı KOCASEYİT ve ATATÜRK

ANI
Mecidiye bataryası komutanı yüzbaşı Hilmi bey acı çeken yaralıların bir an evvel huzura kavuşabilmeleri için çevre birliklerden sağladığı yardım gurubuyla bir süre sonra bataryasına döndüğünde Niğdeli Ali neferinden sevindirici olayı öğrenir öğrenmez beklemediği mucizevi duruma o da çok şaşırır* inanamaz. Gerçi çevre birlikler de gezinirken kendi toplarının sesini andıran şiddetli bir ses* patlayış duymuştu ama bataryasının durumunu bildiğinden buna önem vermemiştir. Her şeyi öğrenip* heryeri inceleyince olayın doğruluğuna kesinlikle inanır. Neferi bu inanılmayacak başarısından ve gösterdiği kahramanlığından dolayı sarılıp* öperek kutlar. Ayrıca hemen de mucize olayı telefonla üstlerine rapor ederek bildirir.
Aynı gün geç saatlerde Çanakkale Boğazı Mustahkem Mevki �Boğazı Savunma� komutanı Cevat Paşa gelip komutanpaşa ödülü olarak Koca Seyit'e ilkkez onbaşı rütbesi takar. Ancak komutana göre bu çok azdır. Koca Seyit'e ne gibi bir ödül istediğini söylemesini söyler. Koca Seyit ısrarlara dayanamayarak ödül olarak kendisine tayin denilen o günlerin koşullarına göre erata verilen el kadar peksimetten iki tane verilmesini ister.
Paşasının emriyle o günden itibaren çift tayın bağlanır. Lakin gün geçtikçe ikinci tayını karnı doymadığı halde yiyemez* kursağından geçmez. Çünkü birlikte yemek yedikleri diğer arkadaşları ondan mahrumdur. Kısa bir süre sonra da kendiliğinden ikinci tayın yemesini bırakır. İşte o zaman Koca Seyit kendisini daha mutlu ve huzurlu hissettiğini anlar..




MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'le- KOCASEYİT ;
Koca Seyit'in mucizesi büyük yankı yaratarak Çanakkale Cephesi'ne tezden yayılır. O sırada Eceabat'ın �Maydos'un Biga'lı Boğalı� köyünden karargah merkezi olarak kullanan 19. Fırka Tümen Komutanı Mustafa Kemal Atatürk de bu haberi duyar. Duyunca da bu mucize kahramanı görüp yakından tanımak ister. Bu nedenle de o yılın nisan ayı başlarında yani 18-Mart Zaferi'nin 20. gününde filan kendi atıyla hizmetlerini özellikle gönderip* birliğinin çok yakınında görev yapan Koca Seyit'i birliğinden aldırıp köydeki evine getirtir. Onu konuk eder. Kahve içerken aralarında şöyle bir konuşma geçer:
Büyük Gazi:
-Koca Seyit isimli topçu onbaşı sen misin evlat?
Koca Seyit:
-Benim Gumandanım!
-Tek başına nasıl kaldırabildin koca gülleyi?
-İşte Allah'ın izniyle oluverdi gumandanım. Sankim gülle ıfacık tefecik bir çam bölmesi gibi geliverdi.
-Peki asker* sen kumandanlarından hiçbir para* altın gibi ödüller kabul etmemişsin* varlıklı da değilsin* acaba bu nedendir?
-Olsun gomutanım. Memleketimize kırkyılın başı bi iş* bi hizmet yaptıysak* hemen ödül* mükafat mı olurmuş. Sonacım benim eskerlemdeki en büyük mükafatı siz verdiniz. Beni yanınıza çağırıp* fincan gayve sunmanız benim için en büyük mükafattır* gumandanım!
-Asker gülleyi kaldırdığın gibi beni de kucaklayıp kaldırabilir misin? Söyle asker* çekinmeden söyle* kaldırabilir misin?
Koca Seyit biraz durakladıktan sonra* Atatürk'ün yüzüne anlamlı şekilde bakıp* sorusunu yanıtlar:
-Hayır gumandanım.
-Niye* ben koca gülleden daha ağır mıyım sanki?
-Gülle başka* siz gene başka gumandanım. Sizi ben del kimsecikler galdıramaz. Çünküm sizin büyüklüğünüz* ağırlığınız gülleyle ölçülemez* gumandanım!
Koca Seyit'in bu cevabı Atatürk'ü fazlasıyla memnun eder. Kahramanı saygılı* yiğit ve güvenilir bulur. Atatürk'ün aklına bir soru yöneltmek gelir:
-Sanıyorum eski bir askersin. Askerlikten bıktın mı* terhis olup da evine döndükten sonra bu ocağa seni yeniden çağırsalar severek* isteyerek* gönlünce yine koşar gelir misin?
Koca Seyit hiç düşünmeden:
-Tabey gelirim gumandanım. Değil dokuz sene onsekiz sene de yapsam ekserlimi sizin gibi gomutanlar haydin ekser ocana gelin dedi miydi tabeyke hemen gene koşup gelirin* cevabını verir.
Koca Seyit'in bu cevabı Atatürk'ü pek memnun eder. Aynı cephede oldukları sürece Koca Seyit'i her zaman sever* onunla ilgilenir ve onu hiç unutmaz.





**

Savaş sırasında topun vinci arızalanınca o kahraman türk askeri* "ya bismillah" diyerek 215 okkalık mermiyi kaldırdığı gibi topun ağzına sürmüş ve ateşlenen o top da bir zırhlının batmasına neden olmuş. Bunu duyan zamanın yerli ve yabancı gazetecileri savaştan sonra o kahraman askeri bulmuşlar ve fotoğraf çekmek için top mermisini kaldırmasını istemişler ama savaş sırasında gık demeden o mermiyi kaldıran adam* yerinden bile kımıldatamamış ne kadar uğraştıysa. Sonradan ahşaptan bir maket yapılıp onu kaldırması istenmiş ve bu fotoğraf çekilmiş].


« Son Düzenleme: Ekim 25, 2009, 07:30:34 ÖS Gönderen: A.BetüL » Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #5 : Ekim 25, 2009, 07:44:28 ÖS »

Aşağıda Harp Mecmuasından alınan resimler yer almaktatır. Resimlerin sadece bir kısmı verilmiştir. Resimlerin tamamına ve Çanakkale Savaşı hakkında detaylı bilgilere www.gallipoli-1915.org adresini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz..





Çanakkale cephesine yollanan askerler, İstanbul'da kendilerini götürecek Şirket-i Hayriye vapurlarında.



Gelibolu harp sahasında top başında...



Gelibolu cephesinde: Ateşe hazırlık...



"Turquase"ı bize nişanlayıp mal eden nişancı Müstecip Onbaşı top başında, "nişan sandalyesinde" oturuyor...



« Son Düzenleme: Nisan 04, 2010, 03:11:40 ÖS Gönderen: KILIC » Logged

Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 66517
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Diğer Meslek Dalları
Mesaj Sayısı: 3
Nerden: Çanakkale
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #6 : Nisan 04, 2010, 12:42:14 ÖÖ »

Sevgili arkadaşlar,

Yukarıda yayınladığınız tüm malzeme, adıma kayıtlı web sitesi www.gallipoli-1915.org'dan yürütmedir...

Birtakım insanların eğitimci sıfatıyla böyle bir emek ve fikir hırsızlığı yapmasına akıl-sır erdirmek mümkün değil, ancak somut delili de ortada...

İnsan, hiç olmazsa, bunca fotoğrafın ve yazının altında en azından kaynağının yerini öğrenmek ister... Bunu, fikir ve emek sahibinin hakkını vermek için olmasa bile, okurlarınızdan merak edeceklere sorumlu olmanızdan dolayı yapmalıydınız...

Ancak ne yazık ki, bu milletin eğitimcilerinin çapı da bu kadar... Daha fazlasını da beklemek abes olur...

Tepe tepe kullanın... Bu da benden olsun...

Yetkin İŞCEN
gazeteci
www.gallipoli-1915.org
Logged
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 6
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5463
Nerden: Erzincan & Erzurum arası
Puan: +42/-9
Sınıf Öğretmeni Aday Adayı...

Offline
« Yanıtla #7 : Nisan 04, 2010, 01:25:25 ÖÖ »

Biz Edubilim olarak telif haklarına saygılı bir siteyiz. Eğer şahsınıza ait bilgiler veya çalışmalar burada yayınlanıyorsa hangilerinin olduğunu belirtirsiniz en geç 24 saat içindede yayından kaldırırız veyada kaynak olarak sitenizi belirtiriz.

Edubilim bu kısmı forum bölümü , yani kişiler gönüllü olarak araştırdıkları bilgileri paylaşmaları için serbest yazım alanı...  Tabiki biz tüm üye ve Editörlerimize kaynak göstermelerini söylüyoruz ama forumda sürekli bilgi paylaşımı olduğu için bunu kontrol etmekte imkansız. Aşağıda iletişim adresi verilmiş. Kendine ait bilgilerin veya çalışmaların yayınlanmamasını isteyenler bizimle iletişime geçtiklerinde biz hemen yayından kaldırırız ilgili dosyaları... Veyada istekleri doğrultusunda belirtilen adresleri kaynak gösteririz. (Sonuçta o resimleri siz çekmediniz , biraraya getirdiniz araştırmalarınızla.... Buradaki kişilerde kendi araştırmalarıyla o bilgileri biraraya getiriyorlar. )


Alıntı
Yukarıda yayınladığınız tüm malzeme, adıma kayıtlı web sitesi www.gallipoli-1915.org'dan yürütmedir...

Yukarıdaki bilgilere bakın bakalım , hepsimi sizin sitenizden alınmış... Benim gördüğüm kadarıyla birçok kaynaktan alıntılar yapılmış. Kaynak gösterilse daha güzel olurmuş tabiki ama birçok kaynaktan araştırma yapıldığı için muhtemelen kaynak gösterilmesi unutulmuştur...

Siz şahsınıza ait olduğunu düşündüğünüz yerleri söyleyin , hemen yayından kaldıralım. Benim gördüğüm kadarıyla son 4 mesajdaki resimlerin kaynağı sizin sitenizden. Benim bilgilerim sadece benim sitemde birilerine faydalı olsun diyorsanız , ki bu en doğal hakkınız , söyleyin kaldıralım... Ayrıca hakaret etmeden öncede iletişim kurmayı deneyin...


---Bizim bilim adamımızın , yazarımızın , araştırmacımızın çapıda kendi bilgisinin başka yerlerde yayınlanmasını istemeyecek kadar dar , malesef...


---Herhangi birşey yazmamanız halinde yazdığınız mesaj ve size ait olduğu belirlenen 4 mesajdaki dosyalar silinecektir...


Saygılarımızla
Logged

Bilgi paylaştıkça çoğalır... Bildiklerinizi paylaşırsanız , bilmediklerinizi öğrenirsiniz....

Bir milletin ıslahı kötülerin imhasıyla değil , neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür...
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 66517
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Diğer Meslek Dalları
Mesaj Sayısı: 3
Nerden: Çanakkale
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #8 : Nisan 04, 2010, 04:45:23 ÖÖ »

İsmini yazmadan hemen savunmaya geçen arkadaşa,

Sözünü ettiğim kaynaksız alıntılar, 38 adet Harp Mecmuası fotoğrafıdar ve eski Türkçenin açıklamaları ile www.gallipoli-1915.org isimli sitemden alınmıştır.

Yorumlarınıza gelince;

bakış açısı dar olan birileri varsa, o da foruma koyulan malzeme için koyana 'Nereden aldın sen bunu kardeşim?' diye sormayan kişilerdir. Ben kendi sitemde, bu bilgileri herkes görsün, öğrensin diye yayınlıyorum. Birileri çalıp kendi sitesinde kendi çalışmasıymış gibi yayınlasın diye değil. Bu yapılan; evrensel nitelikte bir ahlaksızlıktır ve literatüre 'fikir hırsızlığı', eski Türkçe 'intihal' tanımlarıyla girmiştir.

Ayrıca, benden alınanların yayından kaldırılması gibi bir isteğim olmadı... Bu malzemenin yayınlanmamasını isteseydim, işi gücü bırakıp kendi elimle site yayınlamazdım. Ancak önemli bir gerçek var ki, o da şu:
Bu melzemeyle ilgilenen kişi/kişiler de en az benim kadar bu malzemenin kaynağını merak edecektir. Sadece okura saygı açısından bile kaynak ismi yazılmak zorundadır. Kaldı ki, hepsinden önce yasal zorunluluktur. Eğer moderatör sıfatı taşıyorsanız, oradan buradan devşirilmiş malzeme konulduğu zaman, bunu yapana kaynağını soracaksınız. Aksi taktirde izin vermeyeceksiniz.

Sonuç olarak; kimseye hakaret ettiğim yok. Sadece yapılan eylemi Türkçe sıfatlarla tanımlamıştım. Bu 38 resmin kaldırılmasını da istiyor değilim. Tam tersine, insanlar görsün ve geçmiş tarihlerini öğrensinler. Ancak, bunca emeğe kimin katlandığını da öğrenerek...

Kolay gelsin

Yetkin İŞcen
gazeteci
www.gallipoli-1915.org
Logged
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 6
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5463
Nerden: Erzincan & Erzurum arası
Puan: +42/-9
Sınıf Öğretmeni Aday Adayı...

Offline
« Yanıtla #9 : Nisan 04, 2010, 03:02:41 ÖS »

İsmimi yazmama gerek duymadım , burada savunma yapma yetkisine sahip kişilerden biriyim. Edubilime , Edubilim üyelerine veya Editörlerine yazılanları savunmak bize düşer. Bende kaynak göstermeden yayınlamanın doğru birşey olmadığını düşünüyorum. Bunu Editörlerimize sık sık hatırlatıyoruz ama bazen atlanabiliyor. Arkadaş bu resimleri belkide sizin sitenizden almamıştır bile , başka bir forumdan aldıysa eğer, muhtemelen oradada kaynak gösterilmemiştir. Biz kaynak sahiplerine , bizimle iletişime geçmeleri halinde mesajları kaldırmayı veya kaynak yazmayı garanti ediyoruz. Bundan da mutluluk duyarız. Çünkü sizinde belirttiğiniz gibi bu mesajı okuyan kişiler kaynaklarını da görmek isterler. Doğru bilgi de bu şekilde var olur zaten...

Sizin şuanki durumunuzuda anlayışla karşılıyorum . Bizim Edubilim olarak yaptığımız çalışmalarıda başka sitelerdede yayınlıyorlar . Biz buna karşı çıkmıyoruz ama eğer kaynak göstermeden ve özellikle biz yaptık diye yayınlarlarsa bu canımızı sıkıyor... Ama böyle bir durumda önce site sahipleriyle iletişime geçiyoruz daha sonra söylenmesi gerekenleri söylüyoruz.

Bizim sitede görev yapan arkadaşların samimiyetine güveniyorum. Onlar bilgiyi gönüllü olarak araştırıyorlar ve biraraya getiriyorlar. Bunun karşılığındada hiç bir maddi menfaat düşünmüyorlar. Kaynak gösterme hususundada bazen böyle durumlar meydana gelebiliyorlar. Tabiki bu doğru birşey değil ama düzeltilmeyecek birşeyde değil...

Dosyaları kaldırmamızı istemenizde , kaynak göstermemizi istemenizde sizin en doğal hakkınız . Biz buna hiçbir şekilde karşı çıkmayız veya herhangi bir sitemimizde olmaz. Eğer olumsuz bir ifade kullandıysakta , sizin bizimle iletişime geçmeden direk olarak olumsuz ifadeler kullanmanızdan kaynaklanıyor. 

Bu yazı uzarda uzar. Sizinde düşüncelerinizi biraz öğrendiğimize göre , yazdıklarınız doğrultusunda mesajların hepsini silmiyorum , sadece bir kısmını silip , kaynağında bilgilere ulaşmaları için linkinizi veriyorum...

Eğer istemezseniz , bize bildirin tamamen kaldıralım. Baştada söylediğim gibi bu en doğal hakkınız...


Saygılarımızla
Edubilim Yönetim Ekibi adına İbrahim KILIÇ
Logged

Bilgi paylaştıkça çoğalır... Bildiklerinizi paylaşırsanız , bilmediklerinizi öğrenirsiniz....

Bir milletin ıslahı kötülerin imhasıyla değil , neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür...
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 66517
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Diğer Meslek Dalları
Mesaj Sayısı: 3
Nerden: Çanakkale
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #10 : Nisan 04, 2010, 07:31:47 ÖS »

Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim. Böyle kalablir...

Yetkin İşcen
Logged
Etiket: cepheler  1. dünya savaşı  çanakkale cephesi  sonuçları  cephede yaşananlar) 
  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Tüm toplama bilgisayar fırsatları için tıklayın !


Yıllık Planlar 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
2009-2010 Yıllık Planlar 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
Zümre Toplantıları 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
Belirli Günler ve Haftalar Birleşmiş Milletler Günü Kızılay Haftası 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Dünya Tasarruf Günü
Yazılı Soruları
1. Yazılı Soruları

Edubilim olarak 2009-2010 Eğitim ve Öğretim Yılında da eğitimle ilgili , bilgi , belge ve dosyalarla tüm öğrenci ve öğretmenlerin yanındayız...
Tüm hakları sakllıdır. Edubilim 2007-2009. Bu sitede bulunan bilgi , belge ve dökümanların izin alınmadan veya kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır. İletişim Adresi: edubilim@gmail.com

Edubilim I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Haritası I Site Map I Reklam
Edu Sohbet -Webmaster -Edubilim2 -Oyunpiyatforum-- Web Stats

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Çok kısa bir süre sonra sitemize
yalnızca davetiye ile üye olunabilecek...
 Hem davetiye hakkı kazanmak için hem de sitemizdeki dosyaları indirebilmek için lütfen üye olun...
Üyelik tamamen ücretsizdir, üye olmak için tıklayın