Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular:
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Ekim 25, 2014, 05:43:04 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...

  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: Büyük Patlama: Big Bang  (Okunma Sayısı 3447 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 6
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5463
Nerden: Erzincan & Erzurum arası
Puan: +42/-9
Sınıf Öğretmeni Aday Adayı...

Offline

« : Ekim 20, 2007, 08:16:30 ÖS »


Evren büyük bir patlama ile yokluktan var olmuştur. Bu patlamanın ilk anından itibaren oluşan bütün parçacıkların ve meydana çıkan bütün kuvvetlerin büyük bir uyum ve denge içinde dağılması sonucunda evrenin şu anki kusursuz sistemi oluşmuştur.

Bundan bir asır önce, evrenin yaratılışı bilim adamlarının önemli bir bölümü tarafından gözardı edilen bir kavramdı. Bunun nedeni ise, 19. yüzyıldaki bilim anlayışının, evrenin sonsuzdan beri var olduğu varsayımını benimsemesiydi. Evreni inceleyen bilim adamlarının çoğu, zaten sonsuzdan beri var olan bir maddeler bütünüyle karşı karşıya olduklarını sanıyor ve evren için bir "yaratılış", yani başlangıç olduğunu akıllarından bile geçirmiyorlardı.

Ancak 1929 yılında gözleme dayalı bir delil, bilim dünyasına bomba gibi düşecekti. O yıl California Mount Wilson gözlemevinde, Amerikalı astronom Edwin Hubble astronomi tarihinin en büyük keşiflerinden birini yaptı. Hubble, kullandığı dev teleskopla gökyüzünü incelerken, yıldızların uzaklıklarına bağlı olarak kızıl renge doğru kayan bir ışık yaydıklarını saptadı. Bu buluş, o zamana kadar kabul gören evren anlayışını temelden sarsıyordu.

Hubble'nin yaptığı gözlemlerden ortaya çıkan sonuç, gökcisimlerinin birbirinden uzaklaştığını gösteriyordu. Çok geçmeden önemli bir şeyi daha buldu; yıldızlar ve galaksiler sadece bizden değil, birbirlerinden de uzaklaşıyorlardı. Her şeyin birbirinden uzaklaştığı bir evren karşısında varılabilecek tek sonuç ise, evrenin "genişlemekte" olduğuydu.

Hubble'ın ortaya koyduğu evrenin genişlediği gerçeği, kısa bir süre sonra yeni bir evren modelini doğurdu. Evren genişlediğine göre, zamanda geriye doğru gidildiğinde çok daha küçük bir evren, daha da geriye gittiğimizde "tek bir nokta" ortaya çıkıyordu.

Yapılan hesaplamalar, evrenin tüm maddesini içinde barındıran bu "tek nokta"nın, korkunç çekim gücü nedeniyle "sıfır hacme" sahip olacağını gösterdi. Evren, sıfır hacme sahip bu noktanın patlamasıyla ortaya çıkmıştı. Bu patlamaya "Big Bang" (Büyük Patlama) dendi ve bu teori de aynı isimle bilindi.

Big Bang'in gösterdiği önemli bir gerçek vardı: Sıfır hacim "yokluk" anlamına geldiğine göre, evren "yok" iken "var" hale gelmişti. Bu ise, evrenin bir başlangıcı olduğu anlamına geliyor ve böylece materyalizmin "evren sonsuzdan beri vardır" varsayımını geçersiz kılıyordu.

Big Bang, bilim adamlarının hesaplamalarına göre günümüzden yaklaşık 17 milyar yıl önce gerçekleşti. Şu an evreni oluşturan maddenin tümü, "yoktan var" edildi ve olağanüstü bir denge içinde şekillendi.

Big Bang'in Zaferi

1948 yılında George Gamov adlı bilim adamı, Big Bang'e bağlı olarak yeni bir tez ortaya sürdü. Buna göre evrenin büyük patlama ile oluşması durumunda, Big Bang’ten sonra da bir radyasyonun oluşması gerekiyordu. Bu büyük patlama tüm evrende olduğu için oluşan radyasyon da tüm evrende ve eşit oranda dağılmış olmalıydı. "Olması gereken" bu kanıt çok geçmeden bulundu. 1965 yılında Arno Penzias ve Robert Wilson adlı iki araştırmacı bu dalgaları bir rastlantı sonucunda keşfettiler. Saptanan bu radyasyon uzayın belli bir tarafından gelen radyasyondan farklıydı. Diğerleri gibi belirli bir kaynağı yoktu, evrenin tümüne dağılmış bir radyasyondu. Bu radyasyonun Big Bang'in ilk dönemlerinden kalma olduğu ortaya çıktı. Penzias ve Wilson, Big Bang'in bu ispatını deneysel olarak ilk gösteren kişiler oldukları için Nobel Ödülü kazandılar.
Logged

Bilgi paylaştıkça çoğalır... Bildiklerinizi paylaşırsanız , bilmediklerinizi öğrenirsiniz....

Bir milletin ıslahı kötülerin imhasıyla değil , neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür...
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 6
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5463
Nerden: Erzincan & Erzurum arası
Puan: +42/-9
Sınıf Öğretmeni Aday Adayı...

Offline
« Yanıtla #1 : Ekim 20, 2007, 08:16:53 ÖS »

Günlük konuşmamızda kullandığımız niceliksel (sayısal) ifadeler 'sonlu' özellik taşır.
Kazandığımız ve harcadığımız para,sahip olduğumuz nesneler,karşılaştığımız insanlar.
Bütün bunların hepsi sayılabilecek durumdadırlar,sonsuz değillerdir.
Sonsuz parası,sonsuz arabası olan birisi söz konusu değildir.
Konumuzu dünyanın tümünü kapsayacak şekilde genişletelim.
Dünya üzerindeki insan, hayvan,bitki sayısı gibi cansız nesnelerinin sayısı da sınırlıdır.Yani sonsuz değildir.
Ancak uzaya açılınca durum değişir.
Evren sonsuz mudur?
Dünyadaki nesneleri sınırlı ve sayılabilir olarak kavrayan beynimiz,sonsuzluk terimini algılamada zorluk çeker.
Çevremiz veya mekanımız hacım olarak bir sınıra sahiptir.
İnsanların bahçeleri,arazileri,ülkelerin toprakları,kıtalar ve nihayet yerkürenin kendisi mekan olarak sınırlıdır.
Bütün bunları ölçmek mümkündür.Söz konusu bu ölçüm uzayda olamaz.
Evrenin sınırının olmayışı veya sonsuzluğu ileri sürülünce aklımıza 'nereye kadar?' sorusu gelir.
İ.Asimov’un bir açıklaması vardır:
Diyelim ki evrenin sınırına ulaştık. Olmaz ama, sınırın ötesine adım attık.
Kendimizle birlikte evreni de genişletmiş oluruz.Attığımız her adımla bu genişleme devam eder ve sonu gelmez.
Bu konuda İ.Asimov’un diğer bir örneği de şöyledir:
Amerika kıtasının tam ortasında akıllı bir karınca olduğunu varsayalım.
Elinde çok nitelikli bir dürbün olsun.
Bu dürbünle etrafına bakınca, sonu gelmeyen toprak ve arazi görecektir.
Görebildiği sınırın ötesinde de bu arazinin devam edeceğini anlayacaktır.
''Bu arazi nereye kadar gidiyor?''diye merak edecektir.
Karınca, okyanusun varlığını bilmediği için şöyle bir tahminde bulunacaktır:
''Eğer bu arazinin sonunda başka bir şey varsa doğallıkla araziden başka bir şeydir.
Biz de kendi evrenimiz için aynı fikirdeyiz.
Eğer evrenin bir sınırı varsa,bu sınırın ötesinde olan şey,başka bir şeydir.
Dolayısı ile bizim için anlamsızdır ve tartışılması gereksizdir.
Bunlar İ.Asimov’un düşünceleri.
Mekan olarak düşündüğümüz bu sonsuzluk kavramını zaman açısından ayrı tutamayız.
Zaman, evren içinde elimizde tutabileceğimiz, gözümüzle görebileceğimiz bir nesne değildir.
Ama her olayı anlatırken mutlaka zamanını belirtiriz.
Zaman nasıl başladı? Zamanın sonu nedir?
Bunun cevabı da mekanın sonsuzluğu gibidir.
Ama burada zamanın başlangıcı olarak Big Bang kabul edilir.
Big Bang’den önceki zaman anlamsız bir kavram olarak kabul ediliyor.
Peki zamanın sonu gibi bir konuyu tartışabilir miyiz?
Bir son kabul edersek,o sondan sonrası nedir?
Buna verilecek en mantıklı cevap ‘sonsuzluk’ mudur?
Veya evrenin son bulmasından sonraki zamanı düşünmek te anlamsız mıdır?
Logged

Bilgi paylaştıkça çoğalır... Bildiklerinizi paylaşırsanız , bilmediklerinizi öğrenirsiniz....

Bir milletin ıslahı kötülerin imhasıyla değil , neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür...
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 6
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 5463
Nerden: Erzincan & Erzurum arası
Puan: +42/-9
Sınıf Öğretmeni Aday Adayı...

Offline
« Yanıtla #2 : Ekim 20, 2007, 08:17:07 ÖS »

Uzayın derinliklerini inceleyen astronomlar Big Bang Teorisi'ni destekleyen sağlam kanıtlar elde etmeye devam ediyorlar. Evrenin yaklaşık 14 milyar yıl önce, sıfır hacimdeki ve sonsuz yoğunluktaki bir noktanın patlamasıyla yoktan varolduğu görüşünü savunan bu teori, 1930 lardan bu yana yapılan çok sayıdaki araştırmayla doğrulanmış durumda. Bu teorinin karşısında bir zamanlar duran ve Materyalizm ' e temel teşkil eden sonsuz evren modeli ise artık hiçbir şekilde bilimsel geçerliğe sahip değil.

Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilim Kuruluşu'nun, (National Science Foundation) güney kutbunda kurulu olan Amundsen-Scott istasyonunda Açısal Ölçek Dereceli Interferometre ' (Degree Angular Scale Interferometer) adı verilen bir teleskop kullanarak gözlemler yapan Chicago Üniversitesi bilim adamları, Big Bang'in kalıntısı olan kozmik mikrodalga radyasyonlarının polarizasyonunu ölçtüler.

Kozmik mikrodalga radyasyonu ya da diğer adıyla kozmik fon radyasyonu, Big Bang ' den sonra çevreye yayılan ısıdan kaynaklanıyor. Bu radyasyon dalgaları 14 milyar senedir uzayda yayılmayı sürdürüyor ve evrenin her yerinde eşit değerde gözlemleniyorlar. Uzayda böyle bir radyasyonun varlığının keşfedilmesi ise günümüzden 37 yıl öncesine uzanıyor. 1965 yılında bu keşfi gerçekleştiren astronomlar Arno Penzias ve Robert Wilson Nobel ödülü kazanmışlardı.

Son araştırmayla cevap aranan soru, söz konusu kozmik fon radyasyonun polarize halde olup olmadığı idi.

Birçok ışık cinsi polarize olmamış haldedir. Kendisini oluşturan dalgalar farklı düzlemler üzerinde aşağı ve yukarı titreşirler. Polarize olmamış ışık yansıdığı veya dağıtıldığı zaman polarize hale gelir ve parçacıklar hizalanırlar. Yazın otomobilimizi sıcaktan koruyabilmek için brandayla örtmemiz de bununla ilgilidir. Branda örtüldükten sonra yalnızca aynı düzlem üzerinde yani hizalanmış ışık parçacıkları brandanın altına geçebilir.

Yaygın bilimsel görüşe göre Big Bang ' den sonra, henüz madde oluşmamışken, patlamanın ortaya çıkardığı ışın parçacıkları serbest elektronlarla etrafa yayılıyordu. Tahminlere göre patlamadan yaklaşık 300.000 yıl sonra bu elektronların bir araya gelmesiyle maddeyi oluştu. Böylece fotonları dağıtacak serbest elektron kalmadı. Madde oluşunca ışık ve maddenin çarpışması sonucu ışık parçacıkları polarize oldular. Maddenin oluşmasıyla polarize olan ışın parçacıklarının radyasyonu 14 milyar sene sonra Antartika ' da kurulu teleskopa ulaştı.

Bilim adamları, teleskoplarına ulaşan ısının polarizasyon detaylarını inceleyerek Big Bang hakkında yepyeni bilgiler edinebilecekler. Araştırma ekibinin başkanı Astrofizikçi John Carlstrom, "Polarizasyonu önemli kılan özelliği eski evrendeki dinamikler için direk bir ölçü oluşturması" diyor. Bilim adamları kozmik fon radyasyonunun polarizasyonu sayesinde Big Bang'in bir fotoğrafına ulaşmış gibiler.

Bu tür bulgular Big Bang Teorisi ' nin evrenin varoluşunda kaçınılmaz bilimsel gerçek olduğunu ortaya koymaktadır. Materyalizmi temelden yıkmasına karşın bu felsefeye bağlı bilim dergilerinde bile bu durum belirtilmektedir. Bunlardan biri olan ünlü Astronomi dergisi Sky and Telescope Astronomlar kozmik fon radyasyonunun polarizasyonunu ölçmekle mikrodalgaların Big Bang ' in kalıntıları olduğunu kesin olarak ispatladılar yorumunu yaptı. Science News adlı bilim dergisi ise haberi Big Bang Doğrulandı manşetiyle verdi. (Big Bang Confirmed: Seeing twists and turns of primordial light, 28 Eylül 2002)

Bu araştırmanın altını çizdiği çok önemli bir gerçek daha vardır. Evren sürekli bir genişleme içindedir. Galaksiler ve içindeki yıldızlar birbirlerinden sürekli olarak uzaklaşmaktalar. Üstelik genişlemenin hızının giderek arttığı, gezegen ve yıldızların birbirlerinden gizli bir kuvvetin etkisiyle itildiği hesaplanmıştır. Kaynağı bir türlü açıklanamayan bu itici güç bilim adamlarınca kara enerji olarak isimlendirilmiştir. İngilizce kısaltılmış adı DASI olan bu teleskopun sağladığı veriler tüm bunları bir kez daha doğrulamıştır. Araştırmanın bu yönü bir diğer gökbilim dergisi olan Astronomy'de şöyle vurgulanmaktadır:

DASI teleskobunun sağladığı veriler, daha çok kara enerjiden meydana gelen ve gizemli bir şekilde dışa doğru hızlanan bir evrenin teorik modellerini destekleyen ve giderek artan kanıt yığınına bir kaya daha ilave etti. (Polarization in the Cosmic Microwave Background, 28 Eylül 2002)

Bilimin gösterdiği tek bir gerçek vardır. Evren yokluktan yaratılmıştır ve yaratılışında son derece hassas kuvvetler ve dengeler rol oynamıştır. Üstelik böylesine büyük bir patlamadan sonra yıldız ve galaksilerin, gezegenlerin uyum içinde yüzdüğü bir evrenin yani düzenin ortaya çıkmış olması ise çok büyük bir mucizedir. Çünkü patlamaların tahribat yaratmasını ve düzeni bozması beklenir. Böylesine hassas bir ayarlama tesadüflerin eseri olamaz.
Logged

Bilgi paylaştıkça çoğalır... Bildiklerinizi paylaşırsanız , bilmediklerinizi öğrenirsiniz....

Bir milletin ıslahı kötülerin imhasıyla değil , neslin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür...
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 65426
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Bilecik
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #3 : Şubat 27, 2011, 06:03:22 ÖS »

 Huh?
Logged
Etiket:
  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



Planlar ve Haftalar

Edubilim I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Map I Reklam Web Stats

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!