Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular: 2012-2013 Eğitim ve Öğretim Yılı....
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Nisan 21, 2014, 07:31:39 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...



  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: Beslenme nedir? Sağlıklı beslenme nedir? (Dengeli ve Düzenli Beslenme)  (Okunma Sayısı 60706 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 21730
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: İngilizce Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1466
Puan: +11/-4

Offline

« : Ekim 31, 2009, 04:59:57 ÖS »


Beslenme Nedir?



Canlılarda büyüme, sağlık, üreme için gerekli besin maddelerinin alınması. Besinler, bedende gerçekleşen kimyasal tepkimeler için gerekli kimyasal enerjinin yanı sıra, bedene destek olan, hücrelerin oluşması ve yenilenmesi için gereken maddeleri de sağlarlar. Canlıların varlıklarını sürdürebilmeleri için çeşitli kimyasal bileşenler içeren besinler almaları gerekir. Sporculara güç kazandırmak için ya da şişmanlık, şeker hastalığı ve kalıtımsal bozukluklar gibi sorunlara da karşı da, özel beslenme rejimleri uygulanabilir. Dengeli bir rejimde kişinin aldığı kalori, bedenin gereksinmesine uygun olmalıdır. Beslenme rejiminin önemli bileşenleri proteinler, yağlar, karbonhidratlar, su, vitaminler ve tuzlar ile bazı az bulunan elementlerdir. Bunlar uygun ve dengeli biçimde alınmazlarsa, beslenme bozukluğu hastalıkları ortaya çıkar.

Kişinin dengeli beslenmesi için alınan besinler 5 grupta incelenir:

*Tahıl ve Ekmek Grubu
*Süt ve Yoğurt Grubu
*Et Grubu
*Sebze ve Meyve Grubu
*Yağ ve Şeker Grubu

KARBONHİDRATLAR: Vücudun temel enerji kaynağıdır. Kişinin günlük enerji gereksiniminin %55'i karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan bu bileşikler yiyeceklerde daha çok şeker ve nişasta biçiminde bulunur. Örneğin üzüm şekeri denen glikoz en basit karbonhidratlardan, yumrulu bitkilerin köklerinde depolanan nişasta ise en karmaşık karbonhidratlardan biridir. Karbonhidratça zengin yiyeceklerin yapısında genellikle glikozdan daha karmaşık şekerler ve nişastalar bulunur. Ama bu bileşiklerin tümü sindirim sıraında parçalanarak glikoza indirgendiğinden, yiyeceklerdeki bütün karbonhidratlar sonunda glikoz olarak kana geçer ve karaciğerde glikojen biçiminde depolanır. Vücuda enerji gerektiğinde, karaciğerdeki glikojen yeniden glikoza dönüşerek kan dolaşımı aracılığıyla hücrelere dağıtılır. Bu nedenle, kanda bulunduğu için kan şekeri de denen glikoz vücudun temel enerji kaynağıdır.

PROTEİNLER: Vücudun yapı taşlarıdır. Kemikler, kaslar, deri, sinirler, kısacası vücudun büyük bölümü proteinlerden oluşur. Yiyeceklerle alınan proteinler sindirim sırasında parçalanarak aminoasitlerine ayrışır ve vücut, bu aminoasit deposundan seçtiği uygun yapıtaşlarını yeniden bir araya getirerek kendi dokularını oluşturan proteinleri yapabilir. Protein açısından zengin olan başlıca hayvansal yiyecekler yunurta, et, balık, peynir ve süt, bitkisel yiyecekler ise ekmek, patates, fındık ve ceviz gibi kabuklu yemişler, bezelye, fasulye ve mercimektir.
1 gr protein 4 Kal'lik bir enerji sağlar. Günlük enerjinin %10-15'i proteinden gelmelidir. Beslenmemizde proteinden zengin besinlere ihtiyaçtan fazla tüketmek, yetersiz tüketmek kadar zararlıdır.

YAĞLAR: Vücudun enerji ihtiyacında bir diğer besin grubu da yağlardır. Yağlar da karbon, hidrojen, ve oksijenden oluşur. Tereyağı, yağlı et, kaymak, peynir ve yumurta gibi yiyeceklerden alınan hayvansal yağlar ile mısır, ayçiçeği, fındık ve ceviz gibi yağlı tohumlardan elde edilen bitkisel yağlar dengeli beslenmede önemli bir yer tutar. Ama bu temel besinlerin fazla alınması zararlı olabilir. Bazı yağların kalp hastalıkları olasılığını artırdığına inanan birçok doktor, sağlıklı bir yaşam için özellikle hayvansal yağların fazla yenmemesini salık verir. 1 gr. yağ 9 Kal enerji sağlamaktadır.

VİTAMİNLER: Vücuttaki bir takım biokimyasal işlemlerin devamında rol oynarlar, vücudun direncini artırır ve bazı vitaminler, vücuda alınan çoklu doymamış yağ asitlerinin oksidasyonunu önlerler. İlk bulunan vitaminler alfabenin değişik harfleriyle adlandırılmıştı. Sonradan bu bileşiklerin kimyasal yapıları belirlenince, askorbik asit, tiyamin ya da riboflavin gibi bilimsel adlar verildi. Ama bugün bile, vitaminlerin A, B, C gibi harflerle anılması çok yaygındır. Vitaminlerin çok az miktarda alınması vücut için yeterli olduğundan, çeşitli yiyeceklerle dengeli beslenen kişilerde vitamin eksikliği görülmez. Yalnız bazı hastalıklarda doktorlar, vücut sağlığına kavuşuncaya kadar normalden daha fazla vitamin alınmasını önerirler. Ama olağan koşullarda yiyeceklerdekiyle yetinmeyip gereğinden çok vitamin almanın hiçbir yararı yoktur; çünkü vitaminlerin çoğu vücutta depolanmaz ve günlük gereksinimden fazlası idrarla birlikte dışarı atılır.

MİNERALLER: Mineraller vücudun sağlılı kalabilmesi için gerekli olam kimyasal elementler ile bu elementlerin inorganik bileşikleridir. Her mineralin, öbür besin maddelerinin etkisini güçlendiren tamamlayıcı bir görevi vardır. En çok sütte ve süt ürünlerinde bulunan kalsiyum, kemiklerin ve dişlerin sağlıklı gelişmesinde önemli rol oynar. Süt ürünlerinde, yumurta sarısında, baklagillerde ve kuru yemişlerde bulunan fosfor da kemik ve dişlerin, kas ve sinir dokusunun yapıtaşlarındandır. İçme sularında bulunan flüorun da diş çürümelerini önlediği saptanmıştır.



Anahtar Kelimeler: beslenme nedir  , sağlıklı beslenme nedir , dengeli ve düzenli beslenme nedir , dengeli ve düzenli beslenmenin önemi , neden dengeli beslenmeliyiz, beslenme bülteni, çocuklarda beslenme, bebeklerde beslenme, sporcu beslenmesi, dengeli beslenme, canlılarda beslenme
Logged

Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 21730
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: İngilizce Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1466
Puan: +11/-4

Offline
« Yanıtla #1 : Ekim 31, 2009, 05:10:47 ÖS »

SAĞLIKLI BESLENME


Sağlıklı beslenme yeterli ve dengeli beslenmedir.Vücudumuzu oluşturan hücrelerin   düzenli ve dengeli çalışması için besin öğelerinden yani yağlar, karbonhidratlar, proteinler, vitaminler ve minerallerden yeterli miktarda almalıyız. Vücudumuzun tüm besin maddelerine ihtiyacı vardır. Tek taraflı beslenmek yani sadece protein veya karbonhidratla beslenmek yanlıştır. Dengeli beslenerek vitaminler, mineraller ve lifler gibi önemli besin maddelerinden de almış oluruz.

Beslenme Piramidi



Beslenme piramidi 5 ana besin grubunu içerir. Piramit en altta yer alan ve sıklıkla tüketilmesi gereken karbonhidratlarla başlar ve daha az tüketilmesi gereken gıdalara doğru gider. Bu besin grupları karbonhidratlar, mineraller, proteinler, yağ ve şekerdir.Beslenme piramidi gıdaların doğru seçimi için rehberiniz olmalıdır.

Karbonhidratlar:Alt grupta yer alan ve sıklıkla tüketilmesi gereken gıdalardır. Karbonhidratlar pirinç, bulgur, makarna gibi tahıllardır.



Mineraller: Sağlıklı yaşam için gereklidir. Mineraller (kalsiyum, bakır, iyot, demir, çinko vb.) sebze    ve meyvelerde bulunur, hücre korunması ve sağlıklı diş, kemik, cilt yapısı için önemlidir. Mineraller   ayrıca kalp ritmi, kan basıncı, vücuttaki sıvı dengesi gibi daha birçok düzenleyici fonksiyonlarda rol oynar.

 

Proteinler: Vücudun en etkili kalori yakıcı bölümü olan kas dokusunu güçlendirmek açısından çok önemlidir. Protein ette, süt ürünlerinde ve daha az olarak hububat  ürünlerinde bulunmaktadır.

 
Yağ-şeker:   Yağ ve şeker, çok az tüketilmesi gereken gıdalardır fakat A, D, E ve K vitaminleri gibi vücudumuz için önemli vitaminleri taşıma görevi yaptıklarından dolayı sağlığımız için yenilmesi de çok önemlidir. Sıvı ve katı yağlar, şeker ve tatlılar bu grupta yer alır.

Yemek yeme alışkanlığımız zihinsel ve bedensel faaliyetlerimizi etkileyen unsurlardan biridir. Sağlıksız beslenme düşünme ve kavrama yeteneğinin azalmasına ve hafıza kayıplarına neden olur. Günde 8 saat uyuduğunuz halde kendinizi yorgun hissediyor, bedensel, zihinsel faaliyetlerinizde çabuk yoruluyor, hafıza ve düşüncenizde azalma görüyorsanız mutlaka yemek yeme alışkanlığınızı gözden geçirin ve aşağıdaki önerilerimize bir göz atın.

Dengeli Beslenme Önerileri:

Doymuş yağ (tere yağ, kuyruk yağı) oranı yüksek besinleri daha az tüketin.Yeterli miktarda doymamış yağ (ay çiçek, mısırözü, soya, fındık, zeytin yağı) almaya dikkat edin. Yarım yağlı süt, yağsız yoğurt tüketin.Yağlı kırmızı et yerine yağsız et, kuru baklagiller (nohut, mercimek, fasulye gibi) balık ve tavuk tercih edin. Süt ve süt ürünleri de (yoğurt, peynir vb.) tüketilmeli fakat bunlarında az yağlı olmalarına dikkat edilmeli.Yemeklerinizi haşlama, fırında pişirme veya ızgarada pişirme yöntemleriyle pişirirseniz yemeğe eklenecek yağıda azaltmış olursunuz.

Aşırı şekerli gıdalardan kaçınmalı ve hatta çay, kahve gibi içecekler şekersiz içilmeli veya şeker miktarı azaltılmalıdır.

 Gıdalardan aldığımız günlük tuz miktarı 6 gr.ı (bir tatlı kaşığı)  geçmemelidir. Bu miktara yemeklerden, ekmekten, içeceklerden aldığımız tuz miktarı dahildir. Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında ilişki bulunmaktadır. Yüksek tansiyonu olanlar doktorlarının tavsiyesine göre ya hiç tuz kullanmamalı yada miktarını azaltmalıdır.

Güne kahvaltınızı yaparak başlayın. Gece boyu gıda alımı olmadığından beyninizin sabah kalkınca enerjiye ihtiyacı vardır. Daha sonra gıda alımınızı kahvaltıdan başlayarak gün içine yaymanız daha etkin kalori yakmanıza neden olur.Öğünlerinizi önceden belirleyiniz.Mümkünse yediklerinizi 3 ana öğün, 3ara öğüne bölün az ve sık beslenin.Bol su için, yiyecekleri iyice çiğneyin. Her yemek yediğinizde midenin 1/3’ünü boş bırakın. Tam olarak dolu mide sağlığımızın zaman içinde bozulmasına ,erken yaşlanmaya neden olur.Midenizi katı gıdalarla doldurmayın .Katı gıdalarla dolu mide içeriğinin gerekli öz suyu her tarafa dengeli ulaştırması güçleşir ve sindirim zorlaşır. Düzenli yemek yiyenler daha dengeli ve sağlıklı beslenmekte ve ideal kilolarını korumaktadırlar.

Zihinsel faaliyetlerin gerektirdiği enerji kaynaklarının en önemlilerinden biride meyvelerdir. Beynin oksijen dışındaki tek enerjisi glikozdur. Glikoz meyvelerde hazır halde bulunur. Diğer gıdalarla alınan şeker midede yakılarak glikoza çevrilir. Bu nedenle meyveleri aç karnına yemeliyiz.Meyveler yemeklerden 30 dakika önce veya 3 saat sonra alınmalıdır.Mide doluyken alınan meyveler midede kalıp besin değeri kaybolup orada mayalanacağı için bütün sindirim sistemimizi yorar.

 Vücudumuzda dakikada 10 milyon hücre ölür ve bir o kadarı da yenilenir. Ortalama 100 günde (beyin ve sinir hücreleri hariç) bütün vücudumuz yenilenir.Düzensiz kötü beslenme yenileme sistemini aksatır. Cildiniz canlılığını, tazeliğini kaybeder ve en önemlisi hastalıklara açık olursunuz. Yorgunluk, çabuk yorulma, baş ağrısı olabilir. Düşünce ve hafıza sistemi bulanıklaşır.Bu nedenlerden dolayı düzenli ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmeli ve yemek için yaşamamalı sadece yaşamak için yemeli görüşünü benimsemeliyiz.




sağlıklı beslenme, beslenme piramidi, sağlıklı belenme piramidi, karbonhidratlar, mineraller, proteinler, yağ ve şeker, düzenli beslenme önerileri, beslenme tavsiyeleri, dengeli beslenme öneriler
Logged

Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 21730
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: İngilizce Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1466
Puan: +11/-4

Offline
« Yanıtla #2 : Ekim 31, 2009, 05:14:34 ÖS »

Doğru Beslenmede Temel Kurallar 


Depolama, hazırlama, pişirme ve servis yapma sırasında en fazla enfeksiyon riski taşıyan gıdalar et, kümes hayvanları ve yumurtalardır. Doğru kullanım işlemleri şöyledir.

Ellerinizi Yıkayın

Herhangi bir yemeği özellikle kümes hayvanları ve et hazırlamadan önce Salmonella bakterileriyle ya da başka organizmalarla enfeksiyondan kaçınmak için, gıdayı elledikten önce ve sonra ellerinizi su ve sabunla iyice yıkayın. Sonra, başka bir gıdayla temas ettirmeden önce kaplarınızı (ya da kesme levhasını) sıcak sabunlu suyla yıkayın.

Akrilik bir levhayı yüksek ısıların organizmaları öldürdüğü bulaşık makinanızda yıkayabilirsiniz. Kullandıktan sonra, kesme levhasını, bir litre suya karıştırdığınız 2 çay kaşığı çamaşır suyu solüsyonuyla dezenfekte edin. Çamaşır suyunu uyguladıktan sonra levhayı bol su ile yıkayın Diğer gıdalarla teması asgariye indirmek için, kümes hayvanları ve balık için ayrı bir kesme levhası bulundurun.

Etin Buzlarını Oda Sıcaklığında çözmeyin

Eti ya da kümes hayvanını mikro dalga fırında ya da buzdolabınızda çözün, sonra hemen pişirin.

Pişmemiş Salamura Yemeyin

Eti ya da kümes hayvanını salamura yaparsanız, salamurayı birkaç dakika kaynatarak pişirmeden servis yapmayın. (Pişmiş gıdayı çiğ sularıyla enfekte etmemek için, kümes hayvanı ve eti temiz bir tabakta, temiz bir aletle servis yapın.)

Kümes Hayvanlarını ve Eti iyice Pişirin

Bir et termometresi kullanın. Termometreyi etin ya da tavuk butunun en kalın kısmına yerleştirin (bir kemikle temas halinde olmamalıdır ). Etin piştiğine karar verilmeden önce, termometrenin kümes hayvanı için 80 ilâ 85 derece, et için de 60 dereceyi göstermesi gerekir. Etin içine nüfuz ettikçe etsuyunun rengi açılmalıdır.

Hindi gibi kümes hayvanlarını düşük ısıda uzun sürede pişirmeyin.

Kalan Yemekleri Hemen Buzdolabına Kaldırın

Kümes hayvanlarını ve eti buzdolabına koyarak çabucak soğutun, özellikle, doldurulmuş tavuğu buzdolabına koymadan önce uzun süre bekletmeyin. Daha iyisi pişirdikten sonra ve buzdolabına koymadan önce içini boşaltın.

Çatlak Yumurtaları Asla Kullanmayın

Salmonella bakterileri çatlak yumurtalara girebilir ve onları enfekte edebilir; bu nedenle kullanmadan önce yumurtaların çatlaklarını kontrol etmek ve kuşkulu yumurtaları atmak güvenli bir yoldur.

Yumurtaları İyice Pişirin

Çatlak olmayan bir yumurta bile bakteriler içerebilir, ama Salmonella bakterileri ısıyla yokolurlar, bu nedenle yumurtaları iyice pişirin. Bazı soslar ve çiğ yumurta kullanılan içecekler gibi çiğ yumurtayla yapılan yiyeceklerden kaçının. Yumurtaların daha uzun süre taze kalmaları için, kendi kutularında buzdolabına koyun.

Küflü Gıdaları Yemeyin

Artmış yemekler gibi küflü gıdaları atmak genellikle en iyisidir. Peynir bu konuda bir istisnadır peyniri servis yapmadan önce küfü kesip atmanız yeterlidir.
Logged

Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 21730
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: İngilizce Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1466
Puan: +11/-4

Offline
« Yanıtla #3 : Ekim 31, 2009, 05:19:01 ÖS »

İdeal Beslenme Var Mıdır ?  


Beslenme ve sağlığa aşırı dikkat gösterilen günümüzde, birçok kişi mükemmel beslenmenin zîndelik, normalin üstünde enerji, güç ve hastalıklara karşı direnç sağlayacak bir diyet; yaşlanmayı geciktirecek ve insanı şişmanlatmayacak bir diyet peşinde koşmaktadır. Bu ilgi o kadar yaygındır ki, binlerce insan mükemmel yanıtı bulmak için çok fazla zaman ve para harcamaktadır.

Böyle bir beslenme var mıdır ya da var olabilir mi? Büyük olasılıkla hayır. Beslenme ihtiyaçlarımız, bebeklikten çocukluğa, olgunluğa, hamileliğe kadar yaşamımızın her aşamasında ve hastalık durumlarında farklıdır. Yüksek tansiyon, bazı kanser türleri, kalp ve damar hastalıkları dahil olmak üzere hastalıklara karşı genetik .eğilimlerimiz de farklıdır, bu nedenle tuz ve yağ gibi gıda öğeleri farklı insanlar için farklı riskler yaratır.

İnsan vücudu, büyümek, üremek ve hayatta kalmak için çevredeki çeşitli maddelere ihtiyaç duyar. Hücrelerimizin hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu oksijeni elde etmek için havayı soluruz; yaşamsal sıvı kaynaklarını yeniden doldurmak için su içeriz. Ve çok önemli enerji kaynaklarını elde etmek için yeriz, çünkü enerji, vücudun, mideye giden protein, yağ ve karbonhidratları kullanmasıyla sağlanır. Daha küçük miktarlarda da olsa başka elementlere de ihtiyaç duyulur. Bunlar arasında temel amino asitler, yağ asitleri, mineraller, eser mineraller [vücut dokularında çok az miktarda bulunmalarına rağmen organizmadaki faaliyetlerde mutlaka gerekli mineraller] ve vitaminler sayılabilir.

Yediğimiz bütün yiyecekler bir düzeyde beslenme sağlarlar. Hepimiz için, hatta bir kişi için her zaman mükemmel bir diyet olamaz. Ama sağlam bir beslenme bilgisi, iyi bir diyete ulaşmanın en iyi yoludur.

Temel Gıda Bileşenleri

Yiyeceklerimiz, uygun oranlarda biraraya getirildiklerinde eksiksiz bir diyet sağlayan birçok bileşenden oluşur. Temel gruplar karbonhidratlar, proteinler ve yağlardır. Diğer gruplar ise, daha küçük miktarlarda gerekli olan, vitaminler ve mineraller olarak bilinen eser elementlerdir. Her grubun, vücudun düzenlenmesinde, gelişmesinde ve onarımında farklı bir işlevi vardır.

Karbonhidratlar

Karbonhidratlar nişasta ya da şekerlerdir ve esas olarak ekmekte ve tahıllarda, meyva ve sebzelerde bulunur. Nişastalara karmaşık karbonhidratlar, şekerlere (rafine edilmiş şekerlerin yanısıra meyvalarda da bulunur) ise basit karbonhidratlar denir. Teknik olarak sakaroz olarak bilinen şeker kamışı ya da şeker pancarı ile früktoz olarak bilinen şekeri içeren glikoz, ortalama bir diyetin önemli bir kısmını oluşturmaktadır.

Proteinler

Proteinler, amino asitler denilen yapı taşlarından oluşurlar. Bu amino asitlerin bazıları vücudunuz tarafından üretilebilir; bazıları da üretilemez. Yiyeceklerden elde edilmesi gerekenlere temel amino asitler denir.

Et, yumurta, süt ve peynirde bulunan temel amino eşitler çok verimli bir şekilde kullanılır. Bu tür proteinlerin biyolojik kalitesi yüksektir. Sebzelerde, tahıllarda (buğday, pirinç ya da mısır gibi), bezelyede ve fasulyede bulunan proteinler temel amino asitlerin uygun bir oranını sağlamazlar. Dolayısıyla, vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılamak için, bitkisel proteinlerden, hayvansal proteinlere göre daha büyük miktarlar gereklidir. Bitkisel proteinlerin biyolojik kaliteleri düşüktür.

Yağlar

Yağlar çeşitli yiyeceklerde ve çeşitli biçimlerde bulunurlar. Yağlar, et, kümes hayvanları ve balık gibi hayvansal gıdalarda ve ayrıca bitkisel gıdalarda bulunur. Etler, tüm görünen yağlar çıkarıldığında bile, genellikle önemli oranda yağ içerirler. Etlerin daha yumuşak ve pahalı kısımları daha fazla yağ içerir. Yemek yağları ve salata yağları gibi bazı yağlar sıvıdır; tereyağı, margarin, bitki yağı ve kesilmiş et yağı gibi diğerleri ise katıdır.

Kimyagerler yağları, yapı taşları olan yağ asitlerine göre sınıflarlar. Yağ asitleri, doymuş ya da doymamıştırlar. Doymamış yağlar kendi aralarında mono-doymamış (mono bir demektir) ve poli-doymamış (poli, birçok anlamına gelir) yağlar olarak ayrılırlar.

Doymuş yağ asitlerinin kimyasal yapıları doymamış yağlarınkinden farklıdır ve bu yapı her yağ tipinin özelliklerini belirler. Doymuş yağlar genellikle oda ısısında katıdırlar, doymamış yağlar ise oda ısısında sıvıdırlar. Doymuş yağların küflenmeleri daha küçük bir olasılıktır, bu nedenle uzun depolama sürelerince dayanması gereken birçok işlenmiş gıdada bunlar kullanılır.

Doymamış yağlar, hidrojenle doyurma denilen bir işlemle doymuş yağlara dönüştürülebilirler. Bu onları daha katı hale getirir. Genellikle bir üründeki doymamış yağın ancak küçük bir kısmı, hidrojenle doyurma sırasında doymuş yağa çevrilir. Büyük oranda doymamış yağ içeren yağlar, ticari olarak pişirilmiş mallardaki ve diğer işlenmiş gıdalardaki yaygın bileşenlerdir. Hiçbir gıda yalnızca tek bir tip yağ asidi içermez. Tüm gıdalar çeşitli oranlarda bir yağ karışımı içerirler. Örneğin, zeytin yağı mono-doymamış bir yağ olarak kabul edilir, ama küçük miktarlarda doymuş ve poli-doymamış yağ asitleri de içerir.

Çeşitli yağ asitlerinin, kalp hastalığıyla bir ilişkisi olduğu gösterilmiş olan kan kolesterol düzeyleri üzerine farklı etkileri vardır. Doymuş yağlar toplam kan kolesterolü düzeyinizi yükseltme eğilimindedirler. Mono-doymamış yağlar toplam kan kolesterolü düzeyini önemli ölçüde yükseltmeden, kan kolesterolünün "iyi" bölümü olan yüksek yoğunluklu lipoproteinlerin (HDL) yoğunluğunu arttırma eğilimindedirler. Poli-doymamış yağlar toplam kolesterol düzeyinizi yükseltme eğilimindedirler, ama koruyucu HDL bölümünü değil.

Vitaminler

Vitaminler vücudunuzdaki bazı kimyasal dönüşümlerde temel olan ve diyetinizde yalnızca çok küçük miktarlarda bulunması gereken maddelerdir.Proteinler, vücudun karbonhidratları ve yağları işlemesine yardımcı olurlar. Bazı vitaminler aynı zamanda kan hücrelerinin, hormonların, genetik malzemenin ve sinir sisteminizin kimyasal maddelerinin üretimine katkıda bulunurlar. Vücudumuz çoğu vitamini yeterli miktarlarda üretemez, bu nedenle bunları yediğimiz gıdalardan almamız gerekir.

Temel vitaminler (13 tanedir) iki kategoriye ayrılırlar: yağda çözülenler ve suda çözülenler. Yağda çözülen vitaminler A, D, E ve K vitaminleridir. A ve D vitaminleri karaciğerde depolanır ve bu depo 6 aya kadar yeterli olabilir. Ancak K vitamini yedeği yalnızca birkaç gün yeterli olabilir, E vitamini ise ikisinin arasındadır.

A ve D vitaminleri, aşırı miktarlarda alındığında zehirli etkilere yol açabilir. Fazla E vitamini almaktan kaynaklanan zehirli etkiler net bir şekilde kanıtlanmamıştır, ama vücudun yağlı dokularında birikir. K vitamini güçlükle depolanır ve büyük miktarlarda almanın zehirli etkilerine nadir olarak rastlanmıştır.

Suda çözülen vitaminler, C vitaminini (askorbik asit) ve B vitaminlerini içerir. Yağda çözülen vitaminlere göre daha az depolanırlar. Genellikle suda çözülen vitaminlerin büyük miktarlarda alındıklarında zararsız olduklarına inanıldığı halde, bu her zaman doğru değildir.

Suda çözülen bazı vitaminlerin güçlü ilaç etkileri iyi ve kötü olabilir, örneğin, büyük miktarlarda niyasin bazen kandaki yüksek yağ seviyelerini düşürmek için kullanılır; öte yandan, anormal karaciğer fonksiyonuna ve kan şekeri seviyelerinin yükselmesine neden olabilir. Yüksek miktarlarda C vitamini idrardan oksalik asit tuzu atılımını arttırır, o halde, böbreklerinizde oksalat taşları varsa, büyük miktarda C vitamini almaktan kaçının. Yüksek dozlarda, piridoksin (bir B vitamini) sinirlerde zedelenmeye yol açabilir. Kısacası, aşırı dozlarda vitamin alınmasına nadiren izin verilir ve genellikle potansiyel olarak tehlikelidir.

Mineraller

Kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum, sodyum ve kükürt gibi mineraller de diyetin temel parçalarıdır. Makromineraller olarak bilinen bu minerallerin, diyette daha büyük miktarlarda bulunmaları gerekir (mikromineraller denilen ve diyette daha az bulunmalarına ihtiyaç duyduklarımız aşağıda tartışılmaktadır). Kalsiyum, fosfor ve magnezyum kemiklerin ve dişlerin gelişiminde ve sağlığında önemlidir. Potasyum kaslarımızın önemli bir bileşenidir. Sodyum, vücudun sıvılarının düzenlenmesine yardımcı olur, kükürt ise protein dokularının bir bileşenidir.

Mikromineraller (eser mineraller) gıdalarımızda çok daha küçük miktarlarda bulunurlar. Temel eser elementler, vitaminler ve mineraller gibi, yalnızca küçük miktarlarda ihtiyaç duyulan elementlerdir. Diğerlerinin yanısıra, demir, iyot, çinko, bakır, flor, selenyum ve manganezi içerirler. Hepsi normal gelişme ve sağlık için gereklidir.

Kaloriler

Kalori yiyeceklerin ayrı bir parçası değil, bir enerji ölçüsüdür. Karbonhidratlar, proteinler ya da yağlar vücutta yakıldıklarında, kilokalori denilen bir birimle ölçülen enerjiyi üretirler. Bir kilokalori 1000 kaloriden oluşur 1 litre suyu 12 santigrat yükseltmek için gerekli olan enerji ya da ısı miktarı olarak tanımlanır.

Hepimizin enerjiye ihtiyacı vardır, ama kalori ihtiyaçlarımız çok değişir. Küçük, yaşlı ve evde oturan bir kadın günde yalnızca 1000 kaloriye (1 kilokalori) ihtiyaç duyabilir, ama büyük, genç, fiziksel olarak aktif bir erkek günde 4000 kaloriye (4 kilokalori) ihtiyaç duyabilir.

Diyet uzmanları, çeşitli diyetlerin besleyici içeriğini hesaplamak için tablolar kullanırlar; bu tablolar çeşitli gıdaların kalori, protein, karbonhidrat ve yağ içeriğini verirler. Bu tür tablolar kullanılırken, gıda miktarı, tercihen tartılarak, doğru bir şekilde ölçülmelidir.

"Boş kaloriler" terimi şekerler ve alkol için kullanılır. Bu gıdalar enerji (kalori) verirler, ama vitaminler ya da eser elementler gibi diğer temel gıda elementlerini içermezler. Şekerler, şeker kamışı ve pancar şekerlerini, früktoz, glikoz ve laktozu içerir. Bu şekerlerin früktoz ve laktoz gibi bazıları, yediğimiz yiyeceklerin (sırasıyla meyva ve süt) bir parçasıdırlar. Temel gıdaların uygun bir oranını elde etmek üzere çeşitli gıdalar aldığınız sürece, şeker ve hatta aşırıya kaçmadan alkol tüketimi sağlığınızı mutlaka ters bir şekilde etkilemez. Ancak, günlük kalorinizin büyük kısmını şekerlerden ve alkolden alırsanız beslenme yetersizlikleri gelişebilir.


Logged

Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 21730
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: İngilizce Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1466
Puan: +11/-4

Offline
« Yanıtla #4 : Ekim 31, 2009, 05:21:13 ÖS »

Faydalı 10 besin

1. Bal kabağı: A vitamininden zengindir. Lif, C ve K vitamini, demir ve manganez içeriği oldukça yüksektir. Aynı zamanda E vitamini, magnezyum ve fosforun da iyi bir kaynağıdır.

2. Çay: Antioksidan etki gösteren flavonoidler içerir. Siyah, beyaz, yeşil ve oolong çayları camillia sinensis bitkisinden elde edilmektedir. Aynı zamanda içeriğindeki L - teanin ve kafein ile uyanık tutma ve duygu durumu üzerine etkileri bulunmaktadır.

3. Pancar: Folat, potasyum, lif, A ve C vitamini oldukça yüksektir. Antioksidan aktivitesi oldukça yüksektir.

4. Ispanak: Beta karoten, folik asit ve diğer vitamin içerikleri de oldukça yüksektir. Lif, çinko, A, C, E, K vitaminleri, tiamin ve riboflavinden zengindir.

5. KİVİ: E, K ve C vitamini içerir. Bir adet kivi, günlük C vitamini ihtiyacını karşılar.

6. Patates: A, C vitamininden zengin ve lifin de iyi bir kaynağıdır. Kabuklu olarak tüketildiğinde vücuda daha fazla lif sağlar.

7. Kırmızı biber: A, B6 ve C vitamininden zengindir. Aynı zamanda manganez, niasin, potasyum ve lif içerir.

8. Somon ve ton balığı: İkisinin de protein ve Omega-3 içerikleri oldukça yüksektir. Kalp sağlığı için haftada en az iki kez tercih edilmelidir.

9. Yeşİl yapraklı sebzeler: K, A ve C vitamini içerikleri yüksektir. Ayrıca folat, manganez ve lif açısından da zengindirler.

10. Havuç: Gözlere parlaklık veren A vitamini içeriği oldukça yüksektir. Potasyum ve C vitaminin de iyi bir kaynağıdır.
Logged

Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 21730
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: İngilizce Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1466
Puan: +11/-4

Offline
« Yanıtla #5 : Ekim 31, 2009, 05:25:00 ÖS »

Dengeli Beslenme Kuralları

DENGELİ BESLENME KURALLARI
 

-Hayatınızda akılcı bir beslenme rejimi her zaman olmalı. Kilo vermeyi ertelemeyin. Eğer hızla kilo veremediyseniz, hayal kırıklığına uğramayın. Keza çok çabuk kilo kaybederseniz, yeme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz imkansız. Herhangi bir tatlıyı yemeden veya bisküvi paketini açmadan önce kendinize sorun, "Ben gerçekten aç mıyım" eğer cevabınız olumluysa, on dakika bekleyin ve bu soruyu tekrar sorun.

-Yiyeceklerinizi haftalık olarak planlayın. Böylece alışveriş yaparken, abur cubur satın almaktan kurtulabilirsiniz.Asla süpermarkete aç gitmeyin. Eğer insanlar tok karnına alışverişe giderlerse, besin değeri daha yüksek yiyecekler alıyorlar. Abur cuburdan da uzak duruyorlar.

-Daha hareketli olabilmek için hayatınızda, beslenme rejiminizde değişiklik yapmaktan kaçınmayın.

-Bir günlük tutun. Hem ne yediğinizi, hem de ruh halinizi kaydedin. Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık... sürelerle devam eder. Daima geriye dönüp kendinizi kontrol edin..

-Hiçbir zaman neden kilo vermek istediğinizi unutmayın. Sıkıldığınızda veya diyet yapmaktan yorulduğunuzda eski fotoğraflarınıza göz atın. Ve her verdiğiniz kiloda kendinizi nasıl hissettiğinizi hatırlayın. Değişimin zamanla ve sabırla olacağını hep aklınızın bir köşesinde bulundurun.

-Geçmişi değiştiremeyebiliriz ama gelecek için şansımızı deneyebiliriz.

-Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık... sürelerle devam eder.

-Yeryüzündeki hiçbir yiyecek, sizin kendinizi zayıf hissetmenizden daha lezzetli olamaz.

-Artık biliyorum ki, doğru seçimler yaparsam, zayıflayabilirim. Her an şu soruyu soruyorum: "Buna ihtiyacım var mı, gerçekten onu yemeyi istiyor muyum?

-Eğer yemek yemek istemiyorsanız, yemek yiyebileceğiniz bir yere gitmeyin.

-Sosyal zorunluluk olarak, bir partiye gidiyorsunuz, ne yiyeceğinizi de planlayın

-Eğer bir açık büfe ile yüz yüze iseniz, hemen salata bölümüne gidin ve tabağınızı salatayla doldurun. İkinci kez gittiğinizde kendinizi tok hissedeceksiniz ve daha fazla kontrol edebileceksiniz.

-Her zaman ölçülü olun. Porsiyonlarınız küçük olsun.

-Bol sebze, Az yağ, Bardak bardak su... .

-Yemeğe başlamadan önce bir bardak su için ve bu sırada düşünün, "Şu anda yemek yiyorum ama hedeflediğim kilodan uzaklaşıyorum." Kendi kendinizle yapacağınız tartışmalar işe yarayacak.

-Bilinçli bir şekilde yemek yiyin. Yavaş olun. Ağzınıza götürdüğünüz her lokmaya dikkat edin.

-Her yemekten sonra dişleriniz fırçalayın. Ağzınızdaki temizlik duygusu sizin bir kaç saat acıkmanızı engelliyor.

Logged

Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 21730
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: İngilizce Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1466
Puan: +11/-4

Offline
« Yanıtla #6 : Ekim 31, 2009, 05:27:52 ÖS »

DENGELİ VE YETERLİ BESLENMENİN ÖNEMİ

Sağlık Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi, vatandaşlarımızın beslenme konusunda bilinçlenmelerine katkıda bulunmak amacıyla “Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi”ni hazırlamıştır. Rehberde, her gün alınması gereken temel besinler,dört yapraklı yonca şeklinde gösterilmiştir. Yoncanın her bir yaprağı bir besin grubunu göstermektedir. Her bir besin grubu ve bunların vücudumuz için önemi aşağıda belirtilmiştir.

 

SÜT GRUBU

Süt yoğurt, peynir ve süt tozu gibi sütten yapılan besinlerdir. Bu besinler kalsiyum minerali ve yağ içerir. Yetişkinlerin günde iki, çocukların ve gençlerin ise üç-dört porsiyon süt ve süt ürünü tüketmeleri gerekir. (Bir orta boy su bardağı süt veya yoğurt ile iki kibrit kutusu büyüklüğündeki peynir bir porsiyondur.)

 

 Vücudumuz İçin Önemi

 

• Süt ürünlerinde bulunan kalsiyum, kemiklerimizin ve dişlerimizin sağlıklı gelişmesini sağlar.

• Hücrelerimizin çalışmasında önemli rol oynar.

• Yoğurt yemek ve tuzlu ayran içmek, ishal tedavisinde hayati önem taşır.


 
ET, YUMURTA VE KURUBAKLAGİL GRUBU

 Et, tavuk, balık, yumurta, kuru fasulye, nohut, mercimek, ceviz, fındık, fıstık gibi yağlı tohumlu besinler bu grupta yer alır. Bu besinler protein, mineral, vitamin, yağ ve karbonhidrat içerir. Et, yumurta ve kurubaklagil grubundan günde iki porsiyon alınmalıdır.

Bu besinlerin her gün tüketilmesi gereken miktarları şöyledir:

- Et, tavuk, balık vb. 50-60 g (iki ızgara köfte kadar)

- Kuru baklagiller 90 g (bir çay bardağının alabileceği kadar)

- Yumurta haftada üç-dört adet

 

Vücudumuz İçin Önemi

 

• Büyümeyi ve gelişmeyi sağlar.

• Hücrelerimizin yenilenmesini ve dokularımızın onarımını sağlar.

• Kan yapımında görevli önemli besin içeriklerini sağlar.

• Sinir ve sindirim sistemlerimiz ile derimizin sağlığında görev alan besin içerikleri en çok bu grupta bulunur.

• Hastalıklara karşı direncimizi artıran besin içeriklerini sağlar.

• Özellikle protein ihtiyacının arttığı bebeklik ve çocukluk dönemlerinde, bu gruptaki besin içeriklerinin alınması önemlidir.

 

SEBZE VE MEYVE GRUBU

 

Bitkilerin yenebilen her türlü kısmı, sebze ve meyve grubu altında toplanır. Sebze ve meyvelerin içeriklerinin önemli bir kısmını su oluşturmaktadır. Bunun yanında mineral ve vitamin bakımından zengindir. Sebze ve meyve günde en az beş porsiyon (Bir orta boy elma, muz, portakal veya iki fincan pişmiş sebze bir porsiyondur.) sebze ve meyve tüketmemiz gerekir.

 

Vücudumuz İçin Önemi

• Hücrelerimizin yenilenmesini ve dokularımızın onarımını sağlar.

• Büyümemize ve gelişmemize yardım eder.

• Deri ve göz sağlığımız için önemlidir.

• Diş ve diş eti sağlığımızı korur.

• Hastalıklara karşı direncimizi artırır.

• Kalp-damar hastalıklarının ve bazı kanser türlerinin oluşma ihtimalini azaltır.

• Bağırsaklarımızın düzenli çalışmasına yardımcı olur.

• Vücuda zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

 

EKMEK VE TAHIL GRUBU

Buğday, pirinç, mısır, çavdar ve yulaf gibi tahıllar ve bunlardan yapılan ürünler bu grup içinde yer alır. Bu besinler vitamin, mineral, protein, yağ ve karbonhidrat içerir. Tahıl ürünleri günde altı porsiyon tüketilebilir. (Bir dilim ekmek veya dört yemek kaşığı pilav bir porsiyondur.)

 

Vücudumuz İçin Önemi

• Vücudumuzun enerji kaynağıdır.

• Çavdar ve yulaf gibi lif içeriği yüksek olan besinlerin tüketimi, bağırsaklarımızın düzenli çalışmasını sağlar.

Yeterli ve dengeli beslenebilmek için dört farklı besin grubundaki bu yiyeceklerden her gün yeteri kadar tüketmeliyiz. Besin gruplarında yer alan herhangi bir besin içeriğinin yetersiz alınması durumunda, vücutta o besin içeriğinin görevi yerine getirilemez. Bunun sonucunda da vücudun çalışması aksar ve bazı hastalıklar ortaya çıkar. Sağlığımızı korumanın ve hastalıkları önlemenin temel şartı yeterli ve dengeli beslenmektir.

Logged

Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 21730
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: İngilizce Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1466
Puan: +11/-4

Offline
« Yanıtla #7 : Ekim 31, 2009, 05:39:01 ÖS »

ÇOCUK BESLENMESİ (1-6 Yaş)

Çocukların beslenmesinin özellikleri yaşlara göre farklılık gösterdiği için 1-3 yaş ve 4-6 yaş olmak üzere iki ayrı grupta ele alacağız.

BİR-ÜÇ YAŞ GRUBU BESLENMESİ


Bu yaş grubu çocukların beslenmesinde en önemli husus, çocuğun iyi bir beslenme ve yemek yeme alışkanlığı kazanmasıdır.

Bu bakımdan çocuğun iyi yemek yeme alışkanlığı kazanmasında anne, baba, büyükbaba, büyükanne gibi fertlerin tutumları önemlidir. Çocuğun beslenmeye karşı tepkilerini dikkatlice izlemek ve düzenlemek gerekir. Sütten kesilen bebekler, başlangıçta kaşıkla beslenmek istemeyip, huysuzluk belirtileri gösterebilirler. Böyle bir durumla karşılaşıldığında bebeği birkaç gün daha emzirmeye yada biberonla beslemeye devam edilmelidir. Katı besinler vermeyi, sonra yeniden denemelidir.

ÇOCUK YEMEK YEMEDE NEDEN GÜÇLÜK YARATIR ?

Çocuk hasta değilse ve yemek yemede güçlük yaratıyorsa bunun iki nedeni vardır:


1 - Çocuğun günlük yemek ihtiyacı bilinmediğinden gereğinden çok besin verilmektedir. Tok çocuk yemek istemez.

2 - Yada çocuk zamanında değişik tad ve kıvamdaki besinlere alıştırılmamıştır.

UNUTMAYINIZ:

- Yetersiz yemek verme çocuğu doyurmaz. Ancak zorlama da çocuğu yemekten tiksindirir.
- Çocuk yeme konusunda büyüklerden etkilenir. Sofrada çocuğun yanında yemeklerin iyi olduğu söylenmeli ve huzursuzluk çıkarılmamalıdır.

Çocuğun şiddetle yemek istemediği yiyecekleri vermekte ısrar etmek doğru değildir.

Çocukları başka çocuklarla karşılaştırmamalıdır. Her çocuğun vücut yapısı farklıdır. Bazı çocuklar daha çok besinle ihtiyaçlarını karşılarken , bazılarıda daha az besinle ayrı işlevleri yerine getirebilirler.

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME

Çocuğun yediklerinin yeterli olduğunu anlamak için en iyi rehber, çocuğun büyümesinin izlenmesidir.

Hasta olmayan büyümesi iyi olan bir çocuk yeterli ve dengeli besleniyordur.

Bu dönemde çocuk her üç ayda tartılır ve boyu ölçülür. Çocuk uygun şekilde kilo alıyor, boyuda uzuyorsa yedikleri yetiyordur.

Zihinsel gelişme ise insan beyni anne karnında ve doğumdan sonra hızla büyüyüp gelişerek 3 yaş sonunda büyümesini büyük ölçüde tamamlar.

Ana rahminde ve 3 yaşına kadar olan dönemde yetersiz ve dengesiz beslenme, beyin yapısında kalıcı geriliklere neden olur.


BİR-ÜÇ YAŞ DÖNEMİNDE ÇOCUĞA GEREKLİ BESİNLER NELERDİR?

Bu dönemde çocuğa verilecek besinler dört temel grupta toplanır:

1. Grup: Protein, B vitaminleri, kan yapıcı mineraller bakımından zengin ve enerji de sağlayan besinlerdir.

Et, tavuk, balık, yumurta, kuru nohut, fasulye mercimek ve bunlardan yapılan besinler bu grupta yer alır.

2. Grup: Kemiklerin gelişimi ve sağlığının sürdürülmesi, sinir ve kasların düzenli çalışması için gerekli kalsiyum, B vitaminleri, A vitamini ile aynı zamanda iyi ve kaliteli protein içeren gıdalardır.

Süt, yoğurt, peynir, çökelek v.b besinler bu grupta yeralır.

3. Grup: Enerji veren ayrıca protein ve B vitaminleri içeren gıdalardır.

Tahıllar ve bunlardan yapılan yiyecekler bu gruba girerler.

4. Grup: C vitamini sağlayan besinlerdir. Sebze ve meyveler bu grupta yer alır. Özellikle yeşil yapraklı sebzeler A, C ve B vitaminlerince zengindir.

Bu grupların her birinden sabah, öğle ve akşam öğünlerinden yeterince alınırsa dengeli ve düzenli beslenme sağlanır.

GÜNLÜK ALINMASI GEREKLİ GIDALAR

Bir-üç yaş grubundaki çocuklar günde en az

- Yarım kilo civarında süt veya yoğurt,
- Bir yumurta,
- Bir kepçe mercimek, nohut, fasulye gibi yemek, -
- Bir küçük tabak sebze yemeği
- Bir-iki adet meyve
- Bir-iki kaşık pilav-makarna,
- Bir-iki dilim ekmek yemelidir.


BİR-ÜÇ YAŞ İÇİN GÜNLÜK YEMEK LİSTESİ

Sabah: 1 adet pişmiş yumurta veya bir kibrit kutusu kadar peynir
1 küçük domates veya taze sıkılmış portakal, mandalina suyu,
Yarım veya 1 bardak süt
1-2 dilim ekmek.
Sabahla öğle arası: 1 adet meyve.

Öğle: Kıymalı sebze veya mercimekli, nohutlu bir yemek
2-3 kaşık pilav
1 bardak ayran
Sebze salatası

İkindi: 1 bardak süt veya ayran

Akşam: 1 kepçe yoğurtlu veya mercimekli çorba veya yoğurtlu makama
Yoğurtlu sebze yemeği
1 adet meyve






4-6 YAŞ GRUBU BESLENMESİ

Çocuk artık söylenenleri dinleyip anlayacak duruma gelmiştir. Bu çağda yeterli ve dengeli beslenme bilinci kazandırılır.

Bu yaşta zaman zaman iştahsızlık durumları oluşabilir.

İŞTAHSIZLIK NEDENLERİ NELERDİR?

İştahsızlık çeşitli hastalıklar, sonucunda oluşabilir. Çocukta bağırsak kurtları olabilir. Çocuk doktora götürülüp muayene ettirilir ve doktorun önerilerine uyulur.

Ayrıca önceki yaşlarda hatalı beslenme alışkanlığının oluşması,

- Çocuğun yaşına göre verilmesi gerekli yiyecek miktarının bilinmemesi
- Büyüklerinin ilgisizliği yada aşırı ilgisi
- Öğün aralarında lüzumsuz besinlerle beslenmede iştahsızlık yaratır.



UNUTMAYINIZ:

Kahvaltı yapmayan bir annenin yada sebze yemeği yemeyen bir babanın bunların değerlerini anlatması hiç inandırıcı değildir.

Bu yaşlarda çocuk dış çevre ile etkileşim halinde olduğundan, çabuk hastalanabildikleri gibi temizlik kurallarına dikkat edilmezse bağırsak parazitleri de görülebilir.

Bunun sonucunda çocukta kilo kaybı ve kansızlık görülür.

O halde 4-6 yaş grubu çocuklarına temizlik kuralları iyice benimsetilmelidir.

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME

Bu yaş grubunda da çocuğun yeterli ve dengeli beslenip beslenmediğinin en iyi göstergesi yine beslenme durumudur. Yılda 3-4 kez çocuğun ağırlık ve boyu ölçülerek işaretlenmelidir.

Yeterli ve dengeli beslenebilmesi için gerekli besin grupları da 1-3 yaş grubunda olduğu gibidir.

Ancak bu yaş grubunda çocukların beslenmesinde yanlış besin seçimine izin verilmemelidir. Örneğin süt yerine çay veya toz içecek, ayran yerine gazoz seçilmemelidir.

Buna ilaveten şehriye çorbası yerine mercimek çorbası, sebze çorbası, yoğurtlu çorba, reçel yerine pekmez tercih edilmelidir.



GÜNLÜK ALINMASI GEREKLİ GIDALAR

4-6 yaş grubu çocuklar yeterli ve dengeli beslenebilmek için her gün enaz

1-2 su bardağı süt, yoğurt veya 2-4 su bardağı ayran
Bir kibrit kutusu kadar beyaz peynir
Yarım kepçe pilav veya makarna
1 yumurta veya yumurta kadar et, balık yada bir kepçe mercimek, nohut yemeği
1-2 kepçe sebze salatası
3-6 dilim ekmek
1-2 adet meyve yemelidir.

UNUTMAYINIZ:

Pahalı gıdalar besin değeri yüksek anlamına gelmez.
Pahalı fakat besin değeri az olan örneğin şekerli besinler alınmadı diye üzüntü duymamalıdır.
Buna karşın mercimek bulgurla pişirilip taze sebze, meyve ve yoğurtla yenildiğinde son derece besleyici olur.





4-6 YAŞ İÇİN GÜNLÜK YEMEK LİSTESİ

Sabah: 1 kase yoğurtlu, sütlü, mercimekli çorbalardan biri veya bir adet yumurta veya kibrit kutusu kadar peynir
1-2 dilim ekmek
1 adet domates veya portakal, yeşil biber
Haşlanmış patates
1 bardak süt
Sabah-öğle arası 1 adet meyve

Öğle: 1 tabak kıymalı veya mercimekli sebze yemeği
1 tabak pilav
1 tabak sebze salatası
Ayran
İki dilim ekmek
İkindi: 1 bardak süt

Akşam: 1 tabak dolma, yoğurt veya balık buğulama
1 tabak sebze salatası
2-3 dilim ekmek yedirilmelidir.
Logged

Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 21730
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: İngilizce Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1466
Puan: +11/-4

Offline
« Yanıtla #8 : Ekim 31, 2009, 05:45:30 ÖS »

Bebek Beslenmesi

İlk 4 ayında bebek beslenmesi


Yaşamın ilk aylarında büyüme hızı yüksek olduğundan enerji ve diğer öğelerine olan gereksinim vücut kitlesine göre yüksektir. Yaşamın ilk ayında bebek 120 kcal/kg/gün enerji ve 2,4 g/kg/gün protein gereksinimi vardır.Bebek için gerekli besin maddelerini uygun bir biçimde içerdiği için anne sütü yaşamın ilk 4 ayında bebebekler için uygun besindir. İlk 4 ay bebek su dahil hiçbir ek gıda başlanmadan sadece anne sütü ile beslenmeledir. Ancak tüm çabalara rağmen ek gıda başlanması zorunlu olduğunda , 0-4 ay bebeklerinde ilk seçenek ayına uygun adapte bebek mamaları olmalıdır. Yaşamın ilk aylarında zorulu olmadıkça inek sütü verilmemelidir.

4-6 Aylık Bebek  Beslenmesi

6 cı aya kadar bebeğin anne sütüne devam etmesi, mümkünse tek başına anne sütü alması önerilir. Ancak anne sütü alan birçok bebekte 4-6 ay civarında ek besinlere başlanmsı gerekir. Anne sütü ile beslenmeye devam edilirken sıvı, yarı katı ve katı besinlerin verilmesi, ek besinlerin başlanmasından katı besinlere geçişe kadar olan bu dönem "ek besinlere geçiş dönemi" olarak adlandırılmaktadır.

 

Ek besinlere başlarken dikkat edilmesi gereken konular:
 
 
*Anne yada besleyen kişi rahat oturmalı, çocuğu anne sütü verir pozisyonda tutmalı.

*Ek besinlere çocuk uyanık ve aç olduğu zaman denenmeli.

*Bebek almadığı bir besin için zorlanmamlı, birkaç gün sonra tekrar denenmeli.

*Tüm ek besinlere aynı anda başlanmamalı, her hafta ayrı bir ek besin verilmeli.

*Ek besinler tek başına bir öğün olmalı.

*Ek besinler az miktarda başlanmalı, tepki görülmezse 3-4 gün içinde miktar artırılmalı.

*Çocuklarda ek besinler kaşık veya bardakta verilmeli, biberon kullanılmamalı.

*Allerjil belirtiler olursa besin kesilmeli, 15-20 gün sonra tekrar az miktarda başlanılıp
denenmeli.

*Kaşık eğitimi 4. aydan itibaren başlamalı (geç başladığı takdirde çiğneme fonksiyonları geçikir, ileri yaşlarda iştahsızlık problemleri ortaya çıkar.)

*Öğünlerde alacağı besin miktarı bebeğe bırakılmalı, ısrar edilmemeli.

*Yeme hızını bebek belirlemeli, acele edilmemeli.

*Hazıranan mama uzun süre oda ısısında bekletilmemeli.

*Çocuklarda tad duyusu erken gelişir. Bu nedenle hazırlanan mamaların tadı iyi olmalı,
çok sıcak veya soğuk verilmemeli, rengi cazip olmalı. Mikro dalga ile ısıtmak önerilmez.

*Ek besinlerin hazırlandığı mamada su mutlaka kaynatılmalı.

*Besinleri hazırlayan kişi besinleri hazırlamadan önce ellerini bol su ve sabunla
yıkamalı.

*Bebeğe verilecek yiyecek doğal ve taze ürünler ile hazırlanmalı, konserve, dondurulmuş yiyecek ve katkı maddesi içeren hazır besinler olmamalı.(Hazır çorbalar
önerilmez.)

*Bir yaşına kadar mamalara tuz ve şeker ilave edilmemeli.


 
6-8 aylık bebeğin beslenmesi

 

Ortalama Beslenme Sayısı:                                   4-5

Bir öğünde alınan yaklaşık besin miktarı:             150-210 ml

Önerilen günlük enerji miktarı:                               (80-135) 110 kcal/kg/gün

Günlük protein gereksinimi                                    1.63 g/kg/gün
 

 

 

Anne sütü alıyor

-Anne sütü
-Yoğurt
-Muhallebi, sütlaç
-Devam Formül Mamalar
-Meyve püreleri
Zenginleştirilmiş sebze püresi
-Yumurta sarısı
-Beyaz peynir

Anne sütü almıyor

-Yoğurt
-Muhallebi, sütlaç
-Devam formül mamalar
-Tarhana çorbası
-Meyve püresi
-Zebze püresi
-Yumurta sarısı
-Beyaz peynir
 

 

6-8 aylık bebeğin örnek beslenme programı
 
 

Sabah saat 8'de
Saat 12' de
Saat 15'de
Saat 17'de
Saat 21'de

 Anne Sütü Alıyor

Anne sütü +yumurta sarıası+beyaz peynir
Sebze Çorbası +yoğurt
Meyve suyu veya püresi
Devam formülü +veya sebze çorbası
Anne sütü veya muhallebi(sütlaç)

 Anne Sütü Almıyo

Formül mama+yumurta sarısı+ beyaz peynir
Sebze çorbası +beyaz peynir
Meyve suyu veya püresi
Devam formülü veya sebze çorbası
Muhallebi veya sütlaç
 
 

 

SEBZE ÇOBALARI

Sebzeler zengin vitamin ve mineral kaynaklarıdır.  Demir içeriği zengin sebzelerden hazırlanan sebze çorbalarıbebeği demir eksikliği anemisinden korurur. Bebekelrin değişik lezzetlere alıştırılması, erken tad duyusunun geliştirilmesini sağlar. Bu nedenle demir içeriği yüksek sebzelerden hazırlanan sebze çorbaları, anne sütü alan bebeğin diyetine altıncı aydan itibaren eklenmelidir.  Anne sütü almayan bebeklere dördüncü aydan itibaren başlanabilinir. Birçok sebzede nitrit bulunduğundan daha önce başlanmamalıdır.Patates, havuç, kabak,ıspanak, taze fasulye, marul, domates, semiz otu, taze biber ve bezelye sebze çorbalarında yaarlanılabilecek sebzelerdir.  Mevsim dışı seralarda yetiştirilen, hormon içeren sebze ve meyveler kullanılmamalıdır. Patlıcan vitamin ve mineral içermediği için verilmez, bakla  favizim zehirlenmesi yapabileceği için bebekte kullanılmaz. Kereviz bebek severse eklenebilinir. Karnitinden zengin olduğu için bezelye verilebilir. Karnabahar ve nohut gaz yaptıkları için verilmez.Konserve ve dondurulmuş sebzeler bebek beslenmesinde kullanılmaz. Kuru sebzeler haşlandığında ilk su atılmamalıdır, mineralden zengin olan bu sularla çorbalar hazırlanmasında büyük yarar vardır.Sebze Çorbası Hazırlanışı:(1porsiyon)
-1 küçük bou patates
-1\2 orta boy havuç
-1küçük boy domates
-1 tatlı kaşığı zeytinyağı (bitkisel yağı)
-1 tatlı kaşığı pirinç (+kırmızı mercimek)Sebzeler iyice yıkanır, soyulur, küçük küçük doğranır. Küçük bir tencereye (tercihan basınçlı tencereye) 1-2 bardak kadar su konulur ( besin değerleri azalmaması için az su ile pişirilmesi önerilir), içine sebzeler ve 1   tatlı kaşığı pirinç ilave edilir. Tencerenin kapağı kapatılarak sebzeler yumuşayana kadar pişirilir. Daha sonra içindeki su ile tahta bir kaşıkla ezilir, iyi ezilmezse tel süzgeçten geçirilir. Bir tatlı kaşığı bitkisel yağ ilave edilerek çocuğa verilir.  Böyle hazırlanmış bir porsiyon sebze çorbası 130 kcal enerji, ve 1,5 gram protein sağlar.
Sebze çorbaları hazırlanırken blender kullanılmamalı, bebelerin erken dönemde pütürlü gıdaya alışması için sebzeler ezilerek verilmelidir. Bir yaşına kadar sebze çorbalarına tuz eklenmemeliidir.
Sebze çorbalarına alıştıktan sonra protein ve demir yönünden iyi bir kaynak olan kırmızı mercimek veya bulgur eklenir.
Tarhana çorbası, süt ve yoğurt eklenerek yapıldığı zaman bebek için uygun besindir. Tarhana çorbası sebze ve et ile zenginleştirilebilinir.

Zenginleştirilmiş sebze çorbaları:

Sebzeler, enerji ve proteinden fakir oldukları için sebze çorbaları yeterli protein sağlamaz. Bu nedenle 7. aydan itibaren ( sebze çorbası başlandıktan 15 gün sonra) kıyma, ufalanmış yumurta sarısı, beyaz peynir, veya rendelenmiş kaşar peyniri protein kaynaklarının katılması ile zenginleştirilerek verilmelidir.
Çocuğa etin kendisi ezilerek verilmelidir. Et suyunun besin değeri düşüktür. Kıyma yerine tavuk, hindi veya balık eti eklenebilir. Sebze çorbalarının protein içeriğini artırabilmek için sütlü veya yoğurtlu sebze çorbaları hazırlanabilir yada sebze çorbasının yanına yoğurt eklenebilir.
 

 

BALIK

Dil balığı, tavuk baığı gibi yağsız ve kılçığı az balıklar tercih edilmeli, balık iyi pişmiş olmalı ve kılçıksız olduğundan emin olduktan sonra iyice ezilip verilmelidir. Bir tatlı kaşığı başlanır, sonra miktarı artırılır.
 

 

YUMURTA

Anne sütü alan bebeklere 6.aydan itibaren günaşırı olacak şekilde verileilir. Çocuğa verilecek yumurtataze olmalı. Daima katı olacak şekilde hazırlanır. Başlangıçta 1/8 i sütle ezilip verilir, kızartı , döküntü , kaşıntı gibi allerjik belirtiler yoksa 2-3 gün sonra 1/4 yumurta sarısına çıkılır, gene yoksa 1/2 si verilir ve miktar gittikçe
artırılarak 8-10 gün içinde tam yumurta sarısına çıkılır. Bebekte allerjiye neden olursa kesilir, 20 gün kadar beklenir, sonra yukarıda anlatıldığı gibi 1/8 yumurtadan başlayarak tekrar denenir.  Yumurta sabah kahvaltısına ilave edilebildiği gibi sebze çorbasının içine karıştırılarak da verilebilir.
 

 

Beyaz Peynir

Düşük yağlı labne peyniri ya da suda bekletilip tuzu alınan beyaz peynir sabah kahvaltısında veya öğle sebze çorbasına katılarak verilebilir.Başlangıçta az miktarda başlıyarak bir kibrit kutusu büyüklüğüne çıkılır. Beyaz peynir 6 cı aydan itibaren başlanır. Taze peynir verilmemelidir.
 
9-12 AYLIK BEBEK BESLENMESİ

 

 

9-12 Aylık Bebek Beslenmesi
 
Ortalama Beslenme Sayısı:                           3-4

Bir Öğünde Alınan besin miktarı:                 210-240 ml

Önerilen Günlük Enerji Miktarı:                    (80-135)105 kcal/kg/gün

Günlük Protein Gereksinimi:                       1.44 g/kg/gün
 

 

Alabileceği Besinler(anne sütü alan ve almayan)
 
-Anne Sütü
-Meyve püreleri
-Yoğurt
-Muhallebi, Sütlaç
-Devam Formülleri
-Zenginleştirilmiş sebze püresi
-Evde bulunan çocuğa uygun yemekler( dolma, köfte)
-Ezilmiş makarna, pilav
-Tam yumurta
-Ekmek (kabuksuz çok taze olmayan)
-Beyaz peynir
-Reçel veya pekmez
 

 

 Bebek bu aylarda sofraya oturtulur. Evde yoğurtlu ve sütlü çorbalar, acsız tarhana, mercimek çorbası, patates, kabak, taze fasulye, pazı, ıspanak gibi sebze yemekleri, balık, köfteler, et yemekleri, etli veya mercimekli dolmalar, iyi pişmiş nohut gibi çocuğa uygun yemekler ezilerek 1 kepçe kadar verilir. Yemekler yağda kızartılmış olmamalı, suda pişirilmiş olmalıdır. Bebeğe verilecek yemeklere tuz, acı ve baharat eklenmemelidir. Bu aylarda bebeğinkaşıla kendi yemesine olanak vermelidir.

Dokunzcu aydan sonra bebek günaşırı 1 adet katı pişmiş yumurta (beyazı ile birlikte) almalıdır. Yumurta kahvaltıd verileceği gibi çorbaların içine karıştırılarak da verilebilir.

Günde büyüklüğüne göre 1-2 adet meyve yemelidir.

Makarna, kuskus, şehriye, erişte gibi hamurlu besinler 9.aydan itibaren verilebilir. Pişmiş 100 gram hamurlu besin ortalama 450 kalori sağlar. Hamurlu besinler besinlere yoğurt, rendelenmiş peynir veya domates eklenerek besin değeri artırılır. Makarna ve benzeri hamurlu besinlerin haşlandıkları su atılmamalıdır.    Bu 
 haşlama suyu sebzelerkle karıştırılarak bebeklere verilebilir.
 

 

Örnek Beslenme Programı

 
Sabah

Öğle

ikindi

Akşam

 
 Anne sütü + kahvaltı

Zenginlşetirilmiş sebze püresi/ yoğurt-ezilmiş makarna

Meyve +1 bisküvi

Muhallebi +sebze püresi veya ev yemekleri                       
 
 

 

 

KAHVALTI

150 cc kadar formül mama veya süt(şekersiz) +tam yumurta veya beyaz peynir(kibrit kutusu kadar) +bir tatlı kaşığı reçel  +ince bir dilim ekmek
 

 

Izgara Köfte

1Porsiyon:

30 gr yağsız iki kere çekilmiş dana kıyması
Çok az ekmek içi ( yada pirinç)
Çok az maydanoz

Ekmek içi az ıslatılarak maydanoz ve kıyma ile yoğurulur, fırında kızartılır veya ekmek yerine pirinç konularak sulu köfte olarak yedirilir. Böyle hazırlanmış bir köfte bebeğe 70 kcal ve 6 gr protein sağlar.
 

 

ETLİ SEBZE YEMEKLERİ

2 porsiyon

1 köfte kadar (30gr) 3t (dana kıyma veya tavuk)
1 yemek kaşığı pirinç (mercimek veya bulgur)
1 yemek kaşığı sebze (ıspanak, kabak, domates, semizotu)
1 tatlı kaşığı zeytinyağı
1 küçük soğan

Sebzeler doğranarak bir tencereye konur, 1 köfte kadar kıyma, 1 yemek kaşığı pirinç ( mercimek veya bulgur) ile 1 tatlı kaşığı zeytinyağı az su konup pişirilir.  Bir porsiyon etli sebze yemeği bebğe 125 kcal ve 4 gr protein sağlar.
 

Logged

Tam Üye
***
Avatar Yok
Üye No: 88173
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Diğer Meslek Dalları
Mesaj Sayısı: 110
Puan: +1/-1

Offline
« Yanıtla #9 : Ağustos 16, 2010, 05:39:04 ÖS »

TeşekkürLer payLaşım için =)
Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 104169
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Diğer Meslek Dalları
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: İstanbul
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #10 : Kasım 23, 2010, 09:32:50 ÖÖ »

gerçekten emeginize sağlık çok yararlı bir bilgi oldu
Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 106275
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #11 : Aralık 02, 2010, 07:55:32 ÖS »

paylaşım için teşekürler
Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 109153
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Diğer Meslek Dalları
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: İstanbul
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #12 : Aralık 13, 2010, 05:57:30 ÖS »

Beslenme Nedir?



Canlılarda büyüme, sağlık, üreme için gerekli besin maddelerinin alınması. Besinler, bedende gerçekleşen kimyasal tepkimeler için gerekli kimyasal enerjinin yanı sıra, bedene destek olan, hücrelerin oluşması ve yenilenmesi için gereken maddeleri de sağlarlar. Canlıların varlıklarını sürdürebilmeleri için çeşitli kimyasal bileşenler içeren besinler almaları gerekir. Sporculara güç kazandırmak için ya da şişmanlık, şeker hastalığı ve kalıtımsal bozukluklar gibi sorunlara da karşı da, özel beslenme rejimleri uygulanabilir. Dengeli bir rejimde kişinin aldığı kalori, bedenin gereksinmesine uygun olmalıdır. Beslenme rejiminin önemli bileşenleri proteinler, yağlar, karbonhidratlar, su, vitaminler ve tuzlar ile bazı az bulunan elementlerdir. Bunlar uygun ve dengeli biçimde alınmazlarsa, beslenme bozukluğu hastalıkları ortaya çıkar.

Kişinin dengeli beslenmesi için alınan besinler 5 grupta incelenir:

*Tahıl ve Ekmek Grubu
*Süt ve Yoğurt Grubu
*Et Grubu
*Sebze ve Meyve Grubu
*Yağ ve Şeker Grubu

KARBONHİDRATLAR: Vücudun temel enerji kaynağıdır. Kişinin günlük enerji gereksiniminin %55'i karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan bu bileşikler yiyeceklerde daha çok şeker ve nişasta biçiminde bulunur. Örneğin üzüm şekeri denen glikoz en basit karbonhidratlardan, yumrulu bitkilerin köklerinde depolanan nişasta ise en karmaşık karbonhidratlardan biridir. Karbonhidratça zengin yiyeceklerin yapısında genellikle glikozdan daha karmaşık şekerler ve nişastalar bulunur. Ama bu bileşiklerin tümü sindirim sıraında parçalanarak glikoza indirgendiğinden, yiyeceklerdeki bütün karbonhidratlar sonunda glikoz olarak kana geçer ve karaciğerde glikojen biçiminde depolanır. Vücuda enerji gerektiğinde, karaciğerdeki glikojen yeniden glikoza dönüşerek kan dolaşımı aracılığıyla hücrelere dağıtılır. Bu nedenle, kanda bulunduğu için kan şekeri de denen glikoz vücudun temel enerji kaynağıdır.

PROTEİNLER:Vücudun yapı taşlarıdır. Kemikler, kaslar, deri, sinirler, kısacası vücudun büyük bölümü proteinlerden oluşur. Yiyeceklerle alınan proteinler sindirim sırasında parçalanarak aminoasitlerine ayrışır ve vücut, bu aminoasit deposundan seçtiği uygun yapıtaşlarını yeniden bir araya getirerek kendi dokularını oluşturan proteinleri yapabilir. Protein açısından zengin olan başlıca hayvansal yiyecekler yunurta, et, balık, peynir ve süt, bitkisel yiyecekler ise ekmek, patates, fındık ve ceviz gibi kabuklu yemişler, bezelye, fasulye ve mercimektir.
1 gr protein 4 Kal'lik bir enerji sağlar. Günlük enerjinin %10-15'i proteinden gelmelidir. Beslenmemizde proteinden zengin besinlere ihtiyaçtan fazla tüketmek, yetersiz tüketmek kadar zararlıdır.

YAĞLAR: Vücudun enerji ihtiyacında bir diğer besin grubu da yağlardır. Yağlar da karbon, hidrojen, ve oksijenden oluşur. Tereyağı, yağlı et, kaymak, peynir ve yumurta gibi yiyeceklerden alınan hayvansal yağlar ile mısır, ayçiçeği, fındık ve ceviz gibi yağlı tohumlardan elde edilen bitkisel yağlar dengeli beslenmede önemli bir yer tutar. Ama bu temel besinlerin fazla alınması zararlı olabilir. Bazı yağların kalp hastalıkları olasılığını artırdığına inanan birçok doktor, sağlıklı bir yaşam için özellikle hayvansal yağların fazla yenmemesini salık verir. 1 gr. yağ 9 Kal enerji sağlamaktadır.

VİTAMİNLER:Vücuttaki bir takım biokimyasal işlemlerin devamında rol oynarlar, vücudun direncini artırır ve bazı vitaminler, vücuda alınan çoklu doymamış yağ asitlerinin oksidasyonunu önlerler. İlk bulunan vitaminler alfabenin değişik harfleriyle adlandırılmıştı. Sonradan bu bileşiklerin kimyasal yapıları belirlenince, askorbik asit, tiyamin ya da riboflavin gibi bilimsel adlar verildi. Ama bugün bile, vitaminlerin A, B, C gibi harflerle anılması çok yaygındır. Vitaminlerin çok az miktarda alınması vücut için yeterli olduğundan, çeşitli yiyeceklerle dengeli beslenen kişilerde vitamin eksikliği görülmez. Yalnız bazı hastalıklarda doktorlar, vücut sağlığına kavuşuncaya kadar normalden daha fazla vitamin alınmasını önerirler. Ama olağan koşullarda yiyeceklerdekiyle yetinmeyip gereğinden çok vitamin almanın hiçbir yararı yoktur; çünkü vitaminlerin çoğu vücutta depolanmaz ve günlük gereksinimden fazlası idrarla birlikte dışarı atılır.

MİNERALLER: Mineraller vücudun sağlılı kalabilmesi için gerekli olam kimyasal elementler ile bu elementlerin inorganik bileşikleridir. Her mineralin, öbür besin maddelerinin etkisini güçlendiren tamamlayıcı bir görevi vardır. En çok sütte ve süt ürünlerinde bulunan kalsiyum, kemiklerin ve dişlerin sağlıklı gelişmesinde önemli rol oynar. Süt ürünlerinde, yumurta sarısında, baklagillerde ve kuru yemişlerde bulunan fosfor da kemik ve dişlerin, kas ve sinir dokusunun yapıtaşlarındandır. İçme sularında bulunan flüorun da diş çürümelerini önlediği saptanmıştır.



Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 163162
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Zihin Engelliler Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2
Nerden: Tokat
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #13 : Kasım 30, 2011, 10:15:42 ÖS »

Beslenme Nedir?



Canlılarda büyüme, sağlık, üreme için gerekli besin maddelerinin alınması. Besinler, bedende gerçekleşen kimyasal tepkimeler için gerekli kimyasal enerjinin yanı sıra, bedene destek olan, hücrelerin oluşması ve yenilenmesi için gereken maddeleri de sağlarlar. Canlıların varlıklarını sürdürebilmeleri için çeşitli kimyasal bileşenler içeren besinler almaları gerekir. Sporculara güç kazandırmak için ya da şişmanlık, şeker hastalığı ve kalıtımsal bozukluklar gibi sorunlara da karşı da, özel beslenme rejimleri uygulanabilir. Dengeli bir rejimde kişinin aldığı kalori, bedenin gereksinmesine uygun olmalıdır. Beslenme rejiminin önemli bileşenleri proteinler, yağlar, karbonhidratlar, su, vitaminler ve tuzlar ile bazı az bulunan elementlerdir. Bunlar uygun ve dengeli biçimde alınmazlarsa, beslenme bozukluğu hastalıkları ortaya çıkar.

Kişinin dengeli beslenmesi için alınan besinler 5 grupta incelenir:

*Tahıl ve Ekmek Grubu
*Süt ve Yoğurt Grubu
*Et Grubu
*Sebze ve Meyve Grubu
*Yağ ve Şeker Grubu

KARBONHİDRATLAR: Vücudun temel enerji kaynağıdır. Kişinin günlük enerji gereksiniminin %55'i karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan bu bileşikler yiyeceklerde daha çok şeker ve nişasta biçiminde bulunur. Örneğin üzüm şekeri denen glikoz en basit karbonhidratlardan, yumrulu bitkilerin köklerinde depolanan nişasta ise en karmaşık karbonhidratlardan biridir. Karbonhidratça zengin yiyeceklerin yapısında genellikle glikozdan daha karmaşık şekerler ve nişastalar bulunur. Ama bu bileşiklerin tümü sindirim sıraında parçalanarak glikoza indirgendiğinden, yiyeceklerdeki bütün karbonhidratlar sonunda glikoz olarak kana geçer ve karaciğerde glikojen biçiminde depolanır. Vücuda enerji gerektiğinde, karaciğerdeki glikojen yeniden glikoza dönüşerek kan dolaşımı aracılığıyla hücrelere dağıtılır. Bu nedenle, kanda bulunduğu için kan şekeri de denen glikoz vücudun temel enerji kaynağıdır.

PROTEİNLER: Vücudun yapı taşlarıdır. Kemikler, kaslar, deri, sinirler, kısacası vücudun büyük bölümü proteinlerden oluşur. Yiyeceklerle alınan proteinler sindirim sırasında parçalanarak aminoasitlerine ayrışır ve vücut, bu aminoasit deposundan seçtiği uygun yapıtaşlarını yeniden bir araya getirerek kendi dokularını oluşturan proteinleri yapabilir. Protein açısından zengin olan başlıca hayvansal yiyecekler yunurta, et, balık, peynir ve süt, bitkisel yiyecekler ise ekmek, patates, fındık ve ceviz gibi kabuklu yemişler, bezelye, fasulye ve mercimektir.
1 gr protein 4 Kal'lik bir enerji sağlar. Günlük enerjinin %10-15'i proteinden gelmelidir. Beslenmemizde proteinden zengin besinlere ihtiyaçtan fazla tüketmek, yetersiz tüketmek kadar zararlıdır.

YAĞLAR: Vücudun enerji ihtiyacında bir diğer besin grubu da yağlardır. Yağlar da karbon, hidrojen, ve oksijenden oluşur. Tereyağı, yağlı et, kaymak, peynir ve yumurta gibi yiyeceklerden alınan hayvansal yağlar ile mısır, ayçiçeği, fındık ve ceviz gibi yağlı tohumlardan elde edilen bitkisel yağlar dengeli beslenmede önemli bir yer tutar. Ama bu temel besinlerin fazla alınması zararlı olabilir. Bazı yağların kalp hastalıkları olasılığını artırdığına inanan birçok doktor, sağlıklı bir yaşam için özellikle hayvansal yağların fazla yenmemesini salık verir. 1 gr. yağ 9 Kal enerji sağlamaktadır.

VİTAMİNLER: Vücuttaki bir takım biokimyasal işlemlerin devamında rol oynarlar, vücudun direncini artırır ve bazı vitaminler, vücuda alınan çoklu doymamış yağ asitlerinin oksidasyonunu önlerler. İlk bulunan vitaminler alfabenin değişik harfleriyle adlandırılmıştı. Sonradan bu bileşiklerin kimyasal yapıları belirlenince, askorbik asit, tiyamin ya da riboflavin gibi bilimsel adlar verildi. Ama bugün bile, vitaminlerin A, B, C gibi harflerle anılması çok yaygındır. Vitaminlerin çok az miktarda alınması vücut için yeterli olduğundan, çeşitli yiyeceklerle dengeli beslenen kişilerde vitamin eksikliği görülmez. Yalnız bazı hastalıklarda doktorlar, vücut sağlığına kavuşuncaya kadar normalden daha fazla vitamin alınmasını önerirler. Ama olağan koşullarda yiyeceklerdekiyle yetinmeyip gereğinden çok vitamin almanın hiçbir yararı yoktur; çünkü vitaminlerin çoğu vücutta depolanmaz ve günlük gereksinimden fazlası idrarla birlikte dışarı atılır.

MİNERALLER: Mineraller vücudun sağlılı kalabilmesi için gerekli olam kimyasal elementler ile bu elementlerin inorganik bileşikleridir. Her mineralin, öbür besin maddelerinin etkisini güçlendiren tamamlayıcı bir görevi vardır. En çok sütte ve süt ürünlerinde bulunan kalsiyum, kemiklerin ve dişlerin sağlıklı gelişmesinde önemli rol oynar. Süt ürünlerinde, yumurta sarısında, baklagillerde ve kuru yemişlerde bulunan fosfor da kemik ve dişlerin, kas ve sinir dokusunun yapıtaşlarındandır. İçme sularında bulunan flüorun da diş çürümelerini önlediği saptanmıştır.



Anahtar Kelimeler: beslenme nedir  , sağlıklı beslenme nedir , dengeli ve düzenli beslenme nedir , dengeli ve düzenli beslenmenin önemi , neden dengeli beslenmeliyiz, beslenme bülteni, çocuklarda beslenme, bebeklerde beslenme, sporcu beslenmesi, dengeli beslenme, canlılarda beslenme
Tesekkurr
Logged

ben cok mutluyum
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 163162
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Zihin Engelliler Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2
Nerden: Tokat
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #14 : Kasım 30, 2011, 10:22:16 ÖS »

Beslenme Nedir?



Canlılarda büyüme, sağlık, üreme için gerekli besin maddelerinin alınması. Besinler, bedende gerçekleşen kimyasal tepkimeler için gerekli kimyasal enerjinin yanı sıra, bedene destek olan, hücrelerin oluşması ve yenilenmesi için gereken maddeleri de sağlarlar. Canlıların varlıklarını sürdürebilmeleri için çeşitli kimyasal bileşenler içeren besinler almaları gerekir. Sporculara güç kazandırmak için ya da şişmanlık, şeker hastalığı ve kalıtımsal bozukluklar gibi sorunlara da karşı da, özel beslenme rejimleri uygulanabilir. Dengeli bir rejimde kişinin aldığı kalori, bedenin gereksinmesine uygun olmalıdır. Beslenme rejiminin önemli bileşenleri proteinler, yağlar, karbonhidratlar, su, vitaminler ve tuzlar ile bazı az bulunan elementlerdir. Bunlar uygun ve dengeli biçimde alınmazlarsa, beslenme bozukluğu hastalıkları ortaya çıkar.

Kişinin dengeli beslenmesi için alınan besinler 5 grupta incelenir:

*Tahıl ve Ekmek Grubu
*Süt ve Yoğurt Grubu
*Et Grubu
*Sebze ve Meyve Grubu
*Yağ ve Şeker Grubu

KARBONHİDRATLAR: Vücudun temel enerji kaynağıdır. Kişinin günlük enerji gereksiniminin %55'i karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan bu bileşikler yiyeceklerde daha çok şeker ve nişasta biçiminde bulunur. Örneğin üzüm şekeri denen glikoz en basit karbonhidratlardan, yumrulu bitkilerin köklerinde depolanan nişasta ise en karmaşık karbonhidratlardan biridir. Karbonhidratça zengin yiyeceklerin yapısında genellikle glikozdan daha karmaşık şekerler ve nişastalar bulunur. Ama bu bileşiklerin tümü sindirim sıraında parçalanarak glikoza indirgendiğinden, yiyeceklerdeki bütün karbonhidratlar sonunda glikoz olarak kana geçer ve karaciğerde glikojen biçiminde depolanır. Vücuda enerji gerektiğinde, karaciğerdeki glikojen yeniden glikoza dönüşerek kan dolaşımı aracılığıyla hücrelere dağıtılır. Bu nedenle, kanda bulunduğu için kan şekeri de denen glikoz vücudun temel enerji kaynağıdır.

PROTEİNLER: Vücudun yapı taşlarıdır. Kemikler, kaslar, deri, sinirler, kısacası vücudun büyük bölümü proteinlerden oluşur. Yiyeceklerle alınan proteinler sindirim sırasında parçalanarak aminoasitlerine ayrışır ve vücut, bu aminoasit deposundan seçtiği uygun yapıtaşlarını yeniden bir araya getirerek kendi dokularını oluşturan proteinleri yapabilir. Protein açısından zengin olan başlıca hayvansal yiyecekler yunurta, et, balık, peynir ve süt, bitkisel yiyecekler ise ekmek, patates, fındık ve ceviz gibi kabuklu yemişler, bezelye, fasulye ve mercimektir.
1 gr protein 4 Kal'lik bir enerji sağlar. Günlük enerjinin %10-15'i proteinden gelmelidir. Beslenmemizde proteinden zengin besinlere ihtiyaçtan fazla tüketmek, yetersiz tüketmek kadar zararlıdır.

YAĞLAR: Vücudun enerji ihtiyacında bir diğer besin grubu da yağlardır. Yağlar da karbon, hidrojen, ve oksijenden oluşur. Tereyağı, yağlı et, kaymak, peynir ve yumurta gibi yiyeceklerden alınan hayvansal yağlar ile mısır, ayçiçeği, fındık ve ceviz gibi yağlı tohumlardan elde edilen bitkisel yağlar dengeli beslenmede önemli bir yer tutar. Ama bu temel besinlerin fazla alınması zararlı olabilir. Bazı yağların kalp hastalıkları olasılığını artırdığına inanan birçok doktor, sağlıklı bir yaşam için özellikle hayvansal yağların fazla yenmemesini salık verir. 1 gr. yağ 9 Kal enerji sağlamaktadır.

VİTAMİNLER: Vücuttaki bir takım biokimyasal işlemlerin devamında rol oynarlar, vücudun direncini artırır ve bazı vitaminler, vücuda alınan çoklu doymamış yağ asitlerinin oksidasyonunu önlerler. İlk bulunan vitaminler alfabenin değişik harfleriyle adlandırılmıştı. Sonradan bu bileşiklerin kimyasal yapıları belirlenince, askorbik asit, tiyamin ya da riboflavin gibi bilimsel adlar verildi. Ama bugün bile, vitaminlerin A, B, C gibi harflerle anılması çok yaygındır. Vitaminlerin çok az miktarda alınması vücut için yeterli olduğundan, çeşitli yiyeceklerle dengeli beslenen kişilerde vitamin eksikliği görülmez. Yalnız bazı hastalıklarda doktorlar, vücut sağlığına kavuşuncaya kadar normalden daha fazla vitamin alınmasını önerirler. Ama olağan koşullarda yiyeceklerdekiyle yetinmeyip gereğinden çok vitamin almanın hiçbir yararı yoktur; çünkü vitaminlerin çoğu vücutta depolanmaz ve günlük gereksinimden fazlası idrarla birlikte dışarı atılır.

MİNERALLER: Mineraller vücudun sağlılı kalabilmesi için gerekli olam kimyasal elementler ile bu elementlerin inorganik bileşikleridir. Her mineralin, öbür besin maddelerinin etkisini güçlendiren tamamlayıcı bir görevi vardır. En çok sütte ve süt ürünlerinde bulunan kalsiyum, kemiklerin ve dişlerin sağlıklı gelişmesinde önemli rol oynar. Süt ürünlerinde, yumurta sarısında, baklagillerde ve kuru yemişlerde bulunan fosfor da kemik ve dişlerin, kas ve sinir dokusunun yapıtaşlarındandır. İçme sularında bulunan flüorun da diş çürümelerini önlediği saptanmıştır.



Anahtar Kelimeler: beslenme nedir  , sağlıklı beslenme nedir , dengeli ve düzenli beslenme nedir , dengeli ve düzenli beslenmenin önemi , neden dengeli beslenmeliyiz, beslenme bülteni, çocuklarda beslenme, bebeklerde beslenme, sporcu beslenmesi, dengeli beslenme, canlılarda beslenme
Logged

ben cok mutluyum
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 163175
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Müzik Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Giresun
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #15 : Kasım 30, 2011, 11:25:15 ÖS »

 Grin
Beslenme Nedir?



Canlılarda büyüme, sağlık, üreme için gerekli besin maddelerinin alınması. Besinler, bedende gerçekleşen kimyasal tepkimeler için gerekli kimyasal enerjinin yanı sıra, bedene destek olan, hücrelerin oluşması ve yenilenmesi için gereken maddeleri de sağlarlar. Canlıların varlıklarını sürdürebilmeleri için çeşitli kimyasal bileşenler içeren besinler almaları gerekir. Sporculara güç kazandırmak için ya da şişmanlık, şeker hastalığı ve kalıtımsal bozukluklar gibi sorunlara da karşı da, özel beslenme rejimleri uygulanabilir. Dengeli bir rejimde kişinin aldığı kalori, bedenin gereksinmesine uygun olmalıdır. Beslenme rejiminin önemli bileşenleri proteinler, yağlar, karbonhidratlar, su, vitaminler ve tuzlar ile bazı az bulunan elementlerdir. Bunlar uygun ve dengeli biçimde alınmazlarsa, beslenme bozukluğu hastalıkları ortaya çıkar.

Kişinin dengeli beslenmesi için alınan besinler 5 grupta incelenir:

*Tahıl ve Ekmek Grubu
*Süt ve Yoğurt Grubu
*Et Grubu
*Sebze ve Meyve Grubu
*Yağ ve Şeker Grubu

KARBONHİDRATLAR: Vücudun temel enerji kaynağıdır. Kişinin günlük enerji gereksiniminin %55'i karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan bu bileşikler yiyeceklerde daha çok şeker ve nişasta biçiminde bulunur. Örneğin üzüm şekeri denen glikoz en basit karbonhidratlardan, yumrulu bitkilerin köklerinde depolanan nişasta ise en karmaşık karbonhidratlardan biridir. Karbonhidratça zengin yiyeceklerin yapısında genellikle glikozdan daha karmaşık şekerler ve nişastalar bulunur. Ama bu bileşiklerin tümü sindirim sıraında parçalanarak glikoza indirgendiğinden, yiyeceklerdeki bütün karbonhidratlar sonunda glikoz olarak kana geçer ve karaciğerde glikojen biçiminde depolanır. Vücuda enerji gerektiğinde, karaciğerdeki glikojen yeniden glikoza dönüşerek kan dolaşımı aracılığıyla hücrelere dağıtılır. Bu nedenle, kanda bulunduğu için kan şekeri de denen glikoz vücudun temel enerji kaynağıdır.

PROTEİNLER: Vücudun yapı taşlarıdır. Kemikler, kaslar, deri, sinirler, kısacası vücudun büyük bölümü proteinlerden oluşur. Yiyeceklerle alınan proteinler sindirim sırasında parçalanarak aminoasitlerine ayrışır ve vücut, bu aminoasit deposundan seçtiği uygun yapıtaşlarını yeniden bir araya getirerek kendi dokularını oluşturan proteinleri yapabilir. Protein açısından zengin olan başlıca hayvansal yiyecekler yunurta, et, balık, peynir ve süt, bitkisel yiyecekler ise ekmek, patates, fındık ve ceviz gibi kabuklu yemişler, bezelye, fasulye ve mercimektir.
1 gr protein 4 Kal'lik bir enerji sağlar. Günlük enerjinin %10-15'i proteinden gelmelidir. Beslenmemizde proteinden zengin besinlere ihtiyaçtan fazla tüketmek, yetersiz tüketmek kadar zararlıdır.

YAĞLAR: Vücudun enerji ihtiyacında bir diğer besin grubu da yağlardır. Yağlar da karbon, hidrojen, ve oksijenden oluşur. Tereyağı, yağlı et, kaymak, peynir ve yumurta gibi yiyeceklerden alınan hayvansal yağlar ile mısır, ayçiçeği, fındık ve ceviz gibi yağlı tohumlardan elde edilen bitkisel yağlar dengeli beslenmede önemli bir yer tutar. Ama bu temel besinlerin fazla alınması zararlı olabilir. Bazı yağların kalp hastalıkları olasılığını artırdığına inanan birçok doktor, sağlıklı bir yaşam için özellikle hayvansal yağların fazla yenmemesini salık verir. 1 gr. yağ 9 Kal enerji sağlamaktadır.

VİTAMİNLER: Vücuttaki bir takım biokimyasal işlemlerin devamında rol oynarlar, vücudun direncini artırır ve bazı vitaminler, vücuda alınan çoklu doymamış yağ asitlerinin oksidasyonunu önlerler. İlk bulunan vitaminler alfabenin değişik harfleriyle adlandırılmıştı. Sonradan bu bileşiklerin kimyasal yapıları belirlenince, askorbik asit, tiyamin ya da riboflavin gibi bilimsel adlar verildi. Ama bugün bile, vitaminlerin A, B, C gibi harflerle anılması çok yaygındır. Vitaminlerin çok az miktarda alınması vücut için yeterli olduğundan, çeşitli yiyeceklerle dengeli beslenen kişilerde vitamin eksikliği görülmez. Yalnız bazı hastalıklarda doktorlar, vücut sağlığına kavuşuncaya kadar normalden daha fazla vitamin alınmasını önerirler. Ama olağan koşullarda yiyeceklerdekiyle yetinmeyip gereğinden çok vitamin almanın hiçbir yararı yoktur; çünkü vitaminlerin çoğu vücutta depolanmaz ve günlük gereksinimden fazlası idrarla birlikte dışarı atılır.

MİNERALLER: Mineraller vücudun sağlılı kalabilmesi için gerekli olam kimyasal elementler ile bu elementlerin inorganik bileşikleridir. Her mineralin, öbür besin maddelerinin etkisini güçlendiren tamamlayıcı bir görevi vardır. En çok sütte ve süt ürünlerinde bulunan kalsiyum, kemiklerin ve dişlerin sağlıklı gelişmesinde önemli rol oynar. Süt ürünlerinde, yumurta sarısında, baklagillerde ve kuru yemişlerde bulunan fosfor da kemik ve dişlerin, kas ve sinir dokusunun yapıtaşlarındandır. İçme sularında bulunan flüorun da diş çürümelerini önlediği saptanmıştır.



Anahtar Kelimeler: beslenme nedir  , sağlıklı beslenme nedir , dengeli ve düzenli beslenme nedir , dengeli ve düzenli beslenmenin önemi , neden dengeli beslenmeliyiz, beslenme bülteni, çocuklarda beslenme, bebeklerde beslenme, sporcu beslenmesi, dengeli beslenme, canlılarda beslenme
Grin Wink Cool Cool Cool
Logged

çok çalışkan olmak istiyorum
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 164343
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Diğer Meslek Dalları
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Trabzon
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #16 : Aralık 06, 2011, 09:40:16 ÖS »

 Smiley Smiley Smiley Cheesy çok güzel çok işime yaradı sağol
Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 118722
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Yalova
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #17 : Aralık 11, 2011, 04:32:39 ÖS »

ELİNİZE EMEĞİNİZE SAĞLIKK...
Logged
Etiket: beslenme  sağlıklı beslenme  dengeli ve düzenli beslenme  beslenmenin önemi 
  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Tüm toplama bilgisayar fırsatları için tıklayın !


Yıllık Planlar 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
2009-2010 Yıllık Planlar 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
Zümre Toplantıları 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
Belirli Günler ve Haftalar Birleşmiş Milletler Günü Kızılay Haftası 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Dünya Tasarruf Günü
Yazılı Soruları
1. Yazılı Soruları

Edubilim olarak 2009-2010 Eğitim ve Öğretim Yılında da eğitimle ilgili , bilgi , belge ve dosyalarla tüm öğrenci ve öğretmenlerin yanındayız...
Tüm hakları sakllıdır. Edubilim 2007-2009. Bu sitede bulunan bilgi , belge ve dökümanların izin alınmadan veya kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır. İletişim Adresi: edubilim@gmail.com

Edubilim I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Haritası I Site Map I Reklam
Edu Sohbet -Webmaster -Edubilim2 -Oyunpiyatforum-- Web Stats

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Çok kısa bir süre sonra sitemize
yalnızca davetiye ile üye olunabilecek...
 Hem davetiye hakkı kazanmak için hem de sitemizdeki dosyaları indirebilmek için lütfen üye olun...
Üyelik tamamen ücretsizdir, üye olmak için tıklayın