Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular:
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Ekim 25, 2014, 02:48:22 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...

  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi  (Okunma Sayısı 6198 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline

« : Eylül 21, 2009, 02:42:00 ÖÖ »


1.

İlk toplumlarda bireylerin mülkiyet kavramı gelişmemişti. Bireylik bilinci oluşmamıştı.Devlet kurma aşamasına gelemeyen toplulukların en belirgin özelliği “insan birey olarak gerçek yerini henüz bulamamıştır. Devletin belirmesindeki ilk toplumsal öge bilinçlenme aile kavramının ortaya çıkmasıyla başladı.en güçlü ailenin reisi gittikçe zenginleşti ve aile ve mülkiyet kavramı gelişti.mülkiyeti çok olan reislere herkes itaat etti ve böylece devlet oluştu.
Kültür: Bir insan topluluğunun belli bir zaman içinde her alanda ürettiği maddi manevi bütün değerlerin toplamıdır. Ekonomi bilim sanat din vs.her türlü değer kültürdür.
Medeniyet –Uygarlık: Eğer kültür yerleşik düzene geçerek kentleşmiş topluluklar tarafından üretiliyorsa ve belli toplulukların bu tür kültürler arasında büyük benzerlikler varsa o takdirde uygarlık söz konusudur.
Bir devletin en önemli işlevi: devlet kendisine güvenen insanları ancak hukuk kuralları koyarak yönetebilir.hukuk kuralları devletin üstün gücünü gösteren en önemli kanıtıdır.
İlk anayasa İngiliz kolonisi olan kuzey amerikadan geldi İngiliz kralına karşı ayaklandılar ve ilk yazılı anayasayı yazdılar 18.yüzyılın sonlarında yazıldı ve insanlığın yazılı en eski anayasası oldu.ve ilk ihtilal olmuş oldu.
İhtilal: mevcut siyasi düzeni bazı güçlü önderlerin öncülüğünde halkın zorla başından atması demektir.
Bu ihtilal ile ortadan kalkan düzenin boşluğunu yeni esaslara dayanarak bir devlet kurdular işte bu ikinci aşamaya devrim veya inkılap denir. İnkılap toplumdaki düzenin kısa sürede ve belli bir zorlama ile değiştirilerek, yerine yeni bir sosyal yapının kurulması demektir. Devrim devrilmişin yerine konan demektir. Fransada 1879 yılındaki ihtilalle krallık ve soyluluk kalktı ve laiklik ilkesi devlete temel oldu. Din ve ahlak devrim dışı kalmak zorundadır zorlanamaz. Evrim (Evolution) toplumsal kurumların kendiliğinden hissedilmeden ve zamanın koşullarına uyarak değişmesidir. Devrim (Revolution) ise öyle değildir.darbeler devrim değildir.eski düzene yeni kadrolarla gidilmesidir. George Kohler bugünkü Avrupa birliği düşüncesinin Amerikan ve Fransız devrimlerinin ortak düşüncesinden ortaya çıktığını söyler.
Fransız düşünürleri aydınlanma çağına katkısı oldu/ Türk inkılabında egemenlik ve bağımsızlık mücadelesi birlikte yürütülmüştür./türk inkılabı bağımsızlık için mücadele verilmesinden dolayı Fransız inkılabından farklıdır/ değişme, değiştirme bir toplumdaki kurumların kısa zamanda ve zorla değiştirilmesi inkılaptır./tarihte bilinen ilk devlet Sümerlerdir./ Toplumun yapısının köklü ve hızlı bir biçimde değiştirilmesi inkılap niteliği taşır./ilk çağ uygarlıklarından Mısırda hükümdarlar kendini tanrı olarak gösterirlerdi./ bazı toplumlarda devlet yapısının çeşitli alanlarda işlerliğini yitirmesi sonucu düzeltmelere gidilir buna reform denir./koydukları hukuk kurallarını egemen olduğu bugünkü Avrupa ve kuzey Afrika ülkelerinin çoğunu kapsayan çok büyük alanda uygulayabilen devlet Roma imparatorluğudur.Batıda ortaçağın sonlarına doğru bir uyanış başlamış ve bu uyanış sonucu aydınlanma çağı açılmıştı.bu uyanışın nedenleri- kapalı ve içine dönük ekonomik yaşamın kırılması-ilkçağın büyük düşünürlerinin yapıtlarının yeniden değerlendirilmesi –aklın giderek özgürleşmesi- coğrafi keşiflerin etkisidir./ bütün yurttaşların devlet gücü üzerinde hakkı olduğu yolundaki görüşlerin belirlenmeye başladığı dönem aydınlanma çağıdır./ Avrupa kıtasını derinden etkileyen ve bütün 19.yüzyılda getirdiği yenilikler Avrupa toplumları tarafından benimsenen devrim Fransız devrimidir.
Türk devriminin sosyolojik ve hukuksal açıdan tarihte eşi görülmemiş bir devrim olmasının nedeni diğer devrimlerde görülen özelliklerin ulusal kalıba dökülüp kendine özgü bir model oluşturmasıdır.
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
2.
« Yanıtla #1 : Eylül 21, 2009, 02:43:17 ÖÖ »

Eski Türkler kurdukları devletlerin başına kaan veya hakan adını verdikleri lideri getiriyorlardı. Türk inanışına göre kaan ailesine gök tanrı devleti yönetme yetkisi veriyordu.orta asyada göçebe kabileler birliği biçiminde yapılanıyorlardı dinamik bir yapıları vardı çok hareketliydiler.
Osmanlı padişahının vekiline sadrazam veya veziri azam denirdi. Sipahiler elde edilen toprakları yönetmekle görevlendirilirdi.Sipahiler devletin temsilcisiydi. Erkek gayrimüslimler cizye adında vergi verirlerdi.Eflak ve boğdan (Romanya) yöneticileri gayrimüslimlerden seçilirdi.
Osmanlının gerileme Nedenleri; yapısı gereğince denizlere açılabilecek konumda değildi.bu nedenle büyük coğrafi keşiflere katılamayıp denizaşırı ülkelere yerleşemedi. Bu keşifler avrupanın durgun ekonomik ve siyasi yapısını değiştirdi.sömürge devletlerinin toprakları avrupada parayı gerçek bir değişim aracı yaptı. Ticaret hızla gelişti. Burjuvazi iyice güçlendi. Denizaşırı ticaret Anadolu ve Rusya üzerinden yapılan ticareti çökertti. Bu Osmanlıya büyük ekonomik durgunluk yarattı. Osmanlı tarım ürünleri batıdaki pazarlarını yitirdi. Denizaşırı ülkelerden daha bol ve daha ucuza sağlanıyordu. Osmanlının ekonomisi tarıma dayandığı için gerekli ilerlemeyi sağlayamadı. Avrupada bilim öne çıktı doğa bilimlerinde ardı ardına yapılan buluşlar, baskı tekniğinin bulunması, kralların eğitim işine eğilmeleri bireylerin bilinçlenmeleri batıda yeni bir girişimci ortam yarattı. Böylece ekonomik gelişmelerin yanında bilim alanındada geri kaldı Osmanlı. Avrupa ise 1648 tarihinde mezhepler arası savaşı vestefalya barışı ile bitirdi. Rusya hızla gelişmeye başladı ve Osmanlı üzerinden sıcak denizlere açılmak istiyordu. Osmanlı savaşmak için vergileri artırdı dirlik adı verilen yeni peşin vergiyi çıkardı halk dahada ezildi. Rusya avusturalya iran venedikle savaşarak zayıfladı ve fıransız ihtilaliyle gerileme tam bir çöküş durumuna geçti. Fransız ihtilalinin saçtığı demokrasi ve ulusçuluk akımları bağrında pek çok ulusu barındıran Osmanlı için bir yıkım oldu.sırplar yunanlar ve Arapların ayaklanmaları başladı. Çöküşü gören Osmanlı ıslahatlar yapmaya başladı.ilki 1727 de matbaayı kabul ederek basım tekniğini kullanmaya başladılar. Avrupa ise 1454 ten beri kullanıyordu. Namık kemale göre Osmanlının ıslahatlarının sebebi zayıflayan devleti kurtarmaktı kesinlikle insanları önemsemiyordu ıslahatla devleti eski gücüne getireceği sanılıyordu.III Selim devletteki bozuklukları iyi teşhis etmişti.ulaşmak istediği düzene Nizamı Cedid “ Yeni Düzen” adını verdi.ilk diplomatik temsilciliği o kurdu. Padişahla ayanlar arasındaki yetki bölünmesi anlaşmasına senedi ittifak adı verildi.1826 da yeniçeri ocağı kaldırıldı.2. Mahmut ilk kez devlet işlerini birbirinden ayırdı bakanlıklar kurdu. İtfaiye posta akademi vs.ilk önce kurdu. Daha sonra Abdulmecit 3 kasım 1839 da Tanzimat fermanını ilan etti.Hukuk devleti kurulmaya başlandı.
Hukuk Devleti; Yurttaşını rahat ve huzur içinde yaşatan, onun malını canını ve onurunu koruyan,eğemenliğin kaynağını yurttaşa dayandıran onu bütün özgürlüklerle donatan devlettir. En önemli varlık temeli ise bütün insanlara can güvencesi vermesidir. 1856 da abdulmecit ıslahat fermanını yayınladı böylece Müslüman ve gayrimüslimler eşit haklara kavuştu. Osmanlı tarihinde ilk kez siyasal özgürlükler uğruna mücadele eden Genç Osmanlıların tek istediği padişahın yanında halkın temsilcilerinin bulunduğu bir meclisin bulunması idi.
2.Abdulhamit tarafından 23 aralık 1876 da ilan edilen anayasa ‘kanuni Esasiye’ ile meclis kuruldu.1876 yılında silahlı kuvvetler ile sivil aydınlar birleşerek Sultan Abdulazizi tahttan indirdiler.siyasal yaşama müdahalesi de bu olayla başladı.1787-1878 tarihlerinde türk rus savaşı başladı istanbulu Ruslara bırakmak istemeyen İngilizlerin baskısı sonucu Ruslar bizimle ayastefenos barış anlaşmasını imzaladı daha sonra bu anlaşmayı Berlin de biraz değiştirildi. Kars Ardahan batum Ruslara verildi. Sırbistan Romanya Karadağ bağımsızlıklarını ilan etti.bosna hersek, Avusturya Macaristan imparatorluğuna bırakıldı.bulgaristan hemen hemen tam bağımsız oldu. Kıbrıs adası İngilizlere bırakıldı. İstibdat dönemi : kaybedilen topraklar nedeniyle mecliste ağır eleştirilen 2.abdulhamit meclisi tatil etti.ve tam 30 yıl onları toplamadı. Devleti tekrar kurtarmaya çalışmışsada doğu Rumeli mısır Girit gibi yerlerin yitirilmesine engel olamadı. Dış borçları ödemeye çalıştı alacaklı devletler duyuni umumiye adında bir (Genel borçlar Yönetimi) örgüt kurarak devlet gelirlerine el atmalarını önleyemedi.cumhuriyet dönemine kadar en fazla okul bu padişah tarafından kuruldu. 2.abdulhamidin kurduğu bu okullarda yetişen genç subaylar durumu pek beğenmiyor ve padişaha karşı halkı aydınlatmaya çalışıyorlardı, gizli dernekler kuruyor ve yeraltından özgürlük mücadelesi yürütüyorlardı.bu aydınlara genç jön Türkler adı takılmıştı. Bu dernekleri tek çatı altında önce Osmanlı terakki ve ittahat cemiyeti daha sonradan adı ittahat ve terakki olarak değiştirildi.1866 yılında avusturyaya karşı ayaklanan Macarlar bağımsızlıklarını kazandılar 1867 de ise tekrar Avusturya ile birleşerek Avusturya Macaristan adını aldılar. İkinci Meşrutiyet.: Abdulhamidin ürkek ve ihtiyatlı siyasetini yetersiz bulan genç subaylar yeniden anayasal bir monarşiye dönülmekle yurdun kurtulacağına inanan ittihat ve terakki derneği subayları 1908 temmuz ayı içinde saraya baş kaldırdı. Padişah bunu bastıramadı sonunda meclisi 23 temmuz 1908 de tekrar açma kararı aldı.böylece 2 meşrutiyet açılmış oldu. Padişaha sempati duydular mesrutiyeti yeterli görüyorlardı.Meşrutiyet Sözcük anlamı bakımından “Şarta Bağlanmış’demekti hükümdarın siyasal yetkilerini demokratik bir anayasa ile şarta bağlamak yani halkla hükümdar arasında bir yetki paylaşımına gidilmesi demekti.seçimler yapıldı yeni parlomento kuruldu meclisi mebusan ın hiçbir yetkisi yoktu. Derviş vahdeti adındaki kıbrısta yetişen bir İngiliz casus volkan adıyla yayınladığı gazetede şeriat çığırtkanlığı yapmaya başladı.31 mart 1909 da düzeltilmiş takvime göre 13 nisanda istanbulda büyük bir gerici ayaklanma başladı.bu olay ittahat ve terakki nin selanikteki merkezinden duyuldu ve hareket orduları bu ayaklanmaları bastırdı. Meclis yeniden toplandı ve suçlu gibi görülen 2. abdulhamit tahttan indirildi. Yerine 5. Mehmet Reşat geçirildi.siyasal örgütlenme ve toplantı hakkı yurttaşlara verildi. Böylece türkiyede ilk siyasal partilerin kurulması yolu açıldı. Meclisi mebusanın yetkileri artırıldı.hükümetin meclise karşı sorumluluğu kabul edildi.padişahın yasama yetkisi daraltıldı.yargı güvensizliği yaratan 113. madde kaldırıldı. Osmanlı 1912 yılının ekim ayında isviçredeki ouchy (Uşi) kentinde İtalyanlarla barış imzalandı ve Libya italyaya veriliyor Rodos ve 12 ada ise balkan savası sonunda Osmanlıya geri verilecekti. Bu adaları 1947 yılına kadar ellerinde tuttular ve ikinci dünya savaşını yitirdikleri için Yunanistan a bıraktılar.1913 yılının mayıs ayında inmazalan Londra barış anlaşması ile batı sınırımız çizildi.midye enez çizgisine çekildi.imroz ve Bozcaada dışındaki bütün ege adaları yunanistana verildi. Ünlü ittihatcı Enver bey 23 ocak 1913 tarihinde başbakanlığı basarak harbiye nazırını öldürdü bu olay babali baskını adıyla anılır.
SORULAR: ıslahat hareketleri başlayıncaya kadar Osmanlıda en çok ihmal edilen kurum eğitim dir.
Türkler Abbasiler döneminde islamiyeti kabul etmişlerdir./Osmanlı döneminde erkek gayrimüslimlerden alınan vergiye cizye denir./ 1648 yılında imzalanan vestefelya barışı 30 yıl savaşlarını bitirmiştir./ Osmanlı devleti 18,yüzyılda İngiltere ile savaşmamıştır Rusya Venedik Avusturya ve İranla Savaştı./ Osmanlı devletinde ilk kez özerklik ve bağımsızlık kazanan uluslar Sırp ve Yunanlardır/ Osmanlı padişahlarından 3.selim in ulaşmak istediği düzene Nizamı Cedid ‘Yeni Düzen’dir./2. Mahmut döneminde Kitap basım tekniği uygulanmıştır ilk kez. 3 kasım 1839 da ilan edilen Tanzimat fermanında devletin içine düştüğü durumdan kurtulması için öne sürülen ilk çare yurttaş ile devlet arasındaki ilişkiyi sağlamlaştırmaktır./ Osmanlı devleti abdulmecit döneminde kırım savaşında İngiltere ve fıransayı yanına çekebilmek için ıslahat fermanını ilan etti./ 23 aralık 1876 da ilan edilen anayasa ile ‘kanuni esasiye’ile yürütmeyi denetleme yetkisi meclise aitti.
Osmanlı devletinin Berlin anlaşmasında kars Ardahan ve batun u kaybetti. 1878 yılında imzalanan ayestefanos ön barış anlaşması yerine aynı yıl Berlin anlaşması imzalandı./ duyuni umumiye adı verilen uluslarası örgüt Osmanlı devletinden alacaklı ülkeler arasında kuruldu./ 20. yüzyıl başlarında İngiltere bazı gizli antlaşmalarla başta İstanbul olmak üzere Rusların göz diktiği her yerin onlara verilmesine razı olmuştu, ingilterenin böyle bir politika izlemesinin nedeni Almanların çıkarlarını tehdit etmesiydi./ 2. meşrutiyetin ilan edilmesini sağlayan cemiyet ittihat ve terakki cemiyetidir./ 2. meşrutiyete karşı çıkan ayaklanma 31 mart olayıdır./2.meşrutiyet döneminde anayasada padişahın yasama yetkisi kısıtlanmış, meclisi mebusanın yetkileri artırılmış- yurttaşlara siyasal örgütlenme hakkının tanınması sağlanmış- yargı güvensizliği yaratan 113. madde kaldırılmış-siyasal partilerin kurulmasına olanak tanınmıştır. / 2. meşrutiyetin ilanından sonra Osmanlı devletinin kaybettigi topraklar Bulgaristan ege adaları arnavultluk trablusgarp tır.ittahat ve terakki babali baskını sonucu ülke yönetimini tümüyle ele geçirmiş diktatörlük rejimi kurmuştur./ ittahat ve terakkinin önde gelenleri balkan savaşı sırasında toprak kayıplarını gerekçe göstererek babali baskınını yaptılar./ balkan savaşları sırasında Arnavutluk bağımsızlığını ilan etmiştir./ Osmanlı devleti Lozan önbarışı anlaşması ile İmroz ve Bozcaada dışındaki eğe adalarını kaybetti/Osmanlı 1912 yılındaki uşi anlaşmasıyla trablusgarbı kaybetti./ 2 meşrutiyet-31 mart olayı –trablusgarp savaşı-balkan savaşı sırasıyla olmuştur./ ittahatçılar babali baskınından sonra rejime el koymuşlardır. Birinci balkan savaşlarına Bulgaristan Yunanistan karadag Sırbistan katılmıştır (Romanya Katılmamıştır) / Osmanlı devleti balkan savaşından sonra Karadağ hariç (Makedonya eğe adaları Arnavutluk batı tırakyayı kaybetmiştir) / Yunanistan Romanya Bulgaristan Sırbistan dan sonra en son Arnavutluk bağımsızlığını ilan etmiştir.
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
3.
« Yanıtla #2 : Eylül 21, 2009, 02:43:40 ÖÖ »

İttahat ve terakki; her şeyden önce türk ulusçuluğunu bir ideoloji haline getirmeye çalışmışlardır.Ziya Gökalp (1876-1924) ittahat ve terakkinin ideoloğudur.türkçülük bilincini yerleştirmeye çalışmışlardır.islam ile yoğrulmuş ulusçuluğu (Milliyetçilik) Turancılığa kadar giden bir düşünce ırkçı diyebileceğimiz boyutta partide öne çıkıyordu. İlk önce dil ile başlamıştır Türkçülük.
Başlıca düşünce akımları; İslamcılık,; Bütün felaketlerden dolayı islamdan uzaklaşmadan dolayı geldiği ve yeniden islama dönülmesi gerektiğini savunuyorlardı. Osmanlıcılık, Tanzimat ile uygulanan kökleri 2.mahmut zamanına dayanan bu akıma göre, dinleri ulusları inançları ne olursa olsun herkes Osmanlı sayılıyordu. Zengin bir etnik karışım her kesimin birbirine saygılı olması temel alıyordu. Tanzimat ilkeleri ile herkes eşit sayılmış birtek devlet yönetiminde temsil edilmesi kalmıştı.Kişisel Girişim ve Yerinden Yönetim(Teşebbüsi Şahsı ve Ademi Merkeziyet) ; Saraya mensup Prens Selahattin (1877-1948) adlı bir aydının başlattığı bu hareket kişisel girişime değer veren ilk akılcı akımdır.yapılan bütün reformların kişiye değil devlete dönük olduğunu anlayan selahattin insana geniş özgürlüklerin tanınması ve çeşitli etnik grupların federasyona benzer bir şekilde yaşamalarını öneriyordu. Yukarıdaki akımların en tutarlı olanı Türkçülük ve İslamcılıktı ittahatçılar Türkçülüğe önem verdiler ve bu amaçla türk gençlerini yetiştirmek türk kadınlarına bazı haklar tanımak ulusal bir burjuvazi yaratmak için ellerinden geleni yaptılar.
Birleşik Alman imparatorluğunu Prusyanın başkanı Bismarc 1871 de kurdu. Sömürgeci devletler en büyüğü İngiltere ardından Fransa ispanya Portekiz Hollanda ve belçikadır. 1868 yılında Süveyş kanalını Fransızlar açtı ama İngiltere satın aldı. Birinci Dünya savaşının nedenleri ;1914-1918 emperyalist devletler alman imparatorluğunun kurulmasıyla dengeyi yitirdiler.çekişen ekonomik çıkarların yol açtığı gerginlik müthiş bunalıma yol açtı, İngiltere ve fransanın çok pazarını kapan Almanya gerginliğin artmasına neden oluyordu.balkan yarımadası Osmanlı eğemenliğinden çıkınca orada kurulan ve sınırları ekonomik ve doğal yollarla cizilmeyen devletler arasında kıyasıya bir rekabet başladı. Birada yaşayan ıslavlar (Slavlar) en büyükeri Ruslar, polanyalılar (Lehler) çekler slovakla, slovanler, Hırvatlar Bulgarlar ve sırplar belli başlı ıslav uluslarıdır. Berlin barışına göre Bosna Hersek Avusturya Macaristan imparatorluğuna verilmişti. İngiliz ve Almanların çekişmesinden dolayı balkanlar karışıktı sırp ulusçular Bosna herseki kendi toprakları içine almaya çalışıyorlardı.bosna hersek in merkezi olan saraybosnaya gezmek için gelen Avusturya Macaristan imparatorluğu veliahtı ve eşi gezi sırasında sırp teröristlerce 28 haziran 1914 te öldürüldü.bu olay büyük yankı yaptı Avusturya Macaristan hükümeti kendi güvenlik güçlerinin sırbistana giderek bu katilleri yakalamasını istedi bunun üzerine Sırplar kabul etmedi.ve 28 temmuz 1914 te Avusturya Macaristan sırbistana savaş ilan etti.rusya Avusturya macaristana karşı ayaklandı Sırpların yanında yeraldı, 1 agustosta Almanya rusyaya savaş ilan etti. Bu olayı değerlendirmek isteyen fıransaya karşı da Almanya savaş açtı.belçika ise 1839 tarihinde İngiltereninde aralarında bulunduğu devletlerle yansız kabul edilmişti.almanlar bu anlaşmayı bozuyorlardı.bu olay ingiltereyi harekete geçirdi ve 4 ağustosta almanyaya karşı savaş ilan etti. Almanların Rusya İngiltere ve fransaya karşı açtığı savaşa 12 ağustosa kadar Avusturya Macaristan imparatorluğuda katıldı.böylece ittifak (Bağlaşma) grubu oluştu. Diğerleri ise Anlaşma (itilaf) devletleri grubu oluştu. Savaş başında yansızlığını ilan eden İtalya grubunu değiştirdi ve anlaşma devletlerine katıldı. Alman gemisi Goeben ve Breslau Osmanlı limanlarına sığındı ve Osmanlı bu iki gemiyi satın aldığını bildirdi ve gemilerin mürettabatını Osmanlı emrine aldığını duyurdu.28-29 ekim 1914 gecesi bu gemiler Enver paşanın buyruğu ile rus limanlarını bonbalamaya başladı. Ve anlaşma devletleri sırasıyla Osmanlıya savaş ilan ettiler. Doğuda Rusya ile savaş başladı Erzurum Erzincan Muş Bitlis Trabzon Rusların eline geçti 1917 de rusyada ihtilal çıktı ve Rusya savaştan anlaşma yaparak çekildi. 3 mart 1918 brets litovsk anlaşması. Anlaşma gereğince Berlin anlaşmasında bizden aldıkları kars batum ve ardahanı geri verdiler.
Çanakkale cephesi; İngiliz ve Fransız donanmaları rusyaya yardım götürebilmek için 19 şubat 1915 da kumkale ve sebdulbahir mevkilerini bombardımana tuttu.9 ocak 1916 tarihinde gizlice boğazları terk ettiler.
ruslara yardım imkansızlaştı.istanbul kurtuldu. Savaş devam etti.
Irak Kanal ve Filistin Cepheleri: İngilizler ve Araplarla savaşıldı. Irak Cephesi: İngilizlerle savaşıldı Osmanlı bu cephede yenildi.bağdata kadar ilerlediler. Kanal ve Filistin Cephesi: İngilizlerle cemal paşa komutasındaki birliklerimizle savaşıldı.suriyeye kadar geldiler ve savaş bitti. Osmanlının savaşa girmesi sadece rusyayı çökertti.
Wilson ilkeleri; Savaşı kazansa bile hiçbir ülke toprak alamayacaktı.başka devletlerin eğemenliği altındaki uluslara kendilerini yönetme imkanı verilecekti.yenenler yendiklerinden savaş tazminatı almayacaklar.bütün bu işleri düzenleyen bir uluslar arası örgüt kurulacaktı. İlk önce Bulgaristan anlaşma devletleriyle anlaştı ve savaştan çekildi.sonra Osmanlılar çekildi.30 ekim 1918 de. Türk inkılabının hazırlık evresi birinci dünya savaşının bitimiyle başlar. Ziya Gökalp Türkçülük bilincini yerleştirmeyi hedefleyen ideologlardandır. Osmanlıcılık : Osmanlı Devletinde yaşayan dinleri ulusları inançları ne olursa olsun eşit gören sistemdir.
Prens Selahattin Kişisel girişim ve yerinden yönetimin öncüsüdür. Almanların Osmanlı üzerinde eğemenlik kurmak istemesinin sebepleri. İngiliz sömürgelirinde yaşayan Müslümanları ayaklandırmak. Süveyş kanalını kontrol etmek . fazla nüfuslarını batı anadoluya yerleştirmek, Ortadoğu ticari yollarını ele geçirmektir/ Almanyanın II.Wilhem in imparatorluk olmasıyla Osmanlıya yaklaşmasından en fazla İngiltere rahatsız olmuştur. / Rusya panislavizm düşüncesiyle slav ırklarını birliştirmek istemiştir./ Avusturya Macaristan ise bu düşünceye karşı çıkmıştır./ Slav kökenli uluslar Slovaklar Sırplar Bulgarlar Hırvatlar dır (Arnavultlar slav değildir) Bulgaristanın bağlaşıklarıyla birlikte savaşa girmesi Osmanlı ile almanyanın arasını açmıştır./ İngilterenin Hindistan ile olan ulaşımını kesmek için Osmanlı Almanların isteğiyle kanal cephesini açtı./ ilk savaştan çekilen ve anlaşma yapan devlet Bulgaristan dır/ abd nin birinci dünya savaşına katılmasından hemen sonra Wilson ilkeleri yayınlanması gerçekleşmiştir. (Kabilelerin devlet düzenine geçme nedenleri – ortak düşmünlarının olduğunu ortak dili konuştuklarını ortak inanca sahip olduklarını ve ortak ekonomik çıkarlarının olduğunu görmeleridir “ Aynı kral yada bey tarafından yönetilmelerini görmeleri değildir”)/ ittahatçılar Türkçülük akımının savunucusudurlar.
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
4.
« Yanıtla #3 : Eylül 21, 2009, 02:44:17 ÖÖ »

SAVAŞ SONUNDA rus çarlığı yıkıldı Bolşevik ihtilaliyle sosyalist bir devlet kuruldu, alman imparatorluğu yıkıldı II:Wilhem in yurdu terk etmesinden sonra alman cumhuriyeti kuruldu.yeni yönetim anlaşma devletleriyle Versay anlaşması imzaladı eşi görülmemiş bir enflasyon ve işsizlik yaşandı ve 1933 yılında faşist bir rejim kuruldu. Avusturya Macaristan imparatoru I.karl ülkesini terk etti ve Saint Germain anyaşması imzalandı Macaristan la Avusturya ayrı bir devlet haline Macaristan ayrı bir devlet haline geldi. Yugoslavya ve Çekoslavakya yeniden kuruldu. Polanya kuruldu. Yenilenler arasında Bulgaristan ise Neuilly anlaşması imzaladı ve savaştan kurtuldu. Osmanlı imparatorluğu da çöktü 10 ağustos 1920 de imzalanan sevr anlaşması imparatorluğun çöküş belgesi olmuştur topraklarının paylaşılmasını kabul etmiştir.
Yenenlerin Durumu: Birinci dünya savaşı yenen ülkelere de büyük yarar sağlamadı İngiltere bir ekonomik bunalıma sürüklendi.fransa da ağır ekonomik bunalımların etkisiyle demokraside istikrarsızlıklar başladı. Yine ekonomik sıkıntılar yüzünden italyada faşizm iktidar oldu. Abd nin ekonomik durumu bozuldu.
OSMANLI DEVLETİNİ PAYLAŞMA ANLAŞMALARI:
Birinci dünya savaşı öncesi; 19. yüzyıl başında ulusçuluk akımından olumsuz etkilenen Avusturya Osmanlı devleti üzerindeki iddialardan vazgeçmişti. Bununla birlikte rusyayı balkanlarda tek başına bırakmak istemiyordu. Yine aynı dönemde iran da iyice güçsüzleşmiş ve Osmanlı için bir tehdit unsuru olmaktan çıkmıştı. Bu durumda 19. yüzyılın sonlarında kadar Osmanlı ülkesini parçalamak isteyen tek güç Rusya idi. Çünkü boğazları ele geçirmek istiyor açık ve sıcak denizlere ancak bu yolla çıkabilecekti. Fakat rusyanın bu politikasına akdenizde çıkarları olan İngiltere karşı çıkıyordu. İngiltere ortadoğudan İngiliz sömürgelerine uzanan yolun rusyanın denetimine geçmesini istemiyordu.benzer bir politika izleyen Fransa da İngiltere gibi rus saldırıları karşısında zaman zaman Osmanlı yanında yer alıyordu.durumun farkına varan Rusya Almanya Avusturya Macaristan imparatorluğuna yanaştı ve bu üç devlet arasında 18 haziran 1881 yılında üç imparator antlaşması imzalandı. Ancak 19.yüzyıl sonlarında almanyanın önce siyasal birligini kurup sonra sömürgeciliğe yönelmesi, Fransa İngiltere ve Rusya arasında bir yakınlaşmanın başlamasına yol açtı.asıl büyük rakibin Almanya olduğunu anlayan İngiltere, Rusya yı kendi tarafına çekebilmek için bu devlete Osmanlı ülkesini vermeyi kabul etti.bu nedenle Osmanlı üzerindeki geleneksel İngiliz politikası değişti.8-9 haziran 1908 de Reval’de İngiliz kralı ile rus çarı arasında yapılan görüşmede iki hükümdar Osmanlı üzerinde tam anlaşmaya vardılar ve Rusya Osmanlı ülkesi üzerindeki politikasında serbest kaldı.

Birinci Dünya Savaşında ; Birinci dünya savaşının çıkmasından ve Osmanlı devletinin savaşa katılmasından bir süre sonra anlaşma devletleri Osmanlı ülkesini paylaşmak için ilk planı 18 mart 1915 te imzaladılar.bu anlaşmada Rusya nın alacağı yerler belirlendi İtalya nın savaşa katılması ve pay verilmesiyle ilgili 26 nisan 1916 da Londra da yeni bir sözleşme imzalandı. 16 mayıs 1916 da ise sykes-picot anlaşmasıyla arap toraklarının İngiltere ve Fransa arasında pay edilmesi kararlaştırıldı.18 mart 1917 deki Saint jean de maurienne anlaşmasıyla İtalya a verilecek yerlerde karara bağlandı. Bu durumda devletlerin Osmanlı ülkesinden alacakları topraklar şu şekilde belirlendi.
Rusya; midye – enez çizgisinin doğusu, doğu Trakya, İstanbul ve Çanakkale boğazları., İmroz ve Bozcaada doğu Anadolu ve doğu Karadeniz.
İngilizlerin payı: Irak ın büyük bir bölümü , Basra körfezi kıyıları, Ürdün
Fransızların payı: Çukurova bölgesi sivasa kadar uzanan iç Anadolu, iskenderundan lübnana kadar uçanan sahil şeridi, ırak ve suriyede bazı topraklar.
İtalyanların payı : eğe bölgesi Akdeniz bölgesinin Silifke ye kadar uzanan kısmı eğeden bursaya kadar uzanan bölge.
1917 yılında rusyada Bolşevik ihtilalinin çıkması ve bu ülkenin savaştan çekilmesi paylaşma planlarında değişiklik olmasına yol açtı. Anlaşma devletleri Rusya nın payına düşen boğazları kendi ortak yönetimlerine almayı kararlaştırdılar doğu Anadolu yu ise ikiye bölerek güneyinde İngiliz koruyuculuğunda bir bölge ve kuzeyinde bir ermeni devletinin kurulmasına karar verdiler.

Mondros Ateşkes Anlaşması ; ateşkes sözcüğünün mütareke veya silah bırakışması anlamında kullanabiliriz barış görüşmelerinin savaş devam ederken sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi mümkün değildir.bu nedenle barış görüşmeleri için sağlıklı bir ortam hazırlamak amacıyla geniş kapsamlı silah bırakışmasına gidilir.burada barışa ulaşmak için yapılan ateşkesler daha uzun sürebilir. Başka bir deyişle silahlar belirsiz bir süre terk edilir. Buna da ateşkes denir. Bazen yenilenler öyle perişan hale düşerlerki bu durumda kayıtsız şartsız teslim olma söz konusudur.normal ateşkeslerde karşılıklı saygı esastır.teslim olma durumu söz konusu değildir. Mondros ateşkes anlaşması, ittihat ve tekarki hükümetinin sadrazam Talat paşaya ateşkes imzalama yetkisini vermesinden kısa bir süre sonra Talat paşa istifa etti ve yerine Ahmet izzet paşa sadrazam oldu.yeni hükümetin kurulmasından sonra ateşkes görüşmelerine başlandı. Limni adasının Mondros limeninde yapılan görüşmelerde Osmanlı devletinin bahriye nazırı rauf bey anlaşma devletleri ise İngiliz amiral calthorpe temsil etti 5 gün süren görüşmeler sonunda 30 ekim 1918 de Mondros ateşkes anlaşması imzalandı.25 maddelik bu ateşkesin önemli hükümleri şunlardır; boğazlar derhal açılacak ve müstahkem mevziler işgal edilecek, anlaşma devletleri güvenliklerini tehdit eden bir duruma düşerlerse Osmanlı ülkesinin diledikleri stratejik noktasını işgal edebilecekler(Ünlü 7 Madde) , doğu anadoluda bulunan altı ilde karışıklık çıkarsa anlaşma devletleri buraları işgal edebilecekler (bu bölgenin Ermenilere verilmesi düşünülüyor), bütün haberleşme anlaşma devletlerinin denetimine bırakılacak, Osmanlı orduları terhis edilecek, bütün savaş gemilerine, cephaneye ve diğer silahlara el konulacak, Anadolu dışında kalan Osmanlı birlikleri bölgedeki anlaşma devletleri komutanlarına teslim olacaklar, ülkenin bütün limanlarından anlaşma devletleri yararlanacak, demiryolları anlaşma devletlerinin denetimine bırakılacaktır. Bütün bu hükümler Osmanlı devletinin daha barış yapılmasını bile beklemeden anlaşma devletleri tarafından parçalanıp paylaşılacağını göstermektedir.
Rauf bey ateşkes görüşmeleri sırasında yunan ordusunun işgal eylemlerine karışılmaması konusunda hassasiyetini dile getirmiş ve bu konuda amiral carthorpe den güvence almıştır. Gerçekten de Yunanistan anlaşma devletleri tarafına geç katılmakla birlikte türk topraklarında gözü olduğunu her fırsatta dile getiriyordu.ancak carthorpe nin verdiği güvencenin bir bağlayıcı niteliği olmayacak ve yunanlılar türk topraklarına gireceklerdi.
PARCALANMA SÜRECİNİN BAŞLAMASI VE İŞGALLER: ateşkes antlaşmasının uygulanması sorunu; ateşkes hükümlerinde yer alan ordunun terhisi, silah ve cephanenin teslimi ve 7.maddede yer alan işgal hakkı Osmanlı devletinin hareket edemeyecek duruma getirmişti. Anlaşma devletleri hiç vakit kaybetmeden ateşkes koşullarını uygulamaya başladılar. 13 kasım 1918 de İngilizler, Fransızlar , İtalyanlar ve yunan gemilerinden oluşan bir filo İstanbul boğazına demir attı ve şehri kontrolü altına aldı. Bu gelişme calthorpe nu İstanbul ve izmire girilmeyecek şeklinde verdiği sözü geçersiz olduğunu gösteriyordu. Amiral calthorpe boğazların kontrolü sırasında yunan gemilerinden yararlanılmayacağı konusunda güvence vermişti.
İşgaller; boğazların anlaşma devletlerinin kontrolüne girmesinin yanı sıra Fransızlar Dörtyol mersin adana ve civarını afyonkarahisar istasyonunu İngilizler batum antep Maraş urfa ve kars illerini Konya istasyonunu İtalyanlar ise Antalya Kuşadası Fethiye bodrum Milas ve Marmaris ile yakın bölgeleri işgal ettiler. İngilizler daha sonra urfa Maraş ve antepi Fransızlara bıraktılar..aynı tarihlerde ermeni faliyetleri de yeniden başladı. Ermeniler bir yandan türk ordusunun kafkasyayı boşaltmasından yararlanarak doğu anadoluda toprak elde etmeyi hedeflerken diğer yandan Fransızlardan aldıkları destekle Çukurova bölgesinde Türkler üzerinde baskı kurdular. Yunanistan ise anlaşma devletlerinin yanında savaşa katılmasının karşılığı olarak doğu trakyayı ve batı Anadolu bölgesini istiyordu.
Paris Barış Konferansı ve Yunanistan: konferans savaşın galip devletlerinin katılmasıyla ocak 1919 da toplandı . görüşmelerde İngiltere Fransa abd ve italyanın etkinliginde geçti Wilson ilkelerine açıkça karşı çıkamayan anlaşma devletleri bu ilkeleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalıştılar. Bu nedenle manda ve himaye yönetimleri gündeme getirildi. Bu arada italyanın karşı çıkmalarına karşın İzmir ve çevresinin Yunanistan a verilmesi kararlaştırıldı. İngiltere İzmir gibi önemli bir limanın İtalya gibi güçlü bir devletin kontrolünde olmasını kendi çıkarlarına aykırı görerek bölgenin yunanistana verilmesini savundu. Almanya ve ortadoğudaki emellerinin gerçekleşmesi için İngiliz desteğine ihtiyaç duyan Fransa da istemeyerek de olsa İngiliz görüşünü destekledi. Amerikalılar ise ege bölgesinin Yunanistan a bırakılmasını uydurma belgelere inanarak kabul ettiler. Sonuçta karar kesinleşti. Bu kararın iki sonucu oldu. Birincisi anadolunun bölüştürülmesine yunanistanın da ortak edilmesi ve ikincisi ise İtalya ile müttefiklerinin arasının açılmasıdır. Paris barış konferansında alınan karar kısa bir süre sonra uygulandı . yunanlılar 15 mayıs 1919 da izmiri işgal ettiler.

İŞGALLERE KARŞI İLK TEPKİLER:
Azınlıkların olumsuz tepkileri; 1918 yılına gelindiğinde Osmanlı ülkesindeki azınlıklar şöyle sayabiliriz. Doğu Trakya ege ve Marmara bölgelerinin bazı kesimleriyle doğu Karadeniz kıyılarında sayıları kesin olarak bilinmeyen Rumlar, doğu Anadolu ve Çukurova bölgesinde yaşayan Ermeniler, yine bazı büyük kentlerde yaşayan Yahudiler. Bu azınlıklardan Rumlar yunanistanla birleşmek için çaba sarfetmişler ve bu amaçla dernekler kurmuşlardı. Bu derneklerin en önemlisi Mavri Mira dernegidir. Fenerdeki rum Ortodoks patriğinin de desteğini alan bu dernek Rumların yunanistana katılması için yoğun bir çalışma içine girmişti.bir başka rum dernegi Pontus’u doğu karadenizde faliyet gösteren bu dernegin amacı Fatih Sultan Mehmet tarafından 1461 de yıkılan Trabzon rum devletini canlandırmaktı. Yunanistan ve anlaşma devletlerinden destek alan bu iki dernek yıkıcı eylemlerinde çoğu zaman işbirliği yapmışlardır. Mondros ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden hemen sonra doğu Anadolu Ermeniler tarafından işgal edilmeye başlandı. Ayrıca aynı dönemde rum dernekleri ve Fransızlardan destek alan ermeni çeteleri çukurovada Türkleri katletmeye başladılar. Osmanlı yönetiminden memnun olan Yahudiler rum ve Ermeniler gibi silahlı yıkıcı eylemlere girişmemişlerdir. Ancak rum ve ermeni faliyetlerine ses çıkarmamışlardır. Filistinde kendi devletlerinin kurulmasıyla ilgilenmişlerdir. Araplar Osmanlı ülkesinde ayrıcalıklı olarak yaşamalarına rağmen savaş sırasında İngilizlerden yana tavır takınmışlardı. Arap temsilciler Paris barış konferansında Türklerle beraber yaşayamayacaklarını bir kez daha dile getirmişlerdir.
Bazı Türklerin Olumsuz Tepkileri; çok sayıda türk olumsuz duygular içindeydiler bunları iki gruba ayırmak mümkündür. Birinci grupta bulunanlar gerçekten yursever kişilerdi ve uzun yıllar alınan yenilgiler nedeniyle umutsuzluğa düşmüşlerdi. İkinci gruptakiler ise umutlarını tamamen işgal güçlerine bağlamışlardı kurtuluşu imkansız gören bu kişiler anlaşma devletlerine sığınmaktan başka çare olmadığını savunuyorlardı. Özellikle ingiltereyi kızdırmamak için her yola başvuruyorlardı.
Olumlu Tepkiler; pek çok yurtseverin en umutsuz ortamda bile bağımsız yaşama idealinden vazgeçmemiş ve haksızlıklara karşı mücadele etme kararı almışlardı. SORULAR=== izmirin yunanlılara verilmesi ocak 1919 da toplanan Paris barış konferansında ingilterenin isteği ve italyanın karşı çıkması sonucu verilmiştir.== Mondros ateşkes anlaşmasını Osmanlı devleti adına imzalayan kişi Bahriye Nazırı Rauf Bey’dir.=== Birinci dünya savaşı sonrası Avusturya Macaristan topraklarında kurulan devletler.Arnavutluk Yuğoslavya - Çekoslavakya ve Macaristandır:=== Mondros ateşkes anlaşması sonrası Çukurova Fransızlar tarafından işgal edildi.=== Çanakkale ve İstanbul boğazı anlaşma devletlerinin ortak kontrolünde işgal edildi.
18.yüzyıl başından itibaren çökmeye başlamış olan Osmanlı imparatorluğu 19. yüzyılda artık çökmesi kesin gözüyle görünen bir hal aldı.1825-1855 tarihleri arasında rus çarı I.Nikolay St Petersburg daki İngiliz büyükelçisine “Boğaziçinde hasta bir adam var.ölüm döşeğinde öldüğü zaman büyük bir miras bırakacak bu yüzden bu mirası şimdiden anlaşarak bölüşelim.”tezini söylemişti. 1856 Yılında kırım savaşı sonunda Ruslar yenilmiş ve Paris barışını imzalamak zorunda kalmışlardır.Kırım savaşı Ruslara karşı İngiliz ve Fransızlarla girdiğimiz tek savaştır. Paris barışıyla Osmanlı imparatorluğunun ülke bütünlüğü güvence altına alınmıştır. Osmanlıda ıslahat fermanına dayanarak bütün ülkede düzeltimler yapacağını bildiriyordu.paris barışını imzalayanlar bu fermana dayanarak Osmanlının iç işlerine karışmaya başladılar. Sorular : 1. dünya savaşı sonunda Bulgaristan ile anlaşma devletleri arasında imzalanan anlaşma Neuilly anlaşması/ Macaristan ile yapılan anlaşma Trianon anlaşması / 19. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı ülkesini parçalamak isteyen tek güç Rusya idi rusyanın bu politika izlemesinin sebebi Açık ve sıcak denizlere çıkmak idi/ Fransa ile İngiltere Osmanlı devletinin yanında kırım savaşında yeralmışlardır. / 18 haziran 1881 tarihinde üç imparator anlaşması Almanya Avusturya Rusya tarafından yapılmıştır./ ingilterenin rusyayı Osmanlı ülkesi üzerinde serbest bırakması anlamını taşıyan gelişme reval görüşmesi/ Almanya nın büyük bir sömürgeci güç olarak ortaya çıkması ingilterenin hangi ülkeye yaklaşmasına sebep oldu Rusya / birinci dünya savaşı sırasında Osmanlı ülkenin paylaşmak için çeşitli gizli anlaşmalar yapılmıştır.bu devletler Rusya İngiltere Fransa itayladır./ Osmanlı imparatorluğunu paylaşmak için yapılan gizli anlaşma Sykes-picot anlaşmasıdır./ bu anlaşmada rusyanın payına boğazlar ve doğu Anadolu düşüyor.- ege bölgesi ile Akdeniz bölgesinin silifkeye kadar uzanan kesimi İtalya ya düştü/ birinci dünya savaşı sırasında Osmanlı topraklarını paylaşmak için yapılan gizli anlaşmalarıda savaş sonrasında bazı değişiklikler olmuştu bunun nedeni rusyanın savaştan çekilmesidir./ Bulgaristan cephesinin çökmesinden sonra ateşkes imzalamaya hazır olduğunu bildiren Osmanlı yetkilileri aşağıdakilerden hangisine güvenmekteydiler Wilson ilkelerine güveniyordu./ Mondros ateşkes anlaşması imzalandığı sırada Osmanlı devletinin sadrazamı Ahmet İzzet Paşaydı./ Mondros ateşkes anlaşmasını Osmanlı adına imzalayan şahıs Rauf Bey dir/ Mondros ateşkes anlaşmasının hemen sonrasında ülkeden gizlice ayrılan üç ittihatçı paşa kimlerdir Enver Paşa – Cemal Paşa – Talat Paşadır/ Mondros ateşkes anlaşmasında aşağıdaki hükümler yeralmıştır – boğazlar derhal açılacak- Osmanlı orduları terhis edilecek- demiryolları anlaşma devletlerine verilecek – ülkedeki bütün limanlardan anlaşma devletleri yararlanacak/ Osmanlı ülkesinde bir ermeni devleti kurulmasına olanak sağlayan Mondros ateşkes anlaşmasındaki hüküm doğu Anadolu da bulunan altı ilde karışıklık çıkarsa bu iller işgal edilecektir./ Mondros ateşkes anlaşmasından sonra Fransızlar adana ve çevresini işgal etmiştir.- Çanakkale ve İstanbul boğazı anlaşma devletlerinin ortak kontrolünde işgal edilmiştir./ Antalya dan kuşadasına kadar uzanan sahiller İtalyanlar tarafından işgal edilmiştir./ birinci dünya savaşı sonrasında toplanan Paris barış konferansında Türklerle ilgili olarak İzmir ve çevresinin Yunanistan a verilmesi kararı alınmıştır./ İtalya ila anlaşma devletlerinin arasının açılmasının sebebi izmirin yunanistana bırakılmasıdır/ Rumlar tarafından kurulan cemiyet Mavri Mira cemiyetidir./fatih sultan Mehmet tarafından yıkılan Trabzon rum devletini yeniden canlandırmayı amaclayan cemiyet Pontusdur
Mondros ateşkes anlaşması sonrası yıkıcı faliyetlerde bulunan Ermeniler doğu Anadolu nun yanı sıra Çukurova da da faliyet göstermişlerdir.
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
5.
« Yanıtla #4 : Eylül 21, 2009, 02:44:35 ÖÖ »

ÜNİTE 5 ---

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE MUSTAFA KEMAL: Enver paşa ile anlaşmazlığa düşen Mustafa Kemal Bey, balkan savaşlarından sonra Sofya ya askeri ateşe olarak atanmıştı. Aynı dönemde yakın arkadaşı fethi okyar bey de Sofya da büyükelçiydi. 1 mart 1914 te yarbaylığa yükseltilen Mustafa kemal bey I.dünya savaşı çıktığı sırada Sofya daki görevini sürdürüyordu. Savaşın başlamasıyla birlikte cephelerde görev isteyen Mustafa kemal in bu isteği Enver paşa tarafından bir süre engellemişse de daha sonra tekirdağda bulunan 19. tümen komutanlığına atandı. Yarbay Mustafa kemal burada düzenlediği birliklerle 25 nisan 1915 te arıburnu na asker çıkaran anlaşma devletleri birliklerini durdurdu. Ünü yurt içinde ve dışında yayılmaya başlayan Mustafa kemal bey 1 haziran 1915 te albaylığa yükseldi. 14 ocak 1916 da edirnede 16. kolordu komutanlığına getirildi. 1 nisan 1916 da ise tuğgeneralliğe yükseltildi.6/7 1916 da Bitlis ve muşu Rusların elinden kurtaran Mustafa kemal paşa 18 mart 1917 de 2. ordu 5 temmuz 1917 de ise 7. ordu komutanlığına komutanlığına atandı. Alman subaylarının kendi istekleri doğrultusunda birliklerimizi kullanmalarından rahatsız oldu ve bu koşullar altında savaşı sürdürmenin anlamsız olduğunu belirterek ekim ayında istanbula döndü.15 aralık 1917- 5 ocak 1918 tarihleri arasında velihaht vahdetine Almanya ziyareti sırasında refakat eden Mustafa kemal paşa bir süre için viyana ve karisbadda tedavi gördü tedavi dönüşünde tekrar filistinde bulunan 7.ordu komutanlığına atandı. Burada İngilizleri Halep yakınlarında durdurdu.mondros ateşkes anlaşmasının imzalanmasından hemen sonra suriyedeki yıldırım orduları komutanı olan alman general liman von sanders in görevi bırakması üzerine 31 ekim 1918 de istanbula döndü.
MUSTAFA KEMAL PAŞANIN İSTANBULDAKİ ÇALIŞMALARI: Osmanlı hükümetinin durumu; Mondros ateşkes anlaşmasının imzalandığı sırada sadrazam olan Ahmet izzet paşanın baskılar karşısında istifa etmesinden hemen sonra yerine tevfik paşa atandı. İngilterenin dostluğunu kazanma politikası izleyen tevfik paşa zamanında 21 aralık 1918 de meclisi mebusan padişah tarafından feshedildi. Meclisten güven oyu almış olan tevfik paşa buna ses çıkarmamakla birlikte bir süre sonra padişahla anlaşmazlığı düştü.3 mart 1919 da görevi bırakmak zorunda kalan tevfik paşanın yerine İngiliz hayranı ve padişahın eniştesi damat Ferit sadrazamlığa getirildi. Damat Feritin sadrazam olmasıyla İngiliz koruyuculuğuna girme girişimlerine hız verildi.hatta hükümet direnmenin boşuna olduğunu anlatmak ve bu yönde halkı ikna etmek için anadoluya nasihat heyetleri “öğüt Kurulu” gönderdi. Bu heyetler gittikleri yerlerde halka padişah ve hükümette bağlı kalmalarını, bozgunculara inanmamaları gerektiğini öğütlüyorlardı. Bu arada damat Ferit hükümeti izmiri gözden çıkarmış ve yurtsever bir kişi olan İzmir valisi Nurettin paşayı görevden alarak yerine izzet paşayı getirmişti. Sonuçta bu girişimler izmirin yunanlar tarafından işgalini kolaylaştırmış ve toplumun direniş gücünü kırmıştır.
Mustafa Kemal Paşanın İstanbuldaki Çalışmaları: Mustafa Kemal Paşa 13 Şubat 1918 den itibaren istanbulda görevi bulunmayan bir general olarak yaşamaya başladı. İttihatçıların savaş suçlusu sayıldığı ve tutuklandığı bir dönemde Mustafa Kemal Paşa arkadaşlarıyla toplantılar yapıyor ve ne yapılması gerektiği konusunda görüşlerini öğreniyordu. Bu arada etkili olabilmek için Harbiye Nazırı olmayı düşünmüşse de Ahmet izzet ve tevfik paşa kabinelerinde kendisine yer verilmemişti. Damat Ferit sadrazam olmasından sonra işbirliği ortamının kalmamasıyla anadoluya geçmekten başka çıkar yol olmadığını görmüştü. Bu arada yeni komuta yerlerine atanan arkadaşlarına ateşkes hükümlerine uymamalarını tasfiye etmiş ve uygun bir görev beklemeye başlamıştı. Mustafa kemal paşa padişahı düşmanları ve damat Feriti ürkütmeden kafasındaki tasarıyı uygulama fırsatı kolluyordu. Anadolu ya geçecek ve orada mücadeleye başlayacaktı. Bu arada kazım karabekir paşa erzurumdaki 15. kolordu komutanlığına, ali fuat paşa ise ankaradaki 20. kolordu komutanlığına atanmıştı. Artık sıra Mustafa kemal paşanın anadoluya geçmesine gelmişti.
Mustafa Kemal Paşanın Samsuna Çıkmasını hazırlayan Olaylar; Doğu Karadeniz bölgesindeki pontuslu Rumların saldırılarına karşı Türklerin de kendilerini savunmaları anlaşma devletleri tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Bu nedenle 1919 yılı subat ayından itibaren İngilizler giderek sertleşen bu mücadeleyi Osmanlı hükümetine şikayet ettiler. Damat Ferit bu sorunu çözmek için yetenekli ve temiz bir askerin varlığına ihtiyaç duydu. Mustafa kemal paşa harbiye nezaretindeki arkadaşlarını da devreye sokarak bu işin üstüne gidilip sorunu çözebileceğini anlatmış olmalıdır ki, o bölgedeki 9. ordu müfettişliğine atanmıştır. 30 nisan 1919 da bu göreve atanan Mustafa kemal paşadan şu görevleri yerine getirmesi istendi; yetki bölgesindeki huzurun sağlanıp sürekli kılınması, ordu ve halkın elinde bulunan silah ve cephanenin güvenli depolarda koruma altına alınması, Türklerin kurduğu direnme örgütlerinin ortadan kaldırılması. Bu görevle 16 mayıs 1919 günü bandırma gemisiyle istanbuldan ayrılan Mustafa kemal paşa 19 mayıs 1919 da samsuna ulaştı.
19 Mayıs 1919 a kadar Yurttaki Direniş Hareketleri; Birinci dünya savaşı sona ererken Osmanlı devletinin parçalanacağını anlayan bazı yurtsever subaylar gizli komiteler kurmuşlardı. Bunların en önemlisi Mondros ateskes anlaşmasından hemen sonra Rumlarla Mücadele etmek için kurulan İslam İhtilali Komitasıdır Mondros sonrasında Mustafa kemal henüz istanbula ulaşmadan kartsa ulusal bir örgütlenme başlamış ve burada ermeni tehdidine karşı koymak amacıyla kars İslam şurası toplanmıştı 5 kasım 1918 de. Kısa bir süre sonra edirnede Trakya –paşaeli müdafaa heyeti osmaniyesi kuruldu. İstanbulda ise vilayeti şarkiye müdafai hukuki milliye cemiyeti kuruldu. Ardından büyük İzmir kongresi toplandı bu kongrede “REDDİ İLHAK” düşüncesi belirdi.bu arada siyasal faaliyetlerin yanı sıra askeri açıdan direnişler de ortaya çıkmıştır ilk olarak Fransızlara karşı kurtuluş savaşının ilk cephesi aralık 1918 de mersin Tarsus Osmaniye yöresinde açıldı. Yine izmirin işgalinden sonra batıda ilk direniş ayvalıkda ilk savunma denemeleri yapılarak gösterilmişti.
Mustafa Kemal Paşanın İlk Çalışmaları; Mustafa kemal paşa samsuna çıktıktan sonra düşüncelerini gerçekleştirmek için çalışmalara başladı. Ancak kentte sembolik de olsa İngiliz birlikleri vardı ve bundan dolayı rahat çalışması mümkün değildi. Bu nedenle 25 mayıs 1919 da havza ya geldi ve askeri alanda önlemler aldı ve yurtta direniş azmini yaygınlaştırmak için emirler verdi. Askeri önlem olarak öncelikle komutanlardan ateşkes hükümlerine uyulmasını ve askerin terhisinin önlenmesini istedi. Ayrıca ulusa çağrılar yaptı ve askeri sivil yöneticilere telgraflarla anadoluda neler yapabileceği konusunda ipuçlarını verdi. Bu arada İngilizler durumdan şüphelendiler ve 6 haziranda harbiye nezaretine başvurarak Mustafa kemal paşanın istanbula geri çağırılmasını istediler. Harbiye nezaretinin çağrısına Mustafa kemal uymadı. Amacı bir an önce 15. kolordu komutanı kazım karabekir paşa ile buluşmaktı.çünkü Osmanlı devleti sınırları içinde tek derdi toplu askeri güç olarak sadece 15. kolordu kalmıştı. Mustafa kemal karargahı erzurumda olan bu kolordunun merkezinde çalışmalarını daha güvenli ve sağlıklı olarak sürdürebilirdi. Bu nedenle 13 haziran da havzadan ayrıldı.

Amasya tamimi(Genelgesi) : 13 haziranda Mustafa kemal amasyaya geldiği sırada ülkede durum iyi değildi.yunanlılar ege bölgesinin hem kuzeyinden hem de güneyinden ilerliyorlardı.,manisayı 25 mayısta aydını 27 mayısta işgal etmişlerdi. Bu arada silahlı direnişlerde artmıştı. Kuvayi milliye adı verilen bu birlikleri düzenli ordu kuruluncaya kadar askeri faaliyetlerde bulunacaklar ve yararlı olacaklardı. Mustafa kemal ilk iş olarak birbirinden habersiz çalışan kuvayi milliye birliklerini ve diğer direniş örgütlerini tek çatı altında toplamayı düşünüyordu. Bu çalışmalar içinde olduğu günlerde ali fuat paşa ve rauf paşa da amasyaya gelmişlerdi. Refet bey ise zaten kendisiyle birlikteydi. Mustafa kemal 21-22 haziran gecesi hazırladığı belgeyi bu üç şahısla tartıştı ve imzalamalarını istedi. Ali fuat paşa hemen imzaladı. Refet ve rauf beyler ise isteksizce imza koydular. 22 haziranda yayınlanan Amasya tamimi özetle şöyle diyordu. ( Vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı tehlikededir. Osmanlı hükümeti sorumluluğunun gereklerini yerine getirememektedir. Bu tutumu ise ulusumuzu yok olmuş tanıttırmaktadır. Ulusun bağımsızlığını gene ulusun azmi ve kararı kurtaracaktır. Ulusun bu işi yapabilmesi ve halkın sesini dünyaya duyurabilmesi için her türlü etkiden uzak bir ulusal kurul oluşturulmalıdır. Bu kurul Sivas ta toplanacaktır. Her livadan ulusun güvenine sahip üçer temsilci sessizce ve gizlice sivasa gönderilecektir. Bu ulusal bir sır gibi saklanacaktır ayrıca İstanbul hükümeti ulusal derneklerin telgraflarını çektirmeme kararı almıştır. Bu karar dinlenmeyecektir. Komutanlar birliklerini terhis etmeyeceklerdir) dendi. Osmanlı hükümetine başkaldırı niteliği taşıyan Amasya tamiminin içerik açısından üç temel öge vardır. Birincisi Osmanlı hükümetinin kararlarının geçersiz sayılması . ikincisi ulusun kurtuluş kararının kendisinin vermesi ve üçüncü ise bunu sağlamak için bütün ulusu temsil eden kişilerden uluşan bir kurulun toplanmasıdır. Amasya genelgesi “ Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” cümlesiyle ulusal egemenliğe doğru giden yolu açan belgedir. Ayrıca Amasya tamimi bir ihtilal bildirisi olarakda değerlendirilmektedir. Amasya tamimi istanbulda tepkiyle karşılandı dahiliye nazırı, mutsafa kemali görevden alındığını bildirdi. Mustafa kemal ise bu görevin kendisine savunma bakanlığı ve padişahın onayı ile verildiğini söyleyerek kabul etmedi. Amacı elden geldiğince 9. ordu komutanlığı makamını elinde tutmaktı.
SORULAR ( Birinci dünya savaşı çıktığı sırada M.Kemal Sofyada askeri ateşeydi. / Mondros ateşkes anlaşması sonrasında Osmanlı hükümetinin anadoluya gönderdiği nasihat heyetinin amacı halkın padişaha bağlı kalmasını sağlamak ve direnmemelerini öğütlemekti./ Mondros ateşkes anlaşmasını imzalandığı sırada Osmanlı sadrazamı Ahmet İzzet Paşaydı. Talat paşa istifa etmiş yerine gelmişti./ Mondros ateşkes anlaşmasından sonra ilk kurulan direniş cemiyeti İslam İhtilali Komitesidir./ Mustafa kemal havzada hangi olayın protesto edilmesini istemiştir.izmirin işgalinin protesto edilmesini istemiştir./ Amasya tamiminde imzası olanlar m.kemal ali fuat bey Rafet bey rauf beyin imzaları bulunmaktadır./ ankaradaki 20. kolordu kamutanlığına ali fuat paşa atanmıştır./ kurtuluş savaşının ilk cephesi mersin Tarsus osmaniyedir/ 5 kasım 1918 de toplanan kars İslam şurasının temel amacı ermeni tehditlerine karşı tedbirler almaktı/ Mustafa kemal samsundan sonra ilk olarak havzaya gitti/ Mustafa kemal havzada İstanbul hükümetinin varlığını kabul etmediğini açıklamıştır./ 30 ekim 1918 de Mondros mütarekesi imzalandığı sırada Mustafa kemal Çanakkale cephesinde anzaklara karşı savaşmaktaydı.
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
6.
« Yanıtla #5 : Eylül 21, 2009, 02:45:20 ÖÖ »

Kongre; Sözlük anlamı olarak belli bir amaca ulaşmak isteyen kişilerin bir araya gelerek sorunları görüşmeleri ve hedefe varabilmek için kararlar almaları yolunda düzenledikleri toplantı demektir. Kongreler sadece Türkler tarafından düzenlenmiş değildir.ateşkes öncesi anlaşma devletlerince işgal edilen arap ülkelerinde suriyenin bağımsızlığı için toplanan Genel Suriye Kongresini örnek olarak göstermek mümkündür. Kurtuluş savaşı yıllarında kimi dernekler belli ufak bir yöreyi kurtarmak için kongreler toplarken (Balıkesir Kongresi) kimi dernekler ise büyük bir coğrafi bölgeyi kurtarmak için kongreler düzenlemişlerdir( Alaşehir Kongresi) üçüncü tür kongreler isi bütün ulusu içine alacak niteliktedir.(Sivas Kongresi)
ERZURUM KONGRESİNE KADAR GELİŞİM; Amasya tamimine kadar ülkede 8 kongre toplanmıştı bunların biri dışında diğerleri yöresel nitelikteydi. Kars ta 4 ardahan da 2 izmirde 1 kongre toplanmıştı. Tüm ulusu birleştirici tek kongre ise göz hekimi esat paşanın girişimiyle istanbulda toplanan Milli Kongre idi. Kongre yurdun savunulması için bütün ulusal güçlerin toparlanması, Osmanlı devletinin ulusal kurumuna alınması için çaba sarfedilmesi gibi amaçları gerçekleştirmek istiyordu. Tüm iyi niyetine karşın milli kongrenin ömrü az oldu. Erzurum kongresi sırasında ise ünlü Balıkesir kongresi toplandı. 27 haziran 30 temmuz tarihleri arasında toplanan kongrede , yunan işgaline karşı cephelerin kurulması ve ulusal birliklerin oluşturulması kararları alındı. Ancak bu kongre yerel bir kongre idi.
ERZURUM KONGRESİ; Yurdun çeşitli bölgelerinde yerel kongreler toplanırken doğu anadoluda durum iyi değildi. Bölgede ciddi bir ermeni işgali tehdidi vardı.bu nedenle İstanbulda kurulan vilayet-i şarkiye müdafai hukuki milliye cemiyeti etkinliğini doğu anadoluya kaydırmıştı. 13 nisan 1919 da İngilizlerin karstaki ulusal kuruluşu basarak kenti Ermenilere teslim etmeleri erzurumda da endişe yarattı bu arada erzurumdaki 15.kolordu komutanlığına atanan kazım karabekir kente gelmiş ve ermeni tehlikesine karşı gizli çalışmalara başlamıştı. Aynı günlerde Mustafa kemal samsuna çıktı ve havzada kurtuluş için ilk önemli adımları attı. Mustafa kemal doğu Anadolu illerinin temsilçilerinden oluşan kongreye katılma kararı verdi. Bu kongrenin dört açıdan yararı olabilirdi. A) Erzurum daki 15.kolordunun yurttaki tek derli toplu güç olduğundan hareketle kazım karabekir paşanın yardımıyla bütün yurda örnek olabilecek bir örgütlenme modeli kurabilirdi B) Erzurum ve bazı önemli dogu illeri henüz işgal edilmemişti. Bu nedenle burada kongre güven içinde toplanabilirdi. C) bununla birlikte Erzurum ermeni tehdidi altındaydı ve bu nedenle halktan savunma için yardım sağlanabilirdi. D) Erzurum kongresinin başarılı olması Sivas kongresini olumlu etkileyebilirdi.

Kongre öncesinde Mustafa Kemal ile İstanbul hükümeti ilişkileri; Mustafa kemal Amasya dan ayrılıp Erzurum a doğru giderken Osmanlı hükümetinin emriyle kendisini tutuklamaya gelen Elazığ valisi ali galipin komplosunu tehlikesizce atlattı. Bu arada damat Ferit Paris barış konferansına çağrılmış ve burada hiç varlık gösteremeyerek aşağılanmıştı. Mustafa kemal Erzurum a geldikten kısa bir süre sonra 7/8 temmuz gecesi Osmanlı hükümeti tarafından görevden alındığına dair telgrafı aldı ve kendisi de hemen tüm resmi görevlerinden istifa ettiğini açıkladı. Artık Mustafa kemal normal bir vatandaştı. Bu durumda kazım karabekir paşanın kendisinin ve ordusunun emrinde olduğunu açıklaması Mustafa kemal i oldukça rahatlattı bundan sonra Erzurum kongresi çalışmalarına dahada hız verildi. Kongre 23 temmuz 1919da toplandı.
Kongre açılınca mustafa kemal oybirliği ile başkanlığına seçildi. Mustafa kemal ilk amacı bölgesel olan kongreye ulusal bir nitelik kazandırmak oldu. Bunun için ulusu temsil eden bir kurul oluşturulmasını bu kurul içinden çıkacak bir hükümet kurulmasını ve bu hükümetin istanbuldan ayrı olduğunu söyleyerek üstü kapalı da olsa yeni bir devletin kurulacağını sezdirmek istiyordu. Kongrede beliren görüş özetle yurdun bütünlüğünü sağlamak için ulusal iradenin belirmesi gereklidir. Bu ulusal iradenin ve onun çevresinde toplanan ulusal güçlerin varlığı padişahlık ve halifelik makamını kurtaracaktır. Kongrede ayrıca bölgedeki azınlıkların tam bir güvenlik içinde olduğu sömürüye yol açmaması koşuluyla dış yardım alınabileceği karara bağlandı. En önemli kararlardan birisi ise doğudaki bütün derneklerin birleştirilmesi ve şarki Anadolu müdafai hukuk cemiyeti adı altında toplanmasıdır. Bu dernegin iş görebilmesi için heyeti temsiliye kuruldu ve başkanlığına Mustafa kemal getirildi.
Erzurum kongresinin sonuçları; kongreyle direniş hareketlerinin tek çatı altında toplanabileceği ve yurtseverlerin tek amaç etrafında toplanmalarının mümkün olduğu kamuoyuna ilk kez gösterildi. Sivas kongresinin toplanması kolaylaştı. Gelişmelerden rahatsız olan damat Ferit ise Mustafa kemal paşa ve rauf beyin tutuklanarak istanbula gönderilmeleri emrini verdi.
ERZURUMDAN SİVASA YENİ KONGRELER;
İkinci Balıkesir Kongresi; birinci Balıkesir kongresi 27 haziran 30 temmuz tarihleri arasında toplanmıştı. Yunan işgalinin yayılması üzerine Egeli yurtseverler 26 30 temmuz tarihleri arasında balıkesirde ikinci kongreyi topladılar.yerel niteliği agır basan kongre sonunda ege deki direniş büyük ölçüde örgütlendi ve kuvayi milliye birlikleri güçlendirildi.
Birinci Nazilli Kongresi; yunanlılar aydından sonra 4 haziran 1919 da nazilliyi de işgal etmişlerdi. Nazillinin kurtarılması için Yörük ali efe ve Mehmet efe komutasındaki kuvayi milliye birlikleri kurulmuştu. Ancak bu efeler arasında uyuşmazlık vardı bu uyumsuzluğu gidermek için Mustafa kemal celal Bayar(Bey) görevlendirildi. Galip hoca takma adlı celal bey ve arkadaşları çabalarıyla Nazillili yurtseverleri henüz işgal edilmemiş olan Muğla da bir kongre topladılar. Kongrede Osmanlı hükümetine yardımcı olmanın yanı sora kuvayi milliye birlikleri arasında uyum sağlanması konularında karar alındı bu kongre oldukça yerel niteliklidir.
Alaşehir Kongresi; Egeli yurtseverlerin girişimleriyle ulaşım açısından elverişli olan alaşehirde 16-25 ağustos tarihleri arasında bir kongre düzenlendi. Kongrede nazilli ve Erzurum kongrelerinin sonuçları görüşüldü kongrede alınan karara göre yunanlılar en büyük düşmandı ve onlarla mücadele edilmeliydi ancak yunanlıları kovmak için anlaşma devletleriyle görüşmeler yapılabileceği doğrultusunda garip bir karar alındı. Alaşehir kongresi sırasında 18 agustosta muğlada bir başka toplantı daha yapıldı. Bu kısa kongrede yerel kuvayi milliyenin güçlendirilmesi kararlaştırıldı.

SİVAS KONGRESİ; Erzurum kongresinin toplanmasını önleyemeyen damat Ferit bu kez Sivas kongresi çalışmalarını önlemek için uğraşmaya başladı. Kongrenin önlenmesini iki esas noktaya dayandıran bir taktik kullandı. Birincisi Mustafa kemal ve arkadaşları ittihatçı olduğu yolunda söylentiler çıkarmak ikincisi ise İngiltere ile anlaşarak yunanlıların makul bir çizgide durmasını sağlamaktır. Yunanların ilerlemesinin yurttaki direnişi arttırdığını bilen damat Ferit İngiliz generali milnenin adı ile alınan bir hat üzerinde (ayvalık-akmaz-gölmarmara-aydın- Selçuk)hattı yunan ordularının bir süre bekletilmesini sağladı. Amacı savaştan bıkmış insanları kendi etrafına çekerek Mustafa kemalin eylemini önlemekti. Sivas kongresi hazırlık aşamasında şiddetli direnmelerle karşılaştı. Bu direnmeleri şöyle özetlemek mümkündür. Bazı kimseler damat Ferit gibi düşünüyorlardı.onlara göre kongren toplanması anlaşma devletlerinin iyice olumsuz tutu içine girmelerine neden olabilirdi. Büyük bir karamsarlık içinde bulunan bazı yurtseverler ise kongrenin yarar sağlamayacağına inanıyorlardı. Ayrıca korku ve endişe duyuyorlardı.bazı kişiler ise girişimi alaşehirde olduğu gibi yerel bir hareket olarak görüyorlardı. Bir başka zorluk ise seçilen bazı kişilerin istanbula bağlı yöneticiler tarafından gönderilmemesiydi. Tüm bu güçlüklere karşın Sivas kongresi 4 eylül 1919 da toplandı kongreye engellemeler yüzünden ancak 31 kişi katıldı. Alınan kararlar----- daha ilk gün Mustafa kemal başkan seçilememesi için kulis faaliyetlerine başlayan bir gurubun bulunmasına karşılık Mustafa kemal bu faaliyetleri boşa çıkardı. Ve başkan seçildi bir diğer sorun amerikan mandası isteyenlerin ortaya çıkmasıydı. Manda; bir ulusun bir başka devlet tarafından yöneltilmesi anlamına geliyordu. Buna göre büyük bir devletin bir başka ulusu uluslar kurumu adına yönetmesi manda uygulamasıydı. Sivas kongresinde amerikan mandası isteyenler arasında refet bey İsmail hami (Danişment) ve Halide edip gibi aydınların bulunması ilginçti. Mustafa kemal ve arkadaşları manda düşüncesiyle sonuna kadar mücadele ettiler. Sonunda amerikan senatosuna bir mektup gönderilmesi kararlaştırıldı ve sonuçta manda reddedildi. 11 eylül de sona eren kongrede alınan kararları şöyle özetleyebiliriz. --- yurtta dağınık bir şekilde faliyet gösteren dernekler Anadolu ve Rumeli müdafai hukuk cemiyeti adı altında birliştirildi. --- bu dernegin kuruluş ve bağımsızlık için var gücüyle çalışması bir başka devletin güdümüne girilmemesi ve Türklerin yaşadığı yerlerin terk edilmemesi kararlaştırıldı.(Manda ve himayenin Kesinlikle Reddi) --- damat Ferit hükümetinin düşürülmesi ve yeni yurtsever bir hükümetin kurulması için çaba sarfedilmesi kabul edildi.--- Osmanlı parlementosunun yeniden toplanması için çalışmalar yapılması kararlaştırıldı--- Mustafa kemal Sivas kongresini bir kurucu meclis gibi çalıştırmak istemişsede yeni devlet kurma fikrine henüz hazır olmayan en yakın arkadaşları bile buna karşı çıkmıştı. Bununla birlikte kongrede alınan kararları uygulamak için heyeti temsiliye seçildi ve başkanlığına Mustafa kemal getirildi.
Sivas Kongresinin Sonuçları; her şeyden önce yurtta birbirinden habersiz ve dağınık bir şekilde mücadele veren örgütler birleşterildi. Ayrıca manda düşüncesinden kesinlikle vazgeçildi. Damat Ferit ile kesinlikle mücadele etme ve padişah üzerinde meclisi mebusanın toplanması için baskıda bulunma kararı alınmıştı. Sonuçta damat Ferit baskılara dayanamayarak 1 ekim 1919 da istifa etti yerine dürüst ve yurtsever bir asker olan ali rıza paşa sadrazam oldu. Damat feritin istifası Anadolu hareketi açısından siyasi bir zaferdir.
SİVASTAN SONRA TOPLANAN KONGRELER; Sivas tan sonra toplanan kongrelerin hepsi batı Anadolu ve Trakya da çalışmıştı. Sivas kongresini doğu Anadolu ile ilgili bir kongre olarak değerlendiren Balıkesir çevresindeki kuvayi milliyeciler ikinci Balıkesir kongresinde alınan kararları gözden geçirmek için üçüncü kongreyi topladılar. Sivas kongresi kararlarını kabul etmeme egilimi karşısında Mustafa kemal heyeti temsiliye başkanı olarak duruma müdahale etmesi kongreyi karıştırdı. Sonuçta geçikmeli olarak dördüncü Balıkesir kongresi toplandı ve Anadolu ve Rumeli müdafai hukuk cemiyetine katılma kararı alındı. Bu kararın alınmasında hacım muhittin (Çarıklı) beyin önemli katkıları oldu. Bu arada ikinci ve üçüncü nazilli kongreleri toplandı. Ancak üçüncü kongrede Anadolu ve Rumeli müdafai hukuk cemiyeti ile ilişki kurulması kararlaştırıldı. En olumlu toplantı muğlada yapıldı Muğlalı yurtseverler Sivas için Muğla kongresini toplayarak yurttaki direnişin bir bütün olduğunu kabul ettiler. Doğu trakyaya gelince, buradaki yurtseverler hiçbir zorluk çıkarmadan Sivas kongresinin sona ermesinden hemen sonra heyeti temsileye kararlarına uymayı kabul etmişlerdir.
KUVAYİ MİLLİYE; Düzenli Ordunun yetersizliği, hatta yokluğu karşısında yerel halkın silahlanarak kurdukları direniş birliklerine kuvayi milliye denilmiştir. Kurtuluş savaşında ilk kuvayi milliye birliğinin iziri işgali üzerine 19 mayıs 1919 da alaşahirde kurulmasının kararlaştırıldığı ileri sürülür. Bu birlikler sayesinde yunan kuvvetlerine önemli kayıplar verdirilmişti. Mustafa kemal ise bu birliklerin elden geldiğince denetim altına alınması için çaba sarfetmiştir. Erzurum kongresinde kuvayi milliyeyi güçlendirmenin esas olduğu kararı alınmış ve dağınıklıktan kurtulmasına çalışılmıştır. Sivas kongresinin devam ettiği günlürde kuvayi milliye birliklerine çeki düzen verilmesi için ali fuat paşa batı anadoludaki kuvayi milliye birliklerinin konutanı olarak atanmıştı. Ali fuat paşa ve onun görevlendirdiği refet paşa sayesinde batı anadoluda düşmana zarar veren bir kuvayi milliye ortaya çıktı. Güney anadoluda ise direniş daha şiddetli geziyordu. Fransızlar urfayı Maraş ve antebi İngilizlerden devralarak bölgedeki varlıklarını güçlendirmişlerdi. Bu durumda bölge halkı da fıransızlara karşı şiddetli bir direniş göstermeye başladı. Kurtuluş savaşının en güçlü milis birlikleri güneydoğuda ortaya çıktı. Güneydoğu kuvayi milliyesi ile batı anadoludakiler arasında şu fark vardı. Güneydoğu halkı birliklere topyekün katılmış ve Fransızlara karşı birleşmişlerdi. Heyeti temsileyenin otoritesini benimsedikleri için bölgeye seçme subaylar gönderilmiş ve direnişe güç verilmiştir.
Kuvayi Milliyeye Karşı Tepkiler; Kuvayi milliyenin başarıları anlaşma devletlerini rahatsız etti ve sert önlemleri gündeme getirdi. Öncelikle damat Ferit hükümeti Muğla ve civarında sıkı yönetim ilan etti ve kuvayi milliyeciliği yasakladı. Kısa bir süre sonrada İtalyanlar şehri işgal ettiler. Yine damat Ferit in kışkırtmalarıyla konyanın bozkır ilçesinde heyeti temsiliyeye karşı ayaklanmalar çıktı. Bu ayaklanmalar biter bitmez damat Ferit ve İngilizler tarafından silahlandırılan aznavur adlı eski bir asker kuvayi milliye hareketine karşı bursa – Balıkesir yöresinde dehşet saçtı. Ayaklanmalar bastırıldı. Ancak aznavur yakalanamadı yine izmitten boluya iç anadoludan midyata kadar uzanan bölgelerde zaman zaman kuvayi milliyeye karşı hareketler gözlendi.
SORULAR; Mustafa kemal hangi olay öncesinde tüm resmi görevlerinden istifa etti.Erzurum Kongresi önc./
Kurtuluş savaşında yurtta dagınık olan direnme örgütleri hangi olayla birlişmişlerdir Sivas Kongresi nde Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti adı altında tek çatı altında birleştirildi./ Egede kuvayi milliyenin örgütlenmesine büyük katkı sağlayan hacı muhittin bey hangi kongrede Anadolu ve Rumeli müdafai hukuk cemiyetine katılma kararı alınmasında etkili olmuştur. Bakılesir Kongresi / Sivas kongresi sürerken batı anadoludaki kuvayi milliye birliklerine komutan olarak atanan Ali Fuat Paşadır/ Kuvayi milliyeye karşı damat feritin kışkırtmasıyla çıkan ayaklanma Anzavur, ayaklanmasıdır./ Ünlü göz hekimi esat beyin girişimleriyle toplanan kongre Milli Kongredir./ Sivas kongresi hem katılanlar açısından hemde toplanış amacı açısından ulusal nitelik taşır./ manda ve himaye tam anlamıyla Sivas kongresinde reddedilmiştir./ önce İngilizlerin daha sonra Fransızlara devrettikleri üç yerleşim yeri Urfa Maraş Antep / Erzurum kongresi sürerken batı anadoluda Balıkesir kongresi düzenlendi. /29 kasım 1918 de istanbulda kurulan milli kongrenin amacı – anadoluda yeni bir hükümetin kurulmasının sağlanmasıdır./ yunanlıların yurtan kovabilmek için diger anlaşma devletleri ile görüşmeler yapılabileceği kararı Alaşehir kongresinde alınmıştır./ Sivas kongresi sonrası damat feritin sadrazamlıktan alınmasından sonra yerine ali rıza paşa sadrazam olarak atanmıştır./ Birinci dünya savaşı sırasındaki Suriye ve Filistin cephesindeki ordu yıldırım ordularıdır/ Ahmet izzet paşanın yerine sadrazam olan tevfik paşa döneminde mebusan meclisi fesedildi./ yurtsever subayların gizli komitalar kurmuşlardır bu komita İslam ihtilali komitasıdır/ işgallere karşı kurulan tepki dernekleri Trakya-paşaeli müdafai heyeti osmaniyesi – vilayeti şarki …- İzmir müdafai hukuki..- reddi ilhak cemiyeti/ yunan birliklerine karşı ilk savunma ayvalıkta oldu. / havzada Mustafa kemal izmirin işgalinin protesto edilmesini istemiştir/ Mustafa kemal kurtuluş savaşı sırasında düzenli ordu kuruluncaya kadar kuvayi milliyeden yararlanmıştır./ Mustafa kemal samsuna çıktıktan sonra ilk adım olarak direniş örgütlerini tek çatı altında toplamayı amaçlamıştır./ Amasya tamiminde yer alanlar. Vatanın bütünlüğü ulusun bagımsızlığı tehlikededir- İstanbul hükümeti sorumluluğunu yerine getirememektedir- ulusun bağımsızlığını gene ulusun azim ve kararı kurtaracaktır- sivasta ulusal bir kurul toplanacaktır./ Amasya tamimi bir ihtilal bildirisi niteliğindedir.
Belirli bir amaca ulaşmak isteyen kişilerin bir araya gelerek sorunları görüşmeleri ve hedefe varabilmek için kararlar almaları yoluyla düzenlenen toplantıya kongre denir./ Mondros sonrası direniş amacıyla toplanan ilk kongre kars İslam şurası /milli kongre esat paşa kurmuştur.amacı anadoluda yeni bir hükümetin kurulmasının sağlanmasıydı/ Erzurum kongresi öncesi tüm görevlerinden saraya ve harbiye nezaretine istifasını bildirdi/ Erzurum kongresinde direniş hareketlerinin tek çatı altında birleşebileceği kanıtlanmıştır ancak bu direniş örgütleri Sivas kongresinde tek çatı altında birleştirilmiştir ../ yunanlıları yurttan kovabilmek için anlaşma devletleriyle görüşme kararı Alaşehir kongresinde alınmıştır./ Sivas kongresinde amerikan mandası isteyen Wilson ilkelerine güveniyorlardı/ Mustafa kemale karşı ilk muhalefet Sivas kongresinde çıkmıştır. / Mustafa kemal Sivas kongresini kurucu bir meclis gibi çalıştırmak istemesi yeni bir devletin temellerini atmayı amaçlamıştı./ Sivas kongresinde alınan kararları uygulamak için heyeti temsiliye oluşturulmuştur. -/ Sivas kongresi öncesi toplanan kongrelerin hepsi batı Anadolu ve trakyada toplanmıştır/ anzavur ayaklanması kuvayi milliye hareketini yok etmek için yapılmıştır.
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
7.
« Yanıtla #6 : Eylül 21, 2009, 02:45:28 ÖÖ »

Türk tarihinde iki önemli siyasal kuruluş; türk tarihinde ilk düzenli siyasal örgütlenme ve muhalefet İttihat ve Terakki Derneği ile başladı. Derneğin amacı II.abdulhamitin baskı yönetimine son vermek ve anayasalı monarşiye yeniden geçmekti. 1909 daki anayasa değişikliğinden sonra tam olarak yasallaşan dernek 1013 yılında siyasal bir partiye dönüştü. Özellikle Türklük bilincinin uyanmasında rol oynayan parti, Türkçü ve İslamcı siyaset arasında bir çizgi izledi. Demokrasi ve özgürlük gibi vaatlerle iktidara gelen ittahat ve tekarki kısa zamanda muhalefete tahammül edemeyen totaliter bir yapıya büründü. Bununla birlikte siyasal düşüncelerin İstanbul dışınada yayılması konusunda önemli hizmetleri oldu. Mondros ateşkesinden sonra kurulan hükümetler özelliklede damat Ferit hükümetleri ittahatçıları savaş suçlusu ilan etmişlerdi. Bu suçlama o döneme yurt dışına kaçan Enver Talat ve cemal paşalar gibi ittihatçıların ulusal kurtuluş mücadelesinde etkin olmalarını engellemiş oldu. Bütün bunlara karşın ittihat ve terakki partisi meşrutiyet düşüncesinin yanırsa ulusal devlet bilincini geliştirmiş ve gelecekte cumhuriyeti hedefleyen yeni bir siyasal yapının ortaya çıkmasına neden olmuştur. İttihat ve terakki gibi önemli bir siyasal örgüt varlığını yitirirken ateşkes sonrasında onun bıraktığı boşluğu Anadolu ve Rumeli müdafai hukuk cemiyeti doldurdu. Bu örgüt başlangıcını reddi ihak ve müdafai hukuk derneklerinde bulmuştur. Sivas kongresiyle birkaçı dışında tüm bu dernekler ve kuruluşlar birleşerek yurt düzeyinde yayılan bir büyük örgüt durumuna gelmişlerdi. Dernegin asıl amacı siyasaldır. Gerçekten de Sivas kongresinde alınan kararların hepsi siyasaldır. Meclisi mebusanın toplanması ve damat Feritin düşürülmesi derneğin siyasal faliyetine tipik bir örnektir. Dernek daha sonra tbmm nin kuruluşunu sağladığı ve zafer sonrasında da Mustafa kemal tarafından rejimin ilk siyasal partisi haline geldi.
SİVAS KONGRESİ SONRASI SİYASAL GELİŞMELER.; Mustafa Kemal Paşaya göre mebusan meclisinin yapacağı bir iş kalmamakla birlikte, Sivas ta bu meclisin toplanması yönünde alınan karar doğrultusunda çalışmalar yapılmalıydı. Diğer taraftan Osmanlı parlementosu ulusu temsil eden bir organdı. Bu nedenle yeni kurulan (Ali Rıza Paşa Hükümeti) Osmanlı hükümetiyle anlaşma yolları aranmalıydı. Bütün bunlar gerçekleştirilirken de kuvayi milliye birliklerinin heyeti temsiliyenin disiplini ve düzeni altına alınmasına çalışılmalıydı.
Osmanlı Hükümetiyle anlaşma- Amasya Protokolleri; Sivas kongrelirini engelleyemeyen ve büyük bir siyasal yenilgiye uğrayan damat Ferit 1 ekim 1919 da istifa etmiş yerine yurtsever ılımlı bir asker olan Ali Rıza Paşa sadrazam olmuştu. Yeni hükümet bir an önce barış yapabilme gerekçesiyle Anadolu ile ili geçinmeye ve işbirliği yapmaya çalışılmıştır. Bu amaçla bahriye nazırı Salih Paşa İstanbul hükümeti temsilcisi olarak amasyaya geldi ve Mustafa kemal paşa ile 20-22 ekim tarihlerinde görüşmeler yaptı. Amasya kararları olarak tarihe geçen bu görüşmeler sonunda özetle şu kararlar alındı; İstanbul hükümeti heyeti temsiliyiyi tanıyacak; Meclisi mebusan toplanacak; Anadolu hereketlerinin temsilcileri ile iyi geçinilecek; buna karşılık heyeti temsiliyede yurdun bütünlüğüne bir zarar gelmemesi koşuluyla İstanbul hükümetinin işlerine karışmayacaktı. Bu kararların alındığı Amasya protokollerinin önemi son derece büyüktür. Bu görüşmelerle İstanbul hükümeti heyiti temsiliyiyi kendine denk bir siyasal organ olarak görmüş ve onun varlığını tanımış oldu.
Ankaranın ulusal kurtuluş hareketinin merkezi yapılması; amasyada yapılan görüşmelerden sonra tekrar sivasa dönen Mustafa kemal burada komutanlarla önemli toplantılar yaptı. Bu toplantılarda meclisi mebusanın nerede ve nasıl toplanacağı konusu tartışıldı. bu toplantılarda meclisin istanbulda toplanması kararlaştırıldı ayrıca heyeti temsiliyenin sürekli çalışabileceği uygun bir kent aranıyordu sonuçta ankarada karar kılındı. Mustafa kemal ve heyeti temsiliye 27 aralık 1919 da ankaraya geldi. Ankaranın merkez olarak tayin edilmesinde şu etkenler rol oynar; her şeyden önce Ankara stratejik açıdan çok önemli bir yerdi. İstanbuldan gelen demiryolu ankarada sona eriyordu. Bu bakımdan ulaşım açısındanda önemliydi. Ayrıca batı cephesine yakın olduğu gibi diğer çarpışma alanlarınada eşit uzaklıktaydı.
Askeri GELİŞMELER; Mustafa kemal ankaraya geldiğinde işgaller ve bu işgallere direnişler yoğunlaşmaktaydı ankaraya gelmesinden önce sembolik işgal güçleri kentten ayrılmak zorunda kalmıştı. Bununla birlikte Eskişehir –ankara demiryolu İngilizlerin denetimine girmişti. Yunanlılar ise batı anadoluda milne hattı adı verilen çizgide durmuşlardı. İngiliz general milnenin saptadığı çizgi ayvalık- gölmarmara – aydın –selçuk hattıydı.
MECLİSİ MEBUSANIN AÇILMASI ; parlamento, halk temsilcilerinin bir araya gelip, çalıştığı kurulun anayada kukundaki adıdır. Gerçek demokrasilerde halkın parlamentoda temsiline büyük özen gösterilir. Osmanlıda ilk parlemento dönem 1876 da ilan edilen I. Meşrutiyet le başladı. Bu dönemde halkın seçtiği temsilçilerden oluşan meclisi mebusan ve padişahın seçtiği kişilerden oluşan meclisi ayan oluştu. Kısa süren dönemden sonra 1908 yılındaki anayasal değişikliklerle meclisi mebusanın yetkileri artırıldı.ancak parlemento Mondros ateşkesi sonrası fesedildi.
Meclisi Mebusanın açılış hazırlıkları; hazırlıklar sırasında iki nokta üzerinde tartışmalar çıktı. Birincisi meclisin toplanacağı yer konusuydu. Bu konuda Mustafa kemal ile Salih paşa arasında amasyada yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanmış ve İstanbul dışında toplanılması kararlaştırılmıştı. Ancak bu karar istanbuldaki hükümet çevrelerince uygun görülmemiş ve onaylanmamıştı. Mustafa kemale göre İstanbul dışında toplanan bir meclis padişahın etkisinden çıkabilir ve ulusal kararlar alınabilirdi. Ancak Mustafa kemalin en yakın arkadaşları bile meclisin İstanbul dışında toplanmasına sıcak bakmıyorlardı. Bu nedenle yalnız kalan Mustafa kemal itirazları sonuçsuz kaldı ve meclisin istanbulda toplanması kararlaştırıldı. İkinci konu ise mecliste hangi konuların tartışılıp karara baglanacağıydı Mustafa kemal sağlıklı kararların alınabilmesi için kendisinin meclis başkanı seçilmesi ve mecliste bir müdafai hukuk grubunun kurulmasını istedi. Bunların gerekçeleşmesi durumunda anadoluda doğan ulusal güç padişahın iradesiyle toplanan bir meclise egemen olacaktı. .
Meclisi Mebusanın açılması ve çalışmaları; son Osmanlı parlementosu 12 ocak 1920 de toplandı. Ancak Mustafa kemalin istekleri gerçekleşmedi. Meclis 28 ocak tarihine kadar başkanının seçemedi ve istenilen müdafai hukuk grubunu kuramadı. 28 ocak 1920 de gizli olarak toplanan mecliste misakı milli kabul edildi. Bu belgenin kabulünden birkaç gün sonra müdafai hukuk grubu yerine felahı vatan grubu kuruldu ve meclis başkanlığınada Reşat Hikmet Bey seçildi.
MİSAKI MİLLİ ; 28 ocak 1920 de meclisi mebusanda kabul edilen misakı milli daha Erzurum kongresi sırasında hazırlanmaya başlanmıştı. And metni Mustafa kemal tarafından kaleme alınmış ve istanbula giden milletvekillerine verilmişti. Misakı millinin içeriği özetle şöyledir; birinci donya savaşının bitiminde imzalanan ateşkes anlaşmasının çizdeği sınırlar içinde her bakımdan birlik oluşturan yurttaşların oturdukları yerler hiçbir biçimde yurttan koparılamaz. Osmanlı saltanatının ve halifeliğin merkezi İstanbulun güvenliği sağlaması koşuluyla boğazlar açılabilir. Daha önce bizden ayrılan batı tırakyada ateşkes sınırları dışında tutulmak istenen kars Ardahan ve batumda halk oyuna başvurulması gerekir. Osmanlı devletindeki Arapların çoğunlukta olduğu yerlerde halkoylamasına başvurulabilir. Bağımsızlığımızı sınırlayacak siyasal, ekonomik, hiçbir anlaşma kabul edilemez. Bu koşulları tartışmasız benimsenmelidir. Aksi takdirde yapılması olanaksızdır.
Misakı Millinin Niteliği; hukuksal açıdan misakı milli bir parlemento kararıdır. Ancak kararı padişah onaylamamıştır. Kararın en kısa ifadesi Türklerin vatanı bir bütündür ve parçalanamaz., olarak belirtilebilir bu metinle kongrelerde beliren ulusal istekler Osmanlı parlementosuna yansıtılmıştır. Dikkatle incelendiğinde kesin bağımsızlık ilkesinin yer aldığı görülür.
Misakı Millinin Sonuçları;misakı millinin ilan edilmesi meclis ve hükümet üzerinde baskıların artmasına yol açtı. Ali rıza paşa baskılar karşısında 3 mart 1920 de görevinden ayrıldı. Yerine yeni hükümeti Salih Paşa kurdu ancak aynı baskılar Salih paşa hükümetinede uygulandı.
İSTANBULUN İŞGALİ ; anlaşma devletleri 16 MART 1920 de sadrazam Salih paşaya bir nota vererek istanbulun resmen işgal edileceğini bildirdiler. İşgal hemen başladı. Resmi dairelere el konuldu. Bazı askerler şehit edildi. Meclisi mebusan basıldı ve kuvayi milliyeci olarak bilinen uyeler tutuklandı. 18 martta toplanan meclis bu koşullar altında çalışmanın mümkün olmayacağına karar vererek toplantıların durdurdu. 11 nisanda ise padişah kanuni esasideki yetkilerini kullanarak meclisi mebusanı dağıttı.
İstanbulun İşgalinin sonuçları; istanbulun işgali ülkede şok tesiri yaptı olay miting ve gösterilerle protesto edildi. Bu arada Mustafa kemal ne denli haklı olduğunu da anlaşılmıştı. Artık tek umut Mustafa kemal paşa ve Ankara idi. Bu nedenle istanbuldan ankaraya bir göç başlamıştı. Mustafa kemal ise İstanbul işgal edilir edilmez 19 martta bir genelge yayınlayarak, yeniden seçimlere gidileceği ve yeni bir parlemento toplanacağını duyurdu.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN AÇILIŞ HAZIRLIKLARI; Mustafa kemal paşanın gerçekleştirmek istediği düşünceler; istanbulun işgali ve meclisi mebusanın dağıtılması Mustafa kemal paşaya yeni bir devlet kurulması için uygun bir ortam yarattı. O öncelikle dağıtılan meclisi mebusanın yerine yeni bir kurum açmaya yöneldi. Bu kurum ancak bir kurucu meclis olabilirdi. Ancak tasarıyı kamoyu benimsemedi.kimsenin aklından Osmanlı devletinin son bulduğu düşüncesi geçmiyordu. Bu nedenle Ankara da toplanacak meclis için kurucu meclis ifadesi yerine Selahiyeti Fevkaladeyi Haiz Bir Meclis (Olağanüstü yetkilere sahip bir meclis ) deyimi kullanıldı. Aslında ikisi arasında önemli bir fark yoktu. Bu isim değişikliği ile kurucu meclis deyiminden rahatsız olanları ferahlatmıştı. Kamoyu böyle bir gelişmeye hazır değildi. Kendisi ismi ne olursa olsun toplanacak meclisi bir kurucu meclis gibi çalıştırmayı düşünüyordu.
İstanbulun işgalinden sonraki siyasal ve askeri gelişmeler; ali rıza paşanın yerine Salih paşanın sadrazam olması anlaşma devletlerini tatmin etmedi ortamın iyice gerginleşmesi üzerine nisan ayı başında Salih paya görevinden ayrılmak zorunda kaldı 5 nisan 1920 de damat Ferit tekrar sadrazam oldu. Damat ferite göre kuvayi milliye anadoluyu istila tehdidi altına sokuyordu ve bu nedenle yok edilmeliydi.. bunun için öncelikle Mustafa kemalin yeni meclis çalışmalarına engel olmak istemiş ve bu yolla kuvayi milliyenin güçsüz bırakılmasını amaçlamıştı. Bunun için şubat ayında tekrar faaliyetlerini yoğunlaştıran Anzavur birliklerine yardım etmeye başladı.yine nisan ayında kışkırtmalar sonucu kuvayi milliyeye karşı düzcede büyük bir ayaklanma çıktı .18 nisanda ise kuvayi milliyeye karşı kuvayi inzibatiye adında yeni bir örgüt kurduğunu açıkladı. Bu örgüt İzmit ve çevresinde dehşet saçmaya başladı bu sıralarda batı anadoludaki kuvayi milliyeye çerkes ethemin katılması ulusal kuvvetlere güç verdi. Öncelikle anzavur ayaklanması bastırıldı ve düzen yeniden sağlandı. Batıdaki bu gelişmelerin yanı sıra güneydoğudaki kuvayi milliye fıransızlara karşı büyük başarılar kazanmıştı. Kuvayi milliye birlikleri fıransızları 11 şubatta maraştan 10 nisanda ise urfadan kovmuşlardı. Aynı tarihte antep yehride hiçbir dış yardım almaksızın Fransız kuşatmasına direniyordu. Bütün bu gelişmeler karşısında damat Ferit 11 nisanda şeyhülislam dürrizadeden Mustafa kemal ve arkadaşlarının öldürülmesinin caiz olduğuna dair bir fetva aldı. Aynı fetvada kuvayi milliye birlikleride kafir ilan edildi.
TBMM nin toplanması için yapılan hazırlıklar; İstanbulun işgali sırasında bazı milletvekilleri tutuklanmış, bir kısmı ise ankaraya ulaşmıştı. Boşlukların doldurulması amacıyla her livada yeniden seçimler yapıldı ve seçilen milletvekilleri ankaraya gelmeye başladılar. Ancak bazı yerlerde anlaşma devletleri ve damat Ferit engellemeleriyle karşılaşıldı. Yinede 23 nisan tarihi geldiğinde yeteri sayıda milletvekili ankaraya gelebildi.
SORULAR; türk tarihindeki ilk düzenli siyasal örgüt ve muhalefet ittahat ve terakki derneğidir/ Osmanlı döneminde ilk parlementolu dönem 23 aralık 1876 da I.Meşrutiyetin ilanıyla başladı./ son Osmanlı mebusan meclisinde felahı vatan gurubu kurulmuştur./ misakı milli Osmanlı mebusan meclisi tarafından alınan bir karardır/ Mustafa kemal ve Salih paşa arasında yapılan Amasya görüşmelerinin en önemli sonucu Osmanlı heyetinin heyeti temsiliyenin varlığını tanımasıdır./ anlaşma devletlerinin misakı millinin kabul edilmesine karşı istanbulu resmen işgal ederek tepkilerini gösterdiler./ istanbulun resmen işgal edilmesi t.b.m.m.nin açılmasına yol açmıştır./ damat feridin istifasından ve Sivas kongresinden sonra yerine ali rıza paşa sadrazam oldu/ kuvayi milliyeye karşı kuvayi inzibatiye kuruldu./ olus şıraları – Amasya görüşmeleri yapıldı-temsil heyetinin ankaraya gelmesi sağlandı- son Osmanlı mebislar meclisi toplandı/ kurtuluş savaşı sırasında mücadele eden Anadolu ve Rumeli müdafai hukuk cemiyeti daha sonra rejimin ilk siyasal partisi oldu./
Havza genelgesi – Amasya genelgesi-–erzurum kongresi- Sivas kongresi- Amasya görüşmesi sırayla/ ittihat ve terakkinin amaçı anayasalı monarşik bir rejime geçmekti/ ittihatcıların ulusal kurtuluş mücadelesinde yürütücü rol oynamalarını engelleyen temel etken savaş suçlusu olarak ilan edilmeleriydi/ ittihat ve terakki partisinin siyasal varlığını yitirdikten sonra ortaya çıkan boşluk reddi ilhak ve müdafai hukuk dernekleri tamamladı / meşrutiyet düşüncesiyle birlikte ulusal devlet bilincini türk toplumuna sokan ittihat ve terakkidir/ damat Ferit in siyasal olarak yenilgiye uğradığını Sivas kongresinin toplanması kanıtlamıştır/ Amasya görüşmeleri Osmanlı hükümeti ile –heyeti temsiliye arasında yapıldı./ İstanbul hükümetinin heyeti temsiliyenin varlığını Amasya protokolleriyle kabul etmiştir./ Amasya görüşmelerinde İstanbul hükümetini Salih Paşa temsil etmiştir/ ankaranın heyeti temsiliyenin merkezi olmasının nedeni stratejik açıdan elverişli bir yer olmasıdır./ Milne Çizgisi; ayvalık akmaz gölmarmara aydın Selçuk çizgisidir./ misakı millide alınan kararların en kısası Türklerin anavatanı parçalanamaz/ Erzurum ve Sivas kongrelerinde belirlenen ulusal istekler Osmanlı parlementosuna misakı millinin ilan edilmesiyle yansımıştır./ misakı millide temel ilke kesin bağımsızlık ilkesidir/ ali rıza paşadan baskılara dayanamayıp istifa edince yerine Salih paşa geçti./ misakı millinin ilanından sonra İstanbul işgal edilmiştir/ İstanbul işgal edilip meclisi mebusan dağıtılınca tbmm nin ankarada toplanmasına uygun bir ortam yaratmıştır./ kuvayi inzibatiyenin kurulması Osmanlı devletinin niteliği açısından devletin niteliğini tükettiğinin kanıtıdır./ TBMM açılmadan Maraş urfa ve antep kurtulmuştu.
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
8.
« Yanıtla #7 : Eylül 21, 2009, 02:46:02 ÖÖ »

TBMM.NİN AÇILIŞI; Yeni seçilen ve İstanbul dan kaçabilen milletvekilleri nisan ayı başlarında ankaraşa ulaşmışlardı. Milletvekillerinden başka pek çok aydın ve yurtsever de ankaraya akın ediyordu. Bu nedenle ankarada konut sıkıntısı doğdu. Öncelikle milletvekillerinin barındırmak için erkek öğretmen okulu milletvekillerine ayrıldı. Birinci dünya savaşı sırasında ittihat ve terakki partisinin Ankara örgütü tarafından açılan kulüp binası ise meclisin toplantı yeri olarak seçildi. Bu arada ankarada devam eden sembolik Fransız işgalide tamamen ortadan kaldırıldı. 23 nisan 1020 de Cuma günü TBMM açıldı toplantıyı en yaşlı üye olan Sinop milletvekili şerif bey açtı. Önce büyük millet meclisi adıyla açılan meclis 9 ay kadar sonra tbmm adını aldı. Millet meclisi kavramının kullanılması meclisi mebusandan tümüyle farklı olduğunu göstermesi açısından önemlidir.şerif bey yaptığı açılış konuşmasında meclisin yetkilerinide belirtmiştir. Bu meclis ulus tarafından toplanmıştı ve ulusun yetkilerini bizzat eline almasıyla olmuştu. Yine aynı konuşmada padişaha bağlılık dile getirilmekle birlikte, meclisin içte ve dışta tam bağımsızlık ilkesine olan kesin bağlılığı dile getirilmiştir.ertesi gün Mustafa kemal meclis başkanlığına seçildi ve bu görevini cumhurbaşkanı seçilinceye kadar sürdürdü. Meclis çalışmalarına hemen başladı. Yürütme işlerini görmek üzere geçici bir kurul seçildi ( Muvakkat İcra Heyeti) genel olarak TBMM; kuruluşundan itibaren bir kurum olarak süreklilik göstermiş ve ana ilkesi hiçbir zaman değişmemiştir. Bu ilke egemenliğin kayıtsız şartsız ulusa ait olduğu gerçeğidir. Birinçi tbmm nin kuruluşuyla ortaya çıkan sistem çok ufak değişikliklerle 1961 yılına değin devam etti ancak ilk denem tbmm nin çok büyük bir özelliği vardı. Uzun bir süre saltanat ile birlikte yaşamak zorunaydı ve ayrıca bağımsızlık savaşının yürütülmesi görevini yüklenmişti.
Tbmm nin meşrutiyeti; meşrutiyet geniş anlamıyla, bir kurumun toplumda geçerli olabilmesi için dayandığı kural veya inanç yahut güçtür. Toplumda pek çok ilişki geçerliliğini yasalardan alır. Yasaların meşruiyet kaynağı ise anayasadır. Tbmm kurulduğu zaman bir anayasaya dayanmıyordu ancak bu durum tbmm nin meşru olmadığı anlamına gelmez eğer bir devleti kurmuşsa anayasa olmuş veya oluşmak üzeredir. Tbmm de kurulduktan kısa bir süre sonra bu nedenle ulus tarafından tanınmıştır. Tbmm yi ulus kendi iradesiyle meşru kılmıştır. Meşrutiyetin kaynağı olmuştu. Kuvayi milliyenin doğması ,kongrelerini yapması ve Anadolu ve Rumeli müdafai hukuk cemiyetinin kurulması tbmm nin açılışını kolaylaştıran gelişmeler olarak değerlendirilebilir.
TBMM’nin Yapısı; pek çok kişi hatta Mustafa kemal paşanın bazı arkadaşları bile tbmmyi geçici olarak görüyorlardı.ancak tbmm ulusal egemenliğine kesinlikle sahip çıkması ve kurduğu düzenin ulusal olması nedeniyle çok sağlam temellere dayanıyordu. Bu nedenle geçici olması beklenemezdi.1921 anasayasının birinci maddesinde egemenliğin kayıtsız şartsız ulusa ait olduğunu belirtmiştir. Bu hüküm Osmanlı devletinin tarihe karıştığını ifade etmektedir. Egemenliğin hem ulusa hemdi bir kişiye ait olması düşünülemezdi. Ama tbmm ilk aylarında tercihini yapamamış ve her iki egemenlik anlayışı arasında bocalamıştı. Mustafa kemal de istemeyerek de olsa bu çelişkiye bir süre katlanmıştır. Çünkü geçiş dönemi yaşanıyordu ve egemenlik anlayışı kökünden degişiyordu. Mustafa kemal iki yıl içinde kademeli olarak ulusal egemenliği dışında hiçbir kaynagın kabul edilemeyeceğini meclis üyelerine kavratmıştır. Tbmm nin bir başka özelliği ise ulusal bir düzen kurmuş olmasıdır. Tbmm türk ulusunu temsil etmektedir. Yeni kurulan devlet türk ulusuna dayandırılmaktadır bu büyük bir devrimdir. Burada ulusçuluk etnik köken ve ırk gibi öğelere dayanmaz.
TBMM nin Hukuksal Niteliği; bütün siyasal sistemler güçler birligi ve güçler ayrılığı olarak iki ana kümede toplanır. Rejim ne olursa olsun devletlerde yasama yürütme ve yargı olmak üzere üç işlev vardır. Yasama işlevi toplum yaşamını düzenleyen hukuk kurallarının temeli olan yasaları koymaktır. Ancak yasaların uygulanması gerekir. Uygulanamayan kuralların hiçbir değeri yoktur. Hukuk kurallarını uygulayan organa hükümet denir. Hükümetler yürütme işlevini yerine getirirler hukuk kuralları her zaman dogru biçimde uygulanmayabilir. Ayrıca yurttaşlar arasında anlaşmazlıklar çıkabilir. Bu durumda haksızlıkların gidermek ve anlaşmazlıkları çözmek ve kurallara uymayanları cezalandırmak gerekir. Bunu yargı işlevi gerçekleştirir. Eğer bütün güçler ayrı ayrı organlarda değilde tek organda birleşmişse; buna güçler birligi sistemi denir. Bütün bu işlevler her biri ayrı güce sahip organlarca yerine getiriliyorsa bu durum güçler ayrılığı söz konusudur. TBMM hem yasaları koyacak hem uygulayacak hemde gerekirse yarğı işlevini yerine getirecekti. Bir hükümet yoktu. İcra vekilleri heyeti adı verilen kurula tbmm hükümeti de denirdi. Fakat her konuda son söz meclise aitti. Tbmm üç gücüde ulustan aldığı yetkiye dayanarak ulus adına kullanırdı. Ancak parlementonun yapısı ne kadar demokratik olursa olsun kesin bir güç birliği sisteminin bazı önemli sakıncaları doğabilir. Ancak önder ve kadrosu çabuk karar alan aldığı kararı hemen uygulayabilecek ulusal bir organa ihtiyaç duyuyordu. Bir savaş vardı. Bu savaş hem dış düşmanlara karşı hemde Osmanlı hükümetine karşı yürütülüyordu. Bunu kazanmak için tbmm nin yetkilerini kıskançlıkla kullanması gerekliydi.
TBMM nin çalışmaları; tbmm nin iç siyasetteki temel hedefi savaşı kazanmak olmakla birlikte, dış siyaset alanında da kendini tanıtmak için her türlü girişimde bulunmuştur. Tbmm üyelerinin büyük bir çoğunluğu Anadolu ve Rumeli müdafai hukuk cemiyeti mensuplarıydı. Bu nedenle ilk günlerde meclis üyeleri arasında tam bir görüş birliği vardı. Ancak ARMHC bir siyasal parti degildi. Çeşitli dünya görüşlerine sahip yurttaşlar yurdun kurtuluşu için bir araya gelmişlerdi. Onların birbirine baglayan tek öge bu amaçtı. Ancak bu üyeler arasında zamanla Mustafa kemal in izlediği genel politikaya karşı çıkanlar bir grup oluşturdular bu gruba ikinci Müdafai hukuk grubu denildi. Bu grubun büyük bir çogunlugunun karşı çıkması kişisel nedenlere dayanıyordu. Ancak gruplar bir siyasal parti temsilcisi olmadıklarından içlerinde bir siyasi parti disiplini yoktu. Birinden diğerine geçmek mümkündü. Bu nedenle sayıları sık sık değişiyordu.. bu arada tbmm otorisetisini yaymak ve gücünü yurdun her yerinde gösterebilmek için her türlü önemi alıyordu. Bunların başında daha ilk günlerde verilen kararlarla İstanbul hükümeti ile her türlü ilişkinin kesilmesi gerekiyordu. Çıkarılan Hıyaneti Vataniye Yasası ile İstanbul hükümetiyle ilişkiye girenler vatan haini sayılmıştır. Tbmm dış dünyayada kendisini kabul ettirme yoluna girmiştir. İlk olarak rusyada yeni kurulan sosyalist hükümetle ilişkiler kurulması için girişimler başlatıldı. Diğer yandan 30 mayıs 1920 de Fransa hükümeti ile 20 günlük bir ateşkes anlaşması imzalandı. Tbmm bu çabalar içinde iken damat Ferit ile İngilizler de boş durmuyorlardı. Damat Ferit in istanbulda kurduğu mahkeme 11 mayıs 1920 de Mustafa kemal paşayı ölüm cezasına çarptırdı. Bu cezayı vahdettin onayladı. Diğer taraftan da İstanbul hükümeti anlaşma devletleriyle barış imzalamak için çalışmalarını artırmıştı.
TBMM ye karşı tepkiler.; Kuvayi Milliyenin kesin olarak birleşmesi; 1920 yılı başından tbmm nin toplanmasına kadar geçen sürede dört kongre daha toplanmıştır. Bu kongreler Edirne oltu Balıkesir Lüleburgaz da toplanmıştır. Bu kongrelerde ARHMC nin varlığı kabul edilmekle birlikte yerel kurtuluş çareleri de gündeme getirilmişti. Tbmm nin açılmasından sonra da kongreler toplandı. Bunların en önemlisi 9-14 mayıs 1920 de toplanan büyük Edirne kongresidir kongrede anadoludaki birliğin benimsenmesi kabul edildi. Ama barış görüşmelerine tırakyalılar olarak katılarak trasyanın yunanistana verilmesini önleyebileceklerini düşünüyorlardı. 2 ağustos 1920 de toplanan afyon kongresine tbmm temsilcileri de katılmış ve batı Anadolu tümüyle ulusal devlet otoritesi için alınmıştır. 5 ağustos ve 8 ekim 1920 tarihlerinde toplanan Pozantı kongresinde de tbmm nin denetiminde kararlar alınmıştır. Pozantı kongreleriyle kuvayi milliyenin birleşmesi olay tamamlanmış oldu.
Asgeri Gelişmeler; tbmm nin açılması anlaşma devletleri tarafından tepkiyle karşılandı. Bu devletler tarafından yönlendirilen yunan ordusu milne çizgisini dört bir yandan aşarak batı anadoluda ilerlemeye başladı. 22 haziran 1920 de başlayan bu saldırı sonucunda Alaşehir Balıkesir bursa ve uşak başta olmak üzere batı anadoluda pek çok yerleşim merkezi işgal edildi. Trakyada da saldırı hazırlıklarına girişen yunan ordusuna karşı tbmmde büyük bir tepki oluştu. Bu arada doğu Anadolu da Ermenistan devleti tbmm açılınca geniş kapsamlı bir saldırıya başlamıştı.
AYAKLANMALAR: tbmmnin açılmasından önce damat Feritin kışkırtmalarıyla başlayan ayaklanmalar nisan sonlarında doğru daha da arttı. Daha önce düzce ve boluda çıkan ayaklanmalar şiddetlendi. Yozgatta zilede viranşehirde ve konyada olumsuz hareketler görüldü. Marmara bölgesinde ise anzavur ve kuvayi inzibatiye birlikleri eylemlerini sürdürüyorlardı. Çerkes etheminde yardımıyla bu ayaklanmalar ağustos ayı başlarında bastırıldı. Ama sevr barışının imzalanmasıyla ayaklanmalar yeniden başladı. Ayaklanmalar 1920 yılının sonlarına doğru kesin olarak etkisiz hale getirildi.
SORULAR; TBBM yi Osmanlı meclisi mebusanından ayıran en önemli özellik ulusal bir nitelik taşıması./
Tbmm yazılı bir anayasaya dayanmadığı dönemde meşrutiyetini ulusun kendisinden alıyordu./ tbmm 20 mayıs 1920 de hangi ülke ile 20 günlük ateşkes imzaladı Fransa ile/ aşagıdaki kongrelerin hangisinde kuvayi milliye birlikleri birleşmeyi tamamladı Pozantı kongresinde./ heyeti temsiliyenin görev ve yetkileri tbmm nin açılmasıyla sona ermiştir/ birinci tbmm nin temel amacı aşağıdakilerdin hangisidir. Bağımsızlık savaşını kazanmaktı/ tbmm nin güçler birliği sistemini benimsemesinin temel amacı yerinde ve çabuk kararlar alıp, uygulamak için / tbmm de Mustafa kemal ve taraftarlarının oluşturduğu gruba birinci müdafai hukuk grubu deniyordu/ birinci tbmm yi kendisinden sonra gelen meclislerden ayıran en temel özellik saltanat ile birlikte yaşamasıdır./ tbmm nin açılışına karşı anlaşma devletlerinin uyguladığı plan yunanlıların ileri harekata geçirilmesidir/ aşağıdakilerden hangisi ankarada bir ulusal meclis açılmasına karşı çıkmıştır. Hürriyet ve itilaf fırkası /1921 anayasasınde yer alan egemenlik kayatsız şartsız ulusundur” maddesi Osmanlı imparatorluğunun tarihe karıştığının kanıtıdır./ birinci tbmm deki bazı milletvekilleri Mustafa kemal paşanın çizdiği genel politikalara karşı çıkarak ikinci müdafai hukuk grubunu kurmuştur/ büyük Edirne kongresinde anadoludaki birliğin benimsenmesi kabul edildi.
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
9.
« Yanıtla #8 : Eylül 21, 2009, 02:46:29 ÖÖ »

Ulusal ordunun kurulması ve kurtuluş savaşı; bir devletin geleceğini güvenlik altına almak, ulusal çıkarları savunmak amacıyla başta askeri güç olmak üzere devletin ve ulusun maddi – manevi bütün olanaklarının ve kaynaklarının kullanılmasını gerektiren silahlı mücadeleye savaş denir. TBMM kuruluncaya kadar şiddetle göze çarpan direnme hareketlerini ve özelikle Kuvayi Milliye etkinliğini düzenli ve hukuka uygun bir savaş olarak nitelemek mümkün değildir. Türk ulusunun silahlı kurtuluş hareketi daha ilk işgaller sırasında başlamıştır. Ama bu hareketin bir devlet tarafından yönetilen düzgün bir savaş durumunu alması TBMM nin kurulmasıyla mümkün olmuştur. Ancak TBMM nin bir devlet olarak varlığı işgalci güçler tarafından hemen tanınmadı. Onlar için görüşülebilecek tek siyasi güç Osmanlı devleti idi.
TBMM nin açılmasıyla yeni bir türk devleti kurulmuştu. Ulusal egemenlik ilkesini her dönem kıskançça savunan TBMM aldığı çeşitli kararlar ve çıkardığı yasalarla yunan tehlikesi karşısında yeni bir ordunun kurulması yolunda yoğun bir çaba içine girmişti. 22 haziran 1920 de yunanlılar milne çizgisini aşarak batı anadoluda ilerlemeye başlamışlardı. Yunanların bu saldırıya iten nedenler şunlardı. TBMMnin açılması ile anlaşma devletleri ve Yunanistan kesin tavırlarını artık koymak gereğini duymuştu. San Remo da imzalanacak barışla ilgili taslağa karşı direnişi kırmak ve türk ulusuna direnmenin anlamsız olduğunu göstermek için böyle büyük bir saldırıya girişilmişti. Planlı yunan saldırısı ile kuvayi milliye birliklerini dağıtıp kısa zamanda Alaşehir Balıkesir bursa ve uşak ı ele geçirmişlerdi. Bu arada bütün doğu trakyada yunan kuvvetlerinin eline geçmişti. Yunan saldırısının tepkileri; yunan ileri harekatı tbmm de büyük bir düş kırıklığı ve kızgınlık yarattı saldırı öncesinde kuvayi milliye birlikleri tbmm hükümeti genelkurmay başkanlığına bağlanmıştı. Ancak başarılı olunamamıştı. Bu başarısızlık doğaldı. Çünkü kuvayi milliyeciler yursever olmakla birlikte askerlik sanatından anlayan kişiler değildiler. Onların düzenli bir askeri güç biçiminde çalıştırmak son derece zordu. Kuvayi milliye birlikleri merkezden gönderilen subaylara değil kendi şeflerine itaat ediyorlardı. Zaman zaman amaçlarının dışına çıkarak suçsuz insanlara zararlar verebiliyorlardı. Bu durumda halktan gelen tepkiler kurtuluş savaşının aleyhine bir durum yaratıyordu. Aynı dönemde Osmanlı ordusunu canlandırmak da mümkün değildi. Tbmm kurulur kurulmaz milli savunma ve genelkurmay işlerini düzenlemeye başlamıştı. Amaç kuvayi milliye birliklerine belli ölçüde çeki düzen vermekti. Ancak bu çabalardan sonuç alınamamış ve kuvayi milliye birlikleri yunan saldırısı karşısında tutunamamıştı. Bu saldırının kolay gelişmesi anlaşma devletlerinide umutlandırmıştı. Ulusal ordunun Kurulmaya Başlaması; kuvayi milliyenin yunan saldırısı karşısında tutunamaması düzenli bir ulusal ordunun kurulmasının şart olduğunu ortaya çıkarmıştı. Tbmm nin ikna edilmesinden sonra hızla ordunun kurulmasına geçildi. Batı cephesi bu yeni oluşturulmaya başlanan ordunun ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlendi. Çerkes ethemin kuvayi seyyare adı verilen birlikleri dışındaki kuvayi milliye birlikleri ordu içine alındı. Ordunun kurulmasıyla Mustafa kemal mücadeleyi halka mal etmek yolunda çok önemli bir adım atmış oldu.
Kaynak SORUNU; ordunun kurulması kolay degildir. Orduyu savaş için donatmak beslemek ve yönetmek dahada zordur. Oysa Osmanlı devletinde bırakınız birinci dünya savaşının gerektirdiği askeri teknolojiyi daha basit savaş ihtiyaçlarını gidereçek hiçbir sanayi kuruluşu yoktu. Halkın eğitim düzeyi düşüktü. Ülkede doğru dürüst bir ekonomik etkinlik yoktu. Ulaşım büyük ölçüde yabancıların işlettiği demiryollarından ibaretti. Sağlık işleri içler açısıydı, Tanzimat döneminden itibaren aydın meslek sahipleri yetiştirilmeye çalışılmış, yüksek okullar açılmıştı. Bu okullardan mezun olan üst düzey bürokratlar hekimler öğretmenler subaylar ülkenin geleceği üzerinde etkili olmaya başlamışlardır. Ancak hala bilgi üretilemiyordu. Aydınların büyük bir kısmı trablusgarp balkan ve birinci dünya savaşlarında askere alındılar ve çoğu bu savaşlarda yaşamını yitirdi. Buna karşılık çok iyi yetişmiş türk subayları için bütün bu savaşlar deneyim kazanmalarına neden olmuştu. Kurtuluş savaşı sırasında yeni kurulan ordunun insan kaynakları açısından sorunu vardı. Halk uzun süren savaşlardan bıkmış ve yılgın bir durumdaydı. İkinci sorun orduyu donatmak sorunuydu. Askere alınacak insanların silahını cephanesini giysisini ve besisini sağlamak büyük sorundu. Ayrıca Osmanlı yönetiminin kışkırtmalarıyla çeşitli direnişler ortaya çıkmıştır. Tbmm nin kurulmasından sonra askere alma işleri sert önlemlerle hızlandırıldı ve istiklal mahkemeleri yoluyla başıbozukluk giderilmeye çalışıldı. Tbmm nin korkunç bir para sıkıntısı içinde olduğu bilinen bir gerçektir. Bu parasal sıkıntıyı atlatabilmek için halktan bağış toplamak bankaların elinde bulunan paralara el koymak posta havalelerini geciktirmek gibi uygulamalara gidildi. Ayrıca İtalyanlardan ve Fransızlardan borç bile alındı. Yine İslam cemaatleri özellikle Hindistan Müslümanları önemli miktarda paralar göndermişlerdi.
SİYASAL GELİŞMELER; Genel Olarak; tbmm nin açılışını önleyemeyen damat Ferit bu olaya tepkisini 10 ağustos 1920 de sevr barışını benimseyerek ortaya koydu. SEVR BARIŞI; Paris barış konferansında anlaşma devletlerinin Osmanlı ülkesini paylama kararlarında olduklarının farkında olmayan Osmanlı yönetimi, barış çabalarına devam etmekteydi. Hatta sadrazamlığa getirilen damat Ferit paristeki barış görüşmelerine katılmışsada bunda başarı sağlayamamıştı. Ancak tbmm nin açılması için yapılan hazırlıklar gerek damat feriti gerekse anlaşma devletlerini harekete geçirmiş ve barış çalışmalarına hız verilmişti. 19 nisan 1920 de san remo da yapılan toplantıda barış taslağı hazırlandı. San remo da alınan kararlar parise çağrılan Osmanlı temsilcisi Tevfik Paşaya sunuldu. Tevfik paşanın tepki gösterdiği bu taslak üzerinde görüşmelerin yapıldığı bir sırada yunan saldırısı başladı 22 haziran 1920 anlaşma devletleri bu yolla hazırlanan taslagın kabul edilmesi için baskı yapıyorlardı. Artık hiçbir direnme gücü kalmayan Osmanlı hükümeti saltanat Şurası tarafından eski bir asker olan ferik rıza paşa katılmamıştı. Sonuçta parise giden kurul 10 ağustos 1920 de sevr barış anlaşması imzalandı.
Sınırlar; barış Osmanlı devleti ile İngiltere Fransa İtalya Japonya Belçika Yunanistan hicaz polanya Yugoslavya ve çekoslavakya arasında imzalandı bu barışa göre ırak, Suriye Lübnan ve Suriye bölgeleri Osmanlıdan ayrılıyor ve buralarda İngiliz ve Fransız manda yönetimi kuruluyordu. Doğu anadoluda bir ermeni devleti ve bir özerk bölge kuruluyordu. Batı Anadolu ve doğu Trakya yunanistana veriliyordu. Boğazlar anlaşma devletlerinin ortak yönetimine bırakılıyordu.
Egemenlik haklarını kısıtlayan hükümler; Osmanlı ordusu 50700 kişiyi geçmeyeçekti. Zorunlu askerlik uygulaması kaldırılacaktı. Azanlıklara çok geniş haklar verilecek ve bu konuda hükümet denetlenecekti. Ekonomik yönetsel ve yargısal kapütilasyonların kapsamı genişletilmişti. Savaştan zarar görenlere tazminat ödeyecekti. İç anadolunun güney yarısı Akdeniz bölgesi ve yunanlılara bırakılan ege kesimi dışında bütün Anadolu İtalyanların, Silifke kayseri tokat Mardin çizgisi içinde kalan bölge Fransızların, mardinin doğusu da İngilizlerin nüfuz bölgesi olacaktı.
Sevr Barışının Değerlendirilmesi; Sevr barışında misakı milliye hiçbir biçimde saygı gösterilmemişti. Tbmm nin antlaşmaya tepkisi çok sert oldu. Anlaşma tümüyle reddedildi. Barışı imzalayanlar ve onaylayanlar vatan haini ilan edildi. Böylesi ağır bir barış türk ulusunun direnme bilincini artırmıştır.
SEVR BARIŞINDAN SONRAKİ GELİŞMELER; İç DURUM; sevr barışının imzalanması tbb üzerinde olumsuz etki yapmadığı gibi mücadele hırsını ve azmini şiddetlendirmişti. Ancak barış sonrasında damat feritin kışkırtmalarıyla ayaklanmalar yeniden başladı. Düzce Yozgat ve konyada yeniden ayaklanmalar başladı. Diğer yandan ulusal orduya katılmak istemeyen kuvayi milliyeciiler sorun çıkarmaya başlamışlardır. Bunlar içinde en önemlisi demirci Mehmet efenin başkaldırısıydı . diger yandan bazı kuvayi milliyecilerin de halka sert davranmaları ayaklanmalar için bir neden teşkil gösteriyordu. Bütün bunların yanında doğuda ermeni ilerleyişi devam ediyordu. Ayrıca güneyde Fransızlara karşı yürütülen direniş sürüyordu.
Dış İlişkiler; tbmm hükümeti 1920 sonbaharına kadar batılı devletlerle ilişki kurmadı bu süre zarfında rusyada yeni yönetimle ilişkiye geçilmişti. Çarlık taraftarlarını destekleyen anlaşma devletlerinin boğazlara ve istanbula egemen olmasını çıkarlarına uygun görmeyen Sovyet Rusya da tbmm hükümeti ile ilişkilerin geliştirilmesinden yanaydı. Bunun sonunda iki yeni rejim kadrosu arasında yakınlaşma başladı. Tbmm dışişleri bakanı ve bir kurul moskovada görüşmeler yaptılar. Bu görüşmelerde Sovyet Rusya misakı milliyi tanıdığını açıkladı. Ruslar Türkiye üzerindeki tarihsel isteklerinden vazgeçtiklerini açıkladılar. Tbmm ordularının Ermenistan üzerinde sağladığı zaferden sonra ilişkiler iyice gelişti.
ERMENİ SORUNU; Ermeniler kafkasyanın güneyinden başlayarak çukurovaya kadar uzanan geniş bir bölgede dağınık bir şekilde yaşamaktaydılar. Osmanlı sınırları içinde yıllarca huzur ve barış içinde yaşayan Ermeniler 19. yüzılın sonlarına doğru Ruslar ve İngilizlerin kışkırtmalarıyla Osmanlı yönetimine baş kaldırmaya başladılar. Rusyanın amacı Osmanlı devletini zayıflatarak boğazlar yoluyla akdenize doğu anadoluya da Basra körfezine inmekti. İngilizler ise rusyayı yalnız bırakmamak ve Ermenileri kendi taraflarına çekmek için müdahale etmeye başlamıştı. 20. yüzyılın başlarında İngiliz-rus yakınlaşması sonunda kışkırtmalar dahada arttı. Ancak ermeni halkın büyük bir kısmı bu olaya karışmadı. Rusyada eğitilen ermeni çeteciler terör eylemlerinde bulunmuşlardı. Birinci dünya savaşı sırasında doğu da ermeni yıkıcı faaliyetlerinin artması üzerine 1915 yılında bölgede yaşayan Ermeniler başka yerlere göçe tabi tutuldu. Bu göç esnasında Ermeniler Suriye ve Lübnan a yerleştirildiler. 1917 yılındaki Bolşevik ihtilali sonrasında Ruslar kafkasyayı boşalttı. Bu olaydan kısa bir süre sonra bölgede Azerbaycan Gürcistan ve Ermenistan devletleri kuruldu. Mondros ateşkesinin imzalanmasından sonra ise Osmanlı orduları kafkasyayı ve doğu anadolunun sınır bölgelerini boşalttılar türk birliklerinin çekildikleri yerleri Ermeniler işgal etmeye başladılar. Bu durumda Ermenistan ile bir savaş kaçınılmaz oldu. Paris barış görüşmelerine katılan Ermeniler kafkasyadan çukurovaya kadar uzanan bölgeyi istemişlerdi. Sevr barışı ile bu bölgenin büyük bir kısmı Ermenilere bırakılmıştı. Tbmm nin açılmasından sonra artan ermeni saldırıları karşısında doğu cephesi kuruldu ve komutanlığına kazım karabekir paşa getirili. Böylece düzenli ordunun ilk cephesi açılmış oldu. Ermenilere karşı yürütülen karşı harekat sonunda 2-3 aralık 1920 de taraflar arasında gümrü barışı imzalandı . gümrü barışı ile Ermenistan bugünkü doğu Anadolu sınırımızı tanıdı. Sevr anlaşmasını geçersiz saydığını açıkladı. Tbmm hükümeti topraklarından ayrılan Ermenilerin üç yıl içinde geri dönebileceklerini kabul etti. Ermenistan türkiyeye karşı düşmanca tutum içine girmeyeceğini kabul etti. Buna karşılık tbmm hükümetide istenildiği takdirde ermenistana askeri ve siyasi yardım etmeyi kabullendi.
GÜMRÜ BARIŞI; tbmm hükümetinin hem askeri hem de siyasi ilk başarısıdır. Tbmm hükümeti doğuda düzenli bir savaş yürütmüş ve kazanmıştır. Ermenistanın türkiyeye karşı olan tutumu olumlu bir çizgiye gelmiştir. Ermeniler türk toprakları üzerindeki isteklerinden vazgeçmiştir. Ermeni sorunu denilen yapay sorun kapanmıştır. Bu barışla tbmm devletlerarası alanda varlığını ilk kez kanıtlamıştır. Osmanlı devleti deyimi hiç geçmemiş, tarihte ilk kez bir türk devleti uluslar arası bir anlaşmada Türklüğünü vurgulamıştır.
Gümrü barışından sonra 23 şubat 1921 de Gürcistan ile barış anlaşması imzalandı. Ardahan ve Artvin geri alındı. Ayrıca batumda türk tarafına geçtiyse de barışın kalıcılığı açısından sonra buraya rusyaya verildi. Gümrü barışı ile doğu cephesi kapandı. Bunun sonunda batıda yunanlar güneyde Fransızlara karşı daha etkin bir mücadele verilmeye başlandı.
SORULAR; 22 haziran 1920 de başlayan yunan saldırısının amacı sevr antlaşmasının taslağının kabul edilmesini sağlamaktı/ kuvayi seyyare çerkes etemin birliklerine verilen isimdir./ sevr barış anlaşması padişah tarafından kurulan Saltanat Şurası tarafından onaylanmıştır./ kuvayi milliyeden sonra düzenli ordu kurulmuştur./ italyanın san remo kentinde sevr barış anlaşmasının taslağı üzerinde görüşmeler yapılmıştır/ işgallere karşı kurtuluş savaşı tbmm nin kurulmasıyla başlamıştır./ ulusal orduyu kurarken padişahtan para istenmemiştir/ san remo ve pariste belirlenen sevr barış taslagını Osmanlıya kabullendirmek için yunan saldırıları başlamıştır./ sevre göre arap toprakları İngiliz ve Fransız mandası olarak bırakılmıştır./ tbmm sevr barış antlaşmasını tümden reddetmiştir./ sevr barışının Osmanlı devleti açısından hükümsüz olmasının nedeni parlemento tarafından onaylanmamasıdır/ kuvayi milliyecilerin çıkardığı ayaklanma demirci Mehmet efe ayaklanmasıdır./boğazların ve anadolunun batılı emperyalistlerin eline geçmesini istemeyen ve türk kurtuluş savaşına destek veren devlet rusyadır./ kars Ardahan ve batum Berlin anlaşmasıyla Ruslara verilmiştir/ düzenli ordunun ilk büyük başarısı doğuda kazım karabekir tarafından Ermenilere karşı savaşla olmuştur./ Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeniler İngiltere ve rusyanın kışkırtmalarıyla ayaklandılar.
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
10.
« Yanıtla #9 : Eylül 21, 2009, 02:47:01 ÖÖ »

1920 YILININ BİTİŞİNE DOĞRU SİYASAL GELİŞMELER; 1920 yılının son ayının başında imzalanan gümrü barışı kurtuluş savaşının dönüm noktasıdır. Bu arada İtalyanlar Fransızlar sevr barışının uygulanabilir-liği konusunda kuşku duymaya başladılar. Bu kuşkunun nedenleri özetle; sevr barışı Osmanlı parlementosu tarafından onaylanmadığı için hukuksal açıdan yürürlüğe girmemişti.—tbmm ordusunun doğuda Ermenileri durdurması ve güneyde Fransızlara karşı zafer aşamasına gelmesi, yurtlarından oldukça uzakta savaşan Fransız ve İtalyan askerlerin durumu sorgulamalarına yol açmaktaydı.—anadoluda oluşan güç İtalyan ve Fransız diplomatlarınıda düşündürmeye başlamıştı. Bütün bu gelişmelerin karşısında damat Feritin başarısız olduğuna karar verildi. Ankara inandırılmadan ve sevr barışının uygulanamayacağını anlayan İngilizler bile daha ılımlı bir kişinin sadrazam olmasını düşünüyorlardı. Sonuçta damat Ferit 16 ekim 1920 de istifa etti ve yerine daha ılımlı bir devlet adamı olan Tevfik paşa getirildi. İkinci kez hükümet kuran bu kişi. Osmanlı devletinin son sadrazamıdır. Yeni kurulan hükümet tbmm ile anlaşmak için eski sadrazamlardan (başbakan) ve yeni kabinenin bakanlarından Ahmet izzet ve Salih paşaları Mustafa kemal ile görüşmek için anadoluya gönderdi. 5 aralık 1920 de Bilecik görüşmesi yapıldı toplantıdan sonuç çıkmaması üzerine Mustafa kemal kurul üyelerini iradeleri dışında ankaraya getirdi. Bir süre sonra istanbula dönmelerine izin verdi. 1920 yılı sonlarında İngilizler tbmm hükümetini zorlayabilmek için hazırlıklara başladılar. Yine aynı dönemde batı cephesinde çerkes ethem de ayaklanmaya hazırlıklarına başlamıştı.
Güney Cepheleri ; Fransızlarla Çarpışmalar; güneyde fırat nehrinin doğusunda kalan bölgeye İngilizler yerleşmişti. Fıratın batısında Fransızlara bırakılan bölgelerde 1919 yılı başlarında kuvayi milliye etkinliği başlamıştı. Fransızlar daha tbmm açılmadan 11 şubat 1920 de maraştan 10 nisan 1920 de ise urfadan kovulmışlardı. Antep şehri ise Fransızlara 11 ay kadar direndikten sonra 9 şubat 1921 de düşürülmüştü.
İtalyanların Durumu; İtalyanlar güneybatıda antalyadan milasa kadar olan bölgeye yerleşmişlerdir. Birinci dünya savaşı sırasında tüm ege bölgesinin İtalyanlara verilmesi kararlaştırılmıştı. Ancak asıl ege bölgesi yunanlara verilince İtalyanlarda İngiliz siyasetine karşı büyük bir tepki doğdu. Bu nedenle İtalyanlar işgal bölgelerinde Türklere kötü muamelede bulunmadılar. Yunanlara karşı direnen kuvayi milliyeye sempati ile bakıyorlardı. Sakarya zaferinin kazanılmasından sonra İtalyanlar işgal bölgelerinden kendiliklerinden çekildi.
İç Cephe; 1920 yılı sonlarına doğru iç cephe kapanmıştır. Çerkes ethemin ayaklanması hem iç cepheyi hemde batı cephesini ilgilendirmektedir.
Doğu Trakyada Durum; Mondros ateşkes anlaşması imzalandıktan sonra doğu trakyadaki türk birlikleri her açıdan desteksiz kalmışlardı. İngilizlerin işgalinde bulunan boğazları geçip yardım ulaştırmak imkansızdı. 1920 yılında yunan işgaline uğrayan doğu trakyadaki türk birlikleri bulgaristana sığındı.
BATI CEPHESİ;
Çerkes Ethem Olayı ve Birinci İnönü Savaşı; Kurtuluş savaşının bunalımlı dönemlerinde heyeti temsiliyeye katılan çerkes ethem kısa zamanda gösterdiği başarılarla tbmm nin vazgeçemediği bir güç haline geldi. Ancak düzenli ordunun kurulması çerkes ethemin hoşuna gitmedi. Yetkilerini kaybetmek istemeyen çerkes ethem düzenli ordunun kuruluşu tamamlandıkça üstü konumundaki komutanları dinlememe ve onları saymama yoluna gitti. Demirci Mehmet efeyi kışkırtarak ayaklanmaya sürükleyen ethem, bir ara Mustafa kemali de tutuklamaya kalktı. 27 aralık 1920 de Kütahya yöresinde tbmmye karşı isyan bayrağını açtı. Aralık ayı sonunda çerkes ethem ve demirci Mehmet efe ayaklanmaları sürerken yunanlılar batıda ilerlemeye başladılar. Batı cephesi komutanı ismet bey yunan saldırısının durdurulmasına öncelik verdi. 6-11 ocak 1921 tarihleri arasındaki çarpışmalarda yunan ordusu inönüde durduruldu. Ardından ethemin kuvvetleri üzerine yüklenen birliklerimiz ethemin kuvvetlerini dağıttı ve ayaklanmayı bastırdı. Ethem ve kardeşleri yunanlılara sığındılar.
Birinci İnönü zaferinin sonuçları; yunan saldırısının durdurulması tbmm hükümetinin otoritesini ve saygınlığını arttı. Anlaşma devletleri arasındaki çekişmeler de iyice su yüzüne çıktı. Özellikle Fransızlarla İtalyanlar yeni türk devletini artık görüşülmesi gerekli bir siyasal varlık olarak kabul etmeye başlamıştı.
Londra Konferansı; I. İnönü zaferi sonrasında tbmm hükümetinin Londra konferansına çağırılması önemli bir aşamadır. Anlaşma devletleri her iki hükümeti birbirine düşürmek için Osmanlı hükümetini de davet etmişlerdi. 23 şubat 1921 de başlayan görüşmelerde ilk söz Osmanlı sadrazamı tevfik paşaya verildi. Ancak tevfik paşa söz ulusumuzun asıl temsilçilerine aittir. Diyerek sözü tbmm hükümeti temsilcisi Bekir sami beye verdi . tevfik paşa bu tutumu ile Anadolu hareketinin yanında olduğunu kabul ediyordu. Konferansta sunulan öneri sevr barışının ufak bazı degişiklerini içeren bir metindi. Bu nedenle öneri reddedildi. Bununla birlikte tbmm temsilcisi dışişleri bakanı Bekir sami bey İngiliz Fransız ve İtalyan temsilcileriyle ikili anlaşmalar imzaladı. Tbmm eşitliğe dayanmayan bu anlaşmaları onaylamadı. Başarısızlığa rağmen Londra konferansı önemli bir siyasal aşamayı oluşturdu. Anlaşma devletlerinin sevr barışının bazı hükümlerinin artık tartışma konusu edilebileceğini ve bu gibi konularda tbbmm hükümeti ile görüşmeyi kabullenmelerini göstermesi açısından bir diplomatik başarı olarak değerlendirilebilir. Ayrıca bu şekilde anlaşma devletleri tbmm hükümetini, konferansa çağırmakla siyasal bir varlık olarak tanımış oldu.
Moskova Antlaşması; daha sonra rusyaya giden tbmm kurulu 16 mart 1921 de Sovyet hükümeti ile tarihe adı Moskova anlaşması olarak geçecek bir belge imzaladı. Ermenilere karşı kazanılan zafer ve birinci İnönü zaferi Ruslardaki tereddütleri ortadan kaldırmıştı. Bu anlaşmaya göre Sovyet Rusya sevr barışını kesinlikle tanımıyor ve tbmm hükümetine her türlü maddi ve siyasi destek vermeyi yükleniyordu. Bu durumda tbmm hükümeti kendisine güçlü bir bağlaşık bulmuş oluyordu.
TBMM’nin İlk Anayasası ; Tbmm kurulduğu günden itibaren ulusal eğemenliği vazgezilmez bir ilke olarak kabul etmiş ve meclis hükümeti sistemini benimsemişti. Meclis kuruculuk yetkisini kullanarak 20 ocak 1921 de ulusal egemenliğe dayanan ilk anayasamızı yaptı. Bu anayasa ile tbmm daha düzgün bir hukuksal-siyasal yapı kazanmıştı.
2.İnönü Savaşı; Londra konferansında reddedilen barış tasarısının kabulünü sağlamak için yunanlıların daha geniş çaplı bir saldırı yapmaları gerekmişti. İnönü Yöresine doğru 23 Martta başlayan Yunan saldırısı 31 Martta yine durduruldu. Yunanlılar Afyon-Bozüyük çizgisinin gerisine çekilmeye başladılar.Yunan ordusunun dağıtabilmek için Aslıhanlar ve Dumlupınar yörelinde çarpışmalar devam etti.
Yunanların yeni saldırısı ve Kütahya- Eskişehir savaşları; ikinci İnönü savaşı sonunda istedikleri sonucu elde edemeyen yunanlılar Türklerin aslıhanlar ve dumlupınarda giriştikleri izleme hareketlerine saldırı gücüne sahip olmadıklarını anlamışlardı. Yunan ordusu İngilizlerin de verdiği bol miktarda silah, cephane, araç ve gereçle çok güçlü bir duruma geldi. 10 temmuz 1921 de yunan saldırısı başladı. Saldırı karşısında tutunamayan türk ordusu daha fazla kayıp vermemek için Sakarya ırmagının doğusuna çekildi. 24 temmuza kadar devam eden çatışmalar Kütahya afyon ve Eskişehir yunanlılar tarafından işgal edildi. Yunanlılar biraz daha takviye alıp son darbeyi vurmak için hazırlıklara başladılar.
Yunan Saldırısının iç Siyasete Yansıması; Yunanlıların kazandıkları başarı İngilizleri sevr barışının uygulanması yunanlıların ise ankaraya ulaşma konularında bir hayli umutlandırmıştır. Ankarada ise bir panik ve telaş vardı. Tbmm nin kayseriye nakledilmesi ordunun dağıtılıp tekrar kuvayi milliyeye dönülmesi gibi öneriler yapılıyordu. Komutanlar ser bir biçimde eleştiriliyordu.
Başkomutanlık; yunan saldırısı sonrasında ankarada ortaya çıkan olumsuz havada Mustafa kemalin olağanüstü yetkilerle donatılması gündeme geldi. Eğer olağanüstü yetkilerle donatılırsa verdiği kararlar hemen uygulanır ve işler daha çabuk yürürdü. Görüşmeler sonunda 5 ağustos 1921 de tbmm Mustafa kemale kendi yetkilerinin bir bölümünü üç ay süreyle devretti. Mustafa kemal bu yasa ile başkomutan olarak atandı. Bu yetkiyle Mustafa kemalin verdiği kararlar kanun sayılacaktı.
SAKARYA SAVAŞI; Başkomutanlığa getirilen Mustafa kemalin tek amacı Sakarya ırmağının doğusuna çekilmiş olan türk ordusunu an kısa zamanda elden geldiğince yeni yunan saldırısına karşı koyabilecek duruma getirmekti bunun için ilk olarak ulusu özveriye çağırdı ve 7-8 ağustosta Tekalif-i Milliye Emirlerini yayınladı. Başkomutan ulustan özetle şunları istiyordu. “Halkın ve tacirlerin elinde bulunan yiyecek ve giyecek maddelerinin %40 ı , bedelleri sonradan ödenmek üzere orduya verilecekti. Öküz ve at arabalarının %10 unu binek ve taşıt hayvanlarının %20sini teslim edeceklerdi. Halkın elinde ne kadar silah ve cephane varsa üç gün içinde orduya verecekti. Yurttaki bütün teknik araç ve gereçlerinde de %40 ına el konulmuştu. Teknik elemanlarımızın hepsi ordunun buyruğuna alınmıştı. Her aile bir takım çamaşır ile birer çift çorap ve çarık hazırlayıp orduya verecekti. Tekalifi milliye emirleri için her ilde komisyonlar kuruldu ve emirlerin uygulanmasını çabuklaştırmak için istiklal mahkemeleri gönderildi.
Yunanlılar 23 ağustosta Sakarya ırmağı kıyısında mevzilenen türk güçlerine karşı saldırıya geçtiler. Çarpışmalar Sakarya ırmağı ve çevresinden oluşan 100 km uzunlukta bir cephe üzerinde 13 eylüle kadar devam etti. Türk kuvvetlerine karşı üstünlük sağlayamayan yunan kuvvetleri Eskişehir Kütahya çizgisine geri çekildiler. Sakarya savaşının türk ulusu açısından tarihsel önemi şudur; bu savaşı yitirseydik türk varlığı anadoludan kesinlikle silinecekti çünkü yunanlılar 1071 malazgirt ve 1176 miryakefalon savaşlarıyla yitirdikleri anadoluyu geri almak istiyorlardı sakarya zaferi bu planı bozmuştur.
Sakarya Savaşının sonuçları; iç siyasette, tbmm nin saygınlığı arttı. Herkes tbmm ile kurulan düzenin sağlam ve kalıcı olduğunu anladı. Savaşı yürütüp kazanan kadro siyasal açıdan büyük bir güç kazandı. Tbmm 19 eylül 1921 de yaptığı toplantıda Mustafa kemale gazilik ünvanı ve maraşallik rütbesini verdi. Ancak tüm olumsuz gelişmelerin yanı sıra bazı olumsuz gelişmelerde ortaya çıkmıştır. Bozuk olan ekonomi dahada kötüleşti.
Dış Siyasetteki sonuçları ise şu şekilde özetleyebiliriz. Anlaşma devletleri arasındaki dayanışma sona erdi. Fransa ile İtalya ingiltereden iyice koptu Sovyet Rusya tbmm ni daha fazla ciddiye almaya başladı. Bunun sonunda Sovyet Rusya nın aracılığıyla 13 ekim 1921 de Azerbaycan Gürcistan ve Ermenistan ile kars anlaşması imzalandı. Bu antlaşmayla türkiyenin doğu sınırı tam anlamıyla güvenlik altına alındı. Kars anlaşmasından kısa bir süre sonra Fransa ile tbmm hükümeti arasında 20 ekim 1921 de Ankara anlaşması imzalandı. İngilterenin tüm karşı çıkmalarına rağmen imzalanan bu anlaşmayla türk Fransız çatışması sona erdi. Hatay İskenderun dışındaki bugünkü güney sınırımız (Suriye Sınırımız) çizildi. Yine aynı dönemde İtalyanlar işgal ettikleri topraklardan sessiz sedasız çekildiler Fransa ve italyanın bu tutumları ordunun ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli rol oynamıştır. Tbmm hükümeti bu devletlerden malzeme almaya başladı. İngiliz kamuoyunda ise Anadolu hareketine karşı sempati uyanmaya başladı İngilizler yunanlılara desteklerini azalttılar ve anadoluda türk yunan kuvvetleri yalnız başlarına kaldılar.
BÜYÜK TAARRUZ;( Başkumandan Meyan Muharebesi 30 ağustos 1922)Sakarya zaferiyle yunan ordusunun saldırı ve ilerleme gücü büyük ölçüde yok edilmişti. Ancak iş bitmiş değildi. Yunan ordusunun anadoludan tamamen sökülüp atılması gerekliydi. Bunun için Mustafa kemalin isteği ile uzun ve kapsamlı bir hazırlık dönemine girildi. Bu arada öncelikle tbmm dışişleri bakını Yusuf kemal bey (tengirşenk) görüşmeleri yapmak için avrupaya gönderildi. Yapılan görüşmeler sonrasında anlaşma devletleri 22 mart 1922 de türk ve yunan hükümetlerine ateşkes önerdiler. Türk hükümeti yunanların anadoluyu boşaltmaları şartıyla ateşkesi kabul edeceğini açıkladı. 26 mart 1922 de anlaşma devletleri bu kez barış esaslarını içeren bir öneri sundular. Bu öneri ; douda uluslar kurumu gözetiminde bir ermeni yurdu kurulacak; doğu trakyada Tekirdağ Türklere Edirne yunanlara bırakılacak, İzmir Türklere geri verilecek ama oradaki Rumlar yönetimde söz sahibi olacaklar, türk ordusundaki asker sayısı 85 bine çıkaçak. Kapitülasyonlar üzerinde pazarlık yapılabilecek. Tbmm hükümeti sevr anlaşmasının bir benzeri olan bu taslagı kabul etmedi. Aynı zamandada büyük taarruz hazırlıklarına hız verdi. Bu arada 5 mayıs 1922 de başkomutanlık süresi uzatılmayan Mustafa kemal 3 ay daha uzatılması için meclisi ikna etti ve başkomutanlık görevi kendisi istemediği halde 20 temmuz da sınırsız uzatıldı. Mustafa kemal başkomutanlık görevini 29 ekim 1923 e kadar sürdürdü.
Hazırlıkların tamamlanmasından sonra 26 ağustos 1922 de büyük taarruz başladı. 29 ağustos akşamına kadar Aslıhanlar- Dumlupınar bölgesi kuşatıldı. 30 ağustos günü başkomutan tarafından yönetilen büyük meydan muharebesiyle yunan ordusunun asıl güçleri yok edildi. Başkumandan meydan muharebesi olarak bilinen bu muharebe sonunda yunan ordusu dağınık bir şekilde geri çekilmeye başladı. Yunanların işgalinde bulunan yerleşim merkezleri birer birer kurtarıldı. Türk ordusu 9 eylülde izmire 11 eylülde bursaya girdi. 18 eylüle gelindiğinde anadoluda yunan askeri kalmamıştı.
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
11.
« Yanıtla #10 : Eylül 21, 2009, 02:47:14 ÖÖ »

KURTULUŞ SAVAŞININ BİTİŞİ; Savaşlar hangi nedenle çıkarlarsa çıksınlar ne kadar uzun sürerse sürsün günün birinde biter. Savaşların bitmesi tarafların birdaha savaşmama isteklerini dile getiren barış antlaşmalarıyla sağlanır.
Birinci dünya savaşının bitişi; Almanya nın yol açtığı mühim ekonomik ve siyasal çalkantılardan çıktı. Ama savaş kıvılcımlarını ateşleyen almanlar değildi. Avusturya Macaristan ile rusyanın balkanlardaki çıkar çatışması savaşın kıvılcımıdır. Savaş almanyanın önderliğini yaptığı ittifak devletleriyle İngiltere ve fransanın önderliğini yaptığı itilaf devletleri arasında geçti. Mustafa kemal savaşın başında savaşın sonucunu belli etmişti. Özellikle abd nin savaşa katılması savaşın sonunu belli etmişti. 1918 yılı sonlarına doğru çarpışmalar sona erdi en son Osmanlı devleti ile 10 ağustos 1920 tarihinde anlaşma imzalandı.
Birinci dünya savaşı Türkler açısından ne zaman bitti; Osmanlı hükümeti 30 ekim 1918 de Mondros ateşkes anlaşmasını, 10 ağustos 1920 de sevr barışını imzaladı. Ancak gerek ateşkes anlaşması gerekse barış anlaşması türk ulusunun direnmesiyle uygulanamadı. Anadoluda yeni bir türk devleti kuruldu. Osmanlı devleti asısından bitmiş olan savaş türk ulusu açısından bitmemişti. 2-3 aralık 1920 ye kadar Ermenilerle 20 ekim 1921 tarihinde kadar Fransızlarla savaş devam etti. Aynı tarihlerde en sert çatışmalar ise Yunanistan ile meydana geldi. Yunanlılara destek veren ve boğazları işgal altında tutan İngilizlerde savaşın içindeydi.
Büyük Zaferden sonra devletlerarası hukuk açısından durum; Türklerin yunanlılara karşı yürüttüğü savaş eylül 1922 de başarı ile sona erdi. Ancak bu sadece bir askeri başarıydı. Bu başarının siyasal bir zafere dönüşmesi gerekiyordu. Bir yanda kağıt üzerinde varlığını sürdüren ve anlaşma devletleriyle barış imzalayan Osmanlı vardı. Diğer yandan bu anlaşmayı reddeden ve savaşı sürdüren yeni bir devlet vardı.
MUDANYA ATEŞKES ANLAŞMASI;
Mudanyadaki ateşkes görüşmelerinde tbmm hükümeti olarak batı cephesi komutanı ismet paşa tarafından temsil edildi. İngiliz Fransız ve İtalyan generalleri de görüşmelere katıldı. Yunan temsilcisi ise görüşmelere katılmadı. Sonuçta 11 ekim 1922 de anlaşma imzalandı.
- türk ve yunan orduları arasında silahlı çatışma sona erecek
- yunanlılar doğu trakyayı ateşkesin imzalanmasından sonra 15 gün içinde terk edecek
- yunanlıların boşalttıkları doğu Trakya anlaşma devletleri temsilcileri aracılığıyla türk memurlarına bırakılacak ve bu işlem 30 gün içinde bitirilecek
- doğu trakyayı boşaltan anlaşma devletleri sadece Meriçin batısındabir miktar asker tutabilecek.
- Barışın sağlanmasına kadar tbmm hükümeti 8000 jandarma erini dogu trakyada tutabilecek.
- Barış anlaşması imzalanıncaya kadar İstanbul ve boğazlardaki devletleri varlığı devam edecekti. 11 ekim de imzalanan Mudanya ateşkes anlaşması 15 ekimde yürürlüğe girdi. Doğu trakyanın teslim alınması işiyle refet bey görevlendirildi. Refet bey 19 ekim de istanbula girdi ve tbmm temsilcisi olarak kentte kaldı. Mudanya ateşkes anlaşmasıyla anlaşma devletleri yeni türk devletinin varlığını kabul etmiş oluyordu. 19 ekimde yunanlıların büyük destekçisi İngiliz başbakan liyod George görevinden ayrılmak zorunda kaldı.
SALTANATIN KALDIRILMASI; egemenlik denilen devlet gücü bir aileden gelen kişilere ait olursa bu takdirde monarşı sistemi söz konusudur. Mudanya ateşkesinin imzalanmasından sonra istanbuldaki hükümetin varlığı her bakımdan tartışmalı bir duruma gelmişti. Buna ragmen Osmanlı sadrazamı tevfik paşa Lozan barış görüşmelerine tbmm hükümetiyle birlikte katılmak için 17 ekim 1922 de tbmm ye telgraf çekmiş ve anlaşma devletleri 27 ekim 1922 de isviçrenin Lozan kentinde bir barış konferansı düzenlediklerini bildirdiler ve hem tbmm hükümeti hem Osmanlı hükümeti bu konferansa katılmak için girişimlere başlaması tbmm de büyük tepkiye neden oldu. Anlaşma devletlerinin her iki hükümetide davet etmelerinin nedeni hükümetler arasındaki görüş ayrılıklarından yararlanmak ve tbmm hükümetinin pazarlık gücünü azaltmaktı. Bütün bu gelişmeler saltanatın kaldırılmasını gerekli kılıyordu. Sonuçta Mustafa kemal ve pek çok milletvekilinin önergesi tbmm de görüşülmeye başlandı ilk gün oylamadan sonuç alınamadı. Bunun üzerine m.kemal tarihsel ve bilimsel açıklamalarda bulunarak milletvekillerini ikna etti. 1 kasım1922 de yapılan oylamada saltanat ve halifeliği birbirinden ayıran 2 önerge kabul edildi ve saltanat kaldırıldı. Halifeliğin Osmanlı ailesine ait olduğu ve halifenin tbmm tarafından bu aile içinden seçileceği kabul edildi. Artık Osmanlı ailesinin yalnız halifelik hakkı kalmıştı. Saltanatın kaldırılmasından sonra padişah vahdettin 17 kasım 1922 de istanbulda bulunan İngiliz askeri makamlarına sığındı ve ülkeden ayrıldı. Tbmm ertesi gün Osmanlı veliahtı abdulmecit efendiyi halife seçti. Artık lozanda sadece tbmm hükümeti türk ulusunun temsilcisi olacaktı.
LOZAN BARIŞ ANLAŞMASI; konferans yeri olarak tbmm hükümetini İzmir teklifi kabul edilmemiş ve anlaşma devletlerinin önderliklerinde lozanda karar kılınmıştı. Bundan sonra konferansta türkiyeyi kimin temsil edeceği tartışılmaya başlandı. Mondros ateşkes anlaşması Osmanlı devleti adına imzalayan rauf bey anlaşma devletleriyle hesaplaşabilmek için lozana gitmek ve tarihe olumlu bir şekilde geçmek istiyordu bunun için ismet paşayı bu göreve getirdi. İsmet paşanın yanı sıra temsilci olarak rıza nur ve hasan saka beylerde heyete dahil oldu. Böylece türk heyeti kurulu oluştu.türk heyeti kesinlikle ödün vermeyeceği konuları belirtti.
1- doğu sınırı; ermeni yurdu söz konusu olamaz, olursa görüşmelerin kesilmesi gerekir.
2- kapitülasyonlar kabul edilemez. Eğer görüşmelerin kesilmesi gerekirse yapılır.
Konferans 20 kasım 1922 de başladı.konferansı bir taraftan Türkler diğer taraf olarak İngiltere Fransa İtalya Japonya Yunanistan Romanya Yugoslavya vardı. Bu devletler arasında özellikle Yunanistan İngiltere Fransa ve İtalya ile önemli sorunlarımız vardı. Türkiye ve Yunanistan arasında doğu Trakya sınırının çizilmesi ege adalarının durumu, türkiyedeki Rumların durumu değiş tokuşu, yunanistandan istenen savaş tazminatı sorunları vardı. Diğer devletlerle sorunlarımız ise kapitülasyonların uygulanmasından doğan sorunlar Osmanlı borçları yabancı şirket alacakları Musul ve boğazların durumu sorunları vardı. Boğazlar konusunda uzlaşma sağlandı.musul sorunu ileride çözülmesi kararlaştırıldı. Ermeni yurdu beklentileri tarihe karıştı. Kapitülasyonlar ve borçlar konusunda anlaşma sağlanamadı , anlaşmazlık devam edince heyetler konferansı terk etti. Daha sonra 23 nisan 1923 te tekrar başladı görüşmeler. Daha ılımlı görülüyorlardı yine kapitülasyonlar ve borçlarda sorun çözülemedi.yunanlar savaş tazminatı vermek istemedi. Sonuçta türk tarafı tazminata karşılık karaağaç’ı kabul etti ve sorun çözüldü. Barış anlaşması 24 temmuz 1923 te imzalandı.Anlaşmaya göre
Suriye sınırı; Fransızlarla daha önce imzalana Ankara anlaşmasında olduğu şekilde kabul edildi.
Irak Sınırı; sorun çözülemedi. Daha sonraki türk İngiliz görüşmelerine bırakıldı.
Batı sınırı; misakı milliye göre çizildi. Batı Trakya ve ege adaları alınamadı yunanistandan istenilen savaş tazminatına karşılık karaağaç alındı. Anadoluya yakın ege adalarının silahsızlandırılması kabul edildi.
Kapitülasyonlar; tüm sonuçlarıyla birlikte kaldırıldı.
Azınlıklar; bütün azınlıklar türk uyruklu kabul edildi.ayrıcalıklar kaldırıldı. Anadoludaki Rumlar ve yunanistandaki Türklerin değiş tokuşu kabul edildi.istanbuldaki Rumlar ile batı trakyadaki Türkler bu değişimden ayrı tutuldu.
Savaş Tazminatı; Türkiye savaş tazminatını kabul etmedi. Yunanlılar karaağacı tazminat olarak verdi.
Devlet Borçları Sorunu; Osmanlı borçları Osmanlı devletinden ayrılan devletler arasında pay edildi. Türkiyenin ödemesi gereken borçlar takside bağlandı.
Boğazlar sorunu; boğazların denetimi türkiyenin başkanı olduğu bir uluslar arası komisyon tarafından yönetilecekti.boğazların her iki yakası askersizleştirilecekti.
Lozan barışı ile yeni türk devleti varlığını ve bağımsızlığını tüm dünyaya kabul ettirdi. Barış ile Akdenizin doğusunda güvenlik sağlandı. Anadolunun Türkleşme süreci tamamlandı. Ermeni iddiaları tarihe gömüldü. Türkiyenin bazı istekleri gerçekleşmedi. Batı Trakya ve ege adaları geri alınamadı. İmroz ve Bozcaada dışındaki Musul ve Hatay sınırlarımız dışında kaldı. Ve birinci dünya savaşı hukuksal olarak sona erdi.
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
« Yanıtla #11 : Eylül 21, 2009, 02:47:43 ÖÖ »

16 EKİM 1920 sadrazamlık görevinden istifa eden damat Feridin yerine tevfik Paşa geldi. / Çerkez ethem neden tbmm karşı ayaklanmıştır çünkü düzenli ordunun kurulması Çerkez etemin gücünü kaybetmesine yol açacağı korkusuyla ayaklandı/ tbmm nin Londra konferansına davet edilmesine neden olan olay , türk ordusunun yunanlılara karşı I. İnönü zaferini kazanmalarından dolayı / Tekalifi Milliye emirleri orduyu yunan saldırılarına Sakarya Savaşına karşı hazırlamak için çıkarıldı./ Sakarya zaferinin iç siyasetteki sonucu m.kemale gazilik ve mareşallik ünvanının verilmesidir. / Çerkez ethem I. İnönü savaşı sırasında tbmm ye karşı ayaklanmıştır. / anlaşma devletleri arasında dayanışmanın sona erdiğinin açıkça ortaya çıktığı anlaşma Ankara anlaşmasıdır. / kars anlaşması azerbeycan Gürcistan ve Ermenistan ile imzalandı. / Londra konferansına Osmanlı hükümeti ve tbmm adına kimler katıldı tevfik paşa ve rauf bey katıldı./Bilecik görüşmesi m.kemal Ahmet izzet ve Salih paşa arasında yapıldı/ İstanbul hükümeti tbmm ile anlaşmak için Bilecik görüşmesini yaptı./ kurtuluş savaşı sırasında İtalyanların İngiliz siyasetine tepki göstermelerinin nedeni asıl ege bölgesinin yunanistana verilmesi./ düzenli ordunun kurulmasına tepki olarak çıkan ayaklanma demirci Mehmet efe ayaklanması/ Çerkez etem ayaklanması çıktığı sırada düzenli ordu yunanlara karşı I.inönü zaferini kazandı/ Fransız ve İtalyanlar yeni türk devletini siyasal varlık olarak I. İnönü zaferini kazandıktan sonra kabul etti./ I.inönü zaferinden sonra Lozan konferansı yapıldı/ Londra konferansında tbmm hükümetini Bekir sami bey temsil etti/ Sovyet Rusya ile Moskova anlaşması imzalandı/ Kütahya Eskişehir savaşı sonunda türk ordusu Sakarya ırmağının doğusuna çekilmiştir./ Kütahya Eskişehir savaşları sonunda Mustafa kemale başkomutanlık görevi verildi/ güney anadoluda Fransız işgaline Ankara anlaşması sonunda sonbuldu/ Hatay İskenderun ve Suriye sınırı Ankara anlaşmasıyla belli oldu/ yunan ordusunun saldırma ve ilerleme gücü Sakarya savaşı sonrasında oldu/ Sakarya savaşından sonra büyük devletlerle görüşmek üzere avrupaya tbmm adına Yusuf kemal bey gitti/ yunanlılar anadoluyu büyük taarruz sonunda terk ettiler.
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
« Yanıtla #12 : Eylül 21, 2009, 02:48:15 ÖÖ »

Doğu Trakya yunan işgalinden Mudanya ateşkes anlaşmasıyla kurtarıldı/ Lozan barışına Osmanlı hükümetini de çağırılması üzerine tbmm bunu engellemek için saltanatı kaldırmıştır./ lozanda Türklerin taviz vermediği konular; kapitülasyonlar ve ermini sorunu konusunda taviz vermediler/ İngiliz başbakanı Lloyd George Mudanya ateşkes anlaşması sonunda istifa etti/ büyük taarruz sırasında türk İngiliz güçleri sadece Çanakkale boğazında karşı karşıya geldi./ Mudanya anlaşmasında doğu Trakya nın teslim alınması işleriyle refet paşa görevlendirildi/ son Osmanlı sadrazamı tevfik paşadır/ Lozan konferansına Türklerden ismet paşa rıza nur bey ve hasan bey katıldı/ önce Mudanya ateşkes anlaşması imzalandı, ardından saltanat kaldırıldı. Anlaşma devletleri Lozan konferansı düzenleyeceğini bildirdi. Lozan konferansının birinci evresi yapıldı./ Lozan görüşmelerine ismet paşanın görevlendilmesinin en önemli nedeni Mudanya barışındaki başarısıdır. / birinci dünya savaşının çıkmasına neden olan Avusturya Macaristan ve Rusların balkanlarda çıkarlarının çatışmasıdır/ birinci dünya savaşı çıktığı sırada m.kemal sofyada askeri ateşeydi./ Mustafa kemal birinci dünya savaşının Almanya tarafının kazanması ihtimalinin olmadığını ingilterenin dünya denizlerine egemen olmasına bağlamıştır./ savaşın kesin sonucu abd nin savaşa katılmasıyla belli oldu./ Fransızlarla Ankara anlaşması imzalandı./Mudanya anlaşmasını ismet paşa imzaladı / Mudanya ateşkesinden sonra İngiliz başbakanı istifa etti/ saltanatın kaldırılmasını hızlandıran olay İstanbul hükümetinin Lozan konferansına çağırılmasıdır./ saltanat 1 kasım 1922 de kaldırıldı./ Osmanlının son padişahı vahdettin son sadrazamı tevfik paşadır/ vahdettin İngilizlere sığındı/ yerine abdulmecit efendi getirildi/ Mudanya ateşkesinden sonra yapılacak barış konferansına türk tarafı izmirde görüşmek istedi./ Lozan barışı 24 temmuz 1922 de imzalandı/ Lozan barışında ırak sınırı sorunu çözülemedi./ Sovyet Rusya Lozan anlaşmasındaki boğazların durumunu imzaladı.
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
« Yanıtla #13 : Eylül 21, 2009, 02:48:56 ÖÖ »

• Osmanlı devletinin kurduğu toprak düzeni ile elde ettiği kazanımlar:
Köylünün yaşamı boyunca işleyebileceği toprağın sahibi olması
Memuru olan sipahiye para ödemekten kurtulması.
Sipahiden ve köylüden aldığı vergi ile hazineye gelir sağlaması
Sipahiye yüklediği asker yetiştirme görevi ile güçlü bir orduya sahip olması

• İttihat ve Terakki'nin önde gelen ideloğu Ziya Gökalp'tir.

• İstanbul Hükümetinin Mustafa Kemal Paşa'ya 9.ordu komutanı olarak yüklediği görevler:
Yetki bölgesindeki huzurun sağlanıp sürekli kılınması
Ordu ve halkın elinde bulunan silah ve cephanenin toplanması
Toplanan silah ve cephanelerin güvenli depolarda korunma altına alınması
Türklerin kurduğu direnme örgütlerinin ortadan kaldırılması.

• Osmanlı Hükümeti'ne yardımcı olmak amacı altında Kuvayı Milliye birlikleri arasında uyum sağlamak ve bu milis güçlerine asker kazandırmak gibi önemli kararların alındığı yerel nitelikli kongre Nazilli Kongresidir.

• Sivas Kongresinin sonuçları:
Yurttaki dağınık ve birbirinden habersiz direniş örgütlerinin tek çatı altında toplanması
Bağımsızlık düşüncesi ile bağdaşmayan manda isteklerinden vazgeçilmesi
Damat Ferit Hükümeti'nin tutumuna karşı kesin cephe alınması
Meclis-i Mebusan'ın toplanması için Padişah üzerinde baskı yapılmasına karar verilmesi

• Türk demokrasi yaşamına "muhalefet" kavramını yerleştiren parti İttihat ve Terakki Fırkası'dır.

• Ankara'nın Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın merkezi olarak seçilmesinin nedenleri:
Ankara'yı ziyaret eden Mustafa Kemal Paşa'nın halkın büyük coşkusu ile karşılanmış olması
İstanbul'dan gelen demiryolunun Ankara'da sona ermesi ve ulaşım olanaklarının o dönem için oldukça iyi olması
Şehrin Batı cephesine yakın olması
Anadolu'nun orta yerinde bulunduğu için çarpışma alanlarına eşit uzaklıkta bulunması.

• İstanbul'un işgal edilmesinin sonuçları:
İstanbul'da ve oradaki yönetimde gerçekten bir umut kalmadığının anlaşılması
İstanbul'dan Ankara'ya doğru, ulusal kurtuluşu düşünen bir aydın göçünün başlaması
Tek umut ışığının Mustafa Kemal ve çevresinden kaynaklandığının anlaşılması.
Mustafa Kemal'in Meclisin toplanma yeriyle ilgili düşüncelerindeki haklılığın anlaşılması.

• Birinci Dönem TBMM meşruiyet kaynağını Ulustan almıştır.

• I.Dönem TBMM'nin özellikleri:
Vekillerin, milletvekilleri arasından ve doğrudan doğruya TBMM tarafından seçilmesi
Yürütme gücünün doğrudan doğruya TBMM içinde olması.
Her vekilin kendisini seçen TBMM'ye karşı sorumlu olması.
Ordu ve kolordu komutanlarının milletvekili olabilmesi.

• Birinci TBMM'nin yurtta ve dünyada otoritesini yaymak ve yeni bir varlık olduğunu kanıtlamak amacıyla attığı adımlar:
İstanbul Hükümeti ile her türlü ilişkisini kestiğini duyurması
Hıyanet-i Vataniyye Kanununu çıkararak vatana ihanet suçu ve cezasının belirlenmesi.
Dünyadaki parlamentolara bir yazı gönderilerek, yeni doğan siyasal varlığın tanınmasının istenmesi.
Rusya'da yeni kurulan rejimin hükümeti ile ilişkiler kurulması için girişimlere başlanılması

• Yunanlıların İstanbul'u işgal edememesinin nedeni İstanbul'un Anlaşma Devletlerince 16 Mart 1920'de işgal edilmiş olmasıdır.

• Sevr Antlaşması ile ilgili bir değerlendirme yapıldığında şu sonuçlara ulaşılır:
Osmanlı Devleti'nin İstanbul üzerindeki egemenliğinin sona erdiği.
Ege Bölgesi'nin yönetiminin Yunanistan'ın eline geçtiği
Güneydoğu Anadolu'nun bir bölümünün özerkleşip, Anlaşma Devletleri denetimi altına girdiği
Azınlıkların Türklerden daha fazla haklara sahip olduğu

• 22 Haziran 1920'de başlayan Yunan saldırısında
Batı cephesinin açılmış olmasının
TBMM'nin kuruluşunu ve amaçları bazı devletlere bildirmesinin
Ulusal ordunun kurulmasının
TBMM'nin San Remo kararlarını kabul etmeyeceğini belirtmesinin etkisi vardır.

• Gümrü Barış Anlaşmasının sonuçları:
Ermenilerin Sevr Antlaşmasını tanımayarak, bu anlaşma ile kendilerine verilmek istenen paydan vazgeçmesi.
Ermeni sorunu denilen yapay konunun kapanmış olması.
TBMM'nin devletler arası alanda varlığının ilk kez kanıtlanması
Uluslararası bir anlaşmada Türklüğün ilk kez vurgulanmış olması

• I.İnönü Zaferinin sonuçları:
TBMM Hükümeti'nin otoritesinin ve saygınlığının artması.
Anlaşma Devletleri arasındaki çekişmelerinin açığa çıkması.
Fransız ve İtalyanların Yeni Türk Devletini görüşülmesi gereken bir siyasal varlık olarak kabul etmeye başlaması.
İngiliz kamuoyunda TBMM ile anlaşmak ve pazarlık etmek eğiliminin ortaya çıkması.

• Tekalif-i Milliye Emirlerinin kapsamı:
Her ailenin orduya çamaşır, çorap ve çarık vermek zorunda olması.
Teknik elemanların ordu hizmetine alınması.
Halkın elindeki silah ve cephanelerin yetkililere teslim edilmesi.
Öküz ve at arabalarının yüzde onunun ordu hizmetine verilmesi.

• Tarafların Mudanya Ateşkesi ile üzerinde anlaştıkları noktalar:
Doğu Trakya'nın ateşkesin imzalanmasından sonra on beş gün içinde boşaltılması.
Meriç'in batısında güvenliği sağlamak amacıyla Anlaşma Devletlerince bir miktar asker bulundurulması.
Barış sağlanıncaya kadar TBMM Hükümetinin sekiz bin jandarma erini Doğu Trakya'da tutabilmesi
Doğu Trakya'da boşaltılan yerlerin ilk önce Anlaşma Devletlerinin temsilcilerine daha sonra da Türk memurlarına bırakılması

• TBMM Hükümeti'nin, Lozan'a gidecek olan Temsilciler Kurulu'na verdiği yönerge ile kesinlikle ödün verilmemesini istediği iki konu: Ermeni yurdu ve Kapitülasyonlar

• Lozan Antlaşmasının kapsamı:
Kapitülasyonların her türlü sonuçları ile birlikte kaldırılması.
Azınlıkların Türk uyruklu sayılması.
Devlet borçlarının ödenmesi üzerinde her türlü yabancı gözetim ve denetime son verilmesi.
Musul sorununun ikili görüşmelere bırakılması.

• TBMM'ni olağanüstü yetkilere sahip bir meclis olmaktan çıkaran düzenleme 1924 Anayasasıdır.

• Yeni Türk Devletinin ilk siyasal partisi Cumhuriyet Halk Fırkasıdır.
2.parti Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, 3.parti Serbest Cumhuriyet Fırkasıdır.

• Türkiye Cumhuriyeti'nin 1950-1960 döneminin özellikleri:
Bazı kesimleri memnun etmek amacıyla devrimden ödün verilmesi.
Oy toplamak uğrunda gereksiz fabrikaların açılması.
Hesapsız bir ithalat rejimi ile maddi sıkıntıların doğması.
Anayasa dilinin değiştirilmesi.

• Montrö Sözleşmesinin hükümleri:
Savaşta Türkiye tarafsız ise savaşanların savaş gemilerinin Boğazlardan geçememesi.
Türkiye'nin, savaşa girerse ya da yakın bir savaş tehlikesi ile karşılaşması halinde Boğazları dilediğine açıp kapatmada özgür olması.
Boğazlarda Türkiye'nin savunma hakkının kesin olarak tanınması.
Ticaret gemilerinin geçişlerinin serbest olması.


• Atatürk'ün, Türk Devrimi'ni gerçekleştirirken Ulusal Egemenliği en önde tutmasını sağlayan temel neden devrimin doğrudan doğruya ulusça yapıldığını, ulusun malı olduğunu vurgulamaktır.

• Atatürk ilkelerine esas olan inkılapların sağlam, tutarlı ve kalıcı niteliklerde olmasının temel nedeni evrensel boyutlu ve tarihi gerçeklere dayanmasıdır.

• Osmanlı Devletinde ilk Eğitim Bakanlığı 1847 yılında tanzimant devrinde kurulmuş ve ilk Türk gazetesi çıkarılmıştır.

• Yeni Türk Devletinin ekonomik alandaki yenileşme çabaları: 1924 te iş bankasının kurulması, 1 temmuz 1926 da kabotaj hakkının tanınması, Teşvik-i Sanayi Kanununun 1926 da kabul edilmesi,Anadolu Demiryollarının satın alınması.

• Devletçi bir model, Türkiye Cumhuriyetinde 1929 yılından sonra izlenen ekonomik politikayı en iyi tanımlar.

• 1930 yılından sonra gerçekleştirilen inkılaplar: 1934te kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi, 1933 te üniversite reformu, 5 Şubat 1937 de anayasaya 6 Atatürk ilkesinin girmesi, 12 Nisan 1931 de Türk Tarih Kurumunun kurulması.

• Aşar vergisinin kaldırılması, Cumhuriyet döneminde ekonomik alanda yapılan yeniliklerden biridir.

• Yeni Türk Devletinin yazı devrimi yapması için gösterebileceği gerekçeler: Arap alfabesinin zor okunması, arap alfabesindeki ünlü sayısının Türkçe için yetersiz olması, Arap alfabesinin bazı ünsüzlerinin Türk dili için gereksiz olması, Arap alfabesinin Türkçenin ses ve kelime yapısına uymaması.

• Mustafa Kemal Paşanın dış politikada belirlediği hedefler: Osmanlı devletinin uluslararası varlığının silinmesi, zafere erişince bir barış ortamı kurup yaşatılması, uluslararası alanda tek Türk varlığı olarak yeni devletin anılması, Yabancı devletlerin yetkililerine Türk davasının anlatılmaya çalışılması.

• 1930 yılındaki Serbest Fırka denemesinin başarıya ulaşamamasının ortaya çıkardığı temel yurt gerçeği: Türk toplumunun henüz çok partili siyasal yaşama geçecek kültür düzeyine gelmediği.

• 5 Haziran 1925 te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kapatılması, Meclisin Takriri Sükun Kanunuyla Hükümete verdiği yetkinin sonuçlarından biridir.

• Amerika Cumhurbaşkanı Wilsonun ortaya attığı ilkeler, 1.Dünya Savaşının sonuçlarında etkili olmuştur.

• 1 Eylül 1939 da 2.Dünya Savaşının çıkmasında rol oynayan temel neden, 1938 yılından itibaren Almanyanın saldırgan siyasetinin artmasıdır.

• Cumhuriyetin ilanıyla yeni Türk Devletinde görülen gelişmelerden biri Güçler birliği ilkesinin kabul edilmesidir.

• Vatandaş egemenlik hakkını belli bir süre için kullanma yetkisini, seçtiği temsilcilerine bırakır ve temsilcilerin kabul ettiği bazı yasalar da halkoyuna sunulur. Bu yöntem yarı doğrudan demokrasinin gereğidir.

• Atatürk'ün demokrasi tanımı ve anlayışı ile bağdaşanlar: Demokrasi fikirdir; bir kafa meselesidir. Herhalde bir mide meselesi değildir. Demokrasi bireysel olup, vatandaşın egemenliğe insan sıfatıyla katılmasıdır. Demokrasi maddi refah meselesi değildir. Demokrasi tüm bireylerin aynı siyasal haklara sahip olmasıdır.

• Millet olgusunun öğeleri: Din birliği, Tarih ve kültür birliği, Irk birliği, dil birliği

• 1924 te halifelik kaldırıldı ve tevhidi tedrisat kanunu kabul edildi. 1925 te tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı. 1926 da Türk medeni kanunu kabul edildi. 1928 de anayasadan laikliğe aykırı hükümler çıkarıldı. 1937 de 6 Atatürk İlkesi anayasaya alındı.
Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 12233
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 2139
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +13/-0
Sen Beni Sevmin

Offline
« Yanıtla #14 : Eylül 21, 2009, 02:50:04 ÖÖ »

• Atatürkün devlet anlayışına göre TBMM'nin konumunu belirler: Ulusun doğrudan doğruya kendi iradesi ile kurduğu, ulusun altında, her zaman değiştirilebilen, ulusal iradenin aracıdır.
• 23 Şubat 1921 tarihinde toplanan Londra Konferansından sonra ortaya çıkan durumlardan biri, TBMM Hükümetinin varlığının kabul edilmesidir.

• Lozan Antlaşması ile İmroz, Bozcaada ve Tavşan Adası dışındaki Ege adalarının geri alınamamasının nedeni, Ege adalarının Balkan savaşlarında yitirilmiş olmasıdır.

• 1923 yılı Ekim ayında ortaya çıkan hükümet bunalımının nedenlerinden biri hükümet üyelerinin tek tek meclisten seçilmesidir.

• Kültür gelişmesinde en önemli etken, toplumsal etkileşimin olmasıdır.

• Birleşmiş Milletler Örgütünün kabul ettiği İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini tanıma konusunda çekimser kalan ülkeler: Sovyetler Birliği, Beyaz Rusya, Çekoslovakya, Yoguslavya, Ukrayna, Polonya, Suudi Arabistan, Güney Afrika. (8 çekimser, 48 kabul)

• Mecellenin özellikleri: Kişilik, aile ve mirasla ilgili konuları içermemesi. Eşya-kişi ilişkilerine çok az yer verilmesi. Daha çok borç ilişkilerini düzenlemiş olması. Hanefi hukukunun kurallarına göre düzenlenmiş olması.

• 1926 yılında çıkarılan Maarif Teşkilatı Hakkında Kanunun temel amacı eğitim kurumlarının yeni bir düzene sokulmasıdır.

• Türk tarihinde planlı ekonomi dönemi ilk kez 1934 yılında başlamıştır.

• Atatürk'ün demokrasi ile ilgili düşünceleri: Demokrasi ekonomik bir geçim kaynağı değildir. Demokrasi siyasal özgürlüğü sağlayan bir sistemdir. Demokrasi vatandaşın egemenliğe katılmasıdır. Demokrasi bütün bireylerin aynı haklara sahip olmasıdır.

• "Ulus" un niteliği üzerinde düşünen ilk Türk bilim adamı Ziya Gökalp.

• Türk devrimini bir bütün oarak reddeden ikinci cumhuriyetçilerin özellikleri: Gayet iyi ve sağlam bir eğitim almış olmaları, Bugünkü oumsuzlukların nedeni olarak Mustafa Kemal'in kurduğu Cumhuriyeti göstermeleri, Kemalizm ile demokrasinin bağdaşmayacağını savunmaları, Demokrasiden vazgeçilemeyeceğine inanmış olmaları.

• Osmanlı Devletinde bütün yurttaşları kapsayan bir ceza yasasının yapılacağını dile getiren ilk belge Tanzimat Fermanıdır. 3-11-1839

• Siyasal partilerin kurulması döneminin açılması. Meclisi Mebusanın yetkilerinin arttırılması. Hükümetin meclise karşı sorumluluğunun kabul edilmesi. Padişahın yasama yetkisinin daraltılması. Türkiye'yi parlamenter sisteme taşıyan bu gelişmeler 1909 Anayasa değişikliği ile olmuştur.

• Almanyanın, 1.Dünya savaşı öncesi Osmanlı Devleti üzerinde tam bir egemenlik kurarak gerçekleştirmek istediği amaçlar: Süveyş kanalını denetimleri altına alarak İngilterenin sömürgeleri ile bağlantısını kesmek. Padişahın halife kimliğinden yararlanarak ingiliz sömürgelerinde huzursuzluk çıkarmak. Fazla nüfusunu Anadoluya yerleştirerek bir alman kolonisi oluşturmak. Osmanlı Devletinden ekonomik ayrıcalıklar elde etmek.

• 1.Dünya Savaşı sonunda Almanya'nın içine düştüğü durumlar: Sanayisini ve ordusunu sınırlamak zorunda kalması. Ağır mali yükümlülükler altına girmesi. Toprak kaybetmesi. Cumhuriyetin ilan edilmesi.

• İstanbul Hükümeti tarafından asayişi sağlamak üzere Anadoluya gönderilen Mustafa Kemal Paşa'nın gerçek niyetini açığa çıkaran ilk ve en önemli gösterge Havza'dan Harbiye Nezaretine çektiği telgraftır.

• Sivas kongresi öncesinde Damat Ferit Paşanın kongreyi engellemek amacıyla uygulamaya koymak istediği taktiklerden biri Ege bölgesinde ilerleyen Yunanlılarla bir anlaşma yaparak makul bir çizgide durmalarını sağlamaktır.

• Osmanlı Meclis-i Mebusanının hiçbir zaman, doğrudan doğruya ulusun sahip olduğu bir egemenlik anlayışını yansıtamamış olmasının temel nedeni Meclisin yetkilerini kısmak ve genişletmek hakkının kesin olarak padişahta olmasıdır.

• Osmanlı Devletinin siyasal yapısında ve birinci TBMM'nde güçler birliği ilkesi yürürlükte olmasına rağmen birbirinden oldukça farklıdır. Bu fark TBMM'nde egemenliğin halkta olmasından kaynaklanmıştır.

• Yunanlıların İstanbulu işgal edememesinin nedeni İstanbulun Anlaşma Devletlerince işgal edilmiş olmasıdır.

• Anlaşma devletleri birliklerinin, barış imzalanıncaya kadar İstanbul ve Boğazlarda varlıklarını sürdürecekleri koşulu Mudanya Ateşkes Antlaşmasının kapsamındadır.

• 1923 yılı Ekim ayında ortaya çıkan hükümet bunalımının nedenlerinden biri Hükümet üyelerinin tek tek meclisten seçilmesidir.

• 1924 Anayasasının meclisin işleyişi ile ilgili olarak öngördüğü ilkeler: Hükümetin bir program hazırlayarak meclisten güvenoyu almak zorunda olması. Meclise hükümeti her zaman denetleme ve düşürme hakkı verilmiş olması. Bakanların Meclis tarafından değil Başbakanca saptanması. Başbakanın Cumhurbaşkanınca atanması.

• İnönü döneminin eğitim konusundaki atılımlar: Yeni yükseköğretim kurumlarının açılması.Eğitimin halka yayılması çabasına ağırlık verilmesi.Teknik öğretimin temellerinin atılması. Batı ve Doğu kültürünün önemli eserlerinin Türkçeye çevrilmesi.

• 1.Dünya Savaşı sonunda Avrupa'da oluşan genel siyasi durumlar: Alman sömürgelerinin İngiliz ve Fransızlar arasında bölüşülmesi. Tirollerin İtalyaya bağlanması. Çekoslovakya'nın kurulması. Polonya'ya Alman topraklarından büyük bir pay verilmesi.

• İnsanların kendi içlerine kapanıp yüzlerce yıl aynı değerleri saklamalarını önleyen kültür öğesi Bilim ve sanattır.

• Sosyalistlerle sosyal demokrasiyi savunanlar arasında en belirgin fark yönetime geçme konusunda sosyalistlerin ihtilalciliği, sosyal demokratların halkın oyuna uymayı kabul etmesidir.

• Demokratik Hukuk Devletinin işleyebilmesi için yargı gücünün bağımsız olması gereklidir.

• Ulus egemenliğine dayanan Yeni Türk Devleti'nin yönetim şekli olarak cumhuriyeti benimsediği günlerde geleneksel Osmanlı kurumlarından Hilafet ayakta kalmıştır.

• 1926 yılında çıkarılan Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun'un temel amacı eğitim kurumlarının yeni bir düzene sokulmasıdır.

Türk tarihinde planlı ekonomi dönemi ilk kez 1934 yılında başlamıştır.

• Osmanlı Devletinde Rumi Takvim daha çok mali işlerde kullanılmıştır.

• Atatürk'ün demokrasi ile ilgili düşünceleri: Demokrasi ekonomik bir geçim kaynağı değildir. Demokrasi siyasal özgürlüğü sağlayan bir sistemdir. Demokrasi vatandaşın egemenliğe katılmasıdır.Demokrasi bütün bireylerin aynı haklara sahip olmasıdır.

• Atatürk'ün yaptığı ulus tanımında yer alanlar: Beraber yaşama konusunda ortak bir arzuya sahip olmak. Zengin bir hatıra mirasına sahip olmak. Birlikte yaşama konusunda samimi olmak. Ortak mirasın korunması konusunda müşterek iradeye sahip olmak.

• 1926'da kabul edilen Türk Medeni Kanununun laiklik için temel sayılabilecek maddesi Rüşt yaşına ulaşan çocuğun dinini seçmekte özgür olması.

• Türk Devrimini korumanın yolları: Devrime tepki gösterenlere karşılık verilmesi. Devrimin yapanlar ve yürütenlerce durmadan kökleştirilmesi. Devrimi korumak için gerektiğinde sert önlemlerin alınabilmesi. Devrimin getirdiklerinin tüm topluma anlatılması.

• Osmanlı Parlamentosunun hiçbir zaman doğrudan doğruya ulusun sahip olduğu bir egemenlik anlayışını yansıtmamış olmasının temel nedeni Egemenlik hakkının halka verilmemiş olmasıdır.

• Ulusal ordunun kurulması aşamasında karşılaşılan para sıkıntısını gidermek amacıyla TBMM Hükümeti tarafından başvurulan yollar: Halka yeni vergiler konması, Posta havalelerinin geciktirilmesi,Vergilerin oranlarının arttırılması, Bankalardaki paralara el konulması

• Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası "Parti dinsel düşüncelere ve inançlara saygılıdır." maddesini programına almakla "Türk toplumunun evrimsel gelişmeyi sağlayamadığı için devrime gittiğini" tarihsel ve toplumsal gerçeği kavrayamadığını göstermiştir.

• Hatay'ın Türkiye'ye katılmasını sağlayan gelişmeler: Fransa'nın Suriye'deki mandasını bırakmak istemesi, İngiltere'nin Türkiye'den yana arabuluculuk görevini üstlenmesi, Uluslar Kurumunun denetiminde olan Hatay parlamentosunu oluşturacak seçimlerin Fransızlar tarafından yürütülememesi, Hatay parlamentosunda Türkiye ile birleşme kararının alınması.

• "Aydınlanma Döneminin getirdiği özgürlük anlayışı" Ulus Devlet kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur.

• Çoğunluğun her zaman haklı olduğu formülünü ortaya atarak yasaların ancak bu yolla yapılabileceğini söyleyen düşünür Rousseau'dur.

• Atatürk tarafından uygulamaya konulan temel iktisat politikaları: Anti-enflasyonist para-kredi politikası, Denk bütçe politikası, Planlı kalkınma politikası, Devalüasyonsuz dış ekonomik ilişkiler politikası.

• Egemenliği kullananların, bu hakka seçime dayalı olarak sahip bulundukları devlet biçimi Cumhuriyettir.

• Türk yurttaşlarına geniş bir din ve vicdan özgürlüğü tanıyan ilk anayasa 1924 Anayasasıdır.

• Atatürk'çü Sistemi bir bütün olarak reddedenlerin 1.grubu "Osmanlı sistemine dönmek özleminde olanlar, 2.grubu iyi ve sağlam bir eğitim almış olanlardır.

• Türk siyasal bilincini geliştiren ve güçlendiren en önemli öğe "Egemenliğin ulusa ait olması" dır.

• Kabilelerin devlet düzenine geçmesini sağlayan etkenler: Aynı dili konuştuklarını anlamaları, Ortak ekonomik çıkarlarının olduğunu görmeleri, Aynı inanca sahip olduklarını anlamaları, Düşmanlarının ortak olduğunu anlamaları

• Halifeliğin kaldırılmasından sonra ortaya çıkan tepki çevrelerinin oluşturduğu gruplar: Devrim adımlarını benimseyen ancak bunların çerçevesini çizemeyerek iktidara geçmeye çalışanlar, Halifesiz bir Cumhuriyeti kabullenmekle birlikte daha ileriye gidilmesini istemeyenler, Cumhuriyeti kabul etmekle birlikte halifesiz bir toplum düşünemeyenler, Cumhuriyete ve Halifeliğin kaldırılmasına kesinlikle karşı olanlar.
• Ulus egemenliğine dayanan Yeni Türk Devleti'nin yönetim şekli olarak cumhuriyeti benimsediği günlerde, geleneksel Osmanlı kurumlarından Hilafet ayakta kalmıştır.

• Yeni Türkiye Devleti'ndeki bütün okulların Milli Eğitim Bakanlığına bağlanması Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile olmuştur.

• Aydınlanma düşüncesinin Osmanlı Devletine yavaş bir şekilde girmesinin nedenleri: Eğitim alanındaki gelişmelerin yetersiz olması, Geleneksel devlet düzeninin değişmeyeceğinin düşünülmesi, Devletin tanrısal nitelikte bulunduğu yargısının kesin olması, Devletin ekonomik açıdan durgunluk döneminde olması.

• Türkiye'nin devletçi bir ekonomik politika uygulamaya geçmesinin temel nedeni her çareye başvurulduğu halde sanayi işletmesi kuracak özel girişimcilerin ortaya çıkmamasıdır.

• Türk tarihinde siyasal özgürlükler uğrunda ilk mücadele Genç Osmanlılar tarafından verilmiştir.

• Siyasal partilerin kurulması döneminin açılması, Meclisi Mebusanın yetkilerinin arttırılması, Hükümetin meclise karşı sorumluluğunun kabul edilmesi, Padişahın yasama yetkisinin daraltılması, 1909 Anayasa değişikliği ile olmuştur.

• İtalya'nın Birinci Dünya Savaşı başladığında taraf değiştirerek İtilaf Devletleri yanına geçmesinin doğurduğu sonuç Avusturya-Macaristan ordularının Kuzey İtalya'ya yayılması dolayısıyla cephelerin genişlemesidir.

• Ulusal bir bilincin doğması ve başlatılan kurtuluş hareketinin ulusa mal edilmesi konusunda kesin karara varılması düzenli ordunun kurulmasıyla olmuştur.

• Yurtseverler tarafından, İstanbul Hükümetine bağlı olarak yarı özerk bir siyasal kuruluş düşüncesinin pekiştirildiği kongre Alaşehir Kongresidir.

• Avrupa'yı demokratik değerlerin işlediği bir ülkeler topluluğu haline getirmek, insan haklarını ve özgürlüklerini el birliği ile korumak amacıyla kurulan uluslararası örgüt Avrupa Konseyidir.

• Yurdun savunulması için bütün ulusal güçlerin toparlanması, Osmanlı Devletinin Uluslar Kurumuna alınmasının sağlanması, yurtdışına kurullar gönderilerek Türklerin uğradıkları haksızlıkların anlatılması gibi amaçları gerçekleştirmek isteyen kongre Milli Kongre'dir.

• İttihat ve Terakki Cemiyetinin özellikleri: Türk kadınına bazı haklar tanımanın yolunu açması, Özgürlük ve demokrasi isteği ile yola çıkıp diktatörlüğü kurması, Ulusal bir burjuvazi yaratmaya çalışması, Her türlü yeniliği Türkçülüğün ışığı altında yapmak istemesi.

• TBMM nin kuruculuk niteliği 1924 Anayasası ile sona ermiştir.

• Halkçılığın amaçları: Türk halkının kendi kendini yönetmesini sağlamak, Ulusal egemenlik esasına göre demokratik bir rejimi pekiştirmek, Halkın hakça eşit bir düzen içinde yaşamasını sağlamak, Toplumsal dayanışmayı ve birliği sağlayarak insanları mutlu kılmak.

• Atatürk ideolojisinin üzerinde kurulduğu iki üst ilke Akılcılık ve Ulusçuluktur.

• İtilaf Devletlerinin 16 Mart 1920 de İstanbul'u resmen işgal etmelerine neden olan en önemli olay son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Millinin ilan edilmesidir.

• 1876 Osmanlı Anayasasının varlığını kesin olarak ortadan kaldıran olay 1 Kasım 1922 de Saltanatın kaldırılmasıdır.

• 1950-60 dönemi iktidarlarının en belirgin özelliği "Türk Devrimini bir bütün oarak benimsememek"

• 1-Türk Tarih ve Dil Kurumlarının çalışmaya başlaması
2-Üniversite reformu
3-Belediye seçimlerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması
4-Din adamlarının kılıklarının düzenlenmesi
Logged

Etiket: Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi 
  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  



Planlar ve Haftalar

Edubilim I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Map I Reklam Web Stats

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!