Tam Üye
Üye No: 29372
Mesleği: Öğretmen
Mesaj Sayısı: 159
Puan: +27/-0
|
 |
« Yanıtla #1 : Kasım 06, 2009, 03:23:37 ÖÖ » |
|
ATATÜRK HAFTASI Ülkemizin kurtarıcısı, devletimizin kurucusu Atatürk, 10 Kasım 1938 günü saat dokuzu beş geçe öldü. O tarihten bu yana 10 Kasım'la başlayan hafta, yurdumuzda Atatürk Haftası olarak değerlendirilir. Bu hafta içinde, Atatürk'ün yaşamı, yurtseverliği, inkılap ve ilkeleri anlatılır. Ata'nın daha iyi tanıtılması amacıyla açık oturumlar düzenlenir. Radyo ve televizyonda, Atatürk'ün konuşmaları kendi sesinden dinletilir. Atatürk'le ilgili filmler gösterilir. 10 Kasım günü Atatürk, tüm yurtta törenlerle anılır. Ölüm anı olan saat dokuzu beş geçe "ti" sesi ile saygı duruşuna geçilir. Kara ve deniz taşıtları oldukları yerde durarak düdüklerini çalarlar. Düzenlenen anma törenlerinde Ata'nın yaşam öyküsü, Atatürk inkılap ve ilkeleri anlatılır, seçilmiş Atatürk şiirleri okunur. ATATÜRK'ÜN YAŞAMI Selanik'te Ahmet Subaşı Mahallesinin Islahane Caddesinde iki katlı pembe boyalı bir ev vardı. Bu evde Ali Rıza Efendi ile Zübeyde Hanım otururdu. 1881 yılında bir oğulları oldu. Adını Mustafa koydular. Mustafa sarı saçlı, mavi gözlü bir çocuktu. Bütün çocuklar gibi Mustafa'nın çocukluğu da mahallede komşu çocukları ile güle oynaya geçti. Mustafa, Şemsi Efendi Okuluna başladı. Kısa bir süre sonra babası Ali Rıza Efendi öldü. Güç koşullar altında öğrenimini sürdüren Mustafa, bugünkü askeri ortaokul dengi olan Askeri Rüştiye'ye başladı. Orta kısmı başarı ile bitirdikten sonra lise dengi olan Manastır Askeri İdadi'sine yazıldı. Derslerine düzenli olarak çalışan Mustafa Kemal liseyi bitirdi. İstanbul'a gelerek Harp Okulunun piyade sınıfına girdi. Üç yıllık öğrenimini başarı ile sona erdi. Kurmay subay yetiştirilmek üzere Kurmay Okulu'na seçildi. Mustafa Kemal, bu okulda geleceğe yönelik tasarı ve ileri düşünceleriyle kendini tanıttı. Başarılı bir öğrenimden sonra Kurmay Yüzbaşı oldu. Zamanın padişahı II. Abdulhamit'in gizli polisleri Mustafa Kemal'in ileri düşüncelerini, arkadaşları ile yaptığı tartışmaları, O'nun özgürlük ve siyasal konulardaki düşüncelerini padişaha bildirmişlerdi. Mustafa Kemal ve arkadaşları bu nedenlerle Yıldız Sarayı'nda sorguya çekildiler. Mustafa Kemal bir süre tutuklu kaldı. Fakat suçlu görülmedi. Ancak düşünceleri tehlikeli sayıldığı için, başkentten uzağa Şam'da bulunan Beşinci Orduya gönderildi. Mustafa Kemal, Şam'da arkadaşları ile birlikte Vatan ve Hürriyet adlı gizli bir dernek kurdu. Sonra gizlice Makedonya'ya geçti. Selanik'te Vatan ve Hürriyet Derneği'nin bir şubesini açtı. Dernek, padişahın baskı yönetimine karşı kurulmuştu. Bu nedenle yapılacak çalışmaların gizli olması gerekiyordu. Şam kenti dışındaki yerlerde bulunan subayların da derneğe katılmaları için Mustafa Kemal görevlendirildi. Bu amaçla aynı yıl subayların yoğun olarak bulunduğu Makedonya'daki 3. Orduya atandı. 1908 yılında meşrutiyet ilan edilince İttihat ve Terakki Fırkası iktidarı aldı. Ancak padişahın kışkırttığı gericiler meşrutiyete, yeni düşüncelere ve atılımlara karşı çıktılar. Kışkırtmalar sonucu İstanbul'da 31 Mart ayaklanması oldu. Bunun üzerine Selanik yöresindeki birliklerden bir ordu toplandı. Mustafa Kemal, Harekat Ordusu adını verdiği bu orduda görev aldı. Ayaklanma bastırıldı. Harekat Ordusuyla birlikte Mustafa Kemal Selanik'e döndü. İki yıl sonra Genel Kurmay Başkanlığında bir göreve atandı. Bu sırada İtalyanlar Trablusgarb'a saldırdılar. Mustafa Kemal ve arkadaşları Tobruk'a giderek buradaki Türk birliklerine katıldılar. Yapılan savaşlarda önemli başarılar sağlandı. Ancak bu sırada Balkan Savaşı başlamıştı. Mustafa Kemal geri dönmek üzere Mısır'a geldiğinde Selanik'in düşman eline geçtiğini; Bulgar ordularının Çatalca'ya kadar ilerlediklerini öğrendi. İstanbul'a gelen Mustafa Kemal'e Bolayır'da bulunan bir kolordunun kurmay başkanlığı görevi verildi. Savaş süresince bu görevde kaldı. Balkan Savaşı sona erince Sofya'ya ataşemiliter olarak atandı. Bir süre sonra Birinci Dünya Savaşı başladı. Almanların yanı sıra Osmanlı İmparatorluğu da savaşa katıldı. Mustafa Kemal, bulunduğu görevden alınarak bir kıta komutanlığına getirilmesini istedi. Bunun üzerine Tekirdağ'da yeni kurulan 19. Tümenin komutanlığına atandı. Mustafa Kemal'in kısa sürede hazırladığı tümen Çanakkale Savaşları'na katıldı. Mustafa Kemal burada düşmanın karadan ve denizden yaptığı saldırıları durdurdu. Anafartalar'da bir avuç güçle düşmanların bütün planlarını bozdu. Onlara kayıplar verdirdi. Çanakkale Boğazı'nı geçmelerini önledi. Bu başarılar sonucu rütbesi albaylığa yükseltildi ve Anafartalar Kahramanı olarak anılmaya başladı. Mustafa Kemal Çanakkale Savaşı'ndan sonra Diyarbakır'daki kolordu komutanlığına atandı. Bu görevde iken rütbesi generalliğe yükseltildi. Muş ve Bitlis'i Ruslardan kurtardı. (1916) Daha sonra 7. Ordu Komutanlığına atandı. Bu ordu Halep'te toplanıyordu. Atatürk grup komutanı oldu. Alman generalinin ordunun yönetimi konusundaki düşüncelerine karşı çıktı. Ordu komutanlığını bırakarak İstanbul'a geldi. Veliaht Vahdettin'in Almanya'ya yaptığı resmi geziye katıldı. Dönüşte hastalanarak Viyana ve Karlsbad'a gitti. Bu sırada padişah 5. Mehmet öldü. Vahdettin VI. Mehmet adı ile tahta çıktı. Yurda dönen Mustafa Kemal yeniden 7. Ordun komutanlığına getirildi. Şam'da başkaldıran Arap kabileleriyle savaştı. Onların ilerlemesini önledi. Bundan sonra Yıldırım Orduları Grup Komutanlığına atandı. Bu sırada savaş sona ermiş, Mondros Silah Bırakışması imzalanmıştı. Mustafa Kemal bu bırakışmanın kötü koşullarını kabul etmedi. Emrindeki silah ve kuvvetleri düşmana vermeyeceğini hükümete bildirdi. Bunun üzerine komuta ettiği Yıldırım Orduları Grubu kaldırıldı. Mustafa Kemal de İstanbul'a döndü. Kaynak : memocal.com Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
Tam Üye
Üye No: 29372
Mesleği: Öğretmen
Mesaj Sayısı: 159
Puan: +27/-0
|
 |
« Yanıtla #2 : Kasım 06, 2009, 03:24:22 ÖÖ » |
|
Atatürk’ü Anma Günü Konuşma Metni Sayın Müdürüm,Değerli Arkadaşlarım,Sevgili Öğrenciler, Atatürk’ü ölümünün ??. Yılında anıyoruz. Oysa onu anmak değil anlamak önemli. Onun yalnız bir çıkış değil, varış değil, tükenmez bir koşu olduğunu kavramak önemli. Atatürk’ü kavramak onun devrimlerini anlamak ve sahip çıkmakla mümkündür. Atatürk istilalar önledi.Saldırganlıklar yendi.Saltanatları dört bir yana savurdu. Yurdunun ordusu mağlup düşmüştü,galip etti.Devleti yıkılmıştı,devlet kurdu...İdaresi bozulmuştu;düzgün etti...Kurduğu devlette hakimiyet milletin oldu.Milletin adı devletin adı oldu... Yurdunda eğitim çapraşıktı;öğretim şaşırtıcı!..Tek ölçüye getirdi...Ruhlar medreselerde küfleniyordu,kapılarını örttü. Yurdunun erkekleri fes giyiyordu;üzerine kimi beyaz,kimi yeşil sarık doluyordu... Milliyetlerini alacalı bezlerde sanır olmuşlardı!Beğenmedi şapka giydirdi...Anlattı ki baş kılığı dünya işidir,ahiret işi değil...Medeniyette dünya işi başka iştir,iç inancı başka...Politika ile biri ötekine işleyemez. Yazı sağdan sola yazılırdı;öğrenimi güçtü...Beğenmedi.Soldan sağa yazdı ve yazdırdı,her ileri millet gibi... Anaların,kız kardeşlerin yüzleri siyah peçeliydi,bahtları çarşaf gibi karaydı...Çileleri çoktu,hakları az...Beğenmedi.Yüzlerini açtı,ak etti. Hakta onlara erkeklerle eşitlik sağladı, bahtlarını ak etti... Milletinin dili üçüzlü gibi olmuştu...Beğenmedi.Arındırdı,bir etti. Tarlaları kara saban sürüyordu;toprak gereğince işlenmiyordu...Eziyeti çoktu;vergisi çok,verimi az!Beğenmedi .Sürümü tekerlekli pulluğa,işler makineye,bol verime yöneltti... Yollar uzundu,yapımları kötü,kağnılar yavaş...Beğenmedi.Yolları demir etti,gidişleri hızlı... El tezgahı dokumaya,yel değirmeni öğütmeye yetmiyordu...Beğenmedi.Fabrika ve fabrika kurdu. Ayrılıklar istemedi,birlikler kurdu.Eskilikler,gerilikler istemedi;yenilikler,ilerilikler kurdu... Dövüş istemedi;barış kurdu.Düşmanlık istemedi;dostluk kurdu:Kuzey’le,Güney’le, Doğu ile,Batı ile... Düşüklüğü sevmezdi;güçlü oldu.Haksızlığı sevmezdi;hak gözetti.Hiçbir devlete haksızlık etmedi.Kendi devletini en büyük devletten asla aşağı görmedi.Kendi milletini hiçbir an dünyanın en onurlu milletinden asla geri,asla güçsüz görmedi,göstermedi. Ruhlar uyardı,gözler açtı...Bahtsız milletlere baht yolu açtı.Dünyaya örnek gösterdi.İnsanlığa ders verdi. Bütün bunları öğrendikten sonra diyoruz ki: Rahat uyu Atam,izindeyiz! Nihan BEDİR
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
Tam Üye
Üye No: 29372
Mesleği: Öğretmen
Mesaj Sayısı: 159
Puan: +27/-0
|
 |
« Yanıtla #3 : Kasım 06, 2009, 03:30:30 ÖÖ » |
|
10 Kasım Atatürk Haftası Şiirleri
10 Kasım
Bir bulut inmiş,beyaz, Karlı dağlar başına. Her 10 Kasım sabahı, Bir ateş düşer, döşüme.
Nerdesin, ey Ata?m nerede? Sensiz millet, öksüz burada.
Sanat, ilim, fen seninle. Sevinen, gülen seninle. Olmak isterdik inan, Ebediyen seninle.
Dağların, ak başı kar mıdır? Kuşlar, Ata?mdan haber, var mıdır?
Yarım bıraktığın işler, Bugün, sanki seni bekler. Zengin millet hayalin, Acep, neden emekler?
Sen gelmiyorsan, bir haber gönder. Kim içimizdeki, Atatürk gibi önder?
Hüseyin Celep
10 Kasım
Yıl otuz sekiz On Kasım Perşembe Hatırdan çıkmayacak bir sonbahar. Sarsılıyor İstanbul yedi tepe, Yaman esmiş Dolmabahçe’de rüzgar.
Gerçek olamaz, olsa olsa bir düş, Dokuzu beş geçe Atatürk ölmüş. Böyle toptan bir yas nerede görülmüş, Beraber ağlıyoruz kurtlar, kuşlar.
Bu memlekete en çok hizmet eden, Bu aşk ile dağlara gücü yeten, On sekiz milyonun omzunda giden Atam, Ankara sırtlarında yatar.
İlhan DEMİRASLAN
10 Kasım 1952
Sabahlar,her zaman güzel değildir, Her zaman ayrılık akşamla gelmez. Al atlar sırtında hoyrattır fecir, Hoyrattır,ne kalbler kırmıştır,bilmez. Sabahlar her zaman güzel değildir.
Vakti,bir yerinden bölünce şafak İri ve rüyalı gözlerle müphem; Nur olmuş içimde sanırım ak pak Ayrı bir mânada korktuğum adem, Eski düşüncemde,rahat ve uzak.
Fethe çıkmış gibi duyarım birden Eşsiz gururunu bir cihangirin. Ufuklar üstünde yüzen tekbirden Vatanca büyümüş asil ve derin Bir matem tütmekte şimdi fecirden
Gönderen : MUSTAFA SAMİ KIRCA
10 Kasım Türküsü
Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler Bozkır ovalarına, Erciyes'e, Ağrı'ya Ulusun egemen olduğunu Özgür olduğunu Haykıracağım haykıracağım işte Senin sustuğunca!
Yolunda yürüyeceğim Atatürk; Ana baba oğul kız Dere tepe bucak köy Yeryüzü yaşamalarımla değil Oralarda, senin gittiğince!
Atatürk, taşıyacağım Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al Senin taşıdığını; Yurdun gök ülküsü Dalgalanırken Senin bayrağını yücelteceğim. Senin çıktığınca.
Fazıl Hüsnü Dağlarca
Ağlayalım Atatürk'e
Ağlayalım Atatürk'e Bütün dünya kan ağladı Süleyman olmuştu mülke Geldi ecel, can ağladı
Doğu batı cenup şimal Aman tanrı bu nasıl hal Atatürk'e erdi zeval Memur mebusan ağladı
Atatürk'ün eserleri Söyleyecek bundan geri Bütün dünyanın her yeri Ah çekti, vatan ağladı
Fabrikalar icat etti Atalığın ispat etti Varlığın Türke terketti Döndü çarh devran ağladı
Bu ne kuvvet, bu ne kudret Var idi bunda bir hikmet Bütün Türkler İnön'İsmet Gözlerimiz kan ağladı
Tren hattı tayyareler Tükler giydi hep kareler Semerkantla Buharalar İşitti her yan ağladı
Siz sağ olun Türk gençleri Çalışanlar kalmaz geri Mareşalin askerleri Ordular tümen ağladı
Zannetme ağlayan gülmez Aslan yatağı boş kalmaz Yalnız gidenler gelmez Her gelen insan ağladı
Uzatma Veysel bu sözü Dayanmaz herkesin özü Koruyalım yurdumuzu Dost değil, düşman ağladı
Aşık Veysel
Atatürk Ölmedi
Yıl 1918 Düşmanlar Topraklarımızı Elimizden Alıyor Atatürk Buna İzin Vermedi Ordusuyla Savaşa Girdi
Zaferlerle Geldik Bu Güne Atatürk ün Sayesinde Topraklarımız Simdi Bizim Elimizde Atatürk ün Sayesinde
Yıl 1938 Atatürk Olum Döşeğinde... O Artık Oluyordu Bizim Gözlerimiz Önünde
Herkes Ağlıyordu O Gün Atatürk Öldü Diyordu Atatürk Ölmedi Kalbimizde Yasıyordu!!!
Gönderen : GULSUM-OZLEM BAKIR
Atatürk'e Ağıt
Edirne'den Ardahan'a kadar Bir toprak uzanır Boz kanatlı üveyikler üstünde uçar Ardahan'dan Edirne'ye Edirne'den Ardahan'a kadar
Kopdağı'nda akar bir çeşme var Serçe parmak kalınlığında suyu Haram etmiş gece gündüz uykuyu Akar da akar
Samsun'un evleri denize bakar Sokakları yosun içinde Çaparlar, takalar, manavlar Bilyalar gibi suyun yüzünde Bir iner bir kalkar
İstanbul'da bir yâr sevdim İnsanı günaha sokar
Savaştepe köprüsünden geçen tirenler Sel olur İzmir'e akar İzmir'in denizi kız, kızı deniz Sokakları hem kız hem deniz kokar
Güneyde mis kokulu bir ağaç Yuvarlak yaprakları ince Yaz gelip de güneş vurunca Dallarından bal akar
Bu toprak bizim yurdumuzdur Deli gönül yücesine çıkar Bir üveyik olur uçar gider Ardahan'da Edirne'ye Edirne'den Ardahan'a kadar
Cahit Kulebi
Gidiyor
Gidiyor, rastgelemez bir daha tarih eşine Gidiyor, on yedi milyon kişi takmış peşine
Gidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla Gidiyor, göğsünü çepeçevre saran bayrakla
Gidiyor, izleri üstün birikmiş yaşlar Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar
Gidiyor, harbin o en korkulu aslan yelesi Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meş’alesi
Yine bir devr açacakmış gibi en başta O var Hıçkıran seste O var, sessiz akan yaşta O var
Siliyor ruhunun ulviliği fani etini Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetini
Büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça Büyüyor gitgide gözlerden uzaklaştıkça
Orhan Seyfi Orhon
On Kasım'larda Yürümek
Atatürk'üm işte 10 Kasım yine Dalgalanır ağaçlarla oğullar Dalgalanır oğullarla nineler Dalgalanır ninelerle genç kızlar Özlemin ta yüreğime işlemiş Seni bulmak, seni görmek için ben Bütün toprakaltıyla barışacağım
Ereceğim sana usta, barışta, başarıda Öyle Güçlüsün ki Güçleneceğim Öyle yücesin ki, yüceleceğim Düşüne düşüne seni kocaman kocaman Dağlara, dağlara karışacağım
Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt Sanki ellerim gece Sanki ellerim gündüz Yazacağım seni daha, bir daha Ben senin ölümünle yarışacağım
Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirler dersimiz.com dan alıntıdır... Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
eduportal
Administrator
Tam Üye
Üye No: 8
Cinsiyet: 
Mesleği: Öğretmen
Mesaj Sayısı: 240
Nerden: Ankara
Puan: +7/-0
|
 |
« Yanıtla #4 : Kasım 06, 2009, 08:44:29 ÖS » |
|
Emeğine sağlık hocam güzel paylaşımların için:) Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
| |
| | | |