Edubilim Forumları - www.edubilim.com Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular: 2011-2012 Eğitim ve Öğretim Yılı 2.Dönem Evrakları
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 02:18:10 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...




  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: Anneler Günü ( Mayıs ayının 2. Pazar günü ) Hakkında Bilgi - Şiir- Güzel Sözler  (Okunma Sayısı 1143 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« : Mart 31, 2009, 12:02:42 ÖÖ »

Aşağıda Anneler günü hakkında bilgiler , şiirleri, güzel sözler , konuşma metinleri , çeşitli bilgi ve belgeler Edubilim tarafından sizler için biraraya getirilmiştir. Sizde bu konu hakkında bildiklerinizi bizimle paylaşırsanız memnun oluruz...


Anneler Günü Hakkında Genel Bilgi

Mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü'dür. Anneler Günü evrensel bir gündür. Dünyada milyonlarca ana bugün çocukları tarafından sevgi ve saygı ile anılır.
Anneler Günü ülkemizde 1955 yılından bu yana kutlanıyor. Türk Kadınlar Birliği ülkemizde her yıl çocukları için büyük fedakarlığa katla­nan annelerden birini yılın annesi seçer. Yılın annesinin kişiliğinde tüm annelere iyi dilekler sunulur.
Amerika'nın Filedelfiya eyaletinde 9 Mayıs 1966 günü Jarvis isimli bir kızın annesi öldü. Annesini çok seven Jarvis'in üzüntüsü aylarca sürdü. Hayatla kimsesi kalmayan Jarvis ölüm olayına bir türlü alışamadı. Yaşama küstü. Canlılığını, yaşama sevincini yitirdi. Yemedi, içmedi bir ara ölmeyi bile düşündü. Jarvis'in bu durumunu yakından izleyen komşusu Jarvis'le arkadaş oldu. Bir gün yaşlı komşu söyleşi sırasında Jarvis'e «İnsanlar doğar, yaşar, ölür. Bu bir doğa kanunudur.» dedi. Bu iki cümle, Jarvis'i çok etkile­di. Ölümün de doğmak, yaşamak gibi bir doğa olayı olduğunu düşündü. Ancak bu doğruyu bulmak Jarvis'in annesine olan sevgisini azaltmadı. Aradan geçen süre içinde ölüm sözcüğünün soğukluğu gitti. Yerine anne sevgisinin sıcaklığı geldi. Artık Jarvis annesini gözyaşları ile değil severek. anmaya başladı. Acıları azaldı. İçinde arı, duru bir sevgi oluştu.
Aradan bir yıl geçti. Bu süre içinde Jarvis, hemen her gün annesinin mezarına çiçekler götürdü. Jarvis'in annesinin ölüm yıldönümünde bütün arkadaşları eve geldi. O gün Jarvis arkadaşlarına :
— Geçen bir yıl içinde çektiğim acılar bana şunu öğretti «Dünyada anne sevgisinin yerini dolduracak hiçbir sevgi yoktur. Yılın bir gününü annelere ayıralım. O günü annelerimizle ilgili anılarla dolduralım. Böylece annelerimize olan sevgi borcumuzu ödeyelim.» dedi.
Arkadaşları Jarvis'in önerisini çok beğendiler. Birlikte hemen kentin Belediye Başkanına gittiler. Başkan onları dinledi. Öneriyi içtenlikle benimsedi. Daha sonra bu öneri gazetelere, yazarlara anlatıldı. Jarvis ve arkadaşlarının çalışmaları kısa sürede sonuç verdi. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi mayıs ayının ikinci pazar gününün Anneler Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı.

Anneler günü ilk kez 1908 yılında kutlandı. Daha sonra bütün uygar ülkelerde kutlanmaya başlandı.
Her yıl mayıs ayının ikinci pazar günü gazetelerde annelerle ilgili yazılar, anılar, şiirler yayınlanır. Radyo ve televizyonda ana sevgisini konu eden konuşmalar yapılır. Türk Kadınlar Birliği'nin şubesi olan illerde yılın anneleri seçilir. Okullarımızda ayrıca Anneler Günü nedeniyle toplantılar düzenlenir. Bu toplantılarda okunan şiirler, söylenen türküler, şarkılar, annelere armağan edilir. Filimler gösterilir. Sergiler düzenlenir.
Anneler Gününde annemize bir demet kır çiçeği armağan ederek, bir güzel sözcükle yanağından öperek onu çok mutlu ederiz.

Kaynak : dersimiz.com

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #1 : Mart 31, 2009, 12:37:49 ÖÖ »

Anneler Günü Örnek konuşma metni

Sevgili Arkadaşlar!

Mayıs ayının ikinci Pazar günü, bütün dünyada Anneler Günü olarak kutlanır. İlk kez 1908 yılında Amerika’da kutlanan Anneler Günü, ülkemizde 1955 yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır.
Her annenin, kendi yavrusunu canından çok sevdiğini söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Karnında dokuz ay taşıdığı, süt verip altını temizlediği, her türlü bakımını yapıp, başucunda uykusuz geceler geçirdiği yavrusunu her anne hiç karşılık beklemeden sever.
Anne sevgisinin gücünü açıklayan bir öykü anlatmak istiyorum:
Bir zamanlar bir genç, kötü kalpli bir kızı sevmiş ve onunla evlenmek istemiş. Ancak kız, korkunç bir şart ileri sürerek “Senin sevgini ölçmek istiyorum.” Demiş. “Bakalım beni gerçekten seviyor musun? Bunun için de köpeğime yedirmek için, bana annenin kalbini getireceksin!”
Delikanlı, tüyler ürperten bu teklif karşısında uzun bir tereddüt geçirmiş. Sonunda kızın istediğini yerine getirerek annesini öldürmüş. Çıkardığı kalbini bir mendile koyup kızın evine doğru yönelmiş. Hızla giderken ayağı bir taşa takılmış. Mendile sarılı kalp bir tarafa, kendisi de bir tarafa düşmüş. Canı acıdığı için, ağzından ister istemez “Ah anacığım!” sözleri dökülmüş.
Annesinin tozlara bulanan ve hâlâ soğumamı olan kalbinden, o an bir ses yükselmiş; “Canım yavrum, bir yerin acıdı mı?”
Aslında her günün Anneler Günü olması gerekir. Annelerimiz bizim en değerli varlıklarımızdır. En değerli varlıklara nasıl davranılması gerekiyorsa annelerimize de öyle davranmalıyız. Ev temizliğinde ve mutfak işlerinde annemize yardımcı olmalı, yapabildiğimiz ölçüde onlara hizmet etmeliyiz. Sadece Anneler Gününde değil, onların gönüllerini alacak hediyeleri her zaman vermeliyiz.
Hepinize, anne sevgisi ile dopdolu bir ömür diliyorum. 

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #2 : Mart 31, 2009, 12:38:32 ÖÖ »

Annelik hakkında güzel sözler

· Ana sevgisi bütün sevgilerin kaynağıdır.
· Ana evin direğidir.
· Anne, sevgi kaynağıdır.
· Her şeyin hakkı ödenir, ana hakkı ödenemez.
· Ana gibi yar olmaz.
· Cennet anaların ayağı altındadır.
· En çabuk kabul olan dua, annenin duasıdır.
· Kadınlar zayıftır ama, anneler güçlüdür.
· Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.
· Anneler, çocuklarıyla ilgili her şeyi görmeseler bile, kalpleriyle hissederler.
· Bana, okuduğum kitapların en güzelini sorarsanız, söyleyeyim; Annemdir.
· Anaya borç tükenmez.
· En değerli armağan sevgidir. Annenize sevginizi veriniz.
· Dünyada her güzel şey kadının (ananın) eseridir. (Atatürk)
· Kızlarını (geleceğin analarını) okutmayan milletler, oğullarını manevi öksüzlüğe mahkum etmiş demektir. (Atatürk)

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #3 : Mart 31, 2009, 12:39:51 ÖÖ »

   
Anneler Günü İle İlgili Hazır Mesajlar

* Her zaman senin karşında masum ve sevgine muhtaç bir çocuk ruhuyla dururum. Çünkü sen benim annemsin. Beni benden çok tanıyansın, bilensin. Bana sarıldığın zaman tüm dertlerimi yok edensin. Anneler günün kutlu olsun ey aziz kadın, annem!.

* Sen evimizin kraliçesi, başımızın tacısın.. en aziz varlığımız. Anneler günün kutlu olsun annem.

* Her şeye değer senin sonsuz sevgin.. Annem annem.. Seni çok arıyorum.. Çok özledim. Anneler günün kutlu olsun biricik meleğim.

* Annem senin sevgin dünyamı ısıtan tek güneştir. Hiç ışığın eksilmeyecek biliyorum. Varlığınla mutluyum. Anneler günün kutlu olsun sevgili annem.

* Sınırsız bir sevgi, anlatılmaz bir sevgiyle beni seven annem, sana layık olmak için yaşıyorum. Anneler günün kutlu olsun.

* Dünyada kimseyi seni sevdiğim kadar sevemem, bağlanamam. Anneler günün kutlu olsun canım annem.

* Anneciğim benim, hüznümü sevince dönüştüren tek insansın. Anneler günü kutlu olsun bitanem.

* Sabırlısın, sıcaksın, şefkatlisin, koruyucumsun, bağışlayansın.. Annemsin. Seni çok seviyorum.

* Dünyanın en güzel, en iyi annesi, anneler günün kutlu olsun.

* Benim bitanecik tatlı annem, senin çocuğun olduğum için her zaman gurur duydum. Ellerinden öperim.

* Karşılıksız tek sevgi ananın çocuğuna duyduğu sevgidir. Ben kendi çocuklarımda senin sevgini buldum. Ve seni ne çok sevdiğimi bir daha anladım . İyi ki seninle varım annem. Ellerinden öperim.

* Seni bir gün değil her canım yandığında, başım sıkıştığında seni çağırıyorum. Sesimi duyan tek insan sensin. Anneler günün kutlu olsun ANNECİĞİM.

* Kuzey rüzgarı da esse, kopsa da fırtına, sığınacağım tek liman sensin annem. Hakkını nasıl öderim.. Başımı dizlerine koymaya geldim.

* Gökyüzünden bir yıldız kayar, dilek tutarız. Annem gözlerini kapar bütün dilekleri benim içindir. Ellerinden öperim.

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
axeleon
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 7
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 4365
Nerden: Can-ı Merkez
Puan: +283/-12

WWW
Offline
« Yanıtla #4 : Nisan 08, 2009, 08:50:00 ÖS »

ANA KUZUSU

Cuma namazındaydık. Sağ tarafımda yaşlı bir adam, onun sağında ise tek kişilik boş yer vardı. Yaşlı adam, farza kalkarken arkaya döndü ve boşluğun gerisinde duran 14-15 yaşlarındaki gence:
- Saf'ı doldur evlâd, dedi. Gel yanıma.
Çocuk, mahcup bir ifâdeyle:
- Mümkünse burada kılmak istiyorum, diye kekeledi. Oraya başkası geçebilir.
Yaşlı adam, çocuğun üzerinde bulunduğu uzun tüylü yeşil halıyı göstererek:
- Ne o dedi. Yoksa orası daha yumuşak diye mi gelmiyorsun?
Ve öfkeyle devam etti:
- Anne kuzusu, ne olacak...
Namaz bittiğinde, yaşlı adamın Cuma'sını tebrik ettim. Arkadaki genç de gelerek onun elini öptü. Adam, söylediklerine çoktan pişman olmuştu. Delikanlının nurlu yanaklarını okşarken:
- Sana 'anne kuzusu, dediğim için kusura bakma yavrum, dedi. Bir anda ağzımdan kaçtı işte...
Çocuğun gözleri dolu doluydu. Başını yere eğerken:
- Bu söylediklerinizde haklısınız efendim, dedi. Üzerinde namaz kılmak için ısrar ettiğim halı, vefât ettiğinde annemin tabutuna örtülmüştü. Orada secdeye kapandığımda, sanki beni kucaklamış gibi oluyor da...

Cüneyd Süâvi (Hayatın İçinden)

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged
axeleon
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 7
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 4365
Nerden: Can-ı Merkez
Puan: +283/-12

WWW
Offline
« Yanıtla #5 : Nisan 08, 2009, 08:53:52 ÖS »

ANNELER GÜNÜ

Askerlik arkadaşım Dan ile onun metalik mavi arabasına portatif soğutucumuzu, eski kotlardan keserek yaptığımız şortlarımızı ve tişörtlerimizi koyup, Fort McCellan askeri üssünün ana kapısından geçişimizden bu yana tam 26 yıl geçti. Elimizde hafta sonu izin belgelerimiz ve ordudan aldığımız asker harçlıklarımızla Florida'ya doğru yola koyulduk. Sahilde hoşça vakit geçirmeye karar vermiştik. Yediğimiz berbat karavanaları ve Alabama'nın korkunç sivrisineklerini ancak bu şekilde unutabilecektik.
Aylardan mayıstı ve hava çok güzeldi. Arabanın üstünü ve müziği sonuna kadar açtık. Birmingham'a varınca mola verip Anneler Günü'nü kutlamak için annelerimize telefon etmek istedik.
Annem alışverişten yeni dönmüştü. Sesinden bu özel günü ailemle geçiremeyeceğim için mutsuz olduğunu anladım. "İyi yolculuklar, dikkatli olun. Seni çok özleyeceğiz" dedi.
Arabaya döndüğümde, Dan'in yüzündeki ifadeden onun da benim gibi suçluluk duygusu içinde olduğunu anladım. Oturduk, düşündük ve annelerimize çiçek göndermeye karar verdik.
Birmingham'ın güneyinde bir otoparka arabamızı park ettikten sonra en yakın çiçekçiye gittik. Göndereceğimiz çiçeklere birer not yazıp, hafta sonunu annemiz yerine, sahilde geçireceğimiz için kapıldığımız suçluluk duygusunu hafifletmeye çalıştık.
Çiçekçi küçük bir erkek çocuğunun belli ki annesine çiçek seçmesinde yardımcı oluyordu. Bir kenarda çiçeklere eklenecek notlarımızı yazarak bekledik. Denize ve kızlara biran önce kavuşmak için sabırsızlanıyorduk.
"Annemin bu çiçekleri çok seveceğinden eminim" dedi, küçük çocuk "Annem karanfilleri çok severdi."
"Mezarlığa gitmeden önce" diye sözlerini sürdürdü, "bahçemizden kopardığım çiçekleri de ekleyeceğim."
Dan'e baktım. Küçük çocuğun elinde çiçeklerle gururla dükkandan çıkmasını ve babasının arabasına binmesini izledik birlikte.
Çiçekçi "Siz nasıl bir şey istiyorsunuz?" diye sordu.. Küçük çocuk onu da çok duygulandırmıştı. Sesi titriyordu..
"Sanırım istemiyoruz" dedi Dan. Yazdığımız notları çöp kutusuna attık ve dükkandan çıkıp arabaya bindik.
Dan "Pazar akşamı saat beşte alırım seni" dedi ve beni annemin evine bıraktı.
Arabadan tatil çantamı çıkarmaya çalışırken, "Tamam" dedim.
Florida'ya başka bir sefer gidebilirdik...

Niki Sepsas    (Tavuk Suyuna Çorba'dan)

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged
axeleon
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 7
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 4365
Nerden: Can-ı Merkez
Puan: +283/-12

WWW
Offline
« Yanıtla #6 : Nisan 08, 2009, 08:55:28 ÖS »

ANNEYE İTAAT (VEYSEL KARANİ)

Veysel Karani, aşkı Resulullah ile yanıp tutuşmuştur. Tek emeli, biricik gayesi Resulullah'ın mübarek cemalini görmekti. Bu aşk ile günler gelip geçiyordu. Bir gün annesine:
- Anneciğim! Eğer müsaade edersen gidip sevgili Peygamberimizin mübarek yüzünü göreyim. Gidip Medine'de ziyaret edeyim, dedi.
Veysel Karani'nin anası uzun uzun düşündü.
Sonra:
- Bir şartla izin veririm. Resulullah'ı hane-i saadetlerinde (mübarek evinde) ziyaret edeceksin. Başka yerde değil, dedi.
Aşık-ı Resul olan Veysel Karani anam izin verdi diye sevinç içinde Medine yoluna düştü. Günlerce yolculuktan sonra Medine'ye ulaştı. Peygamberimizin evini sordu. Gösterdiler. Hane-i Saadetin kapısını çaldı. İçeriden Hz. Aişe validemiz:
- Kim o? diye seslendi. Veysel Karani:
- Benim, ben, Veysel, Yemen'in Karan köyünden geldim. Resulullahı ziyaret için geldim dedi. Hz. Aişe validemiz:
Resulü Ekrem mescide gitti. Hemen oracıkta görebilirsin dedi. Veysel Karani:
- Ah! dedi. Gidemem, anamın izni buraya kadar  dedi.
Hz. Aişe (R.A.) validemiz:
- Ey Allah'ın kulu! Kimsin sen? dedi. Veysel:
- Adım Veysel'dir. Yemen'in Karan Köyündenim. Çobanlık yaparım. Sevgili Efendimizi ziyaret için buraya kadar anacığımdan izin almıştım. Demek ki görmek nasip değilmiş diyerek gerisin geriye döndü.
Resulullah, mescidden döndüklerinde:
-Ya Aişe! Buraya Üveys (Veysel) mi geldi?
Onun beni bu dünyada görmesi nasip olmayacak. Allah onu imtihan ediyor. Annesine olan itaatının derecesini ölçüyor, dedi.
Veysel Karani anasına geldi, olanları derin bir ah çekerek anlattı. Üzüntü ve kederinden sararıp solmuştu. Anası:
- Üzülme oğlum, üzülme  dedi. Sen beni memnun ettin ya, Allah'ta seni memnun edecek. Sevgili Efendimizi öbür dünyada göreceksin dedi.

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged
axeleon
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 7
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 4365
Nerden: Can-ı Merkez
Puan: +283/-12

WWW
Offline
« Yanıtla #7 : Nisan 08, 2009, 08:57:13 ÖS »

BEŞİKTEKİ KEDİ

Çocuğum geçen gün doğdu;
Dünyaya normal yolla geldi.
Fakat yakalanacak uçaklar ve ödenecek faturalar vardı;
Yürümeyi ben uzaktayken öğrendi.
Ve ben farkına varamadan konuşmaya başladı,
Ve büyüdükçe şöyle dedi,
Senin gibi olacağım baba,
Biliyorsun senin gibi olacağım.

Ve beşikteki kedi ve gümüş kaşık,
Mavi küçük oğlan ve aydaki adam.
"Eve ne zaman geleceksin baba?"
"Ne zaman olur bilmiyorum,
Fakat geldiğimde görüşürüz;
Biliyorsun o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz".

Oğlum geçen gün on yaşına girdi;
" Top için teşekkürler baba" dedi;
" Gel oynayalım.
Bana nasıl vuracağımı öğretir misin?"
"Bugün olmaz " dedim,
" Yapacağım bir çok şey var".
" Problem değil" dedi, Ve yürüyüp gitti,
Fakat gülümseyişi hiç bir zaman sönükleşmedi,
" Onun gibi olacağım,
Biliyorsun onun gibi olacağım" dedi.

Ve beşikteki kedi ve gümüş kaşık,
Mavi küçük oğlan ve aydaki adam.
" Eve ne zaman geleceksin baba?"
" Ne zaman olur bilmiyorum ,
Fakat geldiğimde görüşürüz;
Biliyorsun o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz".

Bir önceki gün okuldan geldiğinde;
Ona söylemek istedim,
" Oğlum seninle gurur duyuyorum, biraz yanıma oturur musun ?"
Kafasını salladı ve gülümseyerek,
" Asıl istediğim şey, baba, arabanın anahtarlarını ödünç almak;
Seni sonra görürüm, verir misin lütfen?" dedi.

Ve beşikteki kedi ve gümüş kaşık,
Mavi küçük oğlan ve aydaki adam.
" Eve ne zaman geleceksin baba?"
" Ne zaman olur bilmiyorum ,
Fakat geldiğimde görüşürüz;
Biliyorsun o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz".

Uzun süre önce emekli oldum, oğlum yanımdan ayrıldı;
Geçen gün onu aradım.
"Eğer bir mahsuru yoksa seni görmek istiyorum" dedim.
"İsterdim baba, eğer zaman bulabilirsem" dedi.

"Biliyorsun yeni işim çok karışık ve çocuklar nezle,
Fakat seninle konuşmak gerçekten güzeldi baba,
Seninle konuşmak çok güzeldi".
Ve telefonu kapattığımda,
Onun bana benzediğini;
Oğlumun benim gibi olduğunu farkettim.

Ve beşikteki kedi ve gümüş kaşık,
Mavi küçük oğlan ve aydaki adam.
" Eve ne zaman geleceksin baba?
" Ne zaman olur bilmiyorum ,
Fakat geldiğimde görüşürüz;
Biliyorsun o gün birlikte iyi zaman geçireceğiz".

Harry CHAPİN

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged
axeleon
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 7
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 4365
Nerden: Can-ı Merkez
Puan: +283/-12

WWW
Offline
« Yanıtla #8 : Nisan 08, 2009, 08:58:44 ÖS »

BİR ÂMÂ ÇOCUĞUN HASRETİ
İşitiyorum, güneş pek güzel,çay kenarında suyun üzerine doğru sarkan çiçeklerin manzarası pek latifmiş...Ve nazik öten kuşların,havai böceklerin,uçuşu da görülecek şeylerden imiş.

İşitiyorum ki,geceleri gökyüzünde gizli ışıklar görünürmüş. Dalgaları göz yaşları gibi hazin olan deniz içinde dahi,beyaz yelkenli gemiler akıp gidermiş.   

İşitiyorum ki, çiçeklerin renkleri pek latif imiş. Dereler,dağlar, çayırlar, sular,ormanlar ve hususiyle fecir zamanları o kadar güzel, o kadar şirin imişler ki, bu kadar azamet ve ihtişama karşı insan,rabbine secdeler edermiş. 

Fakat ben, ne o gürültüsünü işitmekte olduğum denizi, ne o rengin çiçekleri, ne gökyüzünü, ne güneşi, ne o güzel meyveleri, ne kuşları, ne aydınlığı göremediğimden dolayı müteessir değilim. 

Hayır Allah’ım , hayır! Şu fani alemin güzelliklerinden hiçbirini arzu etmem. İlla!!. Heyhat..!.  Anacığımı göreydim..!

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

« Son Düzenleme: Nisan 08, 2009, 09:00:59 ÖS Gönderen: axeleon » Logged
axeleon
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 7
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 4365
Nerden: Can-ı Merkez
Puan: +283/-12

WWW
Offline
« Yanıtla #9 : Nisan 08, 2009, 09:17:10 ÖS »

BİR ANNENİN DUASI

Cüneyd SUAVİ


Hastahanede oğlumun baş ucunda kalmama, bir anne olduğum için değil, doktor olmam sebebiyle müsaade ettiler. Çocuk felci salgını son hadde yükseldiğinden, oğlumla, çocuk felcine mübtela oldukları sanılan diğer çocuklarla, hastahanenin hususi bir koğuşunda nezaret altına alınmıştı.

Koridorun öbür ucundaki odalarda çocukların ağladığını duyuyordum. Fakat zavallı oğlum, belkemiği muayene edilirken korku içinde "Anne" diyebilmiş, sonra da buhranlı bir uykuya dalmıştı.
Muayene bittikten sonra mütehassıs doktor bana döndü. Yüzünde yorgun ve üzüntülü bir ifade vardı.

- Çok müteessirim, doktor, galiba çocuk felci, dedi.

Duyduklarıma inanamayarak yüzüne baktım. Başka bir çocuğun çocuk felcine yakalandığına inanabilirdim, ama bu felaketin oğlumun başına geldiğine bir türlü ihtimal veremiyordum. Artık doktorluğumu unutmuş, hasta çocuğumun başında endişe içinde bekleyen bir anne olmuştum.
- Henüz felç olmadı, değil mi? diye sordum.

- Hayır, inşaallah olmaz, diye cevap verdi. Sonra yüzüme dikkatle bakarak:

Siz eve gidip biraz uyumaya çalışsanız iyi olur, dedi. Çocuğun halinde bir değişiklik olursa, size haber veririz.
Doktorun sözünü dinlemeye karar verdim. Vakit gece yarısını geçmişti. Sabahın beşinden beri ayaktaydım. Salgının şiddetlenmesi yüzünden fasılasız çalışmıştım. Oğlumun kızarmış, zayıf, yüzüne baktım. Beklemekten başka yapılacak şey yoktu. Çocuğumu kollarımın arasına alıp bağrıma basmak istedim. Bunu yapamayacağımı bildiğimden hızla odadan çıktım.
Evimin kapısını açıp içeri girdiğim zaman, derin bir sessizlikle karşılaştım, Kocam, iş için Chicago'ya gitmişti. Telaşlanmaması için ona oğlumuzun hastalığını bildirmemiştim. Esasen çocuğun halinde, yarına kadar bir değişiklik olmadığı takdirde, iyileşmesi ümidi artacaktı.
Nihayet bir uyku ilacı alıp yattım. Saatlerden sonra uykumun orasında telefonun çaldığını duydum. Yerimden fırladım. Baş ucumdaki saat 4'ü gösteriyordu.

Ahizeyi kulağıma dayayınca telaşlı bir kadın sesinin:

- Doktor siz misiniz? diye bağırdığını duydum.

Rahat bir nefes aldım. Acele olarak bir hastaya çağrıldığımı anlamıştım. Doktorun ben olduğunu söyleyince, ahizenin diğer ucunda derin bir sessizlik oldu. O vakit beni çağıran kadının, müşterilerimden veya müşterilerimden birinin dostu olmadığını hissettim.
Kadın bana, çocuğuna arız olan hali tasvir edince çocuk felcinin yeni bir kurbanıyla karşı karşıya olduğumu anladım. Kadının adresini aldıktan sonra hastaneye telefon ettim. Çocuğumun halinde bir değişiklik yoktu.
Uyuyan şehrin tenha sokaklarından geçerek o adrese doğru yol alırken kendimi büsbütün yalnız hissediyordum. Verilen adrese yaklaştıkça, evlerin seyrekleştiğini görüyordum. Biraz sonra otomobili durdurttum. Elinde bir fener olan bir kadın derhal bana doğru koştu ve eteklerime sarılarak:

- Çabuk doktor, çabuk! diye inledi.

Gözyaşlarıyla ıslanmış yüzüne baktım. Kadının genç mi yoksa ihtiyar mı olduğu belli değildi. Tek odalı eve girince irkildim. Mesleğim dolayısıyla birçok eve girdiğim halde, bu derece perişanlık görmemiştim. Kadının elindeki fenerin hafifçe aydınlattığı odanın bir ucunda iskelet kadar zayıf üç çocuk, üstü boş bir masanın etrafında oturuyorlardı. Odanın geri kalan kısmı karanlık içindeydi. Yalnız gözlerim, bir köşede duran yatakta, kirli bir yorganın altında inleyen bir çocuğu seçebildi.

Takriben beş yaşlarında olan çocuk, pek zayıf ve bakımsız görünüyordu. Muayeneyi bitirince, korkunç hakikati kavradım. Kadına beni beklemesini işaret ettikten sonra evden çıktım. Civardaki dükkanların birinden hastaneye telefon ederek derhal bir cankurtaran gönderilmesini istedim.

Kulübeye dönünce diğer çocukları da muayene ettim. Onlar da son derece zayıf olmakla birlikte, çocuk felcine henüz yakalanmamışlardı. Derken hasta çocuk ağlamaya başladı. Annesi kolumu yakaladı. Kadına hakikati söylemek lüzumunu hissettim.
- Çocuğunuz çok hasta, fakat elimizden geleni yapacağız, dedim.
Anne, çocuğunun saçlarını okşadıktan sonra bana dönerek:
- Dua edelim, dedi.

Senelerden beri doktorluk yaptığım halde, bana dua etmemi teklif eden bir müşteriye rastlamamıştım. Bu kadının benim bilmediğim bir bilgiye sahip olduğunu hissedip teklifini kabul ettim. Çocuklar ve annesiyle birlikte ben de yere diz çökerek duaya başladım. Kadının vecd halinde tatlı bir sesle söylediği dualar, kalbime saplanıyordu.
Bir aralık hastahanenin soğuk koridorları, doktorun ciddi yüzü ve çocuğumun hayali gözlerimin önünde canlandı. Hastahaneden çok uzakta olmama rağmen, adeta çocuğumun başucunda durduğumu hissediyordum. Derken kalbim duracak gibi oldu. Hayalimde, çocuğumun başını kaldırarak bana gülümsediğini görmüştüm. Bütün kuvvetimi toplayarak bu hayalleri silkip atmaya çalıştım. Yanımda dua eden kadın ve çocuklarına baktım. Birdenbire onların derin imanı bana tesir etmiş olacak ki, yüksek sesle:
- Allahım, sen bu duaları kabul et, diye yalvardım.
Duası bittikten sonra kadın doğrularak, çocuğunun başucuna gitti. Hasta, sakin bir şekilde uyuyordu. Bunun üzerine annesi bana dönerek "gördünüz mü? Allah duamızı kabul etti" dedi,
Söyleyecek söz bulamadım. Çocuk cankurtarana nakledilirken uyanmadı. Geçen yarım saat içinde, nefes alması ve nabzı normal hale girmişti. Kulübeden ayrılırken para çantamı, annenin avucuna sıkıştırdım. "Yarın gece gelirim " dedim.
Otomobilime doğru yürürken basımı kaldırıp göğe baktım. Sabah oluyordu. Hastaneye yaklaşırken hiç korkmuyordum. İçimden bir ses oğlumun bana bakarak gülümseyeceğini fısıldıyordu.

Derleyen: Dr. Emin Manisalı
NOT: Bu yazı, yaşanmış bir hadisenin kahramanının kendi ağzından ifadesidir.


Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged
axeleon
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 7
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 4365
Nerden: Can-ı Merkez
Puan: +283/-12

WWW
Offline
« Yanıtla #10 : Nisan 08, 2009, 09:25:25 ÖS »

TOPLAM BORÇ 14 DOLAR 75 SENT

Küçük oğlu annesine geldi ve ona kağıdı uzattı. Annesi ellerini önlüğüne kuruladıktan sonra kağıdı okumaya başladı;

Çimleri biçtiğim için 5 dolar
Odamı temizlediğim için 1 dolar
Alışverişe gittiğim için 50 sent
Küçük kardeşime baktığım için 25 sent
Çöpü attığım için 1 dolar
İyi bir karne getirdiğim için 5 dolar
Bahçeyi temizlediğim için 2 dolar
---------------------------
Toplam borç 14 dolar, 75 sent

Anne, umutla kendisine bakan oğlunun elinden kağıdı aldı ve kağıdın arka yüzüne şunları yazdı;

Seni 9 ay karnımda taşıdım BEDAVA
Hasta olduğunda başında bekledim, elimden geleni yaptım, senin için dua ettim BEDAVA
Yıllar boyu değişik nedenlerle senin için gözyaşı döktüm BEDAVA
Senin için geceler kaygı duyup, uykusuz kaldım BEDAVA
Oyuncaklarını topladım, yemeğini hazırladım giysilerini yıkadım, ütüledim BEDAVA YAVRUM
ve bunların hepsini topladığın zaman gerçek sevginin bedelinin olmadığını görürsün, bedavadır çünkü...

Oğul annenin yazdıklarını okuyunca gözleri doldu.

Annesine baktı, "Anneciğim seni seviyorum" dedi ve kalemi alarak bu kağıda

"HEPSİ ÖDENMİŞTİR" yazdı

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged
Tam Üye
***
Avatar Yok
Üye No: 58
Mesaj Sayısı: 134
Puan: +6/-2

WWW
Offline
« Yanıtla #11 : Nisan 15, 2009, 10:59:29 ÖS »

Anneler Dünyanın en kıymetlisi, onlar için sadece yılda 1 gün olmasın asla...onları her gün sevindirelim onların mutluluğu için gerekiyorsa yıllarımızı feda edelim
Anne; çünkü sen annemsin ve sen herşeye değersin Smiley

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 2576
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 9
Puan: +2/-0

Offline
« Yanıtla #12 : Nisan 28, 2009, 12:31:19 ÖÖ »

Çok Güzelllll ellerinize sağlık Smiley

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged
axeleon
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 7
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 4365
Nerden: Can-ı Merkez
Puan: +283/-12

WWW
Offline
« Yanıtla #13 : Mayıs 06, 2009, 02:42:25 ÖÖ »

Tüm ANNELERİN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUNN...

Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com

Logged
Etiket: anneler günü  anneler günü sözleri  anneler günü şiirleri  anneler günü hakk 
  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Edubilim olarak 2009-2010 Eğitim ve Öğretim Yılında da eğitimle ilgili , bilgi , belge ve dosyalarla tüm öğrenci ve öğretmenlerin yanındayız...
Tüm hakları sakllıdır. Edubilim 2007-2009. Bu sitede bulunan bilgi , belge ve dökümanların izin alınmadan veya kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır. İletişim Adresi: edubilim@gmail.com

Edubilim I Edubilim Forumları I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Haritası I Site Map

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!