Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular: 2012-2013 Eğitim ve Öğretim Yılı....
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Nisan 23, 2014, 05:47:51 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...



  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: Amentü Duası (amentü duası, anlamı, arapça okunuşu, türkçe okunuşu, manası)  (Okunma Sayısı 98207 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline

« : Ekim 24, 2009, 03:44:40 ÖS »


Amentü duası, amentü duasının okunuşu, türkçe okunuşu, arapça okunuşu, amentü duasının açıklması , amentü duasının sesli videosu vb. birçok bilgiyi bu başlık altında okuyabilirsiniz.

Amentü Duası Video İzle, Dinle

<a href="http://video.google.com/videoplay?docid=-467132556917614823" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">http://video.google.com/videoplay?docid=-467132556917614823</a>



Amentü Duası

Açıklama
Amentü, Türkçe'de "inandım", "iman ettim" demektir. İman esaslarını ifâde için kullanılır.

Arapça Orjinal Yazılışı


آمَنْتُ بِاللهِ وَ مَلاَئِكَتِهِ وَ كُتُبِهِ وَ رُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَ شَرِّهِ مِنَ اللهُ تَعَالَى وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقّ ٌ اَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَ للهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَ رَسُولُهُ


Okunuşu

Âmentü billahi ve melâiketihi ve kütübihî ve rusülihî ve'l yevmi'l-âhıri ve bi'l-kaderi hayrihî ve şerrihi mine'llâhi teâlâ ve'l-ba'sü ba'de'l mevti hakk Eşhedü en lâ iâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlüh.

Anlamı

Ben, Allah-u Teâlâ'ya, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere; hayır ve şerrin Allah-u Teâlâ'nın yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben, şehadet ederim ki, Allâhü Telâ'dan başka ilâh yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed (s.a.v), Onun kulu ve peygamberidir.


Anahtar Kelimeler : amentü duası, amentu duasi, amentü duası dinle, amentü duası izle, amentü duası yazılışı,www.edubilim.com amentü duası okunuşu, amentü duası anlamı, amentü duası türkçe meali
« Son Düzenleme: Mart 24, 2010, 12:24:17 ÖÖ Gönderen: KILIC » Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #1 : Ekim 24, 2009, 03:46:06 ÖS »

Sual: İman nedir?
CEVAP
İman, Muhammed aleyhisselamın Allahü teâlâ tarafından getirdiği emir ve yasaklara inanmak ve inandığını dil ile söylemek demektir.

İman, Amentü'de bildirilen altı esasa inanmak ve Allahü teâlâ tarafından bildirilen emir ve yasakların tamamını kabul etmek ve beğenmektir.

Amentü şöyledir:
Âmentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rüsülihi vel yevmil ahiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel ba'sü ba'del mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resülühü.
[Yani, Allah'a, meleklerine, gönderdiği kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna, öldükten sonra dirilmeye inanıyorum. Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselamın da Allah'ın kulu ve son Peygamberi olduğuna şehadet ediyorum.]

Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(İman; Allah'a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, [yani Kıyamete, Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana], kadere, hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna, ölüme, öldükten sonra dirilmeye, inanmaktır. Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.) [Buhari, Müslim, Nesai] (Bunları kalb ile tasdik etmek de şarttır.)


İman herkese lazım
İmanı olmayan kimsenin sonsuz olarak Cehennem ateşinde yanacağını Peygamber efendimiz haber verdi. Bu haber elbette doğrudur. Buna inanmak, Allahü teâlânın var olduğuna, bir olduğuna inanmak gibi lazımdır. Sonsuz olarak ateşte yanmak ne demektir? Herhangi bir insan, sonsuz olarak ateşte yanmak felaketini düşünürse, korkudan aklını kaçırması lazım gelir. Bu korkunç felaketten kurtulmak çaresini arar. Bunun çaresi ise, çok kolaydır. (Allahü teâlânın var ve bir olduğuna ve Muhammed aleyhisselamın Onun son Peygamberi olduğuna ve Onun haber verdiği şeylerin hepsinin doğru olduğuna inanmak ve beğenmek) insanı bu sonsuz felaketten kurtarmaktadır. (www.edubilim.com)

Bir kimse ben bu sonsuz yanmaya inanmıyorum, bunun için böyle bir felaketten korkmuyorum, bu felaketten kurtulmak çaresini aramıyorum derse, buna, (İnanmamak için elinde senedin, vesikan var mı? Hangi ilim, hangi fen inanmana engel oluyor?) denirse ne cevap verecektir? Elbette hiçbir vesika gösteremiyecektir. Senedi, vesikası olmayan söze ilim, fen denir mi? Buna zan ve ihtimal denir. Milyonda, milyarda bir ihtimali olsa da, (sonsuz olarak ateşte yanmak) korkunç felaketinden sakınmak lazım olmaz mı? Az bir aklı olan kimse bile, böyle felaketten sakınmaz mı? Sonsuz ateşte yanmak ihtimalinden kurtulmak çaresini aramaz mı? Görülüyor ki, her akıl sahibinin iman etmesi lazımdır.

İman etmek için vergi vermek, mal ödemek, yük taşımak, zevkli tatlı şeylerden kaçınmak gibi sıkıntılara katlanmak lazım değildir. Yalnız kalb ile, ihlas ile, samimi olarak inanmak yeterlidir. Bu inancını inanmayanlara bildirmek de şart değildir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki, (Sonsuz ateşte yanmaya inanmayanın, buna çok az da bir ihtimal vermesi, zannetmesi akıl icabıdır). Sonsuz olarak ateşte yanmak ihtimali karşısında, bunun yegane ve kesin çaresi olan (İMAN) nimetinden kaçınmak, ahmaklık, hem de çok büyük şaşkınlık olmaz mı? [m.73]


« Son Düzenleme: Mart 24, 2010, 12:24:31 ÖÖ Gönderen: KILIC » Logged

MegaAdministrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 16
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2136
Nerden: Erzincan
Puan: +120/-0
crpe diem.

WWW
Offline
« Yanıtla #2 : Ekim 24, 2009, 03:51:39 ÖS »

Amentü duası nerde, ne zaman ve ilk nasıl okunmuştur? İlk kaynağı nedir; bize nasıl ulaşmıştır?

Amentü, İslâm dininin iman esaslarını ana hatlarıyla ifade eden terimdir. Arapça'da âmene fiilinin birinci tekil şahsı olan ve “inandım” mânasına gelen âmentü, Kur'an'da üç yerde, söz sahibinin imanını açıklarken kullandığı bir ifade olarak geçer.(bk. Yûnus Suresi, 190; Yâsîn Suresi, 36-25; Şûrâ Suresi, 42/15.) Şûra sûresinde doğrudan doğruya Hz. Peygamber (sav)'e “âmentü” demesi emredilir. Buna daya­narak âmentünün Kur'an'da yer alan bir terim olduğunu söylemek mümkündür.

“Âmentü billahi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve'l-yevmi'l-âhiri ve bi'l kaderi hayrihî ve şerrihî mine'llâhi teâlâ; ve'l-ba'sü ba'de'l-mevti hakk eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlüh” “Allah'a, meleklerine, kitaplarına, pey­gamberlerine, âhiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna iman ettim. Ölümden sonra diriliş gerçektir. Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in onun kulu ve elçisi olduğu­na şahadet ederim.” şeklinde sıralanan ve mü'menün bih olarak da adlandırı­lan itikadı esasların hepsi âmentü teri­miyle ifade edilir.

 

Âmentü'de sıralanan ve Ehl-i sünnet inancına bağlı herkesin kabul etmesi ge­reken bu iman esasları Kur'an'da çeşitli ifadelerle yer almıştır. Bir yerde mümi­nin vasıfları olarak Allah'a, âhiret günü­ne, meleklere, kitaba (Kur'an'a) ve pey­gamberlere iman şeklinde sıralanırken (bk. Bakara Suresi, 2/177.) başka bir yerde müminlere “Allah'a, peygamberine (Hz. Muhammed'e), peygamberine indirdiği ki­taba (Kur'an'a) ve önceden indirdiği ki­taba iman etmeleri emredilir. (bk. Nisâ Suresi, 4/136.) Buna karşılık Allah'ı, me­leklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr edenin koyu bir sapıklık içinde olduğu belirtilir.(bk. Nisâ Suresi, 4/136.) Bu âyetlerde değişik şekillerde sıralanan iman esasları Allah'a, meleklere, kitap­lara, peygamberlere ve âhirete iman ol­mak üzere beş ilkede toplanmış ve ge­leneksel âmentü metninde bulunan ka­der, yani hayır ve şerrin Allah'tan oldu­ğu inancı bunlar arasında zikredilmemiştir.

Âmentüdeki iman esaslarının sa­yısı ve muhtevası hadislerde de farklı­dır. Buhârinin rivayet ettiği Cibril hadisinde, “İman nedir?” sorusuna, “Allah'a, meleklerine, Allah'ın görüleceğine, pey­gamberlerine ve öldükten sonra diril­meye inanmandır.” (Buhârî, “İmân”, 37.) cevabı verilerek sayılan beş değişik esas arasında da kader zikredilmediği hal­de İbn Hanbel (Müsned, I, 21.)  Müslim (“İmân”, 1.) Tirmizî (“İmân”, 4.) İbn Mâce (“Mukaddime”, 9.)  Ebû Dâvûd (“Sünnet”, 17.)  ve Nesâînin (“İmân”, 4.)  rivayetlerinde “hayrı ve şerri ile birlikte kadere iman” esası diğerlerine ilâve olarak zikredilir.(www.edubilim.com)

 

Tirmizî'nin diğer bir rivayetine göre Hz. Peygamber (sav), “âmentü” lafzıyla başlayan bir hadisinde (“Fiten”, 63.) “Ben Al­lah'a, meleklerine, kitaplarına ve âhiret gönüne inandım.” demiştir. Bu hadiste de iman esaslarının yine beş noktada top­landığı ve Kur'an'da olduğu gibi burada da İman esaslarını formülleştiren âmentü metninden bir kısmının eksik olduğu görülür. İman esaslarını âmentü formü­lünde olduğu gibi topluca konu edinen bazı âyet ve hadislerde kadere imanın yer almayışı, onun ilim, irâde, kudret ve tekvin sıfatları içinde mütalaa edilebi­len özelliğine bağlı olsa gerektir. Yoksa Mu'tezile'nin ve günümüzdeki bazı araş­tırmacıların iddia ettiği gibi İslâm'da kader inancı­nın bulunmayışından dolayı değildir. Ni­tekim özellikle kader inancı üzerinde duran başka âyet ve hadisler de vardır.  Aslında İslâm literatüründe iman esasları “Allah'a, peygambere ve âhiret gününe iman” şeklinde önce üç (el-usûlü's-selâse). sonra kelime-i şehâdette belirtildiği üzere Allah'a ve Hz. Muhammed'in peygamberliğine iman şek­linde iki, son olarak da Allah'a iman şek­linde (aslü'l-usûl) tek bir esasta özetlen­miştir. Bu son yaklaşıma göre Peygamber'e iman, Allah'a imana ulaşmanın yo­lu, âhiret de Allah'ın fiillerinden biri olduğundan Allah'a iman edilince ötekiler kendiliğinden benimsenmiş olur. İş­te Hz. Peygamber (sav) imanı, “Allah'tan baş­ka ilâh olmadığını tasdik etmektir.” diye tarif ederken (bk. Müslim, “İmân”, 33, Tirmizî, “İmân”,  5.) ve “Allah'tan başka ilâh yoktur, diyen cennete girer.” müjde­sini verirken (bk. Tirmizî, “İmân”, 17.) bu gerçeği ifade etmiştir.

 

Dini bilgilerin öğretilmesinde ilk sırayı alan ve ilk devirlerden beri ögretilegelen Ehl-i sünnetin geleneksel itikad metni olan âmentünün, başta Cibril hadisi ol­mak üzere, Hz. Peygamber (sav)'in “İman ne­dir?” sorusuna verdiği değişik cevap­lardan (bk. Müsned, I, 19; Tirmizî, “Ka­der”, 17; Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 34; İbn Mâce, “Mukaddime”, 9.) derlendiği anla­şılmaktadır. Zira Tirmizî'nin bir rivaye­tinde (“Fiten”, 63.) yer almayan kısımlar Müslim'de (“İmân”, 46, 53.) İbn Mâce'de (“Mukaddime”, 10.) ve Tirmizinin başka bir rivayetinde (“Kader”, 10.) aynı lafız­larla zikredilmektedir. İbn Hacer ve Aynî'nin Cibril hadisine yaptıkları şerhler de bu görüşü teyit etmektedir (bk. Fethu'l-bârî, I,  197; 'Ümdetul-kârî, 1, 326, 335) Âmentü klişesine akaid kitapları içinde ilk defa İmâm-ı Âzam'ın el-Fıkhü'l-ekber"ine rastlanır. (s. 1.) Daha sonra Hakîm es-Semerkandî es-Sevâdü'l-A'zam'da (s. 5.) ve özellikle Ebü'l-Leys es-Semerkandî Beyânü 'akideti'l-usûl adlı eserinde iman esaslarını âmentü biçiminde özetlemiştir. Müteahhir devirde Ubeydullah b. Muhammed es-Semerkandinin âmentüyü şerhederek (bk el-cAkîdetüz-zekiyye, vr. 2a vd.) başlattı­ğı “âmentü şerhi” telif türü, kendisin­den sonra da devam etmiştir. Âmentü öğretiminin Mâtürîdîler arasında son derece yaygın olmasında, konuyla ilgili ilk eserleri Semerkandlı âlimlerin yaz­mış olmalarının etkisi büyüktür.

 

Kaynak: Diyanet İslam Ansiklopedisi, (Amentü md.)
« Son Düzenleme: Mart 24, 2010, 12:24:40 ÖÖ Gönderen: KILIC » Logged

Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 21730
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: İngilizce Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1466
Puan: +11/-4

Offline
« Yanıtla #3 : Ekim 24, 2009, 06:25:16 ÖS »

Amentü Duasının Anlamı ve Önemi

Her müslümanın, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince müslüman değildir, mürted olur.


Anlamı ve Türkçe meali :

Ben Allahü Teâlâ’ya, meleklerine, kaitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere; hayır ve şerrin Allahü Teâlâ’nın yaratmasıyla olduğuna ianandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben şehadet ederim ki, Allâhü Telâ’dan başka ilâh yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed (s.a.v) Onun kulu ve peygamberidir.

————–

Türkçe’de “inandım” demektir. İman esaslarını ifade için kullanılır.

Ayet ve hadislere dayanmaktadır. Cenâb-ı Allah şöyle buyurur:

“.. Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; ..” (Bakara, 177)

” Ey iman edenler, Allah’a, elçisine, elçisine indirdiği kitaba ve bundan önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve ahiret gününü inkar ederse, şüphesiz uzak bir sapıklıkla sapıtmıştır.” (Nisa, 136)
<>Ömer (r.a.)’den sahih senetle rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.v), iman esaslarını altı madde hâlinde bildirmiştir.

Cibrîl hadîsi diye meşhur olan bu hadise göre:

Cebrâîl (a.s.), Hz. Peygamber’in yanında ashabdan bir kısmının bulunduğu bir zamanda insan kılığında gelmiş ve Hz. Peygamber’in dizinin dibine oturarak İslâm, iman, ihsan ve kıyamet hakkında bilgi edinmek ve bunları ashaba öğretmek istemiştir. İmanla ilgili soruya Hz. Peygamber şöyle cevap vermiştir:

“İman, Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, bir de hayrı ve şerri ile kadere inanmandır.”
Cebrâîl (a.s) de:
“Doğru söyledin” diye tasdik etmiştir.

Hz. Peygamberin bu ve benzeri hadislerinde, iman esaslarını altı madde halinde bildirmesiyle, iman esasları Âmentü dediğimiz cümlelerde altı madde halinde ifade edilmiştir. Ehl-i Sünnet mensuplarınca ondört asırdır bu maddeler iman esasları olarak kabul edilmiş ve bu hususta icmâ-ı ümmet tahakkuk etmiştir.

Her ne kadar iman esaslarını bildiren ayetlerde kadere imân zikredilmemişse de kadere ve kazaya imân, Allah Teâlâ’nın ilim, irâde, kudret ve tekvin sıfatlarına inanmanın gereğidir. Bu sıfatlara inanma zarureti olduğu gibi bu sıfatlara iman da kaza ve kadere inanmayı gerekli kılar. Kaza ve kadere inanmak demek, iyi kötü, hayır fer, acı tatil her şeyin Allah’ın bilmesi, dilemesi, takdiri ve yaratmasıyla olduğuna inanmaktır. Ayrıca, Kur’an-ı Kerim’de mevcut bir takım ayetler kadere inanmamızı istemektedir. Meselâ:

“Şüphesiz biz, her şeyi bir takdir ile (kaderle, bir ölçüye göre) yarattık” (el-Kamer, 54/49),

“O (Allah), her şeyi yaratıp ona bir nizam vermiş “mahlûkâtın mukadderatını tayin etmiştir.” (el-Furkan, 25/2). gibi ayetler bunlardandır. Kaza ve kadere imanla ilgili ayet ve hadisler birbirini teyid ederek kesinlik ifade eder.

Bir insanın mümin sayılabilmesi, önce Allah’ın varlığına ve birliğine inanmasıyla gerçekleşir. Kısaca “La ilâhe illallah Muhammedün Resulullah” kelime-i tevhidini diliyle söyleyip kalbiyle buna inanan İslâm’a ilk adımını atmış olur. Ancak hemen belirtelim ki bu cümle ile bütün iman esasları özlü ve toplu bir şekilde ifade edilmiş olur. Allah’ı yegane ilâh tanıyan ve Hz. Muhammed’i O’nun elçisi (peygamberi) kabul eden kişi, Hz. Muhammed’in Allah tarafından getirdiği hükümlerin ve esasların tamamını toptan kabullenmiş ve benimsemiş demektir.

Mümin sayılabilmek için sadece Allah’a inanmak yetmiyor. Âmentü esasları dediğimiz imanın şartlarına yani Allah’ın meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, öldükten sonra dirilmeye, kadere, hayır ve şer her şeyin Allah’ın dilemesi ve yaratmasıyla olduğuna inanmak icab ediyor. Hatta bunlar da yeterli olmayıp; bunlarla beraber Kur’an ve mütevâtir hadislerle bildirilen ve halkın, derin bir tefekkür ve muhâkemeye ihtiyaç duymadan bilebileceği dînî hükümlere de inanmak ve uygulanmasını istemek zarûreti vardır. Meselâ, beş vakit namazın farz olduğuna, rekatlarının belli sayıda olduğuna, Ramazan orucunun, zekâtın, gücü yetene hac etmenin farz olduğuna; haksız yere insan öldürmenin, şarap içmenin, ana-babaya asî olmanın, hırsızlık ve zina etmenin faiz ve yetim malı yemenin, vb. haram olduğuna inanmak şarttır…(www.edubilim.com)

İman bir bütün olup bölünme kabul etmediğinden, mümin sayılabilmek için bütün bu saydıklarımıza topluca ve herbirine ayrı ayrı inanma ve yeryüzünde bu hükümlerle hükmetmenin gereğini kabul etme mecburiyeti vardır. Bu, inanılması zarûrî hususlardan birinin inkârı, tamamını inkâr sayılmaktadır ve kâfir olmaya sebeptir. Hiç kimseye, imân konuları arasında bazılarına inanmak ve bazılarını reddetmek hakkı tanınmamıştır. ‘Biz bazılarına inanırız, bazılarına inanmayız’ demek küfürdür. (el-Bakara, 2/85; en-Nisâ, 4/150-151).

Âmentü esaslarının mana ve mahiyeti hakkında özetle şunları söylememiz mümkündür:

1) Allah’a inanmanın manası şudur; Allah’ın var olduğuna; birliğine, eşi, dengi, benzeri olmadığına; yegane yaratıcı olduğuna; O’ndan başka bir ilâh bulunmadığına; Allah’ın Kur’ân’da bildirilen yüce sıfatlarına, her türlü kemâl sıfatlarla muttasıf her türlü eksikliklerden uzak olduğuna; oğlu, kızı bulunmadığına; hiçbir şeye muhtaç olmadığına… vb. inanmak,

2) Allah’ın gözle görülmeyen nurânî ve ruhânî yaratıkları olan meleklerin varlığına inanmak,

3) Allah’ın, insanlar arasından, kendisiyle kulları arasında elçilik yapan peygamberler seçtiğine ve bunlardan ismi Kur’an’da bildirilenlerin tek tek peygamberliğine inanmak,
4) Allah’ın, peygamberlerden bazılarına kitaplar indirdiğine, bunlardan özellikle Hz. Muhammed (s.a.s.)’e indirilen Kur’an’a ve Kur’an’da zikredildiği üzere Hz. Musâ’ya indirilen Tevrat’a, Hz. Dâvûd’a indirilen Zebur’a, Hz. İsâ’ya indirilen İncil’e inanmak,

5) Ahiret gününe, kıyametin kopacağına, dünya hayatının son bulacağına, herkesin öleceğine ve tekrar diriltileceğine; hesaba, Sırata, Mizâna, Cennet’e, Cehennem’e… vb. inanmak,

6) Kadere, hayır ve şer her şeyin Allah’ın dilemesi ve yaratmasıyla olduğuna inanmak gerekmektedir.

Mümin sayılabilmek için bunlara toptan inanma gereği olduğu gibi, her birine ayrı ayrı inanmak da zarurîdir. Bunlardan ve zarurât-ı dîniyye (kesin dini emir ve yasaklar)dan herbirine inanmak gerekir. Bunlardan birini inkâr, tamamını inkâr sayıldığından, küfürdür. Zira imanda bölünme olmaz.

“Kalbinde arpa (zerre) ağırlığınca iman olduğu hâlde “Lâ ilâhe illallah” diyen Cehennem ateşinden çıkar (Cennet’e girer)” (Buhârî, Tevhîd, 19; Müslim, İmân, 316, 325, 326; Nesâî, İmân, 18; Tirmizî, Birr, 61) hadisinin anlamı şudur: Cidden az bir imana sahip kimse Cehennem’de ebedî kalmaz. Cezasını çektikten sonra Cehennem’den çıkarılır, Cennet’e sokulur. Burada “az bir imanı olan” demek, “inanılması gerekenlerden bazılarına inanan, bazılarına inanmayan” demek değildir. İman bir bütün olduğundan, bu küfürdür. Müminler, iman esaslarına inanma açısından eşittirler. Ancak, imanlarının kuvvetli ve zayıf oluşları açısından farklıdırlar. Bir de İslâm’ın emirlerinin yerine getirilmesi açısından farklıdırlar. “Kalbinde en küçük iman bulunan”dan maksat, zayıf bir imana sahip olup amellerde kusur eden demektir. Helâl saymaksızın bazı haramları işleyen, farzları terk edenler cezalarını çektikten sonra Cennet’e gireceklerdir. (el-Aynî, Umdetu’l-Kârî, Beyrut, (t.y), I, 168, 172, 173).

Şunu da belirtmek gerekir ki; bu ve benzeri hadislere bakıp da gayr-i müslimlerin (Ehl-i Kitâb’ın) Cennet’e gireceğini sanmak imkânsızdır. Çünkü -Allah Kur’an-ı Kerîm’de onların kâfir olduğunu açıkça bildirmiştir. (Mâide, 5/17, 72-73; Nisâ, 4/151-152). Cennet’i hak etmenin ilk şartı imandır. İman da, önce Allah’a Hz. Muhammed’in peygamberliğine inanmak ve bütün Kur’anî hükümlerin hiçbirin ihmâl etmeden, eksiksiz olarak toplumda uygulanmasını istemekle gerçekleşir.

dinibilgiler.com
« Son Düzenleme: Mart 24, 2010, 12:24:50 ÖÖ Gönderen: KILIC » Logged

Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 21730
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: İngilizce Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1466
Puan: +11/-4

Offline
« Yanıtla #4 : Ekim 24, 2009, 06:37:15 ÖS »

Amentü Duası Kur'an'da Var mıdır?

Bölünme kabul etmeyen Âmentü cümlesi

İmanın bölünmeyen altı esasının ve şehadet kelimesinin beyanını ihtivâ eden Âmentü cümlesi, hiç şüphesiz Kur’ân’dan ve hadislerden alınmıştır. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdiği Kitab’a ve daha önce indirdiği Kitab’a inanmakta sebat gösterin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr ederse, şüphesiz derin bir dalâlete düşmüştür.”1

Bu âyette iman edilecek esaslardan beşini beyan eden Kur’ân-ı Kerim, kader konusuna da muhtelif âyetlerde önemle yer verir. Meselâ; “Âlemleri uyarmak üzere kuluna hakkı batıldan ayırt eden Furkan’ı indiren, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin olan, çocuk edinmeyen, hükümranlıkta ortağı bulunmayan, her şeyi yaratıp bir ölçü ve kadere göre takdir eden Allah yüceler yücesidir”2 âyeti veya “Biz her şeyi bir kadere göre yarattık!”3 âyeti; ya da “Hazinesi bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak belli bir kadere göre indiririz”4 âyeti bunlardan yalnızca bir kaçı.

Bu altı iman esasının topluca beyanını hadislerde de görmekteyiz. Ömer b. Hattâb’ın (ra) rivayet ettiği meşhur Cibril hadisinde, Hazret-i Cebrail’in (as), “İman nedir?” sorusuna cevap veren Allah Resûlü (asm); “İman, Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, hayır ve şerriyle kadere inanmandır” buyurmuştur.5

Bediüzzaman Hazretlerine göre iman, altı rükünden çıkan öyle bir hakikattir ki, bölünme kabul etmez. Çünkü her bir iman rüknü, kendini ispat eden delilleriyle diğer iman rükünlerini de ispat eder. Her biri her birine büyük bir delil teşkil eder. Öyle ise, bütün iman rükünlerini bütün delilleriyle sarsmayan batıl bir fikir, tek bir rüknü de inkâr edemez.6

Âmentü, âlimlerin altı iman esasını bir araya getirerek formüle ettiği bir iman cümlesidir. Bu cümlenin sonunda zikredilen şehâdet kelimesi ise, İslâmın şartlarındandır. Şehadet kelimesi hakkında Resûl-i Kibriya Efendimiz’in (asm) bir müjdesini hatırlamamızda fayda var. Enes b. Malik’in (ra) rivayetiyle Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Hiç kimse yoktur ki, kalbinden tasdik ederek Allah’tan başka İlâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şehâdet etsin de, Allah Teâlâ onu Cehennem ateşine haram kılmamış olsun!”7

İman mevzuunda bir müjdeli hadisi daha gönüllerimize misafir edelim: Yine Enes (ra) rivayet eder: Allah Resulü (asm) şöyle buyurmuştur: “Lâ İlâhe İll deyip de kalbinde bir arpa ağırlığınca iman bulunan kimse Cehennem’den çıkacaktır! Lâ İlâhe İll deyip de kalbinde bir buğday ağırlığınca iman bulunan kimse Cehennem’den çıkacaktır! Lâ İlâhe İll deyip de kalbinde bir zerre ağırlığınca iman bulunan kimse Cehennem’den çıkacaktır!”8

Konuya dayalı bu gün son müjdeli hadisimizi de Ebû Saîd el-Hudrî (ra) rivayet etmiştir: Resûlullah Efendimiz (asm) şöyle buyurdu: “Ehl-i Cennet Cennete, Ehl-i Cehennem de Cehenneme girdikten sonra, Cenâb-ı Allah: ‘Kimin kalbinde bir hardal tanesi ağırlığınca iman varsa Cehennemden çıkarınız!’ diye ferman buyurur. Bunun üzerine, bu gibiler simsiyah kesilmiş oldukları halde çıkarılırlar, hayat nehri içine atılırlar. Orada, selde kalan yabanî reyhan tohumları gibi, sür’atle hayat bulurlar...”9

Dipnotlar:
1. Nisâ Sûresi, 4/136
2. Furkan Sûresi, 25/1,2.
3. Kamer Sûresi, 54/49.
4. Hicr Sûresi, 15/21.
5. R. Sâlihîn, 60.
6. Asa-yı Musa (yeni tarz), s. 90.
7. Buhârî, 1/105.
8. Buhârî, 1/41.
9. Buhârî, 1/21.
Logged

Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 21730
Cinsiyet: Bayan
Mesleği: İngilizce Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1466
Puan: +11/-4

Offline
« Yanıtla #5 : Ekim 24, 2009, 06:40:16 ÖS »

<a href="http://www.dailymotion.com/video/x5qx0p_amentu-billahi-lahi_people" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">http://www.dailymotion.com/video/x5qx0p_amentu-billahi-lahi_people</a>
Logged

Tam Üye
***
Avatar Yok
Üye No: 47264
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Araştırma Görevlisi
Mesaj Sayısı: 136
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +3/-2

Offline
« Yanıtla #6 : Ocak 10, 2010, 03:16:56 ÖÖ »

Amentü (Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası)

Her müslümanın, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince müslüman değildir, mürted olur

Amentü'yü okumak ve dinlemek için tıklayınız.

Tecdid-i İman Duası

Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur. (www.edubilim.com)

(Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh.)

Tecdidi İman ve Nikah Duası

Nikah tazelemek çok kolaydır. Hanımdan vekalet aldıktan sonra, iki şahit yanında, (Öteden beri, nikahlım olan hanımımı, onun tarafından vekaleten ve tarafımdan asaleten kendime nikah ettim) denir.

Şu duayı da okumak iyi olur:
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)


Alıntı : dinimizislam.com
« Son Düzenleme: Mart 24, 2010, 12:25:06 ÖÖ Gönderen: KILIC » Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 102065
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #7 : Kasım 08, 2010, 11:27:25 ÖS »

bıraz uzun amaem  artık neyse dın dersınden 0alamayacağım için mecbur ezberlicem
Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 154403
Cinsiyet: Bay
Mesleği: İngilizce Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 2
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #8 : Ekim 02, 2011, 09:13:29 ÖS »

 Grin Saol Smiley
Logged

AsdDd
Etiket: amentü  amentü duası  amentü anlamı  amentü arapça okunuşu  açıklaması 
  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Tüm toplama bilgisayar fırsatları için tıklayın !


Yıllık Planlar 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
2009-2010 Yıllık Planlar 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
Zümre Toplantıları 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
Belirli Günler ve Haftalar Birleşmiş Milletler Günü Kızılay Haftası 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Dünya Tasarruf Günü
Yazılı Soruları
1. Yazılı Soruları

Edubilim olarak 2009-2010 Eğitim ve Öğretim Yılında da eğitimle ilgili , bilgi , belge ve dosyalarla tüm öğrenci ve öğretmenlerin yanındayız...
Tüm hakları sakllıdır. Edubilim 2007-2009. Bu sitede bulunan bilgi , belge ve dökümanların izin alınmadan veya kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır. İletişim Adresi: edubilim@gmail.com

Edubilim I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Haritası I Site Map I Reklam
Edu Sohbet -Webmaster -Edubilim2 -Oyunpiyatforum-- Web Stats

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Çok kısa bir süre sonra sitemize
yalnızca davetiye ile üye olunabilecek...
 Hem davetiye hakkı kazanmak için hem de sitemizdeki dosyaları indirebilmek için lütfen üye olun...
Üyelik tamamen ücretsizdir, üye olmak için tıklayın