Administrator
Uzman Üye
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 5627
Puan: +19/-0
|
 |
« Yanıtla #1 : Ağustos 03, 2009, 07:59:46 ÖS » |
|
30 AĞUSTOS
Hasmın diş geçiremez artık senin etine, Çünkü seni koruyan çelik kanatların var. O havada dolaşır, iner ve çıkar yine, Yurda zarar verecek birer tehlike arar.
Bu azim, iradeyle artık korkma yarından, Tuttuğun her iş böyle sonuna varacaktır. Her yıl göğe katılan çelik kanatlarından Bugün gurur duyarak, göğsün kabaracaktır.
Arkadaş, candan kutla büyük zafer gününü, Madem ki sen bir Türk'sün ve bu yurdun malısın. Bir zafer elde eden günün büyüklüğünü, Ta içinden, etinden, kanından duymalısın.
Ferit Ragıp TUNCOR
------------------------
30 AĞUSTOS
Kocatepe'nin büyük düşünceleri, Doğuyor kalplere aydınlık, zamanlı. Uyku tutar mı ağustos geceleri, Bu ay cümle fetihlerle heyecanlı, Heyecanlı hey.
Mustafa Kemâl'in dudağında eli, Gözlerine vurmuş vaktin en güzeli. Bu dağlar, askeri deli eder deli. Vermiş omuz omza destanlı destanlı, Destanlı hey.
Hazır ol vaktinde şafaklar! Hazır, yürümeye topraklar, Tepe tepe kımıldanıyor...
Endişeli, uzakların benzi uçuk, Düşman, düşman ama çocuk kadar küçük. Yirmi altı ağustos, saat beş buçuk. Dram, Dumlupınar'da başlıyor, kanlı, Alkanlı hey.
Mustafa Necati KARAER
------------------------
30 AĞUSTOS
Bugün güneş sevinçli, gülümsüyor yurduma, Vatanı saran düşman ermiş muradına, Bakın nasıl kaçıyor hiç bakmadan ardına, Zafer Türk milletinin, kavuştu öz yurduna.
Dört yıl gece gündüz savaşmıştık durmadan, Rahat nefes almadık vatanım kurtulmadan, Önümüzde altın saçlı ay bakışlı kumandan, Düşmanları mahvettik silahımız olmadan.
Kadın, erkek yanyana, taş, değnek, kürek ile, Düşmanları kovarken tepeler geldi dile, Ölüm korkusu yoktu, ölürken bile bile, İşte bu ruh bizleri destan etmiş dillere.
Nazile DEMİR
------------------------
30 AĞUSTOS
Bugünü adın gibi iyi bil, daima an, Türk adında bir millet yok denildiği zaman. Tarihler dize geldi ve şaştı bütün cihan, Doğdu eşsiz bir güneş, o kurtardı vatanı.
Parlayınca kılıçlar, ufuklar kızıllaştı, Ordu bir sel olarak bütün setleri aştı, Türk, istiklal uğrunda kahramanca savaştı; Bu 30 Ağustostur iyi bil, iyi tanı.
Çınlasın kulağında Dumlupınar zaferi, Zaferi zaferle tat, çalış hiç kalma geri, Hedefin yükseliştir, ey Türk genci ileri, Eşsizliğe dönmeli bu vatanın her yanı.
Ramazan Gökalp ARKIN
------------------------
30 AĞUSTOS
Ey isimsiz meçhul asker, Ağustosun otuzunda Kazandığın büyük zafer, Karşısında: Cihan titrer.
Yüreğinde ateş yandı, Mecbur oldun harp etmeye. Elin kana bir boyandı, Destanını cihan andı.
Tarihlere dönüm yaptı; Demir elin: -Dur, diyerek... Bütün dünya hisse kaptı; Huzurunda irkilerek.
Meçhul asker; alkış sana, Yaşıyorum sayende ben... Vazifedir her an bana, Hürmet etmek mezarına.
Selma FUAD
------------------------
30 AĞUSTOS
Otuz Ağustos... Ufukta bir duman, bir toz. Türk süvarisi yürüyor; uzakta, Top sesleri homurdanmakta. Köpük içinde, tere batmış atlar... Bunlar at değil. Ayaklı kanatlar. Sisli tepelerde gölgeler boğuşuyor Gölgeler düşüyor, kalkıyor, koşuyor Süngüler parlıyor, Eziyor, vuruyor; Mehmetçik yeni Türkiye'yi yuğuruyor. Bir sürünün dağılışı. Boğulan bir boğazın kısık nefesi... Bir el, Akdeniz'i gösteriyor. Bir el ki, bütün cihana bedel. Uçuyor atlar, Köpüklü kanatlar. Kaçıyor gölgeler, Eriyor mesafeler... Dokuz Eylül, İzmir, Sanki bir Gelincik tarlası, İki sevgilinin kavuşması, Gözler yaşlı, denizler sapsarı, Sevinç içinde çırpınıyor, Akdeniz'in Dalgaları.
Server ZİYA
------------------------
AKDENİZ'E
26 Ağustos, gece sabaha karşı, Topların çelik ağzı çaldı bir hücum marşı.
Bu ölüm bestesinin içinde yandı dağlar, Altüst oldu siperler, eridi demir ağlar.
Fırtınadan yeleli, yıldırımdan kanatlı, Alevlerin içinden geçti binlerce atlı.
Çığlıkla, iniltiyle sarsıldı, köşe bucak, Savruldu gök yüzüne: kafa, kol, gövde, bacak!
Rüzgârlarla atbaşı yarış etti bu akın, Şimdi yakınlar uzak, şimdi uzaklar yakın!
Akdeniz, ayakları altında ordumuzun, Mavi bir atlas gibi serilmişti upuzun.
Çekti Kadifekale albayrağını yine, Güzel İzmir büründü yine eski rengine.
Süngüler ilk amaca tam on dört günde vardı, O gururlu alınlar yere düşüp yalvardı.
Yusuf Ziya ORTAÇ
------------------------
AKDENİZ'E DOĞRU
Eğilmez başımız taç yaptık hürriyeti, Zaferle kalbimize yazdık cumhuriyeti...
Sakarya'dan su içen o çelik süngülerle, Yuvaları dağılmış, yılmaz bir avuç erle,
"Hedef Akdeniz, asker!" diyen parmağa koştuk; Zafer bahçelerinden gül koparmağa koştuk.
Yol gösterdi göklerden bize binlerce yıldız, Kıpkızıl ufuklardan taştı al bayrağımız;
Koştuk aslanlar gibi kükreyip dağdan dağa, Canavarlar dişinden vatanı kurtarmağa...
Vahşetlere dikilmiş gözlerimiz dumanlı, Hürriyete susamış yanık bağrımız kanlı;
Çılgınca atılarak şanlı Dumlupınar'a, Süngümüzden şan verdik coşkun yıldırımlara...
Sakarya'dan su içen o çelik süngülerle, Yuvaları dağılmış, yılmaz bir avuç erle,
Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti, Zaferle kalbimize yazdık cumhuriyeti...
Ömer Bedrettin UŞAKLI
------------------------
AKDENİZ KIYILARINDA
Yaslı gittim, şen geldim, Aç koynunu ben geldim, Bana bir yudum su ver, Çok uzak yoldan geldim.
Korkma, açıl! Şen yurdum, Dağlara ordu kurdum; Açık denizlerine, Süngümle kilit vurdum.
Rüzgârlardan atım var, Şimşekten kanadım var, Göğsümde al yapılı, Gazilik beratım var.
Rüzgâr bana at oldu, Şimşekler kanat oldu, Eğilin gökler dedim, Bulutlar kat kat oldu.
Irmaklar gibi taştım, Yalçın kayalar aştım, Hakk'a şükürler olsun, Geldim sana ulaştım.
Varsın, yansın ocağım, Kurtuldu al sancağım, Bayrağımın altında, Ben hür yaşayacağım.
Deniz, deniz, Akdeniz! Suları berrak deniz, Karşıda yâr ağlıyor, Gideyim, bırak deniz!
Açıldı Kale yolu, Göründü Gelibolu, Bırak beni gideyim, Orası yârla dolu.
Yürü ey şanlı Gazi! Kılıcı kanlı Gazi! Meriç seni bekliyor, Büyük ünvanlı Gazi!
Samih RİFAT
------------------------
AKINCI
Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik; Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!
Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: ilerle! Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle...
Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan. Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan.
Bir gün dolu dizgin boşanan atlarımızla, Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla..,
Cennette bugün gülleri açmış görürüz de, Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde!
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik, Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!
Yahya Kemal BEYATLI
------------------------
ANADOLU
Anadolu, Sultan Osmanın yurdu, Tuğrul beyin konağıdır o eller! Milletimiz orda doğdu, büyüdü, Bize ana kucağıdır o eller!
Osmanlılar unutmasın soyunu; Anadoldan aştık hudud boyunu, Orda oldu zorlu ateş oyunu, Ataların ocağıdır o eller!
Bu devlete orda temel atıldı, O meydanda can alınıp satıldı; Yaylasında zağlı silâh çatıldı, Kahramanlar otağıdır o eller!
Bir zamanlar krallardan tâc aldık. Uçan kuştan, akan sudan bac aldık. Nice yavuz düşmanlardan öç aldık. Bu kuvvetin kaynağıdır o eller!..
Hep gaziler ordan gelip geçtiler, O çaylardan abdest alıp, içtiler. Memleketler fetheyleyip göçtüler, Erenlerin durağıdır o eller!
Her bir vîran köşesinde bir er var, Türbelerde nice nice server var; Bilmem nerde böyle mutlu bir yer var Ulu Kâ'be toprağıdır o eller!..
Ormanında türlü kuşlar ötüşür, Çayırında gürbüz koçlar itişir; Tarlasında altın başak yetişir, Gölgesinde gam dağıtır o eller!
Oradadır asıl Türk'ün oymağı, Cevahirdir bütün taşı, toprağı, Gümüş akar, çiçek kokar ırmağı, Defineler yatağıdır o eller!..
Sılasıdır serde, Türk'ün sevdası, Memlekettir gece gündüz ru'yâsı. Askerlerin odur gelin odası, Gönüllerin bucağıdır o eller!
Rıza! Canını o ellere kurbandır. Sinesinde yatan, atan, anandır; Anadolu asıl eski vatandır, Anamızın kucağıdır o eller!..
Rıza Tevfık BÖLÜKBAŞI
------------------------
ANADOLU TOPRAĞI
Senelerce sana hasret taşıyan, Bir gönülle kollarına atılsam. Ben de bir gün kucağında yaşayan, Bahtiyarlar araşma katılsana.
En bakımsız, en kuytu bir bucağın, Bence "İrem bağı" gibi güzeldir. Bir yıkılmış evin harap ocağın, Şu heybetli saraylara bedeldir.
Kadir mevlâm, eğer senden uzakta, Bana takdir eylemişse ölümü; Rahat etmem bu yabancı toprakta, Cennette de avutamam gönlümü.
Anladım ki: Sevda, gençlik, şeref, şan. Asılsızmış şu yalancı dünyada. Hasretinle yadellerde dolaşan, Hızrı bulsa yine ermez murada.
Yalnız senin tatlı esen havanda, Kendi millî gururumu sezerim. Yalnız senin dağında, ya ovanda, Başım gökte, alnım açık gezerim.
Hürüm, derim, eskisinden daha hür, Zincirinle bağlansa da ayağım. Şimdikinden daha ferah görünür, Zindanında olsa bile durağım.
Bir gün olup kucağına ulaşsam, Gözlerimden döksem sevinç yaşını, Sancağının gölgesinde dolaşsam, Öpsem, öpsem toprağını, taşını!
Orhan Seyfi ORHON
------------------------
ASKER KOŞMASI
İstiklâl savaşı gençleriyiz biz: Tarihe koç Türkler diye şan verdik! Yurdumuz azizdir, çiğnetmeyiz biz: Uğruna bu kadar kahraman verdik.
Aç çıplak savaştık tipide, karda, Kartallar avladık sarp kayalarda, Sakarya önünde Dumlupınar'da, Ulu Gazi'mize imtihan verdik.
Soğuklar zalimdi, kışlar amansız; Kuşlar yuvalardan düşerdi cansız; Vuruştuk yaralı, hasta, dermansız; Ne aman istedik, ne aman verdik.
Yıllarca ufkunda yedi renk bayrak, Salındı bizimdir diye bu toprak, Hepsini allara boyadı şafak, Göklere içtiği kadar kan verdik.
Kılıç kınlarından süzüldü kanlar, Al döndü akından kır küheylânlar, Açtı baharımız hep erguvanlar, Dağlara çiçekler armağan verdik.
Murat dağlarından indik aşağı, Göründü uzaktan Gediz ırmağı, Kuruldu İzmir'e Türk'ün otağı, Vatana yeniden bir vatan verdik.
Samih RİFAT
------------------------
BAYRAK ALTINDA
Bu gün genç, ihtiyar, kadın, kız, kızan, Uzanıp yatsak da çardak altında, Boruyu çalınca yarın borazan, Hemen toplanırız bayrak altında.
Bizi hiç tasalı görmez bu yerler; Yiğitler, ölürken bile gülerler, Yeter ki yaşayan er oğlu erler, Bizi çiğnetmesin ayak altında.
Kalbimiz çırpınır yurdu andıkça, Gözlerde zaferin nuru yandıkça; Üstünde bu bayrak dalgalandıkça, Gönlümüz rahattır toprak altında.
Faruk Nafiz ÇAMLIBEL Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
Administrator
Uzman Üye
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 5627
Puan: +19/-0
|
 |
« Yanıtla #2 : Ağustos 03, 2009, 08:19:45 ÖS » |
|
BEN DE ASKER OLACAĞIM
"Küçük asker, küçük asker! Vatan senden hizmet ister." Bu ninniyle uyudum ben, Asker gibi büyüdüm ben!..
Kalbe imân, elde silâh, Duam şudur akşam, sabah: "Bir asker yap Tanrım beni, Koruyayım yurtla dini!.."
Sakarya'da kalmış babam, Dünyâya ün salmış babam!.. Ondan miras şu yatağan, Nasıl olmam bir kahraman?..
Dedem asker, babam asker, Derler bize: "Er oğlu er!" Ben de asker olacağım; Dünyâya ün salacağım!..
Cemal Oğuz ÖCAL
-----------------
BİR KURTULUŞ DESTANI
Osmanlıydı bir zaman tarihler yazan, Dört bir yana kök salmış, kükreyen aslan.
Asırlarca yaşadı, nesil geçti aradan, Zayıfladı kuvvetçe, dediler "hasta adam".
Asiler çıktı, Osmanlıya başkaldıranlar, Fitneyle parçaladı hain düşmanlar.
Küçüldü topraklar savaşlarda bir yandan, Atmak istediler Türk'ü Anadolu'dan.
Bir inançla gürledi, yüce Türk milleti, Önder seçti kendine Mustafa Kemal'i.
Millet birlik oldu, koştu düşman üstüne, Nice canlar verildi, Maraş, Urfa, Antep'te.
Cephelerde Mehmetçiğin Allah sedası, Temizlendi düşmandan güney, doğu, batısı.
Ay ve yıldız dalgalandı akan kanlar üstüne, Ve ölümsüz marşımız doğdu Mehmet Âkif'le.
Büyük harpler yaşadı bu vatan, bu topraklar, Yine de bir nebze susmadı gök kubbede ezanlar.
Büyük Ata önder oldu, açtı Millet Meclisi, Daha sonra kuruldu Milletin İradesi.
Binlerce şehidiyle aldı, Türk milleti vatanı, Tarihe şerefiyle yazıldı, bu "Kurtuluş Destanı".
Bu "Kurtuluş Destanı"dır kuşak boyu sürecek, İlelebet, yok etmeye kimsenin gücü yetmeyecek
Erdoğan GÜNEŞ Saltukova İlköğretim Okulu Öğretmeni Çaycuma / ZONGULDAK
-----------------
BİR YOLCUYA
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sâkit yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda İstiklâl uğrunda, namus yolunda. Can veren Mehmed'in yattığı yetidir.
Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan cüz'ü de geçerken ele Mehmed'in düşmanı boğduğu sele Mübarek kanını kattığı yerdir.
Düşün ki, haşr olan kan, kemik etin Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin Bir harbin sonunda bütün milletin Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
Necmettin Halil ONAN
-----------------
BU VATAN KİMİN ?
Bu vatan, toprağın kara bağrında Sıradağlar gibi duranlarındır; Bir tarih boyunca, onun uğrunda Kendini tarihe verenlerindir...
Tutuşup: kül olan ocaklarından, Şahlanıp: köpüren ırmaklarından, Hudutlarda gaza bayraklarından, Alnına ışıklar vuranlarındır...
Ardına bakmadan yollara düşen, Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan, Huduttan hududa yol bulup koşan, Cepheden cepheyi soranlarındır...
İleri atılıp sellercesine, Göğsünden vurulup tam ercesine, Bir gül bahçesine girercesine, Şu kara toprağa girenlerindir...
Tarihin dilinden düşmez bu destan: Nehirler gazidir, dağlar kahraman, Her taşı bir yakut olan bu vatan, Can verme sırrına erenlerindir...
Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil, Bu sevgi bir kuru ifade değil, Sencileyin hasmı rüyada değil, Topun namlısında görenlerindir...
Orhan Şaik GÖKYAY
-----------------
CENK TÜRKÜSÜ
Türk Oğullarına
Düşman yine öz yurduna el attı, Mezarından ata'n kılıç uzattı, Yürü diyor, hakkı zulüm kanattı,
Attilâ'nın oğlusun sen unutma! Medeniyet deme, duymaz o sağır; Taş üstünde taş kalmasın durma kır: Kafalarla düz yol olsun her bayır, Attilâ'nın oğlusun sen unutma!
Koş, Pilevne yine al bayrak taksın, Gece gündüz Tuna suyu kan aksın, Yaksın kahrın, bütün Balkan'ı yaksın; Attilâ'nın oğlusun sen unutma!
Ziya GÖKALP
-----------------
DUMLUPINAR İNSANINA
Sayende yaşayanlar, bugün sana kul, şehit! Seni görmeye geldik, kalk, doğrul, meçhul şehit!
Kımıldan, yaklaş bize ve bağrımıza yaslan! Her yiğitin gönlünde yatar, derler bir arslan,
Hepimizin gönlünde şimdi bir MEHMETÇiK var. Çok mu bu çoraklara getirmişsek bir bahar?..
Fani vecdi değil bu eskimiş bir masalın. Sana gökte değecek gibi şimdi her alın,
Tabutunu taşıyor gibi şimdi her omuz, 17 milyon birden alnından öpüyoruz.
Birimizde yok artık gündelik kaygı, çalım... Mehmetçik, kalk Mehmetçik! Yüzünü tanıyalım.
Kalk, zevkimiz, Türklüğü bir yüzde görmek olsun, Kalk, Tarih, Tanrı birden dirilsin, gerçek olsun...
Bozkır, herzemankinden alımlı, zorlu, sıcak, Nerdeyse ruhun tütüp topraklardan çıkacak.
Kimse can vermemiştir zevkini tada tada, Bu kadar engin, temiz, mukaddes bir maksada.
Bir insanken bütün bir vatan olmak, ölüşün, Teninden silkindiğin eşsiz sabahı düşün.
Bir topun ağzı ufuk, gülle güneşin adı, O sabah artık güneş bir ufuktan doğmadı.
Dumlupınar'sız kalan İstiklâl, sakat-yarı, Dumlupınarlar millet yapacak yığınları.
İstenince yerini doldurmak maksadımız, Bugün Mehmetçik bizim müşterek soyadımız.
Dumlupınarlar'dayız biz bugün de yarın da, Yaşayan Mehmetçiğiz dâvanın saflarında.
Sen nasıl ulaştınsa ilk hedef Akdeniz'e, Ve nasıl getirdinse dünyayı orda bize.
Şehit asker!.. Bizde de aynı hamle, aynı hız, Sana lâyık bir vatan yapmak dâvâsındayız.
Behçet Kemal ÇAĞLAR
-----------------
GENÇLiK MARŞI
Dağ başını duman almış, Gümüş dere durmaz akar, Güneş ufuktan şimdi doğar, Yürüyelim arkadaşlar. Sesimizi yer, gök, su dinlesin; Sert adımlarla her yer inlesin.
Bu gök, deniz nerede var, Nerede bu dağlar, taşlar. Bu ağaçlar, güzel kuşlar, Yürüyelim arkadaşlar. Sesimizi yer, gök, su dinlesin; Sert adımlarla her yer inlesin.
Her geceyi güneş boğar, Ülkemizin günü doğar; Yol uzun da olsa ne var, Yürüyelim arkadaşlar. Sesimizi yer, gök, su dinlesin; Sert adımlarla her yer inlesin.
Ali Ulvi ELÖVE
-----------------
İSTİKLÂL ORDUSU ŞEHİTLERİNE
Düne kadar en akur ölümlere güldünüz, Bugün bütün milletin gönlüne gömüldünüz, Rahat, rahat uyuyun son âşiyanınızda!
Artık ne gözlerinizde köye dönmek emeli, Ne yaranızı saran ince bir kadın eli, Belki arkanızda yok bir ağlayanınız da!
Varsın dolu bulunsun bir emelle gönlünüz, Siz tarihin övdüğü herkesten büyüksünüz, Zemzem kudsiyeti var her damla kanınızda!
Fâni akislerini kaybeden sesleriniz, En mağrur alınlara diyebilirler eğil, Ebediyet en küçük payedir yanınızda!
Çünkü hürriyet için söndü nefesleriniz; Yâdınıza yabancı bâdiyelerde değil, Ana vatanınızda, ana vatanınızda !
Kemalettin KAMU
-----------------
KAHRAMANLIK
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir. Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir; Kahramanlık: saldırıp bir daha dönmemektir.
Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından Koşar adım gitmeli onların arkasından. Kahramanlık: İçerek acı ölüm tasından İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.
Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık... Her ışığın ardında gizlidir bir kahramanlık; Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık: Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir. Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir. Bunun için ölüme bir atılış gerektir. Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir...
Hüseyin Nihal ATSIZ
-----------------
KİMDİM
Maziye sor, ecdadımı söyler sana kimdi; Bir bitmez ufuktum, küre vaktiyle benimdi.
Tufanlar, alevler beni bir kal'a sanırdı; Taçlar uçuşur, dalgalanır, parçalanırdı.
Kahhâr atımın kanlı, kıvılcımlı izinde; Bir başka denizdim ebediyyet denizinde.
Çarpardı göğün kalbi hilâlin avucunda; Titrerdi yerin talihi merminin ucunda.
Günler, elimin çizdiği yerlerden akardı; Üç kıt'ada korkunç atımın izleri vardı.
Üstünde uçarken o nişîbin bu firâzın, En şanlı, şehâmetli hükümdarına arzın.
Tek bir bakışım sanki inayetti, keremdi; İklîli hediyyemdi, arazisi hîbemdi.
Hançerdi hayâlim, bütün akvam ona kındı; Baştan başa dünyâ bir esîrimdi; kadındı.
Asabına nabzımdaki ahengi verirdim? Kasd eylediğim şekli verir, rengi verirdim.
Dünyâ bilir iclâlimi ben böyle değildim; Ben, altı asırdan beri bir kerre eğildim!
Mithat Cemal KUNTAY
-----------------
KOCATEPE
Boz kalpağıyla kar yağmış Altın saçıyla gün vuran Bir ulusta kan kaynamış Bir canlı Kocatepe O.
Ağustos'un sıcağından. Duruyor tarih içinde... Nabzı odur, gündüz gece Vuruyor tarih içinde.
Ay-yıldızı gökte doğmuş Yerde al kanla yuğrulan Çaldıran'dan Yavuz ağmış, Bayrağı öpe öpe O.
Malazgirt'ten de Alpaslan. Sarıyor tarih içinde. Alnından onlar öptükçe Yürüyor tarih içinde.
Behçet Kemal ÇAĞLAR
-----------------
MEHMETÇİK
Göğü bir fecre sarar açtığımız bayraklar, Yurdu, topraklara mıhlanmış adımlar saklar.
Çarpar ecdadımızın nabzı damarlarda bugün, Koşar üç kıt'ada nal sesleri hâlâ Türk'ün!
Bir kâğıt parçası üstünde bakarken Hind'e, On asır Gazneli Mahmûd'u bulur kalbinde.
Yeni rü'yâlara daldıkça bugün ırkım için, Olurum gölgesi dünyâya vuran bir Temuçin.
Bendim Aydıncık önünden suya seccade salan, "Yakasın Rumeli'nin pençe-i himmetle alan!"
Bendim, -elbet- ki bugün yâdı ölümden de acı, Dalkılıçlarla kılıçtan geçirenler Mohaç'ı!
Adı üstünde benimdir o şehirler, köyler, Nice dağlar, tepeler ismimi hâlâ söyler!
Bendim elbet şu Çanakkale'yi göğsüyle tutan; Kara topraklara evlâdını vermiş uyutan.
Giydi al kanlarımın tuncunu yıllarca etim; Boğdu son düşmanı yurdumda benim iskeletim.
Bastığım yer mezarimdır diyen elbet ölmez, Silinir, toprak olur belki... Müebbet ölmez!
Bu çelik ruhu giyen etle kemikten madde, Bir aşılmaz granit kal'a çeker serhadde!
Yedi kat toprağın altıyle bizimdir bu diyar, Can verirken, bizi ecdadımızın ruhu duyar.
Kalbi Allah'a dayanmış dayanır dipçiğine, Güvenir milletimiz yine Mehmetçiğine!
Yusuf Ziya ORTAÇ
-----------------
MUSTAFA KEMAL'İN KAĞNISI
Yediyordu Elif kağnısını, Kara geceden geceden. Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu, Uzak cephelerin açışıydı gıcırtılar, İnliyordu dağın ardı, yasla Her bir heceden heceden. Mustafa Kemal'in kağnısı derdi kağnısına, Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı. Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik, Nam salmıştı asker içinde. Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü, Doğrulmuştu yola önceden önceden. Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif, Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar, Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı Mahzundu bütün bütün Sarıkız yanı sıra. Gecenin ulu ağırlığına karşı Hafiftiler, inceden inceden. iriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında, Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri. Kınalı ellerinden rüzgâr geçerdi daim. Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına. Alın yeşilini kapmıştı, geçirmişti Niceden nicelden. Durdu birdenbire, Kocabaş, ova bayır durdu. Nazar mı değdi göklerden ne, Dah etti, yok. Dahha dedi gitmez. Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacur gucur. Nasıl durur Mustafa Kemal'in kağnısı Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden. Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş, Sür beni, öldür beni, koma yollarda beni. Geçer, götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin. Koma yollarda beni, kutun köpeğin olayım. Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır, Düşerim gerilere iyceden iyceden. Kocabaş yığıldı çamura, Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar, Örtüldü gözleri örtüldü hep. Kalır mı Mustafa Kemal'in kağnısı bacım, Kocabaş'ın yerine koştu kendini Elifçik Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
-----------------
SANCAĞA
Ellerde dolaşan bu siyah sancak, Göklere yükselen bir âh olmasın! Doğru mu bu kadar ye'se kapılmak, Korkarım, bu matem günah olmasın!
Milletin kalbinde yer etmez keder; Asırlar değişir, seneler geçer... Ne kadar karanlık olsa geceler, Mümkün mü sonunda sabah olmasın.
Dilerse, her yüzde keder görünsün, Yıldızlar yerlere düşüp sürünsün... Dilerse, her taraf ye'se burunsun; Sade senin yüzün siyah olmasın!
Bir kızıl alevdin gökde bir zaman; Solardı renginden nuru güneşin. Şimdi bir dumansın, kara bir duman; Sinmiş gönüllere sanki ateşin.
Ağlıyor uzaktan bakan rengine, Diyor: "Matemde mi öz vatanımız?.." Biz seni boyarız o kan rengine, Var damarımızda hâlâ kanımız!
Ey güzel sancağım, solmasın yüzün, Biz henüz yaşarken ye'se bürünme! Hicrana takati yok gönlümüzün, Bu matem yüzüyle bize görünme!
Ey güzel sancağım, o "ay yıldız"m, Sana tarihinden kaldı hediye, Üstünden eksilme vatanımızın, Dalgalan bu "iller benimdir!" diye.
Orhan Seyfi ORHON
-----------------
SOYUMUZ
Bulutları delip geçse bir gün çok mu boyumuz; Kaç bin yılın gövdesinden kopup gelmiş soyumuz!
Nice nice yüzyılları biz devirmiş yıkmışız; Nice ünsüz kuru başı kovuklara tıkmışız.
Kollarımız yeri sarmış, düşüncemiz gökleri, Varlıklardan öbür yanda bu ulusun kökleri!
Denizleri dinlemişiz, yıldızlara bakmışız; Geçmişlerden öç almışız, geleceğe akmışız!
Dört bir yana akın etmiş Türk atası durmamış, Nerde otağ kurmuşsa o boşboşuna kurmamış!
Takmış yayı arkasına çelikten bir ay gibi, Yelesini yele vermiş kişniyen bir tay gibi!
Ululuğun bağlarını o olmuş ilk bağlayan, Güzelliğe gönül veren, ülkü için çağlayan!
Doğruluğu o göstermiş en arı öğüt gibi; İnceliğe o titremiş narin bir söğüt gibi.
Nice bin yıl çelmemizi dalgalara takmışız, Enginleri çiğnemişiz, şimşek olup çakmışız.
Görülmemiş bir tek tepe, bu soy ona çıkmasın; Duyulmamış tek bir engel, bu soy onu yıkmasın.
Gene bugün yalazlarla, köpüklerle doluyuz; Bu ak soyun oğluyuz biz, bu ulusun koluyuz.
Fazıl Ahmet AYKAÇ Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
Administrator
Uzman Üye
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 5627
Puan: +19/-0
|
 |
« Yanıtla #3 : Ağustos 03, 2009, 08:35:42 ÖS » |
|
DUMLUPINAR'DA ŞEHÎT ASKER'ÎN MEZARI BAŞINDA
Bu kabarmış toprağa yüzünü sür, kucakla, Elbette bağı vardır "olmuş"un "olacak"la.
Dudağa değer gibi şimdi alnı her erin, Bu havada ruhları dolaşır şehitlerin.
Biz, bu kutsî havanın içinde var olmuşuz, Biz, bununla yoğrulmuş, biz bununla dolmuşuz.
Sâdece döğünmedik "Vatan! İstiklâl!" diye, Sakarya boylarından çıktık Kocatepe'ye;
Bu yol ki hürriyetin, kurtuluşun yoludur, Zincirsiz yaşamanın tek çıkar yolu budur.
Bir daha nikaylıydık sevgili hürriyete; Kahramanlık Tanrı'dan vergidir bu millete...
Bir damla asîl kanda bir mucize saklıdır, Bu topraklar Türklüğe inanmakta haklıdır.
Akdeniz'e tank gibi koştu bütün kağnılar, Ey sevgili istiklâl, ey güzel Dumlupınar!
Elbet yiğit olanlar lâyık böyle toprağa; Selâm şanlı orduya, selâm şanlı bayrağa,
Selâm ey Başkumandan, Mustafa Kemal selâm; Emânetin yaşıyor, güven, imânımız tam:
Omuzlarımız hisar, başlarımız burç yurda, Can vermeğe and içtik hepimiz tek uğurda!..
Bir târihten gelinir, bir târihe gidilir; Yaşamak istiyenler savaşmasını bilir.
Zamanın kahramanlar gelebilir hakkından, Bize sesler geliyor uzaklardan, yakından.
Duyuldu mu bir kere "-Haydin silâh başına!" Yeniden girişiriz istiklâl savaşına...
Ödü varsa düşmanın, meydan açık, hazırız: Bu toprakta biz doğduk, biz yaşadık, biz varız!
Kından sıyrılmış kılıç, top ağzında mermiyiz, Dumlu çocuklarıyız, hiç yoldan döner miyiz?!
Söz verip baş koymuşuz: İstiklâl bize haktır, Buna göz diken düşman çıksın, kahrolacaktır!..
Osman ATİLLÂ
------------------
TÜRK
Yurdumuzun dostuna dost, düşmanına düşmanız, Bizi sorun tarihlere, biz nasıl kahramanız.
Göz dikilmez bu vatana, yan bakılmaz bayrağa, Kahramanlar nesliyiz biz, Oğuzun soyundayız.
Biz cihâna karşı durduk, Ezdik düşmanı yere vurduk.
Karşımızda secde etti, en kavi düşman bile, Kim bilir, kaç gazaya şahit oldu bu yerler?
Destan oldu savletimiz, azmimiz, dilden dile, Bize, "Yılmaz, korku bilmez, arslan oğlu Türk" derler.
Biz cihâna karşı durduk, Ezdik düşmanı yere vurduk.
Ahmet Muhip DIRANAS
------------------
TÜRK BAYRAĞI
Kahramanlar bucağında uyandın, Şehitlerin kanlariyle boyandın, Nice düşman kalesine uzandın, Sana selâm ey şanlı Türk bayrağı.
Çırpınarak dalgalanır kanadın, Gökyüzüne çıkmak mıdır muradın? Gölgende can vermek ister evlâdın, Bir kalandır her bir Türk'ün kucağı.
Ey şerefin, büyüklüğün fermanı, Ey kavgalar tarihinin destanı, Seni ister şu toprağın her yanı, Sensiz tütmez, yurdun hiç bir ocağı.
İbrahim Alaattin GÖVSA
------------------
VATAN DESTANI
(Millî Marş güftesi için yazılmıştır)
O kadar dolu ki toprağın şanla, Bir değil sanki bin vatan gibisin, Yüce dağlarına çöken dumanla, Göklerde yazılı destan gibisin.
Hep böyîe bulutlar içinde başın, Hilâli kucaklar her vatandaşın. Geçse de asırlar, tazedir başın, O kadar levendsin, fidan gibisin.
Çiçeksin, bayılır kuşlar kokundan, Her dalın bir yay ki zümrüt okundan. Müjdeler fısıldar Ergcnekon'dan: Bu sese gönülden hayran gibisin.
Ey bütün cihana bedel Türk ili, Açtığın cenklerin yoktur evveli. Tarih bir nehir ki coşkundur seli, Sen ona nisbetle umman gibisin.
Bir yandan hep böyle taştın, köpürdün Bir yandan cefalı bir ömür sürdün. Fakat ne derece ezildinse dün, Şimdi yine tunçtan kalkan gibisin.
Bir insan nihayet kemikle ettir, Bu et, bu kemiğe can hürriyettir. En büyük hürriyet cumhuriyettir, Demek ki şimdi sen bin can gibisin.
Ey ana toprağı, Ey Anadolu, Açıldı önünde türklüğün yolu. Hamdolsun her yanın bereket dolu, Cennette bir yeşil meydan gibisin.
Yeni bir ay ördün al bayrağına, Girdin en sonunda irfan bağına, Medenî hayatın nur ırmağına, Ezelden susamış ceylan gibisin...
Halid Fahri OZANSOY
------------------
VATAN İÇİN
Bir çığ olduk koptuk Orta Asya'dan, Bu ülkü, bu bayrak, bu toprak için... Coştukça kaynadı, damarlarda kan, Bu ülkü, bu bayrak, bu toprak için...
Irmaklar misâli coşup, taşmışız, Küheylanla Altaylar'dan aşmışız. Zaferlerden zaferlere koşmuşuz, Bu ülkü, bu bayrak, bu toprak için...
Şehit dolu toprağımız, taşımız, Eğilmedi, eğilemez başımız. Ezelden ebede sürer koşumuz, Bu ülkü, bu bayrak, bu toprak için...
Türk'üz adımız var, şanımız kadar, Her gün ufkumuzdan bin şimşek çakar. Bu millet isterse, cihanı sarsar, Bu ülkü, bu bayrak, bu toprak için...
Süleyman ÖZBEK
------------------
YURT DUYGULARI
Düşmez yere hâşâ, o bizim bayrağımızdır, Bir fecr olarak doğmadadır her dağımızdan. Ay yıldız o mazideki bir süstür, emin ol, Atîde güneşler doğacak bayrağımızdan.
Altında yatarken de bizimdir yerin üstü, Bir kal'a olur toprağımız vecde gelir de; Dağlar, kayalar göğsümüz üstünde tepinse, Düşmanları biz ram ederiz kan kesilir de.
Deryaları kan, taşları bitmez kemik olsa, Bir son nefesin aynı olup bitse nesîmi, Ölmez bu vatan, farz-ı muhal ölse de hattâ Çekmez kürenin sırtı o tâbût-ı cesîmi.
Mithat Cemal KUNTAY
------------------
ZAFER
Anneler dindiriniz gönlünüzün yasını, Düşman kaniyle sildik palamızın pasını, Yeniden çizmek için vatan haritasını, Kandan ve kıyametten bir sahneye çevirdik, Gökleri çatırdayan bir vatan parçasını.
Anneler ağlamayın dönmeyenlerinize, Vatan katillerini getirdik işte dize, Dumlupınar üstünde yol ararken denize, Çöktü savletimizden düşmanla dolu dağlar, Gökler genişleyerek Akdeniz geldi bize!
Biz taze kanlarını hürriyetine katan, Bir nesliz, ülkemizde biziz yegâne sultan, Tanyeri nur alıyor muzaffer alnımızdan... Karşımıza çıkmayın Akdeniz dalgaları, Yolumuzu bekliyor yekpare ana vatan!
Kemalettin KAMU
------------------
ZAFER TÜRKÜSÜ
Yaşamaz ölümü göze almayan, Zafer göz yummadan koşana gider. Bayrağa kanının alı çalmayanın, Gözyaşı boşana boşana gider.
Kazanmak istersen sen de zaferi, Gürleyen sesinle doldur gökleri. Zafer dedikleri kahraman peri, Susandan kaçar da coşana gider.
Bu yolda herkes bir, ey delikanlı! Diriler şerefli, ölüler şanlı. Yurt için dövüşen başı dumanlı, Her zaman bu şandan, o şana gider.
Faruk Nafiz ÇAMLIBEL Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
| |
| | |