Administrator
Uzman Üye
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 5627
Puan: +19/-0
|
 |
« : Ağustos 03, 2009, 08:59:07 ÖS » |
|
19 Eylül Gaziler Günü hakkında bilgiler , anlam ve önlemini belirten yazılar, gazilerden konuşmalar, gaziler günüyle ilgili şiirler, gaziler günüyle ilgili resimler www.edubilim.com tarafından sizler için biraraya getirilmiştir. Bu konuda bildiklerinizi ve düşüncelerinizi bizimle paylaşırsanız memnun oluruz... GAZİLER GÜNÜ (19 Eylül) Türk tarihinde İslam öncesi ve sonrası şehitlik ve gazilik orunu vardır. Her Türk de bu orunlara kavuşmak için vatanı, milleti, bayrağı, milli marşı, soydaşları ve kutsal değerleri için savaşır. Çünkü milli hasletimizde olan bu duyguların, Türk ulusu ve her bireyi için vazgeçilmez bir anlamı ve önemi vardır. Türk Milleti bunun en güzel örneğini Atatürk’ün önderliğinde verilen "Kurtuluş Savaşı"nda yaşamıştır. "Ya istiklal, ya ölüm!" demiştir. Türk tarihi böylesine "kahramanlık günleri" ile doludur. Kahramanlık günlerini şehit ve gazilerimize borçluyuz. Destanlar yaratan şehit ve gaziler tek tek birer onur abidemizdir. Vatanı uğruna ölümü göze almış kahraman Türk Ordusu, daha sonra dünya barışını korumak için görev almıştır. 1950–1953 yılları arasında barış için Kore’de savaşmıştır. 1974 yılında soydaşlarımızı yok olmaktan kurtarmak için, "Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gerçekleştirmiştir. Yine Mehmetçik barışı korumak için, Bosna-Hersek, Somali ve Kosova’ya barış gücü olarak Birleşmiş Milletler kararıyla gitmiştir. l. Dünya Savaşı’nda, Kurtuluş Savaşı’nda Kore Savaşı’nda ve Kıbrıs Barış Harekatı’nda birçok askerimiz şehit oldu, bir kısmı da gazi olarak geri döndü. Devletimiz bir yasa ile şehit yakınlarına "Övünç Madalyası" vererek şehitlik maaşı bağlar. Yine gazilere de madalya ile aylık maaş verir ve tedavi, ulaşım gibi hizmetlerde ücretsiz olanaklar tanır. Türk ulusu için, "şehitler nurlanmış" ve "gaziler onurlanmış" şahıslar demektir. Bunların en başında da; Başkomutan, Gazi, Mareşal ve Ulusal önder Mustafa Kemal Atatürk gelmektedir. Türkiye gazileri 19 Eylül 1983 tarihinde "Türkiye Muharip Gazileri Derneği" altında bütünleşmişlerdir.19 Eylül aynı zamanda Atatürk’e 1921 yılında Mareşallik rütbesi ile gazilik unvanının verildiği gündür. Bu nedenle, yurdumuzda her yıl 19 Eylül "Gaziler Günü" olarak kutlanmaktadır. Aynı gün diğer bir deyimle "Kahramanlık Günü" olarak da kutlanmaktadır. Yerel kurtuluş günleri de gazilerimiz ve kahramanlarımız için birer anma günüdür. Şehitlerimizin ruhlarını huzurlu kılmamız için, savaş arkadaşları gazilerimizi hak ettikleri değeri vererek, onları her yerde ve her zaman onurlandırmalıyız. Kaynak : memocal.com Anahtar Kelimeler: gaziler günü, gazilerden yazılar, gazilerden konuşmalar, gazilerden, 19 eylül gaziler günü ile ilgili resimleri, gaziler günü resimleri, gaziler günü şiir,gaziler günü kutlama programı, gaziler günü resimleri, gaziler günü nedir, gazi şiirleri, gaziler günü yazıTürkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
Ekteki Dosyalar Burada
|
|
« Son Düzenleme: Ağustos 03, 2009, 09:01:43 ÖS Gönderen: admin »
|
Logged
|
|
|
|
Administrator
Uzman Üye
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 5627
Puan: +19/-0
|
 |
« Yanıtla #1 : Ağustos 03, 2009, 09:02:33 ÖS » |
|
19 Eylül Gaziler Günün Anlam Ve Önemi Bu gün 19 Eylül GAZİLER Günü Bilindiği gibi, Muharip Gazi, harbe katılıp da, harpten sağ olarak dönen savaşmış kahramanlardır. Gazilik unvanı devlet tarafından verilir. En büyük Gazi, bu unvanı 19 Eylül 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kararı ile alan vatanın kurtarıcısı ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. 2002 senesinde çıkartılan yasa ile 19 Eylül günü Gaziler günü olarak kabul edilmiştir. Tarih boyunca hür ve bağımsız yaşamış Türk milleti işgal ve esarete alışık olmayan asil ve büyük bir millettir.Bu nedenle tarihinde bu uğurda çok savaş yapmış bir çok insanını şehit ve gazi vermiştir. I.Dünya savaşından sonra cennet vatanın topraklarını işgal eden işgal güçlerine karşı Mustafa Kemal’in önderliğinde Şerefli bir kurtuluş mücadelesi vermiştir.İşte bu kurtuluş savaşında batı cephesinde devam eden Kütahya-Eskişehir savaşlarında elde ettikleri başarıyı devam ettirerek ,Türk ordusuna son darbeyi vurup Ankara’yı işgal etmeyi düşünen Yunanlılar 13 Ağustos 1921 de yeni bir saldırı başlattılar.23 Ağustos 1921 de başlayan ve 22 gün 22 gece süren Sakarya savaşında atından düşüp yaralanmasına rağmen cepheden ayrılmayıp üstün komutanlık,vatan ve millet sevgisini bir defa daha ortaya koyan Mustafa Kemal Paşaya 19 Eylül 1921 de TBMM tarafından Gazilik unvanı ile Mareşallık rütbesi verilmiştir.İşte bu büyük mücadele sonunda hepimizin bildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.Ancak dün olduğu gibi bugünde düşmanlarımız gerek içten gerekse dıştan aziz vatanımızı parçalamaya , bağımsızlığımızı yok etmek istemektedirler. Dış düşmanlara ve onların içteki işbirlikçilerine karşı şerefle vatanını korumuş ,mücadele etmiş ve Gazi olmuş tüm gazilerimizin gaziler gününü kutluyor,onlara saygı ve selamlarımızı sunuyoruz. Rüştü ÖZTÜRK Sosyal Bilgiler Öğretmeni Kaynak :dersimiz.com Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
Administrator
Uzman Üye
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 5627
Puan: +19/-0
|
 |
« Yanıtla #2 : Ağustos 03, 2009, 09:04:04 ÖS » |
|
Gazi Hüseyin ZORLU Yaş: 104 Sakarya'da ve Büyük Taarruz'da çarpıştı
24 Eylül 2003'te öldü, Avanos Asri Mezarlığı'nda yatıyorHüseyin Zorlu'ya küçük torunlarından Avanos Belediyesi Hesap İşleri Müdürü Zorlu Balta vasıtasıyla telefonla ulaşmıştık. 104 yaşına rağmen hafızası pırıl pırıldı. Torunlarının da yardımıyla telefonda uzun uzun konuşmuştuk. Yoldan geliyoruz diye aradığımızda Zorlu Balta acı haberi verdi: ‘‘Maalesef sizinle konuştuktan iki gün sonra vefat etti.’’ Sözler boğazımızda düğümlendi. İki hafta önce coşkulu bir sesle geçmişin o inanılmaz serüvenini anlatan adam artık yoktu. Telefon konuşmasındaki notlar ve yakınlarının aktardıklarıyla onu anlatacaktık. Hicri 1316'da (Miladi 1899) Avanos'ta doğmuş. 1918'in başlarında askere gitmiş. Talimgah taburunda gördüğü eğitimden sonra silah kuşanmış. Ama tüfeğini uzun süre tutamamış. Çünkü 31 Ekim 1918'de yapılan Mondros Mütarekesi'yle birlikte Osmanlı ordusunun silahsızlandırılması kararı çıkmış. Kasım ayının sonlarına doğru komutan askerleri toplamış ve titreyen bir sesle ‘‘sizi terhis ediyoruz, evinize döneceksiniz’’ demiş. Hüseyin Zorlu, komutan dahil alaydaki tüm askerlerin göz yaşı dökmeye başladığını hatırlıyordu. Gururu incinmiş, kırık bir kalple Avanos'a dönmek zorunda kalmıştı. Terhisten 7-8 ay sonra bir iş için Merzifon'a gittiğinde İngiliz askerlerinin Merzifon caddelerini arşınladığını görmüş. 1919'un Ağustos'unda Mustafa Kemal Paşa'nın Erzurum'da bir kongre topladığını ve vatan müdafaası için harekete geçtiğini öğrenmiş. Niğde yakınlarında birliğine katılmış. 135. Alay, 2. Tabur, 7. Bölük'te usta er olarak silah başına geçmiş. Süvari olmuş. Yunan askerleriyle ilk defa Eskişehir'de göğüs göğüse çarpışmış. AY IŞIĞINDA GÖZLERİ GÜMÜŞ GİBİ PARLAYAN ADAMMehtaplı bir gecede, nöbet yerinde, başından geçen bir olayı hiç unutamadığını anlatmıştı telefonda: Gözünü kırpmadan ovayı gözlüyormuş. Bu sırada kendisine doğru birkaç karartının ilerlediğini fark etmiş. Parolayı sormuş, söylemişler. Aralarından biri ‘‘Nerelisin asker?’’ diye sormuş. Ay ışığının altında gözleri gümüş gibi parlayan bu adamın Mustafa Kemal Paşa olduğunu anlamış. ‘‘Avanosluyum komutanım’’ demiş. ‘‘Sizin orada da aylı geceler bu kadar güzel midir asker’’ diye sormuş Mustafa Kemal. ‘‘Benim vatanımın her yanında aylı geceler güzeldir komutanım’’ diye cevap vermiş hiç düşünmeden. Büyük komutan gülümsemiş, genç askerin yanında durup bir müddet aşağıda uzanan ovada kıvrılarak akan Sakarya Nehri'nin sularında yansıyan ay ışığını izlemiş ve maiyetindekilerle birlikte sessizce çekip gitmiş oradan. ‘‘Ayaklarım titriyordu, zor dinliyordum. Paşa gidince öylece çöküp kaldım...’’ Ertesi sabah şafakla birlikte taarruza geçmişler. Sakarya Meydan Muharebesi başlamış. Hüseyin Zorlu bu savaş sırasında sol omuzundan hafif bir yara almış. Bu savaşın ardından İzmir'e kadar ilerleyen ordunun içinde yerini almış. 9 Eylül 1922'de zafer ilan edilmiş. Terhis olduktan sonra Avanos'a geri dönmüş. Şerife Hanım'la evlenmiş. Bu evlilik tam 70 yıl sürmüş. 12 çocuk, 21 torun. 26 torun torunu. Ticaret yapmış, çiftçilikle uğraşmış. Ve biz ona ulaşamadan sessiz sedasız çekip gitmiş bu dünyadan, geriye bağımsız bir vatan ve olağanüstü bir destan bırakarak... Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
Administrator
Uzman Üye
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 5627
Puan: +19/-0
|
 |
« Yanıtla #3 : Ağustos 03, 2009, 09:05:21 ÖS » |
|
Gazi Yakup SATIR Yaş: 110 Basra Cephesi ve Sakarya Savaşı'na katıldı
Eskişehir'de kızlarıyla birlikte yaşıyorGazi Yakup Satar, Ruslara karşı ayaklanan Kırım Tatarları'nın önderlerinden birinin torunu. Beş yaşındayken Kafkasya üzerinden dört ay süren bir yolculuk sonrasında Eskişehir'e gelmişler. Annesini Kırım'da kaybetmiş. Ruslarla çarpışırken aldığı yaraları bir türlü iyileşmeyen babası Ziya Bey de Eskişehir'e vardıktan bir müddet sonra ölünce yapayalnız kalmış bu dünyada. 1311 (1893) doğumlu. Ama nüfus kağıdında 1316 yazıyor. 19'uncu yüzyılın sonu ile 20'inci yüzyılın başını çok iyi hatırlıyor: ‘‘Dağ taş silahlı adamlarla doluydu. O yıllarda Kars Rusların işgali altında olduğundan biz Batum'da bir gemiye binerek Trabzon'a çıktık. Oradan Eskişehir'e geldik.’’ GİZLİ GAZCI BİRLİĞİNE SEÇİLDİM, BAĞDAT'A GİTTİMYakup, 1915'te askere gitmiş. O, İstanbul'da acemi birliğindeyken Çanakkale Savaşı sürmekteymiş. Acemi birliğinde eğitimi tamamladıkları gün tugaya Alman komutanlar gelmiş. Almanlar, tugayın içinde 200 askeri tek tek seçerek diğerlerinden ayırmış, İstanbul'un dışında bir kışlada yeniden eğitime alınmışlar: ‘‘Alman malı özel elbiseler giydirdiler bize. Maskelerimiz vardı, takıyor, birbirimize bakıp kahkahayı basıyorduk.’’ Maskeler, özel giysiler, sırtta taşınan tüpler, içinde barut olmayan roketler. Yeni kurulan birliğin adının ‘‘Gazcılar’’ olduğunu öğreniyorlar. Roketlerin ve tüplerin içinde zehirli gaz olduğunu, mermi yerine düşmana gaz fırlatacaklarını anlatıyor Alamanlar... Ama bu özel görevlerini kimseye anlatmayacak, mektuplarda yazmayacaklardır. Özel kuvvetlerin içinden seçilen 50 asker, diğer ekiplerden izole edilerek trenlere bindirilip Bağdat'a gönderiliyor. ‘‘Bağdat'a vardık, çadırlarımızı kurup ekipmanların gelmesini bekledik aylarca. Diğer askerlerle görüşmemiz de yasaktı. Altı ay sonra İstanbul'dan bir emir geldi, zehirli gaz kullanılması yasaklanmıştı. O sırada İngilizler Basra'ya doğru ilerliyordu. Bizi silahlandırıp Basra'ya gönderdiler. Ben makineli tüfek eğitimi de aldığım için elimde Alman malı gıcır gıcır bir makine vardı. Harp başladığında, çöl rüzgarlarının uçurduğu kumlardan önümüzü göremiyorduk.’’ Yakup Satar, Basra'daki savaşta kolundan yaralanmış. Alay komutanı askerlere sürekli ‘‘Kuşatıldık, cenuptan bir hattı yararsak kurtuluruz’’ diyormuş. Ama tüm gayretlere rağmen kuşatmayı yarmak mümkün olmamış. İngilizlere elinde beyaz bayrağı olan bir elçi göndererek ertesi sabah teslim olacaklarını bildirmişler. O gece tüfeklerini birbirine çatarak yatmışlar. Düşmanın eline geçmesin diye atları ve katırları kesmişler. Topların kamalarını çıkarıp kullanılmaz hale getirmişler. Şafakta teslim olmuşlar. Ve esaret günleri başlamış. DİKENLİ TELLERİ AŞTI KARŞI TARAFA GEÇTİArabistan'da bir esir kampına götürülmüşler. Bileğiyle dirseği arasından aldığı kurşun yarası ağırmış. ‘‘Kolunu keseceğiz’’ demişler. O sırada bir İngiliz hemşire gelmiş. 85 yıl önceki bu anısını bakın hasıl hatırlıyor: ‘‘Çantasından hususi bir merhem çıkardı. Onu sabah akşam kolumdaki yaranın üzerine tatbik etti..Sahra hastanesinde 64 gün kaldım. İyileştim.’’ İngiliz esirlerle değiş tokuş edildikten sonra İstanbul'a gitmişler. Tutsaklığında olup bitenlerden haberi olmadığı için İstanbul'a doğru yola çıkmadan önce esir bir çölden özgür bir şehre gittiklerini zannediyormuş. Oysa ‘‘Mütareke Zamanları’’nın İstanbul'unun esir çölden bir farkı yokmuş: ‘‘Her yanda uzun süngülü, lacivert ve kırmızı redingotlu İngiliz askerleri dolaşıyordu...’’ Anadolu'da direnişin başladığı haberleri gelince ümitlenmiş. Bilecik üzerinden yürüyerek Eskişehir'e gitmiş. Eskişehir yakınlarında bir istasyonda trenler dolusu gencin Mustafa Kemal'in ordusuna katılmak için yola çıktığını görünce, yazıcıya gidip künyesini okumuş ve ilk trenle cepheye doğru yola çıkmış. Usta asker olduğu için makineli tüfek mangasının başına geçmiş: ‘‘Düşmanla aramızda dikenli teller vardı. Telleri bir yerinden keserek geceyarısı karşı mevzilerin yakınlarına geldik. Ben manganın başındaydım. Elimizde sadece dört mitralyöz vardı. Ama 12 kişiydik. Birimiz ölünce mitralyöz öksüz kalmasın diye. Geriye iki asker kaldık ama dört mitralyözle döndük.’’ Savaştan sonra Eskişehir'de bakkal, fırıncı, arabacı olarak hayatını kazanmış. Soyadı kanunu çıktığında ticaretle uğraştığı için Satar soyadını almış. Huriye Hanım'la evlenmiş. Beşi kız, biri erkek altı çocukları olmuş. Eşini altı yıl önce kaybetmiş. Kızları Zekiye Tali ve Meliha Işıkata babalarına özenle bakıyor. Pamuk sakalları beş yıldır, gençlik günlerinde olduğu gibi siyahlanmaya başlamış. Ağzında yeni çıkan beş süt dişi inci gibi parlıyor. Vedalaşırken bizi marş söyleyerek uğurluyor. HAİNLERİN BEŞİ KURŞUNA DİZİLDİ KALANLARI MUSTAFA KEMAL AFFETTİİstiklal Mahkemeleri kuruldu ve kaçakların idam edileceği ilan edildi. Bir sabah Polatlı yakınındaki tugayımızda, tüm askerlerin kamp meydanına toplanması emredildi. Genç, çakı gibi bir yüzbaşımız vardı. Çizmelerinin topuklarını birbirine vurarak meydanın ortasına doğru ilerledi. Kükreyen bir sesle, ‘‘15 asker kaçağı, 15 sefil, 15 vatan haini bu günün gecesini göremeyecek. Savaş meydanında aslanlar gibi çarpışmadıkları, arkalarına bakmadan kaçtıkları için rezil bir çakal gibi yok olup gidecekler’’ dedi. Silahlı muhafızların arasında meydana doğru 15 adam getirildi. Hepsine beyaz kefenler giydirilmiş, boyunlarına yaftalar asılmış, gözleri bağlanmıştı. Yüzbaşının işaretiyle önce beş kişi meydanın ortasına getirildi. Karşılarına mitralyözlü bir asker dikildi. Komutan kolunu gökyüzüne doğru kaldırdı. Ben gözlerimi ve kulaklarımı kapadım. Bu manzarayı görmek ve duymak istemiyordum. Mitralyözün sesi duyuldu. Gözlerimi açtığımda kaçakların bedenlerinin havalarda uçuştuğunu gördüm. Komutan yine muhafızlara dönerek aynı hareketi yaptı. Tugayda çıt çıkmıyordu. Beş kaçak asker daha meydana çıkarıldı. Başka mitralyözlü geçti karşılarına ve vaziyet aldı. Bu sırada tugay komutanımız ağır adımlarla yüzbaşının bulunduğu noktaya doğru yürüdü. Elini havaya kaldırdı ve üstüne basa basa, ‘‘Başkomutanımız Mustafa Kemal Paşa, bu korkak hainlerin canını bağışlıyor. Derhal götürün bunları, bu temiz ve şerefli meydandan...’’ dedi. Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
Administrator
Uzman Üye
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 5627
Puan: +19/-0
|
 |
« Yanıtla #4 : Ağustos 03, 2009, 09:06:01 ÖS » |
|
Gaziler Günüyle İlgili Konuşmalar “Çağın koşullarına, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak ancak tarih bilinciyle mümkündür. Türk milletinin her ferdi, yaşadığı hayatın geçmişte edinilen tecrübelerin bir sonucu olduğunu bilir. Bu bakış açısıyla gazilerinin ve şehitlerinin hatırasını canlı tutar. Onların yazdığı destanı sonraki nesillere aktarır. Böylece Türk olmanın şuurunu çocuğuna da öğretir. Milletimizin kahramanlıklarının en şanlılarından birisi ve bize zaman olarak en yakını Milli Mücadelemizdir. Türk insanı kendine yakışan zaferi, burada da elde etmeyi bilmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün etrafında kenetlenerek, onun rehberliğine inanarak bağımsızlığına göz dikenleri vatanından kovmuştur. Bu mücadelede gazilik ve şehitlik şerefine ulaşan atalarımızın destanı hala anlatılır, kahramanlık türküleri hala söylenir. Bulunduğumuz coğrafya tarihin en kanlı savaşlarına, en karmaşık siyasi oyunlarına sahne olmuştur. Bu olumsuzluklar etrafımızda sürüp gidiyor. Böyle olmasına rağmen milletimiz ülkesini bir istikrar ve güven ortamı haline getirmeyi başarmıştır. Gazi yahut şehit olmaya hazır milyonlarca ferdiyle bu huzur, bu sükun sürecektir. Kahramanlığı ve hürriyet tutkusunun yanında, milletimizin bir üstün özelliği de sahip olduğu vefa duygusudur. Bize Türkiye Cumhuriyetini emanet eden gazi ve şehitlerimize gösterdiğimiz hürmet bundandır. Türk insanı gazi veya şehit olan atasını en derin duygularla anmaktadır. Sohbetinde, işinde, ibadetinde bulduğu her fırsatı bu uğurda değerlendirmektedir. Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı verilişinin yıldönümünü ve Gaziler Gününü kutluyoruz. Bu vesileyle aramızdan ayrılmış gazi ve şehitlerimizi rahmetle anıyor, tüm gazilerimizi saygıyla selamlıyoruz” “Hürriyet ve İstiklal Benim Karakterimdir” diyerek Milli Mücadeleyi başlatan Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’e, Sakarya Meydan Savaşından sonra, 19 Eylül 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce “Gazilik” unvanı verilmiştir. Büyük Öndere gazilik unvanının verildiği 19 Eylül tarihinin ülkemizde gaziler günü olarak kutlanmasına karar verilmiştir. Bu karar devletimizin ve milletimizin gazilerimize verdiği önemin, onlara duyulan minnet ve şükran duygularının ifadesidir.Ülkemiz toprakları bulunduğu bölge ve stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca daima düşmanların hedefi haline gelmiştir. Tarih boyunca hür ve bağımsız olarak yaşamış olan Yüce Türk Milleti canından aziz bildiği kutsal vatan topraklarını hedef alan her saldırıyı binlerce şehit verme ve gazi olma pahasına korumasını bilmiştir. Dün, Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Kore’de, Kıbrıs’ta vatanın müdafaası ve dünya barışı için şahadete ulaşan ve gazi olarak dönen kahraman evlatlarımız, bugün ülkemizin birlik ve beraberliği bozmak için fırsat arayan dış güçlerin desteklediği kanlı terör örgütüne karşı ülkemizin Güneydoğu bölgesinde mücadele yürütmektedir. Bu mücadelede yüzlerce evladımız şehit olurken, yüzlercesi de gazilik mertebesine ulaşmaktadır.Herkes Bilmelidir ki; Her ne şekilde olursa olsun, vatanımızın bütünlüğünü hedef alan güçler, kahraman güvenlik güçlerimiz ve vatansever Türk insanının mücadele azmi ve kararlılığı karşısında yok olmaya mahkumdurlar. Dış güçlerin maşası haline gelen hainler Yüce Türk adaleti karşısında mutlaka hesap vereceklerdir. Halkımızın birlik ve beraberliği ile, Büyük ATATÜRK’ün bizlere emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti onun gösterdiği hedeflerde ilerleyerek dünyanın güçlü bir ülkesi olarak sonsuza kadar yaşayacaktır." Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
Administrator
Uzman Üye
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 5627
Puan: +19/-0
|
 |
« Yanıtla #5 : Ağustos 03, 2009, 09:06:50 ÖS » |
|
Gaziler Günü ile İlgili Şiirler
İSTİKLAL ORDUSU ŞEHİTLERİNE
Düne kadar en vakur ölümlere güldünüz, Bugün bütün milletin gönlüne gömüldünüz, Rahat rahat uyuyun son aşiyanınızda.
Artık ne gözünüzde köy dönmek emeli, Ne yaranızı saran ince bir kadın eli, Belki arkanızda yok bir ağlayanınız da.
Varsın dolu bulunsun bin elemle göğsünüz; Siz, Tanrı’nı n övdüğü kullardan büyüksünüz; Zemzem kutsiyeti var her damla kanınızda.
Fani akislerini kaybeden sesleriniz. En mağrur alınlara diyebilirler: Eğil! Edebiyyet en küçük payedir yanınızda.
Çünkü hürriyet için söndü nefesleriniz, Yadınıza yabancı badiyelerde değil, Ana vatanınızda, ana vatanınızda...
Kemaleddin KAMU Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
Administrator
Uzman Üye
Üye No: 1
Mesaj Sayısı: 5627
Puan: +19/-0
|
 |
« Yanıtla #6 : Ağustos 03, 2009, 09:08:20 ÖS » |
|
Gaziler Günüyle İlgili Resimler Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
|
Editör Adayı
Süper Üye
Üye No: 13627
Cinsiyet: 
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 267
Nerden: Malatya
Puan: +10/-2
|
 |
« Yanıtla #7 : Ekim 01, 2009, 09:44:06 ÖS » |
|
gazilerimizi unutmadığınız için sizlere teşekkür ederim Türkiyenin En Büyük Eğitim Sitesi - www.edubilim.com |
|
|
|
|
Logged
|
|
| |
| | | | | | |