.

http://www.edubilim.com/ana




Vatandaşlık

DosyalarEkleme Tarihi

Sıralama : İsim | Tarih | Tıklama [ Artarak ]
İNSAN NEDİR?Varlığımızın sebebini bir kesinceye bağladıktan sonrada kurtulamamıştır insanoğlu düşünmekten. Çok kere bocalamıştır kim olduğunu bilememekten dolayı. Ya ilahi kaynaklı bir mesaja inanmış ya da kendisine uygun olmayan modeller çizmiştir. Ne yazık ki bu çizilen değerler, fikri kabul etmeyen insanlara da acımasızca giydirilmek istenmiştir. Evet ne acayiptir ki, kendini hayvana benzeterek aşağılayanların yanında; kendine yer beğendiremeyecek kadar yükseklerde tanrı olduğunu iddia edebilecek davranışlar gösteren insan, her nedense lafız olarak kabul etmek istemez davranışını gösterdiği karakterin kelimelerle ifadesini. Bugün sadece et parçası olduğunu ileri sürmek ne kadar yanlışsa yalnızca ruhani olduğunu ifade etmekte yanlış bir tutumdur insanoğlu için. Evet hayvansal özelliklerimiz vardır. Yemek, içmek, cinsel olarak uyarılmak vs isteriz. Bu istekler hayvanda da mevcut olmasına rağmen; hayvan, yediği yemeleri beğendiğine göre kritik yapıp seçerek yemez, ısıtıp karıştırıp tuzlayıp farklı lezzetlere ulaşma yoluna gitmez. Belirli bir mevsimde bilirli bir yerde üreme ihtiyacını giderir. Evet sadece bunları ihtiyaç olduğu için yapar kesinlikle hazsal bir içeriği yoktur bu davranışların. Ya insan öyle midir? Yiyeceğini seçecek, değişik tatlar almaya müsait hale getirecek bir iradeye sahiptir. İşte önemli olan burasıdır. Bir iradeye sahip olmak ve onunla hareket etmek ademoğlunu insan yapmamış mıdır, hayvandan bu yüzden ayırmamış mıdır?
İnsan Hakları Günüİnsanlar geçmişte savaşların,baskı ve haksızlıkların yol açtığı büyük acılar yaşadılar.1. ve 2. Dünya Savaşlarında yaşanan acı gerçekleri biliyoruz.Yine bazı ülkelerde insanların baskı altında tutuldukları,köle gibi yaşamaya mahkum edildikleri de bir gerçektir.Milletler,aralarında sürüp duran savaşlara son vermek,barış içinde birbirlerinin haklarına saygı duyarak yaşamak amacıyla Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nı kurdular.Bu teşkilat insanların en tabi haklarının da korunmasını öngörüyordu.Bu tasarı ancak 2. Dünya Savaşından sonra gerçekleşti.Birleşmiş Milletler Teşkilatına bağlı olarak “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”ni kabul ederek yürürlüğe koydu. Yeryüzündeki bütün insanların her çeşit baskıya,haksızlığa karşı korunmasını hedefleyen İnsan Hakları Beyannamesi 30 maddeden meydana gelmektedir.Bu beyanname,kişilerin hak ve özgürlüklerinin bir özeti gibidir.Beyannameyi imzalayan ülkeler,hem birbirleriyle hem de kendi toplumlarıyla sevgi ve barış içinde yaşamayı kabul etmektedir.Türkiye,6 Nisan 1949’da bu antlaşmaya imza koyarak insan haklarına saygılı olacağına dair söz vermiştir.
İNSAN HAKLARI   KONU  : İnsan Haklarının Korunmaması Durumunda Hangi Sorunlar Ortaya Çıkar                           İnsanlar toplum halinde yaşamaya başladıktan sonra toplum içinde dirlik ve düzeni sağlayacak bir örgütlenmeye ihtiyaç duydular. Başlangıçta toplumun belirlediği şeflerce yönetilen insan topluluklarının giderek kalabalıklaşması ve işbölümü farklılaşmalar sonucu başlangıçtaki basit yönetim biçimi daha karmaşık bir hal aldı.   Devlet kavramının kaynağı başlangıçtaki yönetim örgütüdür. Başlangıçtaki ilkel çağlarda içgüdüleri ile hareket eden insan toplulukları vahşi hayvan sürülerinden pek farklı sayılmazdı. Bu sebeple aralarında güçlü olanlar yaşıyor zayıflar ise ölüme terk ediliyorlardı. Ayrıca sözü edilen ilkel insan toplulukları, kendi yaşamlarının daha rahat sürdürebilmek için kendileri dışındaki insan toplulukları ile savaşa giriyor, birbirlerini yok edinceye kadar savaşıyorlardı. Doğal olarak bu çağlarda insanların insan haklarından haberdar olduğu söylenemez. 
İNSAN   HAKLARIİnsan hakları bireylerin salt insan olmakla kazandıkları haklardır. İnsanların insan olarak taşıdıkları değerin sömürü baskı, kıyım ve her tür lü doğal güç karşısında korunmasına dayanır.Tanımı ve sınırları konu-sunda her zaman tam bir anlaşmaya varılamasa da temel bazı varsa- yımlar üzerinde anlaşılır.İnsan hakları temelde devlet gücünü sınırlar; hem yasal hem de ahlaksal düzenlemelerin kapsamına girer; hem “olanı” hem de “olması gerekeni” dile getirir.Özünde genel ve evrensel nitelik- lidir; bütün insanların hatta bazı durumlarda henüz doğmamış olanların her yerde sahip olması gereken haklardır.Böylece belirli bir durumda bi-reyin ya da grupların benzer haklarının korunabilmesi anlamına gelir. Bütün normatif gelenekler gibi insan hakları da zamanın ürünüdür. Özünü ve  biçimini veren tarihsel sürekliliği ve değişim süreçlerini yansı tır. “İnsan Hakları” kavramının, çok eski bir tarihi vardır.Yalnız bu kavram,ancak II. Dünya Savaşı'ndan sonra kesin çizgilerle sınırlandırıl- mış, tarifi yapılabilmiş, fertler için teminata bağlanabilmiştir.
VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ SINIF 7 Ders NotlarıÜNİTE IİNSANLIĞIN ORTAK MİRASIA. KAVRAMLAR*İnsan Kavramı İnsan kavramının tanımı değişik şekillere yapılabilir:*İnsan, doğan, büyüyen ve ölen canlı bir varlıktır.*İnsan, düşünme yeteneği olan akıllı bir varlıktır.*İnsan, duygusal yanı olan, bir tarihi olan ve geçmişini bilen bir varlıktır.*İnsan alet yapan, kullanan, bilim, sanat, düşünce ve edebiyatla uğraşan varlıktır.İnsanın, diğer canlılarla benzer tarafları da vardır:Doğmak,beslenmek, yaşlanmak ve ölmek gibi..İnsanı diğer canlılardan ayıran önemli özellikler ise; çevreyi kendine uydurması, aklını kullanması, duygusal değerlerinin (sevinç, üzüntü,barış,özgürlük, eşitlik, hak vb.) olmasıdır.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NE YÖNELİK TEHDİTLER1. DEVLET KAVRAMI  Devlet, belli bir ülkede, bir hükümete ve ortak kanunlara bağlı olarak yaşayan bir milletin ya da milletler, topluluğunun meydana getirdiği siyasi ve hukuki bir organizasyondur (1). İnsanlar toplu olarak yaşamaya başladıkları andan itibaren, bu toplu yaşamı organize hale getirecek kurallara ve bu kuralları uygulayacak bir otoriteye ihtiyaç duymuşlardır. Bu ihtiyaç, devlet adı verilen kurallar ve kurumlar sisteminin doğmasına yol açmıştır. Bu sistemin işleyişinde devletin, onun varlığına ihtiyaç duyan bireylere karşı bir takım görev ve sorumlulukları olduğu gibi, o devlete mensup olan insanların da devlete karşı bazı ödev ve sorumlulukları vardır.  Türkiye Cumhuriyeti’nin temel işleyişini belirleyen anayasamız, devletin görev ve sorumluluklarını; Türk milletinin bütünlüğünü, cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişi ve toplumun huzur ve mutluluğunu sağlamak, temel hak ve hürriyetlerin sosyal devlet ve adalet anlayışı içinde eksiksiz olarak uygulanmasını gerçekleştirmek (2) olarak ifade etmiştir.
Türk olmak... Dünyanın, en tehlikeli eğlencesi Türk olmaktır. Burada hayatın bizzat kendisi bile hayata şaşar. Altmış milyonluk bir bungee-jumping’dir hayat. Bir beton zemine doğru milyonlarca insan süratle düşeriz. Tam çarpacağımız zaman, kim olduğunu kimsenin bilmediği bir güç, ucunda sallandığımız lastik halatı çekiverir ve biz yukarlara sıçrarız. Padişahımızın ırzına geçer, başbakanımızı asar, genelkurmay başkanımızı hapseder, gençlerimizi idam sehpalarına gönderir sonra da en güzel aşk şiirlerini yazarız. Hep aptallığımızdan yakınır sonra da dünyanın en akıllısı IMF’yi tam on yedi kere dolandırırız. Paralarını bize nasıl kaptırdıklarını anlamazlar bile. Aptallıktan sıkıldığımızda zekamızla övünür ve bin senedir her yaz mevsiminde damlarda yatar ve oradan düşerek ölürüz.
TÜRK GENÇLİĞİTÜRK GENÇLIGINE BIRAKTIGIM KUTSAL ARMAGAN Sayin baylar, sizi, günlerce islerinizden alakoyan uzun ve ayrintili sözlerim, en sonu tarihe malolmus bir çagin öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yarinki çocuklarimiz için dikkat ve uyaniklik saglayabilecek kimi noktalari belirtebilmis isem kendimi mutlu sayacagim.  Baylar, bu söylevimle, ulusal varligi sona ermis sayilan büyük bir ulusun, bagimsizligini nasil kazandigini; bilim ve teknigin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çagdas bir devleti nasil kurdugunu anlatmaya çalistim.  Bugün ulastigimiz sonuç, yüzyillardan beri çekilen ulusal yikimlarin yarattigi uyauikligin ve bu sevgili yurdun her kösesini sulayan kanlarin karsiligidir.  Bu sonucu, Türk gençligine kutsal bir armagan olarak birakiyorum.
Temel HaklarDilekçe hakkı nasıl kullanılır? Yurttaşlar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yazı ile başvurma hakkına sahiptir. İdari mercilerin işlemlerinden dolayı yapılan başvurulara karşı yazılı yanıt vermek zorunluluğu vardır. Ancak yanıt verilmemesi halinde, istek reddedilmiş sayılır. İdarenin olumsuz yanıtının tebliği ya da yazılı dilekçe verme tarihinden itibaren altmış gün içerisinde yanıt verilmemesi hallerinde, bu tarihten itibaren altmış gün içerisinde bir üst makama, alt makamın olumsuz işleminin düzeltilmesi, ortadan kaldırılması için başvurulabilir ve aynı sürede İdare Mahkemesine, işlemin iptali ya da hizmetten kaynaklanan zararın da tazmin edilmesi amacıyla iptal ve tam yargı davası açılabilir.
SORULAR ve CEVAPLARAtatürk’ün Kendine Düşünce Sistemini Oluşturmasına Neden Olan Etkenler1)Mustafa Kemal’in yaşadığı zamanda kendisini etkileyen iki olay nelerdir?C:Birincisi Fransız İhtilali ikincisi ise Osmanlı Devleti’nin çoküşüdür.2)Mustafa Kemal Dünya’da olup bitenleri nasıl takip edebiliyordu?C:Mustafa Kemal okuma zevki ve bildiği yabancı dil sayesinde Dünya’da olup bitenleri takip edebiliyordu.
NisanlanmaNisanlanma aile hukuku nitelikli bagimsiz bir sozlesmedir.Bunda karsililik ilkesi gecerlidir.-Tam ehliyetliler ozgur iradeleriyle -Sinirli ehliyetliler tek baslarina-Sinirli ehliyetsizler temsilcilerinden onay alarak nisanlanabilir.İzin almadan nisanlanmissa bile bu nisanlilik karsi tarafi baglar.Sure icinde onay verilmezse artik karsi tarafi da baglamaz.Bu durumdan dogan zarari Sinirli ehliyetsiz oder.Anababanin birlikte onayi ve yasal temsilcinin hakkini kotuye kullanmamasi sarttir.-Tam ehliyetsizler hicbir zaman nisanlanamaz.Kanuni temsilcileri de onlarin adina bunu gerceklestiremez.
LaiklikLaiklik ne bir ideoloji, ne bir din, ne de bir felsefedir. O, hiç kimsenin hiçbir kitleyi Tanrı adına yönetme yetkisinin olmadığı temel tezinden hareket eden ve bu tez doğrultusunda insanı sadece "insan" olarak saygın görmeyi esas olan, hiç kimseye inancı yüzünden farklı-lık tanımayan bir sosyal-hukuksal tavır ve tarzdır." Bu kuralın yeni bir din yaratmak gibi bir hedefi o-lamaz.""Laiklik bir yandan, kamu otoritesinin inançlar karşı-sında yapıcı tarafsızlığından başka bir şey değildir; öte yandan da ifade ve ibadet özgürlüğünün hukuksal gü-vencesidir."
KÜRESELLEŞME, MİKRO MİLLİYETÇİLİK, ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK, ANAYASAL VATANDAŞLIKEmre KONGARKüreselleşme.Küreselleşme, ya da yabancı terminoloji ile, "globalleşme" biri siyasal, biri ekonomik biri de kültürel olarak üç boyutu olan bir kavramdır.Kürselleşme'nin siyasal ayağı, Amerika Birleşik Devletlerinin siyasal egemenliği, ya da dünya üzerindeki siyasal jandarmalığı anlamına gelmektedir.Bu durum, bir anlamda Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra, dünyanın tek kutuplu hale gelmesini de belirtmektedir.Küreselleşmenin ekonomik ayağı, uluslararası sermayenin egemenliğine işaret etmektedir.
Çocuk Hakları Ön bilgi:İlk kez Birleşmiş Milletler’n 1959’da yayımladığı Uluslar arası Çocuk Hakları Bildirgesi ile uluslar arası düzeyde gündeme gelen çocuk hakları, 1979’un Dünya Çocuk Yılı ilan edilmesiyle hemen her ülkede sıcak bir tartışma konusu yarattı. Dünyamızda hala milyonlarca çocuk eğitim olanaklarından yararlanamıyor, ağır çalışma koşullarında sömürülüyor, aile içinde hırpalanıyor, çeşitli hastalıklardan küçük yaşta yaşamını yitiriyor ya da savaşlarda ölüyor. Birleşmiş Milletler’in  20 Kasım 1989’da oybirliğiyle kabul ettiği Uluslararası Çocuk Hakları Anlaşması 18 yaşından küçük herkesin sahip olduğu hakları ve devletlerin çocuklara karşı yerine getirmesi gereken görevleri saptadı. Anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için en az 20 devletin imzası gerekiyor. 20 imzanın tamamlanmasından sonra uluslar arası hukukun temel ilkeleri arasına girecek olan bu anlaşmadan her çocuk yararlanabilecek.
BİR ÖRGÜTSEL DEĞİŞME ARACI OLARAK ETKİLİLİK1. ETKİLİLİK NEDİR?Etkilik kavramının yönetim bilimlerinde kullanımı, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra başlamıştır ve bu terim ekonomi biliminden alınmıştır. Ülkelerin yatırımlarına, özellikle de eğitime ayırdıkları kaynakların azalması, buna karşılık eğitilecek nüfusun sayıca artması ve gittikçe daha yüksek düzeyde eğitime gereksinim duyması, eğitimin ekonomi kurallarına göre yönetimini zorunlu kılmıştır. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, ekonomik ve sosyal kalkınmanın anahtarı olan eğitim sektöründe, kıt olan mali ve insan kaynaklarının etkili kullanımı kaçınılmaz bir zorunluluktur. Literatürde etkililik, etkinlik ve verimlilik kavramları konusunda bir kargaşa yaşanmaktadır. Pek çok bilim adamı etkinlik ve etkililik kavramını eşanlamlı olarak kullanmaktadır, bazı araştırmacılar ise, iki kavramın farklı anlamları olduğunu vurgulamaktadırlar. Mal üreten örgütlerde, örgütün etkinlik durumunu belirtmek üzere verimlilik kavramı kullanıldığına da rastlanmaktadır. Verimlilik, edinilen kaynaklardan optimum çıktının sağlanması, etkililik ise, kaynakları en iyi şekilde değerlendirerek mümkün olan en iyi sonucun alınmasıdır. Chester Barnard, konuya değişik bir yorum getirmektedir ve örgütteki bireylerin örgütün etkinliği ve amaçları doğrultusunda harcadığı çabanın derecesini etkililik olarak tanımlamaktadır (Aydın, 1998:223). Ancak, genel olarak üzerinde anlaşılan nokta, etkililik kavramının daha çok örgütün istediği sonuçlara ulaşma düzeyi ve derecesini anlattığıdır.
Avrupa’ da RönesansÇıkış Sebepleri ve Sonuçları                     Rönesans:                 (Fransızca renaissance, İtalyanca rinascita “yeniden doğuş”), Avrupa tarihinde, 14. yy. sonuyla 15. ve 16. yy. kapsayan ve en belirgin özelliği Eski Yunan ve Roma kültürünün canlandırılması olan dönem. Aynı zamanda bir keşifler ve serüven çağı olan Rönesans boyunca, astronomide Ptolemaios sisteminin yerini Kopernik sistemi almış, kağıt, matbaa, pusula ve barut gibi yeni ürün ya da teknolojiler yaygın uygulama alanı bulmuştur.                “Ortaçağ” kavramını 15. yy. bilginleri, bilginleri, Eski Yunan ve Roma dünyasının yıkılmasıyla bu dünyanın kendi yüzyıllarında yeniden keşfedilmesi arasındaki (“ortadaki”) dönemi belirtmek amacıyla ortaya atmışlardı. Ama Rönesans’ın kökleri ortaçağın sonlarında, 12.yy. başlayan bir dizi siyasal, toplumsal ve düşünsel dönüşümde yatıyordu. Bu gelişmelerin başında Rönesans’ın anayurdu sayılan İtalyan kentlerinin gelişmesi geliyordu. Bu kentlerde soylular, tüccarlar, rantiyeler ve zanaatçılar bir arada yaşayıp çalışıyor, aynı milislerde çarpışıyor, evlilik yoluyla ilişki kuruyor, özellikle Kilise’ nin otoritesine karşı ortaklaşa direniyordu. Ortak bir düşmana karşı siyasal bir eylem birliği bu kentlerin halklarında bir topluluk bilinci ve yurttaş bağlılığı yaratmaya başlamıştı. Kentsel bütünleşme hem kent toplumu içinde yeni iktidar organlarının oluşmasına, hem de kentler arasında, çevrelerindeki alanlara sahip olma mücadelesinin doğmasına yol açtı.
ATATÜRKÇÜLÜK İLKELERİ    Atatürkçülük, Türkiye'nin gerçeklerinden doğmuş bir düşünce sistemidir. Türk milletinin iradesiyle oluşmuş, tarihi bir gelişmenin ürünüdür. Atatürkçülük, her şeyden önce millete haklarını tanıma ve tanıtmadır; millet egemenliğinin ifadesidir. Atatürkçülük bir kurtuluştur, milletçe bağımsızlığa kavuşmadır.    Atatürkçülük, çağdaş uygarlık seviyesini ulaşmadır, batılılaşmadır; bir diğer anlamda modernleşmedir; hür düşünceyi temsil eder, hürriyet ve demokrasi anlayışıdır.    Atatürkçülük, modern bir toplum hayatı yaşama demektir; laik bir düzen kurma, müspet bilim zihniyetiyle devleti yönetmedir. Bu iki anlamıyla Atatürkçülük, Türk toplumuna uygun sosyal ve siyasal kurumları kurma ve modern toplum olma demektir.
ATATÜRKÇÜLÜKATATÜRKÇÜLÜĞÜN TANIMI VE ÖNEMİTemel esasları Atatürk tarafından belirlenen,devlet hayatına,fikir hayatına,ekonomik hayata vetoplumun temel kurumlarına ilişkin gerçekçi fikirlere ve ilkelere ATATÜRKÇÜLÜKdenir. Atatürkçülüğün amacı Türk milletinin bugün ve gelecekte tam bağımsızlığa,huzur ve refaha sahip olması ,devletin ,millet egemenliği esasına dayandırılması ,aklın vebilimin rehberliğinde Türk kültürünün çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkarılmasıdır.  Atatürkçülük Türkiye Cumhuriyet'inin temelidir.Türk milletinin kültürüne duygularına ve şanlı tarihine dayanır.Aklın ve mantığın ışığında bugünün olduğu kadar yarının da ihtiyaçlarına da cevap verir.Kendisini sürekli yenileyen çağdaş bir görüşü simgeler. ATATÜRKÇÜLÜĞÜN NİTELİKLERİAtatürkçülüğü meydana getiren ilkeler hayalci değildir.Gerçeğe dayanır.Atatürkçülükte düşünce ve vicdan hürriyetine saygı ön plandadır.Atatürkçülük milli birlik ve bütünlüğe önem verir. Yurtta ve Dünyada barışın korunmasını amaaçlar. Tüm insanlığın mutluluğunu ister.Bu yolda hizmet etmeyi en şerefli görev sayar.
ATATÜRK’ÜN    HAYATI Mustafa Kemal Atatürk (1881 - 1938) Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanıdır. Mustafa Kemal 1881 yılında Selanik'te doğmuştur. Babasının adı Ali Riza Efendidir. Babası bir gümrük memuru idi.Annesinin adı Zübeyde Hanım'dır. İlkokul eğitimi için, Selanik'teki Şemsi Efendi okuluna gitmiştir. Ancak Mustafa Kemal babasını çok küçük yaşlarda kaybetmiştir. Bu nedenle okuldan ayrılmak zorunda kalmıştır. Mustafa ve annesi dayıları ile birlikte yaşamak üzere taşraya gitmişlerdir. Onuannesi büyütmüştür.Yaşamı bu şekilde bir süre devam etmiştir. Mustafa  çiftlikte çalışmaya başlamış, ancak annesi okula gitmemesi nedeniyle endişelenmeye başlamıştır. Sonunda, annesinin Selanik'teki kız kardeşi ile birlikte yaşamalarına karar verilmiştir.Selanik'teki Askeri Rüştiyeye kaydını yaptırmıştır. Askeri Rüştiyeyi 1895 yılında bitirdikten sonra, Mustafa Kemal Manastırdaki Askeri İdadiye girmiştir.Manastırdaki Askeri İdadiyi başarılı bir şekilde bitirdikten sonra, Mustafa Kemal İstanbul'a gitmiş ve 13 Mart 1899 yılında Harbiye'nin hazırlık sınıfına kaydını yaptırmıştır. Harbiye yi bitirdikten sonra ise,Mustafa Kemal 1902 yılında Harp Akademisine başlamış ve 11 Ocak 1905 yılında kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun olmuştur.
Atatürk İlkeleriAtatürkün en büyük eseri türkiye cumhuriyetidir.Bu yeni cagdas devleti kuran büyük önder,türk vatanı ve devlatinin bagımsızlıgına , türk ulusunun özgürlüğüne dayaluı bu gençdevletin kurulmasına savaş verdikten sonra, “İlelebet paidar olacağına” ,sonsuza dek yasayacagına inandıgı cumhuriyeti gelecegin genç kusaklarına emnet etmiştir.Cumhuriyet adını verdiği yeni devletin çagdas demıkratık yönetim temeline oturan toplum yapısınıda cagdqs dünya görüşüne dogru oluysturmustur.Bu yapıyı olusturan cagdas dünya görüşünü olan türkiye devriminin korunmasında bu kusakların görevidir.Atatürk’ün “Türk Devrimi” dediği toplumsal değişme ve oluşun değişmez ilkeleri , onun ölümünden sonra “Atatürk İlkeleri” deyimiyle yeni türkiyenin yaşama felsefesini ana kaynağı olmuştur.Atatürk ilkeleri türk devriminin dayandığı temel düşünce ve inançların özüdür.Devrimler, Yeni Türkiyenin ruhu,ilkeler de bu ruhu yaşatan gücün kaynağıdır.Türk ulusunun cagdaslasmasının durmadan gelişip süreceği inincının özetleyen bosluk atatürk ilkeleri sonsuzluğa  akıp giden ulusun varlığının sonsuz dinanizmidir.
Atatürk İlke Ve İnkılaplarının Dayandığı Temel Esaslar Ve Ortak ÖzellikleriMilletimizin bugün ve gelecekte tam bağımsızlığına, huzur ve mutluluğa sahip olması, devletin ulusal egemenlik esasına dayandırılması, aklın ve bilimin öncülüğünde Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarılması amacı ile temel esasları yine Atatürk tarafından belirlenen devlet hayatına, fikir ve ekonomik hayatla toplumsal kurumlara ilişkin barışçı ve gerçekçi fikirlere ilkelere Atatürkçülük denir.Tarihi ve sosyolojik gelişmelerin oluşturduğu “Türk İnkılabı”, Atatürkçülük, önceleri “Kemalizm” olarak adlandırılmaktaydı. Ancak giderek çok yönlü olarak sistemleşen bu düşünceyi en iyi bir şekilde, “Atatürkçü düşünce sistemi” olarak adlandırmak gerekir. Çünkü artık Atatürkçülük, sistemleşmiş bir düşünce topluluğu olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla Atatürkçülük,  bir sistemin adı olmaktadır. Hangi kavram kullanılırsa kullanılsın, ifade edilmek istenen, Atatürk ilke ve inkılaplarının bir bütün halinde sistemleşmiş olduğudur.
ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜKÜNİTE PLANIATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜKÜNİTE NO : 2ÜNİTE SÜRESİ : 15.10.2001-12.10.2001HEDEF-4 : Sonuçlandırılması gereken etkinliği bitirme konusunda sebat gösterebilme.Hedef Davranışlar :1. Etkinlik için gerekli zamanı, amacına uygun etkili olarak kullanma.2. Gerektiğinde çevresindeki arkadaşlarından ya da öğretmenlerinden etkinliği sürdürmek için yardım isteme.HEDEF-6 : Küçük kaslarını koordineli olarak kullanabilme.Hedef Davranışlar :1. Farklı nitelikteki kağıtları belli şekillerde kesme.HEDEF–14 : Başkalarıyla olumlu ilişkiler kurma yollarını kavrayabilme.Hedef davranışlar :1. Başkalarıyla olumlu ilişkiler kurmak için yapılması gereken davranışlara örnek verme (paylaşma, işbirliği, saygı, sevecenlik, dostluk kurma vb.)
AskerlikAskerliğinizi ne zaman ve nerelerde yaptınız? Mutlaka o günlere ait hatıralarınız vardır. Duygu ve düşüncelerinizle beraber anlatır mısınız? Karacağaç'tan trene bindim. Geçirmeye gelenler arasında, Yaşar Hoca, Salim Arıcı, Hüseyin Top, İsmail Gönülalan ve diğer bazı dostlar vardı. Salim Arıcı, Üçşerefeli'nin baş imamıydı. Bana bir çıkın hazırlatıp vermişti. İçinde peksimet gibi şeyler vardı. O mendili senelerce sakladım. Çünkü ondan böyle bir jest beklemiyordum. Hatta, bana "Askerden sonra da Edirne'ye gel, beraber çalışalım" demişti. Hayretten donakaldım. Zira o güne kadar hep bana karşı soğuk davranmıştı. Hutbe vermeyi çok istiyordum. İki buçuk sene zarfında bana bir tek hutbe dahi gönül rızasıyla verdirmedi. Şimdi tam ayrılacağım sırada onu böyle yumuşak görmek beni cidden sevindirmişti.. O gün Yaşar Hocaefendi de çok hislenmişti. Zaten hissî ve ince ruhlu bir insandı...
9-12 YAŞ GRUBU ÇOCUĞU VE RESİMLERİA-KÜLTÜR    1-Kültür“Kültür” sözcüğü çağımızda çokça kullanılan ama az anlaşılan ya da karşılığına tam oturtulamayan bir kavramdır. Yalnız bilim sanat felsefe değil; insanoğlunun her davranışına ve yarattığına “Kültür” denmektedir.   Safi AVCI’ya göre kültür; bireyin ya da toplumun yaşamına giren her türlü sosyal ya da teknolojik, bilgi, duygu, değer ve düşüncelerin; yaşam içerisinde yaşatılıp, kullanılmasıyla  oluşan ve bir süreç sonunda elde edilen birikimlerin toplamıdır.  En basit tanımıyla kültür ise; toplumların geçmişten devraldıkları ve kendilerinin de katkıda bulunarak sonraki kuşaklara aktardıkları maddi ve manevi öğelerin toplamıdır.
  İNSANHAKLARI            1.HAK: Pozitif hukuk kurallarının, hukuk düzeninin kişilere tanıdığı yetki ya da daha kısa bir deyişle "yasal yetki" demektir. Bu başlık altında, öncelikle, "hak" kavramı üzerinde tartışılmalıdır.Bu yapılırken de, hakkın, hukuk düzeni tarafından kişilere tanınan yetkiler ve bu yetkilerden yararlanma hususu kişilerin iradesine bırakılmış menfaatler olduğu vurgulanmalıdır           2.  İNSAN HAKLARI:        İnsanların korunması isteği karşısında ortaya çıkmış ve mutlaka "olması gereken" haklardır: Bu haklar bildirilerde "ulaşılacak hedefler" başlığı altında yer alırlar. İnsan hakları en kısa bir şekilde "insanın insan olması dolayısıyla sahip olması gereken haklar olarak tanımlanabilir: İnsan haklarının  yaşanılan yere, etnik ya da dini kökene, milliyete ve cinsiyete bakılmaksızın, her insanın kullanabileceği, "insan onuru"na dayanan haklar olduğu belirtilmelidir.
  VATANDAŞLIK HAK VE GÖREVLERİVatandaş:Aynı topraklar üzerinde yaşayan ve aynı devlete bağlı bireylere denir.Vatandaşlık önemli ve kutsal bir bağdır.Vatandaşlık hak ve görevleri dörde ayrılır.1-SEÇME VE SEÇİLME HAKKI:     Milletvekili,muhtar,  belediye başkanı ve diğer temsilcilerin katıldığı seçme işine seçim denir. 18 Yaşını dolduran her Türk genci seçme hakkına sahiptir.Seçimlere katılmak bireylerin hakkıdır.2-KANUNLARA UYMAK: Devlet toplumun düzenini sağlamk için kurallar koyar.Aile okul ve toplum kurallarına uymak bize yarar sağlar.Kanunlara uymayanlar cezalandırılır.Kanunlara uyulmadığı zaman toplumun düzeni bozulur.Kanunlara uymazsak suçlu duroma düşeriz.