.

http://www.edubilim.com/ana




Tiyatro

DosyalarEkleme Tarihi

Sıralama : İsim | Tarih | Tıklama [ Artarak ]
YARATICI DRAMA;Çocuğu yaratıcılığa götüren en etkin ve en kapsamlı yollardan birisi de “Yaratıcı dramadır. Drama sözcüğünün Türkçe karşılığı tam olarak bulunmamaktadır. Yunanca “Dram”dan türetilmiştir. Dram, yapmak, etmek, eylemek anlamı taşımaktadır. Tiyatro bilimi çerçevesi içinde “Drama” kavramı özetlenmiş, soyutlanmış eylem durumları anlamı taşımaktadır. ( San. Eğitimde Yaratıcı Drama)Yaratıcı Drama;- Doğaldır (Yapılandırılmamıştır). Ürün gibi değerlendirilmez, seyircide kendisidir.- Sahne yoktur (Sunuşsal değildir).- Metni yoktur (Doğaçlama şeklindedir).Drama’ ya katılan kişilere aktör yerine katılımcı, yöneten kişilere de öğretmen yerine lider denilmektedir. Liderin görevi katılımcıları rollere yönlendirmek değil “rehberlik” etmektir.Drama etkinliklerine her yaştan kişiler katılmakla birlikte “Yaratıcı Drama” yaşı 5-14 yaşlar arasıdır.Yaratıcı drama da hayali veya imgelim gücüne dayanan yapının oluşması söz konusudur. Drama da ortaya koyulanlar o anda yaratılanlardır. İlk kez vardırlar, dolayısıyla ortaya çıkan oyunun doğrusu yanlışı yoktur. Sonradan üzerinde tartışılarak daha iyi yollar olabileceği ortaya çıkarsa oyun yeniden denenebilir. Yani drama da yanlış yapma korkusu olmaz, olmamalıdır. Gruptaki bireyler kendilerine saptanmış olan bir genel çerçeve içinde kalırlar. (saptanmış olan konunun ya da tartışılması istenen davranış biçiminin getirdiği belli sınırlılıklar). Fakat bu çerçeve içinde birey kendi yaratıcılığı, içselliği, önceki yaşantıları, bilgileri ışığında deneyim ve izlenimlerin etkisi ve rehberliğinde son derece özgürdür. Yine bireyler canlandırmalar süresinde tiyatroda olduğu gibi tipler, roller ve kişilikler yaratıp bunları deneyebilir.
YARATICI DRAMA Çocuk  her yaşta, gelişim özelliklerine uygun oyunlar oynamalıdır.Çocukların kendilerini  en kolay ifade ettikleri yol, oyundur. Çocuk oyunlar oynar. Çocuğun kişilik, beceri ve zeka bütünlüğü oyun oynayarak gelişir. İnsan ilişkilerini kavrayabilmeleri, çevrelerine uyum sağlamak için hazırlık yapmaları, yaşadıkları deneyimlere şekil vermeleri, problemlerine çözüm bulmaları ve  bazı duygusal sorunlarından arınmaları, oyun yoluyla olur.Oyun çocuklara sayısız yararlar sağlar.? Oyun, çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları kendi deneyimleri ile öğrenmesi                          yöntemidir.? Oyun, sonucu düşünülmeden eğlenmek için yapılan hareketlerdir.? Oyun, çocuğun kendisini ifade etmesidir.
SERVET-İ FÜNUN DEVRİ TİYATRO ANLAYIŞI( 1896 – 1901 ) Servet-i Fünun  dönemi  sanatçıları gerek sanat anlayışları,gerekse Abdülhamit istibdadının getirdiği baskı ve sansür nedeniyle tiyatro türüyle fazla ilgilenmemişlerdir.Çünkü tiyatroya büyük destek veren Ahmet Vefik Paşa,görevinden alınmış,Ahmet Mithat Efendi’nin yazdığı “Çerkez Öndenler” adlı piyesin oynanması nedeniyle de Gedik paşa Tiyatrosu yıktırılmıştır.Sanatçılar,ancak 1908’den sonra eserler verirler. II.Abdülhamit’in sanat ve fikir değeri taşıyan eserlerin oynanmasına izin vermemesi üzerine Türk sahnelerini tuluat kumpanyaları ve melodramlar kaplamıştır.Hemen hemen bütün repertuarları tercüme yahut adapte eserlerden meydana gelen tuluat sahnelerinin bu devredeki en ünlü sanatçıları:Mardiros Mınakyan,Abdürrezzak ve Kel Hasan’dır.Türk kadınının henüz sahneye çıkamadığı bu devirde de Ermeni sanatçıları hakimiyeti yine sürmüş,Türk seyircisi sahnede iyi konuşulan Türkçe’den yine mahrum kalmıştır.
                    “ ROMEO & JULIET ”               Analyse a character in the play                                                          ROMEO:Romeo is the son of Lord and Lady Montgue. His name reflects his romantic nature. He is very passionate. His best friends are Benvolio and Mercutio. He is clever and uses witty puns while he is jocking with his friends. While he is talking about Rosaline he is very artificial but whenever he falls in love with Juliet his language becomes simpler.At the begining of the play Romeo is shown self-centered but as the story progresses, he grows up rapidly and becomes a mature character.
OYUN İNCELEMESİ RAPORUI. KİMLİK ÇÖZÜMLELERİ1 Oyunun Adı – Yazarı Cimri – Moliere2  Oyunun Yazıldığı Yıllar 16683 Bölümleme (Perde/Sahne/Bölüm vb.) V Perdelik komedi.1. Perde – 5 sahne2. Perde - 5 sahne3. Perde - 9 sahne4. Perde - 7 sahne5. Perde - 6 sahne4 Dilimize Çevirenler Cimri’yi Türkçe’ye ilk çeviren Vefik Paşa’dır. “Azarya” adıyla çevirmiştir. Daha sonra Teodor Kasab “Pinti Hamit” adıyla çevirmiştir. İlk tam çeviriyi 1938’de İsmail Hami Danışment yapmıştır. Yine Yaşar Nabi Nayır, Sebahattin Eyüboğlu dilimize çevirmiştir.
OYUN ÇÖZÜMLEMESİ1. Oyunun Adı : Antigone.2. Yazıldığı Yıl :  M.Ö. 441.3. Bölümleme:  Oyunda bölümleme yoktur. Başından sonuna kadar bir bütün halinde oynanır.4. Başlığın Tam Çevirisi:  Antigone Türkçe Konulan Ad: Antigone.5. Çeviren :  Sabahattin Ali.6. Türkçe Baskıları:  Kültür Bakanlığı Yayınları, 1993/Ankara.7. Konu:  Antigone, birbirini öldüren iki kardeşinden biri olan Polyneikes’in cenaze töreniyle gömülmesine Kreon tarafından getirilen yasağa tahammül edemez. Kreon’un bu emrinin haksız olduğuna inanan Antigone, Polyneikes’i gizlice gömer. Bunun ortaya çıkmasıyla Kreon, Antigone’yi ölüm cezasına çarptırır. Antigone hapsedildiği mağarada kendini asar. Bu sebeple Kreon’un oğlu, Antigone’nin nişanlısı olan Haimon’a intihar eder. Kreon’un karısı Eurydike, olanları öğrenince oğlunun acısına dayanamaz ve hançerle kendini öldürür.
ORTAÇAĞ TİYATROSUNDA  MASS VE SAAT AYİNLERİOrtaçağın başında kilisede iki çeşit ayin vardı: "Mass" ve "Saatler". Mass iki bölümden ibaretti; giriş ve ekmek ve şarapla kutsanma. Giriş bölümü bütünüyle dua ve ibadetten ibaretti, İndiden dualar, parçalar ve sureler oku¬nurdu. Bu dualar da kilisenin takvimindeki her güne göre değişik yapılırdı. İkinci bölümü oluşturan "kutsanma", ibadetin değişmez odağı ve ekseni olduğu için pek az değişiklik göstermişti. Mass'in bütünlüğünden ve öne¬minden dolayı yeniliklere yer verilmedi, dolayısıyla Mass için çok az oyun yazılmıştı (halbuki burada söylenmesi gerekir ki, bazı araştırmacılar Mass'ın kendi başına bir dram olduğunu öne sürerler). "Saatler" ayinlerinin tiyatro oyununun ortaya çıkmasında rolü çoktur. Çünkü bu ayin¬de zorunlu olarak yapılan ibadetler olmadığından ve "Saatler" ayinlerinin konulan günden güne değiştiğinden oyunları oynamaya Mass'tan daha uygundu ve böylece küçük parçalar bu ayinlerde oynanmaya başladı. Onuncu yüzyılda her gün sekiz ayin yapılırdı: Matins, Lauds, Prime. Terce, Sext, Nones, Vespers ve Compline. Halk günde dokuz ayine katılamadığı için Saatler genellikle manastır, katedral ve üniversite kiliselerindeki dinsel tarikatlarla ilgili bir ayindi.
MüfettişI – KİMLİK ÇÖZÜMLEMELERİa- Oyunun adı: Müfettiş b- Oyunun yazarı: Gogol        yazıldığı yıl: 1835c- Bölümleme: Beş perdelik bir oyun d- Ortalama süresi: İki buçuk saat e- Dekor: 1. perdede dekor düzeni şöyledir:“Kaymakamın evinde bir odada her şey yaşanır. Sahnede kaymakam düşkünleri koruma müesseseleri müdürü, maarif müdürü, hakim, polis komiseri, doktor ve iki polis yer alır.” Perde 2’de;“Otelde küçük bir oda, bir yatak, bir masa, bir bavul, boş bir şişe, çizmeler, bir elbise fırçası vs...”Perde 3’de; “Kaymakamın evinde geçer ilk sahne Anna Andreyevna, Maria Antanovna’nın pencerenin önünde konuşmalarıyla başlar.”
HAYATI:Mnouchkine, Ariane: (1939, Boulogne-sur-seine) Fransız tiayatro yönetmeni. Sorbonne’da psikoloji okudu. Kurduğu öğrenci tiyatrosunda Genghis khan  (1961) adlı ilk uyarlamasını gerçekleştirdi; daha sonra kendini geliştirmek üzere orta-doğu’ya ve latin amerika’ya gitti.; 1964’te cooperatif modeline dayanan thetre du soleil tiyatro topluluğunu kurdu; 1968 mayıs öğrenci siyasal hareketlerinin bir ürünü olan , amatör ve profesyonel oyunculardan kurulu bir topluluğu kapsayan kolektif yapımlar üreten ve 1970’ten sonra paris yakınlarında vincennes’de cartouchce ‘da oyunlar vermeye başlayan theatre du soleil ‘i kurarak 1970’li yıllarda fransa’nın en önde gelen tiyatrosu niteliğine kavuşturacak uygulamalar gerçekleştirdi.
MEDDAH            Meddah,Öyküsünü anlatırken ;canlardırma ve benzetme öğelerindenyararlanır.Anlattığı öykünün konusuyla ilişkili olarak çeşitli etnik gruplardan kişilerin,değişik yaştaki ve tipteki insanların , hayvanların,makinelerin ve doğa taklitlerini yapar.Elinde bir değnek ve omuzunda büyükce mendil vardı.Değneğini yere vurarak izleyicilerin dikkatini üzerine toplar,oyunun başlayacağını bildirir.Deyneği tüfek, süpürge ,at v.b yerine aksesuar olarakta kullanılır .Mendilli ceşitli etnik grupların ve değişik meslekten kişilerin giyimlerini,başlıklarını taklit eder,kadın taklidi sırasında başörtü olarak kullanılır.mendilin bir işlevi de degişik sesler çıkarmada yardımcı olmasıdır. Meddah ,öyküden çıkarılacak öğrenegi vurguladıktan sonra kalıp sözlerle öykünün sorulugunu kaynagına bırakıp özür diler; gelecek öykünü adını, anlatılacagı yeri ve zamanını belirterek gösteriye son verir.Evliya Çelebi İstanbul ve Anadolu ‘daki meddahları anlatmakla , İstanbul’dan bunların sayısını 80 , Bursa’da 75 oldugunu Malatya’da gezinti yerlerinde de gösteri yaptıklarını yazmaktadır. Bu konuda bilgi veren yabancı kaynaklar da vardır.Bunlardan birinin XVIII.yy.’da meddahların öykü anlatmak yanında resmi haber kaynagı gibi devletçe alınan kararları aktardıklarını ve bir tür gazete işlevi gördüklerini belirtmesi ilginçtir. Bu bilgi daha sonraki başka kaynaklar ve tanıklarca da dogrulanmıştır.Örnegin Moltke’nin Türkiye’deki durumlar ve olaylar üzerine mektuplar (1960) adıyla türkçeye çevrilen yapıtında,bundan söz edilmektedir.
KİMLİK ÇÖZÜMLEMELERİ1) Vişne Bahçesi (Vişyovysad) – Anton Pavloviç Cehov2) Yazım Yılı 19033) Oyun dört perde olarak yazılmıştır. Perdeler sahnelerle bölümlenmemiştir. 4) Çeviren: Ataol Behramoğlu5) Ortalama süre : 1,5 saat.6) I. Perde: Ranevskaya’ların evinin salonu , eski ama şık, zevkli bir ev. Evin her kçşesibir zamanlar bu evde çok renkli, lüks bir yaşamın varolduğunu belirten eşyalarla doludur. Bahçeyi gösteren pencere arkada, solda ismi çocuk odası olarak kalmış odanın kapısı, yanında konuk odası, sağda bahçe kapısı. II. Perde: Ranevskayaların çiftliğinin biraz uzağında terkedilmiş bir manastırın yanı. Eski mezar taşları. Tahta bir sıra. Yanda uzakta Vişne Bahçesi, arkada çok uzakta kentin silüeti. III. Perde: Açık kapıdan salonun göründüğü konuk odası, bir şamdanla aydınlatılıyor. IV. Perde: I. perdedeki salon. Perdeler çıkarılmış , tablolar indirilmiş. Koltuklar bir köşede durmakta. Kapının yanında bavullar.
KAVUKLU       Kavuklu, ortaoyununun Pişekar'la birlikte iki temel tipinden biri. Gölge oyununundaki Karagöz'ün benzeridir.        Kavuklu ortaoyununun asıl komiğidir. Kaba saba konuşur, güzel sözler söylemeyi beceremez. Dışa dönük, olduğu gibi görünen, dürüst ve düşündüğünü söylemekten çekinmeyen bir tiptir. Çoğunlukla işsizdir. Tıpkı Karagöz gibi, parasızlık yüzünden istemediği işleri yapmak zorunda kalır. Çok bilmiş Pişekar'a verdiği tekerlemeli yanıtlarla izleyiciyi güldürür.        Kavuklu, Pişekar'ın oyunu başlatmasından sonra, kendisini izleyen ve Kavuklu arkası adı verilen tiple birlikte oraya gelir; oyun süresince de ortada kalır. Önce muhavere bölümünde Pişekar'la konuşur, sonra kısa bir tekerleme söyler. Bunun ardından fasıl bölümü başlar. Kavuklu bu bölümde de art arda oyuna giren öbür tiplerle konuşur.  Onun sözcükleri ters anlaması, anlamazlıktan gelmesi ya da sözcük ve ses benzerliklerinden yararlanarak anlamamış görünmesi, oyunun temel güldürü öğeleridir.
KADRIN İÇERDİĞİ VE DİYALOGLARK.NO.      MEKAN ÇEKİM ÖLÇEĞİ M       KADRIN İÇERDİĞİ VE DİYALOGLAR  SES VE MÜZİK  TEKNİK HUSUSLAR    1 Sahne 1 KÖY (DIŞ/SABAH)         GP      İlkbaharın kendini gösterdiği günlerden bir tanesi.Köyde kuşların cıvıltıları ve  tavuk sesleri. Köy yeni bir güne uyanıyor. Erkenden kalkmış köy kadınlarının kapı önü muhabbetleri. Kuş cıvıltıları ve tavuk gıdaklamaları Sabit kamera, yavaş yavaş zoom in
Jean Baptiste PequalinMOLİERE13 Ocak 1622’ de Pariste dünyaya geldi. Baba jean Baptiste halıcılar loncası üyesi, parisin önde gelen tüccarlarındandı; aynı zamanda kralın oda hizmetinde de görev yapıyordu. Anne Marie Cresse Jean Baptiste’yi doğurduktan on yıl sonra öldü. Kısa bir süre sonra baba yeniden evlendi, bu yeni annenin adı Catherine Fleurette  idi. Yeni annenin Jean Baptistenin yaşamını nasıl etkilediği pek bilinmesede, Hastalık Hastası oyununda ki vefasız eş Beline tipinin bu yeni anneden esinlenerek ortaya çıktığı savı savunulmaktadır.  jean Baptiste mahalle okulunu bitirdikten sonra babasının yanında halıcılık işlerinin inceliklerini öğrenmeye başladı. Bu sıkıcı yaşantısı günün birinde Louis cresse isminde ki dedesi tarafından bozuldu. Louis Cresse soyadından da anlaşılabileceği gibi ölen anne Marie’nin babasıydı ve baba Jean Baptiste gibi halıcılıkla uğraşmaktaydı. Daha sonra dede ve torun beraber tiyatroya gitmeye başlarlar. Bu sayede Jean Baptiste ilk defa tiyatroyla tanışmış oldu. Ve aynı zamanda Bourbonia Konağı’yla  de tanışmış olmuştu. Ezinç Derneği  adındaki Hristiyan bir tarikatın kurduğu bu sahnede daha önceleri  yine aynı grubun desteği ile Mysteri oyunları oynanmaktaydı. Ancak Jean Baptiste’in çocukluk yıllarında dinsel oyunların oynanması ortadan kalkmış bunun yerine, sahne fars ve ya tragedya oynayan grublara kiralanmaktaydı. Dönemin en ünlü oyuncuları Bourbonia sahnesindeki Belroz ve Paris’in diğer bir sahnesi olan Maris Tiyatrosu oyuncusu Mondory’di. Molierre’in Belroz’la ve Mondory tanışması bu döneme rastlar. Dönemin ünlü oyun yazarlarından Jean de Rotreu ve Piere Corneille ile de aynı dönemde tanışmıştır. Belki de ilk kez bu dönemde bir tragedya oyuncusu olmak istemişti.
Isiklama Tasarimi; gorselligi butunleyici,sahne sanatlarinin olmazsa olmaz,estetik, mantiksal dogrulari iceren,duygusal,karanliklari aydinlatan bir uygulama bicimidir.İlkelden bu gune degin varolagelen tiyatro olgusu icinde, gerek aydinlatma karartma, gerekse renkler yoluyla estetik verileri ortaya cikarabilmek için, isiklamaya gereksinim vardir. Burada yapılan is, salt elektrik tekniginin uygulanması degil, teknikle birlikte estetigin de uygulandigi bir yapidir. Isiklama Tasarimi yapacak kisinin, cagdas kosullara ayak uydurabilmesi, teknik, kulturel, aktuel ve sosyal yonden yeterli kisi olmasi gerekmektedir.
I) ELIZABETH DÖNEMİ TİYATROSUBaşlarda İngiliz tiyatrosu Rönesans’taki İtalyan tiyatrosunun arkasından topallayarak giden bir sanattı. XVI. yüzyılın ikinci yarısının başlarında İngiltere’de Aristo’nun iyi kurulmuş komedyalarına ya da Machiavelli’nin mizahına yetişecek bir kimse ortaya çıkmamıştı. Bunun için de, Sir Philip Sidney, haklı bir yolda kendi döneminin tiyatro eylemini yürüten kişilerini suçluyordu. Ancak XVI. yüzyılın sonuna doğru İngiltere’de antik Yunan tiyatro adamlarına bile parmak ısırttıracak bir tiyatro eylemi doğdu.Bu geç kalış ve sonra birden bire yükseliş nedendi? Çeşitli olan bu nedenleri, özetlememiz gerekiyor. Rönesans, Avrupa’nın öteki ülkelerini etkilediği gibi İngiltere’yi de etkiledi. Çoktan beri unutulmuş bir kültürün bulunması, sanat ve edebiyat çevrelerini heyecanlı bir işin içine sürüklemişti. VIII. Henry’nin sarayında Roma tiyatrosunun en güzel örnekleri Latince olarak oynanıyordu. Ancak, öteki Avrupa ülkeleriyle önemli farklar vardı. İtalya’da olduğu gibi bu oyunlar çeşitli saraylarda ve bir kültür yarışması biçiminde temsil edilmiyordu. Fransa’daki gibi bir iç savaş da yoktu. İspanya’ da izlenen dar görüşlü bir çevre bulunmuyordu. Katoliklerle Protestanlar arasındaki çatışmaya son verilmişti. VIII. Henry’nin devrimleri ülkeye bir huzur ve güven ortamı getirmişti. İngiltere için Rönesans, yalnız antik kültürün yeniden canlandırılması değil, aynı zamanda ulusal birliğin, ulusal Kilise’nin kesin bir biçimde kurulmasıydı. Bu birlik ne İtalya’da ne de Fransa’da vardı. İspanya’da ise ulusal birlik kavramı henüz tam olarak gelişmemişti. Üstelik, İspanya, İngiltere gibi parlak bir gelecek için değil, parlak bir geçmişin kalıtları arasında yaşıyordu. XVI. yüzyıl içinde İngilizler, kendi güçlerinin farkına varmaya başladılar.
HENRIK IBSEN (1828-1906)Henrik İbsen 1850’de ilk oyununu yayınladıktan sonra 1851’de Bergen’de yeni açılmış Norveç Ulusal Tiyatrosu’na kadrolu oyun yazarı ve sahne amiri olarak atandı. 1850-1899 yılları arasında İbsen 25 oyun yazdı. Erken dönem oyunlarının çoğu İskandinavya tarihi üzerine manzum oyunlardır. Bu dönemin en ünlüleri “Brand” ve “Peer Gynt” adlı oyunlardır. “Brand” İbsen’e şöhret ve istediği gibi çalışma olanağını veren maddi güvence sağlamıştır.1870’lerde İbsen geçmişe set çeker. Manzum yazmaktan vazgeçtiğini açıklar. Ona göre manzum, gerçekliğin yanılsamasını yaratmak için uygun değildir. Daha sonra kısa sürede başka bir yol tutar. “Yaban Ördeği”, “Rosmersholm”, “Yapı Ustası Soliness”, “Biz Ölüler Uyanınca” adlı oyunlarında simgecilik ve sosyal sorunlar etrafında gelişen konular yerine, kişisel ilişkiler çevresinde dönen konuları giderek artan bir yoğunlukta kullanmıştır. Aslında İbsen oyunlarının ana teması hep aynı kalmıştır. Doğru uğruna mücadele, bireysel görevler ile toplumsal görevlerin çatışması. İbsen yapıtlarının çoğu gerçekçiliğin gelişmesine katkıda bulunmuştur. İbsen apar ve monolog gibi gerçekçi olmayan anlatım araçlarını atmıştır. Çoğunlukla uzun bir ayrılıktan sonra geri dönmüş bir rol kişisi, yokluğunda olanları öğrenmek için son derece doğal tavırlarla sorular sorarak bilgi toplar. Tüm sahneler neden sonuç ilişkisi ile birbirine bağlıdır ve çözüme doğru mantıklı bir yol izler. Davranışları kalıtımsal ve çevresel etmenlerle örülmüş olan her bir oyun kişisi, bir kişilik olarak yaratılmıştır. Psikolojik uyaranlara, görsel ayrıntılardan daha fazla önem verilmiştir.
HAROL PINTER – “GİTGEL DOLAP” VE “BİR TEK DAHA”Bu çalışmada, Harol Pinter’ın Gitgel Dolap ve Bir Tek Daha oyunlarının karşılaştırılması yapılacaktır. Bu çalışmaya  başlarkan elizdeki malzemelere baktığımızda bu karşılaştırmayı iki açıdan yapabileceğimiz ortaya çıkıyor. İlki Pinter’in, 1973’ten önce ve sonra diye ayırabileceğimiz iki farklı dönemi ve bu dönemlerin karşılaştırılması, diğeri de oyunların biçimsel olarak karşılaştırılması. Öncelikle “değişen” Pinter’ı ele almakta fayda vardır çünkü hernekadar  bütün oyunlarında (daha sonra da üzerine durulacağı gibi) “Pinteresk” öğeler açıkça kendini gösterse de politik ortamın değişmesiyle farklılaşan Pinter’ın duruşu, oyunlarının biçimini de etkilemiştir. Bu duruş politik bir duruştur.
GERÇEĞİ BÖLEN ÇİZGİ    Doğu ve tiyatro: Birbiriyle ilişkisizmiş gibi görünen ve bu sayfalarda ele alınacak olan iki tutku yada birçok tiyatro teorisyeninin ve yönetmeninin yöneldiği ‘doğu’ fikri. Örneğin Antonin Artoud’un uç noktada dediği gibi ‘tiyatro doğuludur’. Doğu tiyatroya yaşamak için ihtiyaç duyduğu birlik ve uyumu getirdi mi yoksa batı kendi ikilemleri içinde kilitli mi kaldı.     Bugün çok yaygınlaşmış olan arap ve islam karşıtı önyargılar nereden geliyor? Neden batı soğuk savaş bittiğinden beri ‘öteki’ rolünü müslüman dünyasna yüklüyor. Orıantalizm isimli kitabında Filistin’li akademisyen Edward W.Said bu sorulara uyarıcı yanıtlar getiriyor: Bu iki yapıyı birbirinden ayıran üretim ilişkileridir ve bu da mesafeyi zorunlu olarak beraberinde getirir; batı paradır. Doğu hastadır. Batı doğunun bütün tavırlarının izleyicisi, yargıcı ve jürisidir. Ancak batının bu tavrı aslında sadece araplara veya müslümanlara yönelik değildir. Fransız filozof Micheal Serres’in de altını çizdiği gibi antik yunandan itibaren ‘öteki’ kavramıyla karşılaşırız.
EYVAH BİZİM KÖYDE PETROL VARMUHTAR: Gel he de bu işe AHMET: Ağam çoluğum çocuğum var kıyma bana MUHTAR: Yahu kim olacak, bu işe bir gönüllü bulmak lazımAHMET: Bilmem ki... Deniz’e sordun mu ağam?MUHTAR: Hangi Deniz’e ?AHMET: Muhalefet DenizeMUHTAR: Nasılda aklıma gelmedi. Koş çağır onu bana AHMET: ( Sahneden çıkarken ) Tamam ağam hemen MUHTAR: Sakın çaktırma ha AHMET: Sen merak etme ağam ( çıkar) MUHTAR: ( kendi kendine ) Adamlar geldi gelecek ben hala kimseyi bulamadım. Kurtulmalıyım bu işten yoksa vay halime..
DRAMATURGİ RAPORU1. Oyunun Adı  :   Kırgınlar Evi – Heartbreak House2. Yazıldığı Yıl  :   1916173. Bölümlemesi  :   3 perde. Perdeler sahnelere bölünmemiş.4. Dilimize Çeviren   :   Sevgi SANLI.5. Ortalama Süre  :  Yaklaşık 3 – 3,5 saat.6. Dekor    :         Eski moda bir gemi şeklinde tasarlanmış bir oda. Evin giriş holüne açılan  çift kanatlı camlı kapı, yanında kitap rafları, bir marangoz tezgahı. Kağıt bir sepette bulunan v eyere dökülmüş talaşlar. Tezgahın üzerinde bir matkap ve iki rende. İçeride var olan ve kapıdan içerisi görülen bir kilerdir. Ortaya yakın bir yerde resim masası, üzerinde resim tahtası, gönye takımları, cetveller, matematik araçları, suluboya takımları vb. masanın yanında yangın kovası. Raflara yakın bir yerde kanepe, kanepe ile resim masası arasında bir meşin koltuk. Kapıyla kitaplık arasında, sağlam bir masa.
DRAMATURGİ RAPORUKİMLİK ÇÖZÜMLEMELERİ (OYUNUN KİMLİĞİ)1. Oyunun Adı / Adları  :  Hastalık Hastası2. Yazıldığı Yıl        :  16733. Bölümlenmesi            :  1. Perde VIII sahne, 2. Perde IX sahne, 3. Perde XIV sahne4. Başlığın Tam Çevirisi :  Le MALADE İMAGİNAİRE5. Dilimize Çevirenler    :  İsmail Hamdi DANİŞMEND – Lütfi AY6. Türkçe Baskıları        :  Çağdaş Matbaa Limited Şirketi, Mayıs 2000. İnkılap Kitapevi, 2. Baskı, İstanbul 1993.
2.2.1. Metinden sahneye dramaturg çalışmasıOkuduğu yapıtı beğenen ve onun sahnelenmesini dileyen dramaturgun yaptığı ilk iş, metnin bir kopyasını yönetmene, öteki dramaturglara, çevre tasarımcılarına, bestecilere ve bunla¬rın yardımcılarına ve başrolleri oynayabilecek oyunculara dağıtmaktır. Herkes oyunu okuduktan sonra, sözkonusu kişiler¬den oluşan kurul toplanır ve metin üstünde tartışılır. Yapıtınsahnelenmesi kurulca onaylandığında dramaturg her üyeden, genel anlamı ortaya çıkaracak biçimde, oyunu incelemesini ve sinopsisle birlikte ona yazılı olarak iletmesini ister. Amaç, me¬tinde dikkat çeken noktaların gelecek toplantıda yeniden 'tartı¬şılmasıdır, kimi zaman da, sahne aşamasında metinde yapıla¬cak değişikliklerin. Tüm eleştiri ve uyarılar toplandıktan sonra metin bu kez dramaturg, çevre tasarımcısı, yönetmen ve gereki¬yorsa besteciden oluşan daha küçük bir kurula teslim edilir. Dramaturgun çalışması bu aşamada çok önemlidir: Oyunu her yönüyle inceler, açımlar, düşünce dizgesini saptar ("göstermek istediğim şey"), ve herkesin algılayabileceği bir biçimde tiyatro diline aktarır. Bu çalışmaya koşut olarak, yazın dilinin sahne di¬line aktarımına yardımcı olabilecek, belge araştırmaları da yü¬rütülür, aynı dönemde. Sözgelimi, Arturo Ui'nin Önlenebilir Yükselişi'nin hazırlıkları sırasında, haftalarca Al Capone ve Hitler'le ilgili incelemeler taranmış ve sekiz gün, günde dört saat olmak üzere, Nazilerle ilgili filmler seyredilmiştir. Büyük kurulun ana çizgileriyle ortaya koyduğu sorunları,kü¬çük kurul ayrıntılarla işlemekte, metin tüm boyutlarıyla irdelen¬mektedir. Tek tek ele alınan her sahnenin içerdiği genel düşün¬ceyle anlam saptanmakta ve bu çalışma sözkonusu sahnenin özünü ortaya çıkaran kısa bir metnin doğmasına yol açmakta¬dır. Sahneyi açıklamaya yarayan, "yorum-metin" de denilen bu tür altyazı oluşturma düşüncesini Brecht XVIII. yüzyıl İngiliz romanlarından almıştır.