.

http://www.edubilim.com/ana




Su Ürünleri

DosyalarEkleme Tarihi

Sıralama : İsim | Tarih | Tıklama [ Artarak ]
YUMUŞKÇALAR     Yumuşakçalar denizlerden göllere, dağlık bölgelerden ormanlara kadar farklı birçok ortamda bulunurlar.Yumuşakçalar şubesinde kafadanbacaklılar,karındanbacaklılar,mideler ve kitonlar gibi ilginç canlı grupları yer alır. Yumuşakçaların tümünün ortak özelliği vücutlarında "manto" denilen deri benzeri bir organın bulunmasıdır.Manto iç organlarını çevreler.Birçok yumuşakçatüründe bulunan kabuk,manto tarafından salgılanır.Yumuşakçaların kabukları kalsiyum karbonattan oluşur.Bazı türlerde ise kabuk yoktur.Yumuşakçaların  çoğunda mantonun içerisinde bir dizi solungaç bulunur.Bu solungaçlar sayesinde  canlılar sudan oksijen alırlar.yumuşakçaların bir başka özelliği de agızda bulunan ve kayaların üzerindeki bitkileri kazıyarak yutmaya yarayan "radula"  adındaki törpü biçimli yapıdır.Yumuşakça sınıflarından  biri olan midyeler, dünya üzerinde inci yapabileen tek canlı gruplarıdır.İnci mantonun içine giren kum tanesi gibi yabancı bir maddenin sedele kaplanması sonucunda olusur.
İkinci Dünya Savaşı 1. İkinci Dünya Savaşının sebepleri 2. İttifak ve anlaşmalar 3. İkinci Dünya Savaşının gelişmesi 4. Atlantik Beyannamesi 5. Birleşmiş Milletler Beyannamesi 6. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 7. UNESCO 8. Atlantik Paktı-NATO 9. Kore Savaşı İkinci Dünya Savaşı Birinci Dünya Savaşı sonunda, savaş sonrası sorunlarını çözmek ve insanlığı savaş felaketinden koruyacak barışı sürdürmek için çabalar harcandı. Savaş sonunda kurulan "Milletler Cemiyeti" bu amacı gerçekleştirmeğe çalıştı. Fakat Milletler Cemiyetinin kurucularından olan galip devletler barış prensiplerine saygı göstermediler. Bu devletler, insanlık ve barış için çalışacakları yerde menfaatlerini korumak amacıyla faaliyete geçtiler. Bu yüzden esas amacından uzaklaşmış olan Milletler Cemiyeti savaşı önleyecek bir kurul ve kuvvet olmaktan çıktı. 1-İkinci Dünya Savaşının Nedenleri:Almanya'da Nasyonal Sosyalistlerin 1933'de iktidar mevkiine geçmeleriyle Almanya savaş hazırlığına başladı. Bu hazırlığın nedenini, Nazi rejiminin emperyalist siyasetinde ve Almanya'nın Versay Antlaşmasıyla uğradığı haksızlıklara ve zulümlere karşı isyan ederek haklarını geri almak istemesinde buluruz. Hitler, aynı siyaseti güden Japonya ve İtalya ile birleşti. Bu üç devlet saldırıcı nitelikte bir bağlaşma meydana getirdiler. Bu bağlaşmaya "Üçlü Mihver" adı verildi (27 Eylül 1940)
SULAR ÜZERİNDE BİR HAKİKAT KÖPRÜSÜ Denizler üzerinde ağlayarak kıvrılan bir kırlangıca ne kadar sahiptir deniz? Kaç gecelik ömrü var diye kıvranırken insan dünyanın, bu dünya denen üçüncü sınıf şehrin aslında kaygısızlara ait bir kuyu olduğunu görmemek için kör olmak gerekmektedir. Bir kereye mahsus da olsa düşünmek, en azından akıllara durgunluk veren sorulara sarhoş ve kabadayı ağzıyla yanıt vermemek ve şişenin dibindeki balıkların bile -adına büyük bir gafletle insan denen- hayvanın yaşam eksenine paralel yönlü olduğunu görmek bir aptallık demek değildir elbette... Aslında bu yargıları düşünmemek ve ona ilgisiz kalmak ahmaklığın birinci tekil şahsa çekimidir. Yurdumuz ve dünya sularının kirliliği üzerine bir araştırmanın çok sıkıcı ve vakit kaybı olacağı önyargısıyla başlanan bir işten bu kadar çok keyif alarak, gerçekten kendi hatalarımızı da görerek bahsetmemiz sanıyorum bizim bu ödevi son derece yararlı gördüğümüz ve bunu angarya klasmanının dışında, eğlenceli bir görev olarak kabullendiğimizi göstermektedir. Bizim için bir dönemeçten farksız olan dünyanın aslında ne kadar da değerli olduğunu, içtiğimiz suyun değerini, yaşadığımız sağlıksız koşulları ve her gün en az iki sefer üzerinden seyrüsefer ettiğimiz denizin ne denli önemli olduğunu kavradık sonunda! Ancak bunu insanlara da yansıtmak bir fikirden öte (yalnızca kirlilik için değil, insan olmak için) bir felsefedir gerçekte... Ve böylesine bir felsefenin gerektirdikleri; dengeli, olgun, akıllı ve yaptığı herşeyden ders çıkaran insan portresiyse bunu sağlamak hiç de kolay değildir. Çünkü saydığımız vasıfları üzerinde bulunduran insan tipi yalnızca azizlerdir... bir de -akıllı- deliler...
SU ÜRÜNLERİNDE SOĞUK SAKLAMANIN ÖNEMİDondurmanın amacı ve su ürünlerine etkileriSu ürünleri çabuk bozulan canlılardır. Bunun sebebi ise doymamış yağ asitlerini içermeleridir Su ürünlerinde ölümden sonra solungaçlarının dış enfeksiyona açık olması bu bozulma sürecini hızlandırmaktadır. Bunu önlemek ve ürünler  uzun süre saklamak için soğuk saklama yoluna gidilmiştir. Ayrıca su ürünlerini saklamak için değişik yöntemler bulunmaktadır.Bunlar• Dumanlama teknikeri• ezme teknikleri• tuzlama teknikleri• kurutma teknikleri• radyo aktif ışınlarla saklama teknikleri• paketleme teknikleri• konserve tekniklerive de konumuz olan• Dondurma teknolojisi su ürünlerinde dondurma teknolojisi uzun süre saklama yöntemlerinden birisidir.
SU IÇİ VE SU KIYISI BİTKİLERİ:• Acorus calamus• Alisma plantoga aquatica• Butomos umbellatus• Calla palustris• Caltha palostris• Carex gracilis• Eleodrnaris acicularis• Eriophorum angustifolia• Hippuris vulgaris• Hydrocharis morsus ranae.• Iris kaempferi• Iris pseudocorus• Iris versicolor
SU   Hayatta kalma mücadelesinde su kadar önemli başka bir şey yoktur. Vücudumuzun % 70 sudur. Bir insan düzenli ve minimum miktarda su almaz ise, o insanın hızlı ve verimli olmasını bekleyemezsiniz. Bir insanın iklime, doğadaki aktivitesine ve ortam ısısına bağlı olarak minimum hergün 2.5 lt su içmesi gerekmektedir. İçtiğimiz su dışkı, idrar, vücuttan ve akciğerlerden çıkan nem sonucu kaybedilmektedir. Bu miktar her gün tekrar tamamlanmak zorundadır. Yemek yemeden bitkin vaziyette 30 gün dayanabilirsiniz ama su içmeden (bu süre ortama bağlı olarak) 7- 10 gün dayanabilirsiniz. Bu süre sonunda ölüm kaçınılmazdır. Aşağıda sıralanan önerileri su temin edinceye kadar (vücudumuzda mevcut suyu korumak için) uygulamalısınız. 1- Su kaybını önlemek ve güneşten yanmamak için vücut derimizi örtmemiz gerekmektedir. 2- Günün en sıcak saatlerinde aşırı çalışmadan kaçının.Yürümeniz zorunlu ise bunu acele etmeden yapın. 3- Suyunuz yoksa yemek yemeyin. Konuşarak ağzınızın ve boğazınızın kurumasına neden olacağınızdan bundan sakının. 4- Mevcut suyunuzu akşam serinliğinde veya gece küçük yudumlarla için. 5- Çevrenizde deniz suyu veya içilmez su varsa elbiselerinizi ıslatın. Bu işlem sizi serin tutar ve terlemenizi engeller. 6- Alkol ve sigara içmeyiniz.
SERT SU VE ARITMA YÖNTEMLERİ Su Sertliği              Su, çökelti verebilecek önemli miktarda iyonlar içeriyorsa, suyun sert su olarak tanımlanır. Sert su kalsiyum, magnezyum ve ağır metal iyonları içerir. Sabun ile çökelek oluşturur. Sertlik günümüzde, numunedeki bütün çok  yüklü katyonların toplam konsantrasyonuna eşdeğer kalsiyum karbonat konsantrasyonu cinsinden ifade edilir. Sert su ile yapılan buz buğulu bir görünümde olur.                 İki çeşit sert su vardır; geçici sert su ve kalıcı sert su.       Geçici sert su : Bikarbonat iyonu, HCO3- içerir. HCO3-(aq) içeren su ısıtılırsa, bikarbonat iyonu CO32- , CO2 ve su vermek üzere kolayca bozunur. CO32- sudaki çok değerlikli katyonlarla tepkimeye girerek CaCO3 – MgCO3 karışık çökeltisini ve kazan taşı adı verilen tortuyu oluşturur.      Kazan taşının oluşumu buhar üreten sanayi kazanlarında ve buharla çalışan elektrik santralarında oldukça ciddi sorunlara neden olabilir.Kazan taşının oluşumu su ısıtıcılarının etkinliğini azaltır ve kazanın aşırı ısınmasına neden olabilir.
ROTİFERLER1.  GİRİŞGünümüzde kalkan, mercan, çipura gibi deniz balıkları ile karides, yengeç, istakoz gibi krastacea larvalarının beslenmesinde rotiferlerden Brachionus plicatilis çok büyük öneme sahiptir. Her ne kadar son yıllarda mikrokapsül yem denemesi önemli ilerlemeler kaydetse de rotiferler larval beslemede kaçınılmaz canlı yem olma özelliğini devam ettirmektedir. Son yıllarda mikropartikül yemler ilk beslenme periyodunda devreye girse de ilk haftalarda canlı yemlerin kullanılması, larvaların büyüme ve yaşama oranının artırılması açısından önemlidir. İlk çalışmalarda doğal sulardan zooplankton toplanarak bazı balıkların larvaları yetiştirilmeye çalışılmıştır (May,1971). Bu çalışmalar laboratuar düzeyinde az sayıda larva üretimi için başarılı sonuçlar vermiş ise de ticari amaçlı bir üretim için yeterli olamaz. İşte bu aşamada insan kontrolü altında bol miktarda üretilebilen ve larvaların alabileceği boyutta bir zooplankton üretimine ihtiyaç duyulmuş ve ilk olarak 1960 yılında bir Japon araştırıcı olan ITO tarafından yapılan çalışmalar sonucunda rotiferlerden Brachionus plicatilis'in kültürünün yapılması başarılmış ve deniz balıkları larvalarının beslenmesinde kullanılmıştır (Fulks ve Main, 1991). Japonya başta olmak üzere birçok ülkede kültür amacıyla rotiferlerin biyolojisi ve optimum kültür koşullarının belirlenmesine yönelik çalışmalar yapılmıştır. Günümüzde halen rotiferlerin hem yığın üretimi hem de besin içeriğince zengin olması için yapılan çalışmalar devam etmektedir.
OSMANLI’DA EĞLENCE HAYATIOsmanlı eğlenceleri, çoğunlukla yılın belli günleri olan muhteşem eğlencelerdir. Osmanlı eğlenceleri, görünüşte boş vakit geçirmek gibi olsa da önemli işlevlere sahiptir. Ekonomik, yenilenme ve birleştirici işlevlere sahip bir eğlence anlayışı Osmanlı’da mevcuttur. Osmanlı’da üretimde bir birikim vardır. Geçici sürelerde mali birikimi ve enerji birikiminde dengelenme işleminin yapılması için harcama yapılması gerekiyordu. Eğlencelerde dini ve sosyal yasakların ve baskının kaldırılması ve savurganlık yapılması özgür bir alan oluşturuyordu. Bu özgür alanda toplumun bir yenilenme, yeniden canlanma gibi önemli bir işlevini bulabiliriz. Eğlenceler topluca bir yenilenme tekniğidir. Bir çeşit yitik cennetin bulunmasıdır. Osmanlı toplumu eğlencelerle bir araya gelip ve bir bütün olurlar. Eğlencelerde bireyler bir araya gelir, bireyler arasındaki sosyal bağlar güçlenirdi. Geleneklerin sürmesi, inançların tazelenmesi, değer yargılarının, törelerin kökleşmesine, toplumun bir üyesi olmanın verdiği mutluluk eğlenceleri bir sosyal aktivite haline getirmekteydi.
ÜNİTE 11-0200MUHABERE EMNİYETİAMAÇLARBu üniteyi işledikten sonra: • Muhabere emniyetinin tanımı ve önemi genel olarak kavranacak,• Personel emniyeti konusunda alınması gereken önlemler öğrenilecek,• Maddi emniyet tedbirleri ve sebepleri kavranacak,• Muhabere esnasında uymamız gereken gönderme emniyeti hususları       kavranacak,• Açık çekilebilecek ve kesinlikle açık gönderilemeyecek mesaj konuları öğrenilecek,• Bilgisayar kullanımında alınması gereken tüm tedbirler ana hatları ile öğrenilecek,• Kripto emniyeti ve önemi ile İlçe Jandarma ve Karakol komutanlarının kripto emniyeti sorumlulukları öğrenilecek,• Kripto malzemelerinin nasıl muhafaza edileceği ve nakledileceği öğrenilecek,• Silahlı Kuvvetler Müşterek Parolasının kullanım amaçları öğrenilecek,• SEMAC cihazlarının kullanımı ve özellikleri kavranacak,• Muhabere emniyetinin haberleşmenin her safhasında titizlikle riayet edilmesi gerekliliği kavranılacaktır.
LEVREK BALIGI YETISTIRICILIGITür : Dicentrarchus labraxLevrek baliklarinda üreme Kasim-Aralikta baslar (12-14ºC) ve Mart-Nisan'a kadar sürer. En geç yumurtlayanlar Güney Ege kiyilarindaki levreklerdir. Yumurtlamak için sig sulari tercih ederler (dalyan agizlari, kiyi bölgeleri). Daha sonra 25 m. Derinlige giderler. En iyi disi 3-4 kg. erkek 1-1,5 kg. dir. 3 kg. lik disi için 2 ya da 3 erkek gerekir. 3 tür levrek isletmesi vardir. Damizlik isletmeleri (damizlik alip yumurtlatma).  Besi isletmeleri (damizlik isletmelerinden yumurta alip yavru büyütürler).  Entegre isletmeler (damizlik+besi+isleme) Levrek isletmelerinin üretim faaliyetleri ise: Karasal tesislerde (anaç bölümü, kuluçka bölümü, larva bölümü, adaptasyon bölümü, canli yem bölümü vs.).  Havuzlar (ön besi, adaptasyon ve büyütme havuzlari, beton havuzlar, ag kafesler)  Entegre tesisler (hepsi birlikte +isleme tesisleri). Levrek yetistiriciliginde 3 safha söz konusudur.
Lactococcus1. GİRİŞSu ürünleri yetiştiriciliği hayvansal üretim çalışmaları içinde önemini kabul ettirmiş ve hızla gelişen bir üretim dalı olmuştur. Balık yetiştiriciliğine ilk başlayan toplumlar uzak doğu ülkeleridir. İnsan denetimi altında balık yetiştirme çalışmaları özelikle sazan kültürünü ilk önce Çin ve Japonya’da başladığı daha sonra ise Avrupa’ya yayıldığı bilinmektedir. Bu konuda Japonya, Çin, Tayland, Filipinler ve Endonezya en yaygın uygulamaya sahip ülkelerdir. Ülkemizde kültür balıkçılığı son yıllarda hızla gelişme göstermektedir, su ürünleri yatırımı hızla gelişmekle birlikte balı hastalıları önemli bir sorun haline gelmektedir. Zamanında bazı gerekli önlemler alınmaz ise büyük ekonomik kayıplarla karşılaşılabilir.  Akuakültür dünyanın bir çok ülkesinde son 20 yıldan beri hızla gelişen bir endüstri haline gelmiştir. Bir çok gelişmiş ülkede balıkların intensif olarak yüksek populasyon yoğunluğunda yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bu nedenle infeksiyöz hastalıklar başarılı bir balık yetiştiriciliği için büyük bir tehlike oluşturur.( Ellis 1988 )
KÜÇÜK TİP ALABALIK İŞLETMELERİ FİZİBİLİTE RAPORUBÖLÜM 1ALABALIK HAKKINDA GENEL BİLGİLER1.GİRİŞ : Dünya nüfusunun hızlı bir tempo ile artışı gelecekte, insanların besin probleminin halli için insanları mevcut besin kaynaklarından azami bir şekilde faydalanma imkanı armaya; yeni besin kaynakları bulmaya zorlamıştır.İnsanların beslenmesinde, çok önemli bir yer işgal eden proteinli gıdaların, dolayısıyla balıkların, denizlerden ve iç sulardan avlanmaları, gelişen teknoloji ile daha ekonomik ve kolay olmuştur. Buna rağmen, bugünkü nüfus artışına paralel olarak artmayacaktır.İşte bu maksatla kültür balıkçılığına elverişli olan ve yeni bir işleme tarzı ile uygun bir birim sahada daha çok verim elde edebilmesi mümkün olan alabalık yetiştiriciliği ve işleme endüstrisi, bütün dünyada uygulanan en yaygın gıda işletmelerinden biridir.Alabalıklar soğuk ve oksijen bakımından zengin ve berrak suları tercih ederler.
Kronoloji1 Eylül 1939 Almanya'nın Polonya'ya saldırmasıyla II. Dünya Savaşı başladı.3 Eylül 1939 İngiltere ve Fransa, Almanya'ya savaş açtı.28 Eylül 1939 2. Dünya Savaşı sırasında Almanya ve Sovyetler Birliği Polonya’nın paylaşımı için bir plan yaptılar 
                           II.DÜNYA SAVAŞI            1939-1945 arasında hemen hemen dünyanın her yanını kapsayan savaştır. I.Dünya Savaşı’nın çözümsüz bıraktığı anlaşaşmazlıklarla belirlenen 20 yıllık gergin bir dönemin ardından patlak veren savaşta Almanya, İtalya ve Japonya’nın oluşturduğu Mihver devletleri ile Fransa, İngiltere, ABD, SSCB ve daha sınırlı bir konumda Çin’in oluşturduğu Müttefik Devletler karşı karşıya geldi.Yükselen Nazi tehdidine karşı genel bir mücadele niteliğini kazanan savaşın sonunda dünya güç dengesi yeniden biçimlendi.
GÖL HİDROLOJİSİGİRİŞ   Isparta’nın su ürünleri kaynakları başta Eğirdir Gölü olmak üzere Beyşehir Gölü’nün bir bölümü Kovada Gölü ve Gölcük Gölü’dür.Bu göllerin yanında, tabii olarak alabalık yetişen Aksu Çayı’nda da balıkçılık yapılır. 517 km²’lik bir alana yayılan Eğirdir Gölü, Türkiye’nin en önemli tatlı su balıkçılığı kaynağıdır.Bu gölün çevresinde yaklaşık 2000 aile geçimini balıkçılıktan sağlar.Avlanan başlıca su ürünleri “tatlı su istakozları”diye bilinen kerevit, tatlı su levreği, sudak ve sazandır.Isparta’da kerevit avcılığı Haziran sonlarında, balık avcılığı Temmuz başlarında başlar.Kerevitin tamamı canlı ya da konserve olarak, sudak balığının yarısından fazlası dondurulmuş ve fileto olarak Avrupa ülkelerine satılmaktadır.Eğirdir gölü balıkçılık ve diğer su ürünleri üretimi açısından yörede  önemli bir potansiyele sahiptir.Ancak, son yıllarda gerek balık üretiminde, gerekse diğer su  ürünleri üretiminde önemli bir düşüş görülmektedir.Göldeki en önemli balık türü sudaktır.Ancak, etobur bir balık olan sudağın diğer balıkları tükettiği ve bunun sonucunda 1978 yılında 2500 olan balıkçı sayısının 1993 yılında 350’ye düştüğü görülmektedir.
EKOLOJİ1) Ekoloji:Canlıların birbirleriyle çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır.2) Ekoloji birey ekolojisi,populasyon ekolojisi,ekosistem ekolojisi,olarak üöç alt bölüme ayrılır.Ayrıca daha sonra uygulamalı ekolojide eklenmiştir.     Birey Ekolojisi:Bir türe ait birey veya bireylerin ortamları ile olan ilişkilerini inceleyen ekoloji dalıdır.     Populasyon Ekolojisi:Belli bir ortamda tek bir türe ait bireylerin oluşturduğu topluluğun yapısını,gelişimini ve özellikle değişimlerini araştıran alt bölümdür.     Ekosistem yada Tür toplulukları ekolojisi:Çeşitli türlerden oluşan bir toplumun bireyleri ve ortamları arasındaki ilişkiyi inceleyen alt daldır.      Uygulamalı ekoloji:Doğal kaynakların insanlar tarafından düzenlenmesinde ve işletilmesinde ekolojik ilkelerden yararlanılan bir alt bölümdür.3) Ayrıca botanikçiler ve zoologlar ekolojiyi Bitki ,Hayvan ve İnsan ekolojisi diyede 3’e ayırırlar.Ekoloji birde organimaların yaşadıkları ortama görede  Karasal, Deniz,Tatlı su ve Paleoekoloji diye 4’ ayrılır.4) Yer kürenin yaklaşık 4 milyar yıl süren ilk zamanında(kriptozoik)yeryüzünde rastlanan en eski sedimentler kayaçın 3.8 milyar yıl yaşında olduğu bulunmuştur.5) Birinci zaman (PELEZOİK) 600 milyon yıl önce başlamış olup Kambrien ,Ordovisien,Devonien ve Karbonifer evrelerini oluşturur.
DREÇLER VE BİMTROLLERGİRİŞ:Torbalı ağlar , sadece suda yavaşça yürüyen bir balıkçı veya seyreden bir tekne ile önde itilerek kullanılabilmesi yanında zemini taramak için fazla güç gereken yerlerde bir tekne arkasından çekilerekte kullanılabilmektedir. Bu özellik döküntülü deniz ve göl diplerinden kabuklu su ürünlerini avlarken geçerlidir. Bunlar sadece torba ağlar ve kepçelerle birlikte demir taraklarda da toplanabilir . Fakat tarakların dezavantajlarıda vardır.Çünkü yerinden sökülen kabukluların (Bivalve) biriktiği bir torba kısmı olmadığı için , bunların elle toplanması gerekir . Genel anlamda , taraklara , torba ilavesiyle oluşturulan , av araçları tırmık olarak isimlendirilir.Tırmıklar , sağlam çerçeveli olup , dişli , çatallı veya keskin kenarlı olabilir . Ayrıca İzmir Körfezi’nde akivides (Tapes decussatus) avcılığında kullanılan tırmık “şara”lar gibi keskin kenarlı hemde dişlide olabilir . Bu gibi sürütülen torba ağlar ve daha gelişmişi olan dreçler ve bimtroller ; midye , salyangoz , deniz hıyarı , sünger ve bazı karides ile yassı balıkların avcılığında kullanılır .
DNA  İZOLASYONUDNA’nın izolasyonunda çeşitli yöntemlerden yararlanılır. Genelde izole edilen kromozal veya plazmid DNA moleküllerinin saflığının kontrolü ve miktarının tayini spektral yöntemlerle yapılmaktadır.                            SPEKTRAL  YÖNTEMLERNükleotidlerin heterosiklik halkaları 260 nm. Dalga boyundaki ışığı max. emme özelliği taşıdığından, bu dalga boyundaki emme derecesi nükleik asitlerin miktarının bir ölçüsüdür. Buna göre DNA’nın miktar ve saflığı,spektrofotometrede 260 ve 280 nm. Dalga boylarında elde edilecek değerlerden belirlenebilir. 1 optik dansite (OD) çift iplikli DNA için 50 µg/ml. tek iplikli DNA veya RNA için 40 µg/ml. ve oligonükleotidler için ise 20 µg/ml’ye karşılık gelmektedir. Örneğin, izole edilen DNA çift iplikli ise,miktarının belirlenmesi için aşağıdaki formülden yararlanılır.DNA(µg/ml) = 260 nm.deki OD x sulandırım oranı x katsayı (50)
Denizcilik terimleri A-TERİMLER VE DEYİMLER : Aborda : Bir teknenin diğer bir tekne üzerine veya rıhtıma, iskeleye yanaşmasıdır. Abosa : Akan bir zinciri veya halatı o durumda durdurmak ve tutmak için bosaya vurmak. Abramak : Kontrolden çıkan bir gemiyi veya bir işi kontrol altına almak. Acenta : Deniz işletmelerinin, gemilerini çalıştırırken limanlardaki bürokrasi işlerinde, gemi ve personelinin ihtiyaçlarını teminde aracı olarak kullandığı anlaşmalı veya temsilci kuruluşlardır. Alabora: Bir deniz aracının ters dönmesine alabora denir. Alarga : Bir geminin sahilden açıkta bulunması, demirlemiş olması durumuna denir.
ÇİMENTONUN TARİHÇESİElektrik, telefon ve televizyon gibi icat ya da buluşların isimleri sıkça anılsa da hayatımızda çok önemli bir yer tutan çimentonun nasıl ve kimin tarafından bulunduğu, isminin nereden geldiği pek az kimse tarafından bilinir."Çimento" kelimesi, yontulmuş taş kırıntısı anlamındaki Latince "caementum" kelimesinden türemiştir. Daha sonra bu kelime bağlayıcı anlamında kullanılmaya başlamıştır. İlk betonarme yapı 1852 yılında yapılmıştır, ancak bağlayıcı malzemelerin kullanımı çok eskilere dayanır, muhtemelen ateşin bulunmasından hemen sonra, kireç ve alçı ile başlamıştır. İlk olarak kireç bağlayıcı madde olarak kullanılmıştır.Kirecin bağlayıcı özelliğinin ilk ne zaman anlaşıldığı konusunda bir çok spekülasyon yapıla gelmektedir. Ancak insanlık tarihinin erken dönemlerinde olduğunu söylemek mümkündür. Belki de kireçtaşı mağaralarda ısınmak veya yemek pişirmek için yakılan ateşle elde edilen kireç yağmur veya rutubetle temas ederek sönmüş kireç haline gelmiş ve kuruduktan sonra elde edilen tozun bağlayıcı özelliğinin farkına varılmıştır. Sönmüş kirecin ilk uygulamaları mağara duvarlarına yapılan resimlerde görülmüştür.
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI1914 Ağustosundan 1918 kasımına kadar süren ve çok geniş bir bölgeyi içine alan uluslar arası bir savaştır. Savaşın başlangıcında İngiltere ve İngiliz Uluslar Topluluğu Ülkeleri ile Fransa, Belçika, Rusya, Sırbistan ve savaşa kısa bir süre katılan Japonya itilaf devletlerini oluşturdu. Bu devletlere daha sonra ABD, İtalya, Romanya, Yunanistan ve öbür bazı ülkelerde katıldılar. Öbür yanda ise ittifak devletleri yani Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve çok sonra katılan Bulgaristan bulunuyordu.SAVAŞIN NEDENLERİ18. yüzyılda sanayi devrimini gerçekleştirerek gelişen ve zenginleşen İngiltere, dünyanın heryerine yayılmış sömürgeleri ile büyük bir imparatorluk kurmuştu. 19. yüzyılda Almanya, Fransa, Japonya, ABD gibi bazı ülkelerde hızla sanayileşmeye başladılar ve 19. yüzyılın sonlarına doğru özellikle Almanya, İngiltere’ye ciddi bir rakip oldu. Büyüyen ekonomisinin ve artan nüfusunun gereksinimlerini karşılayacak sömürgeler bulmak için dünyaya açılmaya çalışan Almanya, birçok yerde İngiltere ve Fransa ile karşı karşıya gelmeye başladı. Balkanlarda siyasal ve ekonomik etkisini artırmaya çalışan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Rusya’nın çalışmasında uzun süreden beri Avrupa’nın gündeminde yer alan uluslar arası sorunlardan biriydi. Ayrıca Afrika, Ortaasya ve Ortadoğu yeni sömürgeler arayan devletlerin çıkar çatışmasına sahne olan önemli bölgelerdi. Böylece, birbirleri ile kıyasıya çıkar çatışması içinde olan devletler, güvenliklerine yönelebilecek tehlikelere karşı önlem alma amacıyla aralarında çeşitli savunma antlaşmaları yaptılar. İtilaf ve ittifak devletleri diye anılan iki karşıt cephe işte bu tür antlaşmaların ürünüdür.
BALIKLARDA MİDE ANALİZ YAPIMI  Balıklarda mide analiz yapımının amacı belirli bir bölgede yaşayan balık türlerinin sindirim aygıtlarında hangi organizmaların ne şekilde bulunduğunu tespit etmektir. Bu şekilde yapılacak işlem için belli zaman aralıkları içinde belirlenen alanda (göl, deniz, akarsu )yakalanan balıkların sindirim muhteviyatı bulunma frekansı ve sayı yöntemleri kullanılarak incelenir. Sonuçta incelenen balıklardan elde edilen veriler bu konuda çalışmış olan bilim adamları tarafından yapılmış olan sistematik veriler kullanılarak sistematikleri yapılır. Sistematik sonuçlara göre incelenen balıkların sindirim aygıtlarından elde edilen organizmaların bitkisel organizma veya hayvansal organizma oluşlarına göre ayrılır. Elde edilen organizmalar türlerine kadar teşhis anahtarları kullanılarak tür teşhisleri yapılır.
BALIK ALANLARINA ERİŞME VE ULUSLAR ARASI KURALLARDünyada denizlerde avlanan balıkların yaklaşık yüzde 90'ı kıyılardan yaklaşık 200 deniz mili mesafe içinde tutulmakta, bu yüzden de denizle kıyısı olan ülkelerin büyük bir bölümü karasuları üzerinde sürekli iddiasında bulunmaktadır.Aslında, balık zenginliklerinden yararlanmada büyük önemi olan avlatın haklan iki yönden ele alınabilir: Birincisi, uluslararası balıkçılık alanla m kullanacak olan ülkelerin hakları;  ikincisi  ise her ülkedeki balık grupları ya da tek tek balıkçılarla ilgili haklardır. Halen birçok ülkenin daha uzun olmasını teklif ettikleri halde, ülke karasularının kıyıdan üç açığa kadar uzanması durumu yürürlüktedir. Fakat karasularının genişle turnesi yolunda büyük bir baskı vardır: 1930 yılında karasularının 3 milden fazla olmasını isteyen ülke sayısı 8 iken, bu sayı I950'de 23'e yükselmiş, 1958'in sonunda da 43 ülke 4 milden daha fazlasını talep etmişti. Yakın yıllarda, 12 mil ve daha fazla karasuları talep eden ülkelerle birlikte, bu sayı oldukça artmıştır.
B A L I K    T Ü R L E R İANTHİAS :Anthiaslar sualtı dünyasının planktonivorlarındandırlar. Diğer bir deyişle "plankton" adı verilen ve bir kısım deniz yosununu da içinde bulunduran mikroskobik organizmalarla beslenirler. Akvaryum ortamında bir çok yemle beslenebilirler ama asıl tercihleri planktonlar ve canlı veya donmuş yemlerdir. Sık yemleme anthiaslar için gereklidir.      Anthiaslar doğal ortamlarında incelendiğinde ne kadar hiyerarşik bir düzende yaşadıkları açıkça görülür. Genellikle kayalık ortamlarda yaşarlar ve bu kaya birikintisinin tepeye en yakın noktalarında gelişmiş erkek anthiaslar, onların biraz altında gelişmekte olan erkek anthiaslar ve en alt kısımda da dişi anthiaslar yüzerler. Bu hiyerarşiye uymayan anthiaslar şiddetle cezalandırılır. Anthias beslemeye niyetli olanlar bu hiyerarşik yapıyı gözeterek bir erkek ve birkaç dişi anthias almalıdır. Birden fazla erkek anthias alınırsa kuvvetli olan hayatta kalır.
7.5;ZOKALI TAKIMLARIN LÜFER AVINDA KULLANILMALARIZokalı takımlarla kuzeyde, boğazlarda' ve Marmara da Iüfer avlamak Çok kolay ve çok bereketli olduğu için, herkes tarafından benimsenir ve yaygın • • biçimde de kullanılır. Bu bakımdan, çinekop, -sarıkanat, lufer, palamut, kofana ve.torik verimi iİe bilinen• mer' alar; heres tarafından vakitli vakitsiz•yoklanarak tedirgin edilir. Hatta iyi av verebilen yerlerin 'sürekli ziyaret eden o kadar çoktur ki, insan bu kalabalığın arasında kaldığı• sürece bir rahatsızlık ve huzursuzluk duyar. Halbuki, oltacılıkta yapılan•işden sonuç almak ve alınan sonuçdan da huzur duymak esası var olduğundan, çalışmalann ağırlığı bu yöne meylettirilirse, daha faydalı olur. Durum kalabalıktan uzak kalmak ve'bir başkası tarafından tedirgin edilmemek amacına yönelik olacagı için, çahşmJarı kimsenin bilmediği veya bullamadığı yerlere kaydırmanın çok büyük faydası göriilür.Lüfer bir'mevsim balığıdır. Bir yerde göründüğü zaman benzeri olan bir başka yerde de. bulunabilmektedir. Amaç için, yukarıda değindiğimiz mera özelliklerinin araştırılrmasına ağirlık venlirse, başarıya ulaşmamanın imkanı yoktur. Ne var ki, lufenn varlığını kanıtlayan işaret ve belirtilerin ilk bakışta ve •birden farkedilmesi mümkün degil-. Ama aşağida tarif edeceğimiz avlanma yöntemi aynen uygulanacak olursa, eşine pek az rastlanan bereket içine girmek işden değil. Bu uygulama• şudur