.

http://www.edubilim.com/ana




Sağlık

DosyalarEkleme Tarihi

Sıralama : İsim | Tarih | Tıklama [ Artarak ]
 ŞİZOFRENİDr. Serhat İPEKÇİ - Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı - Burdur Devlet Hastanesi          Şizofreni sağlık sorunları arasında en ön sıralarda yer alan hastalıklardandır. Dünya nüfusunun yaklaşık %1’ini etkilediği ve hastalık belirtilerinin değişik derecelerde yaşamboyu sürdüğü düşünüldüğünde sorunun önemi tüm berraklığı ile ortaya çıkar. Şizofreninin trajik doğası kişileri en üretken çağlarında yakalamasıdır. Hastaların sosyal, mesleki, aile-içi ilişkilerini son derece olumsuz biçimde etkilemesi şizofreniyi toplumsal ve ekonomik açıdan bedeli en ağır hastalıklar arasına sokmaktadır.          Şizofrenide Sıklık ve Yaygınlık: Çalışmalar toplumda her 100 kişiden 1’inin şizofreniye tutulacağını göstermektedir. Hastalığın en sık ortaya çıktığı yaş dönemleri erkekler için 15-25, kadınlar için 25-35’tir. Şizofreni çocuklarda ve ileri yaşlarda ortaya çıkabilmekteyse de 10 yaşından önce ve 50 yaşından sonra şizofreni başlangıcı son derece seyrektir. Hastalık dünya yüzünde tüm coğrafi bölgelerde, tüm sosyokültürel gelişmişlik düzeylerinde yaklaşık aynı sıklıklarda gözlenmektedir.
Şarbon nedir? Şarbon Bacillus anthracis isimli bakterinin yol açtığı bir hastalıktır. Şarbon hastalığı Asya, Güney Avrupa, Afrika ve Avustralya gibi dünyanın büyük bir bölümünde yüzyıllar boyu hayvanlarda (sıklıkla sığır, koyun, keçi, deve, antilop ve diğer otçul hayvanlar) görülen bir hastalıktır. Ancak enfekte hayvanlarla veya bunların dokularıyla temas halinde olan insanlarda da görülebilir. Şarbon bakterisi çevre şartlarında "spor" denilen bir biçim alarak yaşamını sürdürebilmektedir. En sık görülen doğal formunda deride siyah renkli yaralar meydana getirir ve orjinal ismini de (Anthrax) buradan almıştır. Anthrax neden güncel olmuştur? Bacillus anthracis bakterisi dayanıklı sporlara sahiptir ve uzun yıllar boyunca, dış ortam şartlarından etkilenmeden kalabilir. Bunun yanısıra bakteri, hastalık esnasında güçlü bir toksin üretir. Bu özellikleriyle biyolojik savaş tehdidinde kullanılabileceği varsayılmaktadır ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gelişmelerle gündeme gelmesiyle halk arasında tedirginlik yaratmıştır. Kaç tip şarbon vardır? Nasıl bulaşır? Üç tip şarbon vardır ve herbirinin değişik belirtileri vardır. 1) Deri şarbonu en sık rastlanan şeklidir. Genellikle derisinde yara ya da kesik olan bir kişiye şarbon sporlarının teması sonucu bulaşır. Temas yerinde önce bir şişlik, su toplanması ve sonrasında siyah kabuklu bir yara oluşur. Deri şarbonu süratle tedavi edildiğinde kolay iyileşir. Doğru tıbbi değerlendirme ve tedavi esastır. 2) Gastrointestinal (sindirim sistemi) şarbonu hastalıklı hayvan etlerinin yenmesi sonucu meydana gelir. Hastalığın başlangıç belirtileri besin zehirlenmesine benzer ancak karın ağrısı, kan kusma ve ciddi ishalle birlikte hastalık ilerler. Doğru tıbbi değerlendirme ve tedavi esastır. 3) İnsan şarbonunun en ciddi şekli akciğer şarbonudur. En nadir görülen şarbon şeklidir. Bu tip, havada asılı (süspande) büyük miktarlardaki şarbon sporlarının insan tarafından solunması sonucu meydana g...
ÖZÜRLÜLERDE   SPORAnsiklopedilere göre spor, "bireysel ve kollektif oyunlar şeklinde yapılan, genellikle  yarışmaya yönelik olarak bazı kurallarla uygulanan ve geç dönemde yararlı olması beklenen beden hareketlerinin tümü" şeklinde tanımlanmaktadır. Sportif aktiviteler bir amaç uğruna yapılır ve bu amaç çoğu kez rakipleri geçmek, daha fazla sayı yapmak, belirli bir uzaklığı başka bir yarışmacıdan önce aşmak gibi hedeflere yöneliktir.Bu amaçlar doğrultusunda insanlar, tarihin çok eski dönemlerinden itibaren birbirleriyle yarışmışlar ve çok değişik sportif etkinliklerde bulunmuşlardır. Bilinen en eski sportif etkinlikler Türk, Yunan, Çin ve Hind uygarlıklarında başlatılmışlardır.Eski Türk boylarında basit sporların başlangıcı, dinsel ve geleneksel kalıplar içersinde. M.Ö. 1000 yıllarına kadar eskilere dayanmaktadır. Bu dönemde en yaygın olan yarışma şekli koşu sporlarıdır. Daha sonraki avcılık ve göçebelik devirlerinde ise atlı sporlar ön plana geçmiştir. Anadolu’nun çeşitli kesimlerinde atlı sporların bazı türleri, otantik kalıplara çok benzer şekilde devam etmektedir.
ÖZET Bu çalışma da, ilk olarak kemik çimentosu üzerinde durulmuştur. Daha sonra kemik çimentosu ile ilgili yapılmış olan bazı deneyler incelenmiştir ve bu deneylerin sonuçları verilmiştir ek olarak kemik çimentosu yerine kullanılabilecek alternatifler üzerinde durulmuştur. Son olarak kemik çimentosuna lif katkısının, kemik çimentosunun çekmesi üzerine etkileri incelenmiştir. ABSTRACT In this study, it was firstly mentioned about bone cement. Then some tests of done are investigated and results of this tests are given, additional mentioned about useable alternative instead of bone cement. Lastly, the shrinkage of bone cement on fiber evaluated. İÇİNDEKİLER ÖZET…………………………………………………………………………………….i ABSTRACT…………………………………………………………………………….ii İÇİNDEKİLER………………………………………………………………………...iii TABLOLAR DİZİNİ…………………..……………………………………………....vi ŞEKİLLER DİZİNİ……………………………………………………..……………vii 1. GİRİŞ…………………………………………………………………………………1 2. KAYNAK ARAŞTIRMASI………………..………………………………………..2 2.1. KEMİK ÇİMENTOSU………………………….………………………………2 2.1.1. PMMA Esaslı Biyoaktif Kemik Çimentolarının Biyolojik ve Mekanik Özelliklerinin İncelenmesi…………………......…………………………………..2 2.1.2. Kemik Çimentosuna Uygulanan Mekanik Testler……...…………………6 2.1.2.1. Sıkıştırma Testi……………………...…………………………………6 2.1.2.2. Mukavemet Testleri……………….……..…………………………….7 2.1.3. PMMA İçine Katılacak Biyoaktif Çimento Maddesinin Taşıması Gereken Özellikler ve Etkileri……………………………………………………..7 2.2. AKRİLİK KEMİK ÇİMENTOSUNA TOZ/SIVI (T/S) ORANINDAKİ DEĞİŞİKLİĞİN ETKİSİ…………………………..………………….……………..9 2.2.1. Toz/Sıvı (T/S) Oranı Değiştirilerek Yapılmış Olan Çalışmada Kullanılan Malzemeler……………..……….…………………………………………………10 2.2.2. B. Pascual ve Arkadaşlarının Çalışmalarında İzledikleri Metotlar…….11 2.2.2.1. Örnek Hazırlanması...
Zararlı İçerikler Zararlı içerik dendiğinde aklımıza virüsler, hackerler, porno siteler ve terör siteler gelir. Terör siteleri yasadışı bir şekilde internet ten faaliyetlerini sürdürmektedir. Örneğin PKK ilk önce dergi ve TV aracılığıyla sürdürdüğü çalışmalarını şuan yüzlerce web sitesi kurarak sürdürüyor. Porno siteler de ise belli bir yaş sınırı olmadan herkes bağlanabiliyor. Buda on yaşındaki çocukların bile bağlanmasına olanak tanıyor. Hiçbir denetim sınırlaması yok. 1-Hackerler Bilgisayar dünyasında hacker olarak adlandırılan siber korsanlar, 2000 yılını "verimli" geçirdi. Değişik ülkelerden yüzlerce korsan, muhtelif sitelere saldırdı, çökertti ya da mesaj bıraktı. Hack edilmiş siteleri takip eden www.2600.com, binden fazla önemli sitenin saldırıya uğradığını duyurdu. Bu rakama kişisel web sayfaları ve küçük firmaların dahil olmadığı belirtildi. Site yetkilileri, tüm saldırıların 5 binden fazla olabileceğini tahmin ettiklerini bildiriyorlar. Siber korsanların en büyük "başarılarından" biri, dünyanın sayılı yazılım şirketlerinden Microsofta saldırarak, Office programlarına ait birçok kaynak kodunu çalmak. Rus oldukları tespit edilen korsanlar, elektronik posta ile gönderilen bir java script (internette kullanılan özel bir yazılım dili) ile Microsoftun içine sızarak, firmanın 2001 yazında piyasaya sunmayı planladığı yeni Office programının kodlarını çaldılar. Olayın kısa sürede duyulması üzerine bir açıklama yapan Microsoft yetkilileri, ele geçirilen belgelerin önemli olmadığını belirtti. Öte yandan geçtiğimiz hafta içerisinde Microsoftun elektronik posta servisi www.hotmail.coma da bir saldırı olduğu ileri sürüldü. Şirket yetkilileri bu konuda bir açıklama yapmazken, internet analistleri, siber korsanların sisteme ait bazı bilgisayarları devre dışı bıraktığını ve binlerce hotmail kullanıcısının kişisel hesaplarına ulaşamadığı görüşünü savundu. Kredi kartlarına dikkat Siber korsanların üzerinde yoğun şekilde çalıştıkları diğer bir alan, değiş...
ZAMAN YÖNETİMİ Daha çok çalışmak veya serbest zamanımızdan çalmak demek değildir. Sadece zamanımızı daha iyi değerlendirerek oradan kazandığımız zamanı kendimiz, kendimizi geliştirmek veya ailemiz ile daha çok beraber olmak demektir. Zamanı yönetemeyiz ancak kendimizi zamana göre yönetebiliriz. Bunun içinde organizasyon ve plan gerekir. Herkesin günde tam 24 saat veya 1440 dakika ile güne başlar. Bir gün içinde arttırabileceğimiz 60 dakika ile şunları elde edebilirim; Gelecek 10 yılda bir yüksek okul diploması almamızı sağlar, Kendimizi geliştirme, Hayatımızı başkaları ile paylaşma, Bütün yeteneklerimizi kullanma, Daha ayrıntılı planlama yapma Becerilerinizi geliştirme Kişisel ilgi alanlarımızı geliştirmede Yeni fikirler yaratma ve yeni projeler başlatmada Peki zaman yönetimi kurallarına gelin sabah kalkmamız ile bilrlikte başlayalım. Yapılabilecek en iyi iş saat çalar çalmaz uyanmak ve yataktan fırlamaktır. Çünkü burada daha fazla debelenecek olursak en azından 30-45 dakika daha zaman kaybedeceğiz. Aksine bu uyku ve dinlenme olmayacak aksine ızdırap olacaktır. Birde işimize geç kalacak bu stresimizi bir kat daha arttıracaktır. Güne erken başlayın. Giyeceklerinizi, çamaşırlarınızı geceden hazırlayın Sabah mutlaka kahvaltı yapın ve bu arada o günün planını yapın, Günleri uzatmanın en iyi yolu zamanı gecelerden çalmaktır, Uyumak kaçmak demektir, uyku sarj edilemez, Bende bu nedenle sabahları erken kalkıyor ve hastaneye erken saatlerde geliyorum, Banyoda ve tuvalette zamanıınızı iyi değerlendiriyor musunuz? Sabahları burada TV da haberleri ve gazete başlıklarını dinleyebilir veya o günün veya bir gün öncesinin gazetesini, haftalık dergileri okumak vs.. Hergün kullandığın traş takımı, havlular ön taraftamı altta çekmecede mi? Kat kaloriferi kullanıyorsan timer varmı? Sen kalkmadan önce su ısınıyormu? Yoksa sonradan 45 dk ısınacak diye bekliyormusun? Her aile bireyi için ayrı raf var mı? Önce tıraş olunuz sonra banyonuzu yapınız böylece du...
İSPANYADA İŞ GÜVENLİĞİ VE SAĞLIĞI İspanyada iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili resmi istatistikler çok sıkı bir şekilde tutulan iş kazaları ve meslek hastalıkları raporlarına dayanmaktadır. Bu makalede İspanya’nın ulusal çalışma koşullarının irdelendiği bir anketten bahsedilecektir. Bu anket İspanya’da 3445 işveren ve 3804 çalışana uygulanmıştır. Örneklem tüm sektörler ve şirketlerin büyüklük derecelerini içerecek şekilde seçilmiştir. Ankete göre; 1.FİZİKSEL UYGUNSUZLUK Ankete göre işçilerin %8,5 80db’in üzerinde gürültüye maruz kalıyor.Bu oran geçen ankete göre (4 sene önce yapılmış) düşük bir oran ancak hala alınması gereken bazı önlemler var; -Gürültüyü kaynağında yok edecek yada azaltacak sistem yada prosedürlerin hazırlanması -İzolasyon -İşçiye verilecek eğitim ve bilgiler Bu önlemlerle İspanyada meslek hastalığı olarak kabul edilen, çalışma koşulları yüzünden ortaya çıkan sağırlık sorununun azalacağı söylenmektedir.Titreşime maruz kalan işçilerin oranı ise ankete göre %7,8. Bu sorunda ise geçmiş döneme göre herhangi bir gelişme olmamış. Anket koruyucu önlemler olarak; -Ekipmanın uygun yerleştirilmesi -Titreşimin absorbe edileceği mekanizmaların geliştirilmesi -İşçi eğitimi 2. DURUŞLAR VE HAREKETLER Ankete göre çalışanların %28.8’i mesaileri süresince sürekli ağır parçaları kaldırmak zorunda kalıyorlar. Bu oran, geçmiş yıllarda yapılan anketlere göre yüksek bir oran. Ayrıca anket, çalışma koşullarının şirket küçüldükçe ağırlaştığını gösteriyor. Ankete göre çalışanların %49.3’ü sürekli tekrar gerektiren işlerden rahatsız olduklarını ortaya koyuyor. Burada alınması gereken önlemler, -Molalar ve iş rotasyonunun optimizasyonu -İş zenginleştirme -Yeni teknolojilerin kullanımı 3. KİMYASAL MADDEYE MARUZ KALMA İşçilere ankette “zararlı veya zehirli maddeleri veya ürünleri işinizde kullanıyor musunuz” sorusuna %15 lik bir oran “evet” yanıtını vermiştir. Kimyasal maddelere maruz kalan işçiler geneld...
İSKELET VE KAS SİSTEMİ Canlılarda, vücuda desteklik sağlayan ve hareketi kolaylaştıran sistemdir. Tek hücrelilerde bu görevi hücre zarı ve hücre çeperi yapar. Bitkilerde Destek Yapılar Bitkilerde selüloz hücre çeperi, turgor basıncı, destek dokuyu oluşturan kollenkima ile sklerinkima gibi yapılar desteklik sağlar. Hayvanlarda İskelet Sistemi Hayvanlarda iskelet ikiye ayrılır. 1- Dış İskelet: Sadece omurgasız hayvanlarda bulunur. vücudun dışında bulunan ve vücudu dış etkilerden koruyan destek yapıdır. Büyümeyi sınırlar, üzerinde vücut örtüsü bulunmaz. Protein, k.hidrat ve yağ gibi organik moleküller ile kalsiyum karbonat gibi inorganik moleküller oluşabilir. 2- İç İskelet: Omurgasızların bazılarında (süngerler, derisi dikenliler) ve bütün omurgalı hayvanlarda bulunur. İç iskelet vücudun içinde bulunur, vücuda şeklini verir ve iç organları korur. Üzerindeki çeşitli vücut örtüleriyle büyümeyi engellemez. Köpek balıklarında iç iskelet kıkırdak dokusundan oluşur. Kemik oluşumu kıkırdak ve bağ dokunun değişimi ile meydana gelir. Minareller, hormonlar (parathormon, kalsitonin, STH) dengeli beslenme vitaminler ve genetik faktörler ile kontrol edilir. D vitamini kemiklerde Ca ve P birikimi sağlayarak kemiği sertleştirir. Eksikliğinde raşitizm hastalığı meydana gelir. İnsanda İskelet Sistemi İnsan iskeletinin temelini kemikler oluşturur. Yapısal olarak iki çeşit kemik vardır. * Sert Kemik: Bütün kemiklerde bulunan, aralarında boşluk bulunmayan kemiktir. Sertlik ve dayanıklılık verir. Sert kemiklerde sarı ilik bulunur. * Süngersi Kemik: Yapısında boşluklar bulunur. Bu boşluklarda kırmızı kemik iliği vardır. Şekillerine göre ise üç çeşit kemik vardır. * Yassı Kemik: Kafatası, kürek, kalça, göğüs ve kaburga kemikleridir. * Kısa Kemikler: Omurga kemikleri, el ve ayak bilek kemikleridir. * Uzun Kemikler: Kol ve bacak kemikleridir. Kemiklerin en dışında periost (kemik zarı) bulunur. Kemiğin ka...
ÜREME SİSTEMİ KADIN ÜREME SİSTEMİ: > Kadın üreme sistemi iç ve dış genital organlardan oluşur. Üreme ve cinsel fonksiyonlar beyinden gelen kimyasal uyarıların ışığı altında bu organlarda gerçekleşir. Dış genital organlar : >Vulva: İç ve dış dudaklar (Vajinanın açıklığını çevreleyen yağ dokusu, ter bezleri ve kıl kökleri içeren deri kıvrımlarıdır. >Klitoris: Klitoris erkekte penisi oluşturan yapının kadınlarda ki kalıntısıdır. >Hymen (Kızlık zarı): Vajinanın girişini kaplayan ince bir zardır. Çeşitli bezlerden oluşur. İç genital organlar: İç genital organlar ise sırası ile vajen, rahim, fallop tüpleri ve yumurtalıklardan oluşur. >Vajen: Vulvadan, uterusa (Rahme) doğru uzanan kaslardan oluşan tubuler bir yapıdır. >Rahim: Armut şeklinde endometrium adı verilen ve her adet döneminde kalınlaşıp adet kanaması ile dökülen doku ile kaplı yapıdır. Üst üçgen kısmına (korpus) alt silindirik kısmına ise serviks adı verilir.Korpus ile serviksi birleştiği 0.5 cm lik kısma ise istmus denir. Armut şeklinde olan rahimin geniş kısımlarının yan taraflarından fallot tüpleri çıkar >Fallop tüpleri: rahim ile yumurtalıklar arasında uzanan tüpsü yapılardır. Yumurtalıklardan salınan yumurtanın döllenmesi, bu tüplerde gerçekleşir. Döllenen yumurta tüplerden geçerek rahme ulaşır. 10 cm kadar uzunluğa sahiptir. >Yumurtalıklar: rahmin iki yanında bulunan badem büyüklüğünde (4x2x1.5cm)yapılardır. Ergenlik döneminden menapoza kadar yumurtalıklardan her ay bir yumurta gelişerek atılır. ERKEK ÜREME SİSTEMİ >Testislerdeki (Yumurtalar) seminifer tübüllerin duvarında bulunan primordial seks hücreleri sperm üretimini gerçekleştirir. >Sperm hücresi baş, boyun ve kuyruk olmak üzere üç kısımdan oluşur. >Baş kısmı yumurta ile birleşmeyi sağlayan kısım olup, döllenmeyi sağlayan genetik yapıları içerir. >Boyun kısmında hareket için gerekli enerji üretilir. >Kuyruk kısmı ise spermin hareketliliğini sağlar. Testisler (yumurta) seminifer tü...
İnsan yaşamının değeri ve anlamı kişinin gönlünce bağlandığı konular üzerinde derinleşebildiği boyutta zenginleşiyor. Kişinin gönül bağının varlığını ve gerçekliğini algılayabilmesi için düşünce boyutundan eylem boyutuna yükselebilmek gerekiyor. Eylem boyutuna yükselebilmek ise kişinin günlük alışkanlıklarını yavaş yavaş terkedip farklı uygulamalara sürüklenmesiyle mümkündür. Günlük alışkanlıklarını değiştirip sosyal amaçlı eyleme dönüştürebilenleri sivil toplum hareketinin gönüllüleri olarak tanımlamaktayız. Kuruluşun Gönüllüye sunması gereken özellikler Gönüllüler için anlamlı görevler belirlemek gerekir Gönüllü Eğitimi en önemli Gönüllü çalışmasıdır Kuruluşun amacına uygun mu? aynı dili konuşuyor muyuz, misyonu özümsemiş mi? Gönüllü olmanın Kazançları ve Maliyeti vardır: İnsanlar niçin Gönüllü olmak ister : Zevk aldığı bir şey yapmak için İnandıkları bir şeyi desteklemek için Can sıkıntısından kurtulmak için Becerilerini korumak için Kendisini ihtiyaç duyulan kişi olarak hissetmek için Eğlenceli bulabilir Yeni dost ve çevre edinmek için Kişisel gelişimine katkı sağlamayı hedeflediği için Vb Gönüllü olmanın kazançları gibi kişiye göre değişen "maliyeti" de vardır. Aile ve arkadaşlardan, meslekten, hobilerden uzak kalmak Ek masraflara girmek Gönüllü pozisyonu dolayısıyla ek zaman ayırmak n yetenek ve ilgisine uygun mu Gönüllü Olmanın Şartları Belli bir zaman dilimi seçmek ve zaman dilimi içinde üzerine düşen görevleri yerine getirmek. Gönüllü olarak katıldığı kuruluşun bir görevlisi olduğunu kabul etmek ve sorumluluklarını yerine getirmek. (gönüllü olduğu süre içinde gönüllü olduğu andan itibaren kuruluşun bir görevlisi olur.) Gönüllü gruplarına katılmak,ve katılıma kolaylık sağlamak.( gönüllülere ait gruplara yeni gelenlere kolaylık sağlamak ) Şeffaf olmak ( her konuda açık davranmak) Yukarıdaki şartları kabul ediyorum ve aşağıda yazdığım süre içinde gönüllülük çalışmalarına katılacağım. Saygılarımla İsim soyi...
1- İlk Yardımın Tanımı, Önemi, İlke ve Hedefleri Herhangi bir kaza ya da hayatı tehlikeye düşüren bir durumda sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar kişinin içinde bulunduğu durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek için yapılan uygulamaların tamamına ilkyardım denir. Hayatı koruma ve sürdürülmesini sağlamak, Mevcut durumun daha kötüye gitmesini önlemek, İyileştirmeyi kolaylaştırmaktır. İlk yardımın önemi: Her gün basından ve televizyonlardan büyük hasara ve can kaybına neden olan kaza haberleri dinleriz. Meydana gelen kazalardaki ölümler ve sakat kalmaların en büyük nedenlerden birisi kazalara müdahale eden kişilerin ilk yardım uygulamalarını bilmemesindendir. Ayrıca kazalara zamanında ilk yardımın uygulanmaması ölüm oranını artırmaktadır. Bu nedenle kazalarda yapılacak ilk yardımın zamanında yapılması çok önemlidir. Yani ilk yardımın önemi kaza yerinde zamanında ve tekniğe uygun yapılmasına bağlıdır. Kaza sırasında zamanlamanın önemi yapılan araştırmalarda ortaya konulmuştur. Kazalardaki ölümlerin yaklaşık olarak %10’ u ilk beş dakikada meydana gelmektedir. Kazalardaki ölümlerin yaklaşık %50’ si ise ilk yarım saat içinde gerçekleşir. Kazalarda ilk yardımın en kısa sürede ve etkin bir şekilde yapılmasıyla, kurtarılacak hayat sayısı da artar. Örneğin; ABD’ de yapılan bir araştırmada kalp durmalarında ilk yardımın zamanında yapılmasıyla hastaların yaklaşık %40’ı kurtarılmıştır. Aynı araştırmada kalp durmalarında ambulans gelinceye kadar yapılan müdahaleler ile yaklaşık %20’ sinin kurtarıldığı tespit edilmiştir. Herhangi acil bir durumda yapılacak basit uygulamalar kadar bazı tehlikeli davranışlardan kaçınılması da kişinin hayatını kurtarır. Bu amaçla ilk yardım bilgileri verilirken nelerin yapılacağının öğretilmesinin yanında nelerin yapılmayacağı da kavratılmalıdır. İlk yardımı uygulayan kişi kaza sırasında yapılmaması gerekenleri engelleyerek de hayat kurtarır. Kaza sırasında hayat kurtarmak için kazazedenin yanlış taşınması v...
İLK YARDIM HAVAYOLUNUN SAĞLANMASI HAVAYOLUNU SAĞLAMANIN BASİT YOLLARI: Havayolunda obstrüksiyon saptandığında derhal önlem alınmalı ve basit manevralarla şuuru kapalı ve dili geri düşmüş olan hastalarda havayolunun açıklığı sağlanmalıdır. Başa ekstansiyon Boyna hafif fleksiyon Alt çenenin yukarıya çekilmesi HAVAYOLU AÇIKLIĞINI SAĞLAYAN BASİT GEREÇLER Faringeal airway: Basit havayolu gereçleri olup, havayolu açıklığını sağlamada özellikle resüsitasyon (hayata döndürme) uzadığında çok yardımcıdır. Orofaringeal (ağız yolunu kullanan), nasofaringeal (burun yolunu kullanan) olmak üzere iki tiptedir. Orofaringeal airway(guedel airway): Eğimli, plastik materyaldir. Ağız içine yerleştirildiğinde geriye düşmüş olan dil kökünü yukarıya doğru kaldırarak havayolunun açılmasını sağlar. Yeni doğandan erişkine kadar kullanılabilen değişik boyutları vardır. Yerleştirilmesi: Hastanın ağzı açılır, içerde yabancı bir cisim olmadığı tespit edilir. Alet ağız boşluğu içersine eğimli tarafı yukarıya bakacak bir şekilde yarıya kadar sokulur ve ağız içerisinde 180 derece döndürülerek ağız içerisine tam olarak yerleştirilir. Bunu yapabilmek için hastanın şuuru yerinde olmamalıdır (aksi takdirde kusar). Hastada öğürme gibi reaksiyonlar geri geldiğinde alet çıkartılmalıdır Alet yerleştirildikten sonra hastanın solunumu ‘bak, dinle, hisset’ yöntemiyle (bu yöntem solunumun olup olmadığını belirlemek için kullanılır. Bir taraftan diyafram hareketlerine bakılırken diğer yandan hastanın ağzına doğru eğilerek nefes alıp verişi duyulmaya ve aldığı hava yanaklarla hissedilmeye çalışılır) kontrol edilmelidir. Bu sırada hastanın başı ekstansiyonda (boynu geri çekerek germe) tutularak havayolunun açıklığı korunmalıdır. Nasofaringeal airway: Yumuşak plastik materyalden yapılmış olup burun deliklerinde yerleştirilerek kullanılır. ENDOTRAKEAL ENTÜBASYON (NEFES BORUSUNA TÜP YERLEŞTİRİLMESİ) Trake içine solunum yolunu güven altına almak veya solunumu kontrol etmek amacıyla tüp yerleştirilmesid...
İLK YARDIM HAVAYOLUNUN SAĞLANMASI HAVAYOLUNU SAĞLAMANIN BASİT YOLLARI: Havayolunda obstrüksiyon saptandığında derhal önlem alınmalı ve basit manevralarla şuuru kapalı ve dili geri düşmüş olan hastalarda havayolunun açıklığı sağlanmalıdır. Başa ekstansiyon Boyna hafif fleksiyon Alt çenenin yukarıya çekilmesi HAVAYOLU AÇIKLIĞINI SAĞLAYAN BASİT GEREÇLER Faringeal airway: Basit havayolu gereçleri olup, havayolu açıklığını sağlamada özellikle resüsitasyon (hayata döndürme) uzadığında çok yardımcıdır. Orofaringeal (ağız yolunu kullanan), nasofaringeal (burun yolunu kullanan) olmak üzere iki tiptedir. Orofaringeal airway(guedel airway): Eğimli, plastik materyaldir. Ağız içine yerleştirildiğinde geriye düşmüş olan dil kökünü yukarıya doğru kaldırarak havayolunun açılmasını sağlar. Yeni doğandan erişkine kadar kullanılabilen değişik boyutları vardır. Yerleştirilmesi: Hastanın ağzı açılır, içerde yabancı bir cisim olmadığı tespit edilir. Alet ağız boşluğu içersine eğimli tarafı yukarıya bakacak bir şekilde yarıya kadar sokulur ve ağız içerisinde 180 derece döndürülerek ağız içerisine tam olarak yerleştirilir. Bunu yapabilmek için hastanın şuuru yerinde olmamalıdır (aksi takdirde kusar). Hastada öğürme gibi reaksiyonlar geri geldiğinde alet çıkartılmalıdır Alet yerleştirildikten sonra hastanın solunumu ‘bak, dinle, hisset’ yöntemiyle (bu yöntem solunumun olup olmadığını belirlemek için kullanılır. Bir taraftan diyafram hareketlerine bakılırken diğer yandan hastanın ağzına doğru eğilerek nefes alıp verişi duyulmaya ve aldığı hava yanaklarla hissedilmeye çalışılır) kontrol edilmelidir. Bu sırada hastanın başı ekstansiyonda (boynu geri çekerek germe) tutularak havayolunun açıklığı korunmalıdır. Nasofaringeal airway: Yumuşak plastik materyalden yapılmış olup burun deliklerinde yerleştirilerek kullanılır. ENDOTRAKEAL ENTÜBASYON (NEFES BORUSUNA TÜP YERLEŞTİRİLMESİ) Trake içine solunum yolunu güven altına almak veya solunumu kontrol etmek amacıyla tüp yerleştirilmesid...
İlaç nedir ? İnsanlara yada hayvanlara bir hastalığın tedavisi , önlenmesi yada teşhisi amcıyla verililen maddeleri belirten genel terimdir.İlaçlar , ağrıları yada başka rahatsız edici durumları dindirmek , zihin ve bedenin normal dışı durumlarını düzeltmek ve denetim altında tutmak için kullanılırlar.Reçeteyle verilen bir ilacın hekim yada diş hekimi tarafından özel olarak yazılması gerekir.Reçetesiz verilen ilacın alınması ve kullanılması içise , meslekten bir kişinin onayı gerekmez. İlaç Üretim Yerleri Eczane Sanayi Eczanede ilaç ; Eczacı tarafından üretilir , ambalajlanır , kontrol edilir.GMP eczacının bilgi ve tecrubesine bağlıdır.Üretim çok küçük olduğu için kontrol kolaydır. Sanayide ilaç ; (Araştırma-Geliştirme) bölümleri vardır.Çalışanların yanında denetleyici olmalıdır.Onaylaya , kartotexleri yapanlar da bulunmalıdır.Dökümanlar belli bir süre saklanmalıdır.Firma her Çok fazla hacimde üretilir.İş bölümü söz konusudur.Üretim , kalite kontrol , ambalaj , Ar-Ge preparatını saflık , miktar tayini , üretim aşamaları ve ilaç içeriği açısından kontrol etmelidir.Preparat piyasaya çıktıktan sonrada izlemeye devam etmelidir. Bir ilaç üretilirken üç ayrı bölüm vardır : 1)Kalite Emniyeti 2)GMP 3)Kalite Kontrol *Kalite : Muhtahzarın formülü , spesifikasyon ve analizi ile GMP kurallarına uygunluğuna denir. 1)Kalite Emniyeti: Preparatın istenilen kalitede olup olmadığını saptamada yapılan tüm düzenlemelerdir. Amaç ; Belirli işlemlerin yapılması , izlenmesi , ürünlerin spesifikasyonlara uygunluğunu ve tam mamülde bazı özelliklerin aranmasıdır. -Preparat doğru maddeleri doğru oranda içermelidir. -İstenilen saflıkta olmalıdır. -Belirli işlemlere göre doğru bir şekilde üretikmelidir. -Uygun kap , kapak kullanınmalıdır. -Etiketi uygun olmalıdır. -Dağıtımına kadar doğru bir şekilde depoda be...
İlaç nedir ? İnsanlara yada hayvanlara bir hastalığın tedavisi , önlenmesi yada teşhisi amcıyla verililen maddeleri belirten genel terimdir.İlaçlar , ağrıları yada başka rahatsız edici durumları dindirmek , zihin ve bedenin normal dışı durumlarını düzeltmek ve denetim altında tutmak için kullanılırlar.Reçeteyle verilen bir ilacın hekim yada diş hekimi tarafından özel olarak yazılması gerekir.Reçetesiz verilen ilacın alınması ve kullanılması içise , meslekten bir kişinin onayı gerekmez. İlaç Üretim Yerleri Eczane Sanayi Eczanede ilaç ; Eczacı tarafından üretilir , ambalajlanır , kontrol edilir.GMP eczacının bilgi ve tecrubesine bağlıdır.Üretim çok küçük olduğu için kontrol kolaydır. Sanayide ilaç ; (Araştırma-Geliştirme) bölümleri vardır.Çalışanların yanında denetleyici olmalıdır.Onaylaya , kartotexleri yapanlar da bulunmalıdır.Dökümanlar belli bir süre saklanmalıdır.Firma her Çok fazla hacimde üretilir.İş bölümü söz konusudur.Üretim , kalite kontrol , ambalaj , Ar-Ge preparatını saflık , miktar tayini , üretim aşamaları ve ilaç içeriği açısından kontrol etmelidir.Preparat piyasaya çıktıktan sonrada izlemeye devam etmelidir. Bir ilaç üretilirken üç ayrı bölüm vardır : 1)Kalite Emniyeti 2)GMP 3)Kalite Kontrol *Kalite : Muhtahzarın formülü , spesifikasyon ve analizi ile GMP kurallarına uygunluğuna denir. 1)Kalite Emniyeti: Preparatın istenilen kalitede olup olmadığını saptamada yapılan tüm düzenlemelerdir. Amaç ; Belirli işlemlerin yapılması , izlenmesi , ürünlerin spesifikasyonlara uygunluğunu ve tam mamülde bazı özelliklerin aranmasıdır. -Preparat doğru maddeleri doğru oranda içermelidir. -İstenilen saflıkta olmalıdır. -Belirli işlemlere göre doğru bir şekilde üretikmelidir. -Uygun kap , kapak kullanınmalıdır. -Etiketi uygun olmalıdır. -Dağıtımına kadar doğru bir şekilde depoda be...
YETİŞKİNLİĞİ TANIMI Yetişkin (adult) sözcüğü, Latince’de büyümek anlamına gelen “adolescere” fiilinin geçmiş zamanından türetilmiştir. Yani yetişkin “büyümüş kişi” anlamına gelmektedir. Yetişkinliğe “olgunluk dönemi” de denir. Çünkü bu dönemde yetişkin kişinin fiziksel ve psikolojik açıdan olgunlaştığı kabul edilir. Olgunluk ise; bireylerin yaşamın gereklerine ve zorunluluklarına başarılı bir şekilde uyum sağlamaları, bunun içinde sürekli değişim gösterebilme yeteneğidir. Olgunlaşma süreci, de insanoğlu ile dünya arasındaki uyum arayışıdır. Genellikle toplumlar için yetişkinliğin başlangıcı; öğrenim hayatını bitirmiş, iş hayatına atılmış veya evlenmiş olmakla aynı anlama gelir. Diğer taraftan yetişkinliğin yaşlılıkla ya da biolojik ve toplumsal değişimle bir tutulduğunu görmekteyiz. “Biolojik yaşlanma”, insan organizmasının yapı ve işleyişinde zamanla ortaya çıkan değişmeleri; “Toplumsal yaşlanma” ise, bireyin rolleri üstlenmesi ve terk etmesinde zamanla oluşan değişimleri içerir. Oysa birey doğumundan ölümüne kadar hem toplumsal hemde biolojik bir çok evreden geçer. YETİŞKİNLİK KURAMLARI ERİKSON’UN KURAMI Erikson’un bu kuramı onun klinik gözlemlerine ve kuramsal psikolojisine dayanır. Ancak bu kuram, yetişkinlik konusunda bugüne kadar ileri sürülmüş en kapsamlı açıklamayı içerir. Bunun sebebi de insanın yaşamı boyunca gösterdiği her türlü gelişim ile bağlantı kurmasıdır. Bu kuramın yetişkinlikle ilgili evreleri şöyledir: MAHRAMİYETE KARŞILIK TECRİT OLMA: Genç yetişkinlik döneminde görülen bir evredir. Ergenlikte başlayan cinsel yakınlık bu dönemde gerçekten yakın ve mahrem ilişkiler geliştirme şeklini alır. Ergenlikte birey romantik ilişkilerle kendini tanıma çabası içindedir. Böylece birey kendi kimliğinden emin olacak ve kimlik karışıklığı sorununu çözecektir. Aksi halde kendini soyutlanmış, yanlız ve tecrit edilmiş hissedecektir. ÜRETKENLİĞE KARŞILIK DURGUNLUK: Orta yaşlı...
YETİŞKİNLİĞİ TANIMI Yetişkin (adult) sözcüğü, Latince’de büyümek anlamına gelen “adolescere” fiilinin geçmiş zamanından türetilmiştir. Yani yetişkin “büyümüş kişi” anlamına gelmektedir. Yetişkinliğe “olgunluk dönemi” de denir. Çünkü bu dönemde yetişkin kişinin fiziksel ve psikolojik açıdan olgunlaştığı kabul edilir. Olgunluk ise; bireylerin yaşamın gereklerine ve zorunluluklarına başarılı bir şekilde uyum sağlamaları, bunun içinde sürekli değişim gösterebilme yeteneğidir. Olgunlaşma süreci, de insanoğlu ile dünya arasındaki uyum arayışıdır. Genellikle toplumlar için yetişkinliğin başlangıcı; öğrenim hayatını bitirmiş, iş hayatına atılmış veya evlenmiş olmakla aynı anlama gelir. Diğer taraftan yetişkinliğin yaşlılıkla ya da biolojik ve toplumsal değişimle bir tutulduğunu görmekteyiz. “Biolojik yaşlanma”, insan organizmasının yapı ve işleyişinde zamanla ortaya çıkan değişmeleri; “Toplumsal yaşlanma” ise, bireyin rolleri üstlenmesi ve terk etmesinde zamanla oluşan değişimleri içerir. Oysa birey doğumundan ölümüne kadar hem toplumsal hemde biolojik bir çok evreden geçer. YETİŞKİNLİK KURAMLARI ERİKSON’UN KURAMI Erikson’un bu kuramı onun klinik gözlemlerine ve kuramsal psikolojisine dayanır. Ancak bu kuram, yetişkinlik konusunda bugüne kadar ileri sürülmüş en kapsamlı açıklamayı içerir. Bunun sebebi de insanın yaşamı boyunca gösterdiği her türlü gelişim ile bağlantı kurmasıdır. Bu kuramın yetişkinlikle ilgili evreleri şöyledir: MAHRAMİYETE KARŞILIK TECRİT OLMA: Genç yetişkinlik döneminde görülen bir evredir. Ergenlikte başlayan cinsel yakınlık bu dönemde gerçekten yakın ve mahrem ilişkiler geliştirme şeklini alır. Ergenlikte birey romantik ilişkilerle kendini tanıma çabası içindedir. Böylece birey kendi kimliğinden emin olacak ve kimlik karışıklığı sorununu çözecektir. Aksi halde kendini soyutlanmış, yanlız ve tecrit edilmiş hissedecektir. ÜRETKENLİĞE KARŞILIK DURGUNLUK: Orta yaşlı...
YAŞAM İÇİN KESİNLİKLE GEREKLİ OLAN ELEMENTLER Yaşayan hücreler içinde hemen tüm elementler bulunabilirse de, aslında, doğadaki 92 elementten yalnızca birkaçı organizmanın değişmeyen yapı öğeleridir (ya da metabolizmasında temel rol oynarlar).Biyolojik önem taşıyan elmentlerin çoğunun atom ağırlıkları ve atom sayıları küçüktür.Bunlardan karbon, karbon atomlarının oluşturduğu uzun zincirler ya da halkalar biçiminde, kendi başına görev yapar.Bu zincir ve halkalar bazen, büyük ve karmaşık organik moleküllerin temel yapısıdır ve yalnızca yaşama özelliklerinden biri değil, aynı zamanda bir parçasıdır; öteki temel elementlerin çoğu, karbonla tepkimeye girerek, organik bileşiklerin bir bölümünü oluştururlar. Yaşayan varlıkların hemen tüm organik bileşikleri, hücre içinde çok bol miktarlarda bulunan üç elementi (karbon, hidrojen ve oksijen) kapsar.Bu üç element, insanın beden ağırlığının ortalama yüzde 93’ünü oluşturur.Karbonhidrat ve yağlar, yalnızca bu üç elementten oluşur: Bunlardan türeyen bazı maddelerse, bazı başka elementleri de kapsayabilirler.Yaşam için vazgeçilmez olan su, yalnızca hidrojen ve oksijenden oluşur. Azot da, yaşayan varlıklar için aynı önemi taşır.Proteinleri oluşturan aminoasitlerin, genetik madde dezoksiribonükleik asitin (DNA) ve birer protein olan enzimlerin bireşimlerinde görevli ribonükleik asitin (RNA) yapısına girer.Karbon, hidrojen, oksijen ve azot, insanın beden ağırlığının yaklaşık yüzde 97’sini oluştururlar.Geriye kalan yüzde 3’ü, öteki çeşitli elementler oluşturur.Bunlardan bazıları, yüzlerce yıllık kaba kimyasal analiz yöntemiyle ortaya konabilecek kadar çok miktarlardadır.Bu elementlere, “birincil besleyiciler” denir.”ikincil besleyiciler” ise, varlıkları ancak modern kimyanın çok hassas yöntemleriyle belirlenebilecek kadar küçük miktarlarda bulunurlar.Bazen iz miktarlarda bulunduklarından, bunlara “iz elementler” de denir. BİRİNCİL BESLEYİCİLER. Kalsiyum, fosfor, potasyum, kükürt, kl...
YATMA VE UYUMA EYLEMLERİ Tanım Ve Eylemin İnsan Yaşamındaki Yeri Uyuma eylemi,insan vücudunun fiziksel ve ruhsal açıdan dinlenmesini sağlayan bir eylemdir.Bu eylemin gerçekleştirilmesi için gerekli olan fiziksel ortam sağlanmalıdır.Ortam elverişli olmadığı durumlarda,dinlenme tam olmayacağından,zamanla devamlılık göstereceğinden bireyin Vücudunda,fiziksel ve ruhsal açıdan olumsuz yönde değişik ve bozulmalar görülecektir.Sonuç olarak yatma ve uyuma eylemlerinin içinde yer aldığı fiziksel ortamlar olan yatma mekanları bu eylemlerin gereksinmelerini uygun olarak düzenlenmelidir. Yatak odalarının bulunduğu bölüme gece bölümü adı verilerek , genellikle konutun diğer bölümlerinden kesin olarak ayrılırlar. Ancak bu durum işlevsel açıdan tamamen tatmin edici olmamaktadır. Bu bölümde yatan çocuk için bir bütün gün , genellikle okul çağına kadar, ya konut içinde yada aile büyüklerinin devamlı gözetimi altında geçmektedir. Bu çocuk yatak odaları, ev kadınının görüş ve etki alanı içinde olması yatak odalarının bir normal yatak odası gibi ele alınmaması gereğini ortaya koymaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalarda görüleceği gibi uyuma mekanlarının iki ana grupta toplamak uygundur. Ebeveyn Yatak Odası Çocuk Odaları Mekanın donatım elemanları Ebeveyn yatak odasında bulunması gereken donatım elemanları DIN normlarına göre aşağıdaki gibi sıralamak uygundur. Gerektiğinde çocuk dolapları oda dışında yatak koridorunun uygun yerlerinde düzenlenebilir, böylece çocuk odası içinde diğer donatım elemanları için yer kazanılır. Mekanın Donatım Elemanları Donatım elemanları sayı gerekli önerilen Ebeveyn yatak odası en x boy (cm) en x boy (cm) Birleşik yatak 1 1.40-1.60x200 200x200 Ayrı yatak 2 90x200 100x200 Başucu masası 2 40x40 55x40 Dolap 1 60x220 65x250 Tuvalet masası 1 50x100 55x110 Sandalye-puf 2 40x40 40x50 Çocuk Odası Yatak 1 90x190 100x200 Dolap 1 çocuk için 1 60x100 65x110 ...
Yararları Günümüz spor dünyasında birçok spor dalında şampiyonların giderek daha genç yaşlardan çıktığı gözlenmektedir. Başta cimnastik olmak üzere, yüzme, tenis ve buz pateni gibi spor dalları daha belirgin olarak, şampiyonları daha erken yaşlardan çıkarmaktadırlar. Minyatür hayvan yetiştirme gibi, minyatür insan yetiştiriliyor düşüncesini veren tarzda, hem küçük yaşta hem de spor dalının mekanik avantajlarına uygun , fizik olarak küçük yapılı gençleri spor arenalarında görebilmekteyiz. Sonuçta performansın önemli olduğu günümüz spor rekabetinin, ne pahasına olursa olsun önemli olan madalyadır felsefesiyle, insanı sadece mekanik olarak değerlendiren spor dünyasının bu istenmeyen yanını bir tarafa iterek; sporun büyüme ve gelişme çağındaki yararlarına kısaca göz atalım. Günümüz yaşam felsefesinde spor, kaliteli yaşamın bir parçası ve en yararlı sosyal etkinliklerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Performans sporu bir yana, günümüz yaşam kavramında çocuğun dengeli ve sağlıklı gelişimi içerisinde düzenli spor yapmanın önemli bir yeri vardır. Çocuğun buluğ çağı öncesi ve sonrası düzenli olarak yaptığı spor etkinlikleri, sağlıklı bir fizik yapının gelişmesini sağlarken; geç yaşlarda fizik yapının bozulmasını geciktirmede önemli bir rol oynamaktadır. Bilindiği gibi, büyümenin en hızlı olduğu çocukluk devresinde insan vücudu en fazla değişken yapıya sahiptir. Bu devre aynı zamanda, insan vücudunun zararlı çevresel etkenlerden de en fazla etkilendiği çağdır. Zararlı kabul edilen çevresel etkenler; hatalı ve yetersiz beslenme, hastalıklar, kötü sosyo-psikolojik etkenler ve yetersiz fiziksel etkinliklerdir (spor). Bu etkenler bir arada olduğu zaman, büyüme ve gelişme yeteri kadar olmamakta ve kişi genetik olarak sahip olduğu fizik yapıya ulaşamamaktadır. Bunun sonucu olarak, kişi yetişkin çağa geldiği zaman daha kısa boya, daha kötü bir solunum dolaşım v.b. sistemlere sahip olabilmektedir. Bu nedenle yukarıda sayılan etkenlerden spor; çocuk yaştan yapılmamışsa, yetişk...
Yanık Yardımı Her yıl iki milyondan fazla tedavi gerektiren yanık yaralanmaları olmaktadır. En azından yılda 6000 kişi yanık ile alakalı yaralanmalardan dolayı ölmektedir. Yanık sınıflandırmaları : 1.nci Derece/Sathi Derinin üst katı yanmıştır. Deri kızarır ve kabarcıklar oluşur. 2.nci Derece/Kısmi Derinin üst katları yanmıştır. Deri kızarır ve kabarcıklar oluşur. Genellikle bu yanık ağrılıdır. 3.ncü Derece/Tam Alt tabakalarla (yağ,kas,kemik, ve sinirler) birlikte tüm deri tabakası yanmıştır. Bu tür yanıklar oldukça ağrılı olabileceği gibi, sinirlerin ölmesinden dolayı ağrısız da olabilir. Elektrik Yanması Elektrik yanması altta bulunan dokuları fena şekilde hasar verebilir. Elektrik yanıklarında hasta iki tane yara izine sahip olabilir (giriş ve çıkış) Elektrik yanığı olan hastanın yanına elektriğin kesilip emniyetli bir ortam olmadan asla gitmeyin. Elektrik yanığı olan hastaya genel ilk yardım: 1. Elektriği kesin 2. Nefes almayı, dolaşımı kontrol edin, gerekli cardiac yardımını yapın (eğer gerekli ise) 3. Gerekmiyorsa hastayı kımıldatmayınız ( Elektrik yanmalarında omurilik yaralanması olabilir) 4. Yanığı kuru steril gazlı bez ile kapatın 5. Tıbbi yardım çağırın Kimyasal Yanık Deri ile teması halinde yanık yapacak pek çok kimyasal madde vardır. Kimyasal yanıklar acil yardım gerektirir! Kimyasal madde yanığı olan hastaya genel ilk yardım: Akan suyla kimyasal madde bulaşan yeri yıkayın. Hafifçe akan bir su ile en az 20 dakika yıkayın. Sert basınçlı akan sudan kaçının. Yıkama sırasında kimyasal bulaşan elbiseyi ve takıları çıkarın. ACİL AMBULANS SERVİSİ (112) ile ve/veya zehirlenme merkezi ile temas kurun Geç reaksiyon durumu için hastayı izleyin Göze bulaşmışsa- gözü aşağı doğru yıkayın Duman Yutulması Duman nefes borusunu rahatsız edebilir veya zarar verebilir. Duman gözlere rahatsızlık verebilir. Yapılacak ilk öncelikli yardım: 1. Hastayı emniyetli bir alana götürün 2. Nefes almayı ve dolaşımı kontrol edin/gerekli yardım...
YAĞDA EYİYEN VİTAMİNLER :A VİTAMİNİ: A Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir.Balıkyağında, karaciğerde, tereyağı ve kremada, peynirde, yumurta sarısında bulunur.Sonradan A vitamini (retinol) ne dönüşecek olan Beta Karoten ve diğer karotenoidler ise yeşil yapraklı ve sarı sebzelerde ve tahıllarda bulunur.A vitamini karaciğerde depolanır. Isıya karşı sabit ve pişirilmeye dayanıklıdır.Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara (zehirlenme) neden olabilir. Vitamin A miktarı Retinol Equivalant ile ölçülür. Vücuttaki Fonksiyonları Sağlıklı deri ve saçlar için gereklidir. Diş, dişeti, ve kemik gelişiminde önemli rol oynar Normal iyi görme de ve gece görme de etkilidir. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Akciğer, mide, üriner sistem ve diğer organların koruyucu epitelinin düzeninde rol oynar. Eksiklik Belirtileri 1)Gece körlüğü 2)Xerophthalmia ( korneanın anormal kuruması ve kalınlaşması = göz kuruluğu) 3)Bağışıklık sisteminin zayıflaması, enfeksiyonlara elverişli hale gelme 4)Akne (sivilce) oluşumunda artış 5)Yorgunluk 6)Diş, diseti ve kemiklerde deformiteler Aşırılık ve Zehirlenme Belirtileri 1)Karaciğer bozuklukları 2)Mide bulantısı ve kusma 3)Saç dökülmesi (saçlar çabuk kopar) 4)Başağrısı 5)Eklem ağrıları 6)Dudak çatlamaları 7)Saç kuruluğu 8)İştah kaybı :D VİTAMİNİ: D Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir. Daha çok iki şekilde bulunur.Bunlardan aktif ergosterol, kalsiferol ve D2 vitamini gibi adlarla da bilinen ergokalsiferol ışınlanmış mayalarda bulunur.Aktif 7-dehidrokolesterol ve D3 vitamini gibi adlarla da anılan kolesalsiferol ise insan derisinde güneş ışığı ile temas sonucu meydana gelir ve daha çok balık yağında ve yumurta sarısında bulunur. Isıya karşı sabit ve pişirilmeye dayanıklıdır.Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara (zehirlenme) neden olabilir. Vücuttaki Fonksiyonları İnce barsaklardan kalsiyum ve fosforun emilimini düzenleyerek kemik büyümesi, sertleşmesi ve tamiri üzerinde etkili ...
WHAT TO DO TO BE FIT AND HEALTHY Being healthy is the most important and unchangeable property of a happy life. That’s why people’s best wish is to be fit and healthy. If you’re healthy, you can be happy, and you can’t be happy without health. Doing all the things below will make you fit and healthy; Eating good and healthy foods, Doing sport regularly Not smoking and using alcohol and drugs, Avoiding stress, Seeing your doctor regularly. EATING GOOD AND HEALTHY FOODS There are six kinds of foodstuffs; proteins, oils, carbohydrates, vitamins, minerals and water. All of this foodstuffs are necessary for health but you can’t get them all by eating one kind of foods. So you should eat different kinds of foods to get all the foodstuffs. If you always eat same food you will have some health problems. In the world, each year, forty million people die because of not eating good and healthy food or hunger. Also most of people who don’t eat good and healthy foods have some health problems. So you should eat to be healthy and to live. It’s wrong to eat only to be full up. DOING SPORT REGULARLY Doing sport is one of the necessary and important things for being healthy and fit. It’s never late to start doing sport. Doing sport makes people’s life longer although they’re in their fifties. You can develop your muscles, joints and the other parts of your body by doing sport. Doing sport makes you relaxed and it makes your body active. By doing sport you can get fit but you can’t lose weight. Also doing sport makes you self-confident. But you may have some health problems if you start doing a sport in an inappropriate age. The table below shows the appropriate ages to start doing sports. SPORTS APPROPRIATE AGES Swimming 5-6 Football, ski, tennis. 7-8 Volleyball, basketball 10-11 Long jump, triple jump 12-13 Ice hockey, badminton 13-14 Weight lift, wrestling 15-16 NOT SMOKING AND USING...
VİTAMİNLER VE SAĞLIĞIMIZ İÇİN ÖNEMİ Vitamin adı altında toplanan çeşitli organik bileşikler sağlıklı yaşamanın vazgeçilmez öğeleridir. Bu bileşikleri 1911 ‘ de polonyalı biyokimyacı Casimir Funk keşfetmiş “ yaşam “ adı altında latince vita sözcüğünden türettiği vitamin terimiyle adlandırmıştır. Tıpkı besin maddeleri gibi vitaminlerde vücutta üretilmediği için yiyecekler dışarıdan alınır ve canlıların yaşam süreçlerinde çok önemli görevler üstlenir. Bunlar; besinler gibi vücutta enerji kaynağı yada yapım maddesi olarak kullanılmaz: ama metabolizma süreçlerinde katalizör işlevi görerek , besinlerin parçalanıp vücutta kullanılacak biçime dönüşmesini yönlendiren çok önemli, etkin maddelerdir. Her vitaminin vücutta belirli ve kendine özgü bir işlevi olduğundan, yiyeceklerde bulunan çeşitli vitaminlerin her gün belirli miktarda alınması gerekir. İlk bulunan vitaminler alfabenin değişik harfleriyle adlandırılmıştı. Sonradan bu bileşiklerin kimyasal yapısı belirlenince, askorbik asit, tiyamin yada roboflavin gibi bilimsel adlar verilirdi. Ama bugün bile vitaminlerin A,B,C gibi anılması çok yaygındır. Vitaminlerin çok az miktarda alınması vücut için yeterli olduğundan, çeşitli yiyeceklerle dengeli beslenen kişilerde vitamin eksikliği görülmez. Yalnız bazı hastalıklarda doktorlar vücut sağlığına kavuşuncaya kadar normalden daha fazla vitamin alınmasını önerirler. Ama olağan koşullarda yiyeceklerin içerdiği vitaminlerle yetinmeyip gereğinden çok almanın hiçbir zararı yoktur. Çünkü vitaminlerin çoğu vücutta depolanmaz ve günlük gereksinimden fazlası idrar yoluyla dışarı atılır. Vitaminler genel olarak aşağıdaki şekilde sınıflandırılırlar: A B B1 B2 B3 B12 C D E K A vitamini : Yalnız hayvan vücudunda ve yağ dokusunda bağlı olarak bulunur Aslında besin maddeleri gibi bu vitaminin ilk kaynağıda bitkilerdir. Bitkilerdeki bazı maddeler, havuca turunca rengini veren karatenpigmenti, bu bitkileri yiyen hayvanların yada insanın karaciğerinde A vitaminine dönüşür...
VİTAMİNLER Vitaminler büyümemiz, hücrelerimizin yenilenmesi ve enerji üretimimiz için zorunlu maddelerdir. insan vücudu vitaminleri kendiliğinden üretemez. Bu yüzden sağlığımız için gerekli olan vitaminleri ya yediğimiz yiyeceklerden veya çeşitli ilave vitamin preparatlarından sağlamamız gerekmektedir. Mikrobesinler olarak da adlandırılan vitaminler yağlar proteinler ve karbonhidrat gibi makrobesinlerin aksine çok düşük miktarlarda alınabilirler ve kalori içermezler. Vitaminler Yağda Eriyen Vitaminler ve Suda Eriyen Vitaminler olmak üzere iki alt gruba ayrılırlar. A, D, E ve K vitamininden oluşan yağda eriyen vitaminler sentezleri için kolesterol gerektiren, yağ dokusunda depolanabilen ve ihtiyaç anında salınabilen vitaminlerdir. B vitamin kompleksleri ailesinden ve C vitaminin den oluşan Suda eriyen vitaminler ise vücutta depolanamazlar ve her gün belirli miktarlarda dışarıdan alınmaları gerekmektedir. YAĞDA ERİYEN VİTAMİNLER A Vitamini A Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir. Balıkyağında, karaciğerde, tereyağı ve kremada, peynirde, yumurta sarısında bulunur. Sonradan A vitamini (retinol) ne dönüşecek olan Beta Karoten ve diğer karotenoidler ise yeşil yapraklı ve sarı sebzelerde ve tahıllarda bulunur. A vitamini karaciğerde depolanır. Isıya karşı sabit ve pişirilmeye dayanıklıdır. Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara (zehirlenme) neden olabilir. Vitamin A miktarı Retinol Equivalant ile ölçülür. Vücuttaki Fonksiyonları Sağlıklı deri ve saçlar için gereklidir. Diş, dişeti, ve kemik gelişiminde önemli rol oynar Normal iyi görme de ve gece görme de etkilidir. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Akciğer, mide, üriner sistem ve diğer organların koruyucu epitelinin düzeninde rol oynar. Eksiklik Belirtileri Gece körlüğü Xerophthalmia ( korneanın anormal kuruması ve kalınlaşması = göz kuruluğu) Bağışıklık sisteminin zayıflaması, enfeksiyonlara elverişli hale gelme Akne (sivilce) oluşumunda artış Yorgunluk Diş, diş...
VİRÜSLER Tabiattaki tüm varlıklar canlı form ve cansız form olarak iki gruba ayrılmışlardır.Cansız forma dahil olan varlıklar, üreyemeyen, solunum yapmayan beslenmeye ihtiyacı olamayan tüm varlıklardır. Örneğin denizler, göller, kayalar, bulutlar, dağlar vs. ekosistem içerisinde sürekli bir dönüşüm içerisinde olmasına rağmen canlı sayılmazlar. Bir varlığın canlı sayılabilmesi için, az öncede belirttiğimiz gibi üreyebilmesi, beslenebilmesi, solunum yapabilmesi ve diğer canlılarla sürekli bir ilişki içerisinde olması gerekirki ancak böyle bir varlığa canlı denebilir. Bugün bilim adamları, canlıları sistematik olarak sınıflandırırken virüsün hangi kategoriye konacağı konusunda hala bir ittifak kuramamıştır. Çünki virüsler bazı hallerde canlı gibi davranırken diğer bazı hallerde tam bir " inorganik " madde gibi davranır.Dolayısıyla ortaya büyük bir tezat çıkmaktadır.Virüslerin nasıl olupta hem canlı gibi davrandıklarını hemde cansız gibi göründüklerini, düşündürücü yaşam döngülerini inceleyerek anlamaya çalışalım. Virüsün anatomisi: Virüs, doğadaki en basit canlı türlerinden bile daha basit bir yapıya sahiptir.Bildiğiniz gibi bakterilerin vücudu yanlızca tek bir hücreden oluşan yalın bir anatomiye sahiptir.Fakat virüslerin vücudu bir hücreden bile oluşmaz.Yanlızca hücreyi oluşturan temel yapıtaşlarının çok az bir miktarının yine kompleks bir yapı oluşturmalarından meydana gelmiştir. Bir hücre proteinlerden, nükleik asitlerden, hücre zarından, kompleks organellerden (mitekondri, endoplazmik retikulum, golgi aygıtı, ribozomlar vs.), nukleus (çekirdek) den ve daha birçok enzim ve sayamadığımız kimyasal moleküllerden oluşan oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Virüsler ise yukarıda saydığımız hücre yapıtaşlarından yanlızca üç tanesinin kompleks oluşturmasıyla meydana gelir.Bu yapıtaşları protein, enzim ve nükleik asitlerdir.Bazı virüslerde ise yağ moleküllerinede rastlanılır.Virüs, yanlızca bu üç yapıtaşından oluşan basit bir yapıya sahip olmasına ka...
VÜCUDUMUZU TANIYALIM A) Duyu Organları B) Sinir Sistemi C) Hormonlar ve Hormon üreten organlar D) Bağışıklık sistemi A) DUYU ORGANLARI Canlılarda organizasyon: Hücre Doku Organ Sistem Organizma Canlılarda bazı tepkilerin alınmasını sağlayan hücreler vardır. Bu hücreler duyu organlarını meydana getirir. Bu duyu organ- ları beyinden kontrol edilir. Her duyu organı almış olduğu uyar- tıyı beyinde değerlendirip, tepkisini ilgili organda gösterir. Her duyu organı farklı bir uyartıyı alabilir. Örneğin göz ışığa duyarlıdır, kulak titreşime duyarlıdır, burun ve dil suda çözü- nen maddelere duyarlıdır, deri dokunmaya duyarlıdır. İnsanda dış ortama açık 5 duyu organı vardır. 1. GÖZ Işığa duyarlıdır. Kafatasının göz çukuruna yerleşmişlerdir. Gö- zü dıştan kaşlar, kirpikler, göz kapakları ve gözyaşı korur. Dıştan içe doğru 3 tabakadan oluşmuştur. a) Sert tabaka :Bağ dokudan yapılıdır. Gözü dış etkilerden korur ve gözün şeklinin bozulmasını önler. Rengi parlak be-yazdır. Gözün ön tarafında saydamlaşarak “saydam tabaka” yı oluşturur. Saydam tabaka(=kornea) göze gelen ışığı kırarak gözün iç bölgesindeki göz bebeğine geçirir. b) Damar tabaka : Gözü besleyen kan damarları burada bulu- nur. Damar tabakada melanin pigmenti birikerek gözün içini karanlık oda haline getirir. Damar tabaka gözün önünde “iris” i oluşturur. İris göze rengini verir. İrisin ortasındaki deliğe de “göz bebeği” denir. İris büzülüp gevşeyerek göz bebeğinin genişleyip daralmasını sağlar. Böylece göze giren ışık miktarı ayarlanır. Kuvvetli ışıkta göz bebeği küçülür, az ışıkta büyür. İris fotoğraf makinesinin diyaframına benzer. c) Ağ tabaka : En içteki tabakadır. Görme sinirleri burada ağ gibi yayılmıştır. Ağ tabaka üzerinde göz bebeğinin tam karşı- sında “sarı leke” bulunur. Görüntü sarı lekede meydana gelir. Görme sinirlerinin gözden çıktığı nokta ışığa duyarlı değildir. Buraya “kör nokta” denir. Ağ tabaka gözün ...
Verem Hastalığının başka ismi var mıdır? Evet. Tıpta tüberküloz olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca halk arasında ince hastalık, ciğerlerinde duman var denildiğinde de çoğu zaman verem kastedilmektedir. Tüberküloz nasıl bir hastalıktır? Asıl olarak akciğerlerde yerleşen, fakat tüm vücuda dağılabilen mikrobik, bulaşıcı, süreğen bir hastalıktır. Tüberküloz hala korkulacak bir hastalık mıdır? Bilinen en eski hastalıklardan birisi olmasına; sebebinin kesin olarak bilinmesine; 50 yıldır tedavisinin mümkün olmasına ve üstelik korunulabilir bir hastalık olmasına karşın halen dünyada en yaygın ve ölümcül bulaşıcı hastalıklardan biri olmaya devam etmekte ve yılda üç milyonu aşkın kişi tüberküloz nedeniyle kaybedilmektedir. Dünyada tüberkülozun durumu nedir? Yerküre üzerinde yaşayan her üç kişiden birisi tüberküloz mikrobuyla karşılaşmış ve onunla tanışmış durumdadır. Halen yılda üç milyon kişi tüberküloz nedeniyle ölmekte olup her yıl 8 milyon yeni tüberküloz hastası teşhis edilmektedir. Özellikle Asya, Afrika kıtasında çok sık olarak rastlanmaktadır. Eskiden gelişmiş Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri bu hastalıktan hiç söz etmezlerdi. Oysa AIDS salgınına ve küreselleşme sürecine paralel olarak bu ülkelerde de tüberkülozlu hastaların sayısı artmağa başlamıştır. Ülkemizde tüberküloz sık mıdır? Evet. Türkiye tüberkülozun sık görüldüğü ülkeler arasında yer almaktadır. Maalesef sağlıkla ilgili güvenilir istatistik bilgilerimiz olmadığından kesin rakamlarla konuşmak mümkün olmamaktadır. Bölgemizde hastalığın durumu nedir? Karadeniz bölgesi ülkemizde tüberkülozun en sık görüldüğü ikinci coğrafi bölgemizdir. Bu bölgede yaptığımız çalışmalarda tüberkülozun yaygınlığıyla ilgili çeşitli parametrelerin çok yüksek olduğu ve çok tehlikeli bir gelişme olarak bu bölgede tüberküloz ilaçlarına karşı direnç profilinin çok yüksek olduğu gözlenmiştir. Nasıl bulaşır? Hastalığa sebep olan mikrop veremli hastadan sağlam kişiye geçerek yayılır. Çok daha nadir olarak hasta sığ...
Verem (Tüberküloz) Verem Nedir? Verem [Tüberküloz —TB], soluduğumuz hava ile akciğerlere giren verem bakterisinin (mikrobunun) yol açtığı bulaşıcı bir hastalıktır. Verem mikrobu, aktif verem hastalığı olan bir kişinin öksürmesi, hapşırması ya da konuşması ile havaya yayılır. Vereme genellikle verem hastası birisi ile uzun süre kapalı bir yerde birlikte bulunmak suretiyle yakalanılır. Verem mikrobu, yemek tabaklarından, bardaklardan ya da diğer nesnelerden başkalarına bulaşmaz Vereme Kimler Yakalanabilir? Toplumda vereme yakalanma riski fazla olan bazı gruplar vardır. Bunlar aşağıda belirtilmektedir: Sağlık görevlileri. Alkol bağımlıları. Yaşlılar. Tutuklu ve hükümlüler dahil, çeşitli kurumlarda (yurt, huzur evi, ıslah evi, koğuşlar vs) kalan ve çalışan kişiler. Genel yaşam standartlarının altında, kalabalık ortamlarda yaşayan kişiler (Vereme yoksul toplumlarda daha sık rastlanmaktadır). HIV virüsü taşıyan ve AIDS olan kişiler. Bağışıklık sistemi zayıf olan, özellikle uzun süre kortizon kullanan kişiler. Şeker hastaları. Ağır böbrek, karaciğer hastalığı gibi durumlar. Verem Vücudu Nasıl Etkiler? Verem Mikrobunun Bulaşması Verem mikrobu soluduğumuz hava ile akciğerlerimize girerek orada çoğalmaya başlar. Bu mikroplardan bazıları böbrekler, kemikler ya da beyin gibi, vücudun diğer kısımlarına yayılır. Bu kişiye artık verem mikrobu bulaşmış demektir. Vücut mikroplarla savaşırsa da genellikle hepsini yokedemez. Vücudun savunma mekanizmaları, etkisiz durumda olan mikropların çevresinde kapsül ya da duvarlar örer. Bu aşamada kişi kendisini iyi hisseder. Verem mikrobu bulaşmış olan bir kişinin vücudunda verem mikrobu bulunmaktadır. Ancak, hastalık belirtisi yoktur ve kişi bu aşamada mikrobu başkalarına bulaştıramaz. Bu aşamada yapılan tıbbi tedavi, verem mikrobunun verem hastalığına yol açmasına engel olabilir. Verem Hastalığı Mikropların aktif hale gelmeleri ve çoğalmaya başlamaları halinde, kişi artık ve...
UYUŞTURUCUNUN ZARARLARI ve İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ FİZİKİ ETKİLERİ Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde : Sigaradan itibaren bütün uyuşturucuların en büyük zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir. Bu sebeple beynin mazrufu olan aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi dengeden, normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar. Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler hezeyan (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar ) halüsinasyon (vehim, hayal görme, işitme vs. ) lar, zeka ve hafıza kayıpları.En kısa ifade ile: Akıl hastalıkları, zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar . Sindirim Sisteminde: Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs. Karaciğer ve Böbreklerde: Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma ,sertleşme (siroz)... Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar ,ağır böbrek hastalıkları Gözlerde: Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği büyümesi, küçülmesi, göz adele felci bilinen sonuçlar ve tezahürlerdir. Solunum Sisteminde: nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır. Kan organlarında: Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır. Zehirlenme: Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, tekerrür ederse "Müzmin Zehirlenme" adını alır. SOSYAL ve MADDİ ETKİLERİ Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile...
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
Sonuçlar 1 - 30 Toplam: 338