Resim
DosyalarEkleme Tarihi
Zekai Ormancı1949 Aydın’da doğdu1968 İ.D.G.S.A Resim Bölümüne girdi1973 Zeki Faik İzer ve Özdemir Altan Atölyeleri İ.D.G.S.A Resim Bölümünden mezun oldu"Can İren Resim Yarışması" Başarı Ödülü"Ahmet Andiçen Resim Yarışması" 2’cilik Ödülü1976 İ.D.G.S.A’da öğretim görevlisi olduYüksek Resim Bölümde Halıresim (Tapisserie) atölyesini kurdu1978 "Ev Dekorasyon dergisi Tekstil Yarışması" I’cilik Ödülü1979 "GSD /ISD Türkiye Çocukları" Konulu Resim Yarışması Başarı Ödülü1980 Avusturya Hükümetinin bursuyla Salzburg yaz Akademisinde Prof. Albert Bitran ile çalıştı"Günümüz Sanatçıları I. İstanbul Açıkhava Sergisi" Resim Başarı Ödülü
Vincent Van Gogh Vincent Van Gogh, bir papazın oğlu olarak 1853 yılında Hollanda’nın güneyinde bir köyde dünya’ya gelir. Amcalarının resim ticaretiyle uğraşması, küçüklükten itibaren resim sanatıyla içli dışlı bir ortamda büyümesini sağlar. Resme yönelmeden önce birçok işe girip çıkan Vincent on altı yaşına geldiğinde, resim basımıyla ilgilenen bir sanat yayımcısı olan Goupil & Cie firmasına çırak olarak verilir. Dört yıl sonra firmanın Londra şubesine tâyin olur. Londra’da kaldığı evin sahibesinin kızına aşık olur. Ancak aşkına bir türlü karşılık bulamaması bunalıma girmesine sebep olur. Bir süre sonra firmadan kovulan Vincent, Londra yakınlarında bir kasabada öğretmenlik yapar, kilisede vaaz verir. Resim galericiliğinde ve öğretmenlikte, son olarak da vaaz verme işinde başarısız olması, girdiği bunalımı derinleştirir ve belli bir konuya yoğunlaşma ihtiyacı duymasına yol açar. Bu dönemde kardeşine yazdığı bir mektubunda ressam olmaya karar verişini şöyle duyurur “Her şeye rağmen yeniden ayağa kalkacağım.”
Van GoghVan Gogh, Vincent (1853-1890), peintre néerlandais, dont l'usage arbitraire de la couleur en fait un précurseur des fauves et surtout de l'expressionnisme.Van Gogh, né le 30 mars 1853 à Groot-Zundert, dans le Brabant Septentrional, était le fils d'un pasteur protestant. Dès l'enfance, il fit preuve d'un tempérament lunatique et agité qui devait, tout au long de sa vie, contrarier ses projets. À partir de 1869, il devint commis dans une galerie d'art mais, passionné par la lecture de la Bible, il négligea son travail et dut finalement l'abandonner en 1876. Après avoir été prédicateur dans un faubourg ouvrier de Londres, il entreprit des études de théologie à Amsterdam, mais consacrait néanmoins beaucoup de temps à dessiner. En 1878, il s'installa dans la région minière du Borinage où il décida d'évangéliser les pauvres dont il partageait les conditions de vie extrêmement précaires. C'est là, au début des années 1880, que Van Gogh peignit ses premières toiles. Elles représentent des natures mortes ou, comme les célèbres Mangeurs de pommes de terre (1885, Rijksmuseum Vincent Van Gogh, Amsterdam), les paysans et les gens simples qu'il rencontrait. Sombres et presque monochromes, ces œuvres expriment avec rudesse la pauvreté et la misère de ces mineurs auxquels Van Gogh s'attacha avec une ferveur et une exaltation exacerbées.
SELİM TURANIN HAYATI Selim Turan 27 MAYIS 1915DE İstanbul’da doğdu.1935 te güzel sanatlar akademisine girdi ve 1938 de resim bölümünden mezun oldu. Akadamideki hocaları Feyhaman Duran , Nazmi Ziya ,Zeka Kocamemi dir.Halk evleri tarafından Muğla’ya gönderildi.Fethiye,Bodrum,Marmaris’de çalışmalar yaptı.Bu çalışmalar sonucunda açılan yarışmada birinci oldu.1941 de bir grup atölye arkadaşı ile “Liman sergisi “ olarak tanımlanan sergiyi açtılar.1947’de Fıransız hükümetinin bursu ile Paris’e gitti.2. dünya savaşı sonrasında Pariste toplanmaya başlayan sanat, edebiyat ve fikir adamlarından en önde gelenleri ile dostluk kurdu.Selim Turanın bu dönemde resimleri soyutlaşmaya başladı.birçok yan çalışmasını yanı sıra atölye arkadaşları ile bir çok sergi açtıTek nonfigüratif kişisel sergisini 3-8 mart 1950 de galerie breteau da açtı.Daha sonra salon mai ile salon Comparaison ‘da eserlerini sergiledi.
POSTMODERNİZM1. POST MODERNİZMPostmodern mimari ve sanat konusunda bir otorite olan Charles Jencks, postmodernizm üzerine yazdığı bir makaleyle postmodernizm’in kökenini şu şekilde anlatmış:“Postmodernizm”’in kökenleriSayın Bay,“Postmodernizm” teriminin ilk kullanılışı (Mektuplar, Şubat 19) 1926’dan öncedir. Terim 1870’lerde Britanyalı sanatçı John Watkins Chapman tarafından, 1917’de de Rudolf Pannwitz tarafından kullanılmıştır. Ama “post”ların başlaması, “Post-Empresyonizm” (1880’ler) ve “Post-Endüstriyel”le (1914-22) olmuştur, denebilir. Sonra bunlar 1960’larda edebiyatta, toplumsal düşüncede, ekonomide ve hatta dinde (“Post Hıristiyanlık”) pıtrak gibi çoğaldılar. “Sonsallık”, yani yaratıcı bir çağdan sonra gelmenin olumsuz duygusu, ya da tam tersine, olumsuz bir ideolojiyi aşmanın olumlu duygusu, aslen 1970’lerde, “Postmodernizm” tartışmasının da iki merkezi olan mimari ve edebiyatta gelişti. (Bu akımlar, hem özelliklerini hem de olumlu, “post” önekinden sonra tire koyuyorlardı). “Yapıbozumcu postmodernizm”, Fransız post-yapısalcıların (Lyotard, Derrida, Baudrillard) 1970’lerin sonunda Birleşik Devletler’de kabul görmesinden sonra ön plana çıktı. Bugün olumsuz diyalektik ve yapı bozumundan ibaret yeni, yaratıcı hareket de ortaya çıktı. Bunlar kendilerine “Yapıcı”, “Ekolojik”, “Temelli”, “Yeniden kurucu” post-modernizm gibi adlar veriyorlar.
Pablo Picasso:A Brief BiographyPablo Ruiz Y Picasso was the most famous artist of the 20th century. He was born on October 25, 1881 in Malaga, Spain. Picasso showed great talent at an early age. He loved to paint pictures of city life and was fascinated by the circus. He also enjoyed painting pictures of the day-to-day life of poor people in his neighbourhood and was also very poor himself. His father, Jose Ruiz Blasco, was a Castilian art teacher in Malaga and his mother, Maria Picasso, was an Andalusian of Majorcan origin. In 1896 Picasso entered the school of fine arts where his father was a professor. In 1900, Picasso visited Paris, at the time the world's centre for art and literature, and became infatuated with its street life, in particular, the area of Montmarte, Paris' bohemian district where he was able to study the City's poorer people. More importantly, it was here that he discovered the posters of Henri de Toulouse-Lautrec, which inspired him into creating one of his great paintings, the "Mouilin de la Galette". It was here, in Paris, that most of his success was accomplished. Three months later, Picasso returned to Spain and co-founded the short-lived magazine "Arte Joven" (first issue March 31, 1901 - "Young Art"), in Paris. On a second trip to Paris, in the summer of 1901, he exhibited his works at Ambroise Vollard's gallery in the Rue Lafitte and became good friends with the avant-garde poet Max Jacob. It was during this visit that he discovered Vincent Van Gogh, who inspired him to create "The absinthe Drinker" (1901, William Jaffe Collection, New York City) and also the "Dwarf Dancer".
PABLO PİCASSO AN ARTİSTLifePablo Picasso was born in Malaga on 25 October 1881. His father, Jose Ruiz Blasco, was a painter and taught drawing in the regional art scholl. The name Picasso was that of the artist's mother, Maria Picasso Lopez. At fırst, Picasso signed his works in the Spanish manner, Pablo Ruiz Picasso, but by about the year. 1900 he dropped his father's surname from his signature. His fırst paintings reveal a most precocious talent: there is a work in Malaga Museum, The Old Couple, painted when Picasso was only ten years old, in 1891. While it is true that he was born into the right environment, with brushes and paints at hand from an early age, this does not in itself explain the amazing creative temperament shown in such works as Man in a Beret, Girl with Bare Feet, or Interior of a Tavern, all produced before 1898.
PABLO PİCASSO (1881 – 1973)25 Ekim 1881 ‘de İspanya’da dünyaya geldi. 1892’de La Coruna’daki Güzel Sanatlar Akademisine yazıldı. 1894’de dergilere yazılar yazdı, çizimler verdi. 1896 ‘da Barselona’da ilk atölyesini kurdu. İlk büyük boyutlu “akademik” yağlı boya resmi, “İlk Komünyon” sergilendi. 1897 ‘de ikinci büyük boyutlu yağlı boya resmi olan “Bilim ve Bağış”ı yaptı. Bu resim Madrid’de Ulusal Güzel Sanatlar Sergisi’nde övgüye değer görüldü. 1898’de Manzara resimleri yaptı. 1899’da Gazeteler için ilk resimlerini ve ilk kazı resimlerini bu dönemde yaptı. 1901’de Gallerie Volard’da ilk sergisini açtı. Sergi daha açılmadan on beş resmini satmıştı. Resimlerinde yoksulluk, yalnızlık ve yaşlılık konuları gitgide çoğaldı. Mavi ve yeşil renkleri bolca ve sık sık kullanıyordu. Mavi dönemin başlangıcı...
P E R S P E K T İ F1. PERSPEKTİF1.1. Perspektifin Tanımı Resmin iki boyutlu ortamında, üçüncü boyut (derinlik) yanılsaması vermek için kullanılan tekniktir. İki tür perspektif tekniği vardır. Çizgi perspektifi ve renk perspektifi.Çizgi perspektifinde düzlem içindeki nesneler aynı görüş noktasına göre, bir yüzey üzerine yansıtılır. Bu yansıtma sonucu nesneler bakış noktasından uzaklıklarına göre gerçek boyutlarından daha büyük yada ufak gözükür. Bu görüşe göre, eşyaların tespiti çizgi perspektifini oluşturur. "Bakış noktası", "Kaçış noktası", "Ufuk hattı" gibi elemanlardan yola çıkarak ve geometri kullanarak yapılan çizgi perspektifi ilk olarak 15. y.y.da Floransalı Mimar Brunelleschi tarafından bulunmuştur. Bu bilimsel perspektife göre ilk resim Masaccio'nun 1425'de yaptığı fresklerde uygulanmıştır.
MÜŞERREF ZEYTİNOĞLU1957 yılında İstanbul'da doğmuştur. Mimar Sinan Üniversitesi, Resim bölümünü bitirmiş ve halen Mimar Sinan Üniversitesinde görev yapmaktadır.Açmış Olduğu Kişisel Sergileri :- Yonca Modern Sanat Galerisi, İstanbul, 1988. Akraboff Galeri, Sofya, 1990.- Cipka 5 Galeri, Sofya, 1991.- Plastik Sanatlar Derneği, İst., "Kirlenirken"(Reyyan Somuncuoğlu ile), 1995.
Modern ResimÖNSÖZModern Resim yapımı üç temel alana bölümlenebilir. Çoğaltım, Yenileme ve Analiz. Gözlemciler için çoğaltım , görüntünün genel gelişmesi ile ilgilidir ve çeşitli teknikler kullanılır. Bu teknikler ; Yanlış pozlandırılmış resimlerde kontrastı artırmak için gri skala değişikliği , ayırım yolu ile kenar bulma (sivriltme) ve süzme (filtreleme ) yoluyla parazit giderme gibi tekniklerdir.1-Bir çok görüntü yakalama sistemi çeşidinde , görüntünün içine istenmeyen ayrışımlar(bozulmalar) girecektir. Yenilemenin amacı , ters çevirme yolu ile objenin en iyi tasvirinin elde edilmesi ve bu istenmeyen bozuklukların,ayrışımların etkisinin mümkün olduğu kadar giderilmesidir.2-Modern resim yapımındaki temel uygulamalardan biri görüntü makinası sahasındadır.
MAĞARA RESİMLERİ VE MİSTİK GÜCÜİnsanoğlu, yazmadan önce çizmeye ve boyamaya başlamıştır. Mağaralarda ve dıştaki kaya yüzeyleri üzerinde bulunan boyalı resimler ve çizgiler, insanın binlerce yıl önce fikirlerini nasıl ifade ettiğini bize oldukça iyi gösteriyor ama nasıl konuştuğu hakkında bilgi vermiyor. Bilinen bir şey varsa, Tarihöncesi resimlerin, bugünkü anlamda -yalnız kendi resimsel gerçeklerini anlatan- resimler olmadıklarıdır. Bu resimler mağara duvarlarını süslemekten öte amaçlara yönelmişlerdir. Hayatın doğaya ve doğadaki yaratıklara karşı çetin bir savaş anlamını taşıdığı çağlarda bu resimler o savaşın bir parçası ve insana olağanüstü büyüsel güç sağladığına inanılan birer araçtılar. Bunlar doğaya ve hayvanlara egemen olmanın birer sembolü, avın şanslı geçmesini sağlayan birer tılsımdırlar. Tabii olanakları sayesinde korunup günümüze gelebilmiş olmaları, bunları yapan sanatçıların hiç de böyle bir istek taşıdıklarını belirlemez. Çünkü bu sanatçılar, güçlü bir gözlem ve doğa duyarlılığının sonucu olan bu eserleri ancak belli bir büyüsel fonksiyon süreci için yapıyorlar. Sonra birinin üzerine bir başkanını daha yapıveriyorlardı.
KAĞIT BEBEKLER ÜZERİNE BOYASAL DENEMELERBir sanat yapıtının oluştuğu süreçleri incelemek ifade araçlarını iyi tanımak, yeni teknik ve yöntemlerin sanat yapıtına kazandırdığı yeni ifadeleri değerlendirmek güncel sanat ortamın kavramsal denemelerini çözebilmek amacıyla mankenlere –kağıt bebeklere- dair boyasal denemeleri gerçekleştirdim.Yüzeyin ayrılmaz bir bütünleyicisi olan figürü, çalışmalarımda çevre gözlemlerimden ve günümüzün sanatsal değerlendirmelerinden yola çıkarak resim yüzeyinde anlatmaya çalıştım. Çizgimde, rengi kullanışım da, biçimi ve her türlü malzeme ve yöntemleri çalışmalarımda olabildiğince özgür kullanmaya çalıştım. Vitrinlerin ve podyumların kağıt bebekleri olarak ele aldığım mankenlerin doğalarında da var olan statik –durağan- görüntülerini tuvallerime yansıttım. Çalışmalarım mankenlerin devingen oluşumları ve birebir görüntüleri, duruşları, reklamsal, moda sektöründeki önemine değin gözlemlerim üzerinedir.
HURDANIN ESTETİĞİHURDANIN ESTETİĞİModern resimde renk psikolojik bir hal almıştır. Çünkü değişik, yeni gelişen akımlar ve bunlara bağlı olarak farklı sanatçılar eserlerini ele almışlardır. Hurda konusunu ele almamım sebebi insan hayatındaki psikolojisini renkler yoluyla ifade etmek istediğimdendir. Kendi hayatımda olduğu gibi insanlar üzerinde de nasıl etki yarattığını gözlemlemek amacıyla bu konuyu ele aldım. Hurdanın insan üzerinde yarattığı umut, mutluluk, matem, sevinç gibi olguları gözlemledim. Araştırmacı bir biçimde çalışmalarımı sürdürdüm. Çalışmalarımda seyirci için ima edilen bir özümseme ortamı yaratmayı hedefleyerek seyirciyi monotonluktan kurtarmayı amaçlamaktaydım.
HOBİLERİN TUVALDE YOLCULUĞUNA DAİRSanayi devriminden bu yana toplumun gelişmesiyle başlayan çağdaşlaşma yarışı bilim, kültür ve teknolojik gelişmelere yansıdığı gibi resim alanına da yansımış, resmetme konusunda pek çok farklı teknik kullanılmaya başlanmıştır. Çünkü karşılaşılan durumların en iyi şekilde tuvale aktarılması gerekiyordu. Bir sanatçının kendi görüşünü yansıtabilmesi için yakaladığına inandığı değerleri kapsamlı bir bütün haline getirmesi gerekir. Bu da demek oluyor ki; yapıtın kendine özgü bir mantığı olmalıdır. Yapıtın mantığını ölçmek için öncelikli olarak yapıtın yapıldığı zamanın değerlendirilmesi ve resimde anlatılan kompozisyonun iyi anlaşılması gerekir. Bazı resimler vardır ki üzerinde taşıdığı konuyu en ayrıntısıyla yansıtır, keza başka resimlerde vardır ki, taşıdığı ifadenin anlaşılması için belli bir kültürel birikime ve sanatsal göze gerek duyulur. Böyle olunca sanatta değişmez değerlerin bulunmadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır. Yani değer yargıları yapılan resmin konusuna, kullanılan tekniğe, resim armonisi, kompozisyonun ifadesine göre değişmektedir.
HAPPENİNGHAPPENİNG’İN ORTAYA ÇIKIŞIÇevre onuironmanj sanatı; estetik şehircilik, toplum bilim, psikoloji, ortaklaşa ilgilendiren yeni bir kavram ve çok yönlü bir olaydır. Özellikle endüstrileşme ve makinalaşma toplumsal yaşamı ve doğayı geniş ölçüde etkilediği 20. yüzyılda gittikçe artan bir önem kazanmaktadır. Çevre insan yaşam koşullarının, insan doğa ilişkileri ortamında değerlendirilmesi olayıdır. İnsan için çevreyi ve yaşam ortamını en az sıkıntılı hale getirmek yüzyılın önemli toplumsal zorunluluğu olmuştur. Bu veriler topluluğunda sanatın önemli bir rolü ve yeri vardır. Mimarlık yapıtlarının estetik formları, kentsel peyzajlar, hatta inşaat şantiyelerinin duvarları, fabrika bacaları, ilkel bazı sanatsal müdahalelerle çevreye hoşa giden bir görünüş vermektedir. Sanatsal nitelikli çok renkli ve ışık panolarının caddelerde ve meydanlarda sergilenmesi düşünülmüştür.
FOVİZM (FAUVİSME)GİRİŞ1905 yılı yeni bir ressam kuşağının doğuşuna tanık oldu. Paris'te sonbahar Salon'unda bir grup, Henri Matisse çevresinde kurulan bir sergi düzenledi. Üsluplarının çıplak yalınlığı ve parlak renk karşıtlıklarından (kontraslarından) yapılmış olmaları nedeniyle, sergilenen bu resimler halkı ürküttü. En alışılagelmiş üslupta yapılmış olan bir çocuk büstü, Matisse, Marquet, Manguin, Camoin, van Dongen, Friesz, Puy, Vlaminck ve Derain'in sergilenen bu resimleri arasında duruyordu; bunu gören eleştirmen Louis Vauxcelles şu sözleri söylemeden edemedi: "Fovların (vahşilerin) arasında bir Donatello". İşte Fovlar (Yabanıllar ya da Vahşiler) sözcüğü böyle doğdu ve kısa süre içinde öteki Fransız olmayan sanatçılar tarafından da benimsendi. Mimarlık öğrencilerinden oluşan bir grup, Die Brücke (Köprü) olarak bilinen ve esin kaynağı olarak Fovlarla aynı örneklere (Van Gogh, Gaugin ve Seurat) bakan bir sanatçı çevresi oluşturdular.
CLAUDE MONET"İMPRESSİON - SOLEİL LEVANT"Empresyonizm, XIX. yüzyılda Fransa'da doğmuş büyük bir resim akımıdır. Işık gözlemini ve ustalıklı renk kullanımını amaçlamıştır. Claude Monet ise empresyonist grubun lideridir. Claude Monet, resim kuralları ve bilgilerini hiç sevmemiş, kendi görsel duygu ve yeteneklerini bütün kuralların üzerinde tutmuştur. Işık sorunu üzerine dikkatle eğilmiştir. O'nun ışık ilgisi resmin değişmesini zorunlu kılıyordu. Gölgelerin kahverengi değil, renkli olduklarını ve değişik durumlara göre renk değiştirdiklerini gözlemiştir. Gördüğünü kaydetmek ihtiyacı Monet'i parlak renkler kullanmaya zorlamıştır. Özellikle saf, karışmamış kırmızı, yeşil, mor, turuncu kullanıyordu. Monet'in resmi serbest ve gevşek bir görünüm kazanmaktadır. Fırça vuruşları resmini bitmemiş, tamamlanmamış gibi gösteriyordu.
BOYASAL EROTİZMİnsan yaşamının bir ifadesi olan sanat, her çağda temel bir öğe olarak erotik konuları ele alıp incelemiştir. Bu bağlamda yaşamın ayrılmaz bir parçası olan cinselliğin bitip tükenmez bir ilham kaynağı olması doğaldır. Çeşitli kültürlerde ve çeşitli dönemlerde bazen açıkça, bazen örtülü olarak cinsellik teması dile getirilmiştir.Çoğu zaman ilgi çekici olup merak uyandıran ve bir o kadar da saklanmış, baskı altına alınmış, bilmemezlikten gelinip susturulmuş olan cinsel erotizm konusunu çalışmamdaki amacım, bu bastırılışa suskunluğa karşı çıkış olarak, günümüzde cinsel özgürlüğün kıvılcımlarını gösterebilmek ve çıplaklığın estetize edilmiş görüntüsüne erotik bir ruh kazandırmak olmuştur.Cinsellik üzerine yaptığım bu çalışmalarda daha çok figürü ele almamın yanı sıra sexüel objelerin, yazıların ve ready-made’lerin bulunmasıyla konuya farklı boyutlar kazandırmaya çalıştım. Bir nesne olarak kullandığım kadın vücudunu çalışmamın nedeni, onun bir bütün olarak ve hemen her parçasının başlı başına cinsel çekicilik taşıdığı ve sexüaliteyi arttırdığı içindir.
Baskı ResimGİRİŞBilinen tüm sanat dalları birer anlatım aracıdır. Eseri oluşturan sanatçı içinde yaşadığı toplumun değerlerini hazmetmiş geçmişten getirdiği birikimiyle senteze varmış kişidir. Toplumu sorgular ve öncü durumdadır.Sanat tarihinde Serigrafi ve Gravürün önemli bir yeri vardır. Yaratıcı baskı tekniğinin ilk temelleri insanın çamur üzerine adım atışıyla oluşan ayak izi ile başlamıştır. Sanatçılar olaylara mitolojik, dini, sosyal ve ticari amaçla yaklaşmışlardır. Yaratıcı güçlerini kullanarak yaşadıkları sorunları bir sonraki kuşağa mesaj verircesine aktarmışlardır. Toplumların birbirlerini tanımalarında kültür ve sanat en iyi iletişim aracıdır. Teknoloji hızlı gelişmektedir. Bu durumda sanatçı materyal seçerken bireysel hakkını kullanmıştır. Çizim ve basım işlemi için kullandığı materyallerde belli kalıplara bağlı kalmamıştır.-SERİGRAFİ BASKI-
BAROK SANATIXVII. Yüzyıl ve XVIII. Yüzyıllar arasında yer alır. Temel özelliği Rönesans'ın durağan kurallarına bir karşı çıkış niteliği taşımaktadır. Bu karşı çıkış bütün sanat dallarında kendini gösterir. Barok'da simetri ortadan kalkmıştır. Resimlerdeki ışık- gölge dağılımı, her biri ayrı bir gizli kaynaktan ışık alıyormuş gibi resmedilmiştir. XVII. Yüzyılın ortaya çıkışı resim sanatının geçmişle ilintilerini koparmıştır. En önemli sanatçıları resimde; Rubens, Rembrant, Caravaggio, mimarlıkta; Borramini, heykelde; Bernini'dir.
Balkon G İ R İ Şİlk bakışta Balkon sanatsal bir obje gibi algılanmamaktadır. Halbuki Ressamları etkileyen ve resimlerinde mekan olarak kullandıkları Balkon, yüzyıl öncesinden sanatın bir alanı olan mimaride karşımıza çıkmaktadır.Bu anlamda Balkonu, biz tarihin verdiği bilgilere dayanarak öncelikle Yunan Sanatında görmekteyiz. Şehirleşmenin ve anıtsal binaların inşa edildiği bu sanatta; Balkon yönetici ve soyluların halk üzerindeki yönetme baskısını ortaya koyan ve üstünlüklerini sergileyebildikleri bir unsur olmuştur.
FERNAND LE’GER (1881-1955) Ünlü bir Fransız ressamıdır, kübizmin öncülerindendir. Normandiyalı bir çiftçi ailesinin çocuğudur. Küçük yaştan, sanata karşı duyduğu hevesten dolayı,ressam olmak üzere çiftçilikten ayrıldıysa da toprağa bağlılığını pek az ressam onun kadar değişik şekilde belirtebilmiştir. 16 yaşında Caen’de bir mimarlık bürosuna çırak girdi.1900’de Paris’e geldi. Güzel Sanatlar Okulunda bir süre çalıştıktan sonra 1905’te Ruche kasabasına yerleşti. Orada, Paul Cezanne’in etkisinde kaldı.1910 yılında Picasso ile ,Braque’la tanıştı. O yılda Bağımsız Ressamlar Sergisi’ne ‘Ormanda Çıplak’ adlı eseriyle katıldı. Ertesi yılda aynı sergide, Gleizes, Delaunay, Metzinger gibi ressamlarla birlikte ilk kübizm sergisine katılıyordu.
Ana Menü
| Anasayfa |
| Haberler |
| Arama |
| İlanlar |
| Eğitim Siteleri |
Edubilim
| Forum |
| Resim Galerisi |
| Video Galerisi |
| Program Arşivi |
| Döküman Arşivi |
| Bilim Adamları |
| Kolay Ulaşım |
Üniversiteler
| Türkiye Üniversiteleri |
| Yabancı Üniversiteler |
Popüler Döküman
(Eğitim)
(Psikoloji)
(Eğitim)
(Otelcilik)
(Sunular)
Eğitim Siteleri
- Edebiyat- Türkçe -Şiir (12)
- Okul Öncesi (7)
- Sınavlar (10)
- Rehberlik Siteleri (11)
- Üniversite Siteleri (77)
- Eğitim Haberleri (12)
- Sözlük - Çeviri Siteleri (6)
- Ders Yardımcıları (5)
- Eğitim Forumları (9)
- Genel Eğitim Siteleri (13)