Rehberlik
DosyalarEkleme Tarihi
ŞİZOFRENİK BOZUKLUK Doç.Dr.Nurgül Özpoyraz, Dr.Lut Tamam Şizofreni, genellikle genç yaşlarda başlayan, insanın kişiler arası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak, kendine özgü bir içe kapanım dünyasında yaşadığı; düşünce, duygu ve davranışlarda önemli bozukluklarla giden bir psikozdur. TARİHÇE: Şizofreni olarak tanımlanan bu bozukluk çağlar boyu hekimleri ve düşünürleri ilgilendirmiştir.19. yüzyılın sonlarına doğru şizofreni bilimsel açıdan incelenmeye başlanmıştır. Morel 1860 yılında, “erken bunama” anlamına gelen “dementia precox” terimini kullanmıştır. 1871’de Hecker hebefreniyi, 1874’de Kahlbaum katatoniyi tanımladıktan sonra, 1896’da Emil Kraepelin bu iki hastalık tipine, paranoid ve basit tiplerini de ekleyerek hepsini “dementia praecox “ tanısı altında toplamıştır. Kraepelin şizofreniyi ilk kez bir kavram olarak değerlendirmiştir. 1911’de, Eugen Bleuler bu kavramı yeniden ele alarak, hastalıkta kişinin ruhsal yaşamındaki yarılmanın önemli olduğunu vurgulamış, erken başlamasının ve bunama ile sonuçlanmasının gerekli olmadığını söyleyerek hastalığı Yunanca “zihnin bölünmesi, yarılması” anlamına gelen “schizophrenia” olarak adlandırmıştır. Bleuler, bununla birlikte şizofrenin temel klinik belirtilerini 4 ana başlık altında toplayarak bunlara 4A belirtisi adını vermiştir. Bunlar; assosiyasyon bozukluğu (düşünce akımı bozuklukları), ambivalans, otizm (autism) ve affekt (duygulanım) bozukluğudur. Daha sonraları tizofreniyle ilgili olarak Meyer, Sullivan, Kretschmer, Langfeldt, Schneider, Arieti, Lidz, Jackson, Wyne gibi araştırıcılar yeni yeni tanımlamalar getirmişlerdir. Günümüzde şizofreni tek bir hastalık olarak değil, çok değişik nedenler, klinik türler, gidiş ve sonlanım gösteren; değişik sağaltım yolları olabilen bir bozukluklar kümesi olarak kabul edilmektedir. SIKLIK VE YAYGINLIK (EPİDEMİYOLOJİ) Şizofreninin yaşam boyu yaygınlığı %1 ile 1.5 arasındadır. Sıklığı ise Dünya Sağlık Örgütü tarafından binde 0.85 olarak bildirilmektedir. Kadın ve erk...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ŞİZOFRENİK BOZUKLUK Doç.Dr.Nurgül Özpoyraz, Dr.Lut Tamam Şizofreni, genellikle genç yaşlarda başlayan, insanın kişiler arası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak, kendine özgü bir içe kapanım dünyasında yaşadığı; düşünce, duygu ve davranışlarda önemli bozukluklarla giden bir psikozdur. TARİHÇE: Şizofreni olarak tanımlanan bu bozukluk çağlar boyu hekimleri ve düşünürleri ilgilendirmiştir.19. yüzyılın sonlarına doğru şizofreni bilimsel açıdan incelenmeye başlanmıştır. Morel 1860 yılında, “erken bunama” anlamına gelen “dementia precox” terimini kullanmıştır. 1871’de Hecker hebefreniyi, 1874’de Kahlbaum katatoniyi tanımladıktan sonra, 1896’da Emil Kraepelin bu iki hastalık tipine, paranoid ve basit tiplerini de ekleyerek hepsini “dementia praecox “ tanısı altında toplamıştır. Kraepelin şizofreniyi ilk kez bir kavram olarak değerlendirmiştir. 1911’de, Eugen Bleuler bu kavramı yeniden ele alarak, hastalıkta kişinin ruhsal yaşamındaki yarılmanın önemli olduğunu vurgulamış, erken başlamasının ve bunama ile sonuçlanmasının gerekli olmadığını söyleyerek hastalığı Yunanca “zihnin bölünmesi, yarılması” anlamına gelen “schizophrenia” olarak adlandırmıştır. Bleuler, bununla birlikte şizofrenin temel klinik belirtilerini 4 ana başlık altında toplayarak bunlara 4A belirtisi adını vermiştir. Bunlar; assosiyasyon bozukluğu (düşünce akımı bozuklukları), ambivalans, otizm (autism) ve affekt (duygulanım) bozukluğudur. Daha sonraları tizofreniyle ilgili olarak Meyer, Sullivan, Kretschmer, Langfeldt, Schneider, Arieti, Lidz, Jackson, Wyne gibi araştırıcılar yeni yeni tanımlamalar getirmişlerdir. Günümüzde şizofreni tek bir hastalık olarak değil, çok değişik nedenler, klinik türler, gidiş ve sonlanım gösteren; değişik sağaltım yolları olabilen bir bozukluklar kümesi olarak kabul edilmektedir. SIKLIK VE YAYGINLIK (EPİDEMİYOLOJİ) Şizofreninin yaşam boyu yaygınlığı %1 ile 1.5 arasındadır. Sıklığı ise Dünya Sağlık Örgütü tarafından binde 0.85 olarak bildirilmektedir. Kadın ve erk...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ŞİZOFRENİ ve PSİKOZ KAVRAMI Psikoz Kavramı: Kısaca kişinin gerçeklikle alakasını koparan akıl hastalıklarının genel adıdır. Psikozlar en basitinden birkaçgün süren kısa psikozlar ve bazen bir ömür boyu devam edebilen şizofreni yelpazesinde çok fazla sayıda hastalık ihtiva eder. Hayatımızın en büyük nimetlerinden biri şüphesiz akıldır. Aklımız sayesinde gerçekleri çarpıtmadan kavrar ve ona uygun sonuçlar çıkarırız. Şizofreninin de içinde bulunduğu psikozlar dediğimiz hastalıklarda kişilerin gerçeği değerlendirmesi bozulur. Psikiyatrik hastalıklar içinde sıklığı olarak % 3-5 arasında değişen şizofreni yıllar boyunca insanların hem korktuğu hemde ilgi duyduğu bir hastalık olagelmiştir.. Bunun nedeni gizemli bir yaşam ve normal davranışların ötesine gitmekte yatar sanırım. Şizofrenlerde görülen belirtileri şu şekilde sıralamak mümkündür. 1-Hezeyanlar (Sanrı-Delusion) : Gerçeğin ötesinde kendi kafasında kurduğu şeyleri gerçeklermiş gibi değerlendirme. İkna için makul delillerle bile onları değiştirememe. Paranoid kıskançlık yada büyüklük hezeyanları gibi. 2-Varsanılar (Halusination): Kulağına gaiblerden sesler gelmesi, gözüne kimsenin göremediği varlıkların görünmesi burnuna kötükokular gelmesi gibi. 3-Konuşma içeriğindeki acayiplikler: Kelime salatası yada anlamın birbirinde kopup konuşmanın içeriğinde bir bütünlük olmaması durumu vardır. 4- Garip davranış:Ortalık yere çişini yapma yada herkesin ortasında masturbasyon yapmayı makul görme gibi yada hiç hareket etmeden uzun süre kalma vs. 5-Kişinin yüzünde donuk bir duygu ifadesi varlığı, konuşmamam yada kişinin herhangi bir olay karşısında duygu ifade edecek jest ve mimik göstermemesi. Sayılan belirtilerin hepsinin bir şizofrende olması gerekmez. İlk ikisi var ise kişiye psikoz grubu hastalıklardan birisi var deriz. Bunlar içerinde süre ve hastalığın şiddeti şizofreni demek için gerekir. 6 aydan daha uzun bir süre psikoz belirtileri gösteren hastalara şizofreni diyebiliriz. ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ŞUBAT 4.HAFTA YARDIMLAŞMA-İYİ İLİŞKİLER PEYGAMBER EFENDİMİZİN CÖMERTLİĞİ VE YARDIMSEVERLİĞİ Bir gün, Peygamber efendimiz, kendisine gömlek satın almak için çarşıya çıktı. Yanında on lirası vardı. Bir satıcıdan dört liraya bir gömlek aldı. Eve dönerken Medinelilerden bir kişi yanına gelerek: _ Bana bir gömlek giydirdin de Allah da size cennet elbiselerinden bir elbise giydirsin,diye dua etti. Peygamberimiz, hemen üzerindeki gömleği çıkardı ve adama verdi. Sonra geri dönerek yine dört liraya yeni bir gömlek satın aldı. Cebinde iki lirası kalmıştı. Medine sokaklarında yürürken bir cariyenin(köle kadın) ağladığını gördü. Hemen yanına gitti ve : _Niçin ağlıyorsun? diye sordu. Cariye, büyük bir üzüntü içinde idi. Karşısında Peygamberimizi görünce, ondan yardım isteyen bir sesle: _Hizmet ettigim ailem bana, un satın almam için iki lira vermişti. Fakat onu kaybettim. Ne yapacağımı bilemiyorum, dedi. Peygamberimiz, hemen cebindeki iki lirayı cariyeye verdi. Gidip onunla un satın almasını söyledi. Cariyenin ağlamaya devam ettiğini görünce, ona: _Kaybettiğin parayı sana verdim. Şimdi niçin ağlıyorsun? diye sordu. Cariye: _Beni dövmelerinden korkuyorum, dedi. Peygamberimiz, onunla birlikte evine kadar gitti. Ev sahipleri Peygamber Efendimizi büyük bir sevinçle karşıladılar. _Bu cariye kendisini dövmenizden korkuyor, deyince: _Madem ki onunla beraber geldiniz ve kendisine yardım ediyor ve koruyorsunuz, biz de onu Allah rızası için azat ettik, hürriyetine kavuşturduk, dediler. SAVURGANLIK NEDİR? Sahip olunan maddi ve manevi imkânların gereksiz şekilde harcanmasına savurganlık denir .Buna göre bir kişinin para veya malını yerli yersiz harcaması, zamanını boşa geçirmesi savurganlıktır. “İsraf” da savurganlıkla aynı anlama gelir .Savurganlığın tersi ise tutumluluktur. Tutumluluğun aşırısı cimriliktir. Cimrilik ,sahip olduğumuz imkanları zamanı ve yeri geldiği halde harcayıp elde tutmaktır. Oysa sahip olduğumuz değerler savurganca harcanınca, ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ŞUBAT 3.HAFTA İNSAN HÜRRİYETİ VE SINIRLARI BÜLBÜL VE İSTİKLÂL Hür olarak çamurdan bir kulübede yaşamak, köle olarak altın köşklerde yaşamaktan daha iyidir. Çok sevdiği kıymetli ve şakrak bülbüle milyonerin yaptırdığı altın kafes pek san’atlı idi. Görenler kafesteki hünere hayran oluyorlardı. İçinde yapma gül fidanlarına varıncaya kadar bülbülün istediği her şeyi vardı. Bülbül bu kafeste türlü nağmelerle öter, etrafındakilere ilâhi bir musiki dinletir ve onları eğlendirirdi. Günün birinde kafesi açık bularak kaçtı ve biraz uzakta dikenli bir ağaca kondu. Artık bir daha dönmeyecekti. Milyoner buna pek çok üzüldü ve bülbüle sordu: -Bu altın kafeste canının istediği her şeyi zahmetsizce buluyordun, istediğin ayağına geliyordu, altın sarayda yaşıyordun, bu kadar rahatı bunca nimeti teperek bir dikenli çalının üstüne konmana sebep nedir? Bülbül-Evet, altın sarayda yaşıyordum, gönlümden geçen her şeyi yanımda hazır buluyordum, hiçbir ihtiyacım yoktu. Lâkin bir eksiğim vardı: “Hürriyet ve istiklâl .” Şimdi dikenli bir çalının üstündeyim, fakat hürriyet havası alıyorum. Hür olarak dikenli bir çalının üstünde yaşamak, şunun bunun kulu kölesi olarak altın kafeste ömür sürmekten çok iyidir. Birinde istiklâl var diğerinde esirlik. Her şey istiklâl yolunda feda edilebilir, fakat istiklâl ne altına ne de altın saraylarda yaşamaya değmez. Bunu anlamayanlar kölelikten ve esirlikten kurtulamazlar. Allah her canlıyı hür yaratmıştır. Hür yaşamak herkesin kutsal bir hakkıdır. Hürriyet, Allah’ın bize vermiş olduğu en büyük nimettir. Bu nimet, hiçbir şeye değişilmez. Bunun önemini bilmeyenler, bir gün dünyada her şeyin yaşamak için, yaşamanın da hürriyet ve istiklâl için olduğunu, bunlar olmadıkça hayatın tadı tuzu olmayacağını anlamamışlar demektir. Hürriyet olmadıktan sonra paranın, altın saraylarda yaşamanın ne zevki var? Evet dün altın köşkte idim ve her istediğimi buluyordum. Bugün ise dikenli bir çalı üstündeyim ve yaşamak için istediklerim de yok; lâkin dün esirdim bu...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ŞUBAT 3.HAFTA İNSAN HÜRRİYETİ VE SINIRLARI BÜLBÜL VE İSTİKLÂL Hür olarak çamurdan bir kulübede yaşamak, köle olarak altın köşklerde yaşamaktan daha iyidir. Çok sevdiği kıymetli ve şakrak bülbüle milyonerin yaptırdığı altın kafes pek san’atlı idi. Görenler kafesteki hünere hayran oluyorlardı. İçinde yapma gül fidanlarına varıncaya kadar bülbülün istediği her şeyi vardı. Bülbül bu kafeste türlü nağmelerle öter, etrafındakilere ilâhi bir musiki dinletir ve onları eğlendirirdi. Günün birinde kafesi açık bularak kaçtı ve biraz uzakta dikenli bir ağaca kondu. Artık bir daha dönmeyecekti. Milyoner buna pek çok üzüldü ve bülbüle sordu: -Bu altın kafeste canının istediği her şeyi zahmetsizce buluyordun, istediğin ayağına geliyordu, altın sarayda yaşıyordun, bu kadar rahatı bunca nimeti teperek bir dikenli çalının üstüne konmana sebep nedir? Bülbül-Evet, altın sarayda yaşıyordum, gönlümden geçen her şeyi yanımda hazır buluyordum, hiçbir ihtiyacım yoktu. Lâkin bir eksiğim vardı: “Hürriyet ve istiklâl .” Şimdi dikenli bir çalının üstündeyim, fakat hürriyet havası alıyorum. Hür olarak dikenli bir çalının üstünde yaşamak, şunun bunun kulu kölesi olarak altın kafeste ömür sürmekten çok iyidir. Birinde istiklâl var diğerinde esirlik. Her şey istiklâl yolunda feda edilebilir, fakat istiklâl ne altına ne de altın saraylarda yaşamaya değmez. Bunu anlamayanlar kölelikten ve esirlikten kurtulamazlar. Allah her canlıyı hür yaratmıştır. Hür yaşamak herkesin kutsal bir hakkıdır. Hürriyet, Allah’ın bize vermiş olduğu en büyük nimettir. Bu nimet, hiçbir şeye değişilmez. Bunun önemini bilmeyenler, bir gün dünyada her şeyin yaşamak için, yaşamanın da hürriyet ve istiklâl için olduğunu, bunlar olmadıkça hayatın tadı tuzu olmayacağını anlamamışlar demektir. Hürriyet olmadıktan sonra paranın, altın saraylarda yaşamanın ne zevki var? Evet dün altın köşkte idim ve her istediğimi buluyordum. Bugün ise dikenli bir çalı üstündeyim ve yaşamak için istediklerim de yok; lâkin dün esirdim bu...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ŞUBAT 2. HAFTA TEMİZLİK FABRİKA Çocukluk arkadaşımdı. Fakülteyi bitirdikten sonra sanayiye atıldığını ve arkadaşlarıyla birlikte fabrika kurduğunu duymuştum. Bir ara yolda karşılaştığımızda: --İşler nasıl? diye sordum. Suratını ekşiterek: --Tam manasıyla bir felaket, diye cevap verdi. Fabrikamızı, çevreyi kirletiyor diye mühürlediler. --Geçmiş olsun, dedim. Gerçekten kirletiyor muydu? --Diğer fabrikalardan bir farkı yoktu, dedi. Biraz havayı, biraz da suyunu kullandığımız dereyi kirletiyordu. Ayrıca çok gürültü ettiğini söylediler. --Peki şimdi ne yapacaksınız? diye sordum. --Tasfiye tesisleri kurmak zorundayız, diye mırıldandı. Fakat bunun için yüz milyarlık yatırım gerekiyor. Şaşırmıştım. --Anlaşılan zor durumdasınız, dedim. Peki nasıl kalkacaksınız bunun altından? --Herhalde ürettiğimiz mallara zam yaparak, cevabını verdi. Sen de olsan öyle yapmaz mıydın? --Allah’a şükür, benim fabrikamda tasfiye tesisi gerekmiyor, dedim. Şaşırma sırası ona gelmişti. --Sen de mi fabrika kurdun? diye atıldı. --Üç sene önce kurmuştum, bu günlerde üretime başladı, dedim. --Ne tür bir fabrika? diye sordu. --Tamamen otomatik, dedim. İki- üç işçiyle bütün işler hallediliyor. Hem tamamen sessiz çalışıyor. Üstelik su ve hava, fabrikada kullanıldıktan sonra daha da temizlenmiş olarak dışarı atılıyor. Hayrete düştüğü her halinden anlaşılıyor ve arka arkaya sorular soruyordu. --Şirketinizin ismi ne? dedi. --“Görenler” dedim. --Peki, dedi. Fabrikayı kim kurdu, kim idare ediyor? --Ben kurdum sayılır, dedim. Fakat çok büyük bir alim tarafından idare ediliyor. Onu daha fazla yormadan: --Fabrikamı gezmek ister miydin? diye sordum. Hem biraz dinlenirdin. --İstemez olur muyum? diye atıldı. Çok merak ediyorum. Arabaya binerek şehir dışına çıktık. Bol yeşillikli bir yerde durarak: --Fabrika sahasına geldik, dedim. İnebiliriz. Merakını yenemeyip benden önce indi ve işaret ettiğim yere baktığında öylece donakaldı. Sanki bir şey söyleyecekmiş gibi kımıldanıyor, fakat her s...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ŞUBAT 2. HAFTA TEMİZLİK FABRİKA Çocukluk arkadaşımdı. Fakülteyi bitirdikten sonra sanayiye atıldığını ve arkadaşlarıyla birlikte fabrika kurduğunu duymuştum. Bir ara yolda karşılaştığımızda: --İşler nasıl? diye sordum. Suratını ekşiterek: --Tam manasıyla bir felaket, diye cevap verdi. Fabrikamızı, çevreyi kirletiyor diye mühürlediler. --Geçmiş olsun, dedim. Gerçekten kirletiyor muydu? --Diğer fabrikalardan bir farkı yoktu, dedi. Biraz havayı, biraz da suyunu kullandığımız dereyi kirletiyordu. Ayrıca çok gürültü ettiğini söylediler. --Peki şimdi ne yapacaksınız? diye sordum. --Tasfiye tesisleri kurmak zorundayız, diye mırıldandı. Fakat bunun için yüz milyarlık yatırım gerekiyor. Şaşırmıştım. --Anlaşılan zor durumdasınız, dedim. Peki nasıl kalkacaksınız bunun altından? --Herhalde ürettiğimiz mallara zam yaparak, cevabını verdi. Sen de olsan öyle yapmaz mıydın? --Allah’a şükür, benim fabrikamda tasfiye tesisi gerekmiyor, dedim. Şaşırma sırası ona gelmişti. --Sen de mi fabrika kurdun? diye atıldı. --Üç sene önce kurmuştum, bu günlerde üretime başladı, dedim. --Ne tür bir fabrika? diye sordu. --Tamamen otomatik, dedim. İki- üç işçiyle bütün işler hallediliyor. Hem tamamen sessiz çalışıyor. Üstelik su ve hava, fabrikada kullanıldıktan sonra daha da temizlenmiş olarak dışarı atılıyor. Hayrete düştüğü her halinden anlaşılıyor ve arka arkaya sorular soruyordu. --Şirketinizin ismi ne? dedi. --“Görenler” dedim. --Peki, dedi. Fabrikayı kim kurdu, kim idare ediyor? --Ben kurdum sayılır, dedim. Fakat çok büyük bir alim tarafından idare ediliyor. Onu daha fazla yormadan: --Fabrikamı gezmek ister miydin? diye sordum. Hem biraz dinlenirdin. --İstemez olur muyum? diye atıldı. Çok merak ediyorum. Arabaya binerek şehir dışına çıktık. Bol yeşillikli bir yerde durarak: --Fabrika sahasına geldik, dedim. İnebiliriz. Merakını yenemeyip benden önce indi ve işaret ettiğim yere baktığında öylece donakaldı. Sanki bir şey söyleyecekmiş gibi kımıldanıyor, fakat her s...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Şoförsem günahım ne? Clear Day Long, adından da anlaşılacağı üzere İsviçrenin Milka ineği gibi süt ve tezek kokan Alplerinden, ekmek parasını kazanmak için uzun yollara çıkan, fakir ama onurlu bir kamyon şoförüdür. O diyar senin bu diyar benim diyerek gezmektedir. Bir gün yolu Arabistana düşer bizim Longun. Orada kamyonunun boşaltılmasını beklerken, çarşıdan geçmekte olan, o yörenin en zengin adam Şeyh Gaffarın dünyalar güzeli kızı Hicleye rastlar ve hikayemizin kahramanları birbirlerine ilk görüşte aşık olurlar. Sevgililer her firsatta beraberce elele, göz göze Arabistan çöllerinin gizemli gecelerinde birbirlerine olan aşklarını dile getirmektedirler. Fakat kızının bir kefereyle beraber olmasını hazmedemeyen ve kalbi kötülükle dolu olan Şeyh Gaffar, kızını cümle aleme ibret olsun diye adamlarına öldürtür. Yine uzun bir seferden dönen ve sevgilisine kavuşma ümidiyle Arabistana koşan Long, sevgilisinin ölüm haberini duyunca yıkılır, deliye döner. Hatta dönmekle kalmaz delirir ve kamyonuna atlayıp Hicle ile aşk mabedi olan Arabistan çöllerine doğru sürer kamyonunu. Long, kamyonunu çölün uçsuz bucaksız kumları üzerinde kilometrelerce sürdükten sonra bir kum fırtınasına yakalanır ve kahramanımızdan bir daha haber alınamaz. Artık iki sevgili mahşerde buluşmuşlardır. Bu acıklı aşk hikayesinden sonra Longu tanıyan, tanımayan bütün kamyoncular, araçlarının arkasına Long VeHicle yazarak bu aşkı ölümsüzleştirmişlerdir. İşte yollarda her zaman gördüğümüz kamyonların arkasında yazan bu yazının böyle içli bir hikayesi vardır. ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Şehirler kurtulmalı ve kurtulmalı kalpler Fatih’in mübarek ruhuna selam ile... Fetih... Düşünce dünyamızda kökleri çoook eskilerdeki derin anlamlara dayanan bir kelime. Bugünkü nesil, bizler ve gençlerimiz, fethin ne olduğunu bilmeyiz. Hiç tatmadık ki... Sözcükler “zabtetme, bir şehir ve memleketi düşman elinden alma, İslam ülkesi haline getirme” karşılığını verirler; bu doğrudur... Ne ki fetih deyince hemen çok defa “bir ülkenin silah zoruyla elde edilmesi, istila” aklımıza getirilmeye başlamıştır. Yazık!.. Medeniyet birikimini ıskalayan eğitim sistemimizin kazandırdığı muhakeme yeteneğimiz fethi başka türlü yorumlamaya müsait değildir çünki. Son zamanlarda moda olan çarpık bir bakış açısına göre de fetih, ya bir “emperyalist yayılmacılık”, ya da “evrensel hakların gaspı” gibi agılanmakta. Zihin dünyamız fethedilecek kapıları kapattı yüzümüze; fethedecek surları beden beden ördü üstümüze ve kör kuyulara gömdü ideallerimizi... Fetih, “açma” demek... “Bir beldeyi, bir kurumu, bir fikir veya mânâyı yüksek bir ideale açıp ona hayatiyet kazandırmak” yani. Açılan hayat bulacaktır oysa ve açan kendini tazeleyecek. Açılan imar olacak, açan derinleşecek ve çoğalacak... Açılan yetersiz yapısını tamamlayacak, açan kuvveyi fiile; potansiyeli eyleme dönüştürecektir... Açanın, enerjisini boşaltmak için bir açılan olmalı... Hareketsizlik harekete dönüşünce ortaya çıkar çünki fetih. Açan açmazsa, kendini tahribe ve içten çürümeye bırakır. Açılandır çünki kendini daha önce tahrip eden; ve tahripten kurtulabilendir açan. Açan, devam ve bekâ sırrını açılışta bulur. Bunun için açılış yalnızca bir beldede değildir; fikirdedir; imandadır, mânâ ve kelamdadır. Açılış bir kurumsallaşmadır ki açanın maddesine ruh, arazına cevher katar. Her yeni ruh yeni bir açılıştır bu yüzden. Yahya Kemal’in, Irkın sesi iklimine benzer yaratırken Kaç fethe koşan tuğlar ufuklarla yarışmış Tarihini aksettirebilsin diye çehren Kaç Fatih’in altın kanı mermerle karışmış derken anlattığı o açı...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ØTKY’NİN TARİHSEL GELİŞİMİ Ø ØGENEL OLARAK TKY FELSEFESİ Ø ØEĞİTİMDE TKY’NİN İLKE VE PRENSİPLERİ Ø ØESKİ VE YENİ YAKLAŞIMLARIN KARŞILAŞTIRILMASI TKY’NİN TARİHSEL GELİŞİMİ TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ FELSEFESİ NEREDE DOĞDU? TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ FELSEFESİ A.B.D.’DE DOĞMUŞTUR TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ NEDİR? Örgütün tüm üyelerinin amacının müşteriyi memnun etmek örgüt yapısında da bunları yapmalarına olanak verebilecek şekilde olmasını sağlayacak bir kalite kültürünün yaratılmasıdır. Toplam kalite tanımında tek hakim müşteridir. TKY,değişen müşteri beklentilerine göre onların beklentilerini karşılayabilecek,hatta aşacak ürün ve hizmetlerini tasarlayacak biçimde hareketliliği de içermektedir. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ BİR YÖNETİM FELSEFESİ BİR YÖNETİM ANLAYIŞIDIR TKY İNSANA ODAKLANAN BİR YÖNETİM ANLAYIŞIDIR TOPLAM KELİMESİ KALİTENİN “ TÜM SÜREÇLERDE”,“TÜM İŞLERDE” “HERKESİN KATILIMI” İLE SAĞLANABİLİR OLMASINA İŞARET EDER İÇ MÜŞTERİ DIŞ MÜŞTERİ ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
“MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ORTA ÖĞRETİM KURUMLARI SINIF GEÇME YÖNETMELİĞİ Resmi gazetede yayım tarihi ve Sayısı : 05/09/1995-22395 Değişiklik; Resmi gazetede yayım tarihi ve Sayısı : 6/09/2000 - 24162 ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME Genel ilkeler Madde 5- Eğitim öğretim sistem ve süreçlerine ilişkin olarak tüm etkinliklerde Toplam Kalite Yönetimi ve Plânlı Okul Gelişim Modeli anlayışına uygun olarak öğrenci başarısıyla ilgili ölçme ve değerlendirme konularında yeni ve çağdaş yaklaşımları da içeren ilkeler göz önünde bulundurulur:” a) Bir ders yılı iki dönemden oluşur. b) Her öğrencinin ilgi, istek, yetenek ve derslerdeki başarısına göre yönlendirilmesine, geliştirilmesine ve ilerlemesine olanak sağlanır.” c) Öğrencinin başarısı bir bütün olarak dikkate alınır. d) Öğrencilerce alınacak alan/bölüm seçmeli dersleri ile diğer seçmeli derslerin seçiminde karara, sınıf öğretmeninin Rehberliğinde öğrencinin ve velisinin ortak olmaları sağlanır. e) Sınıf öğretmeninin, okul rehberlik servisi ile yakın bir iş birliği içinde çalışması esas alınır. f) Öğrencinin sınıf geçmesi, o sınıfta aldığı bütün derslerden başarılı olmasına ya da yıl sonu başarı ortalamasına göre belirlenir. g) Ölçme ve değerlendirmede, programlarda belirtilen özel ve genel amaçlar, hedef davranışlar, açıklamalar ve konular esas alınır. h) Ölçme ve değerlendirmede okul, ilçe, il ve yurt çapında birlik ve beraberlik ön planda tutulur. “ı) Öğrenci başarısının tespiti; derslerin özelliklerine göre yazılı, sözlü ve uygulamalı sınavlara, ödev, proje, ders içi ve ders dışı etkinliklere dayandırılır.Öğretmen öğrencileri değerlendirirken ölçme soruları ile birlikte, öğrencilerin; sınıf içi etkinliklere katılımı, bilimsel tutum ve davranışları, gözlem yapma, araştırma, inceleme, bilimsel düşünme, sahip oldukları ve sergiledikleri fikir zenginlikleri, sorumluluk alma, ekip çalışmalarına yatkınlıkları, edindiği bilgi ve bulguları paylaşabilme gibi özelliklerini de göz önüne alarak başarıları hakkında ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖZSAYGI GELİŞTİRME EĞİTİMİ . Öğrencilerin kendilerini nasıl hissettikleriyle başarı düzeyleri arasın da özsaygı düzeyleri ile akademik başarıları arasındaki ilişkiye işaret eden araştırma bulguları vardır.(MARSH,1990,OWENS 1991 PİŞKİN 1996)Bu bulguların en önemli yönü öğrencilerin özsaygılarını geliştirmede öğretmenlerin güçlü bir konuma sahip olduklarını ortaya koymasıdır. öğretmenler öğrencilerinin özsaygılarını geliştirebildikleri gibi düşüre de bilirler. Yapılan araştırma bulgularında öğrencilerin özsaygı düzeylerini geliştirmek için sistematize edilmiş özsaygı geliştirme programını takip etmenin zorunlu olmadığını gösteriyor. Sıcak samimi ve kabul edici bir iletişim ortamında öğrencilerin iç dünyalarına duyarlı olmakla onların özsaygılarını geliştirebileceğinin altı çizilmiştir. Öğretmenin öğrencileriyle etkileşiminde takındığı tavır öğrencilerin özsaygılarını olumlu ya da olumsuz etkiler. Öğretmenin bilgi ve becerilerini yükseltmenin yanında onların ruh sağlığını koruma geliştirme gibi görevlerinin unutulmamalıdır. Çünkü ruh sağlığı yerinde bir toplum kendine güvenen kendisi hakkında olumlu düşünen özsaygı düzeyleri yüksek bireylerle gerçekleşir. olumlu ve olumsuz yanlarını birlikte kabul eden . ÖZSAYGI İLE İLGİLİ KAVRAMLAR Tanımlarda farklılıklar var. Bene yada benliğe ilişkin birden çok kavramın varlığından ileri geliyor. yalnız bütün tanımlarda özsaygı ile üç kavram da ilişkilendiriliyor. Benlik kavramı,ideal benlik kavramı ve Benlik imgesi. Benlik(öz) Kavramı Bireyin fiziksel zihinsel özelliklerinin toplamı ve bireyin sahip olduğu bütün özelliklere ilişkin kendini değerlendirmesi olarak tanımlanabilir.(LAWRENCE,1988). Benlik kavramının bilişsel duyuşsal ve davranışsal olmak üzere üç boyutu vardır.Benlik kavramı ideal benlik, benlik imgesi ve özsaygıyı içine alan şemsiye bir kavram olarak görebiliriz. Benlik kavramı bir anlamda bireyin kendi beninin başka bir deyişle kendi kimliğinin farkında olmasıdır. Burada benlik imgesi ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖZGEÇMİŞ HAZIRLAMA YÖNTEMLERİ ÖZGEÇMİŞ NEDİR, NE SAĞLAR? Profesyonel iş hayatında sizin, arzuladığınız iş teklifini almanızı ve mülakat aşamasına ulaşmanızı sağlayacak olan en etkili araç, kurallara uygun olarak tasarlanmış şahsi hedeflerinizi, kabiliyetinizi içeren özgeçmişinizdir. Bir çok kişi özgeçmişin iş başvurusunda formalite gereği hazırlanması gereken bir belge olduğunu düşünerek oldukça büyük bir yanılgıya düşerler. Aksine, özgeçmişiniz sizi hiç tanımayan yöneticiye kendinizi tanıtacak bir satış belgesidir ve kesinlikle çok önemlidir. Diğer adaylar arasında ön plana çıkmanız için özgeçmişinizin çok etkileyici ve dinamik olması gerekir. İyi bir özgeçmiş: Okuyucunun,işverenin ilgisini çekmeli Hakkınızda iyi bir izlenim yaratmalı Sahip olduğunuz, başvurulan işle ilgili niteliklerinizi ön plana çıkarabilmeli AMACI NEDİR? Özgeçmişiniz, işvereni başvurduğunuz pozisyona uygun niteliklere sahip olduğunuzu inandırmanın ilk aşamasıdır. Bu amacınızı özgeçmişinizde göstermeniz için içeriğinde bulundurmanız gerekenler ise: Başvurduğunuz işle doğrudan ilgili becerileriniz İşle doğrudan ilgili profesyonel iş tecrübeniz Pozisyonu doğrudan ilgilendiren diğer adaylarda bulunmadığınıza inandığınız kişisel özellikleriniz Başvurulan işin gereklerini tam olarak anladığınızı doğrulayan bölümlerdir. ÖZGEÇMİŞİNİZİ MÜMKÜN OLDUĞU ORANDA BASİT OLARAK TASARLAYIN... En iyi özgeçmiş en basit olarak hazırlanmış olanıdır. Ülkemizde, ilan edilen herhangi bir pozisyon için yüzlerce başvuru yapıldığını ve gerçekten zamanı kısıtlı olan yöneticinin her özgeçmiş için arzu edilen oranda zaman bulamayacağını unutmayın. KISA OLMALI... İdeal olan özgeçmişinizin bir A4 boyutundan (Tek Sayfa Kuralı) fazla olmamasıdır. Buna karşın kişinin tecrübesi arttıkça ve profesyonel iş hayatı daha uzun süreleri kapsadıkça ikinci sayfaya taşmasının hiç bir sakıncası yoktur. Eğer buna uygun format tespit edilirse, okuyucunun ilgisi arzu edilen oranda çekilebilir. Çok az olmakla birlik...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Özel Yamanlar Lisesi Rehberlik Servisi Saygıdeğer Velilerimize bu soruları sorarken beklentimiz anne-baba olarak üzerimize düşen görevlerin ne kadar farkında olduğumuzu kendi vereceğiniz cevaplara bağlı kalarak tespit etmenize yardımcı olmaktır. Yoksa sorgulamak gibi bir maksadımız asla mevcut değildir. Saygılarımızla Çocuklarınızı yeteneklerine veya cinsiyetlerine göre değerlendirip ona göre önemsediğiniz olur mu? Bazı çocuklarınızın size gerek görünüş gerekse yetenek olarak benzediğini düşünerek farklı davranır mısınız? Çocuklarınızın gelecekte sahip olacakları meslek dallarının size veya çalıştığınız iş koluna veya sizin uygun bulduğunuz mesleğe uygun düşmeyeceğinden dolayı kaygılandığınız olur mu? Çocuklarınıza yaşantınızda (kendiniz, işiniz, eşiniz, özel zevkleriniz v.s. ) ne kadar yer ve zaman ayırıyorsunuz? Eşiniz ve çocuklarınızla birlikte geçirdiğiniz mutlu bir hafta sonundan bugüne kadar ne kadar zaman geçti? Zaman – zaman işinizin, sizi ailenizden koparmaya başladığını düşündüğünüz oluyor da bundan dolayı kaygılanıyor musunuz? İşinizde ilerlemek veya geliştirmek için ailenizin sizden beklentilerinde fedakarlık yapmasını bekliyor musunuz? Ailenizle olan özel yaşantınızda ebeveynlerden (kayınvalide, kayınpeder) müdahalelerin geldiğini ve bunun çocuklarınızı olumsuz etkilediğini düşünüyor musunuz? Çocuklarınıza (eğitim ve öğretim yönünden) yaklaşım olarak, eşinizle aranızda temel farlılıkların bulunduğunu düşünüyor musunuz? Bu farklılıkların (eğer varsa) giderilmesi için eşinizle birlikte rahat değerlendirme yapabiliyor musunuz? Çocuklarınızın yaşayacakları dünya adına kazanmaları gereken yetenekleri onlara kazandırma hususunda kendinizi yetersiz bulup (paniğe kapılıp) uygun eserleri okuyarak kendinizi yetiştirmeyi düşündüğünüz oluyor mu? Hayatınızın en anlamlı sorumluluğunun çocuklarınız olduğunu onlara anlatabildiniz mi? Çocuklarınıza örnek almaları için kendinizi veya eşinizi rahatlıkla önerebilir misiniz? Özel yaşantınızda işiniz ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖZEL T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Teftiş Kurulu SAYI : ...... / ..... / 2000 KONU : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA İLGİ : A) DENETLENEN REHBER ÖĞRETMENİN : 1. Adı, Soyadı, MEBSİS, Sigorta, Bağ-Kur No : 2. Okul/Kurum Adı (İl-İlçe ) : 3.Mezun Olduğu Okul Ve Branşı : 4.Yöneticilikteki Kıdemi : 5.Denetim Tarihi : 1.Okul/Kurum Müdürü, Yönetici, Öğretmen, Öğrenci Ve Velilerle Olan İlişkileri İle Tutum, Davranış , Kılık-Kıyafet Ve Çevresine Örnek Olmadaki Başarısı : 2.Okulun/Kurumun Öğretim Programı, Uygulanan Mevzuat Ve Bunlarda Yapılan Değişiklikler İle İhtiyaç Duyulan Diğer Konular Hakkında Açıkla- Yıcı Bilgiler Hazırlama Ve Öğrencilere Duyurmasındaki Başarısı : 3.Eğitici Çalışmaları Programlama, Sorumlu Öğrencileri Bilgilendirme, Bu Çalışmalara Katılan Öğrencilerin Uyum Ve Gelişim Durumlarını Takip Etmekteki Başarısı : 4.Rehberliğe İhtiyacı Olan Öğrencileri Belirleme Ve Yardımcı Olmadaki Başarısı. : 5.Öğrencilerin Gidebilecekleri Üst Okullar İle Çalışabilecekleri İş Ve Meslek Alanları Hakkında Toplama Ve Bu Bilgileri Öğrencilere Duyurmadaki Başarısı. : 6.Öğrencileri Tanıma Tekniklerinin Uygulanması, Sonuçlarının Değerlendirilmesi Ve Kayıtlarının Tutulmasındaki Başarısı : 7.Öğrencilerin Rehberlik Ve Psikolojik Danışmaya Olan İhtiyaçları Problemleri Ve Başarılarını Etkileyen Faktörler Hakkında İnceleme Ve Araştırma Yapma, Sonuçları Üzerinde Yönetici Ve Öğretmenlere Tekliflerde Bulunmadaki Başarısı : 8.Öğrencilerin Yetenek, İlgi, Başarı Ve Gelişim Durumları İle Diğer Konular Hakkında Velilerine Bilgi Vermedeki Başarısı. : 9.Okul-Aile Birliği Toplantılarına Katılma, Alanına Giren Konularda Bilgiler Sunumdaki Başarısı. : 10.Eğitim Öğretim Çalışmalarını Atatürk İlke Ve İnkılâpları Doğrultusunda Sürdürmedeki Başarısı. : B) DEĞERLENDİRME KONULARI : ALDIĞI PUAN TOPLAM PUAN : ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖZEL OKULLAR ÇERÇEVE YÖNETMELİĞİ Tebliğler Gergisinde yayım tarihi ve sayısı :09.10.1995-2440 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME DE YARARLANILACAK HÜKÜMLER Okulun Amacı Madde 7- Okulun amacı; Öğrencileri Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve Anayasada ifadesi bulunan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmektir. Bu amacı gerçekleştirmek üzere; a) Öğrencilerin; beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere sahip olarak yetiştirilmelerini sağlamak, b) Öğrencileri; hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip ve insan haklarına saygılı kişiler olarak yetiştirmek, c) Öğrencilerin; topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirilmelerini sağlamak, ç) Okulun bir eğitim öğretim kurumu olmasının yanı sıra, çevrenin bir kültür merkezî olması gerektiğinden hareketle; çevre, aileler ve diğer okullarla iyi ilişkiler kurmak, d) Öğrencilerin yetenek ve niteliklerini modern metodlarla geliştirebilmeleri maksadıyla program ve projeler geliştirmek, eğitimin kalitesini yükseltmek, e) Öğrencilerin ilgi istek, yetenek ve yaşlarına uygun beceriler kazanarak yüksek öğretim kurumlarına hazırlanmalarını sağlamak, f) Öğrencilerin Türkçeyi çok iyi kullanarak sözlü ve yazılı iletişimde düşüncelerini açıkça ifade etmede üst düzeyde beceri kazanmalarını temin etmek, g) Öğrencilerin müzik sahne sanatları, resim ve plastik sanatlar gibi güzel sanatlardaki yeteneklerini geliştirmelerini teşvik etmek, h) Öğrencilerin, değişik kültürlerin yer aldığı dünyamızdaki günce...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖZEL OKULLAR ÇERÇEVE YÖNETMELİĞİ tebliğler Gergisinde yayım tarihi ve sayısı :09.10.1995-2440 BlRİNCİ KISIM Genel Hükümler BİRİNCİ BÖLÜM Kuruluş, Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Kuruluş Madde l- Özel. ........................................ (Okulun adı yazılacak ............................. Okulu/Lisesi (Kurucunun adı yazılacak) ...................................................... kuruculuğunda (Okulun adresi yazıla- cak)........................................................................ adresinde kurulmuştur. Amaç Madde 2- Bu Yönetmeliğin amacı, okulda eğitim ve öğretimi, yönetimi, öğrenci kayıt ve kabulü, öğrenci devam ve devamsızlığı, öğrenci nakilleri ve öğrenci başansının tespiti ile ilgili esasları düzenlemektir. Kapsam Madde 3- Bu Yönetmelik okulda, yönetim, eğitim ve öğretim, kurum personelinin atanma, görev, yetki ve sorumlulukları ile öğrenci kayıt ve kabulü, öğrenci devam ve devamsızlıkları, öğrenci nakilleri, öğrenci başarısının tespiti ve öğrencilere ait iş ve işlemleri kapsar. Dayanak Madde 4- Bu Yönetmelik, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun, 2916 sayılı Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve bu Kanunun bazı maddelerini değiştiren Kanunlar ile Kanun Hükmündeki Kararnamelere dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar (Aşağıdaki tanımlardan okul türü ile ilgili olan tanımlar yazılacaktır.) Madde 5- Bu Yönetmelikte geçen; "Bakanlık", Millî Eğitini Bakanlığını, "Genel Müdürlük", Özel Öğretim Kurumlan Genel Müdürlüğünü, "Kurucu veya kurucu temsilcisi", Okulun sahibini veya temsilcisini, "Okul", Özel..... ................................... ...........Okulunu/Lisesini ve bünyesinde bulunan kısım- ları, "Kısım".................................. her birini, "Zümre Öğretmenler Kurulu", aynı dersleri okutan öğretmenlerden oluşan kurulu, "Bölüm Başkanı", aynı dersi okutan en az üç öğretmenin bulunması durum...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖZEL OKULLAR ÇERÇEVE YÖNETMELİĞİ tebliğler Gergisinde yayım tarihi ve sayısı :09.10.1995-2440 BlRİNCİ KISIM Genel Hükümler BİRİNCİ BÖLÜM Kuruluş, Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Kuruluş Madde l- Özel. ........................................ (Okulun adı yazılacak ............................. Okulu/Lisesi (Kurucunun adı yazılacak) ...................................................... kuruculuğunda (Okulun adresi yazıla- cak)........................................................................ adresinde kurulmuştur. Amaç Madde 2- Bu Yönetmeliğin amacı, okulda eğitim ve öğretimi, yönetimi, öğrenci kayıt ve kabulü, öğrenci devam ve devamsızlığı, öğrenci nakilleri ve öğrenci başansının tespiti ile ilgili esasları düzenlemektir. Kapsam Madde 3- Bu Yönetmelik okulda, yönetim, eğitim ve öğretim, kurum personelinin atanma, görev, yetki ve sorumlulukları ile öğrenci kayıt ve kabulü, öğrenci devam ve devamsızlıkları, öğrenci nakilleri, öğrenci başarısının tespiti ve öğrencilere ait iş ve işlemleri kapsar. Dayanak Madde 4- Bu Yönetmelik, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun, 2916 sayılı Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve bu Kanunun bazı maddelerini değiştiren Kanunlar ile Kanun Hükmündeki Kararnamelere dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar (Aşağıdaki tanımlardan okul türü ile ilgili olan tanımlar yazılacaktır.) Madde 5- Bu Yönetmelikte geçen; "Bakanlık", Millî Eğitini Bakanlığını, "Genel Müdürlük", Özel Öğretim Kurumlan Genel Müdürlüğünü, "Kurucu veya kurucu temsilcisi", Okulun sahibini veya temsilcisini, "Okul", Özel..... ................................... ...........Okulunu/Lisesini ve bünyesinde bulunan kısım- ları, "Kısım".................................. her birini, "Zümre Öğretmenler Kurulu", aynı dersleri okutan öğretmenlerden oluşan kurulu, "Bölüm Başkanı", aynı dersi okutan en az üç öğretmenin bulunması durum...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖZEL OKULLAR ÇERÇEVE YÖNETMELİĞİ Tebliğler Gergisinde yayım tarihi ve sayısı :09.10.1995-2440 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME DE YARARLANILACAK HÜKÜMLER Okulun Amacı Madde 7- Okulun amacı; Öğrencileri Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve Anayasada ifadesi bulunan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmektir. Bu amacı gerçekleştirmek üzere; a) Öğrencilerin; beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere sahip olarak yetiştirilmelerini sağlamak, b) Öğrencileri; hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip ve insan haklarına saygılı kişiler olarak yetiştirmek, c) Öğrencilerin; topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirilmelerini sağlamak, ç) Okulun bir eğitim öğretim kurumu olmasının yanı sıra, çevrenin bir kültür merkezî olması gerektiğinden hareketle; çevre, aileler ve diğer okullarla iyi ilişkiler kurmak, d) Öğrencilerin yetenek ve niteliklerini modern metodlarla geliştirebilmeleri maksadıyla program ve projeler geliştirmek, eğitimin kalitesini yükseltmek, e) Öğrencilerin ilgi istek, yetenek ve yaşlarına uygun beceriler kazanarak yüksek öğretim kurumlarına hazırlanmalarını sağlamak, f) Öğrencilerin Türkçeyi çok iyi kullanarak sözlü ve yazılı iletişimde düşüncelerini açıkça ifade etmede üst düzeyde beceri kazanmalarını temin etmek, g) Öğrencilerin müzik sahne sanatları, resim ve plastik sanatlar gibi güzel sanatlardaki yeteneklerini geliştirmelerini teşvik etmek, h) Öğrencilerin, değişik kültürlerin yer aldığı dünyamızdaki günce...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖZEL OKULLAR ÇERÇEVE YÖNETMELİĞİ tebliğler Gergisinde yayım tarihi ve sayısı :09.10.1995-2440 BlRİNCİ KISIM Genel Hükümler BİRİNCİ BÖLÜM Kuruluş, Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Kuruluş Madde l- Özel. ........................................ (Okulun adı yazılacak ............................. Okulu/Lisesi (Kurucunun adı yazılacak) ...................................................... kuruculuğunda (Okulun adresi yazıla- cak)........................................................................ adresinde kurulmuştur. Amaç Madde 2- Bu Yönetmeliğin amacı, okulda eğitim ve öğretimi, yönetimi, öğrenci kayıt ve kabulü, öğrenci devam ve devamsızlığı, öğrenci nakilleri ve öğrenci başansının tespiti ile ilgili esasları düzenlemektir. Kapsam Madde 3- Bu Yönetmelik okulda, yönetim, eğitim ve öğretim, kurum personelinin atanma, görev, yetki ve sorumlulukları ile öğrenci kayıt ve kabulü, öğrenci devam ve devamsızlıkları, öğrenci nakilleri, öğrenci başarısının tespiti ve öğrencilere ait iş ve işlemleri kapsar. Dayanak Madde 4- Bu Yönetmelik, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun, 2916 sayılı Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve bu Kanunun bazı maddelerini değiştiren Kanunlar ile Kanun Hükmündeki Kararnamelere dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar (Aşağıdaki tanımlardan okul türü ile ilgili olan tanımlar yazılacaktır.) Madde 5- Bu Yönetmelikte geçen; "Bakanlık", Millî Eğitini Bakanlığını, "Genel Müdürlük", Özel Öğretim Kurumlan Genel Müdürlüğünü, "Kurucu veya kurucu temsilcisi", Okulun sahibini veya temsilcisini, "Okul", Özel..... ................................... ...........Okulunu/Lisesini ve bünyesinde bulunan kısım- ları, "Kısım".................................. her birini, "Zümre Öğretmenler Kurulu", aynı dersleri okutan öğretmenlerden oluşan kurulu, "Bölüm Başkanı", aynı dersi okutan en az üç öğretmenin bulunması durum...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖZEL FEZA LİSESİ REHBERLİK SERVİSİ ORTA ÖĞRETİMDE PSİKOLOJİK DANIŞMALIK VE REHBERLİK VERİMLİ DERS ÇALIŞMA METODLARI SAMSUN 1999 - 2000 Sevgili Öğrenciler... Başarılı olmak için çalışmak gerekir. Çalışmak ise verimli olmalıdır. Çalışma ile hedefe ulaşabilmelidir. Aksi takdirde boşa kürek çekmiş olunur. Sizlere yardımcı olmak için aşağıya verimli çalışmanın ilkeleri çıkarılmıştır. Çalışmalarınızda bunlara uyulursa mutlaka başarılı olunacaktır. Başarı dileklerimizle sevgilerimizi sunarız. VERİMLİ ÇALIŞMANIN İLKELERİ DERSTEN ÖNCE UYULMASI GERKEN İLKELER: Her öğrenci kendi çalışma ortamına göre bir çalışma planı hazırlamalı ve bu plana mutlaka uymalıdır. Çalışma metodunu dersin özelliğine göre seçmelidir. (Okuma, not tutma, anlatım, tümden gelim, tüme varım gibi) sayısal dersler çalışırken mutlaka metodu olarak yazarak çalışma metodu uygulanmalıdır. Ders çalışmaları mutlaka belli bir yerde sakin bir ortamda bir masa üzerinde yapılmalıdır. Hemen her derste bütün konular çalışılmalı, konular arasında önemli önemsiz ayrım yapılmalıdır. Ders araç ve gereçlerini çalışmaya başlamadan önce hazırlamalı, unutulmamalıdır ki araç ve gereç ihtiyacı olduğunda temin edilmeye çalışılırsa hem zaman kaybına hem de dikkat dağılmasına neden olur. Çalışmaya psikolojik olarak hazır olmayan kişi problemlerinden kendisini soyutladıktan sonra çalışmaya başlamalıdır. Öğrenmeyi aralıklarla yapmalı, bu aralıklarda dinlenmeyi, gezinti, söyleşi, müzik ile yapılabilir. Çalışkan konu kendi başına bir bütün değilse, geçmiş konular gözden geçirilmelidir. Sözel dersler çalışılırken ana düşünceleri dile getiren anahtar kelime ve cümleler tespit edilmeli gerekirse renkli kalemle altları çizilmelidir. İşlenecek konu dersten önce çalışılmalı, anlaşılmayan yerler tespit edilerek derse girilmelidir. Ders çalışılırken motive olunmalı, telev...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖZEL FEZA LİSESİ 2002 – 2003 EĞİTİM ve ÖĞRETİM YILI 10 FEN A SINIFI YILLIK REHBERLİK PROGRAMI SÜRE AY H A F T A YAPILACAK ÇALIŞMALAR AMAÇ YÖNTEM VE TEKNİKLER KAYNAK, ARAÇ-GEREÇLER EYLÜL 3 1- Öğrencilerin oryantasyon çalışmaları kapsamında, Okula alışmaları, öğretmenleriyle tanışma sağlanması Sınıftaki sosyal kaynaşmayı sağlamak Görüşme Okul Tanıtım CD’si 2- Eğitsel kollara üye belirlemelerinin yapılması Eğitsel kollara üyelerin yerleşmelerini sağlamak Planlama Sınıf Yerleşim Taslağı 3- Sınıf yerleşiminin boy ortalaması ve görme bozukluğu dikkate alınarak sınıf yerleşiminin yapılması ve rehberlik servisine bir nüshasının verilmesi Planların düzenlenmesi ve öğrencileri tanımak Yerleşim Şeması Oy Pusulası 4- Sınıf başkan ve yardımcılarının belirlenmesi Sınıf Başkanının belirlenmesi Oylama Oy Pusulası 5- Okul Meclisine Sınıflardan temsilci seçilmesi Oluşrurulacak Öğrenci meclisine üyelerin tespit edilmesnin sağlanması Oylama Rehberlik Servisi Yazılı Kaynak 6- Dostluk ve Arkadaşlığın öneminin vurgulanması Arkadaşlık ilişkilerinin gelişmesini ve okul içi kaynaşmayı sağlamak Bilgi Verme Rehberlik Servisi Yazılı Kaynak 4 1- Hayatı anlamlı kılma ve daha iyi iletişim kurma adına İlim tahsil etmenin önemine değinilmesi Eğitimin ve İlim tahsil etmenin önemini vurgulamak Bilgi Verme Rehberlik Servisi Yazılı Kaynak 2- Anne ve babalarımıza sevgi ve saygı duymanın gerekliliği üzerine münazara yapılması Anne baba saygısının önemini kavratmak Bilgi verme Rehberlik Servisi Yazılı Kaynak 3- Okul Rehberlik Hizmetleri hakkında öğrencilere bilgi verilmesi Rehberlik servisinin önemini kavratmak Bilgi Verme Rehberlik Servisi Yazılı Kaynak EKİM 1 1- Bireylerin hayatındaki Öncelikleri tespit etmesinin önemine değinilmesi Öğrencileri uygulanacak eğitim programına hazırlak Bilgi Verme Rehberlik Servisi Yazılı Kaynak 2- Kılık Kıyafet ve Disiplin yönetmeliğinin okunarak okulda uyulması gereken kurallar (davranış, ahlak,...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖZDEĞERLENDİRME FORMU 1. Kriter Liderlik Liderler kurumun misyonunu ve vizyonunu nasıl oluşturmakta, bunların gerçekleştirilmesini nasıl kolaylaştırmaktadırlar. Uzun vadede başarı için gerekli kurumsal değerleri nasıl geliştirmekte ve bunları uygun faaliyet ve davranışları ile nasıl yaşama geçirmektedirler. Kurumun yönetim sisteminin oluşturulması ve yaşama geçirilmesi konusunda kişisel olarak nasıl rol almaktadırlar. Alt Kriter 1 a Liderler kurumun misyon, vizyon ve değerlerini nasıl oluşturmakta ve bir Mükemmellik kültürü doğrultusunda nasıl örnek olmaktadırlar. İlgili Alanlar* Liderler Kurum kültürünün yaratılmasına destek olacak etik kurallar ve değerlerini nasıl oluştururlar, bunların yaşama geçirilmesi sürecinde nasıl örnek olurlar. İyileştirme çalışmalarına kişisel olarak ve aktif biçimde nasıl katılırlar. Kendi liderliklerinin etkinliğini nasıl gözden geçirir, iyileştirme ve gelecekteki liderlik gereksinimlerine göre gereken önlemleri alma. Kuruluş içinde işbirliğini nasıl başlatır, insanları nasıl işbirliğine özendirirler. Kuvvetli Yönler Üst yönetim ekibi kuruluşun değerlerini destekleyen bir yönetim modeli geliştirmiştir. Liderlerin etkinliği çalışan anketleri ve 360 derecelik değerlendirmelerle araştırılmaktadır. Departman yetkilileri elemanların bölümler arası iyileştirme projelerinde görev almalarını sağlamaktadır. İyileştirmeye açık alanlar Liderler iyileştirme çalışmalarına kişisel olarak katılmamaktadırlar. Kanıtlar Yönetim modeli kuruluşun Intranet ağında görülebilir. 1994,1996 ve 1998 yılına ait çalışan anketlerinden elde edilen veriler uygun biçimde sınıflandırılmış ve ilgili liderlerin iyileştirme çalışmaları değerlendirme süreci içinde yer almıştır. Bölümler arası tüm projeler ve ekip üyeleri kuruluşun Intranet sistemine girilmiştir. Yaklaşım % 60 Yayılım % 50 Değerlendirme ve Gözden Geçirme %20 Toplam Puan %45 ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖSS SINAVI GÜNÜ VE SINAVDA NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ Sınav saatine yakın kalkıp telaş-kaygı yaratmayın. Daha da erken kalkıp besleyici; enerji verici bir kahvaltı yapın. ( Hafif bir müzik dinleyerek ) Sınavda gerekli belgeleri, en az iki adet yumuşak uçlu kurşun kalemi, yumuşak kaliteli bir silgiyi ve bir kalem tıraşı ( kullanılışını önceden deneyin ) alarak sınav yerine 30 dk. Önce gidin. Sınavı başaracağınızı kendinize telkin edin. Bu sınava bir tek siz girmiyorsunuz. Orada var olan diğer kişilerin durumu da sizinki gibidir. Sınav başlamadan önce, tuvalet, su gibi ihtiyaçlarınızı karşılayın. Görevlilerce sınavda yapılacak açıklamaları iyi bir şekilde dinleyin, anlayamadığınız yerleri sorun. Size verilecek olan cevap kağıdıyla ilgili kotlamaları dikkatli, eksiksiz olarak doldurun. ( ad-soyad, adres, okul, doğum tarihi, imza, kitapçık türü, ÖSS numarasını ve adınızın soyadınızın size ait olup olmadığını kontrol edin. Değilse görevlileri uyarın. ) Soru kitapçığı üzerine, adınızı – soyadınızı, ÖSS numaranızı ve sınav salon numarasını yazınız. Soru kitapçığı üzerindeki açıklamaları okuyup, sayfaların eksik olup olmadığını, kitapçık türünün ön sayfada yazılı olan ile iç sayfalarda yazılı olanların aynı olup olmadığını kontrol edin. Tercih edeceğiz Yüksek Öğretim Kurumu hangi puan türünden öğrenci alacaksa o puan türünün hesaplanmasında ağırlığı oluşturan testten cevaplamaya başlayın. Teste başlamadan önce o bölüme ait açıklamaları okuyarak o teste ve diğer teste ne kadar zaman ayırmanız gerektiğini belirleyin. Zaman yetmez diye bir şey düşünmeyin. Çünkü size verilen toplam süre mutlaka soruların çözümlerine göre görevlilerce hesaplanarak belirlenmiştir. Herkes eşittir. Kimseye size verilenden fazla süre verilmiyor. Zaman yetmemesi soruların cevaplarını bilip bilmemeye, çabuk yada geç bulmaya bağlıdır. O zaman şunlara dikkat etmelisiniz. a ) Soruyu dikkatlice okuyup anlamaya çalışın. b ) Esas olanın bildiklerinizi yakalamak olduğunu düşünün. ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖSS SINAVI GÜNÜ VE SINAVDA NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ Sınav saatine yakın kalkıp telaş-kaygı yaratmayın. Daha da erken kalkıp besleyici; enerji verici bir kahvaltı yapın. ( Hafif bir müzik dinleyerek ) Sınavda gerekli belgeleri, en az iki adet yumuşak uçlu kurşun kalemi, yumuşak kaliteli bir silgiyi ve bir kalem tıraşı ( kullanılışını önceden deneyin ) alarak sınav yerine 30 dk. Önce gidin. Sınavı başaracağınızı kendinize telkin edin. Bu sınava bir tek siz girmiyorsunuz. Orada var olan diğer kişilerin durumu da sizinki gibidir. Sınav başlamadan önce, tuvalet, su gibi ihtiyaçlarınızı karşılayın. Görevlilerce sınavda yapılacak açıklamaları iyi bir şekilde dinleyin, anlayamadığınız yerleri sorun. Size verilecek olan cevap kağıdıyla ilgili kotlamaları dikkatli, eksiksiz olarak doldurun. ( ad-soyad, adres, okul, doğum tarihi, imza, kitapçık türü, ÖSS numarasını ve adınızın soyadınızın size ait olup olmadığını kontrol edin. Değilse görevlileri uyarın. ) Soru kitapçığı üzerine, adınızı – soyadınızı, ÖSS numaranızı ve sınav salon numarasını yazınız. Soru kitapçığı üzerindeki açıklamaları okuyup, sayfaların eksik olup olmadığını, kitapçık türünün ön sayfada yazılı olan ile iç sayfalarda yazılı olanların aynı olup olmadığını kontrol edin. Tercih edeceğiz Yüksek Öğretim Kurumu hangi puan türünden öğrenci alacaksa o puan türünün hesaplanmasında ağırlığı oluşturan testten cevaplamaya başlayın. Teste başlamadan önce o bölüme ait açıklamaları okuyarak o teste ve diğer teste ne kadar zaman ayırmanız gerektiğini belirleyin. Zaman yetmez diye bir şey düşünmeyin. Çünkü size verilen toplam süre mutlaka soruların çözümlerine göre görevlilerce hesaplanarak belirlenmiştir. Herkes eşittir. Kimseye size verilenden fazla süre verilmiyor. Zaman yetmemesi soruların cevaplarını bilip bilmemeye, çabuk yada geç bulmaya bağlıdır. O zaman şunlara dikkat etmelisiniz. a ) Soruyu dikkatlice okuyup anlamaya çalışın. b ) Esas olanın bildiklerinizi yakalamak olduğunu düşünün. ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖSS HEYECANI NASIL AŞILIR? "Sınav karakterleriyle ilgili her şeyi biliyor musun? Sınava girebilmek için gerekli prosedürü tamamladın mı? Evrakların, araç gereçlerin hazır mı? Hangi derslerden kaç soru geliyor, sorular hakkında bilgin var mı? Soruları çözmeye nereden başlayacaksın?" gibi sorular heyecanın artmasına neden oluyor. ÖSS sınavına az bir süre kala, öğrencilerin heyecanı gittikçe artıyor. Heyecanın doruğa ulaştığı an ise sınavın hemen öncesi ve son dakikalar. Korku, stres, kaygı heyecanı artıran faktörlerin başında geliyor. Zirve dergisi rehberlik uzmanı Hüseyin Tobi, heyecanın başlıca nedeninin belirsizlik olduğunu belirtiyor. Tobi, belirsizlikle birlikte ortaya çıkan heyecanın nedenlerini şöyle sıralıyor: “Sınav karakterleriyle ilgili her şeyi biliyor musun? Sınava girebilmek için gerekli prosedürü tamamladın mı? Evrakların, araç gereçlerin hazır mı? Hangi derslerden kaç soru geliyor, sorular hakkında bilgin var mı? Soruları çözmeye nereden başlayacaksın?” Tobi, heyecanın bir diğer nedeninin ise sürprizle karşılaşma endişesi olduğunu söylüyor. Bir başka neden ise kendine güvenememe. Sınavın kendisi kaygı yapmaz Tobi, kaygının bir dereceye kadar yararlı olduğunu; ancak aşırı şekilde ise zararlı olduğunu da ifade ediyor. Aşırı kaygıyla başa çıkmak için zihinsel ve bedensel düzeyde çaba gerektiğini kaydeden Tobi, “Bunun için nefes egzersizi, fizik egzersizi ve düşünce biçiminin düzenlenmesi gerekir. Kaygıyı kont- rol edebilmek için bedeni kontrol etmek, bedeni kontrol edebilmek için de nefes almayı kontrol ederek doğru nefes almak gerekir.” dedi. Tobi, öğrencileri heyecanlandıran ve kaygıya sürükleyenin sınavın kendisinin değil, sınava yüklenen “Kazanamazsam mahvolurum, insan içine çıkamam. Bu son şansım.” gibi yaklaşımlar olduğunu kaydetti. Tobi, sınava ikinci kez girenlerin sınavla ilgili düşüncelerini sağlıklı hale getirmeleri gerektiğini ifade etti. ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖRNEK SINIF REHBERLİK KONULARI İletişim konusu ele alınıp, etkili iletişim modelleri hakkında bilgi verilerek öğrencilerin karşılaşabileceği olası iletişim güçlükleriyle başa çıkma yolları hakkında bilgilendirme. Ergenlik çağı ve ergenliğin getirdiği değişimler (fiziksel, sosyal ve psikolojik ) ve bu değişimlerin doğurabileceği olası problemler hakkında öğrencilere bilgi verilmesi. Öğrencilerin ruh sağlığı kapsamında normal ve anormal davranış şekilleri hakkında bilgilendirmek Fedakarlık,hoşgörü, yardımlaşma ve uyumun bireylere kazandırdıkları konusunda öğrencilere bilgi sunma Okul eşyalarının korunması ve kullanılması konusunda öğrencilere bilgi aktarması Sınıf Rehber Öğretmeninin tespit ettiği içine kapanık, sıkılgan ve uyum problemi olan öğrencilerin Rehberlik Servisine bildirilmesi Sınavlarda başarıyı artırma metotları hakkında bilgi verilmesi Dostluk, sevgi ve mutluluk kavramlarının önemini vurgulamak amacıyla öğrencilerle görüşmeler yapılması Serbest yazım yoluyla öğrencilerin bilmek istedikleri konuların belirlenip Rehberlik Servisine iletilmesi Sorumluluk duygusunun getirileri ve toplum tarafından kabul gören davranış modelleri konusunda öğrencilere münazara yaptırılması Stres ve kaygı konusu işlenerek başa çıkma yolları hakkında bilgi verilmesi Kitap okuma alışkanlığının kazandırılması yönünde çalışmalar başlatılması Zararlı alışkanlıklar hakkında öğrencilerin bilgilendirilmesi(sigara, alkol, uyuşturucu) Eleştiri, özeleştiri ve kendine güven olgularının işlenerek özgüven duygusunun yerleşmesinin sağlanması Anne, baba ve çocuk ilişkilerinin incelenerek olması gereken ilişkiler ve davranım modelleri hakkında bilgi aktarma Kişilik ve kişilik gelişimi hakkında bilgi verilmesi Problem çözme gücünü geliştirme, başarısızlık ve olumsuzluklar konusunda yılmama konularının aktarılması Sınav heyecanı, bunalım ve bunlarla başa çıkma yolları konusunda fikir alışve...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖRNEK HİPNOTİK ENDÜKSİYON Derin ve uzun uzun nefes alıp veriniz, nefes alın ve verin: şimdi gözlerinizi kapayın ve gevşeyin.Kaslarınıza ve gözlerinize dikkat edin. Onları gevşetin.... Bunu yapıyor musunuz? Güzel. Eğer onları gerçekten gevşetmeyi denerseniz, bunun çok zor olmadığını göreceksiniz. Gözlerinizi açamadığınızı göreceksiniz. Deneyin. Bunu denemek bile zor. Adeta birbirlerine tutkalla yapıştırılmışlar gibi. Çok güzel! Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz: iyi. Ben söylediğimde gözlerinizi bir kere açın ve kapayın. On kere gözlerinizi açıp kapadığınızda gevşemiş olacaksınız. Başlayın. Açın ve kapayın. Tüm vücudunuza tepeden tırnağa (başınızdan ayak uçlarınıza kadar) gevşemenin yayıldığını hissedin. Çok iyi. Şimdi bir kere daha gözlerinizi açın ve kapayın ve onları kapatın. Şimdi tam iki katı bir gevşemenin içine gireceksiniz. Güzel. Eğer benim söylediklerimi dinlerseniz,ben senin elini kaldırıp bıraktığımda, elin kucağına düştüğü anda ,sanki ıslak bir elbise gibi ağır mı ağır olacak. Çok çok güzel. Şimdi bedensel olarak tam bir gevşemenin içine gireceksin. Bedensel gevşeme iki safhada oluyor: kaslarda ve zihinde gevşeme tarzında. Şimdi bunları nasıl başarabileceğini göstereceğim. Ben söylediğim zaman, daha önce değil; senden yüzden aşağıya doğru birer birer saymanı isteyeceğim. Biliyorum sen sayabileceksin. Zihinsel olarak tam anlamıyla gevşemeni istiyorum. Her bir sayıyı sayarken kısa aralar vererek gevşemenin vücudunun tümüne başınızdan ayak uçlarınıza kadar yayılmasını hisset. Bu gevşeme dalgasını vücudunda yayıldığını hissederken, bir sonraki sayıyı söyle ve her bir sayıda gevşemenin iki kat arttığını hisset. Eğer bunu düzgün bir şekilde yaparsan, ilginç bir şey olacak :sen her bir sayıyı söylediğinde, söylediğin rakamlar zihninden kaybolup gidecek. Bu rakamlarla zihninin boşalmasına ve gevşemesine kumanda et. Şimdi sesli bir şekilde ve yavaşça sayıyorsun. Yüzden geriye doğru. Hasta: 100 Dr: Çok güzel. ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖNSÖZ Mine ÖZKAMALI Köyde mezarı olan tek aydın öğretmendir. İ.H.Tonguç Cumhuriyet Türkiye’sinin eğitim alanında 77 yıl içinde bütün atılımlar yapmış ve çok uzun bir yol almış olduğunu görmekteyiz. 1920’lerde ülkemizde okur-yazarlık oranı %10’un altında iken bu oran günümüzde çok değişmiştir. Öğretmenlik mesleğini öteki mesleklerden ayıran özellik,özveri gerektirmesi ve yaptıklarının,yararlarının parayla ölçülmemesidir. Bu bakımdan öğretmenlik mesleği hemen her çağda kutsal meslek olarak tanımlanmıştır. Ama şurası bir gerçektir ki öğretmenlik mesleğinin kutsal oluşu,öğretmenlerimizin kusursuz olamayacağı anlamına gelmez. Meslek kutsaldır ama insanın beşeri olduğunu düşünürsek,hatasız olmamasını düşünmek,düşülebilecek en büyük hatadır. Bu hataya düşmemek için dönem dönem kendimize ayna tutmanın faydalı olduğunu düşünerek böyle bir araştırma yapma ihtiyacı duyduk. Eğitim,yaşama anlam kazandıran en soylu etkinliktir. Eğitim denilince,ilk akla gelen meslek ise,öğretmenliktir. Öğretmenlik bilgiyi sevgiyle yoğuran ve yaşamı güzelleştiren mesleğin adıdır. Genelden özele inecek olursak eğitimin yapıldığı yer okul,iletişimin yoğun olarak yaşandığı yer sınıftır. Ortalama 180 gün olan yıllık öğrenim süresinin önemli bir bölümü sınıfta geçer. Bu süre içinde öğretmen ve öğrenciler belli bir amaç ve program çerçevesinde sınıftaki yaşama katılırlar. Ancak sınıf içindeki yaşamı,önceden belirlenmiş amaçlara uygun bir biçimde gerçekleştirmesinden,öncelikle öğretmen sorumludur. Bu sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirilmesi için;öğretmenin insan ilişkileri alanında duyarlı ve bilgili olması gerekir. Bu anlamda bir öğretmenin yapması gereken ilk şey,sınıfta eğitimin gerektirdiği fiziksel ve psikolojik ortamı sağlamaktır ki düşüncemize göre fiziki koşullar ne kadar iyi olursa olsun psikolojik ortam sağlanmadığında hiçbir etkisi yoktur. Psikolojik ortamı sağlamak için öğrencileri sevmek gereklidir,fakat yeterli değildir. Sorun,insan ilişkileri örüntüsünü karmaşık ve ç...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Ana Menü
| Anasayfa |
| Haberler |
| Arama |
| İlanlar |
| Eğitim Siteleri |
Edubilim
| Forum |
| Resim Galerisi |
| Video Galerisi |
| Program Arşivi |
| Döküman Arşivi |
| Bilim Adamları |
| Kolay Ulaşım |
Üniversiteler
| Türkiye Üniversiteleri |
| Yabancı Üniversiteler |
Popüler Döküman
(Eğitim)
(Psikoloji)
(Eğitim)
(Otelcilik)
(Sunular)
Eğitim Siteleri
- Edebiyat- Türkçe -Şiir (12)
- Okul Öncesi (7)
- Sınavlar (10)
- Rehberlik Siteleri (11)
- Üniversite Siteleri (77)
- Eğitim Haberleri (12)
- Sözlük - Çeviri Siteleri (6)
- Ders Yardımcıları (5)
- Eğitim Forumları (9)
- Genel Eğitim Siteleri (13)