Müzik
DosyalarEkleme Tarihi
The BeatlesWhen people hear the name "The Beatles" most people think of lead singer, John Lennon. However, the role of Paul McCartney is often overlooked. It was McCartney, not Lennon who was the driving force behind the Beatles. John Lennon and Paul McCartney were in many bands together before the forming of the Beatles. In 1962, along with Ringo Starr1 and George Harrison, they formed the rock group known as "The Beatles". The group featured a modern rock that was new and popular during the period with John and Paul composing and doing the leads on most of the songs. They were backed by George on rhythm and bass guitar and Ringo on drums. George and Ringo also assisted on backing vocals. When they first began playing, the main influence inside the band was John Lennon, who had an uncanny ability to compose songs at a moments notice with an inspiration that others missed.
Müzik ve Bilgisayar Müzik, bir yaşam şekli. Elektronik ise, bilgiyi somutlaştırmanın yolu. Bilgisayar, somutlasmış bilgi, bilgi geliştirme aracı. Matematik, gerçekten de "Doğanın, yazılmamış kitabının dili". Müzik de doğanın bir parçası. İlkel kabilelerinin çoksesli ezgileri ve mükemmel ritimleri bunun en iyi ispatı. Son yüzyılda elektronik, müzik perspektifini değiştirmede en etkili araç olmustur. Elektroniğin müzik konusundaki uygulamalarının çesitliliği, müzik çalısmalarının çok geniş bir kitleye en iyi şekilde taşınmasının yanı sıra, müzik yeteneğinin ortaya çıkarılması ve geliştirilmesini de sağlamaktadır. Matematik ve fiziğin bir uygulaması olan bilgisayar sistemlerinin ucuzlayarak evlerimize kadar girmesinin, içimizdeki bestekar'ın ortaya çıkarılmasına katkısı şüphesiz çok büyük. Müzik enstrümanları arasına elektronik olanları da dahil etme çalışmaları 1876'da Amerikan "The Musical Telegraph" şirketi tarafından baslatılmış olsa da, şu anda popüler müzik enstrümanları üreten firmalar arasinda yeralmamaktadır. 1917 yılında "Leo Termen" tarafından kurulan "The Theremin" şirketi tarafından geliştirilen ve Theremin adı verilen müzikal enstrüman, hem enstrüman anlayışında büyük değişiklik yaratmış hem de 1920'lerden sonra elektronik müzik konusunda ki yoğun çalışmalara öncülük etmiştir.
MUSİKÎİÇİNDEKİLERÖNSÖZ iiKISALTMALAR iiiGİRİŞ ivİÇİNDEKİLER viI. BÖLÜM 1MUSİKÎNİN TANIMI 1MUSİKİNİN ÖNEMİ 120. YÜZYILA KADAR TÜRK MUSİKİSİ 4XX. YÜZYILIN BAŞLARINDA TÜRK MUSİKİSİ 7II. BÖLÜM 10XX. YÜZYILDA TÜRK DİN MUSİKİSİ 10CAMİ MÛSİKÎSİ 11TASAVVUF (TEKKE) MÛSİKÎSİ 12III. BÖLÜM 14CUMHURİYET DÖNEMİ MUSİKİŞİNAS DİN ADAMLARI 14HAFIZ AZİZ EFENDİ 14HÂFIZ YUSUF EFENDİ (Kadıköylü Attar Hâfız): 14HÂFIZ SADETTİN EFENDİ 15HÂFIZ İSMAİL HAKKI EFENDİ 15HÂFIZ EŞREF EFENDİ ( UDİ MEHMED) 15HÂFIZ ÂŞİR EFENDİ 16HÂFIZ AHMET NAZİF EFENDİ 16EDHEM EFENDİ (ŞEYH) 16MEHMED ŞÜKRÎ 17HOCA FEHMİ EFENDİ 17HAFIZ CEMİL EFENDİ (ÛDÎ – ŞEKERCİ ) 18HÂFIZ OSMAN EFENDİ (ŞAŞI) 18AHMED NİYAZİ ARAZ 19HÂFIZ ALİ EFENDİ 19HÂFIZ KEMÂLİ EFENDİ 19AHMED IRSOY ( ZEKÂİDEDEZÂDE) 20RAKIM ELKUTLU (HOCA) 21MUSTAFA NEZİHİ ALBAYRAK 22HÂFIZ AHMED AVNİ KONUK 22CEMALETTİN EFENDİ (ŞEYH) 23HÂFIZ FEHMİ EFENDİ 24HÂFIZ İHSAN BEY (HATTAT) 24HÂFIZ SAMİ EFENDİ 24HÂFIZ ALİM EFENDİ (MANİSALI - MÜFTÜ ) 25HAYRETTİN BİLGEN 26AHMED HAMDİ YAVUZ 26HÂFIZ MUHYEDDİN TANIK 27HAFIZ CEMAL EFENDİ 27MEHMET MÜNİR KÖKTEN 27HÂFIZ KEMÂL EFENDİ 28HAYRULLAH TACEDDİN YALIM 29HÂFIZ MEHMED EMİN DEDE EFENDİ 30AHMED MÜKERREM AKINCI 30HÂFIZ HÜSNÜ (BULGURLU) 31HÂFIZ İBRAHİM ERKAL 31HÂFIZ YAŞAR OKUR 31HÂFIZ ARAP CEMAL BEY 32ÖMER FAZIL AKÖZ 32ALİ RIZA SAĞMAN 33MEMDUH İMRE 33KEMAL BATANAY 34SADETTİN KAYNAK 34HAFIZ HASAN AKKUŞ 36HÂFIZ BURHAN (SESYILMAZ) 36MUSTAFA RONA 37ZEKİ ÇAĞLARMAN 38SÜLEYMAN ERGUNER (NEYZEN) 38GÖNENLİ MEHMED EFENDİ (VAİZ- REİS’UL-KURRA) 39HÂFIZ ABDURRAHMAN GÜRSES 39HÂFIZ HÜSEYİN TOLAN 40MUZAFFER OZAK (ŞEYH) 40TAHİR KARAGÖZ 41HÂFIZ BEKİR SITKI SEZGİN 41SONUÇ 43BİBLİYOGRAFYA 44
Music On StageHow did music enter to human life? Maybe nobody will ever know it but it is not harmful for mind to think that music could have entered to human life hundreds years ago, maybe before speaking. It must be possible for cavemen to know some sources which could give music sound. It could also be possible that, one day a caveman heard the sound of the wind and tried to repeat it by making an instrument. We can not know what effected mankind to be familiar to music, maybe we will never know it, but it is really clear to understand that the people who lived in the Antiquities got familiar with music frequencies anyway and looked for the new sounds, tried to develop the music technology and tried to obtain the music.
Muammer SunEğitimine 1947'de Askeri Mızıka Okulu'nda başladı. 1953'de Ankara Devlet Konservatuarı'na girdi, Ahmet Adnan Saygun'un kompozisyon öğrencisi oldu. Bu kurumda Saygun'un yanısıra, M. R. Gazimihal, M. Fenmen, M. Sarısözen, R. F. Kam gibi öğretmenlerden ders aldı. Özel olarak da Kemal İleri ile "Türk Musikisi Makamları ve Armonisi" konularında çalıştı. 1960'da Ankara Devlet Konservatuvarı Kompozisyon Bölümü İleri Dönem'den (Yüksek Lisans) mezun oldu.Ankara, İzmir, İstanbul Devlet Konservatuvarları'nda, Gazi Üniversitesi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü'nde, Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nda ve Ankara Radyosu'nda öğretmenlik yaptı. Öğretmenliğinin yanısıra, çeşitli görevler de üstlenmiş olan Sun, 1967-70 arasında Milli Eğitim Bakanlığı Kültür Müsteşarlığı Danışmanlığı ve 1969-72 yılları arasında da TRT Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunmuştur.
MEHTER TAKIMI Mehter, Osmanlılarda askeri musikiyi icra eden topluluktur. Farsça’da mihter olarak geçen mehter kelimesi, ekber (en büyük), Azam (pek ulu) manasına gelir. Kelime Türkçe’de mehter, çoğulu olarak da mehteran şeklinde kullanılmıştır. Mehter bölüklere ayrılır. Aynı çalgı aletini çalanlar, alemdarlar birer bölük teşkil ederlerdi. Her bölüğün Ağa ismi verilen bir amiri bulunurdu. Davulcubaşına ise “Baş Mehter Ağa" denirdi. Ayrıca bir de Mehterbaşı vardı. İkinci bir mehterbaşı daha vardır ki; bundan ayrı olup "Mehteran-i Hayme" denilen Saray Çadırcılarının başıdır.
KARLHEINZ STOCKHAUSEN22 Ağustos 1928 tarihinde Mödrath, Köln’de doğan Alman bestecisidir. Belki de hiç bir besteci yeni müziğe aşina olmayanların içindeki öfke ve hayreti Stockhausen kadar uyandırmamıştır. Aynı şekilde, belki de diğer bestecilerin hiçbirisi 1950 ve 1960’ların Avrupasın’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde Cage’in yaptığı gibi, yeni müzikal akımların gelişiminde bu denli katkıda bulunmamıştır. 20. yüzyıldaki konumu Wagner’in 19. yüzyıldaki konumuyla karşılaştırılmıştır ve bu karşılaştırmada gerçek payı vardır. Wagner gibi Stockhausen’ın konumu da kullandığı alışılagelmedik ve tuhaf üslup anlaşıldıkça daha da saygınlık kazandı. Müzikal olgunluğu, Fransız besteci Messiaen’in yolunu açtığı dizisel müzikteki potansiyel ile ilgili buluşuna ve Messiaen’le yaptığı çalışmalara dayanır.
Igor Stravinski 20. yüzyılın en yetenekli bestecilerinden ve o dönem müziğine yön veren birkaç besteciden biri olan Igor Stravinski (1882-1971), müzisyen bir ailenin oğlu olup,babası St. Petersburg Operasında bas olarak görev yapmıştır. 18 Haziran 1982’de St. Petersburg yakınlarında Oranienbaum’da doğan ve 11 Haziran 1971’de ölen Stravinski, dört kardeşin üçüncüsüdür.9 yaşında Rubinstein’ın öğrencileriyle piyano çalışmaya başlar.Bu öğretmenler doğaçlama yapmasını kesinlikle yasaklarlar ve ona Avrupa’daki piyano dağarcığını belletirler.Aile çevresinden müzik meraklısı bir amca,Stravinski’ye Rus Beşleri’nin çalışmalarını tanıtır ve ufkunu genişletir.
Hi-Fi Nedir Hi-fi kelimesi hepimizin bildiği gibi müzik setlerini tanımlamakta kullanılan bir kısaltmadır. İngilizce “high-fidelity” kelimelerinin baş harflerinde oluşan bu kısaltma hemen hemen tüm dünya dillerinde aynı anlama gelmektedir; kayıt edilmiş sesi aslına yakın detay ve nitelikte yeniden üretebilen müzik cihazı. High Fidelity’nin Türkçe karşılığı yüksek sadakat demektir, burada sadık kalınan müziğin orijinal halidir, yüksek kelimesi de onun kuvvetlendirildiğini belirtmektedir. 1973’lere kadar hi-fi kavramı çelişki yaratıyordu. Hem gerçek sesler referans alınarak üretilen cihazlar hem de üzerinde fazla uğraşılmamış, seri olarak üretilen cihazlar hi-fi olarak adlandırılmaktaydı. 1973 yılında Harry Pearson(“Mutlak Ses” dergisinin sahibi ve baş yazarı) yazılarında “high-end” kelimesini kullanmasıyla bu karışıklık sona ermiştir. Bugün de hemen hemen her alanda daha iyi olanı tarif etmek için bu kelime kullanılmaktadır.
Halk müziği'nde Türler ________________________________________ Genel olarak türkü a) Karadeniz Türküsü b) Teke zortlatması c) Konya türküsü d) Yozgat türküsü e) Rumeli türküsü ) Azeri türküsü Müstezat Zeybek Maya Bozlak Gurbet Barak Hoyrat Divan Güvende takımı Barana takımı Müzikli öykü Şimdi bu türleri biraz acıklayalım.
GENEL MÜZİK BİLGİSİMüzik ( Musiki ) , “İnsanların kelimeler ile anlatamadığı duygu, düşünce ve hislerini melodik seslerle anlatma sanatıdır”. Müziğin diğer bir tanımı ise “insanların kendi yapılarına uygun, yaşadğı ortama göre sesleri kullanma sanatıdır” şeklindedir.SES : Bir cismin titreşiminden meydana gelen dalgaların hava yolu ile kulağımıza ulaşmasına denir.SESİN DUYULMASI ( İşitme ) : İnsanlarda işitmeyi ve duymayı sağlayan organı kulaktır. Dış kulağa iletilen ses, orta kulağa intikal eder. Orta kulaktan ise iç kulağa geçerek sinirler aracılığı ile beyine ulaşır. Böylece ses beyinde canlandırılmış diğer bir deyişle duyulmuş olur.SESİN HIZI : Sesin herhangi bir cisim veya maddeden çıktığı andan itibaren bulunduğu ortama göre belirli bir ulaşma hızı vardır. Bu konuda yapılan çalışmalara göre durgun ve ısı derecesi sıfır olan bir ortamda ses saniyede 340 metre hız yapar.
FERAH FEZA PEŞREVİ Muallim İsmail Hakkı bey’e ait olan Ferahfeza Peşrev, dört bölümlü olup Peşrev biçiminde bestelenmiştir. Esere genel anlamda baktığımızda, geleneksel ezgi anlayışının dışında bir eser olduğu göze çarpmakta olup, eser içerisinde ölçülerde farklı düzümler, ikili aralıkların dışında (5,6 ve 8’li) aralıklarında kullanılmış olması dikkati çekmektedir. “A” bölümü 3. satırda yapılan alterasyon ( fa-sol diyez ) ve yine eser içerisinde yapılan sekilemeler esere renk katmış olup, kulakta farklı tınılar bırakmaktadır. İsmail Hakkı Bey’ in bu eseri Peşrev biçiminde olduğu için, hane – teslim bilincinde olup Ferahfeza makamınıda tam anlamıyla duyurmuş olduğunu görmekteyiz . Teslimde dikkati çeken “do” naturel sesiyle elde edilen işitsel değişiklik, o ana kadar olan eserin akışına farklı bir yön kazandırmış hoş bir işitsel etki bıkakmıştır.
Fazıl SayBulut bile göremiyorum ki somurtmayı öğreteyim.....Hoparlörle verilen buyrukları aynen yerine getiriyorum.Şunlar ve şunlar yasak,anladık.Yapmam gerekeni belki bin defa söylediler:‘Kemerleri bağlayın!’Bağlıyorum.Zimcire vurulmuş gibiyim.Daha da beter! Hangi köle kendi elceğiziylezincire bağlar?Kovulmak bile yok uçakta.Bu kabustan kurtulmanın biricik yolu,iyi kötü bir şeyler üretmek.’Üretim’ denen kutsal uğraşa dalınca insan,Ellerinde çiçekler tutuşuyor.İsa’dan önce,İsa’dan sonra,şimdi hepsi aklımda.İsterse cola vermesin sarışın hostes!Kağıt ve kalem yeter.Yazıyorum. Bu sözler genç piyanist Fazıl Say’a ait.Genç piyanistin iki kitabı var.
DEBUSSY’NİN HAYATI 70-li yılların sonu, 90-lı yılların başlangıcı bestecinin kişisel yapılanma ve yaratıcılık dönemidir. Debussy, Fransız lirik opera ve lirik romansi alanında tecrübe kazanırken, Guno, Massne, Vagnerin gibi sanatçılardan etkilendi.Çağdaş Fransız imresyonu, ressamlık ve simgeli şiir Debussy`nin yaratıcılığında etkili olmuştur. Son döneminde (1905-1917) Debussy iç ve dış savaşlardan çok etkilendi. 1. Dünya savaşı sırasında bestelerinde iyilik ve hoşgörüyü kötülükle karşılaştırdı. Yüce vatanseverliğini belirtmek için “Claude Debussy, Fransız müzisiyen” diye imza atmaya başladı. Genel amacı sanatsal değerleri yok eden savaşa karşı koymaktı. Sanat yeteneğine rağmen savaş olaylarında bezgin düştü.
Candan ErçetinPop MüzikDoğum Yeri : KırklareliDoğum Tarihi : 1963Kişisel Bilgiler : Candan Erçetin, İlk ve orta okulları Kırklareli’de okuduktan sonra Galatasaray Lisesi´ne girdi. Mezuniyetin ardından, Klasik Arkeoloji dalında İstanbul Üniversitesi´nde Yüksek Lisans öğrenimi gördü. 1979 yılında girdiği İstanbul Belediye Konservatuarı Şan bölümünü 1991 yılında bitirdi.
Çagdas Müzik Akimlari: 1. Deneyler Çagi – Izlenimcilik – Anlatimcilik – Caz Müzigi – Yeni Klasikçilik – Elektronik Müzik: Bu akimlarin özellikleri ve bestecileri.2. Charles IVES ve Amerikan Müzigi.3. Çeyrek ve altida bir müzik sistemi ve Alois Haba.4. Türlü Ülkelerde Çagdas Müzik Akimlari.
BağlamaAdını alan ailenin temel sazıdır 17-24 perdesi vardır . Meydan sazından bir oktav . Divan sazından ise beş ses tizdir . Üçerli gruplar halinde 6 ile 9 tel takılır .Alt telleri La sesine akord edilir. Orta ve üst tellerde devamlı akord değişikliği yapılır . Her düzende değişen orta ve üst tellerin akordlarıdır. Bağlama düzeni alt ( La ) Orta ( Re ) Üst ( Mi ) ayrıca 19 ayrı düzendede çalınır . MEYDAN SAZIBu sazımıza genel yerlerde ve meydanda çalınmasından dolayı Meydan Sazı denilmiştir. 12 teli bulunması nedeniyle bazı yörelerde 12 telli saz da denilmektedir . Meydan Sazlarının bazıları kısa saplıdır. Buda icralarımızın bir kısmının sazın sapına kollarının yetişmemesinden dolayı sapları özel olarak kısaltılmasından ileri gelmektedir.
AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU Aşık Veysel 1894te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya gelmiştir.Bugün benim size Veysel’i anlatışım onun hayatını somut,tarihlere bağlı bir kronoloji olarak sunmaktansa O’nu Veysel yapan etmenleri anlatmak şeklinde olacak. Aşık Veysel doğumundan sonra 7 yaşına kadar her köylü çocuğundan farksız bir hayat sürmüş ve 7 yaşında geçirdiği çiçek hastalığı sonucunda sol gözünü daha sonra da bir kaza sonucu sağ gözünü kaybetmiştir.Veysel'i Veysel yapan gelişmeler de bundan sonra olagelmiştir.Babası -kendi deyişiyle- Ahmet Emmi,Veysel gözlerini kaybettikten sonra hayata küsmemesi için ona saz çalmayı ve çeşitli halk ozanlarının deyişlerini öğretir.Çeşitli arkadaşlarından ders almasını sağlar ve Veysel’i Aşık sohbetlerine götürür.Veysel’in ilk öğretmeni de yine babasının arkadaşı olan Çamışıhlı Ali Ağa(Aşık Alâ) olur.
ATATÜRK’ÜN SANAT ÜZERİNE SÖZLERİ - AÇIKLAMALAR (1) Bu bölümde SANAT konusu ile ilgili düşüncelerimizi ATATÜRK'ün ifadeleri ile bağlantılı olarak vereceğiz... SANAT da ülkemizde en çok çarpıtılan, ne olduğu bilinmeden savunulan kavramlardan biridir. Yazımız incelendikçe görülecektir ki, bize gerekli olan SANAT, hiç bir zaman sağda solda yutturulan paçavralar değil!Önce belirtelim ki, SANAT, MİLLİ KÜLTÜR'ün bir parçasıdır. KÜLTÜR olmadan SANAT olmaz, MEDENİYET te olmaz. MİLLİ KÜLTÜR olmadan sanat olacağını sananlar aldanır... Yani üç gün Avrupa'da kalıp bir kaç yabancı sanatçının kuyruğunda dolanmakla TÜRK SANATÇISI olduğunu iddia etmek; saçmalıktan öteye gitmez. BEYNELMİLEL KÜLTÜR, BEYNELMİLEL SANAT, BEYNELMİLEL MEDENİYET yoktur. Bunların hepsi dünyanın COĞRAFİ BÖLGELER'ine, insanların DİNLER'ine, IRKLAR'ına göre FARKLILIK gösterir. Eğer göstermiyecek hale gelmişse; o zaman ZAYIF olan KÜLTÜR güçlü olanın içinde ERİMİŞ gitmiş demektir!.
Adıge müziğinin dünü Müzik, Adıge halkının yoldaşı olmuş, acısını paylaşmış, sevincine ortak olmuştur. Kültürel mirası yeni nesillere en iyi bir şekilde aktaran Adige şarkıları olmuştur. Adıgelerin dünya görüşleri berrak bir şekilde şarkılarına aynen yansır. Bu şarkılarda özgürlüğü korumak için akla, cesarete ve insaniliğe ihtiyaç olduğu vurgulanır. 1869 yılında Tereke Vedomost'da yayımlanan "Adıge Şarkılarının Karakteristiği" adlı makalede şunlar kaydedilmektedir: "Adıge halkının, şarkılarından başka hiçbir kültürel değeri olmasa da halkın yaşantı ve varlığını yalnız bu şarkılardan anlamamız mümkündür."Genç olsun, yaşlı olsun herkes isminin şarkıya konu olmasını en güzel hediye olarak kabul ederdi. Adıge insanı için en onursuz davranış korkaklıktı. Korkak bir kimlik olarak şarkılara konu olmaktan daha büyük bir utanç yoktu Adige için. Güzel huylu ve derin bir toplumsal terbiyeye sahip olan bir kızın, ismi unutulmasın ve herkes onu örnek alsın diye adı şarkılara konu edilirdi.
H i p h o p t a r i h i1970 lerin baslari... New York gettolarinda Black Spades adinda bir çete. Bütün sehir degisik çeteler tarafindan ele geçirilmis durumda. Issizlik, siddet ve uyusturucular hayata hakim. Her semt neredeyse büyük bir çetenin kontrolünde. Black Spades' in de her semtte üyeleri var ve Bronx' un hakimi onlar. Grubun o zamanlar lideri simdi herkesin tanidigi Afiraka Bambaata. Çete üyesi olan gençler bir semtten digerine zor gidebiliyorlar ve birbirlerini vuruyorlar. Bambaata, iki yakin arkadasinin ölümünden sonra 1974 senesinde iste böyle bir ortamda kuruyor siddet karsiti Zulu Nation organizasyonunu. Televizyonda gördügü Afrikali Zulu Savasçilarindan etkilendigi için, yeni organizasyonun ismini Zulu Nation koyuyor. Kendi semtlerindeki ve sonra diger semtlerdeki çeteleri baristirmak için Zulu Nation' cular her hafta sonu Block Party' leri (açik hava partileri) hazirlamaya basliyorlar. Master Of Records lakapli Bambaata ve arkadasi Dj Jazzy Jay o zamanlar yalniz funk ve soul plaklari çaliyorlar. Çünkü rap daha ortalarda yok. (Sokaklarda davullar ve politik sözleri ile spoken word performanslari yapan Last Poets hariç) Ayni zamanda gettolarda Jamaika kökenli Dj Kool Herc milleti arka arkaya sert soul/funk mixleri ile costuruyor. Dans edenleri en çok costuran davul ritmlers (break beats) arka arkaya çaliniyor.
Ana Menü
| Anasayfa |
| Haberler |
| Arama |
| İlanlar |
| Eğitim Siteleri |
Edubilim
| Forum |
| Resim Galerisi |
| Video Galerisi |
| Program Arşivi |
| Döküman Arşivi |
| Bilim Adamları |
| Kolay Ulaşım |
Üniversiteler
| Türkiye Üniversiteleri |
| Yabancı Üniversiteler |
Popüler Döküman
(Eğitim)
(Psikoloji)
(Eğitim)
(Otelcilik)
(Sunular)
Eğitim Siteleri
- Edebiyat- Türkçe -Şiir (12)
- Okul Öncesi (7)
- Sınavlar (10)
- Rehberlik Siteleri (11)
- Üniversite Siteleri (77)
- Eğitim Haberleri (12)
- Sözlük - Çeviri Siteleri (6)
- Ders Yardımcıları (5)
- Eğitim Forumları (9)
- Genel Eğitim Siteleri (13)