Metal
DosyalarEkleme Tarihi
SOLVENT EKSTRAKSİYONU VE BAKIR ÜRETİMİ Dünyada zengin cevher rezervlerinin azalmasıyla fakir cevherlerin işlenmesinin doğması ve buna paralel olarak pirometalurjik işlem kademelerinde masrafların artması nedeniyle hidrometalurjik metotlar denenmekte ve uygulama alanı artmaktadır. Hidrometalurji alanında en başarılı atılım olan ve liç çözeltilerine uygulanan metot ise solvent ekstraksiyonudur. Solvent ekstraksiyonu, bir kimyasal maddeyi yanındaki istenmeyen safsızlık elementlerinden ayırarak saflaştırmak amacıyla yapılan bir temel işlemdir. Solvent ekstraksiyonunun sınai uygulamaları ilk defa Uranyum ile başlamış ve bugüne kadar önemli bir yere gelmiştir. Solvent ekstraksiyonu bir kısım çözünen maddeleri birbirinden ayırma işlemi olarak tanımlanır. Maddelerin denge halindeki sıvılardaki çözünürlükleri farklı olduğu yüz yıl önce Nernst tarafından ortaya konulmuştur. Solvent ekstraksiyonu kimya mühendisliği açısından kütle transfer olayıdır. Metalürji mühendisliği açısından ise düşük tenörlü cevherlerin kazanılması bakımından önemini korumaktadır.
Periyodik CetvelAtomun yapısı hakkında bilgilerin artması, elementlerin bazı özelliklerinin periyodik (devirli) oluşu, elementleri bir tablo altında toplama fikrini oluşturmuştur.1869 yılında Dimitry Mendeleyev ve Mayer elementlerin atom ağırlıklarına göre tablo yapmışlar fakat sonraki yıllarda, periyodik özelliklerin atom ağırlığına değil, atom numarasının artışına göre olduğu saptanarak bugünkü periyodik tablo düzenlenmiştir.Elementler, atom numaralarına göre değişirken, periyodik olarak özelliklerin değiştiği ve benzer özelliklerine sahip elementlerin alt alta düştüğü gözlenir.Periyodik cetveldeki yatay sıralara periyot, düşey sıralara grup denir. Bugün için mevcut bulunan elementlerin oluşturduğu cetvelde 7 periyot ile, 8 sıralı A grupları ve 2A ile 3A arasında 10 sıradan oluşan 8 tane B grubu bulunmaktadır. Ayrıca cetvelin altında 6. ve 7. periyotların devamı olan Lantanid ve Aktinidler sırası ilave edilmiştir.
Nükleer rektörlerNükleer rektörler; içersinde nükleer reaksiyonlarin yürütüldügü ortamlardir. Çok büyük enerji açiga çikaran iki tür nükleer reaksiyon vardir. Bunlar ; büyük atom çekirdeklerinin parçalanmasi (fizyon) veya küçük atom çekirdeklerinin birlesmesi (füzyon) reaksiyonlaridir. Bu yüzden nükleer reaktörler ; içerisinde gerçeklesen reaksiyonlara göre ikiye ayrilabilirler : 1. Fizyon Reaktörleri 2. Füzyon ReaktörleriHalihazirda füzyon reaksiyonuyla çalisan nükleer bir reaktör mevcut degildir. Fikir olarak 1942‘de ortaya atilan füzyon olayi ancak 1952‘de bomba olarak1942‘de ortaya atilan füzyon olayi ancak 1952‘de bomba olarak denenebilmistir. Bu yüzden gücün kontrol altina alinmasi baska bir deyisle nükleer füzyona dayanan bir nükleer reaktör yapilmasi ise henüz gerçeklesememistir. Ancak bu konudaki çalismalar bütün hiziyla devam etmektedir. Günümüzde farkli sekillerde tasarlanmasina ragmen temel olarak fizyon reaksiyonuna dayanan yüzlerce nükleer reaktör mevcuttur. Atom bombasinda çok kisa sürede gerçeklesen fizyon reaksiyonu nükleer reaktörlerde çok daha kisa sürede gerçeklestirilerek olay kontrol altina alinir. Nükleer reaktörü olusturan entegre önemli elemanlardan birincisi uranyum ;yakittir. (239Pu ‘da yakit olarak kullanilabilir.)
METALİK MALZEMELERİN ROCKWELL SERTLİK MUAYENESİ Tanım: Rockwell sertlik değeri, malzeme üzerine, batıcı bir uç yardımıyla önce sabit belirli küçük bir yükle bastırıldığında meydana gelen izin dip kısmı başlangıç noktası alınarak, yük daha yüksek belirli değere artırılıp daha sonra tekrar önceki küçük yüke dönülmek suretiyle başlangıçtaki ize nazaran meydana gelen iz derinliğindeki net artışla ters orantılı bir sayıdır. Rockwell muayenesi için kullanılan batıcı uçlar, belirli çaplarda çelik bilyalarla özel bir konik elmas uçtan ibarettir. Elmas ucun koniklik açısı 120? olup en uç kısmı 0.2 mm yarıçapında, küre parçası biçiminde yuvarlatılmıştır. Rockwell sertlik değerleri daima sembol bir harfle birlikte beyan edilir ki bu sembol harf batıcı ucun tipini, kullanılan yükün miktarını ve kadran üzerinde okunacak bölümü belli eder.
METALURJİGİRİŞMetalurji; metallerin cevher ve diğer kaynaklardan (hurda vs.) kazanılması, rafinasyou (saflaştırılması ) ve alaşımlandırma, şekil verme ve ısıl işlemlerle metal endüstrisinin kullanımına uygun özellikler kazandırarak bu özelliklerin çeşitli testlerle incelenmesi konularını kapsayan bir bilim ve teknoloji dalıdır .Bu tanıma göre metalurjinin bir kimyasal bir de fiziksel yanı vardır.Kimyasal Yönü; Metallerin çeşitli yöntemle kazanılması, rafinasyonu ve alaşımlandırılmasıFiziksel Yönü; Endüstrinin hizmetine sunulacak metallerin iç yapılarının incelenmesi, çeşitli etkilere karşı davranışlarının incelenmesi ve bazı fiziksel ve termik işlemlerle metallere iyi özellikler kazandırılması
METALSEL TOZLARBölüm 1. GİRİŞ Toz metalürjisi çok küçük partikülleri birbirine bağlayarak parça haline getirme işlemidir. Daha geniş bir ifade ile toz metalürjisi, toz şeklindeki malzemelerin preslenesi ve takiben yüksek sıcaklıkta sinterlenmesi ile parça imalatını kapsamaktadır. İnce partikül şeklindeki saf metaller, alaşımlar, karbon, seramik ve plastik malzemeler birbirleriyle karıştırılarak basınç altında şekillendirilirler. Daha sonra bu parçalar ana bileşenin ergime sıcaklığının altında bir sıcaklıkta sinterlenerek partiküllerinin temas yüzeyleri arasında kuvvetli bir bağ oluşturulur ve böylece istenilen özellikler elde edilir. Toz metalürjisi küçük, karmaşık ve boyutsal hassasiyeti yüksek parçaların seri imalatına son derece uygundur. Malzeme kaybı çok azdır, belirli derece porozite (gözenek) ve geçirgenlik elde edilir.
METALLERİN GENLEŞMESİ Demir yolu inşaatları yapılırken rayların arasında aralık bırakılır. Elektrik ve telefon telleri yazın genleşerek sarkar. Kışın ise kalınlaşarak gergin hale gelir. Maddeleri oluşturan tanecikler arasında bir çekim kuvveti vardır. Katılarda bu kuvvetler çok büyük olduğundan, tanecikler sadece titreşim halindedirler. Eğer maddeye ısı enerjisi verilerek sıcaklığı arttırılırsa taneciklerin kinetik enerjileri artar. Bunun sonucunda tanecikler birbirlerinden uzaklaşır ve maddenin boyutları büyür. Madde soğuduğunda ise taneciklerin hareketi yavaşlayacağından tanecikler birbirlerine yaklaşır ve maddenin boyutları küçülür. Kısaca ısıtılan cisimlerin hacimlerinde meydana gelen artışa genleşme denir. Isı veren cisimlerin hacimlerinde meydana gelen küçülmeye de büzülme denir.
Metallerin ısıtıldığında farklı genleşmelerini görmekMetod: Aliminyumdan yapılmış aynı en ve boyda iki tane levha kesilir. Bunlardan biri kontrol grubu, diğeri ise deney grubu olacaktır. Deney grubu olan metal, sıcaklığı bilinen bir kap dolu suya atılır. Sonra da su ısıtılmaya başlanır. Suyun sıcaklığındaki değişme 100oC değiştiğinde metal kaptan çıkartılır ve boyu-eni kontrol grubuyla karşılaştırılır. En büyük boy farkı aliminyum 'da olacaktır.
KRİSTAL BAHÇESİKRİSTAL BAHÇESİ YAPIMI İÇİN GEREKEN ARAÇ GEREÇLER Sodyum silikat çözeltisi ( Na2SO3), kobalt klorür (CoCl2), bakır sülfat (mavi) (CuSO4), manganez sülfat(renksiz) (MnSO4), kurşun nitrat (beyaz) (Pb(NO3)2) , demir (II) sülfat (FeSO4), amonyum sülfat, demir(III) nitrat (kahverengi-beyaz), demir(III) klorür(sarı), bir cam pasta tepsisi ya da sığ tas, 20-50 cm uzunluğunda lastik boru,bir beher ve su.Yukarıdaki tuzlar haricinde renkleri daha faklı ağır metal tuzları tuzlar da bulabilirsiniz.Bu kristal bahçenizde renk çeşitliliği sağlayacaktır. Eğer küçük çaplı bir gözlem deneyi yapacaksanız tepsi yerine beher de kullanabilirsiniz
KAYNAK ELEKTROTLARI:Elektrik ark kaynağı, elektrot ismi verilen bir çubukla kaynak parçası arasında, elektrik akımının teşekkülü ve idaresi ile karakterize edilir. Elektrot aynı zamanda elektrik iletkeni ve ilave madde rolünü oynamaktadır. Elektrik ark kaynağında kullanılan elektrotları genel olarak iki grupta toplamak mümkündür.1. Yalnız arkı teşkil etmede kullanılan elektrotlar2. Hem arkın teşkilinde hem de ilave metal olarak kullanılan elektrotlar1- Yalnız arkı teşkil etmede kullanılan elektrotlar:Bu elektrotlar, ya parça ile aralarında yada iki elektrot arasında arkı meydana getirir ve ayrıca kaynak ağzını doldurmak için bir ilave metal (kaynak teli ve çubuğu) kullanılır. Eğer ağızlar, ince saçlarda olduğu gibi kıvrık bir şekilde hazırlanmış ise, ayrıca bir kaynak teline ihtiyaç yoktur. Kaynak tekniğinde kullanılan bu elektrotlar başlıca iki gruba ayrılır. a. Karbon elektrotlarıb. Tungsten elektrotlar
DEMİR (Fe)DEMİR METALİNİN ÖZELLİKLERİArı halde gümüşsü beyaz renkli bir metal olan demir (Fe), dünyada ki metaller içinde en bol bulunanların ikincisi, elementler arasında ise dördüncüsüdür. Yeryüzünün çekirdeği, büyük miktarda metal demirden yapılmıştır. Ancak, yeryüzü kabuğunda demir, öteki maddelerle tepkimeye girmiş durumdadır. Arı durumda çok seyrek bulunur: Yalnızca bazı göktaşlarında ve bazaltlı kayalarda.Tüm bitkilerin, hayvanların ve insanların, yaşamak için demire ihtiyaçları vardır. İnsanlarda en büyük demir yüzdesi, kırmızı kan hücrelerinde bulunur. Hemoglobinin temel bölümlerinden birini oluşturur. Kasalarda ve dokularda, küçük miktarlar halinde bulunur. Demirin kimyasal simgesi olan Fe, latince “demir” anlamına gelen ferrum’ dan türetilmiştir. Demirin atom numarası 26, atom ağırlığı 55,85 ve özgül ağırlığı 7,86’ dır.Demir, küçük iğnelerden dev yapılara kadar, binlerce işlenmiş ürünün ana maddesidir. Kükürt ve oksijen gibi metallerle kolayca birleşir. Başka herhangi bir metalden çok daha büyük miktarlarda, alaşımlarda kullanılır. En yararlı ve ucuz metallerden biri olan çelik, demire küçük bir miktar karbon katılmasıyla elde edilir.
Demir elementinin özelliklerini araştırınız. Arı halde gümüşsü beyaz renkli bir metal olan demir (Fe), dünyada ki metaller içinde en bol bulunanların ikincisi, elementler arasında ise dördüncüsüdür. Yeryüzünün çekirdeği, büyük miktarda metal demirden yapılmıştır. Ancak, yeryüzü kabuğunda demir, öteki maddelerle tepkimeye girmiş durumdadır. Arı durumda çok seyrek bulunur: Yalnızca bazı göktaşlarında ve bazaltlı kayalarda.Tüm bitkilerin, hayvanların ve insanların, yaşamak için demire ihtiyaçları vardır. İnsanlarda en büyük demir yüzdesi, kırmızı kan hücrelerinde bulunur. Hemoglobinin temel bölümlerinden birini oluşturur. Kasalarda ve dokularda, küçük miktarlar halinde bulunur.
CIVA’NIN ODA KOSULLARINDA SIVI OLMASI Cıvanın kimyasal simgesi olan Hg “sıvı gumus “ anlamına gelen latınce bır sozcukten türer. Hydrargyrum (hidrarjir). İ.S. 1.yuzyıl baslarında Dioskorides, De materia Medica adlı yapıtında elemente bu adı vermiştir. Ortaçağ kimyacıları cıvayı bir metal olarak degil, metallere parlaklık, yogunluk,ısıl ıletkenlık özellikleri kazandıran bir öz olarak tanıyorladı. Braune, Leningard’da 1759 ‘un soguk bır kıs gecesı dondurmayı basarana kadar (cıva –39 C de katılasır) cıvanın bır metal oldugu kabul edilmedi. Kimyasal olarak cıva perıyodık cizelge’nin aynı grubunda yeralan kadmıyum ve çinkoya benzer
BORUN TARİHSEL GELİŞİMİ VE ÖZELLEŞTİRME ÇALIŞMALARI2. 1. BOR MADENCİLİĞİMİZE TARİHSEL BAKIŞTürkiye’de maden denince akla ilk gelen isim bor madenlerimizdir. Çünkü Türkiye’nin bor madenlerinden başka dünya çapında söz sahibi olduğu ikinci bir madeni yoktur. Bor rezervlerimiz ülkemizin adeta bir hazinesidir.Bu hazinemizi 1860 yılından 1968 yılına gelinceye kadar tam 108 yıl süreyle İngiliz asıllı U.S. Borax şirketi, ülkemizin menfaatleri doğrultusunda kullanmamızı engellemek, kendi çıkarları için istediği gibi kullanmak için yıllarca çeşitli oyunlar oynadı ve bu amaçlarını başarı ile uygulayarak Türkiye’nin bor madenlerinin işletilmesini ve üretimini engelledi.Maden Mühendisleri Odası’nın girişimleri sonucu İngiliz monopolünün oyunu bozuldu ve 1968 yılından itibaren bor madenlerimizin ihracatından ülkemiz her yıl yüz milyonlarca dolar kazanmaya başladı.
Baskı Devre Kartlarında Yüzey Kaplama Yöntemleri:Kimyasal Nikel/Altın KaplamaKaynak : Atahan BABAHANGünümüz gelişen elektronik teknolojisi, ileri elektronik cihazların boyutlarında küçülme eğilimine girmiş, hatta cep telefonu üreticileri gibi firmalarca rekabet unsuru haline getirilmiştir. Bu eğilimin sonucu olarak da, elektronik cihazların taban malzemesi diyebileceğimiz Baskı Devre Kartları (Printed Circuit Boards-PCB, Printed Wiring Boards-PWB) desen yoğunluğu gün geçtikçe artmış ve deseni oluşturan lehim adacıkları ve deliklerin boyutları da bu eğilime paralel olarak küçülmüştür. Ancak düzgün lehimleme yüzeyi, iyi lehimlenebilirlilik özellikleri gibi temel ihtiyaçlar yalnızca yüksek yoğunluklu Baskı Devre Kartları'nda (High Density Integrated PCBs) değil, bütün Baskı Devre Kartları (BDK) spektrumunda artış göstermiştir. BDK üretim teknolojisi bütün bu isteklere yanıt verebilmek için yeni bir seçenek ortaya koymuştur:
ARK FIRINLARI VE KULLANIM YERLERİ Ark fırınları demir,çelik gibi metallerin eritme işlemlerinde metalleri cevherlerinden ayırmada kullanılır. Fırınların kapasitesi 150 kg ile 200 ton arasındadır. Ark elektrodu düzeni bakımından üçe ayrılır.
ALÜMİNYUM VE ALAŞIMLARININ KAYNAĞI Alüminyum ve alaşımları günümüzde yaşamımıza girmiş yaşamın ayrılmaz bir malzemesi haline gelmiştir.Hafifliği,iyi ısı ve elektrik iletkenliği ve korozyona karşı dayanıklılığı nedeniyle;gıda endüstrisi,kimya endüstrisi,otomotiv ve gemi endüstrisi, makine ve cihaz yapımı ile mimari ve inşaat yapımında geniş çapta bir kullanma alanına sahiptir. Çeşitli endüstri dallarında kullanılan başlıca alüminyum ve alaşımları Tablo-1’de gösterilmiştir.Bu alaşımların günümüzde birleştirilmesi %50 nispetinde kaynakla yapılmaktadır.
Alüminyum ve Alaşımların Tarihçesi1. GİRİŞ VE AMAÇAlüminyum ve alaşımları günümüzde bir çok endüstri dallarında kullanım olanağı mevcut bir elementtir. Alüminyum ve alaşımları hafif metal alaşımları olmalaaı nedeniyle ısıl işlemler sonucu mekanik özellikleri iyileştirilebilir.Burada ısıl işlemler sonucu mekanik özelliklerinin çeitli alüminyum ve alaşımlarında incelenerek kaynak kabiliyetleri incelenmeye çalışılmıştır. Döküm, dövme ve işleme ile ilgili elde edilmesi güç olan parçalarda kullanılan kaynak usullerinin, parça üzerindeki etkisi ve kaynak öncesi yapılan ısıl işlemlerin, kaynak işleminden sonraki mukavemetlerinin değişimi bu projede incelenmeye çalışılmıştır.
2.1 ALÜMINYUM METALIN ÖZELLIKLERIHafif metaller sinifindan olan alüminyum, bilesikler halinde yerkabugunun % 8’ ini olusturur. Oksijen ve silisyumdan sonra dogada en çok bilesigi bulunan metaldir. 1886 yilinda ABD’ de Charles Martin Hall’ in alüminyum oksiti elektrolitik islemler sonucu elde etmesiyle kullanilmaya baslanan alüminyum, daha sonra Fransa’ da Paul Heroult tarafindan elektroliz yöntemiyle elde edildi. Günümüzde de alüminyumun elektroliz yöntemiyle elde edilmektedir. ( Hall – Heroult yöntemi )Mühendislik uygulamalarinda ve insan yasaminda önemli ölçüde kullanim alani bulan alüminyumun en belirgin özelligi hafifligidir. Magnezyum ve berilyum dan sonra en hafif metaldir. Alasimlarinda yogunlugu çok az artmasina ragmen mukavemeti önemli miktarda artmaktadir. Alüminyum iyi bir isi ve elektrik iletkenidir; kolayca dökülür ve islenebilir; korozyona dayaniklidir. Sicak ve soguk sekillendirilebilme, dekoratiflik özelliklerinden dolayi makine imalat, metal sanayi, insaat, kimya, gida sanayi, ulastirma, elektrik – elektronik sanayi uzay sanayi ve diger bir çok ortamlarda kullanilmaktadir.
ALAŞIM Maddelerin eriyerek bileşmesi sonucunda ortaya çıkan yeni karışım.Metallere yeni özellikler kazandırmak için yapılıryalnız başına hava etakilerine dayanamayan ya da çabuk kırılan maddelerin dayanıklılığı bu yolla arttırılır.
AGREGADA GEVŞEK BİRİM AĞIRLIK TAYİNİAgrega belirli şartlar altında bir ölçü kabına doldurulur. Birim ağırlık kap içindeki Agrega ağırlığının kap hacmine bölünerek hesaplanır.ve birimi kğ/m³ tür. İlgili Literatür• TS3529/1980• DIN4226/1971• Handbuch der betonprüfungAygıtlar Ve Yardımcı Gereçler• Etüv• Terazi :30 kg çekerli ,10 gr duyarlı• El küreği• Çelik sıyırma cetveli
ALAŞIM İki ya da daha çok metalin , bazen de bir metal ile karbon gibi bir Ametalin birleştirilmesi ile elde edilen metal niteliğindeki maddelere Alaşım denir. Örneğin pirinç bakır ile çinkonun eritilerek birbirine karıştırılmasıyla , çelik ise demire karbon katılmasıyla elde edilen bir alaşımdır. İnsanlar önce bakır ve kalay gibi basit metalleri buldular. Sonraları belki de bir yangın sırasında bu iki metal eriyip birbirine karıştığında değişik bir maddenin ortaya çıktığını gördüler. Tunç ya da bronz denen bu yeni maddenin hem bakırdan hem kalaydan daha üstün özellikleri olduğunu anlamaları alaşımların üretiminde başlangıç noktası oldu. Gerçekten de bir alaşım kendisini oluşturan bütün metallerden daha değişik özellikler taşır.
Ana Menü
| Anasayfa |
| Haberler |
| Arama |
| İlanlar |
| Eğitim Siteleri |
Edubilim
| Forum |
| Resim Galerisi |
| Video Galerisi |
| Program Arşivi |
| Döküman Arşivi |
| Bilim Adamları |
| Kolay Ulaşım |
Üniversiteler
| Türkiye Üniversiteleri |
| Yabancı Üniversiteler |
Popüler Döküman
(Eğitim)
(Psikoloji)
(Eğitim)
(Otelcilik)
(Sunular)
Eğitim Siteleri
- Edebiyat- Türkçe -Şiir (12)
- Okul Öncesi (7)
- Sınavlar (10)
- Rehberlik Siteleri (11)
- Üniversite Siteleri (77)
- Eğitim Haberleri (12)
- Sözlük - Çeviri Siteleri (6)
- Ders Yardımcıları (5)
- Eğitim Forumları (9)
- Genel Eğitim Siteleri (13)