.

http://www.edubilim.com/ana




İşletme

DosyalarEkleme Tarihi

Sıralama : İsim | Tarih | Tıklama [ Artarak ]
İŞLETME-     İŞLETME HAKKINDA GENEL BİLGİ        1.1 İşletmenin Tanıtımı     Beş kişilik bir kadro ile 1976 tarihinde kurulan TOYA Makine Sanayi ve  Ticaret  A.Ş. kurulduğu zaman 160 m2lik atölyesinde üretime başlamıştır. Kayıtlı sermayesini 4000000 TL sından 5000000000 TL sına çıkartan şirket bugün 100 kişilik kadro ile 8000 m2lik alanlı modern fabrikasında ekmek fırınları ve ekmek makineleri üretimini ve pazarlamasını başarıyla sürdürmektedir.       Kurulduğundan bu yana fabrika yeri iki kez değişmiş ilk fabrikasından, önce sahibi aynı olan GÖTZEN fabrikasında faaliyet göstermiş, daha sonra tekrar yer değişikliği ile bugünkü yerine taşınmıştır. Son yıllarda büyümeye geçmiştir.
İhracata Yönelik Dış Ticaret Politikası ve İhracatı Teşvik Politikası Kapsamı İhracata yönelik dış ticaret politikası, ihracat için üretime ağırlık veren ve üretilmiş ürünlerin ihracatını kolaylaştırmak için teşvik tedbirlerini kapsayan bir ekonomi politikasıdır. İhracatı teşvik politikasında ihracat için üretim artışının sağlanması kadar bu ürünlerin dış pazarlarda satış gücüne ulaşabilmesi için gerekli olan teşvik ve desteklerde önemli bir konu olmaktadır.  Gelişme yolunda olan ülkelerde ekonomi politikasının temel amacı kalkınmayı hızlandırmak ve sanayileşmeyi sağlamaktır. Bunun için tarifeler ve miktar kısıtlamaları  ile yeni kurulan genç sanayiler dış rekabete karşı korunarak gelişimleri  sağlandıktan sonra, "dışa dönük" politikalar izlemekte ve ihracata ağırlık verilmektedir.
TKY Nedir? ________________________________________Toplam kalite yönetimi   "İç ve dış müşteri beklentilerinin aşılmasını temel amaç olarak alan, çalışanların bilgilendirip yetkilendirilmesini ve takım çalışmalarıyla tüm süreçlerin sürekli iyileştirilmesini hedefleyen  bir yönetim felsefesi" olarak tanımlanabilir  Bu tanım içerisinde KALİTE,  müşteri beklentilerinin karşılanması ve aşılması, KALİTESİZLİK ise topluma verilen toplam zararı ifade eder.MÜŞTERİ, işletmedeki süreçlerin ürettiği ürün yada servisi kullanan kimsedir. Bunlardan organizasyon içinde yer alanlara İÇ MÜŞTERİ,  bu ürün yada servisleri para ile satın alanlara ise DIŞ MÜŞTERİ  diyoruz. TKY’ nin  T’ si, toplamı, tüm çalışanların katılımını, yapılan işlerin tüm yönlerini, müşterilerin tümünü ve üretilen ürün ve hizmetlerin tümünü kapsar. K’ si, kaliteyi, yani müşterilerin bugünkü beklenti ve ihtiyaçlarını tam ve zamanında karşılayıp, onlara gelecekteki beklentilerini aşan ürün ve servisler sunmak demektir. Y’ si ise, yönetimin her konuda çalışanlara  liderlik yapması,  çalışanlara örnek model oluşturması ve şirket çapında katılımcı yönetimin sağlanmasıdır. Katılımcı yönetim, her seviyedeki çalışanların önerilerini rahatça sunma  imkanının olması ve şirket içinde verilecek kararlarda söz söyleme hakkının bulunmasıdır.
Tekstil Mamullerinin Ön TerbiyesiGirişTekstil mamullerinin;• Görünümünü ( boyama, basma ,parlaklaştırma, kayganlaştırma v.s. ) • Tutumunu ( yumuşatma , sertleştirme , dirileştirme , kayganlaştırma v.s. )• Kullanım Özelliklerini ( Kolay ütülenir, güç tutuşur, su itici , çekmez v.s.)Gibi özelliklerini geliştirmek için yapılan dokumahaneden çıkan ham bir bezin satışa sunulduğu ana kadar gördüğü tüm işlemlere Tekstil Terbiye İşlemleri denir. Tekstil terbiye işlemleri, tekstil üretiminin başından sonuna kadar her safhasında uygulanabilir, yani elyaf , ön iplik (tops) , iplik, kumaş , ve dikilmiş parçaların terbiyesi mümkündür. En yaygın olanı kumaş terbiyesidir. Bir malın istenilen görünüm tutum ve kullanım özelliklerine sahip olabilmesi için, bazen 6-7  değişik terbiye işleminden geçmesi gerekir.
Tekstil firmalarında hedef sermaye yapısıGİRİŞİşletmeler mal ve hizmet üretiminde bulunmak için fonlarını çeşitli varlıklara yatırırlar. Firmanın net şimdiki değerini kendi ortakları için maksimum kılmak fonların uygun varlıklara yatırılmasına sıkı sıkıya bağlıdır. Faaliyetleri için gerekli sabit kıymet niteliğindeki bir yıldan uzun sürede kullanılma imkanı bulunan üretim araçlarını satın alıp, üretimde kullanılabilir hale getirdikten sonra firmaların çalışabilmeleri için bazı varlıklara da ihtiyaçları vardır. Yatırım harcamaları sonucunda kurulan tesislerin üretime ve gelir getirmeye başlaması zorunlu olur. İşletme sermayesi, ürünlerin üretilmeye başlamasından gelir sağlayıncaya kadar geçen süre boyunca üretim faktörlerine bağlanan fonlardan oluşur. İşletme gelirleri elde edilinceye kadar yapılacak harcamaların karşılanması için kullanılır. Üretim araçlarının düzenlenmesinden sonra üretimin gerçekleştirilmesi, satışların yapılması, bedellerin tahsil edilmesi gerekmektedir. Kullanılan kaynakların ana para ve faiz ödemesi gibi yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla da çeşitli likit fonlar hazır edilir. İşletme faaliyetlerinin sürdürülmesi amacıyla kullanılan ve kısa sürede paraya dönüşme özelliğine sahip varlıklara işletme sermayesi denilmektedir.
TAM REKABET PİYASASITam rekabet piyasası rekabetin en iyi şekilde sağlandığı aşağıdaki özellikleri taşıyan ideal bir piyasadır.Özellikleri:1-Alıcı ve satıcılar piyasa fiyatını etkileyemeyecek kadar çok sayıdadır. Her satıcının sattığı ve her alıcının satın aldığı miktarlar piyasanın toplam hacmine kıyasla o kadar küçüktür ki bunlardaki herhangi bir değişme piyasayı etkilemez. (n sayıda alıcı, n sayıda satıcı)2-Homojenlik koşulu: alıcılar, satıcılar ve özellikle alışverişe konu olan mallar birbirinin aynıdır.3-Piyasaya giriş-çıkış serbestisi vardır. Alıcı ve satıcıların piyasaya giriş çıkışlarını engelleyen hiçbir şey yoktur.4-Tam bilgi koşulu: Piyasada olup bitenlerden tüm karar birimleri haberdardır.5-Fiyat veridir: Tam rekabet piyasasında her malın tek fiyatı vardır ve piyasadaki alıcı ve satıcılar karar alırken piyasadaki bu fiyatı veri kabul ederler.
REKABET KAVRAMIİlk çağlardan beri bilinen rekabetin önemi, Adam Smith'in bilgelikleri ile birlikte farklı bir boyut kazanmıştır. Rekabeti temel alan liberal ekonomi felsefesi, rekabet yolu ile piyasaların gelişeceği ve toplumsal refahın artacağı kabulüne dayanmaktadır, 18. yüzyılda ileri sürülen liberal ekonomi görüşleri doğrultusunda yapılan çalışmalar ve yüz yıllık bir mücadele sonucunda 19. yüzyılın sonunda ilk modern Rekabet Kanunu 1890'da Amerika Birleşik Devletleri'nde kabul edilmiştir. Bunu, İkinci Dünya Savaşı sonrasında diğer ülkelerde rekabet hukuku konusundaki kanunlaştırma hareketi izlemiştir. Amerika Birleşik Devletleri Rekabet Hukuku bütün ülkelere örnek teşkil etmiş ve yüzyıllık bir geçmişi olan Amerika Birleşik Devletleri bu konuda önemli sayılabilecek olan Alman Kartel Kanunu, Japon Rekabet Kanunu ve Avrupa Topluluğu Rekabet Kurallarına temel olmuştur. Dolayısıyla, kişilerin, diğerlerinden daha başarılı olmak için faydalı tüm bilgi ve becerilerinden yararlanması toplumsal bir kazanç olacaktır.Rekabet, iktisat kuramının en önemli kavramlarının basında gelmektedir Adam Smith’ten beri iktisatçılar rekabeti ekonomik yaşamın düzenleyicisi olarak görmüşler ve ekonomik analizlerinin temel ölçüşü yapmışlardır Tam rekabet olgusunun iktisat kuramındaki önemi, bunun çok canlı bir örneğidir.
PİYASA EKONOMİSİNİN TANIMI VE İŞLEYİŞİGİRİŞ              Ekonomide hakim unsur olan fertlerin özgür kararlarını yansıtan liberal Pazar sistemi, insanlığa alışık olmadığı tarzda bir refah ve gelişme hamlesi  sağlamışsa da yirminci yüzyıla düşünce ve uygulama başarısı yönünden  oldukça zayıflamış olarak girmiştir. Merkezi planlama modeliyle değişik yoğunluklarda yaşanan kargaşa dönemi, politikacı-bürokrat ikilisinin ekonomik hayatta etkin bir konumda rol aldığı bir zaferle sonuçlanmıştır.              Ekonomik hayatta devlet müdahalesini, olayların doğal sonucu izlenimini vererek haklı gösteren, ekonomileri ferdiyetçi, çoğulcu ve özgürlükçü çizgi ile merkeze dayalı eksende doğru bir rotada tutamayan hep bu kesimin yanlış uygulamalarından kaynaklanmıştır. Sonuçta içinde bulunduğumuz yüzyılda saflığını kaybeden bir piyasa sistemi anlayışıyla, ödün veren yumuşak bir merkezi planlama ile yürütülen sorunlu ekonomiler ortaya çıkmıştır. Ülkemizde uygulanmakta olan çeşitli tedbir ve programlar hep bu sancının ortadan kaldırılması amacını taşımaktadır. Bu programlarda liberal ekonomiye duyulan özlem gözler önüne serilmektedir.
PARANIN MAKRO EKONOMİDEKİ ROLÜ1-PARA TALEBİ, PARA ARZI VE FAİZ HADDİ (KEYNESYEN FAİZ TEORİSİ)Klasik ve neoklasik ekonomistlerce öne sürülen faiz teorisinde, faiz haddi, tasarruf arzı ve yatırım talebinin karşılaştığı sermaye piyasasında oluşmaktadır. Paranın faiz üzerinde etkisi olabileceğini göz önüne almayan klasik ekonomistlerin bu görüşlerine “reel faiz teorisi” denilmektedir.Keynes, faiz açıklamasında parayı analize sokarak, ekonomideki faiz haddinin para arz ve talebine bağlı olduğunu savunmaktadır. Faiz, tasarruf etmenin değil likiditeden (elde para tutmadan) vazgeçmenin bedelidir. Keynes’e göre faiz, kişilerin paralarını ellerinde tutmaktan vazgeçmeleri karşılığında onlara ödenen bedeldir. Faiz haddi ise, ekonomideki para arz ve talebine bağlıdır.
OLİGOPOLOligopol, homojen veya farklılaştırılmış bir malı satan, birbirlerine etki edebilecek kadar az sayıda satıcının sonsuz sayıda alıcı ile karşı karşıya geldiği piyasadır.(Satıcılar az sayıda olmasından kasıt, ikiden fazla ancak birbirlerinin kararlarından etkilenebilecek kadar az sayıda olmalarıdır.)İki satıcı varsa ? düopolÜç satıcı varsa ? triopolAlışverişe konu olan mal;Homojen ise ? tam oligopol     çimento, çelik vb. hammadde kullanılan malların piyasasıHeterojen ? noksan oligopol     otomobil, çamaşır makinesi, buzdolabı vb malların bulunduğu piyasalar
MUHASEBENİN TEMEL KAVRAMLARI1-Sosyal sorumluluk kavramı: Bu kavram, muhasebenin işlevini yerine getirme hususundaki sorumluluğunu belirtmekte ve muhasebenin kapsamını, anlamını, yerini ve amacını göstermektedir. Sosyal sorumluluk kavramı; muhasebe organizasyonunda, muhasebe uygulamalarının yürütülmesinde ve mali tabloların düzenlemesi ve sunulmasında kişi ve grupların değil, tüm toplum çıkarlarının gözetilmesi ve dolayısıyla bilgi üretiminde gerçeğe uygun, tarafsız ve dürüst davranılması gereğini ifade eder.2-Kişilik kavramı: Bu kavram; işletmenin sahip veya sahiplerinden, yöneticilerinden, personelinden ve diğer ilgililerden ayrı bir kişiliğe sahip bulunduğunu ve o işletmenin muhasebe işlemlerinin sadece bu kişilikle yürütülmesi gerektiğini öngörür.3-İşletmenin sürekliliği kavramı: İşletmelerin faaliyetlerini belli bir süreye bağlı olmaksızın sürdüreceğini ifade eder. Bu nedenle işletme sahiplerinin ya da hissedarların yaşam süreleriyle bağlı değildir. İşletmenin sürekliliği kavramı maliyet esasının temelini oluşturur.4-Dönemsellik kavramı: Dönemsellik kavramı; işletmenin sürekliliği kavramı uyarınca süresiz kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasıdır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi, hasılat, gelir ve kârların aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılması bu kavramın gereğidir.5-Parayla ölçülme kavramı: İşletmedeki çeşitli fizik ölçüleri ile ifade edilebilen olayların kaydedilebilmeleri ve izlenebilmeleri için bunların ortak bir ölçüyle ölçülmesi gerekir. Bu kavram, işletmedeki olayların ölçülüp, ifade edilmelerinde, ortak ölçünün para (ulusal para) olmasını anlatır.
MaliyetMaliyet KavramıEn geniş anlamı ile maliyet (lost) kavramı, bir amaca ulaşmak bir nesneye sahip olabilmek için katlanılan fedakarlıkların tümüdür. Yukarıda tanımdan hareket edildiğinde maliyet kavramının muhasebenin konusu içerisinde girebilmesi için katlanılan fedakarlıkların para değeri ile ölçülebilir olması gerekmektedir. 2563 Sayılı Vergi Usul Kanunumuzda satın alınan mal ve üretim ve üretilen mamül ya da hizmetin maliyet hedefleri ayrı ayrı tanımlanmıştır. Maliyet bedeli 262. maddede genel olarak şöyle tanımlanmıştır. Maliyet Bedeli olarak böyle bir kıymetin iktisap edilmesi ve yahut değerinin arttırılması nedeniyle yapılan ödemelerle bunlara ilişkin tüm giderlerin toplamını ifade eder.
LİDERLİK NİTELİKLERİ       Lider olmak zaman alır. Liderliği anlamak ve onu gerçekten yapmak iki ayrı etkinliktir. Süreç yasası gereğince liderlik günlük olarak gelişir ve bir lider liderlik yasalarını öğrenmek zorundadır. Liderlik gelişimi, içten dışa bir yaklaşımla değerlendirilir. Liderler sahip oldukları ve onları diğer insanlardan üstün kılan nitelikleri nedeniyle etkindirler. Liderliklerini geliştirebilmek için içlerinden gelen bu izleri geliştirmek zorundadırlar. Dışarıdakilerin lideri olabilmek için önce içindekiler üzerinde bir lider olmalıdır.1. KARAKTERLiderin yaşam koşullarıyla olan ilgisi onun karakteri hakkında bilgi verir. Krizler karakterin ortaya çıkmasına neden olur. Kişiyi bir seçim yapmak durumunda bırakır ve karakteri seçen kişi, seçimi yanlış sonuçlar doğursa da her zaman daha güçlüdür. Karakterin bazı özellikleri şunlardır:a) Karakter konuşmaktan daha fazlasıdır: Davranışlar karakterin göstergesidir ve karakter kim olduğumuzu belirler.b) Yetenek bir armağandır, fakat karakter bir seçimdir: Karakterimizi seçebilir ve kontrol edebiliriz.c) Karakter insanlarla sonsuz başarı sağlar: Takip edenler liderin karakterini bilme ihtiyacı duyarlar.d) Liderler kendi karakterlerinin sınırlamaları üzerine çıkmazlar. Karakterlerinin sınırını bilmeyen liderler büyük başarılardan sonra ani düşüş yaşarlar. Bu zayıf karakterin bir sonucudur.
LİDERLİKVİZYON       Vizyon, örgüte ilişkin, düşlenen bir geleceği tasarlayabilme, geliştirebilme ve paylaşabilme, riske girebilme ve varolması gerekeni yalın bir gerçeklikle dengeleyebilmedir. Geleceği düşlemek ve tasarlamak vizyon kapsamına girer. Sözcük anlamı olarak vizyon kavramak ve uyanık olmak anlamına gelir. Vizyon kavramının en önemli öğeleri: düşleme, tasarlama, geliştirme, algılama, yaratma, değerler, inançlar, bağlılıktır.        Vizyon sahibi insanların: realite ile sınırlı kalmayan geniş hayal güçleri vardır. Vizyon sahibi lider: toplumların, örgütlerin geleceğini tasarlayanlardır. Düşünsel, duygusal ve sezgisel özelliklerini varolandan farklı bir gelecek yaratmak için kullanırlar. Düşlerle gerçekleri dengeleyebilir ve kurgulayabilirler.        Vizyon sahibi liderler; kendilerinin ve örgütlerinin varolan koşullarını ve olanaklarını yalın bir gerçeklikle değerlendirebilirler. Bu değerlendirmelerini tasarladıkları geleceğe ulaşmada dayanak olarak kullanırlar. Bilinen koşullar sıçrama noktalarıdır. Düşlerini gerçekleşebilir hedefler haline dönüştürebilirler.       Değer; olayları, olguları, objeleri, kişileri tanımlamaya, yargılamaya yarayan ölçütler olarak tanımlanır. Nietzcshe için değer; insanın anlamlı gördüğü her şeydir.        Vizyon sahibi liderler; toplumlarında/örgütlerinde insan başarı ve davranışlarının yaşam için değerini gören, varolan beğeni yargılarının ötesinde bunlara değer biçen, bu değerlerle insanları yeni başarılara güdüleyenlerdir. Bu değerlerle örgütlerini farklılaştıran ve insan varlığını sürdürmenin geleceği hazırlamanın ön koşulu olduğunu düşünen kişilerdir.
KÜRESELLEŞMEKüreselleşme, iktisadi, siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda bazı ortak değerlerin yerel ve milli sınırları aşarak dünya çapına yayılmasını ifade ediyor.Ekonomiyi tarım toplumu, sanayi toplumu ve bilgi toplumu diye sınıflandırdığımızda her dönemin ihtiyaç duyulan ekonomik sistemi ve politikası farklı olmuştur. Her dönemin kendine göre amaç ve araçları vardır. Günümüzde sıkça ismi geçen küreselleşme bana göre liberalizmin yeni versiyonudur. Ön koşulları ise rekabet, üretkenlik, serbest mübadele ve verimliliktir. Bu koşullar kapitalist düzeni andırmaktadır. Küreselleşme diyince ilk akla gelen tek bir ideoloji altında toplanmadır. Bu da ekonomik anlamda tekelci bir yaklaşımdır. Bir bakıma gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkeler üzerinde daha çok söz sahibi olmasıdır.                        KÜRESELLEŞMENİN ARAÇLARI NELERDİR?Küreselleşmenin ortaya çıkmasında en büyük etken gelişmiş ülkeler olmuştur. Çünkü gerekli alt yapıya sahiptirler; teknoloji, iletişim ve ulaşımları hızlıdır, doymuş pazarları vardır. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelere yatırım yapma ihtiyacı duymaktadırlar. Ancak bu yatırımları küreselleşme başlığıyla garantilemek zorundadırlar. Bu ilişkiler MAI, MIGA, ICSID olarak sıralayabiliriz.
GİRİŞISO 9000, uluslararası pazarlara erişimi arttırmak, güvenilir süreçlerin oluşturulması ve boşa giden zaman, malzeme ve çabaların azaltılmasına yardımcı olmak yoluyla işletmede iyileştirmeye açık, yaşayan bir sistem kurulmasını sağlar.ISO 9000 çok başarılı bir standarttır. Şu anda ülkemizde Ekim sonu itibariyle 1905  adet ISO 9000 (ISO 9001/2/3) belgeli firma vardır ve bu sayı gün geçtikçe artmaktadır. Dünyada ISO 9000 belgesi alan firmaların sayısı ise 226,349’dur.ISO, her beş senede bir standartları yenilemektedir. ISO 9000 ilk olarak 1987’de yayınlanmıştır. Buna göre ilk değişiklik 1993’de olması gerekliydi. Ancak bir yıllık gecikmeyle standart, 1994’de yayınlandı. Değişiklik planı ilk yayından itibaren belirlenmiştir: Önemli değişikliklerin 1987, 2000, 2012 yıllarında olması, küçük değişikliklerin ise 1994, 2006, 2018 ve bundan sonra oniki yılda bir olması planlanmıştır. Bu açıdan 2000 yılı değişikliği uzun zamandan beri gündemde idi.
GELİRİN YENİDEN DAĞILIMININ TANIMLANMASIGelir dağılımı, iktisadi bir kavram olarak milli gelirin yeniden dağılımı anlamında kullanılır. Yani, dağılımı incelenecek gelir milli gelirdir. Milli gelirin kimler, neler veya nereler arasında dağılımını ele alacağımızı da ortaya koymak lazımdır. Bu bakımdan, iktisaden önem taşıyan çeşitli gelir dağılımı kavramlarını açıklamak ve bu kavramlardan hangisinin tetkik edileceğinin bilmek gerekir. Şöyle ki:a)Coğrafi gelir dağılımı: Bir ülkenin farklı bölgelerinde yaşayan insanların milli gelirden ne oranda pay aldıklarını gösterir. Bu gelir dağılımı, bir ülkenin gelişmiş ve az gelişmiş bölgeleri arasındaki farkları bulmada kullanılabilir. Gelişmiş ekonomilerde bölge geliri, kişi başına düşen milli gelirin 2/3’si ile karşılaştırılabilir. Bu karşılaştırma yapıldığında, gelişmiş ekonomilerde, geri bölgeler içindeki nüfusun çok az bir kısmının kişi başına düşen milli gelirin 2/3’sinden daha az bir gelire sahip olduğu görülür. İngiltere ve İsviçre’de böyledir. Bu oran Fransa ve Norveç’te %10, İtalya, İspanya ve Türkiye’de %30 civarındadır. Gelişmiş ülkelerde bölgeler arasındaki kişi başına düşen milli gelirler arasındaki fark gittikçe azalırken, az gelişmiş ülkelerde gittikçe artmaktadır.
FAKTÖR PUAN YÖNTEMİ Yurdumuzda en çoük uygulanana bir yöntemdir. Bu yöntemde, yatırımın kuruluş yerini etkileyen faktörler belirlenir ve her bir faktör için puanlama yapılır.  Yöntemin uygulanması halinde takip edilecek yolar şunlardır: -Kuruluş yeri faktörlerinin sırası tespit edilir.  -Kuruluş yeri faktörlerinin, söz konusu teşebbüs yönünden taşıdığı önem ile ilgiil dereceleme yapılır:  -Gereksiz    ise; 0  -Az gerekli   ise; 1  -Çok gerekli ise; 2  -Zorunlu        ise; 3 puanları verilir.
1. YÖNETİM KAVRAMININ GEÇMİŞİNE  KISA BİR BAKIŞ Günümüzün gelişmiş ve modern denilebilecek insanı tarafından duyulabilecek özlem ve gereksinmelerin karşılanabilmesi ancak üstün düzeyde işbirliği yoluyla mümkün olabilir.  Örneğin, gecekondulara bir şekil verilebilmesi, çevre kirlenmesinin önlenebilmesi, görüş ve inançlarını  açıklayabilmeleri konusunda kişilere serbesti tanınması, hayat standardının yükseltilmesi, sosyal ve kişisel yönden daha bir çok amaçların gerçekleştirilebilmesi, insanlar arasında "işbirliği" yoluyla mümkün olabilir. Yöneticilik işi, çalışanlar arasında böyle bir işbirliği havası yaratabilmektedir. Yöneticilerden beklenen şey, insan, makina ve para gibi değerli, fakat örgütlenmemiş kaynaklardan tam olarak yararlanabilmektedir. Bundan başka yönetici işletme içi ve dışı etkinlikleri kordine eden ve kuruluşa bağlı elemanları ortak bir amacı gerçekleştirebilmeleri yönünden özendiren, onlarda şevk uyandıran kimsedir.
1.  BENCHMARKING NEDİR?  Benchmarking Türk iş dünyasının ilgisini son yıllarda çekmeye başladı. Hatta birden bire moda da oldu denilebilir. Bunun başlıca nedeni tabii ki Gümrük Birliği idi. Dolayısıyla dışa açılmada rekabet gücünü artırmada çok başvurulan bir yöntem olan benchmarking de birden bire ilgi odağı oldu. Batıda nerede ise her şirketin yaptığı bu uygulama, Türkiye de henüz tanınmaya başladı. Ancak üzerinde yapılan tartışmalar benchmarkingin önümüzdeki yıllarda iş dünyasının gözdesi olacağını gösteriyor.  Peki benchmarking nedir? Kısaca şu şekilde açıklayabiliriz: Benchmarking, bir şirketin kendini rakipleri, diğer sektörler ve dış pazardaki uygulamalar ile karşılaştırıp, en iyi uygulamaları örnek alarak zayıf yönlerini geliştirmesi anlamına geliyor. Yani bir çeşit kıyaslama ve ölçümleme yöntemi. Ama iş sadece kıyaslama ile bitmiyor. Şirketin bu çalışma sonucunda edindiği bilgiyi kendi bünyesinde uyarlaması ve daha iyi olma konusunda kullanması gerekiyor. 
 KÜRESELLEŞME        Küreselleşme, iktisadi, siyasal, sosyal ve kültürel alanlarda bazı ortak değerlerin yerel ve milli sınırları aşarak dünya çapına yayılmasını ifade ediyor.Küreselleşmenin  5000  yıllık mazisi vardır. İnsanoğlu varoluşundan bu yana sürekli kendini kanıtlamak ve üstün olduğunu hissetme çabasındadır. güçlünün güçsüzü ezmeye yönelik yaptığı savaşın adı tarihle birlikte bazen Haçlı Seferleri, bazen  kolonilicilik, bazen emperyalizm, bazen de liberalizm olmuştur. Günümüzdeki adı ise küreselleşme olmuştur. Küreselleşme günümüzde tek tip insan yaratarak belirli tüketim kalıpları içinde insanları (tüketiciyi) çok dar bir felsefenin içine sokmayı amaçlamıştır. Peki bu nasıl olacak ? -Ekonomik sınırlar kalkacak, zayıfların pazarları sonuna kadar açılacak, güçlüler doğal kaynaklardan istedikleri gibi yararlanacak.-Güçlünün parası ve teknolojisi, onun koyduğu kurallar içinde zayıfların pazarlarında çalışacak.-Dünya ticaret, sanayi, bankacılık, teknoloji politikaları güçlüler tarafından belirlenecek( zaten büyük ölçüde bugün de böyle yürüyor.)