.

http://www.edubilim.com/ana




Havacılık ve Uzay

DosyalarEkleme Tarihi

Sıralama : İsim | Tarih | Tıklama [ Artarak ]
İstanbul Gün Doğuşuİstanbul ilinde (e = 410), 17 Temmuz’da (n = 198) gün doğuşundaki saat, gün doğuşundaki saat açısı ve azimut açısı değerleri;     1.)a.) Gün doğuşunda z=90 0  ve y=0 0 dir.Denklinasyon açısı;? = 23,45 . sin(360.(n+284)/365)? = 23,45 . sin(360.(198+284)/365)? = 21,1837 0Gün doğuşundaki saat açısı;? = arccos(-tan e . tan ? )? = arccos(-tan 41 . tan 21,1837)H = 109,68750  Güneş azimut açısı;ag = C1.C2.ag’+C3.(1-C1.C2)x180/2sin ag’= cos ??? sin h /cos ysin ag’= cos 21,1837 . sin 109,6875/ cos 0sin ag’= 0,8779ag’= 61,4 0
U.F.O.Konu: Ufo gercegi!!! :) Bu yazida U.F.O. fenomeninin ne oldugunu inceleyecegiz.Once U.F.O. ne demektir ona bakalim. U.F.O. gavurca "Undefined F.cking Objects"kelimelerinin bas harflerinden meydana gelmistir.Turkcesi anlami ise "Kodugumun Ucan Seyleri". Turkcesini kisaltirsak "K.U.S."Ama Turkcede K.U.S. bildigimiz kus anlamina geldiginden ve moda olmadigindan biz gavurcasini, yani U.F.O.'yu kullanacagiz.UFO adindan da anlasildigi gibi ne idugu belirsiz ucan seyler demektir.Yani biseyin UFO olabilmesi icin once ucmasi ve ne idugu belirsiz olmasi sarttir. Mesela ucaklar UFO degildir, cunku ne olduklari bellidir.Bulent Ersoy da UFO degildir. Ne idugu belirsiz olmasina ragmen ucamadigindan UFO olamaz. Yani illaki ucacak ve ne oldugu belli olmayacak!Dunyada yapilan UFO ihbarlarinin %95'nin kus surusu, balon, ucak, bulut v.s. gibi normal seylerdir.%5'lik kisim ise muammalarla doludur. Bizi de ilgilendiren iste bu %5lik kisimdir.TANRILARIN ARABALARI:UFOcularin kutsal kitaplarindan biri. Erik Von Daniken adinda bir uyanik tarafindan yazilmistir. Bu kitapta Erik Von Daniken (ona kisaca Erik diyebiliriz) cok eski zamanlardan beri uzaylilarin dunyaya geldigini arkeolojik buluntularla ispat etmeye calismaktadir.Mesela Misirdaki piramitleri uzaylilar yapmistir. Sadece piramitler degil Cin Seddi, Maya ve Inka sehirleri, And daglarinin tepesindeki devasa resimler, Ingilteredeki Stonehenge (Peri Bacalari, Pamukkaledeki Travestiler (bazilari traventen de der), v.s. v.s. Bunlarin hepsini uzaylilar yapmislardir.Uzaylilarin baska isi gucu olmadigindan dunyaya gelip tastan topraktan seyler yapmaktadirlar.
Tanimlanamayan Uçan Obje ( Unidentified Flying Object )U.F.O. NEDIR ?Uluslararasi deyimiyle ufolar yada halk arasinda anildigi adiyla ucan daireler , acaba ilk olarak ne zaman görülmüslerdir? Bu , cevaplandirilmasi imkansiz olan bir sorudur . Çünkü dünya göklerinde uçan disklerin ,purolarin üçgen ve yildiz biçiminde ve benzeri objelerin görülmesine dair kayitlarin tarihi kadim misirlilarin dönemine kadar dayanmaktadir.Ezoterik enformasyonlarda ise Uçan dairlere iliskin bilgiler bilinen tarih öncesi Mu ve Atlantis devrelerinide kapsar.Ancak çagimizin ufolojik tarihinin gecen yüzyilin sonlarinda basladigini söyleyebilirz . Bunun için bir baslangiç tarihi vermek gerekirse ufolojiyle ayni yüce amaca yönelik olarak yukarii tarafindan tesis edilen spritolojinin baslangiç tarihi olarak kabul edilen 1848 yilindan tam 50 yil sonrasina 1896-7 yillarini belirtebiliriz. 1896-7 yillarinda A.B.D. üzerinde o zamaninin tabiriyle esrarengiz 'hava gemileri' akinina tanik olunmustu. Puro biçimindeki bu ucan gemiler 1897 yilinin mart ayinda kalifornia sacramento üzerinde nisan baslarinda Kansas City ve ayni ayin ortalarinda da Chicago semalarinda görülmüs son olarakta 20 Nisan gecesi kirmizi yesil mavi ve beyaz isiklar saçarak Virginia Sisterville zerinden geçmisti.Tahmini uzunlugu yaklasik 60 metre kadardi.1909 yilinin Mart Nissan ve mayis aylarinda ingiltere göklerinde ayni yilin 2. yarisinda da Yeni Zelanda üzerinde görülen bu Ufo lardan ingilterede gözlemleneni hakkinda Carl GROVE bu bilgiyi vermektedir ' 1909 yilinda görülen hava gemisi siyah rente puro biçiminde yaklasuik 30 m uzunlugundaki parlak bir projektör isigi tasiyan kolaylikla çesitli manevralar yapabilen bir objeydi. 1897 de görülen hava gemileri gibi bunlari da davranis biçimlerinden ötürü günümüz UFO fenomenleriyle rahatlikla bagdastirabiliriz ' . Bu arada 1908 yilinin Haziran ayinda Rusya Sibiryanin Tunguska bölgesi üzerinde patlayan silindir biçimindeki objenin olusturdugu etkiler hala tartisilmakta , Sovyet bilimadamlari tarafindan arastirma konusu yapilmaktadir.
TAI1-KURUŞULUŞUN TANITIMIAdı :TAI (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii)(Turkısh Aerospace Industry)Yeri :İstanbul yolu 30. Km Akıncı-ANKARAYerleşim Planı :Ek-1 de verilmiştir.Organizasyon şeması :Ek-2 de verilmiştir.1-1  KURULUŞUN TARİHÇESİ VE GENEL BİLGİLER Türkiye’de hava platformlarının tasarımı, imalatı, entegrasyonu, modernizasyonu ve satış sonrası hizmetleri alanlarında teknoloji merkezi konumunda olan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAI), 15 mayıs 1984 tarihinde kurulmuştur. TAI’nin vizyonu; başta T.S.K. olmak üzare, öncelikle ülke ihtiyaçlarının karşılanması için uygun sahalarda yapacağı AR-GE çalışmaları ile teknoloji transferini özümseyerek özgün tasarımlar yapan, sürekli gelişme ile rekabeti karşılayan ve dünya pazarında yüksek kalitedeki ürünleri zamanında ve uygun fiyatlar ile üreten bir şirket olarak tanınmaktadır.
SATÜRNSatürn, Jüpiterden sonra gezegenlerin en büyüğüdür. Yine jüpiter gibi hidrojen ve helyumdan oluşmuş bir gaz gezegenidir. Satürn, yoğunluğu sudan az olan tek gezegendir. Satürnün en önemli özelliği ender rastlanan halka sistemidir. Bu halka sistemi, ince buz zerreciklerinden oluşmuştur. Farklı kimyasal yapıdaki halkalar birbirinden farklı renk ve yoğunluk özelliği taşır. 250.000 km’den daha fazla yarı çapı olan bu halkanın kalınlığı sadece 1.5 km kadardır. Satürnde gün yalnızca 10 saattir. Satürn bir gaz devidir. %75 hidrojen ve %25 helyumdan; ve çok az su, amonyak ve metandan oluşur. Satürnün en önemli özelliği yoğunluğudur. 0.7 yoğunluk, ki bu suyun yoğunluğundan bile azdır, evrende az rastlanan bir durumdur. Atmosferinde dev boyutlu atmosferik hareketler görülür. Sert kayaçlardan oluşan merkezdeki çekirdeğin kalınlığı 15.000 km dir. Sıvı hidrojenden oluşan dış kabuğun kalınlığı 25.000 km; sıvı metalik hidrojenden oluşan iç kabuğun kalınlığı ise 15.000 km dir. Satrünün 15.000 derecelik iç sıcaklığı öyle yüksek bir enerji oluşturur ki Satürn güneşten aldığı ısıdan daha fazlasını uzaya geri yansıtır!...
Pilot RelayingAbstractIn this paper, pilot relaying “a modified form  of differential relaying”  is presented. The goal of the paper is to explain the outlines of pilot relaying fundamentals and its applications.Keywords: Pilot relaying, pilot wires,  power line carrier, carrier current,  microwave channel.1 IntroductionPilot relaying is an adaptation of the principles of differential relaying for the protection of transmission line sections. In a sense, it is a means of remote controlling the circuit breakers. The term “pilot” means that between ends of the transmissin line, there is interconnecting channel of some sort over which current and voltage information can be conveyed. Pilot relaying is used when high speed protection is required for all types of short circuits and for any fault location. This type of protection generally communicates the decision made by a local relay of one of the four types ( magnitude, directional, ratio, differential relays) to relays at the remote terminals of a transmission line.2 Pilot RelayingPilot relaying systems employ high-speed protective relays at the line terminals in order to ascertain in as short a time as possible whether a fault is within the protected line or external to it. If the fault is internal  to the protected line, all the terminal breakers are tripped practically simultaneously, thereby permitting high-speed reclosing. If the fault is external to the protected line, tripping is blocked.
KİTABIN ÖZETİ( Petrolün Ekonomi Politiği ) Tarihin derinliklerine gidecek olursak, Sümer, Asur ve Babil uygarlıklarının petrolü stratejik bir hammadde düzeyinde kullandıklarını görürüz. Ticari değeri ortaya çıkan bu madde için bir takım düzenlemeler yapılmıştır. Hammurabi Kanunları da gemi kalafatlamasında kullanılan petrol türevi maddelerle, bu sektörde çalışanların ücretlerine ilişkin hükümler içermektedir. Babilin Asma Bahçelerinin yapımında zift kullanıldığı da ifade edilmektedir. Ticari önemi o tarihlerde ortaya çıkan petrolün, elde edilmesi için yapılan savaşlara, çıkan sorunlara rastlanmaktadır. Petrol kaynaklarına sahip olma nedenli çıkan ilk savaş Babilliler ile Asurlular arasında gerçekleşmiştir. Geçen yüzyıllardan sonra, sanayi devrimi ile birlikte ortaya çıkan enerji ihtiyacı ile petrole olan ilgi giderek artmıştır. Petrolün artan önemi ile coğrafyacılar petrol havzaları ile ilgilenmeye, başta İngilizler olmak üzere edindikleri bilgileri arşivlerinde saklamaya başlamışlardır. Amerika’da 1859’da petrolün bulunmasıyla araştırmalar ivme kazanmış, petrol arama ve çıkarma tekniklerindeki gelişmelerle birlikte mevcut üretim miktarları katlanmıştır. Bununla birlikte petrol tröstleri, Musul, Romanya, Burma, Meksika, Hindistan, Kafkasya gibi ucuza elde edebilecekleri zengin petrol kaynaklarına hücum etmeye başlamışlardır. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Kafkas petrollerinin paylaşımı son hızıyla devam etmiştir. Çıkartılan petrol, yine aynı yerde kurulan rafinerilerde türevlerine ayrılarak boru hatları ve tankerlerle Avrupa’ya taşınmıştır.  Petrolün sağladığı nimetlerden, sermayedarlar en fazla faydayı elde ederken, bu sektörde çalışan işçilerin durumu içler acısıdır. Yaşam koşullarındaki insanlık dışı durum, kısıtlanmış haklar ve çok düşük ücretler sermayedarların bölge halkına verdiği değeri göstermektedir. Petrol alanında yatırım yapan sermayedarlar, genellikle yasal olmayan ilişkiler vasıtasıyla ilgili devletlerden petrol çıkarma imtiyazları elde etmekte veya  mutlakıyet yöneticileri vasıtasıyla bir şekilde devlet  çıkarlarından kendilerine pay çıkarmaktadırlar. Kitapta, bu duruma  örnek olarak II. Abdülhamit gösterilmektedir.
OZON (O3)Ozon Nedir?Renksiz, keskin kokulu bir gaz olan Ozon aynı zamanda oksijenin kimyasal bir kuzenidir. Oksijen atmosferde; oksijen atomu (O), oksijen molekülü (O2) ve ozon (O3) olarak üç değişik biçimde bulunur ve ozon normal oksijenden daha az kararlıdır.Yüksek enerjiye sahip güneş ışınlarının normal oksijen moleküllerine (O2)  çarpmasıyla ortaya çıkan oksijen atomlarının (O) diğer oksijen molekülleriyle (O2) birleşmesi sonucunda ozon (O3) meydana gelir.
KEPLER KANUNLARII. KANUNYÖRÜNGELER KANUNUHer gezegen odaklarından birinde güneşin bulunduğu elips yörüngede ha-reket eder.Aşağıdaki şekilde Dünya ve Mars gezegenleri için birinci kanun gösteril-miştir. Dünyanın elips yörüngesinin odak noktaları F1 ve F2, Mars gezegeni yö-rüngesi olan elipsin odak noktaları ise F1 ve F’2 olarak gösterilmiştir. Güneş bu gezegenlere ait yörüngelerin her ikisinin de odak noktası olan F1’de bulunur. F1 noktası diğer gezegenlerin yörüngelerinin de odak noktasıdır.
KATI  ATIKLAR GENELKatı atıkların ekonomik bir tarzda uzaklaştırılması bugün,   geçmişe nazaran çok daha önemli bir durum almıştır. Dünyadaki tabii kaynaklar sınırlıdır. Hayat seviyesinin yükselmesi sanayi ve teknolojinin ilerlemesi ile el; ambalaj malzemelerinin geliştirilmesi, hem insan başına günde üretilen çöp miktarını hem de çöplerin bileşimini büyük ölçüde değiştirmiştir. İnsan başına günde ortalama 2.0-4.0 kg çöp meydana getirildiği düşünülürse toplumun her ferdinin çöp konusunda ne derece sorumlu olduğu ortaya çıkar. Evlerde meydana gelen bu katı atıkların toplanması ve uzaklaştırıl¬ması belediyelere her yıl yüz binlerce lira mali külfet yüklemektedir.Evlerde ortaya çıkan katı atıklar son senelere kadar daha çok mutfak artıkları şeklinde idi. Ancak son zamanlarda yeni ambalaj malzemelerinin imal edilmiş olması mutfaklara çöp öğütücü ve sıkıştırma (pres) cihazlarının konması, çöplerin bileşimini büyük ölçüde değiştirmiştir.Katı atıkları genel olarak aşağıdaki gibi sınıflandırmak mümkündür.
KARBON 14 METODU ve SORU İŞARETLERİ Dr. Ö. Said Gönüllü İkinci Dünya Savaşı’nı tâkip eden yıllarda (1949) Amerikalı kimyacı Willard Libby kendisine Nobel ödülü kazandıran bir buluş yaptı. Bu, tarih öncesi zamanla ilgili çalışmalarda dönüm noktası teşkil eden, fakat esas olarak Dünya’nın yaşı konusundaki bilgileri alt–üst eden bir gelişmeydi. Libby’nin keşfi, bugün “Karbon 14” (veya radyokarbon) tekniği olarak ünlenmiş olan, organik kalıntıların yaşını belirleme metoduydu. Arkeologlar 1950’lerde bu yeni metodu kullanarak ilk tarih öncesi yerleşimlere mutlak yaşlar verdiler. Rusya ve Afrika’daki Neolitik yerlerin yaşı 50 bin yıl civarında belirlenirken, Filistin’deki Eriha şehrinin 11 bin yıl önce kurulmuş ilk insan yerleşimi olduğu ortaya kondu. Hâlen arkeologlar, paleontologlar ve paleoantrepologlar 50 bin yıldan daha genç olan organik malzemelerin (kemik, diş, odun kömürü vs) yaşını belirlemek için karbon 14 tekniğine başvuruyorlar. Peki ama karbon 14 ile yapılan yaş tayinleri ne kadar güvenilirdir? Bu ve diğer yaş tayin metodları bize geçmişle ilgili ne ölçüde sıhhatli bilgi vermektedir? Karbon 14 metodu Prensip basittir. Uzaydan gelen kozmik tanecikler yukarı atmosferde bulunan karbondioksit (CO2) gazı moleküllerinden bazılarıyla karşılaşırlar ve bunlardaki yaygın, olağan ve kararlı (radyoaktif olmayan) karbon 12 atomlarını sürekli olarak bombardıman ederler. Karbon 12 atomu yapısına iki nötron alarak radyoaktif özellikteki karbon 14 hâline gelir. Bu sonuncusu hemen bozulmaya (desintegration) başlar ve belli bir süre sonra azot 14 gazına dönüşür. Bu arada karbon 14 ve karbon 12 önce CO2 yoluyla bitkiler (fotosentez), ardından da hayvanlar tarafından asimile edilir ve beslenme zincirine girer. Herhangi bir bitki veya hayvan için, karbon 14 atomunun dünya üstünde tabiî olarak bulunan yaygın ve olağan karbondan (karbon 12) farkı yoktur; canlı her iki atomu da sürekli olarak bünyesine alır ve bunların birbirlerine nisbeti bellidir. Bitki ve hayvan öldüğünde dışarıdan karbon alışı durur. O anda organizmada ölünceye kadar almış olduğu karbon 12 ve radyoaktif karbon 14 bulunmaktadır.
KARADELİKLERDünya’da ilk defa Fransız astrofizikçiler,bir karadeliğin,komşu bir yıldızdan kopardığı maddeleri yutuşu sırasında meydana gelen olayları gözlemlemeyi başardılar.Evren’in bu giz dolu gök cisimlerinin gizi nihayet çözülüyor mu?Kuramsal olarak karadelikler görülmezler.Kütleleri o kadar büyüktür ki oluşturdukları ışınları kendi içlerinde hapsederler.Yıldızlar gibi parlamak yerine kapkara kalırlar.Gök de kapkara olduğundan karadelikleri görmek olanaksızdır.Rastlantı sonucu bu gök cisimleri yolları üzerinde bulutsu(nebula) veya yıldız biçiminde bir maddeye rastlayabilirler.Hatta bazı karadeliklerin etraflarında dolanan uydu yıldızları vardır.Her iki halde de madde yutan karadelik çeşitli ışımalar oluşturur ve astronomlar bunları gözlemleyebilir.Bu çeşit gözlemler sayesinde,uzun süre kuramsal kalmış olan bu görülmez gök cisimlerinin yakın çevrelerinde olan bitenler hakkında bazen bilgi elde edebiliriz.Geçen yıl Fransa Saclay Atom Enerji Komiserliği (CEA) astrofizikçilerinden F.Mirabel,S.Chaty ve J.Marti,dünyada ilk defa bir karadeliğin komşu bir yıldızdan madde yutuşu sırasında meydana gelen olayları gözlemleyebildi.Gözlemlenen yıldız,GRS 1915+105 yıldızıydı.Dünyadan 40750 ışık yılı uzakta olan bu yıldız,1992’de Rus uydusu Granat üzerinde yerleştirilmiş olan Fransız teleskobu Sigma tarafından bulunmuştu.Söz konusu yıldız,kütlesi Güneş’in kütlesinden defalarca büyük olan bir karadelikle,bir karadeliğe uyduluk yapan (onun etrafında dönen) mavi bir dev yıldızdan oluşmuştu.Gözlemdeki ustalık,ölçümlerin üç dalga boyunca birden aynı zamanda yapılmasıydı:X ışınları,radyo dalgaları ve enfraruj ışınları.
HAVAYOLU SERMAYE YAPISI VE KÂRLARI         1.GİRİŞ: Sermaye yapısının modern teorisi; Modipliani ve Miller (1958)’in kullandığı varsayımlar ile kurulmuştur. Yetersiz bir yapının birçok çalışması, şirketlerin sermaye yapılarını nasıl seçtiğini açıklayan bir teori geliştirmeyi denemiştir. Bu teori, izlenen en iyi finansal stratejiyi ve bununla ilgili karşıklıkları vurgulayacaktı. Bununla birlikte, sermaye yapısı henüz olmayan şirketlerin diğerlerinden daha iyi olduğu kategorik olarak belirlenebildi. Varolan problemleri aydınlatmaya yardımcı bir görüş ile bu inceleme, özellikle sivil havacılık endüstrisinde ele alınan en iyi sermaye yapısının ne olduğunun anlaşılmasına katkıda bulunulmayı amaçlamıştır.Analiz edilen model, yaklaşık 140 milyar Amerikan doları(1996) ‘nın toplam aktifini kapsar. Bu aktifler yaklaşık 123 milyar Amerikan doları‘nın net bir gelirini doğurur. Gelir vergilerinden sonraki net gelirler, yaklaşık 5.8 milyar Amerikan dolarıydı. 1995’ten 1996’ya kadar, yaklaşık 3 milyar Amerikan doları olarak gösterilen modelin net gelir artışı % 2.5 tur. Bununla birlikte, net kazançlar 120 milyon Amerikan dolarıydı. Bu rakamlar sadece havayolu endüstrisinin bir örneğidir.
Havacılıkta Fizyoloji - Hava Taziğinin Meydana Getirdiği Hastalıklar...Hava Taziğinin Meydana Getirdiği Hastalıklar Bends Sinüs Ağrıları Uçuşta karın ağrları Orta Kulak Diş Ağrıları Chokes Dolaşım Sistemleri Dolaşım Sistemleri Hipoksiya Hiperventilasiyon Ejection Ejectiona Karar Verme Kalbin Dekaompresyonu Hipoksiya ve Dekomprasyon Hastalıkları Donma
GÖSTERGELERDöndürme Kuvveti Göstergesi   Bu gösterge motorlardan pervanalare aktarılan döndürme kuvvetini gösterir. Döndürme gücü motoru dişli kutusuna bağlayan milin burkulma miktarı ölçülerek bulunabilir. Bu gücün bulunması için bir metal silindir içine içiçe iki mil yerleştirilmiştir. İç milin bir ucu motora, bir ucu dişli kutusuna bağlıdır. Dış milin ise bir ucu motora bağlı, diğer ucu serbesttir. Motor mili pervaneye güç aktarmaya başladığında iç milde bu güçle orantılı olarak burkulma oluşur. Burkulma miktarı dişliler yardımıyla manyetik algılayıcıya aktarılır. Algılayıcılar da göstergelere iletirler.
GÜNEŞ VE AY TUTULMALARIÖNSÖZGüneş’i ışık kaynağı, Ay’ı yansıtıcı bir perde ve Dünya’yı da bazen perdenin önünde bazen perdenin arkasında bulunan ışık geçirmez bir cisim olarak düşünebiliriz.  Güneş ışınları perdenin bir tarafına düştüğünde ve Dünya perdenin öbür tarafında durduğunda, aradaki perde Güneş’in ışınlarının Dünya’ya ulaşmasını engellediği için karanlık oluşur. Dünya’nın tarafından bakıldığında Güneş, Ay’ın arada kalan bedeni ile örtülür. Öyle ki biz Güneş’i göremeyiz. Bu, Güneş tutulmasıdır. Yeniay günlerinde meydana gelir. Güneş’in ışınları Dünya’ya ulaşırken, Dünya Güneş ile Ay’ın arasındadır. Bunun sonucunda Dünya’nın bedeni perdenin, yani Ay’ın bedenin üstüne düşer. Çünkü Dünya, perdenin üstüne yansıyacak olan ışığı keser. Bu, Ay tutulmasıdır. Dolunay günlerinde meydana gelir.        
GÜNEŞ SİSTEMİ Günes Sistemi, Günes adini vermis oldugumuz bir yildiz , bu yildizin çevresindeki belirli yörüngelerde bulunan 9 gezegen ve çok sayida küçük gökcisminden olusmaktadir. Günes Sistemi'nde yer alan gezegenlerin isimleri sirasi ile Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton dur. Evrende sayisiz yildiz oldugu tahmin edilmektedir. Bu yildizlar belli galaksilerde yer alir. Günes Sistemi de Samanyolu Galaksisi'nin bir elemanidir. Samanyolu Galaksisi içinde %90'ninin büyüklügü günes kadar olan 100 milyar yildiz oldugu tahmin edilmektedir. Bu yildizlardan her birinin çevresinde 9 gezegen oldugunu düsünürsek (bazi yildiz sistemlerinde çok daha fazla gezegen vardir.) sadece Samanyolu Galaksisi'nde 1 trilyona yakin gezegen oldugu sonucuna ulasiriz. Tüm evreni ele alirsak sayilarla ifade edemeyecegimiz bir sonuç ortaya çikar. Evrende kesif bekleyen sayisiz gezegen olmasina ragmen insan oglunun henüz Günes Sisteminde ki gezegenler hakkindaki bilgileri bile çok yetersizdir. Insan oglunun evren ve gezegenler hakkindaki arastirmalari çok eskilere dayansa da ancak günümüzde bu arastirmalar bilimsel boyut kazana bilmistir. Son yillarda uzaya yollanan uzay araçlari ve sondalar sayesinde çok degerli bilgiler edinilmisse de bu güne kadar uzay bilimi konusunda yapilabilen en büyük gelisme Ay'a ayak basmak olmustur.
GÜNEŞ SİSTEMİ Evrendeki düzenliliği en açık olarak gözlemlediğimiz alanlardan biri de, Dünyamızın içinde bulunduğu Güneş Sistemi'dir. Güneş Sistemi'nde 9 ayrı gezegen ve bu gezegenlere bağlı 54 ayrı uydu yer alır. Bu gezegenler, Güneş'e olan yakınlıklarına göre; Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Neptün, Uranüs ve Pluton'dur. Bu gezegenlerin ve 54 uydularının içinde yaşama uygun bir yüzey ve atmosfere sahip olan yegane gök cismi ise Dünya'dır. Ne Güneş'in Ay'a erişip-yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler. (Yasin Suresi, 40)
FİBER OPTİK KABLOLAR Fiber optik, iletişim ağlarında yaygın biçimde kullanılmakta ve bakır kabloların yerini almaktadır. Çeşitli kablolu ağların topolojisi farklı olmakla birlikte, hepsi de kusursuz sinyal iletim performansından yararlanmaktadırlar. Telekomünikasyon (ulaşım, kentsel, ya da erişim) ya da kablolu TV ağlarında tipik uzun mesafe fiber uygulamaları görülmektedir. Lazer teknolojisine dayanan uzun mesafe sistemlerinde,  1310nm veya 1550 nm dalgaboyundaki Single Mode Fiberler (SMF’ler) kullanılır.Belden kaliteli bir üretici olarak fiber optik kabloları için en kötü karakteristik değerleri açıklar ve IEC 60793 ile IEC 60794 gibi uluslararası standartlara uygunluk sağlar.
Evrenin Doğuşu1930'lu yıllara kadar bir sır olarak kalmış olan yaşamın kökenini oluşturan Güneş'in enerji kaynağını ortaya çıkarmayı başaran insanoğlu, Dünya üzerinde etkinliklere ve olaylara çabucak katılabilecek şekilde bir haberleşme ve ulaşım ağını oluşturabildi. Dünya'nın çekim ivmesinden kurtulmayı başararak, Dünya'nın yuvarlak olduğunu anladı. Ay'a adım attı ve gezegenlere uzay araçları gönderdi. Bu şekilde gelişen akılcı düşünme utkusu, batı Avrupa'ya eşi görülmemiş 50 yıllık bir barış getirdi.Binlerce yıldır, insan yaşamı 40 yıllık aralıklar ile açlık ve donma tehlikesi geçirmiştir. Bilim bu süreyi iki katına çıkartabilmiş ve bugün Bilim, insanoğlu için ağrısız, rahat ve keyif verici bir yaşam sunma çabasındadır. Yüzyılın başında, Bilim Dünya'yı değiştirmiş, yüzyılın sonunda da insanoğlu, kendisini bilimler ile değişen bir Dünya'da bulmuştur. Sadece Dünya değişmedi aynı zamanda insanoğlunun kendisi de değişti ve Dünya sadece fiziksel bir boyutta kaldı. Bu köklü değişime, matematiksel bir mantık ve sade bir hayal gücünün baskın olduğu zahmetli bir yöntem ile adım adım geliştiğine inanılan bilimler sayesinde ulaşılması şaşırtıcı görülebilir. Tüm bilimler çok ufak adımlar içerisinde ilerlerken, bu alanda ara sıra birdenbire anlamlı sıçramalar olmaktadır. Sonuçta, daha geniş bir bakış açısı elde ediliyor ve yeni bir paradigma doğuyor. Bunlar da anlayışımızı, düşüncemizi ve kültürümüzü etkileyen büyük keşifler oluyorlar.
EARTHQUAKE and UFOsanomalous luminous phenomena A.L.PEARTHQUAKE and UFOsabstractOur ALP project had started in 1999 just before the Izmit Earthquake (ref:1 - pictures ref1a).There were 2 main reasons to execute this project:1- To prove that the lights seen before earthquakes are not UFOs.2- To decrease the rate of deaths caused by earthquakes, by warning people beforehand.By the time, we got many newer knowledge and we need to change the older informations in our first web page (ref:2) with newer ones.Firstly our page had been composed for everyone to understand. Our pages are mostly visited by people interested in UFOs; so informing these people with correct datas are aimed. Due to this reason, we did not give detailed technical information in our pages. And the questions which are asked to us about the details will be answered and still being answered. The phenomena which is in the earthquake lights category had been the most scientifically descripted with TST ( TECTONIC STRAIN THEORY ) (ref:3) theory by M. Persinger.The ALP term in our project is quoted from these paper. Our ALP definition is not the flames occurred during or just after the quake or discharge of static electric or the lights emerged from the gas which come from the crust.We have a few reasons for using the term "ALP". First is resulted from the fact that this phenomena could not been defined, and the other is that the earthquake lights emerge in various formations. In the other hand, ALPs vary in every different geographical regions.
DÜNYA' NIN YAPISIDÜNYA VE GÜNEŞ SİSTEMİ'NİN OLUŞUMUDünya, Güneş Sistemi'nde üzerinde yaşam olan tek gezegendir. Ortalama 149,6 milyon kilometre olan Dünya-Güneş uzaklığı yaşam için çok uygundur.Bu uzaklık. Dünya'nın yüzeyinin, suyun sıvı halde bulunabileceği kadar ılık olması demektir.Bu da atmosferin korunması ve buna bağlı olarak yaşamın sürmesidir.Dünya'nın oluşumu Güneş sisteminin oluşumuna bağlı olduğundan ilk önce Güneş Sistemi'nin oluşumu anlatılmalıdır.Güneş milyonlarca belki de trilyonlarca yıl önce çok büyü bir gaz ve toz bulutu idi.Ünlü bilim adamı Stephen Hawking'in doğrulanan teorisine göre, bu bulutta büyük bir patlama olmuştur. Bu teori de adını bu olaydan almıştır ve adı Big Bang yani Büyük Patlama'dır. Bu patlama sonucunda bulut çeşitli parçalar halinde dağılmıştır.Bu parçalar gezegenleri ve Güneş'i oluşturmuştu.  Dünya da bu parçalardan biriydi. Hızla dönen gaz ve toz bulutu, zamanla küçülmeye ve yarı sıvı hale gelmeye başladı. Bu durumda Dünya çok sıcak kayalardan oluşan ve hızla dönmeyi sürdüren bir topa dönüştü. Yüzeyi Soğuyup katılaşan Dünya sert bir kabukla örtülmüştür. Dünyanın tüm kütlesini düşündüğümüzde bu dış kabuk, oldukça incedir.Adeta bir elma ile kabuğuna benzetilebilir.
DÜNYA VE GÜNEŞ SİSTEMİKonu : DünyaDünya, Güneş Sistemi'nin 9 gezegeninden biridir ve Güneş'e olan uzaklığı bakımından 3. Sırada bulunur. Coğrafya'nın  asıl konusunu oluşturan Dünya'yı incelemek için bazı kavramların bilinmesi gerekir:? Eksen? Kutup Noktası? Ekvator? Paralel? Meridyen1. Dünya'nın Şekli :1.1. Dünyanın Şekli ve Boyutları :Dünya, Kutup Noktaları'nda basık, Ekvator'da şişkindir. Dünya'nın kendisine özgü bu şekline geoid denir. Geoide en yakın geometrik şekil elipsoiddir. Verilen boyutlar "Hayford Elipsoidi" ne aittir.Dünya'nın BoyutlarıEkvator yarıçapı = 6.378,4 kmKutuplar yarıçapı = 6.356,9 kmEkvator çevresi = 40.076,6 kmKutuplar çevresi = 40.009,1 kmPratikte bu uzunluklar yaklaşık olarak alınmaktadır.
  EVREN ve UZAY      Evren,varolan herşeyi anlatan bir kelimedir.  Gördüğümüz,bildiğimiz,duyduğumuz herşey evrenin içindedir.Evren uzaydan ve uzayda bulunan sayısız varlıklardan meydana gelmiştir.      İnsanlar çok eski zamanlardan beri evren ve onun oluşu hakkında çeşitli şeyler düşünmüşler ve kendilerince ona bir anlam vermeye çalışmışlardır.Evrenin oluşu hakkında çeşitli şeyler düşünmüşler ve kendilerince ona bir anlam vermeye çalışmışlardır.Evrenin oluşu hakkında çeşitli araştırmalar yapan bilginler,bunun önce bir gaz kütlesi halinda meydana geldiği sonra yavaş yavaş maddelerin doğmaya başladığı fikrinde birleşmişlerdir.Yine ileri sürülen bir teoriye göre evren gittikçe genişlemektedir.Genişleme dünyadan uzaklaştıkça artmaktadır.Bilimadamları bunu nebulaların tayflarında bulunan kırmızının yer değiştirmesini delil göstererek ispatlamışlardır.