.

http://www.edubilim.com/ana




Halkla İlişkiler

DosyalarEkleme Tarihi

Sıralama : İsim | Tarih | Tıklama [ Artarak ]
İşletmelerde Yönetim İşlevleriİŞLETME TANIM:İşletme amaçlarını gerçekleştirmek için teknoloji, finansman, ve insan kaynaklarının mal ve hizmet üretimine belirli bir yönetim kültürü çerçevesinde yönlendirdiği yapılara ya da örgütlere, kuruluşlara işletme  diyebiliriz. İşletmenin amaçları ise; kâr, topluma hizmet, istihdam sağlamak, global normları sağlamak vb. şeyler..İşetmenin dört kritik öğesi vardır: Teknoloji, Finansman, İnsan Kaynakları ve Yönetim.. Bu öğeleri kısaca açıkladıktan sonra yönetim işlevi üzerinde duracağız..TEKNOLOJİ: Bu öğeyi kritik kılan şey; sürekli değişiyor olmasıdır. Teknoloji; kısaca her türlü üretim bilgisi olarak tanımlanabilir.  Bunu Materyal ve Materyal olmayan teknoloji olarak yani üretim ve ürün teknolojisi olarak ikiye ayırabiliriz.Materyal yani üretim teknolojisi denilince anlamamız gereken makine, donanım, araç-gereç, bilgisayar, aletler, cihazlar gibi üretimi sağlayıcı unsurlardır.Materyal olmayan yani ürün teknolojisinden ise anlamamız gereken, salt bilgidir. Ürün teknolojisi kendi içerisinde patent, know-how ve marka olarak üç gruba ayrılır.Patent; bir buluşun kullanma hakkı, bir ürünün vücuda getirilme bilgisidir.
İŞ YAŞAMINDA KARİYER 1.    Çalışma, iş ve çalışma kavramlarıÇalışma kavramı insanın bedensel ve zihinsel güçlerini belli bir amaca yönelik olarak planlı bir şekilde kullanabilmesidir. Çalışma işçinin ortaya koyduğu bir faaliyettir.bir insanın yaptığı bir  faaliyet olup kişinin insanlığının gerekli bir bölümüdür. Psikolojik açıdan çalışma kavramı incelendiğinde birey ile görev arasındaki ilişki anlaşılmaktadır.burada önemli olan çalışma koşulları ile bireysel özelliklerin birbirine uyum sağlaması ve bir denge noktasına ulaşılması sonucu ortaya çıkan bir durumdur.Ekonomik yaşama göre çalışma ise insanın fiziksek ve zihinsel gücünün belli bir üretimin gerçeklemesi için sarf edilmesi anlamında kullanmaktadır.Bir diğer ifade ile çalışma bir geçim kaynağıdır.Kısaca ekonomik varlığın temelidir.Sosyolojik açıdan çalışma ise insanın bir iş otaya koyabilmesi için diğer bireylerle olan etkileşimi hiyerarşik bir düzen içerisinde belli bir statüye ulaşmasıdır.Modern toplumlarda çalışma hayatı çoğu insanın yaşamın merkezi haline gelmiş durumdadır bir insana bilgi ve becerilerini kullanma imkanı verir ve onları her gün çalıştıkları ortamdan çıkararak çeşitlilik sağlar.iş hem toplumsal hem de sosyal bir bağdır.Bu topluma kabul edilmeyi ve topluma girmeyi sağlayan belli başlı unsurlardan biridir.statüyü belirler.Kişini toplumdaki pozisyonu ve rolünü açıklar, insanın istekleri doğrultusunda kişisel veya kişisel olmayan toplumsal veya sosyal bağları güçlendirir.görüldüğü gibi tüm yaklaşımlarıyla işve çalışmanın hemen hemen birbirine eşit anlamlarda kullandığı görülmektedir.Bu bağlamda çalışma ve iş kavramları tanımlarında ortaya konan ve kısmen kesişen başlıca özellikleri şöyle sıralayabiliriz.
İŞ  ANALİZİ 1.1.  İŞ  ANALİZİ  VE  İŞ  ANALİZİNİN  İÇERDİĞİ  BAŞLICA  UNSURLAR     İşletmelerde  önceden  belirlenen  amaçların  gerçekleşebilmesi  için  çalışanlar  ve  yaptıkları  işler,  bölüm,  birim,  departman  gibi  çeşitli  adlarla  anılan  gruplara  ayrılmışlardır.  İşletme  faaliyetlerinin  etkinliği  açısından  bu  grupların  sınırlarının  belirlenmesi,  özelliklerinin  bilinmesi  ve  görevlerinin  tanımlanması  gerekmektedir. Bunun  için de  her  birimde  gerçekleştirilen  faaliyetleri  oluşturan  işler  ve  birbirleri  ile  ilişkileri  saptanmalıdır. İşletmelerde  işlere  ilişkin  çeşitli  ayrıntıları  ve  özellikleri  saptamak  amacıyla  yapılan  iş  analizi  çalışmalarına  bu  nedenle  gerek  duyulmaktadır. [1] Yeterli  bilgi  olmadan,  uygun  yönetsel  kararların  alınamayacağı  açıktır.  Organizasyondaki  işlere  eleman  seçmek  ve  istihdam  etmek,  onları  gerektiği  gibi  eğitmek,  ücretlerini  belirlemek,  performanslarını  değerlendirmek  için  yöneticinin  her  işin  gereklerini  ve  bu  işlerin  iyi  yapılıp  yapılmadığı  konusunda  karar  verirken  kullanılacak  ölçütleri  bilmesi  gerekir. Her  işin  bir  amacı  olmalı  ve  her  iş  organizasyonun  amaçlarına  uzanan  bir  zincirin  halkası  gibi  görülmelidir. İşin  yerine  getirilmesinin  neleri  gerektirdiği  bilinmezse,  elemanın  kapasite  ve  ilgilerinin  o  işe  uygun  olup  olmadığı  yeterince  anlaşılmaz. [2] İş  analizi,  bir  işin  en  önemli  yönlerini  ortaya  çıkararak o  işi  tanımlama  ve  çözümleme  sürecidir. İş  analizi  faaliyetleri  işletmelerdeki,  işlerin  içerdiği  görev,  sorumluluk  ve  çalışma  koşullarını  belirlemeye  yönelik  çabalardan  oluşur. Bu  çalışmalarda  ayrıca  işleri  yapacak  olan  kişilerde  bulunması  gereken  bilgi,  beceri  ve  yetenekler  de  belirlenmeye  çalışılır. İş  analizi  sürecinde  işlere  ilişkin  veriler  çeşitli  yöntemlerle  sağlanır. Bu  veriler  genel  olarak  işlerin  içerdiği  görevlerin  nasıl  yapıldığını,  kullanılan  araç,  gereç,  malzeme  ve  teçhizatı,   çalışma  koşullarının  özellilerini  ve  işlerin  diğer  işlerle  olan  ilişkilerini  kapsar. [3] Çalışma  biriminin  ya  da  bölümünün  analizi  tamamlandıktan sonra,  işleri  birbirinden  ayıran  sınırları  ve  onları   meydana  getiren  özgül  görevlerin  ayrıntılarını  ortaya  koyan  iş  tarifinin  temeli,  iş  analizi  olur. İş  analizinden   ve  iş  tarifinden  yola  çıkılarak,  bir  elemanın  o  işi  iyi  yapabilmek  için  sahip  olması  gereken  asgari  nitelikler  saptanır. Bu  tekniklerin  ( birim  analizi,  iş analizi,  iş  tarifi  ve  iş  nitelikleri )  dördü  bir  arada  kullanılarak,  çalışanların  performanslarının  değerlendirilebileceği  bir  dizi  standart  saptanabilir. [4]
YÖNETİMTEZ ÖZETİ       Rekabetin hızla arttığı, teknolojinin hızla ilerlediği günümüzde, herşey süratle değişmektedir. Bu değişim içinde yer alabilmek ancak nitelikli işgücüne sahip olmakla mümkün görülmektedir. Bu ise ancak insana yapılacak yatırımla ve onu verimlilik  eksenli geliştirmekle gerçekleştirilebilecektir.       Yönetici geliştirmenin verimlilik üzerindeki etkisini konu alan bu araştırmanın birinci bölümünde, genel olarak kavram ve kapsamı açıklanmıştır.       Ikinci bölümde ise verimlilik ve verimliliği etkileyen unsurlar ele alınmıştır.       Üçüncü bölümde ise yönetici ve verimlilik geliştirme sürecine değinilmişir. Daha sonra yönetici geliştirmenin ne olduğu, ilkeler, yönetici geliştirmenin amaçları açıklanmıştır.       Dördüncü böülümde ise yönetici geliştirme ve verimliliği artırma çabaları, yönetici eğitim yöntemlerine değinilmiştir.       Yönetici geliştirmenin verimlilik üzerindeki etkisinin yadsınamaz bir gerçek olduğu, gelişen insanın geliştiren insan olacağı düşüncesinde hareketle, yönetici geliştirmenin verimlilik üzerindeki etkisini konu edinmiş olan bu araştırma, verimliliği artırmak için insan kaynağına daha fazla yatırım yapmanın gereğini ortaya koymakta ve bunun özel bir faaliyet olarak değil değişimi de dile getirmektedir.  
İNSAN İLİŞKİLERİ      1.ELEŞTİRİ İNSAN İLİŞKİLERİNİ NASIL ETKİLER?  CEVAP=Yalnızca olumsuz yanları belirten konuşmalar,insanların istek ve zevklerini kırar ve kişilerin atılım gücünü yok edebilir.Ancak ,eleştiride denge sağlanabilir.Yerinde,yumuşak,anlayışlı ve hoşgörülü bir konuşma biçimiyle sunulursa,eleştirinin yapıcı etkisi artırılabilir.2.DİNLEME İNSAN İLİŞKİLERİNİ NASIL YÖNLENDİRİR?  CEVAP=Dinleyen ve anlayan kişiler ,çevreleriyle uyumlu ve dengeli ilişki kurabilirler.İnsanların anlatamadıkları sorunlar günden güne artarak,çözülemez boyuta ulaşıyor.3.DİNLEME NASIL OLMALIDIR?  CEVAP=Dinleme;titizlik,dikkat ve özen üstüne kurulmalı,konuşana mümkün olan ölçüde ilgi ve sevecenlikle yaklaşılmalıdır.Konuşan ve dinleyen   ya da dinleyenler  arasında iyi bir iletişim kurulmasına çalışılmalıdır.4.TARTIŞABİLME NE ZAMAN YARARLIDIR?  CEVAP=Tartışmada tartışan kişi kesinlikle hedef alınmamalı,onun  kişiliği,hatası konuşmaya konu edilmemelidir.ayrıca,kesin yargılardan,küçük düşürücü,aşağılayıcı,suçlayıcı konuşma biçiminden sakınılmalıdır.Tartışma ,olumlu,çözüm arayıcı ,açıklayıcı olmalıdır.
TÜRKİYE’DE KAMU KURULUŞLARINDA HALKLA İLİŞKİLERİbrahim BOZDAĞ*ÖZETBu çalışmada, Türkiye’de kamu kuruluşlarında halkla ilişkilerin önemine ve tarihsel gelişimine değinilmiş, ayrıca Türkiye’de kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler alanındaki sorunlara ve çözüm önerilerine yer verilmiştir.?.  Halkla İlişkilerin Tanımı  Halkla ilişkiler sözcüğünün kullanımı yeni olmakla birlikte bu alandaki uygulama oldukça eskidir. Halkla ilişkiler alanında yapılan tanım sayısı oldukça fazla olup Amerikan Halkla İlişkiler Birliği tarafından tespit edilen tanım sayısı 200 kadardır. Aşağıda halkla ilişkilerin birtakım tanımlarına değinilerek ortak özellikleri vurgulanacaktır.Halkla ilişkiler, genellikle yönetimle ilgili olarak belirli yönde hareket yaratmak ya da belirli bir davranışı benimsetmek için halkı inandırma sanatıdır( ).   Halkla ilişkiler, belirlenmiş hedef kitleleri etkilemek için hazırlanmış planlı ve inandırıcı bir haberleşme çabasıdır( ).Halkla ilişkiler, herhangi bir kuruluşun halkın düşüncelerini etkilemeye dönük faaliyetleridir( ).
Türk Sineması Tarihi1910 - 1930 Dönemi19141908 yıllarından başlayarak çeşitli kentlerde halka açılan sinema salonları, gösterilerini yabancı uyruklu ve Türkiye'de ki azınlıkların egemenliğinde sürdürürken devreye Cevat Boyer'le Murat Bey'ler girer. Ve Şehzadebaşı'nda Milli Sinema adı verilen "ilk Türk sineması" açılır (19 Mart). Ardından, İstanbul Sultanisi'nde film gösterileri düzenleyen Şakir Seden'le Fuat Uzkınay, Sirkeci'de lokantacılık yapan Ali Efendi'yi (Öztuna) ikna ederek ikinci Türk sinemasının açılmasını sağlarlar (6 Temmuz). Ve sinemaya Ali Efendi adı verilir. Çünkü Ali Efendi, bu kuruluşun asıl büyük hissedarları olup, Şakir ve Kemal Seden kardeşlerin de amcalarıdır.I.Dünya Savaşı'nın başladığı günlerde yedek subaylığını yapan Fuat Uzkınay, Türk sinema tarihinin ilk filmini çeker. Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı adını taşıyan ve tarihi anısı olan bu film, 150 metre uzunluğunda bir belgeseldir. Ve işte 14 Kasım 1914'le Türk sinemasının gerçek doğum tarihi gerçekleşir.Bir yıl sonra (1915) Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle Merkez Ordu Sinema Dairesi kurulunca, Türkiye'de sinemayı tanıtma konusunda büyük katkıları olan Sigmund Weinberg de bu kurumun başına getirilir. Yardımcısı da Fuat Uzkınay'dır. Weinberg, savaşla ilgili ve Türkiye'yi ziyarete gelen imparatorların gezi belgesellerini çekerken, bu ara Enver Paşa'yı ikna edip öykülü uzun film denemesine de girişecekti.Dönemin en çok tutulan tiyatro oyunu Leblebici Horhor'u çekmeye başladıktan bir süre sonra, oyuncularından birinin ölmesiyle film yarım kaldı. İkinci öykülü filmi olan Himmet Ağanın İzdivacı'nın ise oyuncuları Çanakkale Savaşı nedeniyle askere alınınca, bu denemesi de ilkinin akıbetine uğradı. Ancak, Ordu Sinema Dairesi Başkanlığı'na getirilen Fuat Uzkınay, yarım kalan Himmet Ağanın İzdivacı'nı savaştan sonra (1918) tamamladı.1917Müdafaa-i Milliye Cemiyeti, sinemanın ilk yıllarındaki askeri nitelik taşıyan ikinci kuruluşuydu. Belge filmi yönetmeni olarak kurumun başına getirilen Fuat Uzkınay bu yönde çalışmalarını sürdürürken cemiyet, ilk kez öykülü filmlere de el atar. Ve öykülü filmlerin çekimi, o yıllarda 20 yaşlarında bir gazeteci olan Sedat Simavi'nin çabalarıyla gerçekleşir. Genç Simavi'nin yönetmenliğini yaptığı Pençe'yle Casus, Türk sinemasında yarım kalmadan çekilen ilk öykülü filmlerdir.
Standing on the threshold Standing on the threshold of a new millennium, we are confronted by a world that media powers shaped and recreated. Thus continues the discussion of the role and influences of media, our beliefs, attitudes and even ideologies continue to be reformed and reshaped at some point or another. Theories of ideology and politics continue to analyze the matter as an attempt to understand ideas in terms of power.  Ideology as a set of deliberately formulated, coherent, rational, usually political ideas that is used as a way of defining and understanding how society can be organizes .  And we are bound to live in a society with images ideas and ideologies mass media create and presents us. At this point the question of authority and responsibility of the media during critical times such as elections become an issue to discuss. Can a mass movement of a nation be interrupted and guided towards an ideology or in favor of a specific group with the power of media? If so what should the role and responsibilities be of such a powerful weapon as mass media?
REKLAMCILIKGİRİŞBir mala veya hizmete ilişkin bir iletiyi (mesajı), sözlü yada görüntülü olarak pazar birimlerine sunmak için yapılan eylemlere Reklam Yapmak denir. İleti yada mesaj da reklam diye adlandırılır. Reklam yapmakla bir dizi eylemde bulunulur ve reklam (mesaj) Pazar birimlerine ulaştırılır. Böylece bir mala yada hizmete karşı olumlu davranışta bulunmaları için Pazar birimleri etkilenir.        Reklam yapmak ile reklam arasındaki bu önemli ayrılık her zazman gözönünde tutulmalıdır. Yalnız reklam yapma yerine genellikle reklam sözcüğü kullanılır. Burada da, reklam sözcüğü hem reklam yapma hem de reklam anlamında kullanılacaktır.    Not: Reklam, belirli bir pazarı oluşturan birimlere yöneltilen, kişisel olmayan ve ücreti ödenen satış çabasıdır.
REKLAMCILIĞIN TANIMI VE ÖZELLİKLERİI.  GİRİŞ    Dünyada milattan önceki dönemlerde insanlığın sosyolojik ve ekonomik ihtiyaçları doğrultusunda eski medeniyetler tarafından ilk önceleri basit yöntemlerle, doğaçlama ve bilinçsiz bir şekilde uygulanmaya başlayan ve daha sonraları on beşinci yüzyılın ortalarında matbaanın icat edilmesiyle gerçek kimliği konusunda hızla yol almaya başlayan reklamcılık; yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde yaşamın her alanında var olan, insanoğlunun günlük yaşamın bir parçası olan ve hatta zaman zaman hayatını yönlendiren, seçimlerini etkilemek suretiyle de alışkanlıklarını dahi belirleyen bir araç halini almıştır.    Pazar ortamında büyük bir hızla aynı tür ürün ve hizmet üreten işletmeler tarafından, gerek kitlesel tüketim mallarında gerekse de hizmetler anlamında, birbirine benzeyen, birbirini ikame edebilecek birçok ürün ve hizmet tüketicinin beğenisine sunulmaktadır. Durum böyle olunca, tek hedefi tüketici olan tüm bu etkinliklerin pazar ortamını bir rekabet arenasına dönüştürmeleri çok da zor olmamıştır. Böyle bir arenada üretici firmaların, aracıların kendilerini ve ürettikleri ya da pazarladıkları mal yada hizmetleri tüketiciye duyurmak, kabul ettirmek ve rakiplerinden farklılaştırmak amacıyla kullanabilecekleri en önemli duyurum ve tanıtım aracı olarak “reklam” karşımıza çıkmaktadır .
POLİS  HALKLA İLİŞKİLERDE  YENİ YAKLAŞIMLARÇağımızda insan yaşamını etkileyen en önemli etmenler, bilimsel gelişme,bilgi birikimi ve hızla gelişen teknolojidir. Bilim ve teknolojinin artan bir hızla başarı sağlaması, çağdaş insanın çevresini hızla etkilemekte ve yaşamını da hızla değiştirmektedir. Bu değişiklik ve gelişmelere ayak uydurabilmek, ileri düzeyde bilgi ve mesleki yeterlilik gerektirmektedir. Bu aşamada, kamu görevlilerinin çağdaş kamu hizmetleri gereklerine göre yetişmeleri ,kamu kesiminin başta gelen sorumluluklarından birisidir.Toplumsal yapıdaki işleyişin değişmesi ve beklenti düzeylerinin giderek artmaya başlaması, toplumla yakın bir ilişki içerisinde bulunan ve güvenliğin sağlanmasından birinci derecede sorumlu olan polisin rolünün de önemli ölçüde değişmesine sebep olmaktadır. Özellikle toplumla ilişkilerin ve iletişimin düzenlenmesinde polisin sahip olduğu nitelikler ön plana çıkmaktadır. Bu gün dünyada pek çok ülkede kurum ve kuruluşlar sahip oldukları insan gücünün ön plana çıkan tutum ve davranışları ile tanınmakta ya da tanımlanmaktadır. Polisin görevleri gün geçtikçe artmakta ve zorlaşmaktadır. Gümrük duvarlarının dahi kalktığı günümüzde, her türlü teknolojiyi kullanan, çağdaş bilimi her şeyin üzerinde tutan, kaba kuvvetin değil aklın ve bilimin öncülüğünü yapan bilinçli bir polis örgütüne gereksinim vardır.
PARETO ANALİZİPareto Diyagramı : Problem çözmek, başarı durumunu gözlemek veya problemin temel nedenini belirlemek için bir başlangıç noktası seçmek amacıyla tüm problemlerin veya şartların bağıl önemini göstermek için kullanılır.  Kontrol çizelgeleri veya diğer veri toplama formlarına dayanılarak yapılan Pareto diagramları bize dikkatimizi hangi önemli problemlere vereceğimiz konusunda yardım eder.  Pareto diyagramı, bir problemin önemli sebeplerini daha az öneme sahip olan sebeplerden ayırdetmekte kullanılan bir çubuk diyagramıdır. Bu diyagram giderek azalan bir düzende bilgi verir. Pareto diyagramı aynı zamanda takım çalışması için önemli problemlerin belirlenmesinde kullanılan bir araçtır.
Motivasyon   Bugün çalışma hayatında insan öğesi en yüksek değer olduğu kanıtlanmıştır.Bir çalışma sonucunda başarıya ulaşmak bu yüksek değeri verimli ve etkili kullanmaya bağlıdır.İnsanı verimli çalıştırmak ise onu en iyi şekilde motive etmekle mümkün olmaktadır.   Motivasyon insanda öğrenme, bir şey  yapma, harekete geçme isteğinin uyanmasıdır.Çalışma hayatında motivasyon; çalışan kişilerin mevcut koşullarda işlerini daha kaliteli, daha hızlı yapmaları ve içlerinde istek uyanması için tanınan ek haklar ve ödünler olarak tanımlanabilir. Peki insan nasıl motive olur veya motive edilebilir? Bunu sağlayacak olan kişiler kimler olmalıdır?    İçinde yaşadığımız bilgi çağında her birey her gün artan iletişim kaynakları aracılığı ile bilgisini bilinçli veya bilinçsiz gelişmekte bu nedenle yararı daha büyük olabilecek fikirler üretmektedir. Birey yararlı fikirler ürettiğinin farkına vardığında ve bu üretimden faydalanıldığını anladığı, gördüğü andan itibaren motive olur. Bireyin farklılığını ve ürettiklerinin  faydalı olduğunu gösterecek kişiler ise çalıştığı ortamda işi paylaştığı bireyler yani  üyesi olduğu ekiptir. Bugün ekip çalışmasını gerektirmeyen iş,meslek yoktur. Her teşebbüste olduğu kadar bürokrasi askeri harekat, özellikle kişisel olmayan sporlarda bize ekip çalışmasının gerekliliği her fırsatta vurgulanmaktadır. Ekip çalışmasında başarı elde etmede en önemli yol bütün ekip üyelerinin toplanıp rollerinin paylaşılması her ekip üyesinin rolünü yerine getirip getirmediğinin incelenmesi, herkesin başarıda payını açıkça tanımlamakve rolü ne olursa olsun iyi bir performans göstereni alkışlayarak motive etmekle mümkündür.
M A R K E T I N GPopular definitions of marketing describe it as the processes that lead organizations to produce and services that meet the needs of customers.  Marketing strategies ar accomplished by designing a set of activities that “push” or “pull” a product or service to the consumer.  These activities are frequently termed the Four P’s of marketing: product, price, place, and promotion.  Owner-managers must develop a marketing mix that optimizes the revenues of the business while minimizing the expenses to the organization.  Marketing  activities can be divided into two categories: strategies that “pull” or lure the consumer; and strategies that “push” or put psychological pressure on the customer.  Pricing and advertising are often described as pull strategies, and sales promotions and location can be thought of as push strategies.    In order to develop strategies that appeal  to the potential consumers of a business.  It is necessary to understand the needs and wants of that individuals. This can be accomplished through marketing research.  Marketing research will assist in providing answers to such questions as: Who are my customers? What kind of people are they?  Where do they live? What are they going to buy and under what circumstances are they going to buy? It will also provide pricing information, as well as feedback about the research of promotional programs.
Kalplere ve Beyne Ulaşmak…..1990’lı yılların ortaya çıkardığı en önemli özellik, rekabetçi bir pazarın gerek ulusal boyutta gerekse uluslararası bir boyutta ortaya çıkmış olmasıdır. Bu pazar ortamında, küçük, orta, büyük ve uluslararası ortaklı mega şirketler müşterilerinin ceplerindeki paraları kazanmak için kıyasıya rekabet ediyorlar. Daha doğrusu etmek zorundalar.Yine 1990’lı yılların en önemli özelliği; adı geçen bu şirketlerin, tüketicilerden para kazanmak için öncelikle onların akıllarından ve kalplerinden bir parça yer satın almalıdırlar. Bunun anlamı paralarını kazanmak istediğiniz müşterilerin beyninde olumlu imajlar yaratmak ve duyguları paylaşacak ortak paydalar üretmek zorundasınız. Bütün bunları sağlamak içinde; güçlü bir firma ve ürün bilgisi ve tercih edilme nedenlerini ortaya çıkarmamız gerekmektedir.Peki müşterilerimizin beyinlerinden ve kalplerinden paylaşacağımız ortamları nasıl gerçekleştirebiliriz? Bu sorunun cevabını vermek özellikle de çok yoğun yaşanan iletişim ortamlarında, ne rutin haline gelen müşterilere yönelik reklam ne medya kampanyalarına dayanarak vermek oldukça zordur.
I.GENEL OLARAK ÇATIŞMA1. Çatışmanın Tanımı ve Önemi:Çatışmanın kesin bir tanımını yapmak oldukça zordur çünkü çatışmalar çok değişik ortamlarda ve düzeylerde ortaya çıkmaktadır. Ayrıca çatışmaların ortaya çıkış şekli çok çeşitlidir. Çatışma iki veya daha fazla kişi veya grup arasındaki çeşitli kaynaklardan doğan anlaşmazlık olarak tanımlanabilir. Nasıl tanımlanmış olursa olsun, anlaşmazlık, zıtlaşma, uyumsuzluk, birbirine ters düşme çatışmanın temel unsurlarıdır. Bir örgütte çatışma bireyler ve grupların birlikte çalışma sorunlarından kaynaklanan ve normal faaliyetlerin durmasına veya karışmasına neden olan olaylar olarak tanımlanabilir. Özellikle işletme örgütlerinde karşımıza çıkan çatışmalı durumlar, verimlilik ve üretkenliğin maksimum düzeyde tutulması; huzurlu, güvenli ve açık çalışma ikliminin sağlanabilmesi; işe ve diğer çalışanlara karşı iyi ilişkilerin korunabilmesi gibi pek çok amaçtan ötürü iyi bir analize tabi tutulması, ortaya çıkış nedenleri açıkça teşhis edilerek işletme çıkarlarına en uygun durumu sağlayacak şekilde, çatışmadan kaçınma ya da destekleme yollarına gidilmelidir. Çoğu çatışmalar iyi yönetildikleri takdirde yıkıcı olmaktan çok örgütlerde çeşitli davranış biçimleri ve karar alternatiflerini ortaya çıkarılması açısından esneklik sağlar, bireylerin yarartıcılığını güçlendirir. Modern örgütlerin yaşaması için gerekli uzmanlık alanlarına artıp yayılmasına yardımcı olur. Çatışmanın önemini daha ayrıntılı olarak belirtmek için çatışmanın örgütlere sağlayacağı olumlu sonuçlara da kısaca değinmenin yaralı olacağına inanıyoruz. Bu sonuçları aşağıdaki biçimde açıklamak mümkündür.  
HALKLA İLİŞKİLERİN TANIMI HALKLA İLİŞKİLERDE ETİK VE AHLAK ANLAYIŞI VE ATİNA PRENSİPLERİHALKLA İLİŞKİLER NEDİR?    Halkla ilişkiler dendiğinde herkesin kafasında birşeyler oluşmaktadır. Ayrıca Halkla ilişkiler kavramıda ayni pazarlama gibi herkesin çok iyi bildiği daha doğrusu bildigini sandığı kavramlardan biridir. Böyle olması belki isminden kaynaklanmaktadır. Halk ve ilişki; hepimizin günlük yaşamda bol miktarda kullandığımız kelimeler. Bundan dolayı Halkla ilişkileri hepimiz çok iyi biliyor olabilir miyiz?    Halkla ilişkiler, öyle görüldüğü gibi basit ve herkesin bilebilecegi bir kavram değildir. Halkla ilişkilerin böyle algılanmasının en önemli nedeni her konuda olduğu gibi bu konudaki bilgisizlikten kaynaklanmaktadır. Öncelikle bu bilgisizliği yok etmek için Halkla ilişkilerin ne olduğuna bakmakta yarar var.1995 yılında göreve gelen ve ilk Türk IPRA Başkanı ünvanını taşıyan Betül Mardin’in yaptığı tanıma göre Halkla ilişkiler: “Kamuya ya da özel ait kurulusların olumlu bir imaja sahip olmaları için gerekli tanitim politikasının saptanması, kuruluşların bu dogrultuda yönlendirilmesi, insan grupları ve kuruluşlar arasında bilgi akışının sağlanması ve bu bilgi akımının gerekli etkinliği kazanarak amaçlanan sonuca ulaşmasi için yapılan planlı faaliyetlerdir.”Halkla ilişkiler konusunun her işletme için gerekli ve kaçınılmaz olduğunun anlaşılması gibi gelismelerin ardından Halkla ilişkiler kavramı, kurum ile kamuoyu arasındaki iletisimi saglayan Kurumsal Halkla ilişkiler (CPR) ve kurumun pazarlama çalismalarina destek olan Pazarlama Yönlü Halkla ilişkiler (MPR) olmak üzere iki parçaya ayrilmistir.
HALKLA İLİŞKİLER NEDİR?Halkla ilişkiler dendiğinde herkesin kafasında birşeyler oluşmaktadır. Ayrıca halkla ilişkiler kavramıda aynı pazarlama gibi herkesin çok iyi bildiği (bildiğini sandığı) kavramlardan biridir. Böyle olması belki isminden kaynaklanmaktadır. Halk ve ilişki; hepimizin günlük yaşamda bol miktarda kullandığımız kelimeler bundan dolayı halkla ilişkileri hepimiz çok iyi biliyor olabilir miyiz?Halkla ilişkiler, öyle görüldüğü gibi basit ve herkesin bilebileceği bir kavram değildir. Halkla ilişkilerin böyle algılanmasının en önemli nedeni her konuda olduğu gibi bu konudaki bilgisizlikten kaynaklanmaktadır. Öncelikle bu bilgisizliği yok etmek için halkla ilişkilerin ne olduğuna bakmakta yarar var.Halkla ilişkiler: “Belirlenmiş hedef kitlerei etkilemek için hazırlanmış planlı, inandırıcı, bir iletişim çabasıdır.”Betül Mardin’in yaptığı tanıma göre halkla ilişkiler: “Kamuya ya da özel ait kuruluşların olumlu bir imaja sahip olmaları için gerekli tanıtım politikasının saptanması, kuruluşların bu doğrultuda yönlendirilmesi, insan grupları ve kuruluşlar arasında bilgi akışının sağlanması ve bu bilgi akımının gerekli etkinliği kazanarak amaçlanan sonuca ulaşması için yapılan planlı faaliyetlerdir.”İngiltere Halkla İlişkiler Enstitüsü’nü yaptığı tanıma göre halkla ilişkiler: “Bir kuruluş ile hedef kitlesi arasında iyi niyetli ve karşılıklı anlayışa dayalı ilişkileri sürdürmeye yönelik önceden belirlenmiş çabalardır.” Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği’nin yaptığı tanıma göre halkla ilişkiler: “Bir girişimin kamu ya da özel sektörde faaliyet gösteren bir kuruluşun temasta bulunduğu ya da bulanabileceği kesimlerin anlayış, sempati, ve elde etmek ve devam ettirmek için yaptığı sürekli ve örgütlü bir yönetim görevidir.”
HALKLA İLİŞKİLERTanımlarHalkla ilişkiler kavramının herkesin üzerinde birleştiği, kesin bir tanımı yoktur. Bu kadar çok tanımın olmasında halkla ilişkilerin henüz belli standartlar ve normlar, dolayısıyla da genel ilkelerini üretememiş olması,  halkla ilişkilerin değişik alanları kapsaması, çok geniş bir uygulama alanına sahip olması, halkla ilişkileri reklamcılık ve propagandadan ayrı tutma isteğine karşın yine de kesin sınırların çizilemeyişi, halkla ilişkilerin değişik amaçlara yönelik hizmet veren kuruluşlar tarafından uygulanması  gibi birçok etkenin rolü vardır.Halkla ilişkiler konusunda kabul gören tanımlardan bazıları:Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği’nin tanımına göre halkla ilişkiler, bir işletmenin ya da özel veya kamusal bir kuruluşun bağlantı kurduğu veya kurabileceği kimselerin anlayış, sempati ve desteğini elde etmek ve bunu devam ettirmek için yaptığı sürekli ve örgütlenmiş bir yönetim görevidir.Halkla ilişkiler, belli bir davranışı benimsetmek ya da belli yönde hareket oluşturmak için halkı inandırma (ikna etme) sanatıdır. Halkla ilişkiler, kamuoyunu etkileme ve ondan etkilenme sürecidir. Halkla ilişkiler, yönetimin izlemekte olduğu politikanın halka benimsetilmesi, çalışmaların sürekli ve tam olarak halka duyurulması, yönetime karşı olumlu bir hava yaratılması, bunun yanı sıra halkında yönetim hakkında ne düşündüğünü ve yönetimden ne istediğinin bilinmesi ve halkla işbirliği sağlanması işlevidir. Halkla ilişkiler: “Belirlenmiş hedef kitleleri etkilemek için hazırlanmış planlı, inandırıcı, bir iletişim çabasıdır.”Betül Mardin’in tanımına göre halkla ilişkiler: “Kamuya ya da özel sektöre ait kuruluşların olumlu bir imaja sahip olmaları için gerekli tanıtım politikasının saptanması, kuruluşların bu doğrultuda yönlendirilmesi, insan grupları ve kuruluşlar arasında bilgi akışının sağlanması ve bu bilgi akımının gerekli etkinliği kazanarak amaçlanan sonuca ulaşması için yapılan planlı faaliyetlerdir.” 
Halkla İlişkilerde Yeni KavramlarGiriş:Halkla İlişkiler çalışmaları kurumun, firmanın imajını artırıp olumlu etkiler yaratma ve uzun vadeli, kalıcı iletişim kurmaya yönelik yapılan çalışmalardır denilebilir.  “Halkla ilişkiler yönetimi, işletmenin amaçlarına ulaşabilmek için etkileşim içinde bulunduğu iç ve dış çevrenin destek, güven, anlayış ve işbirliğini sağlamak, bu yönde olumlu bir imaj yaratmak üzere fiziksel ve insansal kaynakların birbiri ile uyumlu etkin kullanılması için karar alma ve uygulatma mekanizmalarının yönetsel süreç içinde değerlendirildiği, planlı ve programlı faaliyetler halinde bütünleştiği bir süreçtir.” Çağımızın getirdiği gelişimden, ekonomik, hukuksal, ve toplumsal yapıdaki sürekli değişimden dolayı işletmeler rekabet ortamına ayak uydurabilmek ve bu ortamda kan kaybetmeden sürekliliği devam ettirebilmek amacıyla, pazarlama ve halkla ilişkiler faaliyetlerine önem vermeye başlamışlardır.Daha öncede bahsettiğimiz gibi; işletmeler rekabet ortamında ayakta durabilmek adına, pazarlama satış konularında yeni arayışlara girmişlerdir, ve Bütünleşik Pazarlama İletişimine yönelmişlerdir. “Özellikle de bir işletmenin pazarlama hedeflerine ulaşabilmesi için bilinen bütün iletişim yöntemlerini entegre ederek tüketiciye ulaştırılmasının faydalarını artan satışların yanı sıra ürün ve işletme bilinirliği olarak geri döndüğünü gören işletmeler, entegre pazarlamanın faydalarından yararlanmaya başlamışlardır. Entegre pazarlama iletişimi; bilinen iletişim çabalarının pazarlama hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi amacına yönelik olarak entegre edilmesidir.” 
               HALKLA  İLİŞKİLERDE  KULLANILAN  ARAÇLARHalkla ilişkiler uzmanları, pazarlamaya ilişkin kararlara ürünün ya da hizmetin tüketiciye nasıl ve nerede sunulması gerektiğine ilişkin bilgiler sunarak yardımcı olurlar. Pazarlama karması içinde halkla ilişkiler tanıtım faaliyetleri, özel bir takım olaylar, sergiler vs. düzenleyerek potansiyel tüketicinin dikkatini çekmeyi başararak pazarlamaya yardımcı olur.Halkla ilişkilerde ,hedef kitleyle iletişim  kurulup,haberleşmenin sağlanabilmesi  için  hem  kişisel  hem  de kişisel  olmayan çeşitli araçlardan  yararlanılır. Halkla ilişkilerde kullanılan araçlar arasında, radyo, televizyon, kitap, gazete, dergi, broşür, el kitapları, afiş, el ilanları, bültenler, yıllıklar, toplantı, sergi, seminer vb. araçlar bulunmaktadır. Planlama yapılırken, hedef kitleye iletilecek mesajların hangi araçlarla iletileceği önceden belirlenmelidir. Burada temel amaç, hedef kitleye mesajların, en kısa zamanda, en az maliyetle ve en uygun hangi araçları kullanarak iletilmesinin belirlenmesidir.Halkla ilişkiler uygulamalarında kullanılan çok sayıda ve türde araç bulunmaktadır. Bununla birlikte, herhangi bir işletmenin halkla ilişkiler çalışmaları sırasında, söz konusu araçların tamamının kullanılması gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu konuda önemli ve uyulması zorunlu olan kural, yapılacak uygulamanın tüm yönleriyle (hedef kitle, süre, bütçe, personel vs.) değerlendirilmesi ve araç seçiminin, bu çok yönlü değerlendirme sonrasında yapılmasıdır.
ENTELLEKTÜEL SERMAYE  1. GİRİŞ Günümüzde bir şirketi değerlendirirken sadece fiziksel ve finansal sermayelerini dikkate alan yöneticiler, yatırımcılar ya da konuyla ilgili herhangi biri Titanic’teki bir yolcu olmaktan ileriye gidemeyecektir. Çünkü buz dağını sadece görünür kısmıyla değerlendirmekte ve asıl gücü oluşturan ve görünmez varlıkları temsil eden entellektüel sermayeyi  gözardı etmektedir. Bir şirketi geleceğe taşıyacak olan unsur, bünyesinde çalışan insanların yarattığı değerlerin,  şirket stratejilerinin, yapısının, sistem ve süreçleri ile şirketin müşterileri ve toplumla kurduğu ilişkilerin  toplamından oluşan entellektüel sermaye olacaktır.  Entellektüel sermaye şirket ağacını besleyen, onu yetiştiği toprak olan sektör ortamına sıkıca bağlayan, ama görünür olmaktan uzak olan köklerdir. Entellektüel sermayeyi oluşturan insan sermayesi, müşteri sermayesi ve yapısal sermaye çevreyle olan etkileşimlerini kendi bünyelerinden süzerek şirkete akıtmakta, küreselleşen dünya pazarlarında şirketlere rekabetçi avantajlar kazandırmaktadır. Kullanıldıkça değeri artan bir varlık olan entellektüel sermaye, bilgiye dayalı rekabetin yaşandığı günümüz dünyasında uyandırılması gereken bir devdir. Bunun farkına varamayan şirketler gün geçtikçe entellektüel erozyona uğramakta ve bir noktada verimsiz, katma değer üretemeyen bir şirket haline dönüşmektedir. Bu durumu engellemek için önce entellektüel sermaye tanımlanmalı ve ortaya çıkarılmalı, sonrasında ise sürekli gelişimi sağlanmalıdır.
1. Vizyon nedir ?Günümüzde rekabet ortamı, insan kaynakları yönetiminin güçlükleri ve toplumsal yapıların ve taleplerin hızlı değişimi nedeniyle organizasyonların çözmek durumunda olduğu çok sayıda sorun vardır.Bu sorunların her birinin çözümünün diğerleriyle bir şekilde bağlantılı olduğu hemen görülebilir. Bu sorunların içinde en temel ve zorlu olanı şirket içinde hedef ve amaç birliği sağlamak ve bağlılık oluşturmaktır. Organizasyonlarda; • İnsanlar ve birimler arası uyumsuzluklar• Kaynak israfı, • Birbirini desteklemeyen bölümler • Günlük iş yükü nedeniyle monotonluk ve sıradanlık duygusugibi sorunlar neden mevcuttur ? Dolayısıyla, organizasyonlarda birbirinden farklı faaliyetleri, işlevleri ve projeleri uyumlu kılabilecek olan şey nedir ? Farklı uzmanlıkları ve görevleri olan insanları bir mozaiğin parçaları gibi bütünsel uyum içinde çalıştıracak, tek bir hedefe kilitleyecek, sinerji yaratacak olan şey nedir ?Bütün bu soruların yanıtı tek bir sözcükte düğümleniyor; VİZYON. Vizyon, kavramsal olarak görülmek istenen veya görülen bir resim veya manzara anlamına gelir. (latince visio; görme anlamına gelir)Herhangi bir kurumun vizyonu ikiye ayrılır; bugünkü vizyon ve gelecek vizyonu