Genel Kültür
DosyalarEkleme Tarihi
· Çernobilin üzerinden yalnızca 15 yıl, İkitelli kazasının üzerinden ise yalnızca bir kaç sene geçti! Nükleer endüstrinin elinde dumanı tüten bir silah var; ama kurbanların suçluyu yakalama şansı hala çok düşük. 16 Ocak 1999 İkitelli’de yaşanan ve çok sayıda insanın radyoaktif ışınıma maruz kalmasına neden olan radyasyon kazası çok ciddi boyutlar taşımaktadır. Kasım 1995’te Cenevre’de bir WHO konferansında ilk kez tiroit kanseri uzmanları birçok vakadan Çernobil radyasyonunun sorumlu olduğu konusunda görüş birliğine vardılar. En fazla kirlenmiş bölge olan Gomel’de (Çernobil’in 200 km kuzeyi) bu hastalığa yakalanan çocukların sayısı 1986 öncesinde 1 milyonda 1’den azken, 1994’te 1 milyonda 200’ü geçmiştir. Kazadan bu yana doktorlar, çocuklarda 10’u ölmüş olan 680 vaka teşhis ettiler (kaynak: Daha kötüye gidecek mi? New Scientist, 9 Aralık 1995, s.14). Meme ve akciğer kanserlerindeki artış atom bombası patlamalarından yalnız 20 yıl sonra ortaya çıkmıştı. Multiple myeloma, mide ve bağırsak kanserlerindeki artışların ortaya çıkması ise 30 yıl aldı. ana rahminde radyasyona maruz kalan 1100 çocuğun aynı zamanda zeka geriliği sorununun ülke ortalamasının aştığı Japon kenti Hiroşima’dan gelen bulguları güçlendirmektedir. ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖZGEÇMİŞ HAZIRLAMA YÖNTEMLERİ ÖZGEÇMİŞ NEDİR, NE SAĞLAR? Profesyonel iş hayatında sizin, arzuladığınız iş teklifini almanızı ve mülakat aşamasına ulaşmanızı sağlayacak olan en etkili araç, kurallara uygun olarak tasarlanmış şahsi hedeflerinizi, kabiliyetinizi içeren özgeçmişinizdir. Bir çok kişi özgeçmişin iş başvurusunda formalite gereği hazırlanması gereken bir belge olduğunu düşünerek oldukça büyük bir yanılgıya düşerler. Aksine, özgeçmişiniz sizi hiç tanımayan yöneticiye kendinizi tanıtacak bir satış belgesidir ve kesinlikle çok önemlidir. Diğer adaylar arasında ön plana çıkmanız için özgeçmişinizin çok etkileyici ve dinamik olması gerekir. İyi bir özgeçmiş: Okuyucunun, işverenin ilgisini çekmeli, Hakkınızda iyi bir izlenim yaratmalı, Sahip olduğunuz, başvurulan işle ilgili niteliklerinizi ön plana çıkarabilmelidir. AMACI NEDİR? Özgeçmişiniz, işvereni başvurduğunuz pozisyona uygun niteliklere sahip olduğunuza inandırmanın ilk aşamasıdır. Bu amacınızı özgeçmişinizde göstermeniz için içeriğinde bulundurmanız gerekenler ise: Başvurduğunuz işle doğrudan ilgili becerileriniz, İşle doğrudan ilgili profesyonel iş tecrübeniz, Pozisyonu doğrudan ilgilendiren diğer adaylarda bulunmadığınıza inandığınız kişisel özellikleriniz ve becerileriniz, Başvurulan işin gereklerini tam olarak anladığınızı doğrulayan bölümlerdir. ÖZGEÇMİŞİNİZİ MÜMKÜN OLDUĞU ORANDA BASİT OLARAK TASARLAYIN... En iyi özgeçmiş en basit olarak hazırlanmış olanıdır. Ülkemizde, ilan edilen herhangi bir pozisyon için yüzlerce başvuru yapıldığını ve gerçekten zamanı kısıtlı olan yöneticinin her özgeçmiş için arzu edilen oranda zaman bulamayacağını unutmayın. KISA OLMALI... İdeal olan özgeçmişinizin bir A4 boyutundan (Tek Sayfa Kuralı) fazla olmamasıdır. Buna karşın kişinin tecrübesi arttıkça ve profesyonel iş hayatı daha uzun süreleri kapsadıkça ikinci sayfaya taşmasının hiç bir sakıncası yoktur. Eğer buna uygun format tespit edilirse, okuyucunun ilgisi arzu edilen oranda çekilebilir....
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖZGEÇMİŞ (Refik ERDURAN) Refik Erduran 1928 yılında Istanbulda doğdu. Robert Kolejden 1947de mezun olduktan sonra tiyatro tarihi ve sahneleme tekniği konularında M. A. dereceli eğitimini Cornell Universitesinde, yedek subaylığını Kore Savaşı sırasında Türk Tugayı nda yaptı. Bir süre yayıncılık ve filmcilikle uğrâştı. Milliyet gazetesinde başladığı köşe yazarlığını başka gazetelerde sürdürdü. Erduran kısa adı ITİ (UNESCO) olan Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (Irıternational Theatre Institute) Türkiye Merkezinin 1986 yılından beri başkanıdır. Aynı örgütün 1989da Helsinkide yapılan Dünya Kongresinde Uluslararası Yazarlar Komitesi Başkanlığına seçildi. Halen de (1999) İTInin Parisdeki Uluslararası Merkez Komitesi Yönetim Kurulu üyesidir. "Yağmur Duası" ve "Er Oyunu" adlarında iki roman, "Gülerek" başlıklı bir anı kitabı, yurt içinde ve dışında film ve televizyon senaryoları yazdı. Atatürk ün toplumu yeniden yapılandırmada kırdığı sürat rekorunu anlatan "Metamorfoz" senaryosu da filme çekildi. Devlet Tiyatroları, İstanbul Şehir Tiyatroları, Sururi-Cezzar Tiyatrosu, Ulvi Uraz Tiyatrosu, Haldun Dormen Tiyatrosu, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Kenter Tiyatrosu, Yunus Emre Tiyatrosu, Tiyatro Istanbul ve başka topluluklarca 1957 - 1999 yıllarında yirmi beşten fazla oyunu sahnelendi. (Oyunlarının, fikm/TV senaryolarının, kitaplarının ve ödüllerinin listesi ilişiktir.) Erduran ın değişik evliliklerden iki oğlu vardır: Murat (doğumu 1953) ve Ferhat (doğumu 1997). Sahnelenen Tiyatro Oyunları 1948 KAHRAMAN Robert Kolej Tiyatrosu 1957 DELİ İstanbul Şehir Tiyatrosu (Daha sonra Adana Devlet Tiyatrosu, G. Ülkü - G. Özcan Tiyatrosu, Bursa Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu, tekrar İstanbul Şehir Tiyatrosu, TV oyunu TRT) 1958 KARAYAR KÖPRÜSÜ Ankara Devlet Tiyatrosu (Daha sonra TV oyunu TRT) 1958 BİR KİLO NAMUS ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖZET Doğurganlığın yüksek olduğu toplumlarda aile planlaması hizmetleri sadece gebeliğin önlenmesi doğrultusunda çalışmalarını sürdürmektedir. Ancak aile planlamasının temel hedeflerinden biride infetil çiftlerin çocuk sahibi olmalarına yardımcı olmaktır. (1) İnfetlite tedavisinde son yıllarda ulaşılan gelişmelerle yardımcı üreme teknikleri çocuk sahibi olması imkansız çiftle için umut kaynağı olmuştu. Bilindiği gibi infetil çiftlerin toplumdaki oranı % 10, %15 arasında değişmektedir (10) İnfertilite eşlerin her ikisi içinde psikolojik olaraktan tehdit edici, duygusal olarak stresli, ekonomik olarak pahalı genellikle de fiziksel olarak acı verici karmaşık bir yaşam kitidir.(3) Yüt overden oosit alımını takiben uygulanan işlemlere verilen isimdir. Bu iki uygulama embriyolojik çalışmaların önde gelen ismi Dr. Robert Edwards ve klinik ekspetizi sağlayan Dr. Robert Steptee sayesinde 1978 yılında ilk sonucu vermiştir. (3) İnfertilite Nedir? Normal cinsel yaşamı olan çiftte kontraseptif yöntem kullanmadıkları halde bir yıl sonunda gebeliğin durmamasıdır. Fertiliteyi etkileyen faktörlerle olarak kadın ve erkeğin yarı coitus sıklığı, zamanlaması, sigara, alkol sayılabilir.(4) Tanı yöntemleri olarak öykü alma, fiziksel muayene, laboratuar testleri uygulanmaktadır.(4) İnfertilite tedavisinde amaç belli bir anatomik yada fizyolojik sonucu ortadan kaldırmak yada düzeltmektir. Erkekte infertilite tedavisi: Endokrin tedavi, Cerrahi tedavi, enfeksiyonların tedavisi, artifisyel inseminasyonu içermektedir. Kadında infetilite tedavisi; tıbbi tedavi, cerrahi tedavi (IVF – ET – ZIFT – GIFT) içermektedir. Keywords : ZIFT – GIFT İnfertility: IVF & ET Anahtar Kelimeler : ZIFT – GIFT İnfertilide : NF & ET ABSTRACT Rn societies with high birth rate, family planning is corned out only for the purpose of preventing pregnancy. However, one of the main objectives of family planning is to aid infertile couples to have babes (KDK 446). The recent develop mends in the treatment o...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖNSÖZ İnsanoğlu, yeryüzüne ilk geldiğinden itibaren çevreyle etkileşim içindedir. İlk önce çevreye karşı güçsüz kalmış, daha sonra onu denetimi altına almış ve en sonunda da çevrenin üzerinde tam bir hükümdarlık kurmuştur. İnsan, hayatını devam ettirebilmek için önce sağlıklı bir çevreye ihtiyaç duyar. Yaşamına devam edebilmesi, beslenebilmesi ve ihtiyaçlarını karşılayabilmesi tamamen sağlıklı bir çevreyle mümkün olabilmektedir. Rekreasyonel etkinliklerin büyük bir kısmı da doğada meydana gelmektedir. Rekreasyonel amaçla kullanılacak kaynakların çoğu da doğadadır. Diyebiliriz ki;insan bir taraftan hayatının devamı için doğaya ihtiyaç duyarken, diğer taraftan turizm, spor gibi rekreasyonel bir çok etkinlikleri gerçekleştirebilmesi için de doğaya ihtiyaç duymaktadır. Birinci bölümde, rekreasyon ve çevre ile ilgili bazı temel kavramlar açıklanmış ve birbiriyle ilişkisine değinilmiştir. İkinci ve üçüncü bölümde, Türkiye’nin doğal güzelliklerinden ve bunların korunması için Uluslar arası düzeyde imzalanmış olan tüm dünya için önemi olan 1972-Stockholm ve 1992- Rio deklarasyonundan bahsedilmektedir. Dördüncü bölümde, bitkilerin, hayvan türlerinin ve enerj, kaynaklaının korunması ve kullanımında bahsedilmektedir. Ve son bölümde sanayi devrimiyle beraber dünyada meydana gelen çevre kirliliğiyle ilgili olarak sonuç ve değerlendirme yapılmıştır. REKREASYON VE ÇEVRE REKREASYON Rekreasyon, yenilenme, yeniden yaratılma veya yeniden yapılanma anlamına gelen Latince recreatio kelimesinden gelmektedir. Türkçe karşılığı yaygın bir şekilde boş zamanları değerlendirme olarak kullanılmaktadır. Bu ise, bireylerin yada toplumsal kümelerin boş zamanlarında gönüllü olarak yaptıkları dinlendirici ve eğlendirici etkinlikler anlamını taşımaktadir (Ozankaya, 1980, s.27). Modern anlamda bir sosyal kurum, bilgiler topluluğu ve profesyonel bir çalışma alanı olarak rekreasyon; işten bağımsız, kendi içinde değerli olan, kişinin pek çok önemli ihtiyacını karşılayan, dolu ve mutlu bir yaşa...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖNSÖZ İçinde yaşadığımız çağa “Bilgi Çağı ”, bu çağın gereklerini yerine getiren toplumlara ise “Bilgi Toplumu ” adı verilmektedir. Bir ülkede yaşayan insanların “Bilgi Toplumu” olarak isimlendirilebilmesi için, bazı ölçütlere sahip olmaları gerekmektedir. Bunlar arasında çağın gereklerine ve getirdiklerine uyum sağlayabilecek, yeri geldiğinde onu aşmak için çabalayacak bir bilgi, kültür ve yetenek düzeyi sayılabilir. Yabancı dil bilmek de, bu gereksinimlerin en önemlilerinden biri. Teknoloji nin de ilerlemesiyle beraber, farklı ülkeler arasındaki mesafeler o kadar kısaldı ki, sadece bir gün içerisinde dünyanın bir ucundan öbür ucuna gitmek bile mümkün. Gelişen telekomünikasyon araçları sayesinde insanlar, çok hızlı, düşük maliyetle ve kolayca birbirleriyle haberleşiyor, sohbet ediyor, iş ilişkileri kuruyor ve hatta aşık oluyorlar. Bunun bir sonucu olarak ülkelerin artık sadece yönetimlerinin değil, ekonomi lerinin, yaşam tarzlarının ve kültürlerinin de eskisi gibi sadece içe dönük olarak değil, birbirleriyle güçlü ve eşzamanlı bir etkileşim içinde geliştiklerini söylemek mümkün. Böyle bir durumda da karşı karşıya gelinen en büyük problem, bu insanların anadillerinin farklı olmasıdır. Eğer tarafların bildiği ortak bir dil yoksa, gerçek ve sağlıklı bir iletişim mümkün olmamaktadır. Bu problemin tek çözümü de yabancı dil eğitiminden geçmektedir. İşte bu çalışmanın amacı, Türkiye’de yabancı dile verilen önemi ortaya çıkarmak ve şu an içerisinde bulunduğu durumu göstermeye çalışmaktır. Bu konuyu seçmemin en önemli sebebi ise, bir üniversite öğrencisi ve öğretmen adayı olarak yabancı dil eğitimine benim verdiğim önem ve dikkati farklı bölümlerdeki üniversite öğrencilerinin de verip vermediğini bulmak, onların konu hakkındaki düşüncelerini almaktır. Bu noktada çalışmamı tamamlamamda bana yardımcı olan ve düşüncelerini açıkça ifade eden üniversite öğrencilerine ve yapılan bu çalışmanın nasıl oluşturulması ve nasıl bir biçeme sahip olması gerektiğini belirten Dr. A...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖNSÖZ Yapıların en önemli bölümünü oluşturan Temellerin statik hesabı inşaat mühendisliğinin en karmaşık konularından biridir. Son yıllarda zemin mekaniği alanında görülen hızlı gelişmeler, temel problemlerinin modern hesap metotları ile çözülmesini zorunlu kılmıştır. Temel problemlerinde modern zemin mekaniği bilgilerinin, yapı sisteminin statik çözümü ile birleştirilerek yürütülmesi işi oldukça yeni sayılır. Bununla birlikte modern zemin mekaniği ışığı altında geliştirilen yeni metotlar artık tamamen uygulama alanına girmiştir. Böylece temellerin projelenmesinde eski basit metotlar yerine zemin karakteristikleri ve yapı rijitliğini hesaba katan yeni metotlar kullanılır olmuştur. GİRİŞ Bilindiği gibi temellerin görevi, üst yapıdan gelen yükleri temel zeminine aktarmaktır. Temel zemini öteki yapı bölümlerine benzer biçimde, üst yapının etkisi altındaki bölgelerde gerilme ve şekil değiştirmeye uğrar. Yapı ile temel zemini arasında kuvvetlerin aktarılma biçimi, büyüklüğü, doğrultusu ve dağılımına veya yapı ile zemin arasındaki sınır yüzeye bağlı olmayıp, aynı zamanda zemin ve yapının çok farklılık gösteren fiziksel özelliklerine de bağlıdır.bir yapı projesinin planlanması sırasında, amaca en uygun düşen temel biçiminin seçimi üzerinde ne kadar durulsa azdır. Pek çok durumda beklenen oturmaların, yapının taşıyıcı sistemine etkisi önemlidir. Temel zeminin özelliklerinin yeteri kadar bilinmediği yerlerde sağlıklı bir zemin araştırması yapılarak tüm temel zemini sorunları gerçeğe uygun olarak aydınlanabilir. Araştırmaların tümü için yapılan harcamalar, sonunda bizi ucuz çözümlere götüreceğinden, gider fazlası olarak düşünülemez ve sonunda daima ekonomik sonuçlar elde edilir. 1.ZEMİN MEKANİĞİ VE TEMEL İNŞAATI BİLGİLERİ 1.1 GENEL BİLGİLER Üzerindeki yapıdan gelen yükleri, kendi ağırlığı ile birlikte güvenlikle taşıyan ve bu yükleri yapıya zarar vermeyecek ölçüde oturmalarla temel zeminine aktaran yapı bö...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖNSÖZ Çevremizde görüp korktuğumuz ya da tiksinti ile baktığımız böcekler bazı istisnai durumlar (salgınlar gibi) haricinde doğada aşırı çoğalmıyorlar. Acaba hiç düşündük mü? Sürekli çoğalsalardı ne olurdu? Yaşantımız nasıl bir hale gelirdi? Böcekler çoğalma güçleri çok yüksek olan hayvanlardır. Eğer böceklerin bırakmış oldukları yumurtaların hepsi açılsa ve hepsi gelişmelerini tamamlayabilselerdi sadece tek bir böcek türü dünyayı kaplamaya yeterdi. Fakat tabiatta hiçbir zaman bu şekilde bir durumla karşılaşmıyoruz. O halde böceklerin olağanüstü çoğalmalarını önleyen bazı etkenler var. Bu etkenlere sınırlayıcı etkenler denir. Burada iklim ışık ve diğer faktörler gibi cansız çevrenin böcek populasyonunun dinamiğine etkisi üzerinde durulmuş. Bu faktörlerin minimum ve maksimum değerlerinin böcek populasyonlarındaki artma ve azalma etkileri incelenmiştir. TEŞEKKÜR Ödev konumun belirlenmesinde ve çalışmalarıma yön verilmesinde bana yardımcı olan hocam Yrd. Doç. Dr. Ali GÖK’e ve araştırmamda bana maddi ve manevi desteğini eksik etmeyen aileme özellikle de babama teşekkürü bir borç bilirim. GİRİŞ Her bir böcek türü yaşama alanı içerisinde özel bir yere sahiptir ve çeşitli koşulların oluşturduğu belirli sınırlar içerisinde yaşarlar. Çünkü hava şartları ve besin gibi birçok çevre etkeni, türü belirli bir alanda yaşamaya zorlamaktadır. Yaşam alanlarının sınırları bu sınırların geniş ya da dar oluşu o türün ekolojik hoşgörüsüne bağlıdır. Hoşgörü türe ve etkene göre değişir. Bazı türler birçok etkene karşı geniş hoşgörüye sahip oldukları halde bazısı sadece bir etkene karşı hoşgörülüdür. Türün kendisi için uygun olan yaşama alanını tespitinde iç güdü ve çevre şartları etkilidir. Böceklerin çoğalma güçleri oldukça yüksektir. Eğer böceklerin bırakmış oldukları yumurtaların hepsi açılsa ve hepsi gelişmelerini tamamlayabilselerdi sadece bir böcek türü yeryüzünü kaplamaya kafi gelirdi. Fakat tabiatta hiçbir zam...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖNSÖZ Başka dilcilik (dilbilimi) alanlarıyla karşılaştırmada çok yeni olan genel dilcilik kursu zorunlu ders gibi yüksek ekollerin ders planına 1963 yılında alınmıştır. Gösterilen dilcilik alanının yeniliğini bundan sonra da anlayabiliriz ki, belirli terimle sınırlanan kesin ismi de yok idi. Aynı araştırma alanına sahip olan bu ders genel dilcilik teorisi, dilcili problemleri gibi terimlerle adlandırılırdı. Bunlardan en yaygını ve daha çok resmi karakter taşıyanı genel dilcilik olmuştur. Genel dilcilik bir ilim alanı gibi dil hakkında teorik problemleri kapsar. Genel dilcilik bu ilim alanının ünlü Sovyet uzmanlarından A.S. Çikobava’ya göre, dört önemli problemin açıklamasıyla uğraşır. Bu problemler aşağıdakilerdir: Dilcilik ilminin objesi olmak itibariyle dil problemi. Dilin öğrenilmesinin özel yöntemleri problemi. Dilciliğin yapısı, yani dilcilik alanları ve onların ilişkisi problemi. Dilciliğin başka ilimlerle ilişkisi problemi. Genel dilciliğin objesi, araştırdığı problemler hakkında Sovyet dilciliğinde belirli görüşler de vardır. Örneğin, Moskova Devlet Üniversitesi’nin genel dilcilik uzmanlarının bazıları, özellikle O.S. Aòmanova “Genel Dilcilik” kursunun yapılanmasını, sonuç itibariyle objesinin üç bölümden oluştuğunu var sayıyor: Prelingvistika, mikrolingvistika, melalingvistika: bu bilgine göre prelingvistika dilcilik biliminin kapısıdır. O, konuşma seslerinin fizyolojisini, akustiğini öğrenmekle uğraşır, başka bir deyişle, prelingvistika fizyoloji fonetik ve akustik fonetik alanlarından oluşuyor ve ne kadar öneme sahip olsa da, kelimenin tam anlamında, dilcilik demek değildir. Mikrolingvistika dolaylı olarak dil birimlerini (fonem (ses birimi), morfem (biçim birimi vs.)) ve onların iç ilişkilerini inceler. “Böylelikle, mikrodingvistikanın objesi fonemden konstruksiyaya (söylemin gramer yapısına) kadar olan bir sınırı kaplamaktadır.” Nihayet, dilin mikrolingvistikanın araştırma çerçevesi dışında kalan genel problemlerle uğraşan ilim sahası metal...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖNSÖZ Anadolunun en eski yerleşme bölgelerinden biri olan Antalya yöresinin tarihi, insanlığın Anadoluda görülmeye başladığı çağlara kadar uzanır. Antalyanın ise bu bölgede tabii bir deniz üssü arayan Bergama Kıralı II. Attalos tarafından eski bir şehrin bulunduğu yerde yeniden kurulduğu kabul edilir. Antalyanın birçok el değiştirmesinden sonra Türklerin Anadoluyu fethi sırasında Rükneddin Süleyman Şah tarafından alındığı bilinmektedir. Daha sonraları, bazen kaybedilip bazen alınan şehir uzun yıllar Selçukluların elinde kalmıştır. Bu süre içerisinde Selçuklular, en önemli eserlerini liman dairesinde yani Kaleiçinde imar etmişlerdir. İşte bizim çalışmamıza konu olan Yivli Minare Camii, Atabey Armağan Medresesi, Zincir Kıran Mehmet Bey Türbesi bu yapıtlardan birkaç tanesidir. Çalışmamızın ilk bölümünde Antalyayı coğrafi ve tarihi olarak irdelemeye çalışmış bulunmaktayız. Bu bölümün sonuna Antalyanın bugünkü durumunu anlatan bir araştırma eklenmiştir. İkinci bölümde Selçuklular Devrindeki Antalyanın tarihi ve sosyal yapısı incelenmiştir. En son bölümde Selçuklu Dönemi eserleri incelenmeye çalışılmıştır. Bu eserler ise, tarafımdan bizzat gezilerek, fotoğrafları alınmış ve sonuç bölümü oluşturulmuştur. Bu araştırmamda bana sadece Danışman Hocam değil, moral Hocam olarak da yardım eden Sayın Yrd. Doç. Dr. İsmail Hakkı GÖKSOY Beyefendiye, beni bugünlere getiren hayatımın en sevgili iki insanı annem ve babama, fotoğrafları benimle çekmek için çaba sarf eden Antalyalı arkadaşım Fatma DURUKANa ve benden maddî--manevî yardımlarını esirgemeyen Aziz KAPLANa müteşekkirim. Gülizar ÖZTAŞ Isparta - 2000 KISALTMALAR DİZİNİ C. : Cilt a.g.e. : Adı geçen eser a.g.sem. : Adı geçen seminer H : Hicrî M.Ö. : Milâttan Önce M.S. : Milâttan Sonra s : Sayfa yay. : Yayınları GİRİŞ Antalya körfezinin en dar kısmında Bergama Kralı II. Attalos ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İÇİNDEKİLER İçindekiler…………………………………………………………………......…I Simgeler Ve Kısaltmalar…………………………………………..….................II Şekil Listesi……………………………………………………………………..III Önsöz……………………………………………………………………...….....IV Özet…………………………………………………………………..…………..V Abstract……………………………………………………………………........VI Teşekkür……………………………………………………………….………..VII Giriş…………………………………………………………………………….....1 1.ÖLÇÜ ALETLERİ ÇEŞİTLERİ..........................................................................2 1.1.Voltmetre……………………………………………………………………...2 1.2.Ampermetre……………………………………………………………….......2 1.3.Ohmmetre……………………………………………………………...………3 1.4.Diğer Ölçü Aletleri………………………………………………….............…3 2.1.VOLTMETRE: ………………………………………………...……………....4 2.2.Voltmetre Blok Şeması……………………………………………................…5 2.3.Ölçme Tekniği………………………………………………………..………...6 2.3.1.Ölçme Tekniği Ne Demektir? ………………………………………………..6 2.3.2.Ölçmenin Temel İlkeleri……………………………………………………...6 2.3.3.Duyarlılık…………………………………………………………………......7 2.3.4.Rezolasyon………………………………………………………….………...7 2.3.5.Ayrılık ………………………………………………………..……………….7 2.4.Ac Ve Dc Elektrik Kaynakları…………………………………………………..8 3.UYGULANAN DİJİTAL AC DC VOLTMETRE 3.1.Dijital Ac/Dc Voltmetre Blok Şeması………….……………..….……………..9 3.2.Baskı Devre Tekniği………………………………………................................10 3.3.Dijital Panelmetre……………………………………………………………….14 3.4.7107 Entegresi Fiziksel Çeşitleri…………...……………….………………… 15 3.5.7107 Entegresinin Genel Özellikleri ………………………..…………………16 3.6.Ayak Bağlantılarının Açıklanması……………………………….....………….17 3.7.Ac/Dc Konverter……………………………………………………….…19 3.8.Scala Ayar Dirençleri Ve Kalibre……………………………....…..…….20 Kaynaklar……………………………………………………………………..22 Özgeçmiş……………………………………………………………………...23 Sonuç………………………………………………………………………….24 KISALTMA VE SİMGE LİSTESİ V: VOLTAJ A: AMPER F: FREKANS A: ANALOG D: DİJİTAL ŞEKİL Lİ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖĞRENCİ FIKRALARI KAYSERİLİ ERTAN Matematik öğretmeni, Ertan’ı tahtaya kaldırır. -Bak oğlum, ben şimdi kumaş tüccarıyım. Sen de müşterimsin. Sana metresi 5 milyon liradan 8 metre kumaş satıyorum. Bana kaç para ödemen gerekiyor? - 30 milyon lira. Olur mu oğlum? Sana 5 milyon liradan 8 metre kumaş satıyorum. Söylesene kaç milyon lira ödeyeceksin? Çocuk ısrarla: 30 milyon lira hocam! Otur yerine tembel! Öğretmen arka sırada oturan Hakan’ı tahtaya çağırır. Ertan, Hakan yanından geçerken usulca eğilip kulağına şöyle söyler: Bana bak, eğer 30 milyondan beş kuruş fazla verirsen bütün arkadaşlığımız biter, tamam mı?... Özge SOYDAN HEATCLIFF Peynirim bitmiş de biraz sizden ödünç alabilir miyim? MİLLİYET ÇOCUK ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Zülfü Livaneli Ömer Zülfü Livaneli 1946 yılında Konya Ilgın’da doğdu. Sinemaya ilgisi özgün film müzikleri yapmakla başladı. Hikaye kitapları yazdı. Çeşitli ülkelerde konserler verdi. Yorumuyla uluslararası üne sahip oldu. Yer Demir Gök Bakırla yönetmenliğe başladı (1987). Önemli filmleri (besteci):Otobüs (Tunç Okan), Sürü (Zeki Ökten), Hazal (Ali Özgentürk), Yılanı Öldürseler (Türkan Şoray), Yol (Şerif Gören)-Yönetmen: Sis (1988). HAKKINDA YAZILANLAR Zülfü Livaneli:‘Hayatımı kültüre adadım Ünal Bolat Türkiye 2 Aralık 2000 Dünya Değişirken Gazetedeki köşemin adı da Dünya Değişirken... Ben değişime çok açık bir insanım ve dünya değişiminin rotasını çizen insanlarla da arkadaşım. Gorbaçov’la da çok yakın arkadaşlığım var. Bunlar dünyayı değiştirmiş insanlar. Bunlarla yıllardan beri görüş alış verişi içerisindeyim. Benim söylediğim şey şu. Ben gerek gençliğimde gerek politik yaşamla ilgilendiğimden beri hiçbir zaman Sovyetler Birliği hayranı olmadım. Oradaki sistemi tasvip etmedim. Komünist partililerin dikta rejimiyle yönettiği ülkelere hiçbir yakınlık duymadım. Ben ilk başta düşündüğümü şimdi yine savunuyorum. Neydi bu: “Bu dünyada sömürü alçakça bir şeydir. İnsanların sömürülmemesi lazımdır. Çalışan insan emeğini alması lazımdır. Ülkelerin birtakım zenginler tarafından soyulmaması lazımdır. Bir de kültürün insan yaşamında çok seviyeli bir şekilde yer tutması gerekir.” Ben hayatını buna adamış bir insanım. Ben kültür adına mücadele verdim. Kültürün insanlar tarafından gündelik hayatlarında yudumlanması gerekir. Benim görüşlerim buydu yine aynı görüşleri savunuyorum. 21. yüzyılı da ıskalayacağız 1920’lerde çok umutlu başlamıştı Türkiye Cumhuriyeti. Bugün geldiğiniz noktaya bakın. Yunanistan’ın yaşam kalitesi bakımından 65 basamak altındayız. Ama bütün zihinler hâlâ devleti ele geçirip kamu kaynaklarını soymak, yandaşlarına paylaştırmakla meşgul. Bundan başka bir şey yok. İşte bunlar, bizi geleceğe umutlu bakamayacak hale getiriyor. Biz 20. yüzy...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Zuhal Olcay 1957 yılında İstanbul’da doğdu. Bir süre tiyatro ve TV oyunculuğu yaptı. İhtiras Fırtınası adlı filmle sinemaya geçti (1983). Önemli filmleri: Amansız Yol (Ömer Kavur), Kurşun Ata Ata Biter (Ümit Elçi), Bir Avuç Gökyüzü (Sinan Çetin), Halkalı Köle (Ümit Efekan), Dünden Önce Yarından Sonra (Nisan Akman). ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Ziyad Ebüzziya Hakkında yazılanlar 1.Darçağda Bir Çelebi Ziyad Ebüzziya Kitabı Derleme Timaş Yayınları “Doğma büyüme İstanbullu olduğu halde çelebi makulesinden bir münevver olarak değil, akıncı ruha sahip bir mücadele adamı olarak yetişmesinde amcası Velid Beyin muhalif ve mücadeleci kişiliğinin birinci derecede rol oynadığı muhakkaktır. -Beşir Ayvazoğlu- Ebüzziya adı, gazete demek, gazetecilik demek, matbaa demek, matbaacılık demek, takvim demek, özetle fikir ve kültür demektir. -Hüseyin Çelik- Çalışma masasına oturduğu andan itibaren tek başına bir kabine gibiydi. Dünyayı değilse bile, Türkiyeyi yönetmeye çalışıyordu. -Ümit Ayvazoğlu- “ ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Ziyad Ebüzziya Hakkında yazılanlar 1.Darçağda Bir Çelebi Ziyad Ebüzziya Kitabı Derleme Timaş Yayınları “Doğma büyüme İstanbullu olduğu halde çelebi makulesinden bir münevver olarak değil, akıncı ruha sahip bir mücadele adamı olarak yetişmesinde amcası Velid Beyin muhalif ve mücadeleci kişiliğinin birinci derecede rol oynadığı muhakkaktır. -Beşir Ayvazoğlu- Ebüzziya adı, gazete demek, gazetecilik demek, matbaa demek, matbaacılık demek, takvim demek, özetle fikir ve kültür demektir. -Hüseyin Çelik- Çalışma masasına oturduğu andan itibaren tek başına bir kabine gibiydi. Dünyayı değilse bile, Türkiyeyi yönetmeye çalışıyordu. -Ümit Ayvazoğlu- “ ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Ziya Selışık 1900 yılında doğdu.Harp Okulu mezunudur. 1926 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başlamış, çeşitli kademelerde hizmet verdikten sonra 1938 tarihinden itibaren Milli Emniyet Hizmeti Reisliğinde görev almıştır. Teşkilat içerisinde yükselerek görevini sürdürmüş 03.06.1960-17.01.1961 tarihleri arasında ilk kez, 29.08.1964-14.07.1965 tarihleri arasında ise ikinci kez Hizmet Reisliği yapmıştır. Yaş haddinden emekli olmuş ve 1966 yılında vefat etmiştir. ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Zeynep Tunuslu HAKKINDA YAZILANLAR Korsan torunu modacı Cemal A. Kalyoncu Aksiyon 14 Nisan 2001 sayı 332 12 Martın muhtıracı generallerinden Muhsin Baturun Genel Sekreteri, Tunuslu Hava Kurmay Albay Mustafa Kemal Tunusluoğlunun kızı olan tasarımcı Zeynep Tunusluoğlu, kendisine yakıştırılan çılgın modacı etiketine karşılık Çılgın olabilecek lüksüm yok diyor Çılgın kime denir? Ya da çılgın olmak için ne yapmak lazımdır? Önce tasarımlarıyla tanıdığımız, son yıllarda da gazetecilik yönüyle karşımıza çıkan Zeynep Tunusluoğlu, kendisini çılgın olarak kabul etmese de o etiket ona çoktan yapıştırılmış bile: "Çılgınlık bence daha yüksek düzeyde olmalı. Özgür olmak gerekiyor. Benim bir sürü sorumluluklarım var. Aileme karşı, çocuğuma karşı... Çılgın olabilecek bir lüksüm yok." Böyle olunca, bir kez daha fark ettim ki, sihirli camdan izlediklerimiz ile yazılı basının, kişiler hakkında bizlere aktardıkları gerçekleri yansıtmıyor sanki. Ya da kişiler zamanla değiştiklerinin farkında değiller. Siz de yazılı basının bir temsilcisi değil misiniz? sorusunu sormak hakkınız, biliyorum, ama... — Peki o zaman bu çılgın etiketini kimler, niçin yapıştırmıştı Zeynep Tunusluoğluna? "O senelerdeki kalıpların dışında bir koleksiyon hazırlamam belki çılgınlık oldu. Ya da herkesin kalıplaşmış fikirlerini takip etmemem... Ekip halinde hiç hareket etmedim. Bireysel davranışlarım çılgınlık olarak yorumlanıyor olabilir." Modacı Zeynep Tunusluoğlu, 12 Martın Hava Kuvvetleri eski Komutanı Muhsin Batur Paşanın tam da o tarihlerde genel sekreteri olan Mustafa Kemal Tunusluoğlunun kızıdır. Soyadından da anlaşılacağı üzere, Mustafa Kemal Bey, aslen Tunusludur: "Herhalde korsandılar. Gemi ticareti yapmışlar. Denizle uğraştıklarına göre... Tunustan gelip Arnavutluka yerleşmişler." Mustafa Kemalin babası, Zeynep Tunusluoğlunun da dedesi olan Niyazi Zekeriya eşi Mai Zübeyde Hanımı da alarak Bursaya gelmiş ve askeriyeye girerek jandarma binbaşı rütbesiyle em...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Zeynep Tunuslu HAKKINDA YAZILANLAR Korsan torunu modacı Cemal A. Kalyoncu Aksiyon 14 Nisan 2001 sayı 332 12 Martın muhtıracı generallerinden Muhsin Baturun Genel Sekreteri, Tunuslu Hava Kurmay Albay Mustafa Kemal Tunusluoğlunun kızı olan tasarımcı Zeynep Tunusluoğlu, kendisine yakıştırılan çılgın modacı etiketine karşılık Çılgın olabilecek lüksüm yok diyor Çılgın kime denir? Ya da çılgın olmak için ne yapmak lazımdır? Önce tasarımlarıyla tanıdığımız, son yıllarda da gazetecilik yönüyle karşımıza çıkan Zeynep Tunusluoğlu, kendisini çılgın olarak kabul etmese de o etiket ona çoktan yapıştırılmış bile: "Çılgınlık bence daha yüksek düzeyde olmalı. Özgür olmak gerekiyor. Benim bir sürü sorumluluklarım var. Aileme karşı, çocuğuma karşı... Çılgın olabilecek bir lüksüm yok." Böyle olunca, bir kez daha fark ettim ki, sihirli camdan izlediklerimiz ile yazılı basının, kişiler hakkında bizlere aktardıkları gerçekleri yansıtmıyor sanki. Ya da kişiler zamanla değiştiklerinin farkında değiller. Siz de yazılı basının bir temsilcisi değil misiniz? sorusunu sormak hakkınız, biliyorum, ama... — Peki o zaman bu çılgın etiketini kimler, niçin yapıştırmıştı Zeynep Tunusluoğluna? "O senelerdeki kalıpların dışında bir koleksiyon hazırlamam belki çılgınlık oldu. Ya da herkesin kalıplaşmış fikirlerini takip etmemem... Ekip halinde hiç hareket etmedim. Bireysel davranışlarım çılgınlık olarak yorumlanıyor olabilir." Modacı Zeynep Tunusluoğlu, 12 Martın Hava Kuvvetleri eski Komutanı Muhsin Batur Paşanın tam da o tarihlerde genel sekreteri olan Mustafa Kemal Tunusluoğlunun kızıdır. Soyadından da anlaşılacağı üzere, Mustafa Kemal Bey, aslen Tunusludur: "Herhalde korsandılar. Gemi ticareti yapmışlar. Denizle uğraştıklarına göre... Tunustan gelip Arnavutluka yerleşmişler." Mustafa Kemalin babası, Zeynep Tunusluoğlunun da dedesi olan Niyazi Zekeriya eşi Mai Zübeyde Hanımı da alarak Bursaya gelmiş ve askeriyeye girerek jandarma binbaşı rütbesiyle em...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Zeynel Abidin Erdem Aileden Erdem’li Cemal A. Kalyoncu Aksiyon 13 Ocak 2001 s.319 Mardin ve bölgesine ilkleri getiren ve kökeni itibarıyla seyyid olan aileye mensup olan Zeynel Abidin Erdem, soyadındaki gibi Erdemli davranmaktan hiç bir zaman taviz vermiyor Zeynel Abidin Erdem, soyadına yaraşır bir şekilde iş dünyasının Erdemli kişilerinden birisidir. Erdemin ataları da, beylik ve mutasarrıflık yaptıkları dönemler dahil, erdemli davranış sergileyerek idare ettikleri halk üzerinde olumlu etki bırakan bir aile olarak bilinegelmiştir Mardin yöresinde. 1748 yıllık şeceresine göre Zeynel Abidin Erdemin de dedesi olan Hacı Abdülkerim Bey ve ailesi Peygamber Efendimize (sav) dayanmaktadır: "İslami ölçülere saygı gösteren ve gerçekten de peygamber soyundan olduğunu davranış biçimi ile de kanıtlayan, Osmanlılar tarafından çok önem verilen bir aile. Zaman içerisinde oranın mutasarrıflığı (valilik) verilerek de bölgede söz sahibi olmuşlar." Mutasarrıflık yapan, Zeynel Abidin Erdemin yedi kuşak önceki dedelerinden Hacı Ali Beydir. Aile aslında Mardine yaklaşık 600 yıl önce Arap topraklarından gelip yerleşmiştir. Ismani ve Mahmutki denilen biri yerleşik diğeri zaman içerisinde bölgeye yerleşen iki grup insan topluluğu arasındaki sürtüşmelerde hakem rolünü üstlenen aileye, sergilediği adil davranışlar sonucunda da Osmanlı tarafından beylik unvanı da verilir: "Dedelerimin yönetimindeki bölgede kapı kilitlemek yasaktı. Çünkü, kimse hırsızlık yapmaz, eğer yapan olursa da bir daha yapmaması için gereken imkanlar o kişilere sağlanırdı. Yöre halkına dikkat ederseniz, hudut bölgesinin dışında Mardin içerisinde anarşi yoktur. Yakın şehirlerde ideolojik hareketler olmuş, köklü ailelerin olduğu diğer yerlere hadiseler dışarıdan taşınmıştır. Mardinliler daima devlete sadıktırlar. Milli şuur, bayrak, din, ata, Allah bizde çok köklü ve güçlüdür." Mardin ve Savurda ikamet eden bu köklü aile zaman içerisinde ticaretin yanında, binlerce dönüm arazide yine binlerce kişi ç...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Zeki Ökten 1941 yılında İstanbul’da doğdu. Sinemaya asistanlık yaparak girdi. Ölüm Pazarıyla yönetmenliğe başladı (1960). Önemli filmleri: Bir Demet Menekşe (1973), Sürü (1978), Düşman (1979), Faize Hücum (1982), Pehlivan (1984), Ses (1986). ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Zeki Velidi Togan Zeki Velidi Togan, 10 Aralık 1890 tarihinde Başkurt ilinde İsterlitamaka bağlı Küzen köyünde doğdu. Daha ilk mederse tahsilini yaparken bir yandan da özel Rusça dersleri alıyordu. Öğretmen olan annesinden Farsça öğrenmeyi de ihmal etmiyordu. 1902 yılında orta tahsil için Üteke bulunan dayısı Habib Neccarın medresesine gitti. Buradaki öğrenimi sırasında Arapça dersler alarak dil bilgisini geliştirdi. 1908de köyünden kaçarak Kazana gelip burada özel dersler aldı. Bu arada Katanov ve Aşmarin gibi bilginlerle tanıştı. 1909 yılında mezun olduğu Kasımiye medresesine “Türk Tarihi ve Arap Edebiyatı Tarihi Muallimi” oldu. 4 yıl süren bu öğretmenliği sırasında 1911 sonlarında yayınladığı Türk ve Tatar Tarihi adlı kitabı sayesinde meşhur olmaya başladı. Bu eserin iyi yankıları sayesinde Kazan Üniversitesi Arkeoloji ve Tarih Cemiyetine Aza seçildi. 1913te Ferganeye, 1914te Buharaya araştırmalar yapmak için gönderildi. Bu seyahat neticelerine ait hazırlamış olduğu raporlar başta Petersburg Arkeoloji Cemiyeti olmak üzere Kazan ve Taşkent Arkeoloji cemiyetleri mecmualarında yayınlandı. Bu arada Prof. Katanovun şimdi İstanbul Üniversitesi Türkiyat Enstitüsünün esas nüvesini teşkil edecek olan kitaplarının Türkiyeye gönderilmesine vesile oldu. Daha sonra Rus Millet Meclisi Dumada Ufa Müslümanlarının temsilcisi olarak bulunmak üzere Petersburga gitti. Bilimsel çalışmalarına siyasî çalışmalarını da eklemiş oluyordu. Bu sırada Bolşevik ihtilâli patlak verince o da Türklerin durumunun düzelmesi için mücadeleye girişti. Bolşevik İhtilâlinden 22 gün sonra 29 Kasım 1917de Başkurt ilinin muhtariyeti ilan edildi. Örenburgu 18 Şubat 1918de işgal eden Sovyetler onu tutukladılarsa da 7 Haziranda hapisten kaçtı. Başkurt hükümeti kurulduğunda Togan, Harbiye Nazırı oldu. Bundan sonra Lenin, Stalin ve Troçki ile defalarca görüşütü fakat olumlu sonuç alamayınca Türkistana çekilip orada mücadeleye karar verdi. 1920-23 yıllarında Türkistan...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Zeki Velidi Togan Zeki Velidi Togan, 10 Aralık 1890 tarihinde Başkurt ilinde İsterlitamaka bağlı Küzen köyünde doğdu. Daha ilk mederse tahsilini yaparken bir yandan da özel Rusça dersleri alıyordu. Öğretmen olan annesinden Farsça öğrenmeyi de ihmal etmiyordu. 1902 yılında orta tahsil için Üteke bulunan dayısı Habib Neccarın medresesine gitti. Buradaki öğrenimi sırasında Arapça dersler alarak dil bilgisini geliştirdi. 1908de köyünden kaçarak Kazana gelip burada özel dersler aldı. Bu arada Katanov ve Aşmarin gibi bilginlerle tanıştı. 1909 yılında mezun olduğu Kasımiye medresesine “Türk Tarihi ve Arap Edebiyatı Tarihi Muallimi” oldu. 4 yıl süren bu öğretmenliği sırasında 1911 sonlarında yayınladığı Türk ve Tatar Tarihi adlı kitabı sayesinde meşhur olmaya başladı. Bu eserin iyi yankıları sayesinde Kazan Üniversitesi Arkeoloji ve Tarih Cemiyetine Aza seçildi. 1913te Ferganeye, 1914te Buharaya araştırmalar yapmak için gönderildi. Bu seyahat neticelerine ait hazırlamış olduğu raporlar başta Petersburg Arkeoloji Cemiyeti olmak üzere Kazan ve Taşkent Arkeoloji cemiyetleri mecmualarında yayınlandı. Bu arada Prof. Katanovun şimdi İstanbul Üniversitesi Türkiyat Enstitüsünün esas nüvesini teşkil edecek olan kitaplarının Türkiyeye gönderilmesine vesile oldu. Daha sonra Rus Millet Meclisi Dumada Ufa Müslümanlarının temsilcisi olarak bulunmak üzere Petersburga gitti. Bilimsel çalışmalarına siyasî çalışmalarını da eklemiş oluyordu. Bu sırada Bolşevik ihtilâli patlak verince o da Türklerin durumunun düzelmesi için mücadeleye girişti. Bolşevik İhtilâlinden 22 gün sonra 29 Kasım 1917de Başkurt ilinin muhtariyeti ilan edildi. Örenburgu 18 Şubat 1918de işgal eden Sovyetler onu tutukladılarsa da 7 Haziranda hapisten kaçtı. Başkurt hükümeti kurulduğunda Togan, Harbiye Nazırı oldu. Bundan sonra Lenin, Stalin ve Troçki ile defalarca görüşütü fakat olumlu sonuç alamayınca Türkistana çekilip orada mücadeleye karar verdi. 1920-23 yıllarında Türkistan...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Zeki Ergezen Bitlis Milletvekili AHLAT - 1949, Müslüm, Cemile - Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Mimarlık Bölümü - Orta İngilizce - Mimar - Bitlis, Muş Bayındırlık İI Müdürü, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü İnşaat Dairesi Başkanı, Emniyet Genel Müdürlüğü İnşaat Emlak Dairesi Başkanı - XIX, XX nci Dönem Bitlis Milletvekili - TBMM Başkanlık Divanı Eski Katip Üyesi - Evli, 4 Çocuk. XXX 58.HÜKÜMET BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANI ZEKİ ERGEZEN Zeki Ergezen, 1949 yılında Ahlatda doğdu. Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Mimarlık Bölümünü bitiren Ergezen, Bitlis, Muş Bayındırlık İl Müdürü, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü İnşaat Dairesi Başkanı, Emniyet Genel Müdürlüğü İnşaat Emlak Dairesi Başkanı olarak çalıştı. 19 ve 20 ve 21. dönem Bitlis Milletvekili olan Ergezen, TBMM Başkanlık Divanı Katip Üyeliği de yaptı. Ergezen, evli ve 4 çocuk babası. ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Zeki Çakan Enerji Bakanı-Bartın Milletvekili-Anap ZONGULDAK - 1950, Ali, Cemile - İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü - İngilizce - Elektrik Mühendisi - Zonguldak Belediyesi İşletmeler Müdürü, Devlet Bakanlığı Danışmanı, Köy Hizmetleri Genel Müdürü, Tarım Bakanlığı Müşaviri, Türk Motor Sanayi ve Ray Sigorta Yönetim Kurulu Üyesi, Zonguldak Belediye Başkanı - XX nci Dönem Bartın Milletvekili - TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Eski Başkanı - Evli, 2 Çocuk. HAKKINDA YAZILANLAR Çakan, Enerji Bakanı Hürriyet 9 Mayıs 2001 Beyaz Enerji Operasyonunun ardından görevden alınan Enerji eski Bakanı Cumhur Ersümerin yerine, ANAP Grup Başkanvekili Zeki Çakan atanacak. ANAP Lideri Mesut Yılmaz, önceki günkü liderler zirvesinde Çakanın ismini ortaya attı ve olumlu tepki aldı. Çakan için kararname hazırlanırken, Yılmaz dün Enerji eski Bakanı Cumhur Ersümeri de Başbakanlığa çağırarak görüşlerini aldı. Ardından Enerji Bakanlığı Müsteşarı ve Çakan da Yılmazın makamına geldi. İki dönemden beri ANAP Grup Başkanvekilliği görevini yürüten Zeki Çakan, eski bir bürokrat ve Zonguldak eski Belediye Başkanı sıfatlarıyla tanınıyor. 1950 doğumlu olan Çakan, iki dönem Zonguldakta Belediye Başkanlığı yaptı. Son seçimlerde Bartından milletvekili seçilen Çakan, evli ve 2 çocuk babası. Çakan disipliniyle tanınıyor. ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Zekeriya Temizel 1948 yılında Tokatta doğdu. Temizel, 1966 yılında Sivas Lisesinden, 1970 yılında ise Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümünden mezun oldu.Zekeriya Temizel, 1971-1972 yıllarında, Maliye Bakanlığında Gelirler Kontrolörü olarak çalıştı. Daha sonra maliye müfettişi ve Maliye Başmüfettişi oldu.1977-1979 yıllarında AİTİA Maliye Enstitüsü Lisans Üstü Eğitim programında vergi muhasebesi ve Türk vergi sistemi konusunda dersler veren Temizel, 1980-1982 yıllarında Strasbourg Louis Pasteur üniversitesinde lisansüstü eğitimi yaptı. Temizel, Vergi Sistemleri ve Avrupa Ekonomik Topluluğu Ülkelerinin Ekonomik Bütünleşmesi" konulu tez ile DEA aldı.Zekeriya Temizel, 1983 yılında araştırma için bulunduğu Fransada Avrupa Para Sistemi ve Avrupa Topluluğu Ortak Tarım Politikası konularında incelemeler yaptı. Temizel, 1984 yılında Gelirler Genel Müdürlüğünde Daire Başkanlığına getirildi. 1986 yılında OECD Mali İşler Bölümünde "Çokuluslu şirketlerin vergilendirilmesi ve transfer fiyatları" konusunda 6 ay süre ile staj yaptı ve "Bilgisayar stratejilerinin belirlenmesi ve yönetimde bilgisayar kullanılması" konusunda akademik eğitimlere katıldı. 1988 yılında Gelirler Genel Müdür Yardımcılığı görevini üstlenen Temizel, 1989 yılında İstanbul Defterdarlığına, 1992 yılında ise Gelirler Genel Müdürlüğüne atandı. Temizel, 1993 yılında ise Maliye Bakanlığı Müşaviri oldu. 24 Aralık 1995 seçimlerinde DSP İstanbul Milletvekili olarak TBMMye giren Zekeriya Temizel, 55 ve 56. hükümetler döneminde Maliye Bakanlığı yaptı. Bakanlık görevinden 18 Nisan 1999 seçimlerinde DSP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı için istifa eden Temizel, evli ve 2 çocuk babası. Fransızca ve Almanca bilen Temizelin ombudsmanlık konusunda araştırmaları ve bu konuda yayımlanmış bir kitabı bulunuyor. Temizelin ayrıca Fransada "Avrupa Para Sistemi" ve "Avrupa Topluluğu Ortak Tarım Politikası" konularında incelemeleri var. 31 Mart 2000 tarihinde BDDK Başkanlı...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Zaman Yönetimi Zaman demokratik bir şekilde paylaşılan bir kaynaktır; herkesin haftada 7 günü, günde 24 saati vardır. İki kişi arasındaki tek fark, sahip oldukları zaman değildir (çünkü herkesin 24 saati vardır), bunu nasıl kullandıklarıdır. Zamanı geri döndüremez, biriktiremez, ödünç alamazsınız. Zaman, soyut bir kavram olmasına rağmen, yaşantımıza sığdırdığımız işler açısından ölçülebilir ve kıt bulunan bir kaynaktır. İşte zaman yönetimi, kıt bir kaynak olan zamanın en verimli şekilde kullanılması demektir. Ancak birçok kişi bu kıt kaynağı, nasıl değerlendireceğini bilemeden boşa harcar. Çünkü insanlar; zamanlarını geçirme tarzlarının, denetimleri altında bir şey olduğunu fark etmemektedirler, hayatta başarıya ulaşmak için gerçekte ne kadar az zamanımız olduğunu düşünmezler, boşa harcadıkları zamanın ne kadar olduğunu bilmezler, zamanlarını yönetme konusunda ne bir sisteme ne de stratejiye sahiptirler. Zaman kıt bulunan bir kaynaktır ve zaman yönetimi kıt bir kaynak olan zamanın en verimli şekilde kullanılmasıdır. Zamanı verimli kullanmak, meşgul görünmek değil, zamanı amaçlarımızı gerçekleştirmeye yönelik faaliyetler yaparak değerlendirmektir. Peki zamanımızı verimli kullanmak, zamanımızı yönetmek için nelere dikkat etmemiz gerekiyor? İşte zaman yönetimi için bazı önemli noktalar: Hedeflerin belirlenmesi, Önceliklerin belirlenmesi, Hayır diyebilmek, Olumlu ve geliştirilmesi gereken yönlerin saptanması, Masanın düzene sokulması, Zaman hırsızlarının belirlenmesi ve önlenmesi, Kararların hızlı verilmesi, İşlerin bir kısmını devretmek, Günlük planların yapılması, Telefon yerine elektronik postanın tercih edilmesi, Tüm bunları hayatımızda birer alışkanlık haline getirmeliyiz. Böylece zaman yönetimi için ayrıca bir gayret sarf etmeye gerek kalmayacaktır. Zaman yönetimi için uygulanacak en önemli yollardan biri, boşa harcanan süreyi azaltmaktır. Tabi bunun için ilk önce yukarıda da bahsedildiği gibi zamanı boşa harcatan unsurların tesp...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İş yapabilme yeteneği ya da sığası. Bir sarmal yayda ya da devinim halindeki bir cisimde olduğu gibi, maddeyle bağıntılı halde bulunabilir; ışık ya da boşluk içinden geçen öteki elektromagnetik ışınım türlerinde olduğu gibi, maddeden bağımsız durumda da olabilir. Enerjinin boyutları, işin boyutlarıyla aynıdır; klasik mekanikte iş, kütle(m) ile uzunluğun(l) karesinin çarpımının, zamanın karesine oranı (ml2/t2) olarak tanımlanır. Bu, kütle büyüdükçe ya da devindiği uzunluk arttıkça ya da devinim süresi kısaldıkça, yapılan işin ya da harcanan enerjinin artacağı anlamına gelir. Enerji çoğunlukla, kilogram-metre, joule, erg, BTU, kilowatt-saat gibi iş birimleriyle ifade edilir. Enerjinin korunumu yasası doğadaki tüm olgular için geçerlidir; buna göre, doğada gerçekleşen tüm değişimler sırasında, toplam enerji miktarı değişmez. Enerji, belirli bir sistemde, birçok değişik biçimde bulunabilir ve enerjinin korunumu yasası çerçevesinde, bir biçimden ötekine dönüştürülebilir. Bu değişik biçimler, kütle çekimi enerjisi, kinetik enerji, ısı enerjisi, elektrik enerjisi, kimyasal enerji, ışınım enerjisi, çekirdek enerjisi ve kütle enerjisidir. ENERJİ KAYNAKARI Birincil enerji kaynakları çekirdek kaynaşması, çekirdek bölünmesi, radyoaktiflik ve yer ile ay’ın devinimidir. Tüm enerji biçimlerinin kökenleri bunlardır. Güneş’teki enerji, hidrojeni ve öteki hafif elementleri daha ağır elementlerle kaynaştıran termonükleer tepkimelerle açığa çıkar. Yer’i aydınlatan, yer’e ve uzaya tükenmez bir enerji sağlayan ışınım enerjisinin kaynağı budur. Yer atmosferindeki rüzgarlar güneş enerjisinin ısıl etkileri sonucunda oluşur. Hatta akarsuların taşıdığı enerji de, Güneş ışınımının dolaylı bir sonucudur. Öte yandan bölünebilir çekirdek yakıtlar da önemli bir strateji kaynağıdır. Örneğin bir uranyum atomunun çekirdeğinin bölünmesi sonucunda açığa çıkan enerji, bir benzin molekülünün yakılmasıyla elde edilen enerjinin milyonlarca katı kadardır. Başta ağır elementlerinki ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İş Arama Süreci İş Arama Süreci Sakin Olun Kendinizi İyi Tanıyın Uygun İş İmkanlarını Belirleyin İyi Bir Özgeçmiş Hazırlayın Danışmanlık Firmalarından Yararlanın Mülakat Tekniklerini Öğrenin Her İhtimale Karşı İşsizliğe Ne Kadar Süre Katlanabileceğinizi Belirleyin. İş Arama Süreci İş hayatına yeni atılıyor iseniz ya da işinizden memnun değil ve bir iş değişikliği planlıyorsanız bu stres dolu süreci en kazançlı bir biçimde atlatabilmeniz için aşağıdaki tavsiyelere kulak vermeniz gerekir. Pek çok insan bu sürece bilgisizce ve ne yapacağını bilmeden başlamakta ve arayışlar genellikle başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Oyunu kazanmak elbette ki oyunun kurallarını iyi bilmekten geçer. Bu süreç sonunda hedeflediğiniz sonuçları elde etmeniz kesinlikle nasıl hareket edeceğinizi bilmenize bağlıdır. İş hayatına yeni atılıyorsanız ya da yeni bir iş bulmadan işinizden ayrıldıysanız, iyi bir işe girene kadar kendinizi bir süre boşlukta hissedebilir ve geleceğiniz ile ilgili bir takım endişelere kapılabilirsiniz. Çünkü hayatınızda ortaya çıkan her türlü değişiklik üzerinizde pozitif veya negatif stres yaratır. Özellikle, insan hayatının en önemli bölümünü kapsayan iş hayatına yeni atılıyorsanız ya da uzun süredir çalıştığınız işinizden ayrıldıysanız iyi bir işe girene kadar sizi stres dolu günler beklemektedir. Bu sürenin uzaması sizde psikolojik çöküntüye bile yol açabilecektir. İlk kez bir işe girme sürecinde ya da işsiz kaldığınız durumlarda içten gelen baskının yanında bir dış baskı da olacak çevrenizde yer alan insanların size karşı olan tutumlarında bir takım değişiklikler ortaya çıkacağıdır. Bu değişiklikler, davranış tarzları negatif veya pozitif olabilir. Çevremizdekiler, neden işten ayrıldığınızı merak edebilirler, bundan sonra ne yapmayı düşündüğünüzü öğrenmeye çalışırlar, çoğu zamanda soruları ile sizi sıkabilirler. Ama, bu süreçte özellikle aileden ve yakın çevreden alınacak destek, iş arama sürecinde stresin ortadan kalkmasına yol açaca...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İş Arama Süreci İş Arama Süreci Sakin Olun Kendinizi İyi Tanıyın Uygun İş İmkanlarını Belirleyin İyi Bir Özgeçmiş Hazırlayın Danışmanlık Firmalarından Yararlanın Mülakat Tekniklerini Öğrenin Her İhtimale Karşı İşsizliğe Ne Kadar Süre Katlanabileceğinizi Belirleyin. İş Arama Süreci İş hayatına yeni atılıyor iseniz ya da işinizden memnun değil ve bir iş değişikliği planlıyorsanız bu stres dolu süreci en kazançlı bir biçimde atlatabilmeniz için aşağıdaki tavsiyelere kulak vermeniz gerekir. Pek çok insan bu sürece bilgisizce ve ne yapacağını bilmeden başlamakta ve arayışlar genellikle başarısızlıkla sonuçlanmaktadır. Oyunu kazanmak elbette ki oyunun kurallarını iyi bilmekten geçer. Bu süreç sonunda hedeflediğiniz sonuçları elde etmeniz kesinlikle nasıl hareket edeceğinizi bilmenize bağlıdır. İş hayatına yeni atılıyorsanız ya da yeni bir iş bulmadan işinizden ayrıldıysanız, iyi bir işe girene kadar kendinizi bir süre boşlukta hissedebilir ve geleceğiniz ile ilgili bir takım endişelere kapılabilirsiniz. Çünkü hayatınızda ortaya çıkan her türlü değişiklik üzerinizde pozitif veya negatif stres yaratır. Özellikle, insan hayatının en önemli bölümünü kapsayan iş hayatına yeni atılıyorsanız ya da uzun süredir çalıştığınız işinizden ayrıldıysanız iyi bir işe girene kadar sizi stres dolu günler beklemektedir. Bu sürenin uzaması sizde psikolojik çöküntüye bile yol açabilecektir. İlk kez bir işe girme sürecinde ya da işsiz kaldığınız durumlarda içten gelen baskının yanında bir dış baskı da olacak çevrenizde yer alan insanların size karşı olan tutumlarında bir takım değişiklikler ortaya çıkacağıdır. Bu değişiklikler, davranış tarzları negatif veya pozitif olabilir. Çevremizdekiler, neden işten ayrıldığınızı merak edebilirler, bundan sonra ne yapmayı düşündüğünüzü öğrenmeye çalışırlar, çoğu zamanda soruları ile sizi sıkabilirler. Ama, bu süreçte özellikle aileden ve yakın çevreden alınacak destek, iş arama sürecinde stresin ortadan kalkmasına yol açaca...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Ana Menü
| Anasayfa |
| Haberler |
| Arama |
| İlanlar |
| Eğitim Siteleri |
Edubilim
| Forum |
| Resim Galerisi |
| Video Galerisi |
| Program Arşivi |
| Döküman Arşivi |
| Bilim Adamları |
| Kolay Ulaşım |
Üniversiteler
| Türkiye Üniversiteleri |
| Yabancı Üniversiteler |
Popüler Döküman
(Eğitim)
(Psikoloji)
(Eğitim)
(Otelcilik)
(Sunular)
Eğitim Siteleri
- Edebiyat- Türkçe -Şiir (12)
- Okul Öncesi (7)
- Sınavlar (10)
- Rehberlik Siteleri (11)
- Üniversite Siteleri (77)
- Eğitim Haberleri (12)
- Sözlük - Çeviri Siteleri (6)
- Ders Yardımcıları (5)
- Eğitim Forumları (9)
- Genel Eğitim Siteleri (13)