.

http://www.edubilim.com/ana




Fizik

DosyalarEkleme Tarihi

Sıralama : İsim | Tarih | Tıklama [ Artarak ]
FEN BİLGİSİ ETKİNLİK DOSYASI Adı ve Soyadı:Halim KORKMAZ Sınıfı:7/D Sayı:1 No:526 Okulu:Gazi İlköğretim Okulu ÜNİTE 3 İş Yap Enerji Aktar İş(W):Bir kuvvet etki ettiği cisme kendi doğrultusunda belli bir yol aldırıyorsa veya cismi hareket ettiriyorsa bu kuvvet bir iş yapıyor denir.Kuvvetin yaptığı iş kuvvet ile cismin aldığı yolun çarpımına eşittir. l F A X F=Cismi hareket ettiren kuvvet X=Cismin aldığı yol İş=Kuvvet x Yol W=F.X Soru:Yatay ve sürtünmesiz yüzeyde bulunan bir cisim 10N’luk kuvvetle çekildiğinde 10m yol alıyor.Yapılan iş kaç Joule’dir? W=F.X W=10N.10m W=100N.m W=100 Joule İş Birimleri İş birimleri kuvvet ve yol birimlerine göre değişir.Buna göre; 1-Joule(J)=1N’luk bir kuvvet etki ettiği cisme kendi doğrultusunda 1m yol aldırıyorsa yapılan iş 1Joule’dir. 1Joule=1N.1m 2-Erg=1Dyn’lik bir kuvvet etki ettiği cisme 1cm yol aldırıyorsa yapılan iş 1Erg’dir. 7 1Erg=1dyn.1cm 1Joule=10 Erg 3-Kgf.m=1Kgf’lik kuvvet etki ettiği cisme 1m yol aldırıyorsa yapılan iş 1Kgf.m’dir. 1Kgf.m=1Kgf.1m 4-1Watt.1Saniye:1Joule=Gücü 1Watt olan bir motorun 1Sn’de harcadığı enerji 1Joule’ dir. ...
Özkütlesi 1,6 gr/ml olan kütlece % 10 luk NaOH çözeltisinden kaç ml alınırsa 200 ml 3M NaOH çözeltisi yapılabilir?( NaOH = 40 ) 3. Aynı ortamda bulunan yandaki çözeltilerin NaNO3 CaCl2 AlBr3 buhar basınçlarını karşılaştırınız? 2 M 3 M 1 M 200 ml 0,1 M AgCl çözeltisindeki Ag+ iyonlarının tümünü çöktürmek için 50 ml Na2CO3 çözeltisi harcanıyor. Buna göre, Na2CO3 çözeltisi kaç molardır? ( Ag2CO3 çöküyor) K+ iyonları derişimi 0,6 M olan 500 ml çözelti hazırlayabilmek için kaç gram K3PO4 gerekir? ( K3PO4 = 212 ) 0,6 M 500 ml MgF2 çözeltisinde, A) Kaç mol MgF2 çözünmüştür? B) Çözeltinin derişimini 0,2 M yapmak için kaç ml su eklenmelidir? 7. Cu + 2 H2SO4 CuSO4 + SO2 + 2H2O Reaksiyonuna göre, N.Ş. A. da 5,6 litre SO2 gazı elde etmek için 2 litre H2SO4 çözeltisi kullanılıyor. Buna göre, H2SO4 çözeltisinin molar derişimi nedir? 6. Hareketli piston A Açık hava basıncını 700 mmHg olduğu bir ortamda sıcaklık değişmeden kaplar arasındaki musluk açıldığında hareketli piston A noktasında sabitlenmektedir. Buna göre, başlangıçta manometredeki cıva düzeyi farkı (h) kaç mm dır? ( Bölmeler eşit aralıklıdır) 3,2 gram CH4 gazının yanmasıyla elde edilen CO2 gazı, kaç gram CO gazının yanmasından elde edilir? ( C = 12, O = 16, H= 1 ) ...
ÖZKÜTLE Maddeleri ayırt etmek için, her maddenin değişen özelliklerinden yararlanılır. Bu özelliklere ayırt edici özellikler denir. Öz kütlede maddeler için ayırt edici özelliklerdendir. Bir bardak su ile bir sürahi suyun hacim ve kütleleri farklı olmasına rağmen ikiside aynı tür maddedir. Eğer özdeş iki bardağa su konulursa, iki örneüinde kütleleri eşit olur. Düzgün demir bir çubuktan kesilen 1cm uzunluktaki parçaların kütlelerinin eşit olduğu görülür. Buna dayanarak; aynı tür maddelerin birim hacimlerinde eşit miktarlarda madde bulunur. Her maddenin birim hacminin kütlesi birbirinden farklıdır. Bir maddenin kütlesine o maddenin özkütlesi denir. kütle özkütle= --------- dir hacim Kütle m, hacim V, özkütle d ile gösterilir. Eşitlikleri büyüklüklerinin SI birim sistemindeki birimleri şu şekildedir: -------------------------------------------- Kütle Hacim Özkütle kg m3 kg/m3 -------------------------------------------- Birim sistemlerinin dışında , özkütle birimi g/cm3 olarak kullanılır. Katı bir maddenin sıcaklığı sabit kalmak şartı ile m-v, d-v, d-m grafikleri şu şekildedir: --------------- ----------------- yukardaki grafikler incelenerek olursa, katı maddelerin sıcaklığı sabit kalmak şartı ile kütlenin hacmiyle orantılı olduğu, özkütlenin hacim ve kütleye bağlı ılmadığı görülür. Maddelerin 1 cm3’ünün gram cinsinden kütlesine öz kütle denir. Öz kütle (d) ile gösterilir. Kütle (m) ve hacim (V) arasinda d=m/v bagintisi vardir. Öz kütlenin birimi g/cm3 dür. Saf maddelerin (element ve bilesik) öz kütleleri sabittir. Karisimlarin öz kütleleri ise sabit degildir. Bir maddenin öz kütlesinden söz ederken sabit bir sicakliktaki öz kütlesinden söz edilmelidir. Sicaklik degistiginde maddenin hacmi degiseceginden öz kütlesi de degisir. Özellikle gazlardaki degisiklik daha belirgindir. Öz kütle, maddenin karakteristik özelligi olmasina ragmen ...
ÖZEL TRİSTÖRLER Tristör tanımının dışında kalan bazı tristörler bulunmaktadır.Bunların bazı özellikleri normal tristörlerdekine benzemekle beraber yeni yetenekler eklenmiştir. Bunlar iki yönlü iletebilme veya tıkama , ters kapı akımıyla tıkamaya sokulabilme , ışıkla iletime geçirilebilme gibi özelliklerdir. TRİYAK TANIM VE ÖZELLİKLERİ: Tristörün sadece bir yönde akım iletimini gerçekleştirmesi özellikle AC güç kontrol devrelerinde çoğunlukla dezavantajdır.Her iki yönde de iletime geçirilebilen bir eleman mevcuttur.Bu eleman triyaktır. Triyak (TRIAC),”Triode (three electrode) AC” [üç elektrotlu] yarı iletken anahtar olarak anılabilir fakat genel kullanımı bu kelimelerin baş harflerinin kullanılmasıyla kısaltılmıştır. AC devrelerinde, tristörler gibi bir kapı sinyali kontrolüyle akım anahtarlamalarında kullanılırlar. Akımı her iki polariteyi de geçirebilme ya da tıkama özelliği bulunur ki bu özelliğinden dolayı , triyak -genel olarak– iki yönlü triyot tristör olarak adlandırılır. İki tek yönlü tristörün ters paralel bağlanmış şekli gibi davranırlar. Böylece , uygulanmış olan gerilimin her iki polaritesini de iletme ya da tıkama yeteneğine sahiptir. Bir pozitif veya negatif kapı akımı kullanarak her iki yönde akım geçişi sağlanabilir. Özellikle şebeke frekanslı AC kontrolü için kullanılırlar. Triyağın kullanışlılığı ve güç tutabilme özelliğinin artması nedeniyle AC , DC motor hız kontrolü (ve çalıştırılması) ; ışık ayarı (dimmer) ;AC statik anahtarlama ve ısıtıcı kontrolü gibi tam dalga kontrol uygulamaları için aranan ve çok elverişli bir elemandır. Bir kristal yapı içinde iki ters paralel p-n-p-n zincirini sağlamak zor olduğun için trisrörler kadar büyük akım ve gerilim değerleri için üretilmezler.Triyağın kullanımı , normal bir tristöre göre,bir soğutucu ve bir tetikleme devresi yeterli olduğundan daha ekonomiktir. Anot gerilimi UA ve kapı gerilimi UG ‘nin yönüne bağlı olarak triyağın 4...
ÖZ KÜTLE(YOĞUNLUK) Maddelerin 1 cm3’ünün gram cinsinden kütlesine öz kütle denir. Öz kütle (d) ile gösterilir. Kütle (m) ve hacim (V) arasında d=m/v bağıntısı vardır. Öz kütlenin birimi g/cm3 dür. Saf maddelerin (element ve bileşik) öz kütleleri sabittir. Karışımların öz kütleleri ise sabit değildir. Bir maddenin öz kütlesinden söz ederken sabit bir sıcaklıktaki öz kütlesinden söz edilmelidir. Sıcaklık değiştiğinde maddenin hacmi değişeceğinden öz kütlesi de değişir. Özellikle gazlardaki değişiklik daha belirgindir. Öz kütle, maddenin karakteristik özelliği olmasına rağmen yalnız öz kütlesi bilinen bir maddenin hangi madde olduğu anlaşılamayabilir. Bir maddenin hangi madde olduğunun anlaşılabilmesi için birden fazla ayırt edici özelliğinin incelenmesi gerekir Yalnız öz kütlesi bilinen bir maddenin hangi madde olduğu anlaşılabilir mi? Nikelin özkütlesi 8,9 g/cm3’tür. Acaba özkütlesi 8,9 g/cm3 olan bir madde nikel midir? Yoksa başka bir madde olabilir mi? Demirin özkütlesi 7,86 g/cm3 ve gümüşün özkütlesi 10,5 g/cm3’tür. Belli bir oran da demir ve gümüşten karıştırarak özkütlesi 8,9 g/cm3 olan alaşım hazırlanabilir. Bu durumda özkütleleri 8,9 g/cm3 olan madde nikel de olabilir, demir – gümüş alaşımı da olabilir. (Birden fazla madde aynı özkütleye sahip olabilir.) Demek ki, özkütle yalnız başına tam anlamıyla ayırt edici olma özelliği göstermeyebiliyor. Çoğu zaman maddenin diğer ayırt edici özellikleri de yalnız başına maddeleri tanımaya yetmeyebilir. Buna göre, bir maddenin hangi madde olduğunun anlaşılabilmesi için birden fazla özelliğinin incelenmesi gerekir. ...
Örnek : 10 Sekil deki gibi birbirine perçinleşmiş K,L ve M metal çubuklar özdeş ısıtıcılarla ısıtılıyor. Metalin ucundaki balmumlarından önce X, sonra Y ve en sonra da Z düşüyor. Bu metallerin ısı iletkenlerinin büyükten küçüğe doğru sıralanışı nasıldır? Çözüm: X balmumu Y den önce düşüyor. X ve Y nin bulunduğu metal çubukların ikisinde de L var. O halde X in önce düşmesi K metalinin M ye göre ısı iletkenliğinin daha büyük olmasından kaynaklanır. K>M Y nin Z den önce düşmesine de M neden olmaz. O halde L metalinin K ye göre ısı iletkenliği daha büyüktür. L > K dır. Sonuç olarak ısı iletkenlikleri arasında L > K > M ilişkisi vardır. Hangi sıcaklıkta, fahrenheit termometresinde okunun değer, celsius termometresinde okunan değerin 4 katından 1 eksiktir? Çözüm: Celcius termometresi ile fahrenheit termometresi arasındaki ilişki, Bir sıvının sıcaklık - ısı grafiği şekildeki gibidir. Buna göre c özısısının, L kaynama ısısına olan oranı kaçtır. Çözüm: 40 kalori ısı alan sıvının sıcaklığı 30 oC den 90 oC’ye çıkmıştır. Sıvı 90 oC ise hal değiştirmeye yani kaynamaya başlamıştır. 90 oC ye gelinceye kadar verilen ısı, Q1 = m.c.?t dir. Hal değişimi bitinceye kadar verilen ısı, Q2 = mL dir. Q1 ve Q2 değerleri taraf tarafa oranlanırsa, olur. 20 oC deki m gram buz ısı sabit olan ocakla ısıtılıyor. Buzun sıcaklık zaman grafiği şekildeki gibi olduğuna göre, 1,2,3 ve 4 zaman aralıklarında verilen ısılar arasında nasıl bir ilişki vardır? (Le = 80 cal/g, LK = 540 cal/g, csu = 1 cal/g.oC; cbuz = 0,5 cal/g.oC) Çözüm Buz -20oC den 0oC ye gelinceye kadar verilen ısı, Q1 = m.c?t Q1 = m.0,5.20 Q1 = 10m kalori dir. Buz su haline gelirken, sıcaklığı değişmez. Verilen ısı hal değişiminde kullanılır. Q2 = m.Le Q2 = 80m kalori dir. Su 0 oC den 100 oC ye gelinceye kadar verilen ısı, Q3 = m.c.?t Q3 = m.1.100...
İŞLEMSEL YÜKSELTEÇLER (OPAMPLAR) A- Opampların yapısı:Yüksek kazançlı lineer (doğrusal) entegrelere "opamp" denir. Opamplar plastik ya da metal gövdeli olarak üretilir. Bu elemanların gövdelerinin içinde bulunan yükselteç sayısı bir ya da birden fazla olabilmektedir. Örneğin: 741 adlı opampta 1 adet, 747 adlı opampta 2 adet, LM324 adlı opampta 4 adet yükselteç vardır. Opampların artı (+) ve eksi (-) olmak üzere iki "giriş ucu" ve bir "çıkış ucu" bulunur. (+) uç; faz terslemeyen (aynı fazlı) çıkış yapan (non-inverting) giriş ucudur. (-) uç ise faz farklı çıkış yapan (inverting) giriş ucudur. Yani (-) girişe uygulanan sinyal 180o faz farklı olarak çıkışa aktarılır. Bu elemanlarda NC ile gösterilen uçlar boştadır. (Hiç bir yere bağlı değildir.) "Yük", çıkış ucu ile devrenin şase ucu arasına bağlanır. Alıcıda düşen çıkış geriliminin seviyesi opamp besleme geriliminden 1-2 Volt daha düşüktür. 1-2 Voltluk gerilim, opampın iç elemanları üzerinde düşmektedir. Alıcıya giden akım ise 10-100 mA dolayındadır. Alıcı akımının yüksek seviyelere çıkmaması için genelde 10 KW luk dirençler çıkışa seri olarak bağlanır. Opamplar konusunu iyice öğrenen elektronikçi bir çok pratik devrenin tasarımını en az malzeme kullanarak yapabilir. B-Opampların iç yapısındaki devre katları:Içinde 20nin üzerinde transistör bulunduran opampların iç yapısını tamamen bilmek, pratik uygulamalarda pek bir fayda getirmez. O nedenle bu elemanların iç devreleri kısaca açıklanacaktır. Şekilde görüldüğü gibi opampların içinde bulunan devreler üç kısımdır. 1-Fark yükselteci (difamp) katı:Giriş sinyallerinin uygulandığı kattır. (+) ve (-) şeklinde iki giriş söz konusudur. 2-Kazanç katı: Fark yükseltecinden gelen sinyalleri yükselten kattır. 3-Çıkış katı: Yükü besleyebilmek için gerekli akım ve gerilimin alındığı kattır. C-Opampların DC ile beslenmesi:Bu elemanların beslemesi "pozitif çıkışlı" ya da"simetrik" (+, 0, -) çıkışlı DC üreteçleriyle yapılır. Uygulamada en çok simetrik kay...
İŞ- GÜÇ ENERJİ İŞ Bir kuvvetin bir cisme etki ederek ona konum değişikliği kazandırması olayına denir. W ile gösterilir, skaler bir büyüklüktür. İş , kuvvet vektörü ile yer değiştirme vektörlerinin skaler çarpımına eşittir. F ? Fx = F . cos ? A B X Şekildeki gibi bir cisme etki eden F kuvveti cismi A noktasından B noktasına götürmüş olsun. Kuvvetin yaptığı iş ; W = F.X = F.X.cos? Eşitliği ile verilir. Yani kuvvet vektörü ile yer değiştirme vektörünün skaler çarpımına eşittir. Burada ? açısı , F ile X arasındaki açıdır. İfadesine işin genel denklemi denir. BİRİMLER: W(Joule) = f.(n).x(m).cos? İşin genel denklemine (W=F.X.COS?) göre 1) F=0 W=0 2) X =0 W = 0 Kuvvet etkisinde kalan bir cismin yer değiştirme vektörü 0 ise yapılan iş 0 dır. Bir kuvvetin iş yapabilmesi için etki ettiği cisme etki ettiği cisme mutlaka konum değişikliği kazandırması gerekir. 3) ?=90 , cos90=0 ise W=0 F F ° ° ? ? ? A X B Şekildeki gibi yatay düzlemde hareket eden bir cisme dik bir kuvvet etki ediyor. Ancak cisim yatayda konum değiştiriyorsa ; cisme uygulanan F kuvvetinin yaptığı iş sıfırdır. Kuvvet cisme kendi yönünde konum değişikliği kazandırmış olsaydı iş yapmış olurdu. 4) ? = 0 ise cos0° = 1 ise W=F.X olur. SABİT BİR KU...
İŞ- GÜÇ ENERJİ İŞ Bir kuvvetin bir cisme etki ederek ona konum değişikliği kazandırması olayına denir. W ile gösterilir, skaler bir büyüklüktür. İş , kuvvet vektörü ile yer değiştirme vektörlerinin skaler çarpımına eşittir. F ? Fx = F . cos ? A B X Şekildeki gibi bir cisme etki eden F kuvveti cismi A noktasından B noktasına götürmüş olsun. Kuvvetin yaptığı iş ; W = F.X = F.X.cos? Eşitliği ile verilir. Yani kuvvet vektörü ile yer değiştirme vektörünün skaler çarpımına eşittir. Burada ? açısı , F ile X arasındaki açıdır. İfadesine işin genel denklemi denir. BİRİMLER: W(Joule) = f.(n).x(m).cos? İşin genel denklemine (W=F.X.COS?) göre 1) F=0 W=0 2) X =0 W = 0 Kuvvet etkisinde kalan bir cismin yer değiştirme vektörü 0 ise yapılan iş 0 dır. Bir kuvvetin iş yapabilmesi için etki ettiği cisme etki ettiği cisme mutlaka konum değişikliği kazandırması gerekir. 3) ?=90 ise cos90=0 ise W=0 F F ° ° ? ? ? A X B Şekildeki gibi yatay düzlemde hareket eden bir cisme dik bir kuvvet etki ediyor. Ancak cisim yatayda konum değiştiriyorsa ; cisme uygulanan F kuvvetinin yaptığı iş sıfırdır. Kuvvet cisme kendi yönünde konum değişikliği kazandırmış olsaydı iş yapmış olurdu. 4) ? = 0 ise cos0° = 1 ise W=F.X olur. SABİT BİR ...
YÜZEY IŞIMASI YAPAN DÜŞÜK BOYUTLU YAPILARDA BRAGG YANSIMA OLAYLARININ İNCELENMESİ GİRİŞ Günümüzde gelişmiş optoelektronik sistemlerde yüzey ışıması yapan yarıiletken aygıtlar, klasik kenar ışıması yapan aygıtlara tercih edilmektedir. Bunun başlıca nedenleri şöyle sıralanabilir: Yüzey ışıması yapan aygıtlar dairesel ışık çıkışına sahiptir, oysa kenar ışıması yapan aygıtlar eliptik ışık çıkışına sahiptir. Yüzeyden dairesel ışıma yapmaları sayesinde optik haberleşmede kullanılan fiber optik kabloya montajları, kenar ışıması yapan aygıtlardan çok daha kolaydır. Aktif bölgelerinin boyutlarının küçük olması sayesinde yüzey ışıması yapan yarıiletken yapıların optik çıkışları tek modludur, kenar ışıması yapan aygıtların yaydığı ışık ise çok modludur. Tek modlu optik çıkışa sahip olmalarından dolayı, tek modlu modlu fiber optik sisteminde kullanıma uygundur. Geniş bir yüzeyden ışıma yaparlar, oysa klasik yapılar kenar ışıması yaptıklarından dar bir alandan ışıma yaparlar. Üretimleri çok kolaydır. Bütün yapı epitaksiyel büyütme yöntemlerinden yararlanarak, tek prosesle üretilebilmektedir. Yüzeyden ışıma yaptıkları için yarıiletken bir taşıyıcı üzerine çok sayıda yüzey ışıması yapan aygıtlar yerleştirilebilmektedir, yani yoğun iki boyutlu dizin konfigürasyonuna uygundurlar. Eşik akımları kenar ışıması yapan aygıtlara oranla çok daha düşüktür. Bu nedenle sıcaklık değişimlerine karşı duyarlılıkları zayıftır, böylece yüzey ışıması yapan aygıtlarda sıcaklıkla dalga boyunda görülen kayma etkisi, kenar ışıması yapanlara göre çok daha azdır [1,2]. Gelişmiş optoelektronik sistemlerde hem ışık yayan diyodlar hem de lazer diyodlar yaygın olarak kullanılmaktadır. Işık yayan diyod (LED) optik haberleşme için optik sinyal kaynağı olarak kullanılan en basit optoelektronik aygıtlardan biridir. Lazerlerle göre LED’lerin üretimi çok daha kolaydır.Üretimlerinin kolay olması bir avantaj olsa da optik çıkışlarının zayıf olması, geniş ve koherent olmayan spektruma sahip olmal...
ÜNİTE 14 FİZİK ÖĞRETİMİNDE PROJE ÇALIŞMALARI 14.1 Giriş Öğrencilerin fizikte ilgi duydukları bir olayı, öğretmenlerin motivasyonlarıyla kendilerinin incelemesi ve araştırması öğrenme açısından daha anlamlıdır. Ülkemizde fizik öğretimi bir çok okulda öğretmenin aktif olduğu bir yöntemle öğretilmektedir. Bu durum bir çok öğrencinin fizik derslerine karşı negatif tutum geliştirmesine neden olmaktadır. Eğer öğrenci fiziğin uygulamalarını kendisi yaparak görebilirse, fiziğe karşı pozitif bir motivasyona sahip olacağına inanılmaktadır. Bu ünitede, proje yönteminin fizik eğitiminde gerekliliği, projeyi oluşturan basamaklar üzerinde durulduktan sonra, fiziğin elektronik konusuyla ilgili örnek uygulamalı araştırmalar üzerinde durulacaktır. 14.1.1 Amaçlar Öğretmen adayları Fizik öğretminde poje yönteminin önemini kavrar. Bir projenin planlanıp yürütülmesi aşamalarını kavrar. Verilen bir problemi proje haline dönüştürerek uygulamasını anlar. 14.2 Proje Yöntemi Eğitim-öğretim sürecinde öğretmenin görevi, öğrencisini aktif olarak derse katılarak dersini çekici hale getirmesidir. Fizik derslerinin daha da çekici hale gelmesi için öğrencilerin sınıfta kazanmış oldukları bilgi ve becerileri, istekleri doğrultusunda gercek dünyadan seçecekleri bir konu üzerinde uygulamaları gerekmektedir. Bu uygulamalar proje çalışmaları olarak adlandırılırlar. Projeler genellikle öğrencilerin kendi hayatlarında karşılaştıkları olaylarla ilgili olduğundan buldukları sonuçlar da hayatlarının bir parçası olur. Proje yürüten öğrenciler öğrendikleri bilgileri niçin öğrendiklerini sorgularlar. Bu yolla, öğrenciler araştırmacılık ne demektir ve bilim adamı nasıl çalışır ve bilgi üretir konusunda az da olsa bilgi sahibi olurlar. Öğrenciler lise fizik müfredatıyla ilgili onlarca proje oluşturabilirler. Bu yolla, öğrenci kendine olan özgüveni geliştirir ve bu yolla öğrenmiş olduğu teorik bilgiler ile pratikte çok şeyler yapabileceklerine inanırlar. Proje çalışmaları bire...
İLETKEN, YARI İLETKEN VE YALITKANLAR İletkenler : Bir maddenin iletkenliğini belirleyen en önemli faktör, atomlarının son yörüngesindeki elektron sayısıdır. Bu son yörüngeye "Valans Yörünge" üzerinde bulunan elektronlara da "Valans Elektron" denir. Valans elektronlar atom çekirdeğine zayıf olarak bağlıdır. Valans yörüngesindeki elektron sayısı 4 den büyük olan maddeler yalıtkan 4 den küçük olan maddeler de iletkendir. Örneğin bakır atomunun son yörüngesinde sadece bir elektron bulunmaktadır. Bu da bakırın iletken olduğunu belirler. Bakırın iki ucuna bir eletrik enerjisi uygulandığında bakırdaki valans elektronlar güç kaynağının pozitif kutbuna doğru hareket eder. Bakır elektrik iletiminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Sebebi ise maliyetinin düşük olması ve iyi bir iletken olmasıdır. En iyi iletken altın, daha sonra gümüştür. Fakat bunların maaliyetinin yüksek olması nedeniyle elektrik iletiminde kullanılmamaktadır. Yalıtkanlar : Yalıtkan maddelerin atomlarının valans yörüngelerinde 8 elektron bulunur. Bu tür yörüngeler doymuş yörünge sınıfına girdiği için elektron alıp verme gibi bir istekleri yoktur. Bu sebeplede elektriği ilemezler. Yalıtkan maddeler iletken maddelerin yalıtımında kullanılır. Yalıtkan maddelere örnek olarak tahta, cam ve plastiği verebiliriz. İsterseniz bu örnekleri arttırabilirsiniz. Yarı İletkenler : Aşağıdaki şekilde gördüğünüz gibi yarı iletkenlerin valans yörüngelerinde 4 elektron bulunmaktadır. Bu yüzden yarı iletkenler iletkenlerle yalıtkanlar arasında yer almaktadır. Elektronik elemanlarda en yaygın olarak kullanılan yarı iletkenler Germanyum ve Silisyumdur. Tüm yarı iletkenler son yörüngelerindeki atom sayısını 8 e çıkarma çabasındadırlar. Bu nedenle saf bir germenyum maddesinde komşu atomlar son yörüngelerindeki elektronları Kovalent bağ ile birleştirerek ortak kullanırlar. Aşağıdaki şekilde Kovalent bağı görebilirsiniz. Atomlar arasındaki bu kovalent bağ germanyuma kristallik özelliği kazandırır. Silisyum maddeside öze...
Yeryüzünde HareketlerYerden yükseklikteki bölgelerde hareket eden cisimlerin yaptıkları hareketlere yeryüzünde hareketler denir. Bu hareketlerde; havanın direnci önemsiz sayılırsa cisim her an yerçekimi ivmesine sahip olur.Hava direnci,Hava ortamında hareket eden cisimler daima hava molekülleriyle temas halinde olduklarından aralarında sürtünmeden dolayı bir kuvvet oluşur. Bu kuvvete havanın direnci denir ve Fh = k . a . ?2 bağıntısı ile verilir. Burada,k: cisimle hava arsındaki direnç kat sayısıA: cismin hareket doğrultusuna dik olan en büyük kesiti ?: cismin hava ortamına göre hızıdır. Eğer cisim duruyor ve hava hareketli ise buradaki ? hızı havanın hızıdır. 
YERİN MANYETİK ALANI Herhangi bir yerde ortasından iple asılan mıknatıs iğnesinin belli bir doğrultuyu alması mıknatıs iğnesine bir manyetik alanın etkidiğini gösterir. Bu alan yerin manyetik alanıdır. Yerin manyetik alanı, yerin dönme ekseniyle yaklaşık 15’ lik açı yapacak şekilde konmuş çubuk mıknatısın manyetik alanı gibidir. Bu nedenle bir pusula iğnesi Yer üzerinde pek çok yerde coğrafi kuzey kutbu göstermez. Yatay bir pusula iğnesi ile coğrafi kuzey güney doğrultusu arasında bir açı vardır. Bu açıya sapma açısı denir. Dünyanın manyetik alanı her ne kadar içine yerleştirilmiş dev bir mıknatıs ile temsil edilebilir gibi görünse de böyle bir şeyin gerçek olması mümkün görünmemektedir. Dünyamız çekirdek kısmında büyük demir rezervlerine sahiptir. Fakat çok yüksek sıcaklıklar kalıcı mıknatıslığın oluşmasını engeller. Günümüzde yerin manyetik alanının varoluş nedenini tutarlı biçimde açıklayan bir teori yoktur. Dünyanın iç kısmındaki iletken sıvı tabakalarda oluşan dairesel akımlardan, Dünya manyetik alanının kaynaklandığı düşünülmektedir. Yatay ve düşey eksen etrafında dönebilen mıknatıs orta noktasından asıldığında eğilir. Bu eğilme kuzey yarım kürede kuzeyi gösteren manyetik N kutbu, güney yarım kürede ise güneyi gösteren manyetik S kutbu yere yakın olacak şekildedir. Mıknatıs iğnesinin yatay düzlemde yaptığı açıya eğilme açısı denir. Eğilme açısının değeri manyetik kutuplara doğru gidildikçe artar ve kutuplarda 90’ olur. MANYETİK KUTUP Bir mıknatıs çubuğunun her iki ucunda yer alan dış manyetik alanın en güçlü olduğu bölümdür. Yer’in manyetik alanı içine serbestçe yerleştirilen bir mıknatıs çubuğu, kuzey-güney doğrultusunda yönlenir. Çubuğun kuzeye bakan ucuna kuzey manyetik kutbu, güneye bakan ucuna ise güney manyetik kutbu denir. İki mıknatısın benzer kutupları birbirini iter, farklı kutupları kutupları ise birbirini çeker. Uzun bir mıknatıs çubuğunun her iki kutbu arasındaki man...
Yerçekimi mi Ağırlık mı?.. Nedir ağırlık? Ağırlıksızlık? Bir yapay uydu içinde dolaşan, deney yapan, su içen astronotların ağırlıkları var mı, yok mu? Dünya onları çekiyor mu, çekmiyor mu? Daha genel olarak, kütle, yerçekimi, ağırlık ve bunların ilişkileri hakkında bilgimiz yeterli mi? Yoksa, çoğumuzun yaptığı gibi, birini ötekiyle, diğerini başkalarıyla karıştırıp, kendimiz de işin içinden çıkamıyor muyuz? Eğer bu sorulara kendinizi inandırabilecek açıklamalarınız yoksa yalnız değilsiniz. BÜTÜN yaşamımız Dünya üzerinde. Ona yerçekimi ile o kadar bağıl ve bağımlıyız ki, ağırlıksız olmayı bazen gerçek dışı, bazen heyecan verici, hatta korkutucu bir durum gibi algılamaktan kendimizi alamayız. Lunaparklarda rağbet gören oyunlar, insana kendini boşluktaymış gibi hissettirir. Tramplenden suya atlarken, arabayla bir tümseği hızla aşarken içimizde bir şeylerin eksildiğini, yok olduğunu duyar, ürpeririz. Bindiğimiz asansörün halatı kopsa ne hissedeceğimiz hakkında iyi kötü bir fikrimiz vardır. İnsanoğlu, mekanik denilen hareket bilimini ve onun sıcaklığa uzantısı olan termodinamiği ancak son zamanlarda geliştirip, anlamaya başladı. Hâlâ çoğumuz, kütleyi ağırlıkla, kuvveti güçle, gücü enerjiyle, ısıyı sıcaklıkla karıştırır dururuz. Ağırlıksızlık uzayı çağrıştırdığı, uzay da atmosferin ötesinde olduğu için, atmosferin dışına çıkar çıkmaz ağırlığımızın yok olacağını düşünürüz. Bütün bu karışıklık ve yanlış anlamaların altında, bazı temel kavramlar ve bunların birbirleri ile ilişkilerini doğru ve sindirerek bilmememiz yatıyor. Gelin, önce bu temel kavramları gözden geçirelim. Önce Kütleyi Tanıyalım Terazide bir şey tartarken kullanılan, "bir kilo" denilen demir parçası bazen başka işlere de yarar: Çivi çakmak, ceviz kırmak gibi. İster tartmada ister öteki işlerde olsun faydalanılan şey, o demir parçasının sanki adı gibi değişmez bir özelliğidir: Kütlesi. Zaten "Bir kilo" diye anılmasının nedeni, kütlesinin 1 kilogram yani 1000 gram olması (1 kg=1000 g). Dünya üzeri...
İÇİNDEKİLER 1. Nem Etkisi Nem Etkisi Hakkında Ön Etüd- Nem Difüzyonu 1.2 Nemin Genel Özelliklere Etkisi Nemin Genel Özellikleri İndirgemesi Nemin Camsı Geçiş Sıcaklığı Üzerindeki 1.2.2.a Camsı Geçiş Sıcaklığı 1.2.2.b Tg nin Ölçülmesi 1.2.2.c Tg nin Etkilenmesi Statik Mekanik Özellikler Zamana Bağlı Özellikler Termofiziksel Özellikler Viskoelastik Özellikler Arayüzey Yapıştırıcıları İnceleme Koşullarının Hızlandırılması Nem Kontrolü Gazların Etkisi Kimyasalların Etkisi Radyasyon Biyolojik Atak 6. Sonuç GİRİŞ Kompozit malzemeler üstün kullanım yetenekleri ve üstün mekanik özellikleriyle endüstride ve günlük yaşamımızdaki yerini çoktan almıştır. Teknolojik gelişmelerin hızını ve kapasitesini göz önüne alırsak yakın gelecekte yaşamımızda daha da çok yer alacağı kaçınılmazdır. İnsan hayatı için öneme sahip olan tıbbi cihazlar, cerrahide geniş bir kullanım alanı bulunan mikro boyutlardaki birçok ekipman büyük oranda kompozit malzemelerdir. Bu örnekler sayılamayacak kadar çoktur. Bir çok kullanım avantajları ve üstünlüklerinin yanı sıra her şeyin olduğu gibi polimer malzemelerinde bir takım eksiklikleri vardır. Bunlardan bir tanesi de polimer matrisli kompozit malzemelerin çevresel faktörlerden kolay etkilenmesidir. Bu çalışmada polimer matrisli kompozit malzemeler üzerinde nem, kimyasallar, gazlar, radyasyon ve biyolojik atakların meydana getirdikleri etkiler incelenmiştir. Bu etkiler olabildiğince neden-işleyiş-sonuç çerçevesi içinde ele alınmıştır. Kompozit malzemeler üzerinde yapılan araştırmaların çokluğu ve hızı düşünüldüğünde yakın gelecekte gelişen teknolojiyle birlikte daha fazla bilgi üretilerek, bu sorunların önemli ölçüde giderilebileceği söylenebilir. Nem Etkisi 1.1 Nem Etkisi Hakkında Ön Etüt: Nem Difüzyonu-Difüzyon Miktarı Nem Difüzyonu Bir polimer matrisli kompozit malzeme, çe...
Yansıma Bir yüzeye düşen ışığın aynı ortam içinde yolunu değiştirmesine yansıma denir. Gözümüze gelen ışık , ister doğrudan isterse dolaylı aydınlatılmış cisimlerden yansıyarak gelsin , görme sinirlerini uyararak görmemizi sağlar. Bundan dolayı ışık olaylarını incelerken ışık kaynaklarını ve aydınlatılmış cisimleri birbirinden ayırt etmek zordur. Işık kaynağından çıkan ışınlar doğrudan gözümüze gelirse ışık kaynağını görürüz. Işık kaynağından çıkan ışınlar cisimlere çarpar ve cisimlere çarpıp gözümüze gelirse cismi görürüz. Cisimlerin ışığa karşı değişik tepkileri vardır. Işık bir cisme çarpınca ya yansır ; ya cisimden geçer ; ya da cisim tarafından soğurulur. Bu cismin parlaklığına ve saydam olup olmadığına bağlıdır.Siyah cisimler dışında her madde ışığı az ya da çok yansıtır. Parlak metal ve ayna yüzeyleri , üzerine düşen ışığın büyük bir kısmını yansıtırlar. Parlak bir metal ve ya ayna yüzeyine düşen ışık demeti , çok belirgin bir yansıtılmış demet verirse buna düzgün yansıma denir. Bir ışık demeti beyaz kağıt , duvar , tahta gibi pürüzlü yüzeylere çarptığı zaman , ışık bütün yönlere yayılır. Bu tip yansımaya da dağınık yansıma denir. Düzlem Aynalar Ayna üzerine düşen bir ışık demeti yine bir demet olarak yansır.Düzlem aynanın parlak yüzeyi sırlanmış yüzeydir. Işığın aynaya düştüğü noktadan aynaya çizilen dik doğruya normal ; gelen ışının normal yaptığı açıya gelme açısı ve yansıyan ışının normal yaptığı açıya yansıma açısı denir. Yansıma Kanunları 1-Gelen ışın , normal ve yansıyan ışın aynı düzlemdedir. 2-Gelme açısı yansıma açısına eşittir. 3-Normal üzerinden gelen ışın kendi üzerinden yansır. 4-Bir düzlem aynaya gelen ışın,aynayla yaptığı açı kadar açı yaparak yansır 5-Bir düzlem aynaya gelen ışınla yansıyan ışın arasındaki açının yarısı gelme açısına veya yansıma açısına eşittir. 6-Gelme açısı ile,gelen ışının aynayla yaptığı açının toplamı,yansıma açısıyla yansıyan ışının aynayl...
X  IŞINLARI VE KULLANIM ALANLARIX IŞINLARININ BULUNUŞU:X ışınları 19. yüzyılın sonunda Röntgen tarafından bulundu . Bu ışınlar havası boşaltılmış lambaların (Crookes lambası , akkor katotlu lambalar vb .) dışında da yayılırlar . Ampul yüzeyinin katot ışınlarıyla bombardıman edilen kısımlarında meydana gelirler . Röntgen bulduğu bu ışınların yapısını bilmediğinden bunlara X adını verdi . X ışınları yaygın olarak x ışını   tüplerinde ve son zamanlarda büyük hızlandırıcılarda (senkrotron ışıması) üretilmektedir . Bunlar,özellikle madde içine girme özellikleri bakımından kullanılır .
Volta pili : zamanla pozitif elektrot üzerinde hidrojen kabarciklari olustugu ve EMK de azalma oldugu ortaya kondu,buna elektrot un kutuplanmasi denir,bunu azaltmak için çesitli oksitleyiciler kullanmak gerekir. Bu is için kullanilan yükseltgen maddeler arasinda; Kromik asit,Potasyum bikromat, Nitrik asit gibi sivilar ve kursun dioksit,manganez dioksit gibi katilar vardir. 1842 de Poggendorf daha sonra Grenet,Ducretet ve Trouve potasyum bikromatli pili yaptilar ve bu piller 2 volt ve yüksek akim vermekteydi.Bu kutuplanmayan bir sivi pildi Batarya Tarihi : Ilk pratik olarak kullanilabilen pil günümüzden 200 yil önce Alessandro Volta tarafindan yapilan gümüs-çinko pildir.Voltanin bu kesfinden kisa bir süre sonra Johann Wilihelm Ritter ilk sarjli pili buldu.Ancak jeneratörlerin gelismesi ve sarj cihazlarinin olmamasi tekrar doldurulabilir pillerin gelismesini olumsuz etkiledi.Bundan sonraki önemli adim ise 60 yil sonra George Leclanchenin karbon-çinko pili bulmasidir.Bugün kullandigimiz pillerin atasi budur. PİLLER: Günümüzden yaklasik 2.000 yil önce, eski Yunan bilgini Thales, bir kumas parçasini fosil agaç reçinesinden olusmus sari bir kayaç türü olan kehribara sürterek, küçük elektrik kivilcimlari elde etmisti. Ama insanlarin bu gücü denetim altina alarak, düzenli bir elektrik akimi saglayan pili üretmeyi basarmalari için aradan çok uzun bir zaman geçmesi gerekliydi. 1800de Alessandro Volta (1745-1827), yaptigi ilk pile iliskin ayrintilari yayinladi. Volta pili belirli çözeltiler ile metal elektrotlar arasindaki kimyasal tepkimeden yararlanma yoluyla elektrik üretiyordu. John Frederick Daniell (1790-1845) gibi baska bilim adamlari, elektrot yapiminda farkli gereçler kullanarak Voltanin tasarimini gelistirdiler. Günümüzün pilleri de ayni temel tasarima dayanmakta, ama yapimlarinda modern gereçler kullanilmaktadir. ...
VII. UFO BİRİNCİ AŞAMA SINAVI-1999 8.,9. Sınıf 1. v1=40 km/saat hız ile bir otobüs ve v2=30 km/saat hız ile bir kamyon aynı anda ve aynı yönde harekete başlıyor. Aynı yerden ve aynı yönde bir saat sonra bir otomobil harekete başlıyor. Otomobil harekete başladıktan sonra ilk olarak kamyonu ve bundan tam bir saat sonra da otobüsü geçtiğine göre otomobilin hızı kaç km/saat tir? A) 50 B) 60 C) 70 D) 80 E) 90 2. Bir uçak u sabit hızı ile esen rüzgarın etkisinde iki şehir arasında sabit v hızı ile gidip gelmektedir. Birinci durumda rüzgar iki şehri birleştiren doğru boyunca esmektedir. Bu durumda gidiş ve dönüşte uçağın ortalama hızı v1 dir. İkinci durumda rüzgar iki şehri birleştiren doğruya dik esmektedir. Bu durumda uçak rotadan hiç sapmadan gidip geldiğinde uçağın ortalama hızı v2 dir. oranı nedir? A) B) C) D) E) 1 3. v0=40 m/s ilk hız ile harekete başlayan bir arabanın l=784 m yolu t=32 s sürede alması gerekiyor. Araba sadece ivmeli hareket yapmakta olup yavaşlar-ken ya da hızlanırken ivmesi a=1 m/s2 dir. Arabanın yolun sonundaki hızı kaç m/s dir? A) 10 B) 12 C) 14 D) 16 E) 18 4. Kütleleri m1=4m ve m2=9m olan silindir şeklindeki iki kabın alt tarafları açık olup, alt kısımların yükseklikleri h, taban yarıçapları R1=3r ve R2=2r dir. Kapların üst tarafına ya-rıçapları r1=r ve r2=r olan silindir şeklinde borular eklenmiştir. Kaplara özkütleleri r1= 2r, r2=3r olan sıvılar dökülüyor. Birinci kapta borudaki sıvının seviyesi h1=h, ikinci kapta borudaki sıvının seviyesi h2 olduğun-da her kabın alt tarafından sıvıların sızma-ya başladığı gözlenmektedir. h2 kaç h tır? A) 3 B) 4 C) 5 D) 6 E) 7 5. Bir kabın içinde özkütleleri 3r, taban alanları S ve 4S, yükseklikleri h olan iki silindirin birbirine eklenmesinden oluşmuş bir cisim bulunuyor. Bu durumda cismin kabın dibine uyguladığı kuvvet F dir. Kaba, özkütlesi r olan bir sıvı kaptaki yükseklik 7h olacak şekilde dökülüyor. Bu durumda kabın dibine cisim tarafından uygulanan kuvvet...
TRANSİSTÖRLER Transistör nedir? Eklem Transistör yarı iletken malzemeden yapılmış elektronik devre elemanıdır. Her nekadar diyodun yapısına benzesede çalışması ve fonksiyonları diyottan çok farklıdır. Transistör iki eklemli üç bölgeli bir devre elemanı olup iki ana çeşittir. NPN ve PNP Transistör aşağıda belirtildiği gibi değişik şekillerde tanımlanır: Transistörün kolay anlaşılması bakımından tanımı; Transistörün bir sandöviçe benzetilmesidir, yarı iletken sandöviçi. İkinci bir tanımıda şöyle yapılmaktadır; Transistör, iki elektrodu arasındaki direnci, üçüncü elektroda uygulanan gerilim ile değişen bir devre elemanıdır. Transistörün en çok kullanılan tanımı ise şöyledir; Transistör yan yana birleştirilmiş iki PN diyodundan oluşan bir devre elemanıdır. Birleşme sırasına göre NPN veya PNP tipi transistör oluşur. Transistörün başlıca çeşitleri şunlardır: Yüzey birleşmeli (Jonksiyon) transistör Nokta temaslı transistör Unijonksiyon transistör Alan etkili transistör Foto transistör Tetrot (dört uçlu) transistör Koaksiyal transistör Transistörün kullanım alanları: Transistör yapısal bakımdan, yükselteç olarak çalışma özelliğine sahip bir devre elemanıdır. Elektroniğin her alanında kullanılmaktadır. Şekil 4.1 - Transistörler a) NPN ve PNP transistörlerin yapısal gösterilimi, b) Transistör sembolleri ...
TRANSFORMATÖRLER Transformatörlerin Önemi: Elektrik enerjisinin en önemli özelliklerinden biri de üretildiği yerden çok uzak bölgelere taşınabilmesidir. Bu taşınmanın verimli bir şekilde yapılabilmesi için gerilimin yeteri kadar yüksek olması gerekir. Bilindiği gibi elektrik doğru veya alternatif akım şeklinde üretebilir. Doğru akımda yüksek gerilimli enerji iletimi son zamanlarda büyük önem kazanmıştır. Ancak bu konuda istenilen düzeye gelinememiş olup çalışmalar sürdürülmektedir. Buna karşılık alternatif akımlı elektrik enerjisinin gerilimi transformatörler yardımı ile yükseltilip düşürülebildiğinden, enerjinin alternatif akımla taşınması önemini korumaktadır. Santrallerde generatörler (alternatörler) yardımı ile üretilen elektrik enerjisinin gerilimi çok yüksek değildir. Generatör çıkış gerilimleri 0,4 - 3,3 - 6,3 - 10,6 - 13,0 - 14,7 - 15,8 ve 35 kilovolt (kV) değerlerindedir. Bu gerilimler enerjinin uzak bölgelere taşınmasını sağlayacak kadar yüksek olmadığından yükseltmeleri gerekir. Gerilimlerin yükseltilmesi ise ancak transformatörlerin yardımı ile gerçekleştirilir. İletim gerilimleri orta, yüksek ve çok yüksek gerilim grupları olarak üçe ayrılır. Orta gerilimler: 6,3 - 10 - (15) - 20 - (33) - 45 - (66) kilovolt; yüksek gerilimler: 110 - (154) ve 220 kilovolt: Çok yüksek gerilimler ise 380 - 500 ve 750 kilovolt gibi gerilimlerdir. (parantez içindeki gerilimler Amerika’da, ötekiler ise Avrupa’da kullanılan gerilim gruplarıdır.) Yurdumuzda ise15 - 30 - 66 - 154 ve 380 kilovoltluk gerilimlerle enerji taşınmamaktadır.bu gerilimlerin yanı sıra tüketim bölgelerinde dağıtım ve kullanma gerilimleri olarak daha düşük gerilimlere gerek vardır. Bu küçük ve alçak gerilimlerin elde edilmesi gene transformatörlerle mümkün olabilmektedir. Yukarıda sözü edilen çeşitli gerilim gruplarının transformatörler yardımı ile elde edilebilmesi transformatörlerin önemini belirtmektedir.elektrik enerjisinin iletilmesi, dağıtılması gibi alanlarda ve çeşitli aygıtların çalışt...
TRANSFORMATÖRLER Transformatörler,bir elektrik akımının gerilimini , yani “voltaj” diye adlandırdığımız elektrik basıncını değiştiren aygıtlardır.Transformatörler,A.C gerilimi yükseltir veya düşürürler.Hareketli herhangi bir parçası olmayıp,aralarında hava aralığı kalmayacak şekilde üst üste yerleştirilmiş silisyumlu saçlardan oluşan demir bir çekirdek üzerine sarılı iki ayrı bobinden oluşur. Transformatörün çalışması,elektromağnetik alanın değişmesiyle indüklemeye dayanır. Transformatörler,giriş ve çıkış sargılarından oluşur.Giriş tarafındaki sargıya primer,çıkış tarafındaki sargıya ise sekonder adı verilir.Transformatörlerin,primerlerine uygulanan gerilimleri yükseltip düşürmeleri,tamamen primer ve sekonder tarafındaki sipir sayılarıyla orantılıdır.Bir transformatörün primerindeki sipir sayısı sekonderindeki sipir sayısından fazlaysa.transformatör,gerilim düşüren transformatör olur.Sekonderindeki sipir sayısı primere nazaran daha fazla ise,transformatör,gerilim yükselten transformatör olarak çalışır. Transformatörlerin elektronik alanındaki başlıca kullanılma yerleri şöyle sıralanabilir: Kuplaj için. Yükselteçlerde hoparlör çıkışı için. Empedans uygunluğunun sağlanması için. Güç kaynaklarında değişik gerilimler elde etmek için. Transformatörün primerine uygulanan A.C gerilim,primer sargısının etrafında bir manyetik alan meydana getirir.Bu manyetik alanın yönü ve şiddeti,primerdeki A.C gerilimin yönü ve şiddetine bağlı olarak değişir.Değişen manyetik alan sekonder tarafındaki sargıları keser ve darbe tesiri yaparak iletkendeki elektronları yörüngelerinden koparır.Yörüngelerinden kopan bu elektronlar,sekonder uçlarında bir A.C gerilim indüklemesine yol açar. Transformatörlerin primerlerine uygulanan gerilimlerle,sekonderinden alınan gerilim arasında 180 derece faz farkı bulunur. Transformatörlerin primerlrinden geçen akımın oluşturduğu manyetik ...
TITANYUM ÖZET Titanyum fiziksel ve kimyasal açidan üstün özellikler gösteren bir metaldir. Ancak elde edilmesi ve islenmesi çok zor oldugundan metal olarak kullanilmasi çok özel alanlarla sinirlandirilmistir. Buna karsilik gerek titanyum mineralleri gerekse titanyum oksitin (TiO2) genis kullanim alanlari vardir. TiO2 su anda bilinen en beyaz boya maddesidir. Gerek mineralleri gerekse TiO2; boya, kagit üretimi, seramik ve cam endüstrisinde genis kullanim alani bulur. Titanyumun ticari degerdeki en önemli mineralleri ilmenit ve rutildir. Titanyum cevherleri primer ve sekonder yataklarda üretilir. Primer titanyum yataklari likid magmasal evrede olusur. Anortozitlerle siki iliskilidir. Ekonomik açidan fazla önemli degildirler. Sekonder yataklar ise plaserler seklindedir. Kimyasal ve fiziksel açidan dayanikli, özgül agirligi yüksek olan titanyum mineralleri plaser yataklar olusturmaya çok uygundur. Avustralya da çok zengin ve genis yayilimli plaser yataklari vardir. Ülkemizde su ana kadar kayda deger ölçüde bir titanyum cevheri bulunamamistir. Titanyum cevherlerinden sülfat ve klorit yöntemleri ile TiO2 elde edilir. Daha eski olan sülfat yöntemi asiri çevre kirliligine neden olur. Klorit yöntemi ise çok yüksek tenörlü cevher gerektirir. Dünyada su anda ne titanyum cevherleri ne de TiO2 eldesi ve arzi konusunda herhangi bir sorun yoktur. Mevcut rezervler dünya ihtiyacini çok uzun süre karsilamaya yetecek düzeydedir. Ancak mevcut teknolojilerin karmasik olmasi nedeni ile ürün fiyatlari yüksektir. Fiyatlarin yüksekligi de tüketimi sinirlamaktadir. 1.GIRIS 1.1.Tanim ve Siniflandirma Titanyum, periyodik cetvelin 4. gurubunda yer alan, çok sert, gümüsi beyaz, parlak bir elementtir. Ergime noktasi 1660 oC, kaynama noktasi 3287 oC , özgül agrligi 4,5 dur. Metalik halde kuvarsi çizecek kadar serttir. Bu üstün metalik özelliklerine karsin cevher üretiminin çogu metale indirgenmeden TiO2 (titanyum oksit) biçiminde kullanilir. Titanyum nadir bir element ...
The Fast Fourier Transform Ayrık fourier transform bir karmaşık n vektörü başka bir n vektöre çevirir. Transformu yerine getirmek için her parçanın sıfır değerde olduğu hayal edilir. Tanım: Ayrık fourier transform ve matris Fn n ³ 1 için w, 1 sayısının nth dereceden kökü olsun, Fn ¦ij=wij giriş değerleri ile n x n bir matris olsun. N vektörün ayrık fourier transformu P=(p0, p1, ... , pn-1,) ile FnP hesap edilir. FnP nin bileşenleri şunlardır. w0p0+w0p1+ ... + w0pn-2+w0pn-1 w0p0+wp1+ ... + wn-2pn-2+wn-1pn-1 . . . w0p0+wip1+ ... + wi(n-2)pn-2+wi(n-1)pn-1 . . w0p0+wn-1p1+ ... + w(n-1)(n-2)pn-2+w(n-1)(n-1)pn-1 Başka bir formda yazılmak istenirse; pn-1(wi)n-1 + pn-2(wi)n-2 + ... + p1wi + p0 yukarıdaki polinominal denklem aslında pn-1xn-1+ pn-2xn-2+ ... + p1x + p0 denklemidir. w0, w, w1, w2, ... , wn-1 Bu problemi çözmek için divide and conquer algoritması kullanılarak eşitlik daha küçük parçalara bölünerek çözülmeye çalışılır. ...
TERMOMETRE Termometreler cisimlerin sıcaklığını ölçmeye yarayan araçlardır.Çalışma maddesinin sıcaklığa bağlı herhangi bir yararlanılarak düzenlenmiştir.Termometrelerde kullanılan sıvılarda , küçük bir sıcaklık artışına yeterince büyük ve düzgün bir genleşme göstermesi, kimyasal bakımdan kararlı olması, kaynama noktası yüksek, donma noktasının düşük olması aranır. Çalışma maddesi gaz ise, sıvılaşma noktasının düşük olması gerekir. Oda sıcaklığı ölçümünde genellikle alkollü termometre, doktor termometresindeyse ölçüm cıva kullanılır. Ölçülecek sıcaklık aralığına göre çok çeşitli termometreler vardır en çok kullanılanları şunlardır: 1.CELCİUS: suyun donma noktasını 0 santigrat derece olarak gösterir.Kaynama noktası ise 100 santigrat derece olarak gösterir. 2.FAHRENHEIT:Suyun donma noktasını 32 fahrenheit derece olarak gösterir. Kaynama noktasını ise 212 fahrenheit derece olarak gösterir. 3.KELVIN: Suyun donma noktasını 273 Kelvin derece olarak gösterir.Kaynama noktasını ise 373 Kelvin derece olarak gösterir. TERMOMETRELER, ince cam borudan yapılır.Borunun alt ucu şişkincedir,araya alkol yada cıva doldurulur.Üzerinde derece çizgileri bulunan ince uzun kısmın içindeki hava boşaltılır,sonra ağzı kapatılır.Böylece *ısı arttığı zaman tüpün içindeki sıvı genleşir ve yavaş yavaş yükselir. CELCIUS DERECELİ İsveçli fizikçi Anders CELCIUS (1701-1744) termometrenin derecelendirilmesinde bir sistem önerdi;bu gün bir çok Avrupa ülkesinin ve Türkiye’de bu sistem kullanılmaktadır.CELCIUS,önce cıvalı termometre üzerinde iki nokta saptadı:buzun erime noktasını 0 kaynama noktasını 100 olarak eşitledi.Sonra 0 ile 100 arasını 99 eşit parçaya böldü;bunlara celcius derece dendi. Daha sonra yazıcı termometre (sıcaklık değişimlerini otomatik olarak bir kağıda kayıt eder.) ...
TABAKALI ORTAMDA SONLU KAYNAK Tabakalı ortamda sonlu kaynak tanımı genelde , EM dalga üretici olarak kullanılan manyetik kutup , büyük bir halka , yatay manyetik kutup , elektrik kutup vb kaynakları için yapılır. Çözüm , düzlem dalga çözümü ve karmaşık geliş açısı ile elde edilen çözümlerin birleştirilmesi ile elde edilir.Problem önceki bölümlerde elde edilen TM ve TE tanımları kullanılarak basitleştirilebilir.Tanım olarak sınır-değer probleminin çözülmesi gerekir.Fiziksel değişimin (parametreler) yalnızca düşey yönde olduğu varsayıldığından (z +) kısmi türevler denklemi , yalnızca z’ye bağlı türev denklemine indirgenebilir.Bu indirgeme Hankel dönüşümü veya 2B Fourier dönüşümü ile yapılır. f(x,y,z) ›FD2D›F(kx,ky,z) dönüşümlerde x ve y yönlerinde ?’a kadar değişim olmadığı kabul edilir.Fourier ortamında çözüm , tabakalı ortam için düzlem dalga empedans bağıntıları ile elde edilir ve çözüme ters fourier dönüşümü uygulanır.Bu yolla elde edilen çözüm , düzlem dalga ile sürekli değişen , karmaşık geliş açısı için elde edilen çözümlerin birleşimi (super position) olacaktır. Sınır-değer probleminin genel çözümü , homojen olmayan türev (diferansiyel) denkleminin özel çözümü ile homojen denklemin genel çözümlerinin toplamından oluşacaktır.Çözüm için gerekli genel çözümler , TM ve TE modları kullanılarak bu bölümde elde edilecektir.FD ortamından dolayı genel çözümler kx ve ky ‘ye bağlı olacaktır.2. adımda seçilen kaynak türüne göre özel çözümler elde edilip genel çözüme eklenecektir.Genel çözümdeki katsayılar , yansıma katsayıları kullanılarak elde edilir. Genel çözüm , kaynağın olmadığı ortamda A , F (vektör potansiyelleri) elektrik alanlar için ve manyetik alanlar için tanımlanırsa ; H= x A E=- x F bağıntıları ile aralarındaki ilişki verilebilir. A=Auz (TM) F=Fuz (TE) TM ve TE vektör potansiyelleri , A ve F skaler potansiyelleri gösterir ve 2A+k2A=0 2F+k2F=0 koşullarını sağlamalıdırlar. Son iki bağıntı; ...
T.C. GGEBZE YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ FİZİK II DERS ÖDEVİ DOPPLER ETKİSİ DANIŞMAN: Gülay BİRKÖK ÖĞRENCİ: İsmail TÜREL / 01104406 KOCAELİ - 2002 Doppler Etkisi Doppler etkisi, göreli haraket eden bir cisimden gelen ışığın değişmesidir. Sadece bakış doğrultumuz yönündeki haraketler etkilidir. Su dalgası gösterimi Bir bot dalgalar yönünde hareket ediyorsa, dalga tepeleri botun altını botun hareket etmemesi durumuna göre daha hızlı çarpacaktır. Benzer şekilde Bot dalgalardan uzaklaşacak biçimde hareket ederse, dalga tepeleri Botun sabit kalması durumundan daha yavaş çarpacaktır. Ses dalgaları Ses dalgasının frekansı gözlemciye yaklaşıyorsa artacak, gözlemciden uzaklaşıyorsa azalacaktır. Bu durumu bir arabanın veya bir trenin sizin yanınızdan geçmesi sırasında farketmiş olabilirsiniz. Elektromanyetik Dalgalar - Işık Aynı olaylar ışık içinde geçerli olmaktadır. Atomların yaydıkları ışığın kesikli olması nedeniyle onların hareketlerini (hızını) frekansta görülen kaymadan belirlenir. Hatırlatma: Tayf Çizgisi Hareketli Cisimden Gelen Işınımın Frekansının (ve Dalgaboyunun) Kayması Maviye ve Kırmızıya Kayma Yaklaşan Kaynaklar Tayfsal çizgiler yüksek frekanslara doğru kayar => kısa dalgaboylarına Tayfı maviye kaymıştır Uzaklaşan Kaynaklar Çizgiler düşük frekanslara doğru kayar => uzun dalgaboylarına Tayfı kırmızıya kaymıştır Doppler Kayması Lamda dalgaboyundaki değişim hızla orantılıdır. burada vr dikine hızdır. pozitif hızlar => uzaklaşan negatif hızlar => yaklaşan anlamındadır. Doppler Kaymasına Örnek Bir yıldızın Balmer çizgilerinden H-alfa çizgisi 6565 Ade ölçülmüştür. Bu yıldızın dikine hızı ne kadardır? (H-alfa çizgisinin durağan dalgaboyu = 6563 A.) Yıldız bizden uzaklaşmaktadır (büyük dalgaboyu) Buradan vr = 91 km/sn elde edilir. ...
T.C. GGEBZE YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ FİZİK II DERS ÖDEVİ DOPPLER ETKİSİ DANIŞMAN: Gülay BİRKÖK ÖĞRENCİ: İsmail TÜREL / 01104406 KOCAELİ - 2002 Doppler Etkisi Doppler etkisi, göreli haraket eden bir cisimden gelen ışığın değişmesidir. Sadece bakış doğrultumuz yönündeki haraketler etkilidir. Su dalgası gösterimi Bir bot dalgalar yönünde hareket ediyorsa, dalga tepeleri botun altını botun hareket etmemesi durumuna göre daha hızlı çarpacaktır. Benzer şekilde Bot dalgalardan uzaklaşacak biçimde hareket ederse, dalga tepeleri Botun sabit kalması durumundan daha yavaş çarpacaktır. Ses dalgaları Ses dalgasının frekansı gözlemciye yaklaşıyorsa artacak, gözlemciden uzaklaşıyorsa azalacaktır. Bu durumu bir arabanın veya bir trenin sizin yanınızdan geçmesi sırasında farketmiş olabilirsiniz. Elektromanyetik Dalgalar - Işık Aynı olaylar ışık içinde geçerli olmaktadır. Atomların yaydıkları ışığın kesikli olması nedeniyle onların hareketlerini (hızını) frekansta görülen kaymadan belirlenir. Hatırlatma: Tayf Çizgisi Hareketli Cisimden Gelen Işınımın Frekansının (ve Dalgaboyunun) Kayması Maviye ve Kırmızıya Kayma Yaklaşan Kaynaklar Tayfsal çizgiler yüksek frekanslara doğru kayar => kısa dalgaboylarına Tayfı maviye kaymıştır Uzaklaşan Kaynaklar Çizgiler düşük frekanslara doğru kayar => uzun dalgaboylarına Tayfı kırmızıya kaymıştır Doppler Kayması Lamda dalgaboyundaki değişim hızla orantılıdır. burada vr dikine hızdır. pozitif hızlar => uzaklaşan negatif hızlar => yaklaşan anlamındadır. Doppler Kaymasına Örnek Bir yıldızın Balmer çizgilerinden H-alfa çizgisi 6565 Ade ölçülmüştür. Bu yıldızın dikine hızı ne kadardır? (H-alfa çizgisinin durağan dalgaboyu = 6563 A.) Yıldız bizden uzaklaşmaktadır (büyük dalgaboyu) Buradan vr = 91 km/sn elde edilir. ...
SÜRTÜNME KUVVETLERİ Sürtünme kuvvetleri basit ve oldukça genel kanunlarla tanımlanabilir.Böylece sürtünme kuvvetlerinin nedeni tam olarak bilinmeden birçok problem çözülebilir.Sürtünme kanunlarının uygulamalarına geçmeden önce kısaca bu kuvvetlerin kaynağını ve doğasını içeren görüşleri inceleyelim. Kütlesi m olan bir bloğu uzun ve yatay bir masa üzerinde Vo başlangıç hızı ile harekete geçirirsek bir süre sonra duracaktır. Bunun anlamı hareketi sırasında bloğun, hareket yönüne zıt yönde bir ortalama ivme a hissetmesidir. Eğer (eylemsiz bir koordinat sisteminde) herhangi bir cisim ivmeleniyorsa ,Newton’un ikinci kanunu kullanılarak harekete neden olan kuvvet tanımlanır. Öyleyse masa üzerinde kayan bloğun yavaşlamasının nedeni masa tarafından bloğa uygulanan ve ortalama değeri m.a olan sürtünme kuvvetidir. Bir cisim başka cisim üzerinde kayarak hareket ediyorsa,cisimlerin herbiri diğerine kayma yüzeyine paralel sürtünme kuvveti uygular.Herbir cisim üzerine uygulanan sürtünme kuvveti , o cismin diğerine göre göreli hareketine zıt yöndedir. İki cisim arasında göreli hareketin olmadığı durumlarda da yüzeyler arasında sürtünme kuvveti var olabilir. Şimdiye kadar etkilerini ihmal ettiğimiz halde sürtünmenin günlük yaşantımızda yeri çok önemlidir. Örneğin dönen bir şaft sadece sürtünme kuvvetinin etkisiyle durdurulabilir.Bir otomobilde,motor gücünün %20’ si sürtünme kuvvetine karşı koymak için harcanır. Öte yandan sürtünme olmaksızın rahatlıkla yürüyemeyecek, kurşun kalemi elimizde tutamayacak, tutabilsek bile yazı yazamayacaktık ve kara taşımacılığı mümkün olmayacaktı. Sürtünme kuvvetleri cismin ve içinde bulunduğu ortamın özellikleri cinsinden nasıl ifade edilebilir? Bu amaçla kuru (yağlanmamış) bir yüzeyin bir başka yüzey üzerinde (yuvarlanmadan) kaymasını düşünelim. Daha sonraki bölümlerde göreceğimiz gibi, sürtünme, mikroskobik düzeyde bakıldığında oldukça karmaşık bir olaydır ve kuru yüzeylerdeki sürtünme kuvvet kanunları ampirik ve yaklaşıktır. Bu kanun...
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Sona Git >>
Sonuçlar 1 - 30 Toplam: 266