.

http://www.edubilim.com/ana




Elektronik

DosyalarEkleme Tarihi

Sıralama : İsim | Tarih | Tıklama [ Artarak ]
iiÖÖçs Elektriğin “Dahi”si Bilim ve Ütopya, Mart 2000 19. yy’dan 20.yy’a girerken degisen dünyamiz ve Tesla 19. yy’dan 20.yy’a girerken en önemli degisim burjuva devrimlerinin yarattigi toplumsal ortam sayesinde gelisen bilim ve ardindan gelen teknolojik devrimlerle yasandi. Sanayi devrimi, buharli makinalarin icadi ve çok kisa bir süre sonra elektrikli motorlar derken arabalar, uçaklar ve uzay araçlari. 19.yy’a kadar ki dünyanin bu yüzyilin ikinci yarisindan sonra nasil muazzam bir teknolojik degisiklik yasadigini gösteren güzel bir örnek vardir. M.Ö. 7.yy larda Odysseia’nin gemilerinin hizi yelkenle gittiklerinde saatte 3 mil kadardir. 6-4. yy larda ise bu hiz ancak 3 kat artirilabilmistir. Denizcilikde önemli gelismelerin yasandigi 16.yy da ise günlük hiz 2 bin sene öncesinden ancak 40 mil fazladir. Ancak buharli gemilerle birlikte ulasimin hizi muazzam derecede artmistir. Artik niceliksel degil niteliksel bir degisimden söz edilmektedir. Ve 19.yy in sonlarinda telgraf ve radyonun icadiyla ulasim ve iletisimin yollari birbirinden ayrilmi?, dünya bugün iddia edildigi bir “global köy” olma rotasina girmistir. Mekanlarin uzakligi iletisimde “önem”ini yitirmistir. 1900’ün baslarinda daha ilk uçus denemeleri yapilirken insanoglu bundan sadece 50-60 yil sonra uzaya çikmaya baslamis, 1969 yilinda Ay’a ayak basmistir. Tüm insanlik tarihine baktigimizda bu büyük degisimler çaginin yasanmasini saglayan, burjuva devrimleri ve ardindan bu sosyal yapi ile sinirli teknolojik devrimler olmustur. Iletisim ve enerji teknolojileri, çagimizin en önemli belirleyiclerindendir. Iste burada kisaca hayatindan bahsedecegimiz kisi de bu açidan baktigimizda bugünkü dünyamizin yaraticilarindan belki de en önemlisi ve o oranda da en unut(tur)ulmus olanidir. Uzak görüslülügü toplumsal sistemin sinirlarinin disina çikmis ve kaçinilmaz olarak bastirilmistir. Yine de adinin literatürden tamamen silinmesi olanaksizdir. Çünkü bize bugün bu kisiyi hatirlatacak çok sey vardir. Hakkinda b...
YÜKSEK GERİLİMLİ ENERJİ İLETİM HATLARI VE TRAFO İSTASYONLARI Özet: Enerji iletim hatlarının, yüksek gerilim ve akımlarından dolayı çevresinde elektrik ve magnetik alanlar meydana getirdiği, alçak frekanslı (50Hz) alanların çevredeki bitki örtüsü, hayvanlar ve insanlar üzerine etkileri merak ve araştırma konusu olagelmiştir. Bu araştırmalar kesin sonuçlara varamadığından dolayı da konuyla ilgili açık ve net kurallar ortaya konamamıştır. Bu çalışmamızda Türkiye’de ki iletim sistemi tanıtılmaya çalışılacak, buna bağlı olarak da gerilim seviyeleri ile hat uzunlukları verilecektir. Ayrıca tesislerin yapımı sırasında elektrik ve magnetik alanlar için uyulan kurallar ile elde edilen neticeler hakkında bilgi verilmeye çalışılacaktır. Giriş: Etibank bünyesinde iken 1970 tarihinde köy ve kent elektrifikasyonu da dahil olmak üzere Türkiye’nin elektrik enerjisi gereksinimini planlamak, projelendirmek, tesisisni ve işletmesini sağlamak üzere büyük bir kamu örgütlenmesi olarak yapılandırılan TÜRKİYE ELEKTRİK KURUMU (TEK) hizmetine 22 yıl devam etmiştir. 12/08/1993 tarih ve 93/4789 sayılı bakanlar kurulu kararnamesi ile ikiye bölündü ve TEAŞ – TEDAŞ adı ile iki ayrı iktisadi devlet teşekkülü olarak ayrı ayrı yeniden teşkilatlandırıldı. İletim TEAŞ tarafından gerçekleştirilmekte, dağıtım TEDAŞ ile imtiyazlı şirketler tarafından yürütülmektedir. TEDAŞ 1995 yılından itibaren 7 bağlı ortaklık ve dağıtım müesseselerine dönüştürülmüştür. TEAŞ da ise enerji iletim santrallerinin özelleştirilmesi (İşletme hakkının devri.) ve iletim grubunun da kamuda bırakılması gibi bir görüşle çalışmalar devam etmekte olup; Türkiye Ulusal İletim Sistemi (TUİSO), Merkezi Alıcı – Merkezi Satıcı (MAMS) veya Türkiye İletim Anonim Şirketi (TİAŞ) olarak organigram çalışmaları devam etmektedir. Ülkemizde ilk 154 kV’luk enerji iletim hattı ve trafo merkezi 1927 yılında Silahtarağa Termik Santralı ve Yedikule Trafo Merkezi arasında tesis edilmiş ve işletmeye açılmıştır. D...
YÜKSEK GERİLİM HATLARI ÇEVRESİNDEKİ MAGNETİK ALANLARIN HESABI Özet: Yüksek gerilim hatlarının çevrelerinde oluşturdukları elektromagnetik alanlar nedeniyle çevre etkileri konusundaki endişeler, bu konuya olan ilgiyi ve duyarlılığı arttırmıştır. Bu çalışmada, 380 kV’luk, üç fazlı, iletkenleri yatay düzende yerleşik bir yüksek gerilim hattı için çevresindeki magnetik alan dağılımının hattan akan akımın değeri ile, hattan uzaklıkla ve yerden yükseklikle değişimi hesaplanarak incelenmiştir. Elde edilen endüstriyel frekanslı magnetik alan dağılımı ve düzeyleri, insan sağlığına ve çevreye etkime sınırları bakımından değerlendirilmiştir. GİRİŞ Yüksek gerilim hatları ve güç santralları gibi yüksek akım ve yüksek gerilim ile çalışan elektrik güç sistemleri çevresindeki ortamlarda yüksek elektromagnetik alanlar söz konusudur. Elektromagnetik alanların canlılara etkileri konusundaki belirsizlik, konudan uzak olanlarda korku ve endişe, konuyla ilgilenenlerde de bu alanların dağılımı, düzeyi ile etkileşimin sınırı ve etkileri arasında ilişki kurmaya yönelik ilgi yaratmaktadır. Elektromagnetik alanların, biri elektrik, diğeri magnetik alan olmak üzere iki bileşeni vardır. Uygulamadaki farklı durumlar için bu alanların dağılımını hesaplama ve ölçme ile doğru olarak belirleme çabası sürmektedir. Bu çabalar içinde yüksek gerilim hatları çevresindeki alan dağılımı ve düzeyi hakkında bilgileri arttırmak ve çevresindeki canlılara etkilkeri konusunda varsa ilişkiyi kurmak, tasarımları, kuralları buna göre oluşturmak ve insanları bilinçlendirmek ve korumak amacı yatmaktadır. Endüstriyel frekanslı magnetik alanlar, insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiye sahip olmada elektrik alanlarına göre daha ağırlıkta olabilirler düşüncesi ile ayrı bir ilgi odağı olmuştur. Bu nedenle yüksek gerilim hatları çevresindeki magnetik alanların hesabına ve ölçülmesine yönelik çokça çalışma yapılmaktadır. Sunulan bu çalışmada, ülkemizde de pek çok yerde karşılaşılan 380 kV’luk, üç fazl...
İNDÜKLEME YASASI Elektromagnetik indükleme. Faraday tarafından bu olayın elektroteknikte büyük bir önemi vardır;elektrik akımı üreten jeneratörlerin (alternatör,dinamo) ve transformatör,radyo elektrik gibi devre kuplajlarının çalışma temelini meydana getirir. Gününmüzde, elektriğin gelişmesinin olağan üstü bir sebeblerinden biridir. Faraday ve Lenz tarafından bulunan ve kesinleştirilen temel indükleme kanunları şu noktalarda toplanır: Bir devre kapsadığı ? indüklame akısı değişebilecek şekilde magnetik bir alan içine yerleştirildiği zaman: Eğer devre açıksa, devrenin uçları arasında ancak ? değiştiği zaman bir elektromotor kuvvet vardır.Bu elektromotor kuvvet, ne bu değişikliğin meydana gelme şekline, ne de bu devrenin önceki durumuna bağlıdır. Devre kapalı olduğu zaman, devrede bir indükleme akımı meydana gelir; bu akımın süresi akımın değişme süresidir ve devrede önceden bulunan akıma bağlı değildir. İndükleme akımnın yönü, indükleyici akının değişimlerine karşı koyan bir akı meydana getirecek yöndedir.Bu nokta, şu iki klasik durumla belirtilebilir: Yer değiştirmeyle indükleme (?’nin değişimleri, magnetik alanı meydana getiren sistemin ve devrenin durumundaki değişimlerle sağlanır: msl.: alternatör, dinamo).İndüklenmiş akım şeklinde görülen elektrik enerjisi harcanan mekanik enerjiyle eşdeğerlidir. Akımın yönü, akıma etki eden Laplace kuvvetlerinin harekete karşı koyan bir iş yapmasını gerektiren yöndür. Yer değiştirmeden meydana gelen indükleme (?’nin değişimi, mekanik enerji işe karışmadan, sadece magnetik alan meydana getiren sistemin değişmesiyle meydana gelir: msl.: radyo dalgalarıyla alma). Bu durumda, indüklenmiş akıma bağlı olan yeni alanın ?’ akısı, her zaman ?’nin değişimlerine karşı koyar. ? büyüdüğü zaman, ?’ buna karşı koyar. Bu olay akımın yönünü tayin eder(Amper adamı kuralı). ? küçüldüğü zaman ?’, ?’ye eklenirve akım yön değiştirir. Nicel kanunlar: 1) Bir devre indüklemeyle meydana gelen E elektromotor kuvveti E = ¦ d ...
İNDEX BÖLÜM 1 ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİNİN TANIMI, TARİHÇESİ VE ÇALIŞMA ALANLARI Endüstri Mühendisliğinin Tanımı...............................................................1 Endüstri Mühendisliğinin Gelişimi.............................................................2 Endüstri Mühendisliğinin İşletme Organizasyonundaki Yeri...................3 Endüstri Mühendislerinin Görevleri............................................................7 BÖLÜM 2 İNSAN MAKİNE SİSTEMLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ SÜRECİNDE ENDÜSTRİ MÜHENDİSLERİNE DÜŞEN GÖREVLER Giriş.............................................................................................................12 İnsan Makine Sistemlerinden Kaynaklanan Temel Sorunlar.................13 İnsan Makine Sistemlerinin Geliştirilmesinde Çalışma Koşullarının Düzenlenmesi..............................................................................................15 2.3.1. İnsan Makine Sistemlerinde Bireyin Bedensel Duruş Şeklinin Dikkate Alınması.............................................................................17 2.3.2. Çalışma Araç ve Gereçlerinin Düzenlenmesi..............................17 2.3.3. İnsan Makine Sistemlerinde Çalışma Çevresi Koşullarının Düzenlenmesi...................................................................................18 2.3.4. İnsan Makine Sistemlerinde Çalışma Zamanları ve Dinlenme Aralarının Düzenlenmesi.................................................................18 2.4. İnsan Makine Sistemleriİşin İnsana Uygun Şekilde Örgütlenmesi “İş Yapılandırma”.......................................................................................19 2.4.1. İnsan Makine Sistemlerinde İş Yapılandırmasının Kavramsal Temelleri ve Uygulama Şekilleri.............
İÇİNDEKİLER: 1. GİRİŞ 5 2. MİKROİŞLEMCİ MİMARİSİ 5 2.1. CISC İŞLEMCİLER 6 2.2. RISC İŞLEMCİLER 6 3. MİKROİŞLEMCİ ÖZELLİKLERİ 7 4. 8 BİT MİKROİŞLEMCİLER 9 5. 16 BİT MİKROİŞLEMCİLER 9 6. 32 BİT MİKROİŞLEMCİLER 10 7. 64 BİT MİKROİŞLEMCİLER 11 8. 8086 / 8088 MİKROİŞLEMCİSİ 13 8.1. İç Mimarisi 13 8.1.1. Yürütme Birimi (Execution Unit - EU) 14 8.1.2. Yol Arabirimi (Bus Interface Unit - BIU) 15 8.2. Hafıza Mimarisi 17 8.2.1. Kaydediciler 17 8.2.2. Mantıksal ve Fiziksel Hafızalar 20 8.2.3. Segmentli Hafıza Yapısı 22 8.3 DIŞ MİMARİSİ 23 PENTIUM 26 PENTIUM VE 486 MİMARİLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI 26 PENTIUM MİMARİSİ 27 DIŞ VE İÇ MİMARİ 28 HAFIZA YAPISI 29 İŞ HATTININ YAPISI 30 PENTIUM PRO 31 HAFIZA YAPISI 33 İŞ HATTININ YAPISI 33 PENTIUM PRO KOMUT YÜRÜTMESİ 35 PENTIUM MMX (=MULTIMEDIA EXTENTION) 35 DIŞ VE İÇ MİMARİ 36 HAFIZA YAPISI 36 PENTIUM MMXİN TEMEL ÖZELLİKLERİ 37 CELERON İŞLEMCİLER 37 PENTİUM II İŞLEMCİLER 40 İŞLEMCİ YAPISI 41 Hafıza Yapısı 42 PENTIUM III İŞLEMCİLER 42 İŞLEMCİ YAPISI 43 P6 Dinamik İşleme Mimarisi 43 Birbirinden Bağımsız Veri Yolu (DIB) 44 Non-Bloking Level 1 Cache 44 256 KB, Level 2 Advanced Transfer Cache 44 NON-BLOKING LEVEL 2 CACHE 44 İleri Sistem Tamponu 45 Internet Kayan SIMD Uzantıları 45 Sistem Veri Yolu 45 Intel İşlemci Seri Numarası (CPU-ID) 46 PENTIUM IV 46 P6 (PentiumProdan P-IIIe kadar) işhattı (pipeline): 47 20 kademeli Pentium-4 (Williamette) İşhattı : 47 FPU ve SSE 50 KAYNAKÇA: 52 1. GİRİŞ Mikroişlemci, bilgisayarın değişik birimleri arasında veri akışı ve veri işleme görevlerini yerini getiren büyük ölçekli veya çok büyük ölçekli entegre devredir. Mikroişlemci entegre devresi, yazılan programları meydana getiren makine kodlarını yorumlamak ve yerine getirmek için gerekli olan tüm mantıksal devreleri içerir. (Tanrıkoloğlu; Küçükali ) Merkezi işlem bir...
İÇİNDEKİLER 1. ÖLÇME VE ÖLÇME ALETLERİ 2. KUMANDA ALETLERİNİN TANITIMI 3. ANA AKIM VE KUMANDA DEVRELERİ 4. DOĞRU VE ALTERNATİF AKIM JENERATÖRLERİ 5. ELEKTRİK MOTORLARI 6. ELEKTRİK MOTORLARININ REVİZYONU 7. AKÜMÜLATÖRLER 8. ELEKTRİK TESİSAT MALZEMELERİ 9.TRANSFORMATÖRLER ÖLÇME VE ÖLÇME ALETLERİ Ölçmek karşılaştırmak demektir.Elektrik ölçmeleri uzunluk,ağırlık ölçmeleri gibi basit değildir.Bütün elektrik devrelerinin düzgün bir şekilde çalışabilmesi için elektrik büyüklüklerinin ölçülmesi ve bilinmesi gerekir.Bu bakımdan bu büyüklükleri ölçülmesi ve bilinmesi gerekir.Bu bakımdan bu büyüklükleri ölçen hassas ölçü aletlerine gerek vardır. Bir devrede ölçülerek değerler,birimleri ve bu ölçmede hangi ölçü aletlerinin kullanılacağı aşağıdaki cetvelde görebiliriz: Ölçülecek Değer Birimi Ölçü Aleti Akım Şiddeti Amper Ampermetre Gerilim Volt Voltmetre Güç sayısı cosq Cosq metre Frekans Hz Frekansmetre Direnç Ohm Ohmmetre Elektrik işi Kwh Sayaç Güç Watt Wattmetre Bu ölçmeleri yapabilmek için çeşitli tip ölçü aletleri yapılmıştır.Her ölçü aletinin üzerinde bazı rakam ve işaretler bulunur. ÖLÇÜ ALETLERİ İŞARETLERİ Doğru akım için Döner bobinli alet Doğru ve alternatif akım için Redresörlü Alternatif akım için f=50 hz Yumuşak demirli Üç fazlı(bir ölçme sistemli) Döner demirli alet Üç fazlı(iki ölçme sistemli) Endüksiyon tipi Üç fazlı8üç ölçme sistemli9 End. Çapraz bobinli Aletin %1,5 hata sınıfı Elektrotermik Aletin sınıfı belirli skalalı tip Bimetal ölçü aleti Aletin mutlak hatası Elektrostatik alet Cihaz dik kullanılacak Titreşimli alet Cihaz yatay kullanılacak Elektrodinamik Eğik kullanılacak Döner mıknatıslı Yalıtkanlık deneyi 2 kv la y...
Üç Fazlı Asenkron Motorlar Üç Fazlı Asenkron Motorların Yapısı Sanayi tesislerinde elektrik enerjisini dairesel harekete çevirebilmek için motorlar kullanılır. Uygulamada onlarca çeşitte elektrikli motor karşımıza çıkmaktadır. Ancak, asenkron motorların kullanılma oranı en yüksek olup % 90lar seviyesindedir. Yani, kullanımdaki her 100 motorun 90ı asenkron tiptedir. Bu bölümde yaygın bir kullanım alanına sahip asenkron motorların yapısı, özellikleri, çalışması hakkında temel bilgiler verilecektir. 1.1. Asenkron Motorların Üstünlükleri I. Sürekli bakım istemez. II. Yük altında devir sayıları çok değişmez. III. Elektronik devreyle devir sayısı kolayca ayarlanabilir. IV. Fiyatı diğerlerine oranla ucuzdur. V. Çalışma anında ark (kıvılcım) üretmez. VI.Bir ve üç fazlı olarak üretilebilir. 1.2. Asenkron Motor Çeşitleri Asenkron motorlar faz sayısına göre iki çeşittir: I. Bir Fazlı Asenkron Motorlar: Küçük güçlüdür. Çamaşır makinesi, pompa, buzdolabı gibi cihazlarda kullanılırlar. II. Üç Fazlı Asenkron Motorlar: Sanayide çok yaygın olarak kullanılan motor çeşididir. Asenkron motorlar rotorlarının yapısına göre iki çeşittir: I. Rotoru kısa devre çubuklu asenkron motorlar. II. Rotoru sargılı (bilezikli) asenkron motorlar. 1.3. Üç Fazlı Asenkron Motorların Parçalarının Yapısı ve Özellikleri Uygulamada çok yaygın olarak kullanılan asenkron motorlar çeşitli bölümlerden olu²ur. Şimdi bunları inceleyelim. Stator Asenkron motorun duran bölümüdür. 0,4-0,8 mm kalınlığında bir tarafı yalıtılmış sacların özel kalıplarda paketlenmesiyle üretilir (resim 4.2). Stator, motorun en önemli parçasıdır. Bu parçanın iç kısmında emaye izoleli bakır telden yapılan sarımlar bulunur. Sarımların görevi AC enerji uygulandığında manyetik alan doğurarak rotorun dönmesini sağlamaktır. 1.3.2. Rotor Asenkron motorun dönen bölümüdür. Rotor, ince çelik sacların...
WARD LEONARD SİSTEMİ LEONARD BAĞLI SERBEST İKAZLI BİR DOĞRU AKIM MOTORUNUN DEVİR SAYISI AYARI Geniş bir saha üzerinde doğru akım motorunun devir sayısını sürekli olarak değiştirmek için Şekil 1.’de bağlantı kullanılır. Bu ayar sisteminde iş makinesini tahrik eden M motoru özel bir ayar generatörü tarafından beslenir. Generatör motor ile doğrudan doğruya bağlıdır, endüvi devresinde herhangi bir yolverme - yahut ayar direnci yoktur. Generatör ve motorun ikaz sargıları, generatör ile aynı mil üzerin-de bulunan ayrı bir ikaz makinesinden beslenir. Generatör ve ikaz makinesi üç fazlı bir DM senkron yahut, asenkron motorun sabit devir sayısı ile dönerler. Bu bağlantıda ikaz akımı düşürülerek generatör uçlarındaki gerilim oldukça küçük bir değere ayarlanabilir ki, artık motor için bir yolverme direncine lüzum yoktur. Şekil 1. Lıcnard ayarının prensip bağlantı şeması. Lüzum hasıl olduğu zaman motorun dönüş yönü ikaz akımının polaritesi değiştirilerek çevrilebilir. Bu suretle generatör ve motor uçlarının polaritesi de değişir ve dönüş yönü çevrilmiş olur. Bütün ayar işlemleri makinelerin ikaz devresinde yapıldığından ayar cihazları çok daha hafiftir. Bu bağlantının esas üstünlüğü devir sayısının geniş bir saha içinde basit tarzda değiştirilebilme imkânıdır. Leonard bağlı orta güçlü motorların normal ayarında generatör gerilimini değiştirerek 6:1 ile 8:le kadar bir devir sayısı ayar sahası elde edilir. Bu, ayar sahası M motorunun ikaz akımı değiştirilerek ortalama olarak 2 : l oranında büyütülebilir. Böylece toplam devir sayısı ayar sahası k 3 - 12 : l ilâ 16 : l değerine erişir. Motor devir sayısının ayar sahası burada aşağıda bildirilen hususlarla sınırlıdır. Alan zayıflatılmasında üst sınır, daha önce gösterildiği gibi komütasyon şartları ile tesbit edilir; komütasyon devir sayısı yükseldikçe fenalaşır. Alt taraftan ayar sahası generatörün artık magnetizması ile sınırlanmıştır. Bu sebepten düşük devir sayılarında tam yük altında endüvi devresindeki g...
Türbin Kanatlarının Yeniden Kaplanması Modern türbin kanatlarını hızlanmış sıcak çürüme atağından korumak için, bunlara çürümeye dirençli kaplama sağlanır. Bu kaplamalar, baskın olarak paket sementasyon, plazma püskürtme veya fiziksel buhar biriktirme prosedürü ile uygulanır. Ticari olarak sunulan kaplama varyantlarının sayısı oldukça akıl karıştırıcıdır, hangi işlemin hangi malzeme ile kullanılması gerektiği konusunda özel tavsiyeler vermek pratik olmayacaktır. Genelde, imalatçı her bir spesifik kanat sırasına en uygun kaplamayı belirlemek konusunda en iyi pozisyondadır. Farklı çalıştırma koşulları sebebiyle, kanatlar maruz kaldığından, imalatçı her zaman kanat kaplamasının ilgili taban malzemesine uygunluğunu, çalıştırma sıcaklıkları, yakıt tipi, hem Tip I hem de Tip II çürümeye uygunluk, kaplamanın tekrarlanabilirliği olduğu kadar maliyet fonksiyonunu da hesap ederek tercihte bulunmalıdır. Bu kararlar büyük sayıda ünite üzerinde uzun süreli çalıştırma deneyimine ve farklı kaplanmış kanatlarla yapılan özel mukayeseli araştırmalara dayalıdır. Şekil 15, bu tip bir programın bir kısmını göstermektedir. On farklı kaplama sistemi bir Model V93 gaz türbininin birinci aşama kanatları üzerinde test edilmiştir. Bu özel makine taban yüklenmiş, ve bozuk mazot ve kompresör giriş havasındaki yüksek sodyum kirliliğine bağlı çürütücü koşullara maruz bırakılmıştır. Sonuçlar şekil 15’in alt yarısında sunulmuştur. Kaplamaların çoğu, ilk penetrasyondan önce 5.000 civarında tutuşmalı saat geçirdiler. Üç başka kaplama 10.000 ve 20.000 saat arasında bir işlem süresine dayandı. Sadece kromlu kanatlar, diğer tüm kaplama sistemleri ne ayrı bir üstünlük gösterdiler. Plazma püskürtme teknikleri daha da geliştirilerek, daha yüksek bir türbin giriş sıcaklığında çalışan başka bir Model V94 gaz türbinine test esasına göre daha yeni kaplamalar takıldı. Bugüne kadar, tüm Siemens/KWU deneyimi açıkça halihazırda elverişli kaplamaların bugünün modern dayanıklı sabit gaz türbinlerinin kanatlarını...
TV ve Video Formatları Günümüzde kullanılan TV Standartları : PAL - NTSC – SECAM.Türkiye de kullanılan TV Standartı PAL ( Phase Alternation Line )PAL 625 satır dan oluşan ve saniyede 25 kare den oluşan görüntü formatıdır. PAL 50 Hz de bir kare görüntü 2 alan (field) dan oluşmaktadır.Bu durumda bir alan 312.5 satır içermektedir. Bazı özel videolar bir alan icerisine 2 yada daha fazla resim (picture) koyabilmektedir.Eğer böyle bir özel kamera bir alan (field) için 2 picture kullanıyorsa görüntü yakalama hızı bu durumda 100 Hz olmaktadır.Örnek: 50 Hz PALStandart Video oynatıcısı iki alanı (field) birleştirerek bir kare yi gösterir. VHS video kayıt ve okuma formatı her alan için 262.5 satırdan oluşur. (not: 262.5 x 2 = 525 satır !!!
TStepMotorCont Tarih: 03.01.2002 > Kaç kez okundu? 878 Paralel portun çalışma mantığı, paralel porta veri göndermek ve veri almak , step (adım) motorların çalışma prensipleri, step motorların bilgisayar tarafından kontrolü.Delphi yardımıyla uygulama geliştirmek , Step motor kontrol eden bir nesne (bileşen) tasarlamak. Proje 1. Bölüm Bu kısımda projenin donanımsal (hardware) kısmı hakkında genel bilgi verilecektir. Paralel port ve Stepper motorların çalışma yapıları anlatılacaktır. Paralel portun yapısı Paralel portlar bilindiği üzere bilgisayara çevre birimleri bağlamak ve bu çevre birimleri ile veri iletişimi için tasarlanmıştır. Paralel port yapı itibariyle 25 tane iletişim pini (bacak) içerir. İki sıra halinde dizilen pinler, üstte 13 tane altta 12 tanedir. Yukardaki şekilde açıkca görülen pinlerin görevleri farklı farkıdır. Yani hepsi veri iletişimine yaramaz. Mesela 18 den 25e kadar olan pinler toprakdır (Ground) gibi bütün pinlerin görevleri farklıdır. 2 den 9a kadar olan pinler data alış/veriş pinleridir. Yani bilgisayar ile çevre birimi arasındaki veri iletişimini 2 den 9a kadar olan 8 pin sağlar... Paralel porta veri göndermek Paralel porta veriler decimal (10luk sistemde) yollanır fakat paralel portta binary (2lik sistem) gibi iş görür. Bunu anlamak için basit bir örnek yapalım. Mesela paralel porta decimal olarak 11 değerini yollamış olalım. 11in 2lik sistemdeki karşılığı nedir? 00001011 dir. Yani bunun anlamı paralel portun data pinlerine 2lik sistemdeki bu verinin iletilmiş olmasıdır. 0 değeri giden pine Logic 0 (0 volt), 1 giden pine ise Logic 1 (+5 volt) yollanmıştır. Yukarıdaki örnekde 2,3,4,5 ve 7 nolu pinlere 0 (sıfır) değeri, 6,8 ve 9 nolu pinlere de 1 değeri gitmiş oluyor. Tüm pinlere 0 değerin gelmesi demek 10luk sistemde 0 değerinin gönderiliyor olması demektir. Tüm pinlere 1 değerinin gelmesi demek (11111111) 10luk sistemde porta 256 değerinin gönderiliyor olması demektir. (Tüm pinler derken, tüm data ...
TRİSTÖRLER Tristör, p-n-p-n olmak üzere dört tabakadan oluşan, bir pozitif geri besleme etkisi ile iletim durumundan kesim durumuna veya kesimden iletime kolaylıkla geçilebilen,diğer bir deyişle çift kararlı (bistabil) çalışma özelliği gösteren bir eleman ailesine verilen addır. İki, üç ve dört terminalli, tek yönde veya her iki yönde de akım geçiren tipleri vardır. Ailenin en çok kullanılan elemanı, SCR (silicon controlled rectifier: silisyum denetimli doğrultucu) olarak bilinen, anot, katot ve kapı olmak üzere üç terminalli, tek yönde akım geçiren elemandır. SCR, ailenin o kadar önemli bir elemanıdır ki gerek yabancı gerekse Türk literatüründe aile ismi ile de anılır. Bu eğilime bizde uyacak ve bundan sonra SCR ve tristör sözcüklerini eşanlamlı kullanacağız. Tristör ailesinin diğer önemli elemanları arasında triyaklar, kapıdan tıkanabilen tristörler, diyaklar ve ünijoksiyon tranzistörler sayılabilir. Bunlar ve diğer elemanlar aşağıda birer birer incelenecektir. Silisyum Denetimli Doğrultucu Tristörler SCR kapı terminaline uygulanan bir işaretle güç akımını denetleyebilen bir elemandır. Fiziksel yapısı ve piyasada bulunan tiplerine bazı örnekler Şekil 2.5’de verilmiştir. Küçük güçlü elemanların imalinde basit bir pnp yapısında hareketle aşağıdaki işlemler yapılır. pnp yapı bir bakır başlık üzerine yüksek sıcaklığa dayanıklı lehimle tutturulur. Katot temas yüzeyi alaşımlanır, böylelikle JI eklemi de gerçekleştirilmiş olur. Kapı ucu yerine kaynaklanır. Katot ucu yerine lehimlenir. Enkapsülasyon yapılır. Daha büyük güçlü (daha büyük yarı iletken alanlı) elemanların imalinde tabakasal bir yöntem uygulanır. Bu yöntemde bütün yüzey bir SiO2 tabaka ile kaplandıktan sonra gerekli pencereler açılır. J1 ekleminin difüzyonla gerçekleştirilmesi daha hassas bir fabrikasyona olanak verir. (Şekil 2.5.b). Son yıllarda elemanların di/dt ’ye dayanma yeteneğini arttırabilmek için interdijitasyon olarak bilinen bir yöntemle daha karmaşık kapı yapıları gerçekleştirilmeye baş...
TRİSTÖR 1597 yılında Amerika Birleşik devletlerinde çok katmanlı yarı iletkenler üzerinde yapılan deneyler General Electric şirketi tarafından prototip bir güç elemanın üretimiyle sonuçlandı ve adına tyristor denildi.Kısaca SCR olarak da tanımlanaır. Tristörlerin; - Boyutlarının küçük olması, - Hafif olması, - İletim yalıtım sırasında ark oluşturmaması, - Güç harcamalarının düşük olması, - Sökülüp takılmaları kolay olması, - İletim yalıtım zamanlarının kısa olması, - Bakım gerektirmemeleri, Uygulamada giderek artan bir oranda kullanılmalarına sebep olmuştur. Tristor üzerinde yapılan çalışmalar değişik özellikte yeni tristörler elde edilmesiyle sonuçlanmıştır. Böylece tristör tek bir elemanın değil güç elemanlarının oluşturduğu ailenin genel adı olmuştur. Tyristör ya da Türkçeleştirilmiş adıyla tristör tetiklenerek iletime sokulabilen bir tek yönlü bir anahtar gibi düşünülebilir.Kumanda akımlarıyla büyük güçleri kontrol etmeye yarar.Yalıtımdayken açık devre, iletimdeyken doğrultucu diyot gibi davranır.PNPN yapıdadır ve üzerinde üç adet uç bulunur. Bunlar katot, anot ve gate (tetikleme) uçlarıdır. İletken olduğu anda üzerindeki akımı katottan anoda doğru geçirir. Gate ucu ise tristörün iletime geçirilmesi için kullanılır.Eğer tristör katot gateli ise pozitif gerilim ile tetiklenir. Anot gateli tristörler ise katoda göre daha negatif bir gerilim verildiğinden tetiklenirler. Tristörler devre üzerinde kullanılırken anot ucuna pozitif katot ucuna da negatif bir gerilim uygulanır.Bu durumda tristör yalıtkandır ve üzerinden herhangi bir akım geçirmez. Tristörün iletime geçebilmesi için gate ucuna tristörün hassasiyetine bağlı olarak küçük bir pozitif gerilim uygulamak gerekir.Artık tristör tetiklenmiştir ve bu tetikleme işlemi saniyenin binde birinde gerçekleşir.Tristör tetiklendiğinde iç direnci yaklaşık 0.2 ohm gibi bir değere düşer.Teorik olarak tristör bu şekilde tetiklenebilse de p...
Transistörler Küçük bir elektronik aygıttır. Elektronik sinyalleri kuvvetlendirmek için kullanılan, zıt yöndeki bir iletkenlik bölgesiyle ayrılmış, belirli iki iletkenlik bölgesinden oluşan, yarı iletkenden yapılmış bileşen. (Transistör sözcüğü günlük yaşamda çoğunlukla jonksiyonlu transistör ile eş anlamlı olarak kullanılır.) Termoiyonik lamba yada kısaca lamba denen elektron tüpünün yerini alan transistörler çok daha küçük, uzun ömürlü ve daha ucuzdur. Transistör, elektronik çağını başlatan en önemli buluştur. Transistör 1948de geliştirilen ABDli mühendisler John Bordeen (1908), Walter H. Brattion (1902-1987) ve William B. Shockley (1910-1989) bu buluşları nedeniyle Nobel Fizik ödülünü paylaşmışlardır. Transistör silisyum ve germanyum gibi yarıiletken bir maddeden yapılır. Transistörler elektronik sanayisinde, örneğin televizyon alıcılarının, hi-fi ses sistemlerinin, işitme aygıtlarının ve daha önemlisi bilgisayarların yapısında kullanılır. Bugün tekil transistörlerin yerini tümleşik devreler almaktadır. Tümleşik devrelerde chip yada yonga denen çok küçük ve ince yarıiletken madde diliminin üzerinde oluşturulmuş, binlerce transistör ve başka elektronik devre elemanları bulunur. Transistör nasıl çalışır İster bir anahtar, ister bir yükseltici, isterse de bir üreteç işlevi görsün, bütün transistörler elektrik direncinin değişmesine dayalı olarak çalışır. Transistörün collector (toplayıcı), base (taban) ve emiter (yayıcı) olarak üç bağlantısı (katmanı) vardır. Base akımı olamadığında collector ile emiter arasındaki direnç o kadar yüksektir ki bu iki bağlantı arasında hemen hemen hiçbir akım geçemez. Ama base bağlantısında küçük bir akım aktarıldığında collector ile emiter arasındaki dirençte çok büyük azalma olur. Dolayısıyla emiter ile collector arasından akım geçebilir. Böylece transistör küçük bir akımın yardımıyla büyük bir akımı denetleyebilir. Transistör bir anahtar olarak kullanıldığı zaman, base bağlantısına küçük bi...
Torna tezgahında kullanılan 3 Kw lık bir elektirik motoru için hesaplanan bu redüktörün,ilk çalışması orta devride, nadiren tam yük altında günde 10 saat çalıştırılarak işletilmektedir. Redüktörün giriş devri 600 dev/dak, çıkış devri 60 dev/dak olaması isteniyor. Projenin işlem adımları ; Dişli modüllerinin hesaplanaması ve dişlilerin boyutlandırılması Dişli mukavement ve ezilme kontrolü 1. ve 2. Kademede oluşan kuvvetlerin gösterilişi ve hesaplanması Yataklara gelen kuvvetlerin hesaplanması ve moment ve kuvvet diyagramlarının çizilmesi Millerin boyutlandırılması , mukavement ve deformasyon kontrolünün yapılması Millerin oturacağı rulmanlı yatak seçimleri Dişli çarklara göre kamaların seçimi Dişli kutusunun ısı kontrolü Olarak bu dişli kutusu projelendirilmiştir. Dişlilerin modüllerinin bulunması Z1 Helisel dişlisinin modül hesapları (1.kademe) Z1 helisel dişlisin malzemesi St 70 seçidi. ?emniyet 200 ?kopma 700 PHem 450 Diş sertliği 210H Ee (elastiklik modülü) 210 x 103 itop = i12 x i34 i12 = 3 kabul edilerek i34 = 3.33 bulunur. i12 = , › olduğu kabül edilerek. › kW › Nm Z1=14 , ß = 15º , ? = 20º kabül edilerek. Zn1= Elektirik motorunun, ilk harekette orta, nadiren de tam yük altında ve günde 10 saat çalışma ile işletiliyorsa. Kiş = 1,3 (kırılma) Kiş = 1,17 (ezilme) Zn1 = 15,53 YF = 3,26 (geometri faktörü) ( talaşlı normal işleme, normal yataklama) KYD = 1,2 (yük dağılımı) KDN = 1,2 (dinamik yük faktörü,hassas işleme için) YC = 1,761 ( x=0 dişlilerde ) Diş dibi kırılmasına göre modül hesabı formülünden yararlanarak mm Diş yüzeyi ezilmesine göre modül hesabı ( helisel kavrama oranı ) Zn1 = 15,53 , ...
Torna tezgahında kullanılan 3 Kw lık bir elektirik motoru için hesaplanan bu redüktörün,ilk çalışması orta devride, nadiren tam yük altında günde 10 saat çalıştırılarak işletilmektedir. Redüktörün giriş devri 600 dev/dak, çıkış devri 60 dev/dak olaması isteniyor. Projenin işlem adımları ; Dişli modüllerinin hesaplanaması ve dişlilerin boyutlandırılması Dişli mukavement ve ezilme kontrolü 1. ve 2. Kademede oluşan kuvvetlerin gösterilişi ve hesaplanması Yataklara gelen kuvvetlerin hesaplanması ve moment ve kuvvet diyagramlarının çizilmesi Millerin boyutlandırılması , mukavement ve deformasyon kontrolünün yapılması Millerin oturacağı rulmanlı yatak seçimleri Dişli çarklara göre kamaların seçimi Dişli kutusunun ısı kontrolü Olarak bu dişli kutusu projelendirilmiştir. Dişlilerin modüllerinin bulunması Z1 Helisel dişlisinin modül hesapları (1.kademe) Z1 helisel dişlisin malzemesi St 70 seçidi. ?emniyet 200 ?kopma 700 PHem 450 Diş sertliği 210H Ee (elastiklik modülü) 210 x 103 itop = i12 x i34 i12 = 3 kabul edilerek i34 = 3.33 bulunur. i12 = , › olduğu kabül edilerek. › kW › Nm Z1=14 , ß = 15º , ? = 20º kabül edilerek. Zn1= Elektirik motorunun, ilk harekette orta, nadiren de tam yük altında ve günde 10 saat çalışma ile işletiliyorsa. Kiş = 1,3 (kırılma) Kiş = 1,17 (ezilme) Zn1 = 15,53 YF = 3,26 (geometri faktörü) ( talaşlı normal işleme, normal yataklama) KYD = 1,2 (yük dağılımı) KDN = 1,2 (dinamik yük faktörü,hassas işleme için) YC = 1,761 ( x=0 dişlilerde ) Diş dibi kırılmasına göre modül hesabı formülünden yararlanarak mm Diş yüzeyi ezilmesine göre modül hesabı ( helisel kavrama oranı ) Zn1 = 15,53 , ...
THE CELL Scientific investigations go hand in hand with technological advances because they provide new opportunities to scientists in their investigations. The single most important technological advance was the invention of the microscope which enabled minute details of the cells to be examined. The ancient microscope, forerunner of the modern microscope, was first discovered by Anton Von Leeuwenhook in about the year 1600. He used it to observe microorganisms. A new microscope was developed by Robert Hooke in 1665. He formed slides from cork and investigated them under microscope. He observed that each section of cork was made up of small identical empty rooms. He first used the term cell to describe these structures. In the following years, informations about cell biology was improved by the investigation of scientists ranging from Mirbel-1802, Oken-1805, Lamarch-1809, Dutrochet-1824 to Turpin-1826. The exact form of cell theory was determined by Schlieden and Schwann in 1838. The cell theory states two basic terms: 1- All organisms are composed of cells There may be structural and functional differences from cell to cell. However, basically they are all made up similar components such as the possession of a nucleus, mitochondria, etc. Focusing on the differences between plant and animal cells, plant cells contain chloroplast to carry out photosynthesis but animal cells do not. A procaryotic bacterium has a mesosome, but eucaryotic cells, lack this structure. On the other hand, viruses can not be structurally considered as having a cell form. 2-All cells originate from identical parent cells by means of cells division. A parent cell divides to form to new daughter cells. These cells mature and divide again into new daughter cells. This means that genetic continuity...
TEMEL ELEKTRONİK A) YARI İLETKENLİ ELEKTRONİK DEVRE ELEMANLARI 1 - Diyot : Diyot tek yöne elektrik akımını ileten bir devre elemanıdır. Diyotun P kutbuna "Anot", N kutbuna da "Katot" adı verilir. Genellikle AC akımı DC akıma dönüştürmek için Doğrultmaç devrelerinde kullanılır. Diyot N tipi madde ile P tipi maddenin birleşiminden oluşur. Bu maddeler ilk birleştirildiğinde P tipi maddedeki oyuklarla N tipi maddedeki elektronlar iki maddenin birleşim noktasında buluşarak birbirlerini nötrlerler ve burada "Nötr" bir bölge oluşturular. Yandaki şekilde Nötr bölgeyi görebilirsiniz. Bu nötr bölge, kalan diğer elektron ve oyukların birleşmesine engel olur. Yandaki şekilde diyotun sembolünü görebilirsiniz. Şimdide diyotun doğru ve ters polarmalara karşı tepkilerini inceleyelim. Doğru Polarma : Anot ucuna güç kaynağının pozitif (+) kutbu katot ucunada güç kaynağının negatif (-) kutbu bağlandığında P tipi maddedeki oyuklar güç kaynağının pozitif (+) kutbu tarafından, N tipi maddedeki elektronlar da güç kaynağının negatif (-) kutbu tarafından itilirler. Bu sayede aradaki nötr bölge yıkılmış olur ve kaynağın negatif (-) kutbunda pozitif (+) kutbuna doğru bir elektron akışı başlar. Yani diyot iletime geçmiştir. Fakat diyot nötr bölümü aşmak için diyot üzerinde 0.6 Voltluk bir gerilim düşümü meydana gelir. Bu gerilim düşümü Silisyumlu diyotlarda 0.6 Volt, Germanyum diyotlarda ise 0.2 Volttur. Bu gerilime diyotun "Eşik Gerilimi" adı verilir. Birde diyot üzerinde fazla akım geçirildiğinde diyot zarar görüp bozulabilir. Diyot üzerinden geçen akımın düşürülmesi için devreye birdr seri direnç bağlanmıştır. İdeal diyotta bu gerilim düşümü ve sızıntı akımı yoktur. Ters Polarma : Diyotun katot ucuna güğ kaynağının pozitif (+) kutbu, anot ucuna da güç kaynağının negatif (-) kutbu bağlandığında ise N tipi maddedeki elektronlar güç kaynağının negatif (-) kutbu tarafından, P tipi maddedeki oyuklarda güç kaynağının pozitif (+) kutbu tarafında çekilirler. Bu durumda ortadaki nö...
Tacetin İkiz / Rapor 4.1 - Diyak Diyak çift yönde de aynı görevi gören bir zener diyot gibi çalışır. Diyakın üzerine uygulanan gerilim diyak geriliminin altında iken diyak yalıtımdadır. Üzerinden sadece sızıntı akımı geçer. Üzerine uygulanan gerilim diyak geriliminin üstüne çıktığında ise siyak iletime geçer. Fakat iletime geçer geçmez diyakın uçlarındaki gerilimde bir düşüş görülür. Bu düşüş değeri diyak geriliminin yaklaşık %20 si kadardır. Diyakın üzerine uygulanan gerilim diyak geriliminin altına da düşse diyak yine de iletimde kalır. Fakat diyaka uygulanan gerilim düşüş anından sonraki gerilim seviyesinin altına düşürüldüğünde diyak yalıtıma geçer. Diyak iki yöndeki uygulanan polarmalarda da aynı tepkiyi verecektir. Diyakın bu özelliklerinin olma sebebi alternatif akımda Şekil-15: diyak gösterimi Şekil-16 da karakteristik eğride görüldüğü gibi diyak üzerine uygulanan gerilim diyak gerilimine ulaşana kadar diyak üzerinden sadece sızıntı akımı geçmektedir. Bu gerilim aşıldığında ise diyak iletime geçer. Diyak ile kaynak arasına bir direnç bağlanarak diyak üzerinden geçen akım sınırlanır. Fakat diyak üzerinden geçen akım mikro akım seviyesine kadar indirilirse diyak tekrar yalıtıma geçebilir. Şekilde de görüldüğü gibi diyak doğru ve ters polarmalara karşı aynı tepkiyi vermektedir . Şekil-16:diyakın karakteristik eğrisi 12 Tacetin İkiz / Rapor 5.1- Triyak : Triyaklar da tristörlerin alternatif akımda çalışabilen türleridir. Triyakın oluşumunda birbirine ters yönde bağlı iki adet tristör bulunmaktadır. Yan tarafta bu birleşim görülmektedir. Herhangi bir alternatif akım devresindeki bir triyakın A1 ucuna (+) A2 ucuna da (-) yönde akım geldiğinde birinci tristör, tam tersi durumda ise ikinci tristör devreye girecektir. Bu sayede triyak alternetif akımın iki yönünde de iletime geçmiş olur. Triyak yüksek güçlü ve alternatif akım devrelerinde güç kont...
T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ELEKTRİK – ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ HERHANGİ BİR ELEKTRİKLİ CİHAZIN ÇALIŞMA PRENSİBİ DANIŞMAN Mustafa TURAN HAZIRLAYAN İbrahim Bahadır BAŞYİĞİT 0101.00001 SAKARYA - 2002 DOĞRU AKIM MOTORLARININ ÇALIŞMA PRENSİPLERİ Doğru akım motoru, doğru akım elektrik enerjisini mekanik enerjiye dönüştüren elektrik makinesidir. Doğru akım motorlarının çalışmasını daha iyi anlamak için önce çalışma prensiplerini görelim. a. İçinden akım geçen bir iletkenin manyetik alan içindeki durumu: Manyetik alan içinde hareket eden bir iletken üzerinde e.m.k. endüklendiğini ve bu e.m.k. ten dolayı devreden bir akım geçtiğini dinamolar konusunda gördük. Şimdi bu durumun tersini inceleyelim: Yani manyetik alan içinde bulunan bir iletkenden akım geçerse ne olur? Şekil 1. İçinden akım geçen iletkenin alan tarafından itilmesi. Şekil: 1’ de görüldüğü gibi N-S mıknatıs kutupları arasına bir a-b iletkeni koyalım ve uçlarını doğru akım kaynağına bağlayalım, iletkenden akım geçtiğinde, iletkenin hareket ettiği görülür, iletken, manyetik alan etkisi dışına çıktığında hareket durur. Manyetik alan içindeki iletkenin itilme yönü, içinden geçen akımın ve manyetik alanın yönüne bağlıdır, iletkenin hareket yönü, sol el kuralı ile bulunur. Sol el Kuralı: Sol el, dört parmak birbirine birleştirilerek iyice açılır. Bu durumda kuvvet çizgileri avuç içinden girecek ve bitişik dört parmak iletkenden geçen akım yönünü gösterecek şekilde tutulursa; baş parmak iletkenin hareket yönünü gösterir. iletkenin alan tarafından itilmesi olayı şu şekilde açıklanabilir: iletken içinden geçen akım, iletken etrafında bir alan oluşturur. Kutuplar arasında ve iletken etrafında,oluşan bu alan, Şekil 2.a’ da görüldüğü gibi, sol tarafta ana alana ters, sağda ise ana alanı kuvvetlendirecek yöndedir. Bunun sonucu kutup alanı Şekil: 2.b’deki durumu alır. Bu durumda alan, iletken üzerind...
T.C. KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ ASTABLE MULTİVİBRATÖR 1 Hz DEVRE NO :10 Aytaç ARIKANLI 000206034 (İÖ III) İZMİT-2002 İÇİNDEKİLER OSİLATÖRLER……………………………………………………………..1 ASTABLE MULTİVİBRATÖR……………………………………...1 Devrede Kullanılan Elemanlar ve Teknik Özellikleri……………………….2 Giriş Uçları…………………………………………………………………..4 Çıkış Ucları………………………………………………………………….4 İşlemsel Yükselteçlerin Devreye Bağlantısı………………………………...5 İdeal İşlemsel Yükselteçlerin Özellikleri…………………………………..7 İşlemsel Yükseltec Yapısı………………………………………………….7 741 Op-amp ile Astable Multivibratör 1 Hz…………………….…….8 Astable 1Hz multivibratör 741 op-amp devresi…………………………...9 osiloskop analizi……………………………………………………………..9 Kapasite şarj deşarj eğrisi……………..……………………..……………10 Sonuç ve Karşılaşılan Sorunlar………………………………………..……11 Kaynaklar…………………………………………………………….12 OSİLATÖRLER Osilatör ve sinyal üreteçleri , elektronikte temel devrelerden sayılır. Çünkü bir dijital saatin çalışması , bir inverter devresinin çalışması ,çeşitli vericilerin çalışması , osilatörlere bağlıdır. O devrenin temel yapısını osilatörler oluşturur Osilatörler ; sinyal jeneratörleri veya işaret kaynakları olarak isimlendirilirler. Osilatörler ;pozitif geri beslemeli amplifikatörlerdir. Amlifikatörlere pozitif geri besleme uygulanarak osilasyon veya değişken işaret üretimi sağlanır. En çok kulanılan dört çeşit değişken işaret vardır. Bunlar;kare, üçgen, testere dişi ve sinüs işaretleridir. İşaret kaynakları da ürettileri isim aldıkları gibi farklı isimler ile de ifade edilirler. ASTABLE MULTİVİBRATÖR (AMV) Astable multivibratör bir kare dalga osilatörüdür. Şekil 1.1 ‘de gösterilmiş olan astable multivibratör , girişindeki kapasite elemanı dışında bir komparatöre benzer. R1 ve R2 bir gerilim bölücü oluşturarak çıkış gerilimi...
System Update Service(SUS) Server Kurulumu ve Yapılandırılması Merhaba arkadaşlar. Başlık oldukça ilginç değilmi? Microsoft’un yeni ürünü SUS (System Update Service Server). Bu benim sizlerle ilk buluşmam. Çok heyecanlıyım. Bu yüzden kolay ama çok faydasını göreceğinize inandığım bir konu seçtim. Eğer sisteminiz de Windows 2000 ve Windows xp’ler varsa size büyük kolaylıklar getirecek bir uygulamadan bahsedeceğim. Üstelik free. Peki nedir bu SUS? Ne işe yarar? Hangi işletim sistemlerini destekler. Bu gibi soruların hepsinin cevabını makalenin sonunu getirdiğinizde bulacaksınız. SUS’un özellikle büyük işletmelere çok büyük kolaylıklar getireceği kanaatindeyim. Susserver internete çıksın yada çıkmasın desteklediği tüm client’ların updatelerini otomatik olarak yapan Windows ailesinin bir ürünüdür. Sus server sadece Windows 2000 server family ve Windows 2003 server family’lere yüklenebilen bir server uygulamasıdır. Desteklediği işletim sistemleri ise Windows 2000 ve üzeri işletim sistemleridir. Sus client ın kurulabilmesi için Windows 2000 pro yada server ve winxp gerekmektedir. Eğer win2000’leriniz sp2 yada üstü kurulu ise ve winxp sp1 yüklü ise sus client zaten yüklü gelmektedir. Sadece onu etkinleştirmek gerekmektedir. Peki nedir bu sus server? Sus server adında anlaşılacağı gibi System Update Service server’ıdır. Networkünüzde bulunan tüm client ve Serverların update’ini yapar. Eğer kontrolünüz altında bulunan bilgisayarların miktarı çok fazla ise ve aynı zamanda bunların bir kısmı Türkçe, bir kısmı İngilizce, bir kısmı 2000, bir kısmı xp ise bunların güncellemelerinin yapılması özelliklede internet bağlantısı olmayan bilgisayarlarda çok problem yaratmaktadır. Diğerleri internete bağlı da olsa aynı patchleri hepsi için indirmeniz gerekmektedir. Eğer proxy kullanıyorsanız tüm çlient ve Serverlara update emrini vermeniz gerekmektedir. Günümüzde ister buna rakip deyin ister Microsoft düşmanları deyin Windows işletim sistemlerinin açık kapılarını bulup yıkmak...
SÜPERİLETKENLİK VE SÜPERİLETKEN MALZEMELER 1.Süperiletkenliğin Prensipleri Süperiletkenlik saf metal,alaşım,oksit ve organiklerden oluşan malzemelerden 1900 yılının başlarından itibaren bulunmaktadır (Şekil-1).Danimarkalı fizikçi H.K. Onnes 1911’de 4,2 K sıcaklığında Hg metalinde süperiletkenliği keşfetti(Şekil-2).Onnes’in bu çalışmalarıyla gerekli koşullar sağlandığında mükemmel diamagnet özellik gösteren ve elektriksel direncin belirli bir kritik sıcaklığın altında bir anda sıfıra düşmesine süperiletkenlik denilmiştir.Askeri,tıbbi,ticari ve bilimsel açıdan çok fazla uygulama alanı bulunan süperiletkenliğin önemi hemen anlaşılsa da malzemelerde süpriletkenliğin başlama sıcaklığı olarak nitelendirilen kritik sıcaklık(Tc) değerinin yeterince yükseğe çıkartılamaması, temel H He Li Be Na Mg B C N O F Ne Al Si P S Cl Ar K Ca Sc Ti V Cr Mn Fe Co Ni Cu Zn Ga Ge As Se Br Kr Rb Sr V Zr Nb Mo Tc Ru Rh Pd Ag Cd In Sn Sb Te I Xe Cs La Lu Hi Ta W Re Os Tr Pt Au Hg TI Pb Bi Po At Rn Fr Ra Ac Th Pa U Np Pu Am Cm Bk Cf Eg Em Md No Lw Lantanitler La Ce Pr Nd Pm Sm Eu Gd Tb Dy Ho Er Tm -Geçiş element süperiletkenleri -Süperiletken* -Geçiş element süperiletkenleri* -Potansiyel süperiletken -Geçiş olmayan element süperiletkenleri -Lantanitler -Geçiş olmayan element süperiletkenleri* -Süperiletken olmayan *Sadece basınç altında Şekil-1: Süperiletken elementleri gösteren periyodik tablo- Direnç(ohm) 0.12 - Direnç(ohm) 0.012 - 0.10 - ...
STEP MOTORLAR Stator sargılarının uyarıldığı darbeler yardımıyla oluşan manyetik alanın,Rotor manyetik alanı ile etkileşimi sonucu,sabit bir açı ile adım adım dönen motorlara STEP MOTORLAR denir.Bu motorlar doğrudan dijital sinyallerle kontrol edilirler.Step motorlar şayet kusursuz olarak kontrol edilirlerse,adım sayısı her zaman,adım sayısı her zaman girişe uygulanan pals sayısın eşit olur. Bu tip motorlar,çok çabuk ivmelenme,durma ve geri dönme yeteneğine sahiptirler.Birçok step motor iki yönlü Asenkron motor olarak ta çalışabilir. Genel olarak Step Motorlar,dijitalden anloğa çevrilme ,hız ve pozisyon kontrol amaçlarına yönelik olarak kullanılmaktadır.Genellikle lineer hareket hassas mil kontrolü gerektiren uygulamalarda tercih edilirler.Bu motorların temeli 1935 senelerinde atılmış olup,günümüzde bilgisayar disketlerinin yazılıp okunmasındaki sistemlerde,bilgisayar yardımcı devrelerinde,yazıcı,çizici ve bazı robotların milimetrik hareket kontrollerinde geniş bir uygulama alnı vardır. ÖZELLİKLERİ; 1:Step motorun dönüş hızı belirli bir zaman içinde ,girişlerine gelen paslerin darbe sayısı ile doğru orantılıdır. 2:Adımlardaki hata sayısı çok düşüktür.Bir adımdaki hata kendinden sonra gelen hatayı etkilemez. 3:Harekete geçmeye ,durmaya yada ters dönmeye hızlı yanıt verebilir. 4:Darbe sinyallerinin frekansı ile orantılı olarak,geniş bir dönme hızı bölgesine sahiptir. 5:Dijital kontrol edebilme özelliği nedeniyle bilgisayar kontrolüne çok yatkındır. Bu iyi özelliklerinin yanı sıra ,Step motorlarda banı sorunlarla da karşılaşılır. 1:Yüksek frekanslarda adın atlama. 2:Diğer motorlara kıyasla daha karmaşık bir devreye ihtiyaç göstermesi. 3:Düşük verim . 4:Sabit adım açısı. 5:Diğer motorlara kıyasla daha düşük bir tork. Bir elektrik motoruna enerji verildiği zaman rotoru ürekli olarak döner.Şayet motora uygulanan enerji kesilirse dönme olayı son bulur.Halbuki step motorlarda,rotorun dönmesi girişe uygulanan pals adedine göre değişir.Girişe bir tek pals v...
Staj yerimde (Türk Telekom A.Ş.) santraller ve bu santrallerin network ile birbirine bağlanması üzerine çalışmalar yaptım. Network ve kullanım alanları, çeşitliliği ve bağlantı şekilleri hakkında bilgi vermeye çalışayım : NETWORK Network nedir? Network birbirine kablolarla bağlanmış server, printer, pc, modem gibi birçok haberleşme ekipmanının en ekonomik ve verimli yoldan kullanılmasıdır. Network insanların bireyselce değil, ortak çalışmalarını sağlar. Network, veri, yazılım ve ekipman paylaşımıdır. Küçük bir ağ iki bilgisayardan oluşabileceği gibi, büyük bir ağ binlerce bilgisayar, fax-modem, cd-rom sürücü, printer ve bunun gibi ekipmanlardan oluşabilir. Neden Network’e gereksinim duyulur? Network zaman ve para kazancı sağlar. Başarı için işletmenin sadece ofis içinde değil, tüm dünya ile haberleşmesi gerekir. Paylaşım söz konusu olduğundan donanım tüm personel tarafından kullanılabilir, herbir birey için extra printer, modem, disk ünitesi gerekmez. Internet erişimi de bir ağ üzerinde paylaştırılabilir. Network nasıl çalışır? Ethernet en genel networking sistemidir. Ethernet standardları ile birlikte gelmiştir. Ethernet ağından gönderilen tüm mesajlar diğer bir ekipmanın alabileceği standart kodlardan oluşur. İlk olarak XEROX tarafından bulunmuş ve daha sonra DEC, Intel ve XEROX tarafından formulize edilip belirli metodları kullanıp saniyede 10 Mbit veri transfer edebilen bir sistem olarak ortaya çıkmıştır. NETWORK TOPOLOJİLERİ Üç çeşit network yapısı vardır. Bunlar “star”, “bus” ve “ring” topolojileridir. Star ve Bus mimari en çok kullanılanlarıdır. a - Star Yapı Adından anlaşılabileceği gibi yıldız mimarisindedir. Yani yıldızın merkezinde bir hub veya switch, bunlara bağlı olan tüm noktaları birbirine bağlar (UTP kablo ile). Kablonun bir ucu network adaptör kartına bağlı iken, diğeri hub veya switch’e takılır. Star Networkün Avantajları Ekonomik kablolama, Hızlı kurulum, Kolay genişletilebilirlik, Switch veya bridge i...
SNUBBER DEVRELERİ Anahtarlama elemanları kesime girme esnasında anahtar uçlarında hızlı bir gerilim yükselmesine ve iletime girme esnasında hızlı bir akım yükselmesine maruz kalırlar. İletim esnasında snubbersız durumda, akımın yükselmesi anahtarın müsaade edilen di/dtsinden çok daha büyük olabilir. Bu durumda bir turn-on snubber devresi kullanılarak akımın yükselme hızı sınırlandırılabilir. Benzer olarak anahtar, kesim esnasında aşırı gerilimlere veya dv/dtye maruz kalabilir. Bu durum da bir turn-off yada overvoltage (aşırı gerilim) snubber devresi kullanılarak düzeltilebilir. Snubber devrelerinin kullanımı çok amaçlıdır. Bu devreler, koruma, akım ve gerilim dalga şekillerini biçimlendirme (anahtarlama kayıplarını azaltmak için) ve geçici rejim esnasındaki taşmaları (overshoot) azaltmak için kullanılır. MOSFET lerin anahtar-mod uygulamaları için sahip olduğu güvenli kare çalışma alanından (SSOA) dolayı, MOSFET devrelerindeki snubber ihtiyacı Güç Transistörlerine nazaran oldukça azdır.Bununla birlikte, küçük bir R-C turn-off snubberı kesim esnasında MOSFET uçlarındaki gerilim osilasyonlarını ve gerilim sıçramalarını önlemek için kullanılabilir. Bu tip bir snubber devresi, yüksek anahtarlama frekanslarında ve akım komütasyon döngüsündeki büyük kaçak ve stray indüktanslarında daha da gerekli hale gelir. Güç MOSFETlerinin yüksek anahtarlama hızlarına sahip olmaları ve büyük pik akımlarına dayanma kapasiteleri bir çok durumlarda Turn-on snubber gereksinimini ortadan kaldırır. Sadece kondansatörlü snubber Kondansatör, diyod ve dirençle yapılmış snubber devresi Her anahtar için ayrı ayrı yapılmış direnç, kondansatör ve diyoddan yapılmış snubber. Anahtar-mod çalışma durumlarında IGBTlerin güvenli kare çalışma alanı (SSOA) da çoğu durumlarda IGBTler için snubber devre ihtiyacını minimize eder. IGBTlerin gate (kapı) akımını kontrol ederek Turn-on ve Turn-off zamanlarını kontrol etme kabiliyeti, Turn-on ve Tu...
Sinir Sistemi İnsan vücudundaki fonksiyonlar iki şekilde kontrol edilir. Birincisi, hormonlar iledir. Hormonlar ile yapılan kontrol yavaştır çünkü kontrolü sağlayacak olan kimyasalların fiziksel olarak yayılması, yol kat etmesi gerekir. Hormonlar endokrin bezlerinde üretilip kana karışarak ilgili organa taşınır. İnsan vücudundaki ikinci kontrol mekanizmasını sinirler oluşturur. Beyin ve omurilik, Merkezi Sinir Sistemini (MSS) oluşturur. Merkezi sinir sistemi: Motor sinirler Duyu sinirleri Motor sinirler, beyin ve omurilikten kodlanmış komutlar taşırlar. Duyu sinirleri de vücudun dış dünyayla olan etkileşimlerini algıladıktan sonra yine kodlayarak beyne gönderir. Motor sinirdeki aktivite devam ettiği sürece o sinirin uyardığı kas da kasılmaya devam edecektir. İstemli hareket yapan kaslar tek bir motor sinir ile kontrol edilir. Merkezi sinir sistemi dışında kalan sinirlere Çevresel Sinirler (periferik sinirler) denir ve vücudun çeşitli bölgelerini kontrol ederler. Çevresel sinirler omurilikten çıkan 31 çift sinir ile beyinden gelen 12 çift sinirden oluşur. Her çift sinir, vücudun iki yarısına genelde simetrik olarak dağılır. Ancak sinirlerin yerleşim ve kontrolü bazen asimetrik de olabilir. Çevresel (Periferik) Sinir Sistemi birçok alt sistemden meydana gelir. Örneğin derideki alıcılardan beyne bilgi taşıyan Somatik Sinir Sistemi, Görme Sinir Sistemi gibi. Vücudumuzdaki düz kasları kontrol eden Otonom Sinir Sistemi de Periferik Sinir Sisteminin bir parçasıdır ve sempatik ve parasempatik olmak üzere iki çeşittir. Sempatik sinirler vücudun enerji harcamasını, dolayısıyla kalp atışını artırır, sindirimi yavaşlatır, kan basıncını artırır vs. Parasempatik sinirler ise vücut aktivitesini yavaşlatır ve sempatik aktivitenin tersi etkisi vardır. Sinirsel aktivite oluştuğunda sinirin kas tarafındaki ucunda kimyasal madde salgılanır. Bu maddenin cinsine göre kasa kasılma ya da gevşeme komutu verilmiş olur. Sempatik sinirler için bu madde “noradrenalin”, parasem...
Sayısal Elektronik Notları 1 Sayısal elektroniğe başlarken öncelikle sayı sistemlerinden biraz bahsetmek istiyorum. Binary sayı sistemi Bildiğiniz gibi kullandığımız sayı sisteminde 10 tane rakam vardır 0.1.2.3.4.5.6.7.8.9 ve böylecede bir haneli sayıda 10 çeşit rakamı ifade edebiliyoruz bizim kullandığımız sayı sistemine desimal sayı sistemi denir. Oysaki elektronikte kullanılan sayı sisteminde toplam 2 çeşit rakam vardır 0 , 1 Bir başka deyişle var yada yok. Bir hanede 2 farklı durumu ifade edebiliriz. Bu sayı sistemine binary sayı sistemi denir. Bir örnekle açıklarsak binary 10 =desimal 3 , binary 101 = desimal 5 demektir. Hexadesimal sayı sistemi Hexadesimal sayı sisteminde ise 16 çeşit rakam vardır. Bir haneli sayıda 16 ya kadar değişik durum ifade edebiliriz. 0.1.2.3.4.5.6.7.8.9.A.B.C.D.E.F Hexadesimal A= Desimal 10 Hexadesimal 10 = Desimal 16 1 ve 0 Sayısal elektronikte gerilimin var olduğu duruma 1 olmadığı duruma 0 deriz yani (+5 Volt =1) (0 Volt = 0 ) durumunu ifade eder. KAPILAR Sayısal elektroniğin temelinde kapılar vardır .Filip floplar hatta mikro işlemciler bile kapıların birleşmesinden oluşmuştur. Kapılar 2 yada daha fazla girişli ve tek çıkışlı olurlar. Her kapıya hangi girişler gelince ne çıkacağı kapının özelliğinde bellidir. Bu özellikleri kullanarak tasarım yapar sayısal işlemleri yaparız. Örneğin VE kapısı 1. VE 2. Girişi 1 olursa 1 çıkarır. Yada VEYA kapısı 1. Veya 2. Girişi 1 olursa 1 çıkarır .Hetırlamak basittir. Değilleride bunların tam tersi durumlardır. Elektronik devrelerde genel olarak bir iş yapabilmek için mikro işlemciler bölümünde belirttiğimiz gibi giriş birimleri olur. Bu birimden gelen verileri işleyecek işlem bölümü ve işlediği bilgileri göstercek çıkış birimi olur . Sayısal elektronik nedir ? . İşlenecek bilgilerin 1 ve 0 gibi sayılara çevrilerek iişlenmesi ve sonuç birimine aktarılmasıdır. Analog elektronikte ise bu işlemler farklı olarak yapılır. Örneğin : Bir motor devir gösterg...
Query Interpretation Why do we need to optimize? A high-level relational query is generally non-procedural in nature. It says ``what, rather than ``how to find it. When a query is presented to the system, it is useful to find an efficient method of finding the answer, using the existing database structure. Usually worthwhile for the system to spend some time on strategy selection. Typically can be done using information in main memory, with little or no disk access. Execution of the query will require disk accesses. Transfer of data from disk is slow, relative to the speed of main memory and the CPU It is advantageous to spend a considerable amount of processing to save disk accesses. Do we really optimize? Optimizing means finding the best of all possible methods. The term ``optimization is a bit of a misnomer here. Usually the system does not calculate the cost of all possible strategies. Perhaps ``query improvement is a better term. Two main approaches: Rewriting the query in a more effective manner. Estimating the cost of various execution strategies for the query. Usually both strategies are combined. The difference in execution time between a good strategy and a bad one may be huge. Thus this is an important issue in any DB system. In network and hierarchical systems, optimization is left for the most part to the application programmer. Since the DML language statements are embedded in the host language, it is not easy to transform a hierarchical or network query to another one, unless one has knowledge about the entire application program. As a relational query can be expressed entirely in a relational query language without the use of a host language, it is possible to optimize queries automatically. SQL is suitable for human use, but internally a query should be represented in a more useful form, like the relational algebra. So, first the system must translate the query into its internal form. Then op...
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Sona Git >>
Sonuçlar 1 - 30 Toplam: 153