Ekonometri
DosyalarEkleme Tarihi
KİTABIN ADI ŞOK KİTABIN YAZARI ALVİN TOFFLER YAYINEVİ VE ADRESİ ALTIN KİTAPLAR CAĞALOĞLU / İSTANBUL BASIM TARİHİ 1996 KİTABIN YAYIM MAKSADI PERSONELİN, SÜRATLİ GELİŞEN TEKNOLOJİ VE BUNA BAĞLI OLARAK OLUŞAN DEĞİŞİME AYAK UYDURMASINA YARDIMCI OLMAK. KİTABIN ÖZETİ : 1. KALICILIĞIN ÖLÜMÜ Bu kitap değişim, değişime nasıl uyum sağlanacağı, değişimi özleyenler ve değişime direnenleri ilgilendirmektedir. Sanayisi gelişmiş toplumlarda daha hızlı gerçekleşen değişim, son üç yüz yıldır Batı toplumunu alevden bir kasırga gibi sarmıştır. Değişimin bu hızı, kişilerin yaşamının derinlerine inen, onları yeni davranış biçimlerine zorlayan “gelecek korkusu” adında psikolojik bir hastalığın kucağına atan somut bir güçtür. Bu hızlı değişime paralel olarak, kişinin toplum içindeki misyonunu yürütmesine yardımcı olan psikolojik ipuçlarının tümünün birden ortadan kalkması, yerlerini yabancı, anlaşılmaz olanların alması diye bilinen “kültür şoku” meydana çıkmıştır. Dolayısıyla yaşamımızdaki sınırlar yok olmuştur. İletişim olanakları öyle fazladır ki olayların doğurduğu sonuçlar tüm dünyayı etkilemektedir. Geçmişte ortaya çıktığında bir avuç insanı etkileyen olaylar, günümüzde daha geniş sonuçlar doğurmaktadır. Yaşam hızı sade vatandaş tarafından sık sık konu edilmektedir. Garip olan, bu durumun psikolog ve sosyologları pek ilgilendirmemesidir. Bu ilgisizlik, davranış bilimleri açısından boşluklar ve yetersizlikler doğurmaktadır; çünkü yaşam hızı, değişik kişilerde değişik etkilere neden olmaktadır. Yeryüzünde yaşayanlar yalnızca ırk, ulus, din ya da ideoloji açısından bölünmez, içinde bulundukları zaman bakımından da ayrılırlar. Yeryüzü nüfusunun % 25’inden fazlası sanayileşmiş toplumlarda yaşar ve çağdaş yaşam sürdürürler. Yeryüzü nüfusunun artık % 2-3’ü ne geçmişin ne de şimdinin insanıdır. Bu insanlar teknolojik ve kültürel değişimin tam ortasında, milyonlarca kişinin gelecekteki yaşamını sürdürmektedir....
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖRGÜT VE ÖRGÜTSEL KÜLTÜRÇağımızda insanlar yaşantılarının önemli bir bölümünü çeşitli örgütlerde, geçirmektedirler. Örgütlerin, kişilerin yalnız çalışma saatleri ile sınırlı yaşantılarını değil, tüm yaşamlarını etkilediği söylenebilir. İnsanın her etkinliği bir örgüt içindedir veya örgütle ilişkilidir. Örgütlerin sayısı günden güne artarken bireysel yaşantıyı etkilemesi de artmaktadır Örgütlerde her yerde bulunmaları onların dikkat çeken tek yada başlıca özellikleri değildir. İnsanların birçoğu için biçimsel örgütler çevrenin önemli bir kısmını oluşturur. Yetişkin nüfusun çoğunluğunun, zamanının üçte birinden fazlası çalıştığı örgütlerde geçmektedir. Çocuklar da hemen hemen aynı ölçüde yaşamlarını okul örgütünde geçirir. Bunun dışında, çeşitli örgütler hem çocukların hem de yetişkinlerin boş zamanlarının büyük bir kısmını doldurur
ÖNSÖZ Günümüz değişen dünya düzeni içerisinde 21. Yüzyıla giren işletmeler, sanayi devriminden bu yana yaşanan en güçlü ekonomik depremle karşı karşıyadırlar. Rekabet koşullarının ağırlığı yönetsel tanımlarda kullanılan "başarılı olabilmek için..." deyimini "hayatta kalabilmek için..." şeklinde değiştirmiştir. Hiçbir şirket ve sektör için güvenli suların olmadığı bu okyanusta, şirketler artık kendi evlerinde vurulur olmuşlardır. Globalleşme sürecinin yanında, bilgi teknolojilerinin güdümlediği "Bilgi Çağı", "Bilgi Devrimi", "Bilgi Toplumu" dünyasında yaşanan akıl almaz hızlılıkta değişimlerin önceden tahmin edilemeyişi ve öngörülemeyişi, şirketlerin geleceği kendilerinin yaratması gerektiği gerçeğini ortaya koymuştur. Şirketler reaktif yani tepkisel değil yönlendirici yani proaktif olmak zorundadırlar. Edilgenlikten etkenliğe giden bu yol, değişime ayak uydurmak yerine, değişime neden olmak olarak açıklanabilir. Geleceğin, değişim rüzgarları karşısında direnenlerin değil, ona yelken açanların olacağı unutulmamalıdır. Yaygın bir deyim ile, değişmeyen tek şey değişimdir. Değişim eyleminin en son ve en önemli aşaması, değişim kültürünün yerleştirilmesi ve bundan sonra değişim için böylesi büyük atılımları beklememek olmalıdır. Aksi taktirde değişen dünyada nostaljik firma anıları hoş bir seda olarak anılacaktır. Şirketler bu nedenle 18. yüzyıldan gelen ve Adam Smith ile başlayan klasik öğreti ve varsayımları bırakarak Esnek İmalat Sistemleri, Öğrenen Örgütler, Kaizen, Yalın Üretim, Takım Çalışması, Toplam Kalite Yönetimi, Kalite Fonksiyon Dağılımı vb. yaklaşımları uygulamaya çalışmaktadırlar. İşte bu yollardan birisi de HAMMER ve CHAMPY tarafından kavramlaştırılan Değişim mühendisliğidir. Genetik devrim, elektronik devrim, dijital devrim, enformasyon devrimi, bilişim devrimi derken, yönetsel faaliyetlerdeki devrim kaçınılmaz olarak gündeme gelecektir. Değişim mühendisliğinin kaçınılmazlığı da bu nedenledir. Bir çok şey evrimsel değil devrimsel olarak gelişirken, bun...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İŞ KONSEPTİ BULUŞÇULUĞU 1. Temel Kavramlar ve İş Konsepti Bileşenleri Temel Kavramlar 1.1.1Yeni Bilgi Devrimi: Hızla gelişen teknoloji ve günümüz şartları, bilginin şeklini değiştirerek, önemini ve verimliliğini artırmıştır. Modern para nasıl dünyanın her tarafına bir yüz yıldan daha kısa sürede girip insanların yaşamını ve emellerini tamamen değiştirdiyse, şimdi bilginin de her yere girmekte olduğunu çekinmeden varsayabiliriz. Büyük organizasyonların bilgiye dayanmak zorunda oluşunun geçerli sebepleri vardır. Bunlardan biri demografidir. İş gücü içindeki oranı gittikçe artmakta olan bilgi işçileri geçmişin emir ve komuta yöntemleriyle idare edilmeye yatkın değildir. Bir diğer sebep, bilgi işinin mükemmel örneği olarak yeni buluşlar ve müteşebbisliği sistematik hale getirme gereğidir. Üçüncüsü, bilgi teknolojisi ile bir arada yaşamaya alışma zorunluluğudur. Veri bilgi değidir. Bilgi, verinin kullanılış yerine ve amacına uygun olarak giyinmiş biçimidir. Şirket, işlerini yürütmek için ne gibi bilgilere ihtiyacı olduğuna karar vermelidir. Yoksa veriler içinde kaybolup gider. 1.1.2. Radikal Buluşçuluk Gündemi: Devrim çağında sadece iş modelleri arasında değil, buluşçuluk rejimleri arasında da rekabete tanık olacağız. Uygulamalı bilim, laboratuvarlara gömülmüş uzman araştırmacılar görünüşte içinden çıkılmaz problemler, yıllarca süren yoğun geliştirmeler. Sanayi çağının buluşçuluk rejimi böyleydi. Atılan adımlar ölçülü ve yavaştı. Savaş sonrası yıllarda ikinci bir buluşçuluk rejimi doğdu-önce tüketim toplumunu yaratan daha sonra onunla beslenen bir rejim. Bu noktada buluşçular bilimden ziyade pazarlama alanından çıkan uzmanlardı. Yeni buluşçuluk gündeminde ise hedef etkili ya da yeni bir reklam kampanyası değil, radikal şekilde yeni bir iş konseptidir. Yeni sanayi düzeni çok farklı türden bir buluşçuluğun ürünüdür-ağır ilerleyen bilimsel bilgi birikimine ya da soluk kesici tanıtım numaralarına değil, insan hayal gücü atılımlarına dayalı bir buluşçuluk. D...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İş Etüdünün Tanımı İş etüdü, gelişme olanağı yaratabilmek amacıyla, belirli bir olayı ya da etkinliği ekonomiklik ve etkenlik yönünden etkileyen tüm kaynakları ve etmenleri dizgesel olarak araştırmaya yönelik ve insan çalışmasını geniş kapsamda inceleyen bir teknik olup özellikle metot (yöntem) etüdü ve zaman etüdü teknikleri için kullanılan genel bir terimdir. İş etüdü verimlilikle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle mevcut kaynaklardan sağlanacak üretimi, çok az ya da hiç yatırım gerektirmeksizin, arttırmak amacıyla çok yaygın olarak kullanılmaktadır. İş Etüdünün Önemi ve Yararları Uzun dönemde verimliliği arttırmanın en iyi yollarından biri yeni süreçler geliştirmek ve daha modern fabrika ve donatım kurmaktır. Oysa bu tür bir yaklaşım büyük sermaye gerektirir ve eğer sermaye araçları yerli olarak yapılamıyorsa dış kaynaklara ihtiyaç duyulur. Ayrıca verimlilik arttırma sorununa sürekli ileri teknoloji alımı ile yaklaşılmak istenmesi de iş olanaklarını çoğaltmayı engelleyici bir ortam oluşturabilir. İş etüdü, verimliliği arttırma sorununa, dizgesel bir çözümleme yöntemiyle, mevcut işlemlerin, süreçlerin ve iş yöntemlerinin etkenliğini arttırarak çözümleme yönünden yaklaşır. Böylece verimlilik artışına çok az ya da hiç sermaye yatırımı gerektirmeksizin katkıda bulunur. İş etüdünün başlıca yararları aşağıda özetle belirtilmiştir: İşi yeniden düzenleyerek bir fabrikanın ya da işleyen bir birimin verimliliğini arttırma yoludur. Bu yöntem normal olarak yapı ve donatım için çok az yatırımı gerektirir veya hiç gerektirmez. Dizgeseldir. İster ilk uygulamaların çözümlenmesinde, ister yeni uygulamaların geliştirilmesinde olsun, bir işlemin etkenliğini etkileyen faktörlerden hiçbirinin göz ardı edilmemesini ve işlemle ilgili bütün olayların göz önünde tutulmasını sağlar. Etken bir üretim planlaması ve denetimi için temel sayılan performans standartlarının saptanmasında şimdiye kadar geliştirilmiş en doğru yoldur. Başarılı iş etüdü uygulamaları sonucunda arttırımlar heme...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
YıLDıZ TEKNIK ÜNIVERSITESI İKTİSADİ ve İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ GELIR BÖLÜŞÜMÜ İKTİSAT BÖLÜMÜ EKONOMETRİ DERSİ DÖNEM ÖDEVİ Danışman, Ali Hakan BÜYÜKLÜ hazırlayanlar, İstanbul, 2003 ÖNSÖZ Yapmış olduğumuz çalışmada Türkiye’de memur maaşlarının ve asgari ücretlerin uygulanan ücret politikalarına etkisine ilişkin ekonometrik analiz yer almaktadır. Ekonometrik analiz 1975, 1990 yılları arasına uygulanmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tarihsel analiz, ikinci bölümde teorik analiz açıklanmış ve üçüncü bölümde ekonometrik analize ulaşılmıştır. Birinci bölümde, ilk olarak ücretin tanımı yapılmış, hakkındaki kuramlar ve ücretin tarihsel gelişimi incelenmiştir. İkinci bölümde, maaşlar, asgari ücret, bölüşüm ve politikalar üzerine detaylı bilgiler verilmiştir. Bu ödevin hazırlanmasında Microsoft Excel, Microsoft Word, Microsoft Equation ve SPSS programları kullanılmıştır. Bütün istatistiki veriler elle, Excel ortamında girilmiştir. İstatistiki verilerin elde edilmesinde DPT, DİE ve Türkiye Bankalar Birliği kaynaklarına başvurulmuştur. İÇINDEKILER Tablolar 1. Bölüm Ücretin Tanımı ve Önemi 2 Klasiklerin Ücret Kuramı 4 Ücret Fonu Kuramı 5 Sosyalist Düşüncede Ücret 5 Marjinal Verimlilik Kuramı 6 Pazarlık Kuramı 8 Ücret Kavramı ve Tarihsel Gelişimi 9 Ücret Politikasında Yöntemler 11 2. Bölüm Ücretin Ekonomik Yaşamda Yeri 13 Türkiyede Ücret Gelişmeleri 14 Ulusal Üretim ve Bölüşümü 15 Ekonomik Büyüme 17 Kişi Başına Gelir 19 Gelir Bölüşümü 21 Verilerle Bölüşüm 24 Kişisel Gelir Dağılımı 24 Gelirin İşlevsel Dağılımı 25 Ücretler, Maaşlar 26 En Az (Asgari) Ücret 28 Ücret Farklılıkları 30 Kamu Personel Rejimindeki Sorunlar 32 İstihdam Politikası 32 Ücret Politikası 34 Toplumsal Güvenlik 35 Sendikalaşma ve Sendikal Hakların Kullanımı 36 Türkiyenin Bir Ücret Politikası Var Mı? 40 Türkiyede Ücretlerin Genel Durumu 42 Ücret Politikası - Türkiye 42 Kitlerde v...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İşletmelerde sermaye yoğun teknolojilere geçilmesinin, işgücü ihtiyacı üzerindeki etkisi Nitelikli ve pahalı işgücü ihtiyacının artmasıdır. İşgücü verimliliğini artırmak ve iş yaşamının niteliğini yükseltmek için temel alınan kriterler: İş tatmini, İş güvenliği, İşgören sağlığı İnsan kaynaklarının etkin kullanımının maliyetler üzerindeki olumlu etkileri: Devamsızlık oranının düşmesi, Hatalı üretimin azalması, İş kazalarının azalması, Ürün niteliğinin yükselmesi İşletmeye yararlı olabilecek kişilerin bulunmasını ve seçimini amaçlayan insan kaynakları yönetimi işlevi Kadrolamadır. İnsan kaynakları yönetiminin işlev ve faaliyetlerini etkileyen iç çevre faktörlerinden biri İş nitelikleridir. Kamu sektöründeki insan kaynakları uygulamalarının karakteristik özelliklerinden biri İşlerin ve mevkilerin kesin olarak tanımlanmış olmasıdır. Basit , tekrarlardan oluşan ve tamamlanma süresi kısa olan işlerin incelenmesinde kullanılan iş analizi bilgi toplama yöntemi Gözlemdir. İş rotasyonu tekniği Montaj hattındaki tekrarlı ve basit işlerde daha çok tercih edilir. İşletmelerde iş genişletme çalışmalarının tek başına uygulanmasının en önemli yararı üretim kalitesinin artmasıdır. İş gereklerinin içerdiği bilgilerden biri İşin gerektirdiği deneyimdir. İşleri, birden fazla analistin birbirinden bağımsız olarak incelemesi iş analizi sonuçlarının daha geçerli ve güvenilir olmasını sağlar. Hastalık, kaza, izin vb. kişisel nedenlerle ortaya çıkabilecek devamsızlık durumları karşısında işin aksatılmadan yürütülmesi için ihtiyaç duyulan işgücü Yedek personel gereksinmesi ile ifade edilir. Örgütün ekonomik amaçlarına ulaşabilmesi için çıkarılması gereken işi fiilen gerçekleştiren işgücüne olan ihtiyaca Gerçek personel ihtiyacı denir. Personel çıkarma gereksinmesini ortaya çıkaran nedenler: Satışların azalması, Üretilen mal veya hizmete olan talebin azalması, Üretimin durdurulması, Otomasyona geçilmesi Gerçek personel gereksinmesi 50 00...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MAKİNE FAKÜLTESİ ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ SİSTEM ANALİZİ DÖNEM ÖDEVİ BİLGİ SİSTEMLERİ VE TEKNOLOJİSİ HAZIRLAYAN 9642031 EMRE ÖZBAY İÇİNDEKİLER 1.BİLGİ SİSTEMLERİNİN YAPISI VE YÖNETİMİ................... 1 BİLGİ SİSTEMİ YAPISI.................................................... 1 1.1.1. VERİ GİRİŞ BLOKU............................................... 2 1.1.2. MODEL BLOKU............................................. ........ 2 1.1.3. ÇIKTI BLOKU........................................................ 3 TEKNOLOJİ BLOKU............................................ 3 VERİ TABANI BLOKU......................................... 4 KONTROL BLOKU.............................................. 6 BİLGİ SİSTEMİ TASARIMINA ETKİ EDEN FAKTÖRLER.. 7 BÜTÜNLEŞTİRME................................................ 9 SİSTEM İHTİYAÇLARI......................................... 9 VERİ İŞLEME İHTİYAÇLARI................................ 9 ORGANİZASYONA AİT FAKTÖRLER................... 9 MALİYET FAKTÖRÜ........................................... 10 İNSAN FAKTÖRÜ................................................ 10 FİZİBİLİTE YAPMANIN GEREKLİ OLMASI......... 10 1.3. BİLGİ SİSTEMLERİNİN BÜTÜNLEŞTİRİLMESİ............... 11 BÜTÜNLEŞTİRME................................................ 11 BÜTÜNLEŞTİRMEYE DOĞRU MEYDANA GELEN DEĞİŞİMLER............................................. 12 1.4 BİLGİ SİSTEMLERİNİN YÖNETİMİ................................. 14 2. İŞLETMELERDE BİLGİ SİSTEMLERİ................................ 21 FİNANS BÖLÜMÜ BİLGİ SİSTEMİ .................................. 21 PERSONEL BÖLÜMÜ BİLGİ SİSTEMİ............................. 24 STOK BÖLÜMÜ BİLGİ SİSTEMİ..................................... 27 ÜRETİM BÖLÜMÜ BİLGİ SİSTEMİ................................ 30 PAZARLAMA BÖLÜMÜ BİLGİ SİSTEMİ........................ 33 SATINALMA BÖLÜMÜ BİLGİ SİSTEMİ...............
Anasayfa: http://www.edubilim.com
YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MAKİNE FAKÜLTESİ ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ SIFIR HATA VE HATA ÖNLEME TEKNİĞİ OLARAK POKAYOKE (PROJE 1) Hazırlayan: GÜLİZAR HOYUR No : 1156967 Proje Danışmanı : YRD.DOÇ.DR.HAYRİ BARAÇLI İSTANBUL 2001 ÖNSÖZ Hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmak, rekabet ortamında, piyasada kalıcı olarak yer sahibi olabilmek, rakiplerle kolay bir şekilde başa çıkabilmek ve müşteri memnuniyetini sağlamak için hedef ; müşterilerin kaliteli, hatasız ve düşük maliyetli ürün / hizmet taleplerini yerine getirmektir. Bu kapsamda sıfır hata büyük önem taşımaktadır. Sıfır hata programı gerçekte hataları bulmak yerine onları önlemeyi amaçlayan kalite teminat metodudur. Önem, üründeki hataları bulmak yerine üretim sırasında hataların önlenmesine verilir. Proje kapsamında Toplam Kalite Yönetimin’de Hata, Hata Çeşitleri ve Tanımları, Hata Teşhisi ve Hata Önleme Sistemi, Sıfır Hata ve Hata Önleme Tekniği olarak Poka-Yoke konularına değinilmiştir. Bütün araştırmalarım boyunca desteğini esirgemeyen ve gösterdiği kaynaklarla projemi kolay bir şekilde hazırlamamı sağlayan Yrd. Doç. Dr. Hayri Baraçlı’ya şükranlarımı sunarım. Haziran,2001 Gülizar HOYUR İÇİNDEKİLER 1.GİRİŞ............................................................................................................................... 1 2. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ......................................................................... 2 2.1. Toplam Kalite Yönetiminin Tanımı........................................................................ 2 Toplam Kalite’nin Temelleri................................................................................... 5 TKY’nin Tüm Öğelerinin Gereği Gibi Uygulanması................................
Anasayfa: http://www.edubilim.com
VERİMLİLİK VE ÖNEMİ VERİMLİLİK KAVRAMI Verimlilik kavramı, yer yüzünde kurulan ilk üretim işletmeleri kadar eski olmakla beraber, ekonomik düşünce tarihinin ilk kayıtlarında verimlilik kavramına hemen hemen rastlanmamaktadır. Bunun yerine, klasik ekonomistler üretim ve üretim oranından bahsetmektedirler ki, bu iki kavram da bugün verimlilik kavramına yaklaşmaktadır. Ancak bu kavrama verilen önem, modern iktisadi düşüncenin doğuşu ile başlamış ve İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda bir hayli artmıştır. Savaştan yenik ve tahrip edilmiş olarak çıkan ülkelerin girişmiş oldukları yoğun faaliyetler de, verimlilik artışlarının önemli bir rolü olmuştur. İkinci Dünya Savaşı, aynı zamanda ekonomik kalkınma yaklaşımında devrimci bir değişiklik meydana getirmiştir. Dünya ülkeleri ilk kez, ekonomik kalkınma bilincine erişmiş ve onu uluslar arası politikanın gerekli ve temel bir hedefi yapma yolunda çaba harcamışlardır. Ekonomik üstünlük ağırlık kazanmış, özellikle büyük ülkeler arasında bir “ekonomik yarış” ya da “savaş” ortamı doğmuştur. Bugün, gelişmiş ülkelerin girişmiş oldukları “ekonomik yarış” ya da “savaş” yanında gelişmekte olan ülkeler de kalkınma çabası içindedirler. Bu iki grup içine giren ülkelerin ekonomik bakımdan gelişmelerinde, refah seviyelerinin yükseltilmesinde verimlilik kavramının büyük çapta rolü ve etkisi bulunmaktadır. Günümüzde verimlilik kavramı ülkelerin kalkınma çabalarının değerlendirilmesinde esas olan göstergelerden biridir. Ulusal refahın arttırılmasında verimliliğin oldukça önemli rolü olduğu düşüncesi yaygın bir kabul görmektedir. Kalkınma düzeyini yükseltmek isteyen her toplumun temel hedefi mevcut kaynaklarını en yaralı yerlerde ve en yararlı biçimde kullanarak üretimini en çoğa çıkarmak olacağından, bu ülkeler için verimlilik çok önemli bir kavram olarak ön plana çıkmıştır. Verimlilik kavramının öne çıkmasında günümüz dünyasında bazı gelişmeler de rol oynamaktadır. Bunların önemlileri şöyle sıralanabilir: 1950 ve 1960’l...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
VERİMLİLİK VE ÖNEMİ VERİMLİLİK KAVRAMI Verimlilik kavramı, yer yüzünde kurulan ilk üretim işletmeleri kadar eski olmakla beraber, ekonomik düşünce tarihinin ilk kayıtlarında verimlilik kavramına hemen hemen rastlanmamaktadır. Bunun yerine, klasik ekonomistler üretim ve üretim oranından bahsetmektedirler ki, bu iki kavram da bugün verimlilik kavramına yaklaşmaktadır. Ancak bu kavrama verilen önem, modern iktisadi düşüncenin doğuşu ile başlamış ve İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda bir hayli artmıştır. Savaştan yenik ve tahrip edilmiş olarak çıkan ülkelerin girişmiş oldukları yoğun faaliyetler de, verimlilik artışlarının önemli bir rolü olmuştur. İkinci Dünya Savaşı, aynı zamanda ekonomik kalkınma yaklaşımında devrimci bir değişiklik meydana getirmiştir. Dünya ülkeleri ilk kez, ekonomik kalkınma bilincine erişmiş ve onu uluslar arası politikanın gerekli ve temel bir hedefi yapma yolunda çaba harcamışlardır. Ekonomik üstünlük ağırlık kazanmış, özellikle büyük ülkeler arasında bir “ekonomik yarış” ya da “savaş” ortamı doğmuştur. Bugün, gelişmiş ülkelerin girişmiş oldukları “ekonomik yarış” ya da “savaş” yanında gelişmekte olan ülkeler de kalkınma çabası içindedirler. Bu iki grup içine giren ülkelerin ekonomik bakımdan gelişmelerinde, refah seviyelerinin yükseltilmesinde verimlilik kavramının büyük çapta rolü ve etkisi bulunmaktadır. Günümüzde verimlilik kavramı ülkelerin kalkınma çabalarının değerlendirilmesinde esas olan göstergelerden biridir. Ulusal refahın arttırılmasında verimliliğin oldukça önemli rolü olduğu düşüncesi yaygın bir kabul görmektedir. Kalkınma düzeyini yükseltmek isteyen her toplumun temel hedefi mevcut kaynaklarını en yaralı yerlerde ve en yararlı biçimde kullanarak üretimini en çoğa çıkarmak olacağından, bu ülkeler için verimlilik çok önemli bir kavram olarak ön plana çıkmıştır. Verimlilik kavramının öne çıkmasında günümüz dünyasında bazı gelişmeler de rol oynamaktadır. Bunların önemlileri şöyle sıralanabilir: 1950 ve 1960’l...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Verim Tane Sayısı(%) Meyve Sayısı(%) Bitki Sayısı(cm) 2,3 29,2 11 8 4,67 31,5 19 16 2,78 30,2 10 9 2,88 29 11 11 1,78 29,5 8 7 2,16 28,8 7 8 2,99 28,5 12 10 2,89 32,2 12 9 1,23 34,2 7 5 1,92 28,2 8 7 3,02 31,2 9 9 3 28,7 11 10 3,45 31,2 13 12 3,14 28,7 12 10 1,8 32,8 11 5 5,56 33 20 19 3,42 32,5 14 12 3,9 34 16 17 4,2 33 14 14 3,84 32 15 14 6,19 33 28 31 2,69 27,5 10 10 3,3 34 10 10 4,25 34,5 14 15 5,39 35,5 21 21 3,28 30,8 15 11 6,03 28,5 22 23 3,85 30,5 16 14 5,97 33,5 20 19 4,53 31,5 17 16 2,5 27 10 10 2,79 28,5 12 10 3,15 29,5 11 11 2,75 34 12 12 2,74 33,3 12 10 Normallik Testi: P-P Plotlara baktığımızda verilerin normal dağıldığını söyleyebiliriz. Birebir Bağımlılık Grafiği: Meyve sayısı ile bitki sayısı arasında ilişki vardır. Regresyon Analizi: Model Summary’den bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenleri açıklama oranlarını görebiriz. Buna göre açıklama oranı %90 ‘lık kısmını açıklaktadır. Ho: b1 =b2 =b3 = 0 Hs: En az biri farklıdır. Sig.= 0,000 < 0,05 ise Ho Red olur. En az bir bağımsız değişken bağımlı değişkeni açıklamaktadır. Bağımsız değişkenlerin modele katkısının anlamlılığı test etmek için, değişkenler için ayrı ayrı kısmi hipotez testleri yapılır. Ho: bj = 0 Ho: bj ¹ 0 (j=1,2,3) j=1 için, Sig.= 0,762 > 0,05 ise tane sayısının denkleme katkısı anlamsızdır. j=2 için, Sig.= 0,045 < 0,05 ise meyve sayısının denkleme katkısı anlamlıdır. j=3 için, Sig.= 0,007 < 0,05 ise bitki boyunun denkleme katkısı anlamlıdır. Denkleme katkısı anlamlı olmayan değişkenler, R2 ‘de anlamlı bir artışa ve AKT’de azalmaya neden olmayacağı için tane sayısının modelde tutulmaması gerekir. Bitki boyu ile tane sayısı arasında aynı yönlü çok zayıf bir...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
URBAN AREAS FOR FEMALE İN 2000 The tables and graphics below documents the situation of the female and male labor force in an age groups according to their educational status in urban areas in the years 1990 and 2000. These statistics demonstrate us some result as; the increases or decreases in education between female and males in urban areas in a time of 10 years. Also these statistics can shown us that how many people are in the force particapation related with their educational system and which type of education can belong mostly in force partipation. Also there are occur substantial variations in ten years from 1990 to 2000 in the female labor force participation related with the development of the countries and educational system. There can be seen the differences in 1990 to 2000 and these differences can be attributed to differences in economic variables,cultural factors as well as institutional framework in which labor supply decisions are being made. For example ;some instutions look for a lobor who finıshed high school while other is looking for an university graduated labor.
İÇİNDEKİLER 1. BÖLÜM I.TÜKETİCİ PAZARLARININ YAPISAL VE DAVRANIŞSAL İLKELERİ 1. TÜKETİCİ DAVRANIŞLARINI ETKİLEYEN TEMEL FAKTÖRLER Sosyo-Psikolojik Faktörler Sosyal Faktörler Kişisel Faktörler Psikolojik Faktörler 2. YENİ YÜZYILDA ALTERNATİF SATIŞ YÖNTEMLERİ 3. ELEKTRONİK TOPLULUKLAR VE TÜKETİCİ İHTİYAÇLARI 3.1. SANAL PAZAR ÖZELLİKLERİ 4. SANAL ORTAMDA TÜKETİCİLER PAZARI 4.1.İNTERNET ÜZERİNDEN (SANAL ORTAMDA) ALIŞVERİŞİN TÜKETİCİ AÇISINDAN ÜSTÜNLÜKLERİ 4.1.1.Kontrol Edilebilir Satınalma Süreci 4.1.2. Sınırsız Zaman ve Mekan 4.2.İNTERNET ÜZERİNDEN (SANAL ORTAMDA) ALIŞVERİŞTE KARŞILAŞILAN SORUNLAR 4.3.SANAL ALIŞVERİŞTE KISTASLAR 4.3.1.Seçenek 4.3.2. Fiyat 4.3.3. Kullanılabilirlik 4.3.4. Kişiselleştirme 4.3.5. Güvenlik 5. PLANSIZ ALIŞVERİŞ VE İNTERNETTEKİ ALIŞVERİŞE ETKİSİ 6. ONLİNE ALIŞVERİŞE İLİŞKİN YAPILAN ARAŞTIRMA SONUÇLARI II. İNTERNETTE ALIŞVERİŞİN TÜRKİYE CEPHESİ 1. E - BANKACILIK HİZMETLERİ 2. SANAL PERAKENDECİLİK http://www.deppo.com http://www.turkport.com & shopport.turkport.com http://www.migros.com.tr II. BÖLÜM 1. Araştırmanın Amacı 2. Araştırmanın Kapsamı 3. Veri Toplama Teknikleri 4. Verilerin Analizi 5. Verilerin Yorumlanması 6. SONUÇ YARARLANILAN KAYNAKLAR EK 1. Uygulamada Kullanılan Anket Formu ÖNSÖZ Geçtiğimiz yüzyıldan beri 21. yy.’da nelerin değişeceğinin nelerin daha farklı yapılacağı üzerine binlerce hayal ve fikir vardı. Ve her cümlenin başında hızla değişen ekonomi, yeniden yazılan rekabet kuralları vardı. Artık günümüzde 21. yy.’a ulaşıldı. Ve yeniden yazılan ekonominin kurallarını anlamaya yaşamaya başladık. 21.yy.’ın anahtar kelimesi teknoloji. Teknolojinin belki bir diğer adı da artık internet. Hepimizin olmazsa olmazı. Elektronik ticaret, elektronik perakendecilik kısacası başında “e” olan bir sürü yeni terimimiz oldu. Elektronik ticaretden artık bir de e-tüketici oluştu. Geleneksel pazarlama kitaplarında bahsedilenden farklı; sınırsız bilgiye ulaşmas...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Toplam Sanayi Uretimi Kasim 2002 - Kasım 2001 arasinda %13.95 azalmistir. *Ocak 2002 tarih itibariyle "Tasfiye Olunacak Alacaklar (Krediler) (Kamu Mevduat Bankalari + Fon Kapsamındaki Bankalar + Diger Ozel ve Kalkinma Bankalari) 5 872 trilyon TL, Ayrilan Karsiliklar 2 800 trilyon TL, Net Tasfiye Edilecek Alacaklar 2 892 trilyon TL dir. Dolar kuru ortalama beklentisi : Mart Sonu iyimser : 1 475 000 Kotumser : 1 575 000 Haziran Sonu iyimser : 1 550 000 Kotumser : 1 650 000 Eylul Sonu iyimser : 1650 000 Kotumser : 1 850 000 Aralik Sonu iyimser : 1 750 000 Kotumser : 2 250 000 Enflasyon Beklentisi (Bizim calismamiza gore) Ocak (aylik) iyimser : %3.4 kotumser : %4.5 Mart (yillik) iyimser : %68.0 kotumser : %72.9 Haziran (yillik) iyimser : %50.2 kotumser : %58.8 Eylul (yillik) iyimser : %45.9 kotumser : %57.9 Aralik (yillik) iyimser : %40.5 kotumser : %55.8 Enflasyon Beklentisi (Beklenti Anketine gore, (85 reel ve mali sektor ust duzey yoneticisi ve tuketici kesimi)) Ocak (aylik) %3.8 Mart (aylik) %3.2 Aralik (yillik) %48 Enflasyon Beklentisi (Iktisadi Yonelim Anketine gore, (1400 sanayi kurulusu yoneticisi ve ya sahibi)) Aralik (yillik) %57.0 Turkiye topraklarinin %60 kadari kamuya aittir (Hazine, belediyeler, ozel idareler). 1940 yilinda 14 800 bin ekili dikili alan 1988 yilinda 27 milyon ekili dikili alan, bunun %79 unda kuru tarim %21 inde sulu tarim yapilmistir. 1988 yilinda tarimsal uretimin % 68.6 bitkisel urunler % 23.7 hayvancilik %4.5 ormancilik %2.1 su urunlerinden olusmaktadir. ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
GİRİŞ 4 I.BÖLÜM 6 1. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ VE TEMEL KAVRAMLARI 6 1.1. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ 6 1.1.1. Kalite 6 1.1.2. Kalite Kavramı 7 1.1.3. Toplam Kalite Yönetimi 9 1.2. Toplam Kalite Yönetimi Kavramları 10 1.2.1. Kalite Kontrol: 10 1.2.2. Kalite Güvence: 10 1.2.3. Kalite Yönetimi: 10 1.2.4. Kalite Sistemi: 11 1.2.5. Denetim: 11 1.2.6 Toplam Kalite: 11 1.3. Toplam Kalite Yönetimi’nin Tarihsel Gelişimi 12 1.3.1. Endüstri Devrimi Öncesi 12 1.3.2. Endüstri Devrimi Sonrası 12 1.3.3. TKY Kültürünün Japonya’da Gelişmesi 14 1.4. TKY Kültürünün Gelişmesinde Etkili Olan Kuramcılar 15 1.4.1. W. E. Deming 15 1.4.2. J. M . Juran 16 1.4.3. Dr. Arman Fiegenbaum 16 1.4.4. Prof. Dr. Kaoru Ishikawa 16 2. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN İLKELERİ 17 2.1. Sürekli İyileştirme 19 2.2. Kıyaslama 21 2.3. Müşteri Odaklılık 21 2.4. Süreçlerle ve verilerle yönetim 22 2.5. Stratejik Kalite Planlaması 24 2.6. Kalite Çemberleri 24 2.7. Takım Çalışması 25 2.8. Kalite Güvence Sistemi 25 3. ISO 9000 ve TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ 26 3.1. ISO 9000 26 3.1.2 ISO 9000 ve TKY İlişkisi 28 II. BÖLÜM 29 1. LİDERLİK 29 1.1. Güç ve Liderlik 30 1.2. Yöneticilik ve Liderlik 31 1.3. Liderlik ve Eğitim 33 1.4. Öğretimsel Liderlik 33 1.5. Etik Liderlik 34 1.6. Vizyoner Liderlik 34 1.7. Öğrenen Liderler 34 1.8. Dönüşümcü Liderlik 35 III. BÖLÜM 35 1. EĞİTİMDE TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ KÜLTÜRÜ 35 1.1. Değişim Sürecinde Okul Kültürü 35 1.2. Toplam Kalite Yönetiminde Okul Kültürü 39 2. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ TEMEL İLKELERİNİN EĞİTİME UYGULANMASI 52 2.1. Müşteri Odaklılık 52 2.2. Eğitim Sisteminde Müşteri Kavramı 53 2.3.Eğitimde Müşteri Odaklık 54 2.4. Tam Katılım 56 2.5. Sürekli Gelişme 57 2.6. Örgüt Kültürü 57 2.7. Önce İnsan Anlayışı ve İnsan Kaynakları Yönetimi 59 2.8. Süreçlerin Yönetimi ve Sürekli Denetimi 59 IV. BÖLÜM 60 1. EĞİTİM SÜRECİNDE ÖĞRETMEN VE TOPLAM KALİTE KÜLTÜRÜ 60 1.1. Öğretmen Kavramı 60 1.2. Öğretmen Rolleri 63 1.2.1. Öğretmenin S...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ VE KAİZEN FELSEFESİ Efnan ÇOKOYLU GİRİŞ Yirminci yüzyılın ikinci yarısında sanayi ve ticarette girilen yeni dönemde en çok sözü edilen kavramlar "globalleşme" ve "imhacı rekabet"tir. Korumacılığın büyük ölçüde kaldırılması,gümrük oranlarının azaltılması,yabancı sermayeye geniş olanakların tanınması ve diğer birçok gelişme, güçlü ve dinamik kuruluşların ulusal sınırların çok daha ötesine erişmelerine fırsat vermiştir. Bu yönüyle bakıldığında globalleşme geniş bir ekonomik yayılma anlamına gelir. Globalleşmenin en belirgin sonucu rekabetin sertleşmesidir. Ekonomik sınırların ortadan kalkmasıyla birçok kuruluş öteden beri sahip oldukları pazarlarda yeni ve güçlü rakipleri karşılarında bulmuşlardır. Hakim oldukları pazarlarda pay kaybeden şirketlerin bir kısmı küçülmüş veya yok olmuş, diğerleriyse rakiplerinin pazarlarından pay alma gayretine girmişlerdir. Böylece iç pazarlarda artan rekabete ek olarak dış pazarlarda da rekabet yoğunlaşmıştır."İmhacı rekabet" terimi de,içerde ve dışarıda aynı sertlikle gelişen bu ortamı tarif etmektedir. Bu yeni ortamda başarılı olan kuruluşları incelediğimizde, bunların ortak özelliklerinin TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ (TKY-TQM) felsefesini ve onun getirdiği yaklaşımı benimseyen şirketler olduğunu görüyoruz. Bilindiği gibi TQM sadece ürün ve hizmet kalitesiyle ilgili olmayıp, aynı zamanda günümüzün çağdaş bir yönetim anlayışıdır. Önceleri üretim sektöründe gündeme gelen Kalite Kontrol giderek yerini kalitenin denetlenmesi amacıyla kullanılacak yöntemlerin geliştirilmesiyle, hem üretim hem de hizmet sektörünün çeşitli alanlarına uyarlanabilen kalite yönetim sistemlerine bırakmaya başlamıştır. Bugün TQM dediğimizde, kalite kontrol den çok daha değişik bir konuyu anlatmaktayız; Kalite Kontrol, bitmiş ürünün kalitesini kontrol eder ve ve denetler, Toplam Kalite yaklaşımı ile ürün ve hizmetlerin hatasız üretilmesi, planlanması ve kalite kontrole gerek kalmaması hedeflenir. TQM nin rekabet gücünü yükseltmesi konusuna...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
BÖLÜM I I. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ NEDİR ? Tüm dünyada esen globalleşme rüzgarı, şirket evlilikleri, teknoloji ve bilimin hızla ilerlemesi, rekabet ve işbirliği boyutunda yaşanan yeni açılımlar, yönetim ve felsefe biçiminin de değişimine neden olmuş, odak noktasına bilgiyi ve insanı getiren, “modern çağın yönetim sistemi” olarak da kabul edebileceğimiz Toplam Kalite Yönetimi’nin ( TKY) doğmasına neden olmuştur. Rekabet gücünü arttırmada önemli avantajlar sağlayan çağdaş bir yönetim felsefesi olan TKY için farklı tanımlamalar mevcuttur. TKY, çalışanları ön plana alan ve başarının, çalışanların başarısından kaynaklandığını misyon edinen bir yönetim biçimidir. Geniş katılımlı kalite yönetimi olarak da ifade edilebilen TKY; “bir kuruluşta üretilen mal ve hizmetlerin, işletme süreçlerinin ve personelin sürekli iyileştirilmesi ve geliştirilmesi yolu ile en düşük toplam maliyet düzeyinde, önceden belirlenmiş olan müşteri ihtiyaç ve beklentilerinin, tüm çalışanların kendilerinden beklenen yükümlülükleri yerine getirmeleri ile tatmin edilerek, işletme performansının iyileştirilmesi stratejisi” şeklinde tanımlanmaktadır. Çalışanların cesaretlendirilmesi, motivasyonu, yönlendirilmesi, eğitimi, ödüllendirilmesi, değer verilmesi, iş zenginleşmesinin gerçekleşmesi kısaca insana yatırım, TKY felsefesinin en önemli özelliğidir. TKY, işletme içindeki herkesin uygulaması gereken bir yaşam biçimidir. Bunu gerçekleştirebilmenin anahtarı ise süreçlerin sürekli geliştirilmesi, müşterilerin tatmini ve tüm çalışanların katılımıdır. TKY için, müşteri beklenti ve ihtiyaçlarını karşılayacak kalitenin ön plana çıkmasının yanı sıra, ürün ve hizmetlerin yanında yönetimin de kalitesini ve verimliliğini arttırmayı amaç edinen, kaliteye dayalı ortak bir kültür yaratmayı hedefleyen, uzun süreli örgüt yaşamının sigortası olan birey ve grup odaklı bir yönetim uygulamasıdır diyebiliriz. II. TKY’NİN ÖNEMİ : TKY, işletmedeki tüm fonksiyonların ve süreçlerin sürekli iyileştiri...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ ANLAYIŞI Toplam Kalite Yönetimi, amaçları geliştirmek için ortam hazırlamak, gelişimi sağlayabilmek için faaliyetleri formüle etmek, gelişimi ölçmek için kıstaslar geliştirmek, yönlendirmek ve bu faaliyetlerin işe yarayıp yaramadıklarını görmek için kontrol etmektir. TKY, çalışma grupları oluşturmak, kalite çemberlerini meydana getirip eğitmek, çalışanları biraraya getirecek mekanizmayı geliştirmek ve sadece istatistiksel proses kontrol uygulamak gibi faaliyetler değildir. TKY bütün bunları ve daha birçok metodu birlikte kullanabilme yeteneğine sahip bir yönetim tekniği, bir yaşam biçimidir. TKY, varılacak bir yerden öte sürekli bir yolculuk bir felsefedir. TKY’nin özelliklerini incelemeden önce TKY’nin ne olduğunu daha iyi kavrayabilmek için “ne olmadığı”na ve kalitenin tanımına bakalım. NE DEĞİLDİR? TKY; Moda bir yönetim uygulaması, geçici bir heves değildir Japonlara özgü bir yönetim felsefesi değildir Felsefesi Türk toplumuna, özel yönetime, kamu yönetimine ve farklı sektörlere aykırı ve uygulanamaz değildir ISO, SA gibi sistem standartları değildir Tepe yönetimce alt kademelere devredilebilecek bir uygulama değildir Tepeden emirlerle kökten bir değişim yapmak anlamında değildir Kalite çemberi, beyin fırtınası veya yedi kalite araçlarından biri gibi tekniklerden herhangi birisi değildir Temeli 1950’lere dayanan modası geçmiş bir anlayış değildir Sadece kalite yürütme kurulu kalite koordinatörlüğü gibi tek bir birimin sorumluluğuna bırakılacak bir uygulama değildir KALİTE Kalite kavramı, net bir tanıma sahip değildir. Ancak bakış açılarına göre pekçok tanımı yapılmaktadır.Bunlardan bazıları şöyledir: Felsefi Tanım: Kalite bir düşünce veya madde değildir. Tanımlanamaz fakat ne olduğu bilinir. Müşteri Bazlı Tanım: Kalite; İhtiyaçları karşılama yeteneğidir. Belli bir ürünün, belli bir müşterinin ihtiyacını karşılama derecesidir. Ürünün, müşteri tercihlerine uygunluğudur. Kullanıma uygunlukt...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Toplam Kalite Yönetimi ve Özdenetim Modeli TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ NEDİR ? Toplam Kalite Yönetimi (TKY), iç ve dış müşteri beklentilerinin aşılmasını temel olarak alan, çalışanların bilgilendirilip yetkilendirilmesini ve takım çalışmasıyla tüm süreçlerin sürekli iyileştirilmesini hedefleyen bir yönetim felsefesi olarak tanımlanıyor. Bu özelliği de onu diğer yönetim anlayışlarından farklı kılıyor. TKY, tüm proseslerin, ürünlerin ve hizmetlerin tam katılımla geliştirilmesi, müşteri tatmininin arttırılması ve müşteri bağlılığının yaratılması amacıyla işletmede alınan sonuçların sürekli iyileştirilmesine dayanan, müşteri beklentilerini her şeyin üzerinde tutan ve müşteri tarafından tanımlanan kaliteyi, tüm faaliyetlerin yürütülmesi sırasında ürün ve hizmet bünyesinde oluşturan modern bir yönetim tarzı olarak da tanımlanabilir. Bu tanım çerçevesinde kalite, müşteri beklentilerinin karşılanması ve aşılması, kalitesizlik ise, topluma verilen zararı ifade ediyor. Müşteri, işletmedeki süreçlerin ürettiği ürün ya da hizmeti kullanan kişi ya da kişiler olarak belirleniyor. Bunlardan organizasyon içinde yer alanlara iç müşteri, bu ürün veya hizmeti satın alanlara ise dış müşteri adı veriliyor. TKY nin T si, toplamı; tüm çalışanların katılımını, yapılan işlerin tüm yönlerini, müşterilerin ve üretilen ürün ile hizmetlerin tümünü kapsıyor. K si kaliteyi; yani müşterinin bugünkü beklenti ve ihtiyaçlarını tam ve zamanında karşılayıp onlara gelecekteki beklentilerini aşan ürün ve hizmetler sunmayı ifade ediyor. Y si ise; yönetimin her konuda çalışanlara liderlik yapması, çalışanlara örnek model oluşturması ve şirket çapında katılımcı yönetimin sağlanması anlamına geliyor. Bu noktada katılımcı yönetim anlayışı, her seviyedeki çalışanların önerilerini rahatça sunma imkanının olması ve şirket içinde verilecek kararlarda söz söyleme hakkının bulunması için gerekli hale geliyor. TKY NİN TEMEL İLKELERİ NELERDİR? TKY nin 5 temel öğesi bulunuyor. Birbirini tamamlayıc...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Toplam Kalite Yönetimi Kalite Anlayışının Gelişimi Çağdaş anlamda sanayinin oluşmasından önce üretim, ustaların ellerinde, küçük atölyelerde ve el becerisinin izin verdiği hızda idi. Kalite sorumluluğu da bizzat üreten kişilerde yani ustalarda idi. Üretim bu hızda ilerlerken endüstri devrimi gerçekleştirildi. Artık el emeği yerini, çok daha hızlı ve ucuza üreten makinelere bırakmıştı. Bu gelişmeler sonucunda Üretim ve Kalite Kontrol faaliyetleri birbirlerinden ayrıldılar. İşletmelerde yeni bir birim olarak muayene istasyonları oluşturuldu ve muayeneciler diğer işçilerin ürettiği ürünleri kontrol etmeye başladılar. Bu süreçte, endüstri devrimi öncesindeki gerçek kontrol fonksiyonu kaybolmaya yüz tuttu. Muayenecilerin yaptığı iş müşteriye hatalı malzeme gitmemesi için, ağırlıklı olarak ayıklamadan ibaretti. 19. Yüzyılın sonlarına doğru belki de Amerikayı Dünya lideri durumuna getiren bir sistem geliştirildi: Taylor Sistemi. Bu sistemin özü, Bütün işlemlerin herhangi bir beceri gerektirmeyecek şekilde basit ve küçük parçalara bölünmesi ve standardize edilmesi durumunda, kısa süreli eğitimden geçirilmiş yarı vasıflı bireyin, yüksek düzeyde beceri gerektiren işi bile mükemmel bir şekilde yapabileceği idi. Başlangıçta, Taylorizmle birlikte, kimsenin hayal bile edemediği kadar büyük verimlilik artışları görüldü. Fakat Taylorizm verimlilikle birlikte bir çok sorunu da beraberinde getirdi. Bu sorunlar, Özellikle de bireyle ilgili olanlar hep göz ardı edildi. Çünkü sistemin toplam etkinliği köklü bir şekilde artmaktaydı. Zamanla bu sorunlar, verimlilikte görülen artışları negatif yönde etkilemeye başladı. Bu olumsuz etkileri ortadan kaldırmak için organizasyonlar, sistem içi manipülasyonlarla iş ortamını renklendirmeye çalıştılarsa da arzu edilen etkinlik sağlanamadı (İş Zenginleştirme, İş Genişletme, vb.). Bu sistemler, insanda mevcut yenilikçi, buluşçu, gücün ortaya çıkartılmasına yetmedi. Juranın "Taylorun elde ettiği sonuç, hünerli işçiliğe indirilen çok ağır...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
TKY Nedir? Toplam kalite yönetimi "İç ve dış müşteri beklentilerinin aşılmasını temel amaç olarak alan, çalışanların bilgilendirip yetkilendirilmesini ve takım çalışmalarıyla tüm süreçlerin sürekli iyileştirilmesini hedefleyen bir yönetim felsefesi" olarak tanımlanabilir Bu tanım içerisinde KALİTE, müşteri beklentilerinin karşılanması ve aşılması, KALİTESİZLİK ise topluma verilen toplam zararı ifade eder.MÜŞTERİ, işletmedeki süreçlerin ürettiği ürün yada servisi kullanan kimsedir. Bunlardan organizasyon içinde yer alanlara İÇ MÜŞTERİ, bu ürün yada servisleri para ile satın alanlara ise DIŞ MÜŞTERİ diyoruz. TKY’ nin T’ si, toplamı, tüm çalışanların katılımını, yapılan işlerin tüm yönlerini, müşterilerin tümünü ve üretilen ürün ve hizmetlerin tümünü kapsar. K’ si, kaliteyi, yani müşterilerin bugünkü beklenti ve ihtiyaçlarını tam ve zamanında karşılayıp, onlara gelecekteki beklentilerini aşan ürün ve servisler sunmak demektir. Y’ si ise, yönetimin her konuda çalışanlara liderlik yapması, çalışanlara örnek model oluşturması ve şirket çapında katılımcı yönetimin sağlanmasıdır. Katılımcı yönetim, her seviyedeki çalışanların önerilerini rahatça sunma imkanının olması ve şirket içinde verilecek kararlarda söz söyleme hakkının bulunmasıdır. Müşteri odaklılık Ürün ve hizmetlerimizin kalitesini en son noktada müşteri değerlendirir. Dolayısıyla müşteri odaklılık dendiğinde, "müşteri istek ve beklentileri" ve "katma değerin nasıl sunulabileceği" anlaşılmaktadır. Müşterilerimize beklentilerini aşan ürün ve hizmetler sağlayarak onların başarılarına katkıda bulunuruz. Uzun dönemli amaçlarımıza ulaşmamız onlarda oluşturacağımız güvence bağlıdır. Tedarikçilerle İşbirliği Değer zincirimiz tedarikçilerimizle başlar. Ürün ve hizmetlerimizin kalite ve maliyetleri onlara da bağladır. Tedarikçilerimizin yetenekleri, sürekli iyileşme çabaları başarımızda anahtar unsurlardır. Onlarla güvene dayalı uzun dönemli or...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Talep : Tüketicinin geliri, zevkleri ve satın alabileceği diğer malların fiyatları sabit kabul edilerek bir malın için, belli bir zaman süresi içinde oluşan satın alma isteğinin, satın alma gücü ile desteklenmesine talep denir. Talebi Değiştiren Faktörler : Tüketicinin zevki, (Z) Tüketicinin geliri, (Y) İkame ve tamamlayıcı malların fiyatları, (Pi) (i=1,2,….n) Gelecekte beklenen fiyat, (Fp) Nüfus (L) Gelir Dağılımı, (D) Bu bağlam içersinde bir malın piyasa talep fonksiyonunun Qd = Qd ( P1 , P2 ,…, Pn , Y , L, D, Z, Fp ) olduğunu varsayabiliriz.Analiz sırasında talep fonksiyonunda bu kadar değişkenin bulunması işlerimizi çok karıştıracağından ilgimizi yalnızca bir malın piyasa talebi ve o malın fiyatı arasındaki ilişkiye yöneltmek durumundayız. Yani piyasa talep fonksiyonunun aşağıdaki basit formda olduğunu varsayacağız : Qd = f ( P ) = ? + ßP ( ? > 0 ß < 0 ) Buradaki talep eğrisinin negatif eğimli olmasının iktisadi açıdan iki sebebe bağlıyabiliriz: Azalan marjinal fayda kanunu : Azalan marjinal fayda kanunu bir malın tüketilen her ilave biriminin sağlayacağı ek faydanın bir önceki birimin sağladığından daha az olacağını ifade eder. Bu durumda tüketicilerin her yeni mal talebinde ödemeyi arzu edecekleri fiyatın daha az olacağı yönündedir Gelir ve ikame etkileri : Bir malın fiyatı yükseldiğinde tüketicinin reel geliri reel geliri azalacaktır. Tüketici veri geliri ile daha az mal satın alacaktır. Yine bir malın fiyatının yükselmesi bu malın ikamesinin de dahil olduğu diğer malların fiyatlarının nispi olarak ucuzlaması anlamına gelir. Refahını korumaya çalışan tüketici fiyatı artan maldan tüketimini azaltarak ikame mallara yönelecektir. İktisadi bekleyişlerimiz içersinde talep eğrisinin negatif eğimli olmasını öngörürüz fakat talep eğrisinin pozitif olabileceği istisna durumlarda vardır.Bu durumda malın fiyatı artarken talep edilen miktarının artması, malın fiyatı düşerkende talep miktarının azalmasıdır.İktisat teorisi içersinde b...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Rönesans ve Reformun Çıkış Sebepleri ve Sonuçları Reform: 16. yy.da Batı Kilisesi’nde gerçekleşen dinsel devrim. Siyasal,iktisadi ve toplumsal etkileriyle Hıristiyanlığın üç ana kolundan biri olan Protestanlığın ortaya çıkmasına yol açmıştır. En büyük önderleri Martin Luther ve Jean Calvin’dir. 16. yy. reformcularını ortaya çıkaran Katolik Kilisesi’nin yapısı oldukça karmaşıktı. Yüzyıllar boyunca kilise,özellikle de papalık makamı Batı Avrupa’nın siyasal yaşamıyla iç içe geçmişti. Bunun sonucundan ortaya çıkan siyasal entrika ve manevralar kilisenin durmadan artan gücü ve zenginliğiyle birleşince kilise ruhani bir güç kaynağı olarak yozlaşmaya başlamıştı. Endüljans uygulaması ve kutsal emanetlerin satışa çıkarılması ile din adamları arasındaki yolsuzluklar ve dindarların sömürülmesine ve kilisenin manevi yetkisinin zayıflamasına neden oluyordu. 16. yy.dan önce de, ortaçağ boyunca Aziz Francesco, Pierre Valdo, Jan Hus ve John Wycliffe gibi reformcu din adamları kilise içindeki yozlaşmayı dile getirmişlerdi. 16. yy. başlarında büyük hümanist bilgin Desiderius Eromus da ahlaki yozlaşmaya ve boş inançlara karşı Katolik Kilisesi’nde liberal bir reformun gerekliliğini savunmuş ve Hz. İsa’nın örnek alınmasını önermişti. Bütün bunlar Reform’un başlangıç günü sayılan 31 Ekim 1517’de tüm Azizler Yortusu’nun arifesinde Luther’in Wittenberg’de Schlosskirche’nin kapısına Doksan Beş Tez’i asmasından önceki reform kıpırtılarıydı. Luther’e göre kendisiyle önceki reformcular arasındaki fark, öncekilerin kilise yaşamında ki yozlaşmaya karşı çıkmakla yetinmelerine karşılık, onun sorununun kökenini, kilisenin kurtuluş ve kayra öğretisindeki sapmayı hedef almasıydı. Tanrı‘nın karşılıksız kayrasının endüljanslara ve bu dünyada iyi iş işlenmeye bağlanmasına katkıda bulunabileceğin öğretisinin İncil’lerde yer almadığını savunuyordu. Luther’in kilisenin etik ve ilahiyat bakımından yenilenmesiyle ilgili yaklaşımının...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
REEL FAİZ – BÜYÜME ORANI İLİŞKİSİTürkiye ekonomisi geçtiğimiz yirmi yılda reel faiz ve büyüme oranları açısından çok da istikrarlı olmayan bir dönem geçirmiştir. Reel faizlerle büyüme oranları arasında nasıl bir ilişki olduğu bu raporda incelenmiştir. Merkez Bankası Yıllık Raporları, Devlet İstatistik Enstitüsü verileri, ve bu verilerin grafik üzerinde dağılımları incelenerek bu iki makroekonomik değişken arasında bir bağlantı kurulmaya çalışılmıştır.
Portföy Yönetimi Geleceğin bugünden kesin olarak bilinememesi nedeniyle gelecekle ilgili tüm kararlarda, kararın istenilen sonucu vermemesi tehlikesi vardır. Bir finansal varlık yatırımcısının, yapacağı yatırımdan beklediği bir verim vardır. Fakat beklenen verimin sağlanıp sağlanamayacağını yatırımı yapmadan bilmek imkansızdır. Yatırımcı, yapacağı her yatırımın taşıdığı bu tehlikeye karşı, kendisini kısmen veya tamamen korumaya çalışır. Bu koruma yatırım araçları arasında herhangi bir verim seviyesinde en az tehlike taşıyanı seçme şeklinde veya herhangi bir tehlike seviyesinde yatırımının daha büyük verim sağlamasını talep etme şeklinde olabilir. Gerek daha az tehlike taşıyan yatırım araçlarını seçmek, gerekse yüksek tehlike taşıyan yatırımdan daha yüksek verim talep edebilmek için tehlikenin büyüklüğünü ölçmek gerekir. Bu yazının amacı, risk olarak adlandırılan bu tehlikenin türleri hakkında bilgi vermek ve riski ölçme yöntemlerini incelemek olacaktır. RİSK Riskin sözlük anlamı, gelecekte beklenmeyen bir durumun ortaya çıkma olasılığı, yaralanma, incinme ve zarara uğrama şansı ya da arzu edilmeyen bir olay veya etkisinin ortaya çıkma olasılığıdır. Finansal açıdan risk ise, beklenen getirinin gerçekleşen getiriden sapma olasılığıdır. Yani, yatırımcının yapmış olduğu yatırımdan sağlayacağı verimin, beklenen verimin altına düşme veya üstüne çıkma olasılığı söz konusudur. Bu olasılık, yatırımcı açısından yapmış olduğu yatırımın riskini oluşturur. Örneğin, bir menkul kıymetin gerçekleşen getirisi, beklenen, tahmin edilen getiriden ne kadar büyük farklılık veya sapma gösteriyorsa, söz konusu menkul kıymetin riskinin o kadar fazla olduğu söylenebilir. Bilindiği gibi, risk ve getiri yatırım kararını belirleyen iki önemli faktördür. Bu nedenle, yatırımcılar, yapacakları yatırımlarla ilgili olarak beklenen getiriler kadar risk üzerinde de durmak zorundadırlar. Portföy yönetiminin teorik temelini oluşturan varsayımlardan birisi, risk ve getiri aras...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
PAZARLAMA YÖNETİMİ SÜRECİ: NEREDEN BAŞLAMALI? Etkin pazarlama araştırmayla başlar. Philip Kotler “Hedef tüketici, müşteri ve toplumun istek ve geresinimlerini tatmin ederek kar sağlayacak pazarlama bileşenlerinin (ürün / hüzmet, fiyat, dağıtım ve tutundurma) planlanması, yönetimi ve denetimi çabaları” olarak tanımlanan pazarlama, bir çok unsurun birleşmesiyle oluşan geniş bir süreçtir. Pazarlama konusunda günümüzün en etkin kişilerinden biri olan Kotler, pazarlama yönetimi sürecinin 5 ana kademeden meydana geldiğini ifade etmektedir. Kotler’e göre bu süreç aşağıda belirtilmiştir. Burada ; R (Researche): Araştırma STP (Segmentation, Targeting, Position): Kesimlere Ayırma, Hedef Belirleme, Konumlandırma – Stratejik Pazarlama MM (Marketing Mix): Pazarlama Karışımı (4P) – Taktik Pazarlama I (Implementation): Yürürlüğe Koyma C (Control): Kontrol anlamına gelmektedir. Şimdi bu kavramları tek tek inceliyelim. 1. Araştırma Araştırma, pazarlamanın başlangıç noktasıdır. Pazarlamanın tanımında olduğu gibi tüketicilerin yeni gereksinimlerinin belirlenmesi ve bu gereksinimlerin hangi noktada karşılanacağının belirlenmesi aşamasında devreye, araştırma girer. Araştırma, bir noktada pazarlama faaliyetinin ortaya çıkmasına olanak veren birinci basamaktır. Zet Araştırma’nın kurucusu Vural Çakır’ın belirttiği gibi; “Araştırma, doğru pazarlama kararlarının birinci basamağıdır, kaynakların rasyonel ve tüketiciler yararına dağılımını sağlayacak bir toplumsal araçtır” Araştırma, bir şirketi, herhangi bir pazarda alıcıların gereksinimleri, anlayışları ve tercihleri bakımından farklılık gösterdiklerini ortaya koyarak, pazarlama yönetimi sürecinin bir anlamda başlamasını sağlayacak önemli bir süreçtir. 2. Kesimlere Ayırma, Hedef Belirleme ve Konumlandırma(1) – Stratejik Pazarlama Araştırma sürecinden sonra yönetim, hangi kesimlere ağırlık vereceğini belirlemek zorundadır. Bu yüzden öncelikle pazarı bölümlere ayırmalı ve bu bölümlerden bir veya daha fazlas...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Para Arzı Değişkeni (M2Y) İçin Bütünleşme Sırasının İncelenmesi:Para Arzı (M2Y) değişkenine ait aylık verilerde gözlenen üstel dağılım nedeniyle bütünleşme sırasının incelenmesinde doğal logaritması alınmış verilerle çalışılacaktır.Gecikme uzunluğunun belirlenmesinde Campbell-Perron yaklaşımı kullanılmıştır. Buna göre k=12'den başlamak üzere; düzeyde, 1. sıra ve 2. sıra farkta yapılan ADF testinde, k'ıncı gecikmenin katsayısına ait t değeri, modellere ait Akaike kriterleri (AIC), hesaplanan ADF değerleri ve ADF testi için belirlenen %5 ve %10 anlamlılık düzeyindeki son dört kritik değerler aşağıda tablo halinde verilmiştir:
NORMALLİK TESTLERİNE İLİŞKİN BİR KARŞILAŞTIRMA Yrd.Doç.Dr.Fatma ACAR* Uludağ Üniversitesi İİBF Ekonometri Bölümü 1. GİRİŞ İstatistiksel yöntemlerin birçoğunda, yapılacak analizin türüne bağlı olarak bir ya da daha fazla sayıdaki anakütlenin normal dağılıma sahip olması zorunluluğu bulunmaktadır. Ancak, bu kuramsal gerekliliğin uygulamada her zaman sağlanamadığı ve zaman zaman verilerin dağılımında normalden sapmaların ortaya çıktığı görülmektedir. Verilerin normal dağılıma uymama nedenlerini aşağıdaki biçimde sıralamak mümkündür; Gerçekte sürekli niteliğe sahip olmakla birlikte derleme sırasında bir değişkenin asla -¥ dan +¥ a kadar değerler alamaması ve bir yerde kesikli olarak gözlenmesi Serbestlik derecesine bağlı olarak, dağılım biçiminin de değişime uğraması, Dağılımın merkezinde çıkabilecek küçük farklılıklar ve Gözlemlerin büyük bir bölümünün normal dağılmasına karşın, az sayıda da olsa bazı gözlemlerin aykırı değer (outliers) durumunda bulunması [Mosteller ve Tukey, 1977, s.12-15]. Yukarıda sayılan türden nedenlerle dağılımın normalden sapma gösterebileceği göz önünde tutularak, istatistiksel testlerin uygulanmasına geçilmeden önce verilere normallik analizi yapmak gereği ortaya çıkmaktadır. Dağılımın normal olup olmadığı üç farklı yaklaşımdan hareketle ortaya konulabilir. Bu yaklaşımlar; Asimetri ve Basıklık Ölçüleri Hesaplamak, Verilerin Grafiğini Çizmek ve Hipotez Testleri Yapmak biçiminde sıralanabilir [Akgül, 1997, s.162] Asimetri ve Basıklık Ölçüleri Hesaplamak: Asimetri ölçüleri ortalama ve kartillere dayanarak da hesaplanabileceği gibi, hem asimetri hem de basıklığı ortaya koymak amacıyla momentlere dayanan asimetri ve basıklık ölçülerinden yararlanmak verilerin dağılımı hakkında daha sağlıklı sonuçlar verecektir. Elde edilen asimetri ve basıklık ölçülerine "standart momentler" de denilmektedir. Normal bir seride ve olduğundan, verilerden elde edilen asimetri ve basıklık ile ilgili sonuçların bu değerlerle karşılaştırılması...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Müfettiş Yardımcısı Bülent Çavuş İÇ KONTROL SİSTEMİ İç kontrol sistemi, işletme faaliyetlerinin sağlıklı bir biçimde yürütülebilmesi, muhtemel hata, hile ve noksanlıların engellenebilmesi için işletme yönetimi yahut bir başka merci tarafından belirlenen uyulması gerekli kurallar bütünüdür. Diğer bir deyişle, faaliyetlerin oluşumu sırasında kendi kendini denetleyen sistemin adıdır. Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yayınlanan X/16 seri/sıra numaralı Sermaye Piyasasından Bağımsız Denetleme Hakkında tebliğinin 28. maddesinde , İç kontrol sistemi, yönetim politikalarına uymak da dahil olmak üzere, işlerin düzenli ve etkin yürütülmesi , varlıkların korunması hata, hile ve usulsüzlüklerin önlenmesi ve belirlenmesi, muhasebe kayıtlarının doğru ve eksiksiz olması ve mali bilgilerin güvenilir olarak zamanında derlenmesi amacıyla işletmede uygulanan organizasyon planı ile bunlara ilişkin tüm yöntemleri kapsar. Örgütün organizasyonu ile işletmenin varlıklarını korumak, muhasebe bilgilerinin doğruluğunu ve güvenilirliğini araştırmak, faaliyetlerin verimliliğini arttırmak, saptanmış yönetim politikalarına bağlılığı özendirmek amacıyla kabul edilen ve uygulamaya konulan tüm önlem ve yöntemleri içerir. İç kontrol sisteminin yeterliliğini inceleme ve değerleme, iç denetçi, verimliliği ölçmek için yönetim tarafından faaliyet standartlarının belirlenip belirlenmediğini, belirlenen standartların anlaşılıp anlaşılmadığını, faaliyet standartlarında sapmaların belirlenip, analiz edilip, düzeltici önlemeleri almakla sorumlu kişilere iletilip iletilmediğini, düzeltici önlemlerin alınıp alınmadığını belirlemekle sorumludur. Bir işletmedeki iç kontrol sistemi o işletmede yürütülmekte olan denetim faaliyetlerine doğrudan etki yapar. Bu etki hem iç denetim, hem de bağımsız denetim üzerinedir. İç denetçilerin sistemi gözden geçirmelerindeki temel amaç, üst yönetim tarafından saptanmış yönerge ve kurallara uygun davranıldığının ; ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Ana Menü
| Anasayfa |
| Haberler |
| Arama |
| İlanlar |
| Eğitim Siteleri |
Edubilim
| Forum |
| Resim Galerisi |
| Video Galerisi |
| Program Arşivi |
| Döküman Arşivi |
| Bilim Adamları |
| Kolay Ulaşım |
Üniversiteler
| Türkiye Üniversiteleri |
| Yabancı Üniversiteler |
Popüler Döküman
(Eğitim)
(Psikoloji)
(Eğitim)
(Otelcilik)
(Sunular)
Eğitim Siteleri
- Edebiyat- Türkçe -Şiir (12)
- Okul Öncesi (7)
- Sınavlar (10)
- Rehberlik Siteleri (11)
- Üniversite Siteleri (77)
- Eğitim Haberleri (12)
- Sözlük - Çeviri Siteleri (6)
- Ders Yardımcıları (5)
- Eğitim Forumları (9)
- Genel Eğitim Siteleri (13)