Eğitim
DosyalarEkleme Tarihi
ÖZEL ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ DERSİ ARASINAVI, FinalÖğrendiğiniz yöntemlerden birini seçerek, diğer yöntemlerle karşılaştırınız. Yöntemin diğerlerinden üstün ve zayıf yönleri nelerdir? Zayıf yönleri nasıl giderilir?Eğitim tarihinde ve günümüzde en yaygın ve en çok kullanılan, aynı zamanda "en eski" niteliğini de taşıyabilecek bir öğretim metodu olan anlatım yöntemini ele almak istiyorum. Anlatım metodu-soru yanıt metodu karşılaştırmasıAnlatım metodunda öğrencilerin sadece alıcı konumunda olduğunu görüyoruz oysaki soru yanıt yönteminde öğrenciler derse kendi fikirlerini katarak zenginlik getiriyorlar ve derse bir anlamda kendileri yön veriyorlar. Soru yanıt yönteminin önemli bir özelliği de öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerini öğrenmek ve zaman zaman da onları sınamaktır. Anlatım yönteminde öğrencilerin bilgi düzeyleri pek göz önüne alınmaz, onların söylenen her şeyi anlamaları beklenir. Soru-yanıt yönteminde öğrencilerin derse olan katılımını artırmak hedeflenirken anlatım yönteminde öğrencilerin konuşmasına pek fırsat verilmez.
Öykünün Adı: Yaban Öykünün Bulunduğu Kitabın Adı: Yaban Kitabın Basıldığı Yer ve Yıl: İletişim yayınları 1932 Kitabın Sayfa Sayısı: 198 Yazarın Adı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu YAZARIN HAYATI Yakup Kadri, XVII. Yüzyılın sonlarında başlayarak Saruhan Vilayeti denilen Aydın ve Manisa bölgesinde hüküm sürmüş Karaosmanoğlu sülalesindendir.Mısır’da İbrahim Paşa konağına yerleşen ve orada İkbal Hanımla evlenen Kadri Beyin oğludur.27 Mart 1889’da Kahire’de doğdu. İbrahim Paşa’nın ölümü üzerine ailesi ile birlikte Manisa’ya geldi. İlköğretimine Fevziye Mekteb-i İpti daisinde başladı. İki yıl sonra da İzmir idadisine göderildi. Şahabettin Süleyman’la arkadaşlığı buradan gelir.Ama öğrenimini tamamlayamaz. Babası daha öğrenimine başlamadan ölmüş, İkbal Hanımın satılacak mücevherleri kalmamıştır. Aile yeniden Mısır’a dönünce İskenderiye’deki Freres’ler Fransız okuluna girdi. Burada bir yıl okudu. İdadi özlemi onu İzmir’e çektiyse de, tatilini geçirmek üzere geldiği Mısır’da Jön Türk’lerle tanıştı. İzmir’e dönmekten vaz geçti.Sınava yeniden girdiği Freres’ler okulunda iki yıl sonra bakaloryasını vererek ortaöğretimini tamamladı. 1908’de ailece yurda döndüler. İstanbul’a yerleştirdiler. YakupKadri Mekteb-i Hukuk’a girdi. Ama bitirmeden üçüncü sınıftan ayrıldı.Bu arada İbsen’den esinlenerek yazdığı Nirvan’a adlı tek perdelik oyunu yayınlanmış, arkadaşı Şahabettin Süleyman’ın aracılığıyla Fecr-i Ati topluluğuna katılmıştır. Bir yandan Fecr-i Aticilere yönelik eleştirilere cevap vermekte, bir yandanda Servet-i Fünun’da küçük hikayeler yayınlamaktadır. Mensur şiirleri de bu ilk dönemlerinin ürünleridir. 1912’de tüberküloza yakalandığını öğrenir. Ama ancak 1916’da tevadi için İçviçre’ye gidebilecek, üç buçuk yıl orada kalacaktır. Bektaşilikle ilgiside bu yıllarda, İsviçre’ye gitmeden öncedir. Osırada Paris’ten yeni dönmüş olan Yahya Kemal’in de etkisiyle Yunan ve Latin kaynaklarına dayalı yeni bir sanat anlayışını savunmaya başlamıştır.Ayrıca Doğu mit...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Ölçme ve DeğerlendirmeÖlçme:Nesnelerin ya da özelliklerin miktarlarının belirli bir yöntemle gözlenip gözlem sonuçlarının sayı ya da sembollerle ifade edilmesidir.1. Doğrudan Ölçme: Ölçülmek istenen özellik ya da nesne evrende varolduğu şekliyle ölçülür. Yani özelliğin ya da nesnenin kendisi ölçülür.2. Dolaylı Ölçme: Bazı özellikleri ya da nesneleri şekliyle değil de eserleriyle ölçeriz. (zeka gibi)Ölçek: Belirli bir özelliği ölçmek için hazırlanmış ve üzerinde birimleri hep aynı olan ölçme araçlarıdır. 1. sınıflama ölçekleri:benzerliklere göre (kadın erkek gibi)2. sıralama ölçekleri:belirli bir ölçekle sıralama(birinci, ikinci)3. eşit aralıklı ölçekler:bir nokta sıfır alınır (takvim gibi)4. oranlı ölçekler: birimler arasında oran vardır (terazi, saat gibi)
ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ Dil öğretimi daha çok ilkokulda öğrencilere bilgiden daha çok temel beceriler kazandırılması ilkesine dayanır.Doğru konuşma ve yazma iyi dinleme gibi becerileri ve alışkanlıkları da bol araştırma ve uygulama ile elde edilir.Kurumsal bilgileri, beceri ve alışkanlık kazandırmaya katkısı bulunacak ölçüde ve aşamalı olarak vermeliyiz.(Kavcar ve diğerleri. 1997:s.16.) 1.Anlatma Yöntemi Anlatım, öğretmenin bilgilerini pasif bir şekilde oturarak dinleyen öğrencilere otokratik bir biçimde ilettiği geleneksel bir yöntemdir. (Küçük, Ahmet., Leyla.1992:s.41.) A.Kullanımı: Bu yöntem, derse giriş yaparken konuyu özetlerken ya da bir konuyla ilgili bilgi aktarırken kullanılır.Daha çok sunuş yoluyla ilgili bilgi düzeyindeki davranışların kazandırılmasında kullanılır. B. Özellikleri Öğretmen merkezlidir. Aynı anda çok sayıda kişiye bilgi aktarılır. Dinleyenler konuyla ilgili organize bir görüş kazanır. Öğrencilere kısa zamanda çok bilgi verilir. C. Dikkat Edilecek Hususlar Basit kısa ve tam cümleler kullanılmalı. Doğru ve mesleki terimlerin kullanılmasına özen gösterilmeli. Konuların ana başlıkları belirlenmeli. Ses tonu iyi ayarlanmalı ve arka sıradakilerin rahat duyabileceği bir şekilde olmalı. Verbalizmi (laf salatası )önlemek için plan,kroki,grafik gibi görsel araçların kullanılmasına yer verilmeli. Arasıra sınıf tartışmalarına yer verilmeli. Anlatırken espiri ve şakalara yer verilmeli. Küçük grup çalışmaları ile anlatılanların tartışılması yapılmalıdır. (Demirel. 1999:s.87-88) 2.Tartışma Yöntemi A.Kullanımı Tartışma,bir konu üzerinde öğrencileri düşünceye yöneltmek,iyi anlaşılmayan noktaları açıklamak ve verilen bilgileri pekiştirmek amacıyla kullanılan bir yöntemdir.Bu yöntem daha çok konunun kavranması aşamasında karşılıklı olarak görüşler ortaya konurken, bir problemin çözüm yollarını ararken ve değerlendirme çalışmaları yaparken kullanılır.Bu açıdan bakıldığında buluş yoluyla öğretim yaklaşımında ve k...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖĞRETİM MATERYALLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ Öğretim materyallerinin hazırlanmasındaki temel ilkeler, materyalin türüne bağlı olarak değiştiği halde, her türlü materyalin geliştirilmesinde göz önüne alınabilecek temel ilkeler ise şu şekilde açıklanabilir:1. Öğretim materyali, basit, sade ve anlaşılabilir olmalıdır:Unutulmamalıdır ki, öğretim materyallerinin öğretim ortamındaki en önemli rolü, öğretim ortamının, öğrenci için daha etkin ve anlamlı kılınmasıdır. Bu nedenle, hazırlanacak öğretim materyalleri, konuyu basitleştirebilen, öğrenci için anlaşılmasını kolaylaştıran ve gereksiz bilgilerle donanık olmayan bir özellik taşımalıdır. Materyal fazla ayrıntılı olursa öğrencilerin belleklerinde anlamlı kodlamaları güçleşir.
ÖĞRETİM MATERYALLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ Öğretim materyallerinin hazırlanmasındaki temel ilkeler, materyalin türüne bağlı olarak değiştiği halde, her türlü materyalin geliştirilmesinde göz önüne alınabilecek temel ilkeler ise şu şekilde açıklanabilir: Öğretim materyali, basit, sade ve anlaşılabilir olmalıdır: Unutulmamalıdır ki, öğretim materyallerinin öğretim ortamındaki en önemli rolü, öğretim ortamının, öğrenci için daha etkin ve anlamlı kılınmasıdır. Bu nedenle, hazırlanacak öğretim materyalleri, konuyu basitleştirebilen, öğrenci için anlaşılmasını kolaylaştıran ve gereksiz bilgilerle donanık olmayan bir özellik taşımalıdır. Materyal fazla ayrıntılı olursa öğrencilerin belleklerinde anlamlı kodlamaları güçleşir. Öğretim materyali, dersin ve konunun amaçlarına uygun seçilmeli ve hazırlanmalıdır: Dersin hedeflerini desteklemeyen bir materyal, her ne kadar iyi hazırlanmış olsa ,bile, öğretimsel etkinliği düşük olacaktır. Çünkü, her derste, kazandırılması amaçlanan ve önceden spesifik olarak belirlenmiş hedeflerin öğrenciye kazandırılması için, öğretimsel etkinlikler tasarlanır ve uygulanır. Öğretim etkinlikleri içinde yer alan öğretim materyallerinin geliştirilip kullanılması da, hedef davranışlara göre belirlenir. Örneğin hedefler kavrama düzeyinde ise, kullanılacak öğretim materyali örneklerle dolu olmalı, öğrencinin yorumlama, özetleme v.b. kavradığını gösterecek etkinliklere işaret etmelidir. Örneğin hedefler uygulama düzeyinde ise, öğretim materyali de öğrenciye uygulama yapma fırsatı sunabilmelidir. Öğretim materyali, dersin konusunu oluşturan bütün bilgilerle değil, önemli ve özet bilgilerle donatılmalıdır: Öğretim materyallerinin kullanılış amacı, öğretmen tarafından tasarlanan ve uygulanan öğretim etkinliklerinin desteklenmesidir. Öğretim materyallerinin, bütün içeriğin öğrenciye aktarılması amacıyla değil, içeriğin önemli ve ana temalarının öğrenciye sunulmasında kullanılması en etkin yaklaşımdır. Bu yüzden, hazırlanacak matery...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖĞRETİM ARAÇLARI VE ETKİLİ KULLANIMI Günümüzde teknolojideki hızlı gelişmeler, eğitim öğretim sürecinde kullanılabilecek araç ve gereçlere her gün yenilerinin eklenmesine neden olmaktadır. Bu yeni araç ve gereçler öğrenme sürecine olumlu etkiler yapmaktadır. Bu araç gereçlerle çok sayıda işlem, daha kısa sürede ve daha doğru olarak yapılabilmektedir. Ayrıca bu yeni teknolojiler öğrencilerin ilgisini çekmekte, öğrenmelerini kolaylaştırmakta ve motivasyonlarını arttırmaktadır. Bu tür teknoloji ile araç gereçlerin gelişmesi öğretimi tahta tebeşir kıskacından kurtarıp daha ilgi çekici bir hale getirmektedir. Öğretim araç gereçlerini öğretme-öğrenme sürecini oluşturan diğer unsurlardan bağımsız olarak düşünmek mümkün değildir. Bütün öğretme- öğrenme durumlarında kullanılabilecek tek bir araçtan bahsedemeyiz. İyi bir öğretmen, anlatacağı konuyu anlatırken kullanacağı tekniğe göre uygun araç seçimini yapabilmelidir. Etkili bir öğrenme ancak bu şekilde gerçekleşebilir. GERÇEK EŞYALAR VE MODELLER Özellikle ilköğretimde öğretmenlerin en çok yararlandıkları araçlar gerçek eşyalar ve modellerdir. Orta öğretimde de gerçek eşya ve modeller kullanmak öğretimi etkili hale getirir. Ülkemizin değişik yörelerindeki okullarda laboratuar imkanları sınırlı olabilir. Birçok durumda öğretmen kendi imkanlarını kullanarak basit araç gereçler geliştirebilir. Bu şekilde öğrencinin fiziğe karşı olumlu bir tutum geliştirmesi sağlanır. Öğrenci fizik ile çevresini bütünleştirdiği için doğal olaylara karşı motivasyonu artar. Öğrencilere yapılabilecek bazı basit materyalleri eşit kollu terazi, elektroskop, basit pil, elektrik motoru ve jeneratörler olarak sıralayabiliriz. Gerçek Eşyalar Kullanmanın Avantajları Öğrencilere somut ve kalıcı öğrenmeler sağlar. Öğrenilenlerin genellenmesini kolaylaştırır. Her bireyin kendi yeteneği ölçüsünde bireysel olarak eğitim görmesine yardım eder. Gerçek Eşyalar Kullanmanın Sınırlılıkları Gözlenemeyecek kadar küçük olabilir. Satın alın...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖĞRETMENİN OKULDAKİ BİR GÜNÜ Etkinlik : 1.2 Uygulama Öğretmeni : Öğretmen Adayı : Okul : Gazi Anadolu Meslek ve Meslek Lisesi Sınıf : A1 Tarih : 25.03.2002 YAPILAN İŞ ZAMAN (SAAT) Okula Gelme ve Hazırlık 7:45 1. Ders 8:00- 8:40 2. Ders 8:45- 9.25 3. Ders 9:30-10:10 4. Ders 10:20-11:00 5. Ders 11:05-11:45 6. Ders 11:50-12:30 7. Ders 13:10-13:50 8. Ders 13:55-14:35 9. Ders 14:45-15:25 10. Ders 15:30-16:10 11. Ders 16:15-16:55 Eve Dönüş 17:00 Uygulama öğretmenimiz ile yaptığımız görüşmede, kendisinin Pazartesi günleri İstiklal Marşı nedeniyle okula 7:45 yerine 7:30’da gelidiğini, ayrıca Cuma günleri nöbetinin olduğunu ve bu nedenle okula normalden yarım saat erken gelip yarım saat geç ayrıldığını söyledi. Pazartesi günleri 8:00-8:40, 8:45-9:25 saatleri arasında Çocuk Gelişimi Bölümü’nün bilgisayar derslerine girdiği bu derslerde Windows 98, Word ve Excel anlattığını da öğrendik. Rehber öğretmenimizin 13:10’da başlayıp 13:50’ de biten 7. dersi de vardı. Ama biz öğretmenimizin öğleden sonraki 8-9-10 ve 11. derslerine girdik. Öğretmenimiz, derse öncelikle önceki dersin genel bir tekrarını yaptıktan sonra o günkü işleyeceği konuyu anlatmaya başladı. O günkü konumuz Lojik Kapılar’dı. Öğretmen ilk önce konuyla ilgili temel bilgileri verdikten sonra bunlara ilişkin örnek sorular çözdü. Daha sonra öğrencilere konuyla ilgili sorular yönelterek konuyu pekiştirdi ve öğrencilerin konuyu yeterince anlayıp anlamadığını sınadı. En son derste de bilgisayar laboratuvarına giderek öğrencilerin serbest çalışmalarına izin verdi. Öğrencilerin çoğu internette sörf yapıyordu. Böylelikle öğrencilerin günün yorgunluğunu atmalarını ve derse olan ilgilerin artmasını sağladı. Bilgisayar laboratuvarına gittiğimizde bizde öğretmenin bir günlük aktiviteleri hakkında ondan bilgi aldık. Bize dersleri bittikten sonra 17:00-18:30 arasında okulda öğretmenler için bilgisayar kursu verdiğini, boş derslerinde labaratuvar...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖĞRETME TEKNİKLERİ Yöntem ve Teknik kavramları birbirine çok karıştırılmaktadır. Yöntem, genelde hedefe ulaşmak için izlenen en kısa yol olarak tanımlanmaktadır. Eğitim Terimleri Sözlüğünde de Yöntem, “ Bir sorun çözmek, bir deneyi sonuçlandırmak, bir konuyu öğrenmek ya da öğretmek gibi amaçlara ulaşmak için bilinçli olarak seçilen ve izlenen düzenli yol” olarak tanımlanmıştır. Teknik ise, bir öğretme yöntemini uygulamaya koyma biçimi, ya da sınıf içinde yapılan işlemlerin bütünü olarak tanımlanabilir. Yöntemi bir tasarım, Tekniği de bir uygulayım olarak görebiliriz. Daha geniş bir açıdan Yöntemi hedeflere ulaşmak için öğretme-öğrenme sürecini desenleme ya da planlama, Tekniği de bu desenlenen ve planlanan düşüncelerin uygulama aktarılmasında izlenen yol olarak görebiliriz. Hedeflerin saptanması, bunları gerçekleştirici nitelikteki öğrenme yaşantılarının seçimi işini planlamış bir öğretmen, eğitim durumlarının düzenlenişi sırasında öğretimin etkili olmasında öğretim yöntem ve tekniklerinin rolünü dikkate almak durumundadır. Hedefe, konuya ve duruma uygun tekniklerin seçilişi ilgiyi ve etkin katılımı arttırır, öğrenciyi güdüler ve böylece sınıf içi etkinlikleri daha verimli ve anlamlı kılar. Öğretmen mevcut öğretim yöntem ve tekniklerinden kendi kişiliğine, öğrencilere, konu alanına uygun düşen teknikleri seçmelidir. ÖĞRETİM TEKNİKLERİ GRUPLA ÖĞRETİM TEKNİKLERİ: Beyin Fırtınası Gösteri Soru-Cevap Rol Yapma Drama Benzetim Mikro Öğretim Altı Şapkalı Düşünme Tekniği BİREYSEL ÖĞRETİM TEKNİKLERİ: Bireyselleştirilmiş Öğretim Programlı Öğretim Bilgisayar Destekli Öğretim BEYİN FIRTINASI Beyin Fırtınası; orijinal düşünceler ve yeni çözümler üretmek amacıyla küçük bir grup arasında yer alan bir tür serbest tartışmadır. Bu yöntem bir probleme çözüm aramak için öğretmen ve öğrencilerin birlikte kullandıkları bir yöntemdir. Öğretmen problem ile ilgili olarak öğrencilere çeşitli sorular sorar. Öğrencilerin problemin çözümü ile ilgili görüş...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Öğretim materyallerinin öğretim Öncelikle öğretimin ve öğretim kelimesinin ne ve nasıl maksatla kullanıldığını iyi bilmek gerekir. Bu kelimenin üzerinde durmamızın sebebi öğretimden ne anladığımız ve bir adayı olarak öğretimi nasıl gerçekleştireceğimizi ve bu zaman içerisinde öğretimsel materyalleri nasıl geliştirdiğimizi ve kullandığımızı etkilemektedir. Öğretimi kısaca şu şekilde açıklayabiliriz;bireyin davranışlarında yada kapasitesinde zaman içerisinde ve bireyin yaşantılarının sonucunda meydana gelen değişiklikler bütünüdür. Öğretime daha değişik yaklaşımlarda söz konusudur bunlar aşağıda açıklanacaktır. Öğrenme teorilerini incelediğimizde karşımıza iki temel öğrenme anlayışı çıkar davranışsal ve bilişsel.
Öğretim Biliminin Tarihi GelişimiÖğretim, ilke yöntem ve tekniklerle ilgili konuları ele alan bilim dalıdır. İlk dönemlerde yunanca kökenli olan didaskio ile ifade edilmiştir. Osmanlılarda ise usulü tedris sözcüğü ile ifade edilmiştir. 1960’lı yıllarda didaktik son dönemlerde ise genel öğretim bilgisi ve genel öğretim metodu adını almıştır. SokratesYunanlı düşünür olan Sokrates, sokratik metot denilen soru-cevap ve tartışma yöntemlerinin uygulanmasını esas alan bir yöntemi geliştirmiştir. Eflatun Sokratik metoda sezgisel düşüncenin etkisi ile sezme yoluyla nedenleri aramayı katarak bu metodu geliştirmiştir.AristoEflatun’un öğrencisi olan Aristo öğretimde gözlem ve deneye önem verilmesi gerektiğine dikkat çekerek bugünkü öğretim metotlarından birinin temelini atmıştır.(laboratuar metodu)
Öğrenme TeorileriSEYMOUR PAPERT; MİNDSTORMSBeyin fırtınasının tanımıGrup içinde hayal yoluyla düşünce üretmek için kullanılan bir demokratik yöntemdir. Bu yöntem, belli bir problem veya konu ile ilgili değişik görüşler elde etmek için kullanılmaktadır. Bu yöntem, bir grup öğrenci birlikte çalıştıkları zaman, içindeki bireylerden tek başına çalıştıklarından daha fazla düşünceler üretirler, varsayımına dayanmaktadır. Bu yöntemde, esnasında katılanlara bir problem verip, onlardan ne kadar ilkel olursa olsun akıllarına gelen çözümleri tartışmaları istenmektedir. Böylece bu yöntem, problem çözme durumunu kapsamaktadır. Öğrenciler, garip olan veya bilinmeyen önerileri ihmal etmek yerine teşvik edilmekte, onları da analiz edip, sentez yapmakta ve değerlendirmektedirler. Böylece, sık görülmeyen, acayip olarak görülen bir düşünce, pratik bir şekle ve düzene sokulmuş olmaktadır.
ÖĞRENME STİLLERİ Bireyin öğrenme stillerinin belirlenmesinde karakteri, tavır ve davranışları, doğal yetenekleri, ilgi alanları ve etkilendiği çevresel faktörler büyük önem taşır. Öğrenme stillerinin doğru bir şekilde tanımlanması ve bireyin eğitim süreçlerinin bu stillere göre desteklenmesi eğitim sürecini daha eğlenceli, daha etkili ve en önemlisi gerçek hayatla daha çok ilişkili bir hale getirmektedir. Her bir bireyin, toplumun geleceğinde her açıdan değerli ve potansiyel parçası olduğu inancından hareketle, eğitimin ve özellikle de çocuk eğitiminin mümkün olduğu kadar çocuk -öğrenci-için, etkili ve gerçek hayatla bağlantılı bir şekilde sürmesi sağlanmalıdır. Eğitimciler ve aileleri aynı ölçüde ilgilendiren bir konu ise öğrencilerin öğrenme konusunda sergiledikleri farklılıklardır. Örnek verecek olursak; Bazı öğrenciler belli konuları kolayca öğrenirken bazıları daha zor öğrenir, Bazı öğrenciler belli yetenekleri iyi öğrenirken bazılarının belli bir düzeyin üstüne çıkamadığı gözlenir, Bütün öğrenciler aynı anda öğretilen yetenek yada bilgiyi aynı oranda veya aynı hızda öğrenemez. Her öğrenci farklı öğrenme şekilleri sergiler. Böyle bir farklılaşmanın oluşması çok doğaldır, çünkü her öğrencinin kendine özgü düşünceleri, yetenekleri, ilgi alanları, karakter özellikleri, alışkanlıkları, hayata bakış açıları, farklı aile yapıları ve bilgiyi işleyiş tarzı vardır. Bu farklılıklar öğrencilerin öğrenme süreçlerini doğrudan etkiler. Bir öğrencinin bir bilgiyi ya da yeteneği çok iyi bir şekilde öğrenebilmesi için öncellikle o bilgiyi yada yeteneği öğrenmek istemesi gerekmektedir. Bu olgu, öğrencilerin öğrenme sürecinde yaşadıkları farklılaşmayı doğrudan etkilemektedir. Öğrenmeyi etkileyen faktörler nelerdir? Zekâ Yetenek ve ilgi Uygun çevre şartları Motivasyon (güdüleme) Dikkat Öğrenmeye hazır olma Dil İhtiyaç v.b olarak sınıflandırılabilir. Bu farklılaşma öğrencilerin öğrenme süreçleri sonunda öğrendiklerini de etkiler. Öğrenme çıktısının sonunda öğre...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İŞBİRLİKLİ ÖĞRENME İşbirlikli öğrenme, öğrencilerin ortak bir hedef doğrultusunda küçük gruplar halinde birbirinin öğrenmesine yardım ederek çalışmalarıdır. Bu çalışmada öğretmenler, sınıf içi öğrenme ortamını organize eder konumdadır. Klasik küme çalışmasına benzese de her grup çalışması işbirlikli öğrenme değildir. Bir grup çalışmasının işbirlikli öğrenme olabilmesi için gruptaki öğrencilerden beklenen, hem kendilerinin hem de diğerlerinin öğrenmesini en üst düzeye çıkarmaya çalışmalarıdır. Sonuçta elde edilen başarı tek tek bireylerin katkısıyla elde edilmiş grup başarısıdır. Öğrenciler, yaparak ve yaşayarak öğrenim sürecine katılırlar. Bu tip eğitim süreçlerinin bireye katkısı yetişkinlikte herhangi bir şirket çalışanın "ben üzerime düşeni yaptım ama şirket zarar etti" yerine " ben ve arkadaşlarım çalışarak şirketi kar yapar duruma geçirdik " mantığıdır. Toplumumuzda önemli eksikliklerden olan takım ruhu ve takım çalışmasına yatkınlığı geliştirme konusunda çok önemli bir öğrenme kuramıdır.İşbirlikli öğrenme; -Birlikte Öğrenme -Akademik çelişki -Öğrenci takımları -Birleştirme -Buluş/Descubrimiento -Birlikte soralım, birlikte öğrenelim gibi birçok teknik içerir. AKADEMİK ÇELİŞKİ Akademik çelişki kritik düşünmenin, akılcı yargılara ulaşmanın öğretilmesinde etkili olabilecek bir stratejidir. Sosyal bilimlerden fen bilimlerine, mühendisliğe kadar birçok alanda uygulanmaktadır. Johnson ve Johnson’a göre akademik çelişki, stratejisi en “güçlü, dinamik, heyecan verici, katılım sağlayıcı” ancak en az kullanılan öğrenme stratejilerinden biridir. Bunun nedenleri; Çelişkinin bir öğretim stratejisi olarak nasıl uygulanması gerektiğinin daha önce tanımlanmamış olması, Buna bağlı olarak öğretmenlerin akademik çelişki öğretim stratejisinin nasıl uygulanacağı konusunda yetiştirilmemiş olmaları Genel olarak insanların çelişkiden, çatışmadan korkmalarıdır. Oysa, sağlıklı bir öğrenme durumunda çatışmalar,çelişkiler kaçınılmazdır. Çelişki, bir ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
YÜKSEKÖĞRETİMDE TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ YAKLAŞIMLARI VE ABD ÖRNEKLERİ E3. 1. GİRİŞ Toplam Kalite Yönetimi (TKY), üretimde kalite ve verimliliğin sürekli geliştirilmesi sürecidir. TKYde müşteri ve rekabet odak noktasıdır. TKY ile çalışanların teşviki, güçlendirilmesi ve katılımı, ürün maliyetlerinin düşürülmesi, kalitenin ve verimliliğin artışı, dolayısıyla toplam katkının arttırılması etkin bir biçimde sağlanabilmektedir. Eğitim de bir hizmet üretimidir. Oysa eğitimciler imalat sanayi ve eğitimdeki prosesler arasında benzetim yapılmasından hoşlanmaz. Yükseköğretimde TKY, performans göstergeleri ile eğitim proseslerinin yönlendirilmesine ilaveten öğrenimin kalitesini, müşteri ihtiyaçlarının karşılanmasında kurum verimliliğini de kapsar. Özerklik artışı ile kalite gelişimi arasında doğru orantı vardır. Ancak özerklik artışının kurumun kredibilitesi ve güvenirliği ile dengelenmesi gerekir. Ulusal ve uluslararası ortamlarda rekabetin giderek artması sonucu yönetim sistemlerinin tek ve yegâne amacı, kısa vadede mamul ve/veya servis üretiminde her türlü israfı önleyerek rekabet gücünü yükseltmek; uzun vadede ise kurumun kendi sektöründe uluslararası lider olmasını sağlamaktır. Bu amaca ulaşmada gerekli en önemli kaynak kalifiye insangücüdür. Kalifiye insangücünün yetiştirildiği en önemli kurumlardan biri olan yükseköğretim kurumları ve üniversitelerin sağladığı hizmet kalitesi de tüm sektörlerin kalitesini etkileyen temel noktalardan biridir. Mamul/servis üreten diğer pek çok sektörün ürünlerindeki kalitesizlik sadece o sektör veya ürünlerinin girdi olduğu diğer sektörleri belirli ve kısa sürelerle etkiler. Ancak eğitimdeki kalitesizliğin etkisi, tüm sektörler üzerinde çok daha uzun süreli, zincirleme ilişkilerle yüzyıllara varan zaman dilimleri içinde geçerlidir. Eğitimde kalite yönetiminin amacı, kalifiye insangücünün yetiştirilmesinde sürekliliğin sağlanmasına yardımcı olmaktır. Eğitimde kalite yönetimi, ülkenin ihtiyaç duyduğu elemanları yetiştirmeyi, bu ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Yüksek Öğretim Gençliğinin Problemleri 2000 yılına girdiğimiz şu günlerde toplumlar hızlı bir değişme süreci içinde bulunmaktadır. Değişen ve gelişen dünya şartlarında ülkeler ortak problemlerle karşı karşıya kalmaktadır. Hızlı toplumsal değişmeyi karakterize eden özelliklerden bir tanesi de eğitimin değerindeki artıştır. Eğitimin; bütünleşen dünyanın rekabetçi ortamında ülke statülerini belirlemede önemli rol oynayan faktörlerden biri olduğu göz ardı edilemez. Bundan dolayıdır ki, eğitimin mikro, makro ve mega hedeflerinin çok iyi belirlenmesi, yeterli kaynağın ayrılması, bu hedeflere ulaşmada temel ilkelerin oluşturulması, niteliği ve niceliği artırıcı tedbirlerin alınması önem taşımaktadır. Bu tedbirlerin temelinde de eğitim problemlerini ortadan kaldırma, uygun eğitim ortamını oluşturma yatmaktadır. O zaman problem nedir?Problem öğrencilerin dertleri, üzüntüleri ve ihtiyaçlarıdır. Daha kısaca ifade etmek gerekirse, onların şikayetleridir.Aslında üzüntü ve şikayetler problemin belirtileridir(1). Bilim ve teknolojideki gelişmelerin sosyal, ekonomik ve kültürel yapiya yansimasi, bu alandaki ve buna paralel olarak egitimdeki degişikligin ayni hizda olmamasi gençleri etkilemektedir.Bu sebeple gençligin problemlerinin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ortak ve önemli problemleri hâline geldigi anlaşilmaktadir (2). Burada söz konusu edilen yüksek öğretim gençliğidir. Yüksek öğretim; Millî Eğitim sistemi içinde, orta öğretime dayalı en az dört yılı kapsayan her kademedeki eğitim ve öğretimin tümüdür.Üniversitelerde öğrenim yapan 18-24 yaş grubunu kapsamaktadır. Üniversiteler ekonominin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştiren kurum olmanın dışında birer araştırma merkezleridir. Bu özelliklerinden dolayı yüksek öğrenim kurumları ülke kalkınması ile doğrudan ilişkilidir. Ülke kalkınmasında en etkin unsurların doğal kaynak, sermaye ve insan gücü üçlüsü olduğu, bu unsurların verimli olarak kullanılması gereği kabul edilmektedir. Üniversitelerin bu kalkınma...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÜST BİLİŞ-ÜST BİLİŞ-BİLİŞ ÖTESİ Eski bir Japon masalına göre, kavgacı bir samuray günün birinde bir Zen ustasını cennet ve cehennem kavramlarını açıklamaya davet eder. Ancak rahip onu küçümseyen bir tavırla, "Sen eşeğin tekisin. Senin gibilerine zaman harcayamam," der. Onuru zedelenen samuray, öfkeden köpürerek kılıcını kınından çıkarıp, "Seni bu küstahlığın için öldürebilirim!" diye bağırır. "Işte,"der Zen rahibi sakince, "bu cehennemdir." Samuray, kapıldığı öfkeyi ima eden ustanın doğru sözleri karşısında irkilir ve sakinleşerek kılıcını yerine koyar. Sonra da eğilip, kendisine kazandırdığı içgörü için rahibe teşekkür eder. "İşte bu da cennettir," der rahip. Samurayın nasıl bir sinire kapıldığını birden fark etmesi, duygunun rüzgarına kapılıp gitmekle bunun bilincinde olmak arasındaki önemli farkı sergiliyor. Sokratesin "Kendini bil" öğüdü, duygusal zekânın bu temel taşına, yani kişinin duygularının farkında olabilmesine değinir. İlk bakışta duygularımızın zaten ortada olduğu düşünülebilir, ancak üzerinde daha dikkatlice durduğumuzda, çoğu kez bir şey hakkında ne hissettiğimizi pek hatırlayamadığımızı, ya da hissettiğimiz şeyi olup bitenden sonra fark ettiğimizi görürüz. Psikologlar biraz süslü terimler kullanarak bu tür durumları üstbiliş (metacognition), yani düşünce süreçlerinin farkında olmak ve üsthal (metamood), yani kişinin duygularının farkında olabilmesi, diye adlandırırlar. (Goleman) Üst biliş genel olarak bireyin kendi biliş sistemi, yapısı, çalışması hakkındaki bilgisidir.Bir çok bilim adamı tarafından ele alınmış ve bir çok tanımlama ortaya çıkarılmıştır. Üst biliş kavramı ilk olarak Flavell tarafından kullanılmıştır. Flavell, üstbilişi "Bilişsel fenomen hakkındaki bilgi ve biliş " ; "kişinin kendi bilişsel süreçleri hakkındaki bilgisi ve bu bilginin bilişsel süreçleri kontrol etmek için kullanılması" olarak tanımlamıştır. (Flavell; 1985, s.104) Flavell, biliş üstünün, faklı yaş gruplarındaki öğrencilerin niçin öğrenme görevlerini fark...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İNTERNET ÇOCUKLARIMIZIN SOSYAL YETENEKLERİNİ ETKİLER Mİ? Hala emekleme aşamasında olmasına rağmen, teknoloji yönlendirmeli okul reformu eğitimi tamamen etkisine almış ve bir dizi avantajı da kucaklanmak aşamasına getirmiştir. Bilgisayar yönlendirmeli toplumumuz; öğrencilerin teknolojik bir çevrede faaliyet gösterebilme yeteneğinin geliştirilmesini talep etmekte, üretken olabilmek için gerekli bilgi ve yeteneğe sahip olmasını istemektedir. Ayrıca, gezegenimiz internet yoluyla birbirine bağlandığından, direkt protokol, teknoloji tabanlı müfredatın, temel bir bölümü olmuştur. Fakat sayısı giderek artan raporlar, internet kullanımının negatif sosyal etkileriyle birlikte, psikolojik bağımlılık şeklinde etkiler oluşturduğunu göstermektedir. Eğitmenler ve psikologlar, internetin, çocukların sosyal yetenekleri ve psikolojileri üzerindeki etkilerini araştırmaya başlamışlardır. Sadece Gerçekler: direkt bağlantılı bilgisayar kullanımı, büyümekte ve yayılmaktadır. Mevcut tahminler Dünya genelinde 140 milyon kişi olup, bu rakam her ay % 12 artmaktadır. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre; 3 yaş ve üzeri 76 milyon bilgisayar kullanıcısının % 22.2’si internet erişimine sahiptir ve ev bilgisayarına sahip çocukların beşte biri internet kullanmaktadır. Ayrıca, 55 milyon çocuk okulda bilgisayar kullanmaktadır ve okullar çocukların en fazla internet kullandığı yerlerdir. Bu şaşırtıcı rakamlar, Internet’in günlük yaşamdaki etkisini açıkca göstermektedir. Sorular: Bir yandan teknolojik bir mucize olarak değerlendirilirken, aynı zamanda bireyleri ve onların kişisel becerilerinin negatif etkilendiğine dair iddialar vardır. Caruegie Melon Üniversitesince yapılan yeni bir çalışmada, internetin küçük fakat belirgin bir şekilde mutsuzluğu ve yalnızlığı artırdığı, psikolojik bozukluklar yarattığı tespit edilmiştir. HomeNet projesi, Pittsborg’da bir yada iki yıldır internet kullanan 169 kişi üzerinde yapılmıştır. Sonuçta bu insanların daha çok internet kullanıp daha az arkadaş...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İmparatorluk Devrinde Teftiş Eğitim sisteminde teftiş hizmetlerinin ne zaman başladığı ve bu göreve atananlar için hangi unvanın kullanıldığı kesin olarak saptanamamıştır. Kanunlar ve İrade-i Seniyyeler (Padişah Emirleri) Nizamnameler (Bakanlar Kurulu) Kararnameler Talimatnameler ve Programlar 1838 yılında hazırlanan Rüşdiye mekteplerinin açılmasına esas teşkil eden mahalle mektepleri hakkında layihada, bu okullarda öğretimin aksaklıklarının giderilmesi amaçlanmıştır. Bu okullarda öğretmenlerin mesleki yeteneklerini sağlamak üzere görevlendirilecek memurlar tarafından teftiş edilmeleri öngörülmüştür. 1846 yılında Mekatib-i Umumiye Nezaretine bağlı olarak Mekatib-i Sibyaniye Muinliği ve Mekatib-i Rüşdiye Muinliği adları taşıyan iki birim kurulmuş ve teftiş görevi yapan muinler atanmıştır. 1847 yılında yayınlanan Sibyan Mekatib-i Hocaları Efendilere ita Olunacak Talimat adlı yönetmeliğin öğretmenlerle ilgili bölümünde, mektepleri teftiş etmek ve hocalara yol göstermek üzere memurlar olduğu ve bunlara mektep muini adı verildiği belirtilmiştir. Böylece ilk kez teftiş öğretmene yardım olarak düşünülmüş ye müfettişe de yardım eden, rehber anlamına gelen muin unvanı verilmiştir (Ayaş, 1948,s.485). 1862 yılında Rüşdiye ve Sibyan okullarını teftiş etmek üzere görevlendirilen memurlara ilk defa müfettiş denilmiş, merkez ve taşra okullarım teftiş etme görevi verilmiştir. 1869 yılında Maarif-i Umumiye Nizamnamesi hazırlanmış ve buna göre Maarif-i Umumiye Nezaretine bağlı olarak Vilayet Maarif Meclislerinin kurulması öngörülmüştür. Mâarif müdürü başkanlığındaki bu meclislerde Muhakkik ve Müfettişler görevlendirilmiştir. Nizamname hükümlerine göre muhakkikler yetki bakımından müfettişlerden önce geliyordu. 1875 yılında hazırlanan bir nizamname ile müfettişlerin öğretmenlere rehber ve yardımcı:.olmaları öngörülmüştür. Ayrıca Rüşdiyelerde teftiş defteri bulundurulması gerektiği, bu deftere müfettişler tarafından öğretim ve yönetime ilişkin gözlem ve önerilerin...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İLKÖĞRETİMİN I. KADEMESİNDE “DURGUN ELEKTRİK” KONUSUNUN ÖĞRETİLMESİ *Öğr. Gör. Lütfi ÜREDİ *Arş. Gör. Işıl ÜREDİ Yaşamı fen bilimlerine ilişkin olay, olgu, süreç ve ürünlerle dolu olan insanoğlunun sağlıklı ve mutlu bir hayat sürdürebilmesi için çevresiyle uyum içinde olması gerekmektedir. Bu durum, öncelikle insanın kendini birey olarak ve daha sonra da sürekli etkileşim halinde bulunduğu doğal çevresini iyi tanımasına bağlıdır. Çocukların yaşadıkları çevrede bulunan problemler üzerinde yapılan çalışmaların toplamı ve günlük hayatın bir parçası olan Fen Bilgisi dersleri öğrencilerde merak uyandıracak karakterde olmalıdır. Fen öğretiminde, öğrencilere sentez ve analiz yapma, akıl yürütme, problem çözme becerilerinin kazandırılması amaçlamaktadır. Bu da fen bilgisinin öğretilmesinde en etkili öğretim metot ve teknikleri olan yaparak yaşayarak öğrenme, buluş yoluyla öğrenme, problem çözme, benzetmeler, bulmacalar, kavram haritaları, beyin fırtınası etkinliklerini kullanmakla mümkün olur. Böylece öğrencilerin ezberci geleneğe sahip öğretim şeklinden uzaklaştırılarak, meraklı, irdeleyici ve araştırmacı bir şekilde yetiştirilmesi sağlanır. Bu çalışmada İlköğretimin I. Kademesinde Fen Bilgisi programına paralel olarak , en uygun öğretim metotlarıyla “Durgun Elektrik” konusunun nasıl öğretileceği hakkında bilgi verilmektedir. Anahtar Kelimeler: Fen Bilgisi, Durgun Elektrik, Öğretim Yöntemi SUMMARY Human being who experiences so many events, processes and products related with science must be in harmony with his environment for a healty life. This is related with recognizing the environment and himself as an individual. Science as the total of studies done abouth problems at environment that children live in must develop passion of students. To develop synthesis, analysis and problem solving abilities of students are aimed in science education. This can be possible by using most effective methods and technics wich are learning by doing, learning by invent...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İLKÖĞRETİM 4. VE 5. SINIF FEN BİLGİSİ EĞİTİMİNDE, BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÖĞRETİMDE KULLANILAN ÖZEL DERS YAZILIMLARI VE İNTERNETİN ROLÜ *Yrd.Doç.Dr.Sebahattin KARTAL **Şerife EKER *İlköğretim Bölümü Fen Bilgisi Eğitimi Ana Bilim Dalı **İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği III Özet: Yirminci yüz yıl, insanlık tarihinde ondokuzuncu yüz yılın sonuna dek çeşitli konularda gerçekleştirilen ilerlemelerin toplamından daha çok ilerlemenin olduğu bir yüz yıldır. Bu nedenle en çok adı olan yüz yıl da yirminci yüz yıldır. Bunlardan belki de en doğrusu bu yüz yılın bilgi çağı, toplumun da bilgi toplumu olarak nitelendirilmesidir. Bilgi toplumunda itici güç bilgi ve bilgiyi işleyen bilgisayarlardır. (Doğan,2001) Nitelikli insan yetiştirilmesinde eğitimin, eğitimde bilimsel düşünmenin, nedenselliğin, nasıl öğreneceğini öğrenmenin, yaratıcı düşünmenin önemi yadsınamaz. Bu nitelikleri taşıyan insanı yetiştirmek için gelişmiş ülkelerde bilgisayar destekli eğitim uygulanmakta ve hızla yayılmaktadır. (Doğan,2001) Bilgisayar destekli eğitimde özel ders yazılımları, alıştırma ve benzetişim yazılımları kullanılmaktadır. Özel ders yazılımları hemen hemen her ders için hazırlanabilmektedir. İlköğretim 4. ve 5. sınıf Fen Bilgisi derslerine yönelik olarak hazırlanan özel animasyon ve simulasyonlara sahip ders yazılımları bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı; bilgisayar destekli öğretimde kullanılan özel ders yazılımlarının, ilköğretim birinci kademede Fen Bilgisi dersini öğrenmeye ne kadar katkıda bulunduğunu belirlemek, internetin bu konudaki yeterlilik özelliklerini tespit etmek ve iyileştirici çözüm önerilerinde bulunmaktır. Bu çalışma hazırlanırken, bilgisayar ve internetin eğitimde kullanılmasına yönelik yazılı kaynaklar araştırılmış ve bunlardan yararlanılmıştır. İlköğretim 4. ve 5. sınıf Fen Bilgisi derslerine yönelik hazırlanan özel ders yazılımları incelenmiş ve bu yazılımlar 8 öğrenci üzerinde denenerek, güdümlü gözlem çalışması yapılmıştır. Ayrıca, internette buluna...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İlköğretimde Teknoloji Eğitimi(*) GİRİŞ Teknoloji, endüstrinin çeşitli alanlarına ilişkin araç, gereç, yöntem, teknik ve uygulamaların bütünü olarak düşünülebilir. Daha geniş boyutta teknolojinin, ekonomik ve sosyal yaşamın hemen tüm alanlarını kapsayacak biçimde değerlendirildiği de görülmektedir(1). Öyle ki, günümüzde artık teknoloji, insan aklının somut biçimi gibi algılanmaktadır. Teknoloji, insan gereksinimleriyle başlayan bir tasarlama-yapma ve uygulama sürecidir (2). Bu süreçte, bilimsel bilgi, madde ve enerjinin girdi olarak kullanımı yoluyla tüketilebilir bir ürün ortaya çıkarken; teknoloji, toplumu etkileyen, aynı zamanda da toplumsal norm ve değerlerden etkilenen bir nitelik taşımaktadır. Eski toplumlarda yüzyıllarca bilim, aristokrat sınıfın tekelinde kalmış, teknoloji kapsamlı etkinlikler işçi, usta ve zanaatkârların işi olarak görülmüştür. Ancak, bu süreçte giderek bilim ve teknoloji yakınlaşması kendisini iyiden iyiye ortaya koymuş ve ondokuzuncu yüzyıldan başlayarak da teknolojik uygulamalar tümüyle bilimsel ilkeler temeline oturmuştur. Özellikle son çeyrek yüzyılda bilimsel çalışmalar geçmiş dönemlerle karşılaştırılamayacak ölçüde teknolojiye, yani pratik sonuçlar verecek biçime dönüştürülmektedir. Bilim ve teknoloji arasındaki bu hızlı etkileşim ve bütünleşme, elbette, birey ve toplum yaşamını da dolaysız biçimde etkilemektedir. O nedenle, yaşadığımız çağı anlamanın yolu, öncelikle teknolojiyi ve onun boyutlarını tanımaktan geçmektedir. Bu ikisi arasındaki başlıca fark, bilmek ve yapmak arasındaki farka benzetilebilir. Alkan ve arkadaşlarına göre, “bilim, bilme, betimleme; teknoloji ise, yapma ve geliştirme uğraşıdır.”(3)Eş deyişle, teknoloji, bilimin somutlaşmış biçimidir. Bilim ve teknolojideki gelişmeleri yakından izleyerek onlardan yararlanabilmek, çağdaş toplum olmanın ön koşuludur ve toplumun bütününü ilgilendirir. Buradan giderek, yirmibirinci yüzyıla girerken, bireyin teknolojiye yönelik donanım gereksiniminin her zamankinde...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İlköğretim 2. Sınıf 6. Ünite İLETİŞİM ÜNİTENİN ÖNEMİ : Bu ünitenin amacı; öğrencilere iletişimin önemini kavrama, iletişim araçlarını tanıma, bu araçları nasıl ve hangi durumda kullanacaklarını anlama, bu araçları kullanırken nelere dikkat edilmesi gerektiği, hangi kurallara uyması gerektiği gibi temel bilgi ve becerileri kazandırmaktır. Bunun sonucunda, öğrencilerden iletişim araçlarını doğru ve özenle kullanmaları beklenir. Kişisel iletişim araçları konusunda “kişisel” kelimesinin vurgulanması ve anlaşılmasının sağlanması amaçlanmaktadır. Mektup, telgraf, telefon, belgegeçer (faks) gibi kişisel iletişim araçlarının önemi ve gerekliliğinin öğrenciler tarafından anlaşılması, bunların isimlerini söyleme, yazma ve kullanma becerisine sahip olması amaçlanıyor. Kitle iletişim araçları konusunda “kitle” kelimesi vurgulanıyor. Kitle ve kişisel iletişim araçları arasındaki belirgin farkların öğrenci tarafından net bir şekilde farkedilmesi amaçlanıyor. Kitle iletişim araçlarından televizyon, radyo, gazete, dergi ve internet öğrencilere tanıtılıyor.bunları okuma, yazma, kullanma becerileri kazandırılıyor. Kitle iletişim kurumlarında çalışanlar tanıtılıyor. İletişim araçlarının gelişimi konusunda geçmişten bugüne bir köprü kurularak iletişim araçlarının teknolojik olarak nasıl geliştiğini, iletişimin ne kadar kolaylaştığını ve yaygınlaştığını öğrencilere kavratmak amaçlanıyor. Şimdi olduğu gibi eskiden de iletişim vardı ama iletişim ne gibi evrelerden geçti, bunlar gözler önüne getiriliyor. İlerde olabilecek değişikliklere dikkat çekiliyor. Ayrıca ne gibi iletişim araçları tasarlanabilir, bu sorulara da cevaplar aranıyor. Kimlerle nasıl iletişim kurarız konusunda yine kitle ve kişisel iletişim araçları arasındaki farklılıklar ve benzerliklerle, iletişim araçlarının faydaları anlatılıyor ve pekiştirmeler yapılıyor. İletişimin birey ve toplum açısından önemi ele alınıyor. Postaneyle ilgili bilgi veriliyor. İletişim araçlarının kullanımı konusunda mektu...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İLETİŞİM KAVRAMININ TANIMI VE ÖNEMİ İletişim şöyle tanımlanmaktadır: Düşünce ve görüşlerin sözlü olarak karşılıklı alışverişidir. Başka bir tanıma göre; Bizim başkalarını başkalarının da bizi anlaması süreci olarak tanımlanmaktadır. Doğan Cüceloğlu ise; “iletişim iki birim arasında bir biriyle ilişkili mesaj alışverişidir” şeklinde açıklamıştır. Birim kelimesi insanı, hayvanı ya da makineleri kapsamaktadır. İletişim sadece insana özgü bir olay değildir (http://abone.turk.net/elibal/yazim/iletisim.htm,23.11.2002,01:10). Bireyler arasında ortak simgeler sistemiyle gerçekleştirilen anlam ve bilgi alışverişidir.Bir zihnin bir başka zihinde kendi yaşadığı deneyimlere benzer bir deneyimi canlandırmasıdır.Kişilerin birbirleri ile özleşmelerini, kişilerin birbirlerini etkilenmelerini sağlayan tüm süreçlerdir (www.altinemlak.com.tr/kitap/p17.htm). Geniş anlamda iletişim, toplumsal yapının temelini oluşturan bir sistem, örgütsel ve yönetsel yapının düzenli işleyişini sağlayan bir araç ve bireysel davranışları görüntüleyen ve etkileyen bir teknik olarak tanımlanabilir. Bu yapısıyla iletişim işletmenin bütünlüğünü sağlayan ve bir sinir sistemi gibi örğütün her yanını saran bir olgudur (Sabuncuoğlu,Z.,1998,52). Dar anlamda iletişim ise, bireylerarası düşünce, duygu ve bilgi alışverişi olarak tanımlanabilir (Sabuncuoğlu,Z.,1998,52). İLETİŞİM SÜRECİNİN YAPISAL NİTELİKLERİ İletişim süreci ise iletişim düzeninin yapısı içinde karşılıklı ilişkilerin kurulma biçimini anlatır bu süreç en az iki kişinin varlığını gerekli kılar. Bunlardan birisi mesajı gönderen, diğeri ise mesajı alan kişidir (Sabuncuoğlu,Z.,1998,54). İletişim en yalın anlamda, düşüncelerini belli simgelerle anlatan bir gönderici ile bu simgeleri çözümleyip algılayan bir alıcıyı gerekli kılar. Bu sürecin amacı, göndericinin düşüncelerini alıcıda oluşturmaktır. İletişim konusu olan şey, alıcının duyu organlarını harekete geçirecek biçimde bir dizi simgeyi içermektedir. Bu içeriğin her zaman fiziksel, sosyal, psikol...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İÇİNDEKİLER BÖLÜM:1 İLETİŞİM 1.1 İletişim Öğeleri BÖLÜM:2 YÖNTEM SEÇİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER 2.1 Öğretmenin Yönteme Yatkınlığı 2.2 Zaman ve Fiziksel İmkanlar 2.3 Maliyet 2.4 Öğrenci Grubunun Büyüklüğü 2.5 Konum Özelliği 2.6 Öğretim sonucunda Öğrencide Geliştirilmek İstenen Nitelikler BÖLÜM:3 ÇEŞİTLİ ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ 3.1 Söz ve Söze Dayalı Metodlar 3.1.1 Anlatma Yöntemi 3.1.1.1 Faydaları 3.1.1.2 Sınırlılıkları 3.1.1.3 En İyi Kullanım İçin Rehber İlkeler 3.1.2 Soru-Cevap Yöntemi 3.1.2.1 Faydaları 3.1.2.2 Sınırlılıkları 3.1.2.3 En İyi Kullanım İçin Rehber İlkeler 3.1.3 Tartışma Yöntemi 3.1.3.1 Faydaları 3.1.3.2 Sınırlılıkları 3.1.3.3 En İyi Kullanım İçin Rehber İlkeler 3.2 Gözleme Dayalı Metodlar 3.2.1 Gezi –Gözlem-İnceleme Yöntemi 3.2.1.1 Faydaları 3.2.1.2 Sınırlılıkları 3.2.1.3 En İyi Kullanım İçin Rehber İlkeler 3.2.2 Dramatizesyon Yöntemi 3.2.2.1 Faydaları 3.2.2.2 Sınırlılıkları 3.2.2.3 En İyi Kullanım için Rehber İlkeler 3.3 Problem Çözme Metodu 3.3.1 Faydaları 3.3.2 Sınırlılıkları 3.3.3 En İyi Kullanım İçin Rehber İlkeler 3.4 Öğretici Örgütleme ve D...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
YILLIK PLÂNLAR 1. ÜNİTE OKULA BAŞLIYORUM SINIF ETKİNLİKLERİNE KATILIM VE GÖREV PAYLAŞIMI SÜRE:... / ... / ..... - .... / .... / ...……. 35 iş günü BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR 1. İlköğretim Haftası (Okulların açıldığı hafta) 2. Hayvanları Koruma Günü (4 Ekim) 3. Dünya Çocuk Günü (Ekim ayının ilk pazartesi günü) HAYAT BİLGİSİ OKULA BAŞLIYORUM HEDEFLER 1. Öğretmeni ve sınıf arkadaşlarıyla tanışabilme 2. Sınıfı tanıyabilme 3. Okulun bölümlerini ve çalışanlarını tanıyabilme 4. Sınıfta bir günde yapılan işler bilgisi 5. Sınıfın temiz tutulmasına özen gösteriş 6. Okul kurallarına uyabilme 7. Okula hazırlıklı gelebilme 8. Okul yolunda kurallara uyabilme KONULAR A. Okula Başlarken 1. Öğretmeni ile tanışma 2. Arkadaşları ile tanışma B. Sınıfımızı Tanıyalım 1. Sınıfımızın adı, yeri, sınıftaki yerimiz 2. Sınıfımızda bulunan eşyalar 3. Sınıfımızın temizliği 4. Sınıfımızdaki çalışmalar C. Okulumuzu Tanıyalım 1. Okulumuzun adı, bölümleri, okulda çalışanlar 2. Okul düzeni Ç. Okula Geliş-Eve Dönüş 1. Evde okul hazırlığı 2. Okula geliş 3. Eve dönüş KAYNAKLAR Levha ve Afişler: Temizlik kuralları, Okulda uyulması gereken kurallar, Okul yolunda, Trafik kuralları, Beslenmede görgü kuralları. Video Kasetler: Okulda Uyulması Gereken Kurallar, Okula Geliş Hazırlığı, Çalışma, Dinlenme, Uyku Saatleri, Okul Yolunda Trafik Kuralları. Araç ve Gereçler: Top, resimli hikâye ve masal kitapları. SINIF ETKİNLİKLERİNE KATILIM VE GÖREV PAYLAŞIMI HEDEFLER 1. Sınıfta görev paylaşımı bilgisi 2. Oyunda demokratik kurallara uyabilme 3. Sınıfta seçim etkinliklerine katılabilme 4. Öğretmenine ve arkadaşlarına sevgi ve saygı duyuş KONULAR A. Sınıfta Görev Paylaşımı 1. Sınıf Başkanının Seçimi 2. Eğitici Kol Başkanlarının Seçimi 3. Sınıf Başkanı, Eğitici Kol Başkanı ve Nöbetçilerin Görevi B. Oyunda Demokrasi C. Öğretmenim, Arkadaşlarım ve Ben 1. Sevgi, Saygı 2. Hoşgörü, Dayanışma 3. Kendini İfade Etme KAYNAKLAR Video ve Kasetler: Birbirimizden Farklı Yö...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Yaşar Kemal Türk ve dünya edebiyatında söz sahibi yazarlarımızdan Yaşar Kemal 1923 yılında Osmaniyenin Hemite köyünde doğdu. Asıl adı Kemal Sadık Göğceli olan Yaşar Kemal, ortaokulda okurken halk edebiyatına ilgisinden dolayı ilk folklör derlemelerini yaptı. Yine bu yıllarda ilk şiirleri Adana Halkevinin yayın organı olan "Görüşler Dergisi"nde yayımlanmaya başladı. Yaşar Kemal ortaokulun son sınıfındayken okulu bırakmak zorunda kaldı. Okuldan ayrıldıktan sonra tarlalarda işçilik yaptı, amelebaşı oldu, pirinç tarlalarında su bekçisi oldu. Bir dönem arzuhalcilik, öğretmenlik, kütüphane memurluğu yaptı. Tüm bu işleri süresince şiir ve yazı yazmaya devam etti. Bu şiirlerinden bazıları "Ülke", "Kovan", "Millet", "Beşpınar" dergilerinde çıktı. Yaşar Kemal, 1951 yılında İstanbula yerleşti ve Cumhuriyet Gazetesinde fıkra ve röportaj yazarı olarak çalışmaya başladı. "Dünyanın En Büyük Çiftliğinde Yedi Gün" başlıklı bir röportajına Gazeteciler Cemiyeti tarafından "Özel Başarı Armağanı" verildi. Bu dönemde sadece şiirleriyle değil, öyküleriyle de dikkat çekmeye başladı. 1952 yılında "Sarı Sıcak" isimli öykü kitabı yayımlandı. "İnce Memed" adlı romanı 1955 yılında yayımlandı ve hayli ilgi gördü. Bu kitabı ile aynı yıl "Varlık Roman Armağanı"nı kazandı. Bu tarihten itibaren 1984 yılına kadar 33 kitabı yayımlandı. 1967-1971 yılları arasında arkadaşlarıyla birlikte haftalık Ant dergisini çıkardı. 1974te "Demirciler Çarşısı Cinayeti" isimli kitabı "Madaralı Roman Ödülü"nü kazandı. 1977 yılında "Yer Demir Gök Bakır" adlı yapıtı Fransada Edebiyat Eleştirmenleri Sendikası tarafından yılın en iyi yabancı romanı seçildi. Yaşar kemal 1982 yılında uluslararası Del Duca Ödülüne layık görüldü. Ve 1984te de Fransa nın Légion DHonneur nişanını aldı. Eserlerinde Çukurova ve yöre halkının çileli yaşamını, zorluklarla mücadelesini, sömürülüşünü, uğradığı haksızlıkları, kan davası ve ağalık-toprak sorunlarına değindi, Torosları anlattı. Fabrika işçilerinin ezilişini dile g...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
“YAŞANTILARIN YENİDEN DÜZENLENMESİ KURAMI” “Yaşantıların yeniden düzenlenmesi” kuramı, John DEWEY(1859-1952) tarafından geliştirilmiştir. Buna “etkileşim kuramı” da denir. Etkileşim kuramı, “davranış” ve “şartlı tepki” kuramlarının eksikliklerini tamamlamaktadır. Bu kuramın, hem “kavrayış” kuramına hem de “davranışçı kuramlara” benzer bir yönü vardır. Etkileşim kuramına göre, öğrenme üzerinde, bireyin hem kendisinin (kalıtımdan getirdiklerinin), hem de çevrenin (çevreden aldıklarının) etkisi vardır. Bunu şöyle de söyleyebiliriz: Öğrencinin kendisi etkindir; öğrenebilmek için de etkinliğe gereksinmesi vardır. Çocuk, daha doğduğu ilk günden ağlamaya başlayarak çevrenin ilgisini kendi üzerine çeker ve bu dakikadan sonra da öğrenmeye başlar. Çocuk, durmadan çevresini etkilediği gibi, çevresi de çocuğu etkiler. Böylece, bu kuramın temelinde “etkileşim” vardır. Bu kurama göre, hem çocuk, hem de çevre durmadan değişir. Öğrenme, bu değişimlerin etkisi altında oluşur. “Yaşantıların Yeniden Düzenlenmesi” Kuramının Bazı Nitelikleri: 1. ”Yaşantıların yeniden düzenlenmesi” kuramında “çevre”, değişik bir anlam taşır. Burada çevreden amaç, “davranış çevresi”dir. Bu etkileşim kuramına göre; “davranış çevresi”, bireyi, öğrenme için harekete yönelten çevredir. Bu çevre, zaman ve uzam bakımından istenildiği kadar genişletilebilir: Örneğin şu anda, yüzyıllarca önce yazılmış bir yapıtı okuyabiliriz. Bu kitap, bizi fazlaca etkileyebilir ve biz, bundan sonra bir etkinliğe girişebiliriz. Bu sırada birçok şeyler öğrenebiliriz. Bu öğrenme kuramına göre, böyle “karmaşık” bir durum olmadan öğrenme olmaz. Buna göre, herkes, yalnızca içinde bulunduğu fiziksel çevrede değil, aynı zamanda, kendi yarattığı manevi çevrede de bulunur. Çevreye önem veren psikologlardan bir kısmı şöyle düşünüyorlar: ”İnsan ne öğrenirse öğrensin, doğrudan doğruya çevresinden aldığı etkilerle öğrenir. Bunun için, bir kimseye öğretmek istediğimiz bir şeyi, onun çevresinin bir parçasıy...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Yaratıcılık ve Zekâ Hep şu sorular sorulmuş ya da sorulmaktadır: Yaratıcılığın zekâ ile özellikle ilişkisi nedir? Kişi zekâya sahip olmadan yaratıcı olabilir mi? Kişi, yaratıcılıkla hiç ilgisi olmayan yüksek bir zekâ seviyesi gösterebilir mi? Daha da önemlisi, yaratıcılık ve zekâ, birisi olmadan değerlendirilebilir mi? Kişi yeni bir bilgiyle karşılaştığında, bu bilgi zeki bir şekilde mi yoksa yaratıcı bir şekilde mi alınır ve çözümlenir? Zekâ ile yaratıcılık, hele sanatsal yaratma söz konusu olduğunda, hep ayrı davranışlar olarak düşünülmüştür. “Bir kişinin yüksek zekâsı yoksa bile, özel yeteneği var” cümlesi, sözel ya da sayısal olmayan zihin karakteristiklerinin, zekâdan daha aşağıda “yetenek” olarak tanımlandığını göstermektedir (KIRIŞOĞLU, 1991). Psikologların bir kısmı zekâyı “soyut düşünme, olaylar arasında ilişkiler kurabilme, kendi kendini tenkit edebilme” yetkinliği olarak tanımlamıştır. Başka bir kısmı zekâyı “çevreye ve yeni durumlara intibak edebilme” kabiliyeti olarak değerlendirmiştir. Daha başkaları ise zekâyı “öğrenme kabiliyeti” olarak tanımlar (ATALAYER, 1994). Bilim adamlarının bazıları da, uzmanlık alanlarına göre, zekânın belli bir yönüne ağırlık veren tanımlar yapmışlardır. Örneğin, biyologlar zekâyı ”çevreye uyum yeteneği” olarak görürlerken, eğitimciler “öğrenme”, psikologlar “ilişkileri anlama”, bilgisayar bilimcileri “bilgiyi işleme” yeteneği olarak görmektedirler. Zekânın biyolojik temelli olduğu ve özellikle erken yaşlarda karşılaşılan zihinsel uyarımlar gibi çevresel faktörlerin etkisiyle bu kapasitenin ne kadarına ulaşılabileceğinin belirlendiği genel olarak kabul edilmekte, ancak aradaki etkileşim mekanizmaları henüz tümüyle anlaşılamamaktadır (DAĞ, 1995). Yaratıcılık kavramının zekâyla ilişkisi olduğunu ileri süren bir çok psikolog vardır. Genellikle yüksek zekâ bölümü (ZB) olanlardan yaratıcı davranış beklenir de, düşük olanlarda ise böyle bir yeteneğin olabileceği düşünülmez. Hiç şüphe yok ki, bir zekâ testinin ölçütü ZB ile...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
YARATICILIK “İnsanlara bir şeyin nasıl yapılaması gerektiğini söylemeyin.Yapılmasını istediğiniz şeyin ne olduğunu söyleyin ve yaratıcılıkları ile sizi nasıl hayran bırakacaklarını görün.” *General George S. Patton Yaratıcılık, olmayan bir şeyi hayal edebilme, bir şeyi herkesten farklı yollarla yapabilme ve yeni fikirler geliştirebilme yeteneğidir. Başka bir deyişle yaratıcılık herkesin gördüğü şeyi aynı görüp onunla ilgili farklı şeyler düşünebilmektir. Yaratıcılık günlük olaylara ve nesnelere herkesten farklı bakabilmek ve farklı yaklaşım tarzı geliştirebilmektir. Yaratıcılık, olağan, günlük şeylerin özel olmasını, özel şeylerin de daha çok günlük hayata girip doğal şeyler olmasını sağlar. Eğer hayatınızdaki günlük şeyleri farklı ve yeni yollarla yapıyorsanız bu sizin yaratıcılığınızı gösterir. Örneğin evinizde ya da işinizde her gün yaptığınız işleri değişik şekillerde, değişik yollarla yaparak yine aynı sonucu almanız bu işlerin yapılış şekline yaratıcılık katmış olmanız demektir. Denediğiniz her yeni şey size yeni bir şey öğretecektir. Denediğiniz yeniliklerde hatalar yapabilirsiniz. Yaratıcı olmanın riskli tarafıdır bu. Risk alarak yeni şeyler dener ve keşfedersiniz. Bunların hepsi çocuklar içinde geçerlidir. Verilen bir resim ödevinde çocukların aynı konulu resmi, aynı yollarla yapmalarını istemeniz, çocukların kendilerince yeni şeyler denemelerine, keşfetmelerine ve öğrenmelerine engel olacaktır. Çocuklara, deneme şansı vererek risk almalarına ve yeni şeyler keşfetmelerine ortam sağlanmalıdır. Önemli olan resmin son şekli değildir. Önemli olan bu resmi bitirene kadar denedikleri yeni yollar ve kendi buluşları ile ortaya çıkarttıkları resimdir. Deneme ve keşfetme şansı verilmeyen ve bir şeyi yapmak için aynı kalıplar içinde, aynı yolları takip etmesi istenen çocuk kendisinde var olan yaratıcı yanını fark edip keşfedemez. Yaratıcılığını kullanma şansı verilmeyen çocuk yeni şeyler denemek için riske atılma cesareti gösteremez. Resim dersleri ç...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Ana Menü
| Anasayfa |
| Haberler |
| Arama |
| İlanlar |
| Eğitim Siteleri |
Edubilim
| Forum |
| Resim Galerisi |
| Video Galerisi |
| Program Arşivi |
| Döküman Arşivi |
| Bilim Adamları |
| Kolay Ulaşım |
Üniversiteler
| Türkiye Üniversiteleri |
| Yabancı Üniversiteler |
Popüler Döküman
(Eğitim)
(Psikoloji)
(Eğitim)
(Otelcilik)
(Sunular)
Eğitim Siteleri
- Edebiyat- Türkçe -Şiir (12)
- Okul Öncesi (7)
- Sınavlar (10)
- Rehberlik Siteleri (11)
- Üniversite Siteleri (77)
- Eğitim Haberleri (12)
- Sözlük - Çeviri Siteleri (6)
- Ders Yardımcıları (5)
- Eğitim Forumları (9)
- Genel Eğitim Siteleri (13)