.

http://www.edubilim.com/ana




Dış Ticaret

DosyalarEkleme Tarihi

Sıralama : İsim | Tarih | Tıklama [ Artarak ]
1. ÖDEMELER DENGESİ TANIM Ödemeler dengesi, geniş anlamıyla, bir ekonomide yerleşik kişilerin (Merkezi hükümet, bankalar, gerçek ve tüzel kişi ve kuruluşlar), diğer ekonomilerde yerleşik kişiler (yurtdışında yerleşikler) ile belli bir dönem içinde yapmış oldukları ekonomik işlemlerin sistematik kayıtlarını elde etmek üzere hazırlanan istatistiki bir rapordur . Ekonomik işlemler, mal, hizmet ve gelirle ilgili işlemleri, finansal varlık ve yükümlülüklerle ilgili işlemleri, bir ekonomide yerleşik kişilerden diğer bir ekonomide yerleşik kişilere karşılıksız olarak reel ya da mali/finansal kaynakların sağlandığı transferleri kapsar. 2. ÖDEMELER DENGESİ KAYIT İLKELERİ Ödemeler dengesinde işlemler her bir işlemin eşit değer iki kayıt ile gösterildiği çift kayıt muhasebe sistemine uygun olarak kaydedilmektedir. Örneğin, bir ihracatçı ihraç ettiği malın bedelini döviz olarak almışsa ödemeler dengesi hesaplarına ihraç edilen mallar için bir alacak kaydı, ihracatçının döviz hesabı bakiyesindeki artış (ya da başka bir tür döviz varlığı) için de dengeleyici borç kaydı yapılır. Geleneksel ödemeler dengesi muhasebe düzeninde bu girişler aşağıdaki gibi kaydedilir: Alacak Borç Mallar 100 …… Döviz varlıkları …… 100 Bu örnekte varlıkların (mallar) nakit (döviz) ile değişimi söz konusudur. Ancak gerçekleşen işlemlerin tümü her zaman nakit ödeme içermez. Uluslararası Para Fonunun (IMF) üye ülkelere ödemeler dengesi tablosunu oluşturmada önerdiği Ödemeler Dengesi El Kitabı, ekonomik analiz açısından taşıdığı önem nedeniyle, nakit olmayan işlemleri de ödemeler dengesi kayıtlarına dahil etmektedir. Nakit olmayan işlemlerin ele alınış tarzı aşağıdaki örnekle daha iyi açıklanabilir. İlk örnekte, bir ithalatçı yurtdışından mal almakta ve alımı finanse etmek için yurtdışından borçlanmaktadır. Bu borçlanmada ithalatçının dövizi doğrudan alması yerine ithalat bedeli yurtdışında yerleşik alacaklı tarafından ihracatçıya doğrudan ödenmektedir. İşlem aşağıdaki gibi k...
İŞ HUKUKUNUN NİTELİĞİ Çalışanlar niteliği itibariyle “bağımlı çalışanlar” ve “bağımsız çalışanlar” olarak ikiye ayrılır. İş hukuku bağımlı çalışanlardan sadece işçiyi ele alır ve işverenle olan ilişkisini düzenler. Bağımlı çalışanlar grubunda yer alan memurlar idare hukukunun 657 sayılı devlet memurları kanununun kapsamına girer. İş hukuku kapsam olarak “bireysel iş hukuku “ve “toplu iş hukuku” olarak ikiye ayrılır. BİREYSEL İŞ HUKUKU: İşverenle olan ilişkilerinde işçiyi teker teker ele alır ve iş sözleşmesinin konusunu oluşturan hak ve borçları düzenler. Örnek: Ücret ,çalışma koşulları TOPLU İŞ HUKUKU:İşçiler ve işverenin hukuki ilişkilerinin toplu düzeyde ele alındığı iş hukuku dalıdır. Bu anlamda işçi işveren sendikaları ile bunların yaptıkları toplu iş sözleşmeleri,toplu iş uyuşmazlıklarının barışçı olan veya olmayan yollardan çözümü toplu iş hukukunun konusuna girer. İŞ HUKUKUNUN ÖZELLİKLERİ İşçiyi koruma ve toplumsal dengeyi koruma özellikleri vardır. İktisadi açıdan bağımlı olan işçi,sermaye sahibi iş verenden iktisadi açıdan güçsüzdür. Buna ek olarak işçi geniş ölçüde iş verenin talimatlarına bağlı olup iş verene karşı bir bağlılık içerisindedir. Bu iktisadi ve kişisel bağımlılık nedeni ile işçinin özerk olarak korunması gerekmektedir. TOPLUMSAL DENGEYİ KORUMA İş hukuku işçiyi korumanın yanında iş vereni de koruma özelliğine sahiptir. İş hukuku işçi ve iş veren kesimlerinin birbirlerini yok etmelerini önlemek ve giderek kendi aralarında ve toplum içerisinde bir denge kurmak amacını güder. Bunu işçilerin sosyal haklarını ücretini ve çalışma koşullarını,iş verenin de yönetim haklarını düzenleyerek sağlar. İŞ HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARI İŞÇİ:İş kanununa göre hizmet akdine dayanarak herhangi bir işte ücret karşılığında çalışan kişiye “işçi” denir. İŞÇİ TANIMININ UNSURLARI İşin yapılması:İşçi iş verene iş yapmakla yükümlü gerçek kişidir. Bu işin bedenen veya fikren yapılması önemli değidir. İşin hizmet akdine dayanması: Bu her şey...
İZNİK İznik ilçesi, dünyada eşine az rastlanan ve bütünüyle "açık hava müzesi" olan tarihi ve antik bir şehirdir. Yaz kış demeden adeta bereket saçan verimli toprağı kendine özgü iklimi ve doğal güzelliği nedeniyle tarihin her döneminde insanlığın ilgi odaklarından biri haline gelmiştir. Bursanın 86.km kuzey doğusunda yer alan İznik İlçesi aynı adla anılan gölün doğu kıyısında kurulmuştur. Rakımı 85m, yüzölçümü 753 km2, toplam nüfusu ise 44.690dır. Bağlı iki kasaba ve 37 köyü mevcuttur. Halkın temel geçim kaynağı tarımdır. Çevresi zeytinlik, bağ ve bahçelerle çevrili olan İznik etrafı 5 km. uzunluğundaki surlarla çevrilmiştir. İlk çağda kurulan kentin ızgara planı bugünde korunmaktadır. Büyük İskenderin askerlerinden, Roma askerlerine, Arap askerlerinden, Bizansın Haçlı ordularına, Selçuklu askerinden, Osmanlı askerlerine ev sahipliği yapmıştır. İznik sadece Bursa civarının değil bütün Marmara bölgesinin en önemli tarihi ve turistik yörelerindendir. Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait çok sayıda eseri, tarihsel kent dokusu içinde şu anda da yaşamaktadır. İznik Hıristiyanlık dünyasının önemli olaylarına sahne olmuştur. Senato Sarayında 325 yılında I.Konsil, 787 yılında İznik Ayasofya Kilisesinde 7. Konsil toplantıları yapılmıştır. 1331 yılında Osmanlı egemenliğine giren İznik, gerçek ününü 19. ve 21. yy.arası en parlak çağını yaşadığı çiniciliği ile yapmıştır. Bugün bütün Dünya müzeleri İznik en kıymetli eser olarak ziyaretçilerine sunmaktadırlar. İznikte Roma döneminden kalma kent surları ve anıtsal Lefke ve İstanbul Kapıları Tiyatrosu, Beştaş anıtı, Bizans döneminden kalma Ayasofya ve diğer kilise kalıntıları, Hipoje mezar odası, Osmanlı döneminden kalan Yeşil Camii ile çekici bir turistik merkez olmuştur. İznik Çinilerinin ünü bugün, İznik eğitim ve öğretim vakfı atölyelerinde ayrıca yerli sanatkarlarca atölyelerinde sürdürülmektedir. · İznik; kendine özgü iklimiyle · Yaz-kış demeden bereket saçan toprağıyla, · Doğal güzelliğiyle, · Ta...
İTHALAT – İHRACAT MEVZUATI 1 – İhracat Mevzuatı : Ülkemizde gümrük birliğine girişten hemen sonra belirlenmiş olan ihracat rejimi her yıl ihtiyaçlar doğrultusundaki küçük bazı değişiklikler yapılarak uygulamaya devam etmektedir. Böylece son 6 yıldır (1999-2000) ana hatları ve mantığı değişmeyen ihracat rejimi kararı artık Türkiye’de yerleşmiş bir ihracat mantığının oluştuğunu göstermektedir. İhracat Rejimi Kararı : 6 Ocak 1996 122515 MRG Bu kararın amacı; İhracatın ülke ekonomisi yararına düzenlenmesini desteklenmesini ve geliştirilmesini sağlamak için ihracatla yetkili makamları ve uygulanacak esasları belirlemektir. İhracat ile ilgili işlemleri düzenleme yetkisi DTM’nin bağlı olduğu Devlet Bakanlığı’na bağlıdır. Bu bakanlık ihracat rejimi kararına dayanarak şu düzenlemeleri yapmaya yetkilidir. İhracatın her aşamasında gözetim, denetim ve gözlendirme ile ilgili önlemleri almak. Ülke içi veya ülke dışı piyasalarda ortaya çıkacak olağan dışı durumlarda özellikle ihracata konu olan mallardaki yetersizlik, kamu güvenliği, kamu ahlakı, insan sağlığı, çevrenin hayvan ve bitkilerin korunması, arkeolojik tarihi ve sanatsal nitelikteki malların korunması ve denetlenmesi amacıyla ihracat aşamasında kısıtlama ve yasaklamayla yetkilidir. Gerektiği takdirde müsaadeye veya kayda bağlamaya veya ihracatta miktar kısıtlaması uygulamaya yetkilidir. Takas, dolaylı offset gibi karşılıklı ticaret uygulamalarının usul ve esaslarını gerektiği takdirde sektörler ve/veya ülkeler pazarında belirlemeye yetkilidir. Transit ticaret, geçici ihracat, bedelsiz ihracat ve ticari kiralama yoluyla yapılacak ihracatlar ile yurt dışı müteahhitlik hizmetleri veren firmaların ihracatlarını düzenlemeye yetkilidir. Madde veya ülke bazında ihracatla ilgili yurt dışında düzenlenecek fuarlarda dahil tanıtım ve pazarlama politikalarını ve faaliyetlerinin esaslarını belirlemeye yetkilidir. İhracata konu olan tarım ürünlerini desteklenmesine yönelik hazırlıklarını yapmaya, bu ürünlerin stoklar...
İTHALAT – İHRACAT FİNANSMANI Bir işletme 3 yolla finansman sağlayabilir, bunlar; Öz kaynaklardan finansman Dış kaynaklardan finansman Oto finansman İşletmelerin ihtiyaç duyduğu fonları en uygun ve en iyi biçimde bulmak ve kullanmak finansman olarak açıklanabilir. Bir ülkede yapılan işleri belirli bir bölümü dış ülkelerle ilişkilidir. İhraç etmek, ithal etmek, dış ülkelerden borç para almak, alınan paraları geri ödemek, yabancı ülkelerde yatırım yapmak, lisans olmak şeklinde sayılabilir. Dış ticaret biri doğal diğeri ekonomik 2 grubun tesiri altında ortaya çıkmıştır. Doğal etkilerin başında tabi kaynakların yeryüzüne eşit dağıtılmaması vardır. Tabiat bazı kaynakları belirli ülkeye vermiştir. Yer altı kaynakları da bunların başındadır. Her ülkede ihtiyacı kadar petrol, kömür vs. maden bulunmamaktadır. Bazı ülkelerde ise ihtiyaçtan çok fazladır. Mutlak üstünlük denilen bu durum dış ticaretin tabi ve ilk sebebidir. Kendine yetecek kadar hammadde ve doğal kaynağı bulunmayan ülkeler ihtiyaçlarını diğer ülkelerden ithal etmektedir. Bu ancak dış ticaretle sağlanır. İlkim şartları ve belli ürünlerin sadece belirli ülkelerde üretilebilmesi de dış ticaretin bir başka gerekçesidir. İkinci kategori ise tamamen ekonomik üstünlüğe dayalıdır. Ekonomik faaliyetlerin ve üretimin rasyonelleşmesi ancak dış ticaretle mümkün olabilecektir. İhracatın geliştirilmesine ağırlık verilen politikaların ekonomik kalkınma açısından da yaralı sonuçlar vereceğini ileri süren teorik nedenler şunlardır; İthal ikamesine göre (miktar kısıtlamaları, gümrük vergileri gibi koruyucu tedbirlerle yerli sanayiinin geliştirilmesi ve yurt içinde sanayii özendirici tedbirlerin alınmasıdır) ihracatın teşvik edilmesinin maliyeti daha düşüktür. İhracatın çeşitli nedenlerle ve araçlarla sınırlandırılması iç piyasayı daha karlı kılmakta ihracata yönlenmeyi önleyici rol oynamaktadır. Bu nedenle ihracat yolunun teşviki gerekir. Uluslar arası ortamda rekabetçi şartların zorlanması ile yerli firmaların maliyet, ...
İHRACATTA İSTİSNALARGİRİŞİhracat ister ihracatçılar için, isterse ihracat yapan ülkeler için önemlidir. Önemli olan bu faaliyetin yaygınlaştırılması yani teşvik edilmesidir. Bu sebeple ülkeler, bir çok uygulama ile ihracata ve ihracatçıya teşvik olmaya çalışmaktadırlar. Ülkemizde de bu amaçla yapılan  bazı uygulamalar vardır. Üzerinde duracağım konu, yürürlükteki uygulamalardan “İhracatta KDV İstisnası ve İadesi”dir. İhracatta İstisna, konuda da anlatılacağı gibi diğer ülkelerde ve şuan ülkemizde uygulanan destinasyon (varış ülkesinde vergilendirme) ilkesine göre alınan KDV’nden ihracatçıların muaf tutulmasıdır. Bu sayede muaf tutulan KDV hem ihracatçının vergi yükünü hafifletecek hem de o oranda finansman sağlayacaktır. Böylelikle ihracı yapılması istenen mal veya hizmet bedelinden daha fazla miktarda mal ve hizmet ihracına imkan sağlanabilir.  
İhracatta Yazışma Örnekleri Genel bilgiler Dış ticarette, özellikle alıcı ve satıcıların farklı ülkelerde bulunmaları nedeni ile ilk adım genellikle yazışmalarla atılmaktadır. İhracatçı şirketlerin ithalatçılara gönderdikleri iş mektupları, ithalatçının ihracatçı ile ilgili olumlu izlenimler edinmesine, iyi iş ilişkileri kurulmasına ve yeni pazarlar yaratılmasına katkıda bulunacak ilk faktördür. Bu yazışmalarla ithalatçı, henüz karşı karşıya gelmediği ihracatçıyı değerlendirmeye çalışacaktır. Dolayısı ile yazılacak iş mektuplarına ayrı bir özen gösterilmesi gerekmektedir. Etkili bir iş mektubu yazmak için dört basit kural bulunmaktadır: Açıklık, az ve öz olma, bütünlük ve doğruluk. Açıklık Mektup düzenli ve planlı bir şekilde yazılmalıdır. Paragraflar arasında boşluk bırakılmalı, mektup, görünümü itibariyle düzgün olmalıdır. Paragraflar birbirine mantıklı bir şekilde bağlanmalıdır. Az ve öz olma Mektup mümkün olduğunca kısa olmalı ve esas anlatılmak istenen konudan bahsedilmeli, gereksiz uzatmalara gidilmemelidir. İthalatçıya yalnızca bilmek isteyeceği konular söylenmeli, gereksiz bilgilerle mektup uzatılmamalıdır. Mektup, basit kelimelerle kurulmuş, kısa cümleler ve kısa paragraflar halinde oluşturulmalıdır. Karışık kelimeler ve uzun cümleler okuyanı bilgilendirmekten çok aklını kanştırmaktadır. Bütünlük İthalatçı açısından gerekli olabilecek tüm bilgiler mektupta bulunmalıdır. İhracatçı, mektubu yazmaya başlamadan önce ithalatçının ne tür bilgileri öğrenmek isteyebileceğini iyice düşünmelidir. Doğruluk İthalatçıya yazılan mektuptaki bilgilerin doğru olmasına dikkat edilmelidir. İthalatçıya şayet biliniyorsa, ismini de kullanarak doğru bir şekilde hitap edilmelidir. Mektup metni yazıldıktan sonra mutlaka dilbilgisi, noktalama işaretleri açısından kontrol edilmeli, yazım hataları düzeltilmelidir. İhracatçı, yazdığı mektubun ithalatçıya karşı kendisini temsil ettiğini unutmamalıdır. İhracatçı yazdığı mektupta ithalatçıya doğal bir ...
İhracatta Yazışma Örnekleri Genel bilgiler Dış ticarette, özellikle alıcı ve satıcıların farklı ülkelerde bulunmaları nedeni ile ilk adım genellikle yazışmalarla atılmaktadır. İhracatçı şirketlerin ithalatçılara gönderdikleri iş mektupları, ithalatçının ihracatçı ile ilgili olumlu izlenimler edinmesine, iyi iş ilişkileri kurulmasına ve yeni pazarlar yaratılmasına katkıda bulunacak ilk faktördür. Bu yazışmalarla ithalatçı, henüz karşı karşıya gelmediği ihracatçıyı değerlendirmeye çalışacaktır. Dolayısı ile yazılacak iş mektuplarına ayrı bir özen gösterilmesi gerekmektedir. Etkili bir iş mektubu yazmak için dört basit kural bulunmaktadır: Açıklık, az ve öz olma, bütünlük ve doğruluk. Açıklık Mektup düzenli ve planlı bir şekilde yazılmalıdır. Paragraflar arasında boşluk bırakılmalı, mektup, görünümü itibariyle düzgün olmalıdır. Paragraflar birbirine mantıklı bir şekilde bağlanmalıdır. Az ve öz olma Mektup mümkün olduğunca kısa olmalı ve esas anlatılmak istenen konudan bahsedilmeli, gereksiz uzatmalara gidilmemelidir. İthalatçıya yalnızca bilmek isteyeceği konular söylenmeli, gereksiz bilgilerle mektup uzatılmamalıdır. Mektup, basit kelimelerle kurulmuş, kısa cümleler ve kısa paragraflar halinde oluşturulmalıdır. Karışık kelimeler ve uzun cümleler okuyanı bilgilendirmekten çok aklını kanştırmaktadır. Bütünlük İthalatçı açısından gerekli olabilecek tüm bilgiler mektupta bulunmalıdır. İhracatçı, mektubu yazmaya başlamadan önce ithalatçının ne tür bilgileri öğrenmek isteyebileceğini iyice düşünmelidir. Doğruluk İthalatçıya yazılan mektuptaki bilgilerin doğru olmasına dikkat edilmelidir. İthalatçıya şayet biliniyorsa, ismini de kullanarak doğru bir şekilde hitap edilmelidir. Mektup metni yazıldıktan sonra mutlaka dilbilgisi, noktalama işaretleri açısından kontrol edilmeli, yazım hataları düzeltilmelidir. İhracatçı, yazdığı mektubun ithalatçıya karşı kendisini temsil ettiğini unutmamalıdır. İhracatçı yazdığı mektupta ithalatçıya doğal bir ...
İHRACATTA DAĞITIM KANALLARI 1. Giriş Dağıtım, malların üreticiden tüketiciye ulaştırılmasıdır. En basit haliyle günümüz ticaret ortamında dağıtım, malların üreticiden toptancıya daha sonra da perakendecilere gönderilmesi işidir.Dağıtım kanalı ise, dağıtım sırasında ürünlerin izlediği rotadır. Bu rota üzerinde ürünlerin uğradığı her bir durak ise bir kanal seviyesini ifade etmektedir. Dağıtım kanalı seviyelerindeki aracılara kanal üyesi denir. Başka bir ifade ile dağıtım kanalı, bir ürünü ya da hizmeti tüketiciler ya da işletmeler için kullanılabilir/tüketilebilir hale getiren işletmeler setidir. Dağıtım kanalları ürünleri üreticiden tüketiciye ulaştırırken bazı işleri de yerine getirirmektedir. Bunlar; bilgi toplanması ve dağıtmı , promosyon , müzakere , fiziksel dağıtım , finansman ve risk üstlenme gibi fonksiyonlardır. Firmaların dağıtımı yalnızca fiziksel ulaştırma, depolama ve dağıtma fonksiyonu olarak görmeleri dağıtım kanallarının rekabetçi bir silah olarak kullanılmasını önlemektedir. Oysa ki firmalar  , müşterilerinin ihtiyaçları doğrultusunda ; hızlı teslimatı öne çıkararak ya da yüksek miktarlarda alım yaparak stok bulunduran dağıtımcılarla çalışmayı tercih ederek dağıtımı stratejik bir unsur olarak kullanabilirler.
İHRACATİHRACATIN TANIMIBir memleketin üretmiş olduğu ürünlerini başka ülkelere kar ve döviz girdisi sağlamak için satmasıdır. Ödemeler bilançosunda ihracat yabancı ülkelere satılan emtiayı kapsar.İhracat, ithalatla birlikte görünen kalemleri oluşturur; görünmeyen kalemler ise hizmetler tarafından oluşturulur. İhracat bedelleri FOB (free on board) olarak yani  ihracatçı ülkeden çıkıştaki değerlere göre hesaplanır.Gümrük istatistikleri ihracat hakkında bilgi sağlar. Ülkeler arasındaki rekabetten dolayı herhangi bir ülkenin ihracat esnekliği bu ülkenin sanayileşme ve uzmanlaşma derecesi ile doğru orantılıdır.  
İHRAÇ ÜRÜNLERİNDE AVRUPA BİRLİĞİ STANDARTLARI Ülkeler ihracatlarını arttırmak ve ithalatlarını sınırlamak gayesiyle çeşitli önlemler alma yoluna gitmektedirler.Gizli önlemler denilen bu yöntemle ihraç mallarında bulunması gereken vasıfları ortaya koymuşlardır.Bunun temel amacı ülke ihracatını göreceli olarak arttırmak ve ithalatını kalite standartları yüksek mallar lehine yoğunlaştırmaktır.İlk olarak Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan bu ulusal uygulamalar sonucunda Avrupa ülkeleri ortak kararlar alma zorunluluğunu hissetmiş ve 1960 – 1978 yılları arasında bir araya gelerek çeşitli direktifleri uygulamaya koymuşlardır. Yeni yaklaşım denilen bu direktiflerle ürünlerde AB standartlarını ortaya koymuşlardır. Hangi ürünlerin hangi koşullarda satılabileceğini belirleyen Avrupa Birliği Konseyi direktifleri Yeni Yaklaşım Direktifleri olarak tanımlanmıştır.Bu standartlar Avrupa Standartlar Enstitüsü tarafından hazırlanmaktadır. Avrupa Standartlar Enstitüsü tarafından belirlenen standartlar dışında ISO kalite standartları gibi önemli ölçütler de bulunmaktadır.ISO standartları sadece Avrupa ülkelerini değil bütün Dünya ülkeleri tarafından kabul edilen tek standarttır. Günümüzde sanayi atıklarının çevreye etkilerinin daha net olarak görülmesi çevreye uyumlu mal üretilmesini öne çıkartmıştır.Bu amaçla çeşitli sektörlerde rekabet etmeyi hedefleyen şirketlerin göze alması gereken unsurlardan birisinin de (en önemlisinin) çevre olması gerekecektir.Rekabeti sadece çevre ve standartlar açısından değerlendirmenin eksik bir yaklaşım olacağını söyleyebiliriz. Rekabetteki yetersizlikleri görüşlere göre pazarlama ve sistem organizasyonlarındaki yetersizliklerinden kaynaklandığı yani,yeterli altyapının olmayışı,bankacılık işlemleri,sigortacılık işlemleri ve tanıtım konusundaki eksikliklerden bahsedebiliriz. Avrupa Birliği Ve Uluslar arası standartların başlıcalarını şu şekilde sıralayabiliriz Avrupa Birliği Kalite Standardı ISO 9000 CE İngiltere’de BS Avrupa Ka...
İHRAÇ ÜRÜNLERİNDE AVRUPA BİRLİĞİ STANDARTLARI Ülkeler ihracatlarını arttırmak ve ithalatlarını sınırlamak gayesiyle çeşitli önlemler alma yoluna gitmektedirler.Gizli önlemler denilen bu yöntemle ihraç mallarında bulunması gereken vasıfları ortaya koymuşlardır.Bunun temel amacı ülke ihracatını göreceli olarak arttırmak ve ithalatını kalite standartları yüksek mallar lehine yoğunlaştırmaktır.İlk olarak Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan bu ulusal uygulamalar sonucunda Avrupa ülkeleri ortak kararlar alma zorunluluğunu hissetmiş ve 1960 – 1978 yılları arasında bir araya gelerek çeşitli direktifleri uygulamaya koymuşlardır. Yeni yaklaşım denilen bu direktiflerle ürünlerde AB standartlarını ortaya koymuşlardır. Hangi ürünlerin hangi koşullarda satılabileceğini belirleyen Avrupa Birliği Konseyi direktifleri Yeni Yaklaşım Direktifleri olarak tanımlanmıştır.Bu standartlar Avrupa Standartlar Enstitüsü tarafından hazırlanmaktadır. Avrupa Standartlar Enstitüsü tarafından belirlenen standartlar dışında ISO kalite standartları gibi önemli ölçütler de bulunmaktadır.ISO standartları sadece Avrupa ülkelerini değil bütün Dünya ülkeleri tarafından kabul edilen tek standarttır. Günümüzde sanayi atıklarının çevreye etkilerinin daha net olarak görülmesi çevreye uyumlu mal üretilmesini öne çıkartmıştır.Bu amaçla çeşitli sektörlerde rekabet etmeyi hedefleyen şirketlerin göze alması gereken unsurlardan birisinin de (en önemlisinin) çevre olması gerekecektir.Rekabeti sadece çevre ve standartlar açısından değerlendirmenin eksik bir yaklaşım olacağını söyleyebiliriz. Rekabetteki yetersizlikleri görüşlere göre pazarlama ve sistem organizasyonlarındaki yetersizliklerinden kaynaklandığı yani,yeterli altyapının olmayışı,bankacılık işlemleri,sigortacılık işlemleri ve tanıtım konusundaki eksikliklerden bahsedebiliriz. Avrupa Birliği Ve Uluslar arası standartların başlıcalarını şu şekilde sıralayabiliriz Avrupa Birliği Kalite Standardı ISO 9000 CE İngiltere’de BS Avrupa Ka...
YENİ EKONOMİDE ŞİRKETLERİN YENİDEN YAPILANMASI Günümüzde küreselleşme ile birlikte , dünyadaki tüm ekonomik sınırlar ortadan kalkmış , başarının en önemli koşulu olan rekabetin artmasıyla da işletmeler ve şirketler için yapısal değişimler zorunluluk haline gelmiştir.Bu değişim sürecine uyum sağlamaya çalışan şirketler , kendi bünyelerinde birtakım değişimler gerçekleştirmektedirler. Bugünün küresel rekabet ortamında , müşterinin değerleri yerine , ürünün veya hizmetin fiyatına ya da üretim yöntemine bağlı kalan şirketler her zaman karlılığı öldürmüşlerdir.Müşteriye odaklanan şirketler ise kendileri için güvenli , sürekli kazanç kapısı bulmuşlardır.Burada bilinen “ Memnun olmayanın parasını iade ederiz. “ kuralı yerine “ Kazanamayanın parasını iade ederiz. “ sloganını uygulamaktadırlar. Japon mucizesinin mimarı Dr.Deming’e göre , bir şirketin rekabette odaklandığı nokta müşteri olmalıdır.Şirketler sürekli olarak ürettikleri mal ve hizmetleri , çalışanlarını , sistemlerini daima geliştirmenin yollarını aramalıdırlar.Müşterinin ihtiyaçlarını karşılayarak toplumun hayat standartlarını arttırmalıdırlar.Günümüzde rekabetin bir tek odağı vardır ; o da müşteridir.Müşterinin istekleri doğrultusunda hizmet verme görevini üstlenen şirketlerin bu yönde yenilenmeye ve reorganizasyona gitmeleri gerekecektir.Ayrıca günümüzde rekabette kalıcılık ve süreklilik , rakiplerden daha iyiyi yapmaya değil , daha kaliteli ve daha farklı yapabilmeye dayanmaktadır. Kalite sadece bir üretim işlemi değil , yönetim işlemidir.Toplam Kalite Yönetiminin anlaşılmasıyla , yeni kalite standartlarını yakalayabilmek için birçok şirket sadece üretim işlemlerinde değil , aynı zamanda strateji , yapı , kültür ve çalışanları ile birlikte değişmeye başlamıştır.Günümüzde eğer şirketler yüksek kaliteli ürün veya hizmetler sunamıyorlarsa küresel boyutta rekabet etmeleri pek mümkün olmayacaktır.Küreselleşmenin sonucu olarak teknolojinin akıl almaz düzeyde gelişmesi...
İBADET NEDIR? İbadet yüce Allaha karşı gösterilecek saygı, tazim ve hürmet demektir. Buna kısaca kulluk da diyebiliriz. İnsan sadece Allahın kulu olduğunu idrak eder, yalnız ona ibadet eder ve yalnız ondan yardım isterse dünya ve ahiret saadetine kavuşur. İbadet, Allahın emirlerini yerine getirmek, yasakladığı bütün haramlardan uzaklaşmak manasındadır. Bu, Allah için cihad etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, yahut kafirlere benzememek, içkiden, kumardan ve diğer kötülüklerden uzaklaşmak gibi neticeler doğurur. İnsanlar Allaha kulluk görevlerini yerine getirmek ve Onun yüceliğine sarılmakla huzur bulurlar. Çekilen bela, sıkıntı ve müsibetler ibadet sayesinde hafifler. Zaten mümin her türlü iyiliğin ve her türlü kötülüğün Allahın yaratmasıyla doğduğunu, yine her türlü nimetin insana Allah tarafından ihsan edildiğini bilerek ve Allaha, onun gösterdiği şekilde ibadet edecektir. Bu ibadet Allaha şükranın ve verdiği nimetlere hamd etmenin tezahürüdür. Allaha kulluk, yaratılışın en büyük gayesidir. Zira yüce Allah cinleri ve insanları ancak kendisine kulluk etsinler diye yarattığını bildirmiştir. Ayrıca içinde yaşadığımız dünya, ölüm ve hayat yine insanların bu kulluk görevlerini nasıl yapacakları belli olsun diye var edilmiştir. İbadet yüce Allahın emri olduğu için onlardan vazgeçmek veya onları yerine getirmemek günahtır. Mükellef olan herkes sınırları İslamda belirtilmiş çeşitli ibadetlerle yükümlüdür. İBADET ÇEŞİTLERİ Yapılış itibariyle ibadetler üç çeşittir. Bunlar sırasıyla bedeni, mali, hem bedeni hem mali, ibadetlerdir. Bedeni ibadet, sadece vücut hareketleriyle yapılan ibadetlerdir. Nitekim namaz kılmak, oruç tutmak söylenir. Mali ibadet, mal ile yapılan ibadettir. Zekat vermek, sadaka vermek gibi. Hem mali hem bedeni ibadet; vücut hareketleri ve mal ile yapılan ibadetlerdir. Buna en güzel cihadı örnek gösterebiliriz. Zira cihad, yeryüzünde Allahın hakimiyetini tesis için mallarımız ve canlarımızla savaşmak, çalışıp çabalamak demektir. Hacda he...
UYGUN CARİ KUR: Şu ana kadar, çevrim metodlarında kullanılan kurların ya geçmiş ya da cari kurlar olduğunu söyledik. Kolaylık olması için gelir tablolarında sıklıkla ortalama kurlar kullanılmaktadır. Uygun bir çevrim kurunu seçmek kesin bir seçim olmayacaktır, çünkü herhangi bir zamanda birçok farklı kurın varlığı sözkonusu olabilir. Alış kurları, satış kurları, serbest piyasa kurları, resmi kurlar vb. ve kur değişiklikleri sözkonusu olur. Bizim (yazarın) inancımıza gore bir çevrim kuru ekonomik ve ticari gerçekleri mümkün olduğunca doğru şekilde yansıtmalıdır. Hesaplarda çevrimin yapılacağı bir ülkede spot işlemlerde kullanılan serbest piyasa kuru, kullanılacak en uygun, en iyi çevrim kuru olacaktır. Bazen bir ülke çeşitli işlemlerde kullanılmak üzere çeşitli çevrim kurları belirler. Bu gibi durumlarda varolan seçeneklerden en uygununu seçmek gereklidir. Birkaç tane seçenek sunulmuş olduğunda: 1) temettü dağıtım kuru 2) serbest piyasa kurları 3) ithalat veya ihracat gibi işlemlerle ilgili olarak kabul edilmiş kurlar veya anlaşmalarla kabul edilmiş cezalı kurlar. Bize göre tercih edilmesi gereken kurlar serbest piyasa kurlarıdır.Ancak, çevrim kurlarının kontrol altında olduğu özel durumlarda (örn.: belirli işlemlerde, belirli yabancı para birimlerine uygulanmak üzere tespit edilmiş özel kurların olması durumunda) bu özel kurlar kullanılmalıdır. Örneğin, bir Amerikan şirketinin Latin Amerika’daki bir şubesinin Amerika’dan belirli bir ürünü uygun kurla ve tahsis ettiği bir fon ile ithal etmek için izin aldığını varsayalım. Bu fonun USD’ye (dolara) çevrilmesi yukarıda sözü edilen özel kurlarla yapılmalıdır. Bundan sonra, cari yılın sonunda, bu tali şiketin nakit hesaplarının kapatılmasında serbest piyasa kurları kullanılmalıdır. Bu işlem, birkaç farklı kurdan, parçalar halinde çevrilmiş olan yabancı bir para birimi hesaplarının çevrilmesinde kullanılır. Ekonomik gerçeklere uygun olduğu müddetçe doğru bir yaklaşım olacaktır. ÇEVRİM KAZANÇ VE KAYIPLARI: Tablo ...
Uluslararası Ticarette Kullanılan Belgeler Uluslararası Ticaret, makro planda Dünya Ticaret Örgütü’nü Kuran Anlaşma, iki taraflı veya çok taraflı anlaşmalar ülkelerin kendi ulusal mevzuatı, uluslararası ticari teamüller ve geleneklere göre yapılmaktadır. Yapılan ticari muamelelerin güvenirliği ve tartışmalara meydan vermeden işleyebilmesi için, ilgili belgelerin düzenli, birbiri ile irtibatlı ve kurallara uygun olarak tanzim edilmesi gerekmektedir. Genel olarak uluslararası ticarette kullanılan belgeleri altı grupta toplamak mümkündür. Bunlar, 1- Ticari Belgeler, 2- Resmi Belgeler, 3- Taşıma Belgeleri, 4- Sigorta Belgeleri, 5-Finansman Belgeleri, 6-Teşvik Belgeleridir Ticari Belgeler Faturalar: Proforma Faturalar: Satış koşullarını belirten bir teklif niteliğindedir. Ticari Faturalar: Aşağıdaki bilgileri içeren bir belgedir. - Düzenlendiği lisanda “FATURA” başlığı, - Satıcının ismi, unvanı adresi, - Alıcının ismi unvanı ve adresi, - Düzenleme tarihi ve numarası, - Malın (hizmetin) ayrıntılı tanımı, - Miktar, birim fiyat, toplam değer, - Sevkıyat bilgileri, - Ambalaj işaretleri, - Alıcının özel olarak istediği diğer bilgiler, Akreditifli işlemlerde - Aksine hüküm yoksa mal miktarı %5 eksik veya fazla olabilir. - Akreditifte yaklaşık, takriben civarında gibi ibareler kullanılmışsa; miktar veya değer %10 eksik veya fazla olabilir. b- Navlun Faturası (Freight Invoice): Navlunun satıcı (ihracatçı) tarafından ödenmesi durumunda, bunun konşimento üzerinde belirtilmesi teamül bazen de zorunluluktur. Ancak bu belirtim yapılmamışsa, satıcı firmanın taşıyıcı firmadan bir navlun faturası alarak ithalatçı firmaya vermesi, ya da tahsil belgeleri arasına navlun faturasını da koyması gerekmektedir. Navlun faturası malın ithal edildiği ülkede vergiye tabi kıymetinin tespitinde dikkate alınacak kıymet faktörlerinden birini oluşturmaktadır. c- Çeki listesi (certificate of weight/weight note): Her ambalaj içerisindeki malın brüt ve net ağırlığını ...
GİRİŞ 1 BİRİNCİ BÖLÜM 3 ULUSLARARASI İŞLETMELERDE FİNANSAL YÖNETİM 3 I. Uluslararası Finansal Yönetim İçin Temel Bilgiler 3 1. Şirketlerin Hedefleri ve Dünya Ekonomisi İle İlişkiler 4 1.1 Dünya Ekonomisi İle İlişkiler 4 1.2 Uluslararası İşletmelerde Finans Yönetiminin Önemi 5 2. DÖVİZ SWAPLARI 7 2.1 Döviz Swapları (Currency Swaps) 9 2.2 Faiz Swapı (Interest Rate Swap) 12 2.3 Döviz Swapının Fiyatlaması 16 2.4 Döviz Pozisyonunun Yenilenmesi (Rolling) 18 2.5 Simulated Döviz Kredileri ve Yatırımları 19 Şekil 2. 1. 1 Swap ürününün tarihsel gelişimi (Kaynak: B.Ant. Euromoney Swaps Finance, London 1986) 10 Şekil 2. 1. 2 Döviz Swapı 11 Şekil 2. 1. 3 Çapraz Para Swapı (Cross Currency Swap) 12 Şekil 2. 2. 1 Banka aracılığıyla Yapılan Faiz Swapı 13 Şekil 2. 2. 2 Faiz Swapı İşlem Şeması 15 GİRİŞ Dünya ekonomilerinin globalleşme eğilimi gelişen teknoloji ile de bütünleşince uluslararası ekonomilerin çağdaş finansman teknikleri gelişmekte olan ülkelerce de kullanılmaya başlanmıştır. Modern dünya ekonomilerinin dinamizmi, tarihsel süreç içinde finansal düşünürleri sürekli yenilikler yaratmaya yöneltmiş ve değişen ihtiyaçlara uygun finansman tekniklerini kullanıcıların hizmetine sunmalarını sağlamıştır. İthal ikamesine dayalı ekonomik büyüme anlayışından, dünya pazarlarıyla rekabet edebilecek kalite ve fiyatta üretim yaparak ihracat gelirlerini artırmak suretiyle büyümeye yönelik "dışa açılışcı" bir ekonomik anlayışın gereği olarak ulusların birbirleri ile olan ilişkileri artmış, işletmenin dış çevre faktörleri ve buna bağlı riskler de giderek büyümüştür. Ülkeler arasındaki ekonomik dengesizlikler, ülkelerin birbirleri ile olan ticari ilişkilerinde belli para sistemlerinin oluşmasına neden olmuş ve genelde ekonomileri güçlü ülke paraları istikrar unsurları olarak sistemleri sürüklemiştir. Ancak ülkeler kalkındıkça ya da yeni dengeler kuruldukça, genelde "kur" sistemleri dediğimiz süreç değişmelere uğramıştır. Bretton Woods sabit kur sistem...
ULUSLARARASI PAZARLARA GİRİŞ STRATEJİLERİ VE MAKRO PAZARLAMAGİRİŞ        Yoğun bir rekabetin varolduğu günümüz global pazarlarında başarılı olabilmek için bu pazarlara açılmak isteyen tüm kişi veya kuruluşların her şeyden önce, rekabet ortamını iyi tanımaları ve çağdaş bir pazarlama anlayışını benimsemeleri gerekir.21. yüzyılda dünyada hızla meydana gelen küreselleşme süreciyle beraber, işletmelerin uluslararası hale gelmesi eğilimi her zaman olduğundan daha fazladır. Özellikle gelişmiş ülkelerdeki işletmeler uluslararası pazarlara doğru genişlemektedirler. Artık günümüz gelişen teknolojisiyle, her gün etkisini üzerimizde daha fazla hissettiğimiz küreselleşmenin, işletmeleri de yeni ve daha çağdaş ticaret ve pazarlama anlayışları benimsemek ve uygulamak durumunda bıraktığı görülmektedir. Küreselleşmenin dışında kalan, globalleşen pazarları görmezden gelen işletmelerin ayakta kalamadıkları, başarıyı yakalayamadıkları açıkça görülmektedir. Küreselleşen pazarlarda, alışılmış ulusal ve bölgesel farklılıklar ortadan kalkmaktadır. Bir işletmenin, modası geçmiş, geçen yılın modellerini az gelişmiş ülkelere sattığı günler tarihe kavuşmaktadır. İşletmeler, yüzeysel, bölgesel ve uluslararası farklılıkları görmezlikten gelerek dünyayı tek büyük bir pazar olarak kabul edip, öyle faaliyet göstermeyi öğrenmelidirler.
TÜRKİYE’NİN TANITIM HARCAMALARININ DIŞ TURİZM TALEBİNE ETKİLERİ GİRİŞ Dış Tanıtım Türkiye açısından özellikle büyük önem taşımaktadır. Çalışmanın amacı, Türkiye’nin uzun yıllardan beri gündeminde olan dış tanıtım konusuna değinmek ve dış tanıtım için yapılan harcamaların etkinliğini ölçmektir. Çalışmanın başlangıcında tanıtım, dış tanıtım ve turistik dış tanıtım kavramlarına, temel kavramlar olmaları nedeni ile, kısaca deyinilmiş, daha sonra dış tanıtım araçlarından bahsedilmiştir. Türkiye son on beş yıllık dönem içerisinde turizm sektöründe çok büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Bu ilerlemeyi gerçekleştirebilmek için gerek alt - yapı gerekse üst - yapı alanlarında çok büyük harcamalar yapılmış, girişimcilere önemli miktarlarda teşvikler verilmiş ve kolaylıklar sağlanmıştır. Bu dönemde yapılan harcamaların önemli bir bölümünü de dış tanıtım harcamaları oluşturmuştur. Türkiye hem tarihten gelen ve belirli çevrelerde hala varlığını koruyan yanlış ve olumsuz imajını düzeltebilmek, pek çok kişi ve kuruluş tarafından aleyhine yürütülen kampanyaların etkinliğini azaltabilmek hem de kendi değerlerini, hedeflerini, ilkelerini, insanının pek çoklarında bulunmayan olumlu özelliklerini anlatabilmek amacıyla dış tanıtım faaliyetlerinde bulunmuştur ve bulunmaktadır. Bu çalışma dahilinde “ Dış Tanıtım “ kavramı teorik olarak belirli açılardan ele alınmış ve Türkiye’nin Dış Tanıtım faaliyetleri nedeniyle yapmış olduğu harcamaların etkinliği de ölçülmeye çalışılmıştır. 1-Dış Tanıtım Kavramı ‘ - Enformasyon, iletişim, propaganda, devlet reklamcılığı, halkla ilişkiler, kollektif reklamcılık, satış geliştirmesi ve ticari reklamcılığı içeren, - Siyasal, ekonomik, kültürel ve turistik tanımını da kapsayan bir kavram olarak, -Ülkenin temel siyasal ve ekonomik tercihleri doğrultusunda, ulusal dış politikaya uygun olarak -Diğer ülkelerde sorunlarını anlatmak, dünya kamuoyunda kendi lehine olumlu bir imajı yaratmak, geliştirmek, saygınlığı ar...
TÜRKİYE ve AB ÜLKELERİ’NDE TARIM 1) Verimliliğin Tanımı Verimlilik, bir üretim yada hizmet sisteminin ürettiği çıktı ile bu çıktıyı yaratmak için kullanılan girdi arasındaki ilişkidir. Verimlilik, üretilen mal ve hizmetlerin miktar ve kalitesi ile bunları üretmek için kullanılan kaynaklar arasındaki ilişkidir. 1.1. Tarım Verimliliğinin Ölçülmesi ve Sağladığı Yararlar Tarımda işgücü, sermaye, toprak gibi faktörlerin birbirine düşen verimlilik; doğal şartlar ve değişkenler, tarımsal üretim ve alt yapısı, tarımsal üretim piyasaya ilişkileri, ekonomik örgütlenmeler, teknoloji gibi faktörlerden etkilenir. Tarım sektöründe verimlilik değişkenleri; ürünler, bölgeler ve diğer alt sektörler bazında ölçülebilir. Verimlilik ölçümünde güdülen bazı amaçlar vardır. Bunlar; -Verimlilik her şeyden önce, üretim sürecinde kaynakların ne derece etkin kullanıldığını ortaya koyan bir araçtır. -Verimlilik ölçümü, insan üretkenliğinin arttırılması ve değerlendirilmesini amaçlar. -Girdi fiyatları ile verimlilik arasındaki ilişki maliyet-fiyat hareketleri ile verimlilik arasındaki sıkı bağlantıyı açıklar. 1.2. Verimlilik Çeşitleri 1.2.1. Kısmi Verimlilik Her çeşit üretim faaliyeti sonunda elde edilen malların bu üretimde kullanılan toplam girdilerden her hangi birine bölünmesiyle kısmi verimlilik oranları bulunur. 1.2.2. Toplam Verimlilik Toplam verimlilik; bir dönemde elde edilen toplam çıktının o dönemde kullanılan toplam girdiye bölünmesi yolu ile elde edilir. 1.2.3. Fiziksel ve Parasal Verimlilik Verimlilik oranının pay ve paydasında yer alan değişkenlerin homojenik derecesine göre, fiziksel yada parasal birimlerle ifade edilmelerine göre bu ayrım yapılır. 1.2.4. Ortalama ve Marjinal Verimlilik Belli dönem için verimlilik oranı, o dönemin toplam çıktısının o dönem için kullanılan girdinin toplamına oranlanması ile ortalama verimlilik ölçülmüş olur. Yine aynı dönemde girdide görülen artışın üretime oranlanması ile elde edilen verimlilik marjinal v...
Türkiye’nin Dış Ticareti - a-)ihracat İhracatın 1980-1995 dönemindeki gelişimi incelendiğinde, 1980’de 2,9 milyar dolar olan ihracat, ekonominin dışa açılabilmesi ve dünya ekonomileri ile entegre olabilmesi için başlatılan teşvik uygulamalarının sonucunda iyi bir performans göstererek yaklaşık 4,5 kat artmış ve 1990 yılında 13 milyar dolar seviyelerine gelmiş; ancak, çeşitli iç ve dış faktörlerin olumsuz etkisiyle 1990-1993 döneminde artış hızı yavaşlamış, anılan dönem boyunca ancak 15 milyar dolar düzeyine gelebilmiştir. Bu dönemde her ne kadar GSMH’nın yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 6 civarında gerçekleşmiş olsa da, söz konusu büyümenin kaynağını yüksek kamu açıkları, kontrolsüz bir şekilde artan kısa vadeli sermaye girişi ile desteklenen iç talep genişlemesi gibi faktörlerin oluşturması ve ayrıca 1990-94 yılları arasında gelişmiş ülkelerde ve özellikle Avrupa ekonomisinde durgunluk yaşanması, makro ekonomik göstergelerde bozulmayı beraberinde getirmiştir. Söz konusu bozulma neticesinde döviz kurlarında yaşanan dalgalanmalar ve sonrasında uygulanan kur politikaları, ihracatın seyrinde önemli bir rol oynamıştır. Nitekim, yaşanan gelişmeler neticesinde 1994 yılına girildiğinde cari işlemler açığı 6,4 milyar dolar ile GSMHnın yüzde 3,5ine, kamu kesimi borçlanma gereğinin GSMHye oranı ise yüzde 10,6ya ulaşmış, ekonomideki yüksek enflasyon oranı, kamu açıkları ve artan iç ve dış borç stoku gibi kronikleşen sorunların sonucunda, 1994 yılında ekonomi krize girmiş ve 5 Nisan Kararları uygulamaya konulmuştur. 1994 yılında TL’nin yüksek oranda değer kaybetmesi, Türkiye’nin uluslar arası piyasalardaki rekabet gücünü olumlu yönde etkilemiş ve 1994 ve 1995 yıllarında ihracat iyi bir performans göstererek sırasıyla yüzde 18 ve yüzde 19,5 oranında artış kaydetmiştir. 1995 yılında ihracatın yüksek oranda artışı, TL reel olarak önemli oranda değerlenmesine rağmen, büyük ölçüde dünya ticaretindeki artıştan kaynaklanmıştır. Anc...
Türkiye’nin Dış Ticareti a-)ihracat İhracatın 1980-1995 dönemindeki gelişimi incelendiğinde, 1980’de 2,9 milyar dolar olan ihracat, ekonominin dışa açılabilmesi ve dünya ekonomileri ile entegre olabilmesi için başlatılan teşvik uygulamalarının sonucunda iyi bir performans göstererek yaklaşık 4,5 kat artmış ve 1990 yılında 13 milyar dolar seviyelerine gelmiş; ancak, çeşitli iç ve dış faktörlerin olumsuz etkisiyle 1990-1993 döneminde artış hızı yavaşlamış, anılan dönem boyunca ancak 15 milyar dolar düzeyine gelebilmiştir. Bu dönemde her ne kadar GSMH’nın yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 6 civarında gerçekleşmiş olsa da, söz konusu büyümenin kaynağını yüksek kamu açıkları, kontrolsüz bir şekilde artan kısa vadeli sermaye girişi ile desteklenen iç talep genişlemesi gibi faktörlerin oluşturması ve ayrıca 1990-94 yılları arasında gelişmiş ülkelerde ve özellikle Avrupa ekonomisinde durgunluk yaşanması, makro ekonomik göstergelerde bozulmayı beraberinde getirmiştir. Söz konusu bozulma neticesinde döviz kurlarında yaşanan dalgalanmalar ve sonrasında uygulanan kur politikaları, ihracatın seyrinde önemli bir rol oynamıştır. Nitekim, yaşanan gelişmeler neticesinde 1994 yılına girildiğinde cari işlemler açığı 6,4 milyar dolar ile GSMHnın yüzde 3,5ine, kamu kesimi borçlanma gereğinin GSMHye oranı ise yüzde 10,6ya ulaşmış, ekonomideki yüksek enflasyon oranı, kamu açıkları ve artan iç ve dış borç stoku gibi kronikleşen sorunların sonucunda, 1994 yılında ekonomi krize girmiş ve 5 Nisan Kararları uygulamaya konulmuştur. 1994 yılında TL’nin yüksek oranda değer kaybetmesi, Türkiye’nin uluslar arası piyasalardaki rekabet gücünü olumlu yönde etkilemiş ve 1994 ve 1995 yıllarında ihracat iyi bir performans göstererek sırasıyla yüzde 18 ve yüzde 19,5 oranında artış kaydetmiştir. 1995 yılında ihracatın yüksek oranda artışı, TL reel olarak önemli oranda değerlenmesine rağmen, büyük ölçüde dünya ticaretindeki artıştan kaynaklanmıştır. Ancak, ...
TARİFE DIŞI KISITLAMALAR MİKTAR KISITLAMALARI: KOTALAR Tanım ve Kapsam KOTA: Uluslararası ticarette ithaline izin verilecek mal miktarının hükümet tarafından miktar veya değer olarak sınırlandırılmasıdır. Tarifeler, serbest uluslararası ticarete getirilen önemli bir kısıtlamadır. Tarifeler dışında miktar kısıtlamaları diğer bir deyişle kotalar, tarife dışı kısıtlamalar içinde en önemli olanıdır. Kota, gümrük tarifesinden farklı olarak, ithalat miktar veya değeri üzerine mutlak bir sınırlama getirir. Aslında Bhagwatinin de belirttiği gibi kota bir çeşit tarifedir. Aralarındaki tek fark, kotanın maliyetleri dikkate almaksızın otomatik bir koruma sağlamasıdır. Gümrük tarifeleri, ithal malı fiyatlarını arttırarak bu malların ithalatını dolaylı yoldan etkilerken, ülkeye girecek mal miktarını doğrudan doğruya sınırlandırır. Kota uygulamasının sebebi, ülkenin dış ticaretinde meydana gelen açığı gidermek amacıyla ithalata ayırt edici bir kontrol sistemi getirmektir. Kotalar, uygulamada çeşitli şekillerde uygulanır. Mesela Türkiye 1996 yılında 1.000 adet otomobil ithal etmeye karar vermiş ise, bu "ithal kota"sıdır. Aynı şekilde Türkiye 1996 yılında ülke ihtiyaçlarım düşünerek 100.000 ton krom cevheri ihraç etmeyi planlıyor ise, bu "İhraç kota"sıdır. Bu tip kotalara "global" veya "ayırım yapmayan" (non-discriminatory) "Kotalar” denir. Çünkü, kota sınırları içinde kalmak şartıyla ithalat ve ihracat her ülkeden yapılabilir. Sınıra ulaşıldıktan sonra ithalat veya ihracata izin verilmez. Buna karşılık "seçici" (selective) veya "ayırımcı" (discrimatory) kotalarda toplam hacim sınırı yanında ülke ayırımı da yapılır. Türkiye eğer 1096 yılında Almanyadan 1.000 otobüs motoru ithal etmeyi planlıyor ise bu selektif bir kotadır. Uygulamada bu tip kotalar ülkeler arasındaki iki yanlı ticaret anlaşmaları ile belirlenir. Diğer bir kota şekli ise tarife kotalarıdır. Tarife kotasında ithal olunacak malın miktar veya değeri üzerine limit konur ve bu sınır içindeki ithalata düşük tarif...
TARİFE DIŞI KISITLAMALAR Dış ticaretin hızla büyüdüğü ve karmaşıklaştığı 20.yy’ın yarısında tarife dışı kısıtlamalar önemli yer tutmaya başlamıştır. Günümüzde tarife dışı kısıtlamaların gümrük vergilerinin yerini almaları ve korumacılık açısından tercih edilmeleri, iki sebebe dayanır. Bunlardan birincisi, 2. Dünya Savaşından sonra koruma aracı olan gümrük vergilerini eski önemlerini kaybetmeleridir. Çok taraflı ticaret görüşmelerinde ortalama gümrük vergileri yüzde kırklardan yüzde yedilere kadar düşmüştür. İkinci olarak gümrük tarifelerine ilişkin kararlar, yurt içinde uluslar arası seviyede çok zor alınabilmektedir. Çoğu ülkede tarife arttırımı için parlamentoların onayı gereklidir. Ayrıca GATT’a yapılan kosolidasyonlar sebebi ile, gümrük vergisinde yapılacak her bir artış için diğer üye ülkelerle görüşmeler sonucunda tavizler verilmesi gereklidir. Çünkü gümrük vergilerini gizli bir şekilde arttırmak mümkün değildir. Oysa tarife dışı engeller daha kolay uygulanabilirler. Tarife dışı kısıtlamalar, miktar kısıtlamaları ve diğer tarife dışı kısıtlamalar olarak iki ana başlık altında ele alınmıştır. Ancak ben daha çok kotalar üzerinde duracağım. MIKTAR KISITLAMALARI: KOTALAR Kota, gümrük tarifesinden farklı olarak, ithalat miktar veya değeri üzerinde mutlak bir sınırlama getirir.Bir ülkenin kota uygulamasının sebebi, ülkenin dış ticaretinde meydana gelen açığı gidermek amacıyla ithalata ayırt edici bir kontrol sistemi getirmektedir. Kotalar uygulamada çeşitli şekillerde uygulanır. Mesela Türkiye 1996 yılında 1000 adet otomobil ithal karar vermiş ise, bu ‘ithal kota’ sıdır. Aynı şekilde Türkiye 1996 yılında ülke ihtiyaçlarını düşünerek 100000 ton krom cevheri ihraç etmeyi planlıyor ise, bu ‘ihraç kotasıdır’. Bu tip kotalara ‘global’ veya ‘ayırım yapmayan kotalar’ denir. Buna karşılık ‘seçici’ veya ‘ayırımcı’ kotalarda toplam hacim sınırı yanında ülke ayırımda yapılır. Türkiye eğer 96 yılında Almanya’dan 1000 otobüs motoru ithal etmeyi planlıyor i...
TARLA ÜRÜNLERİNİN EKİLEN ALAN İLE ÜRETİM VE VERİMİ Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus Buğday 19.475 9.738 2.249 3.895 1.714 16.573 17,528 14.606 54.550 Arpa 6.450 2.500 320 370 850 4.150 900 5.800 4.600 Çavdar 50 390 --- --- --- 50 --- --- --- Mısır (Done) 439 52 --- 79 --- 26 --- 48 28.920 Pirinç 580 --- --- --- --- --- --- --- --- Toplam 26.994 12.680 2.569 4.344 2.564 20.799 18.428 20.454 88.070 1- Tahıllarda Ekili Alan ( Hektar) : Tahıllardan buğdayın içel ili ve ilçelerindeki ekili alanı 142.856 hektardır. Silifkenin bu toplam içindeki oranı % 13.63’lük dilimi oluşturmaktadır. Tarsusta buğdayın ekilen alanı 54.550 hektar ile birinci sırayı oluşturmaktadır. Silifke 19.475 hektarla ikinci sıradadır. Arpanın ekilen alanı içel ili ve ilçelerindedeki toplamı 28.516 hektardır. Silifke bu toplam içindeki payı %22.61’lik oranını oluşturmaktadır. Silifke de arpada ekilen alanda 6.450 hektar ile birinci sırayı alırken 5.800 hektar ile Mut ikinci sırayı almaktadır. Çavdarda ekilen alanda en fazla 390 hektar ile Anamur birinci sırayı alır 50 hektarlık ekiln alan ile Silifke ve Erdemli ikinci sırayı alırken diğer ilçelerde ekilen alan yoktur. Mısırda ekilen alanda içel ili ve ilçelerindeki toplamı 38.272 hektardır. Silifkenin bu toplam içindeki payı %1.14’lük bir oranı oluşturmaktadır. En fazla ekilen alan 28.920 hektare ile Tarsus olurken 439 hektar ile silifke Tarsus’su takip etmektedir. Pirinç sadece Silifkede ekilmektedir 580 hektarlık ekilen alanı oluşturmaktadır. Tahıllardaki ekilen alan toplamı Silifkenin 26.994 hektardır. Tarsus ekili alanda 88.070 hektar ile birinci sırayı alırken Silifke ikinci sırayı almaktadır. Tahıllar - Üretim (Ton) Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus Buğday 39.553 17.579 2.966 3.516 1.981 19.448 25.314 21.095 221.338 Arpa 10.227 3.964 476 367 ...
2. HAFTA 4. TACİRLERİN VERGİ KANUNLARI YÖNÜNDEN SINIFLANDIRILMASI Ticaret kanunumuz tacirleri açıkça bir sınıflaşmaya tabi tutmuştur. Ancak ticarethane, fabrika ve ticari şekilde işletilen diğer kurumlar şeklinde bir sınıflandırma yolunu seçmiştir. Vergi usul kanunu ise tacirleri defter tutma bakımında ikile ayırmıştır: A- Birinci Sınıf Tacirler: Bilanço esasına göre, B- İkinci Sınıf Tacirler: İşletme hesabı esasına göre defter tutarlar. (V.U.K.176) B. İkinci Sınıf Tacirler 1. İkinci Sınıf Tacir Olabilme Unsurları Vergi Usul Kanununun 177. Maddede yazılı olanların, yani l. Sınıf tüccarların dışında olan gerçek usulde vergiye tabi tüccar erbabı, Kurumlar vergisi mükelleflerinden işletme hesabı esasına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığınca müsaade edilenler; Yeni işe başlayan işletme sahipleri; Kendi isteğiyle ikinci sınıfı tercih edenler; Hizmet işleriyle uğraşanlar veya nakli işleriyle uğraşanlar,yıllık brüt kazançlarının 3.600.000.000TL.aşmayanlar; Yıllık mal alımlarının tutarı 7.200.000.000TL.aşmayanlar; ikinci sınıf tacir gibi hareket edebilirler. 2- İkinci Sınıf Tacirlerin Tutmak Zorunda Olduğu Defterler İşletme Hesabı Esasına Göre Defter Tutarlar; l- İşletme Hesabı Defteri 2- Günlük perakende satış ve hasılat defteri a) İşletme Defteri İkinci sınıf tacirlerin ekonomik faaliyetlerini izledikleri defterdir. İşletme defteri ciltli,sayfaları karşılıklı, sıra numaralıdır. İşletme defterinin karşılıklı iki sayfasının sol tarafı gider kısmını, sağ tarafı ise gelir kısmını teşkil eder. İşletme defterinin her sayfasının ilk satırı bir önceki sayfanın toplamının devredildiği, devreden toplam satırı, son satırı ise sayfa toplamının yazıldığı toplam satırıdır. İşlemler gider ve gelir sayfalarına sıra numarası ile yazılır. Defterin gider kısmında; satın alınan mallar ile hizmet karşılığı...
T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DIŞ TİCARET EĞİTİMİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI DIŞ TİCARETİN FİNANSMANI DERSİ SEMİNER ÖDEVİ FUTURES – OPTIONS HAZIRLAYAN Aykut Tahsin NAZLI 996113103 DANIŞMAN Doç. Dr. Nevzat AYPEK ANKARA, 2001 İÇİNDEKİLER GİRİŞ FUTURES 1 2 2.1. Futures Sözleşme Türleri 2 2.2. Döviz Futures Sözleşmeleri 3 2.3. Futures Sözleşmeleri ile Vadeli Teslim İşlemleri Arasındaki Farklar 4 2.4. Futures Sözleşmelerinin Fiyatlandırılması 5 2.5. Futures Piyasalarını Kullananlar ve Amaçları 6 OPTIONS 3.1. Tarafların Beklentileri 6 7 3.2. Borsa Opsiyonları 7 3.2.1. Kullanım Alanları 8 3.3. Borsa Dışı Döviz Opsiyonları 9 3.4. Opsiyon Sözleşmesinin Değeri 10 KAYNAKÇA 12 I. GİRİŞ Uluslararası ticaret, ülkelerin sadece kendi milli paralarını kullanmalarına imkan vermemektedir. İçinde bulunduğumuz ekonomik yapı ülkeleri birbirleri ile girdikleri ticari ilişkilerde kendi milli paralarının yanında diğer ülkelerin milli paralarını da kullanmaya zorlamaktadır. Yabancı ülkelerin paraları ‘döviz’ olarak nitelendirilmektedir ve dövizin de tıpkı diğer ticari mallar gibi milli para cinsinden bir fiyatı vardır. Dövizin milli para cinsinden fiyatına ise ‘döviz kuru’ denilmektedir. Döviz kurunun belirlenmesinde çeşitli sistemler uygulanmaktadır. Dünyada en çok uygulanan döviz kuru sistemi “esnek kur sistemi”dir. Bu sistemde döviz kuru, piyasadaki arz ve talebe göre belirlenmektedir. Uluslararası ticaretin gelişmesiyle birlikte döviz işlemlerinden önemli kârlar sağlayan işletmeler aynı zamanda da döviz kurunun sabit olmamasından dolayı önemli riskleri üzerlerine almaktadırlar. Döviz kurlarındaki değişiklikler, işletmelerin döviz cinsinden olan alacaklarının tamamen veya za...
T.C SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ ISPARTA MESLEK YÜKSEK OKULU İTHALAT İHRACAT BÖLÜMÜ DIŞ TİCARETTE İŞLETMELERİN GÜMRÜK VE GÜMRÜKLEME SORUNLARI ÖĞR.GÖR: FAİK AY I.GRUP - ADEM BAŞOĞLU (0113009001) - ALİ GÖKÇE (0113009002) - ALİ ATAKÜÇÜK (0113009003) - ALİGÜMÜŞ (0113009004) - ARZU TARCAN (0113009005) - AYŞEGÜL ÇOLAK (0113009006) GÜMRÜK Tanımı: Gümrük kelimesi hem anlamı hem de konusu itibariyle Türkiye’deki mamul ve mahsullerin yabancı memleketlere ve yabancı memleket ve mahsullerinde Türkiye’ye ithal ve ihraç edilmesi sırasında ithal ve ihraç eşyasının çıkarıldığı, getirildiği daire anlamında kullanıldığı gibi genel kullanımda bu kelime ithal ve ihraç eşyasından alınan her türlü vergi resim ve harçları ifade eder. Amacı: Dış ticaret ilişkilerin de ülke ekonomisine yarar sağlamak amacıyla vergi, resim ve harçların alınması ve bu işlerin bir düzen çerçevesinde yürütülmesini amaçlamaktadır. Görevleri: Gümrük müsteşarlığının görevleri şunlardır. Gümrük politikasının hazırlanmasına yardımcı olmak, gümrük politikasını uygulamak, Gümrük Kanunu ve gümrüklerle ilgili diğer mevzuat ile uluslar arası sözleşmeler hükümlerinin uygulanmasını sağlamak, Gümrük tarife oranlarının tespitine yardımcı olmak, gümrük vergileri ve gümrüklerce alınan diğer gelirler ve fonların tarhı, tahakkuk ve tahsilini sağlamak ve kontrol etmek., Gümrük kontrolüne tabi kişi, eşya ve araçların muayene ve kontrolünü yapmak, bu işlemlerin etkin ve süratli yapılmasını sağlayacak tedbirler almak, Gümrüklerle ilgili istatistiki bilgileri toplamak ve değerlendirmek, Gümrük denetimine tabi kişi, eşya ve araçların muhafazasını sağlamak, gümrükte giriş ve ...
T.C DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ DERSİN ADI : ULUSLARARASI DIŞ TİCARET TEKNİKLERİ ÖDEVİN KONUSU : İHRACATTA ÖDEME ŞEKİLLERİ AKREDİTİFLİ ÖDEME KABUL KREDİLİ ÖDEME HAZIRLAYAN : UĞUR EROĞUL 1999503029 4.6.1 GİRİŞ 4.6.2 TEMEL KAVRAMLAR 4.6.3 AKREDİTİF İŞLEMLERİ 4.6.3.1 Akreditif İşlemlerinde Genel Kurallar 4.6.3.2 İşlemler 4.6.4 AKREDİTİFTE ÖDEME ŞEKİLLERİ 4.6.4.1 Peşin Ödeme 4.6.4.2 Poliçe Kabulü Ödeme 4.6.4.3 Devir ve Ciro Edilen Akreditifler 4.6.5 AKREDİTİF ÇEŞİTLERİ 4.6.5.1 Dönülebilir 4.6.5.2 Dönülemez 4.6.5.3 Teyitli 4.6.5.4 Teyitsiz 4.6.5.5 Rotatif 4.6.5.6 Devredilebilir 4.6.5.7 Bölünebilir 4.6.5.8 Red Clause 4.6.5.9 Green Clause 4.6.5.10 Karşılıklı 4.6.5.11 Stand-By 4.6.6 AKREDİTİF FORMU 4.6.6.1 Açıklamalar 4.6.6.2 Yaygın Sorunlar 4.6.7 AKREDİTİFTE İSTENEN BELGELER 4.7 KABUL KREDİLİ ÖDEME 4.7.1 TANIM 4.7.2 VADELİ AKREDİTİFLER 4.7.3 EXIMBANK TARAFINDAN SİGORTA KAPSAMINA ALINMIŞ İHRACAT 4.7.4 BEDELİ GARANTİ EDİLMİŞ MAL MUKABİLİ İHRACAT 4.7.5 KREDİLİ İHRACAT KAYNAKLAR 4.6 AKREDİTİF ÖDEME 4.6.1 GİRİŞ Akreditif Nedir? Akreditif uluslararası işlemlerde kısaca L/C - Letter of Credit olarak adlandırılmaktadır. İhraç edilen malların bedellerinin ödenmesi konusunda belirli şartların yerine getirilmesinden sonra ödemenin yapılacağına ilişkin bir çeşit teminattır. Akreditifin açılması Akreditifli ödeme sisteminin temel dayanağı, ithalatçı ve ihracatçının arasındaki para alışverişinde köprü görevi gören bankalardır. Bir bankanın yazılı olarak yükümlülüğe girerek ödeme işleminde aracılık etmesi gerekmektedir. Bu da akreditifin açılması anlamına gelmektedir. Ödemenin yapılması için gerekli koşullar İthalatçı ve ihracatçı arasında yapılan satış sözleşmesinde yer alan koşulların hepsi ödemenin yapılabilmesi için gerekl...
Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus Karasaban 1.070 1.600 140 1.620 210 2.100 900 500 Hayvan Pulluğu 2.000 650 280 540 256 350 115 2.400 95 Kullaklı Trak. pul. 1.500 300 60 240 131 1.150 521 1.230 3.520 Dönerli Kul. Tra. Pul. 225 22 Ark Pulluğu 420 28 10 290 Diskli Trak Pulluğu 142 8 35 645 Diskli Anız Pul. 115 1 82 Toprakfrezesi 85 35 13 5 10 16 Kültüvatör 300 80 90 82 536 3.916 Merdane 110 5 10 227 Diskli ve Diğer Tırmık 195 10 6 100 5 Dişli Tırmık 42 Karma Tırmık 8 345 480 Ot Tırmık 65 3 Hayvanla Çek Çapa M. 240 10 Traktörle Çek Çapa M. 165 10 717 Tahıl Mibzeri 20 2 Kombine Tahıl Mib. 9 1232 Kimyevi Gübre Dağıt. 320 8 1372 Orak Makinesi 545 13 80 Biçer Bağlar Mak. 14 1 Harman Mak. 158 130 22 150 37 190 326 500 567 Mısır Slaj Mak. 2 2 2 Yer Fıstığı Hasat Mak. 53 1 Yeni Kırma Mak. 10 3 37 Sap Keser 70 105 4 497 2000 Yılı Tarımsal Araç ve Gereç Sayıları Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus Sırt Pulverizatörü 2.100 2.380 830 1.230 589 2.600 1.456 2.500 4.168 Sedyeli Mat. Ato 33 15 15 20 4 2 120 156 Kuyruk Mil. Har. Pulver 240 270 15 120 45 531 161 850 232 Motorlu Pulverizatör 32 23 5 3 4 850 10 Tozlayıcı 125 152 260 190 900 512 Santrifüj 510 885 38 72 20 325 85 150 189 Motopomp (Elek Motor) 80 50 30 130 12 28 194 Derin kuyu pompa 105 15 1 40 125 996 Yağmurlama Tesisi 48 8...
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>
Sonuçlar 1 - 30 Toplam: 128