Coğrafya
DosyalarEkleme Tarihi
1-) İLÇENİN KISA COĞRAFYASI A- COĞRAFİ YERİ COĞRAFİ BÖLGE OLARAK, İÇ EGE BÖLGESİNİ EN DOĞU KISMINDA YER ALAN ŞUHUT, AFYON’UN GÜNEYİNDE VE AFYON İLİNE BAĞLI BİR KAZA MERKEZİDİR. BATI ANADOLU’YU, İÇ ANADOLU’YA BAĞLAYAN EŞİK ARAZİ ÜZERİNDE OLAN ŞUHUT, İL MERKEZİNE 30 KM.LİK ASFALT BİR KARA YOLU İLE BAĞLIDIR. ŞUHUT’UN YÜZ ÖLÇÜMÜ 1182 KM2 OLUP, 1200 M’LİK RAKIMIYLA AFYON’DAN (1080) DAHA YÜKSEKTEDİR. ÖTE YANDAN, İLÇE TOPRAKLARI, GÖLCÜK KIZILDAĞI’YLA KUZEYDE AFYON-BOLVADİN ARASINDAN AYRILMIŞ; ŞUHUT OVASINDAN VE BU OVAYI ÇEVRELEYEN GÜNEYDE KUMALAR DAĞI ETEKLERİNDEN 2250M. YÜKSEKLİKTEKİ GÖKTEPE İLE ; BATI’DA KUMALAR; KÜKÜRT DAĞI VE SANDIKLI DAĞLARIYLA KOCATEPE; DOĞU’DA ARIZALI VE DALGALI ÇIPLAK ÇEVRELERİN OVAYA BAKAN SIRTLARI İLE ÇEVRİLMİŞTİR. KAYNAĞINI BATIDAKİ KUMALAR DAĞINDAN ALAN, KALİ ÇAYI ÜZERİNDE-ŞUHUT’TAN 15 KM. DOĞU’DA-SELEVİR BARAJI KURULMUŞTUR. İLÇEYİ, KUZEYDE AFYON İLİ, GÜNEYDE DİNAR İLÇESİ VE ISPARTA İLİ, DOĞU’DA ÇAY İLÇESİ, BATI’DA SİNCANLI VE SANDIKLI İLÇELERİ ÇEVRELER. AYRICA BİRER YOLLA ŞUHUT İLÇESİ, AFYON’DAN BAŞKA DİNAR’A, ÇAY’A VE SENİRKENT’E BAĞLANIR. B- ŞUHUT’UN YERBİLİMSEL YAPISI (JEOLOJİK YAPISI) SON ZAMANLARDA D.S.İ. TARAFINDAN YAPILAN ŞUHUT VE YAKIN ÇEVRESİ YERBİLİMSEL ARAŞTIRMALARI, BİZE HAVZASINDA YER BİLİM YAPISININ TÜM EVRELERİNİN AŞAMALI OLARAK GERÇEKLEŞTİĞİNİ GÖSTERMİŞTİR. BU EVRELER BİRİNCİ, İKİNCİ, ÜÇÜNCÜ VE DÖRDÜNCÜ ZAMANLARI KAPSAMAKTADIR. BİRİNCİ ZAMAN; SARUHAN-MENTEŞ ARASINDA KALAN BÖLGEDE YER ALAN SÜLEYMAN DERE, DADAK, ÇAKIRÖZÜ,EFE KÖY VE BEDEŞ’İN YER YAPISINDAKİ ÇEŞİTLİ, ŞİST, KALKER VE KUVARSİTLERİNDE BİRİNCİ ZAMAN OLUŞUMU; BAZI KESİMLERİNDE DE BİRİNCİ ZAMAN ÖNCESİNE, İLKEL DÖNEME AİT EVRELERİ İÇEREN OLUŞUM İZLERİ GÖRÜLÜR.BİRİNCİ ZAMANIN ORTA EVRELERİNDE BÖLGE DENİZLE KAPLANMIŞ VE SON EVRELERİNDE İSE SUYU ÇEKİLMİŞTİR. İKİNCİ ZAMAN; OVANIN GÜNEYİNDE GENİŞ BİR ALANDA GÖRÜLÜR. İLK EVRESİNDE DENİZ YENİDEN OLUŞUR VE ANTALYA KÖRFEZİ’NİN BİR UZANTISI DURUMUNDADIR. GÜNEYDE KÜKÜRT DAĞI, KOCAÇAL, ÇA...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖNSÖZ Kafkasya, aslında fiziki ve siyasi bir coğrafyanın adı değil, ortak bir kültür etrafında birleşmiş pek çok halkın bir arada yaşadığı tarihi, etnik ve sosyokültürel bir coğrafya parçasının genel adıdır. Karadeniz ile Hazar Denizi arasında uzanan 1100 km. uzunluğundaki Kafkas sıradağlarının üzerinde yer alan bu coğrafya parçasında, binlerce yıldan beri değişik kökenlerden gelen ve birbirlerinden tamamen farklı pek çok dilde konuşan yirmiden fazla etnik grup, etnik ve kültürel bütünleşme neticesinde ortak bir kültür meydana getirmişler ve “Kafkas Kültür Alanı” adı verilen bu kültür dairesi içinde “Kafkasya Halkları” adıyla tanınmışlardır. Biz de bu eserimizde, Kafkasya Halklarının, kültürel yapısını sunmaya çalıştık. Sunmaya çalışmak tabiri bile realist yaklaşmak gerekirse abartılı bir kelimedir. Çünkü; Kafkasya dünyanın en kozmopolitik yapısına sahip bölgelerden biridir. Bu konuda uzman bilim adamlarının yaptıkları çalışmalarda bile tam bir ortak nokta sağlanamamış ve konuya açıklık getirilememişken. Bu şekildeki bir bitirme tezinde daha öncede dediğim gibi “bitirmeye çalışmak” sözü bile abartılı olur. Zaten mevcut kaynak ve maddi imkanlarda bir öğrencinin bu konuda tam bir araştırma yapmasına engeldir. Kültür kavramının içine insanların uyumasından, yemesine – içmesine, oturmasına – kalkmasına, kısaca hayata dair yaptıkları her şey girmektedir. Sadece bir milletin, kültürel yapısını incelemek için yüzlerce sayfalık kitaplar yetmeyebilirken tabi ki bu kadar çok milletin yaşadığı, Kafkasya’da her milletin kültürünü tek tek eline almak mümkün olmayacaktır. Bundan dolayıdır ki bilinen belli başlı milletleri incelemiş bulunmaktayız. İleriki bölümlerde dil gruplarına ait tabloyu göreceğiz. Bu tabloda dil gruplarının temsilcileri diyebileceğimiz başlıca milletleri bu tezde ele alarak Kafkasya’yı tam olarak yansıtmasam da. Bugüne kadar haklarında fazla bir şey bilmediğimiz Kafkasya Halklarının kültürel yaşantılarıyla ilgili genel bir yargıya ulaşabileceğimize inanı...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Önsöz Bartın, Karadeniz bölgesinin Batı bölümünde, denizden 10km. içeride kurulmuş, tarihi, turistik değerleri, ormanları ve doğal güzellikleri yönünden Türkiyenin çok önemli ve gelişmekte olan illerinden biridir. Bartının enlemi 41 derece 37 dakika kuzey, boylamı ise 32 derece 22 dakika doğudur. Zonguldak, Karabük ve Kastamonu illeriyle komşudur. İlin kuzeyinde Karadeniz, doğusunda Cide ve Pınarbaşı, güneydoğusunda Eflani ve Safranbolu, güneyinde Karabük ve Yenice, batısında Zonguldakın Çaycuma ve Devrek ilçeleri bulunmaktadır. Bartın, 7 Eylül 1991 tarihinde Türkiyenin 74. illi olmuştur. Amasra, Kurucaşile ve Ulus ilçeleriyle birlikte, 2140 m²lik yüzölçümüne sahip olan Bartın, Türkiyenin küçük illerinden biridir. Yaşam Bartının, Karadenizde 59km.lik bir kıyı şeridi bulunmaktadır. Yükseklikleri 2000m.yi geçmeyen ormanlarla örtülü dağları, yeşilin her tonunu görebileceğimiz kıyıları ve yaylaları vardır. Bartının bol yağışlı iklimi nedeniyle, çevresindeki bütün dağlar ve yamaçlar hemen hemen sık ve yemyeşil ormanlarla kaplıdır. Yılın dört mevsiminde oldukca bol yağış alan bölgenin bu özelliğinden dolayı Bartın Irmağının, taşıdığı su miktarı çok, rejimi de düzenlidir. Türkiyenin en az alüvyon taşıyan ırmaklarından olan Bartın Irmağı; akış hızının çok az oluşu (saatte 720m.) ve çok derin olması nedeniyle kolay ulaşım sağlanabilmektedir. Bartın çevresinde ılıman deniz iklimi hüküm sürer. Yazları; yağmurlu ve serin, kışları; kar yağışlı ve biraz soğuk geçer. Yıllık sıcaklı farkı çok fazla değildir. En sıcak ay Temmuz, en soğuk ay Ocak ayıdır. Her mevsim için düşen yağış miktarı ortalaması birbirine çok yakındır. Bartın çevresinin yağış rejimi düzenli bir grafik çizmektedir. Deniz ve akarsularından çok çeşitli balık tutulur, dağlarında, her mevsim, her türlü hayvan avlanabilmektedir. Bartın, Kızılkumdan başlamak üzere Kurucaşiledeki Kapısuyu ırmağı sınırına kadar olan koylarıyla, plajlarıyla, mesire yerleriyle, denizi, güneşi, yeşili seven herkes için, b...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Önsöz Bartın, Karadeniz bölgesinin Batı bölümünde, denizden 10km. içeride kurulmuş, tarihi, turistik değerleri, ormanları ve doğal güzellikleri yönünden Türkiyenin çok önemli ve gelişmekte olan illerinden biridir. Bartının enlemi 41 derece 37 dakika kuzey, boylamı ise 32 derece 22 dakika doğudur. Zonguldak, Karabük ve Kastamonu illeriyle komşudur. İlin kuzeyinde Karadeniz, doğusunda Cide ve Pınarbaşı, güneydoğusunda Eflani ve Safranbolu, güneyinde Karabük ve Yenice, batısında Zonguldakın Çaycuma ve Devrek ilçeleri bulunmaktadır. Bartın, 7 Eylül 1991 tarihinde Türkiyenin 74. illi olmuştur. Amasra, Kurucaşile ve Ulus ilçeleriyle birlikte, 2140 m²lik yüzölçümüne sahip olan Bartın, Türkiyenin küçük illerinden biridir. Yaşam Bartının, Karadenizde 59km.lik bir kıyı şeridi bulunmaktadır. Yükseklikleri 2000m.yi geçmeyen ormanlarla örtülü dağları, yeşilin her tonunu görebileceğimiz kıyıları ve yaylaları vardır. Bartının bol yağışlı iklimi nedeniyle, çevresindeki bütün dağlar ve yamaçlar hemen hemen sık ve yemyeşil ormanlarla kaplıdır. Yılın dört mevsiminde oldukca bol yağış alan bölgenin bu özelliğinden dolayı Bartın Irmağının, taşıdığı su miktarı çok, rejimi de düzenlidir. Türkiyenin en az alüvyon taşıyan ırmaklarından olan Bartın Irmağı; akış hızının çok az oluşu (saatte 720m.) ve çok derin olması nedeniyle kolay ulaşım sağlanabilmektedir. Bartın çevresinde ılıman deniz iklimi hüküm sürer. Yazları; yağmurlu ve serin, kışları; kar yağışlı ve biraz soğuk geçer. Yıllık sıcaklı farkı çok fazla değildir. En sıcak ay Temmuz, en soğuk ay Ocak ayıdır. Her mevsim için düşen yağış miktarı ortalaması birbirine çok yakındır. Bartın çevresinin yağış rejimi düzenli bir grafik çizmektedir. Deniz ve akarsularından çok çeşitli balık tutulur, dağlarında, her mevsim, her türlü hayvan avlanabilmektedir. Bartın, Kızılkumdan başlamak üzere Kurucaşiledeki Kapısuyu ırmağı sınırına kadar olan koylarıyla, plajlarıyla, mesire yerleriyle, denizi, güneşi, yeşili seven herkes için, b...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖNSÖZ Afganistan Orta Asya’nın kalbinde yer alıp 5000 yıllık bir tarihe sahiptir. Büyük imparatorlukların dikkatini çeken bu ülke tarih boyunca bir çok savaş yaşamıştır. İmparatorlukların bu ülkeye savaş çıkarmalarının amacı ilk başta Hindistan’ı ele geçirmek ve bu amaçlarına ulaşmak için Afganistan’ın stratejik konumundan yararlanıp oraya nüfuz etmektir. Ayrıca ülkenin zengin yer altı kaynaklarına hakim olmak ve Asya’daki ülkeleri kendi kontrolü altında tutmaktır. Bu savaşlar beraberinde bir takım yağmaları da getirmiş, ülkenin ilerlemesine engel olmasına neden olmuştur diyebiliriz. Bu ülkedeki gelişmeler halkının dini hayatında tasavvuf ve tarikatlar çok etkili olmuştur. Edebiyat ve eğitim Gazneliler, Timuriler ve Selçuklular zamanında yaygınlaşmış büyük bir kitleye ulaşmıştır. Bu dönemlerde büyük şair, edip ve yazarlar yetişmiştir. Modern eğitim ve öğretim araç ve gereçleri son dönemlerde ülkeye girmiştir. Taliban’ın iktidara gelişiyle eğitim ve öğretime büyük darbe indirilmiş okular kapatılmış, sadece geleneksel din eğitimi verilmiştir. Geçici hükümet yeniden modern eğitim ve öğretime geçiş arayışı içerisindedirler. Çalışmamız üç bölümden oluşmakta, birinci bölümde Afganistan’ın tarihçesi, coğrafyası ve ekonomisi; ikinci bölümde ise, Afganistan’da sosyal yapı ve gruplar, aile yapısı, örf, adet, sanat; üçüncü bölümde ise, dinî hayat , eğitim, din eğitimi, mezhep ve tarikatlar hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmamızın tezimizin hazırlanmasında yardımcı olan Afganistanlı arkadaşlarımıza katkılarından dolayı teşekkürü bir borç biliyorum. Ayrıca bizim öğrenim görmemiz için Afganistan-Türkiye arasında aracı olan Türkiye Diyanet Vakfına teşekkürü bir borç bilirim. Çalışmamız boyunca bizden yardımını esirgemeyen ve her konuda bize destek olan değerli hocamız Yrd. Doç. Dr. Ramazan Buyrukçu’ya ve bu tezimin hazırlanmasında katkısı bulunan arkadaşım Cengiz Titiz’e ve beni eğiten aileme teşekkürü bir borç bilirim. A. Jalil UZBEK ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖLÜ DENİZ YAZMALARI 1947 yılında, Ölü Deniz Kıyısında Kumranda, çobanlık yapan bir Bedevinin kaybolan hayvanlarını ararken girdiği bir mağarada bulduğu yazmalar bilim ve teoloji dünyasını alt üst etmişti. Tarihe Ölü Deniz Yazmaları olarak geçecek olan bu yazmaların sırrının çözülebildiğini söylemek için ise daha çok erkendir. Yazmaların 1947 yılında çoban tarafından bulunmasından sonra, bu yazmalar Kudüs Üniversitesinin eline geçmiş ve bu mağaralarda araştırmalar başlamıştır.1958 yılına kadar süren çalışmalarda bir çok yazmanın yanı sıra arkeolojik başka bulgulara da rastlanmıştır. 10 yıl süresince 11 mağarada yapılan kazılar 800 kadar yazmanın ve bir çok parçanın gün ışığına çıkmasını sağlamıştır. Bunlar arasında Tevratta geçen metinler bulunduğu kadar bulunmayanlar da mevcuttur. Bu metinlerin aşağı yukarı dörtte biri kadarı Tevratta geçen metinlerdir. Bunların dışında kutsal metinlerin imitasyonları da söz konusudur. Ancak yazmaların pek çok yeri okunamadığı için bunları yeniden derlemek çok zor olmuş, bazı bölümler ise derlenemez şekilde bozulmuştur. Metinler daha çok deri üzerine yazılmış olmakla birlikte papirüs ve bakır üzerine yazılmış metinler de vardır. Bu metinlerin dilleri İbranice, Arami dili ve yerel dillerdir. Bu belgeler aynı zamanda bunları yazan topluluğun inançları ve yaşayışları hakkında da bilgi vermektedir. Bu metinleri bir Yahudi topluluğunun yazdığına kuşku yoktur. Bu topluluk genellikle Esseniler olarak düşünülmektedir. Metinlerin yazılış tarihleri de metinl...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ZEYTİN VE ZEYTİN ÜRÜNLERİ AMBALAJI 1 Bu tasarımımda yeşil kullanmamın sebebi Zeytinin doğasında olması üstelik bu rengin doğalığı da temsil etmesi. Tasarımı yatay bir dikdörtgenin içine yerleştirmemin sebebi köşeli zeytinyağı şişesinin önyüzü ve yanlarını da kaplamasını istemem. Önyüzde kullandığım oval biçim hem dikdörtgene getirmek istediğim hareketlilikten hem de oval şeklin zeytini andırdığından. Olivera ismini kullanmam ‘olive’ yani İngilizce zeytinden türemesi ve zeytin ürününün ismine yakışacağını düşündüğümden oliveradaki tipografik düzenleme ismin daha çok zeytini andırmasını istememdendir. Oliveranın ‘O’ sunu daha çok zeytine benzetmek için zeytin yaprağı ekledim ve American UncD yazı karakteriyle 54 puntoda livera kısmını yazdım.Yine yeşil renk kullanarak kabartma ve gölge kullandım.Bunu yazıyı daha belirgin halde olması için yaptım. Altına organik zeytinyağı yazısını yine yeşil renkte Arrus Bt yazı karakteriyle yazdım.Zeytin yağı kısmını 40 puntoyla, organik kısmını da 24 puntoyla yazdım.Üst taraftaki silik biçimde duran 2003 yazısını 102 puntoyla Century gotik yazı karakterini kullanarak yaptım.onun üzerine yine koyu yeşille Arrus Bt yazı karakteriyle 36 puntoda riviera’yı yazdım.büyük ovalin sağ boşluğunda zeytin fotoğrafını gölge vererek belirgin hale getirip hazırladım ve şişenin iki yanına dön4ecek olan kulaklarına; adres, asit derecesi, uyarı ve gerekli simgeleri de ekledim.2003 rakamlarıyla silik bir şekilde koyu yeşilin üzerine bezeyip bitirdim. ZEYTİN VE ZEYTİN ÜRÜNLERİ ETİKETİ 2 Yatay dikdörtgen biçimin üzerine dikdörtgen biçimli şişenin ön tarafına gelecek şekilde doğallığı temsilen açık şekilde bir fon oluşturdum.Hem doğallığı hem de zeytini vurgulamak için yeşili şetçim. Olivera logosunun ‘o’sunda zeytini belirtmek istedim ve yaprak kullandım.’livera yazısını ise 72 puntoda American UncD yazı karakteriyle yazıp derinlik ve gölge verdim.Üzerinde zeytini resmini kullanmaktansa zeytini kabartma olarak koyu yeş...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Zeytincilikte yetiştiricilik aşamasında karşılaşılan sorunlar Yetiştiricilikten önce, zeytin ağacının genetik yapısından da kaynaklanan ve ürünün bir yıl çok, bir yıl az veya yok denecek kadar az olması demek olan, periyodisitenin yarattığı sorunları ve nedenlerini açıklamakta fayda vardır. Periyodisite nedeniyle zeytin ve buna bağlı olarak zeytin ürünlerinin üretim miktarları yıllar arasında büyük farklılık göstermektedir. Yarı yarıya veya dörtte bir oranında azalan ürün, pazarlama imkanlarını da etkilemektedir. Bir yıl 200 bin ton, bir yıl 50 veya 100 bin ton olan zeytinyağı üretiminde, ihracat imkanı olsa bile pazarlama çok zor ve düzensiz olacaktır. Oysa depolama masrafı da eklenerek pazarı koruma yoluna gidilmelidir. Ancak depolama koşulları uygun değilse olmazsa bu durum zeytinyağında azalmasına neden olacaktır. Sonuçta hem maliyeti yüksek hem de kalitesi düşük ürün elde edilecektir. Bu nedenle depolama koşullarının uygun olması önemlidir. Üretimdeki dalgalanmanın bir diğer dezavantajı üreticinin iki yılda bir para kazanmasıdır. Üretici her yıl bakım işlemleri uyguladığı takdirde elde edeceği gelir ile giderlerini bile karşılaması oldukça güçtür. Periyodisite, çeşitlere bağlı olarak çok farklı şiddette olmasına rağmen, dışarıdan yapılacak uygulamalarla bu azalabilir veya artabilir. Ağacın güçsüz kalması ve generatif ve vegetatif dengenin bozulması periyodisiteyi artırıcı faktörlerdir. Yanlış budama, yetersiz beslenme ve sulama, zirai mücadele eksikliği ve en önemlisi gelecek yılın ürününü verecek olan gözlere zarar veren hasat yöntemlerinin uygulanması periyodisiteyi artırıcı faktörlerdir. Ayrıca hasadın geciktirilmesi de periyodisiteyi etkileyen önemli bir nedendir. Zeytincilikte yetiştiricilik aşamasında karşılaşılan sorunlar ise genellikle ülkenin meyveciliğinde karşılaşılan sorunlarla aynıdır. Bunlar genel olarak kültürel işlemlerin eksikliğinden dolayı meydana gelen verim ve kalite düşüklüğüdür. 500-1000 yıl yaşayabilme özelliğine sahip olduğu hald...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İşte biyolojik cehennem Aral Gölü üzerindeki Vozrozhdeniya Adası, yaklaşık 50 yıl biyolojik silahların deneme alanı olarak kullanıldı. Bugün adada bilinmeyen bir yerde Amerikalı ve Avrupalıları birkaç hafta içinde öldürmeye yeterli yüzlerce ton şarbon bakterisi gömülü 29/10/2001 Ergun ÇAĞATAY BAŞLARKEN Rusçada Rönesans anlamına gelen Vozrozhdeniya sözcüğü, ölmekte olan Aral Gölündeki bu lanetli ada için hiç de uygun değil. Ada, çevresindeki gölle beraber baştan aşağı ölüm kokar. Sovyet hükümeti, 1940lı yılların ortalarında, tüm dünya uluslarının ve özellikle ilerlemekte olan Üçüncü Reich ordularının gözlerinden ölümcül biyolojik silahlarının denemelerini saklamak için bir yer aramaya başladı. Böylece bu adanın üstüne ölümün gölgesi düştü. Ölüm, Aral Gölüne 1950li yılların ikinci yarısında yavaş yavaş ulaştı. Bu dönemde Sovyet planlamacıları ile Sovyet Bilimler Akademisindeki seçkin biyologların aklına yeni bölgeler için, sözümona parlak bir fikir geldi. Sovyetler Birliği pamuk üretimini artıracaktı. Bunun için araziye ve suya gereksinmesi vardı. Su, Aral Gölünün önemli kaynaklarından olan iki nehirden alınacaktı: Sir Derya ve Amu Derya. Bu kararla, pamuk için Aral gözden çıkarılıyordu. Bugün Aralda artık hiçbir göl canlısı yaşamıyor. E.Ç. *** Askeri bir helikopter bizi, Vozrozhdeniya Adasındaki (Yeniden Doğuş veya Rönesans Adası) deneme ve araştırma bölgesine bıraktı. Burada, Özbek ordusunun MI-8 helikopterinin Rus mürettebatı araçtan adımlarını dışarı atmak dahi istemedi. Biz, pervanelerden güvenli bir mesafeye ulaşır ulaşmaz helikopter havalandı. Deneme ve araştırma tesisleri, 1945 Eylülünde Mançuryada ele geçirilen Japon belgelerindeki bilgilere göre, Japon modeli esas alınarak kurulmuştu. Amerikalılar 60larda biliyordu Başlangıçta U2 uçağı, sonraları da Corona uydusu ile elde edilen CIA fotoğraflarıyla, helikopterden bizim çektiğimiz fotoğraflar bu gerçeği açıkça ortaya koyuyordu. Bu başka bir gerçeği daha açıklıyo...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İZNİK ( NİKAİA ) KENTİ Antik mirası, kent dokusu , ünlü çinisi , yeşil cevresi , turizm ve kültür kenti potansiyeli ile iznik, güney marmara bölgesinde adını aldığı gölün doğu kıyısına yerleşmiş , dörtbuçuk kilometrelik surlarla çevrili Bursa’ya 75km uzaklıkta eski bir kenttir. Karaların içine 50km sokulan derin bir körfezin sonunda kurulmuştur. İznik gittikçe daralan Gölcük havzasında , tersane ; liman şehridir. Derin bir şekilde boğumlaşıp darlaşan , iç kısmı bir havuz şeklinde olması harp limanını ve tersaneleri oluşturmuştur. Roma İmparatorluğu harp limanı olarak kullanmıştır. İlk Osmanlı tershanesi burada kurulmuştur. Evliya Çelebi gemilerin burada yapıldığını bildirmiştir. Baş iskele ” Astakos “ ( Bugünkü yerinden 6 km kuzeybatısında ) adıyla kurulmuş deprem ve saldırılarla tahribe uğramış Bithynia Kralı Nikomedia tarafından yeri değiştirilip bugünkü yerine kurulmuştur. Günümüzde İznik Körfezi; kuzey kıyısında sanayi, güney kıyısında turizmi geliştirmiştir. Eski çağda “Askania “diye anılan İznik gölünün doğusunda bulunan yerleşim yeri İznik, göl seviyesinden, 8-10 m yüksekte bulunmaktadır. İznik Körfezi güney yönünde Kızılçam ormanlarını barındırır ve doğu batı doğrultulu dağ sıraları ve onları ayıran çukur sistemi kırık fay hattını oluşturur. Tektonik bir göle sahip olan İznik, sularını Gemlik Körfezine boşaltır. Suları dışa akışlı olduğundan tatlıdır. Antik Çağdan itibaren adı Nikaia olarak bilinir. Yapılan araştırmalar buranın prehistorik devirlerden itibaren yerleşim yeri olarak kullanıldığını göstermiştir. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı izleri görülür. MİTOLOJİYE DAYANAN İZNİK ÖYKÜSÜ : Efsaneye göre şarap tanrısı Dionysos‘ un kentidir. Sangarios ( Sakarya ) ırmağı ile tanrıça Kybele’ nin kızı olan Nikaia yanına hiçbir erkeği yaklaştırmamaktadır. Kendisine gönül veren Hymnos isimli bir çobana karşı koymaya çalıştığı bir anda attığı okla onu yere serip öldürür. Aşk tanrısı Eros, kızın bu davranışına çok içerler ve onun Dionysos’ a ait olacağın...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İZMİR KARATAŞ LİSESİ ÜLKELER COĞRAFYASI JAPONYA KIVANÇ BÜLBÜL X – İ 1895 İÇİNDEKİLER GİRİŞ GENEL BİLGİLER DEPREMLER FİZİKİ COĞRAFYA İKLİM VE SONUÇLARI HAYAT SEVIYESI VE İKİSADİ GELİŞME Nüfus Koşuları Ekonomi TARIM DENİZ İŞLETMECİLİĞİ SANAYİ İÇ VE DIŞ TİCARET GÜNCEL SORUNLAR 1) GİRİŞ Asya’da adalar devleti.Kuzeyinde Ohotsk denizi, Doğusunda ve Güneyinde Büyük okyanus, Batısında ülkeyi kıtadan ayıran Japon denizi vardır; 327 623 km2; 124 000 000 kişi yaşamaktadır(1991).Başkenti Tokyo’dur.Başlıca adaları (K.-D’dan G-B’ya doğru): Hokkaido, Honşu, Şikoku ve kyuşudur .Resmi dili Japoncadır. 2) GENEL BİLGİLER Dördüncü ve son jeolojik dönem olan Senozoik Dönemde Asya kıtasından ayrılan Japon adalarının en belirgin coğrafik özelliği olan dağlar, asıl olarak Asya Kıtasındaki dağların uzantıları sayılırlar. Uzun ve dar bir yapıya sahip en büyük ada olan Honşunun en geniş yeri yaklaşık 300 kmdir. Denize en uzak nokta sadece 150 km kadardır. Sahil şeridi, körfezler ve birçok küçük koy ile birlikte yaklaşık 30 bin kmyi bulur. Dalgaların aşındırıcı etkisi ve fırtınalar sebebiyle Pasifik sahili, körfezlerin çoğunlukta olduğu bölge olarak dikkat çeker. Japonya sahillerinin en düzensiz bölümü Çin Denizinin doğusunda yer alan Kyuşunun batı sahilleridir. Tokyonun doğusunda taşımacılığa elverişli birkaç küçük koy bulunur ancak asıl olarak Tokyo Körfezinin güneyi Japonyanın en iyi koy ve limanlarına sahiptir. Honu, Şikoku ve Kyuşu arasında yer alan ve dağınık olarak serpiştirilmiş birçok küçük adanın bulunduğu, çok ender olarak tayfunların görüldüğü Seto iç denizi, üç dar boğazla Pasifik Okyanusu ve Japon Denizine bağlanır. Genellikle durgun olan Japon denizine bakan batı sahili, Wakasa ve Toyama körfezleri dışında genellikle düz bir şekilde 5,000 km boyunca uzanır. Topoğrafik olarak Japonya adaları yüksek dağlar, derin v...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İYON DEĞİŞTİRİCİLER Tarihçe Doğadaki sürekli değişimin önemli nedenlerinden biri iyon değişimidir.toprak, kum ve kayalar gibi cansız varlıklarda ve canlı organizmalardaki yaşamsal fonksiyonlarda iyon değişimine ait bir çok örnek mevcuttur. Bir çok organik inorganik madde iyon değiştirici olarak kullanılmaktadır.Örneğin; protein, selüloz, karbon, basit balçık ve birçok mineral gibi doğal ürünler ile çevrelenmiş bir ortamdaki diğer iyonları değiştiren taşınabilir iyon içerirler. Bu doğal maddeler düşük bir değiştirme kapasitesine sahiptir.Bu özelliklerde pek tercih edilmeyen fiziksel ve kimyasal özelliklerdir ki iyon değiştirici maddelerin pratik kullanımı sınırlandırırlar.sonuç olarak,1935 yılından önce iyon değiştirme tekniğine laboatuvarlarda ne de endüstiriyel alanlarda geniş bir birim düzeni kullanılmıyordu. 1850’de Thompson ve Way işlenmiş toprakta amonyum gibi çeşitli iyonların,kalsiyum ve magnezyum iyonlarıyla yerdeğiştirebildikleri şeklindeki gözlemlerini yayınladılar.Thompson’unçalışmasından yararlanarak Spence bir cam kolonda amonyum sülfatla işleme tabi tutulmuş kumlu kil yatak hazırlayıp yataktan suyu geçirdiği zaman,yatakta amonyum sülfat yerine alçı bulunduğunu görmüştür.laboratuvarda gerçekleşen bu ilk iyon değişimi Henneberg ve Stohmann kimyasal süreç olarak yorumlamış ve bu süreçlerin tersinin olduğunu öne sürmüşlerdir.bu olayları killer ve zeolitlerde de meydana geldiğini önce Lenberg daha sonra ise Wiegner göstermiştir. Bu keşifler,suyun sertliğinin giderilmesi ve diğer amaçlara hizmet edebilen malzemelerin kullanımı ve bu özelliklerin gösteren ürünlerin sentezlenmesi çabalarına ışık tutmuştur.ilk sentetik iyon değiştiriciler 1903’te Harm ve Rümpler ile 1905’te Gans tarafından hazırlanmıştır.böylece örneğin deniz suyundan altın tuulması gibi uygulamalar gerçekleşebilecekti. Modern iyon değiştirici teknolojisi 1935 yılında Adams ve Holmes’in şimdiki klasik araştırmalarıyla başladı.adam ve holmes genel olarak reçine diy bilinen iyonları d...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
YUNANİSTAN A-)GENEL ÖZELLİKLERİ VE KONUMU: Ülkenin kıtalararası uzun adı:Hellenik Cumhuriyeti Ülkenin kıtalararası kısa adı:Yunanistan Ülkenin yerel uzun adı:Elliniki Dhinokratia Ülkenin yerel kısa ismi:Ellas or Ellada Ülkenin resmi adı:The Kingdom of Greece (Yunan Krallığı) Ülkenin resmi başkenti:Atina Ülkenin resmi para birimi:Avrupa Biriliği üyesi olduğundan EURO Ülkenin resmi dili:Yunanca Bir Avrupa ülkesi olan Yunanistan,balkan yarımadasının ucunda 39° kuzey,22° Doğu enlemlerinde yer alır.Ülkenin doğal sınırları;kuzeyde Arnavutluk,Makedonya ve Bulgaristan,kuzeydoğuda Türkiye,doğuda Ege denizi,güney ve batıda Akdeniz yer alır.Yunanistan’ın resmi başkenti Atina’dır.Devletin resmi dili Yunanca’dır.Yunanistan’ın nüfusu 2001 sayımlarına göre 10.939.771’dur.Ülkenin yüzölçümü ise 131.944 kilometrekaredir.Yunanistan,çok sayıda yarımada ve adalardan oluşur.Adalar Ege denizi içinde yer alan ve sayıları 1400’ü aşan bu adalar ülke yüzölçümünün %20 sini oluşturur.Ülke kıyıları çok girintili çıkıntılı olduğundan kıyı uzunluğu oldukça fazladır.Yunanistan’ın en yüksek noktası Olimpos dağıdır.Ülke çok karışık ve yüksek bir toprak parçası üzerine kurulmuştur.Yunanistan’da yaygın din;Yunan Ortodoks Kilisesi’dir.Ülke Cumhuriyet ile yönetilir,Yunanistan Cumhuriyet rejimine 10 Ekim 1993’de askeri yönetimin ardından yeniden yönetime geçmiştir.Ülkenin en önemli şehirleri:Selanik,Patros,Pire,Girit’teki Kandiye,Larissa,Golas’dır.Yunannistan’ın şu anki cumhurbaşkanı;Konstandinos STEPHANOPOULOS(10 Mart 1995’ten beri),başbakanı ise;Konstandinos SİMİTRİS (19 Haziran 1996)’dır. Yunanistan Avrupa ülkeleri arasında en az gelişmiş olanlarındandır.Sanayisi kısmen gelişmiştir.Avrupa Birliği üyesi olduğundan diğer Avrupa ülkeleri tarafından desteklenmektedir bu da ülke ekonomisini canlandırmaktadır.Türkiye ile ticari ve ekonomik ilişkileri zayıftır.Bunun birçok nedeni vardır ve tarihsel süreç içerisinde ele alınabilir ancak.Yunanistan Türkiye’nin en fazla soruna sahip olan komşula...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
YUNAN İLERLEYİŞİ VE SEVR(*) B.M.M. açıldıktan sonra, iç ayaklanmalar doruk noktasına ulaşırken Haziran ayında Yunanlılar da batı cephesinde saldırıya geçtiler. Fransa Türkiye sorununun Paris Barış Konferansında çözüme bağlanmasını ve kimsenin mandasına verilmemesini istiyordu. Lord Curzon 4 ocak 1920de İngiliz kabinesine, her ne pahasına olursa olsun Türkiyenin Avrupadan çıkarılmasını isteyen bir öneri sundu. İngiliz-Osmanlı Derneğinin bazı üyeleri Lloyd Georgea baş vurarak, 5 Ocak 1918 tarihli konuşmasını hatırlatarak, İstanbulun Türklerde kalmasını desteklemesini istediler. İngiliz kabinesi Curzonun önerisini reddetti. Harbiye Bakanlığının hazırladığı bir planı kabul etti. Buna göre; Trakyada sınır Midye Enezden geçiyordu. İzmire Rum Vali, Edirneye de Türk vali atanıyor, Erzurum ve Bayburt dışında, Doğu Anadoluda Ermenistan kuruluyor, Trabzonun doğusu Gürcistana bırakılıyordu. Bununla ilgili söylentilerin duyulması üzerine Konya, Trabzon, İstanbul, Edirne, Kastamonu ve çeşitli yerlerde İtilaf Devletleri aleyhinde mitingler yapıldı. Türkiye sorunu 12 Şubat ]920de, bu ortam içinde "İlk Londra Konferansı"na getirildi. Fransa ve İtalya İzmirin Yunanlılar tarafından derhal boşaltılmasını istiyorlardı. İngiltere ise bu görüşü kabul etmedi. Hatta Türklerin Avrupadan çıkarılması, kendi kabinesinde reddedilmiş olmasına rağmen Lloyd George tarafından hararetle ileri sürüldü. Fakat tartışmalar sonunda 14 Şubat 1920 tarihli "İstanbulun Türklerde kalması" kararına İngiltere de katıldı. Bu karar İstanbulda bulunan İngiliz Yüksek Komiseri Amiral de Robeck aracılığı ile Osmanlı Dışişleri Bakanlığına bildirildi. İngiltere bu kararı alırken sömürgelerindeki (Hindistan) Müslümanların tepkilerini yumuşatmayı amaçlamıştı. İngiltere, Türklerin vatanının yarısından çoğu elinden alıp, Yunanistana, Ermenistana v.s. dağıtırken, İstanbulu Türklere vermekle büyük bir lütufta bulunduğu görüşündeydi. İslam Halifesinin yaşadığı "İslamın Payitahtı" Türklerde kalmakla,...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
YULAF Yulafın Kökeni Yulafın vatanını Decandolle, Doğu Avrupa ve Tataristan; Hausknecht ise orta Avrupa olduğunu iddia etmektedir. Meşhur tasnifçi Kornicke ise Güney Avrupa ve Doğu Asya olarak göstermektedir. Yulafın Anadolu’da yetiştirilmesi de oldukça eski bir maziye dayanmaktadır. On yedinci asırda yaşamış olan yunan yazarı Galenus eserinde Anadolu’da yulaf yetiştirilmesinden uzun uzadıya bahsetmiştir. Yulafın insanlar tarafından bilhassa dane verimi için ziraate alınması diğer buğdaygiller kadar eski değildir. Yulafta çavdar gibi buğday ve arpaya göre yeni bir kültür bitkisidir. Yulafın Anadolu’da önceleri yabani ot olarak, sonraları da atlar için tane yem olarak yetiştirildiği bilinmektedir. Son yıllarda dünyada yulafın insan beslenmesinde öneminin artması endüstride kullanılmaya başlanması, yeşil yem ve yapay otlaklarda kullanılması ekimin artmasına neden olmuştur. Yulafın Yeri ve Önemi Yulaf toprak seçiciliği, çavdardan sonra en az olan serin iklim tahıl cinsidir. Yeterli nemi olan fakir topraklarda bile yetiştirilebilmektedir. Yulaf bataklık alanların tarım arazisine çevrilmesinde kullanılabilecek bitkilerden biridir. Ülkemiz tarımında yulafın oldukça eski bir yeri vardır. Selçuklu ve Osmanlılar yulaf yetiştiriciliğine büyük önem vermişlerdir. Kıtlık yıllarında yulaf Anadolu’da ekmeklik tahıl olarak kullanılmıştır. Cumhuriyet döneminde yulaf ekim alanları 1960-65 yıllarına kadar sürekli artış göstermiş, 400.000 ha ekim alanına ve 600.000 ton üretime ulaşılmıştır. Yulaf ekim alanları ve üretim miktarları dünyada ve ülkemizde önemli bir azalma göstermiştir. Ülkemizde son yıllarda önemli bir değişim göstermemekle birlikte 1960’lı yıllara göre azalmalar meydana gelmiştir. Ülkemizde en fazla yulaf üretimi Marmara Bölgemizde gerçekleşmektedir. Kocaeli ve Konya illerimizde yulaf üretim miktarı yüksek olup en fazla verim Yalova ilinde sağlanmaktadır. Yulafın Bitki Özellikleri Yulaf danesi tıpkı buğdayda olduğu gibi önce üç kökçük verir. Fakat kısa bir z...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İtalya Resmi Adı : İtalya Cumhuriyeti Başkenti ve Nüfusu : Roma ( Toplam Yüzölçümü : 301.268 km2 Toplam Nüfus : 57.580.000 Resmi Dili : İtalyanca Dini : %85 Katolik, %13 Protestan, %2 Musevi Yönetim Biçimi : Cumhuriyet Para Birimi : Liret Bağımsızlık : M.Ö. 595’dır. Devlet Başkanı : Cumhurbaşkanı Hükümet Başkanı : Başbakan FİZİKİ COĞRAFYA ÖZELLİKLERİ : Toscano, Umbria Başlıca Ovaları : Ligurya, Lazio (Lazyo), Roma, Napoli, Po, Compania ovalarıdır. Başlıca Dağları : Apenin Dağları, Alp Dağları, Greco Rosa Başlıca Yanardağları : Vezüv, Etna, Stromboli, Ponci Başlıca Adaları : Sicilya, Sardinya, Lipari Adaları, Elba, Argentario, Piombino, Vulcano, Egodi, Kapri Başlıca Körfezleri : Toronto, Venedik, Cenova, Napoli Başlıca Akarsuları : Po, Tiber, Arno, Adige, Piave’dir. Başlıca Gölleri : Garda, Maggiore, Como, Lugano, Trasimeno, Bolsena gölleridir. Ülkenin En Yüksek Noktası: Grand Parodiso (4061 m.) NÜFUS ÖZELLİKLERİ Toplam Nüfusu : 57.580.000 2010 yılı tahmini nüfus : 57.780.000 Aritmetik Nüfus Yoğunluğu : 190 km2 Ortalama Yıllık Doğum Oranı : % 8,6 (1995) Ortalama Yıllık Ölüm Oranı : % 9,3 (1995) Ortalama Yıllık Doğal Nüfus Artışı: % 0,4 (1995) Ortalama Yaşam Süresi : Erkek 77 yıl, kadınlar 82 yıl Çocuk Ölüm Oranı : %9 Kentsel Nüfus Oranı : %65 Kırsal Nüfus Oranı : %35 Nüfusun Yaş Gruplarına Göre Dağılımı: 0-14 Yaş : % 17,8 15-60 Yaş : % 62,8 60 yaş ve üstü : % 19,4 Nüfusun İstihdam Yapısı : Tarım %18, Sanayi %36, Hizmetler %46 Ülkenin Önemli Kentleri : Roma, Milano, Napoli, Bari, Torino, Cenova, Palermo, Floransa, Bologna, Venedik, Catania, Triyeste, Messina EKONOMİK ÖZELLİKLER GSYİH : 1.151.600 Milyon dolar, Kişi Başına GSYİH : 242377 Milyon dolar TOPLAM DEMİR YOLU UZUNLUĞU Toplam karayolu uzunluğu :1000 000 KM Başlıca Maden Ve Enerji Ürünleri : Kükürt, Cıva, Çinko, Demir, Magnezyum, Mermer Yetiştirilen Başlıca Tarım Ürün...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İSTANBULUN TARİHİ İstanbulun tarihi 300 bin yıl önceye kadar uzanır. Küçükçekmece gölü kenarında bulunan Yarımburgaz mağarasında yapılan kazılarda insan kültürüne ait ilk izlere rastlanmıştır. Bu dönemde gölün çevresinde Neolitik ve Kalkolitik insanların yaşadığı sanılmaktadır. Çeşitli dönemlerde yapılan kazılarda, Dudullu yakınlarında Alt Paleolitik Çağa, Ağaçlı yakınlarında ise, Orta Paleolitik Çağ ile Üst Paleolitik Çağa özgü aletlere rastlanmıştır. M.Ö. 5000 yıllarından itibaren başta Kadıköy Fikirtepe olmak üzere Çatalca, Dudullu, Ümraniye, Pendik, Davutpaşa, Kilyos ve Ambarlıda yoğun bir yerleşimin başladığı sanılmaktadır. Ama bugünkü İstanbulun temelleri M.Ö. 7. yüzyılda atılmıştır. M.S. 4. Yüzyılda İmparator Constantin tarafından yeniden inşa edilip, başkent yapılmış; o günden sonra da yaklaşık 16 asır boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde başkentlik sıfatını sürdürmüştür. Aynı zamanda, İmparator Constantis ile birlikte Hristiyanlığın merkezlerinden biri olan İstanbul, 1453te Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra Müslümanların en önemli kentlerinden biri sayılmıştır. İSTANBUL TARİHİNDEKİ BELLİ BAŞLI DÖNEMLER Bizantion (M.O. 660 - M.S. 324) Yunanistandan gelen Megaralılar M.Ö. 680lerde Marmara Denizini geçerek İstanbula ulaştılar ve bugünkü Kadıköyde Halkedon adını verdikleri bir kent kurdular. "Körler Ülkesi" olarak da anılan Halkedonun halkı tarımla uğraşıyordu. M.Ö. 660larda da Trak kökenli komutanları Bizans önderliğinde yola çıkan Megalıların diğer bir kolu bugünkü Sarayburnunun olduğu yerde başka bir kent daha kurdu. Efsaneye göre Delfi Tapınağındaki kahinin öğüdüne uyarak burayı seçen Megaralılar, komutanlarının adından hareketle, kente "Bizantion " adını verdiler. Bu yörede Megaralılardan önce de bazı Trak toplulukları yaşadığı bilindiği için Megaralılarla yerli halkın kaynaşmış oldukları sanılmaktadır. Pek çok istilalara uğrayan Bizantion, M.Ö. 269da Bithynialılar tarafından yağmalanarak ele geçirildi....
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İSLAMİYET ÖNCESİ ARAP YARIMADASIA)Siyasi Durum:Arabistan Asyanın güneybatısında Basra Körfezi ve Kızıldeniz arasında yer alan , kuzeyine Irak ve Ürdü-nünün bulunduğu çok büyük bir yarımadadır.Arabistnın üç yanı dağlarla çevrili iç bölgeleri çöllerle çevrilidir.Hemen hemen Hindistan kadar büyük bür yüzölçüme sahip olmasına rağmen büyük bir bölümü çöl olduğu için nüfusu çok azdır.Yarımadada akarsu yoktur;kuyular bile az ve birbirinden uzaktır.İslami-yetten önce yarımadada çeşitli devletler kurulmuştur.Kuzeyde Nabatlılar , Tedmürler ve Gassaniler. Güneyde Main ,Sebe ve Himyeri devletleri Nabatlılar: Yarımadanın kuzeybatısına yerleşmişlerdi.Hadramut'un baharat yolununun son bölümünü ele geçirerek zengin oldular. Yaklaşık 500 yıl süren devlet 106 da Roma Krallığının Arabistan eyaleti oldu.
ÜRDÜN Coğrafya Koordinatlar: 31 00 K , 36 00 D Yüzölçümü: Toplam: 92,300 km 2 deniz: 329 km 2 kara: 91,971 km 2 Kara Sınırları: Toplam: 1,635 km sınır komşuları: Irak 181 km, İsrail 238 km, Suudi Arabistan 744 km, Suriye 375 km, Filistin 97 km Deniz Sınırları: 26 km İklim: Genelde çorak çöllerin etkisinin görüldüğü ülkenin batısında Kasım-Nisan arasındaki dönem yağışlı geçer. Yeryüzü Şekilleri: Doğuda çöller yer alırken batısı dağlıktır. Rakım: En alçak nokta: Dead Sea 408 m En yüksek nokta: Jabal Ram 1,734 m Doğal Kaynaklar: Fosfat, potas Arazi Yapısı: Tarıma uygun:3% Kalıcı ekinler: 1% diğer: 96% (1998 tahmini) Doğal Tehlikeler: Periyodik depremler,kuraklık Halk Nüfus: 5,307,470 (Temmuz 2002 tahmini) Yaş Dağılımı: 0-14 yaş: 36.6% (erkek 991,370; kadın 949,247) 15-64 yaş: 60% (erkek 1,698,568; kadın 1,485,261) 65 yaş ve üstü: 3.4% (erkek 90,186; kadın 92,838) (2002 tahmini) Nüfus Büyüme Hızı: 2.89% (2002 tahmini ) Doğum Oranı: 24.58 doğum/1,000 nüfus (2002 tahmini) Ölüm Oranı: 2.62 ölüm/1,000 nüfus (2002 tahmini) Net Göç Oranı: 6.97 göçmen/1,000 nüfus (2002 tahmini ) Yaşam Ortalaması: Toplam nüfus:77.71 yıl kadın:80.3 yıl erkek: 75.26 yıl (2002 tahmini ) Etnik Gruplar: Arap 98%, Ermeni 1%,Çerkez 1% Dinler: Müslüman 92%, Hıristiyan 6%, diğerleri 2% Okur-Yazarlık: Tanım: 15 yaş ve üstü okur-yazar erkek: 93.4% kadın: 79.4% toplam nüfus: 86.6% (1995) Hükümet Ülkenin Adı: Ürdün Başkenti: Amman Yönetim Şekli: Anayasal Monarşi Yerel Bölünme: 12 bölge; Ajlun, Al Aqabah, Al Balqa, Al Karak, Al Mafraq, Amman, At Tafilah, Az Zarqa, Irbid, Jarash, Maan, Madaba Bağımsızlık: 25 Mayıs 1946 Milli Bayram: Bağımsızlık Günü, 25 Mayıs (1946) Anayasa: 8 Şubat 1952 Uluslararası Organizasyon Katılımları: ABEDA, ACC, AFESD, AL, AMF, CAEU, CCC, ESCWA, FAO, G-77, IAEA, IBRD, ICAO, ICC, ICFTU, ICRM, IDA, IDB, IFAD, IFC, IFRCS, ILO, ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İRAN HAKKıNDA GENEL BILGILER Resmi adı: İran İslâm Cumhuriyeti Başkenti: Tahran (Nüfusu: 8.500.000) Diğer önemli şehirleri: Meşhed, Isfahan, Tebriz, Şiraz, Ahvaz, Abâdân, Hemedan, Kirmanşâh, Kum, Hurremşehr. Yüzölçümü: 1.648.195 km2 Nüfusu: 74.000.000 (1999 tahmini). Km2 başına düşen insan sayısı: 36.8 Nüfus artış hızı: % 3 Etnik yapı: % 66 Farisi (Pers), % 20 Türk, % 9.1 Kürt, % 3 Arap, % 0.3 Ermeni, % 0.3 Yahudi. Kalan nüfusu değişik etnik unsurlar oluşturmaktadır. Dil: Resmi dil Farsçadır. Ayrıca azınlıkların dilleri de konuşulur. Din: İranın resmi dini İslâmdır. Resmi rakamlara göre halkın % 98.8i Müslümandır. % 0.7 oranında hıristiyan, % 0.3 oranında yahudi, % 0.1 oranında Zerdüşt, % 0.1 oranında da diğer dinlerin mensupları mevcuttur. Resmi rakamlara göre Müslümanların % 10u sünnidir. Diğerlerinin büyük bir çoğunluğu Şii Caferidir. Bunların yanı sıra 1 milyona yakın İsmailiyye şiasının da bulunduğu sanılmaktadır. Hıristiyanlar Ortodokslar, Gregoryen Ermeniler, Katolik Ermeniler, Nesturiler ve Protestanlardan oluşmaktadır. Zerdüştlük eski İranlıların dinidir. Kendilerine ateşperestler de denen Zerdüştlerin inançlarının özünü ateşe tapmak oluşturur. İranda az sayıda Bahai ve Bâbi de bulunmaktadır. Resmi rakamlara göre Bahailerin oranı nüfusun % 0.1inden daha azdır. Bahailer Allahın peygamberlerde tecelli ettiğine, bütün peygamberlerin Bahailiğin kurucusu olan Bahayı müjdelemek için gönderildiğine inanırlar. Yani Bahailik İslâm kültürüne dayanmakla birlikte İslâm dairesinin dışına çıkmış olan bir fırkadır. Bâbilik de inanç ilkeleri bakımından Bahailiğe çok yakındır. Coğrafi durumu: Bir Ön Asya (Ortadoğu) ülkesi olan İran, kuzeyden Azerbaycan, Ermenistan ve Türkmenistan, doğudan Afganistan ve Pakistan, güneyden Basra ve Umman körfezleri, batıdan da Irak ve Türkiye ile çevrilidir. Yönetim şekli: İranda 1979 yılında şah rejimine karşı gerçekleştirilen devrimden sonra Caferi ilkelerine dayalı bir İslâm Cumhuriyeti kuruld...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÜNİTE AKARSU VE AKARSU ŞEKİLLERİ HAZIRLIK ÇALIŞMALARI Akarsu, sel ve akan su kavramlarını araştırınız. Bunlar arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları öğreniniz. Çevrenizde akarsu var mıdır? Dere, öz, çay, su, ırmak ve nehir kavramlarını araştırarak öğreniniz. Türkiye’deki akarsular hangi denizlere dökülmektedir? Bir harita üzerinde inceleme yaparak öğreniniz. Havza, açık havza ve kapalı havza kavramlarını araştırarak öğreniniz. A. TÜRKİYENİN AKARSULARI Türkiye akarsular bakımından şanslı bir ülkedir. Özellikle doğu ve güney komşularına göre zengin bir ülke sayılır. Akarsularımız uzunluk akıttıkları su miktarı (Debi), beslenme şekilleri ve su miktarının yıl içindeki değişimi (Rejim) bakımından farklı özellikler gösterir. Ancak Türkiye akarsuları bütünüyle düşünüldüğü zaman bazı ortak yönleri ortaya çıkar. 1. Akarsularımızın Genel Özellikleri Türkiye akarsularının ortak özelliklerinin başında genellikle kısa boylu olmaları gelir. Kızılırmak, Yeşilırmak Fırat ve Dicle dışındaki akarsularımız kısa boyludur. Sınırlarımız içinde doğup ve kendi kıyılarımızdan denize dökülen en uzun akarsuyumuz olan Kızılırmak’ın boyu 1355 km’dir. Akarsularımızın boylarının kısa olmasının başlıca nedeni; ülkemizin bir yarımada olması ile Kuzey Anadolu dağları ve Toros dağlarının uzanış biçimidir. Bu dağlardan kaynaklanan ve denize dökülen akarsuların boyu çok kısadır. Çünkü bu dağlar, kıyıya çok yakın ve paralel olarak uzanmaktadır. Akarsularımızın bir başka ortak özelliği de hızlı akmalarıdır. Bunun başlıca nedeni, ülkemizde dağların fazla olması ve genellikle sıradağlar şeklinde uzanmasıdır. Bu akarsuların hızı da fazla olmaktadır. Türkiye akarsularının pek çoğunun akıttığı su miktarı, mevsimlere göre önemli farklılıklar göstermektedir. Bu da ülkemizdeki farklı ilkim özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Genellikle yaz mevsiminde akarsularımızın akıttığı su azalır. Küçük akarsuların pek çoğu kurur. İç Anadolu, Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İNKILAPÇILIK Türk Yenini,İyinin,Güzelin ve Doğrunun Arayıcısı : ATATÜRK ilkelerinin özünü, iyiye, güzele ve doğruya gitmek oluşturur.İnsa- na yakışan, insanca olan her şey bu özde yerini bulur.İnsanı öteki yaratıklar- dan ayıran nitelik akıl olduğu gibi, yaşamındaki sürekli gelişimdir de... Bu sü- rekli gelişim hareketi gerektirir.Duran şey gelişmez.İçinde bulunduğu dururmu kabulemek de bir duruştur. İnsan tabiatta her geçen gün bir başka yeninin ardındadır.Elindekiyle yetinmez.Bir başka yeniyi, bir başka güzeli ve bir baş- ka doğruyu arar durur.Ona yakışan da budur.Yoksa, en basit deyim ile, öteki yaratıklardan ne ayrılığı olurdu? İnsanların oluşturduğu toplumlar da böyledir.Milletler hep aynı çağın Koşulları içinde yaşamaya razı olsalar, yaşama güçlerini yitirirler.Nitekim tarih bu gibi milletlerin örnekleriyle doludur.Uygarlığın geliştirdiği çağ koşul- larına uymayan ya da uymuyan milletler tarihin karanlıkları içinde yok olup gitmişlerdir. Genel tarih bize gösteriyor ki Türk milleti, en eski çağlardan beri, yep iyinin,güzelin,doğrunun ve yeninin arayıcısı olmuştur.Bu nedenlerledir ki, Türk milleti yaşamını sürekli olarak sürdürmüştür.Öncelikle şunu belirtelim ki Türkün ruhunda aramak hep bir ateş gibi yanıp durmuştur.Bu ateş onu Asyanın doğusundan Avrupanın batı ucuna, Afrikanın ortasına kadar koş- turmuştur.O, bu ateşle birbiri ardı sıra gelen devletleri tarihe armağan etmiş, her çağda yeninin habercisi, müjdecisi olmuştur. Bütün bu hareketleri yaparken içinde bulunduğu koşullardan sıyrılıp çağdaş uygarlık düzeyindeki yerini almıştır.Kendisine engel olan durumları ortadan kaldırmasını bilmiştir.Ancak, ne zaman bunu yapmamışsa, kısa ya da uzun süreli bunalımların içinde kalmıştır.Bu nedenledir ki Türke durmak hiçbir zaman yaraşmamıştır. Bütün bunalrdan şuraya varırız ki yenileşmek için hareket demek olan inkılap, Türkün yabancı olmadığı bir kavramdır.İnki...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İLİMİZ ISPARTA COĞRAFİ KONUMU Isparta ili Akdeniz Bölgesinin batı bölümünde ve iç kesiminde yer alır. "Göller Bölgesi"nin merkezi konumundadır. İl; 30 derece 20 dakika ve 31 derece 33 dakika doğu boylamları ile, 37 derece 18 dakika ve 38 derece 30 dakika kuzey enlemleri arasındadır. Yüz ölçümü 8.933 km2 dir. Isparta doğudan Konyanın Beyşehir, Doğanhisar ve Akşehir ilçeleri, kuzeyden Afyonun Çay, Şuhut, Dinar ve Dazkırı ilçeleri, batıdan Burdurun merkez, Ağlasun ve Bucak ilçeleri, güneyden ise Antalyanın Serik ve Manavgat ilçeleri ile komşudur. İlde merkez ilçe ile birlikte Aksu, Atabey, Eğirdir, Gelendost, Gönen, Keçiborlu, Senirkent, Sütçüler, Şarkikaraağaç, Uluborlu, Yalvaç ve Yenişarbademli olmak üzere 13 ilçe vardır. Merkez ilçeden sonra gelen en büyük ilçe merkezi Yalvaçtır. En az nüfuslu ilçe ise Yenişarbademlidir. İlin yüksek ve engebeli olan toprakları, kuzeydoğudan ve doğudan Sultan Dağları, Beyşehir Gölü ve Dedegöl Dağlarının güney uzantıları, güneyden Antalya havzasının yüksek kesimleri, batıda ve güneybatıda Karakuş Dağları, Söğüt Dağları, Burdur Gölü ve Ağlasun ve Bucak yaylaları gibi doğal sınırlarla kuşatılmıştır. Isparta İli toprakları genelde engebeli bir yapıya sahiptir. Yöredeki yüksekliği 3.000 metreyi bulan dağlar yanında, ova ve vadi özelliğindeki düzlükler, değişik büyüklükteki tabii göller ilin doğal yapısını belirlemektedir. İlin rakımı 1.050 m. civarındadır. ISPARTA’NIN TARİHİ Yakın çevresi ile birlikte Pisidia yöresinin önemli yerleşim merkezlerinden birisi olan Isparta nın tarih öncesi dönemlere kadar ulaştığı bilinmektedir. Yörenin yerleşme tarihi Paleolitik (Eskitaş) dönemle başlamaktadır. M.Ö.2000lerde ise Pisidia Bölgesi, Luvi ve Arzava topluluklarının yerleşme alanı idi. Hititler bir siyasi güç olduktan sonra yöreye ilgi duymuşlar, ancak yüzyıllarca süren çatışmalara karşılık Arzava ülkesi üzerinde kesin bir egemenlik kuramamışlardır. M.Ö. 1.200lerde Ege Göç Kavimleri" adı verilen topluluklar Balkanlardan g...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İlin Coğrafi Konumu Çanakkale, Türkiyenin kuzeybatı yönüne düşen Balkan Yarımadasının doğu Trakya topraklarına bir kıstakla bağlanmış, Gelibolu Yarımadası ile Anadolunun uzantısı olan Biga Yarımadası üzerinde toprakları bulunan bir ilimizdir. 25" 35 ve 27" 45 doğu boylamları ile 39" 30 ve 40" 45 kuzey enlemleri arasında 9.737 km2 lik bir alanda kurulmuş olup, doğu ve güneydoğu yönünde Balıkesir, batıda Ege Denizi, kuzeybatıda Edirne İli, kuzeyde Tekirdağ İli ile Marmara Denizi tarafından çevrelenmiştir. Ekonomik Yapı İlimizde tarımsal üretim yapılan arazinin toprak varlığına oranı % 5dir. Hububat, ayçiçeği, zeytin, sebze, meyve üretimi ile hayvancılık İlimizin en önemli gelir kaynaklarını teşkil etmektedir. Zeytincilik, Ege bölgesinin devamı niteliğindedir. Bakla üretimi, iç bakla ihracatında önemli rol oynamaktadır. Ayçiçeğinde verim, Türkiye ortalamalarının üzerindedir. Meyve üretimi, elma, şeftali ve kiraza yönelmiştir. Bölgemiz, şarap ve kanyak üretimine çok elverişli üzümlerin yetişmesine uygun toprak ve iklim koşullarına sahiptir. Üretim miktarı yılda 10.000 ton civarındadır. Çanakkale ve çevresi, iklim değişmelerine bağlı olarak önemli bir balık mecrası olan Karadenizden Marmara ve Akdenize, yumurtlama mevsimini müteakiben ters yönde cereyan eden balık göç yollarını kapsamaktadır. Bölgede balık üretimi takriben 5.925.907 kg/yıldır. Ayrıca önemli miktarda sazan, alabalık, yılan balığı ve bıyıklıdan oluşan takriben 56 ton su balığı da üretilmektedir. Nüfus ve İdari Bölüm 1990 Genel Nüfus sayımına göre İl nüfusu 432.263 dür. İlde Merkez ilçe ile birlikte 12 ilçe, 568 köy ve 34 Belediye bulunmaktadır. İlçeleri; Ayvacık, Eceabat, Ezine, Gelibolu, Gökçeada, Lapseki ve Yenicedir. İklim Çanakkale İlinde, Akdeniz ve Karadeniz iklimlerinin geçiş iklimi hüküm sürmektedir. Yağışlar genellikle bahar ve kış aylarında olmaktadır. Turizm sezonunda, iklim mutedil olup, deniz suyu sıcaklığı Temmuz ve Ağustos aylarında maksimum seviyeye çıkmaktadı...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İKLİM NEDİR? Hava durumu ne beklediğimiz; iklim ise ne elde ettiğimizdir. Hava durumu kısa bir zaman periyodundaki atmosfer koşullarıdır. Örneğin bugünün havası ya da bu haftanın havasından söz ederiz. İklim, uzun bir zaman periyodu içinde her gün gerçekleşen hava olaylarının toplamını temsil eder. Akdenizde yaşayanlar beyaz bir kış özlemi duyarken; Doğu Anadoluda yaşayanlar ise daha az karlı ve ılık bir kış bekleyebilirler. Mart ayında Antalyaya veya Palandökene seyahat ederken valizimizi farklı hazırlamamız rastlantı değildir. Bu örnekler iklim bilgisini hayatımızda nasıl kullandığımızı gösterir. İlave olarak; -Evlerimiz yaşadığımız yerin iklimine uygun olarak dizayn edilirler. -Çiftçiler ilkbaharın son donlarından sonbaharın ilk donlarına kadar büyüme sezonu uzunluğuna göre plan yaparlar. -Şirketler ısı gereksinimlerini kışın ısınmak için ve yazın soğutmak için ne beklediklerine göre ayarlarlar. İklimbilimci iklimin etkisini açıklamaya ve keşfetmeye çalışır. Toplum da bu şekilde kendi aktivitelerini planlayabilir, binalarını ve iç mekanlarını dizayn edebilir ve karşıt koşulların etkilerine hazırlıklı bekler. Her ne kadar iklim hava durumu değilse de; sıcaklık, yağış, rüzgar, güneş radyasyonu gibi aynı terimler ile tanımlanmaktadır. İklim genellikle beklentiler ile, veya iklimbilimcilerin geleneksel olarak 30 yıllık ortalamalar olarak yorumladığı "normaller" ile tanımlanır. Değişkenlik kavramını anlamadıkça normal kavramı da kendi içinde yanlış anlaşılabilir. Örneğin birçok kişi Antakya ili için yazları sıcak ve güneşli havanın normal olduğunu düşünürken tarih ve klimatoloji bize bunun tüm hikaye olmadığını söylüyor. Antakya da yazları sıcak ve güneşli hava sık görülmesine rağmen Ağustos 1941 de, Haziran 1945te, ve Mayıs 2001de ciddi seller önemli zararlara sebep olmuştur. Klimatoloji, iklimi meydana getiren meteorolojik parametrelerin analizini yapar. Farklı iklimlerin oluşum nedenlerini ve iklimde meydana gelen değişimleri incele...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İKLİM Elemanları sıcaklık basınç rüzgarlar nem(su buharı) yağış 1. Sıcaklık atmosferin üst kısmında 1cm2 kareye 1dk’de gelen enerji miktarı 2 kaloridir buna SOLAR KONSTANT denir. 1-SICAKLIK ETMENLERİ Enlemin ve Dünyanın şeklinin etkisi 1.geliş açısı dağıldığı alan kat ettiği yol geriye yansıma alanı 2. Yükseltinin etkisi: Erzurum Konya 3. Sıcak ve soğuk su akıntıları 4.yer şekillerinin etkisi :Ankara Konya Kara ve denizlerin dağılışı nem miktarı (su buharı)nem sıcaklığı dengeler bir yerin aşırı ısınmasını ve soğumasını engeller.Kıyılar ,vadiler,alçak ovalar da nem daha çok olduğu için gündüz ve gece çok ısınıp çok soğumaz. Dağlarda ise Nem az olduğu için gündüz ve geceler çok ısınır ve soğur. bitki örtüsü Toprağın ve taşların rengi ve cinsi rüzgarın etkisi Kar örtüsünün etkisi SICAKLIK TERSELMESİ İZOTERM(Eş sıcaklık eğrileri) Gerçek izoterm eğrileri İndirgenmiş izoterm haritaları İndirgenmiş sıcaklık = gerçek sıcaklık+h*0,5/100 YILLIK İZOTERM HARİTASININ ÖZELLİKLERİ (Dünya yıllık ortalama sıcaklık dağılışı) Dünyanın yıllık ortalama sıcaklığı 14,4 C’dir. Her meridyenin en sıcak noktalarını birleştiren çizgiye TERMİK EKVATOR denir.termik ekvator yaklaşık 8 derece K.paralellerinden geçer.bunun nedenleri Karalar kyk’de daha fazladır. Denizlerdeki sıcak su akıntıları. kyk , gyk’den 20C daha sıcaktır.Kyk de karalar fazladır. ekvatordan kutuplara gidildikçe sıcaklık düşer. kyk de 50-70 derece paralelleri arasındaki kıtaların batı kıyıları ,doğu kıyılarından daha sıcaktır.(sıcak ve soğuk su akıntıları.) İzoterm haritaları kyk de daha çok girinti-çıkıntı yapar.karalar çok. yeryüzünde 3 sıcaklık kuşağı oluşur. Soğuk kuşak Ilıman kuşak Sıcak kuşak Sıcaklık kuşakları çizilirken. Yerin şekli Kara ve denizlerin dağılışı Sıcak ve soğuk su akıntıları Genel hava dağılımı dikkate alınır. Matematik iklim kuşakları: Matematik iklim kuşaklarının çiziminde güneş ışınlarının dünyaya geliş açısı dikkate alın...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İKLİM Uzun bir zaman ağırlığı içinde belirli bir bölgede egemen olan atmosfer koşulları.Kısa bir zaman aralığında egemen olan hava durumunun(*) başlıca etmenleri ve değişkenleri uzun bir zaman aralığına yayılmış durumda bir araya geldiğinde iklimi oluştururlar.Bu etmenler güneş ışınımı ,sıcaklık,nemlilik,yağış(türü,sıklığı ve miktarı),atmosfer basıncı ve rüzgardır(hızı ve yönü). Güneşten gelen enerji Yeri ısıttığı gibi rüzgarların esmesine ve okyanus akıntılarının oluşmasına da neden olur.Bir gök birimi(yer ile güneş arasındaki ortalama uzaklık)uzaklıkta ve güneş ışınlarına dik bir kuramsal yüzeyin santimetre karesine düşen güneş enerjisi miktarı dakikada yaklaşık 2 kaloriye eş değerdir.Bu değere güneş sabiti denir.Ölçümler,güneş sabitinin her 11 yılda bir oluşan güneş lekesi çevrimi sırasında iki kez yaklaşık yüzde 0,5 oranında ve düzensiz biçimde değiştiğini göstermiştir.Güneş sabitinin gelecekteki bin yıl içinde yüzde 1-2 oranında bir değişim gösterebileceği ve bunun da iklim değişikliklerine yol açacağı üzerine tartışmalar yapılmaktadır. Yatay bir yüzeye yıl boyunca her gün düşen güneş ışınımı,Ekvator’da çoğunlukla sabit,kutuplarda ise aşırı derecede değişkendir.Bu nedenle,eğer yer atmosferle çevrili olmasaydı mevsimler sırasında ekvator ile kutuplar arsında çok büyük iklim farklılıkları bulunacaktı.Atmosfer ve onun bileşenlerinden biri olan su buharı,aşırı farklılıkların ortaya çıkmasını engeller.Güneş’ten gelen ışınımın bir bölümü atmosferdeki moleküllerce ya da parçacıklarca saçılıma uğratılarak yada bulut örtüsünden ve öteki yüzeylerden yansıyarak uzaya geri döner.Yansıma sonucu kaybolan enerji miktarı,Yer’e gelen güneş enerjisinin yaklaşık yarısı kadardır.Geriye kalan enerji soğurulur ve kinetik enerji gibi öteki enerji biçimlerine dönüştürülür.Atmosferdeki büyük enerji dönüşümleri,eşitlenme ve dağılma süreci biçiminde gelişen bir genel dolaşıma yol açar.Soğuk hava kutuplarından Ekvator’a doğru,sıcak hava ise ekvatordan kutuplara doğru taşınır.Genel do...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İKLİM Elemanları sıcaklık basınç rüzgarlar nem(su buharı) yağış 1. Sıcaklık atmosferin üst kısmında 1cm2 kareye 1dk’de gelen enerji miktarı 2 kaloridir buna SOLAR KONSTANT denir. 1-SICAKLIK ETMENLERİ Enlemin ve Dünyanın şeklinin etkisi 1.geliş açısı dağıldığı alan kat ettiği yol geriye yansıma alanı 2. Yükseltinin etkisi: Erzurum Konya 3. Sıcak ve soğuk su akıntıları 4.yer şekillerinin etkisi :Ankara Konya Kara ve denizlerin dağılışı nem miktarı (su buharı)nem sıcaklığı dengeler bir yerin aşırı ısınmasını ve soğumasını engeller.Kıyılar ,vadiler,alçak ovalar da nem daha çok olduğu için gündüz ve gece çok ısınıp çok soğumaz. Dağlarda ise Nem az olduğu için gündüz ve geceler çok ısınır ve soğur. bitki örtüsü Toprağın ve taşların rengi ve cinsi rüzgarın etkisi Kar örtüsünün etkisi SICAKLIK TERSELMESİ İZOTERM(Eş sıcaklık eğrileri) Gerçek izoterm eğrileri İndirgenmiş izoterm haritaları İndirgenmiş sıcaklık = gerçek sıcaklık+h*0,5/100 YILLIK İZOTERM HARİTASININ ÖZELLİKLERİ (Dünya yıllık ortalama sıcaklık dağılışı) Dünyanın yıllık ortalama sıcaklığı 14,4 C’dir. Her meridyenin en sıcak noktalarını birleştiren çizgiye TERMİK EKVATOR denir.termik ekvator yaklaşık 8 derece K.paralellerinden geçer.bunun nedenleri Karalar kyk’de daha fazladır. Denizlerdeki sıcak su akıntıları. kyk , gyk’den 20C daha sıcaktır.Kyk de karalar fazladır. ekvatordan kutuplara gidildikçe sıcaklık düşer. kyk de 50-70 derece paralelleri arasındaki kıtaların batı kıyıları ,doğu kıyılarından daha sıcaktır.(sıcak ve soğuk su akıntıları.) İzoterm haritaları kyk de daha çok girinti-çıkıntı yapar.karalar çok. yeryüzünde 3 sıcaklık kuşağı oluşur. Soğuk kuşak Ilıman kuşak Sıcak kuşak Sıcaklık kuşakları çizilirken. Yerin şekli Kara ve denizlerin dağılışı Sıcak ve soğuk su akıntıları Genel hava dağılımı dikkate alınır. Matematik iklim kuşakları: Matematik iklim kuşaklarının çiziminde güneş ışınlarının dünyaya geliş açısı dikkate alın...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İklim Nedir? Hava durumu ne beklediğimiz, iklim ise ne elde ettiğimizdir. Hava durumu kısa bir zaman periyodundaki atmosfer koşullarıdır. Örneğin bugünün havası ya da bu haftanın havasından söz ederiz. İklim, uzun bir zaman periyodu içinde her gün gerçekleşen hava olaylarının toplamını temsil eder. Akdenizde yaşayanlar beyaz bir kış özlemi duyarken; Doğu Anadoluda yaşayanlar ise daha az karlı ve ılık bir kış bekleyebilirler. Mart ayında Antalyaya veya Palandökene seyahat ederken valizimizi farklı hazırlamamız rastlantı değildir. Bu örnekler iklim bilgisini hayatımızda nasıl kullandığımızı gösterir. İlave olarak; -Evlerimiz yaşadığımız yerin iklimine uygun olarak dizayn edilirler. -Çiftçiler ilkbaharın son donlarından sonbaharın ilk donlarına kadar büyüme sezonu uzunluğuna göre plan yaparlar. -Şirketler ısı gereksinimlerini kışın ısınmak için ve yazın soğutmak için ne beklediklerine göre ayarlarlar. İklimbilimci iklimin etkisini açıklamaya ve keşfetmeye çalışır. Toplum da bu şekilde kendi aktivitelerini planlayabilir, binalarını ve iç mekanlarını dizayn edebilir ve karşıt koşulların etkilerine hazırlıklı bekler. Her ne kadar iklim hava durumu değilse de; sıcaklık, yağış, rüzgar, güneş radyasyonu gibi aynı terimler ile tanımlanmaktadır. İklim genellikle beklentiler ile, veya iklimbilimcilerin geleneksel olarak 30 yıllık ortalamalar olarak yorumladığı "normaller" ile tanımlanır. Değişkenlik kavramını anlamadıkça normal kavramı da kendi içinde yanlış anlaşılabilir. Örneğin birçok kişi Antakya ili için yazları sıcak ve güneşli havanın normal olduğunu düşünürken tarih ve klimatoloji bize bunun tüm hikaye olmadığını söylüyor. Antakya da yazları sıcak ve güneşli hava sık görülmesine rağmen Ağustos 1941 de, Haziran 1945te, ve Mayıs 2001de ciddi seller önemli zararlara sebep olmuştur. Klimatoloji, iklimi meydana getiren meteorolojik parametrelerin analizini yapar. Farklı iklimlerin oluşum nedenlerini ve iklimde meydana gelen değişimleri inceleler. Çünk...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İklim Nedir? Hava durumu ne beklediğimiz, iklim ise ne elde ettiğimizdir. Hava durumu kısa bir zaman periyodundaki atmosfer koşullarıdır. Örneğin bugünün havası ya da bu haftanın havasından söz ederiz. İklim, uzun bir zaman periyodu içinde her gün gerçekleşen hava olaylarının toplamını temsil eder. Akdenizde yaşayanlar beyaz bir kış özlemi duyarken; Doğu Anadoluda yaşayanlar ise daha az karlı ve ılık bir kış bekleyebilirler. Mart ayında Antalyaya veya Palandökene seyahat ederken valizimizi farklı hazırlamamız rastlantı değildir. Bu örnekler iklim bilgisini hayatımızda nasıl kullandığımızı gösterir. İlave olarak; -Evlerimiz yaşadığımız yerin iklimine uygun olarak dizayn edilirler. -Çiftçiler ilkbaharın son donlarından sonbaharın ilk donlarına kadar büyüme sezonu uzunluğuna göre plan yaparlar. -Şirketler ısı gereksinimlerini kışın ısınmak için ve yazın soğutmak için ne beklediklerine göre ayarlarlar. İklimbilimci iklimin etkisini açıklamaya ve keşfetmeye çalışır. Toplum da bu şekilde kendi aktivitelerini planlayabilir, binalarını ve iç mekanlarını dizayn edebilir ve karşıt koşulların etkilerine hazırlıklı bekler. Her ne kadar iklim hava durumu değilse de; sıcaklık, yağış, rüzgar, güneş radyasyonu gibi aynı terimler ile tanımlanmaktadır. İklim genellikle beklentiler ile, veya iklimbilimcilerin geleneksel olarak 30 yıllık ortalamalar olarak yorumladığı "normaller" ile tanımlanır. Değişkenlik kavramını anlamadıkça normal kavramı da kendi içinde yanlış anlaşılabilir. Örneğin birçok kişi Antakya ili için yazları sıcak ve güneşli havanın normal olduğunu düşünürken tarih ve klimatoloji bize bunun tüm hikaye olmadığını söylüyor. Antakya da yazları sıcak ve güneşli hava sık görülmesine rağmen Ağustos 1941 de, Haziran 1945te, ve Mayıs 2001de ciddi seller önemli zararlara sebep olmuştur. Klimatoloji, iklimi meydana getiren meteorolojik parametrelerin analizini yapar. Farklı iklimlerin oluşum nedenlerini ve iklimde meydana gelen değişimleri inceleler. Çünk...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Ana Menü
| Anasayfa |
| Haberler |
| Arama |
| İlanlar |
| Eğitim Siteleri |
Edubilim
| Forum |
| Resim Galerisi |
| Video Galerisi |
| Program Arşivi |
| Döküman Arşivi |
| Bilim Adamları |
| Kolay Ulaşım |
Üniversiteler
| Türkiye Üniversiteleri |
| Yabancı Üniversiteler |
Popüler Döküman
(Eğitim)
(Psikoloji)
(Eğitim)
(Otelcilik)
(Sunular)
Eğitim Siteleri
- Edebiyat- Türkçe -Şiir (12)
- Okul Öncesi (7)
- Sınavlar (10)
- Rehberlik Siteleri (11)
- Üniversite Siteleri (77)
- Eğitim Haberleri (12)
- Sözlük - Çeviri Siteleri (6)
- Ders Yardımcıları (5)
- Eğitim Forumları (9)
- Genel Eğitim Siteleri (13)