Bilim
DosyalarEkleme Tarihi
ŞARKİYATÇLIK Şarkiyatçılık, bir bilim dalı, bir söylem tarzı (discourse), bir siyasi ideoloji ya da bir dünya görüşü olarak değerlendirilebilir. Ama en geniş tanımıyla, şarkiyatçılığın temeli “biz-onlar” dualizmine dayanır. Şarkiyatçılık, kendini Batı (occident) denilen bir siyasi-kültürel oluşuma ait hisseden birinin Doğu (orient) olarak betimlediği bir oluşumun öğeleri hakkında konuşmasıdır. Bu bağlamda şark nosyonunun, Avrupa’da 18. yüzyıldan itibaren geliştirilen söylemden üretilen bir yapı (construct) olduğu vurgulanmaktadır. Böyle bir dualizmin kökeninde, maddi bir koşul olarak Avrupa’nın siyaseten ancak Doğu ile çelişki düzleminde, yani Doğu’nun antagonizması olarak gelişebildiği gerçeğini aramak gerekir. Antik çağdaki Grek veya Helen gücünün Perslerle savaşında kendi kimliğini oluşturduğunu varsaymasak bile -ki o zaman Grekler açısından Avrupa veya Batı diye bir fikir yoktu. Antik çağın sonunda farklı barbar boyları ile boğuşan Batı Roma bile yani başkenti Bizans’la sürekli rekabet içerisinde Hıristiyanlığın merkezi olma gayretindeydi. Böyle olmakla birlikte Avrupa, Ortadoğu uygarlığının değişik uzantılarıyla çatışarak kendini şekillendirdi. Şarkiyatçılık tartışmalarında bu siyasi paradigmasal gerçeklik hep akılda tutulmalıdır. Çünkü bu, fikirsel bir oluşumun maddi temelini teşkil ediyor. Barbar tehlikesi konusundaki neredeyse mitolojik denilebilecek korku, elbette şarkiyatçı bakış açısının merkezi bir boyutu, mesela Hegel’in tarih felsefesini anlamak için bir mihenk taşıdır. Ama ilginç olan, bu korku Avrupa’nın üstünlük kazandığı kapitalist döneme ait olan bir olgu olarak, yani korkulacak bir şeyin olmadığı, Doğu’nun gerilediği 18. ve 19. yüzyılda oluşmasıdır. Bu, Batı egemenliğinin pekiştirmeyi amaçlayan bir rivayettir. Yoksa bahsedilen süreç için her uygarlığın başka bir güç tarafından istila edilme korkusunu kayda değer ölçüde aşan bir algılayış söz konusu değildir. Doğu ve Batı’nın hangi anlamlara geldiklerini açıklamak şarkiyatçılık tartışmaların...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Şakir Sakızlı GENETİK Yer yüzünde binlerce farklı tür canlı yaşamaktadır. Bu organizmalar bazı özellikleri bakımından birbirlerine benzerlik gösterirken bir çok özellikleri yönünden birbirlerinden farklıdırlar. Aynı türe ait çeşitli bireyler arasında ve aynı ana babanın yavruları arasında bile görülen bu farklılıklara varyasyon adı verilmektedir. Örneğin; kendi aile bireylerimiz arasında gözlenen boy, zeka düzeyi, göz rengi ve saç şekli gibi özellikler bu tür varyasyonlardır. Bu çeşit belirli varyasyonların yanı sıra kulak memesinin bitişik yada ayrı olması, dilin boyuna kıvrılıp kıvrılmaması, bazı kimyasal maddelerin tadını değişik şekillerde algılayabilme, kırmızı yeşil renk körlüğü, el ve ayak parmaklarının normalden fazla olması gibi pek çok fazlaca dikkat çekmeyen varyasyonlarda bulunmamaktadır. Genetik biliminin amaçlarından birini bazısı morfolojik, bazıları da fizyolojik olan bu tür varyasyonların nedenini araştırmaktır. Öte yandan canlılar arasında bazı benzerliklerde bulunmaktadır. Örneğin; bir mısır tohumundan her zaman mısır, döllenmiş tavuk yumurtasından civciv meydana gelir ve meydana gelen bu yavru bireyler bazı özellikleri ile kendi ebeveynlerine benzerler. Ana baba özelliklerinden yavrularına aktarılması olayına kalıtım denir. Genetik bilimin ikinci amacıda kalıtım olaylarının mekanizmasını açıklamaktır. Bu kısa girişten sonra biyolojik bilimlerinden biri olan genetik bilimini; canlının iç ve dış özelliklerini nasıl kazandığını, ebeveynlerine ve diğer akrabalarına niçin benzediğini doğadaki bitki ve hayvanların gösterdiği sonsuz varyasyonun neden ileri geldiğini açıklamaya çalışan bilimdir diye tanımlıyoruz. Mendel’den önceki dönemde kalıtım olayı ile ilgilenen araştırıcılar bu çalışmalarında pek başarılı olamamıştır. Onların başarısızlıklarının en önemli nedeni yaptıkları denemeler sırasında organizmanın bütün özelliklerini göz önünde bulundurmaları ve gözlemlerinin kayıtlarını güvenilir bir şekilde tutamamış olmalarıdır. Mendel’in başar...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Özlem Güran 19913813 İŞ MODELİ : Virtual Community ( Sanal Topluluklar) Örnek Site : http://club.superonline.com Sanal Topluluklar : “İnternet üzerinde birbirleri ile interaktif iletişim kurmak için biraraya gelen kullanıcıların oluşturduğu topluluklara sanal topluluklar denir.” Club.superonline.com : Tüm dünyada Türkçe konuşan internet kullanıcılarını kendileri ile aynı ortak zevkleri paylaşan diğer kullanıcılar ile web üzerinde buluşturmayı amaç edinmiş olan club.superonline.com, ileride tüm türkçe internet kullanıcılarının tek adresi olmayı hedeflemektedir. Modelin Avantajları : Sanal gruplar sayesinde internet kullanıcıları kendileri ile ortak ilgi alanlarına sahip olan tüm dünya üzerindeki diğer kullanıcılar ile interaktif ortamda bilgi, fikir alışverişinde bulunabilmekte ve ilgi duyduğu alanda (alanlarda) daha çok bilgi sahibi olma şansına erişmektedir. World club’a üye olan her kullanıcıya kendisini diğer kullanıcılara tanıtabilecek bir üye sayfası ve bir posta kutusu verilmektedir. Kullanıcılar, diğer üyeler arasında araştırma yapma, online olan üyeleri listeleme, kendisini arkadaş listelerine alan diğer kullanıcılar hakkında bilgi alma şansına sahiptir. Ayrıca site kullanıcılarına kısa zamanda bir forum alanı sunacaktır. Modelin Dezavantajları : Sanal topluluğa üye olabilmek için ayrı bir form doldurmak gerekmemektedir. Superonline’a abone olan tüm kullanıcılar sahip oldukları şifreler ile bu hizmetten yararlanabilmektedirler. Sanal topluluklara üye olmak isteyen kişilere superonline abonelik formu haricinde bir form doldurtmak ve bu formda ilgi alanlarını daha detaylı olarak belirlemek daha iyi olacaktır. Modelin Puanı : 9/10 İŞ MODELİ : Virtual Storefront ( Sanal Mağaza) Örnek Site : http://www.sanalmagaza.com.tr Sanal Mağaza : Mal ve hizmetleri fiziksel ortamlar (mağazalar) yerine internet üzerinden online olarak satan ve satılan mal ile hizmetlerin dağıtımını geleneksel dağıtım kanalları ile yapan iş mo...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖNSÖZ Gün içinde tek kelime bile etmeden anlattığımız ve neredeyse her sözcüğe, kullandığımız her cümleye bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde simgesel kodlarla anlamlandırdığımız ve insanlarla kurduğumuz iletişim süreci içerisinde kullandığımız bir dilimiz daha var: Beden Dili. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özellik simgesel kodları oluşturmanın yanında onları anlamlandırabilmesi ve bunu değişik iletişim araçlarını kullanarak istediklerini, duygu ve düşüncelerini diğer insanlara aktarabilmesidir. Sözsüz iletişim en önemli bölümünü oluşturan görsel kodların kullanımı iletişim tarihi kadar eskidir. İnsanoğlu sözlü ve yazılı iletişim araçlarının yanında, bedeni ile kendi yaşadığı duygu ve coşkuyu, sevinci ve hüzünü yansıtarak iletişim kurmaktadır. Öğretmeninizle konuşurken, yöneticinizin odasında, bir otobüs durağında ve örneklerini daha çoğaltabileceğimiz, bulunduğumuz bir çok yerde, insanlarla etkileşim de bulunduğumuz her an içinde bilinçli ya da bilinçsiz olarak karşımızdaki insanlarla, sözel olarak kendimizi ifade etmenin ötesinde bedenimizi kullanarak iletişim kurarız. Kişiler arası yüz yüze iletişimde mekan, ses tonlaması, jestler, mimikler, bedenimizin duruşu bizim iletişim çevremizi belirlememizde ve anlamanın ortaya konmasında her zaman için etkili olmuştur. Karşımızdaki insanların içinde bulunduğu durumu anlayabileceğimiz ve insanoğlu tarafından kültürel farklılıklar olsa da aynı anlamları taşıyan( mutluluk, korku, kızgınlık, şaşkınlık vb.) duygusal bilgiyi dışa vurmamızı sağlayan temel hareketler olsa da, kullanılan beden dili açısından farklılık arz etmektedir. Başka bir deyişle, her toplumun kültüründe kullandığı beden dili, kullanım biçimi o kültürün kendine özgüdür. Bu güne kadar beden diline ilişkin yapılan araştırmalar yurt dışı kaynaklı olup kendi kültürlerine uygun bilgiler içermesine rağmen ülkemizde yüz ve beden ifadeleri ile ilgili ve kendi kültürümüzü yansıtan araştırmalar da yapılmıştır. Beden dili bugün pek çok iş alanında d...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÖĞRETMENİN OKULDAKİ BİR GÜNÜ Etkinlik : 1.2 Uygulama Öğretmeni : Öğretmen Adayı : Okul : Gazi Anadolu Meslek ve Meslek Lisesi Sınıf : A1 Tarih : 25.03.2002 YAPILAN İŞ ZAMAN (SAAT) Okula Gelme ve Hazırlık 7:45 1. Ders 8:00- 8:40 2. Ders 8:45- 9.25 3. Ders 9:30-10:10 4. Ders 10:20-11:00 5. Ders 11:05-11:45 6. Ders 11:50-12:30 7. Ders 13:10-13:50 8. Ders 13:55-14:35 9. Ders 14:45-15:25 10. Ders 15:30-16:10 11. Ders 16:15-16:55 Eve Dönüş 17:00 Uygulama öğretmenimiz ile yaptığımız görüşmede, kendisinin Pazartesi günleri İstiklal Marşı nedeniyle okula 7:45 yerine 7:30’da gelidiğini, ayrıca Cuma günleri nöbetinin olduğunu ve bu nedenle okula normalden yarım saat erken gelip yarım saat geç ayrıldığını söyledi. Pazartesi günleri 8:00-8:40, 8:45-9:25 saatleri arasında Çocuk Gelişimi Bölümü’nün bilgisayar derslerine girdiği bu derslerde Windows 98, Word ve Excel anlattığını da öğrendik. Rehber öğretmenimizin 13:10’da başlayıp 13:50’ de biten 7. dersi de vardı. Ama biz öğretmenimizin öğleden sonraki 8-9-10 ve 11. derslerine girdik. Öğretmenimiz, derse öncelikle önceki dersin genel bir tekrarını yaptıktan sonra o günkü işleyeceği konuyu anlatmaya başladı. O günkü konumuz Lojik Kapılar’dı. Öğretmen ilk önce konuyla ilgili temel bilgileri verdikten sonra bunlara ilişkin örnek sorular çözdü. Daha sonra öğrencilere konuyla ilgili sorular yönelterek konuyu pekiştirdi ve öğrencilerin konuyu yeterince anlayıp anlamadığını sınadı. En son derste de bilgisayar laboratuvarına giderek öğrencilerin serbest çalışmalarına izin verdi. Öğrencilerin çoğu internette sörf yapıyordu. Böylelikle öğrencilerin günün yorgunluğunu atmalarını ve derse olan ilgilerin artmasını sağladı. Bilgisayar laboratuvarına gittiğimizde bizde öğretmenin bir günlük aktiviteleri hakkında ondan bilgi aldık. Bize dersleri bittikten sonra 17:00-18:30 arasında okulda öğretmenler için bilgisayar kursu verdiğini, boş derslerinde labaratuvar...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Öğrenen Organizasyonlar Jan Lowe Beşinci Disiplin” adlı kitabında Peter M. Senge, “Öğrenen Organizasyon”un tanımı şöyle yapmıştır; Öğrenen bir organizasyon; İnsanların gerçekten başarmak istedikleri sonuçlara ulaşmak için sürekli olarak kapasitelerini geliştirdiği, yeni ve geliştirici düşünce yöntemlerinin teşvik edildiği, ortak hedeflerin serbest bırakıldığı, insanların sürekli birlikte öğrenme yöntemlerini öğrendiği bir organizasyondur. Kısaca öğrenen bir organizasyon, geleceğini yaratmak için durmaksızın kendini geliştiren bir organizasyondur. Öğrenmenin tanımı Senge öğrenmeyi iki gruba ayırıyor: *Uyumsal öğrenme *Üretken öğrenme Senge, özellikle sistemin özünü oluşturan “üretken öğrenme” adını verdiği kavram üzerinde durur. Üretken öğrenme, uyumsal öğrenmenin daha önce oluştuğunu varsayıyor. Üretken öğrenme, önemsediğimiz herşeyi kapsar; bu şekilde yaratma kapasitemizi artırırız. Üretken öğrenme yeni bir kavram değildir. Örneğin, ilk uçağın icat edilmesinden ilk başarılı ticari hava taşıtına (DC-3) geçilmesinin 30 sene sürmesi, bir üretken öğrenme sürecini gösterir. Beş Disiplin Öğrenen organizasyon gelişiminde aşağıdaki beş disiplin yer alır: 1. Kişisel yetkinlik 2. Zihinsel modeller 3. Ortak vizyon 4. Takımla öğrenme 5. Sistemli düşünme Disiplin, hayata geçirilmek üzere çalışılması ve hakim olunması gereken bir teknik ve teoriler oluşumudur. Bir takım bilgi ve becerileri kazanmak için katedilmesi gerek bir gelişim yoludur. Beş disiplini ayrıntılı olarak incelediğimizde; 1. Kişisel yetkinlik: Kişisel yetkinlik, kişisel gelişim ve öğrenim disiplinidir. Bu bağlamda öğrenme yalnızca daha fazla bilgi istemek anlamına gelmez, hayatımızda yaratmak istediğimiz sonuçlara ulaşma yeteneğimizi arttırmak da demektir. Kişisel yetkinliği yüksek olan kişiler sürekli öğrenirler. Kişisel yetkinlik sahip olunan bir özellikten çok, bir süreç ömür boyu süren bir disiplindir. 2. Zihinsel modeller: Zihinsel modeller hayatın akışı ile ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ZAMANINIZI ŞU ANDA NE KADAR ETKİLİ KULLANABİLİYORSUNUZ? Zamınınızı daha iyi yönetebileceğinize dair planlar yapmadan önce önemli olan, hangi alanlara daha çok zaman ayırmanız gerektiğini bilmektir. En önemli olan alanı başa alıp, ona yönelik çalışmalar yapmak, daha rahat bir uygulama planı hazırlamanıza imkan sunacaktır. Şimdi aşağıdaki soruları okuyarak, “evet” ya da “hayır” şeklinde cevaplayınız. ÖNCELİKLERİNİZ Asli görevinizin ana unsurlarını bildiğinizden emin misiniz? Hayatınızın hangi alanına ne kadar vakit ayırdığınızı biliyor musunuz? Bu yıl içinde, önümüzdeki 3 ve 5 yıl içinde ne yapmak istediğinizi biliyor musunuz? Hangi görevin daha önemli olduğunu rahatlıkla belirleyebiliyor musunuz? Rutin işlere gerektiğinden fazla vakit ayırıyor musunuz? Önemli konulara yönelik düşünce ve planlama faaliyetlerine ayırabilecek yeterli zaman bulabiliyor musunuz? AŞIRI ÇALIŞMA İşin zamanında yapılmasına yönelik stres ve endişe yaşıyor musunuz? Gerçekten yapacak çok işiniz olup olmadığını biliyor musunuz? Çok meşgulken bile ekstra işlere “evet” diyor musunuz? İş uğruna sosyal faaliyetlerinizden vazgeçer misiniz? GÖREVLENDİRME İşleri başkalarına vermektense kendiniz mi yapmayı yeğlersiniz? Belli işleri yapılmak için diğerlerine vermeyi işinizin önemli bir parçası olarak görüyor musunuz? İşin nasıl verilmesi gerektiğini planlıyor musunuz? Verdiğiniz işleri yapan kişiler o iş üzerinde çalışırken onları yetiştirmek ve destek olmak konusunda istekli misiniz? PLANLAMA Ekstra bir iş yapmak için zamanınız olup olmadığından her zaman haberdar mısınız? Eve iş götürüyor musunuz ya da işi bitirmek için geç saatlere kadar işte kalıyor musunuz? Bir gün içinde yapmak zorunda olduğunuz işin hepsini bitirmenin imkansız olduğunu düşündüğünüz oluyor mu? Randevularınıza sık sık geç kalır mısınız? TEKNİKLER İşlerinizi sık sık yarına bırakır mısınız? Bir sohbeti bitirmeyi zor bulduğunuz anlar oluyor mu? Telefon konuşmalarının ya da kişilerin sizi işiniz...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İZAFİYET TEORİSİ Bir atomdan yaklaşık 100.000 kez daha küçük olan ve atomun merkezinde bulunan zerreye atom çekirdeği denir. Çekirdek, kütlesiyle, hatta ondan daha önemlisi çekirdek yükü ile, meydana getirdiği atomun bütün özelliklerini belirler. Günlük yaşamımızı biçimlendiren atomlar birbirleriyle etkileşerek kimyasal maddeleri meydana getiriyor olsalar bile , çekirdeğin çok sağlam olması sebebiyle atomlar değiştirilemezmiş gibi görünürler. Bir çekirdek çok sağlam olmasına karşın yine de parçalanabilir. Atomlar yüksek hızlarla birbiriyle çarpıştıkları zaman, iki çekirdek birbirine çarpabilir, daha sonra ya parçalara ayrılabilir ya da birleşip yeni bir çekirdek meydana getirebilirler. Aynı zamanda çekirdek altı parçacıklar meydana çıkar. Yirminci yüzyılın birinci yarısının yeni fiziği bu parçacıkların sırlarıyla dolu Bu parçacıkların birbirine uyguladığı ve atom çekirdeğini bir arada tutan kuvvetler öylesine güçlü ki, bu parçacıkların çekirdek içinde ve dışında hızları 300.000 km/sn olan ışık hızına yaklaşır. Bu hızlar hesaba katıldığında, on dokuzuncu yüzyıl fizik yasalarının ikinci kez değiştirilmesi yani Einstein’ın özel görelilik teorisini dikkate almamız gerekir. Bu teori de Einstein’ın 1905’te yayımladığı bir teorinin sonucuydu. Einstein’ın başlangıç noktası şuydu : Dış uzayda laboratuarda yapılan bir deney, laboratuarın ne kadar hızlı ve hangi yöne hareket ettiğine bağlı olmayan bir sonuç verir. Bu laboratuarda ışık hızını ölçmeye çalışırsanız bu hızın laboratuarın hızına ve hareket yönüne bağlı olmadığını görürüsünüz. Acayip bir şey! Diyelim bir uzay gemisinin hızı 50.000 km/sn. Uzay gemisinde ışığın hızının bir yönde 350.000 km/sn’ye hıza çıkacağını, öbür yönde ise 250.000 km/ sn’ye düşmesini bekleyebilirsiniz. Dik yönlerde ise normal 3000.000km/sn’den biraz farklı olmasını tahmin edebilirsiniz. Böyle bir deneyin yapılabilmesi için hassas saatlere ve çubuk metrelere ihtiyaç vardır.Bunun da ötesinde, değişik saatlerin birbirlerine...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ÜST BİLİŞ-ÜST BİLİŞ-BİLİŞ ÖTESİ Eski bir Japon masalına göre, kavgacı bir samuray günün birinde bir Zen ustasını cennet ve cehennem kavramlarını açıklamaya davet eder. Ancak rahip onu küçümseyen bir tavırla, "Sen eşeğin tekisin. Senin gibilerine zaman harcayamam," der. Onuru zedelenen samuray, öfkeden köpürerek kılıcını kınından çıkarıp, "Seni bu küstahlığın için öldürebilirim!" diye bağırır. "Işte,"der Zen rahibi sakince, "bu cehennemdir." Samuray, kapıldığı öfkeyi ima eden ustanın doğru sözleri karşısında irkilir ve sakinleşerek kılıcını yerine koyar. Sonra da eğilip, kendisine kazandırdığı içgörü için rahibe teşekkür eder. "İşte bu da cennettir," der rahip. Samurayın nasıl bir sinire kapıldığını birden fark etmesi, duygunun rüzgarına kapılıp gitmekle bunun bilincinde olmak arasındaki önemli farkı sergiliyor. Sokratesin "Kendini bil" öğüdü, duygusal zekânın bu temel taşına, yani kişinin duygularının farkında olabilmesine değinir. İlk bakışta duygularımızın zaten ortada olduğu düşünülebilir, ancak üzerinde daha dikkatlice durduğumuzda, çoğu kez bir şey hakkında ne hissettiğimizi pek hatırlayamadığımızı, ya da hissettiğimiz şeyi olup bitenden sonra fark ettiğimizi görürüz. Psikologlar biraz süslü terimler kullanarak bu tür durumları üstbiliş (metacognition), yani düşünce süreçlerinin farkında olmak ve üsthal (metamood), yani kişinin duygularının farkında olabilmesi, diye adlandırırlar. (Goleman) Üst biliş genel olarak bireyin kendi biliş sistemi, yapısı, çalışması hakkındaki bilgisidir.Bir çok bilim adamı tarafından ele alınmış ve bir çok tanımlama ortaya çıkarılmıştır. Üst biliş kavramı ilk olarak Flavell tarafından kullanılmıştır. Flavell, üstbilişi "Bilişsel fenomen hakkındaki bilgi ve biliş " ; "kişinin kendi bilişsel süreçleri hakkındaki bilgisi ve bu bilginin bilişsel süreçleri kontrol etmek için kullanılması" olarak tanımlamıştır. (Flavell; 1985, s.104) Flavell, biliş üstünün, faklı yaş gruplarındaki öğrencilerin niçin öğrenme görevlerini fark...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İnsanların ortak ve farklı yönleri vardır. Bütün insanların bir düşünme, hissetme ve hareket sistemleri vardır. Bunlar birbiriyle bağlantılı olarak bir bütünlük içinde işler. Ancak bu sistemlerin kapasitesi, işleyişi ve eğilimler bireyden bireye farklıdır. Öğrencilerin gelişim özellikleri, zeka düzeyleri ve alanları, bilme biçimleri, öğrenme biçimleri, öğrenme becerileri, yaratıcılıkları, tutumları, güdülenmişlik düzeyleri ve ben kavramı gibi kişilik özellikleri, öğrencilerin öğrenmelerini etkiler. Dolayısıyla öğretmenin bu özellikleri tanıması, etkili bir öğretim ortamı hazırlamasına yardımcı olacaktır. Öğretmenin diğer kişilik özelliklerinin yanı sıra özellikle öğrencilerinin zeka düzeyleri ve alanlarını tanıması öğretimin kalitesini olumlu yönde etkiler. Doğal olarak öğretmenin bu tanıma işlevini en iyi biçimde yerine getirilebilmesi, öncelikle onun zeka konusundaki bilgisinin derinliğine bağlıdır. Zeka, bireyler arasındaki farkı belirleyen, zihinsel gelişimle ilgili önemli bir özelliktir. Zeka soyut bir kavramdır ve testler aracılığıyla ölçülür. IQ bireyin standart zeka testinden aldığı puanın takvim yaşına bölünmesiyle elde edilir. Bu da bireyin zeka düzeyini gösterir. Zekanın ölçülmesi girişimi, ilk olarak Galton (1822-1911) tarafından gerçekleştirilmiştir. Buna göre zeka, bilgileri yapısallaştırma ve kullanma anlamında ele alınmıştır. Daha sonra Binet tarafından geliştirilen zeka ölçeği, Standford Üniversitesi’nde Terman tarafından adapte edilmiş ve 1916’da Standford-Binet testi olarak adlandırılmıştır. Wechsler yetişkinler için WAIS(1939), çocuklar içinse WISCE(1949) adında iki ayrı ölçek geliştirmiş ve daha sonra bunları tekrar ele alarak 1974’te çocuklar için olan ölçeği, 1980’de de yetişkinler için hazırlamış olduğu ölçeği, düzenlemiştir. Aslında bu ölçekler, temelde Binet’in geliştirdiği ölçek türünde ve onun gelişmiş biçimidir. Sonuç olarak bu ölçekler, öğrenmeye dayalı olmasına rağmen zekayı kuramsal olarak ele almamışlardır. İlk kez zekayı kura...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
YILDIRIM OLUSUMU ARAÇ VE GEREÇLER: Büyük bir yorgan iğnesi veya uzun bir çivi, balon, yün kumaş veiçi toprak dolu saksı, üçayak, demir çubuk ve bağlama parçası DENEYİN YAPILISI: Saksının içindeki toprağın nemli olmasını sağlayınız. Yorgan iğnesini yarıya kadar toprağa gömünüz. Balonu şişirerek yün kumaşa sürtünüz. Balonu iğnenin ucuna dokundurmadan yaklaştırınız. Balon İle iğne arasında, çatırdayarak ses çıkaran kıvılcım atlamasını görebiliyor musunuz? DENEYIN SONUCU: Sürtünen balon (-) yük kazanır. Elektrik yüklü balon, iğnenin ucuna yaklaşınca, iğnenin ucunun, etkiyle (+) elektrik yüklenmesini sağlar. (+) ve (-) yükler arasında bir kıvılcım atlaması görülür. Bu esnada bir çatırdama sesi duyarız. Parmağımızı televizyon ekranına yaklaştırdığımızda da kıvılcım atlamasını görebiliriz. ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 2 FUSULİNİDAE FAMİLYASI 3 Fusulinid Kavkı Tipleri 5 1. Profusulinellid Tip 5 2. Fusulinellid Tip 5 3. Schwagerinid Tip 6 Fusulinidae Familyası’nda Gelişen Farklılıklar 7 1. Kavkı şeklindeki değişiklikler 7 2. Kavkı büyüklüğü 7 3. Kavkı yapısındaki gelişme 8 4. Bölmeler 8 Cins: Millerella (Alt Karbonifer- Üst Karbonifer: Millerella Zonu) 8 Cins: Stafella (Üst Karbonifer- Permiyen) 9 Cins: Profusulinella (Orta Karbonifer) 9 Cins: Fusulinella (Orta Karbonifer) 9 Cins: Fusulina (Orta ve Üst Karbonifer) 9 Cins: Triticites (Üst karbonifer- Alt Permiyen) 10 Cins: Pseudoschwagerina (Alt Permiyen) 10 Cins: Schwagerina (Permiyen) 10 Cins: Parafusulina (Permiyen) 10 Cins: Polydiexodina (Üst Permiyen) 11 Cins: Verbeekina (Üst Permiyen) 11 Cins: Neoschwagerina (Üst Permiyen) 11 Cins: Yabeina (Üst Permiyen) 12 Cins: Doliolina 12 Cins: Sumatrina 12 Cins: Schubertella 12 Cins: Orobia 12 ŞEKİLLER VE TABLOLAR 14 KAYNAKÇA 24 ÖNSÖZ Bu projede; Paleontoloji’ deki Omurgasız Fosiller bölümüne ait, Filum: Protozoa (Tek Hücreliler) içindeki Foraminifer’ lerde yer alan Fusulinidae Familyasını geniş bir biçimde ,incelemeye çalıştım. Genel yapı itibariyle; Fusulinidae Familyası’ nın genel özelliklerini, Fusulinid kavkı tiplerini, bu familyada gelişen farklılıkları, fosil türlerinin yapılarını ve Fusulinidae Familyası’ na ait olan bazı fosil cinslerini anlattım. Tabi ki bu konulara değinirken, konularla ilgili şekil ve tabloları da göz önünde bulundurarak, bu familyayı daha ayrıntılı biçimde tanımaya çalıştım. Bu bölümle alakalı çeşitli kaynaklar araştırıp bularak ve bu kaynaklardan yararlanmak üzere bu projeyi tamamladım. Tüm bunların ışığı altında Fusulinidae Familyası hakkında çeşitli bilgiler edinerek projeye aktardım. FUSULİNİDAE FAMİLYASI (HAYVANLAR ALEMİ’NİN PROTOZOA FİLUM’UNA AİT) Fusulinler gözle görülebilen büyüklükte, oldukça iri ve serbest, çoğunlukla iğ şeklinde, bazen küre, mercek, disk v...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1 5 1. KALİTE’NİN TANIMI, EVRELERİ VE TARİHÇESİ 5 1.1. Kalitenin Tanımı 5 1.2. Kalitenin Evreleri ve Tarihçesi 7 1.2.1. Muayene Evresi 7 1.2.2. Kalite Kontrol Evresi 9 1.2.3. Kalite Güvencesi ve Toplam Kalite Evresi 11 BÖLÜM 2 13 2. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ FELSEFESİ VE TEMEL KAVRAMLAR 13 2. 1. Temel Yaklaşım ve Toplam Kalite Yönetimi 13 2.2. TEMEL KAVRAMLAR 17 2.2.1. İç Müşteri Kavramı 17 2.2.2. Dış Müşteri Kavramı 19 2.2.3. Müşteri Tatmini 19 2.3. Kalitenin Boyutları 22 2.3.1. Gerçek Kalite Karakteristiği 24 2. 4. Kalite ve Rekabet İlişkisi 29 2. 5. Kalite ve Verimlilik İlişkisi 31 2. 6. Kalite ve Maliyet İlişkisi 34 2. 6. 1. Uygunluk Kalitesi – Maliyet İlişkisi 37 2. 6. 2. Gerçek Kalite – Maliyet İlişkisi 40 2. 7. 1. Kalite Maliyeti Elemanlarının Tanımı 42 2. 8. Kalite ve Strateji İlişkisi 49 BÖLÜM 3 51 3. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ’NİN ÖĞELERİ 51 3. 1. Müşteri Odaklılık 51 3. 2. Önce İnsan Anlayışı 52 3. 2. 1. Klasik Yönetim ve Toplam Kalite Yönetimi 54 3. 3. Tam Katılım 56 3. 4. Sürekli İyileştirme 58 3. 5. Ekip Çalışması 58 BÖLÜM 4 60 4. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ VE KALİTE YAKLAŞIMLARI 60 4. 1. DEMİNG’ in Kalite Yaklaşımı 60 4.2. Joseph M. Juranın Kalite Yaklaşımı 66 4.3. Arnold V. Feigenbaumun Kalite Yaklaşımı 69 4.4. Kaoru ISHIKAWA’nın Kalite Yaklaşımı 74 4.5. Phil CROSBY’nin Kalite Yaklaşımı 80 4.6. Peter DRUCKER’in Kalite Anlayışı 85 4.7. Genichi TAGUCHİ’nin Kalite Anlayışı 86 4.8. Charles B. HANDY’nin Kalite Anlayışı 87 4.9. Tom J. PETERS’in Kalite Anlayışı 88 4.10. Garvin’in Kalite Anlayışı 90 KAYNAKÇA………………………………………………………………………….…..92 BÖLÜM 1 1. KALİTE’NİN TANIMI, EVRELERİ VE TARİHÇESİ 1.1. Kalitenin Tanımı Kalite kavramı günümüzde yaşamın her aşamasında kullanılmasına rağmen herkesin genel olarak uzlaşacağı bir kalite tanımı yapılması neredeyse imkansızdır. Kaliteli mal ile çoğu kez pahalı olan, dayanıklı ve üstün niteliklere sahip mal ifade edilmektedir. Bu da...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İÇİNDEKİLER Araştırma yöntemleri Bilimsel Araştırma Nasıl Yapılır Konu Seçimi Konuyu Sınırlandırma Araştırmanın Tezi (Tez Cümlesi Kurma) Araştırma Metodunun Belirlenmesi Taslak Plan Hazırlanması Geçici Bibliyografya Hazırlamak Not Alma Veri İşleme ve Tezi Gözden Geçirme Fikri Mülkiyet Haklarının Korunması Bilgi Kaynakları Kütüphanalerden Yararlanma Internetten Yararlanma Araştırma Raporu Yazımı Araştırma Raporunun Biçimsel Yapısı Ön Kısım Başlık İthaf Önsöz İçindekiler Tablo Listeleri Kısaltmalar Listesi Özet Metin Kısmı Son Kısım Araştırma Metninin Biçim Kuralları Dipnotlu Kaynak Gösterme Yöntemi Kaynak Göstermede Amaç Kaynak Göstermeyi Gerektiren Bilgiler Kaynak Göstermede Dipnotu İlkeleri Dipnot Yazım Kuralları Bibliyografya Hazırlama ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
YAPAY ZEKAGünümüzde salt bilgisayar destekli öğretim yerini zeki öğretim sistemlerine bırakmaktadır. Bugüne değin bu alanda pek çok çalışma yapılmış olmasına karşın, günün değişen gereksinimleri yeni çalışmaların ve bu çalışmaların günlük hayata aktarılmasını zorunlu kılmaktadır. Temel ZÖS mimarileri de söz konusu değişimlerden payını almakla beraber genel esasları itibariyle şu an için belirgindir. Uzman sistemlerin yaygınlaşması ZÖS’nin gelişiminde yararlı olacaktır.
YAPAY SİNİR AĞLARI 2002-GÜZ DÖNEMİ 1. ÖDEVİ SORU 1: Doğal biyolojik nöronun öğelerini inceleyin. Bu öğelerin yapay nöronlarda nelere denk geldiğini açıklayın. Örneğin, yapay nörondaki ağırlık (weight) doğal nöronda neye denk gelmektedir? İnceleme için literatür ve internet kullanın ve cevabınızı bir rapor şekline getirin. CEVAP1(TANIM1): 2. YAPAY SİNİR AĞLARI (YAPAY VE BİYOLOJİK NÖRONLAR) Canlı hücrelerin en önemli özelliği, kimyevi potansiyel enerjiyi kendi organize yapılarını korumak için gerekli diğer enerji şekillerine çevirebilmeleridir. Her hücre entropisinin artmasına yani dağılmasına mani olmak için enerji sarf etmek zorundadır. Çevredeki değişiklikleri, bunların kendi üzerine tesir derecesini, yani, düzenini, dengesini, biyolojik deyimiyle homeostasis’ ini ne dereceye kadar bozabileceğini bilmesi, gerekli ayarlamaları yapması, bu ayarlamaların da ne dereceye kadar hedefe uygun olduğunu ölçmesi ve gereken düzeltmelerde bulunması, kısaca çevreye uyumunu sağlaması, canlılığını devam ettirebilmesi için bir “Haber Alma- Karar Verme- İcra” sistemine ihtiyaç vardır. İşte sinir sistemi denilen fevkalade farklılaşmış canlı doku bu önemli vazifeyi yerine getirmektedir. Bu nedenlerle bilim adamları beynin yaptığı bu işlemleri yapabilecek bilgisayarlar ve neticede robotlar yapmak için yapay zeka konusunda çalışmaya başlamışlardır. Bilgisayar teknolojisinin günümüze kadar ki aşamalarında da görülen hep daha mükemmele ulaşma arzusudur. Bilim adamları vardıkları mükemmeliyetin son noktasını hep tabiatta bulmuş ve kendilerine tabiatta var olanları örnek olarak seçmişlerdir. İşte bilgisayar teknolojisinde de ulaşılmak istenen nokta insan beyninin gerçekleştirdiği fonksiyonları ve işlevleri yerine getirebilen bir yazılım ortaya koymaktır. Bunun başlıca nedeni insan beyninin; düşünme, var olan bilgi ve tecrübelerden sonuç çıkarma, karar verme gibi işlemleri yerine getirebilmesi ve bunları mili hatta nano saniyeler mertebesinde gerçekleştirme becerisidir. Yapay sini...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İ Ç İ N D E K İ L E R BİLİM NEDİR ? * TDK sözlüğünde bilim şöyle tanımlanıyor: * İnsan doğaya egemen olmak ister! * Bilim neyle uğraşır? * Bilimin gücü * Bilimsel Bilginin Özellikleri * Bilimin Değeri * Bilim üç bakımdan değerlidir : * Bilim Tarihi Nedir ? * Bilimsel yöntem ESKİÇAĞDA BİLİM A. Çinde Bilim B. Hindistanda Bilim C. Orta Asyada Bilim D. Mısırda Bilim E. Mezopotamyada Bilim F. Anadoluda Bilim YUNANLILAR DÖNEMİNDE BİLİM Hellenik Çağda Bilim a. Doğa ve Bilgi Felsefesi * Aristoteles * Milet Okulu * Homeros * Parmenides * Platon * Sokrates * Thales * Zenon b. Matematik c. Astronomi d. Coğrafya e. Tıp f. Teknik Hellenistik Çağda Bilim a. Doğa ve Bilgi Felsefesi b. Matematik c. Astronomi *Aristarkus d. Fizik e. Biyoloji * Herophilos g. Coğrafya *Archimedes ROMALILAR DÖNEMİNDE BİLİM Doğa ve Bilgi Felsefesi Matematik Astronomi *Batlamyus Fizik Coğrafya Tıp Teknik ORTAÇAĞDA BİLİM A. Ortaçağ Hıristiyan Dünyasında Bilim 1. Erken Ortaçağ 2. Yüksek Ortaçağ *Üniversitelerin Kuruluşu *Fransisken ve Dominiken Tarikatları *On İkinci Yüzyıl Rönesansının Doğuşu ve Etkileri 3. Geç Ortaçağ a. Doğa ve Bilgi Felsefesi *Albertus Magnus * Thomas Aquinas * Johannes Kepler b. Tıp B. Ortaçağ İslâm Dünyasında Bilim a. Doğa ve Bilgi Felsefesi * Fârâbî * İbn Haldûn * İbn Rüşd * İbn Sînâ * Yusuf Has Hâcib b. Matematik c. Astronomi d. Fizik e. Kimya f. Biyoloji g. Coğrafya h. Tıp * Ali ibn Abbâs l. Tarih YENİÇAĞDA BİLİM A. Yeniden Doğuş (Rönesans) Döneminde Bilim (On Beşinci Yüzyıl ve On Altıncı Yüzyıl) a.Doğa ve Bilgi Felsefesi *Francis Bacon b.Matematik c. Astronomi *Kopernik *Tycho Brahe d.Fizik e.Biyoloji f. Tıp Teknik B. On Yedinci Yüzyılda Bilim (Bilimsel Devrim) a.Doğa ve Bilgi Felsefesi * Descartes b. Matematik c. Astronomi * Sir Isaac Newton *GALİLEO GALİLEİ (1564-1642) ( Ek1) d. Fizik e. K...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İ Ç İ N D E K İ L E R BİLİM NEDİR ? * TDK sözlüğünde bilim şöyle tanımlanıyor: * İnsan doğaya egemen olmak ister! * Bilim neyle uğraşır? * Bilimin gücü * Bilimsel Bilginin Özellikleri * Bilimin Değeri * Bilim üç bakımdan değerlidir : * Bilim Tarihi Nedir ? * Bilimsel yöntem ESKİÇAĞDA BİLİM A. Çinde Bilim B. Hindistanda Bilim C. Orta Asyada Bilim D. Mısırda Bilim E. Mezopotamyada Bilim F. Anadoluda Bilim YUNANLILAR DÖNEMİNDE BİLİM Hellenik Çağda Bilim a. Doğa ve Bilgi Felsefesi * Aristoteles * Milet Okulu * Homeros * Parmenides * Platon * Sokrates * Thales * Zenon b. Matematik c. Astronomi d. Coğrafya e. Tıp f. Teknik Hellenistik Çağda Bilim a. Doğa ve Bilgi Felsefesi b. Matematik c. Astronomi *Aristarkus d. Fizik e. Biyoloji * Herophilos g. Coğrafya *Archimedes ROMALILAR DÖNEMİNDE BİLİM Doğa ve Bilgi Felsefesi Matematik Astronomi *Batlamyus Fizik Coğrafya Tıp Teknik ORTAÇAĞDA BİLİM A. Ortaçağ Hıristiyan Dünyasında Bilim 1. Erken Ortaçağ 2. Yüksek Ortaçağ *Üniversitelerin Kuruluşu *Fransisken ve Dominiken Tarikatları *On İkinci Yüzyıl Rönesansının Doğuşu ve Etkileri 3. Geç Ortaçağ a. Doğa ve Bilgi Felsefesi *Albertus Magnus * Thomas Aquinas * Johannes Kepler b. Tıp B. Ortaçağ İslâm Dünyasında Bilim a. Doğa ve Bilgi Felsefesi * Fârâbî * İbn Haldûn * İbn Rüşd * İbn Sînâ * Yusuf Has Hâcib b. Matematik c. Astronomi d. Fizik e. Kimya f. Biyoloji g. Coğrafya h. Tıp * Ali ibn Abbâs l. Tarih YENİÇAĞDA BİLİM A. Yeniden Doğuş (Rönesans) Döneminde Bilim (On Beşinci Yüzyıl ve On Altıncı Yüzyıl) a.Doğa ve Bilgi Felsefesi *Francis Bacon b.Matematik c. Astronomi *Kopernik *Tycho Brahe d.Fizik e.Biyoloji f. Tıp Teknik B. On Yedinci Yüzyılda Bilim (Bilimsel Devrim) a.Doğa ve Bilgi Felsefesi * Descartes b. Matematik c. Astronomi * Sir Isaac Newton *GALİLEO GALİLEİ (1564-1642) ( Ek1) d. Fizik e. K...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İ Ç İ N D E K İ L E R BİLİM NEDİR ? * TDK sözlüğünde bilim şöyle tanımlanıyor: * İnsan doğaya egemen olmak ister! * Bilim neyle uğraşır? * Bilimin gücü * Bilimsel Bilginin Özellikleri * Bilimin Değeri * Bilim üç bakımdan değerlidir : * Bilim Tarihi Nedir ? * Bilimsel yöntem ESKİÇAĞDA BİLİM A. Çinde Bilim B. Hindistanda Bilim C. Orta Asyada Bilim D. Mısırda Bilim E. Mezopotamyada Bilim F. Anadoluda Bilim YUNANLILAR DÖNEMİNDE BİLİM Hellenik Çağda Bilim a. Doğa ve Bilgi Felsefesi * Aristoteles * Milet Okulu * Homeros * Parmenides * Platon * Sokrates * Thales * Zenon b. Matematik c. Astronomi d. Coğrafya e. Tıp f. Teknik Hellenistik Çağda Bilim a. Doğa ve Bilgi Felsefesi b. Matematik c. Astronomi *Aristarkus d. Fizik e. Biyoloji * Herophilos g. Coğrafya *Archimedes ROMALILAR DÖNEMİNDE BİLİM Doğa ve Bilgi Felsefesi Matematik Astronomi *Batlamyus Fizik Coğrafya Tıp Teknik ORTAÇAĞDA BİLİM A. Ortaçağ Hıristiyan Dünyasında Bilim 1. Erken Ortaçağ 2. Yüksek Ortaçağ *Üniversitelerin Kuruluşu *Fransisken ve Dominiken Tarikatları *On İkinci Yüzyıl Rönesansının Doğuşu ve Etkileri 3. Geç Ortaçağ a. Doğa ve Bilgi Felsefesi *Albertus Magnus * Thomas Aquinas * Johannes Kepler b. Tıp B. Ortaçağ İslâm Dünyasında Bilim a. Doğa ve Bilgi Felsefesi * Fârâbî * İbn Haldûn * İbn Rüşd * İbn Sînâ * Yusuf Has Hâcib b. Matematik c. Astronomi d. Fizik e. Kimya f. Biyoloji g. Coğrafya h. Tıp * Ali ibn Abbâs l. Tarih YENİÇAĞDA BİLİM A. Yeniden Doğuş (Rönesans) Döneminde Bilim (On Beşinci Yüzyıl ve On Altıncı Yüzyıl) a.Doğa ve Bilgi Felsefesi *Francis Bacon b.Matematik c. Astronomi *Kopernik *Tycho Brahe d.Fizik e.Biyoloji f. Tıp Teknik B. On Yedinci Yüzyılda Bilim (Bilimsel Devrim) a.Doğa ve Bilgi Felsefesi * Descartes b. Matematik c. Astronomi * Sir Isaac Newton *GALİLEO GALİLEİ (1564-1642) ( Ek1) d. Fizik e. K...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İ Ç İ N D E K İ L E R BİLİM NEDİR ? * TDK sözlüğünde bilim şöyle tanımlanıyor: * İnsan doğaya egemen olmak ister! * Bilim neyle uğraşır? * Bilimin gücü * Bilimsel Bilginin Özellikleri * Bilimin Değeri * Bilim üç bakımdan değerlidir : * Bilim Tarihi Nedir ? * Bilimsel yöntem ESKİÇAĞDA BİLİM A. Çinde Bilim B. Hindistanda Bilim C. Orta Asyada Bilim D. Mısırda Bilim E. Mezopotamyada Bilim F. Anadoluda Bilim YUNANLILAR DÖNEMİNDE BİLİM Hellenik Çağda Bilim a. Doğa ve Bilgi Felsefesi * Aristoteles * Milet Okulu * Homeros * Parmenides * Platon * Sokrates * Thales * Zenon b. Matematik c. Astronomi d. Coğrafya e. Tıp f. Teknik Hellenistik Çağda Bilim a. Doğa ve Bilgi Felsefesi b. Matematik c. Astronomi *Aristarkus d. Fizik e. Biyoloji * Herophilos g. Coğrafya *Archimedes ROMALILAR DÖNEMİNDE BİLİM Doğa ve Bilgi Felsefesi Matematik Astronomi *Batlamyus Fizik Coğrafya Tıp Teknik ORTAÇAĞDA BİLİM A. Ortaçağ Hıristiyan Dünyasında Bilim 1. Erken Ortaçağ 2. Yüksek Ortaçağ *Üniversitelerin Kuruluşu *Fransisken ve Dominiken Tarikatları *On İkinci Yüzyıl Rönesansının Doğuşu ve Etkileri 3. Geç Ortaçağ a. Doğa ve Bilgi Felsefesi *Albertus Magnus * Thomas Aquinas * Johannes Kepler b. Tıp B. Ortaçağ İslâm Dünyasında Bilim a. Doğa ve Bilgi Felsefesi * Fârâbî * İbn Haldûn * İbn Rüşd * İbn Sînâ * Yusuf Has Hâcib b. Matematik c. Astronomi d. Fizik e. Kimya f. Biyoloji g. Coğrafya h. Tıp * Ali ibn Abbâs l. Tarih YENİÇAĞDA BİLİM A. Yeniden Doğuş (Rönesans) Döneminde Bilim (On Beşinci Yüzyıl ve On Altıncı Yüzyıl) a.Doğa ve Bilgi Felsefesi *Francis Bacon b.Matematik c. Astronomi *Kopernik *Tycho Brahe d.Fizik e.Biyoloji f. Tıp Teknik B. On Yedinci Yüzyılda Bilim (Bilimsel Devrim) a.Doğa ve Bilgi Felsefesi * Descartes b. Matematik c. Astronomi * Sir Isaac Newton *GALİLEO GALİLEİ (1564-1642) ( Ek1) d. Fizik e. K...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
What is TCP/IP? Copyright (C) 1987, Charles L. Hedrick. Anyone may reproduce this document, in whole or in part, provided that: (1) any copy or republication of the entire document must show Rutgers University as the source, and must include this notice; and (2) any other use of this material must reference this manual and Rutgers University, and the fact that the material is copyright by Charles Hedrick and is used by permission. TCP/IP is a set of protocols developed to allow cooperating computers to share resources across a network. It was developed by a community of researchers centered around the ARPAnet. Certainly the ARPAnet is the best-known TCP/IP network. However as of June, 87, at least 130 different vendors had products that support TCP/IP, and thousands of networks of all kinds use it. First some basic definitions. The most accurate name for the set of protocols we are describing is the "Internet protocol suite". TCP and IP are two of the protocols in this suite. (They will be described below.) Because TCP and IP are the best known of the protocols, it has become common to use the term TCP/IP or IP/TCP to refer to the whole family. It is probably not worth fighting this habit. However this can lead to some oddities. For example, I find myself talking about NFS as being based on TCP/IP, even though it doesnt use TCP at all. (It does use IP. But it uses an alternative protocol, UDP, instead of TCP. All of this alphabet soup will be unscrambled in the following pages.) The Internet is a collection of networks, including the Arpanet, NSFnet, regional networks such as NYsernet, local networks at a number of University and research institutions, and a number of military networks. The term "Internet" applies to this entire set of networks. The subset of them that is managed by the Department of Defense is referred to as the "DDN" (Defense Data Network). This includes some research-oriented networks, such as the Arpanet, as well as more strictly militar...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
What is an Object Oriented Database? Object Oriented Databases (ODBMS) store data together with the appropriate methods for accessing it i.e. encapsulation. Relational databases " hammer the world flat" by normalisation. Relational database of a cat: Object-oriented database of a cat: This enables: complex data types to be stored (e.g. CAD applications) a wide range of data types in the same database (e.g. multimedia applications) easier to follow objects through time (e.g. "evolutionary applications") Applications The first areas where ODBMS were widely used were: CASE CAD CAM Increasingly now used in: telecommunications healthcare finance multimedia text/document/quality management These are the next-generation applications" where traditional IT methods have often not impacted. For example, it has been estimated that up to 90% of the data held in businesses is still paper-based, because a large amount of data is not record oriented. History of Databases file systems (1950s) store data after process created it has ceased to exist hierarchical/ network (1960s) concurrency recovery fast access complex structures relational (1970-80s) more reliability less redundancy more flexibility multiple views ODBMS (1990s) better simulation more (and complex) data types more relationships (e.g. aggregation, specialisation) single language for database AND programming better versioning no reconstruction of objects other OO advantages (reuse, inheritance etc.) How do ODBMS Work? Example: Relational Model of Student-Course Relationship STUDENT Student# StudentName Address 1 jane jones 6 The High Street 2 brian brown 104 Park Avenue 3 clara clarke 97 Gilmore Street 4 sally smith 68 Lemon Grove 5 tom taylor 53 London Road STUDIES Student# Course# 1 C1 2 T2 3 T2 4 Q9 5 ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
VÜCUDUMUZU TANIYALIM TEST:1 CEVAP ANAHTARI Adı soyadı : ...../10/1999 No : DOĞRU: Sınıfı : YANLIŞ : NOTU : 1-Omurgamızda hangi kemik türü vardır? A)Uzun B)Oval C)Kısa D)Yassı 2-Düz (beyaz) kaslarla ilgili verilen bilgilerden hangisi doğrudur? A)İsteğimiz dışında hareket eder. C)Kemiğin aşınmasını önler. B)Kalbin yapısında bulunur. D)Kol ve bacaklarda bulunur. 3-Omurganın içinde ne bulunur? A)Kaburga B)Omurilik C)Omur D)Bel kemiği 4-Aşağıdakilerden hangisinde verilen kemikler birbirine oynar eklemle bağlanmıştır? A)Kalça-Uyluk B)Baldır-Kaval C)Kaburga-Göğüs D)Omur-Kaburga 5-Bir oynar eklemde iki kemik arasında bulunan "kaygan sıvı"nın görevi nedir? A)Vücut için gerekli kanı yapmak B)Sürtünmeyi azaltarak kemiklerin hareketini kolaylaştırmak. C)İki kemiğin birbirinden ayrılmasını önlemek. D)Eklemli iki kemikten birinin kırılmasını önlemek. 6-Aşağıdakilerden hangisinde bulunan kas çeşidi diğerlerinden farklıdır? A)İnce bağırsakta B)Boyunda C)Kolda D)Alt çenede 7-Hangisi temel besindir? A)Hayvansal B)Madensel C)Bitkisel D)Hepsi 8-Limon,domates,portakal,yeşil salata,hangi vitamin bakımından zengindir? A)B B)C C)D D)A 9-İnsan vücudunda hangi madde oranı çoktur? A)Madensel maddeler B)Su C)Protein D)Yağ 10-Aşağıdakilerden hangisi enerji veren besindir? A)Vitamin B)Su C)Madensel tuz D)Yağ 11-Hayvansal besinlerde,hangisi bulunmaz. A)Protein B)Yağ C)Nişasta D)Su 12-Aşağıdaki besinlerden hangisi onarıcıdır? A)Vitamin B)Protein C)Yağ D)Şeker 13-Gelişme ve büyüme çağında bulunan bir insanın en fazla ihtiyaç duyduğu besin çeşidi hangisidir? A)Madensel tuzlar B)Proteinler C)Karbonhidratlar D)Yağlar 14-Vücudumuz enerjiyi nereden sağlar? A)Mideden B)Kaslardan C)Besinlerden D)Kemiklerden 15-Hangi olay sonucunda besinlerden enerji sağlarız? A)Sindirim B)Solunum C)Dolaşım D)Boşaltım 16-Aşağıdakilerden hangisi karaciğerin görevlerindendir? A)Öd(...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
TÜRKİYE DE TEMEL FEN VE TIP BİLİMLERİNİN BUGÜNÜ VE YARINI Hiç şüphesiz çağımız temel fen bilimlerinin yani fizik, kimya, biyoloji, temel tıp bilimleri, jeoloji ve matematiğin damgasını taşımaktadır. Son yüzyılda insanlığa maddi refahı ve hemen her türlü modern ihtiyaç vasıtalarını sağlayan şey temel fen bilimleri alanındaki gelişmelerdir. Teknolojideki gelişmenin temelinde fen bilimleri yer almaktadır. Endüstrinin doğması, büyümesi, ürün verip gelişmesi ancak ve ancak yeterli temel fen bilimleri potansiyelinin varlığına bağlıdır. Baş döndürücü bütün mekanik-optik ve elektronik araçların icadı bunların yeniden yapılması, geliştirilmesi, kullanılması ve bakımı ile ilgili pratik meslekler temel fizik, kimya ve matematik bilgisinin tatbikat sahasındaki uzantılarıdır. Ziraat mühendisliği, veterinerlik, eczacılık, dişçilik ve nihayet revaçta olan tıp bilimlerinin temelinde biyoloji ve biyolojinin bir parçası olan temel sağlık bilimleri vardır. Çeşitli ülkelerde yıllarca araştırma laboratuarlarında ömür tüketen yüksek merak sahibi temel fencilerin elde ettikleri sonuçlar olmasaydı tatbiki bilim ve mesleklerin bugünkü ileri seviyeye yükselmeleri mümkün olmazdı. Süper endüstri çağını yaşayan ülkelere bakınız : Buralarda icat edici, tespit edici ve yol gösterici hep temel fencilerdir. Onları, balı yapan fedakâr arıya, tatbikatçıları da yapılı balı kullanan ve değerlendiren arıcıya benzetebilir. İsrail Bilim Bakanı G.PATT diyor ki "Temel bilimler, temel araştırmalar olmasaydı yeni ve yeterli tatbiki araştırmalar ve orijinal ürünler olmazdı. Eğer biz endüstrimizi, başkalarından alınacak ithal araştırmaların üzerine bina edersek diğer milletlerle rekabet edemeyiz". (Nature 314,571, 1985). Günümüzde bir ülkenin kendi kaderini kendisinin tayin edebilmesi, yaşadığı toprakları koruyabilmesi ve geleceğe güvenle bakabilmesi için bütün madde güçlerin özünü meydana getiren temel fen bilimleri alanında ilerlemesi gerekir. Bugün Türkiye için temel fencilerin yer...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Türksat 2A’dan dünya rekoru Henüz fırlatılmamasına rağmen doluluk oran %90’ı bulan Avrupa’nın en büyük uydusu, kesintisiz ve hızlı internet erişimi için de kullanılacak Alptürk, 15 yıllık ömrü bulunan uydunun, 20 Kasım’da fırlatılmaya hazır hale geleceğini, 28 Kasım olarak belirlenen fırlatılma tarihinin ARIENE füzesinin durumuna göre daha öne alınabileceğini ifade etti. Uydunun, Türksat 1C uydusu ile aynı koordinata, yani 42 derece doğu boylamına atılacağını, bu nedenle, gerektiğinde bu uyduya yedeklik yapabileceğini belirten Alptürk, şöyle konuştu: “Türksat 2A, Güney Amerika’daki Fransız Guyanası’ndaki Kourou üssünden, Arienspace tesislerinden fırlatılacak. 36 bin kilometre mesafede yörüngesine oturacak. Türksat 2A’yı taşıyacak ARIANE füzesinin götürmesi gereken başka bir uydu var. Onun atılması gecikirse Türksat 2A, 28 Kasım yerine 20 Kasım’da atılacak.” ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Türkiyede Yüzyilin en önemli olaylari: (1900-1919) 2. Mesrutiyet (23 Temmuz 1908) Rumeli ordusunun 10 Temmuz 1908de ayaklanmasi ve Istanbula dogru harekete geçeceginin ögrenilmesi üzerine Padisah Abdülhamit 2. Mesrutiyeti ilan etti. 31 Mart Vakasi (13 Nisan 1909) Mesrutiyetten rahatsiz olan gericilerin Istanbulda baslattigi ayaklanmayi bastirmak üzere Rumeli ordusu harekete geçti. Ayaklanma girisimi bastirildi. Kandilli Rasathanesi (1911) Rasathane-i Amire Mehmet Fatih Gökmen tarafindan Kandilli Rasathanesi kuruldu. Babiali Baskini (23 Ocak 1913) Ittihatçilar tarafindan düzenlenen "Babiali Baskini" esnasinda Sadrazam Mahmut Sevket Pasa öldürülmüs olup, bir tür hükümet darbesi niteligindedir. Bu olayla birlikte Ittihatçilar fiilen yönetimi ele geçirmistir. 1. Dünya Savasi (1914-1918) Avusturya veliahtinin Bosnada ugradigi suikast sonucu baslayan 1. Dünya savasina Ingiltere, Fransa, Rusya, Italya, "Itilaf Devletleri" olarak, Almanya, Avusturya,Macaristan, Bulgaristan ve Osmanli Devleti "ittifak Devletleri" olarak katildilar. 1918de biten savastan Osmanli devleti teslim olmus, emperyalistlerin masasinda paylasilmis olarak çikti. Mondros Müterakesi (30 Ekim 1918) Osmanli devletinin agir teslimiyet kosullarini kabul ettigi anlasma. Bu mütareke ile Osmanli topraklari isgal güçlerince paylasilabilecek ve Osmanli ordusu fiilen dagitilacakti. Istanbulun isgali (15 Mart 1919) Istanbula Ingiliz askerleri tarafindan asker çikartildigi gün. Meclisi Mebusanda direnis yanlisi mebuslar ve bazi aydinlar tutuklandi. Istanbulun en kara günleri olarak tarihe geçti. Padisah eli kolu bagli kaldi. Mustafa Kemalin müfettislige atanmasi (30 Nisan 1919) Mustafa Kemal, Anadoludaki isyanlari ve Osmanli ordusunun tasviyesini yerinde izlemek amaciyla, Istanbul yetkilileri tarafindan "ordu müfettisligi"ne atandi. Bu Mustafa Kemalin uzun süredir bekledigi firsatti. Atatürkün Samsuna çikisi (19 Mayis 1919) 16 Mayis 1919da, Istanbuldan tarihi "Bandirm...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
TÜMDENGELİMTarihsel Gelişim: “Tümdengelim” yöntemi mantıkta, bir yada daha fazla öncülden zorunlu olarak sonucun çıkarılmasıdır ve tümelle tikel (genelle özel) arasında sıkı bir ilişki gören ve bu ilişkiyi en doğru olarak ortaya koymanın yollarını araştıran Aristotales’in buluşudur. Aristotales, antikçağ Yunan düşüncesinde çağdaş anlamıyla ilk bilgindir. Kendisinden önce bütün bilgileri toplamış, iç içe geçmiş olanları birbirinden ayırmış, sınıflandırmış, eleştirmiş ve bütünlemeye çalışmıştır. Özellikle sonradan Metafizik adı verilen Prote Filosofia (İlk felsefe) adlı yapıtı Thales'den kendisine kadar glen felsefe tarihinin çok başarılı bir özetidir ve en güvenilir kaynağıdır. Topladığı bilgilerin doğruluklarını ölçmek için bilimsel bir düşünme yöntemi aramış ve doğru düşünmenin kurallarını bütün ayrıntılarıyla saptamaya çalışarak bunlara doğru düşünmenin aletleri anlamına gelen organon adını vermiştir. Aristotalesin bu doğru düşünme kurallarına sonradan mantık adı verilmiştir.
Time in Quantum MechanicsLet's consider here different aspects of time in non-relativistic quantum theory. The main observation is that there are two different mathematical objects to describe the two notion of time: Present TimeWe have an absolute time variable t used in the Schroedinger equation: This notion of time has some interesting properties: • The time t is predefined and always certain (not uncertain). • The time t does not depend on the physical situation. • The time t is not measurable (there is no predefined self-adjoint operator related with t). • The time t defines the causality in QM. This shows that it is the realization of the concept of present time in QM.
Thomas Edison (1847 - 1931) İnsanlık tarihinin en büyük mucitlerinden biri olan Thomas Edison, 1847’de Amerika’nın Ohio eyaletinde dünyaya geldi. Yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigandaki Port Hurona yerleşti ve ilköğrenimine burada başladı. Fakat başladıktan yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bundan sonraki üç yıl boyunca özel bir öğretmen tarafından eğitildi. Son derece meraklı ve yaratıcı kişiliğe sahip bir çocuk olan Edison, 10 yaşına geldiğinde kendisini fizik ve kimya kitaplarına verdi. Oniki yaşına geldiğinde ailesine yardım etmek için Port Huron ile Detroit arasında çalışan trende gazete satmaya başlayan Edison, evlerindeki laboratuvarını trenin yük vagonuna taşıyarak, çalışmalarını burada sürdürdü. Bu dönemde Edison; Michael Faraday’ın “Experimental Research in Electricity” adlı yapıtını okudu ve derinden etkilendi. Bunun üzerine bir yandan Faradayın deneylerini tekrarladı bir yandan da kendi deneylerine ağırlık vererek daha düzenli çalışmaya ve notlar tutmaya başladı. 1868de kendine atölye kurdu ve aynı yıl geliştirdiği elektrikli bir oy kayıt makinasının patentini aldı. Aygıt oldukça ilgi topladı ama kimse tarafından satın alınmadı. Tüm parasını yitiren Edison, Bostondan ayrılarak New Yorka yerleşti. Edisonun şansı altın borsasının düzenlenmesinde kullanılan telgrafın bozulması üzerine döndü. Borsa yetkililerinin istemi üzerine aygıtı ustaca tamir eden Edison, Western Union Telegraph Companyden geliştirilmekte olan telgraflı kayıt aygıtları üzerinde yetkinleştirme çalışması yapma önerisi aldı. Bunun üzerine bir arkadaşı ile birlikte Edison Universal Stock Printer mühendislik şirketini kurdu. Ve sattığı patentlerle kısa sürede önemli bir servet edindi. Bu parayla New Jerseydeki Newarkta bir imalathane kurarak telgraf ve telem aygıtları üretmeye başladı. Bir süre sonra imalathanesini kapatarak New Jerseydeki Menlo Parkta bir araştırma laboratuvarı kurdu ve tüm zamanını yeni buluşl...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
The rapid development of the technology for cloning has led to moral debates around the world on whether or not to ban creating human clones. With the advancement of clone technology two states, California and Michigan have already banned the cloning of humans. "Everybody who thought it would proceed slowly and could be stopped was wrong, said Lee Silver, a professor from the University of Princeton (McFarling 1) . . ." Without proper research on behalf of the politicians of California and Michigan, the premature ban should be reconsidered and appealed. Cloning could provide a way for infertile couples to produce children genetically similar to themselves, a method of creating spare organs for transplants, and a cure for genetic disease. Human cloning may provide numerous benefits to mankind and should not be banned. Cloning is the Creation of another person that is an exact copy of another person (Clarke 1); this leaves too much to the imagination and leads to misunderstanding of the methods scientists use in cloning. In more clear terms, cloning is the process in which DNA of a female egg is replaced with different DNA from another cell. This process is referred to as the Nuclear Transfer or Nuclear Substitution. DNA molecules are the strings of protein that hold genetic coding. In this operation, the nucleus, which is the part of the cell that contains the DNA, are carefully removed from an unfertilized female egg then replaced with the DNA from the cell of another person (Harris 4). The egg with the DNA from another person is then manipulated into believing it has been fertilized and is implanted into the womb of the mother just as is done in the process of vitro fertilization. Afterwards the fetus develops and is born after nine months, just like a natural baby (Dumesic 1). What this means is that the clone shares only the same DNA as the person from which it was cloned. It shares none of the same memories, knows none of the same people, and it w...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Ana Menü
| Anasayfa |
| Haberler |
| Arama |
| İlanlar |
| Eğitim Siteleri |
Edubilim
| Forum |
| Resim Galerisi |
| Video Galerisi |
| Program Arşivi |
| Döküman Arşivi |
| Bilim Adamları |
| Kolay Ulaşım |
Üniversiteler
| Türkiye Üniversiteleri |
| Yabancı Üniversiteler |
Popüler Döküman
(Eğitim)
(Psikoloji)
(Eğitim)
(Otelcilik)
(Sunular)
Eğitim Siteleri
- Edebiyat- Türkçe -Şiir (12)
- Okul Öncesi (7)
- Sınavlar (10)
- Rehberlik Siteleri (11)
- Üniversite Siteleri (77)
- Eğitim Haberleri (12)
- Sözlük - Çeviri Siteleri (6)
- Ders Yardımcıları (5)
- Eğitim Forumları (9)
- Genel Eğitim Siteleri (13)