Astronomi
DosyalarEkleme Tarihi
ÖMER HAYYAM Ömer Hayyam, Astronomi ve Matematik alimidir. 1044-1132 seneleri arasında yaşamıştır. Hayyamın Nizam-ül Mülk ve Hasan Sabbah ile aynı hocadan ders aldığı rivayet edilmektedir. Ömer Hayyam, Matematik alanında yaptığı çalışmalarla meşhur oldu. Cebirde ikinci dereceden denklemlerin geometrik ve cebirsel çözümleriyle, üçüncü dereceden denklemlerin tasvirini yapmıştır. Bir çok cebir denkleminin çözümünü, geometrik olarak açıklamıştır. Kübik denklemlerin kısmi çözüm şekillerini sistematik bir şekilde tarif ve tasvir etmiştir. XVII. yy. Fransız Matematikçisi Pierre de Fermat adına atfen, Fermat Teoreminin tam sayılarla çözülemeyeceğini, büyük bir ustalıkla Fermattan 5,5 asır önce göstermiştir. Hayyam, üçüncü dereceden denklem türleriyle, dördüncü dereceden bazı denklemlerinin özellikle Ebul Vefa tarafından çözümüne başlanılmış olan, denklemi çözmeye muvaffak oldu. Eserleri: Ömer Hayyam; Astronomi, Cebir ve Geometri ile ilgili bir çok eser yazmıştır. Bunlardan en önemlisi: Fiil-Berahin Ala Mesail-Cebr Vel-Mukabeledir. Yazmış olduğu diğer önemli eserler: 1) Risale fi Şerhi Maeşkale min Müsadereti Kitabı Oklides 2) Muhtasar fit-Yabiyat 3) Risale fi Külliyetril-Vücud 4) Risalet-il-Keun vet-Teklif 5) Mükilat-ül hisab 6) Mizan-ül Hikme 7) Lvazım-ül-Emkine 8) Kitab-üş Şifa 9) Risale Fiha el-ihtiyal li-marifati Midar-iz Zehep vel-fiddati-fi cismin mürekkebi 10) Nevruz name 11) Ravdat-ül-klüb ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Orion Hubble Uzay Teleskobu'nun bulanık görüntü özünün, sekiz yıl önce, düzenlenen olağanüstü başarılı bir uzay seferiyle, düzeltilmesiyle birlikte astronomi araştırmaları için yeni bir dönem başlamış oldu. 29 Aralık 1993 tarihinde, göyüzünün en parlak bulutsusu olan Orion Bulutsusu'nu araştırmak üzere yönlendirilen Hubble, bulutsuyla ilgili birçok gizemin ortaya çıkarılmasını sağladı. OrionYıldızları da bizler gibi doğar, yaşar, yaşlanır ve ölürler. Yıldızları oluşturan ham madde ise, yıldızlararası boşlukta bulunan gaz ve tozdur. Bu gaz ve tozun daha yoğun bulunduğu bölgelere ise bulutsu ismi verilir. Bulutsular, evrendeki temel madde olan hidrojenin dışında, daha ağır elementleri de içerirler. Bu ağır elementler, daha önce yıldızların içinde üretilmişler ve bir süpernova patlaması ya da diğer nedenlerle uzaya savrulmuşlardır. Yani bu olayı, çok büyük bir ölçekte gerçekleşen bir geri kazanım olarak düşünebiliriz.
YILDIRIM DARBELERİ OLUŞUMU VE KORUNULMASI 1. YILDIRIMIN TANIMIHavanın iyi bir iletken olmaması bünyesinde yüksek gerilimli bulutları oluşturur. Fiziki sebeplerden ötürü, bulutun yüklenmesi sırasında yere yakın olan kısmı negatif değerle şarj olmuştur (%85 ihtimal). Bu sırada yer de bulut boyunca pozitif yüklenir. Bazı koşullarda bunun tersi yüklenme de olabilmektedir (%15 ihtimal). Fırtınanın artmasıyla buluttaki negatif yük oranı ve buna bağlı olarak da yerdeki pozitif yük ayrışması hızlanarak devam eder. Bulutla yer arasındaki potansiyel fark arttıkça aradaki havanın da delinmesi kolaylaşır ve belli bir değerden sonra havanın delinmesiyle oluşan iletken kanal boyunca buluttan toprağa veya topraktan buluta deşarj başlar.Bulutla bulut arasında olan deşarja şimşek ve bulut – toprak deşarjına ise yıldırım denir.
İÇ GEZEGENLERGüneş’ten uzaklığı(milyon km)Çapı(km)Güneş çevresinde dönme süresiGüneş çevresinde dönüş hızı (km/san) Kendi çevresinde dönme hızıKütlesi (Dünya=1)Yoğunluğu(Su=1)Uydu sayısı
VEKTÖRLER VE VEKTÖR UZAYLARI Bilinen iki açısal düzlem, noktalar U = (u ,u ) numara çiftleri olarak düzenlenerek gösterilmiştir. U’ya dikkatlice bakılacak olursa (u ,u ) koordinatlarıyla bir nokta , sabit orijin 0 = (0,0) ‘la bağlantılı veya bir vektör gibidir. i.e., iki sabit koordinat yönleri (fig. 1) içerisinde u ve u miktarlarıyla (0,0) orijininden bir çeviridir. Bu iki sanı değiştirilebilir şekilde kullanılmıştır. Biz bazen U = ( ) şeklinde yazmalıyız. (fig.1) Şimdi de iki açısal öklidan uzay E ‘yi adlandıralım ve E içerisindeki vektörlerin önemli özelliklerini not edelim. a.vektörlerin çarpılması. (fig. 2) Gösterilen a ve U vektörleri çarpılarak bir vektör oluşturulur. Bu vektör a ve U vektörlerinin skaler çarpımıdır. aU = (au , au ) şeklinde yazılır. Özellikleri vardır: (a) a(bU) = (ab)U (Birleşme özelliği) (b) a(U + V) = aU + aV (a + b)U = aU + bU (Dağılma özelliği) (c) 1U = U 0U = 0 = (0,0) b.vektörlerin toplanması (fig. 3) E içerisindeki vektörlerden her çifti U = (u ,u ) ve V = (v ,v ) tek bir vektör olarak isimlendirilir ve bu vektör U ve V ‘nin miktarlarının toplamı kadardır.U + V = (u +v , u +v ) şeklinde yaılır ve şu özellikleri vardır : U + V = V + U (Değişme özelliği) (U + V) + W = U + (V + W) (Birleşme özelliği) E içinde bulunan tek vektör olan =, orijin olarak adlandırılır ve şöyle gösterilir: (fig. 3) U + 0 = U tüm E içerisindeki U’lar için. E içerisindeki her U tek bir vektöre karşılık gelir.U’nun tersi –U şeklinde gösterilerek adlandırılır ve şöyle gösterilir: U + (-U) = 0 c. vektörlerin iç sonuçları . E içerisindeki herbir vektör çifti olan U ve V, gerçek bir numaraya uygun gelir.U ve V vektörlerinin iç sonuçları şeklinde adlandırılır. U.V = u v + u v şeklinde yazılır. Özellikleri : (a) U.V = V.U (Değişme özelliği) (aU + bV).W = a(U.W) + b(V.W) E içerisindeki tüm vektörler U, V, W ve tüm skaler a ve b için U.U ³ 0 and U.U = 0 eğer sadece U = 0 ise. Eğer U.V = 0 ise U ve ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
UZAY HABERLEŞME SİSTEMLERİ Uzay haberleşme sistemleri, karasal sistemlerle karşılaştırılamayacak kadar büyük alanları kapsar. Karasal sistemler genel olarak yeryüzü şekillerini kullanırken, çok az oranda da atmosferi kullanırlar. Karasal sistemlerin dışındaki sistemler böylelikle uzay sistemleri olarak adlandırılabilir. Uzay haberleşme sistemleri aşağıdaki alt gruplara ayrılabilir : *Sabit uydu servisleri (FSS), *Mobil uydu servisleri (MSAT), *Uydu yayın servisleri (BSS), *Uydudan (uzaydan) gözlem servisleri, *Bilimsel uydu servisleri, *Konum belirtme uydu servisleri (GPS gibi). 1. Haberleşme uyduları : 1.1 Tarihçe : Birkaç on yıldır, insanlar geriye baktıkları zaman, 1969 yılında Apollo uzay aracının aya inmesi dışında pek bir şey anımsamayacaklardır. Genel kamuoyu böyle olmasına karşın, eşzamanlı faaliyetlerden, sözgelimi gözlem uydularını kullananlar, uzaya harcadıkları her kuruşun karşılığını aldıklarını düşünmektedirler. Yine meteoroloji bilimi ile uğraşanlar, jeostasyoner meteoroloji uydularından aldıkları ve bizim her gün televizyonlarda gördüğümüz resimlerle bir devrim yaratabilmişlerdir. Bu sayılanlar, uzay çağını yaşadığımız günümüzde tabii ki çok önemli olaylardır, ancak, herhalde bunların arasında uydu haberleşmesi sokaktaki insan üzerinde en çok etkiyi yapan gelişme olsa gerektir. Uydu haberleşmesi, aynı zamanda ticari alanda da yıllık hacmi milyar dolarlar seviyesinde seyrederek gerçek teknoloji yaratan bir unsur olmuştur. 1945 sonbaharında, İngiliz Kraliyet Hv.K.K.lığı mühendisi ve İngiliz Gezegenler arası Kurumu üyesi Arthur C.CLARKE, Telsiz Dünyası dergisine, dünyanın üst yörüngelerinde insansız uydularla dünyanın her yerine TV yayını yapılabilmesi hakkında bir makale yazdı. Dünyanın her yerine TV yayını yapılabilmesinin aşağıdaki hedefleri vurgulanmıştı : *TV yayınları, belki de diğer uydu sistemlerinin toplamından da fazla girdi yaratarak, uydu servislerinin ana...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
1. UZAYA İLK ADIM (AY’IN FETHİ)1968’de Ay’ın fethine doğru yeni bir aşama gösterildi. 15 Eylülde fırlatılan SSCB uzay aracı Zond-5, ilk Yer-Ay-Yer gidiş gelişini gerçekleştirirken, ABD’nin de Apollo tasarısına başlanmıştır. Temmuz 1969’da Apollo-9 içinde Armstrong, Aldrin ve Collins ile uzaya fırlatıldı. 21 Temmuz’da Türkiye saati ile 04.56’da Neil Armstrong, Ay üstüne ayak basan ilk insan oldu. Onu hemen Edwin Aldrin izledi. Bunlardan sonra Apollo-11, Apollo-12 ve Apollo-13 uçuşları gerçekleştirildi.Apollo-13’ün yolculuğu sırasında (Nisan 1970) pilotların büyük bir kaza atlatmalarına karşın, uzay yarışında ABD üstün görünüyordu. Bununla birlikte NASA bir süre için Ay programını durdurdu. SSCB ise 1970 sonunda Ay üstüne ilk otomatik yumuşak iniş gerçekleştirdi. SSCB’in fırlattığı Luna 16-20 Eylül 1970’te Bolluk denizine indi. Luna-17 Ay üstüne bir ay aracı olan Lunakod’u bıraktı. Bu araç 3600 m.lik bir taramadan sonra Ocak 1971’de Luna-17’ye geri döndü.
Ulugbeğ (Gafasını sallayarak son derece sinirli ve gızğın). O gün ki istambul’da Genişlik fransızlaşdı, Getdikçe Türk övladı Uçuruma yahlaşdı. Yurdumuzu sardıgça Düşkün Paris mıdası, Her kesce örnek oldu Sersem firenk edası, Serhoşluğu, iffetsizlik Sardı bütün gencleri Zeherlendi getdikçe Memleketin her yeri. Gehreman Oğuzların, Büyük Ertoğrulların Sarsılmaz helefleri İmdi hep sapgın, azğın.... Avropadan- fezilet, Himmet, Ciddiyyet, vugar Dururken – yalnız çürük Bir züppelik aldılar. Bu sırada Yıldırım Aydemir’le beraber gelir. Aydemir çekilip gedir, Yıldırım ise durduğu yerde dana galır. Yıldırım, gel, yahın gel, Gel, bahalım, nerdesen? Eşitdim celal kimi Başga alemlerdesen Men seni ta kiçikken Öz ruhuma besledim. Menim oğlum da bir gün Azarmış!.... Heç bilmedim. (Acı tebessümle) Söyle, sevgilin nerde? Nerde Paris töhfesi? O felaket bayguşu, O sogag süpürgesi. (240) Yıldırım Bey , baba! Efu edersen, Gebahetli olsam da Me’zuram işte, çünki Menim niyyetim başga Men istedim ki, suçsuz Bir aile sevnisin, İşkenceden gurtulub Mes’ud olsun Gövercin. Yahsa menim Anjele... Esla tohunduğum yoh, Emin ol, senin oglun Deyil azğın bir çocug... Gövercinin sesi Söndü parlag emeller, Men ağlaram, el güler, Yaralı, mahzun könül, Hep çırpınar, hep inler. Uluğbey (Yıldırımın golundan tutarag) İşte dinleyirmisen? Durma, artıg, gel beri, Seni görse, şüphesiz, Coşar eski derdleri. (Her üçü görünmez bir terefe çekilir: Sonra gövercin gelir) Gövercin (Yaralı Sesle) Menekşem, ah, nur yavrum! Seni aldım, Tanrım; Gel mene, uf, nerdesen? Sensiz gan oldu bagrım. (Arka terefe bahar celalın geldiyini görünce) Ah, yene o, nerde yavrum? Celal (241) Merhemet! Gövercin Menden ne isteyirsen, Get, çekil get! Gelal Efv et, men bir divaneyem, suçum çoh, Feget düşün, divaneye gelem yoh... Efv et, cürmüm, gebahetim gelem çohsa da, Efv et, gerçi leyagetim yohsa...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
TÜRK MİTOLOJİSİTÜRKLERE GÖRE UZAY ve İNSANGÜNEŞ AY VE YILDIZLAR"Ne Ay, ne Güneş varmış, insanlar uçarlarmış. "Uçanlar ısı verir, ışıklar saçarlarmış..."Türk - Altay Efsanesinden 1. GÜNEŞTürk mitolojisinde güneş, önceleri daha büyük bir öneme sahipti. M.S. 763 de Uygurlar "Mani" mezhebini kabul edince, yavaş yavaş "Ay"da büyük bir önem kazanmağa başlamıştı. Bununla beraber Büyük Hun Devleti zamanında hem güneşe, hem de aya, ayrı ayrı saygı gösterildikten sonra, kurbanlar kesildiğini de biliyoruz. "Türklerde güneş doğunun, ay da batının sembolü idiler". Tabiî olarak zaman zaman, bütün bu düşünce düzenleri değişe durmuşlardı. Meselâ, Teleüt Türklerine ait bir efsane de, "Ay kuzeyin ve güneş de, güneyin sembolü idiler". Bu yönleme, göğün en üst katında duran "Gök kartalı"nın duruşuna göre yapılmıştı. Söylendiğine göre, "Bu kartalın sol kanadı ayı, sağ kanadı da güneşi örtüyordu". Bu duruma göre kartalın başının doğuya bakması gerekiyordu. Bu duruş da, Türk mitolojisine uygun bir yönleme idi. Yine aynı efsaneye göre ay, karanlıklar ve geceler diyarı olan kuzeyin; güneş de aydınlığın hüküm sürdüğü ve gündüzler diyarı olan güneyin sembolü idiler.
TELESKOPLAR Bir teleskop ile; daha doğrusu başlangıç için aldığınız küçük bir teleskop ile, görebileceğiniz gök cisimlerinin başında tabi ki ay gelmektedir.Ayın üzerindeki kraterleri ve dağları yakından görmek, ay tutulmalarını daha yakından seyredebilmek, geceleri gökyüzüne bakan herkese mutlaka daha fazla bir keyif verecektir. Ayın dışında gezegenleri de rahatlıkla gözlemleyebileceksiniz. Özellikle Jüpiterin bantları, lekesi ve uyduları; Satürnün halkaları ve Titan uydusu; Venüsün etkileyici görüntüsü ve Mars üzerindeki bölgeleri görmek size ayrı bir haz ve mutluluk verecektir. Tabi ki ay ve gezegenlerin yanında, derin uzay cisimleri olan; bulutsuları, gökadaları ve hatta kuyruklu yıldızları dahi 60mm lik başlangıç seviyesi bir teleskopla görmeniz mümkün olur. Ayrıca teleskoplar ile; özellikle mercekli teleskoplar ile, yeryüzü görüntülerinide rahatlıkla izleyebilirsiniz. Teleskobunuzu doğayı, kuşları veya uzaktaki cisimleri izleyebilmek için de çekinmeden kullanabilirsiniz. TELESKOP TÜRLERİ * Teleskop türlerini 3 ana grup altında toplayabiliriz: 1. Mercekli Teleskoplar : Bu türde uzun bir tüp içindeki mercekten geçen ışık, göz merceğine gelir. 2. Aynalı Teleskoplar : Bunlarda kendi aralarında ikiye ayrılır. a. Newtonian Türü : Newtonian türü teleskoplar ışığı toplayan ve ikinci bir düz aynaya odaklayan bir çukur aynaya sahiptirler. İkinci ayna ise görüntüyü ana tübün dışına açılan bir penceredeki göz merceğine yansıtır. b. Cassegrain Türü : Bu tür teleskoplar büyük bir küresel veya parabolid çukur ayna ile hiperbolid tümsek bir ikinci aynadan oluşur. Gelen ışınlar önce çukur ayna tarafından toplanır ve ikinci aynaya yansıtılır. Bu aynadan yansıyan ışınlar ise birinci aynanın merkez bölgesindeki delikten geçerek gözmerceğine odaklanır. 3. Hem aynalı Hem mercekli (Katadioptrik) teleskoplar : Bunlarda kendi aralarında üçe ayrılır. a. Schmidt-Cassegrain Türü : Bu tür teleskoplarda ışık ince bir Schmidt düzeltici mercekten geçerek gelir....
Anasayfa: http://www.edubilim.com
TAYF ÇİZGİLERİNİN TANIMLANMASIDeney ile ilgili bilgiler :Bu deneyin amacı bir yıldızın tayfının bilinen laboratuar tayfı ile karşılaştırarak, yıldızın tayfındaki değişmeleri anlamaktadır. Bu değişmelerden biri yıldızın tayfında ortaya çıkan Karışmış Çizgiler ( blend çizgiler) dir. Karışmış çizgi demek yıldızın alınan tayfında iki yada daha fazla çiziginin dalgaboyunun birbirine çok yakın olmasından dolayı tayfta üst üste binmesidir.
WHY DO PEOPLE READ TAROT?It’s only human nature to want to know what the future holds for us – romance? Wealth? Happiness?Tarot reading, in particular has become very popular in recent years, perhaps because of the air of mystery and the exotic that surrounds the cards themselves.(Not: Powerpoint,ppt)
Rüya Nedir?Hayatımızın yaklaşık üçte birini uykuda geçirmekteyiz. Bu da 60 senelik bir ömrün 20 senesi demektir. Uyku, günlük çalışmalardan yorgun düşen insan bedeninin ve sinirlerinin dinlenme zamanıdır. Ünlü ruhbilimci Sigmund Freud'un da arastırmalarının büyük bölümünü oluşturan uyku sırasında, kişinin bilinç altında düşüncelerinin, özlemlerinin ya da isteklerinin bir film şeridi gibi göz önünden geçtigi varsayılır. İşte bizler bu olguya Rüya adını veriyoruz. Freud’a göre bilincin gizledigi, tamamen sakladığı bu olgular ortaya çikabilmek için yol aramaktadırlar. Bunlardan bazıları da rüyalar haline girerek kendilerini göstermektedirler.Freud’un yolunda ilerleyen doktorlar da günümüzde rüyalara büyük deger vermektedirler. Onlar, rüyaları bilimsel sekilde açıklayarak hastalarını tedavi etmektedirler.
Romanın baş kahramanı Ahmet Cemil, Mülkiye Mektebi`nin son sınıfına geçtiği yıl babası ölür. Bunun üzerine annesinin ve kız kardeşi İkbal`in geçimini sağlamak onun üzerine düşer. Okul sıralarından beri edebiyata aşırı tutkusu vardır. Askerî Rüştiye`den bu yana en yakın arkadaşı olan Hüseyin Nazmi`nin de teşvik, yardım ve tavsiyeleriyle; kendi gayretiyle öğrenmiş olduğu iyi Fransızcasıyla çevirilere başlar. Bu işi yeterli görmemesi üzerine ek işler arar ve "Mir`-at-ı Şuûn" adlı bir gazetede iş bulur. Bu gazeteye girebilmek kendisini çok mutlu etmiştir. Daha sonra bir ek iş daha bulur ve akşamları zengin bir ailenin çocuğuna ders vermeye başlar. Artık evlerinin geçimi düzene girer, hatta ona göre zengin olmaya başlarlar. Ahmet Cemil`in en büyük hayellerinden biri, edebiyat dünyasında çok iyi tanınan, ünlü bir yazar olmaktır. Bu konuda bir sürü hayal kurar. Bu hayellerine bağlı olarak kafasında, kendisini ünlü yapabilecek bir eser şekillendirmeye başlar. Bu arada, gazetede saydığı, sevdiği kişilerden biri olan Ahmet Şevki Efendi, yine çalıştığı gazetenin sahibi olan Tevfik Efendi`nin, oğlu Vehbi`ye bir eş aradığını söyler. Ahmet Cemil kız kardeşini vereceği bu adamın durumunu yeterince araştırmadığı halde, yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılır ve İkbal, Vehbi ile evlendirilir. Ahmet Cemil, kardeşinin evlenmesinden dolayı bir sıkıntı duyar ve eniştesine bir türlü ısınamaz. Ahmet Cemil bir gün en yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi`nin uzun süredir görmediği kız kardeşi Lâmiâ ile karşılaşır ve ona âşık olduğunu anlar. Bu olay onu eserine yoğunlaştırır ve bir an önce bitirme isteği doğurur. Bu sırada, gazete sahibi Tevfik Efendi felç olur. Bunun üzerine oğlu, aynı zamanda Ahmet Cemil`in eniştesi, Vehbi gazeteye gelir ve yönetimi ele alır. Ahmet Cemil ve arkadaşları önceleri korkmalarına rağmen, bir müddet sonra Ahmet Cemil bundan memnun olmaya, hatta eniştesine sevgi duymaya başlar. Artık Ahmet Cemil baş yazar ve bir miktar para vererek gazeteye yen...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
RoketAtış sırasında mekanik olarak yön verilen, yörüngesinin başlangıcında özitmeli olarak yol alan ve daha sonra yalnız balistik kanunlarına bağlı kalan mermi.(Özel silahlardan farklı olarak, roket güdümlü değildir.) Bazen, bu tip mermileri atan hafif füzeatarlar için kullanılır. Özellikle XIV. yy. da, itici gücünü içindeki barutun yanmasından sağlayan humbarası: İngiliz generali Congreve’in icadı olan humbaraya adı verilmiştir.
Michelson-Morley Deneyi Bilimadamları bütün uzayı dolduran esirin hareketsiz olduğunu düşünüyorlardı. Dünyamız evreni kaplayan esir içinde sanki su dolu bir kavanozdaki bir bilyeye benzetilebilir. Bilyemizi hareket ettirdiğimiz zaman suda bir dalgalanma olur. Aynı şekilde gök cisimlerinin hareketlerinden dolayı esirde dalgalanmalar olması gerekir. Bu dalgalanmalar yüzünden ışığın hızında değişmeler meydana gelmelidir. Fakat yapılan deneylerde ışığın hızı, daha önceleri bulunan hızla (300.000 km/s) aynı çıkıyor. Esirin varlığını deneysel olarak ispatlamak için yapılan deneylerin en çok ses getireni Michelson-Morley deneyi oldu. Albert Michelson ve Edward Morley 1887 yılında esirin varlığını ispatlamak için deneylerini gerçekleştirdiler. Düşünceleri ise şuydu: Denizde giden bir gemide elimizi denize soksak bir akıntı, direnç hissederiz. Aynı şekilde Güneş etrafındaki yörüngesinde ilerleyen dünyamız hareketsiz esirde bir akıma sebep olacaktır. Bu akımda dünyanın hareket yönünde gönderilen ışığı geciktirecektir. Bu gecikmenin tespit edilmesiyle esirin varlığı deneysel olarak kanıtlanmış olacaktı.
MEZOPOTAMYA MEDENİYETİ Günümüzden binlerce yıl önce atıldı insanlık tarihindeki ilk uygarlığın temelleri. Dünyanın ilk ve en eski uygarlığı, Dicle ve Fırat nehirlerinin aşağı kıvrımları boyunca Basra Körfezi’ne kadar uzanan alüvyal ovalar üzerinde uzanan Sümer ülkesinde doğdu. Ama bunun aksine kısa bir zaman öncesine kadar özellikle batı dünyası tarafından dünyanın en eski uygarlığının “Yunan Uygarlığı” olduğu kabul ediliyordu. Yapılan arkeolojik kazılar sonucunda ele geçen materyaller “Sümer Uygarlığı”nın dünyanın en eski medeniyeti olduğunu göstermiştir bize. İnsanların tarımsal üretime geçerek tahıl üretimi yapması ve hayvanları evcilleştirmeye başlaması ile ilk uygarlığın temelinin atıldığı teorisi günümüzde kabul gören bir görüştür. Gerçekten de yapılan araştırmalar Sümerlerin, Mezopotamya’da tarımda bir devrim gerçekleştirdiklerini göstermektedir. Sümerlerin kullandığı tarımsal teknikler belki de günümüz tarımıyla karşılaştırıldığında çok ilkel kalabilir; ama şu bir gerçek ki kendi dönemlerinin en modern tarım tekniklerini kullanıyorlardı. Tarımı geliştirmek için bataklıkları kurutup tarıma açmışlar, sulama kanalları yapmışlar, kurak bölgelerde akarsuların önüne setler çekerek barajlar yapmışlardır. Yapılan arkeolojik kazılarda birbiri ile çağdaş sayılan bir çok teknik gelişme görülür. Bunlardan başlıcaları: Tunç metalürjisi, çarkta yapılmış çömlek kaplar, tekerlekli araçlar, gemiler (günümüzle karşılaştıracak olursak ufak birer tekne), heykeltıraşlık, anıtsal yapılar. Fakat bu buluşlar arasında en önemlisi ve insanlık tarihinin en büyük devrimlerinden biri sayılan “Karasaban”ı icat etmeleridir. Sümerliler yukarıda belirttiğimiz gibi kanal, baraj ve büyük tapınaklar inşa etmişlerdir. Biliyoruz ki bu gibi büyük yapıları inşa etmek kesin hesaplama ve ölçümleri gerektirmektedir. Buradan yola çıkarak Sümerlerin matematik ve geometri alanlarında kendi dönemlerinin en uzman kişileri olduklarını söyleyebiliriz. Sümerli din adamları ya da başka bir dey...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
MERKÜR (Mercury)Güneşe uzaklığı: 46 58 69 Mio km Yörüngesel dışmerkezlilik: 0.206 Yörüngesel eğiklik: 7 0 Eksensel eğiklik: 2 0 Çap: 4870 km Kurtulma hızı: 4.2 km/sn Kütle: 0.055 (Yer = 1) Hacim: 0.056 (Yer = 1) Yoğunluk: 5.44 (su =1) En yüksek kadir: 1.9 Dolanım süresi: 88 gün Eksensel dönme: 58.6 gün Kavuşum dönemi: 116 günUyduları: Yok
MARS GEZEGENİNİN GÖRÜNTÜSÜ Mars -Yer uzakligi sabit degildir. Bu uzaklik 55 ile 102 milyon km arasinda degisir. En kisa uzakligin meydana geldigi konumlarda Mars’in bize daha parlak ve daha buyuk gorunecegi aciktir. 1809 yilinda ilk kez sari Mars bulutlari gozlendi. Mars’i ekvatora yakin bir cizgi ile ikiye boldugumuzde bu cizginin guneyinde kalan bolgenin ortalama yuksekligi kuzeydekine gore daha fazladir. Bunun en onemli sebeplerinden biri Mars’in sahip oldugu kabugun kalinliginin guney de daha fazla olmasidir.
KÜTLESEL ÇEKİM Yukarı atılan bir cisim, bir süre sonra döner ve yere düşer. Irmaklar hep yukarıdan aşağıya doğru akar. Bunun açıklamasını "yerçekimi" olarak yaparız. Bu, tüm kütleli nesnelerde, gezegenlerde ve yıldızda varolan bir kuvvettir ve ona "kütle çekimi" diyoruz. Bu çekim, en yoğun cisimeleri ve "boşluğu" eşit oranda donatır. Ondan korunmanın ya da onu etkilemenin hiçbir yolu yok. Uzaklıkla azalır; ama hiçbir şekilde kaybolmaz. Atmosferi Yerkürenin çevresinde tutan kuvvet ya da bizim Evren boşluğuna uçup gitmemizi engelleyen kuvvet, Dünyanın uyguladığı kütle çekimi kuvvetidir. Bir yapma uyduyu, Dünya yörüngesine yerleştirmek için gerekli hız, saniyede 8 kilometreden (8 km/s) az değildir. Dünyanın çekiminden kurtulmak ve onu temelli terketmek için saniyede 11.2 kilometre hız yapmak gerekir. Güneşin kütle çekimi daha büyüktür. Çünkü Güneşin kütlesi, Dünyanınkinin 400 bin katıdır. Güneşin kütlesel çekimini aşabilmek için saniyede 16.7 kilometrelik hız gerekir. Kuşkusuz insanoğlu çok eski zamanlarda da kütle çekimini sezmiş ve onu hesaba katmış olmalı. İlginçtir, bilinen bu eski kuvvet, çağlar boyu açıklanamamış olarak kaldı. Kütle çekimi için bilimsel bir kuram geliştiren ve bunu Evreni kapsayacak kadar genişleten, büyük İngiliz bilimcisi Sir Isaac Newton (1642-1727) idi. Masa üzerindeki bir kitabı inceleyelim. Kitaba herhangi bir etki olmadıkça kitap, masa üzerinde hareketsiz kalır. Şimdi, kitabı yatay doğrultuda sürtünme kuvvetini yenecek büyüklükte bir kuvvetle sağa doğru itelim. Sürtünme kuvveti kitapla masa arasında varolan bir kuvvettir. Kitaba uygulanan kuvvet, sürtünme kuvvetine eşit ve zıt yönlü ise kitap sabit bir hızla hareket edebilecektir. Uygulanan kuvvet sürtünme kuvvetinden büyükse kitap ivmelenir. Uygulanan kuvvet ortadan kalkarsa sürtünme kuvvetinin etkisi ile kısa bir süre hareket ettikten sonra durur (negatif ivmelenme sonucu). Şimdi, kitabın karşıdan karşıya kaygan hale getirilmiş yüzeyde itildiğini düşünelim. Kitap, yi...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
KİTABIN ADI Doğu Ekspresinde Cinayet KİTABIN YAZARI Agatha Christie / Gönül Suveren YAYINEVİ VE ADRESİ Altın Kitaplar Yayınevi Cağaloğlu / İSTANBUL BASIM TARİHİ Ocak 1986 KİTABIN YAYIM MAKSADI Trende Yaşanan Cinayetin Anlatılması KİTABIN ÖZETİ : Cinayete kurban olan kişi, Bay Rachett adıyla anılmaktadır. Ve daha sonra gerçek adının Cassetti olduğu ortaya çıkacaktır. Kendisinin öldürüleceğinin farkına varmış ve korunması için aynı trende bulunan dedektif Poirot’a yirmibin dolar teklif etmiş, fakat Bay Poirot adamın tehlikeli biri olabileceğini dedektiflik içgüdüsünün de yardımıyla sezinleyerek kabul etmemiştir. Cassetti’nin öldürülme sebebi, daha önce çocuk kaçırma olaylarına karışmış olmasıdır. En son ise Amerika’nın tanınmış ailelerinden Armstrong’ların kızını kaçırmış ve fidye istemiş, daha sonra ise de çocuğu öldürmüştür. Cinayetin aydınlatılma işini Ekspresin müdürlerinden olan Bay Bouc, Poirat’a teklif eder, o da bunu kabul eder ve ipuçlarını o anda trende bulunan doktoru da yanlarına alarak, üçü araştırmaya başlarlar. Cinayeti ortaya çıkarabilecek dört ipucu bulunur; Bunlar bir kondüktör elbisesi düğmesi, bir pipo temizleyici, üzerinde H harfi bulunan değerli bir mendil ve cinayetin saatini bulmalarına yardımcı olabilecek 01:15’i gösteren durmuş saat, doktor da yaptığı incelemeler sonucunda cinayetin 00:00 ile 02:00 arasında işlenmiş olduğunu ortaya koyar. Şimdi bir de trende bulunan yolculara göz atalım: Albay Arbuthnot Hindistan’daki görevini bitirerek İngiltere’ye dönmekte, daha sonra aralarında bir ilişki anlaşılan Mary Debenham ise, 25 yaşlarında mürebbiyelik yapan biridir. Mac Queen Rachett’in sekreteri, Prenses Natalia Dragomiroff, yaşlı, soğukkanlı ve son derece çirkin olmasına rağmen güçlü bir kişiliğe sahiptir. Caroline Hubbard, hep kızından bahseden orta yaşlı geveze bir kadın, Masterman ise Rachett’ın uşağıdır. Michel yıllardan beri aynı hatta çalışan kondüktördür. Trende seyahat eden 13 yolcudan diğer altısının isimleri ise, G...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
KİTABIN ADI Kozmos KİTABIN YAZARI Carl SAGAN / Reşit AŞÇIOĞLU YAYINEVİ VE ADRESİ Altın Kitaplar Yayınevi Cağaloğlu / İSTANBUL BASIM TARİHİ 1997 KİTABIN YAYIM MAKSADI Evrenin Oluşumunu, Bilinmeyen Yönlerini Göstermek. Geçmişten Günümüze Bu Konudaki Gelişmeleri Aktarmak KİTABIN ÖZETİ : Kozmos, olmuş veya olan, ya da olacak herşeydir. Kozmos “düzen içerisinde evren” anlamında kullanılan Yunanca bir sözcüktür ve bir bakıma “karmaşa” anlamına gelen kaos’un karşıtıdır. İnsanoğlunun yaratılışından beri var olan merak etme hissi, insanı evrenin oluşumu ve bilinmeyenlerini öğrenmeye itmiştir. Aynı zamanda evrende meydana gelen olayların tek düzen olmayışı ve sürekli değişken oluşu, insanoğlunun merakını daha da cezbetmiştir. Bilinmeyeni öğrenmek insanı sevindirdiği gibi, bilginin hayatta kalabilmenin de ön koşulu olduğu anlaşılmıştır. “Bilinende sınır vardır, bilinmeyende sınır yoktur. İnsan aklı anlaşılmazlığın derin okyanusunda barınacak bir ada sağlar. Her kuşağa düşen iş, bu okyanustaki adaya biraz daha toprak katarak büyütmektir.” (Huxley) Buradan da anlaşılacağı gibi bilinmeyeni öğrenmenin yanısıra öğrenilenlerin de diğer kuşaklara aktarılması büyük önem taşımaktadır. Kozmos insan aklının alamayacağı ve dünyadaki ölçülerin yetmeyeceği kadar büyüklüğe ve genişliğe sahiptir. Kozmos’ ta ölçü olarak ışık hızı (saniyede 300.000 km.) kullanılmaktadır. Kozmos’ un enginliğinde yerküremizin bulunduğu galaksiler gibi binlerce galaksi mevcuttur. Samanyolunda karmaşık ama uyumlu biçimde dolaşan her türden 400 milyar yıldız yer alır. Bu engin denizde yer küremizin küçük bir dünya olduğu ilk olarak önemli keşiflerin yapıldığı Ortadoğu da aydınlığa kavuşmuştur. M.Ö. 3 ncü yüzyılda o dönemin önemli metropellerinden Mısır’ın İskenderiye kentinde bir çok bilim adamı yaşamakyaydı ve büyük bir kütüphaneye sahipti. İskenderiye de yaşayan bilginlerden Eratostenes okuduğu bir kitapta ilginç bir gözleme rastlamıştır. Ki...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
KİTABIN ADI Kozmik Bağlantı KİTABIN YAZARI Carl SAGAN YAYINEVİ VE ADRESİ E Yayınları Cağaloğlu / İSTANBUL BASIM TARİHİ 1986 KİTABIN YAYIM MAKSADI Toplumun Uzay Araştırmalarına Olan İlgisini Arttırmak KİTABIN ÖZETİ : Yazar ve aynı zamanda ünlü bir astronom olan Carl Sagan’ ın bu kitabındaki ana konu; dünya ve evrenin bir evrim sonucu oluştuğu, evrende dünya dışında da gelişmiş uygarlıkların bulunabileceği ve evrim geçirme olasılıklarının bulunduğudur. Ayrıca bu uygarlıklarla iletişim kurma çalışmalarının gerekliliği ve bu çalışmaların getireceği sonuçlar belirtilmiştir. Kitap üç kısma ayrılmıştır: Birinci kısımda yazar, evrenin boyutu hakkında düşündürüp, bir bakış açısı kazandırmaya çalışmaktadır. Evrenin milyarlarca galaksiden oluştuğu, 250 milyar yıldızı bulunan bir galaksinin, bir gezegeninde yaşadığımızı belirtmektedir. Tarih boyunca insanların dünya dışı uygarlıkların varlığına inandıkları, böylece astroloji ve astronomi bilimlerinin doğduğu ve geliştiği söylenmektedir. İnsanoğlunun dünya dışı uygarlıklarla ilk ciddi temas kurma girişiminin ABD tarafından fırlatılan Pioneer 10 (Öncü 10) uydusu ile gerçekleştiği ve bu araç vasıtasıyla Jüpiter ve uyduları hakkında detaylı bilgilerin edinildiği belirtilmektedir. Yazar, insan olmaktan dolayı duyduğumuz kibirin giderilmesinin astronominin pratik faydalarından biri olacağını savunmaktadır. Dünya dışı uygarlıkların hayat formlarının, fizik, kimya, biyoloji, ve diğer bilimsel kanunlarının dünyadakinden çok farklı ve değişik olabileceğini, bu yüzden dünya dışı uygarlıklar hakkında sahip olduğumuz önyargılardan kurtulmamız gerektiğini anlatmaktadır. İkinci kısım, başta Dünya, Mars ve Venüs olmak üzere, Güneş Sistemi’ nin çeşitli yönleriyle ilgilidir. ABD‘ nin Mars gezegeninin araştırılması amacıyla uzaya göndermiş olduğu Mariner 9 uydusunun çalışmalarıyla ilgili bazı detaylar bu kısımda bulunabilir. Örneğin; Mariner 9 uydusunun Mars gezegeninin ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
KEPLER KANUNLARI Tarih boyunca birçok bilim adamı astronomi ile uğraşmıştır. Milattan önce yaşayan Eratostanes ve Aristarchus ile milattan sonra astronomi üzerinde çalışan Ptolemy ve Copernic bu bilim adamları arasında sayılabilir. Copernic’ten sonra Danimarkalı bir bilim adamı olan Tycho Brahe astronomide çok önemli çalışmalar yapmıştır. Brahe’nin ölçme konusundaki ustalık ve duyarlılığı kendi çağdaşı olan Kepler’de yoktu. Kepler’in üstün yanı matematiksel yapılara nüfuz kabiliyetidir. Başlangıçta kendisini din ve felsefe ilgilendiriyordu. Fakat parasal sıkıntılarını hafifletmek için, açık bulunan bir astronomi kürsüsünde ders vermeye başlayan Kepler, öğrendiği astronomi konularındaki altyapı eksikliğini farketti. Bu eksikliği gidermek için de çalışmalarını yoğunlaştırdı. Kepler; Yerküre,Merkür,Venüs,Mars,Jüpiter,Satürn’ü gezegen olarak düşünüyordu. Başlangıçta en çok ilgilendiği konu neden altı gezegen olduğuydu. Bunu açıklamak için geometrik çözümler aradı. Brahe’nin ölçümlerine dayanarak gezegenlerin yarıçapları arasında bir ilişki bulmaya çalıştı. Bu hesapları Copernic modeline göre yapıyordu. Yaptığı ilk çalışmaların sonucunda düzgün katı yüzlülerle Copernic sistemini uygunlaştırmayı başardı. Bir kitap halinde çalışmalarını yayınlayarak Brahe’nin dostluğunu kazandı. Fakat bu açıklama yalnızca estetik açıdan değerli olup bilimsel bir nitelik taşımamaktaydı. Brahe öldükten sonra Kepler, Mars gezegeni yörüngesi üzerinde yoğunlaştı. Tycho’ nun bıraktığı ölçümlere güvenerek Mars’ın yörüngesinin dairesel olmadığını açıklığa kavuşturdu ve nasıl olduğunu tespit etmeye çalıştı. Bunu yapmak için çalıştığı sırada Dünya’nın hareketi sırasında uzayda hızının sabit olmadığını gösterdi. Bu değişimi Güneş’in etkisine bağlı olarak açıklayan Kepler bu yasayı şu şekilde ifade etmişti:”Güneş’ten gezegene uzanan çizgi eşit zaman arlıklarında eşit alan tarar.” Kepler bunun sebebini Güneş’in manyetik etkilerine bağlıyordu. Fakat bunun üzerinde fazla durmadan doğru olduğunu gördü...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
KEPLER 1571’de doğmuş olan Kepler, astronominin ana hatlarını öğrendikten sonra gezegenler sistemini açıklayabilecek bir matematik düzen bulma probleminin adeta hastası olmuştu. Bir yerde “aklımın bütün gücüyle bu problemin üzerinde kara kara düşündüm” diye yazıyordu. Kepler, çağdaşı ve örnek aldığı bir bilim adamı olan Tycho Brahe’nin tam zıttı bir kimseydi. Tycho büyük bir mekanik kabiliyet ve hünere sahipti; fakat matematiğe karşı ilgisi azdı. Kepler bir deneyci olarak beceriksizdi ama matematiğin gücüne hayran olmuş bir kimseydi.Sayıların gücüne karşı duyduğu bu derin saygıyla eski Yunanlılara yaklaşıyor, sayısal bilmeceler çok ilgisini çekiyordu. Hayatını Tycho’nun bıraktığı ve gezegenlerin yerini gösteren çizelgelere vermişti. Tycho Brahe’nin gözlemlerini matematik tasvire çevirirken aynı bu gün herhangi bir ilim adamı gibi davranıyordu. Denel bulguları cetveller dolusu sayılar yerine basit matematiksel kanunlar halinde ifade etmeye çalışıyordu. Matematiksel kanunlarla yalnız gözlemleri açıklamakla kalmayız, aynı zamanda henüz yapılmamış gözlemlerin sonuçlarını da önceden kestirebiliriz, üstelik matematiksel kanunlar sayı çizelgelerinden daha kolay hatırda tutulabilirler ve başkasına çok daha kolay anlatılabilirler.
Jüpiter (Ucüncü kolondaki veriler karasal gezegenler icindeki oranlari temsil etmektedir.) Merkezi özellikler Kütle 1.8986e27 kg 317.83 GM 126.686e6 km3/s2 317.8 Ekvatoryal yaricap 71.492e3 km 11.21 Kutupsal yaricap 66.854e3 km 10.52 Basiklasma 64.874e-3 19.09 Ortalama yogunluk 1326 kg/m3 0.240 Eylemsizlik moment katsayisi 0.254 0.768 J2 14.75e-3 13.611 Yüzey cekim (ekvatorda) 23.12 m/s2 2.364 Kacma hizi 59.5 km/s 5.32 Merkezi isi üretimi 400e15 W Yörüngesel özellikler Yaribüyük eksen uzunlugu 778.3e6 km 5.203 Yildizil dönem 4332.589 d 11.862 Tropik dönem 4330.595 d 11.857 Eksantrite 0.04845 2.901 Egim 1.305 deg Sinodik dönem 398.88 d Ortalama yörüngesel hiz 13.07 km/s 0.439 Jüpiter gezegeninin yörüngesel acisal monemtumunun Günes sistemindeki acisal momentumum yaklasik %59u oldu¤u bilinmektedir. Isinimsal özellikler Bond albedosu 0.70 1.82 Görünür geometrik albedo 0.52 1.42 Görünür parlaklik V(1,0) -9.40 Yayinlanan Enerji 51. W/m2 0.037 Karacisim sicakligi 90.6 K 0.366 Dönme özellikleri* Epok 1994.0 Kuzey Kutup (RA ve Dec) 268.04 deg / 64.49 deg Obliquity 3.13 deg Bas meridyenin argümani 354.77 deg at Epok Yildizil dönme orani 870.536 deg/d Yildizil dolanma dönemi 9.9249 h * Sistem III (1965.0) Koordinatlari Jüpiter Manyetosferi Dipol gücü 4.28 gauss-Rj3 Dönme eksenine göre dipolü...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
INTRODUCTION X-ray astronomy is a relatively new field because earth’ s atmosphere is opaque to X-rays. The serious studies in this field really began in 1960’ s. Until this time the sun was the first and only celestial object which was an intense source in X-ray waveband. Because of earth’s atmosphere absorbs most of the rays in this waveband, it was needed to examine them above the atmosphere and in the first rocket flight the first extrasolar X-ray source Sco x-1 was detected. After that discovery, the first satellite, Uhuru, which was dedicated to X-ray astronomy was launched. It used two beryllium-window proportional counters with mechanical collimators to map the X-ray sky between 2 and 6 keV as the satellite rotated.[4] Uhuru had a time resolution of 0.1 s and was used to discover the Doppler shifts in the pulse period of Cen X-3 that revealed it as a binary system. The Einstein observatory was launched November 1978. It was the first X-ray satellite to provide high-resolution imaging with a grazing-incidence mirror. The European X-Ray Observatory Satellite (EXOSAT) had a 90 hour orbital period which allowed continuous observations of X-ray sources lasting several days without the interference of earth occultations. EXOSAT led to the discovery of quasi-periodic oscillations in the light curves of X-ray binaries. EXOSATs ability to perform long, uninterrupted observations enabled the nature of X-ray bursts to be determined. The third Japanese X-ray satellite Ginga had a large effective area above 10 keV which led to the discovery of cyclotron lines in the spectra of seven X-ray binaries, compared to the two cyclotron line sources that were known previously. ROSAT provided high-resolution imaging and a deep all-sky survey in soft X-rays below 2 keV. NASA Advanced X-ray Astrophysics Facility AXAF is another long- duration orbiting observatory that was scheduled to became operational in 1999.[5] Starting with the Sun as the only celestial source of X-ray,...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
iiÖÖçsKITAP ÖZETLERIKitabin adi :Iki Genç Kizin Romani Yazar :Perihan Magden Perihan Magden: 1960 Istanbul dogumlu. Diger Kitaplar: Haberci Çocuk Cinayetleri(1991) Refakatçi(1994) Mutfak Kazalari(1995) Hiç Bunlari Kendine Dert Etmeye Deger Mi?(1997) Kapi Açik Arkani Dön Ve Çik(1998) Fakat Ne Yazik ki Sokak Bostu(1999) Herkes Seni Söylüyor Sahi Mutsuz musun?(2001) Dünya Isleri(2001) Halen yasiyor, köse yazarligi yapiyor. Neden bu kitap? -Bir arkadasimin tavsiyesi -Yeni çikanlar listesinde görüp merak ettim * Kitapta Noktalama isaretleri dogru yerde kullanilmamis.Bazi kelimeler konusurken telaffuz edildigi gibi yazilmis. * Kitabi begendim. Açik ve sürükleyici buldum. Kendime ders çikardigim herhangi bir bölüm yok. Sadece olaylarin geçtigi yerleri bildigimden ve bu kitaptaki Handan karakterinin yasadigi hayata benzeyen hayatlar yasayan insanlar tanidigimdan, okurken kendimi olaylarin içindeymisim gibi hissettim. KAHRAMANLAR Behiye ( Bas kahraman): Bogaziçi Üniversitesi’ni yeni kazanmis, sürekli üzgün,sikintili ve kizgin birisi. Etrafinda ailesi dahil kimseyi sevmiyor, isyankar bir hali olan bir genç kiz. Handan: Annesi ve babasi ayrilmis. Annesiyle yasiyor. Çok güzel ve neseli bir genç kiz. Üniversite sinavina hazirlaniyor. Çigdem: Behiye’nin çocukluk arkadasi Burak ve Evrim: Handan’in zengin arkadaslari. Sürekli son model arabalarda gezen, markali giysiler giyen çocuklar. Leman Hanim: Handanin annesi,zengin adamlarla dost hayati yasayan güzel bir kadin Yildiz Hanim: Behiye’nin annesi Tufan:Behiye’nin abisi Nevin abla: Handan’in annesinin(Leman Hanim’in) arkadasi *Olaylar Istanbul’da Akmerkez ve çevresinde gelisiyor. ÖZET Behiye Her zamanki sikintili isyankar anlarindan birinde elini isirip kanatir. Bir agaç altina çöküp düsünür. Bu sirada kurtulacaksin hissi dedigi bir his duymaya baslar. Ertesi gün, Çigdem’le Çigdem’in dershanesinin önünde bulusur. Çigdem’in yaninda Handan vardir. Handan’la tanisir. Gördügü andan itibaren onu kurtulacaksin hissi olarak görür. Onu ço...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
iiÖÖçsBen Akrep Sevgilim Balik Cennetten çikma bir beraberlik! Ikinizde su elementisiniz bu yüzden Balik burcuna kendinizi çok yakin hissedebilirsiniz. Bu iliski kalben ve ruhen çok tatmin edici olacaktir. Balik burcu sizi çok az insanin anlayabilecegi kadar iyi anlar. Ikinizde hassas ve romantiksiniz. Bazen hiç konusmadan anlasirsiniz. Balik burcunun sezgileri o kadar güçlüdür ki kendiniz bile farkina varmadiginiz duygulari anlar. Sizi ne zaman kendi haline, birakmasi gerektigini ne zaman kabugunuzdan çekip çikarmasi gerektigini bilir. En suratsiz, çekilmez zamanlarinizda bile anlayisli olarak size destek olacaktir. Balik burcu baskalarinin sorunlarina çare bulan bir burçtur. Sizi hiç incitmeyecek, duyarliligi ile sizi büyüleyecek ve rahatlatacaktir. Balik burcu degisken burç oldugu için esnektir. Siz degisikliklere direnirken o her kosula adapte olabilir. Her türlü zorluk karsisinda sizi ileriye dogru destekleyecek ve yaratici çözümler getirecektir. Karsiliginda ise siz sabit bir burç olarak onun ihtiyaci olan saglam bir temel ve altyapi saglayacaksiniz. Balik yönetmek istemedigi için çogu zaman istediginizi yapmaniza izin verecektir. Siz ise zaten kontrolü elinizde tutmak istersiniz. Seks ikiniz içinde harika olacaktir. Sadece çok gelismis ruhlar arasinda var olan bir seviyeye çikabilirsiniz. Balik burcu için seks, askin en degerli ve güvenilir ifade seklidir. Eger Balik sizin onunla ayni duygulara sahip olmadigini hissederse sizi terk edecektir. Balik insanini gerçekten seviyorsaniz askiniz size on kat fazlasi ile geri dönecektir. Kendi umut ve arzularini sizinkiler için feda edebilir. Balik burcu hiç bir zaman olaylarla yüzlesmez. Sorunlu bir iliskide elinden gelen herseyi yaptigina emin olana kadar kalir. Gitme zamani geldiginde ise bir sey söylemeden geri dönmemek üzere gidecektir. Akrep kendisi hakkinda ipucu vermedigi halde, Balik sadece sevgilisinin beden dilini ve yüz ifadesini izleyerek onun duygu ve düsüncelerin...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
GÜNEŞ SİSTEMİ GÜNEŞ Dünyaya en yakın yıldızdır ve 8 ışık dakikası (149.6 milyon km) uzaklıktadır. Bu aynı zamanda güneşe baktığımızda onun 8 dakika önceki halini görüyoruz demektir.700.000 km yarıçapı ve 15 milyon K çekirdek sıcaklığı göz önüne alındığında H-R diyagramına göre G2 türünden cüce yıldızlar sınıfına girer. Güneş sisteminin Samanyolu’nda Oort Bulutu’ndan oluştuğu sanılmaktadır. ( C ile K dönüşümü +/- 273 ile yapılır) Güneş manyetik bir alana sahip olan, dönen ve çekirdeğinde enerji üreten bir gökcismidir. Güneş, güneş sistemindeki maddenin % 99.85’ni içerir. Gezegenler % 0.135, uydular,asteroidler, kuyruklu yıldızlar, meteoritler ve gezegenler arası ortam ise % 0.015’ni oluşturur. Güneşin enerjisi, 15 milyon K (Kelvin) sıcaklıktaki ve yeryüzü atmosfer basıncından milyarlarca kez fazla olan çekirdeğindeki, hidrojenin helyuma dönüşmesinden kaynaklanır. Çekirdek tepkimeleri sonucu serbest kalan enerji, yüzeye gelir ve buradan uzaya yayılır. Bu enerjinin sadece 2.2 milyarda biri yeryüzü tarafından soğurulur ve yaşam için gerekli koşulların oluşmasını sağlar. Güneşten, X-ışınlarından radyo dalgalarına kadar her dalga boyunda enerji yayılır. Güneşte ışınım kuvveti ile çekim kuvveti denge halinde bulunur. 700.000 km çapa göre çekirdekte oluşan ışığın hızı da göz önüne alındığında yüzeye yaklaşık 2 sn de gelmesi gerekirken, aşırı hidrojen yoğunluğuna bağlı olarak bu süre 10 milyon yıldır. Aslında biz 8 dakikadan da öte güneşin 10 milyon yıl önce oluşturduğu ışığı görüyoruz. Güneş ; Yeryüzü çapının yaklaşık 110 katı, Yer yüzey alanının 12.000 katı, Yer kütlesinin 333.000 katı, Yer hacminin ise 1.306.000 katıdır. Güneş kendi ekseni etrafında diferansiyel dönme hareketi yapar yani kutuplar ve ekvator farklı hızlarda döner. Ekvatoral bölgenin dönme hızı kutupların dönme hızından fazladır. Yaklaşık 400 km kalınlığında olan ve Işıkküre (fotosfer) denilen güneşin gözle görülen parlak yüzeyi teleskopla incelendiğinde granüler (bulgurcuk) ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Ana Menü
| Anasayfa |
| Haberler |
| Arama |
| İlanlar |
| Eğitim Siteleri |
Edubilim
| Forum |
| Resim Galerisi |
| Video Galerisi |
| Program Arşivi |
| Döküman Arşivi |
| Bilim Adamları |
| Kolay Ulaşım |
Üniversiteler
| Türkiye Üniversiteleri |
| Yabancı Üniversiteler |
Popüler Döküman
(Eğitim)
(Psikoloji)
(Eğitim)
(Otelcilik)
(Sunular)
Eğitim Siteleri
- Edebiyat- Türkçe -Şiir (12)
- Okul Öncesi (7)
- Sınavlar (10)
- Rehberlik Siteleri (11)
- Üniversite Siteleri (77)
- Eğitim Haberleri (12)
- Sözlük - Çeviri Siteleri (6)
- Ders Yardımcıları (5)
- Eğitim Forumları (9)
- Genel Eğitim Siteleri (13)