Arkeoloji
DosyalarEkleme Tarihi
ZigguratlarZiggurat Mezapotamya’ya özgü bir terimdir. Tanrıdağı anlamındadır.(1) İlkçağda Sümerler, Keldanlılar, Babiller ve Asurlular tarafından yapılan, tabandan başlayarak tepeye doğru kat kat yükselen(2) giderek küçülen teraslardan oluşan, zirvesinde bir tapınak bulunan ve yanlarında bir merdiven sistemi yer alan kademeli bir kuledir.(3) Üzeri açık ve dört köşelidirler.(4)Bu yapılar tarihi metinlerde Ziggurat, Zigura ve Ziggurak gibi çeşitli yazılışlarla görülür.(5) Zigguratların ilk olarak Sümerlerce inşa edildiği düşünesi yaygındır. Mezapotamya halklarının en önemli faliyetleri tapınakları Tanrıya ithaf etmeleridir. Sadece Antropolojik değil, edebi içerikli kalıntılara dayanarak da Sümerler’den önce başlamak kaydıyla Mezapotamya düşünce tarzına aydınlık getiren tez şudur: Politik açıdan Sümerlerde şehir devleti sözkonusu idi ve her merkezin bir tanrısı olduğu gibi her tanrının da yeryüzünde kendini temsil eden bir hükümdarı vardı. Bu hükümdarın birinci görevi tanrının evini inşa ettirmekti. Çünkü böylece tanrı onlardan hoşnut kalacak bunun karşılığında da onların o bölgedeki yaşamlarını temin edecek suyu gönderecekti.(6) İşte Orta Asya‘dan gelen bu kavimler , yüksek dağları tanrı makamı kabul etmişlerdi ve dağlık olmayan Mezapotamya yöresine gelince bu şekilde yüksek, yapay bir tepe meydana getirerek onu tanrının makamı ve tapınak yeri olarak nitelendirmişlerdir.(7)
YUNAN MİTOLOJİSİ* Zeus : Tanrıların kralı,en güçlüsü. Kronosoğlu. Özellikle ışık, aydınlık, gök, yıldırım tanrısı* Hera : Tanrıçaların en büyüğü, inek gözlü tanrıça, Zeusun kardeşi, karısı* Hephaistos : Ateş Tanrısı, Zeus ve Hera'nın oğlu, topaldır. Maden Sanayini Tanrısı, silah yapar* Hermes : Zeus ve Maianın oğlu Ticaret Tanrısı, Zeus'un haberlerini iletir* Apollon : Zeus ile Leton'un oğlu Tanrıça Artemisin kardeşi Kehanetin, müziğin Tanrısı Okları çok iyi kullanan savaşçı bir tanrı Ayrıca hekim, güneş tanrısıdır
İSTANBUL TARİHİNDEKİ BELLİ BAŞLI DÖNEMLERBizantion (M.O. 660 - M.S. 324)Yunanistan'dan gelen Megara'lılar M.Ö. 680'lerde Marmara Denizi'ni geçerek İstanbul'a ulaştılar ve bugünkü Kadıköy'de Halkedon adını verdikleri bir kent kurdular. "Körler Ülkesi" olarak da anılan Halkedon'un halkı tarımla uğraşıyordu. M.Ö. 660'larda da Trak kökenli komutanları Bizans önderliğinde yola çıkan Mega'lıların diğer bir kolu bugünkü Sarayburnu'nun olduğu yerde başka bir kent daha kurdu. Efsaneye göre Delfi Tapınağı'ndaki kahinin öğüdüne uyarak burayı seçen Megara'lılar, komutanlarının adından hareketle, kente "Bizantion " adını verdiler. Bu yörede Megara'lılardan önce de bazı Trak toplulukları yaşadığı bilindiği için Megara'lılarla yerli halkın kaynaşmış oldukları sanılmaktadır.Pek çok istilalara uğrayan Bizantion, M.Ö. 269'da Bithynialılar tarafından yağmalanarak ele geçirildi. M.Ö. 202'de Makedonyalılar'ın tehdidinden korkarak, Bizantion Roma'dan yardım isteğinde bulundu. Bu dönemden itibaren kentte Roma İmparatorluğu'nun etkisi başlamış ve M.Ö 146'da kent Roma'nın egemenliğine girmiştir. Önceleri idari olarak varlığını sürdüren kent, daha sonra Bitinya-Pontus eyaletinin bir parçası haline gelmiştir. Böylece 700 yıllık kent devleti statüsü sona ermiştir.73 yılında Bizantion Roma'nın Bithynia-Pontus eyaletine bağlandı. İmparator Vespasianus kentin gelişimine katkıda bulundu. 193 yılına gelindiğinde, Roma İmparatoru Septimus Severus, Partlar'ın tarafını tutan Bizantion'u kuşatarak kenti yağmalayıp, surları da yıktırdı. Daha sonra ise surları yeniden inşa ettirip, kenti imar etti. Yeni binalarla sokakları düzenledi. Hipodrom inşaatını başlattı. 269'da kent bu defa Gotlar'ın saldırısına uğradı. Zafer kazanan Gotlar, deniz kıyısına yakın bir yere sütunlarını diktiler. 313'de Nicomedialılar kenti ele geçirdiler. I. Constantinus, Nicomedialılar'la yaptığı savaşı kazanarak kenti geri aldı.
İlk önce diyodun tanımı ve görevi hakkında bilgi verelim. Diyot, basit olarak tek yönlü akım geçiren iki uçlu bir devre elemanıdır.Bu iki uç Anod ( A ) , Katot ( K ) uçlarıdır.Burada Anoda artı ,katoda eksi uçlar bağlanarak gerilim verilirse diyot Doğru polarize olur ve bir akım akmaya başlar.Ters yönde bağlanırsa ( yani; anod eksi ,katot artı ) o zaman bir akım geçişi olmaz.Buna Ters polarizasyon denir.Ters polarizasyon yöntemi sadece bazı özel diyotlarda uygulanır. Diyotlar genel olarak " D " harfi ile sembollendirilir.Fakat diyotlarda birim yoktur.Eldeki diyotun özel- likleri ELEKTRONİK KATOLOG dan( Kitap karıştırmaya uğraşmadan ) bakılarak öğrenilebilir. Diyotlar Germanyum ve Silisyum tipi maddelerden yapılmıştır.Germanyum tipi diyotlar anahtarlama ve dedektör olarak kullanılırlar.İletime geçme gerilimleri 0,2-0,3 V arasıdır.Silisyum tipi diyotlar ise doğrulma devrelerinde ( ACyi DCye çevirmek için ) kullanılır.İletime geçme gerilimleri 0,6-0,7 V arasıdır.Diyoda ters polarizasyonda zamanla artan bir gerilim verilirse belli bir zaman sonra diyot ya- nar ,delinir veya kısa devre olur.Bundan sonra diyottan çok büyük akım geçmeye başlar. Yukardaki grafikte ise diyodun iletime geçmesi ve delinme gerilimi görülmektedir. Diyot Çeşitleri 1-Zener Diyotlar :Zener diyot normal doğrultma diyotlarının ters delinme gerilimi esasıyla çalışırlar. Regüle devrelerinde çıkış gerilimini sabit tutmak için kullanılırlar.Ters polarizasyon altında çalışırlar. Zener diyodların gerilimleri üzerinde yazar veya verilen bir kod numarasıyla ELEKTRONİK KATOLOG dan( Kitap karıştırmaya uğraşmadan ) bakılarak öğrenilebilir. RS = Zenere Seri Direnç Vz = Zener Diyot Gerilimi VT = Trafo Gerilimi Iz = Zener Diyot Akımı ( Yaklaşık 10-30 mA arası ) Rs = VT-VZ IZ Yukarıdaki devrede bir Zener Diyot uygulaması görülmektedir.Bu devrede yaklaşık 18 V olan DC çıkış gerilimi 1...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
İLK ÇAĞ’DA ANADOLU UYGARLIKLARI HİTİTLER: • M.Ö 2000 yıllarında Anadolu’ya gelerek Kızılırmak çevresinde devlet kurmuşlardır.• Başkentleri Hattuşaş ( Boğazköy) şehridir. Çorum yakınlarındadır.• Hititliler Suriye’yi ele geçirmek için Mısırlılarla savaşmışlardır.Bu savaşın sonunda iki devlet arasında Kadeş Antlaşması imzalandı.• Kadeş Antlaşması (M.Ö 1280) Dünya tarihinde iki devlet arasında yapılan ilk antlaşmadır.• Hitit Devleti M.Ö 1200 yılında Anadolu’ya gelen Frigyalılar tarafından yıkıldı.
TÜRKLERDE MEZAR TAŞLARIZiyaret olunan yer manasında olan , ölü gömülen ve üzeri bina ile örtülmemiş çukura mezar , kabirdenilmesi, üstü yapılan müslüman kabirlerine türbe adı varilmesine , bu üstüne bina yapılmamış mezarların baş ve ayak uçlarına taş ve heykeller dikildiği görülmektedir. Eski Yunanlılar ve Romalılarda ve diğer toplumlarda bu maksatla mezarlar, mezar binaları, anıtlara ait bilgiler mevcuttur. Türbeler ve mezar abideleri sanat tarihi bakımından , kurganlar, yer altı mezar mağraları, ehramlar, mozaleler, mezar abideleri , mahsen mezarlar gibişeylerdir. Dinler tarihi bakımından da önemli olan mezar, mezar taşları , türbe ve mezar anıtları geniş bir inceleme konusu olmaktadır. Bilhassa Göktürklerde hakan veya kahramanların , ünlü kişilerin mezarları üzerine “ öldürdükleri düşmanları” temsil eden heykel veya taşları diktikleri , eğer taş bulamazlarsa ağaçtan yapılmış heykel veya kazıları bu maksatla kullandıkları ve bu şekilde dikilen taşlara Balbal denildiği ileri sürülmektedir. Bu Balbal ve Balbal dikme adeti “Eski Türk Yazıtları” arasında Kül Tegin yazıtının Cenup Bilge Han yazıtının doğu tarafında yer almaktadır. Balbal dikme itikatının , Türklerin öldükten sonra öbür dünyada da haayatın mevcut olduğu ve insanın ölünce öbür dünyaya göç ettiğine, ölünün öbür dünyada herşeye ihtiyacı olacağından eşyaların mezara konmasına inanılırdı.
TROYA MİTOLOJİSİ Troya şehrinin kurulmasıyla ilgili mitosta, Troaslı İlios günün birinde Frigya Kralının düzenlediği bir yarışmaya katılarak birinci olur. Kazandığı ödüller içinde kara benekli bir inek de vardır. Biliciler İliosa ineği izlemesini ve kentini ineğin durduğu yerde kurmasını söylerler. İnek gidip gidip Karamenderes (Skamondros) ile Dümrek (Smois) ırmaklarının arasında denize yakın bir yerde durur. Kurulan şehre önce İlios, sonra kurucunun atalarında Trosun anısına Troya adı verilir. Bir süre sonra Zeus kente Pallas Athena heykeli indirecek, İlios da heykelin indiği yere Athena tapınağını yapacaktır. İlios soyu çoğalarak Priamosa kadar gelir. Homerosun İlyadasında geçen şu çok ünlü savaşın hikayesi ise kısaca şöyle ortaya çıkmıştır; Tanrı Zeusun bir kuğu şekline girerek Ledadan peydah ettiği Helena evlenecek yaşa gelince Akhaların önde gelenleri Tündareosun sarayına giderler. Burada Tündareos ya da Helenanın seçimiyle, Menelaos Helenanın kocası olur. Daha sonra Tündareos ölünce Sparta Krallığı Menelaosa kalmıştır. Efsaneye göre, savaşın nedeni ise Iolkos Kralı Pelans ile Thetisin düğünlerine davet edilmeyen kavga tanrıçası Erisin, sinirlenip bir oyun düzenlemesi ve Hera, Afrodit ve Athenanın oturduğu ziyafet sofrasına, üzerinde en güzele yazılı bir elma atmasıyla başlar. Elmanın kimin olduğu üzerine 3 güzel tartışmaya başlarlar ve Zeustan bu sorunu çözmesini isterler. Zeus işin içinden çıkamayınca, çareyi dağlarda çobanlık yapan ve yalnız yaşayan Parisi rehber ilan etmekte bulur. Güzellerden her biri kendisini seçmesi için Parise bir şey vadederler. Paris Afrodite kanar ve dünyanın en güzel kadınını elde etmek için Afroditi yarışmanın birincisi seçer. Paris, Afroditin yardımıyla Spartaya gider, Heleni kaçırır, prensi olduğu Troya şehrine geri döner. Bunun üzerine Sparta Kralı Menelaos, Akha ordularını toplayarak Troyaya savaş açar. Böylece 10 yıl sürecek Troya savaşı başlamış olur. Troya, ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
TONYUKUK ANITI Birinci Taş Batı Cephesi Bilge Tonyukuk ben kendim Çin ilinde kılındım. Türk milleti Çine tabi idi. Türk milleti hanını bulmayıp Çinden ayrıldı, hanlandı. Hanını bırakıp Çine tekrar teslim oldu. Tanrı şöyle demiştir: Han verdim, hanını bırakıp teslim oldun. Teslim olduğun için Tanrı ölmüştür. Türk milleti öldü, mahvoldu, yok oldu. Türk Sir milletinin yerinde boy kalmadı. Ormanda taşta kalmış olanı toplanıp yedi yüz oldu. İki kısmı atlı idi, bir kısmı yaya idi. Yedi yüz kişiyi sev eden büyükleri şad idi. Katıl dedi. Katılanı ben idim. Bilge Tonyukuk. Kağan mı kılayım, dedim. Düşündüm. Zayıf boğa ve semiz boğa arkada tekme atsa; semiz boğa, zayıf boğa olduğu bilinmezmiş derler diyip, öyle düşündüm. Ondan sonra Tanrı bilgi verdiği için kendim bizzat kağan kıldım. Bilge Tonyukuk Boyla Baga Tarkan ile beraber İlteriş Kağan olunca güneyde Çini, doğuda Kıtayı, Kuzeyde Oğuzu pek çok öldürdü. Bilicisi, yardımcısı bizzat bendim. Çogayın kuzey yamaçları ile Kara Kumda oturuyorduk. Güney Cephesi Geyik yiyerek, tavşan yiyerek oturuyorduk. Milletin boğazı tok idi. Düşmanımız etrafta ocak gibi idi, biz ateş idik. Öylece oturur iken Oğuzdan casus geldi. Casusun sözü şöyle: Dokuz Oğuz milletinin üzerine kağan oturdu der. Çine doğru Kuyu, generali göndermiş, sözü şöyle dermiş: Azıcık Türk milleti yürüyormuş; kağanı cesur imiş; müşaviri bilici imiş; o iki kişi var olursa, seni, Çini öldürecek derim; doğuda Kıtayı öldürecek derim; ben,, Oğuzu da öldürecek derim; Çin, güney taraftan hücum et; ben kuzey taraftan hücum edeyim; Türk Sir milleti, yerinde hiç yürümesin; mümkünse hep yok edelim derim. O sözü işitip gece uyuyacağım gelmedi. Ondan sonra kağanımıza arz ettim. Şöyle arz ettim: Çin, Oğuz, Kıtay bu üçü birleşirse kala kalacağız. Kendi içi dıştan tutulmuş gibiyiz. Yufka olanın delinmesi kolay imiş, ince olanı kırmak kolay. Yufka kalın olsa delinmesi zor imiş. Doğuda Kıtaydan, Güneyde Çinden, batıda batılılardan, Kuzeyde Oğuzdan iki üç bin askerimiz gelec...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
TONYUKUK ABİDESİ (birinci taş) Batı cephesi Bilge Tonyukuk ben kendim Çin ilinde kılındım.Türk milleti Çine tabi idi.Türk milleti hanını bulamayıp Çinden ayrıldı,hanlandı.Hanını bırakıp Çine kadar teslim oldu.Tanrı şöyle demiştir:Han verdim,hanını bırakıp teslim oldun. Teslim olduğun için Tanrı öldürmüştür.Türk milleti öldü, mahvoldu, yok oldu. Türk Sir milletinin yerinde boy kalmadı. Ormanda taşta kalmış olanı toplanıp yedi yüz oldu.İki kısmı atlı idi,bir kısmı yaya idi.Yedi yüz kişiyi sevk eden büyükleri şad idi.Katıl dedi. Katılanı ben idim.Bilge Tonyukuk. Kağan mı kılayım, dedim.Düşündüm.Zayıf boğa ve semiz boğa arkada tekme atsa;semiz boğa,zayıf boğa bilinmezmiş derler diyip,öyle düşündüm.Ondan sonra Tanrı bilgi verdiği için kendim bizzat kağan kıldım. Bilge Tonyukuk Boyla Baga Tarkan ile beraber İltiriş Kağan olunca güneyde Çini,doğuda Kıtayı,kuzeyde Oğuzu pek çok öldürdü.Bilicisi,yardımcısı bizzat bendim.Çogayın kuzey yamaçları ile Kara Kumda oturuyorduk. Güney cephesi Geyik yiyerek,tavşan yiyerek oturuyorduk.milletin boğazı tok idi. Düşmanımız etrafta ocak gibi idi,biz ateş idik Öylece oturur iken Oğuzdan casusu geldi.Casusun sözü şöyle : Dokuz oğuz milletinin üzerine kağan oturdu der.Çine doğru Ku’yu,generali göndermiş,Kıtaya doğru Tongra Esimi göndermiş,sözü şöyle göndermiş: Azıcık Türk milleti yürüyormuş; kağanı cesur imiş; müşaviri bilici imiş; o iki kişi var olursa,seni,Çini öldürecek derim;beni,Oğuzu da öldürecek derim; Çin,güney taraftan hücum et; Kıtay, doğu taraftan hücum et;ben kuzey taraftan hücum edeyim;,Türk Sir milleti, yerinde hiç yürümesin; mümkünse hep yok edelim O sözü işitip gece uyuyacağım gelmedi,gündüz oturacağım gelmedi.Ondan sonra kağanıma arz ettim.Şöyle arz ettim: Çin,Oğuz,Kıtay bu üçü birleşirse kala kalacağız.Kendi içi dıştan tutulmuş gibiyiz.yufka olanın delinmesi kolay imiş,ince olanı ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
TEMEL MATEMATİK DÖNEM ÖDEVİ 1-) Bir spor kulübü üyelik için yıllık 550 dolar talep etmektedir. Ayrıca üyelerden 1 saatlik spor karşılığı 1 dolar alınmaktadır. Rakip kulüp ise üyeliden 440 dolar ve saat başına 1,75 dolar istemektedir. Hangi şartlarda hangi kulübü seçmenin daha iyi olacağına karar veriniz. Grafiği çiziniz. TC(1)=1*1q+550 TC(1) = TC(2) için = 110=75/100q TC(2)=1*1,75q+440 q = 147 147 ye kadar ilk durum sonra ikinci durum daha karlıdır. Yapılacak spor saatine bağlı değişmektedir. 2-) Bir mamülün fiyatı işe talebi arasında q = -1000p+10,000 ve maliyeti ile talep arasında C =2q+5000 gibi bir oran bulunmaktadır. Bu mamülün satışındaki karın en yüksek seviyeye ulaşması için fiyatı ne olmalıdır? C = 2*(-1000q+10000)+5000 = -2000p+25000 R=p*q = p(-1000p+10000) = -1000p²+10000p P=R-C = -1000p²+12000p-25000 Po = -b/2a = 12000/2000 = 6 En yüksek kar : -1000*6²+12000*6-25000 = 11000 Satış miktarı : -1000*6+10000 = 4000 3-) Tek ürün üreten bir işletmenin aylık kapasitesi 1000 birimdir. Aylık sabit maliyeti 40,000,000,000 değişken maliyeti 50,000,000 satış fiyatı 100,000,000 olan bir mal mevcuttur.Bu malın hangi satış miktarında kara geçildiğini başa baş noktasını sıfır kar noktasını (PDN) bulunuz grafikte gösteriniz. Excel de başa baş analizi başlığı adı altınca çözümlemeler yapılmıştır. 4-) p = q²+100 p = -20q+2500 arz ve talep fonksiyonları verilen denklemleri grafikte gösteriniz. Pazar denge fiyatını ve Pazar denge noktasını bulunuz . PDN = ARZ=TALEP q²+100=-20q+2500 q²-2400+20q=0 (q+60)(q-40)=0 q = 40 , p = 1700 5-) A şehrinin nüfusu 70000, B şehrinin nüfusu da 60000’dir. A şehri her yıl %4, B şehri ise %5 büyüdüğüne göre aralarındaki fark 5 yıl sonra ne olur? A B A büyüme oranı B büyüme oranı yıl A-B 70000 60000 0,...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
TARİH Eski Mısır yaklaşık üç binyıl varlığını sürdürdükten sonra, İ.S. 395te Bizans egemenliği altına girerek Hıristiyanlığı yada Kıptiliği benimsedi ama Hıristiyanlar ve Araplar, bu son derece gelişmiş uygarlığın izlerini silemediler. İ.S.VI. yyda imparator İustinianos, Philaideki İsis Tapınağını (Hıristiyan mısırdaki son pagan merkezi) kapattırınca, dünyanın en eski uyarlığı sayılan bu uygarlığın üstüne bütün kapılar kapanmış oldu. Daha sonra Fransız Jean-François Champollionun hiyeroglif yazılarını incelemesi ve dolayısıyla o tarihe kadar karanlıkta kalmış birçok soruya ışık tutması sonucunda Eski Mısır uygarlığıyla ilgili pek çok şey öğrenildi. XIX. yya kadar, Mısır tarihi Eski Yunan yazarlarının, özellikle de Herodotos, Sicilyalı Diodoros ve Stranbonun yazdıklarından öğreniliyordu; ayrıca Mısırlı rahip Manethonun Aigyptiake adlı yapıtından da yararlanılıyordu; Manethon bir Mısır tarihi yazmaya girişmiş ve Mısır firavunlarını 31 sülalede toplayarak bir firavunlar listesi yapmaya çalışmıştır.Bu bölümleme modern bilinler tarafından her zaman kullanılmıştır.Günümüzde Eski Mısır bilimi (ejiptoloji) henüz çok yeni bir bilim dalıdır, ama incelediği yazıtlar ve arkeoloji gereçleri o kadar zengin ve o kadar çeşitlidir ki, daha şimdiden Tarihöncesi dönemden Hıristiyanlık dönemine kadar Eski Mısır uygarlığının ve tarihinin ana hatları çizilebilir, en özgün yanları belirtilebilir.İ.Ö. 3000e doğru, Mısırın yazılı tarihinin başladığı sıralarda, uyarlığın bütün öğeleri bir araya toplanmıştı: Ülke Nilin suladığı bir toprak şeridi üstüne kurulmuştu ve ırmağın taşkın sularıyla besleniyordu; güneş her gün ışıklarıyla çevreye iyilik saçıyor, Afrika kökenli beyaz halk sulama kanallarının bakımıyla uğraşıyor ve huzurunu sağlayan doğal öğelere tapıyordu.Mısır halkı daha tarihsel döneminin başlangıç yıllarında kendine özgü bir dinginlik edinmişti; bu durum biraz da siyasal sistem, dinsel özellikler, dil ve yazıyı koruma kaygısından kaynak...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
SARK MESELESİ Hristiyan batını ortaya koyduğu bir tez ve uygulama biçimidir. Hristiyan batıya göre sark meselesi, hristiyanlığın sembolü haç ile islamın sembolü hilal arasındaki mücadeledir. Bu mücadelede taraflar bir taraftan bütün hristiyan batı diğer tarafta sadece müslümanTürkler vardır çünkü onlara göre Türk demek müslüman demek müslüman demekte Türk demektir. Şark meselesi 1071 Malazgirt savaşıyla başlar, günümüze kadar gelir ve onlara göre türkler Anadolu’dan çıkarılıncaya kadar devam eder. Şark meselesi 3 dönem halinde devam eder: I.Dönem:1071 Malazgirt savaşıyla başalr.1683 Viyana bozgununa kadar devam eder. II.Dönem: 1683’te başlar 30 Agustos 1922’yekadar devam eder. III.Dönem:30 Agustosdan günümüze kadar devam eder. I.Dönem: bu dönemde müslüman Türkler hristiyan batıya karşı her yönden üstün durumdadırlar. Türkler Malazgirt’ten Viyana önlerine kadar ilerlemişlerdir. Hristiyanların bu dönemdeki gayeleri Türkleri Anadolu’ya sokmamak:Hristiyan batı müslüman Türkleri Anadoluya sokmama kiçin 1071 tarihinde Bizans imparatorunun başkanlığında Doğu Anadolu’ya Türkler üzerine büyük bir haçlı ordusu gönderdiyse de yenildiler. Amaçlarına ulaşamadılar ve Türkler Anadolu’ya girdi. Anadolu’ya giren Türkleri geri çıkarmak: Hristiyan batı bu amacına ulaşmak için Müslüman Türkler üzerine 200 yıl süren haçlı seferleri düzenlediler. Fakat hepsinde yenildiler. Amaçlarına ulaşamadılar. Türkleri Avrupa’ya sokmamak:Türkler, Osmanlı döneminde İstanbul’u alıp Avrupa’ya doğru gelmeye başlayınca Türklerin ilerlemelerini durdurmaya çalıştılar. Hristiyan batı bu amacına ulaşmak için Varna,Kosova,Sırpsındığı,Niğbolu,Belgrad,Mohaç gibi mevkilere haçlı seferleri düzenlediyselerde hepsinde yenildiler. Amaçlarına ulaşamadılar ve Türkler Viyana önlerine kadar ilerlediler. II.Dönem: Bu dönemde üstünlük Hristiyan batıya geçti.Türkler bütün savaşları kaybetti. Viyana önlerinden Ankara önlerine kadar geri çekilmek zorunda kaldılar. Dönemin sonların...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
ROMAN İnsanların yaşadıkları ya da yaşayabilecekleri olayları, yere, zamana ve şahsa bağlayarak anlatan eserlere roman denir. *Romanda olaylar geniş ve ayrıntılı olarak anlatılır. *Ana olay etrafında olaycıklar vardır. *Şahıs kadrosu geniştir. Karakter çözümlemeleri yapılır. *Zaman olarak geri dönüşler olur. *Serim, düğüm, çözüm bölümleri vardır. Romanlar çeşitli türlere ayrılır; aa) Akımlarına Göre Romanlar Romantik, realist, naturalist... bb) Konularına Göre Romanlar - Tarihî Roman: Konusunu tarihten alır.. - Töre Romanı: Toplumun yaşayış tarzınıı, geleneklerini, âdetlerini işleyen romandır. Gelenek ve göreneklere dayanır. - Psikolojik Roman: Ruh çözümlemeleriniin yapıldığı romanlardır. Ruh çözümlerine dayanır. - Egzotik Roman: Uzak ve yabancı ülkeleerin doğa ve insanlarını anlatan romandır. - Tezli Roman: Bir görüş veya düşünceyii savunan romandır. - Polisiye Roman: Detektif hikâyelerinii anlatan romandır. - Biyografik Roman : Ünlü sanatçı ya daa kişinin hayatını konu edinen romandır. Yazar kendi hayatını anlatıyorsa otobiyografik adını alır. SORU: Nehir roman (Irmak roman) nedir, bu türe uygun yazan romancılarımız kimlerdir? SORU: Yığın romanı nedir? Bir düzyazı türü olan roman, insan ilişkilerini anlatımıdır diyebiliriz. İnsanın yaşadığı Serüvenler, iç dünyasının gerçekliği; insan-insan, insan-mekan, insan-doğa ilişkileri yaşadığı ortamın özellikleri toplumsal olay ya da olgular ekseninde belli insanlık durumları öne çıkarılarak işlenir. Romanın burjuva toplumunun bir ürünü olduğu, 18. ve 19. yüzyılda gerçek kimliğine kavuştuğu söylense de; burjuva öncesi dönemde, özellikle Ortaçağ ve Rönesans edebiyatında kimi roman örneklerine rastlamaktayız. Romanın ortaya çıkışında söylenceler, destanlar, kahramanlık öyküleri ve masalları ilk kaynak olarak alabiliriz. Roman sanatının günlük yaşama dönük soyutlayıcı bakışı öncesinde ise söylenceler, mitolojik öyküler, şövalye ve kahramanlık öyküleri, anılardır. Romana ilk elden...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
RODOS HEYKELİ Rodosun ilk sakinleri olan Dorlar, Argostan gelen denizci bir kavimdi ve güneş ilahı olan Heliosa taparlardı. Dorlar Rodosta en parlak devrini M.Ö. 3. asırda yaşayan bir medeniyet kurdular. Mısır ve Fenikenin ürünlerini alıp satarak zengin oldular. Adayı kültür-sanat merkezi, güzel konuşma ve felsefe okulu haline getirdiler. Makedonya Kralı Demetrios, Rodos’u uzun süre kuşatma altında tutmuştu. Dorlar, Demetriosla yaptıkları bir savaşı kazandıktan sonra, kuşatmanın kalkması anısına zafer anıtı olarak ve ilahları Heliosa şükran borçlarını ödemek için, Rodos limanının girişine büyük bir Helios heykeli yaptılar. M.Ö.281-280 yılında yapılan 32 metre yüksekliğindeki bu tunç heykel, elinde bir meşale tutuyordu. Bu haliyle Newyork limanındaki Hürriyet Heykelini andırıyordu. Rodoslular bu heykelin kendilerini ve adayı koruduğuna inanırlardı. Bu nedenle her yıl "Helicia" denilen şölenler düzenler, bu heykelin dibinde dört atlı bir arabayı denize atarlardı. İnanışlarına göre, Helios böyle bir arabayla dünyayı dolaşarak insanları gözetlerdi. Rodos heykeli ancak 50 yıl ayakta kalabilmiştir. M.Ö. 223 yılında bir depremde devrildi ve Araplar 653’te Rodos’u alana kadar öyle durdu. Araplar ise heykeli parçalayıp hurda olarak sattılar. Rodos Kolossosu da denilen bu anıtın heykeltıraşı Lindoslu Kharesti. Lindos, Rodos adasının üç büyük kasabasından biridir. ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
PİRAMİTLERDünyanin yedi harikasindan günümüze kadar ulasan tek eser, Misir'daki Keops Piramididir. Misir'in baskenti Kahire yakinindaki Nil Nehrinin batisinda bulunan Giza Yaylasinda bulunmaktadir. Keops Piramidinin yaninda biraz daha küçük olan Kefren ve Mikorinos piramitleri bulunmaktadir. Ayrica, içlerinde prenseslere ve firavunun en yakin yardimcilarina ait mumyalarin bulundugu bes piramit daha vardir. Büyük Piramit de denen Keops Piramidi, M.Ö. 2800 yillarina dogru hüküm süren Misir'in 4. Sülale devri hükümdarlarindan Keops'un mezaridir. Ikinci büyük piramit, Keops'un kardesi olan ve O öldükten sonra firavun olan Kefren'e aittir. Küçük piramit ise M.Ö. 2500'lü yillarda hüküm süren Mikerinos'a aittir. Misir piramitleri yeryüzündeki anit-kabirlerin en eskileri ve en büyükleridir. Bunlarin en hasmetlisi olan Keops Piramidi dis görünüsü ile de "Dünyanin Birinci Harikasi" olma niteligine hak kazanmistir.
Proje Monumentum Ancyranum ve arkeolojik içeri?i : Ankaradaki Augustus - Roma Tapyna?y G. Perrot - E. Guillaume 1862 M. Schede - D. Krencker 1936 Hypothetical reconstructions Ancyra projesi esas olarak, antik dünya ara?tyrmacylarynyn Sezar Ottaviano Augustusun Ancyrada (bugünkü Ankara) yaptyrmy? oldu?u tapyna?yn duvarlaryna iki lisanda yazyly olan metni belirtmek için kullandyklary Monumentum Ancyranum tanymlamasy üzerine odaklanmy?tyr. Galazianyn (Orta Anadolu) M.Ö. 25te Sezar Augustus tarafyndan yeni Roma vilayetinin yönetim merkezi olan Ancyraya eklenmesinden sonra Roma Tanrysy ve Krally?y onuruna feth edilen ?ehrin ilahi sembolü olarak muhte?em bir mermer yapy ithaf edilmi?tir. Augustusun ölümünden sonra tapyna?yn üzerine kyrmyzy harflerle Augustusun politik ba?arylarynyn anysy hem latince hem de yunanca olmak üzere Res Gestae Divi Augusti kazynmy?tyr. Epigrafik kalynty, Augustusun bizzat yazdy?y ve Romadaki anyt mezarynyn giri?ine konulmasyny istedi?i bronzdan iki kolon üzerinde bulunan orijinal eserin bir kopisidir. Romadaki orijinal asyrlar evvel kaybolmu?tur. Oysa kader, Augustus Tapyna?y duvarlaryna kazynan do?u vilayetindeki bu kopinin, Uluborlu ve Yalvaçdaki Apollonia ve Antiochia di Pisidia antik ?ehirlerinde bulunan bir kaç epigrafik yazyt kalyntysyyla birlikte hayatta kalarak günümüze kadar ula?masyny sa?lamy?tyr. ?u anda Ankaradaki Augustus Tapyna?yndan yalnyzca pronao ve üzerinde 1834deki bir yykymdan kaynaklanmy? derin bir yaryk bulunan cella nyn yan duvarlary kalmy?tyr. . North-West Wall Pronaonun iç kysmynda, solda, dy?ardan giren için sa? tarafta, simetrik olarak alty kolon üzerine ( her iki tarafta üçer) yerle?tirilmi? Augustusnun latince metni mevcuttur. Res Gestae Divi Augustinin yunanca metni ise dy? kysymda cellanyn hasar görmeyen yan duvary üzerindedir. Tapyna?yn bugün bile muhte?emli?inden bir ?ey kaybetmemi? olan kalyntylarynyn yanynda 12 metre yüksekli?inde ve 32,50...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
POTANSİYEL ODAKLAMA: Yeni bir çok elektrotlu dizi kamyonu, similasyon çalışması ve arkeolojik prospeksiyon arazi testleri. ÖZET: Arkeoloji,pedoloji ve çevresel çalışmalar için uygulanan pek çok fiziksel araştırmalarda elektriksel metotlar uygulanmaktadır.Bu yöntemler, uygulaması kolay ,pek pahalı olmayan ve bilgilendirici sonuçlar veren yöntemlerdir. Biz, çok elektrotlu sistemleri kullanırken seçilebilecek farklı hedefler arasında en detaylı araştırmayı ve en izotropik sonucu elde etmek ve yüzeysel gürültüyü(sesi)ortadan kaldırmak için bir dizi elektrotu ölçümlerini, sistemi benimsemekteyiz. Buda; odaklama kavram adı verilen yüzey ölçümüne dönüştürülmesiyle elde edilir.Böylece “ Potansiyel Odaklama “ kavramı ortaya çıkar.Bunun avantajları üzerinde bir test alanında ve iki arkeolojik bölgede yapılan arazi denemeleri ve sentetik modeller kullanılarak çalışmalar yapılmıştır. Bu araştırmalardan şu sonuca ulaşabiliriz; Kutup – kutup dizisine bağlı ve dört potansiyel elektrotla çevrili merkezi bir elektrottan oluşan çok basit bir sistem bu amaca ulaşmak için iyi bir yoldur. Rezistivite ve log basit bir sistem bu amaca ulaşmak için iyi bir yoldur.Rezistiv log üzerine 40 yıl önce yapılmış bir çalışmaya dayanarak odaklama terimine ve isohopik odaklama için IFMPP adı verilen yeni bir diziyi muhafaza etmekteyiz. 1-GİRİŞ: Arkeolojide yada genel olarak bütün yüzeye yakın çalışmalarda yapılır.Pek çok jeofizik çalışmalarda ve araştırmalarda elektriksel metodlar kullanılır.Bunların pek çok farklı durumlarla uygulanması kolaydır.Pek pahalı metodlar değillerdir.Ayrıca geniş çaplı direnç çeşitlemelerine bağlı olarak genellikle bilgilendirici sonuçlar elde edilmektedir.Genellikle kullanılan elektriksel direnç dizileri; Wenner, dipol – dipol, pole – pole tiptedir.Daha detaylı araştırmaları gerçekleştirmek için yedek sistemlerde gerçekleştirilmiştir.( Hesse at 1986) Yine de son yıllarda pek çok yazar çok elektrotlu ayrıkları önermişlerdir.Alt yüze...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Piramitler Neden İnşa Edildi? Kral mezarlarinin mastaba biçiminden, ehram sekline geçisine esasli bir sebep vardir ki, o da Kralin her türlü tecavüzden masun kalmasini temin etmek içindir. Mastabalarin insa tarzina ne kadar dikkat edilirse edilsin, hiç bir zaman yagmacilardan kurtulamamislardir. Zaten bir kere mezar açilip hava ile temas haline geçtigi vakit cesetler de çürüyüp toprak haline gelmislerdir. Bundan dolayi o kral mezarlari öyle saglam ve azamette yapilmalidir ki kimse o mezari açma girisiminde bulunamasin. Bunun içinde ehramlar yapilmistir. Bu olay ilk kez Kral Djoser zamaninda baslamistir. Önce kendine Abidos’ta bir mastaba yaptirmisti. Sonra fikrini degistirerek Memfis civarinda Saqqara’da muazzam bir metfen insa ettirmistir. Iste basamakli ehram budur. Saqqara Ehrami gerçekte ehram ile mastaba arasi bir abidedir. Kat kat yükseldikçe çevresi darlasan ve 7 dev basamakli bir merdiven seklini alan 7 mastabaya benzemektedir. Merkezi yerden göge dogru 61 metredir. Mastaba ehrami andirir. Mastabaya göre basamakli ehram su yenilikleri meydana getirmistir: - Tugla yerine tas kullanilmis ve mastaba dahilindeki serdap ve mabedi disari çikarmistir. - Her mastabanin içinde bulunan 3 kisim bunda da mevcuttur. Ancak daha fazla büyütülmüs ve ikisi binanin disina çikarilmistir. - Kuzey cephesinde, ehramin kapattigi saha ortasinda kayaliklar içinde oyulmus iki oda seklinde bir mahzene kadar uzanan meyilli bir geçit vardir. - Lahit kuyunun dibindedir. Duvarlari mavi mineli fayanslarla kaplidir. - Bir kenarin kapilari Osiris ve Isis’in isaretlerle çevrilmis olan Djoser’in protokolü ile süslenmistir. Sari yildizlar tavani kaplamistir. Bu mahzen gögü etmekte bulunuyor. Serdap, kuzey cephede tek parçadan olusan taslardan yapilmis bir binadir. Bir menfez önünde tek parça sist tasindan üretilmis ve Osiris’in kefeni ile örtülmüs bulunan Djoser’in bir heykeli bulunmaktadir. Bu heykel duvarlari kismen harap oldugu için süsleri belirsiz bir hale gelen...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
PIC Microcontoller Memory Method Big Table lookups Tony Nixon says: Table can access 1 to 8178 bytes (assuming max ROM of 8K) Table movlw High(TStart) movwf PCLATH movf OffsetH,W addwf PCLATH movlw Low(TStart) addwf OffsetL,W btfsc STATUS,C incf PCLATH movf OffsetL,W call DoTable movlw High(here) movwf PCLATH ; reset PCLATH here goto here org 0x???? DoTable addwf PCL TStart Retlw d0 etc As an example of how to use it, say you want to output speech data at 5K samples per second. A simple R2R ladder is on PortB. The speech table has 3000 data points Start clrf OffsetH clrf OffsetL SoundLoop ; 200uS loop time = 5000 samples per second movlw High(Table) movwf PCLATH call Table ; get sound data movwf PORTB movlw High(here) movwf PCLATH ; reset PCLATH here incf OffsetL ; add 1 to data pointer btfsc STATUS,C incf OffsetH NoUp movlw Low(d3000) xorwf OffsetL,W btfss STATUS,Z goto SoundLoop movlw High(d3000) xorwf OffsetH,W btfss STATUS,Z goto SoundLoop goto Start ; ; SOUND DATA TABLE 3000 ELEMENTS ; Table movlw High(TStart) movwf PCLATH movf OffsetH,W addwf PCLATH movlw Low(TStart) addwf OffsetL,W btfsc STATUS,C incf PCLATH movf OffsetL,W DoTable addwf PCL TStart DT "Hello. Im Mr Ed" ; plus another 2984 data points end PS: the text wont sound like that coming from PORTB ;-) PPS :if you want an easy way to create a 3000 point data table ready for MPASM see http://www.bubblesoftonline.com/demo/dtimg.html Dmitry Kiryashov [zews at AHA.RU] says: AFAIK it can be done in more straight way. call Dispatcher ; will be ret...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
PETROL ve PETROL ENERJİSİ PETROL sözcüğü, Latincede "kaya" anlamına gelen petra ve "yağ" anlamına gelen oleum sözcüklerinden türetilmiştir. Günümüzde petrol ve petrol ürünleri büyük önem taşır. Benzin, gazyağı, mazot, fueloil (yağyakıt), makine yağı, bitüm ve parafin mumu çok bilinen petrol ürünleridir. Benzin otomobillerde; gazyağı gaz lambalarında, bazı ısıtma aygıtlarında ve jet uçaklarının motorlarında; mazot (dizel yakıtı da denir) otobüs, kamyon ve gemilerdeki dizel motorlarında kullanılır. Buharlı gemilerin kazanlarında buhar üretilmesinde; çelik, cam, seramik gibi maddelerin üretiminde kullanılan bazı sanayi fırınlarında ve bazı binaların ısıtma sistemlerinde fueloil yakılır. Makinelerin düzgün ve rahat çalışabilmesi için ince ya da kalın makine yağlarına (en kalınlarına gres denir) gereksinim vardır. Bitümden, asfalt ve yalıtım malzemesi üretiminde yararlanılır. Petrol binlerce yıl boyunca basit bir biçimde kullanıldı. Babilliler yol döşerken ve bağlayıcı madde olarak bitümden, Romalılar yolları için Sicilyadan getirttikleri asfalttan yararlanırlardı. Eski Çinliler, tuz üretmek için tuzlu suyun ısıtılmasında doğal gaz kullandılar. İtalya, Almanya, Kuzey Amerika ve Birmanyada ham petrolün tedavi edici özellikleri olduğuna inanılırdı. Gazyağı ve Parafin 1850de İskoçyalı bilim adamı James Young, şeyl denen bir kayaçtan gazyağı elde etmenin yöntemini buldu. Young, gazyağının lambalarda bitkisel yağ ya da balina yağı yerine kullanılabileceğini gösterdi. Kimyadaki adı kerozen olan gazyağının başlıca iki türü vardır. Bunlardan birincisi gaz lambalarında, gaz sobalarında ve ısıtıcılarda; daha uçucu olan ikinci türü ise, bazı traktörlerin ve küçük balıkçı teknelerinin motorlarında yakıt olarak kullanılır. Jet uçaklarının motorlarında kullanılan gazyağı ikinci türdendir. Gazyağına İngilterede parafin denir. Ama parafin aslında petrolden elde edilen, mum, cila, su geçirmez karton ve kağıt yapımında kullanılan yarı saydam, sert bir mumdur. Açık renkli, k...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
PELOPONNES HARBİHarbin nedenleri : Peloponnes harbinin nedenleri Eski Çağdan beri tarihçiler arasında bir çok tartışmalara yol açmıştır. M.Ö. 431 yılına doğru partilerin üstünde büyük bir devlet adamı düzeyine ulaşmış olan Perikles gerek sağ, gerek sol taraf partilerinin şiddetli hücumlarına uğramış ve bunlar tarafından bu harbe yol açan başlıca kişi olarak gösterilmiştir. Bu hususu gerek Aristofanes’in komedyalarında, gerek Eforos’un tarihinde açıkça görmek mümkündür. Esasen harpten bir süre önce gittikçe kuvvetlenen muhalifler Perikles’in hayat arkadaşı Aspasia’dan başka yakın adamlarından heykeltraş Fidias’ı, filozof Anaksagoras’ı mahkemeye vererek dışa sürmüşlerdi. Peloponnes harbi tarihçisi Tukidides başlı başına bir fikir ve sanat anıtı olan ünlü eserinde bu tezin büsbütün tersini iddia etmekte, insanlık tarihinde ilk kez olayların gerçek nedenlerini görünürdeki nedenlerinden ayırt ettikten sonra harbin asıl nedeni olarak Pers harplerinden sonra Atina’nın gerek siyasal, gerek ekonomik alanda pek fazla güçlenmesini ve başta Sparta olmak üzere Peloponneslileri kuşkulandırmış olmasını ileri sürmekte, görünürdeki nedenler arasında ise Korint’le bu şehrin kolonisi Korkira arasında çıkan anlaşmazlığa Atina’nın karışmasını görmektedir.
PATRIKHANE FITNESI VE "PONTUS RUM DEVLETI HAYALI"Ilk, orta, lise ve hatta Harp Okulu'nda, Hukuk Fakültesi'nde okutulan Tarih kitaplarinda Birinci Dünya Savasi'nin sebebi olarak Sirp Prensi'nin katili, Alman-Ingiliz rekabeti olarak gösteriliyordu. ABD Texas El Paso'da ABD Kuvvetleri Hava Savunma ve Füze Okulu'nda iken tatil günlerimi El Paso Kütüphanesi'nde geçirirdim ve bazi notlar çikarmisim. Geçenlerde arsivimi düzenlerken bu notlardan biri elime geçti: "Birinci Dünya Savasi, Bati medeniyetine yabanci olan Osmanli Türkleri'nin, Avrupa'dan kovulmasi ve Balkanlar'in müslümanlardan temizlenmesi için baslatildi... Türkler'i Avrupa'da birakmak Bati medeniyetine karsi islenmis bir suçtur. (ABD Baskani Roosevelt)" Birinci Dünya Savasi'ndan sonra Kibris, Ege Adalari ve Balkanlar'dan Anadolu'ya göç baslatilip yerine Hiristiyanlar dolduruldu. 10 Ocak 1923'te Lozan Konferansi'nda Ismet Inönü biraz direnseydi Patrikhane'nin Istanbul disina nakli için hazirlik yapmislardi. Ama Yunan kültürünün asiri hayrani Ismet Pasa diger delegelerin arzusunu hiçe sayarak Patrikhane'nin Istanbul'da kalisini kabul etti. Lozan'da bütün delegeler Patrikhane'nin siyasi kimliginden uzaklasarak sadece dinî faaliyetlerde bulunmasini kabul ettiler. Lozan'da agirligini hissettiren ABD gözlemcisi Richard Child ve Ingiliz Heyeti Baskani Lord Curzon Ismet Pasa'ya: "Türkiye'nin iç ve dis ticari faaliyetlerinin ve bankacilik hizmetlerimizin yaninda, sanatta ve sosyal hayatta batililasmasinda Yahudi, Rum ve Ermeniler tarafindan yürütüldügünü, bunlarin sinirdisi edilmesi halinde Türk ekonomisinin felce ugrayacagini ve bu kadar büyük kitleyi sinir disi etmeye Türkiye'nin hakki olmadigini söyleyip Ismet Pasa'yi ikna ettiler. Anadolu'dan Yunanistan'a göç eden Rumlar'in çogu Türk asilli Ortodoks idiler. Yine Amerika El Paso Kütüphanesi'nden aldigim notlar arasinda Istanbul'da 15 yil yasamis Amerikali Amiral Colby Mehester'e göre: "O tarihte çogu Istanbul'da yasayan ve Patrikhane tarafindan korunan 30 casus Türkiye'de bulunuyordu." Batili dis politika uzmanlarina göre: "Türkiye'ye basta Orta Asya Cumhuriyetleri olmak üzere bütün Rusya Federasyonu bünyesinde ve özellikle Kafkas ülkelerinde Ortadogu'da, Avrupa'da ve Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve yine Yugoslavya'da bulunan ve çogu Türk asilli olan müslüman topluluklara Türkiye tarihi ve tabii sorumluluklari bakimindan sahip çikabilse yeterli lobicilik faaliyetlerini yürütebilse dünya devletleri nezdindeki agirligi ve itibari bir kaç misli artacak. Patrik Bartholomeos Selanik ve Iskeçe'de dört günlük ziyaret esnasinda Yunan Içisleri Bakani Teodoros Pangolos ile görüstü. patrikhane ile Yunanistan, Amerika Ortodoks kilisesi Baspiskoposlugu'na Spiridon'un tayinine tepki göstermis ve Yunan Disisleri Bakanligi'nin her yil yaptigi ödenek kesilmisti. Görüsmeden sonra Pangolos "Patrikhane'nin varligi faaliyeti ve ilgisine tesekkür ederim" derken Bartholomeos ise: "Pangolos'tan Yunanistan'i Patrikhane'ye ilgisinin gelecekte de devam edeceginin teminatini aldim" demistir. Pangolos ayrica "Patrikhane'nin günümüzde ruhî ve zihnî ihtiyaçlara cevap vermek için büyük imkanlari vardir. Buna paralel olarak helenizmin kültürel kisiligimizin temel unsurlarindan olan geleneklerimizin korunmasini saglayan bir müessese olarak Patrikhane'den ümitleri vardir" demistir. Heybeliada'daki papaz okulu 1971 yilinda askeri dönemde çikarilan özel üniversiteleri yasaklayan, devlet üniversitesine dönüstüren kanun ile kapatilmistir. Sonradan özel üniversitelerin devlet denetiminde olma sartiyla açilmasina izin verilmisse de Patrikhane, devlet denetimine karsi çikmaktadir. Su andaki Patrik Heybeliada Papaz Okulu'nu yeniden gündeme getirmistir. ABD'ye iki aylik ziyaretinde bunu Clinton basta olmak üzere Türkiye'de sikayet edecektir. Imam Hatipler'in orta kismi kapatilmistir. Yakinda Heybeliada Papaz Okulu fakülte hatta üniversite olarak açilirsa sakin sasirmayin. Çünkü Cezayir daha dogrusu Suriye'deki gibi mezhep ve ateist azinliga dayali dikta rejim pesinde olan bazi güçler dinlere degil Islam'a düsmandir. Bizans Imparatorlugu hayali ile yanip tutusan Fener Rum Patrigi Bartholomeos ile birlikte Rahmi Koç, uluslararasi silah tüccari Aga Han, Dünya Yahudi Cemaatleri temsilcileri, bir yigin Yunanli çevre bilimci ve isadamlarindan mütesekkil 400 kisilik bir heyet "Bilim ve Çevre Sempozyumu" adi altinda Karadeniz'i kurtaralim slogani ile Pontus hayali gündeme getirildi. Bu heyetin süper lüks "Eleftherios Venizelos" adli gemi ile yolculuklari ayri bir mesajdir. 1996 yilinin 15 Agustos'unda Kutsal Sümele Yortusu'na denk gelen Karadeniz Helen topluluklari 1. Kongresi yapilmistir. 20 Eylül 1997'de ise Karadeniz'i kurtaralim slogani ile Pontus gündeme getirildi. Yorgo Andreadis kitap gelirlerini ve Yunanistan'daki bir vakif Sümela Manastiri'na, Foça Müzesi'ne yardim ediyor ve Tonya Lisesi'ni birinci bitirene burs veriyor. Gemideki 400 kisiyi devlet bakani karsiladi. Bu 400 kisi Ayasofya ve Bizans eserlerini gezdikten sonra Patrikhane'ye gittiler. Türkiye Cumhuriyeti kanunlarina ve Türkiye'nin taraf oldugu (Lozan dahil) uluslararasi anlasmalara göre Istanbul Valiligi ve Fatih Kaymakamligi'na bagli Rum kökenli 3 bin civarinda vatandasin dini lideri olmasi gerekirken 270 milyon Ortodoks'un lideri rolünü oynamaktadir. Yunanistan S-300 füzeleri ile güneyden gösterip kuzeyden vurmaktadir. Patrik'in burnu dibinde Haliç dururken Trabzon'da isi ne? Kaldi ki, Karadeniz Trabzon'dan kirlenmiyor! Karadeniz turu aslinda Megalo Idea turudur. Odessa'da Fener Patrigi Bartholomeos ile Rus Otodoks (Moskova) Patrigi Alexy II "ortodoks birligi" için görüsmüslerdir. Baris treninin yapamadigi bu sempozyum ile yapilmistir. Amaç Karadeniz'i temizlemek degil Ortodoks dünyasina mesaj vermektir. Türk-Ortodoks Patrikhanesi Baskani Selçuk Erenerol, "Bartholomeos'un niyeti ortodoks dünyasinin lideri olmaktir. Bu sempozyum da çevre kilifi adi altinda düzenlenmis ekümenlik zirvesidir" demistir.
OLİMPOSTAKİ ZEUS HEYKELİ Eski zamanlarda Yunanlıların en büyük festivali, "Tanrıların Kralı Zeus" onuruna düzenlenen Olimpiyat Oyunlarıydı. Bugünkü Olimpiyat oyunlarına benzeyen bu müsabakalarda Anadolu, Suriye, Mısır, Yunanistan ve Sicilyadan atletler yarışırlardı. Olimpiyatlar ilk kez M.Ö. 776da başladı. Oyunlar 4 yılda bir düzenleniyordu ve Yunan şehir devletlerinin bütünlüğünü sağlamaya yardımcı oluyordu. Yunanlılar, Yunanistanın batı kıyısında Peloponnesus denen bölgedeki Olimposta Zeus adına bir tapınak yaptırmışlardı. Kutsal oyunlar süresince, şehir devletleri arasındaki savaşlar kesiliyor ve oyunlar için Olimposa (Olympia) gidecekler için güvenli bir geçiş imkanı sağlanıyordu. Oyunların yapıldığı yerde bir stadyum ve kutsal bir koruluk vardı. Yunanlılar ilk zamanlarda basit bir yapısı olan tapınağın yerine, zaman içinde oyunların öneminin artmasıyla, yeni ve tanrıların kralının adına yaraşır bir tapınak yapmak istediler. Bunun için Elisli Libon yeni bir tapınak yapmaya başladı ve M.Ö. 456da Zeus tapınağı bitirildi. Tapınak dikdörtgen bir platform üzerine inşaa edilmişti. Binanın yanlarında yeralan 13 adet büyük sütun, tavanı destekliyordu. Her köşede 6 adet sütun vardı. Üçgen şeklindeki tavan heykellerle doldurulmuştu. Kolonların üzerindeki pedimentler, Heraclesin heykelleriyle süslüydü. Tapınağın içerisinde tanrıların kralı Zeusun görkemli bir heykeli yeralıyordu. Heykeli, Atinadaki Parthenon tapınağı için Athena heykelini yapan Phidias yapmıştır. Heykel tapınağın batı ucuna yerleştirilmişti. 7 metre genişlikte ve yaklaşık 12 metre yüksekliğindeydi. Zeus, özenle hazırlanmış tahtında oturur şekildeydi. Başı neredeyse tavana değiyordu. Sağ elinde zafer tanrıçası Nikeı tutuyordu. Sol elindeyse üzerinde çeşitli metallerden kakmalar olan ve üzerinde kartal olan bir hükümdar asası vardı. Altın, abanoz, fildişinden yapılmış olan ve değerli taşlardan kakmaların bulunduğu Zeusun oturduğu taht, heykelin kendi...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
MISIR PİRAMİTLERİ Dünyanın yedi harikasından günümüze kadar ulaşan tek eser, Mısırdaki Keops Piramididir. Mısırın başkenti Kahire yakınındaki Nil Nehrinin batısında bulunan Giza Yaylasında bulunmaktadır. Keops Piramidinin yanında biraz daha küçük olan Kefren ve Mikorinos piramitleri bulunmaktadır. Ayrıca, içlerinde prenseslere ve firavunun en yakın yardımcılarına ait mumyaların bulunduğu beş piramit daha vardır. Büyük Piramit de denen Keops Piramidi, M.Ö. 2800 yıllarına doğru hüküm süren Mısırın 4. Sülale devri hükümdarlarından Keopsun mezarıdır. İkinci büyük piramit, Keopsun kardeşi olan ve O öldükten sonra firavun olan Kefrene aittir. Küçük piramit ise M.Ö. 2500lü yıllarda hüküm süren Mikerinosa aittir. Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-kabirlerin en eskileri ve en büyükleridir. Bunların en haşmetlisi olan Keops Piramidi dış görünüşü ile de "Dünyanın Birinci Harikası" olma niteliğine hak kazanmıştır. Piramitler, firavunun mumyası ile hepsi birbirinden değerli eşsiz nitelikteki sanat eserlerini; kral, kraliçe, prens heykellerini de içlerinde saklıyordu ve bu eşsiz hazineleri saklamak için yapılmışlardır. Keops Piramidinin yüksekliği 138 metredir. Tepeden 10 metre kadar aşınmıştır. Bazıları 10-15 ton ağırlığında olan 2.300.000 adet blok taşın üst üste yığılmasıyla oluşturulmuştur. Bir kenarı 227 metre olan dörtgen tabanı 50.524 metrekarelik bir alanı kaplar. Piramidin iç ortasında, tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar yukarıda firavunun odası vardır. Firavunun mumyası, hazinesi ve özel eşyası bu odaya konmuştur. Oda 10,5 metre uzunlukta, 5 metre genişlikte ve 6 metre yüksekliktedir. Buraya 50 metrelik bir dehlizden girilir. Biri kraliçeye ait olan iki oda daha vardır. Kefren Piramidinin taban kenarlarının uzunluğu 216m, yüksekliği 143m’dir. Mikorinos adına yapılan 66m uzunluğundaki piramidin taban kenarlarının uzunluğu 109m’dir Tarihçi Herodota göre, ağır granit blokları, piramidin üst bölümlerine ...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
MISIR PİRAMİTLERİİnsanların çağlar boyunca hayran kaldıkları büyük eserler, asırlar boyu sanatçılara ilham, onlara yaklaşma ve onları geçme, daha iyisini ve daha güzelini yapma arzusu vermiştir. Tarihi açıklayan, insan gücünün ve kabiliyetinin tanıkları olan bu şaheserlere ilgi duymayan nesiller, yaratıcılıklarını kaybetmişler, içinde bulundukları nesillerin medeniyet yarışında geri kalmalarına sebep olmuşlardır. Bu sebeple, bütün dünya için eşsiz birer kaynak ve hazine olan bu eserlerin bilinmesinde büyük faydalar vardır. Tarihçiler, yazarlar ve sanatkarlar, yüzyıllardan beri "Dünyanın en büyük ve en güzel anıtları hangileridir, nerede, ne zaman ve niçin yapılmışlardır?" sorularına cevap aramışlardır.M.Ö. 4. yüzyılda Sidon'lu Antipatros ilk defa, kendi çağında yeryüzünde mevcut olan yedi büyük ve güzel anıtı "Dünyanın Yedi Harikası" olarak adlandırmıştır. Heykeltraşlık ve mimarlık şaheseri olan bu eserler şunlardır:• Mısır Piramitleri • İskenderiye Feneri • Babil'in Asma Bahçeleri • Efes'teki Artemis Tapınağı • Olimpos'taki Zeus Heykeli • Kral Mausoleus'un Mozolesi • Rodos Heykeli
LİDYA ESERLERİ (KARUN HAZİNELERİ) Antik Çağ’da Anadolu’nun batısında yer alan, güneyi Karia, kuzeyi Mysia, doğusu Frigya, batısı Ionia ve Aiolia bölgeleri ile çevrili alana Lidya denmektedir. Ünlü tarihçi Heredot’a göre üç sülalenin yönettiği Lidya’nın son sülalesi Meermnandlar 141 yıl egemen olmuş, Lidya’nın bölgede siyasal ve ekonomik yönden önemli ülke olmasını sağlamışlardır. Saray entrikaları ile 2. sülale Heraklidlerden krallığı ele geçiren 3. sülale Mermenandlar Kral Gyges ile başlar. Ardys, Sadyattes, Alyattes ile devam edip Kroisos yani Karun ile son bulur. Milattan önce 7. yy’ın ilk yarısında Gygesil’e başlayan Lidya İmparatorluğu parayı icat ederek insanlık tarihinde önemli buluşlardan birini gerçekleştirmişlerdir. Bu buluş, ilk çağ dünyasının ekonomik gelişimini bir olay olmuştur. Lidya’nın ilkçağ dünyasının en zengin ülkesi olmasının bir nedeni Tmolos dağlarından çıkan ve Hermos Nehrine karışan, başkent Sardes’ten geçen Paktalos deresinin alüvyonları içindeki altındır. Buradan çıkarılan altın Lidya’nın kaderini belirlemiştir. 3. sülalenin son kralı Kroisos babası Alyattes’in ölümünden sonra M.Ö. 560’ta tahta geçmiş ve akıl almaz zenginliği sayesinde “Karun kadar zengin” deyimiyle günümüze kadar taşımıştır. Karun hazineleri hakkında bilgi edinebilmek için Lidya krallığını incelemek gerekir. M.Ö. 560-546 yılları arasında ülkesini yöneten bu kralın dönemine ait Uşak’ın 25 km batısında ve İzmir karayolu üzerinde bulunan Güre köyü yakınlarında Lidya tümülüslerinden çıkarılarak kaçırılan ve 1993 yılında geri alınan eserlere Karun Hazineleri denmektedir. SİYASİ TARİH İlkçağda kabaca bugünkü Gediz ve Küçük Menderes vadilerini kapsayan bölgeye Lydia adı verilmekte idi. Bu aynı zamanda Anadoluya özgü bir uygarlığada adı vermekte idi: Lydia Uygarlığı: Sardes’teki ilk yerleşme ile ilgili doyurucu bir bilgi yoktu. Yapılan kazılar, Sardes’in Tunç çağı sonlarında bir Anadolu köyü özelliklerini taşıdığını göstermiştir. Tun...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
KÜLTİGİN ABİDESİ Güney Cephesi Tanrı gibi gökte doğmuş Türk Bilge Kağanı,bu zamanda oturdum. Sözümü tamamıyla işit.Bilhassa küçük kardeş yeğenim,oğlum,bütün soyum, milletim,güneydeki Şadpıt beyleri, kuzeydeki Tarkat,buyruk beyleri,Oğuz Tatar..... Dokuz Oğuz beyleri,milleti!Bu sözümü iyice işit,adamakıllı dinle: Doğuda gün doğusuna,güneyde gün ortasına,batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar,onun içindeki millet hep bana tabidir.Bunca milleri hep düzene soktum.O şimdi kötü değildir.Türk kağanı Ötüken ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur. Doğuda Şantung ovasına kadar ordu sevk ettim,denize ulaşmama az kaldı. Güneyde Dokuz Ersine kadar ordu sevk ettim,Tibete ulaşmama az kaldı.Batıda inci nehrini geçerek Demir kapıya doğru ordu sevk ettim. Kuzeyde Yir Bayırku yerine kadar ordu sevk ettim.Bunca yara kadar yürüttüm. Ötüken ormanından daha iyisi hiç yokmuş.İl tutacak yer Ötüken ormanı imiş. Bu yerde oturup Çin milleti ile anlaştım.Altını,gümüşü,ipeği,ipekliyi sıkıntısız öylece veriyor. Çin milletinin sözü tatlı ipek kumaşı yumuşak imiş.Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan sonra,kötü şeyleri o zaman düşünürmüş.İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş.Bir insana yanılsa,kabilesi,milleti,akrabasına kadar barındırmazmış.Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok,Türk Milleti,öldün;Türk milleti, öleceksin! Güneyde Çogay ormanına,Tögültün ovasına konayım dersen,Türk Milleti öleceksin! Orda kötü kişi şöyle öğretiyormuş:Uzak ise kötü mal verir,yakın ise iyi mal verir deyip öyle öğretiyormuş.Bilgi bilmez kişi o sözü alıp,yakına gidip, çok insan, öldün!O yere doğru gidersen,Türk Milleti,öleceksin!Ötüken yerinde oturup kervan, kafile gönderirsen hiçbir sıkıntım yoktur.Ötüken ormanında oturursan ebediyen il tutarak oturacaksın. Türk Milleti,tokluğun kıymetini bilmezsin.Açlık,tokluk düşünmezsin. B...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
KUZEY KIBRIS’TA TÜRK ESERLERİ Kıbrıs adası 1571 yılında Osmanlı Türkleri tarafından fethedilmiş ve 307 yıl Türk egemenliği altında kalmıştır. Kıbrıs’ta Türklerin iskanından bu yana Türk kültürü kesintisiz var olmuştur. Bu dönemde kıymetli sanat ve mimari eserlerin inşa edildiği adada bu yapılar, Türk kültürünün inkar edilemez tarihi kanıtlarıdır. Osmanlılar Kıbrıs’a yerleşir yerleşmez ilk önce dini vecibelerini karşılayabilecek şekilde bazı kilise ve katedrallere İslamlığın gerekleri olan minare, mimber ve mihrap gibi unsurları ekleyerek onları camiye çevirdiler. Sonraları Osmanlı tarzına uygun olarak yeni camiler, hanlar, hamamlar, çeşmeler yaptırdılar. Kıbrıs’ın kuzeyinde olsun, güneyinde olsun tarihi eserler, adanın zengin tarihinin günümüze miraslarıdır. Bu mirasın korunması aslında tarihin korunması demektir, çünkü nerede olursa olsun bunlar insanlığın kültürel miraslarıdır. Kıbrıs’ta Türkler tarafından inşa edilmiş yapılar 11 kategoride toplanabilir A. CAMİLER Yenicami, İplik Pazarı Camisi (1826, Muhammed Sıddık Bey tarafından yaptırıldı), Turunçlu Camisi (1825, Seyit Mehmet Ağa tarafından yaptırıldı), Arabahmet Camisi (1845, Arabahmet Paşa tarafından yaptırıldı), Sarayönü Camisi (1903), Bayraktar Camisi (1820, Abdullah Paşa tarafından yaptırıldı), Laleli Camisi (1825), Minareliköy Camisi, Piri Paşa Camisi (19. yy, Lefke), Lefke Orta Camisi (1904), Lefke Aşağı Camisi, Peristerona Köyü Camisi (18. yy), Ziya Paşa Camisi (1839, Ziya Paşa tarafından yaptırıldı), Mehmetçik Köyü Camisi (1862), Sazlıköy Camisi, Ağa Cafer Paşa Camisi (1580 yılında Cafer Paşa tarafından yaptırıldı), Yazıcızade Camisi(20. yy başı), Seyit Mehmet Ağa Camisi (17. yy), Hacı Ömer Camisi (1870), Mehmet Bey Camisi, Ozanköy Camisi (1799, Mesut Bey tarafından yaptırıldı), Seyit Ahmet Ağa Camisi (1836 Ahmet Ağa tarafından yaptırıldı), Cami-i Kebir (1748, Ahmet Ağa tarafından yaptırıldı), Cami-i Kebir (1837, Seyit Elhaç Mehmet Ağa tarafından yaptırıldı), Ulu Cam...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
KRAL MAUSOLEUSUN MEZARI Bu mezar, Kraliçe Artemis tarafından kocası Mausoleus (Mozoles) için yaptırılmıştır. Karia Kralı Mausoleus, o zamanki adı Halikarnas olan Bodrum (O zamanlar bu bölge Karia olarak anılıyordu) bölgesinde, M.Ö. 377-353 yılları arasında hüküm sürmüştür. Pythea adlı bir mimarın eseri olan bu mezar bugün ayakta değildir. Ancak, tarihçi Pliniusun anlattıklarına göre yapılan bir resmi vardır. Karia krallığından kalma bazı sikkelerin üzerinde de bu anıtın kabartmalarına rastlanmıştır. Mausolos M.Ö. 353’te ölünce tahta çıkan Artemisia’nın ilk girişimi, kocasının adını sonsuza değin yaşatacak bir anıtmezar yaptırmak oldu. Bu iş için dönemin en önde gelen mimar ve heykelcileri görevlendirildi. Yer olarak da Halikarnassos kentinin ortasında, limanı oluşturan koya bakan bir yamaç seçildi. Yapı üst üste üç bölüm halindeydi. Yaklaşık 33m x 39m ölçülerinde dikdörtgen bir kaidenin üstünde, 36 tane İon düzeninde sütunla çevrili bir cella yer alıyor, bunun çatısını da 24 basamaklı bir piramit oluşturuyordu. Tepesinde 4 atlı bir zafer arabası bulunuyordu. Anıtın tepesindeki savaş arabasında, Kral Mousoleus ve karısının yanyana oturmuş heykelleri vardı. Dörtnala sürdükleri atların çektiği o arabayla unutulmazlığa doğru yol alıyor gibiydiler. Anıtın, araba heykeliyle birlikte yüksekliği 45 metreyi geçiyordu. Duvarları kabartmalarla süslüydü. Sütunlar arasında birçok güzel heykel vardı. Anlatıldığına göre Artemisia’nın ölmesi üzerine yapının yarım kalması tehlikesi belirince bütün sanatçılar para almadan ve birbirleriyle yarışarak Mausoleion’u bitirmişler. 150 yıl kadar önce Mozoleyi meydana çıkaran İngiliz arkeologları heykel ve kabartmaları alıp gitmişlerdir. Bu yüzden anıtın yeri bile zor belli olmaktadır. Şimdi bunlar British Museumda sergilenmektedir. Bugün Batıda sanat değeri olan ve anıt niteliğinde bulunan mezarlara Karia kralı Mousoleusun adı verilmektedir. Bu anıt bir depremde yıkılmıştır. Yıkılan sü...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
KRAL MAUSOLEUSUN MEZARI Bu mezar, Kraliçe Artemis tarafından kocası Mausoleus (Mozoles) için yaptırılmıştır. Karia Kralı Mausoleus, o zamanki adı Halikarnas olan Bodrum (O zamanlar bu bölge Karia olarak anılıyordu) bölgesinde, M.Ö. 377-353 yılları arasında hüküm sürmüştür. Pythea adlı bir mimarın eseri olan bu mezar bugün ayakta değildir. Ancak, tarihçi Pliniusun anlattıklarına göre yapılan bir resmi vardır. Karia krallığından kalma bazı sikkelerin üzerinde de bu anıtın kabartmalarına rastlanmıştır. Mausolos M.Ö. 353’te ölünce tahta çıkan Artemisia’nın ilk girişimi, kocasının adını sonsuza değin yaşatacak bir anıtmezar yaptırmak oldu. Bu iş için dönemin en önde gelen mimar ve heykelcileri görevlendirildi. Yer olarak da Halikarnassos kentinin ortasında, limanı oluşturan koya bakan bir yamaç seçildi. Yapı üst üste üç bölüm halindeydi. Yaklaşık 33m x 39m ölçülerinde dikdörtgen bir kaidenin üstünde, 36 tane İon düzeninde sütunla çevrili bir cella yer alıyor, bunun çatısını da 24 basamaklı bir piramit oluşturuyordu. Tepesinde 4 atlı bir zafer arabası bulunuyordu. Anıtın tepesindeki savaş arabasında, Kral Mousoleus ve karısının yanyana oturmuş heykelleri vardı. Dörtnala sürdükleri atların çektiği o arabayla unutulmazlığa doğru yol alıyor gibiydiler. Anıtın, araba heykeliyle birlikte yüksekliği 45 metreyi geçiyordu. Duvarları kabartmalarla süslüydü. Sütunlar arasında birçok güzel heykel vardı. Anlatıldığına göre Artemisia’nın ölmesi üzerine yapının yarım kalması tehlikesi belirince bütün sanatçılar para almadan ve birbirleriyle yarışarak Mausoleion’u bitirmişler. 150 yıl kadar önce Mozoleyi meydana çıkaran İngiliz arkeologları heykel ve kabartmaları alıp gitmişlerdir. Bu yüzden anıtın yeri bile zor belli olmaktadır. Şimdi bunlar British Museumda sergilenmektedir. Bugün Batıda sanat değeri olan ve anıt niteliğinde bulunan mezarlara Karia kralı Mousoleusun adı verilmektedir. Bu anıt bir depremde yıkılmıştır. Yıkılan sü...
Anasayfa: http://www.edubilim.com
Ana Menü
| Anasayfa |
| Haberler |
| Arama |
| İlanlar |
| Eğitim Siteleri |
Edubilim
| Forum |
| Resim Galerisi |
| Video Galerisi |
| Program Arşivi |
| Döküman Arşivi |
| Bilim Adamları |
| Kolay Ulaşım |
Üniversiteler
| Türkiye Üniversiteleri |
| Yabancı Üniversiteler |
Popüler Döküman
(Eğitim)
(Psikoloji)
(Eğitim)
(Otelcilik)
(Sunular)
Eğitim Siteleri
- Edebiyat- Türkçe -Şiir (12)
- Okul Öncesi (7)
- Sınavlar (10)
- Rehberlik Siteleri (11)
- Üniversite Siteleri (77)
- Eğitim Haberleri (12)
- Sözlük - Çeviri Siteleri (6)
- Ders Yardımcıları (5)
- Eğitim Forumları (9)
- Genel Eğitim Siteleri (13)