Anne-Baba Eğitim
DosyalarEkleme Tarihi
ZİHİNSEL ÖZÜRLÜLER İÇİN BECERİ SAPTAMA FORMU PUANLAMA ÇİZELGESİ ADI VE SOYADI : DOĞUM TARİHİ : DEĞERLENDİRME TARİHİ : DEĞERLENDİREN : BİLGİ ALINAN KİŞİ ( LER ) : BÖLÜM 1 : MOTOR BECERİ DÜZEYİ Genel Motor 0 1 2 3 4 5 6 7 8 İnce Motor 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Toplam En Fazla Yüzde 18 BÖLÜM 2 : TUVALET EĞİTİMİ Tuvalete Gitme 0 1 2 3 4 5 6 Tuvalet Temizliği 0 1 2 3 4 5 6 7 8 Toplam En Fazla Yüzde 14 BÖLÜM 3 : BESLENME Çiğneme 0 1 2 3 Yutma 0 1 2 İçme 0 1 2 3 4 5 6 Yemek Yeme 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Toplam En Fazla Yüzde 20 BÖLÜM 4 : GİYİNME – SOYUNMA Giyinme 0 1 2 3 A B C D E F G H I J K Soyunma 0 1 2 3 A B C D E F G H I J K İlikleme-Bağlama (AÇMA) 0 1 2 A B C D E F G İlikleme-Bağlama (KAPAMA) 0 1 2 A B C D E F G Toplam En Fazla Yüzde 46 BÖLÜM 5 : KİŞİSEL BAKIM El Yıkama 0 1 2 3 Yüz Yıkama 0 1 2 3 Banyo Yapma 0 1 2 3 4 5 6 7 Kurulanma 0 1 2 3 4 5 6 Diş Fırçalama 0 1 2 3 4 5 Tırnak Bakımı ( Kesme ) 0 1 2 3 Tırnak Bakımı ( Temizleme ) 0 1 2 3 Burun Temizleme 0 1 2 3 4 Saç Bakımı 0 1 2 3 4 Adet Dönemi ( * ) 0 1 2 3 4 Sakal Traşı ( * * ) 0 1 2 3 4 Parfümeri Malzemesi Kullanımı 0 1 2 3 4 Toplam En Fazla Yüzde 51 ( * ) Adet görmeyen küçük çocuklarda ve erkeklerde bu değerlendirmeyi yapmayın. Puanlama tablosundaki Yüzdeyi, hesaplama tablosundaki en fazla değerden 4 çıkardıktan sonra hesaplayın. ( * * ) Sakal traşı olmayan küçük çocukların ve kadınların değerini sıfır alın. Yüzdeyi, hesaplama tablosundaki en fazla değerden 4 çıkardıktan sonra hesaplayın. Adet görmeyen ve sakal traşı olmayan kişilerde; hesaplama tablosundaki en fazla değerden toplam 8 puan çıkararak yüzdeyi hesaplayın. BÖLÜM 6 : İLETİŞİM Anlama 0 1 2 3 4 5 6 İfade 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Toplam En Fazla Yüzde 15 BÖLÜM 7 TOPLUMSAL İLİŞKİ Kişilerle 0 1 2 3 4 5 Gruplarla 0 1 2 3 4 5 Toplam En Fazla Yüzde 10 BÖLÜM 8 : EVCİL YETENEKLER Ya...
İYİ BİR ÖĞRETMENİN ÖZELLİKLERİ (Öğrenci nasıl bir öğretmen istiyor?) 1. Çocuk ruhundan ve psikolojisinden anlamalı, 2. Her hareketiyle öğrencilere örnek olmalı, 3. Öğretimden çok eğitime yer vermeli, Etkileyici ve akıllı konuşmalı, 4. Etkileyici ve akıllı konuşmalı, 5. Yazısı okunaklı olmalı, 6. Çağdaş, sosyal, güncel olmalı 7. Öğretmeyi seven, öğrenmeyi sevdiren bir kişi olmalı, 8. Öğrencisiyle uyum içinde, tatlı sert olmalı 9. Olaylara zaman zaman öğrenci gözüyle bakabilmeli, 10. Öğrencilere her zaman kendi çocuğuymuş gibi yaklaşabilmeli, 11. Öğrencilere önyargısız yaklaşabilmeli, 12. Yapmacık tavırlardan uzak, sevecen anlayışlı olmalı, 13. Öncelikle işini çok sevmeli, 14. Öğrenci velileri ile iyi diyalog kurmalı, 15. Öğrenciler arasında her ne şekilde olursa olsun ayırım yapmadan eşit davranabilmeli, 16. Düşünce özgürlüğünden yana olmalı, 17. Öğretmenlik yaptığı okulun adını en iyi şekilde temsil edebilmeli, 18. Öğrencilerini başkalarının yanında korumalı, 19. Disiplinli ve yönetici olmalı, 20. Ders dışında öğrencileriyle ilgilenmeli 21. Notu bir silah olarak kullanmamalı, 22. Öğrencilerinin kişiliklerine yönelik onur kırıcı sözler söylememeli, 23. Bağırıp çağırmadan sorunları konuşarak halletmeli, 24. Sabırlı ve toleranslı olmalı, 25. Öğrencilere ilk olarak doğruluğu ve dürüstlüğü öğretmeli, 26. Öğrencilerini başarılı olabileceğine inandırmalı ve güven duygusu verebilmeli, 27. Dış görünüşe önem vermeli, 28. Öğrencilerini şefkatle severek onun duygularını paylaşabilmeli, 29. Ders kitapları dışında günlük hayattan örnekler verebilmeli, 30. Her zaman güler yüzlü olabilmeli, 31. Kendi şahsi olaylarını öğrencilere aktarmamalı, 32. Öğrencilerini ders çalışmaya teşvik edici olmalı. ...
İSTEK LİSTESİ Çocuk ya da gencin doyurulmamış ihtiyaçlarını, açığa vuramadığı duygularını, umut ve beklentilerini ortaya çıkarmak amacıyla düzenlenen sorulardan oluşmaktadır. Bu sorular daha çok düşsel durumlar içermektedir. Örneğin, “İstediğiniz kadar paranız olsaydı ne yapardınız?, “Her türlü imkanlarınız olsaydı hangi mesleğe girmek isterdiniz?” sorulardan oluşmaktadır. İstek listesi aynı zamanda tamamlanmamış cümlelerden de oluşturulabilmektedir. İstek Listesi, ister soru cümleleriyle, ister tamamlanmamış cümlelerden oluşmuş olsun öğrencinin kendi istekleri doğrultusunda cevaplandırılması beklenir. Onun için liste bir güven ortamı hazırlandıktan sonra öğrencilere doldurtulmalıdır. Soruları vermek kadar, cevapların incelenip tahlil edilmesi de önemlidir. Kişi belirttiği dilek ve istekleri üzerinde etraflıca konuşmak isteyebilir. Kişiyle danışma yapılarak, kişinin kendisini daha iyi anlamasına, iç görü kazanmasına yardımcı olunmuş olacaktır. Tekniğin kullanılmasındaki asıl amaç ta budur. İSTEK LİSTESİ Öğrencinin Adı ve Soyadı :...................................................................... Sınıfı :...................................................................... Numarası :...................................................................... Sevgili Öğrencimiz; Aşağıda sizden yanıtlamanız istenilen üç soru bulunmaktadır. Bu sorularla ilgili düşüncelerinizi her sorunun altında boş bırakılan yerlere yazınız. Bu soruların okul çalışmalarınızla hiçbir ilgisi yoktur. Bu bir sınav değildir. Amaç sizi daha iyi tanımak ve size kendinizi tanıtmaktır. Yanıtlarınız gizli tutulacaktır. Soruları lütfen içtenlikle yanıtlayınız. Teşekkür ederiz. 1- İstediğiniz k...
İLKÖĞRETİM ÇAĞI ÇOCUĞUNDA YAYGIN BİÇİMDE GÖRÜLEN SORUNLAR: KARŞI GELME BOZUKLUĞU çocuklar neden saygısız karşılıklar verir ve tartışmacı bir yaklaşım benimserler ? Bu davranışların tümü sözlü saldırganlık biçimleri ;öfke ifadeleri;ve karşısındakine söz geçirme ödeşme ya da başkası tarafından yönetilmekten kaçınma girişimleridir. Böyle oluşunun temel nedenleri şu şekilde sıralanabilir: · Yorgun mutsuz olma ve düş kırıklığına uğrama. · Başka çocuklar tarafından korkutulma veya başkalarından daha güçlü görünmek için onları korkutma yolunu seçme. · Çoğu kuralın, ebeveynin yargılarına ve sağduyusuna dayandığını ve doğa yasaları gibi mutlak kurallara bağlı olmadığını anlamak için yeterli soyut düşünme becerilerine sahip olma. · Daha fazla özellik ve yetki arzusuna karşılık uzlaşma becerilerinin kısıtlı olması DSM IV’ e göre karşı gelme bozukluğu , en az altı ay süren, bu sırada aşağıdakilerden dördünün (ya da daha fazlasının) bulunduğu bir olumsuzluk ve karşı gelme davranışı örüntüsü şeklinde tanımlanır: 1. Sık sık hiddetlenir(huysuzlaşır) 2. Sık sık büyükleriyle tartışmaya girer 3. Büyüklerinin isteklerine ya da kurallarına uymaya çoğu zaman etkin bir biçimde karşı gelir ya da bunları reddeder 4. Çoğu zaman isteyerek başkalarını kızdıran şeyler yapar 5. Kendi yaramazlıkları için çoğu zaman başkalarını suçlar 6. Çoğu zaman alıngandır çabuk darılır ya da başkalarınca kolay kızdırılır 7. Çoğu zaman içerlemiş kızgın ve güceniktir 8. Çoğu zaman kincidir ve intikam almak ister Bir anne- baba olarak son çocukluk döneminin hayatın incinmeye açık olan bir evresi olduğunu aklınızdan çıkartmayın . küçük yaştaki okul çağı çocukları çevrelerinde gelişen olayların kendileriyle ilişkili olduğunu düşünürler. Örneğin evlilik çatışması yaşanan ailelerde çocuklar bu problemi yanlış yorumlayarak kendilerinin kötü oldukları ve anne-babalarını hayal kırıklığına uğrattıklarını düşünürler. Bu durumda benlik değerleri zarar görebilir ve çevre...
İLKÖĞRETİM ÇAĞI ÇOCUĞUNDA KRİTİK YAŞLAR: 2.1. ALTI YAŞ Sun çocukluk dönemine giren çocuk. 6 yaşına geldiğinde, 2,5 yaşında görülen olumsuz evrenin belirtilerini göstermeye başlar. Dengesiz, kurala karşı olan, isyankar bir tutum ve davranış içine girer. 6 yaş çocuğu değişmekte olan bir çocuktur. Anneler. çocuklarındaki bu ani değişiklikleri: «Bu çocuğa ne oldu, bilmiyorum, çok değişti . » şeklindeki sözcükleriyle dile getirirler. 6 yaşında çocuk. tembel ve kararsız bir görünümdedir. Çocuk bir kez daha 2,5 yaşında yaşamış olduğu karar verme güçlüklerine uğrar. yine, bir şeyin olumlu ve olumsuz iki yüzü arasında hızla gelir gider. Gesell, çocuğun eylemlerinde bir tür çift motivasyondan oluşmuş görünen iki kutupluluktan söz eder, Örneğin, çocuk bir an annesini sever, biraz sonra ona nefret duyar. Bir geçiş dönemini oluşturan bu yaşta, bedensel ve psikolojik kaynaklı bazı temel değişiklikler dikkati çeker. Bu yaşta süt dişleri dökülürken, kalıcı ilk azı dişi çıkmaya başlar. Orta kulak iltihabına en sık bu yaşta rastlanmakta burun ve boğaz hastalıkları yine bu yaşta daha sık görülmektedir. Çocuğun okula başlamasıyla birlikte, okul öncesine oranla, daha çok sayıda arkadaşla ilişki kurduğu. bunun yanında aile ilişkilerinin zayıfladığı, bireysel oyunun yerini, grup oyununun aldığı görülür. Başka bir deyişle, çocuğun okul çağıyla birlikte grup çağına girdiği ve sosyal bilincin arttığı dikkatimizi çeker. Çocuğun davranışını sınırlayan ‘ burada’ ve ‘ şimdi’ Ortamı, yerini yakın çevreye bırakmaya başlar. 2.2. ON YAŞ 10 yaş; düzenli, huzurlu ve elde edilen bilgilerin özümlendiği; toplandığı ve dengelendiği bir ara evredir. Tipik bir 10 yaş çocuğu, çocukluğun gerek kendine özgü, gerekse genel tüm özelliklerini kendinde toplamıştır. Gelecekteki ergenlik döneminin gerilim ve huzursuzlukları onun için henüz söz konusu değildir Bu yaş, gelişimin dengelendiği altın bir çağdır. 10 yaşındaki bir çocuğun olgunluğunu 9 yaşındakiyle karşılaştırırsak, 10 yaş çocuğunun 9 ...
İLETİŞİM ÖNERİLER 1 Çocuğunuza zaman ayırın. Çocuğunuzla birlikte geçen zaman asla boşa harcanan zaman değildir. Çocuğu sevmek, ona bolca ve pahalı oyuncak almak değil onunla ortak faaliyetleri paylaşmak, ona zaman ayırmak, onunla oyun oynamaktır. Çocuğu sevmek, sözle sevgiyi ifade etmenin ötesinde, eylemle bu duyguyu ona yaşatmaktır. Çocuğunuzla birlikte olduğunuz zaman tüm dikkatinizi ona yoğunlaştırın. Bu nedenle de, başka bir işle meşgulken değil, kendinizi rahat hissettiğinizde çocuğunuzla ilgilenerek, anne ya da baba olmanın keyfini çıkarın. Aşağılamak, suçlamak, çocuk adına karar vermek yerine, çocuğu dinleyin. Dinlendiğini gören çocuk kabul edildiğini, dolayısıyla sevildiğini düşünen çocuktur. Göz kontağı kurarak, gülümseyerek kabul belirtisini beden diliyle pekiştirin. Böylelikle çocuk “kişiliğine saygı duyulduğunu” düşünerek iletişimini sürdürür. Anne ve babasının kendisini dinlediğini gören çocuk duygularını ifade etme olanağı bulur. Aldığı tepkilerle “anlaşıldım” duygusunu yaşar. Böylelikle rahatlar. Çocuğunuza karşı davranışlarınızda tutarlı olun. Kendi içinizde çelişkili davranışlarda bulunmanız ya da anne ve babanın birbirleriyle çelişen biçimde davranması, çocuğu “doğru”yu bulma konusunda zorlar. Çocuğunuzu başka çocuklarla karşılaştırmayın. Çocuk, anne ve babası tarafından önemsenmek, değerli bir insan olarak kabul edilmek ihtiyacındadır. Onun başka çocuklarla karşılaştırılması, kendini değerli bir insan olarak görmesini engeller. Çocuğun kendine özgü, bağımsız bir birey olarak kabul edilmesi, ruh sağlığının temelini oluşturur. ÇOCUK-GENÇ İLE AİLE İLİŞKİLERİ Çocuğun başarılı girişimleri, onu yeni başarılara yöneltmek ve öğrenme arzusunu pekiştirmek amacıyla desteklenmelidir. “Aferin!, Çok güzel oluyor!,İstersen bir kez daha deneyebilirsin” gibi sözler çocuğu cesaretlendirir. Tersine, “Beceriksiz, o öyle değil böyle yapılır. İyi bak...
İLETİŞİM ÖNERİLER 1 Çocuğunuza zaman ayırın. Çocuğunuzla birlikte geçen zaman asla boşa harcanan zaman değildir. Çocuğu sevmek, ona bolca ve pahalı oyuncak almak değil onunla ortak faaliyetleri paylaşmak, ona zaman ayırmak, onunla oyun oynamaktır. Çocuğu sevmek, sözle sevgiyi ifade etmenin ötesinde, eylemle bu duyguyu ona yaşatmaktır. Çocuğunuzla birlikte olduğunuz zaman tüm dikkatinizi ona yoğunlaştırın. Bu nedenle de, başka bir işle meşgulken değil, kendinizi rahat hissettiğinizde çocuğunuzla ilgilenerek, anne ya da baba olmanın keyfini çıkarın. Aşağılamak, suçlamak, çocuk adına karar vermek yerine, çocuğu dinleyin. Dinlendiğini gören çocuk kabul edildiğini, dolayısıyla sevildiğini düşünen çocuktur. Göz kontağı kurarak, gülümseyerek kabul belirtisini beden diliyle pekiştirin. Böylelikle çocuk “kişiliğine saygı duyulduğunu” düşünerek iletişimini sürdürür. Anne ve babasının kendisini dinlediğini gören çocuk duygularını ifade etme olanağı bulur. Aldığı tepkilerle “anlaşıldım” duygusunu yaşar. Böylelikle rahatlar. Çocuğunuza karşı davranışlarınızda tutarlı olun. Kendi içinizde çelişkili davranışlarda bulunmanız ya da anne ve babanın birbirleriyle çelişen biçimde davranması, çocuğu “doğru”yu bulma konusunda zorlar. Çocuğunuzu başka çocuklarla karşılaştırmayın. Çocuk, anne ve babası tarafından önemsenmek, değerli bir insan olarak kabul edilmek ihtiyacındadır. Onun başka çocuklarla karşılaştırılması, kendini değerli bir insan olarak görmesini engeller. Çocuğun kendine özgü, bağımsız bir birey olarak kabul edilmesi, ruh sağlığının temelini oluşturur. ÇOCUK-GENÇ İLE AİLE İLİŞKİLERİ Çocuğun başarılı girişimleri, onu yeni başarılara yöneltmek ve öğrenme arzusunu pekiştirmek amacıyla desteklenmelidir. “Aferin!, Çok güzel oluyor!,İstersen bir kez daha deneyebilirsin” gibi sözler çocuğu cesaretlendirir. Tersine, “Beceriksiz, o öyle değil böyle yapılır. İyi bak...
İLETİŞİM VE ANNE BABA ÇOCUK OKULU İLETİŞİMİN ÖNEMİ Ülkemizde ve dünyada iletişim önemi ülke politikalarınca ve şimdilerde özel şirketlerin ataklarıyla daha çok anlaşılmaya başlanmıştır. Ülkemizde ve dünyada iltişim için harcanan paralar ortadadır. ÖRNEK: Bizim ülkemizin milyarlarca dolar harcayarak uzaya fırlattığı TÜRKSAT uyduları bunun apaçık örneğidir. Özel müteşebbislerde de bunun örneğini görmekteyiz. Buna da örnek verecek olursak dünyanın en zengin insanlarından Bill Gats sahip olduğu microsoft firması ve Türkiye de yine bir iletişim firması olan Turksellin sahibi Mehmet Karamehmet ülkenin en zenginleri arasındadır. İLETİŞİM İletişim bilgi üretme,aktarma ve anlamlandırma sürecidir. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi iletişimde eğitimin rolü çok büyüktür zira bilgi üretmek ,aktarmak, anlamlandırmak tamamen eğitimin işidir. Bundan sonraki bölümde de bu durum üstünde duracağım. İLTİŞİMDE EĞİTİMİN ÖNEMİ Biraz önce de bahsettiğim gibi iletişimde eğitimin önemi tartışılmamaktadır. Bizim kültürümüzden önek verecek olursak : Sivas ve Kayseri arasında yaşanmış bir olay bu olayda en çok dikkat çeken olay iletişim ve eğitim eksikliğin ne boyutlara vara bileceğidir.(1980) Kayseri ve Sivas sınır iller olması hasebiyle aralarında yaşanan iç çatışmalar iletişimi de etkilemiş normal şarlar altında insan ilişkilerin yoğunlaştırmak amacıyla yapılan bir etkinlik olan futbol büyük olaylarla bitmiştir.39 insanın vefat ettiği bu olaylar dahada büyümeden zorda olsa kapatılmıştır. Bunu sadece bu olayda olduğunu söylemek yanlıştır. Zira dünyanın her yerin de böyle vakalar olmaktadır. Aramalar sonucun da insanlar sanki savaşa gider gibi döner bıçakları v.s. ile görülmektedir İletişimi böyle anlıyorlar. Yine toplumuz da çarpıcı örnekler verecek olursak talk show program yapımcısı Beyazın verdiği bir örnek verecek olursak. İki takım t...
İBRETLİ SÖZLER Hayatimizin nasıl olması gerektiği konusunda bizlere yol gösterecek olan bu guzel ve ibret verici sozleri sadece okumakla kalmayalim, bizzat uy- gulamaya calisalim. Bakin o zaman hayatin anlamini daha iyi anlayacağız. -İnsanda hayallerin yerini anilar almaya baslamissa, yaslilik baslamis demektir. -James Breler- - Mezardakilerin pisman olduklari seyler için, dünyadakiler birbirlerini yiyorlar!.. - Kalp ne ile doluysa dudaklardan dokulur gider. -GOETHE- - Öyle adamlar gördüm üstünde elbisesi yok, öyle elbiseler gördüm içinde adam yok. -MEVLANA- - Para herseyi yapar diyen adam, Para için herseyi yapan adamdir. -Benjamin Franklin- - İstediğiniz bazı şeylere sahip olamamak , mutlulugun bir parcasidir. -B.RUSSEL- - Söz kalpten çıkarsa kalbe kadar gider, dilden cikarsa kulagi asamaz. -ARAP ATASOZU- - Doğarken sen ağladın çevrendekiler güldü, öyle bir hayat yasa ki öldükten sonra çevrendekiler aglasin sen gül... - İyiliği gizli yapanlar, tanriya inananlardir. -BALZAC- - Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler , elinden buyuk is gelmeyenlerdir. -EFLATUN- - Birçok insan mutluluğu burnunun üstünde unutucu gözlük gibi etrafta arar. - İnsanların yaptığı sahte paralar kadar paraların yaptığı sahte insanlar vardır. - İnsanlar sahip olduklarını küçümser, sahip olamadiklarini önemser. - Oyun bittigi zaman sah da piyon da ayni kutuya atılır. - Dal rüzgari affetmistir ama, kirilmistir bir kere. - Bildiğini bilenin, arkasindan gidiniz.Bildigini bilmeyeni, uyandiriniz.Bilmedigini bilene, ögretinizBilmedigini bilmeyenden, kaçiniz. -KONFIÇYÜS - Gül sunan bir elde daima bir miktar gül kokusu kalir. -Çin atasözü- - Ölümün bizi nerede bekledigi belli degil , iyisimi biz onu her yerde bekleyelim. -Montaigne- -Gençliğine de güvenme, Ölen hep ihtiyar mi? -Ayrılık küçük sevgileri yok eder büyük sevgileri dahada yüceltir. Tipki rüzgarin mumu söndürüp atesi ise dahada alevlendirdigi gibi... -İnsanlar görüntüleriyle karşılanır şahsiyetler...
Veliler İçin Sayın Velimiz, Çocuklarımızın ruhsal, bedensel, sosyal, zihinsel v.b. gelişmelerinin sağlıklı olabilmesi için çeşitli kurumlara büyük görevler düşmektedir. Bu kurumların başında aile ve okul gelmektedir. Okulumuzun üzerine düşen görevleri gerçekleştirebilmesi için sizin desteğinize ihtiyacı vardır. Okul - öğrenci - aile işbirliği için: 1. Okul idaresi ile görüşmeniz gereken konular için öncelikle müdür yardımcısı ile iletişim kurunuz. 2. Çocuğunuzun sağlık durumu hakkında revir ve okul idaresi ile iletişim içinde olunuz. 3. Çocuğunuzun sosyal, bilişsel, duygusal gelişimleri ile ilgili her türlü bilgi için bağlı bulunduğunuz rehberlik servisi ile iletişim kurunuz. Çocuğunuzun okul içindeki durumu hakkında bilgi alabilmeniz için veli toplantılarına mutlaka katılınız. 4. Çocuğunuzu sabah kahvaltısı yapmadan okula göndermemeye çalışınız. 5. Çocuğunuzun kılık kıyafetine ve giysilerinin okul kurallarına uymasına özen gösteriniz. Çocuğunuzun okul giysilerine öğrencinin ad, soyad ve sınıfını işleyiniz. Eşyaların okulda unutulmaması için gerekli uyarıları yapınız. 6. Çocuğunuzun zamanında yatmasına ve bu arada sistemli ders çalışma alışkanlığı kazanmasına yardımcı olunuz. 7. Belirlenen alışveriş gününün dışında çocuklarınıza para vermeyiniz. Para gününde belirlenen miktarı geçmeyiniz. Kapı önündeki satıcılardan çocuğunuza hiçbir şey almayınız ve çocuğunuzu da almaması konusunda uyarınız. 8. Çocuğunuzun zamanında derse gelmesini sağlayınız, geç kalma alışkanlığını önleyiniz. Geç kaldığınızda ilgili müdür yardımcınızdan geç kağıdı almayı unutmayınız. 9. Çocuğunuzun çantasında, haftalık ders programına göre o gün için gerekli olan kitap-defter, araç ve gereci bulundurmasına dikkat ediniz. 10. Çocuğunuzun ders araç ve gereçlerine, defter ve kitaplarının kaplanarak etiketlenmesini sağlayınız. (kendisine ait olan ya da olmayan araç ve gereçleri yıpratmadan, temiz ve düzenli kullanması alışkanlığını kazanmasına yardımcı olunuz.) 11....
TİRNAK YEME ALIŞKANLIĞI Tırnak yeme alışkanlığına çoğunlukla 3-4 yaslarından önce başlamaz. (Çok ender olarak 5 aylık gibi erken bir dönemde görülebilir). Çocukların %33 de tırnak yeme davranışı görülür. Bu oran erken ergenlik çağına kadar sürer. Ergenlik çağında tırnak yiyen çocukların sayısı %40-45e yükselir. Yani ergenlik çağına doğru çocukların hemen hemen yarısı tırnak yeme davranışı gösterir. Bunun nedeni olarak gençlerin çevreden onay görmemeleri olarak değerlendirilir. Ayrıca tırnak yiyen çocukların ailelerinin çoğunda tırnak yiyenlere rastlanmaktadır. Bunun içinde tırnak yemenin bir taklit olduğu ve büyükleri taklit etmek suretiyle öğrenildiği ileri sürülmektedir. Ergenlik çağında sosyal onay görenlerin çoğu bu alışkanlığı terletmektedir. Tırnak yemek bazen ayak parmaklarını ısırmakla ve ayak tırnaklarını el parmaklarıyla yakalama ile ilişkili görülmektedir. Ayak parmağı tırnağının yenilmesi ve ısırılması hemen hemen sadece kızlarda görülmektedir. TIRMAK YEME DAVRANISLARININ NEDENLERI Tırnak yeme davranışından çok bu davranışa neden olan olayları saptamak gerekir. Bu davranışın altında yatan sebepler parmak emmede olduğu gibi çoğunlukla psikolojik rahatsızlıklardır. Alışkanlık daha çok baskı altına alınmış heyecanların ilgilendiği durumlarla olup, çocuk bunun arzu edilmeyen bir davranış ve alışkanlık olduğunu anlayınca kökleşmekte olduğu görülmektedir. Tırnak yeme bir güvensizlik belirtisi olarak kabul edilir. Aile içinde aşırı bakili ve otoriter bir eğitimin uygulanması, çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi, kıskançlık, yeterli ilgi ve sevgi görememe sıkıntı ve gerginlik baslıca nedenlerdir. Anne babanın yaşantısı da önemli bir etkendir. Anne baba geçimsizlikleri anne babanın sık sık kavga etmesi ailedeki sorunlar çocuklarda tırnak yeme gibi davranışlara neden olur. Bunun yani sıra anne babanın aşırı kaygılı olması çocuğu aşırı derecede koruyup kollaması ayrıca anne babanın çocuklar arasında ayrım yapması çocuklar arasında kıskançlığa y...
TÜRKİYE’DE KAMU YÖNETİMİ YAPISI VE SORUNLARI Türk kamu yönetimine bakıldığında her ülkede olduğu gibi iki seviyede örgütlendiği görülmektedir; merkezi ve yerel. Ancak Türkiye’deki yönetim yapısı aşırı merkeziyetçi bir yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü merkezi yönetimle yerel yönetim arasındaki görev, yetki ve hizmet dağılımına baktığımızda Türkiye’de kamu hizmetlerinin çoğunu merkezi yönetim yürütmektedir. Sağlık, konut, eğitim, güvenlik, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler v.b. Halbuki dünyanın bir çok ülkesinde bu hizmetlerin çoğu yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilmektedir. Yerel yönetim denince Türkiye’de ilk akla gelen coğrafi açıdan belediyeler, il özel idareleri ve köylerdir. İşlevsel açıdan ise üniversiteler ve TRT gibi kurumlardır. Normalde yerel yönetimlerin özerk bir yapıya sahip olduğu, organlarının seçimle geldiği ve merkezi yönetimle organik bağlarının olmadığı bilinmektedir. Ancak bunların merkezi yönetimin ya vesayetinde ve kontrolünde ya da atamalar yoluyla dolaylı bağlılık olduğu söylenebilir. Özellikle üniversite rektörlerinin ve TRT genel müdürünün atanmasında son adım merkezi yönetim tarafından yerine getirilir. Belediyelerde ise özellikle valilerin vesayet denetimi dediğimiz ve yıllık mali denetim şeklinde karşımıza çıkan uygulamalar söz konusudur. Ya da hakkında iddialar çıkan ve görevden el çektirmeyi gerektiren durumlarda seçimle gelmiş ve merkezle organik bağı olmayan belediye başkanını İçişleri Bakanı görevden alabilir. Dolayısıyla yerel yönetimler üzerinde merkezi yönetimin önemli bir denetim mekanizması vardır. Gerçekten 1961 Anayasası (m.112) olsun, 1982 Anayasası (m.123) olsun “idarenin esasları” kenar başlığı altında “İdare kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.İdarenin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzel kişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur.” İlkeleriyle Türkiye’de ancak devlet idaresi, mah...
TÜRK AİLESİNDE ADOLESANLARIN SORUNLARI ÖZET: T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu adına Makro Araştırma tarafından yapılan bu araştırmada esas olarak Türkiye genelinde, gençlerin sorunları tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma dört ayrı evreni temsil etmek üzere çok aşamalı tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilmiş dört farklı örnek kitleye yüz yüze anket uygulaması yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Bu dört kitle Ergenlerin kendileri Öğretmenler İşveren, yönetici, ustabaşı Ergenlerin anneleridir. Araştırmanın saha çalışmaları 26 ilde kentsel ve kırsal kesimlerde gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları altı bölümde incelenmiştir. Birinci bölümde ergenlerle ilgili profil bilgileri verildikten sonra ikinci bölümde ergenlik sorunları üzerinde durulmaktadır. Üçüncü bölüm ergenin arkadaş ve ailesiyle ilişkileri, dördüncü bölüm ergenin kendisi ile ilgili düşünceleri konularına ayrılmıştır. Beşinci bölümde cinsellik konusu ele alındıktan sonra, ergenlerle yapılan araştırmanın altıncı ve son bölümü olan eğitim ve iletişim konusuna geçilmektedir. ERGENLERLE YAPILAN ARAŞTIRMANIN BULGULARI Araştırmaya katılan ergenlere göre 13 – 18 yaş grubundaki gençlerin genel olarak karşılaştıkları en önemli sorun sigaraya başlamadır. Bu sorunu kötü arkadaşlar edinme, işsizlik sorunları izlemektedir. Dördüncü sırayı uyuşturucu, beşinci sırayı alkol kullanımı, altıncı sırayı kendine güvensizlik sorunu almaktadır. Araştırmaya katılan her 10 ergenden 9’u, kendilerinin ergenlik dönemine girdikten sonra en az bir ergenlik sorunu yaşadıklarını belirtmiştir. Ergenlerin kendilerinin karşılaştıkları en önemli üç sorun fiziki görünüşün değişmesi, giyim –kuşama-süse düşkünlüğün artması ve karşı cinse ilginin artmasıdır. Erkeklerle kızların karşılaştıkları sorunlarda bir farklılaşma göze çarpmaktadır. Kızlarda dört sorun ön plana çıkaktadır. Fiziki görünüşün değişmesi, giyim – kuşama / süse düşkünlük, yalnızlık hissine kapılma ve içine kapanma. Erkeklerde ise ilk sırayı karşı cinse ...
TUVALET EĞİTİMİ Normal gelişen çocuk 12.ayda büyük, 18. ay dolaylarında da küçük tuvaletini söylemeye başlar. Bir kısmı ergenlik dönemine değin geceleri, bazen gündüzleri de altını ıslatmayı sürdürebilir. Çocukta tuvalet eğitiminde sabırlı olmak gerekir. 1- Çocuğun hangi saatlerde kirlettiği çok iyi gözlenmeli ve hem o saatlerde hem de yemeklerden sonra tuvalete oturtulmalıdır. 2- Çocuk tuvalete rahatlıkla ulaşabilmelidir. Çocuğa tuvalete gitmesi için direktifler verilmelidir. 3- Giysilerini nasıl indirip kaldıracağı öğretilmelidir. Kolay giyip çıkarabileceği türden olmalıdır. 4- Tuvalette gösterdiği her başarıdan sonra ödüllendirilmelidir. 5- Çocuğa nasıl temizleneceği öğretilmeli, elleri her tuvalet sonrası yıkatılmalıdır. 6- Gece kazalarını önlemek için 1 veya 2 kez tuvalete kaldırılmalıdır. Tuvalet ve temizlik eğitimi neşeli bir oyuna dönüştürülerek verilmelidir. Her yaptığı işlem hakkında mutlaka konuşulmalıdır. Örneğin "Şimdi ellerimizi ıslatalım, şimdi sabunlayalım, şimdi de havluya kurulayalım" gibi. ...
TIRNAK YEME VE PARMAK EMME ALISKANLIĞI Tırnak yeme alışkanlığına çoğunlukla 3-4 yaslarından önce başlamaz. (Çok ender olarak 5 aylık gibi erken bir dönemde görülebilir). Çocukların %33 de Tırnak yeme davranışı görülür. Bu oran erken ergenlik çağına kadar sürer. Ergenlik çağında Tırnak yiyen Çocukların şayisi %40-45’e yükselir. Yani ergenlik çağına doğru Çocukların hemen hemen yarısı Tırnak yeme davranışı gösterir. Bunun nedeni olarak gençlerin çevreden onay görmemeleri olarak değerlendirilir. Ayrıca Tırnak yiyen Çocukların ailelerinin çoğunda Tırnak yiyenlere rastlanmaktadır. Bunun içinde tirnak yemenin bir taklit olduğu ve büyükleri taklit etmek suretiyle öğrenildiği ileri sürülmektedir. Ergenlik çağında sosyal onay görenlerin çoğu bu alışkanlığı terletmektedir. Tırnak yemek bazen ayak parmaklarını ısırmakla ve ayak tırnaklarını el parmaklarıyla yakalama ile ilişkili görülmektedir. Ayak parmağı tırnağının yenilmesi ve ısırılması hemen hemen sadece kızlarda görülmektedir. TIRMAK YEME DAVRANISLARININ NEDENLERI Tırnak yeme davranışından çok bu davranışa neden olan olayları saptamak gerekir. Bu davranışın altında yatan sebepler parmak emmede olduğu gibi çoğunlukla psikolojik rahatsızlıklardır. Alışkanlık daha çok baskı altına alinmiş heyecanların ilgilendiği durumlarla olup, çocuk bunun arzu edilmeyen bir davranış ve Alışkanlık olduğunu anlayınca kökleşmekte olduğu görülmektedir. Tırnak yeme bir güvensizlik belirtisi olarak kabul edilir. Aile içinde aşırı bakili ve otoriter bir eğitimin uygulanması, çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi, kıskançlık, yeterli ilgi ve sevgi görememe sıkıntı ve gerginlik baslıca nedenlerdir. Anne babanın yaşantısı da önemli bir etkendir. Anne baba geçimsizlikleri anne babanın sık sık kavga etmesi ailedeki sorunlar çocuklarda tirnak yeme gibi davranışlara neden olur. Bunun yani sıra anne babanın aşırı kaygılı olması çocuğu aşırı derecede koruyup kollaması Ayrıca anne babanın çocuklar arasında ayrım yapması çocuklar ara...
TIRNAK YEME Tırnak Yeme Ve Parmak Emme Alışkanlığı Tırnak yeme alışkanlığına çoğunlukla 3-4 yaşlarından önce başlamaz. (Çok ender olarak 5 aylık gibi erken bir dönemde görülebilir). Çocukların %33 de tırnak yeme davranışı görülür. Bu oran erken ergenlik çağına kadar sürer. Ergenlik çağında tırnak yiyen çocukların sayısı %40-45’e yükselir. Yani ergenlik çağına doğru çocukların hemen hemen yarısı tırnak yeme davranışı gösterir. Bunun nedeni olarak gençlerin çevreden onay görmemeleri olarak değerlendirilir. Ayrıca tırnak yiyen çocukların ailelerinin çoğunda tırnak yiyenlere rastlanmaktadır. Bunun içinde tırnak yemenin bir taklit olduğu ve büyükleri taklit etmek suretiyle öğrenildiği ileri sürülmektedir. Ergenlik çağında sosyal onay görenlerin çoğu bu alışkanlığı terletmektedir. Tırnak yemek bazen ayak parmaklarını ısırmakla ve ayak tırnaklarını el parmaklarıyla yakalama ile ilişkili görülmektedir. Ayak parmağı tırnağının yenilmesi ve ısırılması hemen hemen sadece kızlarda görülmektedir. TIRMAK YEME DAVRANIŞLARININ NEDENLERİ Tırnak yeme davranışından çok bu davranışa neden olan olayları saptamak gerekir. Bu davranışın altında yatan sebepler parmak emmede olduğu gibi çoğunlukla psikolojik rahatsızlıklardır. Alışkanlık daha çok baskı altına alınmış heyecanların ilgilendiği durumlarla olup, çocuk bunun arzu edilmeyen bir davranış ve alışkanlık olduğunu anlayınca kökleşmekte olduğu görülmektedir. Tırnak yeme bir güvensizlik belirtisi olarak kabul edilir. Aile içinde aşırı bakılı ve otoriter bir eğitimin uygulanması, çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi, kıskançlık, yeterli ilgi ve sevgi görememe sıkıntı ve gerginlik başlıca nedenlerdir. Anne babanın yaşantısı da önemli bir etkendir. Anne baba geçimsizlikleri anne babanın sık sık kavga etmesi ailedeki sorunlar çocuklarda tırnak yeme gibi davranışlara neden olur. Bunun yanı sıra anne babanın aşırı kaygılı olması çocuğu aşırı derecede koruyup kollaması ayrıca anne babanın çocuklar arasında ayrım yapması çoc...
The Council of the European Union The Council is the EUs main decision-making body. Like the European Parliament, the Council was set up by the founding treaties in the 1950s. It represents the member states, and its meetings are attended by one minister from each of the EUs national governments. Which ministers attend which meeting depends on what subjects are on the agenda. If, for example, the Council is to discuss environmental issues, the meeting will be attended by the Environment Minister from each EU country and it will be known as the "Environment Council". The EUs relations with the rest of the world are dealt with by the "General Affairs and External Relations Council". But this Council configuration also has wider responsibility for general policy issues, so its meetings are attended by whichever Minister or State Secretary each government chooses. Altogether there are nine different Council configurations: General Affairs and External Relations Economic and Financial Affairs ("ECOFIN") Justice and Home Affairs Employment, Social Policy, Health and Consumer Affairs Competitiveness (Internal Market, Industry and Research) Transport, Telecommunications and Energy Agriculture and Fisheries Environment Education, Youth and Culture Nevertheless, the Council remains one single institution. Each minister in the Council is empowered to commit his or her government. In other words, the ministers signature is the signature of the whole government. Moreover, each minister in the Council is answerable to his or her national parliament and to the citizens that parliament represents. This ensures the democratic legitimacy of the Councils decisions. What does the Council do? The Council has six key responsibilities: To pass European laws. In many fields it legislates jointly with the European Parliament. To co-ordinate the broad economic policies of the member states. To conclude international agreements between the EU and...
TELEVİZYONUN ÇOCUĞA ETKİLERİ 20. Yüzyılın en büyük buluşları arasında kitle iletişim araçları yer almaktadır. Bunlar içerisinde şüphesiz en önemli yeri de Televizyon almaktadır. TV insanlık tarihi adına büyük gelişmelere vesile olmuş ve halada etkileri açısından insanlık adına tartışılmaz bir noktada yerini korumaktadır. TV evlerde yerini almadan önce ve aldıktan sonra diye aile hayatını ikiye ayırmak belkide pek fazla yanlış olmaz. Bizim konu başlığımızdan da anlaşılacağı üzere bu yazımızda TV nin erişkin birey , aile veya toplumsal yönlerini incelemek yönünde bir amacımız yok. Bu değerlendirmeleri şimdilik daha ileri tarihlere erteleme gerekliliğini düşünüyoruz. Gerek klinik görüşmelerimiz sırasında karşılaştığımız anne babalardan, gerek değişik yollar ile bize gelen sorularda sıkça karşılaştığımız sorulardan biri de TV nin çocuğumuza etkisi nedir ? şeklinde olan sorudur. Bu konuda anne babalara söylediğimiz genel şey her yaş için şüphesiz bu sihirli kutunun çocuğa etkileri farklı farklı olmaktadır. Bunu iyi veya istenen etkiler ve kötü veya istenmeyen etkiler şeklinde ikiye ayırabiliriz. Ama TV nin en büyük etkisi şüphesiz 0-3 yaşları arasında olmaktadır. Çünki bu yaşlar hayat boyu kullanılacak bazı psikososyal ve psikomotor özelliklerin kazanıldığı çok önemli bir devredir. Bu devrede oluşabilecek herhangi bir sorun bütün hayatı etkilemektedir. Bu nedenle yaşlara göre TV nin etkileri konusunda anne babaları bilgilendirmek gerektiğini düşünerek bu türlü bir yazı yazma ihtiyacı hissettik. 0-3 yaş gurubuna etkiler 0-3 yaş için TV bazı durumlarda ciddi sıkıntıların kaynağı olabilmektedir. Ailelerin sosyoekonomik zorlukları , çalışan annelerin durumu , çocuğun-ilgilenilmesi gereken - ek kardeş durumu , anne babaların kendilerine ait sorunları ,yapılması gereken ev işleri , anne babaların sosyoekonomik zorluklardan dolayı ek işlerde çalışmaları , anne babalardan birinin veya ev içerisindeki bireylerden birinin kronik hastalığı , ailelerin kendi psikososyal i...
TELEVİZYON Araştırma İstanbul, Afyon ve Sinop illerinde 509 ailede 1293 yetişkin ve 5 yaş ile 15 yaş arası 705 çocuk olmak üzere toplam 1998 kişi ile görüşülmek suretiyle yapılmıştır. Araştırmanın konusu televizyonun Türk ailesine yaptığı genel ve bütünsel etkinin ne olduğunu saptamaktır. En önemli kültürel etki araçlarından olan televizyonun Türk aile yapısı içinde kullanım ve izlenme envanterinin (izlenme sıklığı, zamanı, ortamı, çocuk ve ebeveynlerin izleme farklılıkları gibi) saptanması, bu çalışmanın en önemli amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında televizyonun, Türk ailesinin temel referans noktalarından birisi haline geldiği görülmektedir. Ailelerin % 98inde en az bir adet renkli televizyon, büyük bir çoğunlukla oturma odalarında bulunmakta ve ortalama 8 kanal ile aile hayatının içine girmektedir. Televizyonun aileye girişi olgusunun geçmişi en az on seneliktir, zira "ilk televizyonu on yıldan önce aldım" diyenlerin toplam televizyon sahiplerine oranı %68i bulmaktadır. Gündelik televizyon tüketiminin çokluğuna karşılık, gündelik radyo tüketimi 1-2 saat ile sınırlı kalmakta ve radyo dinleyenlerin oranı %77de kalmaktadır. Gündelik gazete okuyanların toplama oranı radyo dinleyen ve televizyon izleyenlerin oranına göre daha da düşüktür (%75.4). Bu sonuçlara göre, aileye ilişkin politikaların iletişimine yönelik kamusal iletişim kampanyalarında televizyonun en etkili iletişim aracı olduğu görülmektedir. Televizyon, haberleri, drama programları, belgeselleri ve eğitici programları ile ailelerin kültürel şekillenme sürecinde belirleyici rol oynamaktadır. Sadece kırdan kente göçen aile fertleri için değil, bütün aileler için değişik düzeylerde örnek alacakları, nefret duyacakları, bilgi kaynağı olarak kullanacakları bir odak olarak işlev görmektedir. Göç nedeniyle tutumlarında ve dünyaya bakışında büyük sarsıntılar geçiren aile, televizyon dünyasında hem kendi bıraktığı dünyasından hem de parçası olmak istediği dünyalardan referans...
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük III. Selim Devri Islahatları (1789-1807) Açık düşünceli ileri görüşlü ve yenilik taraftarı bir insan olan III.Selim yapılan savaşlarda yeniçerilerin yetersizliğini anlamıştır. a-III.Selim yaptığı bütün ıslahatlara Nizam-ı Cedit (Yeni düzen) denir. Nizam-ı Cedit aynı zamanda kurulan ocağında adıdır. b-Bu ocağın masraflarını karşılamak üzere İrad-ı Cedit adında bir hazine kuruldu. c-Ocağın eğitimi için Fransa’dan subaylar getirildi. Selimiye kışlası kuruldu. d-Dış siyasete önem verildi. Sürekli büyükelçilikler açıldı. e-Yabancı dil öğrenimine ve kültür hareketlerine önem verildi. Islahatları bazı çevrelerce iyi karşılanmayan III.Selim, Kabakçı Mustafa İsyanı sonunda tahttan indirildi. (1807) IV. Mustafa padişah oldu. Islahat Hareketleri II.Mahmut Devri Islahatları Alemdar Mustafa Paşa, Anadolu ve Rumeli’de devlet aleyhine güç ve saygınlık kazanan Ayanları İstanbul’a çağırarak 1808’te Senedi İttifak sözleşmesini imzalamıştır. Bu senet uygulanamamıştır. Asker alanda Nizam-ı Cedit yerine Sekban-ı Cedit ordusunu kurdu. II.Mahmut Eşkinci Ocağını kurdu. Yine yeniçeriler isyan edince halkın ve ulema sınıfının da desteğiyle yayınlanan bir hattı hümayunla tüm ülkede Yeniçeri Ocağını kaldırdı (1926). Dönemin ıslahatları: 1-Asakir-i Mansure-i Muhammediye adında yeni bir ordu kurdu. 2-Sadece Deniz Mühendishanesi mezunlarının kaptan olması kararlaştırıldı. 3-Divan örgütü kaldırılarak bakanlıklar kuruldu. 4-Müsadere sistemi kaldırıldı. 5-Posta ve karantina örgütü kuruldu. 6-Askeri amaçlı ilk nüfus sayımı yapıldı. 7-Memurlar için kıyafet zorunluluğu getirildi. 8-Padişah portreleri devlet dairelerine asılmaya başlandı. 9-Medreselerin yanında çağdaş eğitim veren okullar açıldı. İlköğretim zorunlu oldu. Rüştüye (ortaokul) gibi orta dereceli okullar açıldı. 10-Memur yetiştirmek amacıyla Mekteb-i Maarif-i Adliye, Harp okulu, Tıp okulu gibi okullar açıldı. 11-1821’de Tercüme odası adı ile ilk yabancı dil okulu açı...
SON ÇOCUKLUKTA GELİŞİMİ (Kızlarda 6-11 Yaş, Erkeklerde 6-13 Yaş) Son çocukluk döneminin başlarında dengesiz ve olumsuz bir gelişim dikkatimizi çeker. Özellikle 6 yaşına rastlayan bu gelişim özellikleri, 7 yaşından itibaren yerini giderek düzenli ve dengeli bir döneme bırakır. Son çocukluk döneminde çocuk; motor ve dil gelişimi açından büyük aşamalar kaydetmiş ve dengenin gelişmesi sonu-ı hızlı yürüyebilen, futbol oynayabilen, ok atabilen göz-el koordinasyonunun gelişmesi sonucu da iki elini bağımsız olarak kullanabilen bir birey haline gelmiştir. Bu bölümde beden, motor ve dil gibi gelişim yüzleri çocuğun belli bir olgunluğa ulaşması nedeniyle farklılık göstermediği için gelişimin bu yüzleri ayrıntılı biçimde incelenmeyecektir. BİLİŞSEL (Cognitive) GELİŞİM 7-11 Yaş Arası: Somut İşlemler Dönemi “Somut işlemler Dönemi” (Concrete Operational Stage) adı verilen 7-11 yaşları arasında çocuklarda mantıksal düşünme ve sayı, zaman, mekân, boyut, hacim, uzaklık kavramları yerleşmeye başlar. Bu dönemde problemin çözülmesi somut nesnelere, “burada” ve “şimdi” gibi anlık durumların olmasına bağlıdır. Çocuklar bu dönemde korunum ilkesini anlayabilirler, çünkü somut işlemleri tersine döndürebilirler. Su miktarının her iki koşulda da aynı olduğunu söyleyen çocukların zihinsel yetenekleri yetişkinlerinki gibi olmaya başlar. Ancak soyut düşünce henüz tam gelişmemiştir, bundan sonra başlayan “Formel İşlemsel Dönem”de (Formal Operational Stage) somuttan soyuta dönüşüm görülecektir. Piagetye göre, somut işlemler döneminde olan çocuklar yeni bir dizi kural geliştirirler; “gruplandırma” adı verilen bu işlemin özel mantıksal niteliği vardır. Okul çağındaki bir çocuğun düşünüşünün başlıca özelliği de bu «gruplama» yeteneğine sahip oluşudur. Bundan “sınıflama, sıralama, serileme değişmezlik, sayı ve mekân” kavramları oluşur. Sınıflama, sıralama gibi gruplamalarla aynı zamanda çocukta organize etim ve bir sistem kurma yeteneği gelişir. Bu ona dış bir değişikliği içsel olarak tela...
SOKAK ÇOCUĞU KİMDİR ? 24 Saat sokakta yaşayan, ailesiyle ilişkileri kopuk olup geçimini sokaktan sağlayan, zaman zaman suça bulaşıp zaman zaman tiner bali gibi uçucu maddeler kullanan ya da bunlara gereksinim duyan, sokağın özgür ortamını mekan edinen çocuklardır.Bu çocukların aile , okul, çocuk kurumları gibi kendine karşı sorumluluğu olan kişi yada kurumlarla hemen hemen hiç temasları bulunmamaktadır. Çeşitli nedenlerle evden kaçmış, aile ve toplumla olan bağları tamamen kopmuş olan bu çocuklar komünler halinde, kendilerine özgü kurallarıyla köprü altı yaşamını seçmiştir.Yaşamı ve/veya yaşam kaynakları için sokak onların 24 saatlik meskenleridir. Sokakta Çalışan Çocuklardan Farkı Nedir ? Sokakta çalışan çocuklar ailesinin geçimine katkıda bulunmak yada kendi masraflarını karşılamak için günün bir bölümünde sokakta çalışan, gecenin erken yada geç bir saatinde evine dönen çocuklardır.Mendil-sakız-su-kart satanlar, ayakkabı boyacılığı yapanlar, kırmızı ışıkta araba camı silenler, sabit noktalarda dilencilik yapanlar... v.s buna örnektir.Genelde tiner, bali ve benzeri madde bağımlılıkları yoktur. Bu çocukların aile ilişkileri bir şekilde sürmektedir. Hangi Tehlikeler İle Karşı Karşıya ? Şiddet, fiziksel ve cinsel istismar, başkaları tarafından suç işlemeye zorlanmak, yanma-yaralanma, kronik-tehlikeli bulaşıcı hastalıklara yakalanma, bakımsızlık sonucu oluşan sendromlar, kaçırılma, öldürülme. Uçucu Maddelere Neden Gereksinim Duyarlar ? Sokaktaki şiddete karşı durabilmek ve dayak yediklerinde acı hissetmemek, sokaktaki soğuğa dayanabilmek, yaşadığı zorluklara karşı bedensel ve duygusal güç oluşturabilmek yani kendilerini güçlü ve cesaretli hissedebilmek , halüsinasyonlar görüp güzel şeyler hayal edebilmek ve utanma duygularını yok ettiği için rahatlıkla başkalarından yemek isteyip, dilenebilmek ve özgürce konuşabilmek için uçucu maddelere gereksinim duyarlar. Bunun dışında, sokaktaki grupların ortak yaşam biçimine ayak uydurarak gruba kendini kabul ettirebilm...
SINAVA GİRECEK ÇOCUKLARIN ANNE-BABALARINA ÖZEL NOTLAR ANNELER BABALAR/ÇOCUĞUNUZ SINAVA GİRİYOR … Çocuğunuz sınav için hazırlanıyor, siz de onu destekliyorsunuz. Öncelikle çocuklarımızı desteklemenin, hayata hazırlamanın görevimiz olduğunu düşünüyorsunuz ki çok doğru. Sonra onların başarısının bizlere de gurur verdiğini neden söylemeyelim? Onlar bizim birer parçamız değil mi? Öyleyse, onların başarılı olmasını istiyoruz, istemekte de haklıyız. Onlar için birçok fedakarlık yapıyoruz, karşılığında da hiç değilse manevi bağları, aile için olması gereken sevgiyi bekliyoruz. Bu konuda pek çok şey yaparken belki de unuttuğumuz bazı noktalar kalıyordur, biraz bunlardan konuşalım mı? Çocuklarımızı çok severken kişisel isteklerimizin, beklentilerimizin onlar için belki de aşırı bir yük olacağını düşünüyor muyuz? Onlara yardım etmekle, onları kontrol etmek arasındaki farkı biliyor muyuz? Onları doğru yönlendirmek isterken onları belki de unuttuğumuzu farkediyor muyuz? Acaba çocuğumuzu nesnel olarak (objektif) tanıyor muyuz, yoksa onları görmek istediğimiz gibi mi görüyoruz? Çocuğumuzla ilgili uyarıları yada eleştirileri kabul edebiliyor muyuz, yoksa hemen onu ve kendimizi savunuyor muyuz? Düşünmeye başlayınca görebiliriz ki, çocuğumuza karşı olan sevgimiz belki de bizi kimi zaman bazı gerçekleri görmekten alıkoyuyor olabilir. Çocuklarımıza yardım etmek isterken bizim de bilmemiz gereken şeyler var galiba. BEKLENTİLERİMİZ ÇOCUKLARIMIZ İÇİN Mİ? … Bu soru sadece bizim için değil, bütün dünyada geçerli bir sorudur. Ünlü Amerikalı yazar Arthur Miller (sonradan ünlü sinema oyuncusu Marilyn Monroe ile evlendiği için ayrı bir ün kazanmıştı) yazdığı bir tiyatro oyununda ‘kendi beklentilerini oğluna yükleyen ve onu zorlayan bir babanın dramını yazmıştı. ‘Satıcının Ölümü’ adındaki bu oyun yazık ki kötü bir sonla bitiyor, kendi istekleriyle babasının istekleri arasında bunalan genç evini terkederken şu mektubu bırakıyordu: "Sevgili babam. Sen bir satıcıydın ve benim ...
SINAVA GİRECEK ÇOCUKLARIN ANNE-BABALARINA ÖZEL NOTLAR ANNELER BABALAR/ÇOCUĞUNUZ SINAVA GİRİYOR … Çocuğunuz sınav için hazırlanıyor, siz de onu destekliyorsunuz. Öncelikle çocuklarımızı desteklemenin, hayata hazırlamanın görevimiz olduğunu düşünüyorsunuz ki çok doğru. Sonra onların başarısının bizlere de gurur verdiğini neden söylemeyelim? Onlar bizim birer parçamız değil mi? Öyleyse, onların başarılı olmasını istiyoruz, istemekte de haklıyız. Onlar için birçok fedakarlık yapıyoruz, karşılığında da hiç değilse manevi bağları, aile için olması gereken sevgiyi bekliyoruz. Bu konuda pek çok şey yaparken belki de unuttuğumuz bazı noktalar kalıyordur, biraz bunlardan konuşalım mı? Çocuklarımızı çok severken kişisel isteklerimizin, beklentilerimizin onlar için belki de aşırı bir yük olacağını düşünüyor muyuz? Onlara yardım etmekle, onları kontrol etmek arasındaki farkı biliyor muyuz? Onları doğru yönlendirmek isterken onları belki de unuttuğumuzu farkediyor muyuz? Acaba çocuğumuzu nesnel olarak (objektif) tanıyor muyuz, yoksa onları görmek istediğimiz gibi mi görüyoruz? Çocuğumuzla ilgili uyarıları yada eleştirileri kabul edebiliyor muyuz, yoksa hemen onu ve kendimizi savunuyor muyuz? Düşünmeye başlayınca görebiliriz ki, çocuğumuza karşı olan sevgimiz belki de bizi kimi zaman bazı gerçekleri görmekten alıkoyuyor olabilir. Çocuklarımıza yardım etmek isterken bizim de bilmemiz gereken şeyler var galiba. BEKLENTİLERİMİZ ÇOCUKLARIMIZ İÇİN Mİ? … Bu soru sadece bizim için değil, bütün dünyada geçerli bir sorudur. Ünlü Amerikalı yazar Arthur Miller (sonradan ünlü sinema oyuncusu Marilyn Monroe ile evlendiği için ayrı bir ün kazanmıştı) yazdığı bir tiyatro oyununda ‘kendi beklentilerini oğluna yükleyen ve onu zorlayan bir babanın dramını yazmıştı. ‘Satıcının Ölümü’ adındaki bu oyun yazık ki kötü bir sonla bitiyor, kendi istekleriyle babasının istekleri arasında bunalan genç evini terkederken şu mektubu bırakıyordu: "Sevgili babam. Sen bir satıcıydın ve benim ...
SEVGİLİ ANNE VE BABALAR *Çocukları kendinize karşı saygılı yapmak için; Ona karşı daima güler yüzlü olun küçük kabahatlerini cezalandırmayın, niyetinin ne olduğuna bakın. Onun hislerine değer verin ve bunu gösterin. *Çocukların kendinize güvenini kazanmak için; Onları babaları ile korkutmayın, babasından ve annesinden her olumlu hareketinde destek göreceğini anlatın onların sevinçlerini paylaşın acılarına ortak olun, size bir şey sorduklarında ilgiyle cevap verin. Çocukların size güvenmesini sağlamak için onlara boş vaatlerde bulunmayın vaadinizi yerine getirir eşler olarak birbirinize saygı gösteriniz çocuklarınızın önünde birbirinize karşı davranmayınız. *Çocukların size saygı göstermesi ve iltifat etmesi için; Çocukların kusurlarını, suçlarını alay ve hakaretle karşılamayın, her şeylerini tenkit etmeyin zira tenkit edilen çocuk çekingen olur. (Olumlu tenkitler hariç) *Çocuklarınızın sözünüzü dinlemeleri için; Emir verirken yerine getirip getirmediklerine bakın onlardan yerine getirebilecekleri şeyler isteyin, kuru tehdit savurmayın. Çocukları kardeşlerini sevmeleri için birini cezalandırırken, öbürünün mükafatlandırmayın bu düşmanlığa yol acar. Birini severken ve takdir ederken aynı şeyleri diğerlerine de yapın. Birbirlerine hakaret ettikleri zaman hemen araya girin ceza verirken suçun kimde olduğuna bakın. *Çocuklara insanları sevdirmek için; Onlara daima iyi insanlardan bahsedin dünyadaki yardımlaşmadan ve iyiliklerden bahsedin. *Çocukları yumuşak ve merhametli yapmak için; Herkese ve çocuğa yumuşak davranın, zayıfları koruyun, bıçak ve tabanca taşımayın. *Çocukları kıskanç yapmamak için; Çocuğun yanında durumu iyi olanları çekiştirmeyin. Varlıklı, işi yerinde, mutlu İnsanların başkalarını düşünmeyen insanlar olduğunu söylemeyin. *Çocukları tabiattaki güzelliklerle karşı duyarlı yapmak için; Onlara Allah’ın sanat harikalarıyla dolu olan tabiatla ilgilenince bu meraklarıyla alay etmeyin. Çiçekle, böcekle, kurtla, kuşla ilgilenmesini teşvik ed...
SEVGİLİ ANNE VE BABALAR *Çocukları kendinize karşı saygılı yapmak için; Ona karşı daima güler yüzlü olun küçük kabahatlerini cezalandırmayın, niyetinin ne olduğuna bakın. Onun hislerine değer verin ve bunu gösterin. *Çocukların kendinize güvenini kazanmak için; Onları babaları ile korkutmayın, babasından ve annesinden her olumlu hareketinde destek göreceğini anlatın onların sevinçlerini paylaşın acılarına ortak olun, size bir şey sorduklarında ilgiyle cevap verin. Çocukların size güvenmesini sağlamak için onlara boş vaatlerde bulunmayın vaadinizi yerine getirir eşler olarak birbirinize saygı gösteriniz çocuklarınızın önünde birbirinize karşı davranmayınız. *Çocukların size saygı göstermesi ve iltifat etmesi için; Çocukların kusurlarını, suçlarını alay ve hakaretle karşılamayın, her şeylerini tenkit etmeyin zira tenkit edilen çocuk çekingen olur. (Olumlu tenkitler hariç) *Çocuklarınızın sözünüzü dinlemeleri için; Emir verirken yerine getirip getirmediklerine bakın onlardan yerine getirebilecekleri şeyler isteyin, kuru tehdit savurmayın. Çocukları kardeşlerini sevmeleri için birini cezalandırırken, öbürünün mükafatlandırmayın bu düşmanlığa yol acar. Birini severken ve takdir ederken aynı şeyleri diğerlerine de yapın. Birbirlerine hakaret ettikleri zaman hemen araya girin ceza verirken suçun kimde olduğuna bakın. *Çocuklara insanları sevdirmek için; Onlara daima iyi insanlardan bahsedin dünyadaki yardımlaşmadan ve iyiliklerden bahsedin. *Çocukları yumuşak ve merhametli yapmak için; Herkese ve çocuğa yumuşak davranın, zayıfları koruyun, bıçak ve tabanca taşımayın. *Çocukları kıskanç yapmamak için; Çocuğun yanında durumu iyi olanları çekiştirmeyin. Varlıklı, işi yerinde, mutlu İnsanların başkalarını düşünmeyen insanlar olduğunu söylemeyin. *Çocukları tabiattaki güzelliklerle karşı duyarlı yapmak için; Onlara Allah’ın sanat harikalarıyla dolu olan tabiatla ilgilenince bu meraklarıyla alay etmeyin. Çiçekle, böcekle, kurtla, kuşla ilgilenmesini teşvik ed...
Sevgili anne, babalar; Her öğretmen bir annedir; her anne de bir anlamda “öğretmen!..” Hangi anlamda olursa olsun önemli olan, bu sıfatı taşıyanın ne kadar “iyi” bir anne, “iyi” bir öğretmen; başka bir deyişle ne kadar “iyi” bir model ve kılavuz olduğudur... Bence öğretmenin de annenin de “iyi”liği, bir kısmını birlikte yürüyeceği yaşam yolculuğunda çocuğu için kusursuz bir yol haritası oluşturulabilmesiyle orantılı olarak artıyor ya da azalıyor. Kuşkusuz bu süreçte, harita üzerinde bir güzergah “oluşturmak”la iş bitmiyor; haritanın doğru okunması, sağlıklı ve yetkin şekilde kullanılması, yeri-zamanı geldikçe rotada düzeltmelerin yapılması ve gerektikçe yeni yollar bulunmasında adeta uzmanlaşmak da gerekiyor... Bu nedenlerle ben “annelik” kavramını, sadece fiziksel bir olgu ve oluşum olarak algılamıyor, o düzeye indirgemiyorum. Annelik, fiziksel bir oluşumu da içeren, ama ondan çok daha geniş ve derin bir değer, çok boyutlu bir zenginlik ve anlam taşır. Böyle bir kavramın özünde, herşeyden önce, koşulsuz ve çıkarsız bir sevgi ve sahiplenme, ama aynı zamanda, “efendi-sahip” tavrı takınmadın, küçücük bir canlıdan, kendine yeterli birey yaratma, o bireyi giderek özgürleştirme ve yetkinleştirme eylemi vardır. Annelik, kanımızla, canımızla beslenip büyütülen ve bizim olan bir canlıyı, hem kendimizden bir parça sayma, hem de bizden apayrı, özel bir kimlik ve kişilik olarak tanıyabilme, öyle kabul edebilme, öyle kılabilme olgunluğu demektir. Annelik, bu tanıma ve kabulden sonra, onu hiç kimse ile karşılaştırmadan, olduğu gibi benimseyebilme, her gün daha ileriye yürüme savaşında destekleyebilme; onu herkesten üstün görmeden, eksik ve yanlışlarıyla, tek ve biricik olarak bağrına basabilmektir. Annelik, hem kendi yaşamını eksiltmeden, yani “saçını süpürge etmeden” ve “senin uğruna nelere katlandım” demeden yaşamı sonuna kadar birlikte, dostça ve arkadaşça paylaşarak sürdürebilmektir, Annelik, özveridir; “ben” yerine “o” diyebilmek, almadan vermek, verdiğini tü...
Sevgili Anne Ve Babalar*Çocukları kendinize karşı saygılı yapmak için;Ona karşı daima güler yüzlü olun küçük kabahatlerini cezalandırmayın, niyetinin ne olduğuna bakın. Onun hislerine değer verin ve bunu gösterin.*Çocukların kendinize güvenini kazanmak için;Onları babaları ile korkutmayın, babasından ve annesinden her olumlu hareketinde destek göreceğini anlatın onların sevinçlerini paylaşın acılarına ortak olun, size bir şey sorduklarında ilgiyle cevap verin.Çocukların size güvenmesini sağlamak için onlara boş vaatlerde bulunmayın vaadinizi yerine getirir eşler olarak birbirinize saygı gösteriniz çocuklarınızın önünde birbirinize karşı davranmayınız.
SEMİNERİ KONULARI 1- Anne - baba okulu eğitimi Aile içi iletişim Ana Baba Tutumlarının Çocuk üzerindeki etkileri Çocuk Eğitimi Çocuklarda Gelişim Evreleri Çocuklarda görülen davranış bozuklukları ve çözüm önerileri Çocuk eğitiminde temel esaslar vb.. Seminer velilere yöneliktir. Seminer Süresi:6-8 saat 2 – Etkili İletişim Beceri İletişim kavramı İletişim süreci İletişim türleri Kişiler arası iletişim İletişimde dil kullanımı İletişimde ifade hataları İletişimde beden dili Seminer herkese yöneliktir. Seminer süresi : 4 – 6 saat 3 – Aile İçi İletişim Aile içi iletişimin önemi Eşler arası sevginin yitirilmesinde rol oynayan unsurlar Eşler arasındaki uyum bozukluğunun çocuklara etkisi Aile içi iletişimi güçlü kılacak yöntemler Seminer velilere yöneliktir. Seminer Süresi:4 - 6 saat 4 - Eğitmenin Eğitiminde Çağdaş yöntem ve teknikler Eğitim kavramı Eğitim ve öğretim nedir? Eğitim Süreci ve amaçlar Pragmatist Eğitim (Öğrenci merkezli) Geleneksel eğitim (Genel ) Eğitimde rehberlik faaliyetleri Eğitmende bulunması gereken vasıflar Eğitimde öğürenciyi tanıma yöntemleri Eğitimde Öğrenciye yaklaşım Modelleri Eğitimde sınıf hakimiyetinin sağlanması Eğitimde kullanılabilecek araçlar ve teknikler Eğitimde Sosyal Aktiviteler ve Eğitici kol faaaliyetleri Eğitimde velilerle dialog Kurum içi ilişkiler Seminer eğitimcilere yöneliktir. Seminer Süresi:6 - 8 saat 5 - Eğitimde Toplam Kalite Yönetimi Toplam Kalite Kavramı Toplam Kalite Kavramının eğitimde uygulanmasındaki amaç Yüksek kalite ve performans nasıl elde edilir? Strateji ve yöntemlerin tespiti Planlama Yönetim ve yaklaşım tarzı İmkanların tespiti Hedeflerin tespiti Durum değerlendirmesi Motivasyon ve Başarı Seminer eğitimcilere yöneliktir. Seminer Süresi:4-6 saat 6 - Etkili Sunuş ve Güzel Konuşma Teknikleri Sunumda beden dili Etkili bir sunumda yöntem ve teknikler Diksiyon ve Fonetik Temel kavram ...
SAYGI VE SEVGİNİN TOPLUM İÇİN ÖNEMİ Saygı ve sevgi insanlar arasında iyi bir bağ oluşmasını sağlar. Bu bağ sayesinde insanlar birbirleriyle iyi geçinirler. Saygıyı ve sevgiyi insanlar çocuk yaşta öğrenir. Büyüdükçe de geliştirir bu yüzden çocukların eğitimi ailede başlar. Ailede bir çocuğa insanlara karşı saygı duyması öğretildiyse bu çocuk hayatı boyunca insanlara saygılı davranır. Fakat ailede çocuğa iyi bir eğitim verilmediyse bu çocuk hiçbir zaman insanlara saygılı davranmaz. Bu yüzden hem ailesinde hem de toplumda karışıklıklara sebep olur. Aile içinde saygılı davranan bir çocuk toplumda da saygılı davranır. Toplumda saygı insanlar arasında barışı sağlar. İnsanlar birbirlerine saygı duyarsa birbirlerinin hakkında gözetir. Bu da insanların birbirleriyle uyum içinde yaşamasını sağlar. O toplum gelişir ve ilerler. Diğer toplumlarda daha üstün bir durum kazanır. Toplumda saygı tek başına yeterli değildir. Saygının yanında insanlar birbirine sevgide duymalıdır. İnsanlar birbirlerini severse her zaman diğerlerine yardım etmek ister. Bu sayede birinin bir sıkıntısı olduğu zaman bütün toplum o kişiye yardım eder. O kişinin acısını paylaşır ve sıkıntısını azaltır. Saygı ve sevgi farklı unsurlardır ama biri olmadan diğeri işe yaramaz. Saygı ve sevginin bir arada bulunduğu toplumlar uzun ömürlü olur ve hiçbir zaman kargaşa içine düşmez. O toplumda saygı ve sevgi ne zaman kayboldu ise o zaman o toplum çöker. Bu yüzden bizde birbirimize saygılı davranmalıyız. Her zaman başkalarının sevincini ve acısını paylaşmalıyız. İnsanları sevmeli onları birbirinden ayırma malıyız. Abdullah ATASORKUN 8/A 234 ...
Ana Menü
| Anasayfa |
| Haberler |
| Arama |
| İlanlar |
| Eğitim Siteleri |
Edubilim
| Forum |
| Resim Galerisi |
| Video Galerisi |
| Program Arşivi |
| Döküman Arşivi |
| Bilim Adamları |
| Kolay Ulaşım |
Üniversiteler
| Türkiye Üniversiteleri |
| Yabancı Üniversiteler |
Popüler Döküman
(Eğitim)
(Psikoloji)
(Eğitim)
(Otelcilik)
(Sunular)
Eğitim Siteleri
- Edebiyat- Türkçe -Şiir (12)
- Okul Öncesi (7)
- Sınavlar (10)
- Rehberlik Siteleri (11)
- Üniversite Siteleri (77)
- Eğitim Haberleri (12)
- Sözlük - Çeviri Siteleri (6)
- Ders Yardımcıları (5)
- Eğitim Forumları (9)
- Genel Eğitim Siteleri (13)